Kadınlar Cinselliklerini Yaşayamıyorlar

içerik

Kadınlarda Cinsel İsteksizlik Neden Olur? – Sağlık Ocağım .NET

Kadınlar Cinselliklerini Yaşayamıyorlar

Kadınlarda cinsel isteksizlik batı toplumunda genellikle cinsel anlamda geçirilen travmalar, zor doğumlar, depresyon sorunları veya bireyin kendi yapısal faktörleri nedeni ile kendini gösteren bir durumdur.

Kadınlarda cinsel isteksizliğin nedenleri

Türkiye gibi geleneksel ve gelişmekte olan toplumların kadınlarında cinsel isteksizliğin en önemli nedenleri kızların yetişme şartlarıdır. Yetişme biçimi denildiğinde sadece ailenin yetiştirme biçimi değil çevresel yetişme biçimi de önemli rol oynamaktadır.

Türk toplumu gibi tutucu toplumlarda kızlara oranı buranı açma, erkekler ile konuşma, laf, söz olur ve benzeri eğitim ve çevresel koşullar kadınları cinsellikten korkutmaktadır.

Bunların yanı sıra görücü usulü evlilikler de kadınlarda ve erkeklerde cinsel isteksizliğe neden olabilmektedir. Dolayısıyla evliklik, her iki cinsin birbiri ile her açıdan birbirinden memnun olmasını gerektiren bir hayat arkadaşlığıdır.

Partnerlerin birbirini arzulama sorunu, birbirine karşı çekicilik ve görüş farklılıkları varsa cinsel isteksizlik olması normaldir.

Ayrıca kadınlarda cinsel isteksizliğe neden olan organik faktörler de vardır.

Örneğin, ilk gece korkusu ve o gece kadının yaşadığı travma, hamilelik, lohusalık dönemi, menopoz dönemi, bazı ilaçlar, bazı tıbbi hastalıklar, cinsel travmalar, çocuk sahibi olmaya hazır olmamak, eşe karşı duygusal bir şeyler hissedilmemesi, cinsel taciz, cinsel tecavüz gibi nedenler de kadınlarda cinsel isteksizlik yapabilir.

Kadınlarda cinsel isteksizlik neden olur

Kadınlarda cinsel isteksizlik tedavisi

Kadınlarda cinsel isteksizliğin tedavisinde öncelikle neden göz önünde bulundurulur ve nedene yönelik tedavi uygulanır. Kadındaki isteksizliğin nedeni evliklik ile yaşanan bir problem ya da eşin istenmemesi ise bu durumda evlilik veya cinsel terapi tedavisine gerek duyulur.

Kadında cinsel isteksizliğin nedeni kadının kendi sağlık sorunları veya bu nedenle kullandığı ilaçlar ile ilgili ise sağlık sorununun tedavisi ve ilacın değiştirilmesi gibi tedavi yöntemleri uygulanır. Cinsel isteksizliğin nedeni kadının yetiştirilme tarzı ise bu durumda da kadının eşi ile birlikte cinsel danışmanlık ya da cinsel terapi tedavisi alması yeterli olabilir.

Kadında cinsel isteksizlik genellikle duygusallık ile ilgili, tensel uyarı ile ilgili, düşünce ile ilgili, psikolojik durumu ile ilgili, evliliğindeki huzur ve güven ile ilgili ve birçok faktör ile ilgili olabilmektedir. Uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi olmayan ve yeterli uyarı verilen ve cinsel ilişki başlamadan önce ön uyarının doğru gerçekleştiği her kadının cinsel isteğinin sağlanabildiğini savunmaktadırlar.

Kadınlarda cinsel isteksizliğin giderilmesine yönelik bilimsel bir ilaç tedavisi yoktur, çünkü kadında cinsel istek çok kompleks bir durumdur.

Kadınlarda cinsel isteksizlik sorun yaratır mı?

Cinsel istek bozukluğu olan kadınların cinsel yaşamında çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Kadınlarda cinsel isteksizlik nedeni ile uyarılma ve orgazm olma bozulur ve kadın zamanla cinsellikten kaçınır ya da cinsel faaliyetlerini daha kısa tutmaya çalışır.

Bütün bu sorunlar nedeni ile de kadın ve eşi cinsel problemler yaşamaya başlar.

 Kadınlar cinsel yaşamında tatmin olmadığında erkekler gibi çok fazla sorun çıkarmaz, fakat bu durumda bile erkekler sorun yaratabilir, çünkü kadında cinsel isteksizlik olduğunda kadının eşi kendisini istemediğini düşünür, karısının hayatında başka biri olduğunu düşünür, fiziksel olarak yeterli olmadığını düşünür ve bütün bunlar birikir ve hem kadında hem erkekte problem haline gelir.

Kadınlar cinsel yaşamı genellikle arka planda tutarlar ve cinsellik kadınlarda çok fazla problem (sinirlilik, öfkeli olma, baş ağrısı gibi) oluşturmaz.

Cinsel isteksizliği olan kadının eşi nasıl davranmalı?

Cinsel istek bozukluğu olan kadınların eşlerinin davranışları da önemlidir. Eşin, cinsel isteksizliği olan kadının sorununu anlamaya çalışması gerekir. Kadınlarda cinsel isteksizliğin bazen çok basit nedenleri olabilir.

Kadının eşinde ter kokması, eşinin yanlış yaklaşımı, eşin kadın ile cinsellik hakkında bir şeyleri konuşmaması, kadının bu konuda istedikleri ya da istemedikleri gibi birçok neden kadında cinsel isteksizliğe neden olabilir.

Eşler arasında cinselliği konuşmak oldukça önemlidir, çünkü konuşabilen çiftler için cinsellikteki sorunları çözmek daha kolay olur. Kadın duygusal olarak kendini yakın hissettiği eş ile daha düzenli cinsel hayat yaşayabilir. Kadın eşi ile her şeyi paylaşmak ister ve konuşamadığı bir eş ile cinsel yaşamda mutlu olamayabilir.

Kadınlar eşi ile gezmek, el ele dolaşmak, duygusal bir şeyler yaşamak, yatak odası dışındaki ilişkileri artırmak isterler ve bu tür aktiviteler erkekler için hiç önemli olmasa da, kadınlar için oldukça önemlidir. Bu tür davranışlar cinsel isteksizliği olan kadınlarda tedavinin önemli bir bölümünü oluşturur.

Cinsel yaşamın dışında erkek ile kadının bedensel temasının sürdürülmesi ve bu davranışların tekrarlanması da kadının cinsel isteksizliğinin giderilmesi için önemlidir. Erkekler bazen kadını zorlayarak cinsellik yaşamaya çalışırlar, fakat bu tür bir davranış kadında daha çok itici olabilir ve her zaman olumlu etki etmez.

Bazen de kadında bedensel bir rahatsızlık olduğu veya ilaç kullandığı için de cinsel isteksizlik olabilir. Bu gibi durumlarda kadının eşinin anlayışlı olması da önemlidir.

Cinsel isteksizliği olan kadının eşi nasıl davranmalı

Cinsel isteksizlik ile vajinismus’un farkı nedir?

Vajinimus, vajinanın dış kaslarında istem dışı kasılmalar yaşanması ve bu kasılmanın cinsel ilişkiye bazen çok ağrılı olarak izin vermesi ya da cinsel ilişkiye hiç izin vermemesi olarak tanımlanır.

Vajinismus cinsel işlev bozuklukları arasında cinsel ağrı bozukluğu olarak sınıflandırılır. Cinsel istek bozukluğunda uyarılma olmadığı için cinsel ağrı hissedilebileceği gibi bu durum vajinismus değildir. Bu gibi durumlarda kadın kayganlaştırıcı bir krem ile bu durumu çözebilir.

Kısacası cinsel isteksizlik disparoni denilen cinsel ağrı bozukluğuna neden olabilir ama vajinismusa neden olmaz.

 Vajinismus sorunu olan kadınlar genellikle cinsel isteği olan, cinsellikten haz alan, ilişkiye kadar her şeyin normal gittiği bir cinsellik yaşarlar ancak ilişki sırasındaki kasılmalardan dolayı ağrılı olarak cinsel ilişki yaşarlar ya da hiç yapamazlar.

Kadınlarda cinsel isteksizliği tetikleyen yanlışlar

Kadınlarda cinsel isteksizlik eşlik eden yanlış bilgiler ve inanışlar nedeni ile de artış gösterebilir.

  • Kadının cinsel isteğini baskılaması ve eşine cinsel arzusunu belli etmemeye çalışması gibi durumlar kadında cinsel isteği etkileyebilir.
  • Kadın istemese de kocası istediğinde cinsellik yaşamak zorundadır gibi yanlış inanışlar kadınlarda cinsel isteksizliğe neden olabilir.
  • Kadın evlenene kadar cinsellikle ilgili hiç bir şey öğrenmemelidir.
  • Cinsellik sırasında kadının uyarılmasının veya haz almasının önemi yoktur.
  • Cinsel isteksizliği olan her kadının cinsel istek azlığı vardır.
  • Kadın eşi ile duygusal problemler yaşasa bile cinselliği yaşamak zorundadır.
  • Cinselliği kadın başlatır ise o kadın ahlaksızdır.
  • Cinsel eylemi illede erkek başlatmalıdır.

Bunlar gibi birçok yanlış inanış ya da bilgiler kadınlarda cinsel istek bozukluğu yaratabilir. Cinsel istek doğal olarak her insanda vardır ve ayrıca uğraşmaya gerek duyulmaz, kadında cinsel istek az ise mutlaka bir hastalığı veya sorunu vardır, normal sağlıklı çiftlerin cinsel ilişki sıklığı haftada 3-4 kez olabilir.

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/kadinlarda-cinsel-isteksizlik-neden-olur/

Cinsellikte Bedensel ve Ruhsal Dokunma- Kadin.com

Kadınlar Cinselliklerini Yaşayamıyorlar

Hindistan'ın ve Uzak Doğu'nun bilge insanları günümüzden 5000 yıl kadar önce cinselliğin önemini kavramışlardı. Bu insanlara göre cinsellik, bedenin istediği kadar ve doğal yaşanmalıydı. Bu olgu Batı da ancak 21. Yüzyılın başlarında evrensel görüşlerin içinde yer alabildi.

 Tantra, beş bin yıl öncesinden günümüze gelen, Hindistan kaynaklı bir öğretidir. Bu öğretiye göre kadınlar ve erkekler eşit. Hiçbir tabu yok. Ancak, kadının cinsel enerjisi ön planda tutuluyor. Tantra öğretisi binlerce yıldır gizemini koruyor.

 Tantraya bir nevi cinsel doyumun doruklarda yaşandığı bir öğreti de diyebiliriz. Çünkü buna göre cinsel birleşme hedefi yok ve cinsellik yalnızca bedensellikten çıkıp, bedensel ve ruhsal dokunma ile , doyumla birlikte deneyimlenen bir olgu olarak yaşanıyor.

Çünkü tantracılara göre cinsellik, bedenin gereksinimi olduğu kadar ruhun da gereksinimi olarak tanımlanıyor.

Bedensel ve Ruhsal Dokunma İle Cinselliği Yeniden Keşfedin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Tıbbi Seksolog Dr. Akif Poroy, orgazm tedavisi, erken boşalma ve cinsel enerjinin yükseltilmesi için cinselliğin yüceltildiği, Hindistan kökenli  Tantra öğretisinin  faydalı olduğunu savunuyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı dünyasında da benimsenip yayılan bu öğreti, Almanlar ve Amerikalılar tarafından tekrar yorumlanıp basılıyor ve öğretideki bilgiler, bazı tıbbi seksologlar tarafından kullanılıyor. Dr.

Akif Poroy, Uzakdoğu kaynaklı bu felsefenin bizim insanımız için de fayda sağlayabileceğini düşünüyor.

Dingin bir yaşam, cinsel yeteneklerin geliştirilmesi ve daha doyumlu, sağlıklı günler için öğretinin temel felsefesinin yayılmasının gerektiğini savunuyor.

Kadının cinsel gücü daha fazla

“Tantra” öğretisinde tıbbi seksoloji açısından çok önemli bir gerçek var. Bu öğretide kadın-erkek eşit hatta kadın erkeğe göre yönetici ve daha üst bir konumda. Tantra gibi kadim kültürlerde kadın hep “Tanrıça” olarak görülmüştür. Kadının cinsel gücü daha fazladır.

Kadın, multi-orgazm (arka arkaya orgazm), istediği kadar cinsel birleşme ve doğurganlık yeteneğine sahip olduğu için, kozmik enerjinin yani doğa enerjisinin merkezini oluşturur. Kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı cinsel ortamda, kadın erkeğin enerjisini ortaya çıkarıcı, yükseltici ve çözücü konumdadır.

Eşler burada derin bir odaklanma içinde; birbirlerine dokunarak, adeta birbirlerini yücelterek sevgiyi ve aşkı yaşar.

Bizim toplumumuzda olduğu gibi geleneksel birçok toplumda cinsellik ayıp ve günah gibi algılanıyor. Bu durumda “Öyleyse neden ürüyoruz, neden cinsel organlarımız var?” gibi felsefi sorular da akla gelebilir. Antik çağdan günümüze baktığımızda mağara resimlerinde cinselliğin yüceltildiğini görüyoruz. Bu, tanrının bize verdiği çok yüce bir olgu.

Ama onu ayıp, günah diye nitelendirdiğiniz zaman normal cinsel enerjiyi yaşayamıyorsunuz. Zaten dünya üzerinde yaşayan değişik toplumların ve onları yönlendiren eğilimlerin sonucu, tüm insanların cinsel fizyolojisi aynı olmasına rağmen, cinsellik değişik toplumlarda değişik şekillerde yaşanıyor.

Bu baskılar ne kadar çoksa o kadar mutsuzluk gözlemleniyor.

Tensel bir olma hali yaşanıyor

Tantra’da cinsellik apar topar yaşanan bir olay değil. Aslında bir iletişim ve enerjinin nakledilmesi olayı. Bu iletişim şekliyle kişi kendini açarak, hiçbir şey beklemeden, belirli noktalara dokunarak ve masajlarla, kendindeki enerjiyi karşı tarafa yansıtmaya çalışıyor ve eşi de buna karşılık veriyor.

Oysa günümüzde cinsel birleşmeler, sanki mücadele veren iki düşman gibi yaşanırken, Tantra’da adeta dans eder gibi bir ahenk ve “Tensel bir olma” hali yaşanıyor. Tantra öğretisinde telaş yoktur, hedef yoktur. Bu anlamda birleşme hedefi de yoktur ama sonuçta oraya giderse, gidecektir.

Ancak burada kişinin korkulardan, tabulardan, kıskançlıktan kendini arındırması, kendi doğasına dönmesi gerekiyor. Erken boşalmadan orgazm olamamaya kadar fayda sağlayabilen Tantra’yı, cinsel yeteneğini yükseltmek isteyen insanlar için de öneriyoruz. Ancak her isteyen, Tantra seminerlerine katılamaz.

Tantra binlerce yıl yaşayan bir öğreti ve bu öğretide esaslar, ustadan çırağa ağızdan kulağa öğretiliyor. Gizemli bazı yönleri var. Öğretiler bunlara saygı duyacak ve felsefeyi algılayabilecek kapasitede olan insanlara, usta tarafından öğretiliyor. “

Mutluluğa giden yeni yol

Tantra’da gizem, spirüalite ve masaj gibi ritüeller ön planda.

Tantra öğretisi, bugünkü cinselliğe (Günübirlik ilişkiler, tatminsizlik, aldatma, çok eşlilik) karşı yeni bir atılım, mutluluğa giden yeni bir yol olarak karşımıza çıkıyor.

Uzakdoğulular, cinsel enerjiyi yaşam enerjisi olarak değerlendiriyorlar. Bu inanca göre, yaşam enerjisi kişiyi hastalıklardan koruyor ve vücuttaki dengeyi sağlayark, kişinin dingin hale gelmesini sağlıyor.

Источник: https://kadin.com/cinsellik-bedensel-ruhsal-dokunma

Kadınların Cinsel Sorunlarının 28 Psikolojik Nedeni

Kadınlar Cinselliklerini Yaşayamıyorlar

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede kız çocukları cinsellikten uzak tutularak yetiştiriliyor. Cinsel ilgi ve aktiviteleri kınanan, hatta kısıtlanan kadınların sevişmeleri bir yana, bedensel hazları, yani mastürbasyon yapmaları bile istenmiyor.

Birçok araştırma kadınların önemli bir bölümünün sevişme sırasında hareketsiz kaldıklarını ya da partnerlerine çok az katıldıklarını ortaya koyuyor. Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Kadınlar bedenini tanımıyor, klitoris ya da vajina hakkında kulaktan dolma bilgilere sahip kadın sayısı çok yüksek.

Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış kadınların sayısı ise azımsanmayacak kadar çok. Bu mutsuzluğun altındaysa pek çok psikolojik neden yatıyor. İşte onlardan sadece 28 tanesi.

Cinsellikten uzak yetiştiriliyorlar

Namus, bekâret, ahlak gibi pek çok yargıyla ve cinsellikten uzak tutularak büyütülen kadınlar, partnerlerine cinsel olarak neyi uyarıcı bulduklarını söylemekten ve yeterince uyarılmadıklarında cinsel birleşmeyi reddetmekten kaçınıyorlar. Bu kaçınmanın önemli nedenlerinden biri “kötü”, “basit”, “bayağı”, “ucuz” kadın olarak damgalanma korkusu.

Orgazm bozukluğu olan pek çok kadının bilinçaltında kendine yeteri kadar saygı duymamak ve yetersizlik duygusu yatıyor. Çünkü kadınlar başkalarının bedeni bir yana kendi bedenlerini bile çok geç tanıyorlar.

Eşlerine göre hareket etmeleri dayatılıyor

Bekârete değer veren, ancak evlilik ilişkisiyle cinselliği mümkün gören, yıllarca cinsel duygularına, bedensel hazlarına ilgisiz kalan, bu duygularını ve isteklerini bastıran kadınların cinsel sorun yaşamaları, sevişme sırasında hareketsiz kalmaları, inisiyatif almamaları, cinsel ilişkinin ritmini ve cinsel girişimin zamanlamasını tamamen erkeğe bırakmaları kaçınılmaz. Çünkü Türkiye’de kadınların cinsellikte aktif olmaları, kendi cinselliklerine sahip çıkmaları uygun karşılanmadığı gibi daha çok eşine uyum göstermeleri, onun beklentilerine göre hareket etmeleri dayatılıyor.

Dini ve ahlaki inançlar baskı yaratıyor

Cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönündeki katı mesajlarla büyütülen kadınlar, erişkin olduklarında da cinsel arzularını bastırmak zorunda hissediyorlar. Vajinismus olan kadınların büyük kısmında dinsel şartlanmanın etkilerine rastlanıyor.

Vajinismuslu kadınların bir başka tipik özellikleri de otoriter bir babaya sahip olmaları. Bu kadınların babanın otorite figürü olduğu bir evde büyüdükleri ve sürekli fiziksel veya sözel şiddete maruz kaldıkları görülüyor.

Aile içi şiddet erkeklerden soğutuyor

Babalarının uyguladığı sözlü ya da fiziki şiddetin yanı sıra dayak yiyen ve kızını baba dayağından koruyamayan annelerin zayıflıkları da kadınları olumsuz yönde etkiliyor. Kadınlar şiddet uygulayan baba nedeniyle erkeklere güven duymuyor.

Aile cinselliği değersizleştirebiliyor

Vajinismus olan kadınların pek çoğunda ailelerinin cinselliği değersizleştirdiği gözleniyor. Bazı ailelerde kadın ve erkek rolleri kesin olarak ayrılırken, cinsellik sadece erkeklerin istediği bir şey olarak görülüyor, hatta kız çocuklarına cinsellik ve cinsel organları kirli olarak yansıtılıyor.

Cinsel kimlik veya yönelim göz ardı ediliyor

Cinsel ilgileri kendi cinsine yönelik olan kadınlar bu arzularını bastırıp gizlemek zorunda kalabiliyorlar. Bu durumun başkaları tarafından fark edilmesini istemeyen pek çok kadın, karşı cinsle evlenebiliyor. Hal böyle olunca yaşadığı cinsellik arzuladığı şey olmuyor.

Başta cinsel tiksinti, vajinismus olmak üzere bazı cinsel işlev bozukluklarında cinsel şiddete maruz kalma öyküsüne sıkça rastlanıyor.

Cinsel travmalar tacizcinin yakınlık derecesi, olayın rıza olmadan, şiddet kullanılarak gerçekleşmesi, tekrarlama sıklığı gibi etkenlere bağlı olarak cinsel yaşamı önemli oranda bozabileceği gibi diğer ruhsal sorunlara ve kişilik gelişiminde bozukluklara da yol açabiliyor.

Cinsel fobiler de kaçış sebebi

Bazı kadınların cinsel isteksizlikleri cinsel ilişkinin bazı yönlerine ilişkin kaçınmalarına veya korkularına bağlı olabilir. Örneğin meninin kokusundan veya üzerine bulaşmasından tiksinen bir kadın cinsel ilişkiye girmek istemeyebiliyor.

Çiftler arasındaki çatışmalar cinselliği etkiler

Çiftlerin birbirlerinde aradıklarını bulamamaları hayal kırıklığı, kızgınlık, kırgınlık duygularının yanı sıra cinsel isteksizlik de yaratabilir.

Eşe duyulan ilgi azalabilir

Birçok çift birlikteliklerinin ilerleyen dönemlerinde birbirlerine eskisi kadar cinsel ilgi duymamaya başlar. Birbirinde aradığını bulamamak, eşiyle mutlu olamamak, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları, eşi ebeveyn gibi algılamak gibi genel sorunlar cinsel ilişkiye yansıyabilir.

Fazla cinsel tecrübesi ve bilgisi olmayan, kısıtlı bir cinsel yaşamı olan erkeklerin cinsel ilişki sırasında uygun olmayan tutumları, kadının uyarılmasını ve haz almasını engelleyebilir. Önce uyarılma ve orgazm bozukluğu olarak başlayan cinsel sorun uzadığında cinsel isteksizliğe neden olabilir.

Birinin cinsel sorunu öbürünü de etkileyebilir

Eşlerden birinin yaşadığı cinsel bir sorun diğerinde de cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin erkeğin erken boşalması kadının orgazm olamamasına yol açabilir.

Hamile kalma korkusu cinsel isteği engelleyebilir

Anneliğin getireceği sorumlulukları üstlenmeye hazır olmamak, doğum yapmaktan korkmak, çocuk istememek, bekâr olmak, kürtaj olma zorluğu gibi nedenlerle hamile kalmak istemeyen bir kadın cinsel ilişkiden kaçınmak için cinsel isteğini engelleyebilir.

Psikolojik rahatsızlıklar cinsel isteği azaltabilir

Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Anksiyete (kaygı) bozukluğu, obsesif-kompülsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluğu, şizofreni gibi psikolojik bozukluklar cinsel isteği olumsuz yönde etkileyebilir.

Yas, ekonomik güçlükler, bir yakının hastalığı gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar ya da hayati önemi olan sorunlar cinsel isteği azaltabilir.

Yaş ilerledikçe sekse ilgi azalabilir

Bireyin yaşlanmaya tepkisi cinsel yaşamının nasıl olacağının ana belirleyicilerinden biridir.

Belli yaş dönemlerinde cinsel yaşamlarının biteceğine ilişkin yanlış düşünceleri olan ya da yaşın getirdiği değişikliklerden utanan bir kadın cinsel isteğini göz ardı edebilir.

Ayrıca kilo alma gibi yaşla birlikte gelen bedensel değişiklikler, ilgi çekiciliğin kaybı veya bireyin cazibesini yitirdiğini düşünmesi gibi nedenler kadının sekse ilgisini azaltabilir.

Baskın erkek kadını mutsuz ediyor

Daha adil ve eşit ilişkisi olan çiftlere göre erkeğin baskın olduğu ve güç çatışmalarının yaşandığı birlikteliklerde kadınlarda cinsel sorunlara daha çok rastlanıyor.

Orgazmı zeten çıldırmak sananlar var

Özellikle medyadan etkilenip, orgazmın zeten çıldırmak gibi bir şey olduğunu sanan kadınlar, kendilerinin bunu yaşayamadığını düşünerek hayal kırıklığına uğrayabiliyor, buna bağlı olarak da cinsel ilişkiden kaçınabiliyor.

Hamilelikte cinsel ilişkinin zararlı olabileceğine ilişkin inançlar cinsel kaçınmalara, zamanla da istek ve uyarılma sorunlarına neden olabilir. Doğumdan sonra ise kadınlar yeni rollerine uyum sorunu yaşadıkları, sorumlulukları ve iş yükleri arttığı için cinsel istek duymayabilirler.

Aldatılmak cinsel hazzı etkiler

Aldatılmaya ya da aldatılma kuşkusuna bağlı gelişen kızgınlık, güven zedelenmesi kadının cinsel hazzını, uyarılmasını ve orgazm olmasını engelleyebilir.

Kızlık zarını yitirme korkusu vajinismus yapabilir

Kızlık zarının “kutsallığı” ve korunmasına önem verilmesi gibi kültürel faktörler vajinismusun gelişimini etkileyebilir. Kızlık zarının önemli olduğu topluluklarda vajinismusun daha sık görülmesinin önemli nedenlerinden biri budur.

Eşle iyi iletişim hayatta da, yatakta da gerekli

Cinsel ilişkilerini konuşamayan, cinsel ihtiyaçlarını ve kaygılarını ifade edemeyen çiftlerde cinsel sorunlara rastlanabilir.

Cinsel isteksizliği ve uyarılma zorluğu olan kadınlar eşleri istediği için cinsel ilişkiyi kabul ederler ama haz almadıkları için bir an önce bitmesini isterler. Bu durum cinsel haz alma olanaklarını ortadan kaldırarak durumun kronikleşmesine neden olabilir.

Kadınların çoğu tecrübesiz

Birçok kadın cinsel yaşama ilişkin ilk tecrübesini evlendikten sonra edinir. Nasıl cinsel haz alacaklarını, nelerden hoşlanıp hoşlanmayacaklarını bilmediklerinden ve cinsel ilişkide kontrolü eşlerine bıraktıklarından kendi cinsel özelliklerini öğrenmeleri de oldukça uzun sürer.

Menopoz cinselliğe engel değil

Kadında östrojen salgısının bittiği, gayet olağan bir süreç olan ve kadının yaşamının bambaşka bir yöne evrildiği menopoz dönemi cinselliğe engel değildir. Kadının bedeninin “Artık yumurtlamak istemiyorum” dediği menopoz sonrasında da kadınlar haz almaya ve orgazm olmaya devam edebilir.

Eşini memnun edememe endişesi uyarılmayı güçleştirir

Çocukluğunda babasına ve erkek kardeşlerine hizmet etmesi beklenen-dayatılan pek çok kadın, yetişkinliğinde aynı şeyi eşine yapmak zorunda hisseder. Cinsel ilişkide de bu ilişki kalıbı geçerlidir.

Eşinin memnuniyeti ile aşırı ilgilenmesi, kadının kendi bedenini ve hazzını ihmal etmesine sebep olur. Dolayısıyla cinsel özelliklerini anlaması, buna uygun davranması ve orgazm olması güçleşebilir.

Источник: https://listelist.com/kadinlarin-cinsel-sorunlari/

Kadınların duyarlı bölgeleri, Cinsellik ve Ruhsal Süreçler

Kadınlar Cinselliklerini Yaşayamıyorlar

Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır.

Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe “sıcak bakmazlar”.

Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda “bir şeyler hissetmeksizin” bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir.

Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir.

Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir.

Yani Horney'e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir.

Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok “seviliyor olmanın” bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği “güçlü olmanın, kadına sahip olmanın” bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir.

Cinsel Uyaranlar

Uyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır. Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir “his” yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir.

Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır.

Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur.

Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir.

NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar. Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır.

Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur:

Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır.

Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir: Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona “dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini” söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır.

Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla ze almaz, duygusal olarak “bir şeyler hissettikleri” erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar.

Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri

Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar.

Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır.

Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır.

Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler.

Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir.

Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar “hassastır” ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir.

G Noktası (G Spot)

G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944 yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir.

G noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajinal orgazm oluşumunun merkezi olarak kabul etmektedir.

Kadının Ejakulasyonu (Boşalması)

Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki “ejakulasyon” yani “boşalma” olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır.

Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.

Источник: https://www.jinekoloji.net/kadin-uyarilma-duyarli-bolgeleri

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.