Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor

içerik

Erkeklerde Depresyon » Barış Gürkaş

Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor

Erkek adam depresyona girer mi?

Yardım İstemeleri Neden Zor?

Depresyon; erkekler için de geçerli olan bir gerçek. Hatta erkeklerin depresyonun en kötü şekillerinden etkilendikleri söylenir ve büyük olasılıkla da bu doğru çünkü kadınların aksine erkekler depresyon hakkında konuşmayı sevmez. Üzgün ve depresif olmak dünyanın hemen her yerindeki erkekler için bir tabudur.

Bir erkek depresyonda ise muhtemelen ne kadar üzgün olduğunu göstermek, sorunu ele almak veya bunun hakkında konuşmak yerine sinirli ve rahatsız olmuş hissedecektir.

Erkekler çoğu zaman üzüntü ve depresyonu sert ve umursamaz tavırlara yönlendirirler ya da sorunla yüz yüze kalmaktansa sorunu içkiyle veya farklı ilaçlar kullanarak çözmeye çalışırlar.

Depresyon devamlı üzüntü hissine neden olan bir çeşit hastalıktır. Depresyon ayrıca ilgi kaybı ve iştah kaybına da sebebiyet verir. Sorun şu ki hala pek çok insan depresyonun gerçek bir problem olmadığına inanıyor.

Ama depresyon gerçek bir problemdir ve erken aşamalarında üstesinden gelinmediği takdirde daha da kötüye gider.

Ayrıca depresyonda olan kişi hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kendine ve etrafındakilere zarar verme eğiliminde olur.

Erkeklerin kendilerini öldürme eğilimi kadınlara oranla üç kat daha fazladır. Asıl sorun “erkek adam ağlamaz” ya da “erkekler ağlamamalı” gibi yaygın söylevlerle bunun bir sosyal ayıp olarak damgalanmasında yatıyor.

Ağlamak ve birileriyle iletişim kurmak bu gibi durumlarda yardımcı olurken erkeklere böyle yapmamaları gerektiği çünkü “erkeğe yakışmayacağı” ağlamanın “kadınsı” olduğu öğretiliyor.

Oysaki ağlamak üzüntüyü önlemeye yardım ediyor.

Araştırmalara göre erkekler yılda ortalama olarak kadınlardan daha az ağlıyor. Ayrıca araştırmalar, ağlamanın stres ve kaygıyı hafifleterek insanı rahatlattığını da belirtiyor.

Sıkıntıyı ve gerginliği azaltmaya yardımcı oluyor ve ek olarak kan basıncını da düşürüyor.

Dünya ağlamaya “kızsal” bir şey muamelesi yaparken biz ağlamanın insan olduğumuzdan ve duygularımız olduğundan başka bir anlama gelmediğini unutuyoruz.

Sorunun Farkına Varma

Bir problemi ortadan kaldırmak için atılacak ilk adım problemin farkında olmaktır. Bunun için depresyonun ergenlere ya da kadınlara özgü bir problem olmadığını kabullenmeye başlamak mecburidir.

Erkekler sıklıkla depresyondan mustarip olur ve klinik müdahale gerektiren depresyon intihar ya da madde bağımlılığı gibi tehli hayati seçimlere yol açabilir.

Yani depresyonun tarifsiz kalmış ortak bir sorun olduğu bilinci onu ortadan kaldırma yolundaki ilk adımdır.

İletişime Başlama

Bazen durumun ne kadar olduğunu kestirmek gerçekten zordur, özellikle de erkekler için.

Kadınlar daha konuşkan olmaya, paylaşıma ve kendilerini rahatsız eden şey hakkında konuşmaya eğilimliyken, erkekler duygularını kendilerine saklamaya ve depresyon işaretlerini bastırılmış olarak tutmaya meyillidirler.

Bu gibi durumlarda, sayılara dayanarak konuşmak durumun kötülüğünü anlamanın tek yoludur. Birinden üzüntü seviyesini derecelendirmesini istemek yardımcı olabilir.

Örneğin kişiden ne kadar mutlu olduğunu 0’dan 10’a; 0 “olabileceğimin en kötüsü” ve 10 “hayatımı çok seviyorum” olmak üzere numaralandırmasını isteyebilirsiniz. Eğer biri 0 cevabını vermiyor ama 5’ten düşük bir sayı söylüyorsa bu her şeyin daha da kötü olabileceğinin göstergesidir. Ama ilk adım kişiye bir problem olduğunu fark ettirmektir. Çoğu zaman erkekler bu durumdan kaçınır ve en sonunda da işler daha kötüye gider.

Kadınlar problemi hem anlamaya hem de çözmeye odaklanırken, erkekler depresyonun gerçekten ne olduğunu bile anlamadan çözmeye başlama eğilimine giriyorlar. Genelde erkekler konuşmaktan hoşlanmıyorlar ya da tüm süreci incelemek istemiyorlar. Daha ziyade daha pratik şeylere yöneliyorlar ve doğru beslenme, egzersiz yapma, yeteri kadar uyuma gibi geliştirici alışkanlıklara odaklanıyorlar.

İntihar Eğilimi ve İlaç Kullanımı

Erkekler depresif olduklarında içmeye ya da ilaç almaya başlıyorlar ve bu, iyileşmelerine yardım etmenin daha zor olmasının temel sebeplerinden biri. Algılarınız açık değilse ve duygularınızı ifade edemiyorsanız intihara olan meyliniz güçlenir.

Alkol ve ilaçların kötüye kullanımı kötü şeyleri unutmaya yardım etse de sonunda çok daha kötü problemlere neden olacaktır. Sorunlarla yüzleşmek onlardan kurtulmanın tek yoludur; onlardan kaçmak değil.

Umursamaz, pervasız bir şeyler yapmaya çalışan birini görürseniz bilin ki onlar ya heyecan arıyor ya da sıkıntıdan kaçmaya çabalıyorlar.

Источник: https://barisgurkas.com/erkeklerde-depresyon/

Depresyonda Olan Birine Nasıl Yardım Edilir?

Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor

Haziran 1, 2013 – 12:46 PM

Dünyada ve ülkemizde yaşanan en büyük sağlık problemlerinden birisi de depresyondur. Çağımızın en sık görülen hastalığı olan depresyon, özellikle büyük şehirlerde daha çok görülmektedir.

Depresyon, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmayan, birçok faktörün etkili olduğu bir hastalık.

Her şeyde başarısız oluyorum, yetersiz biriyim‘ gibi kalıplaşmış düşünce ve şemalar kişide karamsarlık, çaresizlik duygularını uyandırıyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elçin Orhan, depresyondaki kişiye yardım etmenin başlıca 3 kuralını şöyle açıklıyor:

1-Depresyondaki kişiye yardımcı olmayan çalışın. Ancak ona sorunlarını anlattığı zaman “Kafana takma” diyerek bunu yapmayın. Çünkü bunu söylemeniz onda, sorununu ciddiye almadığınız hissi uyandırabilir. 2-Sorunlarından dolayı onu yargılamayın, anlamaya çalışın.

3- Depresyonu geçer diye bekleyip, sorunu ertelemeyin.

Akrabada Depresyon Riski

Depresyon, günlük hayatta karşımıza çıkan çatışmalar, kayıplar, yaşanan olumsuz olaylar sonucunda bireyin çevresi ve kendisiyle ilgili algılamalarında ve değerlendirmelerinde çarpıtmaların ve yanlışlıkların oluşmasına, kişinin kendisini yetersiz ve başarısız hissetmesine neden oluyor.

Depresyonun genetikle ilişkisinin bulunduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Elçin Orhan, “Depresyonun kişinin akrabaları arasında görülmesi, genel toplumla kıyaslandığında iki kat daha fazla oluyor.

Ayrıca depresyon bedensel hastalıklar ile beraber görülebileceği gibi, bedensel bazı hastalıklar da depresyona yol açabiliyor” diyor.

Depresyon hakkında merak edilen ve sık sorulan soruları yanıtlayan Klinik Psikolog Elçin Orhan, bu konuda şu bilgileri veriyor:

Depresyon Belirtileri

Bir kişiye depresyon tanısı konulabilmesi için bir temel belirti olmak üzere en az beş belirtinin bulunması ve bu belirtilerin her gün, en az iki hafta devam etmesi gerekiyor. Depresyonun sık belirtilerinin dışında bir kişide çoğunlukla kaygı artışı sonucu mide bulantısı, sıcak ve soğuk basması, terleme de olabilir. Hastalığın en sık görülen belirtilerini şöyle sıralamak mümkündür:

  •  Enerji kaybı.
  •  Aktivitelere ve yaşama karşı ilginin azalması.
  •  Üzüntü.
  •  İştah ve kilo kaybı ortaya çıkması (Bazı kişilerde iştah artışı veya çok yeme ortaya çıkabiliyor).
  •  Konsantrasyon bozukluğu.
  •  Ümitsizlik duyguları.
  •  Bedensel şikayetler.
  •  İntihar düşünceleri.

Depresyondaki Kişi Ne Zaman Tedavi Edilmeli?

  •  En az iki hafta süre ile hayattan eskisi kadar ze alamamak.
  •  Uyku bozukluğu.
  •  Unutkanlık.
  •  Gerginlik.
  •  Ağlama.
  •  İştahsızlık bazen iştah artışı.
  •  Ölüm düşüncelerinin varlığı.
  •  Kaygılı düşüncelerin artması.
  •  Yaşam kalitesinin düşmesi.
  •  Üretkenliği azalması.
  •  Kişinin ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerinin bozulması.
  •  Bedensel yakınmaların artması. Yani mide bulantısı, ağrı, ateş basması gibi durumlarda tedavi edilmelidir. Depresyon tedavisi olan bir rahatsızlıktır.

Depresyondaki Kişiye Yardım Etme

Depresyondaki kişi çoğu zaman çevresindekiler tarafından anlaşılamıyor. Yorgun, bitkin olduğundan, hiçbir şeye karşı ilgi duymadığından çevresindekiler tarafından ‘tembellik’ ile suçlanabiliyor. Oysa depresyon irade sorunu değil. Tamamen hastalığın yarattığı bir durum.

Bu durumdaki kişilere karşı daha dikkatli ve özenli davranmak gerekiyor. ‘Bir şeyin yok, kafana takma’ gibi cümleler kullanıldığında depresyondaki kişiler anlaşılmadıklarını düşünerek iyice içlerine kapanabiliyorlar.

Hastanın yakınında olanların hastaya bir şey telkin etmeden onu nötr bir şekilde anlamaya, değerlendirmeye çalışması çok önemli. Yargılamadan, üzmeden konuşulmalı ve ‘Bir şeyin yok‘ sözünü asla kullanmamalı.

Eğer tedavi görüyorsa, mutlaka tedavi alması yönünde desteklemeliler. Eğer tedavi görmüyorsa, bir uzmandan yardım alması için cesaret vermeliler…

Depresyondaki Kişiye Nasıl Davranılmalı?

Depresyondaki bir kişiye yanlış bir şey söylemek kişinin kendini daha kötü hissetmesine neden olabiliyor. ‘Birçok insan senden daha kötü durumda, kendin için üzülmeyi bırak, bu senin suçun‘ gibi cümleler ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kişi depresyona girmeyi kendisi seçmez.

Depresyondaki Kişinin Yardım Almaması

Depresyon sorunu olmasına rağmen tedavi görmeyenlerde ölüm ya da sakatlık sonuçlanacak olaylar yaşanabiliyor. Araştırmalar, bu olayların yüzde 15’e varan bir orana kadar çıktığını gösteriyor.

Tedavi edilmeyen bir depresyon atağı ortalama 10 ay sürüyor. Tedavi edilmediği takdirde depresyonun şiddeti artabiliyor, kronikleşebiliyor ya da intihar ile sonuçlanabiliyor.

Belirtilerin erken fark edilmesi uygun bir biçimde tedavi edilmesi sonucunda major depresyonun oluşması engellenebiliyor.

Daha Önce Depresyon Geçiren Yine Geçirir Mi?

Depresyonun tekrarlama riski var. Tam ve düzenli bir tedavi ile kimi hastada tekrarlamaz, kimisinde tedavi gerektirmeyecek düzeyde, kimi hasta da ise tedavi gerektirecek düzeyde tekrarlar olabiliyor.

Biyolojik yatkınlık, yoğun stres altında olan hastalarda depresyon tekrarlama eğilimine giriyor. İlaç tedavisi ile beraber eş zamanlı psikoterapi tekrarları azaltıyor. Depresyon yaygın bir tıbbi hastalık. Ancak her üzüntü depresyon değil.

depresyonla üzüntüyü birbirine karıştırmamak gerekiyor. Depresyon tedavi edilmediğinde, şiddeti artıyor.

Depresyon Hakkındaki Son Araştırmalar

Beyin birçok sinyal ileticiler yani nörotransmitter salgılıyor. Geçtiğimiz yıllar boyunca araştırmacılar nörotransmitterlerin duygudurum bozukluklarındaki rolünü anlamaya çalıştılar. En çok çalışan iki nörotransmitter, norepinefrin ve serotonindir.

Araştırmalar, düşük seviye norepinefrinin depresyona, yüksek düzeyin ise maniye yol açtığını öne sürmekte. Serotonin düzeyindeki değişimin ruh halini etkilediği düşünülür. Yine düşük seviyedeki serotoninin depresyona neden olduğunu söyleniyor.

Bilim adamları depresyon konusunda fiziksel bulgular elde etme çabasındalar. Beyinde kimi bölgeler üzerinde yapılan araştırmalara göre ise depresyon anında beyin hücrelerinin form değiştirildiği tespit edildi.

Depresyondaki hastalarda beynin hipokampus alanında bazı değişimlerin gözlendiği, depresyon sonrasında ise tüm değerlerin eskisi gibi normalleştiği iddia ediliyor.

Источник: http://www.renklinot.com/saglik/hastalik-ve-tedavi/depresyonda-olan-birine-nasil-yardim-edilir.html

Kadınlarda Depresyon

Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor

Depresyon, son derece yaygın bir rahatsızlık. Bunların çoğunluğunuysa kadınlar oluşturuyor. Maalesef bu kadınların nerdeyse üçte ikilik ezici çoğunluğu, ihtiyaçları olan yardımı alamıyor.

Kadınlarda depresyon oldukça sık rastlanan bir durum. Yanı sıra, kadınların erkeklere göre klinik depresyon olma ihtimalleri iki kat daha fazla. Her dört kadından biri, hayatlarında en az bir kez majör depresyon yaşıyor. 

Depresyon nedir?

Depresyon, ciddi ve ilerleyen bir ruh hali bozukluğudur. Üzüntü, umutsuzluk, çaresizlik ve değersizlik hislerine neden olur. Uyuşukluk, iştah azlığı, uyuma zorluğu, düşük özgüven ve yorgunluk gibi belirtileriyle depresyon, şiddetli veya hafif seyredebilir.

Veya bütün gün bunalımlı bir ruh hali içinde olma, günlük faaliyetlere olan ilgi kaybı, kilo verme veya alma, uykusuzluk veya aşırı uyuma, yorgunluk, nerdeyse her gün suçluluk duyma, akıldan çıkmayan ölüm veya intihar düşüncesi gibi belirtileriyle yaşanan bir majör depresyon da olabilir.  

Kadınlarda depresyon belirtileri nelerdir?

Kadınlarda depresyon belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Sürekli üzgün, kaygılı veya “boşlukta” hissetme
  • Seks de dahil olmak üzere bütün faaliyetlerde ilgi veya ze kaybı
  • Huzursuzluk, asabiyet veya aşırı ağlama
  • Suçluluk, değersizlik, çaresizlik, umutsuzluk, kötümserlik hisleri
  • Çok fazla veya çok az uyuma, çok erken kalkma
  • İştah ve kilo kaybı veya aşırı yeme ve kilo alma
  • Enerji düşüklüğü, yorgunluk, “yavaşlamış” hissetme
  • Ölüm, intihar düşünceleri veya intihar etmeye teşebbüs etme
  • Yoğunlaşma, hatırlama ve karar verme güçlüğü
  • Baş ağrıları, sindirim bozuklukları ve kronik ağrı gibi tedaviye yanıt vermeyen, geçmeyen fiziksel belirtiler

Kadınlarda mani belirtileri nelerdir?

Mani, bazen bipolar bozuklukla birlikte meydana gelen, oldukça yüksek enerjili bir ruh halidir. Bipolar bozuklukta ruh hali, depresyonun diplerinden maninin zirvelerine salınabilir. Mani, yüksek enerjili bir ruh hali olmasına rağmen, durum ciddiye alınmalı ve tıbbi tedaviye başvurulmalıdır.

Maninin belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Anormal şekilde yüksek enerjili ruh hali
  • Asabiyet
  • Uyku ihtiyacının azalması
  • Büyük fikirler
  • Çok konuşma
  • Birbiriyle yarışan düşünceler
  • Cinsel faaliyet de dahil faaliyetlerde artış
  • Gözle görülür derecede enerji artışı
  • Risk almaya dek varan durumları, yerinde değerlendirmeme
  • Toplum içinde uygunsuz davranma

Neden kadınlarda depresyona erkeklerden daha çok rastlanır?

Ergenlikten önce depresyon, oranı kız ve erkek çocuklarda yaklaşık olarak aynıdır. Ama ergenliğin başlangıcıyla birlikte, bir kız çocuğunun depresyona girme riski, erkek çocuklara göre iki kat daha artar. 

Uzmanlar, kadınlarda artan depresyon olasılığının, bir kadının yaşamı boyunca meydana gelen hormon seviyesindeki değişikliklerle ilgili olabileceğine inanıyorlar. Bu değişiklikler ergenlik, gebelik ve menopoz sırasında olduğu gibi doğumdan, histerektomiden veya düşük yaptıktan sonra görünür hale gelir.

Ayrıca, her adet döngüsüyle birlikte meydana gelen hormonal dalgalanmalar da, adet öncesi gerginlik sendromuna (PMS) ve özellikle depresyon, kaygı, döngüsel ruh hali değişimleri ve uyuşukluk belirtileri gösteren ve ciddi bir sendrom olan adet öncesi disforik bozukluğa (PMDD) katkıda bulunabilir.

    

Kadınlarda depresyon ihtimalini neler artırır?

Konunun uzmanlarına göre, kadınlarda depresyon riskini artıran faktörler arasında üreme, genetik ve biyolojik faktörler; sosyal faktörler ve kişiye özgü psikolojik ve kişilik özellikler yer alır.

Ayrıca, çocukları ve işi arasında kalan kadınlarla çocuklarını yalnız büyüten kadınlar, depresyon belirtilerini tetikleyebilen stresi daha çok yaşarlar.

Riski artırabilen diğer faktörler arasında şunlar yer alır:

  • Ailede ruh hali bozukluklarının görülmesi
  • Üreme döneminin başlarında ruh hali bozuklukları yaşama
  • 10 yaşından önce bir ebeveynin kaybı
  • Sosyal desteğin kaybı veya bu tür bir kayıp ihtimali
  • İş kaybı, ilişki stresi, ayrılık veya boşanma gibi devam eden psikolojik ve sosyal stres
  • Çocukken fiziksel veya cinsel taciz yaşama
  • Bazı kısırlık tedavileri
  • Ağızdan alınan doğum kontrol haplarının kullanılması

Aynı zamanda kadınlar doğum sonrası depresyona da girebilirler. Bazı insanlar kışları mevsimsel duygulanım bozukluğu yaşarlar. Depresyon, bipolar bozukluğun bir parçasıdır. 

Kadınlarda depresyon aileden geçebilir mi?

Evet. Depresyon, ailelerden geçebilir. Aileden geçen depresyon, genellikle 15 ila 30 yaşları arasında başlar. Depresyonun aile bağlantısı, kadınlarda çok daha fazla görülür.

Kadınlardaki depresyon erkeklerdeki depresyondan nasıl farklıdır?

Kadınlarda depresyon, erkeklerdeki depresyondan birkaç açıdan farklıdır:

  • Kadınlarda depresyon daha erken oluşabilir, daha uzun sürebilir, tekrar oluşma olasılığı daha fazla olabilir, yaşamdaki stres veren olaylarla ilgili olma ihtimali daha yüksektir ve mevsimsel değişimlere karşı daha hassas olabilir.
  • Kadınların suçluluk duygusu yaşamaları ve erkeklerden daha az intihar etmelerine rağmen, intihara teşebbüs etme ihtimalleri daha fazladır.
  • Kadınlarda depresyonun, kaygı bozuklukları, özellikle panik ve fobi belirtileri ve yeme bozukluklarıyla ilgili olma ihtimali daha fazladır.
  • Depresyondaki kadınların alkol ve uyuşturucu kullanma ihtimali daha azdır.

PMS ve PMDD, kadınlardaki depresyonla nasıl ilgilidir?

Adet gören her dört kadından üçü, adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) yaşar. PMS, bir adet döneminden bir sonrakine şiddeti değişebilen duygusal ve fiziksel belirtilerle ortaya çıkan bir bozukluktur. Genellikle 20’lerindeki veya 30’larındaki kadınlar, bu hastalıktan etkilenirler.

Adet gören kadınların yüzde 3 ila yüzde 5’i, adet öncesi disforik bozukluk (PMDD) yaşar. PMDD, genellikle adet dönemi başlamadan yedi ila on gün öncesinde şiddetlenen duygusal ve fiziksel belirtilerle göze çarpan PMS’nin ciddi bir şeklidir.

Son on yılda bu sorunlar, kadınlarda rahatsızlığın ve davranış değişimlerinin önemli nedenleri olarak kabul edildi. PMS, PMDD ve depresyon arasındaki bağlantı halen net değilken, beyindeki kimyasal değişimlerin ve hormonal dalgalanmaların her ikisini de etkilediği düşünülüyor.

PMS ve PMDD nasıl tedavi edilir?

PMS veya PMDD’yle birlikte depresyondan da şikayetçi birçok kadın, egzersiz veya meditasyon yaparak düzelebildiklerini söylüyorlar. Ciddi belirtileri olan kişiler için, ilaç tedavisi, bireysel psikoterapi veya grup psikoterapisi veya stres yönetimi faydalı olabilir.

Kadınlarda depresyon hamilelik sırasında oluşabilir mi?

Bir hastada manik depresif major depresyon sanrisal bozukluk donemsel olarak teshis edilebilir mi tesekkurler… devamı

Uzun zamandır hamilelik, kadınları psikiyatrik bozukluklara karşı koruyan bir sağlık süreci olarak görülüyor. Ama hamile kadınlarda depresyon, hamile olmayanlardaki kadar yaygındır. Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon riskini artıran etmenler şunlardır:

  • Daha önce depresyon veya PMDD geçirmiş olmak
  • Hamile kalınan yaş; örneğin, daha genç hamile kalmak, daha yüksek risktir.
  • Yalnız yaşamak
  • Kısıtlı sosyal destek
  • Evlilikte çatışma
  • Hamileliğe dair kararsızlık

Depresyonun hamilelik üzerindeki etkisi nedir?

Depresyonun hamilelik üzerindeki potansiyel etkileri şunlardır:

  • Depresyon, bir kadının hamilelik sırasında kendine iyi bakmasını kesintiye uğratabilir. Sağlık önerilerini daha az uygulayabilir, daha az uyuyabilir ve düzgün bir şekilde yemek yiyemeyebilir.
  • Depresyon, kadının bebeğine zarar verebilecek tütün, alkol veya uyuşturucu gibi maddeleri kullanmasına neden olabilir.
  • Depresyon, kadının bebekle bağ kurmasını zorlaştırabilir.

Hamilelik, kadınlardaki depresyon üzerinde aşağıdaki etkilerde bulunabilir:

  • Hamilelik stresi, depresyona veya depresyon belirtilerinin tekrarlanmasına, hatta kötüleşmesine neden olabilir.
  • Hamilelik sırasında depresyon, doğum sonrası depresyon geçirme riskini artırabilir (buna postpartum depresyonu denir).

Hamilelik sırasında depresyondaysam seçeneklerim nelerdir?

Kendinizi, yeni bir bebeğe hazırlamak, çok uğraşmak demektir. Ama sağlığınız her şeyden önce gelir. Her şeyi mükemmel yapma dürtünüze direnin.

Ev işlerini azaltın ve rahatlamanıza yardımcı olacak şeyleri tercih edin. Ayrıca, sizi endişelendiren şeyler hakkında birileriyle konuşmanız çok önemlidir. Arkadaşlarınızla, eşinizle ve ailenizle konuşun.

Destek istediğinizde, çoğu zaman o desteği alırsınız.

Hiçbir şey yolunda gitmiyorsa, moraliniz hala bozuksa ve kaygılıysanız, terapi desteği almaya çalışın. Doktorunuzdan veya ebenizden, bir ruh sağlığı uzmanı tavsiye etmesini rica edin.

Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon nasıl tedavi edilir?

Giderek artan sayıda kanıt, mevcut antidepresan ilaçların çoğunun hamilelik sırasında depresyonu tedavide, en azından bebek üzerindeki kısa vadeli olası etkileri açısından güvenli olduklarını ileri sürüyor. Ama uzun vadeli etkileri henüz net değil. Doktorunuzla, olası risklerini ve faydalarını görüşün.

Kadınlarda postpartum depresyon nasıl tedavi edilir?

Diğer depresyon türleri gibi postpartum depresyon veya doğumu takip eden depresyon da, tedavi edilebilir. Bu, ilaç tedavisi veya psikoterapi anlamına gelir. Bebek emziren bir kadın, antidepresan alma kararını mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Kadınlarda depresyonun yaygın olması orta yaş döneminde artar mı?

Menopozun sekiz ila on yıl öncesinde başlayan, menopoz öncesi dönem; kadınların üreme sürecinin bir safhasıdır. Bu süreçte yumurtalıklar, aşamalı olarak daha az östrojen üretir.

Menopoz öncesi dönem, yumurtalıkların yumurta salmayı bıraktığı nokta olan menopoza dek devam eder. Menopoz öncesi dönemin son bir veya iki yılında, östrojendeki düşüş hızlanır.

Bu aşamada birçok kadın, menopoza özgü belirtiler yaşar.

Menopoz, bir kadının adet görme döneminin bittiği ve östrojen üretimi olmadığı bir zamandır. Tanımı itibarıyla bir kadın, bir yıl boyunca adet görmezse menopoza girmiş demektir.

Menopoz, yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve bir kadının üreme yıllarının sonunu işaret eder. Menopoz, genelde kadınlarda 40 yaşının sonlarında, 50 yaşının başlarında oluşur.

Ama yumurtalıkları ameliyatla alınan kadınlar “aniden” menopoza girebilirler.

Menopoz öncesi dönemde ve menopoz sırasında östrojen seviyelerindeki düşüş, depresyon, kaygı ve hafıza değişimleri gibi fiziksel ve duygusal değişimleri tetikler. Bir kadının hormon seviyeleriyle fiziksel ve duygusal belirtileri arasında bir ilişki vardır. Düzensiz, daha ağır veya daha hafif geçen adet dönemleri ve hararet basmalar gibi birtakım fiziksel değişiklikler olabilir.

Menopoz belirtileriyle nasıl başa çıkabilirim?

Menopoz belirtilerini hafifletebileceğiniz ve sağlığınızı koruyabileceğiniz birçok yol vardır. Aşağıdaki öneriler, ruh hali dalgalanmaları, korku ve depresyonla başa çıkmanın yollarını içeriyor:

  • Sakinleştiricilerden uzak durun.
  • Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın.
  • Başarma duygusunu güçlendiren yaratıcı bir hobiyle veya dışarıda yapabileceğiniz etkinliklerle kendinizi meşgul edin.
  • Yoga, meditasyon yaparak veya yavaş, derin nefes alıp vererek kendinizi sakinleştirin.
  • Gece terlemelerini ve uyku bölünmelerini önlemek için yatak odanızı serin tutun.
  • İhtiyaç duyulduğunda arkadaşlardan, aile fertlerinden veya profesyonel bir danışmandan duygusal destek alın.
  • Ailenizle ve toplumunuzla ilgilenin ve arkadaşlıklarınızı besleyin.
  • Doktorunuzun yazdığı ilaçları, vitaminleri ve mineralleri söylendiği şekilde alın.
  • Hararet basmaları sırasında, serin kalmak için rahat kıyafetler giyin.

Kadınlarda depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyonu tedavi etmek için kullanılan antidepresanlarla ilaç tedavisi ve psikoterapi gibi bir dizi yöntem var. Eğer aile stresi depresyonunuzu güçlendiriyorsa aile terapisi faydalı olabilir. Ruh sağlığı uzmanınız sizin için en uygun tedavi programını belirleyecektir. Depresyondayken size yardımcı olabilecek yerler ve kişiler şunlardır:

  • Ruh sağlığı merkezleri
  • Çalışan destek programları
  • Aile hekimleri
  • Aile danışmanlık hizmetleri
  • Sağlık kuruluşları
  • Hastanelerin psikiyatri bölümleri
  • Sağlık ocakları
  • Psikiyatrlar, psikologlar, sosyal hizmet görevlileri veya ruh sağlığı uzmanları
  • Özel poliklinikler
  • Tıp fakültelerinin ilgili programları

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/kadinlarda-depresyon

Kadınlarda Depresyon Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor

Kadınlar sadece depresyona erkeklerden daha yatkın değildirler, aynı zamanda kadınlarda Depresyonun Nedenleri ve semptomların kalıpları bile farklılık göstermektedir.

Üreme hormonlarından, strese karşı kadınsal tepkilere, sosyal baskılara kadar çoğu faktör, kadınlarda depresyonun eşsiz tablosuna eklenmektedir.

Bu faktörleri öğrenmek Depresyon riskini azaltmaya ve onu daha etkili şekilde tedavi etmeye yardım edebilir.

Kadınlarda Depresyonu Anlamak

Depresyon hayatınızın her alanını etkileyebilen ciddi bir durumdur. Sosyal hayatınızı, ilişkilerinizi, kariyerinizi, amaç ve öz-değer duygunuzu etkileyebilir. Ve Özellikle kadınlar için, depresyon yaygındır. Gerçekte, Ulusal Ruh Sağlığı Derneği’ne göre, her sekiz kadından biri, hayatı boyunca bir noktada depresyon geliştirecektir.

Eğer mutsuz, suçlu, yorgun ve genel olarak “sıkıntı çeken” bir ruh halindeyseniz, majör depresyondan muzdarip olabilirsiniz. Fakat iyi haber depresyonun tedavi edilebilmesidir ve depresyonun kadınları üzerindeki etkileri ve doğuracağı sonuçları daha fazla anlamanız ve daha donanımlı olmanız sayesinde, üzerinizdeki bu durumla daha iyi mücadele edeceksiniz.

Kadınlarda Depresyonun Belirti ve Bulguları

Kadınlarda depresyonun belirtileri majör depresyonun belirtileri ile aynıdır. Yaygın şikayetler şunlardır:

– Depresif ruh hali

– Daha önce ze alınan aktivitelere ilgi kaybı

– Suçlu, umutsuz ve değersiz hissetmek

– İntihar düşünceleri ya da tekrarlayan ölüm düşüncesi

– Uyku bozuklukları (çok uyumak ya da az uyumak)

– İştah ve kilo değişiklikleri

– Enerji eksikliği ve yorgunluk

Kadınlar ve Erkekler Arasında Depresyon Farklılıkları

Depresyonun belirti ve bulguları hem kadınlarda hem erkeklerde aynı olsa da, kadınlar bazı semptomları yaşamak konusunda, erkeklere göre daha meyillidir. Örneğin, güneş ışığının az olduğu kış aylarında depresyon, mevsimsel duygulanım bozukluğu, kadınlarda daha yaygındır. Ayrıca, kadınlar alışılmadık Depresyon Belirtileri göstermeye daha yatkındır.

Alışılmadık depresyon belirtilerinde, az uyumak, az yemek ve kilo vermektense, tam tersi görülür: aşırı uyku, çok fazla yemek (özellikle karbonhidratlar), kilo almak.

Depresyonla ilişkili suçlu hissetme duygusu, kadınlarda yaygın ve belirginidir. Kadınlarda ayrıca, tiroid problemleri insidansı yüksektir.

Hipotiroidi depresyona neden olabildiği için, bu tıbbi problem daima depresyonda olan kadınlarda bir uzman tarafından ekarte edilmelidir.

Erkek ve Kadın Depresyonu Arasındaki Farklar

Kadınların Eğilimi:

Erkeklerin Eğilimi:

Kendini suçlamak

Başkalarını suçlamak

Mutsuz, değersiz, ilgisiz hissetmek

Öfkeli, huzursuz ve egosu şişmiş hissetmek

Kaygı ve Korku hissetmek

Şüpheli ve tetikte hissetmek

Her ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmak

Çatışma yaratmak

Endişeli ve moralsiz hissetmek

Umursamaz ve tedirgin hissetmek

Sınır koymakta zorlanmak

Her durumda kontrol etme ihtiyacı hissetmek

Kendi şüpheleri ve kaygıları ile ilgili konuşmayı kolay bulmak

Kendi şüphe ve kaygılarından bahsetmeyi “zayıflık” görmek

Kendini tedavi etmke için, yiyecekleri, arkadaşları ve “aşkı” kullanmak

Kendini tedavi etmek için, alkolü, seksi, TV’yi ve sporu kullanmak

Kadınlarda Depresyonun Nedenleri

Kadınlar, erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha fazla depresyona girerler. Bu iki-bir farklılığı, genetik, etnik ve ekonomik ayrılıklara dayanmaktadır.

Aslında, bu depresyon oranı cinsiyet farklılığı, dünya üzerindeki çoğu ülkede bulunmuştur. Kadınlarda depresyonun daha yüksek yoğunluğunu açıklamaya çalışan bir seri teori mevcuttur.

Sosyal, psikolojik ve biyoloik etkenler dahil çoğu etken, karmaşık bulunmuştur.

Kadınlarda Depresyonun Biyolojik ve Hormonal Nedenleri

Premenstrüel Sorunlar: Adet döngüsü sırasındaki hormonal dalgalanmalar, şişkinlik, sinirlilik, yorgunluk ve duygusal reaktivite gibi premenstrüel sendroma benzer belirtilere neden olabilir. Çoğu kadın için, PMS hafiftir. Fakat bazı kadınlarda, belirtiler, premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tanısı konulacak ve yaşamlarını bozabilecek kadar şiddetli olabilir.

Gebelik ve Kısırlık: Hamilelik sırasında oluşan çoğu hormon değişikliği, özellikle yüksek risk altındaki kadınlarda depresyona yol açabilir. Hamilelikle ilişkili kısırlık, istenmeyen gebelik ve düşük gibi diğer konular da ayrıca depresyonda rol oynayabilir.

Doğum Sonrası Depresyonu: Birçok yeni anne “bebek stresi”ni yaşar. Bu durum birkaç hafta içinde azalan normal bir reaksiyondur. Ancak, bazı kadınlarda depresyonla sonlanacak kadar şiddetlidir. Bu durum, doğum sonrası depresyonu olarak bilinir. Doğum sonrası depresyonunun,en azından kısmen hormonal dalgalanmalar tarafından etkilendiğine inanılmaktadır.

Perimenopoz ve Menopoz: Kadınlarda üreme hormonlarının hızla dalgalanması durumunda, menopoza yol açan adım olan perimenopoz süresinde depresyon riski artabilir. Geçmiş depresyon öyküsü olan kadınlar, menopoz süresince de olmak üzere yüksek risk altındadır.

Kadınlarda Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Olumsuz duyguları tekrarlayarak odaklanmak – Kadınlar depresyondayken düşünmeye daha meyillidirler.

Bu, duygusal gerginliği gidermek için ağlama, neden depresyonda olduğunuzu anlamaya çalışma ve arkadaşlarınızla depresyonunuz hakkında konuşma gibi durumları içerir.

Ancak, tekrarlamanın depresyonu devam ettirdiği ve hatta daha kötüye gitmesini sağladığı bulunmuştur. Diğer taraftan erkekler, depresyonda olduklarında dikkatlerini dağıtmaya meyillidirler. Tekrarlamanın aksine oyalanma depresyonu azaltabilir.

Stres- Bazı çalışmalar, az stres düzeyi altında, kadınların erkeklerden daha fazla depresyon geliştirdiğini göstermektedir. Ayrıca, stres altında kadınların psikolojik tepkileri farklıdır. Kadınlar, erkeklerden daha fazla stres hormonu üretir ve kadın cinsel hormonu progesteron, erkeklerde olduğu gibi stresin, hormon sisteminin kendisini kapatmasını sağlamasını engeller.

Beden algısı sorunları—Depresyonda cinsiyet farklılığı ergenlik çağında başlar. Ergenlik döneminde cinsiyet farklılıklarının ortaya çıkması önemli bir rol oynar. Bazı araştırmacılar, ergenlik dönemindeki cinsel gelişim süresinde kızlarda artan dış görünüş memnuniyetsizliğine dikkat çekmektedir.

Kadınlarda Depresyonun Tedavisi

Çoğu için, Depresyondan muzdarip kadınlar, başka herkes gibi aynı tedavi tiplerini almaktadır. Temel tedavi yaklaşımları, psikoterapi ve antidepresan tedavisidir. Ancak, kadınlarda depresyon için bazı özel tedavi şekilleri vardır.

Depresyon, Hormonlar ve Üreme Döngüsü

Üreme döngüsü ile ilişkili hormon dalgalanmaları, kadınların ruh hali üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu olasılığın ışığında, siz ve doktorunuz daima depresif belirtiler ve kadın üreme döngüsü arasındaki bağlantıya bakmalısınız. 

– Sizin depresyonunuz menstrüel dönem ve olası bir PMS etkisi ile bağlantılı mı?

– Hamile misiniz ve vücudunuzda ve sizde süregelen büyük değişikliklerle ilgili komplikasyonlarla mücadele mi ediyorsunuz?

– Son zamanlarda doğumdan sonra bebek stresi ile mücadele ediyor musunuz?

– Ya da menopozunuz yaklaşıyor mu, duygusal ve hormonal dalgalanmalar ile mi uğraşıyorsunuz?

Üreme döngüsünün tüm bu kilometre taşları depresyonu etkileyebilir ve tetikleyebilir. Bu ayrıca, hormon replasman tedavisi ya da doğum kontrol ilacının yan etkileri ile ilgili ruh halini de dikkate almak önemlidir. 

Depresyon tedavisi Kadınlar İçin Nasıl Farklılık Gösterir

Spesifik tedavi yöntemleri, genellikle kadınlar için modifiye edilmelidir. Kadınsal biyolojik farklılıklar sebebiyle, kadınlar genel olarak erkeklerden daha düşük dozlarda antidepresanlara başlatılmalıdır. Ayrıca kadınların yan etkileri yaşama olasılığı daha yüksektir, bu yüzden herhangi bir ilaç kullanımı yakından izlenmelidir.

Son olarak, kadınların, anksiyete bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi diğer durumlar için eş zamanlı tedavi gerektirme durumu erkeklere göre daha fazladır.

Kadınlarda Depresyon İçin Kendi Kendine Yardım

Basit bir yaşam tarzı değişikliği ile depresyonunuzda büyük yıkım gerçekleştirebilirsiz: Her gün egzersiz yapmak, yalıtılma dürtüsünden kaçınmak, yararsız yiyecekler yerine sağlıklı yiyecekler yemek, rahatlamak ve ara vermek için dışarıda zaman geçirmek.

İyi hissetmek zaman alır, fakat eğer her gün kendiniz için olumlu seçimler yaparsanız ve başkalarının desteğini alırsanız, oraya varabilirsiniz.

– Güvenebileceğiniz birine duygularınızı açın. Sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla neyin içinde olduğunuzu paylaşın. İhtiyacınız olan desteği ve yardımı isteyin. Çok değer verdiğiniz ilişkilerden kendinizi geri çekmiş olabilirsiniz, fakat bu zorlu dönemde size yardım edebilirler.

– Öyle hissetmeseniz bile, sosyal aktivitelerde bulunmak için çaba gösterin. Depresyonda olduğunuzda, içinize dönmek daha rahat hissettirir. Fakat diğer insanların etrafında olmak, sizi daha az depresif hissettirir.

– Kalkın ve hareket edin. Çalışmalar, düzenli egzersiz yapmanın, yorgunluk hissini azaltmada, antidepresan ilaçlar kadar etkili olabildiğini göstermektedir. Ağır spor yapmanız gerekmez. Her gün yapılan bir 30 dakikalık yürüyüş, ihtiyaç duyulan desteği verecektir.

– 8 saat uyku hedefleyin. Depresyon genel olarak uyku problemlerine neden olur. Ruh haliniz nedeniyle, çok az ya da çok fazla uyursunuz. Sağlıklı uyku alışkanlıklarını öğrenerek, daha iyi bir uyku düzeni edinin.

– Her gün biraz güneş ışığı alın. Gün ışığı eksikliği, depresyonun daha kötüye gitmesine sebep olur. Yeterince aldığınızdan emin olun. Açık havada kısa yürüyüşler yapın, bir kahve için, açık havada yemekten keyif alın, bir bankta insanları seyredin ya da bahçede oturun.

– Rahatlama teknikleri uygulayın. Günlük rahatlama teknikleri depresyon semptomlarını hafifletmeye, stresi azaltmaya, mutluluk ve huzur duygularını arttırmaya yardım edebilir. Yogayı, derin nefes almayı, kas rahatlatma hareketlerini ya da meditasyonu deneyin.

Premenstrüel Disforik Bozukluk

Çoğu kadın, premenstrüel sendromla (PMS) çok tanışıktır. Şişkinlik, huysuzluk ve yorgunluk gibi PMS’in istenmeyen belirtiler menstrüel döngü içinde, aynı anda ve her ay tekrarlayarak ortaya çıkar. Çoğu kadın için, bu premenstrüel belirtileri, rahatsızlık vericidir, fakat kaybolmaz.

Ancak on kadın içinden biri için, belirtiler çok sıkıntı vericidir ve premenstrüel disforik bozukluk ( PMDD) teşhisi konulan bir rahatsızlıktır. PMDD, şiddetli depresyon, asabiyet ve diğer duygu-durum bozuklukları ile karakterizedir. Belirtiler regl öncesi yaklaşık 10-14.

günlerde başlar ve başlangıçtan birkaç gün içinde gelişir.

Premenstrüel Disforik Bozuklukları Belirtileri

§  Üzüntü ya da umutsuzluk hissi
§  Gerginlik ve Kaygı hissi
§  Panik Atak
§  Ruh hali dalgalanmaları ve ağlama
§  Kalıcı sinirlilik ya da öfke
§  Günlük aktivitelere ve ilişkilere ilgisizlik

§  Konsantrasyon güçlüğü
§  Bitkinlik ve düşük enerji
§  Yeme isteği ve çok fazla yeme
§  Uyku bozuklukları
§  Kontrolden çıkma duygusu
§  Fiziksel belirtiler  (şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı, kas ağrısı)

Premenstrüel Disforik Bozukluk İçin Kendi Kendine Yardım Etme

PMDD semptomlarını iyileştirmek için, atmanız gereken çok adım vardır. Çoğu, yaşam tarzında basit değişiklikleri gerektirir.

Egzersiz- Düzenli aerobik egzersizi PMDD semptomlarını azaltabilir.

Beslenme Değişiklikleri- Beslenmenizdeki değişiklikler belirtileri azaltmaya yardımcı olabilir. Tuzu, yağlı yiyecekleri, kafeini ve alkolü kesmek tavsiye edilir. Kompleks karbonhidratlardan bolca tüketmek de ayrıca önerilmektedir.

Besin takviyeleri- B-6 vitamini, kalsiyum, magnezyum, Vitamin-E ve triptofanın PMDD’den muzdarip kadınlara yararlı olduğu görülmüştür. 

Bitkisel İlaçlar- Çuha çiçeği yağı ve hayıt ağacı meyvesinin her ikisi de PMDD tedavisinde etkili olduğu bulunan ve üzerinde çalışılan bitkisel takviyelerdir.

Stres Azaltma- Stresi azaltmak için Rahatlama teknikleri ve diğer stratejiler, PMDD semptomlarını yardım edebilir. Yoga ve Meditasyon özellikle etkilidir.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/kadinlarda-depresyon-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть