Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?

içerik

DERGİ – Cinsel isteksizlik sorunu olan kadınlara ilaç var mı?

Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?

Linda Geddes BBC Future

Barbara Gattuso 30’lu yaşlarının sonuna doğru kocası ile sekse karşı tavrının değiştiğini fark etti. “Bu konuyu onunla hiç konuşmadım ama doğrusu seks umurumda değildi” diyor. Şimdi 66 yaşında Barbara.

Sorunu isteksizlikti. Çoğu zaman, uzun dönemli ilişki yaşayan kişilerde zaman içinde başlangıçtaki tutkulu dönem söner gider. Fakat Barbara’nın sekse karşı hiç ilgisi yoktu.

Ve sadece kocasına karşı değil hiç kimseye karşı herhangi bir cinsel arzu beslemiyordu. Cinsellik alanında çalışma yapan psikologlar cinsel istekteki dalgalanmaları tümüyle normal karşılıyor, özellikle kadınların yaşı ilerledikçe.

Bazıları ise bunun beyindeki kimyasalların dengesizliğinden kaynaklanan tıbbi bir sorun olduğuna inanıyor.

Bugünlerde ABD Gıda ve İlaç Bakanlığı (FDA), “kadınlara yönelik viagra” olarak da bilinen Flibanserin adlı ilacın kullanımına onay verip vermeyeceğini tartışıyor. İlacın lehinde ve aleyhinde görüş belirten uzmanlar var.

Peki cinsel arzunun ortadan kalkmasına neden olan nedir? Flibanserin’in bu sorunu nasıl çözmesi bekleniyor? Yaşı ilerledikçe cinsel sorunlarla yüz yüze gelen sadece kadınlar değildir. Erkeklerin Viagra kullanımı bunun açık göstergesidir.

California Üniversitesi’nde psikiyatrist Stephan Stahl tıptaki şu deyimi hatırlatıyor: “Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu üç şekilde görülür: Ereksiyon, ereksiyon, ereksiyon.” Ve şu eklemeyi yapıyor: “Kadınlarda da cinsel fonksiyon bozukluğu üç şekilde görülür: Arzu, arzu, arzu.”
Telif hakkı BBC World Service

Bilim insanları açısından hem arzudaki bu azalmanın nedeni, hem de arzunun kaynağı gizemini koruyor. Tek bilinen şey bu sorunun beynin ödül bağlantılarıyla ilgili olduğu.

Bu konudaki teorilerden biri, kadınlarda cinsel isteğin azalması bozukluğunun (HSDD), beynin ön kısımlarında günlük işlerle ilgili kısmın devre dışı kalamamasından kaynaklandığını ileri sürüyor.

Bu nedenle beyinde motivasyon ve zei harekete geçiren ödülle ilgili bağlantılar sınırlanmış oluyor.

Bir zamanlar erkeklerin cinsel bozukluklarını tedavide oldukça başarılı görülen Viagra’nın ardından benzer bir ilacın kadın versiyonunu bulma yarışı başlamıştı. Kadınlardaki arzu sorunundan dolayı bu ilaç cinsel organa değil, beyne yönelik olacaktı.

Flibanserin bu yöndeki adımların bir ürünü. Başlangıçta antidepresan olarak geliştirilen ilacın ruh hali üzerinde bir etkisinin olmadığı görüldü. Fakat ilacın klinik deneme aşamasına katılan kadınlar bir yan etkiden söz etmeye başlamıştı: sekse karşı ilgilerinin artması.

Flibanserin, bu devre sisteminde nörotransmiter adı verilen sinyal moleküllerinin (dopamin, nöradrenalin ve serotonin) dengesine ince ayar çekiyordu.

Stahl, bu ilacın “bu devre sisteminin ayarlı olmasını sağlayacak şeyin yerini aldığını ya da onu normal seviyede tuttuğunu” belirtiyor.

“Belki de kadınların cinsel isteklerini sınırlayan beyninin ön kısmındaki bu devreleri kapatmasını sağlıyordur” diyor Stahl.

Alevlenen arzular?

Flibanserin’den antidepresan olarak vazgeçilmiş, ama HSDD bozukluğu olan kadınlarda cinsel isteği canlandırmak için kullanılması önerisi getirildi. Fakat ilk denemelerde kadınlar “tatmin edici bir cinsel hayat”tan söz etseler de, ilacın cinsel istekleri üzerinde önemli bir etkisi olduğunu gösteremediler. Bu nedenle FDA ilacın bu amaçla kullanımına 2010’da onay vermedi.

Telif hakkı BBC World Service

Fakat daha sonraki araştırmalar bu ilacın cinsel isteği artırıcı etkisinin olduğunu, fakat bu etkinin sınırlı kaldığını gösterdi. Kadınlardaki HSDD bozukluğuna yönelik ilaç bulunması doğrultusunda kampanya yürüten Even The Score adlı kampanya grubunun (maaşı bir ilaç şirketi tarafından ödenen) başkanı Susan Scanlan, sorunun bu etkinin nasıl ölçülebileceğinde yattığını belirtiyor.

“Ortalama bir Amerikalı kadın ayda üç kez seks yaşıyor. Eğer hasta bu aylık sayıyı tutturamadıysa bu ilacın başarısız olduğu anlamına mı gelir?” diye soruyor. Flibanserin kullanan kadınların 28 gün içinde 2,5 kez seks yaptığını, HSDD bozukluğu olan kadınlarda bu sayının 1,5’te kaldığı belirtiliyor.

Bu denemelere katılan bazı kadınlarsa daha büyük gelişme kaydetmişti. Barbara onlardan biriydi. 2011’de bu denemelere katıldığında ona önce plasebo ilaç verilmişti. İlacın hiçbir etkisi olmadığını gördü. Daha sonra gerçek ilacı denediğinde ise birkaç hafta içinde farklı bir insana dönüştüğünü, cinsel yaşamında büyük ilerleme olduğunu söylüyor Barbara.

Yan etkiler

Fakat bu gelişmelere karşılık bazı yan etkileri vardı ilacın: baş dönmesi ve bulantı gibi. Scanlan bunun Viagra ve ereksiyon sorunuyla ilgili diğer ilaçların yan etkileri kadar şiddetli olmadığını söylüyor. “Erkekler için onay verilen bu ilaçların 26’sında kalp krizi, körlük, ani ölüm ve peniste delinme gibi yan etkiler gözlenmiştir” diyor.

Bazıları ise Flibanserin gibi bir ilaca onay verilmesinin, kadınları, ilişki uzmanlarına danışma ya da hayatlarındaki aşırı çalışma ve depresyon gibi diğer sorunları çözmeye yönelme yerine hemen tıbbi çözüme başvurmaya itebileceğini söylüyor. Cinsel istek sorununda ilişkilerin, ruh hali, mahremiyet gibi faktörlerin önemli olduğu belirtiliyor.

Fakat yine de bazı durumlarda ilaca dayalı çözüm gerekebileceği, ancak bu ilacın klinik olarak önemli gelişmeye işaret etmesi ve yan etkileri konusunda daha ayrıntılı bilgiye ihtiyaç olduğu görüşü savunuluyor. Flibanserin’in reddedilmesi halinde ise daha etkili alternatif arayışlarının sekteye uğramasından da endişe duyuluyor.

Son çare

Kimse önce ilişkiyle ilgili sorunlar, yorgunluk, stres, ilaç kullanımı gibi başka faktörler hesaba katılmadan hızlı çözüm olarak ilaca başvurulması gerektiğini savunmuyor. Stahl, “Sekse ilgi duymuyorsanız şunu sormanız lazım: bu ilgisizlik sadece kocanıza karşı mı yoksa genel bir ilgisizlik mi? İlacın kötü bir evliliğe faydası olmayacaktır” diyor.

Barbara ilişki sorunlarının çözümü için danışmanlara başvurulabileceğine, ama bunun kendi evliliğine fazla bir faydası olmayacağına inanıyor. “Diyabet gibi tıbbi bir sorununuz varsa istediğiniz kadar konuşun bir faydası olmaz. HSDD de beyinde bir dengesizlik sorunudur.”

Barbara gibi hastalar Flibanserin’i kendileri için son çare olarak görüyor. “İlacın denemelerden çekildiğini öğrendiğimde sadece kendim için değil, bu sorunla karşı karşıya olan ve yardım alamayan yüzbinlerce kadın için üzüntü duydum. Onların böyle bir ilaca ihtiyacı var” diyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Источник: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150604_vert_fut_kadinlarda_cinsel_isteksizlik

Kadınların Kaçınılmaz Kabusu Menopoz İle İlgili En Çok Sorulan 10 Soru

Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Memorial Antalya Hastanesi

“Menopoza girdikten sonra artık şişman bir kadın mı olacağım?”“Şimdi benim cinsel hayatım bitti mi?

“Sürekli terleyip, sıkıntı mı duyacağım?”

Bunlar menopoz döneminde giren kadınların en önemli endişe kaynakları… Menopoz dönemi kadın hayatının önemli dönemeçlerinden ancak bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın yolu son derece dikkatli ve bilinçli davranmaktan geçiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanları, menopoz ile ilgili en fazla merak edilen soruları yanıtladı.

1. Ailemde erken menopoz var, ben de menopoza erken girer miyim?

Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski daha fazladır. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı ortalama 1,5 yıl erkene çekilmektedir.

2. Erken menopoza girdim, ilaç tedavisi ile adet görmemin sakıncası var mı?

Yumurtalıklardan salgılanan östrojen hormonu, kemik erimesi riskini ve kalp damar hastalığı riskini azaltmaktadır. Östrojen aynı zamanda beyindeki anlama-kavrama fonksiyonlarıyla cinsel fonksiyonun sürdürülmesine de yardımcıdır.

Menopoza girildiğinde vücutta östrojen hormonu azaldığından, kemik erimesi olasılığı artar. Özelikle 40 yaş altında menopoza giren kadınlar östrojen eksikliği nedeni ile sağlık açısından risk altında olduklarından bu yerine koyma tedavisi büyük önem taşır.

Adet görmenizi sağlayacak olan hormon tedavisi ile hızlı kemik kaybı engellenebilir. Ateş basması, vajinada kuruluk, ruhsal gerginlik gibi menopoz belirtileri de hormon tedavisi ile azaltılabilir. Bu dönemde verdiğimiz ilaçlar vücudun ihtiyacı olan hormonları yerine koymak içindir.

Düzenli yıllık kontroller yapılarak 5 yıl ilaç kullanımı önerilir.

3. Menopoz kilo aldırır mı?

Menopoz döneminde kilo kontrolünün eskisine oranla daha güç hale gelmektedir. Bunun birçok nedeni vardır ama temel neden menopozla birlikte metabolizmanın yavaşlamasıdır.  Diğer nedenler arasında depresyon, yeme alışkanlıklarında değişiklik ve günlük aktivitelerde azalmayı sayabiliriz.

Menopoz çağına gelen kadınların çoğu ev ve iş yaşamlarını düzene sokmuş olduklarından aktivitelerinde azalma olur. Böylece menopoz kadını 5-10 yıl öncesine göre daha kolay kilo alan biri haline gelir. Diğer taraftan menopoz yaşlarında sık görülen hipotiroidi gibi hastalıklar,  kilo problemine bir katkıda bulunabilir.

Menopoz döneminde aşırı stres vücutta kortizol salınmasını artırdığı için kilo kontrolü daha da zorlaşabilir.

Kilo fazlası menopoz döneminde safra kesesi taşlarına, özellikle dizlerde eklem hastalıklarına, göğüs altı ve kasıklarda pişik ve mantar enfeksiyonlarına, horlamalara ve uyku apnelerine de yol açabilir.

Menopoz döneminde kilonuzu korumak için almanız gereken önlemler daha çok hareket etmek ve daha az kalori tüketmektir.

 Sağlıklı bir kiloda kalmaya gayret edin, ama birkaç kilo fazlanız olması, makul düzeylerde olduğu ve sağlığınızı etkilemediği sürece sorun değil.

4. Sıcak basmaları normal mi?

Sıcak basması menopozun ana semptomlarından biridir. Baş, boyun ve göğüs bölgesinde kızarıklık ve ısı artışı hissi olarak tariflenebilir. Terleme ile birlikte olabilir. Birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir.  Stresli zamanlarda ya da sıcak havalarda sıcak basmaları daha sık olur.

  Adetten tamamen kesilip menopoza girmeden önceki premenopozal dönemde de kadınların onda birinde sıcak basmaları başlayabilir. Menopozdaki kadınların yarısı sıcak basmaları yaşar.  Sıcak basmaları kadının östrojen düzeyindeki düşüşle ilişkili olduğu için hormon tedavileri sıcak basmalarını azaltır.

Menopozda en sık rastlanan şikayetlerden biri olsa da, sıcak basması sağlığa zararlı değildir. Geceleri olan sıcak basmaları uyku düzenini etkileyebilir, bunun dışında tıbbi olarak zararı yoktur. Stresli durumlar, tiroid hastalıkları, alkol ve bazı yiyeceklerin de sıcak basması yapabileceği akılda tutulmalıdır.

5. Sıcak basması için antidepresan kullanmalı mıyım?

Antidepresanlar, östrojen verilemeyecek kişiler için sıcak basmalarını gidermede kullanılabilir. Ancak hormon tedavisi kadar etkili olmadığı gösterilmiştir.

6. Menopozda cildimde ve saçlarımda değişiklikler olacak mı?

Menopoz döneminde, östrojen eksikliğine bağlı olarak deride de bir takım değişiklikler oluşur. Deride incelme ve elastikiyet kaybı en önemli değişikliklerdir. İncelmeler özellikle yüz bölgesinde belirgindir, buna bağlı olarak kırışıklıklarda artma olur.

Menopoz öncesi dönemde kadınlar hem testosteron hem östrojen üretir.  Bu dönemde östrojen düzeyi testosteron düzeyinden daha fazladır.

Kadında üretilen testosteron 5 alfa redüktaz adındaki bir enzim ile dehidrotestosteron adlı hormona dönüştürülür. Dehidrotestosteron kadın tipi kelliğe yol açar, yani erkektekinden farklı olarak saç kaybı yaygın olur.

Menopozdaki kadınların yaklaşık üçte ikisinde saç dökülmesi görülür, bazen yalnızca saçlarda incelme olur.

7. Menopoza giren herkes hormon kullanmalı mı?

Kadınlarda kalp krizi ve damar sertliği gibi kardiovasküler hastalıklar menopoz öncesi yaşlarda oldukça nadirken, menopozla birlikte artar.

Buradan yola çıkarak östrojen tedavisi, kalp hastalıklarından ve kemik erimesinden korunma amaçlı 90’lı yıllarda yaygın olarak kullanılmaktaydı.

2002 yılında yapılan WHI çalışması sırasında menopoz döneminde östrojen tedavisinin kadını kalp hastalıklarından korumadığı izlendi. Bu nedenle artık menopoz dönemindeki kadınlara kalp hastalıklarından korunma amaçlı östrojen tedavileri verilmemektedir.

Günümüzde, hormon tedavisi terleme, sıcak basması şikayetleri olan kişilere ve kemik erimesi riski fazla olan kişilere önerilmektedir.

8. Menopozda egzersiz neden gereklidir?

Menopoza girildikten sonraki yıllardaki en önemli sorunlardan birisi olan kemik erimesi,  fiziksel aktivitenin kısıtlı olduğu yaşam tarzında daha şiddetli olmaktadır. Bu nedenle menopoz döneminde belirli bir program dahilinde egzersiz yapmak gereklidir.

9. Menopoza girdim, cinsel hayatım bitti mi?

Menopozda vajinal sıvı miktarı azalır ve vajinanın elastikiyeti azalır. Vajinada kuruluk ve darlık hissi nedeniyle yanma, ağrı gibi sorunlar yaşanabilir.

Menopoz döneminde cinsel istekte azalmayı değerlendirirken, kuruluk nedeniyle ortaya çıkan ağrıdan korkmaktan ya da hipertansiyon ilaçları gibi bazı ilaçların kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, psikososyal bir durum olup olmadığını ayırd etmekte fayda vardır.

Bu nedenle eşin desteği çok önemlidir. Vajinal kuruluk tedavisinde östrojen içeren lokal ilaçlar kullanılır.

10. Menopozdaki kadınlarda yapılması gereken incelemeler nelerdir? Bu incelemeler sadece “Menopoz bölümü” olan hastanelerde mi yapılır?

Dikkatli bir kişisel ve aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir.

Laboratuar tetkikleri arasında belli aralıklarla yapılması gerekenler PAP Smear testi, ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi, tam kan sayımı, lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler), karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST), TSH, mamografi, meme ultrasonu ve kemik yoğunluk ölçümüdür.

Bu testler için mutlaka bir menopoz merkezine başvurmanız gerekmiyor.  Menopoz konusundaki son gelişmeleri takip eden bir Kadın Doğum hekimi, tetkiklerinizi değerlendirip sizi en doğru şekilde yönlendirebilir.

Güncellenme Tarihi: 26 Ocak 2011Yayınlanma Tarihi: 26 Ocak 2011

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kadinlarin-kacinilmaz-kabusu-menopoz-ile-ilgili-en-cok-sorulan-10-soru/

Kadın Sağlığı

Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?

– Kız çocuklarının ilk adet kanaması yani MENARŞ, ortalama 11-14 yaş aralığında olur. Bu dönemde adet ile birlikte, vücutta kıllanma ve meme gelişimi de olur.

Ancak bu yaş aralığı aileye, yaşanılan bölgeye ve beslenmeye de bağlıdır. 9 yaşından önce olurse erken, 16 yaşından sonra olursa da geç menarş olarak kabul ederiz.

Erken ve geç menarşın araştırılması gerekmektedir, gerektiğinde tedavi edilmelidir.

Adet dönemi kaç gün sürer?

– Kişiden kişiye değişmekle beraber genelde 2 ile 6 gün arasında değişir. Daha kısa ya da daha uzun olması durumunda hormonal ya da organik sorunlar araştırılmalıdır. Ultrason ve kan testleri ile nedenleri tespit edilebilir.

Sağlıklı adet döngüsü kaç gündür?

– Sağlıklı adet döngüsü 28 gün olarak bilinir ama kendi içinde değişen 21 ile 35 gün arasındaki periyotları da normal kabul ederiz. İlk adetini gören bir kız çocuğunun bu sayıya ulaşmasını beklemeyiz.

Aynı şekilde menopozdan önce de bu sayıda değişiklikler olmaktadır. Genellikle ilk adetten sonraki 2 yıl ve menopozdan önceki 3 yıl bu döngüde değişiklikler olur.

Kadınların en düzenli adet döngüsü aralığı 20 ile 40 yaşları arasında olur.

Adet döneminde tampon kullanmak sorun yaratır mı?

– Eğer doğru kullanılıyorsa sağlıksız bir seçim değildir. Günlük hayat temposuna devam eden bir kişi adet döneminde tampon kullanır ve bu sayede yaşam konforunu korumak ister. Sadece bazı uyulması gereken kurallar vardır. Bunlar; adet gününe ve kanama miktarına uygun tampon seçmek, doğru yerleştirmek ve 4 ile 6 saatte bir değiştirmek. Tamponları asla içeride unutmamalısınız.

Adet döneminde tampon mu yoksa ped kullanmak mı?

– Ped kullanmak tampon kullanımına göre daha risksizdir. Ancak ped kullanırken genital bölgenin havasız kalma sorunu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla tampon kadar pedi de sık değiştirmek önemlidir.

 
Kadınların günlük aktivitelerinde zorluk yaşamamak adına yani havuz, spor gibi faliyetlerden mahrum kalmamak için tampon, diğer tüm günlük yaşantıları için de ped tercih etmeleri daha doğru olacaktır.

Genç kızlar tampon kullanabilir mi?

– Kızlık zarı kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Nadir olarak bazı insanlarda kızlık zarının ortasındaki boşluk tampon yerleştiremeyecek kadar dar veya bölmeli şeklindedir. Bu yüzden böyle durumlarda önce jinekoloğa danışmak ve hekimin önerisi ile kullanmak gerekir.

Adet döneminde ne yapmak lazım?

– Adet döneminde hayatınızı normal bir gününüzü geçirdiğiniz gibi geçirmelisiniz. Çok ağır sporlar haricinde spor yapmanın da bir sakıncası yoktur. Kanama ve ağrısı fazla olan kişilerde bu tarz ağır aktiviteleri azaltmak gerklidir.

Adet döneminde hijyen nasıl olmalıdır?

– Rahim ağzı, içeride olan kanamayı vajinaya boşaltabilmek için gevşer. Bu sebeple normalde daha steril olan rahim, dış ortamdan daha çok etkilenir. Dolayısıyla enfeksiyon kapması kolaylaşır. Adet günlerinde ped ve tamponu sıklıkla değiştirmenin yanı sıra cinsel ilişkide bulunmamak da enfeksiyon riskini azaltır.

Şiddetli adet kanamasının nedeni nedir?

– Adet döneminde ortalama olarak 20 ile 60ml kan kaybı olur. Miktar bunun üzerine çıktığında ise pıhtı gelmeye başlar. İşte bu pıhtıya bağlı olarak ağrılar da artar.

Genellikle sonradan ortaya çıkan ağrıların nedeni myom ve poliplerdir. Ancak bunlar rahmin iyi huylu oluşumları sebebiyledir. Bazen ise hiç bir patolojik sonuç bulunmaz.

Eğer en baştan beri kanama göreceli olarak çoksa, bu durum yapısal olarak kabul edilir.

Bazı insanlar çok sancılı bazı insanlar ise ağrısız adet dönemi geçirmektedirler. Bunun nedeni nedir?

– Adet dönemindeki ağrılar 2 ana başlıkta toplanır.

Bazı kişilerde çikolata kisti, myom, pelvik inflamatuar hastalık, polip, adenomyomzis ve rahim ağzı kanalının darlığı gibi görüntüleme yöntemleri ile varlığı saptanabilen organik patolojilerdir ve hepsinin kendine özel tedavisi vardır.

Bazı kişilerde de organ patolojisi bulunmadığı halde prostoglandin salgısı rahim zarında fazlaca salgılanarak alt karın bölgesinde kramplara yol açar. Ayrıca Bulantı ve hafif ishal de bu yüzden ortaya çıkar.

Adet sancılarını azaltmanın bir yolu var mıdır?

– Yoğun ağrılarda Non steroid antienflamatuar ağrı kesicileri hastalarımıza yazmaktayız. Doğum kontrol hapları da uygun hastalarda sorunu ortadan kaldırabilir. Ayrıca E, B1, yağ, magnezyum eksikliğini gidermek de sorunu çözebilir.

Adet öncesi gerginliğin nedeni nedir?

– İstatistiki verilere göre kadınların %15'i adet dönemlerinde orta ya da şiddetli bir biçimde hayatlarını etkileyen fiziksel ya da ruhsal şikayetler yaşıyor.

Alınganlık, agresiflik, vucutta su tutulması, kilo artışı, göğüslerde duyarlıklık gibi sonuçlar yumurtlamanın ilk günleri başlayıp adet sonrasında düzelen şeylerdir.

Bu sıraladıklarımıza ek olarak; bağırsak fonksiyonunda değişiklikler, uyku hali, bulantı, baş ağrısı ve daha birçok şikayet ortaya çıkabilir.

Kısalan adet günleri menopoz habercisi midir?

– Kısalan adet gününün bir çok etkisi olabilir. Bunlar: doğum kontrol hapı, jinekolojik operasyon, kürtaj, hormon ilaçları, hormonlu spiral, stress, aşırı diyet şeklinde sıralayabiliriz.
Bazı durumlarda ise aileseldir. Menopoz öncesinde kanamalar kısalıp azalabilir ama bu illa da menopoz habercisi demek doğru olmaz. Kişinin yaşına ve bulgulara göre değerlendirilmelidir.

Sağlıklı bir kadın kaç yaşına kadar adet görür?

– 40 yaşında kadar düzenli adet seyri devam eder. 40 yaşının başlarında da genellikle bu böyledir. Ortalama 49-50 civarında adet kesilir. Ancak bu rakam ortalamadır. Genetik faktörler menopoz üzerinde oldukça etkilidir. Ayrıca sigara tüketimi, kemoterapi, pelvik bölgeyi ilgilendiren radyoterapi menopoz yaşını öne çekebilir.

Kadınların düzenli olarak yaptırması gereken testler?

– Cinsel hayatın başladığı andan itibaren düzenli olarak jinekolojik muayene ve smear yapılması gerekir. Smear aralığı risk faktörüne göre değişir. Kendi ve partneri tek eşli olan kişilerde normal çıkan bir smear sonucu ile diğer test 3 yıl sonraya kadar ertelenebilir.

Ancak çok partnerli yaşantıda 6 ayda bir smear testi yapılması önerilir. Buna ek olarak HPV virüs testi de eklenebilir. 
Meme ile ilgili görüntüleme takibi ise ailesel ya da risk faktörüne göre belirlenir. 40 yaşından itibaren düzenli kontrol edilmesi gerekir.

Son yıllarda bu yaşın küçülmesi nedeniyle, elle anlayamadığımız durumları tesbit için ultrason ve mamografi istenebilir.

Uzun süren adet dönemi hastalık habercisi midir?

– Eskiye oranla uzayan adet süresi hormonlardaki değişikliklerden, myom ya da polipten kaynaklanıyor olabilir. Adet kanamalarının alışılmış olan durumun dışında bir değişiklik olduğunda mutlaka jinekolojik muayeneden geçmeleri gerekir. Büyük ihtimalle geçici bir durum veya iyi huylu bir oluşum sebebi olsa da, küçük ihtimal ciddi hastalıkların habericisi olabilir.

Daha sağlıklı olmak/ Kadın hastalılarının önüne geçmek için ergenlikten itibaren alınacak önemler nelerdir?

– Öncelikle anneler kızlarına genital hijyen konusunda özenli olmalarını ve adet düzenlerini kaydedip takip etmeleri gerektiğini öğretmelidirler. Sonraki dönemde eğer adet döngüsü oturmadıysa ya da ağrı – kanama şikayetleri varsa ultrason ile muayene olmaları gerekebilir.

Bazı durumlarda doğuştan olan sorunlarla karşılaşabiliyoruz. HPV aşısı genç kızlarda mümkün olduğunca yaygınlaştırmaya çalıştığımız bir uygulama. Cinsel aktivitelerin başladığı yıllarda ise cinsel yollarla bulaşan hastalıklardan korunma ve istenmeyen gebelikten kaçınma konusunda önlem alınmalıdır.

Bunları doğru uygulayan kadınlar genital sağlık konusunda risk almamış olurlar.

Источник: https://www.kadindogum.com/kadin-sagligi.asp?page=kadin-sagligi-sorulari

Kürtaj yaptıktan sonra psikolojik yardıma ihtiyacınız var mı?

Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?

Birçok kürtaj sonrasında herhangi bir psikolojik yardıma ihtiyaç duymaz. Kürtaj sonrası pişmanlık duyguları nadir görülmektedir. Aksine, kürtaj sonrasında en sık hissedilen duygu rahatlamadır.

Geçici suçluluk duygusu, üzüntü veya kaybetmişlik hissi de sık rastlanır ancak birçok kadın kendilerini etkileyebilecek bu negatif duyguların üstesinden gelebilmektedir. Kürtaj sonrası süreçte duygusal olmak normaldir.

Üzerinizde üzüntü veya yas duyguları sizi etkileyebilecek olsa da, bu duygular birkaç gün içinde kaybolacaktır. Ancak sosyal dayatmaların ve tabuların büyük olduğu ülkelerde, kadın suçluluk hissedebilir ve utanç duyabilir.

Eğer medikal kürtaj metodunun sizin için uygun olup olmadığından emin değilseniz, bunu güvendiğiniz bir arkadaşınızla tartışmanızı öneririz. Kurtaj olmak istiyorsaniz, Women on Web yardim servisinden yardim talep edebilirsiniz: https://www.womenonweb.org/tr/i-need-an-abortion

Kürtaj sonrası yaşanabilecek deneyimlerde her kadın özgündür. Çoğu kadın var olan koşullar dahilinde en doğru seçimi yaptıklarını ifade ederek rahatlama duygusu yaşadıklarını belirttiler. Bu, en sık rastlanan tepkidir. Bununla birlikte bazı kadınlar için kürtaj; üzüntü, suçluluk, öfke, utanç ve pişmanlık gibi farklı duygusal tepkiler de yaratmıştır.

Bazı kadınlarsa, suçlu hissetmeleri gerektiğini düşündüklerinden ve aksine suçluluk deneyimlemediklerinden dolayı kendilerini kötü hissetmişlerdir.Genel olarak, duygusal acınızı anlamanız hissetmiş olabileceğiniz yas, suçluluk, öfke veya utanç gibi duyguları aşmanıza yardımcı olur.

Bir zorluk yaşamanız halinde, incindiğinizi ve kendinize dikkat etmeniz gerektiğini anlamanız oldukça önemlidir.

Kürtaj yapmak, sizi kötü bir insan yapmaz. Bu şekilde kürtaj yapan tek kişi de siz değilsiniz ve bu anlamda asla yalnız değilsiniz. Birçok kadın, dünya çapında yılda yaklaşık 42 milyon kadının kürtaj yaptığını öğrendiğinde şaşırmaktadır.

Ne gibi şeyler kadının kürtaj sonrası stres hissetmesine katkı sağlar?

Hormonlarınız gebelik öncesi duruma geçmek üzere değişir. Bu kimyasal değişim, üzüntü hissetmenize ve hüzün duymanıza sebebiyet verebilir.

Kararı sizin almanız yerine, sizi kürtaj yapmanız konusunda biri zorlamış olabilir. Ailenizden veya arkadaşlarınızdan yeterli destek almamış olabilirsiniz.

Bu yalnızlık durumu, kadınların kürtaj sonrasında stresli hissetmelerinin temel faktörlerinden biridir.

Verdiğiniz karardan emin olmayabilirsiniz. Medikal kürtajın sizin bulunduğunuz koşullar için doğru çözüm olup olmadığı net olmayabilir. Terk edilmiş ve yalnız hissediyor olabilirsiniz.

Belki de gebe kaldığınız adamın, gebeliğinizi korumanızı istemesini ummuş olabilirsiniz.  Belki de onun bunu istememesi, üzüntünüzü arttırıyor olabilir.  Özgüveniniz düşük olabilir ve çoğunlukla kendinizle ilgili konularda kendinizi kötü hissediyor olabilirsiniz.

Okul, iş, çocuklar vb. gibi hayatınızın diğer meşguliyetlerinde stes yaşıyor olabilirsiniz.

Bir daha asla hamile kalamayacak olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Eğer endişelerinizden biri buysa, lütfen güvenli medikal kürtajın gelecekte kısırlığa sebebiyet vermeyeceğinden emin olunuz.

Zor bir karar aldığınız her anda, kararı sürekli yeniden değerlendirmeniz, endişelenmeniz ve “Farklı bir seçim yapsaydım ne olurdu?” diye düşünmeniz normaldir. Kürtaj, daha önce yaşadığınız ve baskıladığınız deneyim ve duyguları size tekrar yaşatabilir.

Örneğin, geçmişte cinsel istismara mağruz kaldıysanız, kendinizi bu istimarla ilişkili duyguları yeniden yaşarken bulabilirsiniz. Gebelik ve kürtaj konusunda hassas hissetmeniz, geçmişte öfkeli ve hassas hissettiğiniz bir anı hatırlamanıza sebebiyet verebilir.

Kürtaj sonrasında depresif hissetmek normal midir?

Nadir olarak, kadınlar kürtaj sonrasında klinik depresyon yaşayabilirler. Eğer duygularınız yoğunsa ve zamanla hafiflemiyorsa, bu bir depresyon belirtisi olabilir ve hemen bir profesyonele danışmalısınız. 

Kürtaj sonrası depresyon riskini arttıran; depresyon geçmişi, anksiyete ve panik atağa sahip olmak gibi faktörler mevcuttur. Depresyon oldukça ciddi bir hastalıktır. Depresyon yaşadığınıza inanıyorsanız, size yardımcı olabilecek doktor, terapist veya danışman gibi kimselerden profesyonel yardım almanız çok önemlidir.

Post-Kürtaj Sendromu nedir?

Tıbbi ve bilimsel çevrelerin çoğu, kürtaj gerçekleştiren kadınların kürtaj sonrasında ya çok az ya da hiç psikolojik problem yaşadıkları konusunda genel uzlaşıya varmışlardır.Bununla birlikte, kürtaj karşıtı çevreler de kadınların bir post travmatik stres bozukluğu olan post-kürtaj sendromu yaşayacaklarını iddia etmektedir.

Güvenilir ve önyargısız çalışmalar, kürtaj sonrası psikolojik sıkıntılar görülebilse de, bunların nadir, hafif ve kısa süreli olduğunu göstermektedir. Çoğu psikiyatri uzmanı post-kürtaj sendromunun varlığından şüphe etmektedir ve kürtajın insanın hayatında yaşayabileceği başka herhangi bir stresli deneyimden daha farklı olmadığını belirtmektedir.

Kürtaj sonrasında iyileşmek için kendime nasıl yardım edebilirim?

Kürtaj sonrasında, kararınızla başa çıkmak için yapabileceğiniz belli somut şeyler vardır. Aşağıdaki öneriler, duygularınızı kabul etmeniz ve onlarla başa çıkabilmenize, üzüntünüzün kaybolmasına yardımcı olabilir ve yaşadığınız kürtaj deneyimini “sona erdirmenizi” sağlayabilir.

Hissettiğiniz hüznü ve üzüntüyü dışarı vurmak için kendinize izin vermek bu duyguların azalmasına yardımcı olacaktır. Her zaman böyle hissetmeyeceksiniz. Kendinize karşı acımasız olmayın. Kendinizle olumlayıcı şekilde konuşun. İyi bir insansınız. Ahlaklı bir insansınız.

Kendinize güçlü olduğunuzu hatırlatınız-zor bir karar verdiniz.

Kendinize neden kürtaj yapma kararı aldığınızı hatırlatınız.

Kendinize, var olan koşullarda verebileceğiniz en iyi kararı verdiğinizi hatırlatınız.

Kendinize sorunuz, eğer bir gün planlı bir gebeliğiniz olursa, bu durum şimdiki durumunuzdan nasıl farklı olurdu?

Duygularınızı sizin dışınızda kimsenin göremeyeceği bir günlüğe veya deftere yazınız.

Kendinizi iyi hissettiren şeyleri düşününüz. Bunları yazınız ve her gün bunlardan bir kısmını yapmaya çalışınız.

Kendinize geleceği hatırlatınız. İlerde yapmayı dört gözle beklediğiniz şeylerin bir listesini oluşturunuz.

Gebeliğinizle olan ilişkinize bir hoşçakal mektubu yazarak, onu saklayarak veya yakarak, bir “son” vermeyi düşünün.

Stresle başa çıkmak için rahatlama egzersizleri yapınız.

Websitesi'ndeki Kürtaj oldum bölümünden diğer kadınların kürtaj deneyimlerini okuyunuz. Bu sizi rahatlatabilir ve duygularınız daha net hale getirebilir. 60

Kürtajla ilgili deneyimlerde farklı kadınların farklı duyguları vardır. Psikolojik çalışmalar, kürtaj olmayı seçmiş kadınların uzun süreli herhangi bir süreç yaşamadıklarını gösterir. Bu çalışmalar, kadınların kendilerini etkileyecek olan negatif duyguların üstesinden gelebildiklerini gösterir.

“Birçok çalışma, kürtaj sonrası pişmanlık duygusunun nadir olduğunu göstermiştir.Aksine, kürtaj sonrasında en sık rastlanan hissiyat rahatlamadır.Geçici suçluluk duygusu, üzüntü veya kaybetmişlik hissi de sık rastlanır ; ancak hiçbir kanıt rutin terapilerin gerekli olduğunu veya bu duyguları aşmaya yardımcı göstermemektedir.

1  Bulgular, birçok kadının kürtaj sonrası herhangi bir terapiye ihtiyaç duymadıklarını göstermektedir.1

Источник: https://www.womenonweb.org/id/language/select/tr?p=%2Fid%2Fpage%2F537%2Fin-collection%2F6905

Cinselliğin yaşı var mı?, kaç yaşına kadar sürer?

Kadınlara Sağlığını Soran Var mı?

Branşım gereği bana yöneltilen bazı sorulardan insanların bir kısmının “kadınların cinselliğin sınırlı bir yaşa kadar devam ettiği, menopoza girilince cinselliğin de bittiği” gibi yanlış bir hisse kapıldıklarını anladım. Bu nedenle bu yazıda cinselliğin yaşı konusundaki bazı yanlış bilinenleri düzeltmek istedim.

Öncelikle cinselliğin kaynağından başlamak gerek:

Libido adı verilen cinsellik dürtüsü insanı cinsel eylem arayışına iten ve aynen açlık, susuzluk, kendini koruma dürtüleri gibi çalışan bir “itici güçtür”.

Açlık, insanı gıda aramaya ve yemek yemeye yöneltir ve amacı bedenin yaşamı devam ettirmek için ihtiyaç duyduğu maddeleri almasını sağlamaktır.

İşte libido da canlının ait olduğu neslin devamını sağlamaya yönelik olarak onu karşı cinsten biriyle yeni bir canlı dünyaya getirmeye yöneltir.

Cinselliğin tarifi elbette bu kadar basit değildir.

Zira “libidonun” başka kaynakları da vardır: Cinsellik, kendini tatmin, gevşeme ihtiyacı, zafer kazanma ihtiyacı, ait olma ihtiyacı, beğenilme ihtiyacı, hayran olunma ihtiyacı, karşı tarafı fethetmiş olma duygusu yaşamak amacına yönelik olarak başlatılabileceği gibi çok ileri durumlarda sadizm ve mazoşizm gibi eğilimlerin eyleme dönüştürülmesine yönelik de çalışabilir.

Şimdi konumuza dönebiliriz:

Sağlıklı bir erişkin 30-40 yaşları arasında haftada ortalama 1-4 kez ilişkide bulunur. Yaş ilerledikçe sıklık azalır. Bu ilişki sıklığını belirleyen, kişide cinsellik dürtüsünün doyurulma ihtiyacıdır. Sıklık azalmasına rağmen, cinsellik arzusunu doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak ihtiyaç duyma sıklığı azalır.

Kadında cinsellik

Libido kadında 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit kalır ve çok ileri yaşlara kadar gücünü korumaya devam eder. Kadın sağlıklı olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini korur.

Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu, çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir.

Gebelikte ise kadında gebeliğin farklı dönemlerinde libidoda önemli değişiklikler ortaya çıkar.

Bunları özetlemek gerekirse gebeliğin ilk üç ayında gebeliğe henüz adaptasyonun sağlanılmaya çalışılıdığı dönemlerde kadınların önemli bir kısmında libidoda ve cinsel ilişki sıklığında azalma gözlenir.

İkinci üç aylık dönem genellikle kadının gebeliğe iyice adapte olduğu, erken gebelikte görülen bulantı, kusma, halsizlik gibi şikayetlerinin azaldığı ve genel olarak anne adayının kendini en iyi hissetiği dönem olduğundan libido geri döner, hatta artar.

Son üç aylık dönemde ise büyüyen uterusun yarattığı mekanik etkiye bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli rahatsızlıklar, yaklaşan doğumun özellikle ilk defa anne olacak kadında yarattığı endişe gibi etkenler libidonun tekrar azalmasına neden olur.

Kadın menopoza girdiği andan itibaren kanda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kadın genital organlarında atrofi dediğimiz değişiklikler meydana gelir. Vajina dokusu “incelir”, elastikiyetini kaybeder, kadın uyarılsa da genital bölgenin salgılarının artarak ilişkiye hazır hale gelmesi daha uzun sürer.

Genital bölgedeki bu değişiklikler ve “kuruluk” kadında ilişki esnasında ağrıya, ilişki sırasında ve sonrasında idrar yaparken yanma gibi şikayetlere neden olabileceğinden bu dönemde kadında libidoda azalma görülebilir ve bu doğaldır.

Ancak bu sorunu yaşayan kadınlarda sistemik (haplar ya da flasterlerle) ya da lokal (krem, fitil) östrojen tedavisinin bu sorunları etkili bir şekilde ortadan kaldırabileceği unutulmamalıdır.

Erkekte cinsellik

Erkekte ise libido 20-30 yaşlar arasında doruğa çıkmıştır. Erkek de sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm olabilme özelliklerini koruyabilir. Ancak yaş ilerledikçe (burada bahsettiğim yaş, 70 ve üstüdür) doğal olarak ortaya çıkan değişiklikler ereksiyonun etkinliğinin azalmasına neden olabilir.

Erkeğin eşinin gebe olduğu dönemlerde libidosunda genellikle bir değişiklik gözlenmez ve bu durum anlayışsız baba adayı ile eişi arasında zaman zaman sürtüşmelere neden olabilir. Her baba adayının gebelik döneminde eşinde ortaya çıkabilecek değişiklikleri iyi bilmesi ve eşine daha anlayışlı davranması bu sorunların minimal yaşanmasını sağlar.

Özet olarak söylemek gerekirse kadının menopoza girdiğinde cinsel yaşamının bittiği doğru değildir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler.

Источник: https://www.jinekoloji.net/cinsel-yasam-kac-yasina-kadar-surer

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.