Kadınlarda En Sık Görülen Ölüm Nedeni Kalp Damar Hastalıkları

içerik

Kadınlarda Kalp Damar Hastalıkları

Kadınlarda En Sık Görülen Ölüm Nedeni Kalp Damar Hastalıkları

Kalp damar hastalıkları, kadınlarda yaşam kalitesini azaltan en önemli nedenlerden biridir. ABD, bir çok gelişmiş ülke ve Türkiye’de de koroner kalp hastalığı, kadınlarda birinci sırada yer alan ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.

Memorial Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü uzmanları, kadınlarda birinci sırada ölüm nedeni olan kalp hastalıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Kalp hastalıkları kadınlarda hangi oranda görülmektedir?

ABD'de kalp hastalığı nedeniyle toplam ölüm hızının son 20-30 yılda azalmış olmasına karşın, bu azalma erkeklere göre kadınlarda daha yavaştır. Yeni araştırmalar, erkeklere göre kadınların ilk kalp krizinden sonra daha olumsuz bir durumda olabildiklerini doğrulamaktadır.

JAMA'da yer alan bir çalışmada, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar, ilk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olmasının, hastalığın daha ağır seyretmesinden ve kalp kriziyle ilişkili komplikasyonlardan kaynaklanabileceğini saptamışlardır.

Kadınlarda kalp hastalıkları hangi nedenlerle ortaya çıkmaktadır?

Kadınlarda kalp kriziriski, menopoz dönemi yaklaştıkça artmakta ve bu artış, yaş ilerledikçe devam etmektedir. Çalışmalarda, menopoz sonrası dönemde olan kadınların kanlarındaki kolesterol düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.

Araştırmacılar, kadınların vücutlarında meydana gelen değişmelerin, yaşlanma, kilo alma ve düşük östrojen hormonu düzeylerini de içeren, menopoza bağlı etkilerden kaynaklanabileceğini düşünmektedirler.

Kadınlarda yaşlandıkça özellikle postmenapozal dönemde kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm artmaktadır. Koroner arter hastalığının klinik semptomatolojisi, epidemiyolojisi, risk faktörü prevelansı, teşhis yöntemlerine, girişimlere cevap açısından iki cins arasında farklılıklar vardır.

Kadınlarda sadece gebelikte görülen veya derecesi artan hastalıklar da vardır. Gebelik hipertansiyonu ve gebelik kardiyomyopatisi bunlara iki örnektir.

Menopoz döneminde neden kadınlarda koroner arter hastalıkları daha çok görülmektedir?

Kadınlar için koroner arter hastalığı açısından en büyük handikap, bu hastalığın yıllarca erkek hastalığı olarak daha fazla kabul görmüş olmasıdır. Kadınlar yaşlandıkça azalan östrojen düzeyi ile birlikte kalp hastalıkları ve inmeye karşı olan direnç azalmaktadır.

Altmış yaşına kadar 5 erkekten biri bir koroner kalp hastalığı ile karşılaşırken bu oran kadınlar için 1/17 olarak saptanmıştır. Altmış yaş üzerinde ise hastalığın görülme riski her iki cins için de eşitlenmektedir.

Menopoz sonrası dönemde koroner arter hastalığı kadınlar için önemli bir sağlık sorunudur. Bu dönemde ölümlerin %25 nedenini oluşturmaktadır. Kadınlarda koroner arter hastalığı için en önemli risk faktörü hipertansiyondur.

Kadınlarda yaşla birlikte ortaya çıkan hipertansiyon yetmiş yaş üzerindeki kadınların yüzde 80’inde görülmektedir. Diyabet de kadınlardaki koroner arter hastalığı riskini 3 kat artırmaktadır.

Menopozu geciktirmek için hormon kullanımı, kadınlarda menopoz sonrası kalp hastalığı riskini azaltır mı?

Menopoz ve östrojen eksikliği koroner arter hastalığı için risk faktörü olan LDL kolesterol düzeylerini artırırken, HDL kolesterol düzeylerini azaltmaktadır. Menopoz sonrası hormon tedavisinin kalp hastalıklarına karşı koruyucu olup olmadığını test eden çalışmalarda çelişkili sonuçlar elde edilmiştir.

Bu çalışmalarda kalp hastalıklarına karşı kesin koruyucu etkinlik gösterilememekle beraber kısa süreli takip sonuçlarındaki olumsuz durum daha uzun takip sonuçlarının yayınlanması ile yerini olumlu bir izlenime bırakmıştır.

Ancak açıklanamayan vajinal kanama, rahim kanseri ve meme kanseri öyküsü olanlarda hormon kullanımı uygun değildir.

Kadınlarda koroner arter hastalığının tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?

Koroner arter hastalığının kesin tanısında kullanılan koroner anjiyografiye kadınların erkeklere kıyasla daha seyrek gönderildikleri saptanmıştır. Aynı zamanda koroner anjiyografi uygulanan kadınlarda erkeklere kıyasla daha az bypass veya balon anjiyoplasti yapıldığı da saptanmıştır.

Erkeklere göre koroner damar içine girişim yapılan kadınlarda hipertansiyon, lipid bozuklukları, diyabet ve eşlik eden diğer hastalıklar daha yüksek oranda bulunmaktadır. Kadınların koroner damar çapları daha küçük bulunmasına koroner girişim başarı oranları erkeklerle benzerdir.

Ancak koroner girişim işlem başarısı erkeklerle benzer olmasına rağmen hastane içi mortalite (ölüm) kadınlarda 10 kat daha fazladır.

Kadınlarda hangi risk faktörleri kalp damar hastalıkları açısından teh oluşturmaktadır?

Türk toplumunda kadınlarda aşırı kiloluluk, sigara içiciliği ve yüksek tansiyon oldukça yüksek oranlardadır. Obezite kadın sağlığı için önemli bir tehdit unsurudur. Obezitenin en önemli göstergelerinden biri olan bel çevresi genişliği kadınlarda kırklı yaşlarda artmakta, altmışlı yaşlarda da en yüksek değerlerine ulaşmaktadır.

Bu yaş grubundaki Türk kadınlarının %72’si bel çevresi kiloluğuna sahiptir. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıkları çok önemlidir.

Kadınlarda aşırı kilo sorununun menopozla belirginleştiği düşünüldüğünde, menopoz öncesi dönemde kadınlar için düzenli egzersiz yapma, düşük kalorili beslenme ve sigaradan uzak durma gibi koruyucu yaşam tarzı alışkanlıkları önem kazanmaktadır.

Kadınlarda kırk yaş öncesi kalp krizi, damar içi pıhtı oluşumunun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun; sigara içimi, doğum kontrol hapı kullanımı, depresyon, stres ve anksiyeteyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. 20-40 yaş arası kadınların % 25’i sigara içerken bu oran ellili yaşlardan itibaren % 8’li oranlara düşmektedir.

Sol kola vuran ağrı damar tıkanıklığı habercisi olabilir

Koroner arter hastalığı, kalp adalesini besleyen ve “koroner arterler” olarak adlandırılan atardamarların sıklıkla “ateroskleroz” adı verilen damar sertliği sonucunda daralma veya tıkanması sonucu kalbin kan ihtiyacı ile gelen kan miktarı arasındaki dengesizlikten dolayı ortaya çıkan tablodur.

Daralma sonucunda gelen kan miktarındaki azalmaya bağlı olarak yorgunluk, göğüste gerginlik, baskı hissi, yanma, genellikle sol kola vuran ağrı, çeneye doğru yayılan ağrı hatta bazen mide ağrısı şeklinde şikayetler gözlenir. Egzersiz ve stres gibi kalbin kan ihtiyacını artıran durumlar bu yakınmaları başlatabilir.

Bu şikayetler genellikle dinlenildiğinde geçer.

Tanı kalp damarlarının görüntülenmesiyle konuluyor

Koroner arter hastalığının kesin tanısı “koroner anjiyo” olarak adlandırılan kalbin damarlarının görüntülenmesi ile konulmaktadır. Son yıllarda bilgisayarlı tomografi ile görüntü alınsa da “altın standart” kasık ya da kol atardamarından girilerek yapılan klasik anjiyodur.

Tanısal anjiyo sonucunda hastaya tedavi seçeneklerinden uygun olanı önerilmektedir.
Tıbbi tedavi: Bu tedavi seçeneği genellikle hastanın damar yapısının herhangi bir girişimsel müdahaleye gerek olmadığı ya da cerrahi veya stent işlemlerinden yeterli faydanın sağlanamayacağı hallerde önerilmektedir.

Balon veya stent: Böyle bir girişim, genellikle hastanın damar yapısındaki darlığın bu tedavi yöntemine uygun olduğu ve yeterli kazanımın sağlanacağı durumlarda ya da cerrahi tedavi riskinin çok yüksek olduğu vakalarda önerilmektedir
Koroner bypass:Cerrahi tedavi ise genellikle hastanın damar yapısına bir girişimin gerekli olduğu ve hastanın en düşük riske karşın en yüksek kazanımının cerrahi tedavi ile olduğu durumlarda önerilmektedir. Koroner bypass, darlık olan bölgenin daha ilerisine kanı götürmek amacı ile yapılan bir köprüleme işlemidir. Bu işlem bir açık kalp ameliyatı olarak yani kalbi durdurarak yapılabileceği gibi, kalbi durdurmadan çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Kesi klasik olarak her iki meme arasından orta hatta olabileceği gibi küçük ya da yandan da olabilmektedir. Yöntem seçiminde temel hedef, hastanın genel durumuna ve riskine uygun olarak en faydalı aynı zamanda da en risksiz ameliyatı gerçekleştirmektir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğu, 5-7 gün içinde taburcu olarak sağlıklı bir şekilde gündelik hayatlarına dönebilmektedir.

Güncellenme Tarihi: 05 Haziran 2018Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kadinlarda-kalp-damar-hastaliklari/

Yaşlılarda Kalp Damar Hastalığı Nedenleri Ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Kadınlarda En Sık Görülen Ölüm Nedeni Kalp Damar Hastalıkları

Yaşlılık denildiğinde genelde tarif edilen yaş düzeyi 70’li yaşlardan sonrası son yıllarda yaşlılık olarak kabul görür iken, dünya genelinde yaşlılık oranı her yıl geçtikçe artmaktadır. Yaşlılıkla ilgili meydana çıkan kronik hastalık gurubunda da artış başlamıştır. Bu hastalıkların geneli kalp damar hastalıklarıdır.

Gelişmiş ülkelerde ölüm oranının yüzde 70-80 civarı kalp hastalıklarından kaynaklanıp,70 yaş üzeri ölümler gerçekleşmektedir. İskemik kalp hastalığı yaşlılıkta oldukça yaygın görülen, diğer risk faktörlerinin etkisi ile iskemik kalp hastalığı her yaşta da görülebilen bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşlılarda daha fazla görülen kalp sorunlarından biride kalp damar hastalığıdır.

Sigara kullanımı koronerarter hastalığında da çok büyük etkisi olan bir neden olup, 70 yaşlarındaki kalp hastası bir bireyi 50 sene sigara kullandığını var sayarsak bu hastanın bedeninde sağlam organ bulmak imkansız denilebilir ki, kalp nasıl sağlam kalsın. Ayrıca alkol kullanan,yağlı ve düzensiz beslenen, kilo fazlalığı olan, hareketsiz yaşam süren, spor yapmayan yaşlılarımızınkalp damar hastalığına yakalanma riski daha fazladır. Genetik faktörlerinde bu hastalığın oluşmasında önemli yeri vardır.

Yaşlılarda kalp damar hastalığı belirtileri

Koroner arter hastalığı çok fazla belirtivermediği gibi, hastalığın şiddeti ve şikayetleri değişiklik gösterir.

Hastalığın ilerlemesiyle kalbin beslenmesi yetersizleşip kalbe yeteri kadar kan gitmediği için göğüs ağrısı meydana çıkar ve bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır. Bazı hastalarda kolda uyuşmahissi olabilir.

Koroner arter hastası olan bazı bireyler hareket esnasında veya egzersiz sırasında zorlanırken sıkıştıran bir ağrının yaşandığı bilinmektedir.

Yaşlılarda kalp damar hastalıkları teşhisi

Koroner arter hastalığının tanısını koymada bu hastalığa eşlik eden diğer hastalıkların varlığı tanıyı geciktirmede etkili olur iken, kalp hastalığının varlığının iyi incelenmesi gerekmektedir.

Koroner arter hastalığı gençlerdede görüldüğü gibi 60 yaşın üzerindeki erkeklerde ve kadınlarda daha fazla rastlanır. Kadınlarda genelde menopoz döneminde meydana çıkar.

Kadınlarda salgılanan östrojen hormonu bu hastalığın oluşmasında koruyucu etkisi olduğundan, menopoz döneminde bu hormonun düzeyi düşer ve koroner arter hastalığı oluşma riski artar.

Yaşlılarda koroner arter hastalığının sıklığı hızındaki artışı hastalığın sürecindeki kötüleşmeyi derince araştırılmalı, yaşın koroner arterler üzerindeki etkileri gözden geçirilmelidir. Yaşlanma süreci ile birlikte koroner arterler daha kıvrımlı hale gelmekte ve imtima tabakasında kalınlaşma oluşur.

Bu kalınlaşmadan aterosklereozdan bağımsız olarak kalsiyum, fosfolipit ve kolesterol birikmesi gibi komplikasyonlar gelişir. Endotel hücrelerinin morfolojelerindeki değişikliklere nitrik oksit üretme yeteneklerinin azalması ve nitrik oksit tüketimindeki artış gibi fonksiyonel değişiklikler eşlik eder.

Media tabakasındaki en önemli değişiklik kireçlenme ve elastin liflerinde parçalanmadır.

Yaşlılıkta kalp damar hastalığı tedavisi

Yaşlılıkta kalp damar hastalığı

Kalp damar hastalığı tedavi yönteminde yaşa bağlı bazı değişiklikler yapılabilir. Yaşın ilerlemesi ile beraber böbreklerin ilaçları süzme kapasitesi azalır ve karaciğerin ilaçları metabolize etmesi de değiştiği için ilaç tedavisinde, ilaç dozlarına dikkat etmek gereklidir. Doz aralıkları seyreltilmeli uzun sürede etkisini gösteren ilaçların mümkün olduğunca tercih edilmemesi önemlidir. Mesela, kan sulandırıcı ilaçlar verilirken dikkatli olunması gerekir. İleri ki yaşlarda yapılacak anjiyo veya kalp ameliyatı gibi girişimsel yöntemlerinde riskleri bulunmaktadır. 70 yaş ve üzeri kalp ameliyatlarında risk iki katına çıkar ve girişimsel stent balon tedavisiyöntemlerinde de risk oranı diğer yaş guruplarına göre daha fazladır.

Kalp damar hastası yaşlılarda beslenme ve yaşam şekli nasıl olmalı?

Yaşlılıkta koroner arter hastalığı tedavisinde diyet ve egzersiz uygulaması oldukça önem taşır. Diyet düzenlemesi, ilaç düzenlemesi sürekli olarak takip edilir ve bunu sağlayabilmek için iyi bir izleme programına gereksinim duyulur.

Yaşlılıkta kolesterole dikkat etmeleri, az yağlı beslenmeleri, katı yağlardan uzak durmaları, az ve sık yemeleri, sebze ve meyve içerikli beslenmeleri, kırmızı eti azaltmaları, tatlı, tuzlu yemeyi kısıtlamaları, hamur işlerinden uzak durmaları, sigara, alkol, kola, gazoz gibi içecekleri kesinlikle bırakmaları, çay ve kahveyi azaltmaları gerekmektedir. Beslenme koroner arter hastalığında büyük önem taşımaktadır.

Yaşlılıkta düzenli egzersiz yapmanında koroner arter hastalığında önemli yeri bulunmaktadır. Fakat ileri yaş hastalar ağır egzersiz yapamazlar. Bu nedenle doktorlarının önerdiği egzersizleri düzenli bir şekilde yapmaları yarar sağlayacaktır. Düzenli yürüyüş, kendi halinde aşırı yorulmadan yüzme, öncelikle kısa süreli yürüyüşle başlayıp zaman içerisinde gün gün artırarak yürüyüş süresini bir saateçıkarmaları gerekmektedir. Yarım saat yapabildikleri, kardiyo egzersizleri yapmaları 10 dakikadan başlayarak yarım saat 40 dakika kadar egzersiz yapmaları da faydalı olur.

Kalp damar hastalığı nedenleri ve belirtileri–Kalp damar hastalıkları tedavisi

Источник: https://www.saglikocagim.net/yasllarda-kalp-damar-hastalg/

Kalbinizi korumak için obeziteyi önleyin – Anadolu Sağlık Merkezi

Kadınlarda En Sık Görülen Ölüm Nedeni Kalp Damar Hastalıkları

okuyabilirsiniz.

Koroner arter hastalığı semptomları kadınlarda erkeklere oranla 10 yıl gecikmeli olarak, özellikle menopozdan 5-6 yıl sonra görülmeye başlıyor. Erkeklerde ise daha erken olarak 40’lı yaşlardan itibaren görülüyor. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte menopoz öncesi kadınlarda endojen östrojen hormonunun koruyucu etkilerine bağlanıyor.  

Koroner arter hastalığı tanı yöntemleri

Koroner arter hastalığının teşhisinde pek çok farklı tanı yöntemi bulunuyor. En sık kullanılan yöntemlerden biri ise egzersiz testi. Egzersiz testinde hastanın efor kapasitesini, egzersize olan tansiyon cevabını görebilmekle birlikte, standart  egzersiz testinin kadınlarda koroner arter hastalığı açısından duyarlılığı ve özgüllüğünün daha düşük olduğu biliniyor.

Bugüne kadar yapılmış pek çok çalışma kadınlarda egzersiz testi sonuçlarını incelemiş ve yüksek yalancı pozitiflik oranı tespit etmiştir. Bir kadın hastanın pozitif efor testi ile direkt anjiyografiye gönderildiği zaman bu hastaların koroner arterlerinin normal çıkma olasılığı erkeklere göre çok daha yüksek oluyor.

Bunun önemli nedenleri arasında 70 yaşın altındaki kadınlarda koroner arter hastalığı yaygınlığının düşük olması, kadınlara özel otonomik değişiklikler ve hormonların EKG üzerindeki etkileri sayılabiliyor. Bu nedenle birtakım ileri inceleme yöntemlerine de ihtiyaç duyuluyor. Miyokard perfüzyon sintigrafisi olarak isimlendirilen tetkikte hastaya radyoaktif bir ajan veriliyor.

Miyokard perfüzyon sintigrafisinde hasta yine egzersiz yapıyor ve radyoaktif madde veriliyor ancak ortopedik ya da medikal nedenlerden ötürü hasta egzersiz yapamıyorsa o  zaman ilaç vererek  kalbi hızlandırılıyor ve kalbin oksijen tüketimi artırılıyor. Daha sonra ilaç vermeden önce ve sonrasındaki görüntülere bakılıyor.

Miyokard pefüzyon sintigrafisinde talyum daha önce çok kullanılan bir ajandı fakat meme dokusu radyoaktiviteyi azalttığından kalbin o bölgesinde kanlanma defektleri görülebiliyor. Bu da testin sonucunu koroner arter hastalığı lehine değiştiriyor. Son zamanlarda teknesyum denilen daha yüksek enerji madde ile bu dezavantajlar ortadan kaldırıldı.

Stres ekokardiyografide ise yine gerek egzersizle gerekse ilaçlarla kalp çalıştırılıyor, hızlandırılıyor ve kalbin oksijen tüketimi artırılıyor. Bunlar kadın ve erkeklerde benzer etkiye sahip yöntemler olarak öne çıkıyor.  

Koroner anjiyografi kadınlara erkeklere oranla ne sıklıkta uygulanıyor?

Bu testlerin sonucunda sorun bulunursa kadın ya da erkek hastalar koroner anjiyografiye yönlendiriliyor. Kadınların anjiyo olma olasılıkları erkeklere göre daha düşük görülüyor çünkü  daha az sayıda kadın test sonucunda koroner anjiyografiye yönlendiriliyor.

Ayrıca anjiyografiye yönlendirilen kadınlar genelde hastalığın ileri evrelerinde oluyor.

Anjiyografi yapıldıktan sonra ise perkütan girişim ve bypass sıklığı her iki cinsiyette de benzer olup, anatomi ve hastalığın durumu belirlendikten sonra seçimler cinsiyete göre değil,  hastalığın durumu ve anatomiye göre belirleniyor.  

Balon, stent gibi girişimlerde kadınlarda farklı komplikasyonlar görülebiliyor mu?

Girişimsel tedavinin ilk başladığı erken dönemlerde kadınlarda işleme bağlı komplikasyonlar, damar yırtıkları daha fazla oluyordu. Genellikle koroner arterlerinin erkeklere göre daha ufak olması, o dönemde kullanılan ekipmanın daha geniş olması gibi nedenlerle ve de hastalığa geç dönemde tanı konulması nedeniyle daha çok komplikasyon görülüyordu.

Stentlerin daha çok kullanıldığı günümüzde işlem başarısı oranları kadın ve erkeklerde benzer oranlara ulaştı. Anjiyografiye giren ve stent takılan kadınlarda erkeklere oranla giriş yerleri vasküler komplikasyonları daha fazla görülüyor.

Kan sulandırıcı olan ilaçlara bağlı olarak kadınlarda kanama yapma olasılığının erkeklere oranla biraz daha fazla olduğu biliniyor.  

Ameliyat olan ya da stent takılan bir kadının iyileşme süresi erkeklerden farklı olabiliyor mu?

Kadınlarda bypass, stent gibi işlemlerden sonra ağrılar devam edebiliyor. İlaç almalarını gerektiren göğüs ağrıları ameliyat başarılı da geçse devam edebiliyor.

Bu durum nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kapiller  düzeyde damar yapısının iyi olmadığı durumlarda ve koroner kan akım rezervinin düşük olduğu durumlarda görülebiliyor. Koroner akımı bozan nedenler arasında ileri yaş, hipertansiyon, diyabet yer alıyor. Ayrıca hormonal nedenler de mevcut.

  Bypass cerrahisinde ameliyat sonrası erken dönem komplikasyonları erkeklere göre daha fazlaydı fakat daha sonra yapılan çalışmalar kadınlarda ve erkeklerde uzun dönemli damar açıklığının ve sağ kalım süresinin benzer olduğunu gösterdi.

Kadınlarda ameliyat döneminde daha fazla yara enfeksiyonu olabiliyor, daha uzun solunum cihazına bağlı kalma süreleri, daha uzun hastanede yatış süreleri, daha fazla kan transfüzyon gerekliliği görülebiliyor.  

İnme kadınlarda büyük bir teh midir?

İnme insidansı her iki cinsiyette de benzerdir.

Fakat kadınlarda kardiyo embolik inme dediğimiz  ritim bozukluğu nedeniyle kalbin kulakçık bölgesinde pıhtı oluşması ve bu pıhtının  beyni besleyen damarlardan birine doğru yer değiştirmesine bağlı inmeler  daha sık görülüyor.

Erkeklerde ise atero trombotik denilen yine beyni besleyen damar yapısındaki bozukluğa bağlı inme ile daha sık karşılaşılıyor. Ciddi  karotis arter darlığı da yine erkeklerde görülüyor. İnme geçiren kadınlar genelde daha ileri yaş grubundan oluyor.

Agresif tansiyon tedavisi kadınlarda inme riskini azaltıyor ve tekrarlayacak inmeleri engelliyor. Yani tansiyon varsa tedavi edilmesi gerekiyor. Kolesterol düşürücü ilaçların da hem kadında hem erkekte tekrarlayan inmeyi önlemede oldukça etkin olduğu biliniyor.  

Kadınlarda obezite büyük risk faktörü

Kadınlarda kardiyovasküler hastalık denildiği zaman bunun içine koroner arter hastalığı, hipertansiyon, inme, konjestif kalp yetersizliği giriyor. Tüm bu hastalıklar kadınlarda 55 yaş üzerinde artmaya başlıyor. Dünyada ve Türk toplumu içinde obezite ve diyabet erken yaşlardan itibaren artmaya başlamış durunda.

Obezite kadınlar için daha ciddi bir sorun olarak görülüyor. Obezite görülme sıklığı 45-65 yaş arasında en yüksek seviyeye çıkıyor. Kentsel bölgelerde kırsal bölgelere göre daha çok görülüyor.

Obezite yaygınlığının artmasıyla obezitenin beraberinde getirdiği hipertansiyon ve diyabet riski de arttığından kalp ve damar hastalıkları görülme riski de artıyor ve görülme yaşı düşüyor.  

Kadınlara özel durumlar

Kardiyovasküler hastalıkların oluşumunda, sıklığında, yaygınlığında, hastalık prezantasyonunda, hastalıkların tanı ve tedavi yöntemlerinde kadınlar açısından birtakım farklılıklar vardır.

Bunlar arasında sadece  kadınlara özel durumlar olarak, kadının menopoz durumu, hormon replasman tedavisi, gebelik ile ilişkili kalp hastalıkları, yaşı gibi etkenler sayılabilir.

Bunlar hastalığın oluşumunda, tanısında, tedavisinde farklılıkların ortaya çıkmasına neden olur.  

Koroner arter hastalığı belirtileri

Kadınlar ve erkekler arasındaki en önemli farklardan bir tanesi hastalığın belirtileridir. Koroner arter hastalığı olan kadınlar ve erkekler benzer şekilde göğüs ağrısı şikayetiyle hekime başvuruyorlar.

Kadınlarda erkeklerden farklı olarak göğüs ağrısı dışında, nefes darlığı, bulantı, terleme, değişik karakterdeki göğüs ağrısı, yorgunluk, hazımsızlık, bayılma gibi şikayetler de görülebiliyor.

Bu da hastalığın erken tanısının engellenmesine neden oluyor çünkü hasta bu ağrıların altında başka şeyler arıyor. Bu durumda bir kalp krizi bile çok geç dönemde tanınabiliyor. Geç dönemde tanı konduğu zaman ona yönelik tedavi girişimleri de gecikebiliyor.

Bir diğer önemli sorun da geç kalınması. Kalp krizi geçiren kadınlar bile acile çok geç başvuruyorlar. O zaman da balonla, stentle açılma şansı kaybedilebiliyor.  

Tanıda farklılıklar

Bir tanı yönteminin doğruluğunu belirleyen şey hastalığın olasılığıdır. Eğer bir kişide o hastalığın olasılığı düşük ise kullanılacak testin duyarlılığı da düşük oluyor. Kadınları ele alırsak 40 yaşın altındaki kadınlarda koroner arter hastalığı görülme olasılığı oldukça düşük kabul ediliyor. Bu kadınlara efor testi yapıldığında yalancı pozitiflik çok sık görülüyor.

Kadınların elektrosunu ne bozabilir?

Otonom sinir sistemi, hormonal durumu gibi pek çok şey buna neden olabiliyor. Özellikle genç kadınlarda daha sık görülüyor.

Eğer orta yaşta yani 50-55 yaş arasındaki kadın hastanın ortopedik bir özrü yoksa hastaya direkt olarak egzersiz testi öneriliyor çünkü kadınlarda standart egzersiz testi sonucunun normal çıkması, yaklaşık % 70 özgüllük ve duyarlılıkla kritik koroner arter hastalığını ekarte ettiriyor.  

Kalp yetersizliğindeki risk faktörleri

Kalp yetersizliği kadınlarda da erkeklerde de hastaneye yatışların en önemli sebebidir. Kalp yetersizliği olup da yaşayanların yüzde 51’ini kadınlar oluşturuyor. Kalp yetersizliğindeki risk faktörleri arasında hipertansiyon, koroner arter, diyabet bulunuyor. Diyabet damarlarını bozmasa da kalbin gevşeme ya da kasılma fonksiyonlarını bozarak soruna neden oluyor.

Kalp yetersizliği sistolik ve diyastolik kalp yetersizliği olarak ikiye  ayrılıyor. Sistolik kalp yetetsizliğinde kalbin kasılma fonksiyonlarında bozulma vardır, diyastolik kalp yetersizliğinde ise kasılma korunmuştur ancak gevşeme fonksiyonlarında bozulma mevcuttur. Tüm kalp yetersizliği hastalarının büyük çoğunluğunu gevşeme bozukluğu olan hastalar oluşturuyor.

Bu hasta grubunun yüzde 65’i ise kadınlardır.   

Kadınlarda en çok hangi kalp hastalıkları görülür?

En sık görülen koroner arter hastalığıdır.  

Menopoz öncesinde kalp hastalıkları risk olarak görülmeli midir?

Menopoz öncesi kadınlarda kardiyovasküler hastalıkların görülmesi daha düşüktür. Fakat eğer sigara içiyorsa hipertansiyon, diyabet, obezite varsa,  ailede de bu hastalık görülmüşse erken izlem gerekebiliyor.  

Genetik faktörlerin etkili olduğu kalp ve damar hastalıklarında bebekte bu hastalıkların görülme riski nedir?

Annede kalp hastalığı varsa bebekte olma olasılığı 5 kattır. Bazı durumlarda annenin gebe kalmaması gerekebilir. Bunlar ayzer menger sendromu, ağır kalp yetersizlikleri, bazı kapak hastalıkları, akciğer tansiyonun yüksek olması gibi durumlardır, bu durumlarda hastanın gebe kalması istenmez.  

Kadınlar da bilinçlenmeli

Erkeklerde kalp hastalığının görülme sıklığı belli oranda azalmış durumda ve buna bağlı olarak kalp hastalıkları nedeniyle ölüm de azalıyor. Kadınlarda ise durum tam tersi.

Kadınlarda kalp hastalıkları hızla artıyor ve ölüm oranları da oldukça yüksek.

Hormonal yapının farkı, belirtilerin farklı olması, özellikle diyabet, risk faktörlerinin kadınlar arasında artması kalp damar hastalıklarının görülmesine neden oluyor.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/kalbinizi-korumak-icin-obeziteyi-onleyin

Kalp Krizi Nedir? Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda En Sık Görülen Ölüm Nedeni Kalp Damar Hastalıkları
78 / 100SEO Score

Kalp krizi kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden bir hastalıktır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkemizde en sık ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıklarıdır. Dolaşım sistemi hastalıkları arasında en sık ölüm nedeni ise kalp damar hastalıklarıdır.

Bu durum, kalp krizi belirtilerinin herkes tarafından bilinmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Kalp Krizi Nedir? Nasıl Oluşur?

İstirahat halindeki bir insanın kalbi, dakikada yaklaşık olarak 5-6 litre kan pompalar. Ancak kalbin kendisi bu kandan direkt beslenemez. Kalp çıkışındaki aort damarından, sağa ve sola doğru iki adet ana kalp damarı çıkar(kroner arterler). Çıkan bu damarlar kalbi çepeçevre sarar ve beslenmesini sağlar. İşte bu damarların tıkanması sonucu kalp krizi gelişir.

Tıkanıklığın olduğu bölgedeki kalp kası oksijensiz kalacağı için ölür ve fonksiyonunu kaybeder.  Tıkanan damar ne kadar büyükse beslenemeyen ve ölen kalp kası miktarı o kadar artacaktır. Peki bu damarlar neden tıkanır?

Kalp Damar Tıkanıklığı Neden Olur?

Yaş, genetik yapı, sağlıksız beslenme, sigara, alkol, yüksel kolesterol, yüksek şeker, hareketsiz yaşam tarzı, yüksek tansiyon, aşırı kilo gibi birçok etmen zamanla bu damarlarda plaklar oluşmasına ve daralmalara neden olurlar. Bu plakların yırtılması veya ilerleyip damarı tamamen tıkaması sonucu kalp krizi gelişir.

Kalp krizinin diğer bir nedeni ise kalbi besleyen damarlarda gelişen aşırı spazm yani kasılmadır. Bu kasılma çok şiddetli olduğunda kan akışını durdurarak kalp krizine neden olabilir. Bu durum tütün ve yasadığı ilaç kullananlarda daha ölümcül seyreder.

Kalp Krizi Belirtileri

Kalp krizi temelde göğüs ağrısı beklense de bazen çok farklı şikayetler ile kendini gösterebilir.

Göğüs ağrısı: Kalp krizi belirtileri arasında en sık görülen göğüs ağrısıdır. Kola, omuza, çeneye, mideye veya sırta yayılan sıkıştırıcı ve baskı tarzında ağrı oldukça tipiktir.

Genellikle ağrı nokta şeklinde ufacık bir alanda değil daha yaygındır. Ancak her zaman bu şekilde görülmeyebilir.

Ağrı normalde çok şiddetli olsa da şeker hastalarında hafif bir rahatsızlık hissi şeklinde hissedilebilir.

Boyuna ve çeneye vuran ağrı: Göğüs ağrısı olmadan boyuna ve çeneye vuran ağrı ile kendini gösterebilir.

Nefes darlığı: Kalp krizi esnasında göğüs ağrısına eşlik edebilir. Göğüs ağrısı olmaksızın görülen nefes darlığı da kalp krizinin bir belirtisi olabilir(daha nadir).

Bulantı ve kusma: Mide ağrısı, midede rahatsızlık hissi ve buna eşlik eden kusma bazen kalp krizinin ilk belirtisidir. Kalp krizinde bulantı ve kusma göğüs ağrısıyla birlikte veya göğüs ağrısı olmaksızın (daha nadir) görülebilir.

Terleme: Terleme genellikle ağrıya eşlik eder. Göğüs ağrısı, mide ağrısı, sırt veya kol ağrısına eşlik eden soğuk terleme her zaman dikkate alınmalıdır.

Mide yanması ve hazımsızlık: Mide yanması, hazımsızlık veya mideden göğüse yayılan yanma hissi bazen kalp krizinin tek belirtisi olabilir. Bu belirtiler aynı zamanda mide reflüsünde de görülür.

Omuz veya kol ağrısı: Kalp krizinde göğüsten kola vuran ağrının olması beklenir. Göğüs ağrısı olmadan sadece omuz veya kol ağrısı ile kendini gösterebilir. Parmaklara kadar yayılabilen bu ağrı daha çok sol kolda görülür.

Sırt ağrısı: Özellikle her iki kürek kemiğinin ortasına veya sol kürek kemiğine doğru vuran bir ağrı görülür.

Baygınlık ve halsizlik: Hiçbir ağrı olmadan, baygınlık ve aniden halsizlik gelişen kişilerde (özellikle yaşlılarda) bu durum kalp krizinden kaynaklanıyor olabilir. Bunların dışında çarpıntı da kriz belirtisi olabilir.

Kalp krizinin belirtileri kişinin anatomik yapısına, yaşına ve hangi damarın tıkandığına göre farklı şekillerde ve şiddetlerde hissedilebilir. Özellikle şeker hastaları nadir de olsa belirti vermeden kalp krizi geçirebilirler. 

Kimler Risk Altında?

Risk faktörleri damar yapısında kolesterol, yağ birikmesini ve plaklar oluşmasını kolaylaştırır. Damar duvarında oluşan bu plaklar zamanla ilerleyerek veya koparak o damarı tamamen tıkayarsa kalp krizine gelişir.

Kalp damar hastalıkları açısından önemli olan bu risk faktörlerinin bazıları düzeltilebilir.

Yaş: Kalp damar hastalığı riski yaşla artmaktadır. Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş sonrası kalp damar hastalıklarına yakalanma riski artar.

Cinsiyet: Altmış yaş altı erkeklerde kalp damar hastalığı riski kadınlara göre 1-2 kat daha fazladır.

Sigara: Hem sigara içenler hem de bu dumana maruz kalan pasif içiciler kalp damara hastalıkları açısından daha risklidirler.

Yüksek tansiyon: Kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon zamanla damarlara zarar vererek, buralarda yağ birikimlerine ve damar tıkanıklıklarına neden olur. Bu tıkanıklıklar kalbi besleyen damarlarda gelişirse kalp krizi gelişir.

Yüksek kolesterol:  İyi kolestrolün (HDL) düşük, kötü kolestrolün (LDL) yüksek olması kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleridir.

Şeker Hastalığı: Özellikle uzun süre kontrol altına alınamamış kan şekeri yükseklikleri tüm vücuttaki damar yapılarına zarar verir. Kalp krizi riskinin arttığı şeker hastalarında bu krizlerde göğüs ağrısının görülmeyebileceği unutulmamalıdır.

Ailede kalp damar hastalığı geçiren olması: Ailede erkeklerden 55 yaş öncesi, kadınlardan da 65 yaş öncesi kalp krizi geçiren birinin olması o kişi için bir risk faktörüdür.

Böbrek yetmezliğinin olması

Obezite

Stres

Uyuşturucu madde ve aşırı alkol kullanımı

Hareketsiz yaşam tarzı. 

Kalp Krizi Nasıl Anlaşılır?

Kalp krizinden şüphe duyan herkesin mutlaka en yakın acil servise başvurması gerekir. Kişinin şikayetine, risk faktörlerine ve daha önce kalp hastalığı bulunup bulunmadığına göre doktor tarafından uygun tetkikler istenir. Kişinin kalp krizi geçirip geçirmediğini anlamak için şu testler yapılmaktadır;

  • EKG: Kalp grafisi olarak bilinen EKG doktor muayenesi sonrası ilk istenen tetkiktir. Bazı kalp krizleri hiçbir ek tetkik istemeden sadece EKG ile anlaşılır ve tanı konur. Ancak bazı kalp krizlerinde EKG tamamen normal olabilir.
  • Kan Testleri: Kalp damarında tıkanıklık olup kalp kasında hasar meydana gelince kana çeşitli maddeler salınır. Kan testlerinde zamanla yükselen bu değerler kalp krizi tanısı için oldukça önemlidir. Bazen doktorunuz sizi saatlerce tutup aralıklı kan tahlili almak isteyebilir. Bunun nedeni bu kan değerlerinin kriz geçirdikten saatler sonra yükseliyor olmasıdır.
  • Ekokardiyogram: Doktorunuzun kalbin ultrasonuna bakmasıdır. Kalbin yapısı ve fonksiyonu hakkında bilgi verir.
  • Anjiografi: Anjiyo olarak bilinen bu işlemde doktorunuz kasıktan veya koldan bir kateter yardımıyla atardamara girer ve oradan kalp damarlarına kadar ilerler. Kalp damarlarına kontrast madde verilerek tıkanıklığın olup olmadığına bakılır.

Göğüs ağrısı sadece kalp krizine bağlı gelişmez. Göğüs Ağrısı Neden Olur? isimli yazımızda göğüs ağrısına neden olan diğer hastalıkları bulabilirsiniz.

Источник: https://www.saglikbilgi.net/kalp-krizi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.