Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

içerik

Kadınlarda Depresyon Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

Kadınlar sadece depresyona erkeklerden daha yatkın değildirler, aynı zamanda kadınlarda Depresyonun Nedenleri ve semptomların kalıpları bile farklılık göstermektedir.

Üreme hormonlarından, strese karşı kadınsal tepkilere, sosyal baskılara kadar çoğu faktör, kadınlarda depresyonun eşsiz tablosuna eklenmektedir.

Bu faktörleri öğrenmek Depresyon riskini azaltmaya ve onu daha etkili şekilde tedavi etmeye yardım edebilir.

Kadınlarda Depresyonu Anlamak

Depresyon hayatınızın her alanını etkileyebilen ciddi bir durumdur. Sosyal hayatınızı, ilişkilerinizi, kariyerinizi, amaç ve öz-değer duygunuzu etkileyebilir. Ve Özellikle kadınlar için, depresyon yaygındır. Gerçekte, Ulusal Ruh Sağlığı Derneği’ne göre, her sekiz kadından biri, hayatı boyunca bir noktada depresyon geliştirecektir.

Eğer mutsuz, suçlu, yorgun ve genel olarak “sıkıntı çeken” bir ruh halindeyseniz, majör depresyondan muzdarip olabilirsiniz. Fakat iyi haber depresyonun tedavi edilebilmesidir ve depresyonun kadınları üzerindeki etkileri ve doğuracağı sonuçları daha fazla anlamanız ve daha donanımlı olmanız sayesinde, üzerinizdeki bu durumla daha iyi mücadele edeceksiniz.

Kadınlarda Depresyonun Belirti ve Bulguları

Kadınlarda depresyonun belirtileri majör depresyonun belirtileri ile aynıdır. Yaygın şikayetler şunlardır:

– Depresif ruh hali

– Daha önce ze alınan aktivitelere ilgi kaybı

– Suçlu, umutsuz ve değersiz hissetmek

– İntihar düşünceleri ya da tekrarlayan ölüm düşüncesi

– Uyku bozuklukları (çok uyumak ya da az uyumak)

– İştah ve kilo değişiklikleri

– Enerji eksikliği ve yorgunluk

Kadınlar ve Erkekler Arasında Depresyon Farklılıkları

Depresyonun belirti ve bulguları hem kadınlarda hem erkeklerde aynı olsa da, kadınlar bazı semptomları yaşamak konusunda, erkeklere göre daha meyillidir. Örneğin, güneş ışığının az olduğu kış aylarında depresyon, mevsimsel duygulanım bozukluğu, kadınlarda daha yaygındır. Ayrıca, kadınlar alışılmadık Depresyon Belirtileri göstermeye daha yatkındır.

Alışılmadık depresyon belirtilerinde, az uyumak, az yemek ve kilo vermektense, tam tersi görülür: aşırı uyku, çok fazla yemek (özellikle karbonhidratlar), kilo almak.

Depresyonla ilişkili suçlu hissetme duygusu, kadınlarda yaygın ve belirginidir. Kadınlarda ayrıca, tiroid problemleri insidansı yüksektir.

Hipotiroidi depresyona neden olabildiği için, bu tıbbi problem daima depresyonda olan kadınlarda bir uzman tarafından ekarte edilmelidir.
Erkek ve Kadın Depresyonu Arasındaki Farklar
Kadınların Eğilimi:Erkeklerin Eğilimi:
Kendini suçlamakBaşkalarını suçlamak
Mutsuz, değersiz, ilgisiz hissetmekÖfkeli, huzursuz ve egosu şişmiş hissetmek
Kaygı ve Korku hissetmekŞüpheli ve tetikte hissetmek
Her ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmakÇatışma yaratmak
Endişeli ve moralsiz hissetmekUmursamaz ve tedirgin hissetmek
Sınır koymakta zorlanmakHer durumda kontrol etme ihtiyacı hissetmek
Kendi şüpheleri ve kaygıları ile ilgili konuşmayı kolay bulmakKendi şüphe ve kaygılarından bahsetmeyi “zayıflık” görmek
Kendini tedavi etmke için, yiyecekleri, arkadaşları ve “aşkı” kullanmakKendini tedavi etmek için, alkolü, seksi, TV’yi ve sporu kullanmak

Kadınlarda Depresyonun Nedenleri

Kadınlar, erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha fazla depresyona girerler. Bu iki-bir farklılığı, genetik, etnik ve ekonomik ayrılıklara dayanmaktadır.

Aslında, bu depresyon oranı cinsiyet farklılığı, dünya üzerindeki çoğu ülkede bulunmuştur. Kadınlarda depresyonun daha yüksek yoğunluğunu açıklamaya çalışan bir seri teori mevcuttur.

Sosyal, psikolojik ve biyoloik etkenler dahil çoğu etken, karmaşık bulunmuştur.

Kadınlarda Depresyonun Biyolojik ve Hormonal Nedenleri

Premenstrüel Sorunlar: Adet döngüsü sırasındaki hormonal dalgalanmalar, şişkinlik, sinirlilik, yorgunluk ve duygusal reaktivite gibi premenstrüel sendroma benzer belirtilere neden olabilir. Çoğu kadın için, PMS hafiftir. Fakat bazı kadınlarda, belirtiler, premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tanısı konulacak ve yaşamlarını bozabilecek kadar şiddetli olabilir.

Gebelik ve Kısırlık: Hamilelik sırasında oluşan çoğu hormon değişikliği, özellikle yüksek risk altındaki kadınlarda depresyona yol açabilir. Hamilelikle ilişkili kısırlık, istenmeyen gebelik ve düşük gibi diğer konular da ayrıca depresyonda rol oynayabilir.

Doğum Sonrası Depresyonu: Birçok yeni anne “bebek stresi”ni yaşar. Bu durum birkaç hafta içinde azalan normal bir reaksiyondur. Ancak, bazı kadınlarda depresyonla sonlanacak kadar şiddetlidir. Bu durum, doğum sonrası depresyonu olarak bilinir. Doğum sonrası depresyonunun,en azından kısmen hormonal dalgalanmalar tarafından etkilendiğine inanılmaktadır.

Perimenopoz ve Menopoz: Kadınlarda üreme hormonlarının hızla dalgalanması durumunda, menopoza yol açan adım olan perimenopoz süresinde depresyon riski artabilir. Geçmiş depresyon öyküsü olan kadınlar, menopoz süresince de olmak üzere yüksek risk altındadır.

Kadınlarda Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Olumsuz duyguları tekrarlayarak odaklanmak – Kadınlar depresyondayken düşünmeye daha meyillidirler.

Bu, duygusal gerginliği gidermek için ağlama, neden depresyonda olduğunuzu anlamaya çalışma ve arkadaşlarınızla depresyonunuz hakkında konuşma gibi durumları içerir.

Ancak, tekrarlamanın depresyonu devam ettirdiği ve hatta daha kötüye gitmesini sağladığı bulunmuştur. Diğer taraftan erkekler, depresyonda olduklarında dikkatlerini dağıtmaya meyillidirler. Tekrarlamanın aksine oyalanma depresyonu azaltabilir.

Stres- Bazı çalışmalar, az stres düzeyi altında, kadınların erkeklerden daha fazla depresyon geliştirdiğini göstermektedir. Ayrıca, stres altında kadınların psikolojik tepkileri farklıdır. Kadınlar, erkeklerden daha fazla stres hormonu üretir ve kadın cinsel hormonu progesteron, erkeklerde olduğu gibi stresin, hormon sisteminin kendisini kapatmasını sağlamasını engeller.

Beden algısı sorunları—Depresyonda cinsiyet farklılığı ergenlik çağında başlar. Ergenlik döneminde cinsiyet farklılıklarının ortaya çıkması önemli bir rol oynar. Bazı araştırmacılar, ergenlik dönemindeki cinsel gelişim süresinde kızlarda artan dış görünüş memnuniyetsizliğine dikkat çekmektedir.

Kadınlarda Depresyonun Tedavisi

Çoğu için, Depresyondan muzdarip kadınlar, başka herkes gibi aynı tedavi tiplerini almaktadır. Temel tedavi yaklaşımları, psikoterapi ve antidepresan tedavisidir. Ancak, kadınlarda depresyon için bazı özel tedavi şekilleri vardır.

Depresyon, Hormonlar ve Üreme Döngüsü

Üreme döngüsü ile ilişkili hormon dalgalanmaları, kadınların ruh hali üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu olasılığın ışığında, siz ve doktorunuz daima depresif belirtiler ve kadın üreme döngüsü arasındaki bağlantıya bakmalısınız. 

– Sizin depresyonunuz menstrüel dönem ve olası bir PMS etkisi ile bağlantılı mı?

– Hamile misiniz ve vücudunuzda ve sizde süregelen büyük değişikliklerle ilgili komplikasyonlarla mücadele mi ediyorsunuz?

– Son zamanlarda doğumdan sonra bebek stresi ile mücadele ediyor musunuz?

– Ya da menopozunuz yaklaşıyor mu, duygusal ve hormonal dalgalanmalar ile mi uğraşıyorsunuz?

Üreme döngüsünün tüm bu kilometre taşları depresyonu etkileyebilir ve tetikleyebilir. Bu ayrıca, hormon replasman tedavisi ya da doğum kontrol ilacının yan etkileri ile ilgili ruh halini de dikkate almak önemlidir. 

Depresyon tedavisi Kadınlar İçin Nasıl Farklılık Gösterir

Spesifik tedavi yöntemleri, genellikle kadınlar için modifiye edilmelidir. Kadınsal biyolojik farklılıklar sebebiyle, kadınlar genel olarak erkeklerden daha düşük dozlarda antidepresanlara başlatılmalıdır. Ayrıca kadınların yan etkileri yaşama olasılığı daha yüksektir, bu yüzden herhangi bir ilaç kullanımı yakından izlenmelidir.

Son olarak, kadınların, anksiyete bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi diğer durumlar için eş zamanlı tedavi gerektirme durumu erkeklere göre daha fazladır.

Kadınlarda Depresyon İçin Kendi Kendine Yardım

Basit bir yaşam tarzı değişikliği ile depresyonunuzda büyük yıkım gerçekleştirebilirsiz: Her gün egzersiz yapmak, yalıtılma dürtüsünden kaçınmak, yararsız yiyecekler yerine sağlıklı yiyecekler yemek, rahatlamak ve ara vermek için dışarıda zaman geçirmek.

İyi hissetmek zaman alır, fakat eğer her gün kendiniz için olumlu seçimler yaparsanız ve başkalarının desteğini alırsanız, oraya varabilirsiniz.

– Güvenebileceğiniz birine duygularınızı açın. Sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla neyin içinde olduğunuzu paylaşın. İhtiyacınız olan desteği ve yardımı isteyin. Çok değer verdiğiniz ilişkilerden kendinizi geri çekmiş olabilirsiniz, fakat bu zorlu dönemde size yardım edebilirler.

– Öyle hissetmeseniz bile, sosyal aktivitelerde bulunmak için çaba gösterin. Depresyonda olduğunuzda, içinize dönmek daha rahat hissettirir. Fakat diğer insanların etrafında olmak, sizi daha az depresif hissettirir.

– Kalkın ve hareket edin. Çalışmalar, düzenli egzersiz yapmanın, yorgunluk hissini azaltmada, antidepresan ilaçlar kadar etkili olabildiğini göstermektedir. Ağır spor yapmanız gerekmez. Her gün yapılan bir 30 dakikalık yürüyüş, ihtiyaç duyulan desteği verecektir.

– 8 saat uyku hedefleyin. Depresyon genel olarak uyku problemlerine neden olur. Ruh haliniz nedeniyle, çok az ya da çok fazla uyursunuz. Sağlıklı uyku alışkanlıklarını öğrenerek, daha iyi bir uyku düzeni edinin.

– Her gün biraz güneş ışığı alın. Gün ışığı eksikliği, depresyonun daha kötüye gitmesine sebep olur. Yeterince aldığınızdan emin olun. Açık havada kısa yürüyüşler yapın, bir kahve için, açık havada yemekten keyif alın, bir bankta insanları seyredin ya da bahçede oturun.

– Rahatlama teknikleri uygulayın. Günlük rahatlama teknikleri depresyon semptomlarını hafifletmeye, stresi azaltmaya, mutluluk ve huzur duygularını arttırmaya yardım edebilir. Yogayı, derin nefes almayı, kas rahatlatma hareketlerini ya da meditasyonu deneyin.

Premenstrüel Disforik Bozukluk

Çoğu kadın, premenstrüel sendromla (PMS) çok tanışıktır. Şişkinlik, huysuzluk ve yorgunluk gibi PMS’in istenmeyen belirtiler menstrüel döngü içinde, aynı anda ve her ay tekrarlayarak ortaya çıkar. Çoğu kadın için, bu premenstrüel belirtileri, rahatsızlık vericidir, fakat kaybolmaz.

Ancak on kadın içinden biri için, belirtiler çok sıkıntı vericidir ve premenstrüel disforik bozukluk ( PMDD) teşhisi konulan bir rahatsızlıktır. PMDD, şiddetli depresyon, asabiyet ve diğer duygu-durum bozuklukları ile karakterizedir. Belirtiler regl öncesi yaklaşık 10-14.

günlerde başlar ve başlangıçtan birkaç gün içinde gelişir.

Premenstrüel Disforik Bozuklukları Belirtileri
§  Üzüntü ya da umutsuzluk hissi§  Gerginlik ve Kaygı hissi§  Panik Atak§  Ruh hali dalgalanmaları ve ağlama§  Kalıcı sinirlilik ya da öfke§  Günlük aktivitelere ve ilişkilere ilgisizlik§  Konsantrasyon güçlüğü§  Bitkinlik ve düşük enerji§  Yeme isteği ve çok fazla yeme§  Uyku bozuklukları§  Kontrolden çıkma duygusu§  Fiziksel belirtiler  (şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı, kas ağrısı)

Premenstrüel Disforik Bozukluk İçin Kendi Kendine Yardım Etme

PMDD semptomlarını iyileştirmek için, atmanız gereken çok adım vardır. Çoğu, yaşam tarzında basit değişiklikleri gerektirir.

Egzersiz- Düzenli aerobik egzersizi PMDD semptomlarını azaltabilir.

Beslenme Değişiklikleri- Beslenmenizdeki değişiklikler belirtileri azaltmaya yardımcı olabilir. Tuzu, yağlı yiyecekleri, kafeini ve alkolü kesmek tavsiye edilir. Kompleks karbonhidratlardan bolca tüketmek de ayrıca önerilmektedir.

Besin takviyeleri- B-6 vitamini, kalsiyum, magnezyum, Vitamin-E ve triptofanın PMDD’den muzdarip kadınlara yararlı olduğu görülmüştür. 

Bitkisel İlaçlar- Çuha çiçeği yağı ve hayıt ağacı meyvesinin her ikisi de PMDD tedavisinde etkili olduğu bulunan ve üzerinde çalışılan bitkisel takviyelerdir.

Stres Azaltma- Stresi azaltmak için Rahatlama teknikleri ve diğer stratejiler, PMDD semptomlarını yardım edebilir. Yoga ve Meditasyon özellikle etkilidir.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/kadinlarda-depresyon-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Genç kadınlarda işsizlik oranı genç erkeklerden daha yüksek

Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu'nun (UNFPA), 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü için her yıl belirlediği tema, bu yıl 13-19 yaş grubunda yer alan “genç kadınlara yatırım” olarak belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) de bu tema çerçevesinde Türkiye'ye dair derlenen istatistikleri açıkladı. 

Verilere göre, 2015 yılında Türkiye nüfusunun yüzde 49,8'ini oluşturan kadın nüfusunun yüzde 11,3'ünü, 13-19 yaş grubunda bulunan genç kadınlar oluşturuyor.

Bu oranın en yüksek olduğu ilk üç il ise sırasıyla; yüzde 17,3 ile Şirnex (Şırnak), yüzde 17,2 ile Agirî (Ağrı) ve yüzde 17 ile Sêrt (Siirt) oldu.

Bu oranın en düşük olduğu ilk üç il ise sırasıyla; yüzde 8,4 ile Dersim, yüzde 8,9 ile Muğla ve yüzde 9 ile İzmir.

EN ÖNEMLİ SORUNLARI KONUT

Yine Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2015 yılı sonuçlarına göre, 13-19 yaş grubundaki genç kadınların yaşadıkları hanehalkı tipleri incelendiğinde; yüzde 73,6'sının çekirdek aileden, yüzde 25,3'ünün ise geniş aileden oluşan hanehalklarında yaşadığı görüldü.

Diğer yandan yüzde 1,2'sinin ise çekirdek aile bulunmayan hanehalkı veya tek kişilik hanehalklarında yaşadığı gözlendi.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2014 sonuçlarına göre de 15-19 yaş grubundaki genç kadınların yüzde 61,6'sının üyesi olduğu hanehalkına ait konutta, yüzde 21'inin ise kirada oturduğu görüldü.

İŞSİZLİK ORANI GENÇ ERKEKLERDEN DAHA FAZLA

Hanehalkı İşgücü Araştırması 2015 sonuçlarına göre ise 15-19 yaş grubu genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 18,4 iken, erkeklerde bu oran yüzde 15,6. Üstelik genç kadınlardaki bu işsizlik oranı bir önceki yıla göre 2,3 puan arttı.

Genç erkeklerde bu oran 0,6 puan düşüş gösterdi. Aynı araştırma sonuçlarına göre, 2015 yılında genç kadınlarda istihdam oranı bir önceki yıla göre 0,8 puan artış göstererek yüzde 15,1'e yükseldi.

Genç erkeklerde ise, bu oran bir önceki yıla göre değişmeyerek yüzde 31,7 oldu.

OKULLAŞMA ORANI

Yine ortaöğretimde net okullaşma oranı kadınlar için 2014/15 öğretim yılında yüzde 79,3 iken, 2015/16 öğretim döneminde artarak yüzde 80,2 oldu.

Yükseköğretim net okullaşma oranı ise, genç kadınlarda 2013/14 öğretim yılında yüzde 40,9 iken, 2014/15 döneminde yüzde 41,1'e yükseldi. Türkiye'de 2014/15 öğretim yılında 333 bin 607 kadın, 373 bin 615 erkek öğrenci lisans bölümlerine yeni kayıt yaptırdı.

Kadın öğrencilerin yüzde 27,3'ü iş ve yönetim, yüzde 17,1'i sosyal bilimler ve davranış bilimleri, yüzde 11,5'i de öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri alanlarına kayıt yaptırdı.

Erkek öğrencilerin ise yüzde 37,7'si iş ve yönetim, yüzde 14'ü sosyal bilimler ve davranış bilimleri, yüzde 11,6'sı mühendislik ve mühendislik işleri alanlarına kayıt yaptırdı.

ÇOCUK YAŞTA EVLİLİĞİNİN EN AZ GÖRÜLDÜĞÜ KENT DERSİM

Türkiye'de kadınlarda ortalama ilk evlenme yaşı 2011 yılında 23,3 iken, bu oran 2015 yılında 23,9'a çıktı.

Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi veri tabanından üretilen evlenme istatistiklerine göre, 16-17 yaş grubunda olan kız çocuklarındaki resmi evlenmelerin toplam resmi evlenmeler içindeki oranı 2014 yılında yüzde 5,8 iken, 2015 yılında yüzde 5,2'ye düştü. Kız çocuk evlenmelerinin en fazla görüldüğü kent ise yüzde 15,3 ile Kilis oldu.

Kilis'i sırasıyla; yüzde 15,2 ile Qers (Kars) ve yüzde 15,1 ile Agirî (Ağrı) izledi. Bu resmi evlenmelerin en az olduğu iller ise sırasıyla; yüzde 1 ile Dersim, yüzde 1,5 ile Rize ve yüzde 1,6 ile Trabzon oldu.

ADÖLESAN DOĞURGANLIK HIZI

15-19 yaş grubundaki bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısı olarak tanımlanan adölesan doğurganlık hızı, 2010 yılında binde 34 iken, 2015 yılında binde 25'e düştü. Diğer bir ifadeyle, 2015 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 25 doğum düştü.

İNTİHAR ORANI GENÇ KADINLARDA ARTTI, ERKEKLERDE DÜŞTÜ 

2015 yılında intihar eden kadınlarda en yüksek intihar oranının ise yüzde 18 ile 15-19 yaş grubunda olduğu görüldü. Aynı yaş grubundaki erkeklerde bu oran yüzde 7,7 oldu.

Yine intihar hızı 13-19 yaş grubundaki genç kadınlarda 2014 yılında yüz binde 4,10 iken, 2015 yılında yüz binde 4,23'e yükseldi.

Genç erkeklerde bu oran 2014 yılında yüz binde 5,83'ten 2015 yılında yüz binde 4,35'e düştü.

GENÇ KADINLARIN BOY ORTALAMALARI 162 CM, KİLO ORTALAMALARI İSE 55,8 KG OLDU

Türkiye sağlık araştırması sonuçlarına göre de 15-19 yaş grubundaki genç kadınların boy ortalamaları, 2014 yılında 2008 yılında olduğu gibi 162 cm oldu.

Genç kadınların boy ortalamalarında önemli bir değişiklik olmazken, genç erkeklerin boy ortalaması 2 cm artarak 173,3 cm oldu. Genç kadınların kilo ortalaması 2014 yılında 2008 yılına göre 1 kg artarak 55,8 kg oldu.

Genç erkeklerde ise aynı dönemde kilo ortalaması 2,6 kg artarak 66,3 kg oldu. 

ERKEKLERE GÖRE HOBİLERİ DAHA AZ

Genç kadınların gün içinde hobi ve oyunlara ayırdıkları ortalama süre 25 dakika olurken, genç erkeklerde bu sürenin 34 dakika daha fazla olduğu görüldü. Benzer şekilde gün içinde istihdama ayrılan süre incelendiğinde, genç kadınlarda 35 dakika olan bu sürenin, genç erkeklerde 1 saat 31 dakika olduğu saptandı.

Son dört hafta içinde, gençlerin boş zamanlarını değerlendirmek üzere yaptıkları eğlence ve kültür faaliyetleri incelendiğinde de kadınların yüzde 92,7, erkeklerin de yüzde 94 ile en fazla yaptıkları faaliyetin televizyon izlemek olduğu görüldü.

Bu faaliyeti kadınlarda sırasıyla yüzde 66,8 ile kitap okumak, yüzde 65,6 ile akraba ziyareti, yüzde 49,7 ile arkadaş ziyareti ve yüzde 41,7 ile sosyal medyada vakit geçirmek izledi.

Erkeklerde ise sırasıyla; yüzde 62,7 ile sosyal medyada vakit geçirmek, yüzde 60,7 ile akraba ziyareti, yüzde 60,3 arkadaş ziyareti ve yüzde 48,8 ile kitap okumak izledi.

GENÇ KADINLARIN GÜN İÇİNDE EN AZ ZAMAN AYIRDIKLARI FAALİYET SPOR OLDU

Gün içinde en az zaman ayrılan faaliyet, 13-19 yaş grubundaki genç kadınlar için 7 dakika ile spor ve doğa sporları oldu.

Spordan sonra en az zaman ayrılan faaliyetlerin, 20 dakika ile gönüllü işler ve toplantılar, 25 dakika ile hobiler ve oyunlar ve 35 dakika ile de istihdam olduğu görüldü.

Aynı yaş grubundaki genç erkeklerin gün içinde en az zaman ayırdıkları faaliyet 15 dakika ile gönüllü işler ve toplantılar oldu. Bunu 30 dakika ile spor ve doğa sporları ve 33 dakika ile hanehalkı ve aile bakımı izledi.

LİSANSLI GENÇ ERKEK, GENÇ KADINLARIN İKİ KATI

Federasyonlara bağlı 13-19 yaş grubunda bulunan lisanslı kadın sporcu sayısı 2007 yılında 34 bin 786 iken, 2015 yılında bu sayı 428 bin 931'e yükseldi. Aynı yaş grubundaki erkeklerde 2007 yılında 68 bin 435 olan lisanslı sporcu sayısı, 2015 yılında 816 bin 485'e yükseldi. Başka bir ifadeyle lisanslı genç erkek sporcu sayısı genç kadın sporcu sayısının yaklaşık iki katı oldu.

GENÇ KADINLAR ERKEKLERE GÖRE DAHA AZ BİLGİSAYAR VE İNTERNET KULLANIYOR

Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2015 yılı sonuçlarına göre son üç ay içinde 16-19 yaş grubundaki genç kadınların bilgisayar kullanma oranı aynı yaş grubundaki erkeklere göre 13,2 puan daha az oldu. Genç kadınların bilgisayar kullanma oranı yüzde 66,5 olurken, genç erkeklerde bu oran yüzde 79,7 oldu.

Aynı araştırma sonuçlarına göre 2015 yılında son üç ay içinde 16-19 yaş grubundaki genç kadınların internet kullanma oranı aynı yaş grubundaki erkeklere göre 12,9 puan daha az oldu. Genç kızlarda internet kullanma oranı yüzde 70,9 olurken, genç erkeklerde bu oran yüzde 83,8 oldu. (DİHA)
 

Источник: https://www.evrensel.net/haber/284070/genc-kadinlarda-issizlik-orani-genc-erkeklerden-daha-yuksek

İnme Hastalık Tanısı ve Tedavi Yöntemleri

Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

İnme, beynin hasar görmesinin sonucudur. Bu hasar, beynin bir kısmındaki ya bir kanama ya da akut kan eksikliği nedeniyle o kısmın geçici ya da kalıcı olarak işlevini yapamamasına yol açar.

İnme, beynin çalışmasını geçici ya da kalıcı olarak engelleyen ani bir olaydır.

İnmeler, şiddet açısından, kısa süreli kas zayıflığından ölüme yol açabilen daha şiddetli vakalara kadar çeşitlilik sergiler.

İnmeler, gelişmiş ülkelerdeki en yaygın üçüncü ölüm nedenidir. Çoğunlukla yaşlı insanlarda olur. Ancak, bir türü (subaraknoid kanama) gençleri etkiler. İnmenin yıllık oluşma oranı yaklaşık olarak her 500 kişide 1’dir.

İnmenin iki genel türü vardır:

  • Beyin kanaması: beynin içine veya etrafında kanama.
  • Beyin trombozu: beyindeki kan damarlarının (genellikle bir kan pıhtısı ile) tıkanması.

Beyin kanaması genellikle daha ciddi olup, beklenmeyen ani ölümün yaygın bir nedenidir. İnmelerden önce çoğu kez haberci olarak “mini inme” olarak da bilinen uyarı niteliğinde geçici iskemik ataklar (TIA’lar) gelir. Bunlar asla ihmal edilmemelidir.

Semptomlar

Beyin kanamasının ilk işareti genellikle, aniden gelen şiddetli baş ağrısıdır. Bunun hemen ardından, vücudun bir kısmında işlev kaybı olur; örneğin vücudun bir tarafında felç, bir tarafta görsel kayıp, gözlerin sabit olarak bir tarafa dönmesi ve bazen de epilepsi (sara) tipinde büyük bir nöbet.

Diğer semptomlar arasında aşağıdakiler sayılabilir:

  • vücudun bir yarısında zayıflık,
  • konuşma güçlükleri (asphasia),
  • anlama yoksunluğu,
  • görme duyusunun geçici olarak kaybı,
  • hareket engelliliği (hemipleji)
  • baş dönmesi (vertigo),
  • mide bulantısı,
  • kusma,
  • baş ağrısı,
  • işitme duyusunun kaybı,
  • hafıza kaybı,
  • kişilik ve zihinde yavaş yavaş değişiklikler,
  • yutkunma güçlüğü,
  • uyuşukluk,
  • bilinç kaybı, ve
  • epilepsi (sara) nöbetleri.

Çoğu kez, bilinç başlangıçta kaybedilir ve kanama çoksa bilinç geri kazanılmayabilir. Bu şekilde etkilenen insanların yarısından fazlası birkaç saat ya da birkaç gün içinde yaşamını yitirir. Bilincini geri kazananlarda çoğu kez bir derecede felç olur. Felç, ağır olabilir.

Daha hafif kanamalar (ve genellikle beyin trombozları) beyinde daha az hasara yola açar ve hiç bilinç kaybı olmayabilir; sadece, felç ya da hareket engelliliği gibi, sinir sistemindeki hasarın işaretleri görülür. Durumun en kötü olduğu evre, neredeyse her zaman inmeden hemen sonradır. Ancak, hasarın olduğu bölgedeki şişmiş beyin dokusu (ödem) iyileştikçe, durum düzelmeye başlar.

Şişme, sinirlerin çalışmasını geçici olarak engeller. Şişme azaldıkça, sinir işlevleri de geri kazanılır.

Serbest kalan kanın geri emilmesinin sonucunda hasta bir dereceye kadar iyileşir. İyileşme sürecinde yavaş ama genellikle kayda değer düzelme görülür. Başka kanama olmadığı takdirde sonuç iyi olabilir. Ancak bazı kalıcı engellilik olabilir.

Nedenler

İnmenin en büyük nedeni, özellikle ateroskleroz (damar sertliği; kan damarlarının duvarlarında yağ tabakaları) olmak üzere atardamar hastalığıdır. İnmelerin çoğunun nedeni, bir atardamarın daralması, kan pıhtılaşması (tromboz) ya da iç veya dış kanama sebebiyle beynin bir kısmında fiziksel hasar oluşmasıdır.

Beyin içinde kanama genellikle, damar sertliği nedeniyle hasar görmüş ya da zayıflamış küçük bir atardamarın, yüksek tansiyonun etkisiyle yırtılması sonucunda olur.

Yüksek tansiyon, damar sertliğine yol açabilir ve inmenin başlıca risk faktörüdür. Kanama beynin hemen hemen her yerinde olabilir ve semptomlar kanamanın yerine göre değişir.

Beynin hareket, duyu, konuşma ve görme ile ilgili kısımları birbirine yakındır. Etkilerin en belirgin olduğu vakalarda kanama bu kısımlardadır.

Beynin altı kısmı (beyin sapı) soluma ve kalp atışı gibi hayatî önem taşıyan fonksiyonları içerdiğinden, buralardaki kanamalar çok tehlidir.

Beynin altındaki atardamarlarda oluşan küçük şişmeler (anevrizmalar), genç insanlarda inmenin yaygın bir nedenidir.

Beyin trombozu (bir kan damarının tıkanması), ya da hafif bir embolizm (küçük bir kan ya da yağ dokusunun kan damarını tıkaması), beyin kanaması ile aynı etkilere yol açabilirse de, genellikle çok daha az ciddi olup, iyileşme oranı iyidir.

Tromboz ya da tekrarlı embolizm nedeniyle inme, boyundaki atardamarlarda veya onların dallarında damar sertliği olan kişilerde, ya da kalp kapakçığı hastalığı olanlarda görülür.

Kalp kapakçıkları hastalıklı ise, buralarda oluşan küçük kan pıhtıları koparak serbest kalır ve beyne taşınarak inmeye yol açar.

Teşhis

Teşhis, semptomlar ve işaretler kullanılarak yapılır. Beyin hasarının yeri genellikle fiziksel etkilerden tespit edilebilir. Bazı vakalarda beyin taramaları yararlı olabilir.

Tedavi

İnmeden sonra tedavinin amacı, hastayı mümkün olduğu kadar normal bir yaşantıya geri döndürmektir (rehabilitasyon). Hafif bir inmeden sonra sürekli olarak yürümeye çalışan bir kişinin hareketliliğini geri kazanma olasılığı, yatakta yatan bir hastanınkine kıyasla çok daha yüksektir.

İnme Ünitelerinin (inme geçiren hastaların bakım ve rehabilitasyonuna ayrılmış hastane üniteleri) iyileşmeye önemli düzeyde katkıda bulunduğu gösterilmiştir; aynı şey toplum içindeki rehabilitasyon yardımları için de söylenebilir.

Komplikasyonlar

Bunlar tüm beyin fonksiyonlarını kapsar ve aralarında aşağıdakiler sayılabilir:

  • genellikle vücudun bir tarafını etkilen, çeşitli şiddette felç,
  • vücudun bir kısmının oraya “ait olmadığı” görüntüsünü veren duyu kabı,
  • görme duyusunun kaybı,
  • konuşulan dili anlama zorluğu,
  • konuşma zorluğu ya da her iki (afazi),
  • hafıza kaybı,
  • sayı sayamama,
  • cisimleri hissederek tanıma gücünün kaybı,
  • idrar tutamama,
  • kişilikte büyük değişiklikler ve,
  • yutma güçlüğü.

Ne yazık ki, birinci inmeden sonra genellikle tüm risk faktörleri hala mevcut olduğundan, daima, engelliliği artıracak başka inme olasılığı vardır. İnme geçiren herkes, risk faktörlerini bilmeli ve bunları minimuma indirmek için elinden geleni yapmalıdır.

Hastalığın Önlenmesi

İnme riskini azaltmanın en iyi yolu, iyi beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesini içeren sağlıklı bir yaşam tarzıdır. Sigara içmemek çok önemlidir.

Sigara içenlerde, içmeyenlere kıyasla çok daha fazla ateroskleroz (damar sertliği) vardır. Bu, birçok ölüm sonrası muayeneler aracılığıyla gösterilmiştir. Sigara, kalp atış hızını arttırır ve tansiyonu yükseltir. Her iki etken de ateroskleroz ile bağlantılıdır. Yüksek tansiyon, inmenin başlıca risk faktörlerinden biridir.

Sigara, kandaki platelet adı verilen hücre parçaları arasındaki yapışkanlığın artmasına yol açar. Bunlar, kanın pıhtılaşması için gereklidir. Artan yapışkanlık ise kesinlikle Tromboz (damarda pıhtı oluşması) eğilimini yükseltir. Dumanla birlikte solunum yoluyla alınan karbon monoksit, kanın oksijen taşıma kapasitesini önemli derecede azaltır.

Kan pıhtısı oluşma açısından yüksek risk taşıyan insanların aspirin ya da warfarin gibi bir ilaç alarak bu riski ve dolayısıyla inme riskini azaltmaları önerilebilir.

Migrenli insanların inme riski daha yüksektir. Çoğu kez kadınlarda daha kötü olan migren ile östrojen hormonu düzeylerinin inişli çıkışlı bir seyir izlemesi arasında bağlantı kurulmuştur.

Nörolojik semptomlu şiddetli migreniniz (“klasik” migren) varsa, kombine doğum kontrol hapı alınması migrenin şiddetini ve inme riskini arttırabilir.

Nörolojik semptomlar arasında konuşma ve görme güçlüklerinin yanı sıra, bir uzvun ya da vücudun bir tarafının uyuşması ya da karıncalanması sayılabilir. Bu semptomlar sizde varsa, sadece projesteron içeren hapa geçiş yapmayı düşünmelisiniz.

Источник: https://www.ilacrehberi.com/h/inme/

İnmede risk faktörler

Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

Herkes her yaşta felç olabilir. Bazı risk faktörler inme olasılığını arttırır. İnmeden kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için en iyi yol bu risk faktörlerini bilmek ve nasıl yönetileceğini anlamaktır.

Inme için yaş veya aile öyküsü gibi risk faktörlerinin bazılarını kontrol edemezsiniz. Ancak diğer risk faktörleri kontrol ederek inme riskini azaltabilirsiniz.

Hastalıklar:

Birçok hastalık inme riskini artırabilir. Risk kontrolü için mutlaka doktorunuza danışın:

Önceden geçirilmiş inme veya geçici iskemik atak: 

Önceden geçirildiği bilinen bir inme veya geçici iskemik atak (GIA= “mini-inme,”) varsa başka bir inme geçirme riskiniz yüksektir.

Yüksek Tansiyon

Yüksek kan basıncı inme için büyük bir risk faktörüdür.İlaçlar ya da yaşam tarzı değişiklikleri ile kan basıncını düşürmek felç riskini azaltabilir.

Yüksek Kolesterol 

Kolesterol karaciğer tarafından yapılan veya belirli gıdalarda bulunan mumsu, yağ benzeri bir maddedir.

Karaciğerimiz vücudun ihtiyacına yetecek kadar kolesterol yapar, ama biz genellikle yediğimiz gıdalarla ihtiyacımızdan daha fazla kolesterol alırız.

Vücudun kullanabileceğinden daha fazla kolesterol alırsak, ekstra kolesterol beyin de dahil olmak üzere, arterlerde birikebilir. Bu birikim damarların daralmasına, inme ve diğer sorunlara yol açabilir.

Kalp Hastalığı 

Birçok kalp hastalığı inme riskini artırabilir. Örneğin, koroner arter hastalığı arterlerde plaklar oluşturarak beyne giden oksijen açısından zengin kanın akışını azaltır ve inme riskini artırır. Kalp kapak defektleri, atriyal fibrilasyon gibi düzensiz kalp atışları, ve kalp odacıklarında genişleme gibi diğer kalp rahatsızlıkları, emboli ve inmeye neden olabilir.

Diyabet

Diyabet hastalığı da felç riskini arttırmaktadır. Diyabeti doğru yönetmek riski azaltır.

Orak Hücre Hastalığı 

Orak hücre hastalığı iskemik inme ile ilişkili bir kan hastalığıdır. Kırmızı kan hücreleri anormal bir orak şeklindedir.Bu orak şekilli hücreler bir kan damarına takılarak beyne kan akışını engelleyebilir.

Yaşam Tarzı ve Alışkanlıklar:

Yaşam tarzı seçimleriniz inme riskini etkileyebilir. Riski azaltmak için, doktorunuz yaşam tarzında değişiklikler önerebilir. İyi haber, sağlıklı yaşam tarzının inme riskini azaltabiliyor olmasıdır.

Sağlıksız Diyet 

Doymuş yağ, trans yağ ve kolesterolü yüksek diyetler kalp hastalığı ve inme ile bağlantılıdır. Ayrıca, beslenmede çok fazla tuz (sodyum) kan basıncı düzeylerini artırabilir.

Fiziksel Hareketsizlik 

Obezite, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi diğer risk faktörlerle birlikte yetersiz fiziksel aktivite inme riskini arttırmaktadır. Düzenli fiziksel aktivite ile inme riskinizi azaltabilirsiniz.

Obezite 

Obezitede vücutta aşırı yağ vardır,”kötü” kolesterol ve trigliserid düzeyleri yüksek ve “iyi” kolesterol seviyesi düşüktür. Kalp hastalığına ek olarak, obezite, yüksek kan basıncı ve diyabete yol açabilir ve inme riskini arttırır.

Çok fazla alkol kullanımı

Çok fazla alkol kan basıncı düzeylerini ve inme riskini artırabilir. Aynı zamanda arterleri sertleştirir, trigliserid ve kan yağlarını artırır.

Tütün kullanımı 

Tütün kullanımı inme riskini artırır, kalp ve kan damarlarına zarar verebilir. Ayrıca, nikotin, kan basıncını yükseltir ve karbon monoksit kanın taşıyabileceği oksijen miktarını azaltır. Diğer insanların içtiği sigara dumanına maruz kalma (pasif içicilik), sigara içmeyenlerde bile inme riskini artırabilir.

Aile Hikayesi:

Aile üyelerinin paylaştıkları genler, davranışlar, yaşam tarzları ve ortamlar kendi sağlık ve hastalık risklerini etkileyebilmektedir. Inme riski de diğerlerine oranla bazı ailelerde daha yüksek olabilir.Ayrıca inme için yaş, cinsiyet , ırk veya etnik kökene bağlı olarak risk artabilir.

Diğer Risk Faktörler

Genetik ve Aile Tarihi 

Bir ailenin üyelerinin bazı özellikleri genler yoluyla nesilden nesile geçirmesi sürecine kalıtım denir.

Genetik faktörler yüksek tansiyon, inme ve diğer ilgili bazı hastalıklarda büyük olasılıkla bir rol oynamaktadır. Çeşitli genetik bozukluklar orak hücre hastalığı da dahil olmak üzere, inmeye neden olabilir. Ayrıca ortak ortamları ve diğer potansiyel faktörleri paylaşan aile bireylerinde inme riskinin artması olasıdır.

Kalıtım gibi sigara ve sağlıksız diyet, sağlıksız yaşam tarzı seçimleri birleştiği zaman inme riski daha da artabilir.

Hem erkek hem de kadınlarda inme oluşabilir. Yaş, cinsiyet, ırk veya etnik köken gibi, kontrol edemeyeceğimiz bazı faktörler, felç riskini arttırabilir:

Yaş. Yaş inme için en önemli risk faktörüdür. Yaşlandıkça inme riski artar. 55 yaşın üzerinde her 10 yıl inme riskini iki kat arttırmaktadır. Buna rağmen 65 yaşın altında da inme görülme riski oldukça fazladır.

 Seks. İnme çoğu birçok yaş grubunda erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Ancak inme yüzünden ölüm olasılığı kadınlarda erkeklere oranla daha yüksektir. Hamilelik ve doğum kontrol hapı kullanımı kadınlarda inme riskini arttırabilir.

Irk veya etnik köken. Siyahlar, İspanyollar, Amerikan Yerlileri ve Alaska yerlileri, İspanyol olmayan beyazlar veya Asyalılardan daha yüksek inme riskine sahiptir. İnme geçirme riski lerde beyazlara oranla neredeyse iki kat yüksektir.İnmeden ölüm oranları da zencilerde beyazlardan daha yüksektir.

                >

Источник: http://www.populermedikal.com/2014/10/16/inmede-risk-faktorler/

Serviks Kanserinin Daha Yaşlı Kadınlarda ve Siyah Kadınlarda Daha Yüksek Oranı, Çalışma,

Kadınlarda İnme Görülme Oranı Daha Yüksek

Kanser 'da yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, Amerikalı Kanser Derneği (ACS)' nin hakemli gözden geçirmesi, ABD'de serviks kanseri oranlarını önceden daha yüksek olabilir düşündü ve rahim ağzı kanseri, kadınların taramaya son vermeleri tavsiye edilen 65 yaşından sonra ortaya çıkabilir. Dahası, siyah kadınlarda serviks kanseri oranları daha yüksek olabilir.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 21-65 yaşları arasındaki tüm kadınlar için Pap testleri veya HPV testleri ile yapılan düzenli serviks kanseri taramalarını önermektedir.

ACS'nin yönergeleri, 21 ile 29 yaş arasındaki kadınların her üç yılda bir bir Pap testine tabi tutulması gerektiğini ve anormal bir Pap testi sonucundan sonra gerekli olmadığı sürece HPV için test edilmemelidir . Buna ek olarak, ACS, 30-65 yaş arası kadınların her beş yılda bir Pap testi ve HPV testi yaptırmalarını tavsiye etmektedir. Bu tercih edilen yaklaşımdır, ancak her üç yılda bir Pap testi yapmak da mümkündür.

ACS, serviks kanseri açısından taranmamak için normal sonuçları olan düzenli taramaları olan 65 yaş üzeri kadınlara tavsiyelerde bulunur. Serviks öncesi kanser teşhisi konan kadınlar taramaya devam etmelidir.

Şimdi izle: Servikal Kanser Belirtileri “

Histerektomi Yapan Kadınlara Dayalı Öncelik Oranları

ABD'de rahim ağzı serviksi çıkarılan kadınlar arasında önceki servikal kanser oranları tahminleri histerektomi ile giderildi. bir kadının serviks kanseri geliştirme riski.

Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi, epidemiyoloji ve halk sağlığı profesörü Anne Rositch, Healthline'a ” Bunu daha yaşlı kadınlar ve Afrikalı Amerikalı kadınların en yüksek histerektomi prevalansına sahip oldukları için düzeltilmiş oran tahminleri, düzeltilmemiş oranlara kıyasla bu kadınlar grubu için en büyük artışla sonuçlandığını bulduk. Serviks kanseri insidans oranları, 65 yaşın altındayken 69 yaşına kadar arttı. Düzeltilmemiş oranlardan farklı olarak, 45 yaştan sonra azalma görüldü. “

Rositch ve arkadaşları, 2000 yılından 2009 yılına kadar histerektomi prevalansını ve serviks kanseri insidansını inceledi. insidans oranları, histerektomi düzeltmeden önce 100.000 kadın için 11.

7 vaka, düzeltme sonrası 100.000'de 18.6'ya karşılık. Ayrıca, önceki raporlar, insidansın 40-44 yaşlarında en yüksek olduğunu ortaya koydu (15.6 100.

000 kadın başına düşen vaka sayısı) ve daha sonra düşme.

Histerektomi düzeltildikten sonra insidans yaşla birlikte artmaya devam ederek 27'ye yükseldi.65 yaştan 69 yaşa kadar 100 000 kadın için 4 vaka. Etki beyaz kadınlara oranla histerektomi prevalansının daha yüksek olduğu siyah kadınlar arasında en belirgin oldu.

Histerektomi düzeltmeden önce rakamlar, siyah kadınların beyaz kadınlara oranla yüzde 62 daha yüksek serviks kanseri oranına sahip olduğunu gösterdi. Histerektomileri göz ardı ettikten sonra araştırmacılar, siyah kadınların beyaz kadınlardan% 89 daha yüksek bir oranda sahip olduklarını öğrendi.

Devamını oku: HPV Aşı “

Kadınların En Yüksek Servikal Kanser Oranına Sahip

Kadınlar” Johns Hopkins Bloomberg Kamu Sağlığı Okulu'ndan Kıdemli eğitim yazarı Patti Gravitt, Ph.D.

, bir basın bildirisinde , “Mevcut yönergeler kadınlara son zamanlarda yapılan negatif taramaları 65 yaşın üzerindeki rutin taramadan çıkmalarını önermektedir ancak düzeltilmiş hesaplamalarımız, bu yaşın altındaki kadınların serviks kanseri oranının en yüksek olduğunu göstermektedir” (999) Sonunda, gelecekteki etkileri yorumlamak Rositch, Healthline'a verdiği demeçte, “Beyaz ve Afrikalı Amerikalı kadınlar arasındaki eşitsizlik, // sağlık hattı için düzeltilmiş hesaplamamızı kullanarak daha önce kabul edilenden daha büyüktü. kapost. com / posts / current-guidelines-underestimate-servikal-kanser-insidans-eski-kanserli kanser insidans oranları. Bu nedenle, hem klinik hem de politik sonuçları anlamak için, bu iki kadının yüksek oranlarının tarama başarısızlıklarından kaynaklandığını (tarama servikal öncüleri ve kanseri saptamayı başaramamış mı) başarısızlığa uğramış olup olmadığını anlamak için ek araştırmalar yapmak önemlidir taranmalıdır (kadınlar önerilen taramayı almadı). Çalışmamız, ABD'de rahim ağzı kanseri riski en yüksek olan kadınlar, 65-69 yaş arası kadınlar, orta yaşlı kadınlar ve Afrikalı Amerikalı kadınlar için yeni bir ışık tutuyor. “

İlgili Haberler: FDA Paneli HPV istiyor Test-Pap Değil-Servikal Kanser İçin Birincil Tarama Aleti Olarak “

Источник: https://tr.medic-life.com/rates-of-cervical-cancer-higher-in-older-women-and-black-women-says-study-10969

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть