Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Hormon Bozukluğu Neden Meydana Gelir ve Tedavisi Nasıl Yapılmalıdır?

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Hormon bozukluğu belli başlı hastalıklardan ve vücutta diğer hormonların seviyelerinde olan yükseklik ve düşüşlerden dolayı meydana gelir. Bu durumun tedavi edilmesi gerekir.

Hormon Bozukluğu Nedir?

Hormon bozukluğu oldukça geniş bir kavramdır. Hormon bozukluğu sorunları sonrası yaşayan kişilerde birçok sorun meydana gelir. Hormon bozukluğu sorunun olup olmadığını belirlemek adına belli başlı belirtileri göz önüne almak gerekir.

Hormon bozukluğu tüylenme, memede tüylenme, karın ağrısı, cinsel isteksizlik, adet gecikmesi gibi belirtiler ile kendine belli eder. Bunlar kadın da görülen belirtilerdir. Erkeklerde hormon bozukluğu sorunu yaşanabilir. Bunun sonucunda da özellikle memede tüylenme sorunları meydana gelebilir.

Aşırı düzeyde memede ya da farklı bölgelerde meydana gelen tüylenme sorununa hirsutismuz adı verilir. Bunun sonucunda yapılan testlerde değeler genelde normal düzeyde çıkar. Her tüylenme sorunu hormon bozukluğu olarak nitelendirilemez. Bundan dolayı da detaylı şekilde tetkik yapılması gerekmektedir.

Erkeklerde hormon bozukluğu ya da kadınlarda hormon bozukluğu sorunu için her daim detaylı şekilde hormon bozukluğu testi ve tetkiki yapılması gerekir. Kadınlarda ve erkeklerde hormon bozukluğu sorunu sonucunda gerekli olan tedaviye kısa süre içinde başlanması en önemli olan detaydır.

Ayrıca meydana gelen belirtilerde tedavi ile ortadan zaman içinde kaybolmaya başlar.

Hormon Bozukluğu Nelere Sebep Olur?

Kilo alımı; bu sorun insan metabolizmasında önemli düzeyde rol oynar. Özellikle böbrek üstü bezleri ve tiroitlerde sorunlara yol açar. Göbek yağlarının erimemesi, ani şekilde kilo alımı ya da kayıplara, sindirim sorunları, şişkinlik, hazımsızlık, ani şekilde acıkma, şeker ihtiyacı gibi sorunlar meydana gelir.

Uyku sorunları; kişilerin gün içindeki enerjilerini ve ne zaman yatağa girmesi gerektiğini ayarlayan günlük ritimler hormonlar ile alakalıdır. Bundan kaynaklı olarak da uyku apnesi, narkolepsi, aşırı düzeyde uyuma ve insomnia gibi sorunlara sebep olur.

Ruh halinde değişimler; hipotiroidi, aşırı düzeyde dopamin ve serotonin kişilerde duygu durumlarında dalgalanmalara sebep olacaktır. Bu sorun kişileri ani bir şekilde depresyona sürükleyebilir.

Cinsel arzularda değişimler; üreme sisteminin düzenli şekilde çalışabilmesi adına hormonların düzgün şekilde salgılanması gerekir bu durum çocuk sahibi olmak adına da gereklidir.

Cinsel isteksizlikte bu anlamda detay olarak kişilerin yaşamında yer alır. Arzularda azalmaların başlaması ve cinsel isteksizlik oluşması çok normaldir. Bu durum erkeklerde ve kadınlarda farklı farklı ortaya çıkar.

Buna cinsel hormon bozukluğu adı verilir.

Hormon Bozuklukları Neden Meydana Gelir?

Beslenme; koruyucu içeren, paketlenmiş ve şekerli olan gıdalar insanların vücut fonksiyonları konusunda oldukça etkilidir. Zaman içinde hormonlarda bozulmalara yol açar. Ayrıca mineral ve vitamin açısından eksikliklerin olması, proteinsiz kalmak ve yağsız beslenmek de sorunlara yol açar.

Toksinler; ciltte geçirgenlik, soluma ve ağız yolu ile alınan toksinler hormonlarda bozulmalara sebep olur. toksik etkili olan bazı maddeler;

  • Plastik
  • Antibiyotikler
  • Cilt kremleri
  • Parfümler
  • Makyaj malzemeleri
  • Koruyucu içeren ve işlenmiş olan gıdalar
  • Kıyafet boyaları
  • Temizlik ürünleri
  • Teflon tavalar

Endokrin hastalıklar; endokrin fazlalığı ya da endokrin eksikliklerinden kaynaklı olarak meydana gelen hastalıklar da bozulmalara sebep olabilir. Hormonlarda meydana gelen sorunlara sebep olan hastalıklar içinde;

  • Graves hastalığı
  • Addison hastalığı
  • Hipoglisemi
  • Kemik erimesi
  • Haşimoto hastalığı
  • Guatr
  • Hipertiroidi, hipotiroidi
  • Paratiroidi
  • Cushing sendromu
  • Turner sendromu
  • Şeker hastalığı
  • Tiroid, rahim, yumurtalık ve meme kanseri

Diğer etkenler; hormonların birbirleri ile uyum içinde olması da çok önemlidir. Bir hormonda çıkan sorun diğerlerinde de sorunlara yol açar. Bunun haricinde aşağıda bulunan detaylarda sorunlara yol açabilmektedir.

  • Elektrolit dengesizlikleri
  • Doğum kontrol ilaçları
  • Bulaşıcı hastalıkları
  • Aşırı kilo
  • Aşırı stres

Hormon Bozukluğu Tedavisi

İnsan vücudunun sağlıklı olması adına birçok hormon birbirleri ile denge içinde olmalıdır. Bundan dolayı da bir hormonda azalma ya da çoğalma meydana geldiğinde sıkıntılar ortaya çıkar. Bu sıkıntıların saptanması için kan tahlili yapılması gerekir. Ayrıca endokrin ile alakalı hastalıklar söz konusu ise tanı koyulur ve tedavi başlanır.

Beslenme ve bitkisel takviyeler;

Maca kökü; salgılanmasın artmasını sağlar. Doğurganlığı arttırır ve tiroidlere iyi gelir.

Omega 3; hormonların üretilmesi adına gereklidir. Zeytinyağı, ceviz, keten tohumu ve balıkta sık şekilde bulunur.

D vitamini; hipofiz bezini olumlu şekilde etkiler. Düşük düzeyde olan östrojenin meydana gelen belirtileri de ortadan kaldırır.

Hayıt; progesteron hormonu konusunda olumlu düzeyde etkiler gösterir. Hipofiz bezi üzerinde etkilidir. Ayrıca progesteron ve östrojen hormonu konusunda etkilidir.

Adaptojen bitkiler; bu bitkiler başta kortizal değerleri olmak üzere birçok hormon konusunda etkilidir ve denge sağlamak adına kullanılır.

Sarımsak ve kırmızı üzüm; toksin attırıcı özelliği bulunduğu için kullanılır.

Hint Fesleğeni; duyguların durumlarını düzenlemek adına kullanır ve kortizal değerlerini dengede tutar.

Gün ışığı; güneşten alınacak olan ışık D 3 vitaminin üretilmesi adına gereklidir. D 3 vitamini hormon gibi hareket etmektedir. Bu vitamin metabolizmayı düzenleyen ve tiroitleri düzenleyen etkilere sahiptir. Serotonin hormonunun düzenli salgılanmasın ı da sağlar.

Tüm bunların yanı sıra ilaç tedavileri de kişiye özel olarak uygulanır. Ayrıca hormonlardan kaynaklı olarak meydana gelen sorunlardan kurtulmak adına lazer ile tüylerden kurtulma gibi çözümlerde kullanılmaktadır. Özellikler erkekler ve kadınlar tüyler için son dönemler lazeri daha çok tercih etmektedir.

Источник: https://hormonlarim.com/endokrin/hormon-bozuklugu

Adet döngüsü ve hormonların işleyişi

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Kadınlarda adet döngüsü dendiğinde, ne yazık ki bir çok kişinin aklına ayda birkaç gün boyunca kanamak dışında bir şey gelmiyor. Oysa aylık döngülerimiz, birkaç günlük kanama sürecinden çok daha fazlasını içeriyor.

Temelde iki kadınlık hormonu, östrojen ve progesteron, ay boyunca yükselip alçalarak adet görme ve yumurtlama döngüsünün devamını sağlıyor. Bütün bunlar olurken bu hormonlar, ruh halimizden fiziksel görünüşümüze kadar pek çok şeyi etkileyebiliyor.

Döngünün ilk haftası:

Adet kanamasının başladığı ilk günden itibaren 7 gün boyunca, menstrual döngünün ilk evresini yaşıyor oluruz. Bu aşamada östrojen hormonu yükselişe geçer. Kalınlaşan rahim duvarı ve gebeliğe hazırlanan diğer tüm dokular, yavaşça kanama şeklinde dışarı atılır.

Bu aşamada, döngünün diğer evresinde aktif olan progesteron hormonu da düşmeye başladığından, bağırsaklar da normalden fazla çalışmaya başlayabilir.

Aynı zamanda kanamanın gerçekleşmesine yardımcı olan prostoglandin hormonunun da bağırsak hareketlerini arttırdığı bilinmektedir.

Yine östrojen hormonunun artışına bağlı olarak, adet öncesi dönemde yaşanan durgunluk hissi ve bitkinlik azalmaya başlar ve daha enerjik hissetmeye başlayabiliriz.

Kanamanın olduğu günlerde yaşanan kramp ve benzeri şikayetler, çoğunlukla yumurtalık kisti ve benzeri sorunlara işaret ediyor olabilir.

Eğer rahminizle ve yumurtalıklarınızla ilgili her şey yolunda olmasına rağmen sancılı adet dönemleri geçiriyorsanız, adet döngünüzün farkında olarak duygusal iniş-çıkışları takip etmek, psikolojik olarak da bir rahatlama sağlayacağı için, bu tür sıkıntıların azalmasına da yardımcı olabilir.

Bu dönemde demir bakımından zengin gıdalar tüketmek de adet dönemine bağlı sorunların giderilmesinde yardımcı olacaktır. Vücuttaki demir oranının düşmesi yorgunluk, halsizlik ve benzeri sıkıntılara neden oluyor olabilir.

Yükselen östrojen hormonu, daha enerjik hissetmenize yardımcı olduğu gibi, kan şekerinizin de daha dengeli olmasına neden olacağından döngünüzün ilk haftasında sağlıklı beslenmek, daha küçük porsiyonlar tüketmek için iyi bir zaman olabilir.

REGL DÖNEMİNDE NELER OLUR?

Döngünün ikinci haftası:

Adet kanaması başladıktan sonraki ikinci haftadan itibaren, progesteron hormonu hala düşükken östrojen hormonu yükselmeye devam eder. Bu da ruhsal ve fiziksel olarak daha enerjik, daha keyifli hissetmenize yardımcı olur. Artık biraz daha dışa dönük olabilir, planladığınız işleri yoluna koymak daha kolay gelmeye başlayabilir. Özellikle döngünün 12-13-14-15 ve 16.

günlerine denk gelen yumurtlama evresinde, doğurganlığınızın doruk noktasına gelmiş olursunuz. Bu da doğal olarak ‘çiftleşmeye hazır’ bir ruh halini beraberinde getirir; fiziksel olarak daha güzel ve çekici hissedebilirsiniz. İletişim kurmak daha kolaydır. Arkadaşlarınızla ve partnerinizle zaman geçirmek her zamankinden daha keyifli olabilir.

Yumurtlama evresine yaklaştıkça, libidoda da gözle görülür bir artış gözlenir.

Östrojenin yükseliyor olması, merkezi sinir sisteminizi de olumlu yönde etkileyerek hafıza ve konsantrasyon yeteneklerinizin artmasına yardımcı olur.

Aylık döngünün ikinci haftası, egzersiz yapmak için de mükemmel bir zamandır. Daha fazla ve daha kolay kas geliştirebilirsiniz.

İkinci haftada erkeklik hormonu olarak bilinen ancak kadınlarda da aylık döngü süresince yükselip alçalan bir hormon olan testosteron hormonu yükselmeye başlar. Bu da duygusal olarak biraz daha güçlü, daha rekabetçi ve hevesli hissetmenize neden olabilir. Cinsel isteğinizin artıyor oluşunda testosteronun da katkısı vardır.

Bazı kadınlar, yükselen östrojen hormonunun etkisiyle döngünün ikinci haftasında normalden daha kaygılı hissediyor olabilirler. Yükselen enerji ile baş edemediğimizde bu tür karışıklıkların yaşanması tamamen normaldir. Bu süreçte yoga ve meditasyon gibi pratiklerle rahatlamak, iyi bir uyku için bitki çaylarından faydalanmak iyi gelebilir.

MENSTRUAL FARKINDALIK ÇALIŞMALARI

Döngünün üçüncü haftası:

Yumurtlama evresi ile başlayan üçüncü haftada östrojen hormonu doruk noktasına ulaştıktan sonra, düşüşe geçmeye başlar. Bu aşamada döngünün diğer aktif hormonu olan progesteron da yükselmeye başlar.

Bu değişimlere bağlı olarak ruh halinde ani değişimler gözlemlenmesi, kendinizi bir hafta öncesine göre biraz daha bitkin hissetmeye başlamanız oldukça normaldir.

Yükselen progesteron hormonu, fiziksel ve psikolojik olarak daha durgun bir döneme girmenize neden olabilir.

Aynı zamanda yumurtlama evresinde hamile kalmış olabilme ihtimalinize karşın vücudunuz, daha fazla şeker ve karbonhidrata ihtiyaç duyabilir ve buna bağlı olarak daha fazla yemeye başladığınızı gözlemleyebilirsiniz.

Bu süreçte düzenli beslenmek, öğün aralarında sağlıklı atıştırmalıklar yiyerek aç kalmaya izin vermemek gereksiz kilo alımından kaçınmanıza yardımcı olabilir.

Progesteron hormonunun yükselişe geçmesiyle beraber östrojen oranının azalıyor olması, cinsel enerjinizin de gün geçtikçe azalmasına neden olabilir. Üçüncü haftanın sonunda östrojen hormonu bir atak daha yaparak biraz daha yükselir ve dördüncü haftaya gelindiğinde yeniden düşmeye başlar.

DÖNGÜNÜZE İYİ BAKIN

Döngünün dördüncü haftası:

Pre-menstrual evre olarak da bilinen dördüncü hafta, adet döngünüzün son haftasıdır. Kanamanın başlamasından önceki bu haftada östrojen hormonu tekrar düşüşe geçerken, progesteron hormonu da daha az salgılanmaya başlar. Hormonlardaki düşüşe bağlı olarak adet öncesi evrede daha da içinize kapanabilir, kendinizi oldukça durgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz.

Eğer sağlıklı beslenmiyorsanız, iyi uyumuyorsanız, psikolojik olarak da rahat bir dönemde değilseniz, bu süreçte PMS (Premenstrual Sendrom) olarak bilinen adet öncesi sendromunu deneyimleyebilirsiniz.

Geçmeyen bir açlık hissi, duygusal olarak karmaşık hissetmek, ani ağlama atakları, yorgunluk, uykusuzluk, halsizlik olarak kendini gösterebilen PMS, döngü takip edildiğinde ve hormon döngüsüne uygun yaşamaya başladığınızda önemli ölçüde azalabilir.

Hala adet öncesi dönemde gereğinden fazla karışıklık yaşadığınızı düşünüyorsanız, hormonlarınızla ilgili her şeyin yolunda olup olmadığını öğrenmek için bir uzmana danışabilirsiniz.

DÖNGÜNÜZE İYİ BAKIN-2

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/kadin-hastaliklari/haber/1056696-kadinlarda-hormon-dongusu-nasil-calisir

Hormonlarınızı yeteri kadar tanıyor musunuz?

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

İşte hormonal dengesizliğin en sık belirtileri…

Adet Düzensizliği Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Sivilceler ve akne

Doktorlar akne ani başlangıcının sıklıkla vücuttaki hormonal değişikliklerle ilgili olduğunu belirtiyor. Akneler genelde, vücut androjen hormonunu daha fazla üretmeye başladığı zaman oluşur.

Androjen üretimi 11-14 yaşları arasında en üst seviyeye ulaştığında akneler de artmaktadır. Genç kadınlarda menstrüel döngü nedeniyle değişen hormon seviyeleri aknelerde alevlenmelere neden olmaktadır.

Bu değişiklikler yağ bezlerinin androjenlere olan hassasiyetini de etkilemektedir.

Sık baş ağrısı

Endokrinologlara göre, stres ve yorgunluğa ek olarak, sık yaşanan baş ağrılarının sebebi düşük östrojen seviyesi olabilir.

Östrojenler yumurtalıklarda üretilen kadınlık hormonları ve beyin ve omurilik metabolik süreçlerin kontrol eder.

Östrojenler yumurtalıklarda üretilen beyindeki ve omurilikteki metabolik süreçleri kontrol eden bir hormondur. Bu nedenle yetersizliği veya aşırılığı migrene ve kötü ruh haline neden olabilir.

Uykusuzluk

Uykusuzluk bir uyarı sinyalidir, çünkü hormon progesteronun eksikliği ile ilişkili olabilir. Uyku uzmanı Dr. Traci Johnson, progesteronun doğal bir gevşetici olduğunu söylüyor. Progesteron eksikliği; kısırlık, tiroid fonksiyon bozukluğu, depresyon, fibrokistik meme, kilo alımı, safra kesesi hastalığı ve panik atak gibi sorunlara neden olur.

Ayrıca düzensiz adet döngüsü, magnezyum eksikliği, vajinal kuruluk ve göğüslerde hassasiyet de görülebilir. Bu hormonun fazlalığı ise yorgunluk, adet miktarında azalma, şişkinlik, depresyon ve baş dönmesine yol açabilir. Uzmanlara göre östrojen ve progesteron doğumdan sonra şiddetli bir şekilde azalmaktadır. Bu nedenle bazı kadınlar bu süre içinde uyku sorunları yaşayabilirler.

Ancak, diğer durumlarda bu olmamalıdır.

Aşırı terleme

Aşırı terleme ve sıcaklık, hormonal dengede yanlış olan şeylerin en bariz belirtileridir. Hormonlar vücudumuzun sıcaklığını kontrol eder, bu nedenle dengesizlikleri varsa ısı ''patlamaları'' hissedebiliriz. Doktorlara göre, bu semptom hormon seviyesinin sabit olmadığı menopoz öncesi ve sonrası dönemde görülen tipik bir örnektir.

Kronik yorgunluk

Hep zaman zaman yorgun oluruz, fakat dinlenirken bile bitkin hissediyorsanız, hormonal bir dengesizlik belirtisi ile karşı karşıya kalmış olabilirsiniz. Uzmanlar, kronik yorgunluğun tiroid hormonları üretimindeki sorunlarla ilişkili olabileceğini söylüyor.

Aşırı kilo değişimi

Hormonal dengesizlik sırasında vücudunuz, yediğiniz gıdaya bakılmaksızın kilo alabilir. Bazı hormonların eksikliği veya aşırı üretimi, vücudumuzun yağ toplamasına ve kas kütlesi kaybına neden olur. Örneğin, östrojen, kortizol ve insülin seviyesinin düşük olması karın yağının birikmesine neden olabilir. Tiroid bezinin düşük hormonu metabolizmayı yavaşlatırken vücut kütlesi de artar.

Saç dökülmesi

Testosteron; erkeklik hormonu olarak bilinmesine rağmen çok düşük düzeyde kadınlarda da üretilir. Bu hormon; doku, kas ve kemik yoğunluğunun sağlanması, cinsel dürtünün artması, iştah ve yağ dağılımı değişikliklerinde görev alır.

Eksikliği halinde; libido kaybı, kas kütlesinde azalma ve yağ kütlesinde artış oluşur. Testosteron fazlalığı; yüz ve vücutta erkek tipi kıllanma, akne gelişimi, sesin kalınlaşması ve erkek tipi kellik gibi sorunlara yol açar.

Testosteron üretimini azaltan tedavilere başvurulabilir.

Sindirim problemleri

Pekçok kişi sinirlenmeye bağlı olarak midede rahatsızlık yaşar. Bu etki stres sırasında hormon miktarındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Texas Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, bağırsak mikroflorasının yüksek östrojen düzeyinden etkilendiğini gösteriyor.

Kontrol edilemeyen açlık

Vücudumuz iştahdan sorumlu bir dizi hormon üretir. Bunların dengesizliği kontrol edilemez bir iştah oluşturur. Doktorlar açlığın kontrol altına alınması için leptin ve ghrelin hormonlarının dengelenmiş olduğunu ifade ediyorlar. Leptin, bir şeyler yediğimizde iştahı azaltırken, ghrelin ne zaman yememiz gerektiğini anlamamıza yardımcı oluyor.

Hafıza Sorunları

Birkaç faktör bazı şeyleri unutmamızı veya bir şeye odaklanmamızı zorlaştırabilir. Bunların arasında hormonlar vardır. Yine sorun, düşük östrojen ve kortizol seviyesindedir. Araştırmalar, östrojen miktarının düşürülmesinin hafıza kaybına, karışık düşüncelere ve konsantrasyon zorluğuna neden olduğunu gösteriyor. Kortizol seviyesi kısa vadeli olsa da hafızayı etkiler.

Göğüslerdeki değişiklikler

Göğüs boyutundaki değişiklikler hormonal dengesizliğin en ciddi bulgulardan biridir. Östrojen düzeyindeki belirgin düşüş cildin nemi ve elastikiyetini etkiler. Sonuç olarak göğüs biçimi, hacmi ve boyut değişikliklerini kaybeder.

Buna ek olarak göğüslerin içinde rahatsızlık veren sert oluşumlar görülebilir. Ulusal Kanser Enstitüsü, kadınlarda meme bezindeki değişikliklerin çok sık meydana geldiğini ve genelde onkolojik vakalar olmadığını söylüyor. Bu, hormonal değişiklikler veya menopoz öncesi oluşabilir.

Vücudunuzdan farklı sinyaller alıyorsanız bir uzmana danışmanızda fayda var.

Источник: https://www.mynet.com/iste-hormonal-dengesizligin-en-sik-belirtileri-1213169-mykadin

Kadınları Etkileme

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Kadınları etkilemenin kolay yollarını bilmek ister misin? Kadınları etkilemek için 10 ipucu verebilirim. Bilirsin erkekler için kalıplaşmış bir söz vardır; “Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer”. Bu söz tam olarak doğruyu yansıtmasa da kadınlar için bir ipucu olarak değerlendirilebilir. Peki Kadınları etkilemenin ipuçları nelerdir? Bir kadın nelerden etkilenir?

Kadınlar Nelerden Etkilenir?

Az önce sorduğum bu iki soru erkekler için cevaplanması gereken soruların başında gelir. Çekicilik, yakışıklılık, para, özgüven, kılık kıyafet, hitabet, beden dili elbetteki değerli ve önemli unsurlardır. Ancak hiçbiri tek başına yeterli değildir. Bu silahları ancak bir arada ve yerinde kullandığında etkili olurlar.

Kendini teknik direktör gibi düşünmelisin. Takımınındaki oyuncuların isimlerini az önce yukarıda saydım.  Eğer oyuncularını doğru bir şekilde eğitirsen ve kendine iyi bir taktik belirlersen 1-2 oyuncunun takımında olmaması senin mağlup olmana sebep olmaz. Futbolu biraz yakından takip ediyorsan, 10 kişi hatta 9 kişi ile kazanılmış maçlara şahit olmuşsundur.

Önemli olan taktiğini hangi oyuncuların üzerine kurduğun ve onların yeteneklerini nasıl kullandığındır. Bu nedenle kadınları etkilemek için illa ki yakışıklı olman ya da zengin olman gerekmiyor. Eğer bugüne kadar başarılı olamadıysan kişisel gelişimini tamamlamalı ve kendini eğitmelisin.

Ahmet Yusuf Özbilen tarafından kaleme alınmış Karizma adlı e-kitap’tan daha önce bahsetmiştim. Karizma hakkında herhangi birşey duymadıysan aşağıdaki linkleri kullanarak detaylı bilgi alabilirsin. Kitap hakkında soru sormak istersen bana info@kadinlarietkileme.net adresinden ulaşabilir ya da yazının altındaki alana yorum bırakabilirsin.

Kendini kişisel gelişimini tamamlamakta önemli rol oynayabilecek ve okumanı tavsiye ettiğim kitaplara aşağıdaki linkler üzerinden ulaşabilirsin.

Kadınları etkilemek için İpuçları

Şimdi merak ettiğin konuya geldik. Kadınlar nelerden etkilenir?

“Küçük ayrıntılar kadınlar üzerinde büyük etkiler bırakır”. Eğer daha önce de söylediysem, bu cümleyi dikkate almanda fayda var. Küçük jestler ya da akıllıca yapılmış bir iltifat, minik bir yorum senin tahmin edemeyeceğin kadar etkili olabilir. “Kadınlar ayrıntıların kraliçesi, erkekler ise düz mantığın krallarıdır”.

Ama en azından bu yazı boyunca “Düz Mantıktan” biraz olsun uzaklaş ve ayrıntıları düşünmeye başla. Şimdi üzerinde düşünmen için sana ayrıntıları diğer bir ifadeyle ipuçlarını veriyorum. Sırlamayı tersten yaptım. Önemlileri sona sakladım. Bu sayede beni sonuna kadar dinleyeceğini düşünüyorum. Kadınları etkilemek sanattır.

  1. Gözlerinin içine bak: Güzel bir kadınla tanıştığında ya da tanışmadan önce bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum. İster istemez gözler başka noktalara kayabilir. Gözlerinin içine bakarak konuşmak özellikle tanıştıktan sonra daha da büyük önem kazanır. Çünkü gözlerine baktığında söyleyeceklerine daha kolay konsantre olabilir ve bu sayede SÖYLEMEMEN! gereken hiçbir şeyi ağzından kaçırmazsın. İkinci avantajı ise onun söylediklerini tam olarak anlayabilmektir. Gözlerine baktığın sürece onunla tam bir iletişim kurabilir ve tüm ilginin onun üzerinde olduğunu gösterebilirsin. O anda bakmaman gereken biryerlere kaçamak bakışlar atıyorsan ve bunun farkına varırsa senin hakkındaki düşüncelerinin olumlu olması çok kolay olmayacaktır. İlla ki gözlerinden başka bir yere bakmak istiyorsan o konuşurken dudaklarına bakabilirsin (Abartmamak şartıyla)
  2. Bakımlı ol: Bakımlı olmak, iyi görünmek ve güzel kokmak zorundasın. Bakımlı olmak deyince aklına pahalı kıyafetler ya da aksesuarlar gelmemeli. Ya da sakalsız bebek yüzlü olmak zorunda değilsin. Kısacası her ne giyiyor ya da kullanıyorsan temiz ve düzenli olmalısın. En azından hemen şu soruyu kendine sor; “Sen ondan neden etkilendin?” ya da “Ondan ne bekliyorsun”. Kullandığın eşyalarla ve davranışlarınla senin bir tarzın olduğunu bakımlı ve kendine değer verdiğini ona hissetirmelisin. NOT: Bu kısım özellikle uzun süredir ilişkisi olanlar ve evli erkekler için de önem taşıyor. Evlenmeden önce ya da ilk buluşmaların sırasında onun yanına giderken neler yaptığını şöyle bir gözünün önüne getirmeni istiyorum. Sanırım ne demek istediğimi anlatabildim.
  3. Nazik davran: Bazı şeylerin modası hiç bir zaman geçmiyor. Onun paltosunu ya da ceketini giymesine yardımcı olmak etkileyici olabilir. Biliyorum dededen kalma bir alışkanlık gibi gözüküyor. Ama unutma etkileyicilik ufak ayrıntılarda gizli. Sana anlamsız gelen hareketler onlarda büyük etkiler bırakabilir. Bu nedenle çoğunlukla kadınlar duygusal bir film izlerken gözyaşı döker erkeklerde ne olduğunu anlamaya çalışır.
  4. Onun arkadaşlarıyla da yakınlık kur: Bir kadına çıkma teklif etmeden önce dış görünüşüne, kişiliğine, zekasına ve harektlerine dikkat ediyorsun. Ve durumu 1-1 eşit olarak kabul ediyorsun, çünkü aynı senin gibi oda sendeki bu özellikleri inceliyor. Eğer böyle düşünüyorsan 2-1 yenik sayılırsın. O, senin dikkat ettiklerine bakarken aynı zamanda da senin kendisi için uyumlu bir partner olup olamayacağını sorgulamaya başlamıştır bile. Ailesi ve arkadaşlarıyla uyum sağlayabilecek misin? Bu soruyu kendine sorarak hareketlerini ve söylemlerini bir de bu gözle değerlendirecektir. “Kaleyi içten fethetmek” deyimi buraya cuk oturuyor. Kadınlar sosyal, sevimli, zeki, komik erkeklerden hoşlanırlar. Ama onları esas etkileyen nokta sosyal çevrelerine olan uyumundur. Onların arkadaşlarını ve ailelerini sevecek / kabul edecek erkek büyüleyici bir etki bırakır. Arkadaşları ve ailesi ile ilgili olumlu cümleler kurun.
  5. Telefonu görmezden gel: Pek çok hemcinsimiz kadınlarla konuşurken telefonla konuşmanın ya da mesaj alıp göndermenin “cool” bir davranış olduğunu düşünür. Bu sayede ne kadar aranan birisi olduğunu gösterip dikkat çekmek ister. Aslında bu yaptığı davranışın karşısındaki kadına verdiği mesajı hiç anlamıyor demektir. Çok acil ve önemli konular dışında bir kadınla konuşurken telefona cevap vermek ya da mesaj göndermek “Aslında sen önemli değilsin!” demenin Türkçesidir. Nezaketsizlik olarak algılanır. Telefonu sessize al ya da tamamen kapat (Acil ve önemli bir durumun yoksa). Bu hareket kadını etkilemenin 10 yolu içinde en basit ve etkili olanlarından bir tanesidir.
  6. Planladığınız soruları sor: Bir kadını konforlu ve güvende hissetirmek istiyorsan ona daha önceden planladığın soruları sor. Çok özel konulara hemen girmemelisin. Kadınlar kendilerinden bahsetmek ve anlaşıldıklarını görmek isterler
  7. Kapıyı onun için aç: Bu da ceketini ya da paltosunu giyerken ona yardım etmek gibi centilmenliğin ilk kurallarından biridir. Etkili bir yöntemdir.
  8. Görünüşü ile ilgili iltifat et: Onun görünüşü ile ilgili iltifat edin. Ancak bunu yaparken klişe kelimeler kullanmaktan kaçınmalısın. Ona özel olduğunu hissettir. Örneğin “Ne kadar güzel gözlerin var” ya da “Saçların bir harika” gibi cümleler kurmak yerine onunla ilgili birşeyler söyleyebilirsin. Mesela ” Kıyafetin çok güzelmiş” yerine ” Bu elbiseyle çok güzel gözüküyorsun” demek ona özel bir cümle kurduğunu ve onun tarzını beğendiğini gösterecektir. Ne de olsa kadınlar kendileri hakkında konuşmaktan hoşlanırlar.
  9. Görüşlerini al: Herhangi bir konu hakkında konuşurken onun da görüşlerini almalısın. Ancak bunu yaparken dikkatli olmalısın soracağın soruları iyi seçmelisin. Aksi takdirde onun ilgilenmediği bir konuda soru sorarsan, “Sen de birşey bilmiyorsun!” demek anlamına gelebilir. Fikirlerine değer verdiğini görmek onu etkileyecektir.
  10. Onun hakkında olumlu cümleler kur: Kendisini mutlu hissetmesi için hareketleri ve davranışları ile ilgili olumlu cümleler kurun.

Kadınları Etkilemek

Yukarıda kadınları etkilemek için 10 ipucu verdim. Kadın – erkek ilişkileri oldukça derin konulardır. Mike tarafından yazılmış Kadın Avcısı kitabı ve yukarıda tavsiye ettiğim Ahmet Yusuf Özbilen tarafından kaleme alınmış kitapları okuyarak kadınlarla arandaki iletişimi güçlendirmek senin elinde.

 Kitabın içinden birebir cümleleri buraya yazmak isterdim ama bu kitabın sahibine haksızlık olurdu. Kadınlar hakkında bilinmeyen pek çok konuyu ortaya çıkaran bu kitaplar ile hayatında pek çok şeyi değiştirebilirsin. “Kadınları etkilemek” ve onlar üzerinde kışkırtıcı bir his uyandırmak için buraya tıkla.

Benzer Konular:

Источник: https://kadinlarietkileme.net/kadinlari-etkilemek-icin-10-ipucu/

Cinsellik ve Hormonlar – Bir Genel Bakış

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Kadın olmak zordur. Tüm adet dönemlerimiz, salgılarımız ve hormonal dalgalanmalarımızla birlikte, sürekli dişilere özgü rahatsızlıklarla veya diğer rahatsızlıklarla uğraşıyoruz.

Ve tüm bunlar bizi erkeklerimiz için korkunç bir sıkıntı haline getiriyor.

Bu en azından, modern kadınlıkla sadece 1960’lar, 1970’ler ve 1980’lerdeki reklamlar yoluyla karşılaşan herhangi birine öyle görünecektir.

Bunlardan birkaç seçme alıntı:
“Kadın olmak kolay değil. Özellikle çok genç olduğunuzda.” (Bir ped reklamından)
“Sizi evlilik derdinin içine çekebilecek kişisel bir ihmalden kaçının.

” (gebelik önleme amaçlı antiseptik su olarak kullanıldığı günlerde Lysol için) “Neredeyse her sakinleştirici onu sakinleştirecektir… fakat bu yaşta gerçekte ihtiyacı olan şey östrojen olabilir.” (ilk östrojen replasman ilacı olan Premarin için)“Östrojen eksikliğinden muzdarip. Sebebi ise kadın.

” (Yine Premarin için)Bu gün bu reklamlara bakan herhangi bir kadın, hala kadın olmanın zor olduğunu düşünsek de o zamandan günümüze ne kadar yol aldığımızı görmenin rahatlığıyla, muhtemelen inanmayarak kafasını iki yana sallayacaktır.

Evet: menstrüasyon, hamilelik, çocuk doğurma, emzirme, annelik, menopoz öncesi, perimenopoz ve menopoz döneminde yaşananlar, türümüzün dişilerine özgü deneyimlerdir ve bunlardan herhangi biri karşımıza ve önemsediğimiz kişilerin karşısına zorluklar çıkarabilir.

Kadın olmayla ilgili fiziksel zorlukların tümü, temel sebep olarak hormon dengesizliği içerir fakat bunun yanı sıra stresten beslenme biçimine, böcek zehirlerine ve hormon dengesini etkileyebilen uykusuzluğa kadar sayısız faktör söz konusudur.

Pek çok doktor haplar veya bir ameliyat ile dişi hormon dengesizliklerini düzeltmek ister (bir doğum kontrol hapı, antidepresan, histerektomi, koni biyopsi ile) fakat aslına çoğumuz yaşam tarzımızda bazı temel değişiklikler yaparak dengeyi sağlayabiliriz.

Yaklaşık 10 yaşımızda çocuklukla ile gençlik arasındaki döneme girmeye başladığımız sıralarda, hormonlar vücutlarımızın hissetme ve çalışma biçimini değiştirmeye başlar. Çoğumuz o hormonal gelgitleri bir 40 yıl kadar daha, menopozdan epeyce sonrasına kadar yaşamayı planlayabiliriz. Menopozdan sonra hormon seviyelerimiz daha düşük ve karalı olur fakat pek çoğumuz hormonların faydalarını özleriz. Vücutlarımız yaşlandıkça bezler de yaşlanıp hormon dengesini korumada daha az etkili hale gelebilirler.

Önceki bölümlerde libidonun düşmesine veya kaybolmasına neden olabilen fiziksel ve psikolojik etkilerden bazılarını araştırılmıştı. Bu bölümde de dişi hormonlarının bu dinamikte oynayabileceği rolü öğreneceksiniz.

Hormonlar: Giriş

Bir hormon, vücudun pek çok endokrin bezinden birinde üretilen bir kimyasal habercidir (yumurtalıklar, testisler, adrenal bezleri, tiroid, paratiroid bezi ve pankreas). Hormonlar, mikroskobik moleküllerdir fakat inanılmaz derecede etkilidirler. Bir gramın milyonda biri kadar konsantrasyonlarda etkiye sahiptirler.

Kadın ömrünün hem aylık döngülerinde, hem yaş ve evreleri sırasında hormonlar arası ilişkilerde meydana gelen değişiklikler ve sapmalar, sağlığı, ruh halini, libidoyu, cinsel tepkiyi ve bir bütün olarak sağlığı etkileyebilir.

Biz burada yumurtalıklar ve adrenal bezlerinde üretilen, seks hormonları olarak adlandırılan östrojen, progesteron ve testosteron üzerine odaklanacağız. Ayrıca tiroid hormonlarının ve kortizolün bu hormonlarla nasıl etkileşimde bulunduğunu açıklayacağım.

Yumurtalıklar, testisler, adrenal bezleri ve tiroid bezleri, beyinde bulunan hipofiz bezi olarak adlandırılan ve ayrıca vücuttaki hormonların çoğunun seviyesini düzenlemedeki rolünden ötürü “şef bez” olarak da bilinen bir bezden sinyaller alırlar.

Hipofiz bezi beynin hipotalamus olarak adlandırılan bir bölümü tarafından uyarıldığında, kan dolaşımına giren bir miktar sinyal verici hormon üretir. Bu hormonlar daha sonra kan dolaşımına da girip vücutta dolaşan hormonlarını üretmek için endokrin bezlerini tetiklerler.

Sonrasında östrojen, progesteron ve testosteron, hücresel değişiklikleri tetikleyen hücrelerin üzerindeki reseptör yerlerine sabitlenirler. Üreme organları ve libido organları östrojenler, progesteron ve/veya testosteron için pek çok reseptör yeri içerirler ve bu hormonlar sirküle olduğunda öncelikle bu dokuları etkilerler.

Östrojenler: Kadınlaştırıcı, Gelişim-Artırıcı

Östrojenler insan ve hayvan vücudunda üretilen hormonlardır fakat bu terim ayrıca insan yapımı östrojenleri (doğum kontrol haplarında ve hormon replasmanlarında olanlar gibi), bitkisel östrojenleri (örneğin soya fasulyesi ve kızılyoncada bulunanlar) ve ksenoöstrojenleri de (plastiklerde, ev kimyasallarında, pestisitlerde vs. bulunanlar) kapsar.

İnsan vücudunun ürettiği endojenöz östrojenler olarak da bilinene östrojenler, hücre gelişimini desteklerler. Ergenlik çağında dişi göğüslerinin ve kalçalarının oluşumunu teşvik ederler, vücut yağını artırırlar ve adet dönemini başlatırlar.

Östrojenler, dönemimde akan ya da hamilelikte bir plasenta içinde toplanan kanın rahim tabakasında birikmesini sağlayan tahrik mekanizmalarıdırlar. Ayrıca kadınların erkeklere göre daha yüksek ses perdesine ve daha yumuşak cilde sahip olmasına neden olurlar.

Östrojenler libidoyu direkt olarak tahrik etmese de, östrojen eksikliği vajinal kuruluğa ve atrofiye neden olabilir ki bu da cinsel birleşmeyi acılı bir hale getirebilir. Östrojenler dengeli olduklarında kemik sağlığına, ruhsal duruma, hafızaya, cinsel işleve, cilde ve enerji seviyelerine yarar sağlarlar.

Östrojenlerimizin çoğu yumurtalıklarda üretilmekle birlikte, plasentada (hamilelik sırasında), göğüslerde ve adrenal bezlerinde de üretilirler. Kadınlar erkek hormonları da üretirler ve yağ hücreleri onları östrojenlere dönüştürür. Bu özellikle bir menopozal kadındaki temel östrojen sağlayıcı olan göbek yağı için geçerlidir.

Düşük kilolu veya yorucu egzersiz yapan bir kadın (örneğin bir maraton koşucusu), adet görmesini durduracak kadar az östrojen üretebilir. Hamile kalamayabilir veya vajinal kuruluk ya da kemik erimesi başlangıcı gibi diğer östrojen eksikliği belirtilerini gösterebilir.

Aşırı kilolu olan bir kadın ise östrojenin tamamlayıcı hormonu olan progesteron ile bir dengesizlik oluşturarak derecede çok östrojen üretebilir. Menopozal geçiş sırasındaki kilo alımı, aslında vücudun kemik dayanıklılığını ve zihinsel keskinliğini devam ettirmeye yetecek kadar östrojen üretmesinin yolu olabilir.

Bir kadının vücudu üç ana türde östrojen üretir: östradiol, östriol ve östron. Östradiol, hamile olmayan bir menopoz öncesi kadındaki temel östrojendir. Östriol, hamilelik sırasında ağır basar ve vajinal sağlık için önemlidir.

Östron öncelikle DHEA veya testosteron gibi diğer hormonlardan meydana gelen ve sonrasında neredeyse hemen östradiole dönüşen bir ara hormondur.Ne kadar östrojenik olduğu açısından her östrojen türü değişiklik gösterir ki bu da bazılarının gelişimi daha fazla desteklediği ve genellikle diğerlerine göre daha etkili olduğu anlamına gelir. Aşırı olması halinde östrojenler kanser gelişimini teşvik ederler. Östriol, üç endojenöz östrojenden en zayıfı ve en az östrojenik olanıyken, östradiol en güçlü östrojeniktir. Östron ise bunların ikisinin arasındadır.

Tükürükte ölçüm yapıldığında, adet döngüsünün luteal evresindeki (yumurtlamanın gerçekleştiği evre) bir menopoz öncesi kadının normal ve optimum östradiol seviyeleri, mililitre başına 1.3 ile 3.3 pikogram (pg/ml) arası değişir.

Hormon replasmanını denemeyi tercih eden menopozal kadınlarda, östrojen ile menopoz öncesi aralığa geri dönmeyi amaçlıyoruz. Sonuçta östrojenler dahil tüm hormonlar, karaciğerdeki enzimler tarafından metabolize edilirler (bozulurlar). Hormonal doğum kontrolünde sentetik östrojenler ve progestinler, östrojenlerin vücutta işlenme biçimini etkilerler.

Genetikler, yaşam tarzı tercihleri, çevresel faktörlerden etkilenmeler ve beslenme biçimi östrojen metabolizmasını da etkiler.

Örneğin bol miktarda lifli ve turpgil türü sebzeler içeren daha sağlıklı bir beslenme biçimi, östrojen metabolizmasını kanser önleme yönünde (daha zayıf östrojen formlarına ve zararlı olmayan etkisiz metabolitlere yönelik) değiştirmenin tek yoludur. Bu ayrıca libido destekleyici hormon dengesi oluşturulmasına da yardımcı olur.

Ev temizlik maddeleri, solventler, inşaat malzemeleri, böcek zehirleri, bitki öldürücüler, yapışmaz pişirme gereçleri, oda parfümleri, plastikler ve güzellik ürünleri üretiminde kullanılan kimyasalların pek çoğu, vücuda giren ve erken bir yaştan itibaren (potansiyel olarak doğumdan önce başlayan) hormon faaliyetini ve dengesini değiştiren östrojen taklidi kimyasallar içerirler.

Herhangi birinin bu tür kimyasallara biraz maruz kalmadan modern bir toplumda yaşayabilmesi mümkün olmasa da, bunlardan mümkün olduğunca nasıl korunulabileceğini ve kaçınılmaz çevresel etkilere maruz kalma karşısında dengenin geri kazanılmasına yönelik nazik yöntemlerin nasıl kullanılacağını bilmek, büyük hormon sağlığı resminin bir parçasıdır.

Östrojenler ve ruhsal durum

Düşük libidoya kesinlikle katkısı olabilen çok fazla veya çok az östrojen, bazı kadınlarda ruhsal durumu etkileyebilir. Bir kadın yıpranmış, bitkin, sinirli veya endişeliyse, seks havasına girmek istemeyecektir!
Östrojenler, ruhsal durumu iyileştirici sinir ileticiler olan serotonin, dopamin ve beta-endorfin seviyelerini yükseltirler.

Ayrıca hızlı düşünmeye, dikkate ve iyi bir hafızaya yardım eden sinir ileticiler olan asetilkolin ve norepinefrin üretimini de artırırlar. Östrojenler beynin yeni bağlantılar kurma kabiliyetini de artırırlar.

Östrojenler yeterli progesteron ile dengelenmediğinde, östrojenler aşırı uyarıcı olabilirler ve bu da sinirliliğe, endişeye ve uykusuzluğa yol açabilir.

Progesteron, adet döneminin zamanlamasında önemli bir rol oynar ve östrojenlerin gelişimi destekleyici etkilerini dengeler. O da östrojen gibi vücudun genelinde, kemikte, kan damarlarında, ruhsal durum üzerinde, doku gelişimi ve onarımında, sıvı dengesinde ve sinir iletiminde etkilere sahiptir. Progesteronun ve östrojenin pek çok tamamlayıcı etkileri vardır.

Örneğin:

  •   Yumurtlama sonrası üretildiğinde progesteronun optimum etkiyesahip olabilmesi için adet döngüsünün ilk yarısında progesteron reseptörlerini uyandırmak, östrojenin grevinin bir bölümünü teşkil eder.
  •   Progesteron, östrojenlerin gelişimi destekleyici etkisini azaltır.
  •   Östrojen sinir sistemi için uyarıcı etkiye sahiptir; progesteron isesakinleştirir.
  •   Progesteron, adet döngüsünün östrojen-uyarımlı proliferatif (oluşum)evresinde rahimde aşırı doku oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
  •   Progesteron, fibrokistik meme hastalığına veya meme kanserine yol açabilen östrojen-uyarımlı aşırı doku gelişimine karşı göğüslerinkorunmasına yardımcı olur.Bu hormonlar ayrıca daha iyi tiroid işlevi olmasını destekler ve kan şekerinin dengelenmesine, ödemin önlenmesine, kemik oluşumuna ve endişenin azaltılmasına yardımcı olurlar.
  • Yumurtlama, bir yumurtalık yumurta kanalına bir yumurta bıraktığında gerçekleşir. Yumurta rahime doğru yola çıktığında, progesteron üretilir. Progesteron seviyeleri yükselir ve sonrasında da yumurtlamayı takip eden 12 gün boyunca düşer. Adet döngüsünün bu luteal evresinde, cinsel dürtü ve sekse olan istek kısmen progesterondaki bu artıştan ötürü artış eğilimindedir. Bir menopoz öncesi kadının progesteron seviyeleri, 75 ile 270 pg/ml (tükürükte) arasındaysa normal kabul edilir. Kadınlar yaşlandıkça daha az progesteron üretilir ve bu da östrojen baskınlığına ve kısırlığa neden olabilecek bir luteal yetersizliğe neden olur. Östrojen baskınlığı adet öncesi sendromuna da (PMS) katkı sağlayabilir. Genç kadınlarda luteal yetersizlik stresten, kötü beslenmeden ve aşırı egzersizden kaynaklanabilir.
  • Yumurta döllenirse progesteron üretimi devam eder, döllenmezse östrojen ve progesteron üretimi düşer ve rahim tabakası adet dönemi durumuna geçiş yapar. Hamileliğin ilk üç aylık bölümünden sonra, progesteron üretimi işini plasenta devralır. Hamileliğin sonunda, normal bir adet döngüsünde günlük 15-20 mg’lık progesteron üretiminden, günlük 300 ile 350 miligram (mg) arası progesteron üretimine kadar artış olur. Hastalarımdan bazıları, hamileliğin bu evresinin hissettikleri en iyi evre olduğunu söyler. Bebek doğduğunda, progesteron ve östrojen seviyeleri düşer. Emziren kadınlar haftalarca veya aylarca düşük hormon seviyelerine sahip olacaklardır. Bu konuda daha fazla bilgi için 11. Bölüme bakın.

Источник: https://jinekoloji.com/cinsellik-ve-hormonlar-bir-genel-bakis

İştahımızı etkileyen hormonlar ve bu hormonları dengeleme yolları

Kadınların Yaşımını Etkileyen Hormonlar

Çoğumuz “daha az yemek yeme, daha fazla egzersiz yapma” gibi basit bir matematiksel işlem ile kilo kaybı olduğunu düşünüyor. Ancak aynı kavramı vücudumuza uyguladığımızda, işler oldukça karmaşık hale geliyor. Bazılarımız ne kadar çok beslenmesine dikkat etse ve egzersiz yapsa dahi kilo vermeyi başaramaz veya kilo alımını durduramaz.

Aslında beslenme ve egzersiz kilo verme denkleminin yalnızca bir parçası, diğer parçası ise hormonlarımızı dengelemektir.

Vücudumuzda iştahımızı kontrol eden hormonlar uyumlu çalışırsa, birbirlerini dengeler ve kan şekeri dengesini korurlar; bu yüzden kendimizi daha fazla aç hissetmeyiz ve vücudumuzun düzenli işleyişi için gerekli olan besinden fazlasını tüketmeyiz.

Eğer iştah hormonlarımız düzgün çalışmazsa, beynimiz ve midemiz arasındaki bağlantı kopar. Bu da bizi aç olmadığımız halde aç olduğumuza inandırır. Böylelikle kendimizi karşı konulması çok zor hale gelen açlık krizlerine ve yağ depolama sürecine sürükleriz.

Peki, iştah hormonları açlığımızı ve kilomuzu nasıl etkiliyor?

Leptin, beynimize “ben tokum” sinyalini gönderen hormondur.

İştahımızın “off” düğmesi: Leptin

Leptin, beynimize “ben tokum” sinyalini gönderen hormondur. Yani, doyduğumuz zaman yağ hücrelerimiz leptin salgılayarak beynimize yemeyi bırakmamızı söyler. Leptin acıkıp acıkmayacağımıza, yağ yakılması veya yağ depolanması gerektiğine karar verir. Yağ hücrelerimizde depolanan ve üretilen leptin hormonun miktarı, vücut yağ depolarımızla orantılıdır.

Ancak araştırmalar, yağ miktarının artması ile leptin seviyelerinin yükselmesine rağmen obez bireylerin aşırı yemeğe devam ettiklerini ve enerji harcamalarını arttırmadığını göstermiştir. Kısacası kilolu bireylerde leptin seviyeleri yükselse bile sinyalini göndermemeye başlar ve leptin direnci ortaya çıkar.

Böylelikle tokluk hissi sağlanamaz ve sürekli bir yeme isteğine neden olur.

İştahımızın “on” düğmesi: Ghrelin

Ghrelin, beynimize “ben açım” sinyalini gönderen hormondur. Yani, midemiz boş olduğu zaman mide tarafından salgılanır ve bize bir şeyler yememiz gerektiği mesajını gönderir. Vücudumuzdaki ghrelin seviyeleri yemek yedikten sonra açlığın ne kadar çabuk ilerlediğini gösterir.

Ghrelin düzeyleri yemekten önce yükselmekte; besin alımından sonra yaklaşık 3 saat içerisinde düşmektedir. Hızlı veya çok düşük kalorili diyetler uyguladığımız zaman aç kalan vücudumuz iştahımızı arttırmak için ghrelin salgılar.

Böylelikle hormonlara karşı direnemeyen iştahımız kontrolden çıkıyor ve bel ölçümüz tamamen değişiyor. 

Leptin ve ghrelin arasındaki denge bozulursa sürekli atıştırma isteğimiz, tokluk hissimiz, keyif verici yiyeceklere karşı koyma gücümüz ve vücudumuzdaki yağ miktarımız kontrolden çıkacaktır. Dengeyi sağlamanın yolu ise doğru beslenme ek olarak egzersiz ve uyku düzeni oluşturmaktır.

İştah hormonlarını dengeleme yolları

  • Yüksek lifli besinler tüketin: Tahıllar, baklagiller, sebze ve meyve gibi besinler doygunluk hissi sağlayarak, vücudumuzun daha fazla leptin salgılaması için beynimize sinyal göndermesini neden olur. Ayrıca ghrelin seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.

  • Monosodyum glutamat (MSG) içeren gıdalardan kaçının: MSG vücudumuzdaki leptin seviyelerini bastırır ve iştahımızı kontrolsüz hale getirir.
  • Her öğünde protein içeren besinlere yer verin: Proteinler leptin duyarlılığını arttırmaktadır.

    Ayrıca sindirim süresi daha uzun sürdüğü için ghrelin seviyelerini düşürmede ve kilo vermede etkilidir.

  • Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS) içeren gıdaları tüketmeyin: HFCS leptin seviyelerini düşürür ve ghrelin seviyelerini arttırır.

Ghrelin, beynimize “ben açım” sinyalini gönderen hormondur.

  • Daha yavaş yemek yiyin: Yavaş yemek yemek leptin sinyallerinin düzgün çalışmasına ve leptin direncini önlemeye yardımcı olur.

  • Omega-3 yağ asidi tüketimini arttırın: Omega-3 yağ asitleri, özellikle obez bireylerde, leptin direncinin gelişmesinin nedeni olan iltihaplanma molekülleri ile mücadele ederek leptin duyarlılığını iyileştirmeye yardımcı olur.

    Omega-3 ya asitleri yüksek besinler; somon, sardalya, uskumru, ceviz, keten tohumu, chia tohumudur.

  • Günde en az 8 saat uyuyun: Yetersiz uyku, iştah kontrolünde etkili olan leptinin üretimini azaltmaktadır. Bu yüzden yeterli uyuyamayan bireyler daha fazla yemek yiyor.

  • Düzenli egzersiz yapın: Fiziksel aktivite sadece kalori yakmakla kalmaz aynı zamanda leptin düzeylerinin iyi çalışmasına yardımcı olur.
  • Stresi yönetimini öğrenin: Aşırı stres hormon dengesini, iştahınızı ve enerji seviyenizi etkileyebilir. Stresinizi azaltmak leptin seviyelerinizin düzenlenmesi için önemlidir.

İlginizi çekebilir: İştahıyla başı dertte olanlar için iştah canavarı ile baş etmenin 10 etkili yolu

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Источник: https://www.uplifers.com/istahimizi-etkileyen-hormonlar-ve-bu-hormonlari-dengeleme-yollari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть