Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

İskemik Kalp Hastalığı Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Haber güncelleme tarihi 26.12.2018 09:54

İskemik Kalp Hastalığı Nedir?

İskemik kalp hastalığı, kalp kasının çeşitli nedenlerden dolayı beslenememesi durumunda ortaya çıkan hastalıklara denilmektedir. Kalbi besleyen koroner damarların, damar sertliği nedeniyle tıkanma ve daralmasıdır.

Bu tıkanma sebebiyle kalp gerekli olan oksijeni ve besin maddelerini alamaz. Bu nedenle kalbin fonksiyonları bozulur ve çeşitli şikayetler neden olur. Bu durum ise kronik iskemik kalp hastalığı olarak adlandırılmaktadır. İskemik kalp hastalığı gelişmiş ülkelerde en etken ölüm sebebidir.

Bu hastalık erkeklerde de kadınlarda da görülen bir hastalıktır. Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkmaktadır fakat erkeklerde daha genç yaşlarda görülürken, kadınlarda menopoz sonrasında daha sık görülmektedir. İskemik kalp hastalığı ani ölümlere neden olmaktadır.

Bu hastalık en sık kadınlarda ölümlere neden olmaktadır. 

İskemik kalp hastalığının çeşitli şikayetleri bulunmaktadır. Bu hastalığın kişilerde ciddi belirtileri görülmektedir. Kişinin hayatını olumsuz etkileyen bulgular, rahat hareket etmesini de engellemektedir.

İskemik kalp hastalığının belirtilerinde vücudun birçok bölgesinde ağrılar hissedilmektedir. Aynı zamanda hastada sürekli yorgunluk ve enerji düşüklüğü görülür. En belirgin bulguları ise çarpıntı ve göğüs baskısı olarak görülür.

 İskemik kalp hastalığı, önemli bir hastalıktır. Şikayetleri ve bulguları olan kişiler, zaman kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Bu hastalığın ani ölümlere neden olduğu unutulmamalıdır. En çok kadınların dikkat etmesi gerekmektedir çünkü kadınlarda daha tehli bir hastalıktır. Bu nedenle dikkate alınması gerekir.

İskemik kalp hastalığının çeşitli tedavi yöntemleri vardır. Erken teşhis ile tedavi daha mümkün olmaktadır.

İskemik Kalp Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

İskemik kalp hastalığı belirtileri farklı durumlarla görülmektedir. Genellikle göğüste ağrı ve göğüste baskı hissi oluşur. Göğüste yaşanan baskı hissi sonrasında çarpıntı durumları sıklıkla görülmektedir.

 Vücudun çeşitli bölgelerinde ağrılar yaşanır. Bu ağrılar boyun, kol, karın bölgesi ağrıları olarak görülür. Boyun bölgesinde başlayan şiddetli ağrı şikayetleri oluşur. Sol kola doğru iner ve şiddetli ağrılar hissedilir. Karın bölgesinde ağrılar yaşanır.

Bu durum karın bölgesinde üst kısmında görülür. İskemik kalp hastalığı şikayetleri kişilerin ağız bölgesinde de yaşanır. Çene ve dişlerde ağrıya neden olur. Ağrıların yanı sıra solunum sorunu şikayetleri izlenir. Nefes darlığı sorunları sıklıkla görülen belirtiler arasındadır.

Genel olarak bir yorgunluk ve bitkinlik hali mevcuttur.

  • Göğüste baskı
  • Boyun ağrısı
  • Kol ağrısı
  • Karın bölgesinde ağrı
  • Çene ve dişlerde ağrı
  • Çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Yorgunluk

İskemik Kalp Hastalığı Nedenleri

İskemik kalp hastalığı çeşitli nedenlerden dolayı meydana gelmektedir. Kalbi besleyen damarların tıkanması ve daralması iskemik kalp hastalığının oluşmasına neden olmaktadır.

Koroner damalarının aniden kasılması ve spazm yaşaması bu duruma sebebiyet vermektedir. Kalp duvarlarının bazı hastalıklar nedeniyle kalınlaşması gibi durumlar iskemik kalp hastalığa neden olmaktadır.

Aynı zamanda doğumsal bozukluklar bu hastalığa etken durumlardır. Kansızlık her hastalığa neden odluğu gibi bu hastalığada neden olmaktadır. 

  • Spazm
  • İltihaplanma
  • Doğumsal bozukluklar
  • Kalp duvarlarının kalınlaşması
  • Kansızlık

İskemik Kalp Hastalığı Tedavi Yöntemleri

İskemik kalp hastalığı iki farklı şekilde tedavi edilmektedir. İskemik kalp hastalığının tedavisinde iki amaç vardır. Bu hastalığın şikayetlerinin azalması ve hastalığın tamamen ortadan kalkmasıdır.

Bu nedenle doktorlar ilaç tedavisi uygulamaktadır. Uygulanan ilaç tedavisi hastada etkili olmaz ise farklı bir tedavi yöntemi uygulanmaktadır. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.

Cerrahi yöntemlerde ise stent ya da balon takılmaktadır fakat bu durumda hasta ilaç kullanımına devam etmelidir. İlaçlar hastanın şikayetlerinin azalmasında yardımcı olarak aynı zamanda tedaviye yardımcı olmaktadır.

Cerrahi yöntem bu hastalığın tedavisinde etkili bir uygulamalıdır. 

Önerilen İçerik;

► Kalp Çarpıntısı Belirtileri ve Tedavisi

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/iskemik-kalp-hastaligi-teshisi-ve-tedavi-yontemleri-11015h.htm

Kalp Yetmezliği Belirtileri

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Kalp, kasılıp gevşeyerek vücuda kan pompalar. Kalp yetmezliği söz konusu olduğunda sağlıklı bir şekilde çalışamayacak kadar zayıf düşer, yani yeterince kasılamaz ve gerektiği kadar kanla dolamaz. Bu sebeple vücuda olması gerekenden daha az kan pompalanır.

Kalbin işlevinde yaşanan bu bozukluk sonucu kalp boşluğu giderek büyür. Sağ kalp yetmezliği kronik, sol kalp yetmezliği ise akut kalp yetmezliği olarak bilinir.

Peki kalp yetmezliği belirtileri nelerdir ve tedavi için neler yapılır? Kalp sorunları ilgili nelere dikkat etmek gerekir?

KALP YETMEZLİĞİ NEDİR?

Vücudun oksijen ihtiyacının karşılanabilmesi için tüm hücre ve dokulara kalp tarafından kan pompalanır. Kalp kasının zayıflığı dolayısıyla kalbin bu temel işlevinde yaşanan aksaklık kalp yetmezliği olarak tanımlanır.

Kalp yetmezliğinin en temel iki belirtisi vücutta biriken sudan kaynaklanan şişkinlik ve nefes darlığıdır. Akciğerlerde biriken su özellikle düz bir şekilde sırtüstü yatıldığında daha belirgin hale gelen nefes darlığını meydana getirir. Hastalar sıklıkla nefes darlığı sebebiyle aniden uykularından uyanırlar.

Karaciğerde biriken sıvı sonucu ise siroza sebep olan, karaciğer fonksiyonlarında bozukluklar ortaya çıkar.

Kalp Yetmezliği Evreleri:

  • Kalp yetmezliğine sebep olacak bazı risklerin olduğu A evresi.
  • Kalp krizi, kapak hastalığı gibi yapısal hastalıkların söz konusu olduğu B evresi.
  • Kalp yetmezliği belirtilerinin ortaya çıktığı C evresi.
  • Kalp yetmezliğinin ağır durumda görüldüğü ve hastane tedavisi gerektiren D evresi.

KALP YETMZELİĞİ NEDENLERİ

1. Hipertansiyon
Kan basıncının kontrolsüz bir şekilde yükselmesiyle birlikte kalbin yapısı zamanla bozulur. Bu da kan dolaşımını olumsuz yönde etkileyerek kalp yetmezliğine neden olur.

2. Kalp kapakçıklarında yaşanan problemler
Kalbin sağlıklı olmasının temel kurallarından biri kalp kapağının düzgün bir şekilde çalışmasıdır. Kapaklarda görülen daralma, tam kapanmama, hacim ve basınç yükü artışı kalp yetmezliğinin ortaya çıkmasına sebep olur.

3.

Kalp kası iltihapları
Üst solunum yolu enfeksiyonuna sebep olan virüsler kalp kasında iltihap ve yangı yaparak yetmezliğe sebep olabilir.

4. Kalp kası hastalıkları
kalıtsal faktörler, ilaçlar, toksinler, enfeksiyonlar kalp kasının fonksiyonlarını bozabilir.

5. Kalp krizi
Kalbe kan taşıyan damarlarda yaşanan tıkanıklık ve daralma kalp kasının hasar görmesine ve kalbin pompalama gücünün bozulmasına yol açar.

KALP YETMZELİĞİ BELİRTİLERİ

1. Sık idrara çıkma
Gece boyunda birden çok kez idrara kalkmak normal karşılanmaz. Kalp yetmezliği halinde vücutta biriken sıvı, kan dolaşımına dahil olarak böbreklerden süzülen kanın seviyesini artırır ve sık idrara çıkma ihtiyacını doğurur.

2. İştah kaybı
Kalbin olması gereken miktarda kan pompalayamaması vücuttaki sıvıların karın bölgesinde ve karaciğer birikmesine sebep olur. Bu da şişkinlik problemiyle birlikte iştahsızlığa yol açar.

3.

Sürekli halsiz olmak
Daha önce problem yaşamadan gerçekleştirilen merdiven çıkma, ağır nesneleri kaldırma, uzun süre konuşma gibi aktiviteler için aşırı derecede çaba sarf edilmesi gerekir.

Bu aktivitelerin sonucunda yorulup nefes nefese kalınabilir. Kalbin daha az kan pompalamasıyla birlikte daha az oksijen ve daha az besin maddesi alınır. Bu yüzden kaslarda yorgunluk hissi yalanır.

4. Kilo artışı
Yaşanan iştahsızlık sebebiyle yeteri kadar besin tüketilememesine rağmen bazı sıvıların vücutta tutulması sebebiyle kilo artışı gözlenebilir.

5. Nefes darlığı
Akciğerlerde sıvı birikmesiyle oksijen değişimi güç bir hal alır. Bu çok ciddi bir belirtidir, nefes almak için yoğun bir mücadele verilmesine sebep olur. Yaşanması halinde mutlaka uzman bir doktora danışılması gerekir.

KALP YETMZELİĞİ ÖLDÜRÜR MÜ?

Kalp yetmezliği, zamanında tedavi edilmediğinde ölüme kadar varan etkileri bulunan riskli bir hastalıktır.

Ancak günümüzde modern tıbbın gelişmesiyle birlikte hastaların büyük bir bölümü tedavi edilebilirken tedavi sonrası kendine iyi bakmayan, doktor tarafından yasaklanmış alışkanlıklarından vazgeçmeyen kişilerin kalbi daha fazla yıpranarak, ortaya çıkan olumsuzluklarla mücadele edemeyebilir.

Kalp sağlığınızla ilgili olarak doktorunuz sizin için belli bir tedavi süreci uygun görür. Buna ilaç tedavisi ile kalp pili, stent gibi ameliyat gerektiren yöntemler dahil olabilir.

1. İlaç tedavisi
Kalp yetmezliği sebebiyle ortaya çıkan semptomların şiddetini azaltmak ve kalbin yükünü hafifletmek amacıyla ilaç tedavisi uygulanabilir. Kullanılacak ilaçlar hastalığın aşamasına ve belirtilerin şiddetine göre değişkenlik gösterir.

2. Kalp pili
Kalp yetmezliğinde yalnızca kalbin kan pompalama işlevinde bozukluk görülmez, kalbin elektriksel sistemi de belirli bir oranda hasar görür. Bu nedenle kalp duvarlarındaki kasılma aynı anda meydana gelmez.

Kalbin işlevlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmemesi kalbin enerjisini gereksiz yere harcamasına sebep olur. Kasılmalar devam eder fakat vücudun ihtiyaç duyduğu miktarda kan pompalanamaz.

Kalp duvarlarının aynı anda kasılması için cerrahi operasyonla hastanın kalbine pil yerleştirilir.

3.

Stent
Kalbin yeterince beslenememesiyle birlikte damarlarda tıkanıklık meydana gelebilir. Bu sorunun tedavisi için lokal anestezi altında tıkalı olan damara stent yerleştirilir ve genişlemesi sağlanır.

4. Baypass
Vücudun ihtiyaç duyduğu kan kalp tarafından ilk olarak koroner arterlere iletilir. Devamında atardamarlar yardımıyla tüm vücuda yayılır. Koroner arterde meydana gelen daralma, tıkanıklık gibi problemler kalp yetmezliğiyle birlikte kalp krizi gibi sonuçlar doğurabilir. Bu olumsuz durumları ortadan kaldırmak için için baypass operasyonu yapılır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  • Kalp yetmezliği yaşayan hastalar mutlaka tuz tüketimini sınırlandırmalıdırlar. Meyve ve sebze ile birlikte yağ oranı düşük işlenmemiş gıdalar, tahıl, balık gibi besinler tüketilmelidir.
  • Kalp yetmezliği halinde günlük olarak alınması gereken sıvı miktarı 1,5-2 litre civarındadır.
  • Aşırı derecede alkol tüketmek kan basıncını yükseltir. Bu sebeple alkol tüketimi doktorun uygun gördüğü ölçüde sınırlandırılmalıdır. İleri vakalarda ise kesinlikle alkol tüketilmemelidir.
  • Kalp yetmezliğinden ötürü idrar söktürücü kullanan hastalar potasyum kaybı yaşayabilirler. Bu durumda muz, portakal, kuru erik, soya fasulyesi, patates, kavun, karpuz ve balık gibi potasyum bakımından zengin gıdaların tüketilmesi gerekebilir. Potasyum düzeyinin yüksek olması halinde ise potasyum kısıtlayıcı diyet yapılması gerekebilir.
  • Hastaların sağlıklı bir beslenme programına uymaları gerekir Bu diyet programı meyve, sebze, balık ve kümes hayvanları (yağsız bir şekilde pişirilmesi koşuluyla), tahıl ve soya açısından zengin olmalı, tüketilen yağların doymamış yağlar olmasına dikkat edilmelidir.

PARTNERİşte Haziran 2019 en güçlü Android telefonlarıKabakulak BelirtileriErken Ergenlik Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/kalp-yetmezligi-belirtileri-1220501-mykadin

Kalp Duvarı Kalınlaşması Nedir, Belirtileri, Teşhisi ve Tedavisi

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Kalp duvarı kalınlaşması sorunu tedavi altına zamanında alınmazsa insanların yaşamına ölüm riskini taşıyabilir. Bundan dolayı tedavi ile alakalı sürecin atlanmaması gerekir.

Kalp Duvarı Kalınlaşması

Kalp kalınlaşması nedir, kalbin kas kalıtsal bir hastalığıdır.  Duvarlar çok kalınlaştıklarında, kalp kası verimsiz çalışır ve bazı hastaların kalpten kan akışını engeller. Bazı durumlarda yaşamı tehdit eden anormal kalp ritimleri ile de ilişkilidir.

Kalp Duvarı Kalınlaşması Belirtileri

Bu sorun ile karşı karşıya kalan kişiler aşağıdaki belirtiler ile karşı karşıya kalır.

  • Nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
  • Bayılma
  • Çarpıntı veya kalp atışı hissi
  • Baş dönmesi

Bazı kişiler nadir de olsa ani ölüm, kalbin yetmezliği ve inme gibi ciddi komplikasyonlardan muzdarip olacaktır. Sorunun farklı şiddet düzeylerine sahip olduğunu unutmamak önemlidir. Bazı insanlar semptomlar ile karşı karşıya kalmazlar.

Bazı kişilerde de genç yaşlara kalp yetmezliği veya ani kardiyak ölüm gibi ciddi komplikasyonlar meydana gelebilir. Bundan dolayı kalpte kalınlaşma meydana geldiğinde ve teşhis edildiğinde kısa sürede tedavi sürecine başlanmalıdır.

Hasta kişilerin bu süreci kesinlikle atlamaması ve aksatmaması gerekir.

Teşhisi ve Tedavisi

Kalbin duvarlarında kalınlaşma teşhisi, kapsamlı bir kardiyoloji ve genetik değerlendirme işlemleri gerektirmektedir.  Uzman geçmiş de dâhil olmak üzere eksiksiz bir tıbbi öykü detayı alır. Daha sonra bir fizik muayene yapar. Herhangi bir anormal kalp sesi veya mırıltıyı kontrol etmek adına stetoskop ile kalp ile akciğerler dinlenir.

 Kollardaki ve boyundaki nabız kontrol ederek uzman göğüste anormal kalp atışı hissedebilir. Sorunun teşhis edilmesi için ek testler tipik olarak ekokardiyografi ve elektrokardiyogramı (EKG) içerir.

 Genetik test, kardiyak MRI, egzersiz stres testi, anormal kalp ritimleri ve kardiyak kateterizasyon için izleme de dâhil olmak üzere daha ileri testler de gerekebilir. 

Tedaviler

Kardiyolog hangi ilaçları veya tedavileri  yapacağı konusunda önceden planlama yapar. Bazı yaygın şekilde kullanılan ilaçlar arasında;

Beta Blokerler 

Yüksek tansiyon sorununu tedavi etmek için genelde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Kalbin atım hızını yavaşlatmak, ani efor veya kalp üstündeki heyecanını azaltmak için kullanılırlar. Beta-blokerler kanın pompalanmadan önce odacıkları tamamen dolmasına ve daha iyi bir kalp fonksiyonuna yol açmasına izin verecektir. Örnekler Metoprolol, Atenolol ve Nadolol içerir. 

İmplante Edilebilir Defibrilatör

Ani ölüm riski  kardiyoloğun değerlendireceği bir detaydır. Kardiyolog ani şekilde ölme riskinin arttığı ile alakalı bir şüphe duyuyorsa  çoğu zaman otomatik implante edilebilir. Kardiyoverter-defibrilatör (AICD) önerir.

 Bu kalbin içine doğru uzanan uçlar ile birlikte göğüsse yerleştirilen bir cihazdır. Özellikle kalp piline benzemektedir.  AICD, kalbin ritmini izlemeye alır ve anormal bir duruma gelirse kalbin normal bir ritmine geri dönmesi için elektrik şoku verir.

 Bu cihazlar kalp duvarı ve kalbin zarı kalınlaşması yönetiminde önemli düzeyde devrim yaratmıştır.  Çünkü insanların aniden ölmesini engellediği kanıtlanan tek tedavi türüdür.

 Kardiyolog belirli kriterlere göre kişinin risk seviyesini belirlediğinden dolayı yeni belirtileri veya olaylar meydana geldiğinde uzmana bildirmelidir. Bu sayede duvar, zar ve damar kısımlarında oluşacak olan sorunlarında önüne geçilir.

Egzersiz ve Rekabetçi Sporlar

Bu sorunun en zor taraflarından bir tanesi de yüksek seviyeli ve rekabetçi sporlardan kaçınmaktır. Rekabet içerene sporlar  futbol, ​​basketbol, ​​netball, koşu ve hatta sosyal oyunlar oldukça yorucu olduğu için sorun yaşanmasına neden olur.

Çünkü  kalınlaşma sorunu olan kişilerde çok sayıda ani ölümün egzersiz esnasında veya hemen sonrasında ortaya çıktığı gözlenmiştir. Üst düzey egzersizden kaçınılması gerekirken, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmekte çok önemlidir.

 Yürüyüş tarzında düzenli hafif egzersizler, kalp ve genel sağlık için gereklidir.

Aile Üyelerine Tavsiye

Hastalık teşhisi konulan kişilerin akrabalarının da klinik tarama yaptırması gerekir. Doğrudan aile üyeleri arasında çocuklar, erkek ve kız kardeşler ve ebeveynler bulunur.

Özellikle bebeklerde kalp duvarı kalınlaşması konusunda erken teşhis çok önemlidir.

Sorun kalıtsal bir hastalık olduğundan, bu aile üyeleri genel olarak aynı zamanda geni taşıyan ve riskli akrabalar olarak adlandırılan  kişilerde de risk yaratır.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Doktor yaşam tarzı değişiklikleri önerebilir. Bu değişimler içinde;

  • Sigara kullanımını bırakmak
  • Kilo vermek
  • Alkol ve yasadışı uyuşturucu kullanımından kaçınmak
  • Yeterli uyku ve dinlenme
  • Stresi azaltmak
  • Doktorun reçetelendiği tüm ilaçlarınızı almak
  • Sağlık kontrollerini aksatmamak
  • Yüksek tansiyon ve diyabet tarzında sorunların tedavileri ile kontrollerini aksatmamak

Sağlık bir yaşama adım atmak ve var olan genel sağlığı kaybetmemek için bu rahatsızlıkta uzman doktor kontrollerinin kesinlikle aksatılmaması gerekir. Uzman bu süreçte oluşabilecek farklı bir sorunun kısa sürede önüne geçebilir.

Ayrıca tedavi sürecinde reçete edilen tüm ilaçların ve diğer uygulama prosedürlerin aksatılmadan kullanılması tedavinin başarısı açısından önem taşır.

Sağlıklı yaşam için her daim uzman doktor ile koordineli şekilde çalışmak önemli bir detaydır.

Kaynaklar

(1 votes, average: 4,00 5)
Loading…

Источник: https://kalpritmi.com/kalp-kalinlasmasi.html

Kalp Duvarı Kalınlaşması

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Kalp duvarı kalınlaşması, bir diğer adı ile kalp kası kalınlaşması, kalbin görevini yerine getirebilmesi için gerekli olan kasılma hareketlerini gerçekleştiren kasların yüzeyinde zamanla dokular ya da başka maddelerin birikmesi ile kalp duvarının daha da kalınlaşması ya da kalp kası kitlesinin artışından kaynaklanır.

Kalp kasında oluşan bu kalınlaşma ileri seviyede kanın düzgün bir şekilde vücuda pompalanmasını engeller ve kalbin sağlıklı işleyişini bozar. Kalp işlevini yerine getirmek için daha çok efor sarf etmeye başlar. Yani kalp duvarı kalınlaşması aşırı kilo alan birine benzetilebilir.

Aşırı kilolu kişiler de günlük ihtiyaçlarını karşılamada zorluk yaşadıkları gibi aşırı yüklenme halinde hayatlarını tehye sokabilirler. Bunun gibi kalp kası ya da duvarının kalınlaşması aşırı düzeyde ise kişinin kalp krizi kadar tehli bir rahatsızlıkla karşı karşıya olduğu bilinmeli ve bir an önce önlemi alınmalıdır.

Genellikle hipertansiyon hastalarında ve kalp kapakçığı rahatsızlıkları bulunan hastalarda görülür. Kalp duvarı kalınlaşmasının ilerlemesi durumunda kalp yetmezliği gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Kalp duvarı kalınlaşmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi ise yüksek tansiyon (hipertansiyon) olarak bilinir. Çünkü hipertansiyonda kalpteki atardamarlardaki basınç yükselir ve kalp kasları buna bağlı olarak aşırı kasılır.

Bu yüksek basınçla birlikte kalp kasları ya da kalp duvarı gitgide büyür ve kalınlaşır.

Bu nedenle yüksek tansiyon hastasıysanız ve yazıda anlatılan belirtilerden şikayetçiyseniz vakit kaybetmeden bir kalp doktoruna görünmeniz sağlığınız için önemlidir.

Kalp duvarı kalınlaşması ile birlikte kalpteki hücre yapılarında da hasar meydana gelir. Aynı zamanda kalp ve vücut arasındaki kan dolaşımında da problemler oluşur bu nedenle kalp kası ya da kalp duvarı kalınlaşması hafife alınmamalıdır.

Kalp kapakçığı rahatsızlığı bulunan kişilerde de sıkça görülen bir problemdir.

Tıpkı hipertansiyon hastaları gibi kalp kapakçığı ile ilgili hastalığı bulunan kişilerin de kalp duvarı kalınlaşmasına karşı önlem almaları ve doktora görünmeleri önemli bir uyarıdır.

Kalp Duvarı Kalınlaşmasının Belirtileri Nelerdir?

Kalp duvarı ya da kasının kalınlaşmasında en bilindik belirtiler; aşırı yorgunluk, ani bayılmalar, nefes almada güçlük çekme, kalp çarpıntısı, kalp yapısının bozulmasına bağlı bir şekilde yaşanan ritim bozuklukları ve ayaklarda şişkinlik şeklinde sıralanabilir.

Kalp duvarı kalınlaşması başlangıç aşamasında hiçbir belirti göstermeyebilir fakat ilerlediği takdirde kendini bir şekilde belli eder. Birikmeye bağlı olarak oluşan basınç artışları akciğerleri de etkiler. Kan dolaşımındaki basınç akciğerlerde ödeme neden olur ve hastalarda nefes darlığı gibi problemlere yol açar.

Kalp duvarı kalınlaşmasının ilerlemesi halinde kalpte meydana gelen yapısal bozukluklar kalp yetmezliği gibi ciddi problemleri ortaya çıkardığı gibi kalpte ritim bozukluklarına ve kalp çarpıntılarına da neden olur. Ritim bozukluklarına bağlı olarak kalp içerisinde meydana gelen pıhtılar felç riskini de beraberinde getirir.

Bütün bunlar düşünüldüğünde kalp duvarı kalınlaşmasının hiçte hafife alınacak bir rahatsızlık olmadığı ortaya çıkmış olur.

Kalp kası ya da duvarı kalınlaşması kalp krizi gibi bir rahatsızlık olmadığı için kesin bir tedavisi olduğu söylenemez. Kalp duvarı kalınlaşmasına neden olan belirtileri ortadan kaldırmakla işe başlanır. Öncelikle kalp duvarı kalınlaşmasına neden olan durumlar ortadan kaldırılır.

Sonra hasta düzenli olarak gözetim altında tutularak tedavi sürecine devam eder. En önemli durumlardan biri erken tanı konmasıdır. Erken tanı için kişinin kendini dinlemesi ve belirtilerde ya da hastalıklardan herhangi birine sahip olması durumunda kalp duvarı kalınlaşmasına karşı doktoruna başvurması önemlidir.

Hipertansiyon tedavisinde en önemli tedavi kan basıncının düşürülmesidir. Doktor kontrolünde verilen ilaçlar ve yaşam tarzının düzenlenmesi ile birlikte hastanın yüksek tansiyonu kontrol altına alınır. Diğer tedaviler gibi yüksek tansiyon hastalığı da kişiye özel tedavi edilmelidir.

Çünkü hastaya bağlı olarak verilen ilaçlar ve kişinin yaşam biçimi değişiklik gösterir. Yüksek tansiyon hastaları tedavi sürecinde düzenli spor yapmalı ve tuz tüketiminde dikkatli olmalıdır. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizlerle hipertansiyon rahatsızlığı minimuma indirilir.

Kalp kapakçığı rahatsızlıklarının tedavisinde hastalar gözetim altında olmalıdır. Düzenli şekilde EKG çekilmesi ve kişiye göre doktorun verdiği ilaç ve uygulamalarla gerçekleştirilir.

Kalp kapakçığı hastalığı bulunan kişiler de ilaç tedavisi ile kalpte bulunan olumsuzluklar büyük ölçüde iyileştirilebilir fakat bazı durumlarda cerrahi müdahale de gerekebilir. Bu müdahaleler kateter takılması ya da balon tedavisi gibi işlemleri içerir. Cerrahi müdahale ile kalp kapakları düzeltilmeye çalışılır, en ileri durumlarda ise protez bir kapak hastaya takılabilir.

Kalp Duvarı Kalınlaşmasından Nasıl Korunabiliriz?

Kalp duvarı kalınlaşmasından korunmanın yollarından biri yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıklarına karşı önlemler almaktır. Kalp duvarı kalınlaşmasından korunmak için sağlıklı beslenme ve düzenli spor en güzel cevap olacaktır.

Bu süreçte tuz kullanımı azaltmak, kilo oranınızı sağlıklı bir düzeyde tutmak, alkol ve sigara kullanmamak gibi koşulları sağladığınızda sadece kalp duvarı kalınlaşmasına karşı değil aslında her hastalığın temel nedenlerinden uzak durabilirsiniz.

Kalp hastalıkları denince hem psikolojik hemde fiziksel anlamda kaçınılması gereken iki şey vardır. Psikolojik olarak düşünüldüğünde kalp rahatsızlıklarının temel nedeni olan stresten de uzak durmanız kalbiniz ve sağlığınız açısından son derece önemli.

Fiziksel olarak ele alındığında ise kalp rahatsızlıklarını meydana getiren durumlardan diğeri yorgunluktur. Aşırı efor sarf edeceğiniz işlerden kaçınmanız da kalp duvarı kalınlaşmasından korunmanın emin yollarından biridir.

Son olarak düzenli doktor kontrolü yaptırmak da yukarıda belirttiğimiz hastalıklardan korunmanın önemli bir yoludur.

Источник: https://evdesifa.com/kalp-duvari-kalinlasmasi/

Mide Duvarı Kalınlaşması Nedir, Belirtileri Ve Tedavisi

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Mide duvarı kalınlaşması nedir, neden olur,belirtileri nelerdir, mide duvarı kalınlaşması tedavisi nasıl yapılır soruları çok sorulmaktadır. Bir çok kişiye göre çok önemsizmiş görülen bu sorun aslında çok önemli ve çok ciddi bir problemdir. Bir çok mide sorunu ile ortaya çıkan mide duvarı kalınlaşması aslında mide kanseri belirtileri arasındadır.

Mide duvarının kalınlaşması mide iç duvarının anormal bir yapılaşmayla kalınlaşmasına denir. Ciddi bir durumdur ve genelde mide kanseri riski taşıyan kişilerde görülür. Günümüz teknolojisi ile tanısı çok rahatlıkla konan bir hastalıktır. Erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Mide Duvarı Kalınlaşması Belirtileri

Gastroin testinal adı verilen çok ciddi bir mide hastalığının belirtileri arasındadır. Helicobacter pylori adı verilen bir bakterinin bu hastalığın oluşma nedenlerinden biridir.

Öncelikle mide sorunları ile kendini belli eden bir hastalıktır. Kişilerde yoğun reflü şikayetleri zamanla artmaktadır. Genelde midede gastrit yada ülser olduğu düşünülerek doktora gitmekte gecikilir.

Endoskopik muayene sonrasında ortaya çıkan mide duvarı kalınlaşması belirtileri şu şekildedir:

  • Mide bulantısı çeken kişiler zaman zaman hazımsızlık çekerek kusarlar. Mide bulantısı ve kusma en sık yaşanan belirtilerinden biridir.
  • Mide bölgesinde ağrı yaşanır.
  • Bağırsaklar bozulur ve kişide çok sık ishal ve kabızlık yaşanmaya başlar. Bazı durumlarda dışkıda kan görülebilir.
  • Sindirim sistemi bozukluklarına bağlı gelişen kilo kaybı ve iştahsızlık yaşanır.

Helicobacter pylori  bakterisi denen bir bakteri mide duvarı kalınlaşması nedenlerinden biridir. Bir çok mide rahatsızlığına neden olan bu bakteri pis sulardan, iyice yıkanmamış yiyeceklerden, dışkı teması ve pis ortamlarda pişen yiyeceklerden bulaşır.

Ellerin temiz yıkanmaması ve el teması ile bir çok yerden geçebilir. Genelde hazır, temizliğe dikkat edilmeyen yiyeceklerden bulaşır.Mide duvarı kalınlaşması yanlış beslenme nedenli oluşmaktadır. Çok tuzlu yemek özellikle nedenlerden biridir.

Turşu, asitli ve gazlı içecekler, sigara, alkol tüketimi mide duvarı kalınlaşmasına neden olan faktörler arasındadır.Mide duvarı kalınlaşması kesin teşhisi ancak bilgisayarlı temogrofi ile tespit edilebilir. Endoskopi ile ise mide duvarında parça alınır ve biyopsiye gönderilir.

Biyopsi sonrasında mide duvarı kalınlaşma sının tam olarak neden kaynaklı olduğu, kötü bir durum olup olmadığı anlaşılabilir.

Önerilen Yazı  Vicks BabyRub Bebeklerde Kullanımı

Mide Duvarı Kalınlaşması Tedavisi

Mide duvarından alınan patoloji sonrası çıkan sonuca göre tedavi şekli belirlenir. Anormal bir yapılaşma mevcut değil ise hasta ilaç tedavisi yanında beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi yönünde uyarılır. Hasta haşlanmış olan besinler yemeli, midede reflüye neden olabilecek gıdalardan uzak kalınmalıdır.

Sigara ve alkol alışkanlığı var ise bırakmalı, kesinlikle bu zararlı maddelerden uzak kalınmalıdır. Özellikle tuz kesinlikle yenmemelidir. Tuzu hayatından çıkaran kişi turşu gibi tuz içeriği fazla gıdalardan da uzak kalmalıdır. Bol su içmeli, lahana, karnabahar, patates gibi yemesi yumuşak mideye dokunmayacak şekilde beslenmelidir. Yağlı, baharatlı ve acı kesinlikle yenmemelidir.

Mide duvarı kalınlaşması durumlarında mide kanseri şüphesi ile yaklaşıldığı için her altı ayda bir tetkikler yenilenir. Yeniden biyopsi alınır yada bilgisayarlı tomografi çekilir. Bunun nedeni ise kalınlaşmanın devam edip etmediğine bakılmak, tedavinin işe yarayıp yaramadığı kontrol edilmesidir. İlerleme olup olmadığı da bu şekilde anlaşılır.

Kanser hücreleri erken dönemde fark edilerek tedavi başlanır.Mide duvarı kalınlaşması olan durumlarda mide kanseri çok sık görülür. Mide kanserinin belirtileri arasında olan mide duvarı kalınlaşması da vardır. Bu nedenle yapılan biyopsi sonrası eğer anormal bir yapılaşma görülür yada kanser hücrelerine rastlanır ise hastaya hemen mide kanseri teşhisi ile tedavi başlanır.

Ameliyat gerektiren durumlarda ise midenin kanserli kısmı alınır. Bununla birlikte ameliyat öncesi yada sonrası kemoterapi başlanır.

Kemoterapi kişinin sindirim sisteminde zararlı maddeler oluşmasına neden olduğu için kişiye ara ara lavman yapılarak bağırsaklarının boşaltılması sağlanır. Zor ve sabır gerektiren bir hastalıktır.

Kansere çevirme riski çok fazla olduğu için ise tedbirli olunmalıdır. Mide duvarı kalınlaşması ciddi olmasına rağmen bir çok kişide bulunan bir rahatsızlıktır. Çoğu kalınlaşma yanlış beslenme nedeni ile olduğu için doğru beslenme ile düzelmektedir.

Mide duvarı kalınlaşması kanser riski taşıdığı için önemli bir rahatsızlıktır. Kalınlaşan bölümde anormal hücre olma ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle mide duvarı kalınlaşması ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Altındaki nedenler çok iyi araştırılarak gözlem altında tutulmalıdır.

Mide Duvarı Kalınlaşması Kanser mi?

Mide duvarındaki kalınlaşmanın  kanser olma ihtimali çok yüksektir. Her mide duvarı kalınlaşması da kanserdir diyemeyiz. Yenen gıdalardan dikkatsiz beslenme sonucunda da kalınlaşma oluşabilmektedir. Fakat bir yerin normal boyutlarının dışına çıkarak büyümesi burada anormalleşme var demektir.

Bu bölgedeki hücrelerinde neden çoğaldığı ve bu duvarın kalınlaştığı na bakılmalıdır. Öncelikle endoskopi çekilmeli ve bu bölgeden parça alınarak biyopsisi yapılmalıdır. Bu bölgedeki hücrelerin neden anormalleştiği ne bakılarak tedaviye başlanmalıdır.

Mide kanseri sadece mide duvarında kalınlaşma yapmaya başladığı evrede yakalanabilirse kişi çok şanslı demektir.  Duvarda kalınlaşma daha kanserin ilk evreleri demektir. Daha sonraki evrelerde mide kaslarına ve midenin tamamıyla komşu organlara yayılır ki komşu organlara yayılan kanser son evreler dedir.

Tedavisi çok geç kalınmıştır. İlk evrede yakalanan kanserin ise tedavisi çok daha kolay ve kişinin yaşama şansı çok yüksektir.

Önerilen Yazı  Akne Tedavisi ve Cilt Doktoru

Mide Duvarı Kalınlaşmasına Bitkisel Tedavi

Öncelikle zararlı yiyeceklerden uzak kalınlıdır. Çikolata, asitli ve gazlı içecekler, yağlı yiyecekler, baharatlar, acılı yiyecekler, hamur işleri, sigara, mayalı yiyecekler, alkol gibi reflüye neden olabilecek zararlı yiyeceklerden uzak kalınmalıdır.Beslenme alışkanlığı düzeltilirken öğünlere de dikkat edilmelidir.

Günde 4-5 öğün az ve sık yenmelidir. Yatmadan önce en az 3 saat bir şey yiyip içilmemelidir. Bol su tüketmelidir. Yediğimiz meyve ve sebzeleri çiğ olarak değil haşlama şeklinde yemeliler. Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı her türlü bakteriden uzak kalınacak şekilde temizliğe dikkat edilmelidir.Bitki çayları bol tüketilmelidir.

Özellikle iltihap önleyici ve antiseptik özellikte olan bitki çayları tercih edilmelidir.Çörek oyu yağı sabah akşam birer çorba kaşığı içilmelidir. Kanser riski taşıyan her kezin içmesi gerektiği bu yağ, özellikle mide sorunu ve mide duvarı kalınlaşması yaşayan kişiler için büyük bir şifa kaynağıdır. Antiseptik özellikte olan çörek otu eşsiz şifa kaynağıdır.

Zencefil tozunu bal ile karıştırıp sabah akşam birer tatlı kaşığı yemeliler. Zencefil kanser oluşma riskini azaltan ve mideye çok faydalıdır. Çay olarak da taze zencefil içilmelidir. Çok faydası olacağı için mutlaka içilmelidir.
Zerdeçal toz halde zencefil de olduğu gibi bal ile karıştırılarak tüketilmelidir.

Çayı da bol miktarda içilmesi gereken çaylar arasındadır. En az gün içerisinde 2 fincan çayı içilmelidir.

  • 1 bardak sıcak su
  • 1 çay kaşığı zerdeçal

Sıcak su içerisine bir çay kaşığı kadar atılır ve 10 dakika beklenir. Çay rengini aldığında süzülerek içilir. Demleyeceğimiz çayları da bu şekilde demlemeli kaynatarak içmemelisiniz.Isırgan otu topumu bal ile karıştırılır yenir. Bunun yanında ısırgan otunu nane gibi yemeklere serperek tüketebilirsiniz. Isırgan otu çorbası yapılabilir.

Isırgan otu da bol tüketilmesi gereken çaylar arasındadır.Bal kabağı içerisinde beta karoten maddesi çok fazla bulunur. Bal kabağı gibi turuncu renklerde olan sebze ve meyveler yenmelidir. Kanser oluşumunu engellemekte ve mide hastalıklarını gidermekte çok faydalıdır.Ihlamur mide mikrobunu öldüren antiseptik özellikte bitkilerin başlarında gelmektedir.

Ada çayından çay demlen melidir. Ada çayı sabah ve akşam birer fincan içilmelidir. Antiseptik özellikte olan ada çayı mutlaka içilmelidir.Kekik tam bir mide dostudur. Kekik çayı sabah akşam içilir ve yemeklerinize bol kekik ekilir. Aktarlarda bulunan kekik suyu sabah akşam birer tatlı kaşığı içilmelidir.Elma sirkesi mutlaka bol tüketilmelidir.

Elma sirkesi salatalarda tüketilebileceği gibi gün içerisinde birer yemek kaşığı içilmelidir.Ayva çekirdeğinin jeli de çok faydalı besinler arasındadır. Bir iki ayvanın çekirdekleri ayıklanır ve suya konur. Bu suda bir kaç gün bekledikten sonra bir jel oluşur. Bu jel bol tüketilmelidir.

Ayva meyve halinde de çok tüketilmeli ve ayva çekirdekleri yapılan çayların içerisine atılarak da içilebilir.Lahana, karnabahar bol yenmelidir. Mideye dokunacak acı ve baharatlı yiyecekler asla yenmemeli, tuz hiç bir şekilde kullanılmamalıdır. Bayat, son kullanma tarihi geçmiş yiyeceklerden uzak kalmalısınız. Konserve türü yiyecekler yenmemelidir.

Özellikle hamur işlerinden uzak kalınmalıdır.Keçi boynuzu tozu, özü, pekmezi bol tüketilmelidir. Mümkün olur ise her gün bir kaç kaşık pekmezi yenmelidir. Özü ilaç niteliğinde olduğu için gün içerisinde bir tatlı kaşığı içilmesi yeterlidir.Sabah aç karna mutlaka birer kaşık bal yenmelidir. Balın hakiki olmasına özen göstermelisiniz.

İyi bir bal alarak sabah aç karna mutlaka yenmelidir.Sabahları bir bardak sıcak su içerisine bir tatlı kaşığı bal, bir adet limon suyu sıkılarak içilmelidir. Bu suyu bir gün limonla bir gün ise bir yemek kaşığı sirke ile yapıp içebilirsiniz.Maden suyu her gün içilebilir. Maden suyu içilmesi çok faydalıdır. Gün içerisinde bir adet olmak kaydı ile içilir.

Çok fazla içilmemelidir.

Mide sorunları genelde sıkıntı ve üzüntü ile çıkar. Kişi kendini sinirlendirecek, üzecek ve sıkıntıya sokacak olay ve kişilerden uzak kalmalıdır. Hayatını stresten uzak geçirmek çok faydalı olacaktır.

Önerilen Yazı  Endoskopi ve Kolonoskopi Aynı Gün Yapılır mı?

Mide duvarı kalınlığı ne kadar olmalı? yazımız ilginizi çekebilir.

Источник: https://www.saglikpersonelleri.com/saglik/mide-duvari-kalinlasmasi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-h1671.html

Akciğer Kalınlaşması Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Kalp Kası Kalınlaşması Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Nedeni

Akciğer kalınlaşması, diffüz palevral kalınlaşması anlamına gelmekte olan bir akciğer hastalığı olmaktadır. Yara dokusunun plevralin kalınlaşmasına neden olacak kadar genişlemesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Akciğer Kalınlaşması 

Plevra, İki katmandan oluşmaktadır. İnsanlar havayı soludukları zaman asbest elyafları solunduğunda ve plevrana bulaştığı zaman skarlasma ve sertleşme meydana gelecektir.

Bu durumda ise akciğerlerin genişlemesi söz konusu olacak ve kişinin nefes almasının zorlaşmasına git gide daha da kötüleşerek neden olacaktır. Plevral dokusunun kalınlaşması sonucunda akciğerleri tamamen kaplanması meydana gelebilir.

Bu durumda da plavra ile akciğerler arasında bulunan boşluğun dolmasına sebep olacaktır. 

Bronşun genişlemesi sonucunda bronşektazi meydana gelmektedir. Bağımsız bir hastalık olmayıp, birçok hastalığın sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu durumda hastanın solunum yollarının enfeksiyona duyarlı olmasına neden olacaktır.

Nedenleri

Plevral kalınlaşması çoğunlukla partiküllerine uzun süre maruz kalması, inhalasyona bağlı olan bir durumda akciğerleri çevreleyen ince alanın üzerinde oluşan yaranın sonucunda bölgenin kalınlaşmasına neden olur.

Asbest ilişkili plevra kalınlaşması meydana gelmesi çoğu havadaki parçacılların asbest liflerine ulaşması sonucunda akciğerlerin filtrasyon sisteminden atlayıp akciğerlere girmesi sonucunda pleva ya ve intersititium gibi alanlarda tutulması sonucunda iltihaplanma ya da yara izi oluşmasına neden olurlar. 

  • Bakteriyel pnömoni;
  • Kemoterapi;
  • İlaçlar;
  • Enfeksiyon;
  • Kaburgaların zarar görmesi;
  • Akciğer kontüzyonları;
  • Lupus;
  • Plevral efüzyon;
  • Pulmoner emboli;
  • Radyasyon tedavisi;
  • İltihaplı akciğer hastalıkları;
  • Tüberküloz;
  • Bir takım tümörler.

Bir takım meslek grupları riskler altında olmaktadır. Asbest meteryal ile yoğun çalışma alanlarında olan kişiler, deniz ya da tersanelerde çalışan, inşaat işçilerinde, marangozlar, gaz tesisatçıları, madenciler, yıkım işçileri plevra kalınlaşması daha sıklıkla görülmektedir.

Mikroskopik asbest lifleri akciğerlere girmesi sonucunda plevraya ulaşacaktır. Bu durumda da yüzeyin iltihaplanmasına neden olur. Bu iltihap zaman içerisinde daha da çoğalacağı için plevral dokuda yara izi hasarına neden olacaktır.

Lupus ya da plevral kalınlaşması çoğu zaman vücudun dokularının iltihaplanmasına neden olacak bir durumdur. 

Kişilerde peribronşial akciğerdeki hava yolları olan bronşların genişlemesi sonucunda neden olur. Sıklıkla çocukluk çağında geçirilmekte olan kızamık ya da boğmaca gibi hastalıklar sonucunda, bağışıklık sistemindeki bozukluklar, doğumsal bronş bozuklukları ya da hiçbir sebep olmadan da ortaya çıkabilir.

Belirtileri

Erken evreleri olması durumunda plevral kalınlığın herhangi bir belirtisi olmayacaktır. Ancak akciğerlerin çevresi üzerinde bulunan yara izinin genişlemesi sonucunda hastanın nefes alırken zorluk çekecektir.

Kişilerde göğüs ağrısı ve nefes darlığı sıklıkla yaşanmaktadır. Bazı kişilerde göğüs duvarı hareketinde azalma, akciğer fonksiyon bozukluğu, sürekli geçmek bilmeyen bir öksürük oluşacaktır.

Plevral kalınlaşması sonucunda kişilerde sıklıkla mezotelyoma, akciğer kanseri ve asbestoz gelişimi söz konusu olacaktır. 

Akciğerlerin peribronşial kalınlaşması olması durumunda ortaya çıkacak olan belirtileri çok sık balgamlı öksürük, halsizlik, zayıflama, nefes darlığı gibi belirtileri olmaktadır.

Teşhis

Doktorlar tarafından plevral ya da peribronşial kalınlaşmayı teşhis etmek amacıyla bir takım testler yapması gerekmektedir. İlk olarak röntgen filmi çekilerek kişilerin plevra kalınlaşmasının pelvra üzerindeki göğüs duvarının bulunduğu bölgede düzensizlik olması göğüs röntgeninde görülmektedir.

Doktorlar tarafından genellikle plevral kalınlaşmayı, plevra plaklarını ve asbestozu saptamak amacıyla ve teşhisi için bilgisayarlı tomografi kullanılması gerekmektedir. Bilgisayarlı tomografi sonucunda skar dokusu kalınlığı 1 ya da 2 mm olduğunda plevral dokunun kalınlaşmasının erken tespit edilmesi söz konusu olacaktır.

Bazı durumlarda doktor tarafından pozitif emisyon tomografisi ve manyetik rezonans görüntüleme taramaları kullanarak plevral kalınlaşma tespit edilmektedir.

Tedavisi

Tedavi yöntemleri içerisinde plevral kalınlaşmanın belirtilerini azaltmak amacıyla kişilere antibiyotik ve streoid ağrı kesici ilaçlar reçete edilecektir. Hastalarda bulunan bu durum sonucunda nefes alması zorlaşacak ve her defasında göğüs ağrısı yaşayacaktır.

Kişilerin tütün tüketiminden uzak durmaları gerekmektedir. Eğer ki ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir hastanın plevral kalınlaşma tanısından sonra uygulanacak yöntem pleurektomi cerrahi yöntem olacaktır. Cerrahi yöntem daha sıklıkla mezotelyoma hastaları için kullanılır.

Bu yöntem sonucunda pleurektominin çıkartılması söz konusu olacaktır.

Bitkisel Tedavisi

  • 1 yemek kaşığı kekik,
  • 1 yemek kaşığı meyan kökü,
  • 1 tatlı kaşığı anason,
  • 1 tatlı kaşığı keten tohumu,
  • 1 tatlı kaşığı bal,
  • 300 gram klorsuz su.

300 gram klorsuz suyun içerisine kekik, meyan kökü, anason, keten tohumu konularak 15 dakika boyunca kısık ateşte kaynaması beklenir.

Daha sonradan demlenmesi için ılık hale gelince içerisine 1 tatlı kaşığı bal ilave edilmelidir. Bu kür 3 hafta boyunca her gün sabah ve akşam yemeklerden 1 saat sonra içilmesi gerekmektedir. Bu çay aynı zamanda sigara içen kişilerinde kullanması gereken, akciğer temizliğinde çok önemli bir rol oynayacak bitkisel tedavi olarak kullanabilirsiniz.

 Bazı kişilerde hazımsızlık yapabileceği gibi şişkinlik vermesi de görülebilir. 

(3 oy, ortalama: 5,00 puan
Loading…

Источник: https://akciger.info/akciger-kalinlasmasi.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.