Kan Hücreleri

içerik

Beyaz Kan Hücreleri (Lökositler)

Kan Hücreleri

Beyaz kan hücreleri ( Akyuvarlar = Lölositler = White Blood Cell ( WBC), vücudu enfeksiyonlardan korur ve bağışıklık sisteminin bir parçasıdır.

Kanın şekilli elemanlarının % 1 ini oluştururlar ve kırmızı kan hücrelerinden sayıca çok azdırlar. Sayıları; 7000-11000/mm3 tür. Her hangi bir enfeksiyonda bu sayı artar. Kısmen kemik iliğinde kısmen de lenfoid dokularda üretilirler.

Dolaşımda 4-8 saat kadar bulunurlar, dokularda bulunanlar ise 4-5 gün kadar yaşarlar.

Granül içerip içermemelerine bağlı olarak 2 ana gruba ayrılırlar: Granülositler (granül içerirler ) ve agranülositler (granül içermezler).

Granülositler:

Granül içeren 3 tip beyaz kan hücresi vardır:

Nötrofiller:

Beyaz kan hücrelerinin en yaygın türüdür. Soluk mavi-pembe granülleri vardır. Tüm beyaz kan hücrelerinin ortalama % 62 sini (55-70) oluştururlar. Bakterilere karşı vücudun en önemli savunma elemanıdır. Bakterileri sindirerek öldürürler. Buna fagositoz denir. Nötrofiller yaşamları boyunca 5-20 bakteri fagosite edebilir. Enfeksiyon esnasında kanda nötrofil miktarı artar.

Eozinofiller:

Tüm beyaz kan hücrelerinin ortalama % 2 sini oluştururlar. Turuncu-kırmızı granülleri vardır. Parazitlerin, antijen-antikor kompleksini yok ederler ve allerjik reaksiyonlarda rol oynarlar.

Bazofiller:

Tüm beyaz kan hücrelerinin ortalama % 0,4’ünü oluştururlar. Mor renkli granülleri vardır. İşlevleri henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Ancak alerjik reaksiyonlarda rol oynarlar. Heparin, histamin ve seratonin içerirler.

Monositler:

Tüm beyaz kan hücrelerinin ortalama % 5.3 ünü oluştururlar. Dolaşımdaki fagositlerdir ve en büyük kan hücreleridir. Monositler ortalama 10-20 saat kanda kalırlar ve daha sonra dokulara geçerek makrofaj adını alırlar ve burada aylar, yıllarca yaşayabilirler.

Yaşamları boyunca 100 civarında bakteri fagosite edebilirler. Bu hücreler vücutta, eski, hasarlı ve ölü hücreleri sindirirler. Makrofajlar, karaciğer, dalak, akciğer, lenf düğümleri, deri ve bağırsaklarda bulunurlar.

Vücut boyunca dağılmış makrofaj sistemi, retikuloendotelyal sistem olarak adlandırılır.

Lenfositler:

Vücudun bağışıklık sisteminin karmaşık hücreleridir. Tüm beyaz kan hücrelerinin ortalama % 30’unu oluştururlar. Tek çekirdekleri vardır. İki tip lenfosit vardır: T-Lenfositler ve B-Lenfositler.

T-Lenfositler:

Lenfositlerin % 75’i T-Lenfositlerdir. T-lenfositler hücresel bağışıklıktan sorumludurlar. T-lenfositler yaşamlarına kemik iliğindeki kök hücrelerinden başlarlar, daha sonra timüs bezine giderek orada olgunlaşırlar. Bu olgunlaşma sırasında T lenfosit yüzeyinde pek çok reseptör yerleşir.

T-hücre yüzeyinde yüzey immünglobulin bulunmaz. Bunun yerine antijenleri özgül olarak tanıyan “T hücre reseptörü = TCR” bulunur. Bir T lenfositi sadece tek bir çeşit antijen için TCR taşır.

Organizmaya antijen girdiğinde yüzeyinde bu antijene özgül reseptör taşıyan T-lenfositleri bulur ve uyarır. Uyarılan T lenfositler başkalaşıma uğrar ve sonuçta o antijene duyarlı T-lenfositler oluşur.

T lenfositler immün sistemin en önemli hücreleridir ve doğrudan antikora bağımlı olmayan ve hücrelerin yönettiği ve katıldığı özgül immüniteyi oluştururlar. T-lenfositlerinin birçok türü vardır:

Yardımcı T hücreleri:

Hücre zarları üzerinde CD4 olarak adlandırılan proteinleri vardır. Yardımcı ve uyarıcı rolü olan lenfositlerdir. Diğer T ve B lenfositlerinin aktivitelerini arttırırlar. Sayıları azalırsa B ve T hücrelerinin antijene yanıtı zayıflar, bozulur.

Ayrıca çeşitli sitokinler salgılayarak T hücresi, monosit -makrofaj ve diğer bazı hücrelerin sayıca ve aktivite olarak güçlenmelerini sağlarlar. Yani immün sitemin orkestra şefi durumundadırlar.

Yüzeylerindeki CD4 molekülü AİDS etkeni olan HIV için de giriş kapısıdır.

Sitotoksik T Hücreleri (Katil T hücreleri) :

CD8 yüzey molekülü taşır. Öldürücü rolleri vardır. Virus, bakteri ve parazit ile infekte hücreler, tümör hücreleri, transplante doku ve organ hücreleri gibi organizmaya zararlı veya yabancı hücrelere saldırarak öldüren hücrelerdir.

Bellek T hücreleri :

Bellek T hücreleri antijeni tanımış olan çok uzun ömürlü ve antijenle tekrar karşılaştığında çok hızlı ve güçlü bağışık yanıt oluşturan hücrelerdir.

Baskılayıcı T hücreleri:

Baskılayıcı T Hücreleri sitotoksik ve yardımcı T-hücre etkinliğini baskılayarak bağışıklık yanıtını dengeler ve aşırıya kaçmasını önler.

Organizmada bağışık yanıtın düzenli bir şekilde işleyebilmesi Yardımcı T Lenfosit/ Sitotoksik ve Baskılayıcı T lenfosit oranının belirli bir dengede olması gerekir. Normalde bu oran 1.7 civarındadır.

Bu oran yardımcı lenfosit sayısının artması sonucu bozulursa gereğinden fazla bağışık yanıt oluşumuna yol açabilir (Allerjik olaylar gibi).

Sitotoksik ve baskılayıcı lenfosit sayısının artmasıyla bozulacak olursa bağışık yanıtta aşırı bir baskılanma olacağı için immünite düşüklüğü meydana gelir.

B- Lenfositler:

B lenfositler humoral bağışıklıktan (antikor üretimi) sorumludurlar. Kemik iliğinde olgunlaşırlar. Kandaki lenfositlerin %25’i, dalaktakilerin %50’si B-lenfosittir.

Organizmaya giren antijen, yüzeyinde bu antijene özgül reseptör taşıyan B-lenfositleri bulur ve uyarır. Uyarılan B-lenfositler başkalaşıma uğrar ve plazma hücresine dönüşürler.

Plazma hücresi de uyaran antijene özgül olan çok miktarda antikor (immunglobulin) sentezler. Plazma hücresinin çoğalma yeteneği yoktur ve ömrü kısadır. (~ 2-3 gün).

Ancak bir dakikada yaklaşık 20 bin antikor molekülü sentezleyebildiği gösterilmiştir.

B lenfositler sentezledikleri immünglobulin moleküllerini hücre yüzeylerinde zarda taşırlar ve bu molekül antijene karşı özgül reseptördür. İmmun globülinlerin (Gamaglobulinler) . IgG, IgM, IgE, IgA ve IgD olmak üzere 5 çeşidi vardır.

Bir B lenfosit sadece tek bir çeşit antijene bağlanabilen yüzey immünglobulin reseptör taşır. Bu nedenle immün sistemde, zaman içinde karşılaşma ihtimali olan onbinlerce çeşit antijene karşı özgül reseptör taşıyan onbinlerce B-lenfosit çeşidi hazır durumda bulunmaktadır.

Uyarılan B-lenfositlerinden bir kısmı ise bellek hücre haline gelir. Bellek B-lenfositleri uzun ömürlüdür (bazen bir ömür boyu) ve aynı antijenle tekrar karşılaştıklarında hızla çoğalarak daha hızlı ve güçlü antikor yanıtı oluştururlar.

Источник: http://www.populermedikal.com/2014/03/31/beyaz-kan-hucreleri-lokositler/

Kırmızı Kan Hücreleri – Sağlıklı Olalım

Kan Hücreleri

Kırmızı kan hücresinin temel işlevi, oksijeni vücudun dokularına taşınmasıdır. İnflamasyon, alyuvar sayısını veya etkin bir şekilde oksijenleme yeteneklerini azaltabilir ve bu da hipoksiye neden olur.

Bu yazıda, alyuvar sayınızı artırmanın veya azaltmanın yollarını öğreneceksiniz.

Yüksek veya düşük Kırmızı Kan Hücrelerine sahipseniz bunun ne anlama geldiğini  henüz bulamadıysanız en uygun aralıkları içeren bilgilendirmeyi okuyabilirsiniz  .

Giriş

Kandaki parçacıkların% 99’undan fazlası kırmızı renklerinden dolayı kırmızı kan hücreleri veya eritrositler olarak adlandırılan hücrelerdir. Kırmızı kan hücreleri ortası girintili bir diske benzemektedir, bu nedenle kılcal kan damarlarından ( R , R )kolaylıkla geçebilirler .

Her kırmızı kan hücresi, oksijen taşıyan protein hemoglobin içerir ( R ) . 

Akciğerdeki minik kan damarlarındaki kırmızı kan hücreleri inhale edilen havadan oksijen alır ve kan dolaşımıyla vücudun her yerine nakledilir.

Hücrelerin çalışması için oksijene ihtiyaç duyarız. Oksijen, hücresel solunumun son basamağında elektronları kabul etmek için kullanılır . Aynı zamanda, karbondioksit, karbonhidratların ve enerjinin ( R )parçalanmasından atık bir ürün olarak salınır . Alyuvarlar karbon dioksiti alıp akciğerlere geri gönderir. Nefes alırken nefes veririz.

Kırmızı kan hücreleri, oksijen ve karbondioksitin yanı sıra hidrojen iyonlarını ve nitrik oksidi de alabilir veya bırakabilir.

Hidrojen iyonlarını toplatarak veya serbest bırakarak, kan seviyesinin pH seviyesini (asidite / bazlık derecesi) korumaya yardımcı olurlar.

Kırmızı kan hücreleri nitrik oksit saldığında, nitrik oksit kan damarlarının genişlemesine neden olabilir ve bu da kan basıncında düşüşe neden olur ( R).

Kırmızı Kan Hücreleri Düzeylerini Artırmanın Yolları

Hemoglobin yapmak için  demir gerekir .  Demir, et, sebze veya diğer yiyeceklerden emilir.

Demir seviyelerini nasıl artıracağınız hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu yayını okuyun .

Fazla demir miktarlarının zararlı olabileceğini unutmayın çünkü vücutta oksidatif stresi artırrır.

2) Bakır

Bakır, kırmızı kan hücrelerinin üretiminde gerekli kofaktördür ( R ).

3) Vitamin B12

Düşük B12 vitamini (kobalamin) pernisiyöz anemiye neden olabilir .  Bu tür anemi genellikle B12 vitamini takviyeleri ile ve hayvan ürünlerinin tüketimini artırarak tedavi edilir .

4) Folik Asit

Folik asit ( folat ) gıdalarda bulunan bir B vitamini şeklidir. Kırmızı kan hücreleri de dahil olmak üzere yeni hücrelerin yapılması ve sürdürülmesi için gereklidir.

5) C vitamini

C vitamini vücudun demiri emmesine yardımcı olur.  İyi C vitamini kaynakları sebzeler, meyveler, özellikle narenciyeler. C vitamini bakımından zengindir

C vitamini bakımından zengin sebzeler arasında brokoli, biber, Brüksel lahanası, domates, lahana, patates, şeftali ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler bulunur.

Taze ve donmuş meyveler, sebzeler ve meyve sularında genellikle konserve olanlara oranla daha fazla C vitamini vardır.

Not: İlaç alıyorsanız, doktorunuza veya eczacınıza, greyfurt tüketip tüketmiyceğinizi veya greyfurt suyu içebilirmisiniz diye sorun . Bu meyve birkaç ilacın gücünü etkiler.

6) D vitamini

D vitamini , anemi iltihap ile ilişkili olduğunda faydalı olabilir.

7)Alkol

Alkol kullanmayı kesiniz . Alkol tüketimi, kırmızı kan hücresi sayısını azaltmaktadır çünkü en düşük tüketim bile önemli bir düşüş ( R ) sağlamaktadır.

8) Egzersiz

Egzersiz, kırmızı kan hücresi seviyelerini ve hemoglobin düzeyini artırır. Buda, kan ( R ) tarafından taşınabilen oksijen miktarını arttırır .

9) İlaçlar

Kırmızı kan hücrelerinin sayısını artırabilecek, anemi nedenini tedavi edebilen ilaçlar şunlardır 

  • Enfeksiyonları tedavi etmek için antibiyotik kullanımı
  • Hormonlar, ergenlik çağındaki ve erişkin kadınlardaki adet kanamalarını tedavi etmek için kullanılan ilaçlar 
  • Vücudun bağışıklık sisteminin kendi kırmızı kan hücrelerini tahrip etmesini önleyen ilaçlar
  • Ağır metal toksisitesi durumunda şelasyon tedavisi

10) Eritroproteinler

EPO, hematopoietin veya hemopoietin olarak da bilinen eritroprotein, kırmızı kan hücresi üretimini (eritropoezis) (R) kontrol eden böbreklerde üretilen bir hormondur .

Vücutta EPO’yu artırmanın doğal yolları:

  • Ekinezya  (R)
  • Astragalus  (R)
  • Pancar suyu  (R ,  R2)
  • Spirulina  (R)
  • Diyet proteini  (R)
  • Araşidonik asit  (R)
  • Kobalt ( R )
  • Portulaca oleracea L.  (R)
  • Rhodiola (Salidroside) ( R )
  • Rehmannia (Catalpol) ( R )
  • Emodin  (R)
  • Rakım eğitimi  (R)
  • Sauna  (R)

Terapötik ajanlar olarak kullanılan EPO, rekombinant DNA teknolojisi ile üretilir ve Epogen / Procrit (epoetin alfa) ve Aranesp’i (darbepoetin alfa) (R) içerir .

EPO aşağıdaki tedaviler için kullanılır:

  • Böbrek hastalığı, kemoterapi, miyelodisplastik sendromlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı, HIV, kemik iliği transplantasyonu ve ameliyat veya travmayı takiben kan kaybıyla ilişkili anemi  (R ,  R2 ,  R3 ,  R4 ,  R5) .
  • İskemik inme, intraserebral ve subaraknoid kanama, travmatik beyin hasarı ve Parkinson hastalığı (R ,  R2) gibi nörolojik bozukluklar .
  • Kontrollü romatoid artrit ve sistemik lupus eritematozusu  (R ,  R2) .
  • Kalıtsal sferositosis ve hemoglobinopatiler gibi RBC bozuklukları ya da kalp kapak disfonksiyonunda (R ,  R2) olduğu gibi RBC’lerin mekanik hasarları  .
  • Konjestif kalp yetmezliği  (R ,  R2)

11) Kan Transfüzyonları

Bu, kanın intravenöz olarak verildiği ortak bir prosedürdür. Transfüzyonlar bağışlanan kan ile alıcı kanının dikkatli eşleştirilmesini gerektirir.

12) Kan ve kemik iliği Kök Hücre Nakli

Bir kan ve kemik iliği kök hücresi nakli, hatalı kök hücrelerinin yerine başka birinin sağlıklı olanla (verici) yer değiştirmesidir. Transfüzyona benzer bir kan nakli sırasında kök hücreleri göğsünüzde damar içine yerleştirilmiş bir tüp ile alınır. Kök hücreler vücudunuza girdiğinde, kemik iliğinize giderek yeni kan hücreleri oluşturmaya başlarlar.

Kırmızı Kan Hücreleri Düzeylerini Azaltanlar

Sigara, kırmızı kan hücresi sayısını azaltır ( R , R , R ).

2) Flebotomi veya Kan Çizimi

Vücuttan bir miktar kan çıkaran bir prosedürdür. Damarlardan birine bir iğne ile girilir ve damardan alınan kan, hava geçirmez bir tüpten steril bir kapa veya torbaya aktarılır. İşlem kan bağışı sürecine benzemektedir.

Flebotomi, alyuvar sayısını azaltır ve kan kalınlığını normale yaklaştırır.

3) İlaçlar

Kemik iliğinin çok fazla kırmızı kan hücresi üretmesini önleyen ilaçlar:

Hidroksiüre genellikle kanseri tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Kandaki alyuvar ve trombosit sayısını azaltır. Sonuç olarak, kan akışı düzelir ve kan kalınlığı normalleşir.

İnterferon-alfa , vücudun normalde yaptığı bir maddedir. Bağışıklık sistemini aşırı aktif kemik iliği hücreleri ile savaşmaya itebilir. Bu, alyuvar sayısının düşürülmesine yardımcı olur ve kan akışını ve kan kalınlığını normal seviyesine daha yakın tutar.

Imatinib mesilat lösemi tedavisinde onaylanan bir ilaçtır. Klinik çalışmalarda, bu ilaç, flebotomi ihtiyacını azaltmaya yardımcı olur. Bu ilaç aynı zamanda genişlemiş dalakların boyutunu azaltmaya yardımcı oldu.

4) Radyasyon Tedavisi

Radyasyon tedavisi, aşırı aktif kemik iliği hücrelerinin bastırılmasına yardımcı olabilir. Bu, alyuvar sayısının düşürülmesine yardımcı olur ve kan akışını ve kan kalınlığını normal seviyesine daha yakın tutar.

Bununla birlikte, radyasyon tedavisi, lösemi (kan kanseri) ve diğer kan hastalıkları riskini artırabilir.

Источник: https://saglikliolalim.com/kirmizi-kan-hucreleri/

Kan hastalıkları: Beyaz ve Kırmızı Kan Hücreleri, Trombositler ve Plazma

Kan Hücreleri

Bir kan hücresi bozukluğu, pıhtı oluşumu için kritik olan kırmızı kan hücrelerinizde, beyaz kan hücrelerinizde veya plateletler olarak adlandırılan daha küçük dolaşım hücrelerinde bir sorun olduğu bir durumdur. Her üç hücre tipi, kemiklerin içindeki yumuşak doku olan kemik iliğinde oluşur.

Kırmızı kan hücreleri, oksijeni vücudun organlarına ve dokularına gönderir. Beyaz kan hücreleri vücudunuzun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olur. Trombositler kanınızın pıhtılaşmasına yardımcı olur.

Kan hücresi bozuklukları, bu kan hücrelerinin bir veya daha fazlasının oluşumunu ve işlevini bozmaktadır.

advertisingAdvertisement

Semptomlar

Kan hücresi bozukluklarının belirtileri nelerdir?

Semptomlar, kan hücresi bozukluğunun türüne bağlı olarak değişir. Kırmızı kan hücresi hastalıklarının yaygın belirtileri şunlardır:

  • yorgunluk
  • nefes darlığı
  • beyindeki oksijenli kan eksikliğinden konsantrasyon sorunları
  • kas güçsüzlüğü
  • hızlı bir kalp atışı

yorgunluk

  • açıklanamayan kilo kaybı
  • halsizlik veya genel rahatsızlık hissi
  • Sık görülen semptomlar trombosit bozuklukları şunlardır:
  • iyileşmeyen veya iyileşmesi yavaş olan yaralar veya kesikler

Bir yaradan sonra pıhtılaşmayan kan veya kolaylıkla çürükleşen

  • cildi
  • açıklanamayan burun kanamaları veya kanamalar diş eti
  • Genel sağlığınızı büyük ölçüde etkileyebilecek çok sayıda kan hücresi rahatsızlığı türü vardır.

Kırmızı kan hücresi bozuklukları

Kırmızı kan hücresi bozuklukları

Kırmızı kan hücresi bozuklukları vücudun kırmızı kan hücrelerini etkiler. Bunlar akciğerlerinizden vücudunuzun geri kalanına oksijen taşıyan kandaki hücrelerdir. Hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyebilecek bu bozuklukların çeşitliliği vardır.

Anemi

Anemi, kırmızı kan hücresi bozukluğunun bir türüdür. Kanınızdaki mineral demir eksikliği bu bozukluğa sıklıkla neden olur. Kırmızı kan hücrelerinizin (RBC'ler) akciğerlerinizden vücudunuzun geri kalanına oksijen taşınmasına yardımcı olan protein hemoglobini üretmek için vücudunuz demir gerekir. Birçok kansızlık türü vardır.

Demir eksikliği anemi:

Demir eksikliği anemi, vücudunuzda yeterli miktarda demir olmadığında ortaya çıkar. RBC'leriniz ciğerlerinize yeterli miktarda oksijen taşımadığından, yorgun ve nefes darlığı hissedebilirsiniz. Demir takviyesi genellikle bu tür anemi tedavi eder.

  • Pernicious anemi: Pernicious anemi vücudunuzun yeterli miktarda B-12 vitamini ememediği bir otoimmün hastalıktır. Bu, az sayıda RBC'ye neden olur. Tehli “zararlı” olarak adlandırılır, çünkü tedavi edilemez ve genellikle ölümcül olurdu. Şimdi, B-12 enjeksiyonları genellikle bu tür anemiyi tedavi eder.
  • Aplastik anemi: Aplastik anemi, nadir ancak ciddi bir durumdur ve kemik iliğiniz yeterince yeni kan hücresi yapmaz.Aniden veya yavaşça ve herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Kendinizi yorgun hissetmenize, enfeksiyonlardan veya kontrol edilemeyen kanamadan kurtulamamanıza izin verebilirsiniz.
  • Otoimmün hemolitik anemi (AHA): Otoimmün hemolitik anemi (AHA) bağışıklık sisteminizin, alyuvarlarınızı vücudunuzun yerini alabileceğinden daha hızlı yok etmesine neden olur. Bu, çok az RBC kullanmanıza neden olur.
  • Orak hücreli anemi: Orak hücre anemi (SCA), etkilenen kırmızı kan hücrelerinin olağandışı orak şeklinden alan anemi türüdür. Genetik bir mutasyona bağlı olarak, orak hücre anemisi olan insanların kırmızı kan hücreleri anormal hemoglobin moleküllerini içerir, bu da onları katı ve eğri bırakır. Orak şeklindeki kırmızı kan hücreleri, normal kırmızı kan hücreleri gibi dokularınıza fazla oksijen taşıyamazlar. Ayrıca, kan damarlarında sıkışabilir ve organlarınıza kan akışı engellenebilir.
  • Talasemi Talasemi kalıtsal kan hastalıkları grubudur. Bu bozukluklara, hemoglobin normal üretimini engelleyen genetik mutasyonlar neden olur. Kırmızı kan hücrelerinde yeterli sayıda hemoglobin bulunmadığı zaman, oksijen vücudun her yerine ulaşmaz. Organlar daha sonra düzgün çalışmazlar. Bu bozukluklar şunlar sonucunda ortaya çıkabilir:

kemik deformiteleri

büyümüş dalak

  • kalp sorunları
  • çocuklarda büyüme ve gelişme gecikmeleri
  • Polisitemia vera
  • Polisitemi, bir gen mutasyonunun neden olduğu bir kan kanseridir. Eğer polisiteminiz varsa, kemik iliğiniz çok fazla kırmızı kan hücresi yapar. Bu kanınızın yoğunlaşmasına ve daha yavaş akmasına neden olur ve kalp krizi veya inmelerine neden olabilecek kan pıhtıları için risk oluşturur. Bilinen bir tedavi yoktur. Tedavide flebotomi veya damarlarınızda kan alınması ve ilaç tedavisi bulunur.

AdvertisementAdvertisementAdvertisement

Beyaz kan hücresi bozuklukları

Beyaz kan hücresi bozuklukları

Beyaz kan hücreleri (lökositler) vücudu enfeksiyona ve yabancı maddelere karşı savunmaya yardımcı olur. Beyaz kan hücresi bozuklukları vücudunuzun bağışıklık tepkisini ve vücudunuzun enfeksiyonu savuşma kabiliyetini etkileyebilir. Bu bozukluklar hem yetişkinleri hem de çocukları etkileyebilir.

Lenfoma

Lenfoma, vücudun lenfatik sisteminde oluşan bir kan kanseridir. Beyaz kan hücreleriniz değişiyor ve kontrolden çıkıyor. Hodgkin lenfoma ve non-Hodgkin lenfoma, iki önemli lenfoma türüdür.

Lösemi

Lösemi, malign beyaz kan hücrelerinin vücudunuzun kemik iliğinde çoğaldığı kan kanseridir. Lösemi akut veya kronik olabilir. Kronik lösemi daha yavaş gelişir.

Myelodisplastik sendrom (MDS)

Myelodisplastik sendrom (MDS), kemik iliğindeki beyaz kan hücrelerini etkileyen bir durumdur. Vücut, patlamalar denilen çok sayıda olgunlaşmamış hücre üretiyor. Patlamalar çoğalır ve olgun ve sağlıklı hücreler arasında kalabalıklaşır. Miyelodisplastik sendrom yavaş ya da oldukça hızlı ilerleyebilir. Bazen lösemiye yol açar.

Trombosit bozuklukları

Trombosit bozuklukları

Kan trombositleri, kesikleriniz veya başka yaralanmalarınız olduğunda ilk yanıt vericidir. Yaralanma yerinde toplanarak kan kaybını durdurmak için geçici bir tıkaç oluşturuyorlar.Bir trombosit bozukluğunuz varsa, kanınız üç anormallikten birine sahiptir:

Yetersiz trombosit sayısı.

Trombositlerin çok az olması oldukça tehlidir çünkü küçük bir yaralanma bile ciddi kan kaybına neden olabilir.

  • Çok fazla trombosit. Kanınızda çok fazla trombosit varsa, kan pıhtıları önemli bir arteri oluşturabilir ve felç veya kalp krizine neden olabilir.
  • Doğru pıhtılaşmayan trombositler. Bazen deforme olmuş trombositler diğer kan hücrelerine veya damar duvarlarına yapışamaz ve bu nedenle düzgün bir şekilde pıhtılaşamaz. Bu da tehli bir kan kaybına neden olabilir.
  • Trombosit bozuklukları öncelikle genetiktir; yani kalıtsaldırlar. Bu bozukluklardan bazıları şunlardır: Von Willebrand hastalığı

Von Willebrand hastalığı, en yaygın görülen kalıtsal kanama bozukluğudur. Von Willebrand faktörü (VWF) adı verilen kan pıhtısına yardımcı olan bir proteinin eksikliğinden kaynaklanır.

Hemofili

Hemofili muhtemelen en iyi bilinen kan pıhtılaşma bozukluğudur. Erkeklerde hemen hemen her zaman görülür. Hemofili en ciddi komplikasyonu aşırı ve uzun kanamadır. Bu kanama vücudunuzun içinde veya dışında olabilir.

Kanama açık bir sebep olmadan başlayabilir.

Tedavi, azaltılmış pıhtılaşma faktörünün daha fazla salınmasını ve B ve C türleri için kan veya plazmanın infüzyonunu kolaylaştırabilen hafif A türü için desmopressin adı verilen bir hormona ilişkindir.

Primer trombositemi

Primer trombositemi nadir görülen bir bozukluktur artmış kan pıhtılaşmasına neden olabilir. Bu, inme veya kalp krizi riski yüksektir. Kemik iliğinde çok fazla trombosit üretildiğinde bozukluk oluşur.

Edinilmiş trombosit işlev bozuklukları

Bazı ilaçlar ve tıbbi durumlar trombositlerin işleyişini de etkileyebilir. Tüm ilaçlarınızı doktorunuzla, hatta kendiniz seçtiğiniz tezgâhta dahi koordine ettiğinizden emin olun. Kanamalı Hemofili Derneği (CHA), aşağıdaki ortak ilaçların trombositleri etkileyebileceği, özellikle de uzun vadeli alınması halinde uyarılacaktır.

aspirin

steroidal olmayan anti-inflamatuar (NSAİİ'ler)

  • bazı antibiyotikler
  • kalp ilaçları
  • kan tinerleri
  • antidepresanlar
  • anestezi maddeleri
  • antihistaminikler
  • AdvertisementAdvertisement
  • Plazma hücresi bozukluklar

Plazma hücre bozuklukları

Plazma hücrelerini etkileyen çok çeşitli hastalıklar vardır, vücudunuzdaki beyaz kan hücrelerinin antikorları oluşturan türü. Bu hücreler, vücudunuzun enfeksiyon ve hastalıktan korunma kabiliyeti için çok önemlidir.

Plazma hücresi miyeloması

Plazma hücresi miyeloması, kemik iliğindeki plazma hücrelerinde gelişen nadir bir kan kanseridir. Malign plazma hücreleri kemik iliğinde birikir ve genel olarak omurga, kalça veya kaburga gibi kemiklerde

plasmacytomas

olarak adlandırılan tümörler oluştururlar. Anormal plazma hücreleri, monoklonal (M) proteinler adı verilen anormal antikorları üretir. Bu proteinler, kemik iliğinde birikerek sağlıklı proteinleri bir araya getirir. Bu kalınlaşmış kan ve böbrek hasarına yol açabilir. Plazma hücre miyelomasının nedeni bilinmemektedir. Reklam Teşhis

Kan hücresi bozuklukları nasıl teşhis edilir?

Doktorunuz, sahip olduğunuz her bir kan hücresinden kaçının olduğunu görmek için tam kan sayımı (CBC) de dahil olmak üzere çeşitli testler isteyebilir. Doktorunuz, kemik iliğinde anormal bir hücre olup olmadığını görmek için kemik iliği biyopsisi de yapabilir. Bu, test için az miktarda kemik iliğinin alınmasını içerir.

Reklam Reklamı

Tedavi

Kan hücresi rahatsızlıklarının tedavi seçenekleri nelerdir?

Tedavi planınız hastalığınızın nedeni, yaşınıza ve genel sağlık durumunuza bağlıdır. Doktorunuz kan hücre bozukluğunu düzeltmek için çeşitli tedaviler uygulayabilir.

İlaç

Bazı farmakoterapi seçenekleri arasında, trombosit bozukluğunda daha fazla trombosit üretimi için kemik iliğini uyaran Nplate (romiplostim) gibi ilaçlar bulunur.

Beyaz kan hücresi hastalıklarında, antibiyotikler enfeksiyonlarla mücadelede yardımcı olabilir. Demir ve vitamin B-9 veya B-12 gibi besin takviyeleri, eksiklikler nedeniyle anemiyi tedavi edebilir.

B-9 vitamini folat olarak da bilinir ve B-12 vitamini kobalamin olarak da bilinir.

Cerrahi

Kemik iliği nakilleri, hasar görmüş kemik iliğini onarabilir veya değiştirebilir.

Bunlara kemik iliğinizin normal kan hücreleri üretmeye başlamasına yardımcı olmak için, genellikle vericiden vücudunuza kök hücrelerin aktarılması dahildir.

Bir kan nakli, kaybolan veya hasar gören kan hücrelerini değiştirmenize yardımcı olacak başka bir seçenektir. Bir kan nakli sırasında, bir donörden sağlıklı kan infüzyonu alırsınız.

Her iki prosedür başarılı olmak için belirli ölçütler gerektirir. Kemik iliği bağışları, genetik profilinize mümkün olduğunca yakın olmalıdır veya bunlara mümkün olduğunca yakın olmalıdır. Kan nakli, uyumlu bir kan türüne sahip bir bağışçı gerektirir.

Görünüm

Uzun vadeli görünüm nedir?

Kan hücresi hastalıklarının çeşitliliği, bu koşullardan biriyle yaşam deneyiminizin başkasından büyük ölçüde farklılık gösterebileceği anlamına gelir. Erken tanı ve tedavi, kan hücresi rahatsızlığı ile sağlıklı ve tam bir yaşamayı garanti etmek için en iyi yollardır.

Tedavilerin farklı yan etkileri kişiye göre değişir. Seçeneklerinizi araştırın ve sizin için doğru tedaviyi bulmak için doktorunuzla konuşun.

Bir kan hücresi rahatsızlığına ilişkin herhangi bir duygusal stresle baş etmenize yardımcı olacak bir destek grubu veya danışman bulmanız da yararlıdır.

Источник: https://tr.medic-life.com/blood-diseases-white-and-red-blood-cells-platelets-and-plasma-18654

Kan Hücreleri (Eritrosit-Lökosit-Trombosit) ve Görevleri

Kan Hücreleri

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden alyuvar (eritrosit), akyuvar (lökosit) ve kan pulcuklarından (trombosit) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvıdır.

Kana; latincede hema, kanı inceleyen bilim dalına ise hematoloji denir. Kan kolloidal bir madde olup homojen görünse bile, heterojen bir karışımdır. Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13’ünü oluşturmaktadır.

Kan hücreleri, kanın plazma dışında kalan kısmıdır. Kan hacminin yaklaşık % 45’ini oluşturur. Kan hücrelerinin, sıvı kısım olan plazmaya oranına hematokrit denir. Kan hücreleri eritrosit, lökosit ve trombosit olarak adlandırılır.

1- Eritrositler (Alyuvarlar)

Eritrositler nükleus (çekirdek) içermeyen, oksijen taşıyıcı protein olan hemoglobin ile dolu kan hücreleridir. Normal şartlarda kesinlikle dolaşım sistemi dışına çıkmazlar.

Normal bir eritrosit hücresi bikonkav (her iki tarafından basık) disk şeklindedir. Bu şekilde olması eritrositlerin yüzey hacim oranının fazla olmasını sağlayarak gaz alışverişini kolaylaştırır. Eritrositler oldukça esnektir.

Bu özelliklerinden dolayı düzensiz şekillere uyum sağlayarak çok küçük çaplı kılcal damarlardan geçebilirler.

Eritrositlere kırmızı rengini veren taşıdıkları hemoglobindir ve hücre ağırlığının 1/3’ünü oluşturur. Hemoglobin 4 hem (demir) ve bir globin molükülünden oluşur. Normal değeri 100 ml kanda 12- 13 gramdır. Oksijen ve karbondioksit hemoglobinin yapısındaki demir atomuna bağlanarak taşınır.

Eritrositlerin 1 mm3 kandaki sayısı erişkin bir erkekte 4,5- 6 milyon, erişkin bir kadında ise 4-5 milyondur. Eritrosit sayısının normalden fazla olması durumuna polisitemi (poliglobuli) adı verilir. Eritrosit sayısının veya hemoglobin miktarının normalden düşük olması durumu ise anemi olarak adlandırılır.

Ömürleri ortalama yüz yirmi gündür. Ömürlerini tamamlayan alyuvarlar dalakta ve karaciğerde parçalanır.

Eritrositlerin Görevleri

Eritrositlerin en önemli görevi yapılarındaki hemoglobin sayesinde oksijen ve karbondioksiti taşımaktır. Hemoglobin oksijeni bağladığında oksihemoglobin, karbondioksiti bağladığında da karboksihemoglobine dönüşür. Bu tür bağlanmalar geri dönüşümlü olup tekrar ayrılma söz konusudur.

Eritrositler hemoglobin aracılığıyla asit baz dengesinin düzenlenmesini sağlar.

Eritrositlerin hücre zarında bulunan antijenler, (aglütinojenler) kan grubunu belirler.

2- Lökositler (Akyuvarlar)

Lökositler vücudun savunma sisteminde rol alan hareketli kan hücreleridir. Pigment kapsamadıklarından bunlara beyaz kan hücreleri de denir. Lökositler alyuvarlara göre daha büyük ve çekirdeklidir.

Akyuvarlar, damar duvarının aralıklarından çok daha büyük olmalarına rağmen hücrenin pseudopod (yalancı ayak) adı verilen kısmı, kılcal damarın endotel hücreleri aralığına sokulur ve diğer kısımları incelerek aralıktan geçer.

Normal koşullarda lökosit sayısı 1 mm3 kanda 4000- 10.000’dir. Ortalama 6000- 7000 olarak kabul edilir. Klinikte sayıları 4000’den az bulunursa lökopeni, 10.000’den fazla bulunursa lökositoz olarak adlandırılan durum meydana gelir.

Lökositlerin Görevleri

Lökositler, çeşitli yollarla vücuda giren mikroorganizmaları, ölü doku artıklarını, yabancı partikülleri ya fagosite ederek ya da ürettikleri antikorlarla ve duyarlı lenfositlerle harap ederek ortadan kaldırmaya çalışır.

Lökositler doku aralıklarına diapedez ile girer. İnflamasyonlu doku bölgelerine kemotaksi ile hareket eder. Fagositoz işlemi ile mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri sindirir ve yok eder.

Diapedesis; lökositlerin, (özellikle nötrofiller ve diğer granülositler) kılcal damarların endotel hücrelerinden dokuya geçmesi ve sızmasıdır. Kemotaksis; lökositlerin dokulardaki bazı kimyasal maddelere doğru olan hareket etmesidir.

Fagositoz ise lökositlerin yabancı maddeleri yutarak etkisiz hâle getirmesidir.

Lökositler kemik iliği, lenf bezleri ve dalak, tymus, bademcik gibi lenfoid organlar tarafından yapılır.

Lökositlerin bir kısmı kemik iliğinde depo edilir ve ihtiyaç olduğunda dolaşıma verilir. Akut enfeksiyonlarda kandaki lökositlerin sayısı hızla artabilir ve normal sayının birkaç katına ulaşabilir.

Bu olay kemik iliğinde depo edilmiş lökositlerin dolaşım kanına girmesi ile olmaktadır.

Lökositlerin kandaki ömürleri ortalama 1-2 saat (granülositler) ile 100-200 gün (lenfositler) arasında değişmektedir. Enfeksiyon durumunda ise 2-3 saatten birkaç güne kadar olabileceği saptanmıştır.

Lökositlerin Sınıflandırılması

Lökositler sitoplazmalarında granül olup olmamasına göre; granülositler ve agranülositler olarak iki gruba ayrılır.

Granülositler: Bu lökositlerin sitoplazmalarında boyanabilen tanecikleri vardır. Kırmızı kemik iliğinde yapılır. Bunlar nötrofiller, eozinofiller ve bazofiller olmak üzere üç çeşittir.

1- Nötrofiller: Tüm lökositlerin % 62’sini oluşturur. Çekirdekleri parçalıdır. Nötrofillerin en önemli özelliği fagositoz yapabilmeleridir. Fagositoz yetenekleri en güçlü olan granülositlerdir.

2- Eozinofiller: Tüm lökositlerin % 2- 3’ünü oluşturur. Çekirdekleri genellikle iki parçalıdır. Fagositoz yetenekleri nötrofiller ve monositlere göre daha azdır. Eozinofil granülleri histamin ve plazminojen içerir. Alerjik reaksiyonlarda, deri ve paraziter hastalıklarda eozinofillerin sayıları artar.

3- Bazofiller: Tüm lökositlerin % 0,4’ünü oluşturur. Bazofiller vücutta küçük kan damarları boyunca çok sayıda bulunan mast hücrelerine benzer. Yapılarında bol miktarda antikoagülan bir madde olan heparin taşırlar. Bazofiller yapılarında heparinden başka histamin ve serotinin de taşırlar. Histamin ve serotonin kan damarları aktivitesi üzerine etkili (vazoaktif) maddelerdir.

Agranülositler: Yapılarında granül bulundurmazlar. Bunlar monositler ve lenfositler olmak üzere iki çeşittir.

1- Monositler: Tüm lökositlerin % 5,3’nü oluşturur. Kırmızı kemik iliğinde üretilir. Diapedes ile dokular arasına geçer, burada gelişip büyüyerek doku makrofajları adı verilen hücreleri oluşturur. Yerleştikleri dokuya göre değişik isimler alır. Monositler ve makrofajlar da çok güçlü fagositoz yeteneğine sahip hücrelerdir.

2- Lenfositler: Tüm lökositlerin % 30’unu oluşturur. Kemik iliği, lenf bezleri ve dalak, tymus, bademcikler gibi lenfoid organlarda üretilir. Lenfositler organizmayı bakterilere, virüslere, mantarlara, yabancı dokulara ve tümörlere karşı dirençli kılmak için çalışırlar. Fagositoz yetenekleri yoktur. Lenfositler B ve T olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar.

B lenfositler, antijenlere karşı antikor veya immunoglobulinler adı verilen özel protein moleküllerini sentezler.

T lenfositler ise hem B lenfositlerin antikor üretimini düzenleyen hem de antijenlerle doğrudan savaşan hücrelerdir.

Bu nedenle T lenfositlerin oluşturduğu bağışıklığa hücresel bağışıklık, B lenfositlerin oluşturduğu bağışıklığa ise humoral bağışıklık adı verilmektedir.

3- Trombositler (Kan Pulcukları, Plateletler)

Kan hücrelerinin en küçüğüdür. Trombositler, eritrositler ve lökositler gibi kemik iliğinde yapılır. Elektronik kan sayacı çıktılarında “PLT” ya da “PLATELETS” şeklinde belirtilir. Sayıları 1 mm3 kanda 150- 300.000 civarındadır.

Kanda trombosit sayısının artması tablosuna trombositoz, azalması tablosuna ise trombositopeni (trombopeni) adı verilir. Trombositopeni durumunda kanamaya eğilim artar, kanama ve pıhtılaşma zamanı uzar.

Trombositler yaklaşık olarak 4 günde bir yenilenir.

Trombositler kan damarlarının duvarı, bütünlüğü bozulan yerde birikir ve damar duvarına yapışarak tıkaç oluşturur. Ayrıca trombositler, pıhtılaşma mekanizmasını başlatan tromboplastin enzimini yapar.

Kanın Vücuttaki Görevleri Nelerdir?

Kanın taşıma, düzenleme, savunma ve koruma görevleri vardır.

a- Taşıma Görevleri: Hücrelerin ihtiyacı olan oksijeni, akciğerlerden dokulara, metabolizma sonucu oluşan karbondioksiti ise akciğerlere taşır. Besin maddelerini, hormonları, enzimleri hücrelere götürmek ve metabolizma artıklarını hücreler arası sıvıdan alarak bunları vücut dışına atacak veya zararlı etkilerini ortadan kaldıracak organlara taşır.

b- Düzenleme Görevleri: Metabolizma sonucu meydana gelen ısıyı, bütün vücuda dağıtarak vücut ısısını düzenler. Vücut sıvılarının pH dengesini ayarlar. Plazmadan karbondioksitin (asit) uzaklaştırılmasını sağlayan hemoglobin, plazmanın asit baz dengesini ayarlamaya yardım eder.

c- Savunma Görevleri: Vücuda giren virüs, bakteri gibi yabancı maddeler kanda bulunan lökositler tarafından fagosite edilerek zararsız hâle getirilir. Vücuda giren yabancı maddelere karşı antikor yapımı (humoral bağışıklık) ve yabancı hücrelerin tanınıp vücuttan atılması (hücresel bağışıklık) kan hücreleri tarafından gerçekleştirilir.

d- Koruma Görevi: Kanın görevlerinden biri de “pıhtılaşma” mekanizmasıdır. Pıhtılaşma mekanizması sayesinde hasara uğrayan bir damarda meydana gelebilecek olan kan kaybı en aza indirilmiş olur. Böylece kan kendi varlığını korumuş olur.

Kaynak:

www.megep.meb.gov.tr/

Источник: https://www.tech-worm.com/kan-hucreleri-eritrosit-lokosit-trombosit-gorevleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть