Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

içerik

Balon anjiyoplasti/ stent

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Balon anjiyoplasti; koroner damarlarda tespit edilen darlıkların kateter laboratuvarında, damar içine yerleştirilen bir balon ve/veya stent ile ya da nadiren diğer girişimsel yöntemlerle açılması işlemidir.

Balon anjiyoplasti-stent ile ilgili rakamlar

Balonla darlıkların açılması işlemi dünyada 1977 yılında başlamıştır, ancak bugünkü şekli ile uygulanması 80’li yıllardan sonra olmuştur.

2005 yılında dünyada 4 milyondan fazla hastaya balon ve stent İşlemi uygulanmıştır. Bu sayının her yıl artış gösterdiği bilinmektedir.

Ülkemizde 2003 yılında yaklaşık olarak 150 bin hastaya koroner anjiyografi ve kalp kateterizasyonu, 35 bin hastaya balon ve stent işlemi uygulanmıştır.

Kardiyoloji Merkezimizde bir yıl süresince yaklaşık 5000’den fazla hastaya koroner anjiyografi,1000’den fazla hastaya balon anjiyoplasti-stent ve kalp damar cerrahisi merkezimide de 2500 hastaya bypass ameliyatı yapılmaktadır.

Balon anjiyoplasti-stent nasıl bir işlemdir?

Balon anjiyoplasti-stent işleminde ince yapıda, ancak basınca dayanıklı balon kateter koroner damar içindeki daralmış bölgeye yerleştirilerek şişirilir. Damarı daraltan yağ, kireç ve çeşitli yapılardan oluşan plak kısmen ezilerek ve çatlayarak açılır.

Balon anjiyoplasti-stent riskli bir işlem midir?

Bir balon işlemi sırasında hayati teh %0.5’den düşüktür. Acil olarak by-pass ameliyatı yapılma gereği %1 den azdır.

Seyrek olmakla birlikte bu ihtimal karşısında hazır olmak amacıyla hasta ile aynı kan grubundan ve test edilmiş olan 2 kişinin işlem esnasında hazır bulunması gereklidir.

Balon işlemi sırasında hastanemizin kalp cerrahisi merkezinde gerektiğinde hemen ameliyata alınabilecek şekilde hazırlık yapılmıştır.

Balon anjiyoplastide kullanılan stent nedir?

1994 yılından bu yana balon anjiyoplasti işleminin başarısını artırmak ve damardaki yeniden daralma olasılığını azaltmak amacıyla stent adı verilen tel kafes yapısındaki metaller kullanılmaya başlanmıştır.

Stentler günümüzde hemen hemen tüm balon anjiyoplasti işlemlerinde kullanılmaktadır. Balon anjiyoplasti-stent ve diğer tekniklerle başarı oranı kliniğimizde %98 civarındadır. Balon anjiyoplasti-stent işleminin başarısız olması nedeni ile by-pass ameliyatına alınan hastaların oranı %1, hayati teh oranı ise % 0.2 – 0.3 civarındadır.

İlaç salınımlı stentler nedir?

Stent ve balon uygulaması sonrasında ilk 6 aylık dönem içinde aynı bölgede tekrar daralma olasılığı %20-30’dur.
2001 yılında kullanıma giren “ilaç salınımlı stentlerin” yeniden daralma ihtimalini %5-10 civarına indirdiği bilinmektedir.

İlaç kaplı stentler ülkemizde de artan bir şekilde uygulanmaktadır ve tedavide önemli bir gelişme olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde başlıca kullanılan ilaç kaplı stentler metal stent yapısı üzerindeki ince polimer tabaka içinde sirolimus, paclitaxel, zotarolimus, everolimus ve yeni bazı ilaçlar içermekte ve bu ilacın salınımı ile etki göstermektedir.

İlaç salınımlı stentlerin avantajı nedir?

Koroner damarlarda yeniden daralma, tıkanma ve ilgili damara yeniden girişim gereksinimi oranları açısından normal stentlerden belirgin olarak üstün olan ilaç kaplı stentlerin de, kendi aralarında bu sonuçlar açısından kimi farklılıklar bulunmaktadır. Yeni nesil ilaç salınımlı stentlerin bazıları üzerindeki polimer tamamen eriyebilmektedir.

Tamamen eriyen stentler nedir?

Son yıllarda kullanıma giren tamamen eriyebilir stentler’in çatısı polimer yapılıdır. Yaklaşık 1.5 yıl içinde tamamen eriyerek yok olmaktadır. Tekrar daralma ihtimali yeni nesil ilaçlı stentler ile benzer oranda olmaktadır. 3 yıl içinde tekrar daralma oranı % 10 olarak bildirilmiştir.

Koroner anjiyografi ve kalp kateterizasyonu esnasında tanı ve tedavide kullanılan ek yöntemler nelerdir?

Kimi zaman koroner damarlardaki orta ciddiyetteki darlıkların girişimsel bir müdahale gerektirip gerektirmediğini tespit edebilmek için damar içi ultrasonografi (IVUS) ve basınç teli (pressure wire) adı verilen ek yöntemlerle inceleme gerekebilir.

Koroner anjiyografi ve kalp kateterizasyonu esnasında damar içi ultrasonografi (IVUS) nedir?

Damar içi ultrasonografi kalbi besleyen koroner damar içi ultrasonografisidir ve koroner damarlardaki plağın özelliklerini ve darlığın derecesini daha güçlü bir şekilde değerlendirmeye imkan sağlar.

Koroner anjiyografi ve kalp kateterizasyonu esnasında damar içi basınç teli nedir?

Basınç teli de koroner damarlardaki darlığın ilerisindeki ve gerisindeki basınç oranı hesaplamaya yarar. Koroner damar içindeki darlığın koroner kan akımını ciddi bir şekilde bozup bozmadığı tespit edilir. Kardiyoloji merkezimizde her iki yöntem de uygulanmakta olup, koroner bir girişimin gerekli olup olmadığı tartışmalı hastalar kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.

By-pass geçirmiş veya darlığa neden olan plak ileri derecede pürüzlü ise stent uygulanabilir mi?

Darlığa neden olan plağın ileri derecede pürüzlü ve pıhtılı yapıda olduğu ya da by-pass ameliyatı geçirmiş ve bacaktan alınan toplardamarın tıkanması veya daralması durumunda koruyucu cihaz eşliğinde balon anjioplasti ve stent işlemi yapılabilmektedir. Böylece işlem sırasında oluşabilecek çok küçük pıhtı ve parçacıkların (emboli) damarın uç kısımlarına giderek tıkamasına karşı önlem almak amaçlanmaktadır.

Balon dışında kullanılacak başka yöntemler var mıdır?

Damardaki darlık bölgesinin kıvrımlı, düzensiz cidarlı, uzun, pürüzlü yapıda olması durumunda; darlığın açılması için balon dışında kullanılabilecek başka yöntemler de vardır.

Bu yöntemler; yüksek devirle (160-180.000 devir/sn) dönerek, ucundaki küçük top üzerindeki kristal çıkıntıları ile darlığı açan “rotablatör”, darlıktaki pürüzlü yapıları keserek temizleyen “aterektomi”, darlığın “lazer kateteri” ile eritilerek açılması ve “radyasyon” tedavisidir.

Balon anjiyoplasti-stent sonrası dönem

Balon, stent ve benzeri girişimsel yöntemler başarı ile tamamlandıktan 4–5 saat sonra kasık bölgesindeki kanül çıkartılır. Daha sonra yapılan bandaj ve üzerine yerleştirilen kum torbası 6 saat kadar bırakılır. Bu süre sonunda hasta ayağa kaldırılır yürümesi sağlanır. Genelde 2 gün içinde hasta evine gönderilir.

Girişimden 1, 3 ve 6 ay sonrası için kontrol edilmek üzere kardiyoloji merkezimizdeki “Balon-Stent Polikliniği”ne randevu verilir. Bu kontroller sırasında gerekli görülen hastaların egzersiz testi ve kan yağları kan testleri ile değerlendirilir ve ilaç tedavisi gözden geçirilir.

Kalp dışı damarlara balon ve stent girişimleri mümkün müdür?

Balon ve stent girişimi kalp dışındaki, bacak, kol, böbrek, karotis ve beyin damarlarındaki darlıklara da güvenle uygulanmaktadır.

Acil (primer) koroner balon ve stent girişimi mümkün müdür?

Kalp krizi (Akut Miyokard İnfarktüsü), kalbin kendi kas dokusunu basleyen koroner damarların ani olarak tıkanması ile ortaya çıkmaktadır. Koroner damarın tıkanması ile kalp kas dokusu hasarlanır. Bu hasarın en az olması için acil olarak kan sulandırıcı (trombolitik) ilaçlar ya da balon ve stent uygulaması yapılabilir.

Miyokard infarktüsü geçirmekte olan hastaların ilk 6-12 saat içinde başvurmaları durumunda tıkalı ya da tıkanmak üzere olan koroner damarların balon anjiyoplasti ve stent yöntemi ile açılması mümkündür.

Bu işlem “miyokard infarktüsü” geçirmekte olan ve kardiyolojik değerlendirme sonrası uygun görülen hastalarda başarılı sonuçlar vermektedir. Hastalar koroner şikayetleri başladıktan sonra ne kadar erken hastaneye başvururlarsa sonuçların da o kadar başarılı olduğu bilinmektedir. Özellikle ilk 6 saatteki başvurular bu açıdan kritik öneme sahiptir.

“Ne kadar erken girişim yapılırsa o kadar büyük kazanç sağlanmaktadır.”

Источник: https://www.florence.com.tr/balon-anjiyoplasti-stent

Balon ve Stentleme

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Ateroskleroz sonucu, damarlarda darlık meydana gelmekte ve bu darlık kan akımını engellemektedir. Kan akımının engellenmesi sonucu dokulara yeterli miktarda kan ulaştırılamamaktadır.

Dokulara giden kan akışının arttırılması ve daralmış yapıdaki atardamarların açılması amacıyla balon ve stentleme işlemleri gerçekleştirilebilmektedir. Balon ve stentleme yöntemleriyle damarlarda oluşan darlıkların açılması işlemleri, 1977 yılından bu yana uygulanmakta olup, günümüzde uygulanan şeklini alması 80’li yıllardan sonra gerçekleşmiştir.

Balon Anjioplasti Nedir?

Balonla genişletme yöntemi, anjioplasti işlemi sırasında kullanılan ince uzun ve yumuşak yapıdaki tüplere benzer nitelikte, ancak bu işlem için tasarlanmış kateterler kullanılarak gerçekleştirilmektedir.

İnce yapıdaki kateterin ucunda, basınçlı sıvı uygulanması sonucu genişleyen bir balon bulunmaktadır. Bu balon, balon anjioplasti işlemi sırasında şişirilmekte ve daralmış kalp damarının açılarak genişlemesi sağlanmaktadır.

Balonun şişirilmesiyle tıkanmış arter duvarı sıkıştırılmakta ve ilgili bölgede kan akışının artması sağlanmaktadır.

Balon ile damarların açıldıktan sonra başarının uzun süre devam ettirilmesi balonun tekrar daralmayı engelleyici bir ilaçla kaplanması ile mümkündür. Buna ilaçlı balon denilmektedir.

Balon tedavisinde ortaya çıkabilecek olumsuz durumların önüne geçilmesi ve genişlemesi sağlanan damarda daha sağlıklı bir kan akışı sağlanması amacıyla stent işlemleri uygulanmaktadır. Genellikle balon anjioplasti işlemi stent yerleştirme işlemi ile kombine şekilde gerçekleştirilmektedir.

Stent Nedir?

Stent, damarlarda meydana gelen darlıkların tedavisini sağlamak amacıyla uygulanan, kafes yapısına sahip, küçük metal tüpler olarak tanımlanabilmektedir. Stent, atardamarın fonksiyonlarına destek sağlamak amacıyla iskelet gibi davranan ve metal kafesten oluşan bir tüptür.

Atardamarlar yada arterler, dokulara temiz kan taşımakla görevli olan yapılardır. Atardamarlarda yaşanan darlık durumu, fonksiyonlarını sağlıklı şekilde yerine getirememelerine sebep olarak dokuların yeteri kadar beslenememesine sebep olmaktadır.

Stent uygulaması sırasında, damardaki daralma gözlemlenen bölgeye stent yerleştirilerek balon şişirilmektedir. Böylece stentin damarın çapına uygun nitelikte genişlemesi ve damar duvarına tutunması sağlanmaktadır. Balonun söndürüldüğü zaman stent yerleştirildiği bölgede sabit kalmaktadır.

Bir diğer uygulama ise stentin balon olmadan doğrudan otomatik olarak kendiliğinden açılmasıdır.

Stent, atar damarlarda balon tedavisi sonrası yeterli açıklık sağlanamaması ve/veya balon anjioplasti yöntemi sonrası damar içerisinde yırtılma meydana gelmesi sonucu, sorunların giderilmesi amacıyla gerçekleştirilebilmektedir. Balon yada stentle damarlar açıldıktan sonra başarının uzun süre devam ettirilmesi stentin tekrar daralmayı engelleyici bir ilaçla kaplanması ile mümkündür. Buna ilaçlı stent denilmektedir.

Balon Anjioplasti ve Stent Hangi Durumlarda Uygulanmaktadır?

Ateroskleroz sonucu damarlarda darlık oluşumu damarları etkileyerek çeşitli durumları beraberinde getirebilmektedir. Bu durumları şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Toplardamarlarda darlık
  • Bacak ve kol damarlarında daralma
  • Halk dilinde daha çok şahdamarı adıyla bilinen karotiste meydana gelen daralma
  • Kalbi besleme görevine sahip olan koroner arterlerde daralma
  • İç organlarda bulunan damarların daralması -Böbrek damarlarında daralma
  • Vücuttaki en büyük damar olan karın içerisindeki aortadan her iki bacağa gitmek üzere ayrılan dallarda daralma oluşması

Balon ve Stentleme İşlemi Nasıl Uygulanmaktadır?

Öncelikle gerçekleştirilecek işlemin tam olarak belirlenmesi ve planlamasının yapılması için anjiografi çekilmesi gerekmektedir. Böylece tıkanıklık ya da darlık bulunan bölge tam olarak belirlenmekte ve bu bölgeden, daha sonra da geçekleştirilecek işlemler için kılavuz bir tel geçirilmektedir.

Kılavuz tel üzerinden, tedavi için uygun nitelikte olan balon ya da stenti taşıyan kateter, ilgili bölgeye ilerletilerek, daralma bulunan bölgede özel bir enjektör yardımıyla balon şişirilmekte ve darlık genişletilmektedir.

Balon ve stentleme işlemi, genelde kasık bölgesinden gerçekleştirilen lokal anestezi ile uygulanmaktadır.

Ardından işlem sırasında, atardamara iğne batırılarak kılavuz bir tel damar içerisine yerleştirilmekte ve gerekli olan kateterler geniş damar yolu kullanılarak damar içerisine iletilmektedir.

Ardından iğne yardımıyla balon şişirilerek damarda tespit edilen bölgedeki darlık genişletilmektedir. Stent, bu noktada damar duvarının yırtılmasını ya da çökmesini engelleyerek destek iskelet görevi görmektedir.

Balon Anjioplastide Kullanılan Stent Nedir?

Balon ve stentleme işlemi, 1994 yılından bu yana balon anjioplasti işlemi sonucu damarlarda sağlanan genişlemenin tekrar daralma göstermemesi amacıyla uygulanmakta ve başarıyı arttırmaktadır.

Damarlara takılan metal tel kafes şeklindeki stentler, nerdeyse bütün balon anjioplasti işlemleri sırasında uygulanmaktadır.

Balon ve Stentleme İşlemi Riskli midir?

Balon ve stentleme işlemi sırasında ortaya çıkabilecek hayati teh %0,5 oranından daha düşüktür. Balon ve stentleme işlemleri sırasında acil olarak by-pass ameliyatına ihtiyaç duyulma ihtimali ise %1’den daha az olmaktadır.

Risk oranı az olmasına karşın, her ihtimal göz önünde bulundurularak hasta ile aynı kan grubuna sahip olan iki kişinin işlem sırasında hazır bulunması gerekmektedir.

Источник: https://www.cuneytkoksoy.com/balon-ve-stentleme

Kangren Nedir, Kangren Hastalığının Sebepleri ve Belirtileri Nelerdir?

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Kangren denildiği zaman akla ilk olarak gelen düşünce, kaybedilecek bir uzvun olacağıdır. Buna rağmen, kangrenin de bazı türleri vardır ve her kangren bu olumsuz durumu ortaya çıkarmaz.

Kangren hastalığının da tedavisi mümkündür, fakat çoğu hastalıkta olduğu gibi bunda da erken müdahale zorunludur.

Vücuttaki dokuları besleyen atardamarların, bazı sebeplerle tıkanması ya da yetersiz hale gelmesiyle hayati işlevlerini kaybetmesine Kangren denilmektedir.

Kangren Grupları Nelerdir?

Kuru Kangren; Bu kangrende kapkara bir renk alan bölge kuru halde olup, tıpkı bir mumyaya benzer. Bu tür kangrenler, atardamarın tıkanması nedeniyle olur. Hastalıklı bölge canlı bölgeden net şekilde ayrılık gösterir. Bu duruma damarkasyon hattı ya da atılma çizgisi denmektedir.

Yaş Kangren; Beslenmesi oldukça zayıflamış dokuların, sıyrık vasıtasıyla mikroplanması ya da kuru kangrenin enfeksiyona uğraması sonucunda Yaş kangren meydana gelir. Özellikle şeker hastalığının neden olduğu damar bozukları ile ortaya çıkan kangrenlerde görülür. Bunun nedeni, şeker hastalığında enfeksiyonlara karşı olan eğilimdir.

İlgili enfeksiyon hızla ilerlediğinden, kangrenli bölgenin sağlam olan kısımları da kızarır, şişer ve bu bölgede su dolu kesecikler oluşur. Zararlı maddelerin kana bulaşmasıyla da, hastanın durumu kötüye gider. Kangren; kol, bacak, ince bağırsak ve apandisit bölgelerinde daha çok görülür. Bunun dışında, birçok doku ve organda da olabilir.

Az da olsa, testisler, safra kesesi ve erkek cinsel organında da oluşabilir.

Gazlı Kangren; Bol kas tahribatının olduğu yaralara, oksijensiz yerde bulunan bakterilerin bulaşmasıyla Gazlı kangren meydana gelir ve müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Daha çok savaş yaralarında, bakımsız ve kirli yaralarda oluşur.

Hızla artan bakteriler gaz meydana getirir ve Clostridium perfringens bakterisi en tehli olanıdır. Bu kangrende dokular gazla gerilir. En önemli belirtisi, kas üzerini örten zarların altında biriken aşırı gerilme ile şiddetli ağrıların ortaya çıkmasıdır.

Bir pensle derinin üstüne vurulduğunda davul sesi çıkar. Hastalığın daha da ilerlemesiyle, besleyici damarlar aşırı sıkışır ve deri üzerinde mavimsi lekeler oluşur. Bu duruma bağlı olarak da, böbrek yetmezliği ve ruhsal bozukluklar ortaya çıkar.

Gazlı kangrende bulunan bakteriler, gerek elbiseler üzerinde ve gerekse toprakta olabilirler. Bu kangren türü genellikle kaslara kadar giden derin yaralarda ortaya çıkar. İlgili bölgelerin röntgeni çekildiğinde, gaz kabarcıkları görülüyorsa ilk düşünülmesi gereken şey, Gazlı kangren olabileceğidir.

Enfeksiyon bir kez bulaşırsa, süratli olarak diğer sağlam dokulara ve kaslara doğru yayılabilir.

Kangrenin Belirtileri Nelerdir?

Şayet bacak atardamarlarında bir hastalık varsa, kangren ortaya çıkabilir. Genellikle derideki hafif bir iltihapla veya hasarla başlayabilir. Kangrenin oluşmasıyla birlikte deride kızarma olur ve parlak bir görüntü ortaya çıkar. Üzerine bastırıldığında beyazlaşır, yeniden pembeleşmesi gerekirken bir süre beyaz olarak kalır.

Daha sonra ilgili bölgenin rengi solar ve önce koyu kırmızı, saha sonra mor ve en son da siyaha dönüşür. Bacaklarda meydana gelen ciddi damar rahatsızlıklarında, önce iltihap oluşmaktadır. Bu iltihaptan sonra da kangren ortaya çıkar. Böyle bir durumda kan akışı azalır ve sonuç olarak; iltihapla savaşacak akyuvarlar da eksilmeler olur.

Kangrene Neden Olan Faktörler

  • Damar sertliği bölgesinde herhangi bir atardamar çevresinde pıhtı oluşursa, o damarın beslemekte olduğu organda kangren meydana gelir. Örneğin bacakta oluşursa, öncelikle şiddetli ağrı, solukluk ya da morarma, karıncalanma, bacağı oynatamama ve bacak altındaki damarlarda nabzın alınamaması ortaya çıkar. Bu durumun ardından da kuru ya da yaş kangren gelişmeye başlar.
  • Bazen bacakta bulunan büyük toplardamarlardan birisinin tıkanması sonucunda da kan dolaşımı güçleşir. Bacak şişmeye başlar ve bacağı besleyen atardamardaki kan ilerleyemez. Dolayısıyla da kangren gelişir.
  • Hasta bir kalp ile kan dolaşımına pıhtı atılabilir. Bu pıhtı normal görünen atardamarı tıkar (emboll). Sonuç olarak, ilgili damarın beslediği dokuda kangren oluşur.
  • Şeker hastalıkları da atardamarın bozulmasına ve tıkanarak kangren oluşumuna neden olur. Bu durum daha çok ayak parmaklarında görülmektedir.
  • Sempatik sinir sisteminin rahatsızlığı (raynaud), elleri besleyen atardamarlarda uzun süren kasılmalar oluşturur. Bu durum sıklıkla tekrarlarsa, parmaklarda simetrik şekilde küçük kangren odakları meydana gelir.
  • Sıklıkla çavdar ekmeği tüketenlerde, ergot kanseri denilen hastalık görülebilir. Çavdarda bulunan ergot maddeleri, vücudun uç kısımlarını besleyen atardamarları spazma uğratır ve kangrene yol açabilir. Bu duruma daha çok Rus steplerinde ve Akdeniz kıyılarında rastlanır.
  • Kemik kırılmaları ve darbe sonucunda, uzvu besleyen damar sıkışabilir ve yine kangren oluşabilir.
  • Atardamar rahatsızlıklarından bir tanesi olan Buerger hastalığında da kangrene sıkça rastlanır. Bu hastalık sigarayla doğrudan ilişkilidir. Sigara içen erkeklerin %90’ lık bir bölümünde bu durum yaşanabilir.
  • Bağırsak düğümlenmeleri, fıtık kapsamının fıtık boynu tarafından sıkıştırılması sonucunda da kangren oluşabilir. Akut apandisit ile birlikte, apandisitte kangren gelişebilir.
  • Aşırı soğuklarda meydana gelen don olayları da kangren nedenidir. Damar çeperindeki hücreleri zedeleyen don olayı, dokuya sıvının sızmasına ve kan dolaşımını engelleyen bir ödeme sebebiyet verir. İlgili kişi aşırı bir yanma hissi yaşar ve bir müddet sonra ağrı dinerek, dokuda balmumuna benzeyen bir görüntü ortaya çıkar.
  • Kangren türlerinden birisi de İatrojenik kangrenlerdir. Sağlık çalışanlarının bir hata sonucu neden olduğu hastalık türüdür Örneğin, kırık bir bacağın yanlış bir pozisyonda sıklıkla alçıya alınması gibi bir durum, kangrene neden olabilir.

Kangren Nasıl Tedavi Edilir?

Kangren tedavisi türüne göre değişiklik göstermektedir. Enfeksiyonlar sonucu oluşan kangrenlerde, antibiyotik ya da mikrop kırıcı maddelerle kangren serumları kullanılabilir.

Süt çocuklarında meydana gelen kangrenlerde anında uygulanacak antibiyotik tedavisi, elektrolit ve su dengesi ile kan aktarımını yeniden düzenleyerek, yeniden canlandırma denilen kortizon tedavisi ile birleştirilir.

Doku ölümüyle sonuçlanan yaraların, erken müdahale ile cerrahi girişime uğraması ve apselerin boşaltılması gerekir.

Yatmaya bağlı olarak gelişen yaralar, ilk olarak önleyici tedavi gerektirir.

Pudra sürme, yerel bakım, masajlar, günlük olarak kişinin yatış biçimini sıkça değiştirmek ve çarşafların değiştirilmesi gibi işlemlerde yapılmalıdır.

Yaralar görüldüğünde hemen mikrop kırıcı maddeler, masaj, kurutucu çözeltiler ya da uygunsa morötesi ışınlarla tedavi edilmelidir. Daha ileri evrelerde bu tedavi, çok daha titiz olarak yapılmalıdır.

Kuyruk sokumu bölgesinde yatmaya bağlı olarak oluşan yaralarda, cerrahi müdahale ile deri yamaları konulur ve kangren iyileştirilebilir. Aynı şekilde, çıkarılması gereken uyluk kemiğinin iri kısmı için de cerrahi müdahale gerekir.

İnfeksiyonun kuluçka dönemi genelde 1 ile 4 gün arasıdır. Bu süre 6 haftaya kadar da uzayabilir. Kuluçka döneminden sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar.

Yaralı bölgede yumuşama, ağrı, gevrekleşme, nabzın hızlanması, ödem, ateş düşmesi ve kusma gibi belirtiler meydana gelir.

Kangren olan kişinin yara bölgesine bastırıldığında, yaradan pis kokulu kahverengi bir sıvının aktığı ve kasların lifleştiği gözlemlenir. Özellikle gazlı kangrenin oluşmaması için bu tür yaralanmalarda belirli tedavi yöntemleri yapılmalıdır.

Öncelikle yaralı bölgedeki ölü dokuların tamamı kesilerek çıkarılmalı, yara iyi bir şekilde temizlenmeli ve pansuman yapılmalı, sıklıkla oksijenli su ile yıkanmalıdır. Başka bir uygulama ise, gazlı kangren serumunun 20.000 ünite verilmesidir.

Tüm bu tedavi yöntemleri zamanında, yeterli ve doğru bir şekilde yapılırsa, kangren oluşumu engellenebilir.

Источник: http://www.bilgibaba.org/yazi/kangren-nedir-kangren-hastaliginin-sebepleri-ve-belirtileri-nelerdir

Kangren

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Kangren vücut dokusunun ölümü sonucu oluşan bir durumdur. Enfeksiyon, yaralanma veya hastalık gibi bir sebeple kan akışının kesilmesiyle oluşur. El ve ayak parmaklarıyla uzuvlar daha çok etkilenmekle beraber, kangren vücutta da oluşup organ ve kaslara zarar verebilir. Kangrenin farklı çeşitleri vardır ve hepsi de acil tıbbi müdahale gerektirir.

Sebepler

Kan sağlığınızda çok önemli bir rol oynar. Sadece oksijen ve besinleri hücrelerinize taşımaz aynı zamanda vücudunuzu, hastalıklarla savaşarak enfeksiyonlardan koruyan antikorları da iletir. Kan serbestçe akmadığı zaman hücreleriniz hayatta kalamaz. Enfeksiyon gelişebilir ve doku kangrenden ölür. Kan akışını etkileyen her durum kangren riskinizi artırır. Bunlar:

  • Şeker Hastalığı (diyabet)
  • Damar sertliği (arteriyoskleroz)   
  • Periferik arter hastalığı
  • Travma veya yaralanma
  • Raynaud fenomeni ( Deriyi besleyen damarlarda daralma)

Kuru Kangren

Şeker ve bağışıklık sistemi hastalarında daha yaygındır. Genelde elleri ve ayakları etkiler. Genelde dolaşım bozukluğu sonucu etkilenen bölgeye kan akışı bozulduğunda ortaya çıkar. Diğer tip kangrenlerin aksine enfeksiyon mevcut değildir. Ancak enfekte olursa kuru kangren ıslak kangrene dönüşebilir.

Islak Kangren

Kuru kangrenin aksine ıslak kangrende her zaman bir enfeksiyon söz konusudur.

Darbe veya yanık sonucu yaralanmalarda vücudun bir parçası ezilir veya sıkışırsa, o bölgeye olan kan akışı etkilenip doku ölümüne ve enfeksiyon riskine sebep olabilir. Islak denmesinin nedeni de cerahattir.

Islak kangren kaynaklı enfeksiyon vücutta hızla yayılabilir. Bu nedenle ıslak kangren hemen tedavi edilmezse çok ciddi ve potansiyel olarak hayatı tehdit eden bir durumdur.

Islak kangrenin türleri şunlardır:

İç Kangren: Vücudun içinde oluşması durumunda kangren iç kangren olarak sınıflandırılır. Bu genelde apandis veya kolon gibi enfekte olmuş bir iç organla ilgilidir.

Gazlı Kangren: Nadir fakat tehlidir. Genelde bir travma sonucu derinde, organların veya kasların içinde oluşur. Gazlı kangrene neden olan klostridya bakterisi tehli toksinler ve vücut dokusunda kalan gaz salarak vücut boyunca büyük zarar verir. Acil tıbbi müdahale gerektirir. Tedavi edilmediğinde 48 saat içinde ölüme sebebiyet verebilir.

Fournier Kangreni: Nadir görülen Fournier Kangreni cinsel uzuvlardaki bir enfeksiyon sonucu ortaya çıkar. Erkeklerde daha sık görülür. Eğer enfeksiyon kana karışırsa (sepsis) hayati teh yaratabilir.

Belirtiler

Kuru kangrenin olduğu bölgede şu belirtileri görebilirsiniz:

  • Rengi maviden siyaha değişen ve neticede dökülen kuru, buruşuk deri
  • Soğuk, uyuşmuş deri
  • Ağrı olabilir veya olmayabilir

Islak kangren belirtileri:

  • İltihap yerinde şişme ve acı
  • Deri renginde kırmızıdan kahverengi ve siyaha değişme
  • Kötü kokulu bir cerahat yayan şişlik veya kese
  • Ateş ve halsizlik
  • Etkilenen yere dokunulduğunda gelen çıtırtı sesi

İç kangrende genelde kangren bölgesinde ağrı olur. Örneğin apandis veya kolonunda kangreni olan birinin kangren bölgesi civarında aşırı karın ağrısı olması beklenir.

Acil Durum

Eğer kangrenden kana enfeksiyon bulaşırsa, sepsis durumu oluşup septik şoka girebilirsiniz. Bu hemen tedavi edilmezse hayati teh oluşturur. Sepsis belirtileri şunlardır:

  • Düşük kan basıncı
  • Hızlı kalp atımı
  • Nefes darlığı
  • Vücut ısısında değişim
  • Sersemlik
  • Vücut ağrısı ve döküntü
  • Şaşkınlık
  • Soğuk, nemli ve solgun deri

Sepsis durumundan şüphelenilmesi halinde hemen acil servise başvurulmalıdır.

Tedavi

Kangren tedavisi ölü dokunun alınmasını, enfeksiyonun önlenmesini ve kangrene neden olan durumun iyileştirilmesini içerir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa iyileşme şansı o kadar fazladır. Kangrenin tipine göre tedavi şunları içerebilir:

Ameliyat: Enfeksiyonun yayılmasını önlemek için ölü doku ameliyatla alınır (debridman). Bazı durumlarda etkilenen uzvun kesilmesi gerekebilir.

Sinek kurdu tedavisi: İster inanın ister inanmayın sinek kurtları modern tıpta hala bir rol oynamaktadırlar. Sinek kurtları ölü dokunun yok edilmesinde ameliyat dışı bir seçenek sunarlar.

Laboratuvarda özel olarak yetiştirilmiş steril kurtlar yaranın üstüne yerleştirilerek ölü dokuyu sağlıklı dokulara zarar vermeden tüketmeleri sağlanır.

Bakterileri öldüren bir madde de salgılayan sinek kurtları enfeksiyonla mücadelede yardımcı olur ve iyileşmeyi hızlandırırlar.

Antibiyotikler: Antibiyotikler enfeksiyonları tedavi ve önlemek için kullanılır. Genelde damar içi yoldan verilirler.

Oksijen terapisi: Hiperbarik oksijen terapisi diyabet ve periferik arter hastalığıyla bağlantılı bazı ıslak kangren ve ülserlerin tedavide kullanılabilir.

Tedavi sırasında hasta dışarıdan daha yüksek basınçlı oksijen olan bir odaya girer. Teoriye göre yüksek basınçlı oksijen kanı oksijene “doyurarak” ölmekte olan dokuların iyileşmesine yardımcı olur.

Oksijen tedavisi bol oksijenli ortamda yaşayamayan bakterilerin de çoğalmasını yavaşlatabilir.

Kangrenin tekrar oluşmasını durdurmak açısından kan akışını neyin engellediği belirlenip altında yatan sebep tedavi edilmelidir. Genelde Bypass veya anjiyoplasti gibi damar ameliyatları kan akışını yeniden sağlamak için gerekir. Pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar da bazı durumlarda kullanılabilir.

Kangren acil tıbbi tedavi gerektiren bir durumdur. Kuru kangrenli pek çok kişi tedaviyle tümüyle iyileşse de enfeksiyon olması durumunda hayati teh yaratabilir.

Tedaviye ne kadar erken başlarsanız iyileşme şansınız o kadar fazladır.

Eğer vücudunuzun herhangi bir yerinde açıklayamadığınız bir ağrı, ateşiniz, yavaş iyileşen bir yara varsa veya derinizin renginde bir değişiklik görürseniz hemen doktorunuzla bir randevu ayarlayın veya acil servise gidin.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/kangren

Kangren Nedir? Kangren Belirtileri – Sağlık Ocağım .NET

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Normal bir insan vücudunda bir dokunun beslenmesi için mutlaka kana ihtiyacı vardır. Kan, dokuları besleyen maddeleri vücudun gerekli bölgelerine taşır ve o bölgede bulunan kirli maddeleri o bölgeden temizler. Bu kan akışının dokulara yeteri kadar akışı sağlanamadığı taktirde dokunun beslenme bozukluğu başlar ve son aşamada kangren denilen tablo meydana çıkar.

Kangren genellikle bacaklarda oluşan problemler için tanımlanır. Fakat başka organlarda da kangren oluşabilir. Beslenmeyen dalak gibi bir organda da kangren ortaya çıkabilir. Kısaca kangren dokulara kan gitmemesi nedeni ile o bölgenin ölmesi ve görevini yapamaz hale gelmesidir.

Kangren hastalığına neden olan faktörler

Kangrenin farklı nedenleri vardır. Bu nedenlerden en sık karşılaşılan, damar tıkanıklığına bağlı oluşan kansızlıktır. Bu durum genellikle şeker hastalarında görülür. Şeker hastaları normal kişilere göre 4-5 kat daha fazla kangren olma riski taşırlar. Şeker hastalığında hisler kaybolduğu için acı hissedilmez ve oluşan yaralar daha geç fark edilir.

Diğer bir nedeni ise damar tıkanıklığına bağlı kangren ortaya çıkabilir. Bu duruma neden olan en önemli faktör sigaradır.

Türkiye’de sık görülen ve Türkçe adı olmayan bürger hastalığı, buhastalık genellikle erkeklerde görülen ve tamamen sigaranın neden olduğu damar iltihabıdır. Bu hastalık damarları tıkar ve kangrene neden olur.

Bir başka neden ise kazalar, trafik kazalarına bağlı, yüksekten düşmelere bağlı, silahlı yaralanmalar, kesici kazalar gibi kazalarda kangrene sebep olabilir.

Kangren türleri veya çeşitleri

Temel olarak iki tür kangren vardır. Bunlardan birincisi kuru kangrendir.

Kuru kangren nedir? : Lezyonolan bölgede simsiyah bir doku vardır ve o doku ölmüş bir dokudur. Kuru kangren daha az tehlidir. O bölgede enfeksiyon oluşmadığı için dağılma ihtimali daha azdır. İkinci kangren türü yaş (ıslak) gangrendir).

Yaş (ıslak) kangren nedir? : Yaş kangrenfarklıdır ve genelikle şeker hastalarında görülür. Yaş kangrende, lezyonun etrafında şişlik oluşur ve o bölgeden cerahat (irin) ve sıvı akar.

Yaş kangren kuru kangrenden daha tehlidir. Çünkü var olan enfeksiyon yukarıya doğru yayılabilir. Örneğin sadece parmaklarda oluşan kangren yukarı doğru çıkabilir.

 Islak (yaş) kangren kendi arasında iki grupta, iç kangren ve gazlı kangren şeklinde değerlendirilir.

İç kangren nedir? : Vücudun içinde oluşur ise iç kangren olarak sınıflandırılır. İç kangren genellikle apandis ve kolon (bağırsak) gibi enfeksiyon girmiş organlarda görülür.

Gazlı kangren nedir? : Gazlı kangren çok sık karşılaşılan bir kangren türü değildir. Fakat tehli bir kangren türüdür. Gazlı kangren genellikle bir travma sonucu organların ya da kasların içinde oluşur. Gazlı kangrene neden olan klostridya bakterisi zararlı toksinler ve teh içerir.

Kangren türleri

Kangren belirtileri

Kangren bir anda ortaya çıkmaz. Kangren belirtilerinde ilk olarak lezyonun oluşacağı bölgede kıllar dökülmeye ve yavaş yavaş o bölgede soğukluk, solukluk ortaya çıkar. Bölgeye dokunulduğunda ciltte hissizlik olur.

Kangren belirtileri başlayan bölgenin sinirlerinde hissizlik oluşur. Örneğin hasta parmağını oynatamaz. Son aşamalarda bölgenin beyaz soluk renginde morlaşma başlar ve en son, o bölge tamamen siyahlaşır.

Bu durumda hastalık tedavi edilmez ise tehli sonuçlar doğurur.

Kangren tedavisi

Kangren tedavisi ölü dokunun alınmasını, enfeksiyonun önlenmesini ve kangrene sebep olan rahatsızlığın tedavi edilmesini içerir. Kangren tedavisine ne kadar erken başlanır ise tedavide başarı oranı o kadar yüksektir. Hastalığın tipine ve son durumuna göre tedavi planı yapılır.

Kangren tedavisinde uygulanan cerrahi tedavi nedir? : Enfeksiyonun vücuda yayılmasını önlemek için ölü doku cerrahi olarak alınır. Şiddetli kangren vakalarında etkilenen kol, bacak gibi uzvun kesilmesi gerekebilir.

Kangren tedavisinde uygulanan sinek kurdu tedavisi nedir? : Yıllardır modern tıpta bile kullanılmaktadır. Sinek kurtları kangren tedavisinde ölü dokunun yok edilmesinde ameliyat dışı bir seçenektir.

Laboratuvarlarda özel olarak yetiştirilmiş steril kurtlar yaranın üzerine yerleştirilerek ölü dokuyu sağlam dokulara zarar vermeden tüketmeleri sağlanır.

Aynı zamanda bakterileri öldüren bir madde de salgılayan sinek kurtları enfeksiyon ile mücadelede yardımcıdır.

Kangren tedavisinde antibiyotik tedavisi nedir? : Antibiyotikler enfeksiyonu önleme amacı ile kullanılır. Antibiyotik tedavisi genellikle serum ya da enjeksiyon olarak uygulanır.

Kangren tedavisinde oksijen terapisi nedir? : Hiperbarik oksijen terapisi şeker hastalığı ve periferik arter hastalıklarından meydana gelen yaş kangren ve ülserlerin tedavisinde uygulanır.

Tedavi sırasında dışarıdan daha yüksek basınçlı bir odada yüksek basınçlı bir oksijen kanı oksijene doyurarak ölmekte olan dokuların iyileşmesini sağlar.

Oksijen tedavisi çok oksijenli ortamda yaşayamayan bakterilerin çoğalmasını da önleyebilir.

Kangren tedavisinden sonra hastalığın tekrarlamaması için öncelikle altta yatan hastalığın tedavisi yapılmalıdır. Bazı durumlarda Bypass ve anjiyoplasti gibi damar girişimleri kan akımını sağlamak için uygulanabilir. Pıhtı oluşmasını önleme amacı ile kan sulandırıcı ilaçlar verilebilir. Kangren acil tıbbi tedavi gerektiren bir hastalıktır.

Bu Konu İle İlgili Forumdaki Sorular

Источник: https://www.saglikocagim.net/kangren-nedir-kangren-belirtileri-ve/

Balon-Stent Yöntemi

Kangren Tedavisinde Balon-Stent Dönemi

Çoğunlukla 50 yaş üstü erkeklerde görülen bacaklardaki damar tıkanıklığı, erken tanı konulmazsa kangrene dönüşebiliyor ve bu yüzden hastanın bacağı kesilmek zorunda kalıyor. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan balon-stent yöntemi sayesinde kangren olma riski taşıyan bacaklar kesilmeden tedavi edilebiliyor.

Tüm damar tıkanıklığı problemlerinde olduğu gibi bacaklardaki damak tıkanıklığının da başlıca sorumluları sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol ve genetik faktörlerdir. Önlem alınmadığı takdirde ise damar tıkanıklığı bacaklarda kangrene neden olup bacakların kesilmesine yol açmaktadır.

Her hastada ilerleme süreci farklılık gösteren bacaklardaki damar tıkanıklığı, özellikle yaşlılarda kireçlenmeyle karıştırıldığı için hastalığın tanı koyma süreci de ister istemez uzuyor. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr.

Selçuk Pala, “Hafif bir damar tıkanıklığının hiçbir belirtisi olmayacağı gibi damar kan akışını önemli derecede etkileyen damar tıkanıklığı, yürüyüşlerde kendisini gösterir. Hastalar, bacaktaki ağrının ve damar tıkanıklığının derecesine göre bazen 1000 metrede bir, çok ileri düzeydeki hastalıkta ise 10-20 metrede bir dinlenme ihtiyacı hissederler.

Bununla birlikte ağrı şikayeti olmayan hastalarda da damarlar birden bire tıkanabilir, köprü damar oluşmasına zaman olmadığından, bacaklar beslenemeyeceği için saatler içinde kangren meydana gelebilir.

” açıklamalarında bulunurken, bacaklardaki damar tıkanıklığının belirtileri için şunları söylüyor: “Damar tıkanıklığı olan hastanın, ayağında soğukluk, renk değişikliği, kıllarda dökülme, tırnaklarda büyüme problemi, deride parlaklaşma gibi durumlar gözlenir. Bu belirtiler doğrultusunda, Doopler veya anjiyografi tetkikiyle tıkanıklığın tanısı konulabilmektedir.”

Kangrenin suçlusu sağlıksız yaşam

Sigara bağımlılığı, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenmeden dolayı damar tıkanıklığı olan hastaların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durum da damar tıkanıklığı hastalarının sayısında artışa neden oluyor. Doç. Dr. Selçuk Pala, “Damar tıkanıklığı hastalığının tedavisindeki ilk aşama, hastalığı meydana getiren risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıdır.

Bu yüzden de hastanın sigaradan ve şekerden ve yine hipertansiyonu ve kolesterolü tetikleyen yiyeceklerden uzak tutulması gerekmektedir.” derken, düzenli egzersiz yapmanın önemine de dikkat çekiyor. Ancak her ne kadar sağlıklı bir yaşam sürdürülse de, hastalar bazen tedaviye cevap verememektedir.

Böyle durumlarda ise hastaya köprü damarlarda kan akımını artıran ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Balon-stent yöntemiyle hastanın bacağı kesilmiyor

Eğer bacaklardaki damar tıkanıklığı ileri dereceye gelmiş ve beraberinde yeteri kadar köprü damar yok ise veya hasta kan akımını arttıran ilaç tedavisine dahi cevap vermiyorsa, kısa bir zaman sonra kangren ortaya çıkabiliyor. Kangrende önce bacakta his kaybı, sonra enfeksiyon, yara meydana geliyor.

Bu belirtiler ortaya çıktığı zaman, hasta bacağını kaybetme tehsiyle karşı karşıyadır ve saatler içerisinde bacağını kaybetmek durumunda kalabiliyor. Doç. Dr. Selçuk Pala’nın verdiği bilgilere göre balont-stent yöntemi sayesinde kangren olan bacaklar ya da ayak parmakları kesilmeden kurtarılabiliyor.

Pala, “Hastaya anjiyografi işlemi sırasında balon-stent ile damar açılır veya ameliyatla hastanın tıkalı damarına by-pass yapılır. Cerrahi yöntemler genellikle anestezi altında kesilerek yapılır ve hastanın iyileşme süresi daha uzundur. Balon-stent yönteminde ise hasta uyutulmadan tedavi edilir ve hasta daha kısa sürede sağlığına kavuşur.

” açıklamalarında bulunarak, hastaların bu şekilde uzuvlarının kurtarılabildiğinin altını çiziyor.

Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlığına kavuştu

Damar açma yöntemlerinden olan balon-stent yerleştirilmesi işlemi sayesinde kangren riski taşıyan bacakların kurtarılabildiğini söyleyen Doç. Dr.

Selçuk Pala, dizden aşağısının kesilmesi riski ile karşı karşıya kalan bir hastanın, bu yöntemle nasıl tedavi edildiğini anlattı: “Şeker ve yüksek tansiyon hastası olan 45 yaşındaki Halil İbrahim Uzunsakal, ayak parmağındaki siyahlanma nedeniyle Rize’de bir hastaneye gidiyor.

Uzunsakal’ın ayağının kangren olma riski taşımasından dolayı ayak başparmağı kesiliyor. Sonrasında hastamız 1,5 ay hastanede tedavi görüyor.

Kangrenin bacağa yayılma riski olduğunu söyleyen doktorlar tedavi için yapılacak açık ameliyatın tehli olduğunu ve bacağın dizden aşağısının kesilmesi gerektiğini belirtince hastamız bir tavsiye üzerine Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruyor.

Halil Bey’e şeker ve yüksek tansiyon için 4 günlük ilaç tedavisi uyguladık. Tedavi sonrasında hastamızı uyutmadan, kesi yapılmadan katater ucuna yerleştirilmiş ve sönük durumdaki bir balonla damar tıkanıklığı olan bölge genişletildi ve damarın sürekli açık kalmasını sağlayan stent yerleştirildi. Yapılan bu yöntemle, hastamızın bacağı kesilmeden başarılı bir şekilde tedavi edildi. Hastamız artık günlük hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyor.”

  • bacaklarda ağrı
  • blon stent
  • Dr. Selçuk Pala
  • Koşuyolu Yüksek İhtisas
  • varis

Источник: https://saglikdanisma.net/hastaliklar/kardiyoloji/kalp-damar/balon-stent-yontemi.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.