Kanser Hakkında Merak Edilenler

Kemoterapi Hakkında Merak Edilenler

Kanser Hakkında Merak Edilenler

Kemoterapiye ihtiyacınız varsa, yüksek eğitimli bir tıp uzmanı ekibi size mümkün olan en iyi bakım vermek için birlikte çalışacaktır. Ekibiniz aşağıdaki kişileri içerebilir:

  • Tıbbi onkolog: İlaçla kanser tedavisinde uzmanlaşmış bir doktordur. Onkologunuz tedavi planınızı geliştirmek için diğer ekip üyeleriyle birlikte çalışır. O da kemoterapi tedavilerinden sorumludur.
  • Onkoloji hemşiresi: Kemoterapi de dahil kanserli hastalar için bir onkoloji hemşiresidir. Sorulara cevap verir ve sizi ve ailenizi desteklemeye yardım eder. Hemşire ayrıca, tedavi sırasında sağlığınızı takip etmeye yardımcı olur. Buna, yan etkileri de içerebilir.
  • Diğer sağlık uzmanları: Diğer ekip üyeleri arasında eczacılar, sosyal hizmet uzmanları, beslenme uzmanları, fizik tedavi uzmanları ve diş hekimleri bulunmaktadır.

Kemoterapiye Başlamadan Önce:

Onkolojistinizle görüşme: Kemoterapiye başlamadan önce, tıbbi onkolojistinizle görüşeceksiniz. Doktorunuz tıbbi kayıtlarınızı inceleyecek ve fizik muayene yapacaktır. Tedaviyi planlamanıza yardımcı olacak testler de alacaksınız. Tam tedaviniz aşağıdakilere bağlıdır:

  1. Kanserin tipi, büyüklüğü ve yeri
  2. Yaşınız
  3. Genel sağlık durumunuz
  4. Her bir kişi için farklı olan diğer faktörler

Çoğu kemoterapi tedavisi tekrarlanan döngülerde verilir. Bir döngünün uzunluğu, verilen tedaviye bağlıdır. Çoğu döngü 2 ila 6 hafta arasında değişir. Her döngüde planlanan tedavi dozlarının sayısı verilen ilaçlara bağlı olarak da değişir.

Örneğin, her döngü ilk günde yalnızca 1 tedavi içerebilir. Veya bir döngü haftalık veya günlük verilen birden fazla dozu içerebilir. Genellikle 2 döngü tamamlandıktan sonra tedavinin çalıştığından emin olmak için yeniden değerlendirme yapılır. Çoğu insanda birkaç kemoterapi döngüsü vardır.

Ya da kemoterapi iyi çalıştığı sürece tedavi döngüsü devam edebilir.

Kemoterapi için onay: Doktorunuz kemoterapinin riskleri ve yararları hakkında sizinle konuşacaktır. Kemoterapi almayı seçerseniz, ekip sizden bilgilendirilmiş bir onay formu imzalamanızı isteyecektir.

Kemoterapi ile gıdalar ve ilaçlar: Ekibiniz kemoterapi günlerinde ne yemeniz, içmeniz veya kaçınmanız gerektiğini söyleyecektir. Bu nedenle tedaviden en iyi sonucu alacaksınız. Lütfen aldığınız herhangi bir reçeteli ve reçetesiz ilaç hakkında doktorunuza bilgi verin. Bu, vitaminler ve bitkisel diğer takviyeleri içerir.

Kemoterapi başlamadan önce, soru sormak için iyi bir zamanıdır. Bunlar arasında şunlar olabilir:

  • Özel tedavinizin çizelgesi ve yan etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek
  • Doktorunuz veya hemşirenizin diğer zamanlarda ulaşabilmeniz için iletişim bilgileri
  • Tedaviyi alacağınız yer hakkında bilgi

Kemoterapi Tedavinizin Planlanması

  • Yan etkilere hazırlık: Kemoterapinizin en yaygın yan etkilerine bağlı olarak, doktorunuz aşağıdakileri planlamayı tavsiye edebilir:
  • Mide bulantısı ve kusma: Mide bulantısı ve kusma, bazı kemoterapi çeşitlerinin sık karşılaşılan yan etkileridir. Mide bulantısını ve kusmayı yönetmenin en iyi yolu, onları önlemektir. Tedaviye başlamadan önce sağlık ekibinizle konuşmanız önemlidir. İlaçlar çoğu hastada mide bulantısı ve kusmayı önleyebilir.
  • Diş sağlığı: Kemoterapi ağız yaraları ve ağız kuruluğuna neden olabilir. Enfeksiyonlarla mücadele etme kabiliyetinizi de düşürebilir. Bu nedenle, kemoterapiye başlamadan önce eksiksiz bir diş kontrolü ve ağız bakımı yapmak iyi bir fikirdir.
  • Kalp sağlığı: Bazı kemoterapi türleri kalbinizi etkileyebilir. Tedaviden önce kalbinizi kontrol etmek yan etkilerin önlenmesine yardımcı olabilir. Bu şekilde, doktorlar tedavinin daha sonra sorunlara neden olup olmadığını anlayabilirler. Yaygın bir test, bir ekokardiyografidir.
  • Üreme sağlığı: Bazı kemoterapi türleri doğurganlığınızı etkileyebilir. Kadınlar için hamile kalma ve doğum yapma kabiliyetini etkileyebilir. Erkekler için doğurganlık, bir kadının hamile kalma yeteneğidir. Daha sonra çocuk isteyebileceğinizi düşünüyorsanız, kemoterapiden önce sağlık bakım ekibinizle konuşunuz.

Kemoterapiye başlamadan önce kadınların Pap testi adı verilen bir teste ihtiyacı olabilir. Bunun nedeni, kemoterapi testte yanıltıcı sonuçlar doğurabilmesidir.

Kemoterapi sırasında hamile kalma şansınız varsa, etkili doğum kontrolü kullanmalısınız. Bu çok önemlidir, çünkü gebelikte kemoterapi fetusa (doğmamış bebeğe) zarar verebilir. Hamileliğin ilk 3 ayında özellikle zararlıdır. Kemoterapi sırasında hamile kalırsanız, derhal doktorunuza bildirin.

  • Saç: Kemoterapi sırasında saçlarınızın bir kısmını veya tamamını kaybedebilirsiniz. Tedavinizin saç dökülmesine neden olup olmayacağını doktorunuza sorun. Tedavi başlamadan önce bir peruk, şapka veya eşarp satın alabilirsiniz.
  • Mali yardım ve çalışma: Kemoterapi başlamadan önce, aşağıdakileri isteyebilirsiniz:
    • Mali yardım sağlayabilecek kuruluşlarla iletişim kurun. Sigorta, tedavinin tüm masraflarını karşılamıyorsa, bu önemli olabilir.
    • Tedavi ve iyileşme sürecinde işten ayrılmak için işvereninizle konuşun.

Kemoterapi Tedavisi Boyunca:

Bazı kemoterapi tipleri yalnızca bir iğne vasıtasıyla damara verilebilir. Buna intravenöz veya IV kemoterapi denir. Diğer türler ağız yoluyla aldığınız haplar olarak verilir. Buna oral kemoterapi denir. Bazı kemoterapi türleri doğrudan topikal kemoterapi olarak cildinize uygulanır.

Oral ve Topikal Kemoterapi Nasıl Uygulanır?

Oral veya topikal kemoterapi için ilaçlarınızı eczaneden alıp evinize götürüyorsunuz. Sağlık ekibi sizi bilgilendirir. Yan etkileri ve ne zaman doktorunuzu arayacağını sorun. Ayrıca eczacınız sorularınıza cevap bulmanıza yardımcı olabilir.

Genellikle IV kemoterapi için hastaneye veya kliniğe gidilir. Ayrıca giydiğiniz küçük bir pompa ile de verilebilir. Bu tip kemoterapiye sürekli infüzyon terapisi denir.

IV Kemoterapinin İlk Gününde Ne Olur?

Tedavinizin ilk gününde bir arkadaşınızı veya bir aile üyenizi getirmek isteyebilirsiniz. Bu kişi size yardımcı olabilir ve bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur. Tedavi sürenizi daha rahat hale getirmek için müzik, DVD, kitap veya dinlemek için bir MP3 çalar gibi öğeleri de getirebilirsiniz.

IV Kemoterapiniz Başlamadan Önce:

  • Hemşire ya da verecek diğer sağlık profesyonelleriyle tanışın.
  • Kan basıncınızı, nabzınızı, solunumunuzu ve ateşinizi kontrol etmek için kısa bir fizik muayene yapılır.
  • Kemoterapinin doğru dozlarını bulmak için boy ve kilonuz ölçülür.
  • Koluna bir IV tüp takılır.
  • Kan örneği alınır.

Onkolojistinizle görüşün.

Sağlığınızı ve kan testlerinin sonuçlarını kontrol edecek ve kemoterapi planını oluşturacaktır.

Port Kateter Sistemi İle Kemoterapi

İlk randevunuzdan önce, port yerleştirmek için küçük bir ameliyat olabilir. IV, tedavi sırasında giren yuvarlak bir metal veya plastik disktir. Bir port sayesinde hemşirenizin IV’ü her tedavi için yerleştirmesi bir damar bulması gerekmez.

IV Kemoterapi Ne Kadar Sürer?

IV kemoterapinin sürekli infüzyon kemoterapisine sahipseniz birkaç dakika, birkaç saat veya birkaç gün sürebilir. Sürekli infüzyon için hastanede veya klinikte kalmanız gerekmez. Hemşire mide bulantısı veya olası alerjik reaksiyon gibi yan etkileri önlemek için ilaç verecektir. Sonra kemoterapi ilaçlarınızı alırsınız.

Kemoterapiden tam fayda sağlamak için, doktorunuz tarafından önerilen tedavilerin programını izlemek önemlidir.

IV Kemoterapiden Sonra:

Tedaviniz tamamlandıktan sonra, hemşire veya başka bir ekip üyesi sizin IV’ünüzü alacaktır. Bir porta sahipseniz, tüm tedavileri bitirene kadar burada kalacaktır. Hemşire kan basıncınızı, nabzınızı, solunumunuzu ve ateşinizi tekrar kontrol edecektir.

Onkoloğunuz ya da hemşireniz, yan etkileri hakkında sizinle tekrar konuşacaktır. Ayrıca size ilaç, yan etkileri yönetmek için ipuçları ve diğer ipuçları da vereceklerdir. Bunlar arasında şunlar olabilir:

  • Kemoterapi alırken çocukları ve kalabalığı önlemek önemlidir. Kemoterapi vücudunuzun bağışıklık sistemi denilen enfeksiyon mücadele sistemini zayıflatır. Hasta insanlar etrafında olmaktan kaçının.
  • Kemoterapiden sonra 48 saat boyunca bol sıvı içilmesi önerilir. Bu ilaçların vücudunuza taşınmasına yardımcı olur.
  • Kemoterapiden sonra tüm vücut sıvılarınızdan ve atıklardan kurtulduğundan emin olun. Örneğin, iki kez kullandıktan sonra sifonu çekin. Bu önemlidir, çünkü ilaç tedaviden yaklaşık 48 saat sonra vücudunuzda kalır. Evinizdeki sağlıklı insanlara zarar verebilir.

Tıbbi ekip tedavi günlerinde ne yapmanız ya da kaçınmanız gerektiğini size söyleyebilir.

İlk tedavinizi bırakmadan önce, doktor ofisinin telefon numarasını ve onkologunuzun telesekreter servisini sorun. Sorularınız veya endişeleriniz varsa doktorunuzu arayın.

Önerilen Makaleler:

Источник: http://www.kansertedavisi.web.tr/kemoterapi-hakkinda-merak-edilenler/

Kalsiyum hakkında merak edilen sorular – Kanserle ilişkilendirilmesi

Kanser Hakkında Merak Edilenler

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

15.11.2017

Kalsiyum, vücutta en çok bulunan mineraldir. Kalsiyum denilince akla ilk olarak kemik sağlığı ve osteoporoz (kemik erimesi) gelir; bunun yanında sinirsel fonksiyonlar, hücre sinyalleri, hormonların salgılanması ve kasların kasılması gibi başka vücut fonksiyonlarında kritik önem taşır.

Kalsiyum alımına ilişkin ihtiyaçlar; yaşa ve cinsiyete göre değişir (hamilelik veya emzirme döneminde ihtiyaç artar). Kalsiyumun bazı kanser türlerine karşı koruyucu özellikleri olabileceği düşünülüyor.

Toplumun belli süreler gözlemine dayanan çalışmalar, kalsiyum ve kalın bağırsak (kolorektal) ile prostat kanseri arasında bir ilişki olduğunu öne sürmektedir.

Kalsiyuma neden ihtiyacımız var?

Vücuttaki kalsiyumun %99’u kemik ve dişlere yerleşmiş olarak, kalan %1’i ise vücut sıvılarında bulunur.

Kalsiyumun işlevleri:

• Kalsiyumun öncelikli işlevi kemik ve diş gelişimine katkı sağlamak ve sağlıklarını korumaktır.

• Kandaki kalsiyum kanın pıhtılaşması için gereklidir

• Hücre sinyallerinin taşıma işlevinde etkin rol oynar.

• Kalsiyum sinir iletimi ve kalp atımının denetimi için gereklidir.

Kalsiyumu hangi kaynaklardan alabiliriz?

Kalsiyum bakımından zengin gıdaları tercih ederek takviye almadan da ihtiyacınız olan kalsiyumu alabilirsiniz. Ancak yetersiz olduğu teşhis edilirse takviye almanız gerekebilir.

Kalsiyum süt ürünlerinde yoğun olarak bulunur, bunun dışında farklı gıdalardan da alabilirsiniz.

Ancak, tercih ettiğiniz kalsiyum kaynağı olan gıdadaki kalsiyumun ne kadarı vücut tarafından emiliyor buna dikkat etmelisiniz. Örneğin lifli gıdalar kalsiyum emilimini azaltır.

Süt ve süt ürünlerindeki kalsiyumun %32’si bağırsaklardan emilirken, bademdeki kalsiyumun %21'i ve ıspanaktan % 5'i kadar emilir.

En iyi kalsiyum kaynakları;

• süt ve türevleri (2-3 su bardağı: 600-700 mg kalsiyum),

• pekmez,

• kabuklu kuru yemiş (fındık, fıstık, badem),

• kuru meyveler ve

• kurubaklagillerdir.

Orta dereceli kalsiyum kaynakları; yeşil sebzeler (1 porsisyon: 60-70 mg), yumurta, portakal, limon, çilek.

Zayıf kalsiyum kaynakları; yeşillikler (maydanoz, nane vs. 1-2 demet: 35-40 mg) ve meyvelerdir.

Günlük ne kadar kalsiyuma ihtiyacımız var?

Yetişkin bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı kesin olarak bilenmemektedir. Kişiye göre bu ihtiyaç değişebilir. Ancak ortalama kalsiyum dengesi sağlanması için alınması gereken miktar günlük 200-800 mg arasında değişmektedir.

Kalsiyum – Kolorektal kanser ilişkisi

Çok merkezli, çift kör bir çalışmada, 1-3 yıl boyunca kalsiyum karbonat (3 g veya 1200 mg elemental kalsiyum) veya plasebo (etken madde içermeyen ürün) alan kolorektal adenomlu (kalın bağırsak polibi) 930 hasta endoskopik takip altına alındı. Kalsiyum takviyesi alan hastalarda plaseboya kıyasla takipte yeni adenomlarda belirgin bir düşüş görüldü.

Bir başka analizde, bu yararın kansere yol açma potansiyeli olduğu bilinen hiperplastik polipler ve tübüler adenomlar için özellikle belirgin olduğu ortaya kondu. Uzun süreli izlem çalışması kalsiyumun koruyucu etkisinin destek kesildikten 5 yıl sonra da devam ettiğini gösterdi.

Bununla birlikte, kolon poliplerinin tekrarlama sıklığını azaltmadığını gösteren çalışmalar da mevcuttur.

Ameliyat sonrası kalın bağırsak kanseri tekrarı (nüks) sıklığını azaltıp azaltmadığına dair başka bir çalışmaya kolorektal kanser ameliyatı olmuş 220 hasta dahil edildi. Kalsiyum takviyesi alan kişilerde kanser tekrarı riskinin anlamlı şekilde azaldığı görüldü.

Kalsiyum – Prostat kanseri ilişkisi

Bazı çalışmalar, yüksek kalsiyum alımının prostat kanseri riskini artırabileceğini ve bu etkinin kalsiyumun, vitamin D oluşumunu baskılamasından kaynaklanabileceğini öne sürmektedir.

1062 erkek üzerinde yapılan bir vaka kontrol çalışmasında, yüksek kalsiyum alımının prostat kanseri ve metastatik prostat kanseri riskini arttırdığı görüldü.

Bu bulgular, ABD'li 65.321 yaşlı erkeğin katıldığı bir çalışma tarafından desteklenmektedir. Araştırmaya katılan erkekler nasıl beslendikleri ve yaşam tarzlarına dair anket doldurdular ve takip ile prostat kanseri durumları belgelendi. Çalışma sonucunda kalsiyum alımının artmasının (hem beslenme hem takviye ile), prostat kanseri riskini anlamlı derecede artırdığı görüldü.

Buna ek olarak, Prostat Kanseri Önleme Araştırması’nda 9.559 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada, kalsiyum takviyesi ile prostat kanseri riski arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Bu çalışma, yüksek dereceli prostat kanserine karşı yüksek diyet kalsiyum alımının önemli bir koruyucu etkisi olduğunu bulmuştur, ancak düşük dereceli tümörlerle bir ilişkisi görülmemiştir.

Kalsiyumun kanser riskini azaltma veya artırmadaki olası mekanizması nedir?

Her ne kadar kalsiyumun kolorektal kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği belirsiz olsa da kalsiyumun, safra asitlerine ve gastrointestinal 8mide-bağırsak) sistemdeki yağ asitlerine bağlandığını biliyoruz. Bu durum asitlerin bağırsak astarındaki hücrelere zarar verme kabiliyetini azaltır. Kalsiyum aynı zamanda hücre içi sinyallerde rol alır ve kanser hücrelerinin büyüme-çoğalma yolaklarına etkisi olabilir.

Sonuç

Kalsiyumun yeterli alınması hem çocuk ve gençlerde gelişim açısından, hem de ilerde diş ve kemik sağlığı açısından önemli olduğu tartışılmaz.

Dengeli alımının başta kolorektal kanser olmak üzere bazı kanserlerin riskini azalttığı öne sürülmektedir, ancak kalsiyumun kolon polipleri üzerindeki etkileri ile ilgili çelişkili kanıtlar mevcuttur; bazı çalışmalar koruyucu bir etki gösterirken, bazılarında ise hiçbir ilişki göstermemiştir.

Kalsiyum takviyesi toplum gözlem (epidemiyolojik) çalışmalarında prostat ve metastatik prostat kanseri riskinde artışa neden olsa da, bulgular randomize, kontrollü bir klinik çalışmada doğrulanmamıştır.

Sonuç olarak, kanserden korunma amacı ile kalsiyum “takviyesi alımını” desteklemiyoruz. Diğer sağlık durumlarında – örneğin gebelik, emzirme, kemik erimesi veya böbrek yetmezliği gibi – kalsiyum takviyesi kullanımını ilgili uzman doktorlarınızla birlikte karar vermelisiniz.

İlgili konu: Akdeniz diyetindeki hangi gıdaların bağırsak poliplerini azalttığı bulundu

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Bonithon-Kopp C, Kronborg O, Giacosa A et. al.Calcium and fibre supplementation in prevention of colorectal adenoma recurrence: a randomized intervention trial.European Cancer Prevention Organisation Study Group. Lancet. 20002. Baron JA, Barry EL, Mott LA, et al.A trial of calcium and vitamin D for the prevention of colorectal adenomas.N Engl J Med. 2015.3. Dai Q, Sandler RS, Barry EL et. al.Calcium, magnesium, and colorectal cancer.Epidemiology. 20124. Chu DZ, Hussey MA, Alberts DS, et al.Colorectal chemoprevention pilot study (SWOG-9041), randomized and placebo-controlled: the importance of multiple luminal lesions.Clin Colorectal Cancer. 20115. Giovannucci E, Rimm EB, Wolk A, et al.Calcium and fructose intake in relation to risk of prostate cancer.Cancer Res. 1998.6. Chan JM, Giovannucci E, Andersson SO et. al.Dairy products, calcium, phosphorus, vitamin D, and risk of prostate cancer (Sweden).Cancer Causes Control. 1998.7. Baron JA, Beach M, Wallace K, et al.Risk of prostate cancer in a randomized clinical trial of calcium supplementation.Cancer Epidemiol Biomarkers Prev. 2005.8. Kristal AR, Arnold KB, Neuhouser ML, et al.Diet, supplement use, and prostate cancer risk: results from the Prostate Cancer Prevention Trial.

Am J Epidemiol. 2010

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/kalsiyum-hakkinda-merak-edilen-sorular-kanserle-iliskilendirilmesi/

Çil Hakkında Merak Edilenler

Kanser Hakkında Merak Edilenler

Haber güncelleme tarihi 28.05.2019 12:17

Çil Nedir? Neden Oluşur?

Derimizin üzerinde güneşin etkisi ve genetik nedenlerden dolayı oluşan, küçük kahverengi beneklerdir. Çiller ikiye ayrılır.

Birincisi çocukluk döneminde, genetik nedenlerden dolayı oluşanlar ve ileri bir yaşta düzensiz bir şekilde ortaya çıkanlar şeklinde. Bir insanın doğuştan çilli olmasından etkili olan neden melanin miktarıdır.

Melanin sadece çillerin oluşumundan değil insanlarında ten renklerinin oluşumunda da etkili faktördür. Melanin sadece insanları değil birçok balık ve kertenkele türünün ciltlerinin renginin değişmesinin ana nedenidir.

İnsanlarda çil oluşumunda etkili olan melanin, aynı zamanda insanları zararlı ışıklardan korumakla da görevlidir. Melanin dış derimizin hemen altında bulunan özel hücreler tarafından üretilmektedir.

Çil ise melaninlerin belirli noktalarda yoğun bir şekilde bulunması nedeniyle oluşmaktadır. Çilde en önemli nokta ise genetik faktörlerdir. Çili etkileyen diğer bir faktör olan güneş ışığı ise melaninlerin yoğunluğunu artırıp çilleri çoğaltmaktadır

Cildinde Çil Olanlar Neler Yapmalı?

Çilleri olan insanlar, özellikle çillerinin çoğalmaması için doğru saatlerde güneş ışığına çıkmalıdır. Özellikle yaz tatillerinde güneşlenirken kesinlikle koruyucu kremler kullanılmalıdır.

Bunu yanı sıra şapka, gözlük gibi materyalleri de kullanmaları gerekmektedir. Aynı zamanda solaryuma giderken de çok dikkatli omaları gerekmektedir. Çok önemli değilse gitmemelerini öneriyoruz.

Kısaca çilleri olan ve bu çillerin artmasından korkan kişiler kendilerini ultraviole ışınlardan korumalıdırlar

Çilin Tedavisi Var Mıdır ?

Çiller, çocukluk döneminde çıkan ve erişkinlik döneminde çıkan çiller olarak ikiye ayrılmaktadır. Çocukluk döneminde çıkan çiller, ilk olarak 2 yaşından itibaren gözle görünmeye başlar. Bu çillerin kaybolması için çocuğun güneş ışınlarından özenli bir şekilde korunması gerekmektedir. Bu şekil korunursa çiller kaybolur.

Erişkinlikte ortaya çıkan çiller ise kendiliğinden kaybolmaz. Daha sonrasında çil lekeleri oluşan kişilerin bir dermatoloğa görünmelerinde fayda vardır. Doktorunun uygun gördüğü bir şekilde tedavi olabilirler fakat her tedavi kesin sonuç vermeyebilir. Bu nedenle tedavi olduktan sonra da dikkatli bir şekilde yaşamaya devam etmemiz gerekir.

 

Çil Bir Hastalık Mıdır?

Çil bir hastalıktan ziyade hastalıkların habercisi olabilir.

Yani cildinizin güneş göremeyen yerlerinde lekelenmeler varsa ya da güneş gören yerlerindeki lekeler günden güne koyulaşıyorsa, tabakalaşıyorsa kesinlikle bir doktora görünmenizde fayda var.

Örnek vermek gerekirse, ağız, dudak çevrenizde oluşan lekeler bağırsak hastalığının habercisi olabilir.

Çocukluktan gelen, yaz aylarında belirginleşen kış aylarında seyrekleşen çillekeleri ise bir hastalık belirtisi değildir. Dikkat edilmesi gereken bir konu ise çillerinizin arasında değişik renkte lekeler bulunuyorsa ve tabakalaşmışsa mutlaka bir doktora başvurmalısınız. Bu durum bir hastalığın habercisi olabilir.

Önerilen İçerik;

► Yüz İçin En İyi 10 Güneş Kremi!

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

  • Çikolata: Çikolata güzel bir cilde sahip olmanıza yarayan flavin içeren proteini yükseltir.

  • Keten Tohumu: Omega 3 bakımından zengin olan keten tohumu hem yaşlılık lekerleri hemde yüzdeki çizgilerin görünümünü kontrol etmenize yardımcı olur.

  • Mor ve Mavi Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve kuş üzümü gibi meyveler antioksidan açısından çok zengindirler.

  • Kırmızı Biber: Kırışıkları gidermekte yardımcı olan B6 vitaminini ve besinsel lifleri içerir. Ciltteki kan dolaşımını arttırır ve daha genç görünmenize yardımcı olur.

  • Somon: Somon iltihaplanma ve kızarıklara, akne ve yüz kırışıklıklarına iyi gelen omega-3 yağ asitlerini içerir.

  • Ispanak: Cilde iyi gelen E, A, C vitaminleri, demir, magnezyum ve protein açısından zengindir.

  • Ay Çekirdeği: Ay çekirdeği E vitamini açısından çok zengindir. E vitamini güneş ışınlarından cildinizi korumanıza yardımcı olan en önemli besin maddelerinden biridir.

  • Patates: Tatlı patates canlı ve sağlıklı bir cilt için önemli olan A ve C vitaminlerini yüksek oranda içerir.

  • Domates: Cildin doğal renginin korunmasına, pigmentlerin korunmasına ve cilt sağlığınızı korumanıza yardımcı olur.

  • Yoğurt: Yoğurt cildinizin sıkı görünmesine yardımcı olan proteinleri içerir.

Источник: https://www.neoldu.com/cil-hakkinda-merak-edilenler-10490h.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть