Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

içerik

Prostat kanserinin belirtileri, erken tanısı ve yeni tedavi seçenekleri

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Türkiye’de prostat kanserinin akciğer kanserinden sonra 2. sıraya yerleştiğini bildiren Prof. Dr.

Çal, “65 yaş ve üstü her 10 kişiden birinin idrar kaçırmakta ve erkek cinsel organında sertleşme sorununu tüm dünyada erkeklerde görülen önemli problemlerin başında gelmekte, prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğu bilinmektedir.

Ürolojik şikayetleri olan kişilerin tıbbi yardıma başvurmayı ihmal etmelerinin en önemli nedenleri arasında utanma ve geç teşhis yer almaktadır” diyor.

Prostat kanserine karşı yılda bir kez yapılacak PSA testi hayat kurtarır

Çal, prostatın “sadece erkeklerde bulunan ve üreme ile ilgili ikincil görevleri yerine getiren, yaklaşık 20 gram ağırlığında bir organ” olduğunu belirtti.

İşlevlerinin üremeyle ilgili olmasına rağmen idrar torbasının çıkışında yerleşmesi ve idrar kanalını çepeçevre sarmasından dolayı prostat hastalıkları sırasında idrar atım zorluklarının geliştiğine dikkat çeken Çal, şunları ifade etti: “Genel hatları ile sınıflandırıldığında prostat bezinin üç grup hastalığı tanımlanabilir:

  • İyi huylu büyümesi, benign prostat hiperplazisi (BPH),
  • Kötü huylu büyümesi, prostat kanseri,
  • İltihaplanması, prostatit.

Aralarında geçiş olmamasına rağmen bu üç hastalık aynı erkekte eş zamanlı ya da farklı zamanlarda saptanabilir. İyi huylu prostat büyümesi mikroskobik düzeyde ileri yaştaki hemen her erkekte görülen bir değişimdir.

Prostat kanseri teşhisinde aile öyküsüne dikkat

Prostat hastalıklarında tanı için toplumdaki kişilerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde yıllık prostat muayenesinin yanı sıra kan PSA (Prostat Spesifik Antijen) düzeyinin belirlenmesi ve idrar tahlili yapılması gerektiğini ifade eden Çal, iyi ve kötü huylu prostat hastalıklarında kan PSA düzeyinde artış saptanabildiğini söyledi.

40 yaşından sonra erkeklerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde kan PSA değeri değişimlerinin saptanması yaygın kullanılan bir yöntemdir. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri teşhis konan erkeklerin hastalığa yakalanma riski yüksektir.

Bunun için bu tür öyküsü bulananların mutlaka muayene ve kan PSA değerlerini takip ettirmesi gerektiğini vurguladı.

Parmakla prostat muayenesinde sertlik saptanan ya da kan PSA değerinde artış belirlenen erkeklere biyopsi yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr.

Çal, prostat biyopsisinin, makatta kalın bağırsağın son bölümüne yerleştirilen bir ultrasonografi cihazı (transrektal ultrasonografi) ile yapıldığını ifade etti.

Geçiken tanı prostat kanserinde önemli bir sorun

İyi huylu prostat büyümesi, ilaçla ya da cerrahi olarak tedavi edilebilir.

Tedavi şeklinin belirlenmesinde, “prostat bezinin boyutu, hastanın yaşı, şikayetlerin şiddeti, mesanede (idrar torbası) taş bulunması” etmenler dikkate alınır.

Tedavide kullanılacak ilaçlar; mesane boynu, prostat içerisindeki düz kas liflerinin gevşemesini sağlayanlar ve prostatın boyutunu küçültenler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

Prostat kanseri tanısı alan bir kişi, hiç tedavi uygulanmadan belirli izlem kuralları esas alınarak takip edilebileceği gibi cerrahi ya da ışın (radyoterapi) tedavileri kullanılarak sağaltılabilir.

Bu hastalarda da izlem ya da tedavi kararı vermede ve uygulanacak tedavi şeklini belirlemede hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkların varlığı, kan PSA düzeyi, biyopside saptanan kansere ait özellikler, eldeki olanaklar belirleyici etmenlerdir.

Cerrahi teknikler arasında “açık yöntem, standart laparoskopi ve robot yardımlı laparoskopi” bulunduğunu kaydeden Çal, şunları ekledi: “Günümüz literatür bilgisine göre, bu üç yöntem arasında hastalığı kontrol altına alma gücü, cinsel sorunlar ve idrar kontrol zorlukları yaşama riskleri açısından farklılık bulunmamaktadır.

İleri evre prostat kanseri tedavisinde sıklıkla vücutta erkeklik hormonlarını etkisiz hale getiren yöntemler kullanılır. Yine evreye bağlı olarak ilaçla kanser tedavisi (kemoterapi) bir diğer yöntemdir. Prostatit tedavisinde prostat dokusuna geçen antibiyotikler, gerektiğinde ağrı kesiciler ve idrar atımını kolaylaştırıcı ilaçlar kullanılabilir.”

Bazı hastalarda hiç bir belirti olmaz. Bazılarında ise sık, güç ve ağrılı idrar yapma, idrarın damla damla yapılması, idrarda kan yada iltihap olması, ejekülasyonda kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir. Bu yakınmalar aslında sadece prostat kanserine özgü değildir.

Her erkeğin 45’inden sonra yaptırması gereken test…

Prostatın Kanser dışındaki diğer problemleri de bunlara benzer yakınmalara neden olabilir. Emin olmak için doktorunuzun detaylı bir muayene ve inceleme yapması gerekir. Ayrıca yakınmaların şiddeti ne kansere ne de kanser dışı problemlere işaret eder.

Prostat kanseri Parmak ile rektal muayene (PRM)

Bu işlem için doktor eldiven giyerek parmağınızı rektuma (makata) yerleştirir. Parmak yardımı ile prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamı incelenir. Kanser parmakla muayenede set olarak hissedilir. Ancak kanserin var olduğundan emin olmak için daha başka testlerin yapılması gerekir.

Prostat spesifik antijen (PSA) düzeyini ölçen bir kan testidir. PSA prostat bezinde üretilen ve kanda da bulunan bir proteindir. Prostat kanseri, prostat iltihabı ve benign prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyi artar. PSA testi % 100 kesin değildir. Ancak prostat kanseri tanısında ve hastalığın seyrinin izlenmesinde önemlidir.

Prostat kanseri Transrektal ultrasonografi (TRUS)

Rektumdan yerleştirilen bir prob aracılığı ile prostat bezine ses dalgaları gönderilir ve geri yansıyan ses dalgaları aracılığı ile prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin detaylı görüntüsü alınır. Bazen prostat kanseri tanısında DRM ve PSA testine ek olarak TRUS’tan yararlanmak gerekebilir. Ayrıca prostat bezinden parça almak (biyopsi) gerekirse TRUS bu işlem için de yardımcı olur.

Prostat kanseri ve Biyopsi

Mikroskop ile incelenmek üzere prostat bezinden hücre örneklerinin alındığı cerrahi bir işlemdir. Biyopsi rektumdan prostat bezi içine uzatılan özel iğneler yardımı ile alınır. Biyopsi prostat bezi içinde kanser varlığı ve tipinin belirlenmesinde son yöntemdir.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski daha yüksektir. Ancak, 50 yaş ve üzerindeki bütün erkeklerin risk altında olduğu unutulmamalıdır.

Bu nedenle:

Elli yaş ve üzerindeki bütün erkelerin yılda bir kez parmakla rektal muayene olmaları,

Elli yaş ve üzerindeki erkeklerin PRM ye ek olarak yılda bir kez PSA testi yaptırmaları önerilir.
Eğer PRM veya PSA testinde bir şüphe varsa transrektal ultrasonografi yapılmalıdır.
Prostat kanserinin sıklıkla herhangi bir belirti vermeden geliştiğini unutmayınız. Düzenli olarak kontrolden geçmek hayat kurtarıcı olabilir.

Prostat Kanserinin Evreleri

Doktorlar prostat kanserinin yaygınlığını evrelendirme denilen bir sistem ile tanımlarlar. Sıklıkla 2 evrelendirme sistemi kullanılır

A-B-C-D Sistemi: Erken evrelerde (A ve B evreleri) prostatın az sayıda hücresi kanserlidir ve bu kanserli hücreler sadece prostat içerisinde yer alırlar. Prostat dışına çıkmamışlardır. Zamanla, kanser prostatın daha büyük kısmını işgal eder. İleri evrelerde kanser çevre dokulara (C evresi), daha sonra ise lenf bezlerine, diğer organlara ve kemiklere (D evresi) sıçrar.

TNM Sistemi: Bu sistemde, T tümör boyutunu, N lenf bezi tutulumunu, ve M ise diğer organlara sıçramayı belirler. Bu sistemle bütün olası yayılma durumları tanımlanabilir.

Örneğin T3c, N1, M0; tümör prostat dışına çıkarak seminal keseciklere sıçramış (T3c), bir lenf bezinde kanser var (N1) ve diğer organlara kanser sıçramamış demektir (M0).

Aslında tam olarak birbirlerine karşılık gelmese de TNM ve ABCD sistemlerindeki tanımlar birbirine benzer.

Prostat kanseri Derecelendirme

Evrelendirmeye ek olarak kanserin ne oranda tehli olduğunu belirlemek için “Gleason Sistemi” kullanılır.

Biyopsi ile tümörden alınan parça mikroskop altına konur ve hücrelerin normal hücre görünümünden ne oranda saptığı belirlenerek bir derece verilir.

Gleason skoru 2 ile 4 arası olan tümörler normal hücrelere çok benzeyen ve yavaş büyüyen hücrelerden oluşur. 8 ile 10 arası skor verilen tümörler ise daha kötü seyirlidir.

Prostat Kanserinin Tedavisi

Prostat kanserinin tedavisi kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın yaşı ve genel Sağlık durumu ile değişik tedavi seçeneklerinin yan etkileri göz önünde bulundurularak belirlenir.

Çok sayıda değişik tedavi seçeneği bulunduğundan, size uygulanacak tedavinin belirlenmesinde sizin, ailenizin ve doktorunuzun yukarda belirtilen temel kriterleri göz önünde bulundurarak birlikte karar vermesi en uygun yaklaşım olacaktır.

Prostat kanserinden korunmak mümkün mü? Erkekler için 6 koruyucu öneri

Birinci seçenek “bekleyerek gözlemektir”. Prostat kanseri genellikle çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve yıllarca belirti vermeyebilir.

Ayrıca bu hastalık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıktığından bir dönem bekleyerek gelişmeleri izlemek seçeneklerden birisidir.

Bekleyerek gözleme ile diğer tedavi seçeneklerinin yan etki ve rahatsızlıklarından da kaçınılmış olunur. Ancak, hastalık ilerledikçe, gereken tedavilerin uygulanması kaçınılmaz olmaktadır.

Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri prostat kanserinin evresidir. Erken evrelerde birinci amaç kanseri vücuttan tamamen çıkarmak ya da kanser hücrelerini öldürmektir. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ise kanser hücreleri tamamen temizlenmeyecek ya da öldürülemeyecek kadar çoğalmış demektir.

Bu durumda kanserin büyümesini yavaşlatmayı veya durdurmağı amaçlayan tedavi seçenekleri ön plana çıkar. Prostat kanseri testosteron gibi erkelik Hormonlarının etkisi ile büyür. Bilindiği gibi erkeklik hormonlarının çok büyük kısmı testislerde (yumurta) üretilir.

İlerlemiş prostat kanserinin tedavisi erkelik hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile mümkün olabilir. Bu tedaviye “hormonal” tedavi denir.

Erken Evrede Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Erken evrelerde, kanser prostat bezi içinde sınırlı iken uygulanabilecek tedavi seçenekleri;

1. Radikal Prostatektomi: Prostatın Ameliyat ile çıkartılmasıdır. Amaç prostatın çıkarılması ile vücuttan kanser hücrelerini tam olarak temizlemektir. İktidarsızlık ve idrarı kontrol etmekte güçlük gibi yan etkileri olabilir.

2. Radyasyon Tedavisi: Prostat bezi içerisindeki kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar. İki şekilde uygulanabilir.

a)Radyasyon ışınlarının vücut dışından prostat bezine doğrudan uygulanması ile,b)Prostat bezi içerisine küçük radyoaktif tohumları ekerek.

Radyasyon tedavisi de iktidarsızlık, ishal, karın ağrıları, makatta rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan etkilere neden olabilir.

İlerlemiş Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Çok ilerlemiş prostat kanserinde bile hiç bir belirti olmayabilir. İlerlemiş prostat kanserinin tedavisinde amaç hastalığın daha da büyümesine engel olmaktır. Kanserin büyümesinin durdurulması belirtilerin ortaya çıkmasını erteleyebilir ya da var olan belirtilerin şiddetini azaltabilir. Prostat kanserinin büyümesini ve sıçramasını engellemek için genellikle hormonal tedavi kullanılır.

1. Kısmi hormonal tedavi: Testosteronun büyük çoğunluğu testislerde üretilir. Kısmi hormonal tedavi ile testislerde testosteron üretimi durdurulur. Bu amaçla kullanılabilecek yöntemler:
a)Ösrojen: Ösrojen prostat kanseri tedavisinde de zaman zaman kullanılabilen bir kadınhormonudur.

Erkekler östrojen alırsa testosteron düzeyleri düşer. Ancak östrojen kullanımının bazı ciddi yan etkileri olabileceğinden kullanımı çok yaygın değildir.

Günde bir tablet östrojen almak bulantı, kusma, memelerde büyüme ve hassasiyet, kalp ve damar problemleri (vücutta fazla Sıvıbirikmesi, damarlarda pıhtı oluşması, inme, kalp krizi) ve cinsel isteğin azalması gibi yan etkilere neden olabilir.
b)Orşiektomi: Orşiektomi testislerin ameliyat ile alınması işlemidir.

Cerrahi kastrasyon da denilir. Testosteron üreten en önemli kaynak vücuttan uzaklaştırıldığı için tümörün büyümesi yavaşlar. İktidarsızlık ve Sıcak basması gibi yan etkileri olabilir. Bu ameliyatın yapılması için genellikle hastanede yatmanız ve genel Anestezi (narkoz) almanız gerekmeyebilir.

Ameliyattan hemen sonra evinize gidebilirsiniz.
c)Medikal kastrasyon: Testislerin testosteron üretimi ameliyat yapılmaksızın da durdurulabilir. Medikal kastrasyon testislerin testosteron üretimini durdurmakta cerrahi kastrasyon kadar etkilidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara LHRH analogları denir.

Türkiye de bulunan ilaçlar Zoladex, Lucrin ve Decapeptyl dir. Ayda bir kez enjeksiyon ile uygulanırlar. Sıcak basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve hassasiyet, cinsel isteğin azalması ve bulantı gibi yan etkilere neden olabilirler.

2. Komplet hormonal tedavi: Hem cerrahi kastrasyon (orşiektomi), hem de medikal kastrasyon (LHRH analogları enjeksiyonu) testis kaynaklı testosteron etkisini ortadan kaldırırlar. Ancak, vücuttaki tüm testosteron etkisini tam olarak engellemezler.

Böbrek üstü bezleri de çok az oranda da olsa bir miktar testosteron etkisi gösteren Hormon sentezlerler. Bu nedenle, bu Hormonların etkisini ortadan kaldırmak için ek ilaçların kullanılmasına gerek vardır. Bu ilaçlara “antiandrojenler” denir. Eulexin, Casodex ve Androcur bu grup ilaçlardır.

Bu ilaçlar kan dolaşımındaki testosteronun prostat hücrelerine ulaşmalarını engellerler.

Medikal veya cerrahi kastrasyonun antiandrojen ilaçlar ile kombine edilmesine komplet hormonal tedavi denir. Komplet hormonal tedavi vücuttaki erkeklik Hormonu etkisini tam olarak ortadan kaldırır ve tümörün büyümesini yavaşlatır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/prostat-kanserinde-erken-tani-ve-tedavi/

Psikolojik Sertleşme Sorunu Nedir ? Tedavisi Var Mı ?

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Psikolojik sertleşme sorunu ya da psikojenik iktidarsızlık erkeklerde genç yaştaki erkeklerde rastlanan sertleşme probleminin en önemli nedenidir.

Yapılan araştırmalar 50 yaş üzeri sertleşme sorunu ile başvuranlarda daha sıklıkla organik sebepler, 50 yaş altında psikolojik sebepleri adres göstermektedir.

Psikolojik sertleşme sorunu ve tedavisi için Dr. Cüneyd Sevinç’in kaleme aldığı yazıyı okuyunuz:

Psikolojik Sertleşme Sorunu

Sertleşme sorununun organik sebepleri arasında sıklıkla rastlanan, şeker hastalığı, tansiyon hastalığı ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları bu yaş grubunda görmüyoruz.

Üroloji doktorları genellikle bu aşamada hastalığın kendileri ile ilgili olmadığını olayın kaynağının pisikolojik olduğunu düşünür ve hastaya bir pisikoloğa görünmesini üroloji açısından organik bir sebep olmadığı için tedavi edilecek bir şey olmadığını söylerler.

Etrafımızda bir çok ‘Sertleşme Sorunumun Psikolojik Olduğu ve Zamanla Geçeceği Söylendi ama Geçmedi’ diyen hastamız var.

Hastaların açısından bakıldığında onların da tedaviye uyumda güçlük çektiğini görüyoruz. Erektil disfonksiyona psikolojik dendiği zaman hasta herhangi bir tedavi almadan olayın kendi kendine düzelmesini istiyor.

Oysaki içine girilen psikolojik durumun sebebi her neyse ortadan kalkması o kadar da kolay değil.

İş ya da ev hayatında meydana gelen bir bozukluk, partnerden alınan olumsuz bir tepki, aşırı yorgunluk ve Stres gibi durumlar ya da çok sayıda ilişkiye bağlı psikolojik yıpranma erkeklerde bir süre sonra cinsel isteksizliğe sertleşme cevabında azalmaya ve sonunda erektil fonksiyon kaybına neden olabiliyor.

Psikolojik Mi Organik Mi ?

Psikolojik sertleşme sorunu

Üroloji doktorları tarafından sertleşme probleminin psikolojik ya da organik olduğunu ayırt etmek günümüz teknolojisi ile çok kolaydır. İleri yaşlar dışında bahsettiğimiz gibi çoğunlukla pisikolojik olan bu probleme tanı koymak kolay oluyor ancak tedavi etmek çoğu zaman uzun ve sabırlı bir mücadeleyi gerektiriyor.

Erkeğin kendini olumsuz etkileyen faktörü bulup ortaya çıkarması deneyimli bir psikoloğun yardımıyla çoğu zaman kolaylıkla başarılabilir. Zor olan ise bu durumun ortadan kaldırılması veya tedavi edilmesidir.

Bu ve benzer nedenlerle cinsel fonksiyon bozuklukları nadiren tek bir Doktor tarafından başarı ile tedavi edilebilir. Tedavinin içerisinde Psikoloji uzmanı, üroloji ve kadın doğum doktoru olan bir ekip tarafından düzenlenmesi başarıya kısa sürede ulaşmayı kolaylaştırır.

Hastalığın kendi kendine düzelmesi çok uzun zaman alacaktır. Bazı hastalarda ise bu hiç mümkün olmayacaktır. Zamanla cinsel konularda kendine güvensizlik ve başarısız olma korkusu gibi genel olarak performans anksiyetesi adını verdiğimiz semptomların oluşmasına neden olacaktır.

Tedavide asıl görev hastayı doğru şekilde bilinçlendirmesi gereken uzman ekibe düşer. Pisikolojik bile olsa hasta ciddi bir problemle karşı karşıyadır. Tedavi edilmediği taktirde bu problem gittikçe daha da büyür.

Tedavide hedef psikojenik problem ortadan kalkana kadar erektil aktiviteyi destekleyecek ilaçlar vermektir. Böylece cinsel hayatın devamlılığı sağlanmalıdır. Sadece başarabildiğini görmek bile tedaviye en büyük katkıyı oluşturur.

Tedavinin ilk aşamasında kimyasal ilaçlar genellikle fazla kuvvetli olur. Problemin kalıcı çözümüne yönelik değil anlık durumu kurtarıcı faydalar verir. Kimyasal ilaçların (Viagra, Cialis, Levitra) birçok yan etkileri de vardır.

Bu yan etkilerden en sık görüleni psikolojik bağımlılık yapmasıdır. Hasta ilaçlarla çok iyi performans sergilediğini görür ancak ilaç kullanmadığı zamanlarda aynı performansı gösteremeyeceğini düşünerek endişeye kapılır.

Bu endişe zamanda ilaçsız başaramama korkusuna dönüşür ve performans anksiyetesi haline gelir. Hastalar bu sebeple hekimler tarafından verilen tedavilere uyumsuzluk gösterirler.

Tamamlanmayan tedaviler sorunun tam olarak çözemez.

Son yıllarda uzakdoğu tıbbına ilginin artması ile düşük yan etki profiline sahip daha çok bitkisel kaynaklı cinsel performans arttırıcı gıda takviyeleri kullanıma girmiştir. Bu tip ürünler psikojenik erektil disfonksiyon tedavisinde yavaş yavaş birinci basamak tedavi haline gelmektedir.

Tedavi amacıyla günlük olarak doktor tarafından belirlenen dozlarda gıda takviyeleri kullanılır. Bu takviyelerin hem kullanıldığı anda hemde uzun vadede cinsel fonksiyonlar üzerine olumlu etkileri bulunur. Cinselliğe karşı olan ilgiyi arttırır. Daha kolay ve uzun süreli uyarılmayı sağlar. Ereksiyon ve ejakulasyon kalitesini arttırır.

Bu tedavi protokolünü yerleşmesinde doktorların tercihleri kadar hastaların istekleri de önemli rol oynamaktadır. Yüksek başarı oranı düşük yan etki profili cinsel performans arttırıcı besin takviyelerinin kullanımını her geçen gün arttırmaktadır.

Tıbbi literatüre baktığımızda her geçen gün daha fazla sayıda ginseng, ginko, epimedium, maca, saw palmetto gibi bitkisel ürünler hakkında bilimsel makalelerin çıktığını görmekteyiz. Bilimsel destek arttıkça tıp camiası daha artan oranda ve güvende bu ürünleri kullanmaktadır.

Psikojenik empotans tedavisi önümüzdeki yıllarda daha yakından ilgilenen ve başarı ile tedavi bir hal alacaktır.

Yazan: Dr. Cüneyd Sevinç.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/psikolojik-sertlesme-sorunun-tedavisi/

Sıkça Sorulan Sorular

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Erkeklerde mesane (idrar kesesi) tabanında yer alan ve dış idrar yolunun ilk kısmını çepeçevre saran bir organdır.

Prostatın görevi nedir?

Erkeklerde ergenlik dönemi sonrası faaliyete geçen prostatın en önemli görevi meninin sulandırılması ve meni içindeki spermlerin vücut dışında belli bir süre sağlıklı yaşayabilmesini sağlamaktır. Böylece spermlerin kadınların yumurtasını döllemeleri için gerekli ortam sağlanmış olur.

Bende prostat var mı?

Erkek çocuk prostatı ile birlikte doğar. Prostat bir hastalık değil bir organdır. Prostat hastalığı olarak eksik ifade edilen hastalık ise prostatın iyi huylu büyümesidir (BPH).

Çatallı idrar yapma, gece idrara kalkma, idrarı kesik kesik yapma vb.

şikayetler de sitedeki BPH bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmış olup sıklıkla bu hastalığın belirtileridir. Prostat büyümesi (BPH) tanısı için mutlaka üroloji uzmanına başvurmak ve muayene olmak gerekmektedir.

Erkeklerin 40 yaşından sonra şikayeti olsun veya olmasın yıllık prostat muayenesi yaptırmaları önerilmektedir.

Prostatım kansere döner mi?

İyi huylu prostat büyümesi (BPH) prostat kanserinden tamamen farklı bir hastalıktır. Bu konuda sık yapılan hatalardan biri bu iki hastalığı birbirine karıştırmaktır. Prostat kanseri, prostatın iyi huylu büyümesinden (BPH) bağımsız olarak gerçekleşir. Bilinmesi gereken diğer bir önemli nokta ise bu iki hastalığın tedavilerinin de tamamen farklı olmasıdır.

Prostat büyümesi (BPH) nedeniyle ameliyat olunca prostat kanseri olma ihtimalim kalır mı?

Evet bu ameliyattan sonra prostat kanserine yakalanma ihtimali yine de devam eder. Prostat kabaca tarif edilecek olursa portakalda olduğu gibi meyve bölümü ve kabuk bölümü (Kapsül) olarak iki bölümden oluşur. Prostatın iyi huylu büyümesi daima iç taraftaki meyve bölümünden kaynaklanır.

Bu nedenle yapılan tüm ameliyat teknikleri (TUR, Greenlight lazer veya açık ameliyat) prostatın iç tarafına yöneliktir. Yani meyve çıkartılır ama kabuk kalır. Prostat kanseri ise çok sıklıkla dış bölüm yani prostatın kapsülünden (kabuk) kaynaklanır.

Bu nedenle bu ameliyatlardan sonra prostat kanseri olma ihtimali devam edeceği için yıllık prostat muayenelerine aksatılmadan devam edilmesi gerekmektedir.

Prostat ameliyatı sonrası erkekliğimde değişiklik olur mu?

İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde uygulanan ameliyatlardan sonra ereksiyonda (sertleşmede) değişiklik oluşmaz.

Ancak cinsel ilişki sonunda boşalmada (ejakülasyon) dışarı atılan meni için mesaneye (idrar kesesi) doğru geri gelebilir. Bu durum herhangi bir sağlık problemine yol açmamakla beraber meni idrarla beraber dışarıya atılır.

Çocuk sahibi olmayı planlayan hastaların bu durumu ve çözümlerini doktorlarına danışmaları ve bilgi almaları gerekmektedir.

PSA nedir ve kimlerde bakılmalıdır?

PSA (Prostat Spesifik Antijen), prostat tarafından salgılanan ve spermlerin kadın yumurtasını döllemesinde gerekli olan bir enzimdir. PSA değeri kan örneği ile değerlendirilir. PSA nın kandaki değeri prostatın bazı hastalıklarında artar. Bu değerlendirme kesinlikle bir üroloji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Sadece laboratuardan çıkan sonucun yanında yazan normal değerlere bakmak ne yazık ki bu tahlilin çok yanlış değerlendirilmesine sebep olabilmektedir!

PSA'nın 45 yaşını geçen tüm erkeklerde bakılması önerilmekle beraber ailesinde prostat kanseri olan erkeklerin çok daha erken yaşlarda ve aksatmadan yıllık PSA değerlendirmesi yaptırmalarının hayati önemi vardır.

Prostat kanseri teşhisi için biyopsi yaptırmak şart mıdır?

Prostat kanserinden şüphelenildiği durumlarda kanser teşhisi için mutlaka biyopsi yapılması gerekmektedir. Prostatın kanseri,prostatın iyi huylu büyümesi (BPH) dan farklı olarak tedavi edilmesi gereken, kendi haline bırakılırsa ölümcül olan bir hastalıktır.

Günümüzde erken teşhis ve oturmuş tedavi yöntemleriyle prostat kanserinin tam olarak tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir. Erken teşhis bu tedavilerde hayati öneme sahiptir.

Bu sebeple korkular bir tarafa bırakılmalı ve gerekiyor ise en kısa zamanda biyopsi yapılmalıdır.

Prostat biyopsisi, tecrübeli radyoloji veya üroloji uzmanları tarafından uygulanmalıdır.

Ne yazık ki tecrübesi az olan merkezlerde uygulanmış biyopsiler nedeniyle anlatılan hikayeler hastaları korkutmakta ve hayati önemi olan tedaviler gecikebilmektedir.

Ayrıca biyopsinin prostatta en doğru yerlerden alınması da bu konudaki teşhiste son derece önemlidir. Alınan parçaları değerlendirilmesi patoloji uzmanlarınca yapılmakta olup kanser hastalıkları ve tedavileri tam anlamıyla bir ekip işidir.

Prostat kanseri nedeniyle olunacak ameliyatta ve sonrasında en sık karşımıza çıkabilecek sorunlar nelerdir?

Prostat kanseri nedeniyle uygulanan ameliyata Radikal Prostatektomi denir ve prostatın iyi huylu büyümesi için yapılan ameliyatlardan tamamen farklıdır. Çünkü bu ameliyat esnasında prostatın iç kısmı ile beraber (stroma) dıştaki kabuk bölümü de (kapsül) çıkartılmalıdır.

Bu kapsül bölümünün üstündeki damar ağı kanamalara son derece eğilimlidir ve bu kanamaları kontrol edebilmek çok tecrübeli Ürologların yapabileceği bir iştir. Yüksek tecrübe ve bilgi dışında uygulanamayan bu ameliyat ancak sayılı ürolog tarafından uygulanabilmektedir.

Avrupa'da son yıllarda bu ameliyatı yılda 10 defadan az uygulayan üroloji uzmanlarının ameliyatı yapmalarının yasaklanması ve bu ameliyatın sadece yüksek tecrübeye sahip merkezlerce uygulanması önerilmiştir.

Bu ameliyatı yapacak hekimin tecrübesi ve bu ameliyatı toplam kaç defa uyguladığı ameliyatın sonuçlarını çok etkilediği düşünülmektedir.

Bu ameliyat esnasında ereksiyonu (peniste sertleşme) sağlayan sinirler de kesilmektedir. Ameliyat sonrası ereksiyon olmamakta ise de çok daha az üroloji uzmanı tarafından uygulanabilen sinirlerin korunduğu teknik sayesinde artık ereksiyon ameliyat öncesine yakın oranlarda korunabilmektedir.

Bu sinirlerin korunabilmesi için öncelikle kanserin yayılma şüphesinin bulunmaması gerekmektedir.

Doğru seçilmiş hastalarda bu özel tekniğin ancak iyi uygulanması ile ereksiyonu (penisin sertleşmesini) sağlayan sinirler tam olarak korunabilmekte ve ameliyat sonrası hastaların cinsel hayatlarını doğal olarak sürdürebilmeleri kanserden kurtulma ile beraber mutluluğu ikiye katlamaktadır.

Ameliyat sonrası hasta bir müddet idrar kaçıracak ama tecrübeli ellerde çok kısa süre sonra bu sorun bitecektir.

Mesane (idrar torbası) kanserimin tedavisi için mesanemin çıkartılması gerektiği, ameliyattan sonra idrarımı karnıma takacağım torbaya biriktirmem gerektiği söylendi. Ömür boyu torba taşıma fikri beni çok rahatsız ediyor ne yapılabilir?

Derine ilerlemiş (invazif) mesane tümörlerinin temel tedavi yöntemi olan ameliyata Radikal Sistektomi+Lenf Nod Diseksiyonu+Üriner Diversiyon adı verilir.

Bu ameliyatla kadınlarda mesaneyle birlikte rahim, yumurtalıklar ve vagina ön yüzü de çıkartılmakta erkeklerde ise mesaneyle beraber prostat ve meni keseleri de çıkartılmaktadır.

Her iki cinsiyette de ortak olarak bu bölgedeki kanserin sıçrama ihtimali olan tüm lenf bezleri (lenf düğümleri) temizlenmektedir.

Böbreklerden süzülen idrarın birikebileceği idrar torbası alındığı için idrar yolları bir miktar barsak kullanılarak karından bir delikle ağızlaştırılır ve idrar artık buradan dışarıya akar (konduit).

İdrarın çevreyi kirletmemesi için de cilde yapıştırılan bir torba kullanılır. Torba doldukça tıpası açılarak boşaltılır.

Ancak idrar dolu bu torba ile oluşabilecek olan koku ve torba ile sosyal hayatın idamesi sıkıntılı olabilmektedir.

Ortotopik Mesane yöntemi ile barsaktan yeni bir idrar torbası oluşturulmakta ve çıkarılan mesanenin (idrar torbasının) yerine yerleştirilerek idrar yolları bu yeni torbaya bağlanmaktadır. Bu yeni idrar torbası sayesinde idrar ameliyattan önce olduğu gibi aynı şekilde normal yerinden yapılabilmekte ve vücut dışında hiçbir torba taşımaya gerek olmamaktadır.

Bu zor ameliyatın yapılabilmesinde en büyük sıkıntı çok çok az üroloji uzmanı tarafından bilinmesi ve uygulanabilmesidir.

Ameliyattan sonra dikkat edilmesi gerekecek olan en önemli özellik uyanıkken hastanın normal hayatını idame etmesinin yanında geceleri uykuda saat kurularak 2-3 saat aralıklarla tuvalete gitmesini gerektirmesidir. Aksi takdirde geceleri idrarını kaçırarak altını ıslatacaktır.

Böbreğimde kist olduğu söylendi. Bu kist kanserleşebilir mi?

Böbrek kistlerinin tümü aynı yapıda değillerdir. Bu kistlerin kanserleşmeye olan eğilimlerine göre sınıflandırılmasında en sık olarak Bosniak sınıflandırması kullanılır.

Bu sınıflandırma ile tip 1 düzgün yüzeyli basit kistler için ek tedavi gerekmezken tip 2 kistler %5 e varan oranlarda kanserleşebilir ve periyodik olarak takip edilmeleri gerekmektedir.

Tip 3 kistlerin ise %50 si içinde kanser taşımaktadır ve derhal çıkartılmaları gerekmektedir.

Tip 4 ise böbrek tümörünün kistik hali olarak değerlendirilmeli ve derhal çıkartılmaları gerekmektedir.

Источник: http://www.tahirkaradeniz.com/sikca-sorulan-sorular.html

Cinsellik hakkında kanser hastası ve eşinin bilmesi gereken 5 şey

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

09.11.2017

Her yıl milyonlarca insan kanser teşhisi alıyor. Kanser hastası ve yakını teşhis aldıkları anda ilk şok ve moral bozukluğu ile hastalık ve tedavisinden başka hiçbir şey düşünemezler. Fakat tanı döneminden sonra normal hayattan kopmamak, cinsellikten, sosyallikten ve hobilerden uzaklaşılmamak tedavi sürecine de yardımcı olmaktadır.

Cinsel arzunuz ve enerji seviyeniz tedavi sırasında değişirse, bunun doğal ve birçok insanda olduğu unutulmamalıdır. Bu durum stres, yorgun hissetme ve diğer tedavi yan etkilerinden kaynaklanabilir. Kanser hastalığında bağlı cinsel problemler sık yaşanır, yalnız olmadığınızı ve bu konuda yardım isteyebileceğinizi unutmayın.

1- Cinsellik sadece beden ile değil, duygularla da yaşanır

Cinsel duygular ve tutumlar insanlar arasında, hasta olmasa bile büyük farklılıklar gösterir. Kanserler ise bu konuyla ilgili farklı sıkıntılara sebep olabilir.

Kadın yumurtalık (over), rahim ağzı (serviks) veya prostat kanseri gibi üreme organlarının direk etkilendiği durumlar farklı cinsel problemlere yol açtığı için özel yaklaşımlar gerektirebilir.

Diğer bir yandan, baş-boyun kanserinde mesela ağız kuruluğu, şekil bozukluğu ve halsizlik cinsel istekte (libidoda) düşüşe neden olabilir. Menopoz döneminde kadınlarda hormonal değişimler sebebiyle kuruluk ve orgazm olamama gibi sıkıntılar yaşanabilir.

Bu bedensel değişikliklerin ve sürecin getirdiği duygusal sıkıntılar eşler arasında cinselliği yaşamaya engel değildir. Sarılmak, dokunmak ve hissetmek de cinselliğin birer parçasıdır. Sevdiğinizi ve sevildiğinizi hissetmek için duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin.

2- Soru sormaktan korkmayın

Kanser tedavi sürecinde veya sonrasında ile cinsel ilişkide sorunlar çıkabilir. Bununla ilgili sorularınızı doktorunuza yöneltmekten utanmayın ve korkmayın. Örneğin tedavinin cinsel fonksiyonlara nasıl etkisi olacağını merak edebilirsiniz.

Bu gayet doğaldır ve bu şekilde doktorunuza sorabilirsiniz. Doktorunuz medikal tedavinizle yoğun bir şekilde ilgileniyor olabilir.

O zaman bu konuyla ilgili onkoloji hemşirenize danışabilir, kanser psikolojisi alanında uzman bir psikiyatr veya psikologdan destek alabilirsiniz.

3- Beklemeyin, çözüm odaklı hareket edin

Aklınızdaki soruların cevapları ve sorularınızın çözümü için beklemeyin, harekete geçin. Örneğin tedavi sırasında verilen ilaçlar hormonları da etkilediği için erkeklerde sertleşme problemi, libido seviyesinin azalması veya kadınlarda vajinal kuruluğa sebep olabilir.

Pelvik taban (kasık bölgesi) terapisi ve masaj gibi destekler ile rahatsızlığınızın boyutuna göre masaj yağı, kayganlaştırıcı jel gibi yardımcı malzemeler kullanabilirsiniz… Fiziksel görünüşünüzde değişimler olabilir. Bunun da güzel çözümleri vardır; örneğin operasyon geçirmiş meme kanserli hastalar ameliyat izlerine dövme yaptırabilir.

Duygusal olarak rahatlama için ise mutlaka eşinizle iletişim kurun, konuşun ve ihtiyaç hissederseniz psikolojik destek alın.

4- Yalnız değilsiniz

Unutmayın bu sıkıntıları sadece siz yaşamıyorsunuz, yalnız değilsiniz. Her yıl dünya üzerinde kanser teşhisi alan 14 milyon insan var. Her biri eşleri ya da partnerleri ile ilgili bu süreçte bazı sorunlar yaşayabiliyorlar. Kanser hastalığının getirdiği zor süreç doğal olarak eşinizi de etkiler.

Eşinizle tedavi öncesinde, sonrasında oluşabilecek potansiyel sorunlar ile ilgili önceden konuşun. Eşiniz bu sürede duygusal ve fiziksel yakınlığa ihtiyaç duyabilir veya çok bencil, ısrarcı görünmekten korkabilir. Bu süreç psikolojik bazı sıkıntılara yol açabilir. Eşler bu konuları önce açan taraf olmaktan çekinebilir.

İlk adımı siz atın, bu konuyu onunla mutlaka konuşun.

5- Zor bir yolculuk biliyoruz, PES ETMEYİN

Kanser hastaları tedavi sürecini oldukça zor geçirirler, yıpranmalar ve yorgunluklar olur. Bu sıkıntılı süreçte cinsellik her zaman sabit ve değişmeyen bir şekilde ilerlemez. Kanser hastalığı olsa da olmasa da; cinsellik herkesin 20, 40 ve 50’li yaşlarında değişim halindedir.

Hayatın her evresinde olduğu gibi bu konuyla ilgili de inişler çıkışlar oldukça normaldir. Enerjiniz azalabilir, ağrı veya mide bulantısı gibi şikayetleriniz olabilir, fiziksel görünüşünüz değişebilir. Siz yine de bekleyişe geçip karamsarlığa girmeyin.

İşinizden, ilişkilerinizden, cinselliğinizden kopmayın, kendinizi soyutlamayın ve elinizden geldiğince aktif olmaya çalışın.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/cinsellik-hakkinda-kanser-hastasi-ve-esinin-bilmesi-gereken-5-sey/

Erkeklerin Kanser Sırasında Cinsellik Hakkındaki Soruları

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Bazı kemoterapi ilaçları zaman içerisinde küçük miktarlarda bulunabilmektedir. Kemoterapi alırken ve sonrasında yaklaşık 2 hafta boyunca prezervatif kullanmak isteyebilirsiniz.

Radyasyon terapisinin bazı türleri de belirli zamanlar için özel önlemler gerektirmektedir.

Örneğin, prostat kanseri için “tohum implantı” (brakiterapi) alan bir erkek, tohumlar bazen hareket edebildiğinden, prezervatif kullanımı gibi güvenlik önlemlerini doktoruyla birlikte kontrol etmelidir.

Kemoterapi alan erkekler tedavi süresince ve sonrasında bir süreliğine hamileliğe sebebiyet vermekten kaçınmalıdır, çünkü kemoterapi sperm hücrelerindeki DNA’ya zarar verebilmektedir.

Bu, doğum kusurlarına yol açabilmektedir. Partnerinizin hamile kalma ihtimali varsa, doktorunuzdan doğum kontrolü hakkında bilgi edinin.

Bu sebeple kullanılan doğum kontrolünü ne zaman durdurmanız gerektiğini de bilmek isteyebilirsiniz.

Kanser tedaviniz sırasında yaşanan cinsel faaliyetler genelde partneriniz için güvenli olsa da, bazı çiftler tedirginliklerini bir sağlık ekibiyle gözden geçirmeden sadece cinsel ilişkiye girmeyi bırakırlar. Tıbben cinsel yaşantıyı sürdürme izni verilmişse ve buna rağmen hala emin olamıyorsanız, biraz daha süreye ihtiyacınız olabilir.

Partnerinizin kendinizi daha iyi hisseder hissetmez cinsel ilişkiye girmek istediğinizi bildiğinden emin olun. Partnerinize kendinizi daha seksüel hissedebilmek adına yardımcı olması için “Rahat bir şekilde sevecen olmayı deneyelim” veya “Beni hala çekici bulduğunu bilmek isterim” gibi bazı fikirler verin.

Partnerinizin kanser tedavisinin cinsel ilişkiyi tehli kılmadığından emin olmasını sağlamanız da gerekebilir. Kanser bir başkasından bulaşamaz. Harici radyasyon tedavisi alıyorsanız, sizinle cinsel ilişkiye girmek partnerinizi radyasyona maruz bırakmaz.

Kanser olan bir kişi ne zaman cinsel ilişkiye girmemelidir?

Kanser tedavisi ekibinize cinsel ilişkinin tedaviniz süresince veya sonrasında bir problem yaratıp yaratmayacağını sorun. Aşağıda birkaç genel öneri bulabilirsiniz:

  • Ameliyat sonrası iyileşme dönemindeki cinsel ilişki kanamaya neden olabilir veya cerrahi kesiyi (insizyon) gerebilir. Cinsel ilişki aynı zamanda enfeksiyon riskinizi de artırabilmektedir. Ameliyat ve güvenli bir şekilde cinsel ilişkiye girebileceğiniz zaman arasındaki süre değişebilmektedir. Bu süre ameliyatın türüne ve ne kadar iyi iyileştiğinize göre değişebilir. Cerrahınız cinsel ilişkiyi tekrar denemek için güvenli olacak zamanı size söyleyecektir.
  • Mesane kanseri gibi kanserin bazı türleri genital bölgede veya idrar yolunda kanamaya sebep olabilir. Bu kanama cinsel ilişki sonrası artıyorsa, doktorunuza danışınız. Kanama durana ve bölge iyileşene kadar beklemeniz gerekebilir.
  • Kemoterapi sırasında, infüzyon kateterine sahip kişiler bazen cinsel faaliyetin buna zarar vereceğinden endişe duyarlar. Kateterin üzerine baskı uygulamamaya dikkat ettiğiniz sürece cinsel ilişki herhangi bir problem yaratmayacaktır.
  • Kanser tedavisi gördüğünüz sırada bağışıklık sisteminizin normalde çalışması gerektiği gibi çalışmadığı zamanlar olacaktır. Bu zamanlarda her türlü enfeksiyon kapmanız çok daha kolay olacaktır. Aynı şekilde, cinsel temasın çok daha yüksek enfeksiyon riski altına atıp atmadığını doktorunuza danışın. Çoğu doktor toplum içine çıkacak kadar iyi olmanız durumunda, cinsel ilişkiye de girecek kadar iyi olduğunuzu söylemektedir. Zayıf bağışıklıktan dolayı hastanede yatıyorsanız, öpüşme, kucaklaşma veya cinsel dokunuş hakkında doktorunuza danışın.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye çalışmak için yapabilecekleriniz bulunmaktadır. İdrar yollarında veya genital bölgede enfeksiyona yol açan bazı bakteriler cinsel ilişkiden birkaç dakika sonra idrar yapmanız durumunda vücuttan atılabilmektedir. Sonrasında idrarınızı daha kolay yapabilmeniz için cinsel ilişkiden önce bir bardak su içmek isteyebilirsiniz.
  • Partnerinizin cinsel organında herhangi bir yara, şişlik veya siğil benzeri bir kabarıklık veya herhangi bir anormal sıvı toplanması veya sızıntısı fark etmeniz durumunda, bunun sebebini öğrenmeniz ve cinsel ilişkinin güvenli olup olmadığına daha sonra karar vermeniz gerekir.
  • Oral, vajinal veya anal sekste cinsel ilişkinin başından sonuna kadar lateks veya plastik prezervatif kullanarak cinsel yolla bulaşan hastalık kapma şansınızı büyük ölçüde azaltabilirsiniz.

Diğer sorular

Muhtemelen burada belirtilmeyen birçok farklı sorunuz bulunmaktadır. Bunları doktorunuz veya kanser tedavisi ekibinizin diğer üyeleriyle paylaşmaktan tedirgin olmayın ve çekinmeyin. Bu soruları bir sonraki ziyaretinizde hatırlayabilmeniz adına not edin.

Profesyonel yardım almak

Doktorlar da dahil olmak üzere, birçok sağlık uzmanının cinsellik ile ilgili konularda çok az eğitimi vardır. Cinsel ilişki hakkında konuşmaktan rahat bile olmayabilirler, fakat bunu yapabilecek birini bulmak konusunda size yardımcı olabilirler.

Birçok doktor kanserin ve ilaç tedavisinin cinsel açıdan yan etkilerini açıklamakta başarısız olur. Bunun hakkında konuşsalar bile, beklenmesi gerekenler konusunda size net bir resim çizemeyebilirler.

Fakat kanserin veya tedavisinin cinsel hayatınızı nasıl etkileyebileceği (veya etkilediği) konusunda tedirginlikleriniz var ise, bunu belirtmek ve sorularınıza yanıt almak, sizi rahatsız etse de, çok önemlidir.

Kanser uzmanınız size yardımcı olamıyor ise, cinsel problemlerin tedavisi konusunda ek eğitim almış bir Ürolog (idrar yolları ve erkek cinsel organları konusunda eğitim almış tıp doktoru) tarafından muayene edilmeniz gerekir. Birçok ürolog ereksiyon problemleri için ameliyat yapmakta veya tıbbi tedaviler planlamaktadır. Ereksiyon probleminin sebebini bulmak için gerekli olabilecek özel ekipmana da sahiptirler.

Bir cinsel problemin en muhtemel sebebi bir hormon dengesizliği olması halinde, endokrinolog olarak anılan bir tıp doktoruna danışılmalıdır.

Endokrinologlar hormon seviyesini kontrol eden karmaşık döngüler ve sistemler konusunda uzmandır.

Genellikle, kendi doktorunuz probleminizin çözümü için bir endokrinologun özel bilgisine ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecek en doğru kişidir.

Kanser uzmanınız veya aile doktorunuz size yardımcı olamıyor ise, sizi yardım alabilmek üzere yönlendirebilmeli ve bunun için istekli olabilmelidir. İhtiyacınız olan cevapları bulmanıza yardımcı olabilecek birçok farklı program ve uzman bulunmaktadır.

Источник: https://neolife.com.tr/erkeklerde-kanser-sirasinda-cinsellik/

Kanser Tedavisi Sonrası Kadınlarda Kısırlık ve Doğurganlık Sorunu

Kanser Hastası Kadınlarda Cinsel Sorunlar ve Tedavileri

Kanser tedavilerinin birçoğu doğurganlığı etkileyebilir. Bu etki geçici veya kalıcı olabilir. Doğurganlık, gebe kalma yeteneğidir. Kısırlık ise, hamile kalamamak ya da hamileliği korumanın mümkün olmaması durumudur.

Kanser teşhisi konulduktan sonra, kanser tedavisine başlamadan önce bu tedavi yöntemlerinin doğurganlığı nasıl etkileyebileceği konusunda sağlık ekibiniz ile konuşunuz. Ayrıca, doğurganlığı korumak için seçenekleriniz hakkında da sorular sorunuz.

Kanser Tedavisi Doğurganlığı Nasıl Etkiler?

Kanser hastalığı ve kanser tedavisine bağlı doğurganlık problemleri 2 ana şekilde gerçekleşir:

  1. Üreme organlarının hasar görmesi (yumurtalıklar, fallop tüpleri, rahim ve serviks gibi)
  2. Hormon üretimi de yapan organların hasar görmesi (yumurtalıklar gibi)

Yumurtalıklar çok önemlidir. Bunlar, bir kadının yumurta deposu organlarıdır. Yumurtalıkların hasar görmesi, yumurtalık rezervinde düşüşe sebep olabilir. Yumurtalık rezervi, her iki yumurtalıkta olgunlaşmamış yumurta toplam sayısıdır. Sağlıklı yumurta kaybı, kısırlık ve erken menopoz sorunlarına neden olur.

Doğurganlığı Etkileyen Kanser Tedavileri

Aşağıdaki kanser tedavileri ile doğurganlık ile ilgili olası yan etkileri arasında bağlantı olabilir.

  • Kemoterapi, özellikle alkile edici ajanlar olarak adlandırılan ilaçlar doğurganlığı etkileyebilir.
  • Kök hücre/kemik iliği nakli için bütün vücuda radyoterapi doğurganlığı etkileyebilir.
  • Karın, pelvis, alt omurga, yumurtalık ve yumurtalık yakınları, beyindeki hipofiz bezi ve rahme radyoterapi de doğurganlığı etkileyebilir.
  • Üreme organlarının herhangi birinin cerrahi olarak çıkarılması:
    • Histerektomi denilen bir yöntemle rahim
    • Trakelektomi veya histerektomi yöntemi ile serviks
    • Ooferektomi denilen yöntemle bir veya her iki yumurtalık
  • Pelvik lenf düğümlerinin cerrahi olarak kaldırılması

Not: Eğer doğurganlık konusunda endişeleriniz varsa, mutlaka doktorunuzla konuşunuz.

Kanser Tedavi Sonrası Doğurganlık Değerlendirmesi

Eğer kanser tedavisi sonrası adet dönemleri varsa, hala hamile kalmanız mümkün olabilir. Ancak, devam eden regl periyotları doğurganlık kanıtı değildir. Bazı kadınlarda, kanser tedavileri adet dönemlerinin durmasına, yani erken menopoza neden olabilir ve kalıcı kısırlığa yol açabilir.

Diğer durumlarda ise, regl dönemleri kanser tedavisi sürecinde durabilir, ancak zamanla düzene girer. Birçok kanser ilaçları yumurtalık rezervini azaltır ve kemoterapiden sonra adet gören kadınlarda hala doğurganlık düşük olabilir. Genellikle yaşlı kadınlarda ve yüksek doz kemoterapi ile radyoterapi alan kadınlarda adet kanamaları düzene girmesi uzun zaman alır.

Ayrıca, bu kadınlarda tedavi sonrası yeniden adet görme olasılığı daha düşüktür.

Bir kadın kanser tedavisi devam ederken regl periyotları devam etse ve hala doğurgan olsa bile, erken menopoza girme ve doğurganlığın azalması riski vardır. Eğer geçmişte kemoterapi veya radyoterapi tedavileri aldıysanız ve doğurganlık ile ilgili endişeleriniz varsa, doktorunuzla konuşunuz. Doktorunuz duyarlı hormonal testler ile yumurtalık rezervi testleri için se edebilir.

Yaşlı kadınlar ile kıyaslandığında, çocuklar ve genç kadınların yumurtalık rezervi daha büyüktür. Bu nedenle, bu grupta tedavi sonrası erken menopoz ve kısırlık riski daha düşüktür.

Ancak, bu genç kadınların kanser tedavisi sonrası doğurganlığını kaybetmeyeceği anlamına gelmez.

Pelvik ve alt karına radyoterapi ve güçlü kemoterapi tedavisi, erken menopoz ve doğurganlığın azalması riskini ortaya çıkarabilir.

Kanser Tedavisi Sonrası Hamile Kalmak

Bir kadının kanser tedavisi tamamlandıktan bir süre sonra hamile kalabilmesi için şunlara sahip olmalıdır:

  • En az bir sağlıklı yumurtalık ve yeterince sağlıklı yumurta
  • Bir sağlıklı fallop tüpü
  • Bebeğin büyüyebileceği sağlıklı rahim
  • Belirli hormonların ideal bir seviyede olması

Kanser tedavisi bittikten sonra, doktorunuz hamile kalmayı denemeden önce birkaç yıl beklemenizi önerebilir. Bu bekleme süresi; kanserin türü ve evresi, tedavi türü ve hastanın yaşına bağlıdır. Örneğin; hormonal tedaviler (tamoksifen gibi) alan kadınların 5 ila 10 yıl boyunca gebeliği geciktirmeleri gerekebilir.

Kanser Tedavisi Sonrası Doğurganlığı Koruma Seçenekleri

İdeal olarak, çoğu doğurganlık koruma prosedürlerinin kanser tedavisi başlamadan önce yapılması gerekir. Kullanılabilir seçenekler aşağıdakiler gibi çeşitli faktörlere bağlıdır:

  • Yaş
  • İlişki durumu
  • Fiziksel ve cinsel açıdan olgunluğun nasıl olduğu
  • Belirli prosedürler hakkında bir kadının duyguları

Doğurganlık konusunda uzmanlaşmış doktorlar, bazı seçenekleri keşfetmenize yardımcı olabilirler:

  1. Embriyo dondurma: Embriyo dondurma kadınlar için doğurganlık korunmasında en başarılı yöntemdir.
  2. Oosit (döllenmemiş yumurta) dondurma: Embriyo dondurmaya benzer bir prosedürdür. Ancak, yumurta sperm tarafından döllenmeden dondurulur.
  3. Fertilite koruyucu cerrahi: Servikal veya yumurtalık kanseri için bazı ameliyat türleri, kanseri tedavi edebilir ve bir kadının doğurganlığını korumasına yardımcı olabilir.
  4. Radyasyon tedavisinde yumurtalıkların korunması: Yukarıda açıklandığı gibi, her iki yumurtalığa radyoterapi kısırlığa neden olur. Bazı kadınlarda doğurganlığın korunması için tek yumurtalığa radyoterapi alınması mümkün olabilir.
  5. Yumurtalık dokusunun korunması: Bu araştırılan prosedür, yumurtalık dokusunun cerrahi olarak çıkarılması ve dondurulmasını içerir. Kanser tedavisinden sonra bu doku geri nakledilir.

Yukarıda yer alan doğurganlık seçeneklerinin her biri herkes için uygun değildir. Doğurganlık-koruma prosedürleri genellikle pahalıdır ve bunların etkinliği değişir. Ayrıca, zaten stresli bir zamanda ekstra stres eklerler. Bu konuda doktorunuzun düşüncelerini almanızı öneriyoruz.

Önerilen Makaleler:

Источник: http://www.kansertedavisi.web.tr/kanser-tedavisi-sonrasi-kadinlarda-kisirlik-ve-dogurganlik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть