Kanser İle İlgili Kan Testleri

içerik

Kanser Testi: Kanser teşhisinde kullanılan laboratuvar testleri

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Kanser kan testleri ve diğer laboratuvar testleri kanser tanısını koymak için doktorunuza yardımcı olabilir.Endişenizi, kanser kan testleri ve nasıl kullanıldıkları hakkında bilgi edinerek azaltın.

Kanser olduğunuzdan şüpheleniliyorsa, doktorunuz tanıda yardımcı olması adına bazı kanser kan testleri veya idrar tetkiki ya da şüpheli bölgenin biyopsisi gibi diğer laboratuvar testlerini isteyebilir.

Kan kanserleri hariç olmak üzere, kan testleri kanser olup olmadığınız ya da bazı diğer kanser dışı rahatsızlıkların bulunup bulunmadığını kesin şekilde söyleyemez, ancak vücudunuzun içerisinde neler olup bittiği hakkında doktorunuza ipucu verebilir.

Doktorunuz kanser belirtilerini izlemek amacıyla kanser kan testleri istemesi, kanser tanısının konulduğu ve sizde kanser olduğu anlamına gelmez. Kanser kan testleri yapılırken doktorunuzun ne arıyor olabileceğini öğrenin.

Kan testi organlarınızın sağlıklı bir şekilde çalıştığı ve kanserden etkilenip etkilenmediği hakkında bir fikir verir.

Doktorunuzun aradığı nedir:

Kanser kan testleri için alınan örnekler kanser belirtileri için laboratuarda analiz edilir. Örnekler, kanser hücrelerini, proteinleri ya da kanserin ürettiği diğer maddeleri gösterebilir. Kan testleri aynı zamanda doktorunuza organlarınızın ne kadar sağlıklı bir şekilde çalıştığı ve kanserden etkilenip etkilenmediği hakkında bir fikir verir.

Kanseri teşhis etmede kullanılan kan testlerinin örnekleri aşağıdakileri içerir:

  • Tam Kan Sayımı (CBC). Bu sık kullanılan kan testi kan örneğinizdeki çeşitli kan hücre türlerinin miktarını ölçer. Bir kan hücresi türü çok düşük veya çok yüksek miktarda bulunuyorsa veya anormal hücreler belirlenirse, bu test yapılarak kan kanserleri belirlenebilir. Kemik iliği biyopsisi kan kanserinin tanısını teyit etmede yardımcı olabilir.
  • Kanprotein testi. Kanınızdaki çeşitli proteinleri incelemek için yapılan bir test (elektroforez), multipl miyelomı bulunan hastalarda bazen yükselen bazı anormal bağışıklık sistemi proteinlerini (immünoglobulinler) belirlemede yardımcı olabilir. Kemik iliği biyopsisi gibi diğer testler şüpheli tanıyı teyit etmek için kullanılır.
  • Tümör marker testleri. Tümör markerleri, tümör hücreleri tarafından üretilen ve kanınızda belirlenebilen kimyasal maddelerdir.

Fakat tümör markerleri aynı zamanda vücudunuzdaki bazı normal hücreler tarafından da üretilir ve kanser harici durumlarda seviyeleri önemli derecede yükselebilir. Bu durum tümör marker testlerinin kanserin tanısına yardımcı olma potansiyelini sınırlandırır. Sadece son derece nadir durumlarda bu tür bir testin kanserin kesin tanısını koymak için yeterli olduğu düşünülebilir.

Kanser tanısının konulmasında tümör markerlerini kullanmanın en iyi yolu belirlenmemiştir. Ve bazı tümör marker testlerinin kullanımı tartışmalıdır.

Tümör markerlerinin örnekleri içerisinde prostat kanseri için prostat-spesifik antijen (PSA), yumurtalık kanseri için kanser antijeni 125 (CA 125), medüller tiroid kanseri için kalsitonin, karaciğer kanseri için alfa-fetoprotein (AFP) ve testis kanseri ve yumurtalık kanseri gibi germ hücreli tümörler için insan koryonik gonadotropini (HCG) yer almaktadır.

  • Dolaşımdaki tümör hücresi testleri. Son dönemde geliştirilen kan testleri orijinal kanser bölgesinden ayrılıp kan dolaşımında yüzen hücreleri belirlemek için kullanılmaktadır. Meme kanseri, kolorektal kanser ya da prostat kanseri bulunan hastaları izlemek amacıyla bir dolaşımdaki tümör hücresi testi Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanmıştır. Bu test klinik ortamda yaygın olarak kullanılmamaktadır.

Sonuçlar ne anlama geliyor?

Test sonuçları dikkatlice yorumlanmalıdır, çünkü vücuttaki değişiklikler ve hatta ne yediğiniz gibi çeşitli faktörler test sonucunu etkileyebilmektedir.

İlaveten, kanser dışı rahatsızlıkların bazen anormal test sonuçlarına neden olduğu da unutulmamalıdır. Ve diğer durumlarda, kan testi sonuçları normal olsa dahi kanser mevcut olabilir.

Doktorunuz, kan seviyenizin normal sınırlar içersine düşüp düşmediğini belirlemek için test sonuçlarınızı değerlendirir. Ya da doktorunuz sonuçlarınızı geçmişte yapılan testlerin sonuçlarıyla karşılaştırabilir.

Sonraki adım nedir?

Kan ve idrar tetkikleri doktorunuza ipucu vermeye yardımcı olsa da, tanı koymak için diğer testler genellikle gereklidir. Birçok kanser türü için, incelemek amacıyla şüpheli hücrelerden örnek alma işlemi olan biyopsi çoğunlukla kesin tanının konulması için gereklidir.

Bazı olgularda, tümör marker düzeyleri zaman içerisinde izlenmektedir. Doktorunuz birkaç ay içinde kontrol testi planlayabilir. Tümör markerleri en sık kanser tanınız konulduktan sonra yardımcı olurlar. Doktorunuz, kanserinizin tedaviye yanıt verip vermediği ya da kanserin büyüyüp büyümediğine karar vermek için bu testleri kullanabilir.

Çoğu durumda, kanser tedavisini tamamladıktan sonra, kanser kan testlerinin kullanılması kanserin nüksetmesini izlemek için yardımcı olmayacaktır. Kanser türünüzün detaylarını doktorunuzla görüşün.

Источник: https://neolife.com.tr/kanser-testi/

Kanser Kan Testleri: Kanser Teşhisinde Kullanılan Laboratuar Testleri

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Kanser kan testleri ve diğer laboratuar testleri, doktorunuzun kanseri teşhis etmesine yardımcı olur. Kanser kan testleri ve nasıl kullanıldıkları hakkında bilgi edinerek tedirginliğinizi azaltabilirsiniz.

Kan testleri, kanserin varlığını veya yokluğunu nadiren gösterirler.

Eğer kanser olduğunuzdan şüpheleniliyorsa doktorunuz çoğunlukla, teşhise rehberlik etmesi için sizden kanser kan testleri veya idrar analizi veya şüphelenilen bölgenin biyopsisi gibi diğer laboratuar testlerini ister.

Kanser kan testleri, kanser olup olmadığınızı genellikle kesin olarak söyleyemez, yalnızca doktorunuza vücudunuzda neler olup bittiği hakkında ipuçları verir.

Doktorunuzun, kanser bulgularına bakmak için kanser kan testleri veya diğer laboratuar testlerini istemesi, size kanser teşhisi koyduğu ve kanser olduğunuz anlamına gelmez. Kanser kan testleri yapıldığında doktorunuzun tam olarak neye baktığını ve ne araştırdığını bilmelisiniz.

Doktorunuz neye bakmaktadır?

Kanser kan testleri veya idrar, sıvı ya da dokular üzerinde yapılan diğer testlerden toplanan örnekler, kanser bulguları için laboratuvarda analiz edilir.

Örnekler; kanser hücrelerini, proteinleri veya kanser tarafından yapılan diğer maddeleri gösterebilir.

Kan ve idrar da, doktorunuza organlarınızın ne kadar iyi işlediği ve kanserden etkilenip etkilenmedikleri hakkında fikir verebilir.

Kanser teşhisinde kullanılan kan ve idrar testlerinden örnekler şunları içerebilir:

  • Tam kan sayımı: Yaygın kullanılan bu kan testi asıl olarak kan örneğinizdeki çeşitli türdeki kan hücrelerinin miktarlarını ve diğerlerine oranlarını ölçer. Eğer bir türdeki kan hücrelerinden çok fazla veya çok az varsa ya da anormal hücreler bulunursa, bu test kullanılarak kan kanserleri tespit edilebilir. Kan kanserinin teşhisinin doğrulanmasında, kemik iliği biyopsisi de yardımcı olur.
  • İdrar sitolojisi: Bir idrarın mikroskop altında incelenmesi mesane, idrar yolu veya böbreklerden gelen kanser hücrelerini açığa çıkarabilir.
  • Kan protein testi: Kanınızda yer alan çeşitli proteinleri inceleyen (elektroforez) test; çoklu miyeloması olan kişilerde yüksek çıkan, anormal bağışıklık sistemi proteinlerini (immünoglobulin) saptamaya yardımcı olabilir. Kemik iliği biyopsisi gibi diğer testler ise şüpheli bir teşhisi doğrulamak için kullanılır.
  • Tümör Belirteç testleri: Tümör belirteçleri (veya markerları), tümör hücrelerinin yaptığı ve kanınızdan tespit edilebilen kimyasallardır. Ancak tümör belirteçleri, aynı zamanda vücudunuzdaki bazı normal hücreler tarafından da üretilebilir ve kanser olmadığı durumlarda da seviyeleri önemli ölçüde yüksek çıkabilir. Bu durum ise, tümör belirteç testlerinin kanseri teşhis etme potansiyelini sınırlandırmaktadır.

Tümör belirteçlerini kanser teşhisinde kullanmanın en iyi yolunun ne olduğu hakkında henüz fikir birliği bulunmamaktadır. Bazı kanser türleri için tümör belirteç testlerinin kullanımı da ayrı bir tartışma konusu olmuştur.

Tümör belirteçlerinin örnekleri; prostat kanseri için Prostat Spesifik Antijen (PSA), Yumurtalık Kanseri için kanser antijen 125 (CA 125), Medüller Tiroit Kanseri için kalsitonin, karaciğer kanseri için alfa-fetoprotein (AFP), testis kanseri ve yumurtalık kanseri gibi üreme hücresi tümörleri için insan koryonik gonadotropin’i (HCG) içerir.

öncelikle geçen gün test yaptırdım hemogram testi. sonuçlarım : hgb:11.3 normal aralık: 12.3-15.3 /// mcv:76.9 normal aralık :80-96/// rdw:16.0 norm… devamı

Sonuçlar ne anlama gelir?

Test sonuçları dikkatlice yorumlanmalıdır. Çünkü sonuçlara, vücudunuzdaki değişimler ve hatta neler yediğiniz gibi pek çok faktör etki edebilir. Buna ek olarak, kanser olmayan durumların da bazen anormal test sonuçlarına neden olduğunu unutmayın. Unutmamanız gereken bir diğer nokta kimi durumlarda, kan testi sonuçları normal olsa da kanser mevcut olabildiğidir.

Doktorunuz, test sonuçlarınızı genellikle değerlerinizin normal bir orana düşüp düşmediğine karar vermek için kullanır. Bunun için sonuçlarınızı, eski testlerinizin sonuçlarıyla karşılaştırır.

Daha sonra ne olur?

Kan ve idrar testleri, doktorunuza ipuçları verme konusunda yardımcı olsa da, teşhis koymak için genellikle başka bazı tanı-teşhis yöntemlerine de başvurma ihtiyacı duyulmaktadır. Pek çok kanser türünde, kesin teşhis koymak için test etmek üzere şüpheli dokulardan örnek alınmasına dair bir işlem, yani  biyopsi gerekir.

Bazı durumlarda, tümör belirteç seviyeleri zaman içinde gözlenmektedir. Doktorunuz, birkaç ayda bir tekrarlanacak gözlem periyodu belirleyebilir. Böylece çoğunlukla kanser teşhisinizden sonra yararlı olan tümör belirtilerindeki değişimler yakından izlenebilir. Doktorunuz ayrıca testleri, kanserinizin tedaviye yanıt verip vermediğini ve büyüyüp büyümediğini saptamak için kullanır.

Doktorunuzla test sonuçlarını tartışın. Test sonuçlarınızın sağlınız hakkında ne söylediğini ve sonraki adımın ne olması gerektiğini doktorunuza sorun.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/kanser-kan-testleri-kanser-teshisinde-kullanilan-laboratuar-testleri

Kanser Kan Testi – Kanser Kan Tahlilinde Çıkar Mı?

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Kanser kan testi sayesinde kanserli hücreler tespit edilebilir. Kanser kan testi;  kanser kan tahlilinde çıkar mı sorusuna makalemizde yanıt arayacağız.

Kanser kan testi: Kanser teşhisinde kullanılan laboratuvar testleri Kanser kan testleri ve diğer laboratuvar testleri doktorunuzun kanser teşhisi koymasına yardımcı olabilir. Kanser kan testleri nasıl yapıldığını makalemizde öğrenebilirsiniz

Eğer doktorunuz kanser olduğunuzdan şüpheleniliyorsa, belirli kanser kan testleri, idrarda bir analiz veya başka bir laboratuar testi isteyebilir.

Doktorunuz kanser belirtileri aramak için kan testi istediğinde, kanser teşhisi konulduğu anlamına gelme.

Doktor Kan Testinde Kanseri Nasıl Arar?

Kanser kan testleri için toplanan numuneler bir laboratuarda kanser belirtileri açısından analiz edilir. Numuneler, kanser hücreleri, proteinleri veya kanser tarafından yapılan diğer maddeleri gösterebilir. Kan testleri, doktorunuza organlarınızın ne kadar iyi çalıştığını ve kanserden etkilenip etkilenmediği hakkında bir fikir verebilir.

Kanseri teşhis etmek için kullanılan kan testlerine örnekler şunlardır:

  • Tam kan sayımı (CBC): Bu ortak kan testi, bir kan örneğindeki çeşitli kan hücrelerinin miktarını ölçer. Bir kan hücresi türü veya anormal hücre sayısı çok fazla veya çok az bulunursa kan kanseri bu test kullanılarak tespit edilebilir. Kemik iliği biyopsisi, kan kanseri tanısını doğrulamaya yardımcı olabilir.
  • Kan protein testi. Kanınızdaki çeşitli proteinleri incelemek için yapılan bir test (elektroforez), bazen multipl miyelomalı insanlarda yükselen bazı anormal bağışıklık sistemi proteinlerini (immünoglobulinler) tespit etmede yardımcı olabilir. Kemik iliği biyopsisi gibi diğer testler, kuşkulu bir teşhisi doğrulamak için kullanılır.
  • Tümör belirteç testleri. Tümör belirteçleri, kanda tespit edilebilen tümör hücreleri tarafından yapılan kimyasallardır.

Ancak tümör belirteçleri vücudunuzdaki bazı normal hücreler tarafından da üretilir ve kanserli olmayan koşullarda seviyeler önemli ölçüde yükselebilir. Bu, kanser teşhisinde yardımcı olmak üzere tümör işaretleyici testlerinin potansiyelini sınırlar. Ancak son derece nadir durumlarda böyle bir test, kanseri kesin bir şekilde teşhis edecek kadar yeterli düşünülür.

Kanser teşhisinde tümör belirteçlerini kullanmanın en iyi yolu belirlenmemiştir. Ve bazı tümör işaretleyici testlerin kullanımı tartışmalıdır.

Tümör belirteçlerine örnek olarak prostat kanseri için prostata özgü antijen (PSA), yumurtalık kanseri için kanser antijeni 125 (CA 125), medüller tiroid kanseri için kalsitonin, karaciğer kanseri için alfa-fetoprotein (AFP) ve koryonik gonadotropin (HCG) Testiküler kanser ve yumurtalık kanseri gibi germ hücreli tümörlerdir.

  • Dolaşımdaki tümör hücresi testleri. Yakın geçmişte geliştirilen kan testleri, orijinal bir kanser alanından kopmuş hücreleri tespit etmek için kullanılıyor. Yani kan dolaşımında yüzen kanserli hücreleri tespit etmek için kullanılıyor. Dolaşımdaki tümör hücre testi, Gıda ve İlaç İdaresi tarafından göğüs, kolorektal veya prostat kanseri olan kişileri izlemek için onaylandı. Bu test, klinik ortamda yaygın olarak kullanılmaz.

İyi bir dinleyici olun.

Sonuçların anlamı nedir?

Test sonuçları dikkatlice yorumlanmalıdır, çünkü vücudunuzdaki değişiklikler veya çeşitli faktörler test sonuçlarını etkileyebilir.

Buna ek olarak, kanserli olmayan koşulların bazen anormal test sonuçlarına neden olabileceğini göz önünde bulundurun. Ve, diğer durumlarda, kan testi sonuçları normal olmasına rağmen kanser mevcut olabilir.

Doktorunuz, seviyenizin normal aralıkta olup olmadığını belirlemek için test sonuçlarınızı inceler. Veya doktorunuz, geçmiş testlerinizdeki sonuçlarla karşılaştırabilir.

Sonra ne olur?

Kan ve idrar testleriniz doktorunuza ipucu vermeye yardımcı olsa da, tanı koymak için genellikle başka testler gereklidir. Çoğu kanser türü için, kesin bir tanı koymak için yapılması gereken örnek almaktır. Bu da biyopsi ile yapılır.

Bazı vakalarda, tümör işaretleyici seviyeleri zaman içinde izlenir. Doktorunuz takip testlerini birkaç ay içinde programlayabilir. Kanser teşhisi konduktan sonra tümör belirteçleri en çok yardımcı olur. Doktorunuz, bu testleri, kanserinizin tedaviye yanıt verip vermediğini veya kanserinizin büyüdüğünü belirlemek için kullanabilir.

Источник: http://www.losemibelirtileri.net/kanser-kan-testi-kanser-kan-tahlilinde-cikar-mi/

Kolon Kanseri Nedir, Kolon Kanseri Testi ve Tahlilleri Nelerdir?

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Kolon kanseri, oldukça önemli sorunlar arasında yer almakla beraber, belirli testler ve tahliller ile beraber erken teşhis edilebilecek hastalıklar arasında yer almaktadır.

Kolon Kanseri Belirtileri

Kolon Kanseri

Bu kanser bağırsak kanseri olarak adlandırılmaktadır. Oldukça tehli bir hastalık olmakla beraber, kolon kanseri bağırsak ve rektum kanseri olarak iki ana etmende incelenebilmektedir.

Özellikle son yıllarda yanlış beslenme ve çeşitli radyo aktiflerin vücuda alınması, bu kanserin artmasının başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

Böyle bir durum ile karşılaşıldığında, durum ile ilgili derhal bir önlem alınmalı ve doğrudan hekime gidilerek söz konusu durumun teşhisi için doktora şikayetler söylenmelidir. 

Bu kanser pek çok belirti göstererek karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda pek çok örnek bulunsa da tahmin edilebileceği üzere kolon  kanserine yakalandığınız konusunda en büyük işaret kabız ve ishal durumlarının yaşanmasıdır.

Evrelere bağlı olarak bu süreç değişiklik gösterse de zaman içerisinde bağırsak kanseri problemi yaşayan hastaların büyük ya da küçük tuvaletlerini tutmada ciddi sıkıntılar yaşadığını görebilmek mümkündür. Her yaşta görülebilen bir hastalık olsa da ülkemizde bu hastalığa yakalanan grup incelendiğinde, hastalığa yakalanma yaşının ortalama olarak 50 olduğu sonucuna ulaşılabilmektedir.

Ancak hem alt grupta hem de üst grupta bu hastalığa yakalanan çok sayıda kişi olduğunu söylemek mümkündür.Belirtilerini basit bir şekilde özetleyecek olursak;

  • Bağırsakların hala boşaltılamadığının hissedilmesi
  • İdrar yapmada zorlanma ve yanma hissi
  • Hastanın tuvaletini yapmasına rağmen hala tuvaletinin var olduğunu hissetmesi
  • Yorgunluk
  • Halsizlik
  • Cinselliğe duyulan ilginin azalması
  • Tuvalete az çıkma ya da aşırı çıkma
  • İshal
  • Kabızlık
  • Kanlı dışkılama
  • Kanlı idrar
  • Ağrı

görülebilen problemler arasında yer almaktadır.

Belirtiler herkes için aynı etkiyi vermemekle beraber, bu hastalığa yakalanılması durumunda hastanın sürekli olarak kabız ya da ishal problemleri ile karşı karşıya kaldığını, halsizlik hissettiğini söylemek mümkün olmaktadır.

Kolon kanseri kadınlar arasında oldukça yaygın olarak görülmekle beraber, genellikle 50 yaşının üzerindeki erkek hastalarda bu hastalığın etkilerinin görülebildiğini söylemek mümkün olacaktır.

Bu hastalığa yakalanılması her an gerçekleşebilmektedir. Ancak bazı faktörlerin diğerlerine göre hastalığa yakalanmada etkisinin diğer faktörlere göre çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Genetik, bu süreçte oldukça önemlidir. Çevresel şartlar ve yetersiz beslenme de hastanın kolon kanserine yakalanmasına neden olabilmektedir. 

Kolon Kanseri Testi 

Kolon kanserinin teşhisi pek çok yönteme bağlı olarak yapılabilmektedir. Bu süreçte kolon kanseri testi oldukça büyük bir rol oynamaktadır. Bilinenin aksine bu testin evde yapılması mümkün değildir.

Bu durumun en büyük nedeni, ancak pek çok değerin sonucu göz önünde bulundurularak kolon kanserinin belli olup olmayışıdır. Doktora giderek mevcut şikayetlerinizi anlatmanız durumunda hekim sizin için birtakım testler uygulamak durumundadır. Bu noktada çeşitli tıbbi görüntüleme teknikleri ön plana çıkar.

Kolon kanserinin belirlenebilmesi ve hangi aşamada olduğunun tespiti için mutlaka tıbbi görüntüleme tekniklerinin kullanılması gerekmektedir.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarlı Tomografi, kolon kanserinin tespit edilebilmesi için oldukça önemli olan bir uygulamadır.

Hastanın vücudunun alfa ve beta ışınları ile görüntüleme tekniklerine aktarılması ve daha sonra meydana gelen görüntünün uzman tarafından analiz edilmesi kolon kanserinin varlığını ortaya çıkaran etmenler arasında yer alabilmektedir. Genellikle bu aşamada hastanın kolon kanseri olduğu anlaşılabilmektedir.

Hastanın bilgisayarlı tomografisinde ince ya da kalın bağırsağında herhangi bir metastaz olduğunun anlaşılması ya da rektumda meydana gelen bir sorun mutlaka dikkate alınmalı ve hekim tarafından tedaviye başlanmalıdır.

Gaitada Kan Testi

Bu hastalığın en önemli belirtileri arasında kanama problemi yer almaktadır. Gaita yani dışkının laboratuvar ortamında ele alınması ve gizli kan testi yapılması, bağırsakta bir metastaz olduğuna dair bilgi verebilmektedir.

Özellikle kalın bağırsakta meydana gelen bu kanser doğrudan içten dışa doğru dokulara zarar verdiğinden ötürü zaman içerisinde doku bazlı kanamalar yaşanacaktır.

Bu kanser tipinden şüphelenilmesi durumunda gaita incelenmeli ve gizli bir kan olup olmadığı bilgisine ulaşılmalıdır. 

Bu alanda uygulanan iki testin tek başına uygulanması, hastada kanserin olacağına delalet etmez, gaitada kan tespiti, hastanın uzman tarafından fiziksel muayenesi ve kolon taraması aracılığı ile hastalığa yakalanıp yakalanmadığı konusunda bilgi sahibi olunabilir. Teşhis konulduktan sonra derhal tedavi aşamalarına geçilmesi gerekmektedir.

Источник: https://tahliltesti.com/kolon-kanseri-testi-nasil-yapilir

Sekiz kanser tek bir kan testi ile teşhis edilebilir

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Birçok kanser için tanı uzun ve zorlu bir süreçtir. Bununla birlikte yeni bir kan testi, çok daha basit ve daha etkili bir teşhis tekniği sunabilir. KanserSEEK olarak adlandırılan, bir kan örneğinden sekiz kanser türünü tespit etme potansiyeline sahiptir.

Yeni çalışmada, araştırmacılar, kan testinin hastalıkla ilgili 1000’den fazla kişide kanser tespitinde yüksek hassasiyet ve özgüllük gösterdiklerini ortaya koymaktadır.

Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinden gelen ekip, kısa bir süre önce sonuçlarını dergide yayınladı.

Dünya çapında kanser önde gelen ölüm nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. 2030 yılına kadar, kanser ölümlerinin sayısının 8 milyondan 13 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

Erken teşhis, kansere bağlı ölümlerin azaltılmasında anahtardır; Hastalık daha erken teşhis edilirse, tedavi başarısı o kadar artar. Fakat ne yazık ki, birçok kanser sonraki aşamalara kadar yakalanmaz ve bu büyük ölçüde hızlı ve etkili tanı araçlarının eksikliğinden kaynaklanır.

Ancak Johns Hopkins araştırmacıları, CancerSEEK’in kanserleri erken evrelerde tespit etmek için hızlı ve basit bir yolla bizi daha yakınlaştırabileceğine inanıyor.

Test yüksek duyarlılık ve özgüllük üretti

Kanserli tümörler oluştuğunda, mutasyona uğramış DNA ve proteinlerin küçük parçalarını kan dolaşımına bırakırlar ve bunlar kanser için belirteçler olarak hareket edebilir.

Yeni kan testi, 16 gen mutasyonu için işaretleyicileri ve sekiz farklı kanser türüyle ilişkili sekiz proteini tanımlayarak çalışır. Bunlar arasında meme, akciğer ve kolorektal kanserin yanı sıra, omurga, karaciğer, mide, pankreatik ve özofageal olmak üzere beş kanser de bulunmaktadır – bunun için şu anda ortalama risk altındaki insanlar için rutin tarama testleri bulunmamaktadır.

“Sınıflandırma yöntemimizin bir yeniliği, son çağrıyı yapmak için çeşitli DNA mutasyonlarını çeşitli proteinlerin düzeyleriyle birlikte gözlemleme olasılığını birleştirmesidir” diyen yazar yardımcı yazar Cristian Tomasetti, Doçent Johns Hopkins Üniversitesi’nde onkoloji ve biyoistatistik.

Araştırmacılar, araştırmacılar için 8 kanserden birinin metastatik olmayan formları teşhisi konan 1.005 kişide CancerSEEK’i test ettiler.

Testin, kanserlerin yüzde 70’ini tanımlayabildiğini ve göğüs kanseri için yüzde 33’ten yumurtalık kanseri için yüzde 98’e varabildiğini bulmuşlardır. Araştırmacılar, şu anda rutin tarama testlerine sahip olmayan beş kanser için duyarlılığın yüzde 69’dan yüzde 98’e çıktığını bildirdi.

Özgüllük açısından, test yüzde 99’un üzerinde bir genel sonuç vermiştir. 812 sağlıklı yetişkin üzerinde CancerSEEK’i test ederken, sadece yedi yanlış pozitif sonuç üretti.

Çalışma ortak yazar olarak Kenneth Kinzler, Ph.D. – Ludwig Kanser Genetiği ve Tedavi Merkezi’nin Ludwig Merkezi’nin ortak direktörü – “Çok yüksek özgüllük önemliydi çünkü yanlış pozitif sonuçlar hastaları gereksiz invazif takip testlerine ve kanser varlığını doğrulamak için prosedürlere maruz bırakabilir.”

Dahası, araştırmacılar, testlerinin, hastaların yüzde 83’ü için tümörlerin yerini belirleyebildiğini buldular.

Test ‘hastaları önemli ölçüde etkileyebilir’

Araştırmacılar, kanser için rutin bir tarama testi olarak CancerSEEK’in etkinliğini daha fazla belirlemek için daha büyük çalışmalara ihtiyaç olduğunu ve bu tür çalışmaların boru hattında olduğunu belirtiyorlar.

Ancak, ekip mevcut araştırmalarının sonuçlarının cesaret verici olduğuna inanmaktadır.

“Bu, hastaları önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip. Daha erken teşhis, hastalar için sonuçları iyileştirmenin birçok yolunu sunuyor” diyor tıp profesörü, cerrah ve radyoloji profesörü olan eş-yazar Dr. Anne Marie Lennon Johns Hopkins’de.

“Optimal olarak, kanserler, yalnızca cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilecek kadar erken tespit edildi, ancak daha az gelişmiş hastalık olduğunda, yalnızca cerrahi yöntemlerle tedavi edilemeyen kanserler bile, sistemik terapilere daha iyi yanıt vereceklerdir” diye ekliyor.

Ekip, CancerSEEK’in bir gün erken evrelerinde kanseri teşhis etmek için basit, invaziv olmayan ve hızlı bir strateji sunacağını umuyor.

“Bu test, kanser araştırmalarının odağını geç dönem hastalıklarından, erken dönem hastalıklara çevirmede bir sonraki adımı temsil ediyor. Bu, uzun vadede kanser ölümlerinin azaltılmasında kritik rol oynayacağına inanıyorum.”

Çalışma yazarı Dr. Bert Vogelstein, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi

Источник: https://trmedbook.com/sekiz-kanser-tek-bir-kan-testi-ile-teshis-edilebilir/

Kanser Tarama Testleri | Acıbadem

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Kanserin erken evrede teşhisi, kanser tedavisinin başarısını artırıyor. Kanserin erken teşhisi için kişinin herhangi bir yakınması olmasa dahi rahim ağzı, meme, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için kanser tarama testleri yaptırması önem taşıyor.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kadınların düzenli olarak Pap smear testi ya da ışıklı tarama testi yaptırması; meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaş öncesi kendi kendine meme muayenesi ve klinik meme muayenesi ile 40 yaş sonrası mamografi; hem kadın hem erkekler için kalın bağırsak kanserinin erken tanısında dışkıda gizli kan testi, kan testleri, kolonoskopi ve kolon röntgeni; prostat kanserinin erken tanısı için erkeklerde PSA ve rektal muayene yaptırılması öneriliyor.

Risk grubundaki kişiler için tiroid, deri, lenf bezleri, ağız içi ve akciğer bölgeleri için düzenli muayeneler önem taşıyor. İdrar yolu, böbrek ve mesanede meydana gelebilecek kanser türlerinin tespiti için, hekiminiz tarafından istenen “idrar sitolojisi” ile idrar incelemesi yapılabiliyor.

Ayrıca hekiminiz kanserden şüpheleniyorsa kan testi isteyerek kan hücrelerinin sayıları ve büyüklüklerine bakabiliyor. Bu test ile kan kanseri genellikle tespit edilebiliyor. Test sonrası kesin tanı için kemik iliği biyopsisi yapılıyor.

Prostat kanseri, yumurtalık kanseri, tiroid kanseri, karaciğer ve testis kanserinde kan testleri tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak kan kanseri (lösemi) dışında hiçbir zaman kan testleri ile kanser tanısı konmuyor, hekim tarafından diğer tanı yöntemlerine başvuruluyor.

Kanserde erken teşhis mümkün müdür?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanserde Erken Teşhis” üzerine soruları cevaplıyor.

Aile üyelerinde kanser öyküsü varsa, meme, yumurtalık (over) ve bağırsak kanserleri ve bazı diğer kanser türlerinde uygulanabilen genetik testler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde kanser geçirme olasılığının belirlenmesinde kullanılıyor.

Genetik testler ile aralarında bazı kanser türlerinin de bulunduğu belirli hastalıklara olan yatkınlık, çocuklara geçebilecek genler, bireylerin ilaçlara farklı yanıt vermesinden ve bazı yan etkilerden sorumlu genetik faktörler tespit edilebiliyor.

Genetik testler: Tükürük ya da kan örneği üzerinden DNA analizi yapılarak gerçekleştirilen Genetik genetik test ile bazı kanser türlerine olan yatkınlık belirlenebiliyor.Ailesel tümör riski bulunan kişiler Tüm Vücut MR incelemesi yaptırabiliyor. Meme, prostat ve gastrointestinal (sindirim sistemi) tümörlerinin erken evrede saptanabilmesi için klasik tarama yöntemleri ile birlikte yapılabiliyor.

Kanser tarama testlerinin yanı sıra kişide genetik yatkınlık olması ya da kanserin belirtisi olabilecek çeşitli şikayetlerle hekime başvurulması durumunda, hekimin belirleyeceği kanser tanı yöntemleri ile kanserin erken evrede teşhisi yapılıyor.

Normal çıkan check up sonrası kişi kanser teşhisi alabilir mi?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanserinin erken teşhisi için 20 yaşından itibaren tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önem taşıyor.

Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için bir genel cerraha muayene olması gerekiyor. Meme kanseri riski taşımayan tüm kadınların ise 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografik takiplerinin yapılması gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarınsa 25 yaşından itibaren doktor kontrolünde olmaları büyük önem taşıyor. Meme kanserinde genetik yatkınlığın araştırılması için çeşitli genetik testler de uygulanabiliyor.

Meme kanserinin tanısı için kullanılan yöntemler, mamografi, dijital mamografi, ultrasonografi, MR görüntüleme (Klasik MR ya da Tüm Vücut MR), biyopsi yöntemleri, Duktoskopi ve PET-CT.

Kadınlar için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruları cevaplıyor.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için tüm kadınların, cinsel yaşamları başladığı andan itibaren düzenli olarak PAP smear testi yaptırması öneriliyor. Yılda bir kez jinekolojik muayene yapılması, erken teşhis açısından hayati bir öneme sahip. 30 yaş üzerinde üç yıl ardışık PAP smear testi normal geldiyse, tarama sıklığı hekim tarafından azaltılabiliyor.

Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanıyorsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilme yapılıyor.

Rahim ağzı kanserinin tanısında başka bir yöntem ise; ışıklı tarama. Son yıllarda kullanılmaya başlayan ışıklı tarama testi ile rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonların PAP smear testine göre 2 yıla kadar erken tanısı sağlanabiliyor. Işıklı tarama yönteminde jinekolojik muayene sırasında özel bir alet ile rahim ağzına bakılıyor ve hekim tarafından hemen sonuç veriliyor.

Böylece tanı konulması durumunda hemen biyopsi basamağına geçilebiliyor. Tüm Vücut MR yöntemi ile yapılan taramada ise rahim ve yumurtalıklar taranarak erken tümör bulguları da saptanabiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınların HPV aşısı yaptırması büyük önem taşıyor. HPV aşısı 55 yaşına kadar her yaştan kadına da yapılabiliyor.

HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi önem taşıyor. HPV aşısı ayrıca erkeklerde de bu virüse ve neden olabilecek kanserlere (anüs, penis, ağız-boğaz bölgesi oluşabilecek kanserler) karşı koruma sağlayabiliyor.

Kolon ve Rektum Kanseri

Kalınbağırsak ya da diğer adıyla kolon ve rektum kanserine karşı herhangi bir risk faktörü ya da yakınması olmasa dahi 40 yaşından itibaren rutin olarak yapılacak dışkıda gizli kan testi, erken teşhisi için önem taşıyor.

50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.

Eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanmalı.

Ayrıca kan testleri (CA 19-9, Gama Glutamil Transferaz (GGT)), rektal muayene, sigmoidoskopi, çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi de kolon kanseri taraması yöntemi olarak kullanılıyor. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Kolon kanserini düşündüren bulgular varsa hekim tarafından akciğer filmi (kanserin akciğerlere yayılma olasılığı nedeniyle), tüm karın bilgisayarlı tomografisi – BT (sanal kolonoskopi), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor. Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor.

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında ikinci sırada yer alan prostat kanserine karşı her erkeğin 40 yaşında PSA testi (kan testiyle bakılır) yaptırması önemli. PSA seviyesi 1’in altındaysa, testin 45 ve 50 yaşında tekrarlanması yeterli oluyor.

Ancak seviye 1’in üzerindeyse, daha sık aralıklarla PSA testi yaptırmak gerekiyor. Çünkü bir kan belirteciyle teşhis konulabilen tek tümör prostat kanserleri.

Ancak prostat kanseri erken tanısında sadece PSA baktırmak yeterli olmadığından ve rektal muayene gerektiğinden, 50 yaşından itibaren düzenli doktor muayenesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Tüm Vücut MR yöntemiyle yapılan tarama da, prostat kanserinde erken dönem bulguların saptanması için diğer tarama yöntemleriyle birlikte kullanılabiliyor.

Erken tanı için yapılan düzenli PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor.

MR Ultrason ve Füzyon ve Biyopsi Sistemi’nde, biyopsi almak için kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye denk gelmesi sağlanıyor. Bu sistem ile elde edilen görüntülerde özellikle agresif kanser odakları tespit edilebiliyor.

Erkekler için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruşarı cevaplıyor.

Cilt Kanseri

Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşıyor.

Yapısal özellikleri bu şekilde olanların, düzenli olarak benlerini bir dermatoloji uzmanlarına inceletmeleri cilt kanserinin erken teşhisi açısından önemli. Deri kanserinin kesin tanısı ise cerrahi olarak çıkarılan dokunun patolojik incelemesi ile konulabiliyor.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri taramalarında standart bir yaş bulunmuyor. Ancak özellikle risk grubunda olanların bu noktada dikkatli olmaları gerekiyor.

30 yıldır sigara içen, 55-74 yaş arası bireylerin yılda bir defa düşük doz tomografi ile taramalarını yaptırmaları erken teşhiste büyük önem taşıyor.

Bu tarama testi sayesinde akciğer kanserinden ölüm oranlarını yüzde 20 oranında azaldığı gösteriliyor.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri teşhisinin ilk aşaması, boynun orta alt kısmındaki şişlik şikayeti ile hastanın hekime başvurması ile başlıyor. Muayene ile birlikte kanda T3, T4, TSH seviyelerine bakılabiliyor. Nodülü olan hastalarda ayrıca tiroid sintigrafisi çekilebiliyor.

Tiroid bölgesindeki bir nodülden şüpheleniyorsa, radyologların yapacağı ultrasonografik inceleme ile var olan bir nodülün varlığı ve boyutu değerlendirilebiliyor. Bir sonraki aşamada ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisi tanı konulabiliyor.

Tiroid kanserinin varlığı ya da kanserin türü konusunda kesin teşhis, şişliğin cerrahi yolla çıkarılması ve patolojik yolla incelenmesi ile konuluyor.

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonların incelenmesinde yarar sağlıyor.

Ağız ve Dil Bölgesi Kanseri

Sigara ve alkol kullanan kişilerde sıklıkla karşılaşılan ağız ve dil bölgesi kanserlerinin erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenesi önem taşıyor. Ağız içinde yaralar, kanama gibi belirtiler ile hekime başvurulduğunda ilk olarak gözle muayene yapılıyor.

Hekim kanserden şüphelenirse hastalığın yaygınlığını anlamak için tomografi, MR ve ultrason gibi tetkiklere başvuruluyor, kesin teşhis için ağızdan alınan parça patolojiye gönderiliyor. Böylece kanser teşhis edilebiliyor ve kanserin türü anlaşılmış oluyor.

Lenfoma

Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde oluşan şişlikler, çoğunlukla ağrı vermiyor ve kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor.

Enfeksiyonlar nedeniyle olabilecek bu şişliklerin iki haftadan fazla geçmemesi ve nedeni bilinmeyen ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler halinde doktora başvurmak gerekiyor.

Lenfomanın teşhisinde fiziki muayene, kan testleri, akciğer filmi ve biyopsiden yararlanılıyor.

Kişinin kanser olup olmadığını tespit eden tek bir kan testi var mıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/erkenteshis/kanser-tarama-testleri/

Lösemi (Kan Kanseri): Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Kanser İle İlgili Kan Testleri

Lösemi (kan kanseri), 4 farklı kan kanseri tipi için kullanılan genel bir kavramdır. Bu dört tipte ortak olan şey, kemik iliğindeki bir hücrenin başlangıç noktaları olmasıdır. Hücre değişime uğrayıp, bir çeşit kan kanseri hücresine dönüşür. Çoğu vakanın tam olarak nedeni bilinmez.

İlik hücresi lösemik bir değişime girdiği zaman, birçok hücreye bölünür. Normal hücrelerden daha çok büyüyerek daha fazla yaşar. Zaman içinde normal hücrelerden daha kalabalık olur ve hastalığı oluşturur. Hastalığın bazı belirtileri, yaygın görülen çoğu hastalığın belirtileri ile karıştırılabilir.

Tanı koymak amacıyla bazı kan testleri ve kemik iliği testleri gerekebilir.

Tedavi ve sonuçlar, kan kanseri tipi ve alt tipine bağlı olarak değişir. Çoklu tedavi yöntemi yardımı ile iyileşme %75 oranlarına ulaşsa da, türlerine göre tedavi oranları %10 – %90 arasında değişir. Bu yüzden başarı oranları gölgelenir.

Hastalığın tedavisinde amaç tam remisyon sağlamaktır. Remisyonun; hastanın sağlıklı hale gelmesi ve tedavi sonrasında hiçbir hastalık belirtisinin kalmamasıdır.

Günümüzde kan kanseri olan kişiler, tedavi sonrasında en az 5 yıl tam remisyona girer.

Lösemi Nedir?

Lösemi, toplumda kan kanseri olarak da bilinir. Kan üreten kök hücrelerinden birisinin, çeşitli etkenlerin bir araya gelmesiyle gelişirken bir basamakta duraklaması ve kontrolsüz olarak çoğalmaya başlamasıdır.

Kan kanseri; öncelikle kemik iliğini, ardından da bütün organları ele geçirir. Lenfatik sistemi ve vücudun kan üretim sistemi olan kemik iliğini etkiler. Eğer tedavi edilmezse ilerleyen kötü huylu bir kanserdir.

Hastalık olgunlaşmış olan akyuvarların kontrolsüz olarak artışına bağlı meydana gelirse, kronik ve yavaş seyirli olur.

Olgunlaşmamış haldeki akyuvarların kontrolsüz olarak artışına bağlı gelişenler ise akut, yani hızlı seyirlidir. Hızlı seyreden kan kanseri, genelde ani başlangıç gösterir.

Özellikle 1-2 ay içinde klinik bulgular ve belirtiler gösterir. Bu sebeple kısa sürede hastalık tanısı konulmalı ve en kısa zamanda tedaviye başlanılmalıdır.

Tam anlamıyla sebebi bilinmese de, özellikle radyasyon gibi kimyasallara ve tarım ilaçlarına maruz kalmak bu riski artırır. Kan kanseri, amaca yönelik kullanımda olan akıllı ilaçlar ve hastaya özel olan kök hücre nakil yöntemlerinin sayesinde başarı ile tedavi edilebilir.

Lösemi Çeşitleri Nelerdir?

Hangi akyuvar türü aşırı çoğalıyor ve kanserleşme gösteriyor ise, hastalık o akyuvar adı ile tanımlanır. Örneğin, lenfosit kan kanseri, lenf sistemindeki lenf hücrelerini etkiler. Myeloid denilen başka bir tip ise, olgunlaşmamış kan hücrelerinin aşırı çoğalmasıdır.

Kan kanseri, genel olarak akut ve kronik olarak ikiye ayrılır. Akut aniden ortaya çıkar ve hızlı ilerler. Kronik ise yavaş seyirlidir. Akut olan da kendi içinde ikiye ayrılır. Akut lenfoblastik (ALL) ve akut miyeloblastik (AML) olarak iki çeşittir. Kronik olanlar da; kronik lenfositik (KLL) ve kronik miyeloid (KML) olarak alt gruplara ayrılır.

Kan kanseri çeşitlerinden akut olanlar zamanında tanı konularak tedaviye başlanmaz ise, günler ya da haftalar içerisinde hastanın kaybedilmesine sebep olabilir. Kronik olanlar ise çok yavaş seyreder. Uzun süre sessizce kalabilir ve yıllar içerisinde ilerleme gösterebilir.

Akut lenfositik lösemi: ALL, lenfoblast olarak tanımlanan olgunlaşmamış kan hücrelerinin dönüşmesi ile meydana gelir. Lenfoblastlar bu kanser çeşidinde çok fazladır. Bunlar, lenf düğümlerinde birikerek, şişliğe yol açar. Bu tip olanlar, çocukluk çağlarında en sık görülen kan kanseri çeşididir. Hızla başlar ve her yıl 5000 kişiye ALL tanısı konulur.

Akut myeloid lösemi: AML, olgunlaşmamış kan hücreleri olan myeloblastların aşırı derecede çoğalması ile karakterize olan bir türdür.

Bu hücrelerin kemik iliklerinde çoğalması sonucunda kan hücreleri üretilemeyebilir veya az üretilir. Bu hücreler eğer üretilmez ise enfeksiyonlar artar ve kansızlık durumu gelişir.

Çocuklar ve erişkinlerde oluşabilir. Her yıl 13.000 kişiye AMG tanısı konulur.

Kronik lenfositik lösemi: KLL, olgun lenfosit gibi görünmesine karşın, vücudu savunmaktan acizdir. Bu hücreler, kemik iliklerinde çok fazla üretilir. Lakin koruyucu rolleri bulunmaz.

Yetişkinlerde görülür, yavaş yavaş gelişerek ilerler. Hastalar yıllar boyu yaşayabilir. 50’li yaşların sonrasında görülme sıklığı artabilir. Bu yaş grubunda en sık görülebilen türdür. Hastalık yavaş bir şekilde seyreder.

Her yıl 15 bin kişide KLL vakası tespit edilir.

Kronik myeloid lösemi: KML aynı KLL gibi, olgun görünen lakin görevini gerçekleştiremeyen hücreler anormal olarak artar. Tüm normal hücreler bitene dek bu hücre artışı sürer. Yetişkinlerdeki vakaların %25-60’ını oluşturur. Bu tür, en çok 25-60 yaşlarında görülebilir. Erkeklerde daha sıklıkla görülür. Her yıl yaklaşık 5000 vaka ile KML tanısı konulur.

1. Genetik faktörler

Kan kanseri, çocuklarda oluşan kanser türleri arasında ilk sıralarda gelir. Özellikle down sendromlu ve fanconi anemisi olan bireylerde bu rahatsızlığın meydana gelmesi, nedeninin kromozomlar ile ilgili olduğunu düşündürür. Tek yumurta ikizlerinde, her ikisinde de görülmesi kalıtsal bir rahatsızlık olduğunu doğrular.

2. Çevresel faktörler

Genetiğin yanı sıra hava kirliliği, çürümüş gıdalar, gıda maddelerindeki katkılar, kemoterapi ilaçlarının bir kısmı, petrol, benzin, saç boyası gibi kimyasallar, tablet ve cep telefonu gibi radyasyon yayan cihazlar ve zirai ilaçlar gibi kimyasalların kan kanserine sebep olduğu tahmin edilir. Hamilelik sırasında annenin sigara içmesi, alkol ve uyuşturucu kullanılması, hamileliğin ilk 3 ayında röntgen çektirilmesi bebekte ileriki yaşlarda kan kanseri oluşma olasılığını güçlendirebilir.

1. Ciltte solukluk

Kan kanserinin belirtileri diğer kan kanserlerinde gözlenebilen bazı bulgular ile ortak özellikler gösterir. Kansızlığa bağlı olarak ciltte solukluk meydana gelebilir.

2. Halsizlik

Kan kanserinin belirtileri arasında çabuk yorulma ve halsizlik durumları da sayılır. Aynı zamanda efor esnasında nefes darlığı gibi belirtiler gözlemlenebilir.

3. Kanama ve morarmalar

Kan kanseri belirtilerinin arasında; kişinin bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeni ile oluşan enfeksiyonlar sonucunda burun, diş etleri ve cilt altında beklenmeyen kanamalara, morarma ve toplu iğne başı büyüklüğündeki, basılınca solmayan kırmızı döküntülere rastlanabilir.

4. Yetişkinlerde lösemi belirtileri

AML yani akut miyeloblastik, yetişkinlerde daha sık görülür. Görülme yaşı ortalama 50-60 yaşları arasıdır. Akut tipte görülen belirtiler, kemik iliğinin lösemik şekildeki kan kanseri hücreleri tarafından istila edilmesine bağlı gelişir. Akut tipte sıklıkla görülen belirtiler;

  • Nefes darlığı
  • Halsizlik
  • Solukluk (kan hücrelerinin azalmasından dolayı)
  • Lökositlerin azalması yüzünden gelişen ciddi enfeksiyonlar,
  • Cilt ve mukozalarda kanamalar
  • Çürükler (kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerinin azalmasından kaynaklı)

KML yani kronik miyelositer lösemi en sık 40-50 yaşları arasında kişilerde görülür. Erkeklerde kadınlara nispeten daha sıklıkta görülür. Belirtileri;

  • Ciddi halsizlik,
  • İştahsızlık, kilo kaybı,
  • Terleme, lökositlerde çok belirgin artış,
  • Anemi (kansızlık),
  • Dalak büyümesi,
  • Kanama gibi klinik bulgular,
  • Çok aşırı yükselmiş lökositler, bazen damarda kan akışkanlığını azaltır ve birikerek lökostaz denilen bir duruma yol açar. Bu da bazı hayati organlarda (beyin, akciğerler vb.) ciddi klinik tabloların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu klinik durum acil tedavi gerektirir.

KLL yani kronik lenfositik lösemi, 65 yaşını geçmiş kişilerde görülür. Belirtileri;

  • Yorgunluk, halsizlik ve güçsüzlük
  • Kanamalar, cilt kanamaları
  • Kolay morarmalar
  • Enfeksiyon
  • Karaciğer ve dalak büyümeleri
  • Gece terlemesi
  • Ateş
  • Kilo kaybı

5. Diğer belirtiler

  • İştahsızlık ve kilo kaybı,
  • Gece terlemesi,
  • Kemik ağrıları,
  • Uygun tedavi ile kontrol altına alınamayan ve sıklıkla tekrarlayan ateş,
  • Enfeksiyonlar,
  • Karında ve koltuk altı ile boyun lenf bezlerinde şişlikler,
  • Diş etlerindeki kabarmalar.

Kan kanseri belirtileri, birçok rahatsızlığın belirtileri ile aynı belirtiler gösterebilir.

Vücudun bütün organlarına yayılması mümkün olan bu rahatsızlık, özellikle kanamalı olan hastalıklar, enfeksiyonel hastalıklar, romatizmal rahatsızlıklar, lenfoma, myeloma ve diğer kan kanserleri belirtileriyle benzer belirtilere sahip olabilir.

Lösemi Nasıl Anlaşılır?

Kronik kan kanserinin belirtileri yavaş yavaş gelişir. Başta akut olan gibi şiddetli olmaz. Kronik olan tip, genelde belirtiler görülmeden rutin bir doktor muayenesinde bulunup tespit edilebilir. Belirtiler başlangıçta hafiftir ve zaman geçtikçe kötüleşir. Lakin bazen ilk tanıdan yıllar sonra kendisini gösterir.

Kan kanseri olan insanlar, çok yüksek oranda beyaz kan hücresi seviyesine sahip olabilir. Fakat hücreler anormal olduğu için enfeksiyon ile savaşamazlar.

Bu sebeple, hastalarda sıklıkla ​​ateş ya da enfeksiyonel rahatsızlıklar gelişebilir. Anemi adı verilen alyuvar yetersizliği, kişinin yorgun hissetmesine sebep olabilir.

Eğer yeterli kan trombositine sahip değilseniz, kanamanız durmaz ve vücudunuzda morluklar meydana gelebilir.

Akut kan kanseri belirtileri genelde hemen ortaya çıkıp, kötüleşerek devam eder. Bu rahatsızlığı olan insanlar genelde kendilerini hasta hissettikleri için doktora gider. Belirtileri; konfüzyon, kusma, kas kontrolü kaybı ve nöbetleri içerir.

 Kan kanseri belirtilerinin bazıları grip ya da diğer yaygın hastalıkların belirtilerine benzer. Bu yüzden bu semptomlar kan kanseri belirtileri değildir. Eğer bu belirtiler sizde de varsa doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

Doktor, kan kanserini teşhis edip de tedavi edebilir.

Lösemi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kan kanserinde erken tanı konulması çok önemlidir. Genelde basit bir kan sayımı ve kanda bulunan hücrelerin mikroskop altında incelenmesi tanı için yeterli gelir. Lakin kesin tanı, kemik iliği biyopsisi ile konulur.

Kan kanseri türleri içerisinden akut lenfoblastik olanlara, tedavi açısından daha olumlu cevaplar alınır. Çocuklarda beklenen yaşam süreleri daha uzun olduğundan dolayı, yetişkin kanserleri ile kıyaslandığı zaman başarı oranları daha yüksektir. Bu yüzden erken tanı tedavide büyük önem taşır.

Kan kanseri, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Son yıllarda keşfedilen birçok yeni tedavi yöntemi ile iyileşme oranları artmıştır.

Hastaların yaşam sürelerinin uzatılması ve hastalığın tam anlamıyla tedavi edilmesinde büyük başarı sağlayan etkenler bulunur.

Bunlar; radyoterapi cihazlarının geliştirilmesi, kemik iliği nakli ile ilgili gelişmeler, hedefe yönelik olan moleküler ve biyolojik ilaç tedavilerinin günlük kullanıma girmesidir.

1. Kemoterapi

Kan kanseri tedavisi deyince ilk akla gelen kemoterapi yöntemidir. ALL türünün ana tedavi yöntemi kemoterapi ‎uygulamalarıdır. Kemoterapi tedavi yönteminde, hücre büyümesini önleyen ilaçlar kullanılır.

Genelde tek bir ilaç kan kanseri hücrelerinin hepsini imha edemez. Bu yüzden değişik etkilere sahip olan birden fazla sitostatik‎ ilaç, bir kombinasyon olarak verilir. Bu uygulama ile kötü huylu hücrelerin büyük çoğunluğu yok edilmeye çalışılır.

Tedavi yaklaşık olarak 1 yıl sürer.

2. Işın tedavisi

Bazı hastalarda kemoterapi yöntemine ilave olarak merkezi sinir sistemine yani kafatasına ışın tedavisi uygulanır. Işın tedavisi tüm hastalar için kullanılmaz. Doktor tarafından hastanın durumuna göre uygulanan bir tedavi yöntemidir.

3. Kök hücre nakli

Belirli bazı durumlarda ise yüksek doz kemoterapi‎nin ardından, kök hücre nakilleri gerekli olabilir. Bu tedavinin amacı, vücutta kanserli hücreleri mümkün oldukça öldürmeye çalışmak ve buna bağlı olarak kemik iliğinin kan yapıcı fonksiyonlarını yeniden normale getirebilmektir.

Tedavinin bazı kıstasları, hastaların hangi ALL alt tipine yakalandığına, kanserli hücrelerin vücutta ne oranda yayılmış olduğuna ve kanserin tedaviye vereceği yanıta bağlıdır. Bu kıstaslar; kemoterapi yoğunluğu, uygulama süreleri, merkezi sinir sistemine ışın tedavisinin gerekip gerekmediği ya da kök hücre naklinin gerekli olup olmadığı ve nihayet hastalığa ilişkin prognozdur.

Lösemi Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Bu hastalık, çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık olarak % 25-30’unu oluşturur ve sıklık bakımından birinci sırada yer alır. Diğer ülkeler ile benzer olarak, toplumda 100 bin kişide 3-4 sıklıkta görülür. En sık 2-5 yaşlarında görülür ve kaynak aldığı hücre tipine göre isimlendirilir.

ALL, tüm olguların yaklaşık %80’ini oluşturur. AML %17 ve çok daha nadir olarak görülen KML %3 sıklıkta yer alır. ALL tedavisi için yaklaşık olarak 2-2.5 yıllık bir süreç gerekir. AML tedavisi için ise yaklaşık 1 yıl gerekir.

ALL’de başarı oranı günümüzde % 80-90 civarında, AML’de ise % 60-70 civarındadır.

Lösemi Öldürür Mü?

Son yıllarda yeni geliştirilen ilaçlar, aferez teknolojilerinde görülen gelişmeler ve destek tedavileri sonucunda, kanserli kişilerde ölüm oranları önemli bir ölçüde azalmıştır.

Yeni tedavi stratejilerinin uygulanması ile artık hastalığı yenip evlenen ve çocuk sahibi olan kişiler vardır.

Hatta üniversite sınavını kazanıp okuyan, okulunu bitirerek iş kuran, yurt dışına okumak için giden hastalar dahi vardır.

Akut türünde, her yıl hasta sayısı yüz binde 4 ile 6 olarak artar. İyi riskli tipinde iyileşme oranı yüzde 75’lere, akut promyelositik tipte yüzde 90’lara dek çıkabilir. Akut tiptekiler, genelde gürültülü bir tablo ile başlarlar.

Trombosit sayısının azalmasına bağlı olarak kanamalar görülebilir. Bu kanamalar, sıklıkla cilt bölgelerinde görülür. Bu kanamalardan mide-bağırsak kanamaları ve beyin kanamaları tehli olabilir. Özellikle beyin kanaması nadir görülse de ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Akut olanlar şayet tedavi edilmez ise haftalar içerisinde öldürücü hale gelebilir.

Kan Kanseri İle İlgili Bilgiler

  • Beyaz ırkta, sarı ve siyah ırka göre daha çok rastlanabilir.
  • Erkeklerde görülme olasılığı, kadınlara oranla daha fazladır.
  • Günümüzde kan kanseri teşhisinin konulduğu hastaların 10 yıldan uzun süre yaşama oranı, 70’li yıllara oranla 4 kat artmıştır.
  • Çocuklukta görülen kan kanseri, 4 yaşın altında olan çocuklarda daha sık olarak rastlanır.
  • Akut kan kanseri tipi, %35 oranda çocuklukta en sık görülen kanser türüdür.

Источник: https://sebboy.com/losemi-kan-kanseri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть