Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Kanser Tedavisinde IMRT Teknolojisi

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Kanser Tedavisinde IMRT Teknolojisi

Kanser tedavisi alanındaki teknolojik gelişimin en son duraklarından biri IMRT teknolojisi.

Bu sayede kanserli hücrelere maksimum radyasyon dozu verilirken, ışın almaması gereken çevre dokulara minimum düzeyde ışın verilerek, yüksek korunma sağlanabiliyor Bilim, günümüzden yaklaşık 110 yıl önce radyoaktif ışınları keşfetti.

Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen`in 1895 yılında X ışınını bulmasından kısa bir süre sonra bu güçlü ışınlar, tümör tedavisinde kullanılmaya başlandı. Radyoaktif ışınların tedavi amacıyla kullanıldığı tıp alanına radyoterapi adı veriliyor.

Hangi Organlarda Kullanılıyor?

Radyasyon tedavisinin geldiği son nokta olarak tanımlanan IMRT, kanser tedavisinde hemen hemen her organda kullanılabilmekte. Ancak dünyada en sık olarak baş-boyun, prostat, akciğer ve bazı beyin tümörlerinde kullanılıyor.Radyoterapinin başarısının çoğu zaman verilen dozla orantılı olarak arttığına dikkat çeken Prof. Dr.

Kayıhan Engin, ancak vücudumuzdaki her dokunun ışına karşı belirli bir tolerans dozu olduğunu belirterek, “Işında belli bir dozun üzerine çıktığınızda hasarlanma riski çok yükseliyor. Örneğin, böbreklere uygulanan çok düşük bir doz bile onların işlevini bozmaya yeterken, başka bir yumuşak dokuda ya da kemik dokuda çok daha yüksek dozlara çıkılabilir.

Bu durumda, radyasyon tedavisi verilirken uygulanacak doz miktarının tümörün oturduğu yere göre ayarlanması zorunluluğunu gündeme getirir.

Bazen tümörün hemen yanı başında duyarlı bir organ olabilir, bu tür durumlarda IMRT kullanılmalı” diye konuşuyor Kanser tedavi edilse bile hastanın radyoterapinin yan etkileri nedeniyle yaşamı boyunca başka arazlarla yaşamak zorunda kalabileceğine dikkat çeken Prof. Dr.

Engin şunları söylüyor:  “Konvansiyonel tedavide çevre dokulara yönelik olarak ayrıca bir doz ayarlaması yapılamadığı için, ya çevre dokuların hasarlanmasına neden olunur ya da yeterli dozlara ulaşılamaz. Oysa IMRT`de, cihaz bize alan içinde de doz ayarlama şansı verdiği için tümör dozunu da artırma şansına sahibiz.

Ama belki onun kadar hatta daha önemlisi de çevredeki normal dokuların alacağı dozu çok daha aşağı çekme şansına sahibiz. Tümörün oturduğu alana göre riskler değişir. Örneğin, omurilik tümörlerinin radyasyonla tedavisi son derece risklidir. Omurilikte belli bir dozu aştıktan sonra radyasyon hasarı gelişirse geriye dönüşü olmayan sorunlar meydana gelir.

Böbrekler korunamazsa, böbrek yetmezliği ortaya çıkar. Akciğer tümörlerinde sağlıklı dokular korunamadığı takdirde, hasta solunum sıkıntısı yaşar. Prostat tümörlerinde de mesanenin ve rektumun korunması gerekir. Korunmadığı takdirde hastalar yaşamlarının sonuna kadar mesane ve rektumdan kaynaklanan sorunlar yaşayabilirler.

”  Özellikle kanser tedavisinde başarı oranları arttıkça yaşam kalitesinin ön plana çıkan bir beklenti olduğunu ifade eden Prof.Dr. Kayıhan Engin, “Artık kanserde tedavi başarısı arttıkça, insanlar daha uzun yaşamaya başladıkça, hatta kür şansı arttıkça, yan etkilerin önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Bugün artık gelişmiş ülkelerde tüm kanser türleri göz önüne alındığında kür şansı yüzde 55`lere kadar yükselmiştir.  Dolayısıyla sadece kür değil, kanser tedavisi sonrasındaki yaşam kalitesi de önemlidir. Belki hastayı tümörden kurtarırsınız ancak felç edebilirsiniz. Çok abartılı bir örnek ama bazen gerçek oluyor. Ya da hastanız kür olabiliyor ama uzun yıllar tükürük bezi olmadan yaşamak zorunda kalabiliyor. Ya da böbrekleri hasarlandığı için yaşamının geri kalan bölümünde diyalize bağlanmak zorunda kalabiliyor. IMRT`de bu olasılıklar en aza indiriliyor. Artık her kanser tedavisi uzmanının bir de bu açıdan bakarak yaşam kalitesini de gözetmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Nasıl Etki Ediyor?

Radyoaktif ışınlar etkilerini, yönlendirildikleri bölgedeki kanser hücrelerini yok ederek gösteriyor. Yüksek dozda radyasyon tümör hücrelerini öldürüyor ya da büyümelerini engelliyor.

Radyoterapi sırasında, tümör hücreleri yok edilmeye çalışılırken çevre dokulardaki sağlıklı hücreler de radyasyondan etkilenip zarar görebiliyor; radyasyona bağlı olarak erken dönemde ya da geç dönemde bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor.

Erken dönemde ortaya çıkan yan etkiler genellikle tedavi sırasında görülen iştahsızlık, bulantı, kusma, yorgunluk gibi sistemik etkilerin yanı sıra, ishal, deri reaksiyonları olabilir. Normal hücreler, tümör hücrelerinde bulunmayan kendini onarma mekanizmasına sahip oldukları için genellikle kısa bir süre içinde kendilerini yenileyebiliyor.

Fakat bazen, tümörün vücuttaki yerine ve radyasyon tedavisi sırasında verilen radyasyon dozunun büyüklüğüne göre tümör çevresindeki dokular kendini onaramıyor ve organ hasarları oluşabiliyor. Bu etkiler aylar sonra ortaya çıkabiliyor ve genellikle geri dönüşü olmuyor.

Radyoterapinin başarısı; kullanılan yönteme, radyasyon onkoloğunun bilgi ve deneyimiyle verdiği tedavinin sıklığına ve şiddetine, kullanılan cihaz ve donanımlara göre değişebilmekte.  Ülkemizde sayılı merkezlerde bulunan IMRT cihazı ile sadece tümörlü bölgeye yönelik, istenilen dozda radyoaktif ışın verilebilmekte.

Bu cihazla kanserli hücrelere maksimum doz verilirken, ışın almaması gereken çevre dokulara minimum düzeyde ışın verilerek, yüksek korunma sağlanabiliyor.  Radyoterapide çeşitli ışın alanları kullanıldığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi`nden Prof. Dr.

Kayıhan Engin, bu alanların 2,3,4 ya da daha fazla olabildiğini belirterek, “Bu alanlarda ışın değişik açılardan ve değişik dozlarda verilir. Tümöre maksimum doz verilmeye çalışılırken çevre dokulara da minimal doz verilmesi amaçlanır. Bu amaçlara yönelik sürekli olarak planlama sistemleri, cihazlar geliştiriliyor.

Bunlardan biri de çok yapraklı kolimatör denilen sistemdir. Amaç tümördeki dozu artırarak, çevre dokulardaki dozu azaltmaktır. IMRT bugün için, radyasyon tedavisinde gelinen en üst noktalardan biridir” diyorIMRT ile radyoterapide lineer akseleratör denilen cihazlar kullanılıyor ve bu radyoterapi cihazlarının geçmişi 20-25 yıl öncesine dayanıyor.

Son birkaç yılda bu cihazın bir takım özellikler eklenerek geliştirildiğini, bu gelişimlerden birinin de çok yapraklı kolimatör sistemi adı verilen sistem olduğunu belirten Prof. Dr. Kayıhan Engin, “Bu yapraklı sistem çok önemlidir. Çünkü radyoterapi yaparken bazen 8-9-10 ışın alanı kullanmak zorundasınız.

Çok yapraklı sistem, sadece tümör bölgesinin açılmasını sağlayarak istenilen noktaların korunmasına olanak vermektedir. Biz tümörün tedavisinden önce çok ayrıntılı, bir milimetreye yakın incelikte tomografik kesitler alırız ve her tomografik kesitin üzerinde, tümörü, çevresindeki duyarlı dokuları işaretleriz. Bunları işaretledikten sonra, cihazla tümörün vücut içinde konumunu gösteririz. Ondan sonra, örneğin tümöre 60 Gy, ama yanındaki böbreğe de 20 Gy verilmesi istendiğinde nasıl bir doz dağılımıyla bunun sağlanabileceğine bakarız. Cihaz bizim verdiğimiz verileri optimal kabul ederek, buna göre hangi açılardan, hangi alanlarla ışın verilmesi gerektiğini hesaplar” diyor.

Источник: http://www.kanserliyiz.com/kanser-tedavisinde-imrt-teknolojisi.html

IMRT

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Kanser tedavisi alanındaki teknolojik gelisimin en son duraklarından biri IMRT teknolojisi. Bu sayede kanserli hücrelere maksimum radyasyon dozu verilirken, ısın almaması gereken çevre dokulara minimum düzeyde ısın verilerek, yüksek korunma saglanabiliyor

Bilim, günümüzden yaklasık 110 yıl önce radyoaktif ısınları kesfetti.

Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen'in 1895 yılında X ısınını bulmasından kısa bir süre sonra bu güçlü ısınlar, tümör tedavisinde kullanılmaya baslandı.

Radyoaktif ısınların tedavi amacıyla kullanıldıgı tıp alanına radyoterapi adı veriliyor. Radyoaktif ısınlar etkilerini, yönlendirildikleri bölgedeki kanser hücrelerini yok ederek gösteriyor.

Yüksek dozda radyasyon tümör hücrelerini öldürüyor ya da büyümelerini engelliyor.

Radyoterapi sırasında, tümör hücreleri yok edilmeye çalısılırken çevre dokulardaki saglıklı hücreler de radyasyondan etkilenip zarar görebiliyor; radyasyona baglı olarak erken dönemde ya da geç dönemde bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor.

Erken dönemde ortaya çıkan yan etkiler genellikle tedavi sırasında görülen istahsızlık, bulantı, kusma, yorgunluk gibi sistemik etkilerin yanı sıra,ishal, deri reaksiyonları olabilir.

Normal hücreler, tümör hücrelerinde bulunmayan kendini onarma mekanizmasına sahip oldukları için genellikle kısa bir süre içinde kendilerini yenileyebiliyor.

Fakat bazen, tümörün vücuttaki yerine ve radyasyon tedavisi sırasında verilen radyasyon dozunun büyüklügüne göre tümör çevresindeki dokular kendini onaramıyor ve organ hasarları olusabiliyor. Bu etkiler aylar sonra ortaya çıkabiliyor ve genellikle geri dönüsü olmuyor.

Radyoterapinin basarısı; kullanılan yönteme, radyasyon onkologunun bilgi ve deneyimiyle verdigi tedavinin sıklıgına ve siddetine, kullanılan cihaz ve donanımlara göre degisebilmekte.

Kanser hastalıgına multi-disipliner bir anlayısla yaklasan Medicana Internatinal Hospital Ankara Hastanesi Radyasyon  Onkolojisi Bölümü'nde en gelismis radyoterapi cihazları kullanılıyor.

Kanserin radyoterapi ile tedavisinde kullanılan ve bu alandaki teknolojik gelisimin en son duraklarından biri olan IMRT (Intensity Modulated Radiotherapy / Doz Yogunluk Ayarlı Radyoterapi) Medicana Ankara'nin kanserle savastaki en önemli silahlarından biri.

Ülkemizde sayılı merkezlerde bulunan IMRT cihazı ile sadece tümörlü bölgeye yönelik, istenilen dozda radyoaktif ısın verilebilmekte. Bu cihazla kanserli hücrelere maksimum doz verilirken, ısın almaması gereken çevre dokulara minimum düzeyde ısın verilerek, yüksek korunma saglanabiliyor.

Radyoterapide çesitli ısın alanları kullanılıyor, bu alanlar 2,3,4 ya da daha fazla olabiliyor. Bu alanlarda ısın degisik açılardan ve degisik dozlarda verilir.

Tümöre maksimum doz verilmeye çalısılırken çevre dokulara da minimal doz verilmesi amaçlanır. Bu amaçlara yönelik sürekli olarak planlama sistemleri, cihazlar gelistiriliyor. Bunlardan biri de çok yapraklı kolimatör denilen sistemdir.

Amaç tümördeki dozu artırarak, çevre dokulardaki dozu azaltmaktır.

IMRT bugün için, radyasyon tedavisinde gelinen en üst noktalardan biridir. IMRT ile radyoterapide lineer akseleratör denilen cihazlar kullanılıyor ve bu radyoterapi cihazlarının geçmisi 20-25 yıl öncesine dayanıyor. Son birkaç yılda bu cihazın bir takım özellikler eklenerek gelistirildigini, bu gelisimlerden biri de çok yapraklı kolimatör sistemi adı verilen sistemdir.

Bu cok  yapraklı sistem çok önemlidir. Çünkü radyoterapi yaparken bazen 8-9-10 ısın alanı kullanmak zorundasınız. Çok yapraklı sistem, sadece tümör bölgesinin açılmasını saglayarak istenilen noktaların korunmasına olanak vermektedir.

Biz tümörün tedavisinden önce çok ayrıntılı, bir milimetreye yakın incelikte tomografik kesitler alırız ve her tomografik kesitin üzerinde, tümörü, çevresindeki duyarlı dokuları

isaretleriz. Bunları isaretledikten sonra, cihazla tümörün vücut içinde konumunu gösteririz. Ondan sonra, örnegin tümöre 60 Gy, ama yanındaki böbrege de 20 Gy verilmesi istendiginde nasıl bir doz dagılımıyla bunun saglanabilecegine bakarız. Cihaz bizim verdigimiz verileri optimal kabul ederek, buna göre hangi açılardan, hangi alanlarla ısın verilmesi gerektigini hesaplar

IMRT Hangi Organlarda Kullanılıyor?

Radyasyon tedavisinin geldigi son nokta olarak tanımlanan IMRT, kanser tedavisinde hemen her organda kullanılabilmekte. Ancak dünyada en sık olarak bas-boyun, prostat, akciger ve bazı beyin tümörlerinde kullanılıyor.

Planlama Sistemi Önemli

IMRT'nin en önemli özelliklerinden biri de planlama sistemi.  Medicana Ankara Hastanesinde IMRT su asamalardan geciyor: Planlamaya hastanın BT, MR ve PET görüntüsünü alarak baslaniyor. Üçünü bu cihazla çakıstırıp, kullanılıyoruz. Doktor tarafindan riskli organlar ve  tümör çiziliyor.

Sonucta hedeflenen hacime ne kadar doz verilecegi, hangi enerji ile nasıl koruma yapilacagi belirleniyor. Tümörü çizerken farklı, organları çizerken farklı modeller kullanıliyor. Tümörün ne kadar doz istedigini, çevre dokuların hangi miktardaki ısını tolere edecegini doktor belirliyor.

Daha sonra  bilgisayara verilen komutlarla,  doz dagılımı çıkariliyor. Planlama sisteminde kullanılan algoritmalar var. Planlama süresi 8-10 saat kadar sürüyor.  Isını vermeden önce yapilan  isin dogrulanmasi gerekiyor.

Yapilan planlamanın cihaz tarafından dogru algılanıp algılanmadıgını belirlemek gerekiyor.

Tedavi Doğrulanabiliyor

IMRT'nin önemli özelliklerinden birinin de yapılan tedavinin dogru olup olmadıgının kontrol

edilmesine olanak tanımasıdir. Yapılan tedavinin gerçekten dogru olup olmadıgını kontrol etmek çok önemli. Burada medikal fizikcilere onemli gorevler dusuyor. Doktorlarla tartısılan ve onaylanan planları, hasta tedaviye girmeden önce ölçüm araçlarıyla kontrol ediliyor.  Ayrıca tedavi ettigimiz alanın dogru olup olmadıgını kontrol edebilme imkanına sahibiz.

Источник: https://www.kanserdeerkenteshis.com/index.php/tani-ve-tedavi-yontemleri/radyasyon-onkolojisi/imrt

Dil Kanseri Tedavisi

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Her yıl binlerce insan kanser ile verdiği savaşı kaybederek yaşama veda ediyor. Geçmiş yıllara oranla tedavi yöntemlerinden gelişmeler olsa da kanser ile savaşın önüne tam anlamı ile geçilemiyor. Çünkü kanser insan vücudunda yayılarak ilerleyen bir hastalık.

Bu yüzden bir yeri tedavi ederken bir zaman sonra başka bir yerde kanserin oluştuğunu görüyoruz. Kanser hastaları uzun ve sancılı tedavi sürecini atlattıktan sonra normal hayatlarına geri dönmekte zorlanıyorlar.

Bunun yanında da hastalığın tekrar nüks etme durumundan dolayı korku içinde yıllar geçiyor. Maalesef kanser çağın belası. Bundan korunmak ve kanser ile mücadele etmek için sağlıklı beslenmek ve sağlıklı yaşamak şart. Bu yazıda sizlere büyük oranda görülen dil kanserinden bahsedeceğiz.

Dil kanseri hastalığının ne olduğundan ve dil kanseri tedavisi hakkında bilgiler vereceğiz.

Dil kanseri; dil yüzeyindeki epitel hücrelerin kötü huylu tümörler tarafından işgal edilmesi ile kendini yara veya kanamalı ile gösteren bir hastalıktır. Dil üzerinde bulunan kötü huylu tümörler kontrolsüz olarak büyüyerek, ağız içinde yayılır.

Yayıldığı bölgedeki hücreleri de tahrip eder. Dil kanserine neden olan tümörler alınmadığında ve tedavi edilmediğinde lenf bezlerine veya vücudun diğer organlarına yayılır. Dil kanseri ağız içinde görülür.

Aynı zamanda; ağız tabanı – dil altı, diş eti ve çene kemiği, yanak, tonsil – bademcik, sert ve yumuşak damaklar – küçük dil ve dudaklarda görülür. Dil üzerinde iyi huylu ve kötü huylu olarak bulunan kanser hücreleri tedavi edildiği zaman kurtulma şansı bulunur.

Hastalığın belirtilerini erken fark edip erken teşhis ile birçok insan kanser daha fazla yayılmadan kurtulabilir.

Dil kanseri tedavisi zor ama kurtulma şansı bulunan bir kanser türüdür. Tüm kanser hastalıkları arasında ise görülme sıklığı bakımından 8. sıradadır. ABD’de yapılan araştırmalarda her yıl 30,000 dil kanseri vakasına rastlanıyor. Bu vakaların çoğunluğunu ise erkekler oluşturuyor. Çoğunlukla da 60 yaşından sonra kanser ortaya çıkıyor.

Dil üzerinde gelişen kötü huylu tümörlerin kansere neden olmasının bazı nedenleri bulunuyor. Bu nedenlerin başını ”sigara tüketimi” çekiyor. Sigara veya diğer tütün ürünlerinin tüketimi ile dil kanserine yakalanma riski artıyor. Bunun yanında alkol tüketimi de dil kanserinin meydana gelmesini tetikliyor.

Yaşlıların kullandığı diş protezleri veya gençlerin kullandıkları diş telleri eğer iyi oturmayan ağız mukozasına zarar veren yapıda ise bu durum da dil kanserine sebebiyet verebilir. Ayrıca HPV virüsü taşıyıcıları da dil kanserine yakalanan kişilerdir. Ağız sağlığına özen göstermeyen kişilerde de görülebilir.

Dil Kanseri Belirtileri Nedir?

Dil kanseri bulunan hastalarda bazen birçok belirti görülebileceği gibi bazen hiçbir belirti de gözlenmez. Dil kanseri hastalığının belirtilerini sizler için sıralayalım.

  • Boğazda tıkanma hissi,
  • Boyun bölgesinde şişlik,
  • Lenf bezlerinin şişmesi,
  • Tükürükle gelen kan,
  • Dil üzerinde kabuklanma,
  • Ağızda ve dilde çıkan yaralar, yumrular,
  • Ses, diksiyon ve tat alımında bozulma,
  • Ağızda his kaybetme,
  • Boğaz ağrısı,
  • Boğaz iltihabı,
  • Dilde beyaz veya kırmızı benekler,
  • Kulak ağrısı,
  • Çene ağrısı,
  • Dişlerin birbiri üzerine oturmaması,
  • Kötü ağız kokusu,
  • Ağzı açamama,
  • Ani kilo kaybı

Dil Kanseri Tanısı ve Hastalığın Seyri

Eğer yukarıdaki belirtilerden birkaçına sahipseniz hemen bir uzmana görünmelisiniz. Dil kanseri erken teşhis ile iyileşme grafiği yüksek bir hastalıktır. Erken teşhis ile tedavi olan hastaların yaklaşık %70 ‘inin sonraki 5 yıl içinde hastalığı tekrarlamaz.

Ağız içinde bulunan yaralar 3 haftadan fazla iyileşmezse mutlaka bir KBB uzmanına görünerek muayene olun. Uzman tarafından dil üzerinde lezyon incelemesi yapılır. Yoğun ışık altında dildeki bölgesel değişiklikler incelenir. Aynı zamanda boyundaki lenf bezleri de el ile kontrol edilir.

Uzman doktorun muayenesinden sonra eğer tümör varlığından şüpheleniliyorsa bir görüntüleme tekniği ile derinlemesine bakılır. Bu teknikler, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) veya MR gibi radyolojik yöntemler olabiliyor.

Daha sonra tümör bulunan bölgeden biyopsi ile parça almak veya patolojik inceleme yapmak üzere laboratuvarlara gönderilir. Patolojik sonucun doğrultusunda dil kanserinin hangi evrede olduğu belirlenir. Bu evreye istinaden bir tedavi yöntemi belirlenir.

Dil Kanserinin Evreleri Nelerdir?

Dil kanseri tanısı konulduktan sonra 3 evreye ayrılır.

Yerel Dil Kanseri; ilk evredir. Bu evrede kanser yeni tespit edilmiştir. Hiçbir yayılma göstermediği için de tedavi ile kolayca yok edilir. Bu evrede ölüm riski oldukça düşüktür. Ayrıca bu evrede yapılan tedavilerde sonraki 5 yıl içinde % 78 oranında hayatta kalınır.

Bölgesel Dil Kanseri; ise ikinci evredir. Bu evrede ise dil kanseri çevre dokulara yayılmıştır. Bu evrede tek bir tedavi yöntemi yeterli olmaz. Ayrıca bu evrede yapılan tedavilerde sonraki 5 yıl içinde % 63 oranında hayatta kalınır.

İlerlemiş Dil Kanseri; ise son evredir. Bu evrede kanser iyice yayılmıştır. Ağız, gırtlak, boyun ve lenflere kadar ulaşan kanser hücreleri kişinin tedaviye cevap vermesini zorlaştırır. Ayrıca bu evrede yapılan tedavilerde sonraki 5 yıl içinde % 36 oranında hayatta kalınır.

Dil Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Dil kanseri erken teşhis ile kanser diğer bölgelere sıçramadan yok ediliyor. Bu alanda başarı oranı da hayli yüksek. Dil kanseri tedavisinde tedavi yöntemi; kanserin evresi, tümörün çapı, tümörün boyutu, tümörün yerleşim yeri ve tümörün yayılıp yayılmamasına göre değişiyor. Dil kanseri tedavisinde cerrahi tedavi, kemoterapi ve radyoterapi ve farklı birçok tedavi yöntemi uygulanıyor.

1. Cerrahi Tedavi

Erken teşhis olan dil kanseri vakalarında ameliyat ile alınan kanserli kısım yüksek oranda kurtulma şansı sunuyor. Görüntüleme yöntemlerinden biri ile belirlenen lezyonlu bölgeler ameliyat ile alınır ve temizlenir. Bu yöntem ile alınan parçalar yüzünden kişide tat alma duyusunda eksiklik yaşanabilir.

1.1. Glesektomi

Cerrahi tedavi yöntemlerinden biridir. İlerlemiş ve iyice yayılmış olan dil kanseri vakalarından dilin büyük bir kısmı veya tamamı cerrahi operasyon ile alınır.

1.2. Maksilektomi veya Mandibulektomi

Bu yöntem de cerrahi bir yöntemdir. Dil kanserinin ağız ve dil dışında çene ve çene kemiklerine yayılmasından dolayı yapılan ameliyat şeklidir. Bu kısımlardan tümörler temizlenir gerekirse kemik ve doku alınır.

1.3. Boyun Diseksiyonu

Bu yöntemde ise kanserin dil ve ağızdan dışarı çıkarak boyun bölgesine, buradan da boyundaki lenf bezlerine sıçraması durumunda kullanılır. Boyun Diseksiyonu yöntemi ile boyundaki kanserli lenf bezleri çıkarılır.

1.4. Estetik Ameliyat

Cerrahi tedaviler sonucu hastanın yüzünün şeklinde bozulmalar veya ağız bölgesinde deformasyonlar oluşur. Bu durumda gerekli estetik yöntemler ile hastanın sosyal olarak sağlığına kavuşturmaya çalışılır.

2. Radyoterapi

Dil kanserinde uygulanan tedavi yöntemlerinden biridir. Dil yüzeyinde ameliyata gerek olmayan yerlerin yok edilmesinde bu ışınlar kullanılır. Yahut ameliyat için riskli olan tümörleri hedef alarak küçültülür. Bu sayede kanserli kısım ameliyata hazır olur.

3. Kemoterapi

Kemoterapi ise ameliyat ve radyoterapi sonrası hastalığın tekrar etmemesi için uygulanan bir tedavi şeklidir. Bazı durumlarda ise yayılma ihtimali olan kanser hücrelerinin ilerleyişi durdurur. Ağız yolu ile veya kan yolu ile alınan ilaçla sayesinde kemoterapi uygulanır.

Источник: https://evdesifa.com/dil-kanseri-tedavisi/

Prostat Kanseri|Kanser

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Prostat organımız mesaneye komşu olarak yerleşimli kestane büyüklüğündeki bir bezdir ve meninin akışkanlığında görevlidir.Prostat kanseri ise prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz gelişimine bağlı olarak oluşur.

Erken dönemde prostat kanserine tanı koyulamazsa lenfler ve kan yoluyla etrafındaki dokulara uzanım gösterebilir. Lenf düğümleri ve kemikler prostat kanserinin en sık yayılım gösterdiği dokulardır. Akciğer karaciğer gibi vücudumuzun diğer dokularına metastaz yapabilir.

Bütün hastalıkların olduğu gibi prostat kanserinin de sebepleri ve risk faktörleri nelerdir.

Prostat Kanseri Nedenleri nelerdir?

İlk sebep yaş faktörüdür. Bir erkeğin yaşı ne kadar ilerlemiş olursa prostat kanserine yakalanma düzeyi o derece artmaktadır. Bir örnekle açıklamamız gerekirse 70 yaş ve üzerindeki erkeklerin%50 sinde 90 yaş ve üzerindeki erkeklerde bu oran mikroskobik düzeyde dahi olsa tamamındadır.

Günümüzde her sağlıklı 6 erkekten 1 tanesinin prostat kanserine yakalanma ihtimali vardır. Toplumuzdaki tüm erkeklerin özellikle 45 yaş ve üzerindeki erkeklerin mutlaka bir uzman hekim tarafından düzenli olarak takip edilmesi gerekir.Çünkü prostat kanseri teşhisi koyulmuş hastaların %95 ini 45 yaş ve üzeri hastalar oluşturmaktadır.

Diğer etkenler ise genetik kanser yatkınlığı sağlıksız beslenme hormon düzeyleri katmium a ve d vitaminleri eksikliğidir

Prostat Kanseri Teşhis Yöntemleri

Kandaki psa ( prostat spesifik antijen)seviyesinin takibi ile saptanmaktadır Psa prostat ve üretra çevresi bezlerden salınan bir proteindir. PSA test ile vücutta ki prostata özgü antijen düzeyleri ölçülür. PSA düzeyi %100 olmasa da teşhis ve hastalığın takibinde önemlidir

PRM parmak ile rektal muayene ile yapılır.Doktor makata parkağını yerleştirir ve prostatın büyüklüğünü şeklini kavramaya çalışır Bir tümör olgusuna rastlarsa kitle sert olarak hissedilir ama kesin bir teşhis yöntemi değildir kesin tanı pataloji ile koyulur

Prostat kanserinin belirlenmesinde ki bir diğer yöntemde transrektal ultrasonografidir. Bu yöntem ile prostatın büyüklüğü şekli ve iç kısımlarının görüntüsü hakkında bilgi edinilir

Biopsi Prostat kanserinin teşhisinin kesin teşhis yöntemidir prostattan parça alınır ve pataloji neticesinde tanı koyulur

Prostat Kanseri  Tedavi Yöntemleri

Prostat Kanseri Cerrahi yöntem:

Ameliyat ile kanserli dokunun tamamen çıkarılması işlemidir radikal prostatektomi yöntemi uygulanan olgularda prostat bezi ve etrafındaki bazı çevresel dokular alınarak operasyon gerçekleştirilir bu cerrahi yöntemin en önemli yan etkisi idrar kaçırma ve cinsel güçte azalmadır

ikinci bir cerrahi yöntem ise TUR( transeüretral rezeksiyon)dur bu yöntem radikal prostatektomi uygulanamayan hastalarda uygulanır üretradan girilerek prostata ulaşılır ve kanserli doku alınır genel olarak ana tedavi öncesi hastanın şikayetlerini azaltmak için uygulanılır

kriyocerrahi yöntemi kanser hücrelerinin dondurularak öldürülmesi işlemidir ülkemizde yaygın olan bir tedavi yöntemi değildir.

 Prostat Kanseri Radyoterapi

Prostat kanserinde radyoterapi çok yaygın olarak uygulanan ve oldukça başarılı sonuçlar veren bir tedavi yöntemidir yüksek teknoloji ürünü cihazlar kullanılarak kanser hücrelerine radyasyon verilir ve tümörün küçülmesi ve tamamen yok edilmesi hedeflenir prostat kanserinde radyoterapi yöntemleri konformal radyoterapi ımrt radyoterapi yani yoğunluk ayarlı radyoterapi olarak uygulanabilir ımrt radyoterapide daha yüksek tedavi dozlarına çıkılabilir ve çevre dokular daha iyi bir şekilde korunabilir.

Prostat Kanseri Kemoterapi Tedavisi

Kemoterapi kanserin prostatın dışına yayıldığı ve hormon tedavisine cevap alınamadığı durumlarda uygulanan ilaçla uygulanan bir tedavi yöntemidir Kanseri tamamen bitirmez ama yavaşlatır küçültür ve hastalığın meydana getirdiği ağrıları azaltabilir 

Kemoterapi ilaçları damara ve kasa uygulanabileceği gibi ağızdan tablet olarak ta alınabilir kemoterapi tedavisinde ilaç dozları hayatı önem taşır az miktarda uygulanan tedavi dozları tedaviyi etkisiz kılabileceği gibi boy kilo oranınına göre fazla uygulanmış bir dozda telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.

Kemoterapi tedavisi ağır bir tedavidir ve yan etkileri oldukça fazladır fakat bir çok hastalıkta da tam iyileşme sağlanabilmesi için de mutlaka uygulanmalıdır.

Источник: http://www.kansertedavim.com/prostat-kanseri.html

Akciğer Kanseri Hastalığının Ortadan Kaldırılması Adına Uygulanacak Tedavi

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Akciğer kanseri hastalığının tedavi edilebilmesi adına öncelikli olarak evresinin belirlenmesi gerekir. Bu belirlemeden sonra uzman hekim tedavi ile alakalı tüm detayları hastası ile en ince detayına kadar paylaşır.

Akciğerinde Işın Tedavi

Akciğer kanseri hastalığı tedavisi kapsamında ışın tedavisi yani radyasyon kullanımı belli evrelerde yapılmaktadır. Akciğer kanserinde ışın tedavisi uygulamaları;

  • Sınırlı evrede göğüste bulunan lenf nodlarını ve tümörleri tedavi etmek için kemoterapi ile birlikte ışın tedavisi uygulaması da yapılır. Akciğer kanseri ışın tedavisi kapsamında kemoterapi ile radyasyonun bir araya getirilmesine eşzamanlı kemoradyasyon adı verilir. Radyoterapi kemoterapinin birinci veya ikinci evresi ile başlatılabilir.
  • Işın tedavisi akciğer kanseri için kemoterapi bittikten sonra da verilebilir. Bu durum bazen geniş aşama hastalığı olan hastalar için yapılabilir. kemoterapi ve radyasyonu aynı anda uygulama sınırlı evre hastalığı olan hastalar için kullanılır.
  • Radyasyon ( ışın tedavileri ) kanserin yayılma olasılıklarını önüne geçmek için beyne verilebilir. Bu uygulamaya profilaktik kranyal ışınlama adı verilir. Bu sık şekilde sınırlı evrede olan hastaların tedavisinde kullanılır ama bazı hastalarda kapsamlı evrede de kullanılabilmektedir.
  • Radyasyon akciğer kanserinde kaynaklı ortaya çıkan semptomları; ağrı, kanama, sorunlu yutma, öksürük, nefes darlığı gibi sıkıntıları hafifletmek için ve tümörleri küçültmek için de kullanılabilir.

Işın Terapisinin Türleri

Kanseri tedavi etmek adına sık şekilde kullanılan radyasyon tedavisine dış radyasyon terapisi (EBRT) ismi verilir. Vücudun dış kısmından radyasyon gönderilir ve kansere odaklanır. Tedaviye başlamadan önce uzman ışın kirişlerini ve en doğru ışın dozunu hedefleyen doğru açıları bulmak için dikkatli şekilde ölçümler alır.

 Simülasyon adı verilen bu uygulama oturumu genelde CT taramaları gibi görüntüleme testleri yapmayı da içermektedir. Tedavi uygulaması röntgen filmi çekmeye çok fazla benzer ama radyasyon daha yoğundur. İşlemin tamamı kendisi ağrısız şekilde gerçekleşir.

İşlem yalnızca birkaç dakika içinde tamamlanır ancak tedaviler için yerin belirlenme süresi genelde daha uzun sürer. Kanserin ilk tedavinin bir parçası olarak işlem yapan radyasyon günde 1 veya 2 defa haftanın 5 günü, 3-7 hafta boyunca verilir.

 Semptomları ve profilaktik kranyal radyasyonu azaltmak için radyasyon, genelde 3 haftadan kısa süreler için verilir. Işın tedavileri uygulamaları arasında;

Üç boyutlu konformal ışın terapisi (3D-CRT); 3D-CRT uygulamasında bölgelerin konumunu tam olarak belirlemek adına özel bilgisayar programları kullanılmaktadır. Radyasyon kirişleri, normal dokulara zarar verme olasılıklarını azaltacak birkaç yönden tümörü şekillendirmeye hedeflenir.

Yoğunluk modülasyonlu ışın terapisi (IMRT): İMRT, 3D terapinin daha gelişmiş bir şeklidir. Radyasyon sağladığından dolayı hastaların etrafında dolaşacak bilgisayar kullanan makine kullanır.

 Kirişleri şekillendirmenin yanı sıra onları çeşitli açılardan tümöre doğru hedefleyen kirişlerin yoğunluğu normal dokuların yakınına ulaşan dozun sınırlandırılması için ayarlanabilir.

Büyük kanser merkezlerinin çoğunluğu IMRT kullanılır.

Terapinin Olası Yan Etkileri

Radyoterapi alacak kişilerde muhtemel yan etkileri hakkında uzman doktor daha önceden bilgilendirme yapar. Bunun içinde hastalar neler olacağı konusunda bilgi sahibidir. Radyasyon terapisinin genel yan etkileri aşağıdakileri içermektedir;

  • Ciltte hafif düzeyde soyulma, kabarcıklanma ve kızarıklıklar meydana gelir.
  • Radyasyon alındığı zaman saç dökülmesi meydana gelir.
  • Saç dökülmesi
  • Yorulma ve yorgunluk
  • Kusma ve mide bulantısı
  • İştah kaybı ve kilo verme

Bu yan etkilerin çoğu tedavi sonrası ortadan kalkar ancak bazı yan etkiler uzun sürebilir. Kemoterapi radyasyon ile verildiği zaman yan etkiler genellikle daha kötüdür. Göğüste radyasyon tedavisi ciğerlerinize zarar verebilir. Öksürüğe, nefes darlığı sorunlarına neden olabilir.

Genelde tedaviden sonra bu sorunlar ortadan kalkar. Göğsün ortasında olan özofagusunuz, ışınıma maruz kalabilir, bu da boğaz ağrısı meydana getirebilir. Tedavi esnasında veya tedaviden kısa bir süre sonra yutkunma sorunlarına neden olabilir.

 Bu da yumuşak yiyeceklerden veya sıvılardan başka bir şey yemeyi bir süre zor bir hale getirebilir. Beyinde bulunan geniş alanlara radyasyon tedavisi bazen hafıza kaybı, yorgunluk, baş ağrısı, sorun düşünme veya cinsel isteğin azalmasına neden olabilmektedir.

 Genellikle bu tarz semptomlar, beyne yayılmış kanserlerin sebep olduğu kanserlere kıyas ile daha azdır.

Kaynaklar

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://akciger.info/akciger-kanserinde-isin-tedavisi.html

Klasik Kanser Tedavisi ve Modern Kanser Tedavisi

Kanser, IMRT İle Tedavi Edilecek

Kanser tedavilerini; Klasik Kanser Tedavisi ve Alternatif Kanser Tedavisi olarak iki ayrı guruba ayırmak mümkündür.

Klasik kanser tedavisi yöntemlerinin yetersiz kalması yüzünden, hem dünyada hem de ülkemizde kanser hastaları, Alternatif kanser tedavisi yöntemlerine başvurmaktadır.

Bitkisel Kanser Tedavisi

Alternatif Tedaviler içerisinde ilk sırada yer alan bitkisel tedaviye başlanmadan önce; hastalığın türü, varsa metastazı (yayılması), evresi (yoğunluğu), hastanın piskolojik durumu (morali), aile piskolojisi, beslenme alışkanlıkları, yaşadığı coğrafi bölge, önceden uygulanmış veya uygulanmamış klasik modern tıp tedavi yöntemleri uzmanlar tarafından incelendikten sonra, hastaya özel uygulanan bitkisel destek tedavi yöntemidir.

Bitkisel tedavi, klasik modern Tedavi yöntemleri olan Cerrahi, Kemoterapi, Radyoterapi gibi yöntemlerine destekleyici ve sonrasında tamamlayıcı olarak kullanılabilen bir yöntemdir.

Bitkisel tedavi, klasik tıp tedavi yöntemlerinin, yetersiz kaldığı ve uygulanamadığı birçok hastalıkların tedavisinde yardımcıdır. Bitki ekstaktları, bir bedene uygulandığı andan itibaren bedenin genetik yapısında bulunan tüm savunma sistemlerini güçlendirilerek insan bedeninin kendi kendini onarabilme ve yenileyebilme kapasitesini arttırır.

Bitki ekstraktları, klasik tıp tedavi yöntemlerinin (Kemoterapi, Radyoterapi, Cerrahi vb.) öncesinde veya sonrasında kullanılmaktadır. DNA Yapısının iç döngüsü hedef alınarak genetik kusur veya genetik hasarın tedavisi için DNA’nın moleküler yapısındaki organik ve amino asitler zincirini güçlendirmeye yardımcıdır.

Bazı bitki, kök ve hücrelerin fermantasyona uğratılıp defalarca distilasyon edilerek üretilen Bitki Ekstraktları , kanser tedavisinde gıda takviyesi olarak kullanılır.  Bitki ekstaktları, bir bedene uygulandığı andan itibaren bedenin genetik yapısında bulunan tüm savunma sistemlerini güçlendirilerek insan bedeninin kendi kendini onarabilme kapasitesini arttırır.

Araştırmacı Adnan AKAR tarafından, Amerika, Rusya, Çin ve Japonya başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde Kanser tedavisine yönelik alternatif metotlar bir araya getirilerek incelendikten sonra, ülkemizde geliştirilen bitki ekstraktları Kimyasal veya sentetik hiç bir katkı maddesi içermemektedir.

Kanser ve Alternatif tedaviler üzerine yazılmış diğer makaleleri okumak için tıklayın.

Cerrahi Kanser Tedavisi (Ameliyat)

Kanser hücrelerinin büyüme sebebi DNA’larda meydana gelen hasardır. Normalde vücut bu hasarı tamir edebilirken, kanser hücrelerindeki hasarı onaramamaktadır. Kanser, genellikle solid dediğimiz kitle formasyonundadır. Lösemi gibi bazı kanserler tümör formunda değildir.

Tümörlerin tamamı kanser değildir, bu tümörler çok nadir istisnalar dışında vücutta başka yerlere yayılmazlar (metastaz) ve hayatı tehdit etmezler.

Cerrahi kanser tedavisinde ana prensip, kitlesel formasyondaki kanserli dokunun, cerrahi yöntemlerle çıkarılıp, kanserli bölgenin temizlenmesidir.

Kanserli organın/dokunun tümü ya da bir kısmı ameliyatla alınabilir. Bazı ameliyatlar, ufak cilt kanserlerini almak veya biyopsi gibi hafif cerrahi işlemlerdir.

Diğerleri ise, kanserli dokunun vücutta bir organdan çıkarılması gibi büyük ameliyatları kapsamaktadır. Ameliyatlar ayrıca, vücudun bir bölümünü onarmak ya da yenilemek amacıyla da yapılabilir.

(Örneğin, göğsün alınmasından sonra protez göğüs takılması gibi.)

Ameliyat öncesi kişiye genellikle genel anestezi uygulanmaktadır. Genel anestezi kişiyi uyutur ve etkisi geçinceye kadar ağrı hissetmesini önler.

Ameliyat herkesi farklı etkiler, bazı kişiler birkaç günde iyileşir, büyük bir ameliyat geçiren kişilerin iyileşmesi ise haftalar ya da aylar sürebilir.

Ameliyat olan hastaya, hemşire ya da doktoru iyileşme sürecinde vücuduna nasıl bakacağı konusunda bilgi verirler.

Ameliyat kanserin ilk tedavisi olabilir. Kişiye daha sonra kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir.

Kemoterapi Kimyasal Tedavi (İlaç Tedavisi)

Kemoterapi, normal hücrelere olası en az zararı vererek, kanserli hücreleri öldürebilen bir ilaç tedavisi yöntemidir. Kemoterapi, kanserli hücrelerin çoğalmasını engeller.

Kemoterapi, bazen kanser için ilk uygulanan tedavi yöntemidir. Bununla beraber, kemoterapi genellikle diğer tedavilerden sonra uygulanmaktadır.

Kemoterapi ameliyat veya radyoterapi tedavisinden etkilenmeyen kanserli hücrelerin öldürülmesinde yardımcı olabilir.

Bazı kişilerin hastanede yatarak tedavi olmaları gerekir. Bazı kişiler ise, kemoterapi tedavisi için birkaç saatliğine hastaneye gelebilirler. Bazı durumlarda tedavi evde uygulanabilir. Kemoterapi genellikle iki veya üç haftalık aralarla, her seans birkaç saat olmak üzere birkaç gün uygulanır. Tedavi çoğunlukla birkaç ay boyunca belli bir süre uygulanır.

Kemoterapi genellikle damardan iğne ile uygulanır. Bazı kişilere, damardan düzenli kemoterapi uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla derinin altına bir tüp yerleştirilir. Bu işlem, damarlarda çok fazla hasar olmasını engeller. Tüp, tedavi bitinceye kadar derinin altında kalmaktadır.

Kemoterapi ayrıca, tabletler halinde, kaslara iğne aracılığıyla veya deri üzerine krem sürerek de uygulanabilir.

Kemoterapi geçici yan etkilere yol açabilir. Kusma ve mide bulantısı ile saç ve vücut tüylerinin dökülmesine neden olabilir. Mide bulantısı ve kusmanın giderilmesinde ilaçların yararı olabilir.

Kemoterapi sırasında dökülen saç ve vücut tüyleri tedavi bittikten birkaç ay sonra yeniden çıkmaya başlar. Kemoterapi ayrıca, uzun dönemli yan etkilere de neden olabilir.

Bu bağlamda, kişinin doğurganlığını etkileyebilir.

Kemoterapi Süresince Kendinize Nasıl Bakacaksınız?

•Daha az ve sık yemek yiyin. Günde 5 – 6 defa atıştırma şeklinde tüketeceğiniz yemekler sindiriminize yardımcı olacaktır. Meyve kokteylleri bir öğün için iyi bir seçenektir. •Yemek yedikten sonra uzanmayın. Sindirim için kendinize ve vücudunuza 1 saat izin verin.

Mümkünse yemekten sonra kısa yürüyüşler yapmayı deneyin. •Yemekte sıvı almayın. Bu şekilde, sindirim sıvılarınız tam güç çalışacak ve sindirimi hızlandırarak hazımsızlığı azaltacaktır. Yemek aralarında alabildiğiniz kadar sıvı alın.(en azından yemeklerden 1 saat önce ya da sonra).

Sebze ve meyve suları ve et/tavuk sulu çorba içmeye çalışın. Şekerden mümkün olduğunca uzak durun, eğer şekerli bir gıda yemek isterseniz, tahıldan elde edilen ürünleri deneyin. •Şişmanlatıcı tüm gıdalardan uzak durun.

Diyetinize dikkat edin ve taze meyve, buharda pişmiş ya da kaynatılmış sebzeler, hafif tahıl ürünleri ve proteinlerinizi tüketmeye devam edin.

•Eğer kusma ve şiddetli ishal yaşıyorsanız, sebze çorbalarını deneyin. Bu diyetin tuzla desteklemesi elektrolitlerinizi dengede tutacağı için kendinizi güçsüz hissettiğiniz zamanlarda sizi ve vücudunuzu dengesizliklerden koruyacaktır.

Işın Tedavisi (Radyoterapi)

Radyoterapi ışınla tedavi yöntemidir. Radyasyon bir tür enerji olup, kanserli hücrelerin çoğalmasını engelleyebilir.

Radyoterapi ayrıca, normal hücreleri de etkileyebilir, ancak bu hücreler daha sonra iyileşebilir. Radyoterapi, vücudun içinden veya dışından olmak üzere iki şekilde uygulanabilir.

Dıştan tedavide, radyasyon bir makineden doğrudan kanserli organa ve çevresindeki dokuya yönlendirilir.

İçten tedavide ise, içine radyoaktif madde konulan kapsüller (tüpler) kişinin vücut boşluğuna, tümörün üzerine ya da çevresine yerleştirilir.

(Erkeklere, prostat kanseri için bu tedavi yönteminin uygulanması durumunda, kapsüllerin yerleştirilmesinin ardından ilk iki hafta cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmaları önerilmektedir. Bu kişilerin konuyu doktorları ile görüşmeleri gerekir.) Radyoterapi kişiyi radyoaktif hale getirmez ve tedavi ağrısızdır.

Işınlar sıcak değildir. Bazı kişilere yalnızca tek bir tedavi uygulanırken, bazılarının birkaç tedaviye ihtiyacı olabilir. Her bir tedavi yalnızca birkaç dakika sürmektedir. Kişinin ihtiyacı olan tedavi sayısı değişiklik gösterebilir. Doktorunuz, size uygun olan tedavi sayısına karar verecektir.

Bazı kişilerde radyoterapiden sonra bazı yan etkiler görülebilir. Bunlar, yorgunluk, deride kızarıklık ya da yanma hissi, mide bulantısı, kusma ve ishali kapsamaktadır. Bazı kişilerde yan etki görülmez.

Diğer Alternatif Tedaviler

Alternatif tıp vaya tamamlayıcı tıp, daha çok geleneksel doğal bitkileri kullanarak (çay veya bitki karışımlarıyla) elde edilen ilaçlarla tedavi etme yöntemidir.

Çağdaş tıp biliminin hastalık sebepleri ve tedavisi konusunda somut verileri olmadığı, hasta için henüz mevcut objektif ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığında hasta isteğiyle başlanılabilen veya çağdaş tıp tedavilerini destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi amacıyla uygulanabilen tedavi yöntemleridir.

Bu yöntemler arasında;  Ortomoleküler Terapi, Oksijen Terapisi, Ozon Terapisi, Aromaterapi, Şelasyon, Homeopati, Kiropraktik, Elektromanyetik Tedavi, Reiki, Terapötik Terapi, Manyetik Terapi, Ses Terapisi, Işık Terapisi, Aleksander Tekniği, Refleksoloji, Feldenkrais, Rolfing, Ayurveda, Akupunktur Tedavisi, Herbalism (Bitkisel Tıp), Hipertermi, Yoga vb yöntemler yer almaktadır.

Источник: https://kansersavas.com/kanser_tedavisi.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.