Kanser riskini azaltmak için Akdeniz tipi beslenme şart

Akdeniz tipi beslenme ve erken tanı kolon kanseri riskini azaltıyor

Kanser riskini azaltmak için Akdeniz tipi beslenme şart

Kolon kanseri, sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 metre uzunluğundaki son kısmındaki hücrelerde yaşanan bozulmalar sonucu oluşuyor.

Özellikle genetik yatkınlığı olanların kalın bağırsağında polip denilen doku kabarıklıkları meydana geliyor ve zaman içinde bu polipleri oluşturan hücrelerin bazılarında çeşitli gen bozuklukları (mutasyonlar) görülüyor.

Bu mutasyonlar dokunun kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına neden olan değişiklikleri beraberinde getiriyor ve yavaş yavaş kanser hücreleri açığa çıkmaya başlıyor.

Kolon kanseri nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri

Başlangıçta kanser hücreleri polipin küçük bir noktasındayken zaman içinde çoğalıyor ve kalın bağırsak kanserine dönüşüyor.  Hem ülkemizde hem de dünyada kolon kanseri görülme oranlarında da artış yaşanmasının en önemli sebeplerinden biri, değişen beslenme alışkanlıkları olarak gösteriliyor.

Artış nedenlerinden biri batı tipi beslenme

Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanserler arasında yer alıyor. Öyle ki batı ülkelerinde en sık görülen sindirim sistemi kanseri olmasının yanı sıra dünyada % 11 ile en sık rastlanan üçüncü kanser tipidir.

Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişi bu hastalığa yakalanıyor ve 500 bin kişi hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de kolon ve rektum kanserleri erkeklerde üçüncü, kadınlarda ise dördüncü sıklıkta görülüyor.

Ancak ülkemizde kolon kanserinin görülme oranları her geçen yıl daha da artıyor.

Et ve yağdan zengin, lif ve sebzeden fakir beslenme kolon kanserine davetiye çıkarıyor

Kolon kanseri, genellikle 50 yaşın üzerinde genetik olarak riski bulunan, sigara ve alkol kullanan, lifli gıdalardan fakir beslenen hastalarda görülüyor.

Yalnız ailevi polipozis sendromu veya inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlarda daha genç yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. Yaşam tarzı ve beslenme düzeni kolon kanserinin oluşum sürecinde önemli rol oynuyor.

Et ve yağdan zengin, lif ve sebzeden fakir yani batı tipi beslenenlerde kalın bağırsak kanseri daha sık görülüyor.

Bir diğer önemli nokta ise kabızlık. Kabızlık sorunu yaşayanlarda da kalın bağırsak kanserine yatkınlık, olmayanlara oranla daha fazla. Bunların dışında sigara içenler, yoğun alkol kullananlar, diyabet hastaları, safra kesesi alınanlar ve obezlerde normal insanlara göre kolon kanserine daha çok rastlanıyor.

Doğru vitaminler, mineraller ve sağlıklı beslenme kolon kanseri riskini azaltıyor

Kolon kanserinden korunmak için kişinin yaşam tarzını ve beslenme anlayışını değiştirmesi önemli. Kilo verme ve fiziksel aktivite, lifli, kalorisi ve yağ içeriği düşük gıdalar ile beslenme, aspirin, folik asit, A vitamini, beta karoten, B-6 ya da E vitamini, magnezyum, kalsiyum, selenyum alımı ve balık tüketimi kolon kanserinin görülme oranını azaltıyor.

Kansere giden yolda üç belirti: Karın ağrısı, kabızlık ve kansızlık

Hastalık polip aşamasındayken karın ağrısı, ishal ve kansızlık görülebiliyor. Hatta bazı çok büyük polibi olanlarda bağırsak tıkanıklığı gibi durumlar bile yaşanabiliyor. Polip büyümeye ve kanser gelişmeye başladığında ise semptomlar artıyor.

Spor meme kanserine karşı koruyor ve tedavi başarısını yükseltiyor

Bu nedenle dışkıda kan görülmesi, dışkının kalem gibi incelmesi ya da yetersiz olması, sık tuvalete gitme ihtiyacı, nedeni bilinmeyen kilo kayıpları, karın ağrısı, gaz sancıları, kansızlık ve kendini aşırı yorgun hissetme gibi bulguları olan hastaların kolon kanseri taraması için doktora başvurması gerekiyor.

50 yaşından sonra kolonoskopi yapılmalı

Riskli bireyler mutlaka belli yaşlarda polip varlığı ve kanser açısından taranmalı ve tespit edilen polipler çıkartılmalı.

Ailevi polipozis sendromu olanlarda bu tip taramalara 10’lu yaşlarda başlamak gerekirken, birinci derece akrabasında kolon kanseri veya 1 santimden büyük kolon polibi tespit edilmiş bir kişi kanserin veya polibin görüldüğü yaşa göre taranmalı.

Bu taramanın kanser veya polibin görüldüğü yaştan kabaca 10 yıl önce başlaması, sonrasında da 3-5 yılda bir tekrarlanması gerekiyor.

Bu riskli grubun dışında kalan, riski olmayan, yani ailesinde kolon kanseri veya polip olmayan bir bireyin hiçbir semptom olmasa bile 50 yaşında kolon kanseri için taranması ve kolonoskopi olması erken tanıda büyük önem taşıyor. Kolonoskopisi normal tespit edilenlerin 10 yılda bir kolonoskopilerinin tekrar edilmesi, polip teşhis edilenlerin ise 3-5 yılda bir tekrar kolonoskopi olmaları öneriliyor.

Kolonoskopi imkanı olmayanların ise dışkıda gizli kan baktırmaları, kan tespit edilmesi halinde ise kolonoskopi olmaları gerekiyor. Bu taramalardaki temel amaç ileride kanserleşme riski olan polipleri erken yakalamak ve çıkartmak, gelişmişse de kanseri erken dönemde teşhis etmek.

Kolonoskopi ölüm oranlarını düşürüyor

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kolonoskopi olmak, 15 yıllık takip süresince kolorektal kanser görülme riskini yüzde 77, kansere bağlı ölümleri ise yüzde 55 azaltıyor. Kolon kanserinin tedavisi cerrahidir.

Her aşamadaki hastaya cerrahi yapılabiliyor. Ancak tabi ki en etkili ve iyi sonuçlar hastalığı erken yakalanan kişilerde görülüyor. Bu da erken taramanın yani kolonoskopinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/akdeniz-tipi-beslenme-kolon-kanseri-kolonoskopi/

Kanserden Korunma: Riskinizi azaltan 7 ipucu

Kanser riskini azaltmak için Akdeniz tipi beslenme şart

Kanserden korunma konusunda muhtemelen birbiri ile çelişen raporlar görmüşsünüzdür. Bazen bir çalışmada veya haberde önerilen spesifik kanser önleme ipucuna başka birinde karşı çıkılmaktadır.

Pek çok vakada, kanserden korunma hakkında bilinen şeyler hala değişim halindedir. Bununla birlikte, kansere yakalanma olasılığınızın yaşam tarzınızla ilgili seçimleriniz tarafından etkilenebileceği kabul edilmektedir.

Bu nedenle kanserden korunma konusunda endişeleriniz varsa, bazı basit yaşam tarzı değişikliklerinin büyük bir fark yaratabileceği gerçeği sizi rahatlatabilir. Bu yedi kanser önleme ipucuna bir bakın

Tütün ürünleri kullanmayın

Herhangi bir tür tütün kullanmak sizin yolunuzu kanserle çakıştırır. Sigara; akciğer, ağız, boğaz, gırtlak, pankreas, mesane, rahim ağzı ve böbrek kanseri gibi birçok kanser türüyle ilişkilendirilmiştir. Tütün çiğnemek ağız boşluğu ve pankreas kanseri ile ilişkilendirilmiştir. Tütün kullanmasanız bile, pasif sigara dumanına maruz kalmak akciğer kanseri riskinizi artırabilir.

Tütünden kaçınmak veya bırakmaya karar vermek, verebileceğiniz en önemli sağlık kararlarından biridir. Ayrıca kanserden korunmanın da en önemli parçasıdır. Tütünü bırakmak için yardıma ihtiyacınız varsa, doktorunuzdan sigara bırakma ürünleri ve bırakma ile ilgili diğer stratejileri öğrenin.

Sağlıklı bir beslenme şekli edinin

Markete gittiğinizde ve yemek yerken sağlıklı seçimler yapmak kanserden korunmayı garanti edemese de, riskinizi azaltmanıza yardımcı olabilir. Bu önerileri göz önünde bulundurun:

  • Bol miktarda sebze ve meyve yiyin. Beslenme şeklinizi meyve, sebze ve tahıl ve fasulye gibi bitkisel kaynaklı besinler üzerine şekillendirin.
  • Obeziteden kaçının. Rafine şeker ve hayvansal kaynaklardan elde edilen yağların da dahil olduğu yüksek kalorili besinleri azaltarak daha hafif ve daha yağsız yiyin.
  • Alkol almayı seçiyorsanız, bunu ölçülü yapın. Göğüs, kolon, akciğer, böbrek ve karaciğer kanseri dâhil olmak üzere çeşitli kanser türleri riski, içtiğiniz alkol miktarına ve düzenli olarak alkol aldığınız sürenin uzunluğuna bağlı olarak artar.
  • İşlenmiş et tüketiminizi sınırlayın. Dünya Sağlık Örgütü’nün kanser kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın bir raporu, fazla miktarda işlenmiş et yemenin belirli kanser türlerine yakalanma riskini az da olsa arttırdığı sonucuna vardı.

İlaveten, sızma zeytinyağı ve karışık çerezlerle destekli Akdeniz tipi beslenme düzeni takip eden kadınların meme kanseri riski azalabilmektedir. Akdeniz tipi beslenme çoğunlukla meyve ve sebzeler, tahıllar, baklagiller ve çerez gibi bitki esaslı gıdalar üzerine odaklanmaktadır. Akdeniz tipi beslenmeyi seçenler, zeytinyağını tereyağına ve balığı kırmızı ete tercih ederler.

Sağlıklı bir kiloda kalın ve fiziksel olarak aktif olun.

Sağlıklı bir kilonun korunması göğüs, prostat, akciğer, kolon ve böbrek kanseri gibi çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini azaltabilir.

Fiziksel aktivite de faydalıdır. Kilonuzu kontrol etmenize yardımcı olmasına ilaveten fiziksel aktivite kendi başına meme kanseri ve kolon kanseri riskini düşürebilir.

Herhangi bir miktarda fiziksel faaliyete katılan erişkinler bazı sağlık faydaları kazanır.

Fakat sağlığınıza önemli fayda sağlamak için, haftada en az 150 dakika ılımlı aerobik aktivite veya haftada 75 dakika kuvvetli aerobik fiziksel aktivite yapmaya çalışın.

Ilımlı ve kuvvetli aktivitenin bir karışımını da yapabilirsiniz. Genel hedef olarak, günlük rutininize en az 30 dakikalık, daha fazlasını yapabiliyorsanız daha iyi, fiziksel aktiviteyi dahil edin.

Kendinizi güneşten koruyun

Deri kanseri en yaygın ve en korunabilir kanser türlerinden biridir. Şu ipuçlarını deneyin:

  • Öğle güneşinden kaçının. Güneş ışınlarının en kuvvetli olduğu sabah 10 ile 16 arasında güneşten kaçının.
  • Gölgede kalın. Dışarıda olduğunuzda mümkün oldukça gölgede kalın. Güneş gözlükleri ve geniş kenarlı bir şapka da yardımcı olur.
  • Maruz kalan yerlerinizi kapatın. Mümkün olduğunca cildinizin çoğunu örten, sıkı dokunmuş, bol kıyafetler giyin. Pastel veya beyazlatılmış pamuktan ultraviyole radyasyonu daha çok yansıtan parlak veya koyu renkleri tercih edin.
  • Güneş kremini esirgemeyin. Açık havada olduğunuzda bol miktarda güneş kremi kullanın ve sık sık tekrarlayın.
  • Solaryum ve güneş lambaları ile bronzlamaktan kaçının. Bunlar doğal güneş ışığı kadar zararlıdır.

Aşılanın

Kanser korunması belli viral enfeksiyonlardan korunmayı içerir. Aşağıdaki aşılanma seçeneklerini doktorunuzla konuşun:

  • Hepatit B. Hepatit B karaciğer kanseri oluşumu riskini artırabilir. Hepatit B aşısı, cinsel yönden aktif ancak karşılıklı olarak tekeşli bir ilişki içinde olmayan yetişkinler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları olan kişiler, damar içi uyuşturucu kullanıcıları, erkeklerle cinsel ilişkide bulunan erkekler ve enfeksiyonlu kan veya vücut sıvılarına maruz kalabilecek sağlık bakımı ve kamu güvenlik görevlileri gibi bazı yüksek riskli erişkinler için önerilir.
  • İnsan papilloma virüsü (HPV). HPV, rahim ağzı kanseri ve diğer genital kanserlere olduğu gibi baş ve boyun skuamöz hücreli kanserlerine de yol açabilen cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV aşısı 11 ve 12. yaşlardaki kız ve erkek çocuklar için önerilmektedir. Bu aşı 26 yaşını geçmemiş ve ergenlik döneminde aşı olmamış kadın ve erkekler için de mevcuttur.

Riskli davranışlardan kaçının

Başka etkili bir kanserden korunma taktiği, kanser riskini artırabilecek enfeksiyonlara yol açabilecek riskli davranışlardan kaçınmaktır. Örneğin:

  • Güvenli cinsel ilişki. Cinsel partner sayınızı sınırlayın ve cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanın. Yaşamınızda ne kadar çok cinsel partneriniz varsa, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara (HIV veya HPV gibi) yakalanma olasılığınız o kadar yüksektir. HIV veya AIDS’li kişilerin anüs, karaciğer ve akciğer kanseri riski daha yüksektir. HPV en sık olarak rahim ağzı kanseri ile ilişkilendirilir, ancak anüs, penis, boğaz, vulva ve vajina kanseri riskini de artırabilir.
  • İğnelerinizi paylaşmayın. İğnelerinizi enfekte olmuş bir uyuşturucu kullanıcısıyla paylaşmak, HIV’in yanı sıra hepatit B ve hepatit C’ye de yol açabilir; bu da karaciğer kanseri riskini artırabilir. Uyuşturucu kullanımı veya bağımlılığı konusunda endişeleriniz varsa, profesyonel yardım isteyin.

Düzenli olarak tıbbi bakım alın

Cilt, kolon, rahim ağzı ve meme kanseri gibi çeşitli kanserler için düzenli aralıklarla yapılan elle muayene ve taramalar kanseri erken keşfetme şansınızı artırabilir; bu ise tedavinin başarılı olmasının en muhtemel olduğu dönemdir . Doktorunuzdan sizin için en iyi kanser taraması programı hakkında bilgi isteyin.

Bugünden başlayarak, kanserden korunmayı ellerinize alın. Ödüllerini ömrünüz boyunca toplayacaksınız.

Источник: https://neolife.com.tr/kanserden-korunma-riski-azaltma/

Doğru Beslenme Kanser Riskini Azaltıyor

Kanser riskini azaltmak için Akdeniz tipi beslenme şart

Bursa Kent Konseyi (BKK) Sağlık Çalışma Grubu tarafından Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen ‘Beslenme ve Kanser’ konulu söyleşide uzman doktorlar, kanser ve diğer hastalık risklerinin doğru beslenme ve egzersiz gibi basit önlemlerle azal

Bursa Kent Konseyi (BKK) Sağlık Çalışma Grubu tarafından Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen ‘Beslenme ve Kanser’ konulu söyleşide uzman doktorlar, kanser ve diğer hastalık risklerinin doğru beslenme ve egzersiz gibi basit önlemlerle azaltılabileceğini anlattı.

Atatürk Kongre Kültür Merkezi (Merinos AKKM) Orhangazi Salonu’nda düzenlenen söyleşi kapsamında fuaye alanında ‘Bursa’nın kadın yüzü’ konulu fotoğraf sergisi açıldı.

Bursa Kent konseyi Başkanı Semih Pala’nın da katıldığı programın moderatörlüğünü yürüten Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi ve Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Genel Cerrahi ve Meme Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ceyhun İrgil, şişmanlık ve açlık ikilemi arasında giden bir evrede yaşadıklarını söyledi.

Bazı insanların kilo vermek için uğraştığını, bazı insanların ise kilo alma derdinde olduğunu belirten İrgil, her yıl televizyonlarda yeni bir diyet sezonunun da açıldığına dikkat çekerek işin kontrol edilemez noktaya ulaştığını ifade etti.

“ÖNEMLİ OLAN SAĞLIKLI BESLENMEK”

Sadece doktorların ilgilenmesi gereken diyet konusunun doktor dışı alanlara kaymasıyla işin sulandırıldığını dile getiren İrgil, “Obezite, en büyük sıkıntılar biri olmasının yanında ciddi ekonomik döngü yapan sektör haline de dönüştü. İnsanlar bilim ve tarihi araştırmayı bırakıp, sadece diyet kitaplarına saldırıyor.

İnsanoğlunun beslenme sürecine baktığımızda artık bitkilere önem verdiğimizi ve iki bin yıl önceki alışkanlıklara döndüğümüzü görüyoruz. Her insanın farklı bir yapısı ve metabolizması var. Önemli olan sağlıklı beslenmektir.

Söyleşimizde ‘Sağlıklı olmak zayıf ve fit olmak mıdır?’ ve ‘Doğru beslenme nasıl olur?’ sorularına cevap arayacağız” dedi.

“KANSERİN İŞARETLERİNİ BİLMELİYİZ”

Söyleşide ‘Kanser Nedir?’ konulu sunum yapan Opr. Dr. Can Başaran, en küçük yapı olan hücrelerin belli bir ömrü olduğunu, ölmesi gerektiği zamanı bilmeyen hücrelerin ise kanser hücresi olarak tanımlanabileceğini belirtti.

Kansere çözüm bulunduğu zaman ölümsüzlüğe de çözüm bulunmuş olacağını söyleyen Başaran, “Her insanın vücudunda kanser hücresi var ama vücut onu bağışıklık sistemiyle ortadan kaldırıyor. Üzüntüden kanser olunmaz ama üzüntü bağışıklık sisteminizi çökerttiği zaman savunma hücreleri kanser hücresini ortadan kaldıramayabilir.

Bir santimlik kitlede 1 trilyon hücre var. Bir yere tutunan kanserli hücre böylece çoğalır. Kanser bir hücreden başlar. Tedavi edilmez ise büyür. Kanserin sebepleri arasında sigara, radyasyon, virüsler, genetik yapılar, kimyasallar ve beslenme alışkanlıkları gelmektedir. Kanserden korunmak için değiştirebileceğimiz faktörleri değiştirmeliyiz.

Ön önemlisi kanserin işaretlerini bilmeyiz. Vücudunuzda normal dışı durum varsa bu bir aydır devam ediyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.

“SÜREKLİ AYNI BESİNLER TÜKETİLMEMELİ”

‘Beslenme ve Kanser’ konulu bir sunum yapan Prof. Dr. Canfeza Sezgin ise, kanserin günümüzde başarılı sonuçların elde edilebilen bir hastalık olduğunu anlattı. Kanserin tedavisinden ziyade korunmanın daha önemli olduğunu kaydeden Sezgin, kanserlerin yüzde 40’ının beslenme tarzı ve egzersizle engellenebileceğini anlattı.

Beslenmede kalori miktarlarının azaltılması ve doyurucu miktarda yemek gerektiğini dile getiren Sezgin, “Öğünlerimizin üçte ikisini bitkisel gıdalar oluşturmalı. Kanseri önlemek için hayvansal gıdalar azaltılmalı.

Sağlık açısından en zengin ve yararlı kimyasal maddeleri içeren besinler, sarımsak, soğan, pırasa, enginar, brokoli, karnabahar, lahana, turp, şalgam, domates, biber, havuç, kereviz, karalahana, kişniş, kimyon, maydanoz, greyfurt, üzüm, dut, böğürtlen, çilek, kiraz, vişne, elma, portakal, limon, kavun, karpuz, tam buğday, arpa, yulaf, kahverengi pirinç ve yeşil çaydır. Elbette fazla tüketilmemeli. Herkes günde 3-4 porsiyon meyve tüketmeli. Sebzede porsiyon kısıtlaması yok. Meyve suyu tüketimini azaltılmalı, meyvenin kendisini tüketilmeli. Takıntılı bir şekilde sürekli aynı besinler tüketilmemeli. Soframızda özellikle bakliyatgiller bulunmalı ve günlük 7 porsiyon tüketilmeli. Bir porsiyon ekmek 30 gramdır. Bir porsiyon tahıl ürünü ise yarım su bardağıdır. Kanserden, kalp damar ve diğer hastalıklardan korunmada fayda sağlar” diye konuştu.

“BROKOLİ, SARIMSAK VE ZERDEÇAL KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR”

Türkiye’nin ciddi meselelerinden olan kanserin önümüzdeki yıllarda daha büyük meselelerinden birisi olacağına dikkat çeken Sezgin, kırmızı etin günlük 30 gram tüketilmesini tavsiye etti.

Düzenli olarak günde 100 gram kırmızı etin, iki dilim pastırmanın, bir sosisin veya küçük sucuğun tüketilmesinin erken ölüme yol açacağını anlatan Sezgin, “Özellikle kendi hastalarıma balık öneriyorum. Şuan ülkemizin denizlerindeki balıklarla ciddi toksit atık yok.

Vücudumuzun protein ihtiyacını balıktan, kümes hayvanlarından, fındık ve cevizden, bakliyattan, soya ürünlerinden ve az yağlı süt ürünlerinden karşılayabiliriz. Brokoli, sarımsak, çilek, ahududu, böğürtlen gibi dutgiller, soya, yeşil çay, domates ve zerdeçal kanser riskini azaltan besinlerdir. Genel kabule göre kilo artışı veya şişmanlık hastalık riskini arttırır.

Balık etli olunabilir, ancak ne şişman ne de zayıf olmamak gerekir. Yediğimiz sebzelerden kilo almamak için sosları ve kızartma tüketimi azaltılmalı. Margarin ve tereyağı alımı sınırlandırılmalı. Egzersiz de kanser riskini azaltır. Egzersiz hormonların üretilmesini düzenlemede yardımcıdır. Haftada 5 gün 30 dakika egzersiz yeterlidir” dedi.

Sanayi tipi yağlı süt ürünlerinin tüketimiyle kanser riski artışı arasında ilişki olduğunu söyleyen Sezgin, yağsız veya az yağlı sanayi süt ürünlerinin veya organik süt ürünlerinin tüketilmesini önerdi.

“BELİNİZİN ETRAFI TARTIDAN DAHA ÖNEMLİDİR”

‘Sağlıklı Beslenme’ konulu bir sunum yapan Dr. Ayşegül Çoruhlu ise, artık her şeyin hazır ve pakette geldiğini, üşengeçlik yüzünden bunların tüketildiğini belirtti. Bu yiyeceklerin insanları doyurduğunu, ancak hücrelerin aç kaldığını dile getiren Çoruhlu, “Hücrelerin kanser veya başka hastalıklara yakalanmaması için hücreyi beslemeyi öğrenmeliyiz.

Vücudumuza dışarıdan gelen en önemli şey yiyeceklerdir. Bu yüzden yiyecekleri iyi tanımalı ve seçici olmalıyız. Kilolar kalçalarınıza gidiyorsa çok yiyorsunuzdur. Belinize gidiyorsa kötü yiyecekler tüketiyorsunuzdur. O yüzden belinizin etrafı tartıdan daha önemlidir. Sağlıklı kilo almak veya vermek tamamen bel bölgesindeki yağlanma azlığıyla anlaşılır.

Öte yandan tüm sular su değildir. Bir bardak kola içmek, 30 bardak suyu vücudumuzda kaybettirir. Hazır kahveler ve hazır meyve suları da vücuda su kaybettirir. Normal su, mineral soda, bitkisel çaylar ise vücuda iyi gelir. Sebze sularını da vücudumuza sokmalıyız. Özellikle akşam yemeğinde istediğiniz kadar sebze yiyebilirsiniz.

Ne kadar sebze tüketirseniz ve o ne kadar çiğse o kadar hızlı iyileşirsiniz” şeklinde konuştu.

“KANSER HASTASINA EKSTRA KALORİ ZARARLIDIR”

‘Kanser tedavisinde beslenme’ konulu sunum yapan Doç. Dr. Süalp Tansan, senelerdir kamuoyunda nelerin yenmesi gerektiğinin konuşulduğunu, insanların kafasının karıştığını dile getirdi. Bilimsel konuşmaların çok az olduğunu söyleyen Tansan, “İnsan son bin senede şeker, ekmek ve börek gibi gıdalarla tanışmış.

Ondan önce tamamen doğal beslenmiş. İnsan, hayatının yüzde 98’inde belli şeyleri yediyse, son yüzde 2’sinde yediklerini değiştirdiyse bütün hastalıklar ortaya çıkar. Benim aklım taş devri diyeti var. Bundan 5 bin sene önce ne vardı? Doğal ortamlarda beslenen hayvanlar, sebzeler, yemişler varmış.

Taze yiyecekleri mevsiminde yiyeceğiz. Bol su içeceğiz. Bunun dışındaki her şey bu organizmaya elinde sonunda zarar veriyor. Kanser kemoterapisi alan hasta önce her türlü şekerden uzak duracak. D vitamini alın. Son 3 senede 300 hastayı taradık, yakında yayınlayacağız. Herkesin D vitamini yerlerde sürünüyor.

Kanser hastasına ekstra kalori zararlıdır. Yapılan en bilimsel araştırmalar, aç bırakılan hastanın kemoterapiye daha iyi cevap verdiğini, kemoterapinin yan etkilerinin daha az olduğun gösteriyor. Tek istisna ettir. Et yemeyen hastaların kan sayısı çabuk düşüyor. Hasta kemoterapiyi tolere edemiyor.

Önerim, kemoterapi süresince her gün 200 gram et, sebze ve meyvedir” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Programın sonunda Bursa Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Necati Şahin, Yürütme Kurulu üyesi Mecbure Altun, Kadın Meclisi Başkanı Kadriye Sarıbıyık tarafından uzmanlara günün anısına plaket takdim edildi.

Kaynak: IHA

Источник: http://haberciniz.biz/dogru-beslenme-kanser-riskini-azaltiyor-1971159h.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.