Kanser Tedavisinde İmmünoterapi

Kanser tedavisinde yeni bir umut ışığı: İmmünoterapi

Kanser Tedavisinde İmmünoterapi

İmmünoterapi kanserde ilaç tedavisinin yeni bir boyutudur. Vücudumuzda her gün milyonlarca kanser hücresi doğar. İnsanın kendi bağışıklık sisteminde kanser hücrelerini yenebilmesi için hücreler bulunur.

Bağışıklık yani immün sistemi kanser hücrelerini tanıyınca hemen harekete geçip hücreyi yok eder. Bunlarla bağışıklık sisteminde yer alan T hücreleri (T lenfositleri) savaşır. T hücreleri kanser hücresine karşı şavaşır, onu yok etmeye çalışır.

Ancak kanser hücreleri üzerinde bulunan alıcı sayesinde T hücrelerini alıcılarına bağlanarak, onların kendilerine karşı savaşmasını önler.

Prof. Dr. Demir: Kanser tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıyor

İmmünoterapi ilaçları, işte T hücreleri ve kanser hücrelerinin bu alıcılar vasıtasıyla bağlanmasını önler, T hücrelerinin görevlerini yapmalarını sağlar. İmmünoterapinin amacı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun kanseri kendi yenmesini sağlamaktır.

Kemoterapiden farkı nedir?

  • Şimdiye kadar kanserle ilgili 3 tür ilaç tedavisi uygulanıyordu. Bunlardan birincisi (kanserde streotaksik) kanser hücreleri öldüren “sitotoksik” kemoterapi tedavisi. İkincisi hormonlara bağlı olarak gelişen meme ve prostat gibi kanserlerde hormon mekanizmalarını kırmak için kullanılan hormonoterapi yöntemleri. Üçüncüsü de son 15 yıldır kullanılan ve gün geçtikçe artan hedefe yönelik tedavi, bu tedavide amaç kanser gelişiminde ve yayılmasını sağlayan mekanizmaları bloke etmekti. İmmünoterapide ise hedef immün yani bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun kanseri kendi yenmesini sağlamak.
  • Mekanizma olarak birbirinden farklılar. Kemoterapi hücreleri öldürüyor, immünoterapi bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
  • Yan etkileri farklı. Kemoterapide görülen saç dökülmesi, düşük kan, bulantı, kusma gibi yan etkiler immünoterapide görülmüyor. İmmünoterapi yan etkileri daha çok immün sistemin uyarılması ile oluşan yan etkilerdir.
  • Kemoterapiyi uygulayabilmek için hastanın performansı iyi, vücut fonksiyonlarının yerinde olması gerekir. Hem hastalığın hem de kemoterapiye bağlı problemlerin hastaya zarar vermemesi gerekir. İmmünoterapi performansı düşük hastalarda da etkilidir. Çok halsiz, yerinden kalkamayan hastalara bile uygulanabilir.

İmmünoterapi Nasıl yapılıyor?

İmmünoterapi ilaçları, kemoterapi gibi damardan serum yoluyla verilir. Fakat kemoterapiden daha rahattır. Uygularken önemli bir sorun yaratmaz.

İmmüno onkoloji ile kanser tedavisinde yeni bir çağın kapıları açılıyor!

İmmünoterapi ilaçları şimdilik erken hastalık dönmelerinde kullanılmıyor, yayılmış, metastaz yapmış hastalarda kullanılıyor. 4. evrede hastalarda kullanılabiliyor. Ama sonuçların iyi olması için hastanın 4. evrenin erken döneminde olması gerekir.

İmmünoterapi hangi kanserlerde kullanılabiliyor?

Birçok kanser tipinde deneniyor ve ümit vaad ediyor. Ama bugün malign melonom yani ben kanserlerinin en önemli ilacı. Malign melonomda kemoterapinin hemen hemen hiç etkisi yok, buna karşın immünoterapi çok etkili.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde birinci seçenek olarak kemoterapi sonrası ilerleyen hastalıkta kullanılıyor. Yani önce kemoterapi uygulanıyor, hastalık ilerlerse 2.seçim olarak immünoterapi ilaçları veriliyor. Üçüncü kullanım alanı böbrek kanseri.

Burada da hedefe yönelik ilaçlar başarısız olduğu zaman ikinci seçimde immünoterapi kullanılıyor. Dördüncü olarak da lenf kanserlerinde (Hodgkin hastalığı) kullanılıyor.

İmmünoterapi başka hangi kanserlerde kullanılabilir?

Bağırsak, mesane, mide ve meme kanseri için ümit vaad ediyor. Araştırma aşamasında, henüz kullanılmıyor.

İmmünoterapi bağışıklık sistemi ile ilgili yan etkiler yapıyor. Bunlar deride birtakım belirtiler, bağırsakta ishale olabilir. Akciğerde iltihap (mikropsuz zatüre), hormon sistemi üzerinde etkileri olabilir. Örneğin tiroid bezi üstüne etki ederek yavaş ya da hızlı çalışmasına neden olabilir. Böbrek üstü bezi yetersizliği yapabilir.

İmmünoterapi akciğer kanseri tedavisinde başarıyı çok arttırdı

Hipofiz bezinin yetersizliği görülebilir. Halsizlik, iştahsızlık yapabilir. Yan etkilerin çok iyi bilinmesi, hastaların sıkı takip edilmesi gerekir. Bu yüzden immünoterapi uygulayan medikal onkologların bu yan etkiler oluştuğunda ilacın ne zaman kesileceğini, ne zaman devam edileceğini iyi bilmesi, önlemler alması gerekir.

Sadece medikal onkologlar da değil, göğüs hastalıkları, endokrinoloji, gastroenteroloji gibi diğer dallardaki hekimlerin de herhangi bir yan etki görüldüğünde nasıl müdahale edilmesi gerektiğini bilmesi gerekir. Örneğin yan etkiler görüldüğünde kortizon kullanmak hayat kurtarabilir. Bu yüzden hekimin kortizonu ne zaman kullanacağını bilmesi gerekir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kanser-tedavisinde-yeni-umut-isigi-immuenoterapi/

İmmünoterapi: Kanser tedavisinde bağışıklık sistemi

Kanser Tedavisinde İmmünoterapi

Kanser tedavisinde son yıllarda baş döndürücü devrimsel gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Andaç Argon, özellikle immünoloji, moleküler biyoloji ve genetik alanında sağlanan ilerlemelerle kanser tedavisinde hayal dahi edilemeyecek sonuçların minimal yan etkilerle sağlanabildiğine dikkat çekti.

Teorik temelleri çok eskiye dayanan; ilk pratik uygulamaları 19. yüzyıla uzanan immünoterapi hakkında detaylı bilgi veren Prof. Dr. Andaç Argon, tedavi yöntemlerini şöyle anlattı:

Spesifik olmayan İmmünoterapi tedavileri

“Eskiden çok daha sıklıkla kullandığımız interferon ve interlökin tedavileri bu grupta sayılabilir. Bugün yerlerini daha gelişmiş immünoterapi yöntemleri almış olmakla beraber ciltteki malign melanom, böbrek ve karaciğer tümörlerinde halen kullanabildiğimiz ilaçlardır. Tümör tipine has ilaçlar değillerdir. Kemoterapi ilaçlarıyla birlikte ya da tek başlarına kullanılabilirler.

Medicana Kadıköy Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Andaç Argon

Monoklonal antikorlar

Enfeksiyonlara karşı vücudumuzda üretilen proteinler olan antikorlar, laboratuvarda elde edilen formlarıyla kanser tedavisinde çok önemli işlevlere sahiptir.

Bazı antikorlar hedefe yönelik ilaçlar olarak kanser hücrelerinde bulunan anormal proteinlere bağlanarak onları bloke edip işlemez hale getirir.

Bazıları da kanser hücreleri üzerinde bulunan spesifik proteinlere bağlanarak onları adeta işaretleyip bağışıklık sistemimizin savaşçı hücrelerinin bu işaretli kanser hücrelerini bulup yok etmelerini sağlarlar.

Bir başka grup antikor ise bağışıklık sistemi üzerinde çeşitli nedenlerle oluşan ve sistemin olması gerektiği gibi çalışmasını engelleyen fren mekanizmalarını çözüp, kanser hücrelerinin yok edilmesine giden süreci başlatırlar. Özellikle bu son gruptaki ajanlar son zamanlarda oldukça popüler hale gelmiştir. İmmünoterapi denince doğrudan bu grup antikorlar akla gelmektedir.

Bunlara immün kontrol noktası engelleyicileri (immune check point inhibitors) denmektedir. Ülkemizde de kullanıma sunulan bu grubun 2 ana bileşeni PD-1/PD-L1 ve CTLA-4 inhibitörleridir.

Bugün birçok organ ve hematolojik tümörlerde FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı almış ve kullanıma sunulmuş bu ajanlarla akciğer, mesane, baş boyun kanseri, melanomlar ve lenfomalar başta olmak üzere oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

T-Hücre tedavileri

T hücreleri akyuvarlarımızın bir alt grubudur. Bu yöntemde vücudun kendi T hücreleri kandan toplanır, laboratuvarda çok karmaşık mühendislik teknikleriyle reseptör adını verdiğimiz özel proteinlerle donatılırlar. Bu reseptörler T hücrelerine kanser hücrelerini tanıma özelliği kazandırır.

Kanser tedavisi araştırmasında son umut: T hücreleri

Laboratuvarda yeterli miktarda çoğaltılıp tekrar vücuda verilirler. Artık kan dolaşımında yeni ve güçlü özelliklerle donatılmış, adeta komando eğitiminden geçmiş T hücreleri dolaşmaya başlamıştır.

Bu hücreler kanser hücreleriyle karşılaştıkları an onları tanıyıp tahrip ederler.

Henüz ülkemizde kullanımları olmayan bu yöntemlerden “CAR-T cell”  ve “Bispecific T cell engagers” tedavileriyle kan ve ilik kanserlerinde daha önce hayal edilemeyecek sonuçlar alınmaya başlanmıştır.

Onkolitik virüs tedavileri

Bu yöntemde genetik olarak modifiye edilmiş virüsler kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi hedeflenir. Sağlıklı hücreleri es geçerek, kanser hücrelerine gidip yerleşen bu virüslerle oldukça başarılı sonuçlar alınmaya başlanmıştır.

Örneğin ilk kez 2015 yılında FDA tarafından onaylanan Talimogen laherparepvec (T-VEC) isimli virüs tedavisi malign melanomalı hastaların tedavisinde yerini almıştır.

Halen devam etmekte olan ve bu virüslerin immün kontrol noktası engelleyicileri veya kemoterapi ilaçlarıyla kombine verildiği deneysel çalışmalar, umut vericidir.

Kanser aşıları

Bildiğimiz aşı mekanizmaları burada da geçerlidir. Amaç bağışıklık sisteminin infeksiyon ajanları yerine kanser hücrelerini tanıyıp yok etmelerini sağlamaktır.

Bugün için tek onaylı aşı prostat kanseri için geliştirilmiş Sipluecel-T olup, kullanıma sunulmuştur.

Başta melanom olmak üzere diğer bazı tümörlerde de peptit aşıları olarak adlandırılan başka tür aşılardan da olumlu sonuçlar bildirilmekte olup yakında ticari kullanıma hazır hale gelmelerini bekliyoruz.

Kanser tedavisinde çığır açan 4 gelişme

Источник: https://indigodergisi.com/2018/03/immunoterapi-kanser-tedavi/

Kanser tedavisinde yeni dönem: İmmünoterapi

Kanser Tedavisinde İmmünoterapi

Bağışıklık sisteminin gücü kanser oluşumunu önlemede büyük bir rol oynuyor. Kanser, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine yenildiğini gösteren bir durum aslında…

4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde, kanser istatistiklerine bakıldığında karşımıza çıkan tablo oldukça ciddi bir durumun varlığına işaret ediyor. Çünkü;

  • Her yıl dünya çapında 14.1 milyon insana kanser teşhisi konuluyor.
  • Her iki erkekten biri ve her üç kadından biri kanser teşhisi alıyor.
  • Yani her 4 saniyede bir kişi kanser olduğunu öğreniyor.
  • Dünyada kanser kaynaklı ölümlerin 2030 yılı itibariyle 2 kat artması bekleniyor.

Peki, Kanser nasıl oluşuyor?

Kanser oluşumu bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini yok etme kapasitesini kaybetmesine bağlı olarak meydana geliyor. Bağışıklık sistemi 3 aşamada bu savaşı kaybediyor:

1. Elimine etme süreci

Bağışıklık sistemi kanser hücrelerini tespit ediyor ve onları yok ediyor. Böylelikle bu hücreler bir tümör gelişimine neden olmadan ve insanın sağlığını tehdit etmeden önce elimine edilebiliyor.

2. Denge durumu

Bağışıklık sistemi bazı kanser hücrelerini yok etmiş olsa da “daha az görünür” olan kanser hücreleri hayatına devam ediyor ve ikisi denge durumuna geçiyor.

3. Kaçış

Kalan kanser hücreleri bağışıklık sistemi zırhını aşıyor ve çoğalarak klinik olarak fark edilebilir tümörlere dönüşebiliyor. Bu aşamada bağışıklık sistemi kanser gelişimini kendi başına kontrol altında tutamıyor.

Kanserden korunma adına yapılması gerekenlerin çoğu, bağışıklık sisteminizi güçlü tutabilmeniz için öneriliyor olması bir tesadüf değil. Sağlıklı beslenmeniz, ideal kiloda olmanız, hareketli bir yaşam tarzı benimsemeniz, sigaradan uzak durmanız öncelikli olarak bağışıklık sisteminizi güçlü tutarak sizi kanserden koruyor.

Kanser tedavisinde günümüze kadar uygulanan başlıca yöntemler arasında lokalize, hedef dışı (direkt kanserli hücreyi hedeflemeyen) bir tedavi olan radyoterapi; sistemik (bütün vücutla ilgili) yine hedef dışı bir tedavi olan kemoterapi; lokalize ve hedefli (sadece kanserli hücrenin alınmasını hedefleyen) ameliyat olarak sıralanabiliyor.

Yeni bir tedavi şekli olan immünoterapi, kanser tedavisinde yeni bir döneme işaret ediyor

Bağışıklık sisteminin içsel gücünü tetikleyerek kansere karşı savaşan kanser immünoterapi tedavisinin 1940’lı yılların sonunda geliştirilen ilk kemoterapi tedavisinden sonra en umut veren kanser tedavisi olduğu düşünülüyor.

Bağışıklık sisteminin olağanüstü gücü, hafıza kapasitesi, mükemmel özgüllüğü ve insan biyolojisinde oynadığı merkezi ve evrensel rol nedeniyle bu tedavilerde uzun süren remisyon (hastalık belirtilerinin söndüğü) dönemleri ve kanserden tam iyileşmeyi, hangi kanser türü olursa olsun tüm kanser hastaları için sağlayacak potansiyelin olduğu görülüyor.

İmmünoterapinin hedefi bağışıklık sistemine kanserle savaşında üstünlük kazandırmak ve ona kanser hücrelerini yok etme gücünü geri vermek olarak tanımlanıyor. Böylelikle: hastalar için tam ve kalıcı tedavinin mümkün olacağı ifade ediliyor.

İmmünoterapi bağışıklık sistemine;

Hedefi gösteriyor: Bağışıklık sistemine, antijen adı verilen kanser hedeflerini gösteriyor.

Aktive ediyor: Bağışıklık sistemine teh sinyallerini vererek, onu kanser hedeflerine yönelmesi için aktive ediyor.

Devamlılık sağlıyor: Baskılanan bağışıklığı iyileştirmek için ajanlar sunuyor.

Tedavi: Hedef odaklı, güçlü ve dayanıklı bağışıklık atağıyla, potansiyel olarak sonsuza kadar, kanser elimine ediliyor.

Kanser tedavisinde kullanılan radyasyon ve ilaç tedavileri kanser hücreleriyle birlikte sağlıklı hücreleri de yok edebilirken; hastanın kendi bağışıklık sistemini harekete geçiren immünoterapi, sağlıklı hücrelere dokunmadan, sadece kanserli hücrelere müdahale ediyor.

İmmünoterapi klinik çalışmalarına katılan kanser hastası anlatıyor:

Brenda Berchtold ve eşi

51 yaşındaki Brenda Berchtold’a kanser teşhisi evlendikten 3 sene sonra, 1986 yılında koyuldu. Sağ memesinde ufak bir şişlik hissettiğinde ve biyopsi sonucunda üçlü-negatif meme kanseri olduğunu öğrendiğinde henüz 22 yaşındaydı.

O yıllarda tedavi seçenekleri sınırlıydı: ameliyat, radyasyon ve kemoterapi altın standartlardı. Öncelikle radikal lampektomi ameliyatı oldu ve radyasyon tedavisi gördü. Böylelikle 7 sene boyunca kansersiz bir hayat sürebildi.

Sonra kanserin aynı alanda tekrar ortaya çıktığını öğrendi. Bunun üzerine kemoterapi tedavisi aldı.

Berchtold, kemoterapide saçlarını kaybetti ve tedavi süresince hiç iyi hissetmedi. Hastalık sürekli nüksettiği için tedavinin sürekli tekrarlanması gerekti.

Kemoterapinin artık kendisi için bir çare olmadığını anladığı bir noktada Johns Hopkins Hastanesi’nde immünoterapi tedavisi klinik çalışmalarına katılmayı kabul etti. Doktoru Leisha Emens ona bu tedavinin T hücrelerinin kanseri yok etmesine yardımcı olacağını anlattı.

İki dozdan sonra tümörde yüzde 70 oranında küçülme elde edildi. Ve iyileşmeyle Berchtold ilacı bırakabildi.

Kanserin başka bir bölgede, sol tarafında lenf nodülünde görülmesi üzerine tekrar tedavisine başlanan Berchtold bu agresiflikte bir kanser türünde bile yüzde 63 oranında bir küçülmenin sağlandığını söyledi.

Tedavinin kemoterapiden daha iyi olduğunu dile getiren Berchtold tedavi yan etkilerini şu sözlerle anlattı: “Tedavi kemoterapiden yüzde 90 oranında daha rahat. Saçınızı kaybetmiyorsunuz. Tedavi sırasında daha fazla enerjiniz oluyor. Mide bulantısı yaşamıyorsunuz. Hafif bir yorgunluk oluyor.

Tek yan etkisi tiroit ile alakalı oldu. Bunun için de bir ilaç alıyorum. John Hopkins’e gidiyorum, yarım saat tedavimi alıyorum ve hayatıma devam ediyorum.”

Kemoterapinin yan etkilerini yaşamaya gerek kalmadan kanserin tam anlamıyla tedavisinin mümkün olması artık çok uzakta bir hayal değil.

Ancak en yeni tedavi yöntemlerinde bile düzenli tarama programları ile kanserde erken tanının ne kadar hayati bir önemde olduğunu unutmamak gerekiyor.

Kaynak:
cancerresearch.org/cancer-immunotherapy/what-is-cancer-immunotherapy
cancerresearch.org/our-strategy-impact/people-behind-the-progress/patients/brenda-berchtold

Источник: http://filminds.com/kanser-tedavisinde-yeni-donem-immunoterapi/

Kanser Tedavisinde Canlı İlaçlar: İmmünoterapi ve CAR-T Hücreleri

Kanser Tedavisinde İmmünoterapi

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım vedetaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veyaderlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonundagösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Vücudumuzun ana silahlarından biri T lenfosit adını verdiğimiz bağışıklık sistemi hücreleridir, bu hücreler tümörlere ve potansiyel kanser hücrelerine saldırır, hücreyi enzimleri ile deler ve apoptoza (programlı hücre ölümüne) yönlendirirler. Peki, biz bu silahları güçlendirip kanser tedavisinde kullanabilir miyiz? 

Kanserin 4 Temel Tedavi Prensibi

Kanserin 4 temel tedavi prensibi vardır: Cerrahi, kemoterapi, radyasyon tedavisi ve hedefe yönelik ilaçlar. Bilim dünyası bu sayıyı beşe çıkarmaya hazırlanıyor ve karşımıza “immünoterapi’’ seçeneğiyle çıkıyor.

İmmünoterapi, vücudumuzun hâlihazırda sahip olduğu bağışıklık sisteminin desteklenmesi veya güçlendirilmesi temeline dayalı yeni bir tedavi.

Asıl soru şu: Neden kanser olduğumuzda bağışıklık sistemimizin desteklenmesi gerekir?

Hücrelerin kontrolsüz bölünmesi ve ‘’apoptoz’’ adı verilen hücre ölümünün gerçekleşmemesi durumunda vücudumuzun ‘’yabancı madde’’ olarak algıladığı tümörler ortaya çıkar. Bunun sonucunda bağışıklık sistemimiz tıpkı bir bakteriye verdiği tepki gibi aktifleşir ve bu yabancı hücre topluluğuna saldırır.

Fakat kanser hücreleri sahip oldukları mutasyonlar sebebiyle öldürüldüklerinden daha hızlı çoğalırlar, dirençlidirler ve bağışıklık sistemini devreden çıkarmayı başarırlar.

İşte ‘’immünoterapi’’ alanında üretilen CAR (chimeric antigen receptor) – T hücreleri bu durumda devreye girip bağışıklık sistemimizin kendi işine daha güçlü olarak geri dönmesini sağlar. 

CAR-T Hücreleri Nedir ve Nasıl Üretilir?

CAR-T hücreleri genetiği değiştirilmiş bağışıklık sistemi hücreleridir. Hastanın kendi kanından ‘’lökoferez’’ adı verilen bir yöntemle ayrıştırılan T hücrelerinin alınıp özel merkezlere gönderilmesiyle süreç başlar. Bu laboratuvarlarda toplanan hücrelerin çoğalıp aktifleşmesi için ‘’sitokin’’ adı verilen uyarıcı sinyal molekülleri kullanılır.

Daha sonra modifiye edilmiş virüsler (Gammaretrovirus veya Lentivirus) kullanılarak ‘’CAR reseptörü’’ için gerekli genetik dizilim T hücre DNA’sına eklenir ve sentezlenmesi sağlanır. Bu ‘’chimeric’’ (kimerik) reseptörler birden fazla genin birleştirilmesiyle oluşturulan, yeni bir genetik kod kullanılarak sentezlenen özel proteinlerdir.

Genetiği değiştirilmiş olan T hücreleri artık canlı ilaçlardır ve tümör hücrelerine özel olan belirli proteinleri hedefleyen ‘’süperaktif’’ bağışıklık sistemi hücrelerine dönüşmüşlerdir! Bu hücreler çoğaltılıp hastaya damar yoluyla verilmeden önce hastanın kendi bağışıklık sistemi hücreleri kemoterapi yoluyla tahrip edilir.

Böylece yeni üretilen CAR-T hücrelerinin vücut içindeki etkinliği arttırılır ve sahip oldukları yeni reseptörler sayesinde tümörün yok edilmesini sağlarlar. 

FDA (Food and Drug Administiration) tarafından onaylanan bu tedavi şu an kan kanserlerinde özellikle çocukluk çağı lösemilerindeki ileri dönem hastalarda kullanılmaktadır. Günümüzde immünoterapi yöntemleri, ileri seviye kanser hastaları için yeterli kalmıyor.

Cerrahi ve kemoterapi süreçleri ardından destekleyici tedaviler arasında kalıyorlar. Fakat bu durum, immünoterapinin potansiyelini değiştirmez. Gelecekte, bu tedavi yöntemi hakkında ciddi gelişmeler göreceğiz.

Klinik araştırmaların devam etmesiyle birlikte geleceğin kanser tedavisi olarak karşımıza kendi hücrelerimiz çıkabilir!

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıkullanılarak 13/07/2019 04:48:15 tarihinde oluşturulmuştur.

EvrimAğacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın eldengeçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir.

Dolayısıyla bu çıktının alındığıtarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumakiçin lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7632

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içeriklerorijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızınpaylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir,dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir.

Ancak bu içeriklerin hiçbiri izinalınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibisunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkçabelirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Busayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri veiçeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Источник: https://evrimagaci.org/kanser-tedavisinde-canli-ilaclar-immunoterapi-ve-cart-hucreleri-7632

Prostat kanserinin tedavisinde immünoterapi dönemi

Kanser Tedavisinde İmmünoterapi
Söz konusu çalışmada başarılı sonuçlar elde edilirken, klinik kullanım onayı alınan iki yeni ilaç ile özellikle kemoterapi uygulanamayan ve daha önce kemoterapi uygulanmasına rağmen rahatsızlığı tekrar eden hastalarda olumlu ilerlemeler kaydedildi.

          Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Timuçin Çil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olduğunu ve ileri yaştakilerin yanı sıra gençlerde de rastlandığını söyledi.

          Prostat kanserinin 10 yıl önce her 10 erkekten birinde görüldüğünü ancak bugün oranın arttığını ifade eden Timuçin Çil, “Şu andaki veriler, her 7 erkekten birinde bir dönemde görüleceğini ortaya koyuyor. Bu oran 70 yaşın üzerinde ise her 4 erkekten birinde şeklinde olacak.” diye konuştu.        

YAŞAM SÜRESİNİN UZAMASI ETKİLİ

Prof. Dr. Timuçin Çil, hastalık görülme oranlarının artışında ortalama yaşam süresinin uzamasının etkili olduğunu vurgulayarak, gelişmişlik düzeyine paralel olarak yaşlı nüfusun yükselmesiyle hastalık gelişim riskinin de arttığını aktardı.

Bunun yanı sıra tarama yöntemlerinin yaygınlaşması, toplumsal farkındalığın ve tedaviye erişimin artmasıyla tanı oranlarının da yükseldiğini dile getiren Çil, buna bağlı olarak hastalık oranlarında geçmiş yıllara göre belirgin bir farklılık olduğunu bildirdi.

         

TimuçinÇil, “Son 10 yılda, özellikle erken dönemdeki prostat kanseri oranında artış gözlendi çünkü bireysel tarama yöntemlerine ulaşılmasının yanı sıra toplumsal tarama yöntemleri de uygulanmaya başlandı.

Bu da önemli bir sağlık politikası ve hastalık teşhisinde pozitif etki sağlıyor.” dedi.  

       

'KETEM'LERDE TEST YAPILIYOR

Prostat kanserinin ölüm oranının, erken yaşta görülen, agresif seyreden ve yayılmış hastalarda yüksek, yaşlılarda erken tanı halinde ise düşük olduğuna işaret eden Çil, sık görülmesine karşın bu hastalıkta ölüm oranının yüksek olmadığını, tedaviyle sorunun ortadan kaldırılabildiğini vurguladı.           Ürolojik muayenelerin artırılmasının yanı sıra “PSA” diye isimlendirilen testle kolayca tanı konulabildiğini belirten Çil, şunları kaydetti:          

“Sağlık Bakanlığına ait KETEM’lerde bu test yapılıyor. Ailesinde prostat kanseri olan ve 40 yaş üstündeki kişiler, risk grubunda olmayanlar da 50 yaşından sonra buraya başvurabilir. Çok sık idrar yapma, düzensiz idrar yapma, kanlı idrar gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu gibi durumda hemen uzmana başvurulmalı.”          

   

“İMMÜNOTERAPİ ONKOLOJİDE YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI”

Prostat kanserinde erken tanı alan hastalarda, açık veya kapalı cerrahi yöntemi, hatta robotik cerrahi ile çok başarılı sonuçlar elde edildiğini aktaran Çil, evresi ileri olan hastalarda hormonal tedavi, yeni kemoterapi seçeneklerinin söz konusu olabildiğini söyledi.

         

Çil, ileri evre prostat kanserli hastalarında, vücudun bağışıklık sistemini, kanserli hücrelere karşı daha kesin, etkili ve daha güçlü saldırılar yapacak şekilde yükselterek kanserli hücrelerin büyüme ve yayılmasını durdurmayı veya hücrenin tamamen ortadan kaldırılmasını amaçlayan “immünoterapi” yönteminin de kullanılabildiğini bildirdi.          

İmmünoterapinin, onkoloji alanındaki en önemli çalışmalardan biri olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Çil, “İmmünoterapi, prostat kanserinde de hedef alanlarından biri durumunda. Bu konuda şu anda çok önemli bilimsel çalışmalar yürütülüyor. Bu yöntem, onkolojide yeni bir dönüm noktası. Prostat kanserinde de ilerleyen dönemde sıklıkla kullanılacağını görüyoruz.” dedi.

“BAŞARILI SONUÇLAR ELDE EDİLDİ”

İmmünoterapi yönteminin prostat kanserinin tedavisinde kullanılmasına yönelik bilimsel çalışmalar hakkında bilgi veren Çil, şöyle devam etti:          

“İmmünoterapinin prostat kanserinde kullanıldığı ’Placebo-controlled phase III trial of immunologic therapy with sipuleucel-T (APC8015) in patients with metastatic, asymptomatic hormone refractory prostate cancer’ isimli ’Metastatik kastrasyon rezistans prostat kanserinde immunolojik sipuleucel-T (APC8015) adlı ajanın placeboya karşı etkiniliğini araştıran Faz III radomize çalışma’ ABD’de 19 büyük kanser merkezinde Dr. Eric J. Small ve ekibi tarafından yapıldı. Çalışmadan başarılı sonuçlar elde edildi. Bu çalışmayla özellikle kemik metastazı olan hastalarda immünoterapinin etkin bir tedavi olduğu gösterildi. Çalışmanın sonuçları, ilk olarak Journal of Clinical Oncology Dergisi’nde yayımlandı.”          

“GELİŞTİRİLEN İKİ YENİ İLACIN KLİNİK KULLANIM ONAYI ALINDI”      

13. Üroonkoloji Kongresi Başkanlığını yapan Prof. Dr. Sümer Baltacı da vücuda yayılmış (metastatik) mesane kanserinde uzun yıllardır eksikliği çekilen, standart kemoterapiye alternatif tedavi uygulamaları açısından son 1 yıl içerisinde önemli gelişmeler yaşandığını bildirdi.

         

“Vücudun bağışıklık sisteminin elemanlarının işleyişinin yeniden düzenlenmesi” prensibine dayanan ve “immüno-onkolojik” tedaviler olarak nitelendirilen bu yeni tedavi yaklaşımı için ilaç geliştirildiğini anlatan Baltacı, “Geliştirilen iki yeni ilaç klinik kullanım onayı aldı.

Bu yeni grup ilaçlarla, özellikle kemoterapi uygulanamayan hastalarda ve daha önce kemoterapi uygulanmasına rağmen hastalığı tekrar eden hastalarda olumlu sonuçlar bildirilmektedir.

Önümüzdeki dönem, bu grup ilaçlara ait daha fazla çalışmanın ve tedavi uygulamalarının yapılacağı bir dönem olacaktır.” ifadesini kullandı.

Источник: https://www.posta.com.tr/prostat-kanserinin-tedavisinde-immunoterapi-donemi-1360043

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть