Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?

içerik

Doğru Beslenme Kanser Tedavisinde Başarıyı Arttırıyor

Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?
Hematoloji,Tıbbi Onkoloji (Kemoterapi)
Memorial Şişli Hastanesi

Hangi kanser türü olursa olsun tedavi sürecinde en çok merak edilen konuların başında beslenme düzeninin nasıl olması gerektiği geliyor.

İlaçların yanında alınan ve kulaktan kulağa yayılan bitkisel tedavi yöntemleri yarardan çok zarar verebiliyor. Tedavi sırasında kemoterapinin olumsuz etkilerinden ise basit yöntemlerle kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr.

Soley Bayraktar, kemoterapi tedavisi sırasında uyulması gereken beslenme kuralları hakkında bilgi verdi.

Ağız tadınız değişebilir

Kemoterapi sırasında dengeli miktarda protein, karbonhidrat ve yağ içerikli gıdaların tüketilmesi gerekmektedir. Kemoterapi ilaçları, tat alma duyusu, koku hissi, yutkunma ve çiğneme fonksiyonlarını etkileyebilmektedir. Tedavi gören kişi daha önce sevdiği yiyeceklerden uzaklaşırken, hiç sevmediği yemekleri canı çekebilmektedir.

Azar azar ama sık beslenin

Tedavi sırasında hastaların en çok yaşadığı sorunların başında iştahsızlık gelmektedir. Azar azar ama sık yemek yiyerek iştah arttırılabilmektedir. Hareket ederek iştahı arttırmanın yanında; kuruyemiş, muz gibi yiyecekleri ulaşılabilecek yerde bulundurmak gerekir. İştahsızlığın devam ettiği ve kilo verildiği durumlarda ek ilaç için doktora başvurulmalıdır.

Bulantı için zencefil çayı için

Kemoterapinin en sık rastlanan yan etkilerinden biri de mide bulantısı ve kusmadır.

Kokusu ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınarak, kraker ya da kızartılmış ekmek tüketmek bulantıyı bastırmak için faydalı olabilmektedir.

Sıvı ihtiyacını yemekle beraber tüketmektense öğünler arasında almak bulantı hissini azaltmaktadır. Bol kıyafetleri tercih ederek zencefil çayı tüketmek olumlu sonuçlar verebilmektedir.

Ağız kuruluğu için sakız çiğneyin

Tedavi sırasında ağızdaki kuruluk, acı hissi ve yaralar hayatı olumsuz etkileyebilmektedir. Ekşi, asidik ve boğazı tahriş edecek besinlerden kaçınarak, yiyecekleri çok sıcak ya da soğuk tüketmemek gerekir. Ağız içindeki yaralar çoksa besinler püre haline getirilebilir.

Boğazı uyuşturan anestezik ilaçlar doktora başvurulmadan kullanılmalıdır. Ağız kuruluğunu gidermek için sık aralıklarla su içip tatlı yiyecek ya da içecekler tüketmek, rahatlama hissi vermektedir.

Sakız çiğnemek, şeker emmek, limon ya da zencefil kullanmak ağız kuruluğunu ve acılık hissini giderebilmektedir. 

Su içmeyi ihmal etmeyin

İshal ya da kabızlık sorunları ile kemoterapi tedavileri sırasında sıkça karşılaşılmaktadır. İshal için lifli gıdalar, yağlı yiyecekleri, süt ürünlerini ve tatlandırıcı içeren besinleri azaltılması gerekmektedir.

Tuzlu ayran, yeşillikler, muz, domates, patates gibi sodyum ve potasyum içeren besinleri tüketmek önemlidir. Kabızlık için ise bol lifli yiyecek tüketerek hareket etmeye çalışılmalıdır.

Her iki durumda da bol su tüketmek olumlu sonuçlar vermektedir.

Eş dost tavsiyesi ile ilaç ve vitaminlere sarılmayın

Kanser tedavisi sırasında aile bireyleri ya da çevredeki kişiler hastalığa iyi geldiği söylenen yiyecek, vitamin ve ilaç tavsiyelerinde bulunabilmektedir. Bu tedavi yöntemlerinin doğal ürünlerden oluştuğu için daha faydalı olduğu gündeme getirilmektedir.

Abartılarak gündemde tutulan bu tedaviler bilimsel anlamda desteklenmeyen ve kesin olmayan bilgiler içermektedir. Ayrıca kanser tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmının bitki ve deniz ürünlerinin defalarca farklı test aşamalarından geçirilerek elde edildiği unutulmamalıdır.

Genel kural olarak kemoterapi şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, ağrı kesiciler gibi ilaç kullanmaya engel değildir. Ancak bu ilaçlar konusunda yine de doktora başvurulmalıdır.

Bu bitkilerden uzak durun

Kamuoyunda sıkça tavsiye edilen ısırgan gibi bazı bitkilerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşebileceği tedavinin etkinliğini azaltarak veya yan etkilerini artırarak olumsuz sonuçlara yol açabileceği bilinmelidir. Doktora başvurmadan bitkisel ya da farklı tedavi yollarına başvurmak olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

  • Sarımsak, malign melanom ve Hodgkin lenfoma tedavisinde kullanılan dakarbazin ile etkileşir.
  • Soya, keten tohumu; meme kanseri, rahim ve over kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen ile etkileşir.
  • Sarı kantaron otu, neredeyse tüm kemoterapi ilaçları ile etkileşir.
  • Ginseng, ekinezya, kedi otu, gingko biloba; birçok kemoterapi ilacı ve akıllı molekül sınıfındaki ilaçlarla etkileşir.
  • Greyfurt, her gün tüketildiğinde kemoterapi ilaçlarıyla etkileştiği gösterilmiştir.
Güncellenme Tarihi: 01 Ekim 2016Yayınlanma Tarihi: 01 Ekim 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/dogru-beslenme-kanser-tedavisinde-basariyi-arttiriyor/

Kanser Hastaları Nasıl Beslenmeli ve Takviye Almalı?

Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?

Kanser hastaları için beslenme ve fitoterapi oldukça önemli. Çünkü tedavinin kalitesini, etkinliğini ve hastanın yaşam süresini değiştirebilir. Bu yazıda uzun süredir çalıştığım onkoloji beslenmesinin ayrıntılarını paylaştım.

Kanser ölüme sebebiyet veren hastalıklar listesinde yukarılara tırmanmaya devam ediyor. Tedavi seçenekleri artmasına rağmen gördüğüm büyük bir sorun var. Kanser beslenmesi ve fitoterapisi hala büyük bir tabu.

Hastalar karmaşık olduğu için çok az diyetisyen konuyla ilgileniyor. Fitoterapi alanındaki hekimler ise birkaç isim haricinde destekleri etkileşimler dolayısıyla kullanmıyor.

Onkolog arkadaşlarım alanları ile ilgili oldukça fazla bilgiye sahipken destekler ve beslenme konusundaki fikirler “normal hayatına devam et” kıvamında oluyor.

Ama hastalar için durum çok farklı. Yaşam süresini uzatacak hatta ve hatta tedaviyi daha etkin hale getirerek hastalıktan kurtulmaya yardım edecek beslenme ve fitoterapi destekleri onlar için çok önemli. Tek sorun doğru kullanmak ve uygulamak. Bu konuda bana çok soru gelmesi sebebiyle artık geniş bir rehber hazırlama isteği duyuyorum.

Bu yazıda kanser hastaları nasıl beslenmeli? sorusunun cevabını verecek ve kanserli bireylerde fitoterapi desteklerinden bahsedeceğim.

Hazırsanız başlıyoruz!

Kanser hastaları ne yemeli, ne yememeli?

Konuya beslenme ile başlamak istiyorum ama tek başına beslenme bile oldukça fazla ayrıntıya sahip. Çünkü kanser hastalarının yaşam süresini değiştiren etkenlerden biri de beslenme.

Size durumun önemini şöyle açıklayayım. Kanser hastalarının %50’si hastalık sırasında vücut ağırlıklarının %5’ini kaybediyor ve yine hastaların %20’si hayatlarını bu sebeple kaybediyor (1, 2).

Yani konu şu noktaya geliyor. Kanser hastalarının yaşam süresini ve kurtulma şansını yapılan tedaviler (kemoterapi, radyoterapi, cerrahi ve benzeri), beslenme ve fitoterapi belirler. Yaşam kalitesine gelmedik tabi. Çünkü yaşanılan sürenin niceliğinin yanında niteliği de önemli.

Kanser tedavilerinde yapılan şey genel olarak zararlı ve hızlı çoğalan hücreleri temizlemektir. Bu noktada kanserli hücrelerin yanında sağlıklı hücreler de zarar görür ve hasta ciddi yan etkiler ile boğuşur. Bunu engellemek süreci rahatlatır kişiyi mutlu eder yani yaşam kalitesi artar.

Tamam artık süreci anladık. Gelin biraz daha derinlere inelim ve ayrıntıları görelim.

Kanserli hastalarda kalori alımı

Kalori alımı kanserin teşhisi ve tedavi planlamasından sonra ilk incelenmesi gereken durum. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki normal kilolu kanser hastaları (vücut kitle indeksi 18-25 arasında olan) aşırı kilolu veya zayıf hastalardan daha az zarar görüyor ve ek problem yaşıyor (3).

O zaman kalori alımını kiloya göre ayarlayıp hastayı doğru şekilde beslemeli ve enerji sağlamalıyız. Zira kanser hücreleri hızlı ve verimsiz olan oksijensiz enerji üretmi sebebiyle çok daha fazla yakıt harcarlar. Bu durum bireylerin süreç içerisine zayıflamasına ve güçsüz düşmesine neden olur.

Sorunu engellemek için ise çözüm kalori alımını arttırmaktır. Tam bir görüş olmamasına rağmen kanserli bireylerde kilo başına 25-35 kcal enerji alımı gereklidir.

Eğer hasta aşırı kiloluysa bu değer 18-20 kcal/kg sınırına çekilebilir. Aynı şekilde hipermetabolik durumlarda indirekt kalorimetre ile ölçüm yapılabilir.

Kanserli hastalarda protein tüketimi ne kadar olmalı?

Protein bedenin her noktasında görev alır, kasların yapısına katılır ve ana gövdeyi oluşturur.Bu nedenle hiçbir zaman bir bireyin protein yıkımı yapmasını istemeyiz.

Ayrıca proteinler kanserli bireylerde farklı bir önem kazanır. Bunun sebebi “kaşeksi sendromu” adı verilen özel bir problemdir. Mekanizma ise çok basit.

Kanserli hücreler normalden daha fazla enerji harcar. Normal bireylerde enerjiyi karşılamak için yağlar parçalanırken kanserli hastalarda glikoz ihtiyacı ağır bastığı için vücutta “glikoz üretim çağrısı” oluşturulur.

Glikoz üretimi için ise tek bir kaynak vardır. Proteinler!

Doku proteinleri parçalanarak glikoz üretilir. Kanser yayıldıkça daha fazla protein yıkılır ve daha çok kas kaybı oluşur. Yani vücut kanserli hücrelerin yayılması için kendini içten içe parçalamaya başlar. İşte “kanser hastaları neden zayıflar?” sorunun cevabı!

Tanıda hekimin inflamasyon mediatörlerini kanda tespit ederek müdahale etmesi yeterlidir.

Nedenini bilmiyorum ama bu tetkikler ülkemizde rutin olarak uygulanan bir şey değil.

Sonuç olarak kişinin böbrek fonksiyonları, kas kütlesi göz önünde bulundurularak alınması gereken günlük protein miktarı belirlenmeli. Bu rakam genel olarak takip ettiğim hastalar için kilo başına 1-1,5 gr oluyor (4).

Eğer kaşeksi, hipermetabolik bir durum veya protein kaybedilen enteropati var ise bu miktar hekim kontrolünde 2-2,5 gr/kg sınırına kadar çekilebilir (5). Aksi halde vücut kaşeksiye girecek ve zayıflayacaktır.

Sorun görünüm değil sağlık. Çünkü azalan kas kemiklerin güçsüzleşmesine hastanın bağışıklık sisteminin zayıf düşmesine neden olur.

Sonuç yatağa bağlı kalmak.

İşte tipik bir kaşeksi görüntüsü. Kasların nasıl azaldığını görüyorsunuz değil mi? Bunu yavaşlatmak mümkün!

Kanserli bireylerde karbonhidrat ve yağ tüketimi

Klinikte hastalarımın beslenmesini düzenlerken ilk yaptığım şey kalori alımını ve protein düzeyini belirlemek oluyor. Ardından kalan kaloriyi kişinin ihtiyacına göre karbonhidrat ve yağ tüketimine ayırıyorum.

Burada önemli bir hatırlatma yapmam gerek. Ben her zaman düşük karbonhidratlı beslenmeyi tavsiye etsem de kanserli hastalar bir istisna. Çünkü metabolik süreçleri normalden farklı işliyor ve düşük karbonhidratlı beslenme -özellikle de ketojenik diyet– sadece seçilmiş hasta gruplarında uygulanabilir. O da hastane şartlarında.

Dolayısıyla “her derde deva” düşüncesiyle kanser hastasına genel geçer bir uygulama olarak düşük karbonhidratlı besinler önermek oldukça tehli ve mantıksız.

Peki hangi durumlarda karbonhidrat yada yağ miktarı arttırılmalı?

Bu soruyu özellikle diyetisyen arkadaşlarım soruyor. Çünkü net bir formül yok. Durum ve ayarlama genel olarak bağırsak motilitesi, enerji ihtiyacı ve medikal tedavinin yan etkileri ile ilişkili.

Sizin için bir tablo hazırladım. Hangi durumlarda yağ hangi durumlarda karbonhidrat tüketimini arttırmanız gerektiğini buradan görebilirsiniz.

Yağ alımını arttırın Karbonhidrat alımını arttırın
Yemeklerden koku alma Kabızlık
İştah azalması İshal
Kilo kaybıKilo artışı
MukozitBulantı ve kusma

Pek tabi yukarıdaki liste uzatılabilir ve her durumda geçerli olmayabilir. Burada onkolog ile beslenmeyi düzenleyen uzman ilişkide olmalı ve sürekli olarak düzenleme yaparak hastayı stabil tutmalı.

Destek ürünler: Ne zaman ve nasıl?

Kanser hastaları tanıdan sonra toplumun yargıları ve yanlış düşünce yapısı sebebiyle ölüm korkusu ile karşılaşıyorlar. Bu çok doğal ve ardından savunma mekanizmaları gelişmeye başlıyor.

Gördüğüm en belirgin savunma mekanizması ise destekler ve bitkisel ürünler ile mucize arama çabası. Yani “bir ot/karışımı yaptık amcamın kanseri geçti” söylemleri artık her zamankinden daha sık söylenir oldu.

Peki hangi destek ne zaman kullanılmalı? sorusunun cevabını biliyor muyuz? Tabi ki evet! İşte sık kullanılan bazı destekler ve klinik kullanım alanları.

Arjinin: Esansiyel olmamasına rağmen metabolik duruma göre dışarıdan alıma ihtiyaç duyulabilir. Arjinin bağışıklık sistemi hücrelerini aktive edici ve yara iyileşmesini hızlandırıcı etki ile sürece yardım edebilir.

Bu özellik opere olan (ameliyat) kanser hastalarının daha hızlı ve sorunsuz iyileşmesine yardım eder (6).

Balık yağı veya omega-3 yağ asitleri: Aşırı inflamasyon oluşturan (lökotrien-4 serisini ve prostoglandin E2) yapıları baskılar. Böylece omega-3 yağları hastanın kilo kaybetmesini ve bağışıklık sisteminin zayıflamasını engeller.

Glutamin: Dokularda en çok bulunan aminoasit olması sebebiyle ayrı bir değere sahiptir. Özellikle kanserli hastalarda sık zarar gören ve hızlıca yeniden yapılması gereken makrofaj (bağışıklık hücresi), enterosit (bağırsak hücresi) gibi yapıların üretilmesine yardım eder.

Bu özellikle radyoterapi ve kemoterapi sırasında zarar gören bağışıklık, sindirim gibi sistemlerin korunmasını ve fonksiyonlarının geri döndürülmesini sağlar (7, 8). Zaten artık birçok kanser destek ürününde glutamini görüyoruz.

Kemoterapi yada radyoterapi sırasında nasıl beslenmeli ve destek almalı?

Bu konu kanser hastaların tedavi aralarındaki beslenmesinden daha önemli. Çünkü büyük riskler taşıyor. Sebep ise tamamen kemoterapi ve radyoterapinin mekanizması ile alakalı.

Birçok kemoterapi ajanı vücuda girdikten sonra farklı metabolitlere parçalanır ve farklı mekanizmaları aktive eder. Alınan destekler hiç tahmin edemeyeceğiniz reaksiyonlar oluşturarak verilen tedavinin etkisiz yada zararlı hale gelmesine neden olabilir.

Çok sevdiğim bir örneği bu noktada paylaşmak istiyorum. Konu balık yağı. Çok sevdiğim onkoloji uzmanı Dr. Atakan Demir ile konuşurken balık yağı hakkındaki fikrimi sordu. Cevabım bir çırpıda “bir şey olmaz ama bakalım” minvalindeydi.

Sonrasında literatür tararken gördüm ki o çok zararsız balık yağı birkaç kemoterapi ilacına karşı hücreleri duyarsız hale getiriyor. Yani tedavinin etkisiz kalmasına neden oluyor (9, 10). Bu ne demek biliyor musunuz?

Hayat kurtarabilecek nitelikteki on binlerce liralık ilaçların hiçbir işe yaramaması! Durum korkunç biliyorum!

E ne yapalım?

Tedavinizi düzenleyen hekim ile görüşün ve kendisi ile organize çalışan birisini bulun. Kullandığınız ilaçlar ile uygun destekleri aldığınıza ve güvende olduğunuza emin olun.

Kesinlikle aktarın verdiği, komşunun önerdiği veya üstün körü elinize tutuşturulan destekleri kullanmayın. Sonuç çok ağır olabilir.

Sorularınız olduğunu biliyorum. İşte o sorular ve cevapları.

Kanser hastaları tatlı yiyebilir mi?

Kesinlikle evet. Bu konuda hiçbir kısıtlama yok. Yalnız dikkat edilmesi gereken şey kronik hastalarda oluşan insülin direnci. Vücudun girdiği metabolik stres ile beraber oluşan insülin direnci kan şekerinin yükselmesine neden olur.

Tatlı tüketiminde bu durum daha da kötüleşir ve artan kan şekeri ek yük oluşturur. Dolayısıyla kararında ve doğru hastalarda tatlı tüketiminin herhangi bir sakıncası yoktur.

Kanser hastaları bal yiyebilir mi?

Bal çok değerli ve iyi bir bileşimde olduğunda çok faydalı bir besin. Ama burada önemli bir ayrıntı var. Bitkilerin polenleri ve etken madde havuzu.

Arılar dolaştıkları bitkilerin polenleri ile bal oluştururken geniş bir karışım yaparlar. Dolayısıyla tedavi sırasında -özellikle kemoterapi- tüketilen bal içerisindeki aktif kimyasallar sebebiyle hastaya zarar verebilir.

Tavsiyem tedavi bittikten bir süre (ilaca bağlı olarak) sonra bal tüketmeye başlamak veya tedaviden bir süre önceye kadar bal tüketmek. Ayrıca alınan balın gerçekten “kaliteli” olduğundan emin olmak gerekiyor.

Kanser hastaları süt içebilir mi?

Cevabımı en baştan vereyim. Evet. Ama bu cevap ne yazık ki her zaman geçerli değil. Çünkü süt ürünleri özellikle tedavi sırasında hastanın bozulan sindirim sistemi sebebiyle bağırsaklarda mayalanır ve ciddi bir gaz oluşumuna neden olur.

Zaten bozulan dışkılama işlevi daha da kötüleşir ve hastanın ciddi ağrı çeker. Hatta hastaneye başvurur.

Dolayısıyla süt eğer hastayı rahatsız etmiyorsa küçük miktarlar tüketilerek denenmelidir. Aktif tedavi sırasındaki tavsiyem ise tamamen süt tüketimini kesmeniz yönünde. Kefir ve yoğurt gibi mayalanarak laktozu azaltılmış besinler ayrıca diyete eklenebilir.

Kansere iyi gelen bitkiler: Tuzak mı?

Fitoterapi çok önemli bir bilim ve kanıta dayalı olarak uygulandığında amaçlarımıza hizmet edebilir. Ama mucize yaratma algısı insanları önemli bir tuzağa itiyor!

Bu tuzak iyileşme çabasının bir sonucu. Yani bir bitkiyi kaynatacaksın ve yıllarca araştırma yapılan bir kemoterapi ajanından daha iyi etki alacaksın öyle mi?

Kesinlikle hayır! Bunu bir fitoterapi uzmanı olarak söylüyorum. Evet, evet doğru duydunuz. Fitoterapi bir bilimdir ve doğru kullanılmalıdır. Hiçbir zaman mucize vaad etmez. Ama tedavide kullanılabilir.

Peki nasıl?

En güzel örnek zencefil. Biliyorsunuz kemoterapi alan hastaların en büyük düşmanı kusmadır. Hastaların uzun süre aç kalmasına, sıvı ve elektrolit kaybetmesine neden olur. Yaşanan kusma atakları hem ek sorunlar oluşturur hem de hastanın yaşam kalitesini düşürür.

Zencefil ise ciddi bir bulantı-kusma engelleyicidir. Yıllar boyu kullanılan bu destek şimdilerde bazı kemoterapi kürleri esnasında bulantıyı engellemek için denenmiş ve etkili görülmüştür (11).

Muazzam bir veri! İşte fitoterapi bu ve bu şekilde kullanıldığında size değer katar. Aksi durumlar sizi mutsuz edecektir emin olun.

Artık kanser hastaları neler yemeli? sorusunun cevabını biliyorsunuz. Konuyla ilgili aklınıza takılanları yorumlar aracılığı ile benimle paylaşabilirsiniz.!

Источник: https://www.fitekran.com/kanser-hastalari-nasil-beslenmeli/

Kanser tedavisinde beslenme nasıl olmalı?

Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?

Memorial Şişli Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serkan Keskin, kanser hastalarının tedavi sürecinde dikkat etmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

21.yüzyılın en sık görülen hastalıklarından biri olan kanser, kişilerin kendisinde olmasa da bir akrabası ya da arkadaşı dolayısı ile tanıştığı bir hastalık haline geldi.

Sağlıklı bireylerin kanserden korunmak için tüm yaşam alışkanlıklarının gözden geçirmesi gerekirken, bu hastalığa yakalanan kişilerin daha dikkatli olması gerekmektedir.

Tedavi döneminde gerek ilaçların yan etkileri, gerekse de hastalık nedeniyle tat alma duygusu değişebilmekte, iştah azalmakta, bulantı, kusma ve beslenme düzeni bozukluğu görülmektedir.

Araştırmalar tedavi sırasında düzenli ve sağlıklı beslenen kişilerin kanser hastalığına karşı uygulanan tedavilere bağlı gelişen birtakım yan etkilere karşı daha dayanıklı olduğunu daha yüksek doz ilaçlara çabuk alışabildiğini ortaya koymaktadır.

Bol su içerek kemoterapinin zararlı etkilerini en aza indirebilirsiniz

Kanser hastalarında büyük önem taşıyan beslenme kavramı, aslında sağlıklı insanların uygulaması gereken beslenme şeklinden çok da farklı değildir. Burada önemli olan tedavinin yarattığı yan etkilere bağlı olarak bireyin yeterli ve dengeli beslenebilmesini sürdürebilmesidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:

  • Günde en az 5 porsiyon değişik renkte sebze ve meyve tüketilmeli.
  • İşlenmiş tahıl ürünleri yerine, tam tahıl ürünlerini (kepekli) tercih edilmeli.
  • İşlenmiş ve yağlı et tüketimi azaltılmalı.
  • Protein tüketimi artırılmalı.
  • Kemoterapinin zararlı etkilerini minimize etmek için özellikle tedavi sırasında günde en az 2 litre su içilmeli.
  • Besleyici değeri olmayan yüksek şeker ve yağ içeren yiyeceklerden uzak durulmalı.

Doktorunuza danışmadan besin takviyesi almayın

Beslenmeyi çeşitlendirmek, kişinin ihtiyacı olan birçok besin öğelerini yani vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ ve proteinleri en dengeli şekilde karşılamanın temel kuralıdır. Vücudun ihtiyacı olan besin öğelerini karşılamak kanser hastalarda daha da büyük önem taşımaktadır.

Bu süreçte bilinçsizce besin ve vitamin takviyesi alınmamalıdır. Dengeli bir diyetle beslenmek, sağlığı olumlu yönde etkilerken; E ve C vitamini, folik asit gibi antioksidan ilaçlar, bazı kemoterapi ilaçlarının ve radyoterapinin etkisini bozabilmektedir. Bu nedenle bir multivitamin ya da mineral ilacı kullanacaksa hasta mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Yüksek protein içerikli besinleri dolabınızda bulundurun

Tedavi sırasında kişi kilo kaybı yaşadığı takdirde, 1-2 saatte bir azar azar beslenmeye özen göstermelidir. Acıkıldığında tüketilmesi için bazı besin gruplarına özellikle yönelinmesi önemlidir.

  • Sevdiğiniz, kalorisi yüksek gıdalar tüketin.
  • Az miktarda, sık yemek yemeye özen gösterin.
  • Yemek sırasında, şişkinliğe neden olabileceği için sıvı almayın.
  • Aileniz veya sevdiklerinizle birlikte, hoş bir ortamda yemek yemeye çalışın.
  • Yemek sırasında her türlü stresten uzak durmaya çalışın.
  • Tedaviden hemen sonra yemek yemeyin.
  • Yemek pişerken mutfağa girmeyin, yemek kokusu iştahınızı baskılayabilir.
  • Yemeklerden en az yarım saat önce 5-10 dakika egzersiz yapın, bu iştahınızın açılmasını sağlayacaktır.
  • Yemeklerin daha şık servis edilmesi iştahınızı artırabilir. Unutmayın; “İyi bir yemek önce gözle, sonra burunla ve en son ağızla yenir.”
  • Kendinizi iyi hissettiğiniz anları iyi kullanın ve zengin bir öğün tüketin. Birçok insan sabahları daha dinlenmiş olduğu için daha iştahlı olur.
  • Eğer mümkünse, yatma saatlerinizde bir şeyler yemeyi tercih edin. Bu sizin bir sonraki öğünde iştahınızı etkilemeyecektir.

Tedavi sürecinde bu gıdalara dikkat!

  • Greyfurt ve greyfurt suyu yerine portakal, mandalina, limon tüketilebilir.
  • Tüm turşu çeşitleri, salamura gıdalar.
  • Konserve gıdalar, sosis, salam, sucuk gibi ürünler.
  • Hazır meyve suları, kolalı içecekler, hazır çorbalar.
  • Alkol, tütün gibi ürünler.
  • Ağır yağda pişirilmiş ürünler.
  • Hazır tatlılar, pastalar.
  • Isırgan otu yemeği.
  • Tütsülenmiş besinler.
  • Kahve ve çay gibi içecek tüketimini sınırlayın
  • Yağlı yiyeceklerden ve bol tereyağlı soslardan kaçının.

Kanserde bireyselleştirilmiş tedavi yöntemi nedir?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/04/kanser-tedavisinde-beslenme/

Meme kanseri tedavisinde nasıl beslenmeli?

Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?

Neredeyse tüm rahatsızlıklar için erken teşhisin büyük önem taşıdığını söyleyebiliriz. Ama bazı rahatsızlıklar için bu olgu daha çok geçerlidir. Hele ki kontrolünü sizin sağladığını bir rahatsızlıkta erken teşhis hayat kurtarır. Erken teşhisin çok önemli olduğu meme kanserinde tedavi de önemli.

Kişilere bu konuda da büyük rol düşer. Zira meme kanseri tedavisinde beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek ve gerekirse yeniden düzenlemek gerekir.

Meme kanserinden korunmak kadar tedaviden daha etkili sonuç almak için bazı yiyeceklerden uzak durulması bazılarının ise daha ağırlıklı tüketilmesi son derece önemli.

İştah nasıl açılır?

Meme kanseri tedavisi döneminde vücudun enerji harcaması artar; buna eklenen iştahsızlık kilo kaybına neden olabilir. Aktif tedavi sırasında kilo kaybı istemediğimiz bir durumdur. İştahsızlık durumunda kısa aralıklarla küçük porsiyonlar ile beslenme şekline geçilmelidir.

Azalan iştahı yerine getirmek için öncelikli olarak sevilen besinlere yer verilebilir. Bu durumda sevilen besinler arasında şarküteri ürünleri, kızartmalar, şekerli ve yağlı hazır ürünler bulunuyorsa seçim bu besinlerden yana yapılmamalıdır.

Bulgur pilavı, makarna ya da çorba gibi karbonhidrat kaynağı bir besinle başlayarak iştah biraz toparlanıp daha sonra et/tavuk ya da balık gibi protein kaynağı besinlerle gerekli enerji yerine konmalıdır.

Hızlı enerji vermesi için meyve, süt/yoğurt, bisküvi, isteğe bağlı bal ya da pekmez eklenerek hepsi blenderdan geçirilerek enerji yoğunluğu yüksek bir içecek hazırlanıp tüketilebilir. Vücuda enerji sağlamak iştahsızlık durumunu azaltarak yavaş yavaş yeme isteğini de yerine getirir.

Kabızlık için bol su ve lifli beslenme

Günde 2-2.5 litre su içilmeli ve besinlerle alınan lif miktarı artırılmalıdır.

Lif miktarını artırmak için tam buğday, çavdar ekmeği gibi tam tahıllı ekmekler tüketilmeli, pirinç yerine bulgur veya karabuğday tercih edilmeli, sebze ve meyve günlük beslenme planında mutlaka bulundurulmalıdır.

Kemoterapi sürecinde nötrofil (beyaz kan hücresi) sayısında düşme varsa sebze ve meyve pişmiş şekilde tüketilmelidir. Haftada 2-3 kere öğünlerden birinde kurubaklagillere yer verilmelidir.

İshal için beyaz ekmek

Tedaviye bağlı gelişen ishalde vücut kısa sürede su kaybettiğinden artan sıvı ihtiyacı yeterli miktarda su ile yerine konulmalıdır. Bu dönemde kabızlık durumunun aksine kepekli ekmek, bulgur, kuru baklagiller, bazı sebze ve meyve çeşitleri tüketilmemelidir.

Bunların yerine öğünlerde; beyaz ekmek, pirinç lapası, haşlanmış patates, yoğurt, meyvelerden muz, kabuğu soyulmuş şeftali, elma ve armut, sebzelerden havuç tüketilmelidir. Kahve bağırsak hareketlerini artıracağı için tüketilmemelidir.

İshal sona erdiğinde eski beslenme düzenine geçilmelidir.

Ne tüketilmemeli?

Kemoterapi ilaçlarıyla etkileşiminden dolayı greyfurt; ağız yaraları varsa yağlı, acı, ekşi ve sıcak besinler; mide bulantısını artırabileceğinden kızartmalar, çay ve kahve; mide asidini artırdığından kola ve gazoz gibi gazlı içecekler; nötrofil (beyaz kan hücresi) sayısında düşme varsa çiğ sebze ve meyvelerden uzak durulmalıdır.

Enfeksiyonlara dikkat!

Kemoterapi sürecinde bağışıklık sistemi baskılanır ve enfeksiyonlara yakalanmak kolaylaşır. Bu riski en aza indirmek için besinlerle gerekli önlemler alınmalıdır. Herhangi bir mikroorganizma riskine karşı meyve ve sebzeler sirkeli suda bekletilmeli ardından bol su ile çok iyi yıkanarak tüketilmelidir.

Kemoterapiye bağlı olarak nötrofil (beyaz kan hücresi) sayısında düşme var ise meyveler komposto ya da hoşaf şeklinde, sebzeler ise mutlaka pişirilerek tüketilmelidir. Yemekleri düdüklü tencerede pişirmek de enfeksiyon riskini en aza indirmek için alınacak önlemler arasındadır.

Bağışıklık sistemini destekleyici olarak; A,C,E vitamini içeren sebzeler ve meyveler, Omega-3 yağ asidi içeren balık, ceviz, semizotu gibi besinler tüketilerek antioksidan alımı sağlanmalıdır.

Bu besinleri tüketin!

Meme kanserinde günde 2-2,5 litre su içilmesi faydalı. Protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et, tavuk, balık ya da kurubaklagil yemeği mutlaka öğünlerden birinde bulunmalıdır. Çorba mide bulantısına iyi gelir ve sıvı alımına destek olur.

Bulantıya karşı kızarmış ekmek, gevrek, simit gibi kuru besinler ile haşlanmış ya da fırında pişmiş tavuk, beyaz peynir katkı sağlar. Yoğurt ve patates püresi ise meme kanseri tedavisine bağlı ağız içi yaraları oluyorsa rahatça tüketilebilir.

Balık, Omega-3 kaynağı olduğu için antioksidan etkisiyle bağışıklık sistemini desteklerken; yulaf, tam tahıllı ekmek, bulgur, kuru baklagiller meme kanseri tedavisine bağlı gelişen kabızlığı önlemede, içeriğindeki posa ile bağırsak hareketlerinin artmasını sağlar.

Meme kanseri tedavisinde bağışıklık sistemi nasıl güçlenir?

Ceviz, badem, fındık gibi sert kabuklu meyveler hem sağlıklı yağları hem de serbest radikallere karşı bağışıklık sistemini güçlendirici etki gösteren vitaminleri içerdiğinden beslenmede önemli rol oynar.

Havuç, bal kabağı, Trabzon hurması, kayısı gibi turuncu meyve ve sebzeler beta karoten içeriğiyle hücreleri serbest radikallere karşı koruyan çok güçlü bir antioksidandır. Günde 10 gram keten tohumu ise meme kanserinin tekrarlama riskini azaltır.

Meme kanseri tedavisinde önemli bir rehber olan bu öneriler, kişiyi rahatlatırken vücudun ihtiyacı olan besinleri almasını sağlar.

Источник: https://sehsuvargokgoz.com/meme-kanseri-tedavisinde-nasil-beslenmeli.htm

Kanser Tedavisi Sırasında ve Sonrasında Beslenme Önerileri

Kanser Tedavisinde Nasıl Beslenmeli?

Kanser tanısı konulan kişilerin sağlıklı vücut ağırlıklarını korumaları ve besleyici gıdalar ile beslenmeleri gerekir. Ancak ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi gibi kanser tedavi seçeneklerinin olası yan etkileri, iştahsızlık ve kilo kaybına neden olabilir. Bazı tedaviler ise, bazı hastalarda kilo alımına neden olabilir.

Kanser Tedavisi Sırasında Beslenme Kuralları

Kanser tedavisi gören bireyler için bazı genel beslenme tavsiyeleri şunlardır:

  • Sağlıklı ve ideal kiloyu korumak: Birçok kişi için, her gün yeterli miktarda kalori alarak kilo kaybı önlenebilir. Obez insanlar içinse, kilo vermek önemlidir. Kanser tedavisi sırasında kilo vermenin sakıncalı olup olmadığını doktorunuza sorarak öğrenin. Doktorunuz tedavi bittikten sonra fazla kiloları vermenizin daha iyi olabileceğini söyleyebilir. Eğer bir sorun yoksa, haftada maksimum yarım kilo vermenizin ideal olabileceği söylenebilir.
  • Temel besinler: Protein, karbonhidrat, yağ ve su içeren; vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin kaynaklarını düzenli almanız önemlidir.
  • Olabildiğince aktif olmak: Örneğin; gün içinde yürüyüş yapabilirsiniz ya da doktorunuzun önerdiği egzersizleri uygulayabilirsiniz. Uzun süre oturmak ya da çok fazla uyumak, kas kütlesi kaybına ve vücudun yağ oranının artmasına neden olabilir.

Gerekli Besinleri Almak ve Sağlıklı Kiloyu Korumanın Yolları

Beslenme danışmanları, kanser hastalarının protein, vitamin ve mineraller gibi temel besinleri almalarına yardımcı olacak bir beslenme programı oluşturabilirler. Aynı zamanda, sağlıklı vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olabilirler.

Diyetisyenler ve sağlık ekibinin diğer üyeleri, kanser hastaları için aşağıda yer alan önerilerde bulunabilirler:

  • Multivitamin ve/veya belirli vitamin ve mineralleri yeterince almak
  • Sıvı beslenme takviyeleri, besin değeri yüksek içecekler ve atıştırmalıklar
  • Beslenme tüpleri veya vücut için uygun diğer beslenme destekleri

Yan Etkiler Ve Beslenme

Kanser tedavisi genellikle bulantı, ağız yaraları, yutma güçlüğü, yeme ve içme zorlukları gibi yan etkilere neden olur. İhtiyacınız olan besinleri almanıza yardımcı olabilecek ipuçları şöyledir:

  • Eğer az su içiyorsanız, yiyecek ve içeceklerden daha fazla sıvı almaya gayret edin. Örneğin; çorba veya karpuz, çay, süt gibi gıdalar tüketerek vücudun sıvı ihtiyacının bir kısmını karşılayabilirsiniz. İçme suyuna taze kesilmiş meyveler ilave ederek de suyu lezzetlendirebilir ve daha fazla miktarda su tüketebilirsiniz.
  • Gıdaların tadı hoş gelmiyorsa, lezzetli baharatlar ilave ederek yemeyi deneyebilirsiniz. Örneğin; yemeklerinizde dereotu, sarımsak veya biberiye kullanmayı deneyebilirsiniz.
  • Eğer kanser tedavisi nedeniyle ağız içinde yaralar varsa, iyileşene kadar asitli ve baharatlı olmayan yiyecekleri tercih etmeniz gerekebilir.
  • Daha az sayıda büyük öğün yerine, gün içinde küçük öğünlerle daha sık beslenin. Bu küçük öğünler ile günlük ihtiyacınız olan kaloriye ulaştığınıza emin olun.
  • Eğer canınız et yemek istemiyorsa, diğer gıdalarla protein almaya gayret edin. Örneğin; balık, yumurta, peynir, kuru yemiş, fıstık ezmesi, tofu ya da yüksek proteinli içeceklerle vücudunuzun protein ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
  • Eğer kanser tedavisine bağlı ağzınızda metalik bir tat varsa; nane şekeri emebilir, sakız çiğneyebilir ya da taze narenciye yiyebilirsiniz. Ayrıca, yemekten önce dişlerinizi fırçalamayı deneyebilirsiniz.
  • Eğer kanser tedavisine bağlı yan etkiler olarak ağzı yaraları veya diş eti enfeksiyonu şikayeti varsa, sebze ve etleri blender kullanarak daha pürüzsüz hale getirerek, kolaylıkla yiyebilirsiniz. Taze meyve suları da vücudunuzda ekstra nem sağlayabilir. Ek kalori içinse; yemeklerinize yağ, hafif soslar ya da krema ekleyebilirsiniz.

Kanser tedavilerinin bazı yan etkileri genellikle ilaç ile tedavi edilir. Eğer bu yan etkiler beslenme ve sıvı alımını etkiliyorsa, doktorunuzla mutlaka konuşunuz.

Diyet Takviyeleri Kullanımı

Multivitaminler gibi düşük doz diyet takviyeleri, eğer besinlerden tüm besin değerlerini almak mümkün değilse, kanser hastaları için yararlı olabilir. Multivitaminler; günlük gerekli vitamin, mineral ve eser elementlerin çoğunu içeren besin takviyeleridir.

Ayrıca, örneğin kalsiyum, magnezyum veya demir gibi bazı mineraller içerebilirler. Bunlar tipik olarak hap, kapsül, tablet, sıvı veya toz halinde ağız yoluyla alınır. Belirli besin takviyelerinin yüksek dozda alınması zararlı olabilir.

Eğer kanser tedavisi sırasında veya sonrasında besin takviyesi almayı planlıyorsanız, doktorunuzla konuşunuz.

Gıda Güvenliği

Kanser tedavisinde insanlar gıda güvenliği bilincinde olmalıdır. Bazı ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve bir enfeksiyona neden olabilir. Zararlı bakteriler, virüsler ve mantarların yol açtığı gıda kaynaklık enfeksiyonlar kişiyi hasta yapabilir. Kanser hastalarında enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olacak bazı temel gıda güvenlik ipuçları şöyledir:

  • Yemek hazırlamadan önce ve sonrasında ellerinizi yıkayın. El temizliğine özen gösterin.
  • Sebze ve meyveleri yemeden önce güzelce yıkayın.
  • Gıdaları güvenli bir şekilde muhafaza edin. Örneğin;
    • Et ve sebzeler için ayrı kesme tahtaları kullanın.
    • Et ve balıkları buzdolabının ayrı bir rafında saklayın.
    • Donmuş gıdaları tezgah üzerinde veya ılık su ile çözmeyin.
    • Yiyecekleri herkese servis ettikten sonra buzdolabında muhafaza edin.
  • Tam pişmiş gıdalar yiyin. Örneğin; yumurtayı katı olarak, iyice pişince yiyin. Balık, istiridye ya da kabuklu deniz ürünlerini çiğ tüketmeyin.
  • Pastörize edilmemiş gıdalar yemek ve içmekten kaçının. Pastörize edilmemiş, çiğ sütten yapılan peynir gibi gıdalar sağlık için güvenli değildir.
  • Satın aldığınız gıdaların son kullanma tarihinin geçmediğine emin olun. Gıdaların etiketlerinde yer alan muhafaza etme yönergelerini uygulayın.

Kanser Tedavisi Sonrası Beslenme ve Diyet

Beslenme önerilerinin çoğu meyve, sebze ve tam tahıllı gıdalar içerir.

Ancak kanser sağ kalım oranları üzerinde beslenme faktörlerinin özel etkisi anlaşılmış değildir ve aktif olarak bu konuda araştırmalar devam etmektedir.

Yine de, kanserden kurtulan kişiler için sağlıklı bir diyet ve beslenme programı takip edilmesi önemlidir. Çünkü kanseri yenen kişilerde kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve kemik erimesi gibi sağlık sorunları riski olabilir.

Kanser tedavisi tamamlandıktan sonra diğer hastalıkların riskini azaltmak için doktorlar genellikle kanseri yenen kişilerin ortak önerileri izlemelerini tavsiye ederler. Bunlara; sağlıklı ve ideal kiloyu korumak, alkol tüketimini en aza indirmek, fiziksel olarak aktif kalmak, besin değeri yoğun ve bitkisel gıdalar yemek, sigarayı bırakmak örnek verilebilir.

Önerilen Makaleler:

  • Beslenme Ve Kanser İlişkisi
  • Kanser ve Sağlıklı Yaşam

Источник: http://www.kansertedavisi.web.tr/kanser-tedavisi-sirasinda-ve-sonrasinda-beslenme-onerileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.