Kanser Tedavisinde Radyoterapideki Gelişmeler

Radyoterapideki gelişmeler, kanser tedavilerindeki yan etkileri azaltıyor

Kanser Tedavisinde Radyoterapideki Gelişmeler

Dünyada her yıl 14 milyon kişinin yakalandığı ve 8,2 milyon kişinin ölümüne sebep olan kanser, Türkiye'de de halen en önemli sağlık sorunlarından birisi.

Radyasyon ile tedavi yöntemleri kanser tedavisinde en önemli parçalardan biri.

Teknolojik gelişmelere paralel olarak hızla ilerleyen radyasyon onkolojisi halen neredeyse tüm kanser tiplerinin tedavisinde, her evrede yer almakta ve hastalarda ciddi yan etkiler oluşturmadan tedavi sonuçlarını önemli ölçüde etkiliyor.

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr.

Esra Kaytan Sağlam, kanser görüntüleme yöntemleri ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler görüntü kılavuzluğunda üç boyutlu, yoğunluk ayarlı, hacimsel yoğunluk ayarlı ark radyoterapi olanakları sunduğunu belirterek, “Ayrıca hareketli organ ve tümörlerin daha iyi tanımlanmaları ve tedavilerini sağlayan 4 boyutlu görüntüleme yöntemleri ile akciğer ve karın içi solunumla hareket eden tümörlerin radyoterapisinde önemli mesafe kat edilmiştir. Özellikle bu gelişmeler sayesinde radyasyon onkologlarının riskli organları ve normal dokuları çok daha iyi koruyarak-etkili tedavi yapabilmeleri, daha az yan etki ile tedavileri tamamlayabilmeleri mümkün olmaktadır. Teknolojideki gelişmeler sayesinde organ hareketleri de takip edilerek görüntü kılavuzluğunda radyoterapi uygulamaları yapılabilmektedir. Radyoterapinin kanser tedavisindeki artan rolü ile birlikte yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmıştır” dedi.

Tarama programları erken teşhise imkan sağlıyor

Son kanser istatistiklerine göre sigara içme oranında düşmeler gözlense de erkeklerde görülen en sık kanserin akciğer bölgesi kanserleri olduğunun altını çizen Sağlam, “Sigara içen bireylere uygulanmaya başlayan tarama programları da erken evrede çok sayıda kanser teşhis edilebilmesinin yolunu açmıştır.

Akciğer yerleşimli kanserlerde cerrahi önemli bir tedavi seçeneğiyken, günümüzde özellikle genel durumu, yaşı, diğer hastalıkları sebebiyle ameliyat olamayacak hastalar için hedeflenmiş yoğun dozu belli bir noktaya vererek yapılan özel tekniklerle, örneğin stereotaktik ablatif beden radyoterapi -hedefe yönelik yoğun radyoterapi- seçilmiş erken evre akciğer kanserleri hastalarında, cerrahi sonuçlarla benzer şekilde %90'lara varan tedavi şansı söz konusu olabilmektedir. Günümüzde pek çok deneyimli merkezde yapılan stereotaktik radyoterapi, radyoterapi ile tedavide önemli bir kapı açmıştır. Cerrahi için uygun olmayan hastalardaki erken dönem başarılı sonuçlardan yola çıkarak, cerrahi için uygun olan hastalarda da ameliyatsız, tedavi seçeneği olarak sunulmaya başlanmış ve cerrahi ile benzer şekilde hastalıktan kurtulmayı mümkün kıldığı görülmektedir. Ameliyat ve getirdiği risklere göre herhangi bir yan etki gözlenmezken tedavi hızla yapılabilmekte, seçilmiş hastalarda uygun şekilde yapıldığında minimum risk taşımakta, ayrıca solunum sıkıntısı olan ve yaşlı hastalarda da uygulanması önünde engel bulunmamaktadır” dedi.

Akciğer kanserinde uygulanan hedefe yönelik, yok edici nitelikteki yoğun radyasyon yöntemi “Stereotaktik Ablatif Beden Radyoterapisi” ile tedavi şansının yüzde 90'lara ulaştığını kaydeden Sağlam, “Evre I akciğer tümörlerinde radyoterapi teknolojisindeki gelişimlere paralel olarak belli bir odağı hedefleyerek yüksek-etkili dozu uygulamak mümkün olmuştur. Özellikle sigara içimi sonrası akciğer fonksiyonları da bozulan hastalarda nefes darlığı ve solunum fonksiyon testleri düşer, anestezi uygulamak mümkün olmayabilir. Hastalarda teknik olarak cerrahi ile tümörlü bölüm çıkarılabilirken (lobektomi vb..) ameliyat tıbbi sebeplerle yapılamayabilmektedir. Özellikle bu grup hastalarda radyoterapi ile cerrahi tedavilerle benzer şekilde hastalığın kontrol edilmesi mümkün olmaktadır. Stereotaktik beden radyoterapisi denilen teknik ile cerrahi müdahale gibi invavif işlemler uygulamadan, anestezi gereksinimi olmadan ve solunum fonksiyon testleri düşük hastalarda dahi güvenle kullanılabilir. En sık uygulanan şekli ile akciğerin orta kısımlarında yerleşimli olmayan tümörlerde 3 kez tedavi ile yüksek dozlu – etkin tedavi mümkündür. Bilimsel verilere bakıldığında %88-95 oranında hastalığı bulunduğu bölgede kontrol etmek mümkün olabilmektedir. Özellikle 3 cm altında ve uygun yerleşimli tümörlerde kontrol olasılığı daha da yüksektir. Akciğer orta kısmında yerleşimli tümörlerde de son dönemlerde uygulanmaya başlanmış olup tedavi sayısı daha arttırılmakta, 3-8 kez ışınlama gibi farklı şemalar uygulanabilmektedir. Stereotaktik beden radyoterapi oldukça az yan etki görülen bir tedavi şekli olup tedavi gerektiren zatüre yüzde 3-9, kaburga kırıkları yüzde 2-3 gibi görülebilmektedir. Bununla beraber merkezi yerleşimli tümörlerde uygulamalara daha dikkat edilmelidir” dedi.

Tuzla Belediyesi, toplu işyeri ve depolama alanı imarlı 5 arsasını 10 Nisan 2018'de kapalı teklif usulü ile satışa çıkarıyor. Özellikle İstanbul'da konut alanlarının içinde kalan ve çıkış noktası arayan, aradığı nitelikte arsalar bulmakta zorlanan sanayi siteleri, kooperatifler ve küçük işyerlerinden oluşan sitelerin ihaleye ilgi göstermesi bekleniyor.

Tuzla Belediyesi, Sabiha Gökçen Havalimanı ve TEM Otoyolu Orhanlı Gişeleri'ne 5 dakika yakınlıkta yer alan 5 arsasını satışa çıkarıyor. İmar ve mülkiyet sorunu bulunmayan, tam hisseli 4.376, 12.639, 15.619, 17.178 ve 20.

466 metrekare ölçülerine sahip arsalar, 10 Nisan 2018'de Tuzla Belediyesi Encümen Salonu'nda kapalı teklif usulü ile satışa çıkarılacak.

Toplu İşyeri ve Depolama Alanı imarına sahip olan arsalar, bölgenin planlı gelişimi, kolay ulaşımı ve gelişmeye açık yönüyle özellikle şehir merkezindeki kooperatiflerin, küçük ve orta ölçekli işyeri sitelerinin imdadına yetişme özelliği taşıyor.

Tuzla Belediyesi'nin satışa çıkardığı arsalar, yatırımcılara da cazip özellikleri ile fırsat sağlıyor. Tuzla Belediyesi'nin ilçenin yüzde 95'inde gerçekleştirdiği planlama, kentsel dönüşüm projelerinde ilkleri uygulaması, yakın bölgede gerçekleştirilen ve yaklaşık 12 bin kişiyi tapu sahibi yapan imar uygulamaları, bölgesel gelişimi tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Page 3

İtalyan ekibi Roma'nın Sportif Direktörü Monchi, Cengiz Ünder'in Roma'ya transferi ile ilgili olarak, “Cengiz Ünder'i menajer Bayram Tutumlu'nun önerisi üzerine harekete geçerek izlemeye aldık” dedi.

Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final ilk maçında Barcelona'ya 4-1 mağlup olan Roma'da Sportif Direktör Monchi, açıklamalarda bulundu. Milli oyuncu Cengiz Ünder hakkında konuşan Monchi, “Cengiz yetenekli ve kaliteli.

Adapte olması için zamana ihtiyaç olduğunu iyi biliyoruz. Teknik Direktör Di Francesco onu motive ederek kazanmasında önemli rol oynadı. Bu konuda kendisi çok başarılı olmuştur. Yavaş yavaş bu duruma gelerek başarılı oldu. Cengiz Ünder çok daha başarılı olacaktır.

Bu konuda kendisine güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Bayram Tutumlu: “Bir numaralı Monchi eşittir Bayram Tutumlu”

Barcelona maçı öncesi Monchi ile bir araya gelerek kendisiyle sohbet eden menajer Bayram Tutumlu ise, “Monchi'yi 1993 senesinde tanıdım. Sevilla'da yedek kaleciydi ve o sene Sevilla'yı Türkiye'ye getirmiştim. Maradonalı Sevilla o dönem Diego Simeone de oynuyordu ve Galatasaray'a karşı oynamıştı.

O dönem bir devre kendisi de oynamıştı. İşte o dönemden başlayan bir arkadaşlığımız var ve bu arkadaşlık karşılıklı güven içinde sürmektedir. O bana güvendi ve ben de menajerlik kariyerimde her zaman dünyanın bir numaralı isimleri ile çalıştım. Maradona ve benzeri birçok isim daha. Bu işin bir numarası Monchi. Bu da şu demektir.

Bir numaralı Monchi eşittir Bayram Tutumlu” açıklamasını yaptı.

“Herkes Monchi gibi bir sportif direktörü takımına getirmek ister”

Menajer Tutumlu, Fenerbahçe Başkan Adayı Ali Koç'un Monchi gibi bir sportif direktörü Fenerbahçe'ye getireceği iddiaları ile ilgili de konuşarak, “Herkes Monchi gibi bir sportif direktörü takımın başına getirmek ister. Çünkü o bu işin bir numarasıdır. Bir numara olduğun zaman herkes onu taklit eder ama o sadece bir tanedir” diye konuştu.

İkili arasında gecen özel görüşmede Tutumlu ve Monchi arasında ileriye dönük projeler de yer aldı.

Источник: //www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/radyoterapideki-gelismeler-kanser-tedavilerindeki-yan-etkileri-azaltiyor-1976451/

Radyoterapideki gelişmeler kanser tedavilerinde yan etkileri azaltıyor

Kanser Tedavisinde Radyoterapideki Gelişmeler

“Radyasyon ile tedavi yöntemleri kanser tedavisinde en önemli parçalardan biridir.

Teknolojik gelişmelere paralel olarak hızla ilerleyen radyasyon onkolojisi halen neredeyse tüm kanser tiplerinin tedavisinde, her evrede yer almakta ve hastalarda ciddi yan etkiler yaratmadan tedavi sonuçlarını önemli ölçüde etkilemektedir.

Kanser görüntüleme yöntemleri ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler görüntü klavuzluğunda üç boyutlu,  yoğunluk ayarlı,  hacimsel yoğunluk ayarlı ark radyoterapi olanakları sunmaktadır.

Kanser tedavisi sırasında yapılan beslenme hataları hastalara zarar veriyor

Ayrıca hareketli organ ve tümörlerin daha iyi tanımlanmaları ve tedavilerini sağlayan 4 boyutlu görüntüleme yöntemleri ile akciğer ve karın içi solunumla hareket eden tümörlerin radyoterapisinde önemli mesafe kat edilmiştir.

Özellikle bu gelişmeler sayesinde radyasyon onkologlarının riskli organları ve normal dokuları çok daha iyi koruyarak-etkili tedavi yapabilmeleri, daha az yan etki ile tedavileri tamamlayabilmeleri mümkün olmaktadır.

Teknolojideki gelişmeler sayesinde organ hareketleri de takip edilerek görüntü kılavuzluğunda radyoterapi uygulamaları yapılabilmektedir. Radyoterapinin kanser tedavisindeki artan rolü ile birlikte yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmıştır” dedi.

Tarama programları erken teşhise olanak sağlıyor

Son kanser istatistiklerine göre sigara içme oranında düşmeler gözlense de erkeklerde görülen en sık kanser akciğer bölgesi kanserleri olduğunu belirten Prof. Dr. Sağlam,  “Sigara içen bireylere uygulanmaya başlayan tarama programları da erken evrede çok sayıda kanser teşhis edilebilmesinin yolunu açmıştır.

Akciğer yerleşimli kanserlerde cerrahi önemli bir tedavi seçeneğiyken, günümüzde özellikle genel durumu, yaşı, diğer hastalıkları sebebiyle ameliyat olamayacak hastalar için hedeflenmiş yoğun dozu belli bir noktaya vererek yapılan özel tekniklerle, örneğin stereotaktik ablatif beden radyoterap -hedefe yönelik yoğun radyoterapi- seçilmiş erken evre akciğer kanserleri hastalarında, cerrahi sonuçlarla benzer şekilde %90’lara varan tedavi  şansı söz konusu olabilmektedir. Günümüzde pek çok deneyimli merkezde yapılan stereotaktik radyoterapi, radyoterapi ile tedavide önemli bir kapı açmıştır.

Cerrahi için uygun olmayan hastalardaki erken dönem başarılı sonuçlardan yola çıkarak, cerrahi için uygun olan hastalarda da ameliyatsız, tedavi seçeneği olarak sunulmaya başlanmış ve cerrahi ile benzer şekilde hastalıktan kurtulmayı mümkün kıldığı görülmektedir.

Ameliyat ve getirdiği risklere göre herhangi bir yan etki gözlenmezken tedavi hızla yapılabilmekte, seçilmiş hastalarda uygun şekilde yapıldığında minimum risk taşımakta, ayrıca solunum sıkıntısı olan ve yaşlı hastalarda da uygulanması önünde engel bulunmamaktadır” dedi.

Radyoterapi barsak kanserlerinde cerrahi öncesi kullanılıyor 

Hem erkek hem de kadınlarda görülen 3. sıklıktaki tümörün barsak kanserleri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sağlam, “Barsakların son bölümünde yerleşen rektum kanserlerinde esas tedavi cerrahi olmasına rağmen tedavide cerrahi öncesi radyoterapi veya radyoterapinin kemoterapi ile beraber kullanımı tercih edilmektedir.

Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi: Radyoterapinin tedavideki önemi artıyor

Özellikle cerrahi öncesi uygulamaların tercih edilmesinin nedeni cerrahi sırasında oluşabilecek tümör ekilmesinin önlenmesi, hastalık olan bölgede hastalığın kontrolünün arttırmak, ileri evre tümörlerde tümörün boyutunun küçültülerek ve derinliğinin azalmasını sağlayarak daha iyi bir ameliyata olanak sağlanmasıdır. Ayrıca alt bölge yerleşimli rektum tümörlerinde sfinkter koruyucu operasyona olanak sağlayarak -kalıcı torba takılmadan ameliyat olabilme- hastanın organını koruyabilmesini önemli oranda sağlayabilmektedir.

Radyoterapi uygulamalarında orta ve kuzey Avrupa’da kısa süreli radyoterapi uygulamaları tercih edilirken batı Avrupa ve Amerika’da daha çok uzun süreli radyoterapi uygulaması tercih edilmektedir.

Bu tedaviler ile rektum kanserlerinde %15-35’e varan tam cevap elde edilmesi ve %40’a varan sfinkter koruyucu cerrahi uygulamasında artış elde edilmesi mümkündür.

Ayrıca hastalığın bulunduğu bölgede kontrolünü sağlamak ve hastalıktan kurtulma oranını arttırmak en önemli avantajlarıdır.”dedi.

Üst sindirim sistem kanserlerinde tedavi şemasına bakıldığında öncelikli tedavinin cerrahi rezeksiyon olmakla birlikte, cerrahi sonrası ölüm riski yüksek ve oluşabilecek yan etkiler fazla olan tümörler olduğunu belirten Prof. Dr.

Sağlam, “Cerrahi tedaviler bu hastalıklardan kurtulmak için yeterli olmamaktadır. Bu sebepten ilk tedavi olarak da radyoterapi ve kemoterapi ile tedavi edilebilmektedir. Servikal (boyun) yerleşimli yemek borusu kanserlerinde radyoterapi ile elde edilen sonuçlar daha başarılıdır.

Tedavinin en önemli kısmını oluşturmaktadır.” diye açıklama yaptı.

Prostat kanseri tedavisinde avantaj sağlıyor

TROD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr.

Fulya Ağaoğlu, erkeklerde ikinci sıklıkta görülen prostat kanserinde gerek erken evrede gerekse uzak organlara yayılmamış ileri evrelerde radyoterapi kür sağlayabilmekte olduğunu belirterek, “Özellikle düşük ve orta riskli olgularda gerek stereotaktik radyocerrahi gerekse brakiterapi ile tedavi çok kısa süre içerisinde tamamlanabilmektedir. Yüksek riskli olgularda ise sağkalım avantajı elde etmek için radyoterapi ile beraber hormonal tedavinin kullanılması gerekmektedir.

Gelişmiş tekniklerle uygulanan radyoterapi prostat kanserinde hastaların büyük çoğunluğunda yaşam kalitesinde, cinsel fonksiyonlarda da bozulmaya yol açmamaktadır. Genel anestezi ihtiyacı olmaması ve idrar kaçırma  riskinin çok düşük olması prostat kanserinde eksternal radyoterapi tekniklerinin avantajları arasında sayılabilir. “ dedi.

TROD Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Selek ise, Beyin tümörlerinde yüksek radyasyon dozunu istenilen bölgeye odaklayarak güvenle verebilen tedavi cihazları ile  pek çok erken dönem beyin tümörü için ameliyatsız tedavi söz konusu olabilmektedir.” diye belirtti.

Radyoterapi baş-boyun kanserlerinde de etkin kullanılıyor

TROD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr.

Gökhan Özyiğit de, Baş-boyun kanserlerinde radyoterapinin hem erken hem ileri evrelerde etkin olarak kullanılmakta olduğunun altını çizerek ,”Örneğin yine sigaranın ağırlıkla sorumlu olduğu gırtlak kanserinde, erken evre tümörlü hastaların tedavisi yalnız radyoterapi ile ses tellerini koruyarak gerçekleşiyor. Lokal ileri evrelerde ise fonksiyon koruyucu bir tedavi olarak eş zamanlı kemoterapi veya biyoterapi ile hastaların tedavisinde önemli yer tutmaktadır.

Baş-boyun kanserli hastalarda radyoterapi ile uzun dönem fiziksel görünümlerinde ciddi bozulmalar olmaksızın ve ses fonksiyonu gibi önemli fonksiyonları korunmuş bir şekilde iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.” dedi.

Tarama programlarındaki gelişmeler ile meme kanseri daha erken evrede saptanır hale geldiğini belirten Prof. Dr.

Esra Kaytan Sağlam, “Meme kanseri tedavisinde gerek erken evrede gerekse ileri evrelerde ve yaygın hastalık tedavisinde radyoterapi tedavinin önemli aşamalarından biridir.

Gelişen teknolojilerle meme ve kalp gibi önemli riskli dokulara uzunyan etki vermeden tedavi uygulayabilmek mümkündür.” diye belirtti.

Radyasyon onkologlar kanserle etkili tedavi için çalışıyor

Prof. Dr.

Esra Kaytan Sağlam ayrca, “Günümüzde en önemli sağlık problemlerinden biri olan ‘kanser’ tedavisinde, bilgi birikiminin artması ve modern teknolojinin uygun hastalarda gerektiği şekilde uygulanabilir olması ile multidisipliner yaklaşımda radyoterapinin katkısı, özellikle erken evrelerde saptanan meme, akciğer, gırtlak, prostat, kadın genital organ tümörleri ve benzeri pek çok kanser tipinde etkin kontrol ve yüksek yaşam kalitesi sağlamasıyla, belirgin olarak artmaktadır. Radyasyon Onkologları, kanserle mücadelede doğru evrede, uygun seçimi, daha az yan etki ve etkili tedavi konusunda dünya ile paralel çalışmalarına devam etmektedir.“ dedi.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/radyoterapideki-gelismeler-kanser-tedavilerinde-yan-etkileri-azaltiyor/

Meme Kanseri Tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Kanser Tedavisinde Radyoterapideki Gelişmeler

Kemoterapi, özellikle kanserli hücreleri öldüren ve onları ortadan kaldıran ilaçlar ile tümörün tedavi edilmesidir. Son yıllarda kemoterapide bir çok ilaç kombinasyonları ve tedavi şemaları söz konusudur.

Meme kanserinin tedavisinde kemoterapide son yıllarda çok önemli gelişmeler olmuştur. Eskiden her meme kanserli hastaya standart tedavi uygulanır iken, son yıllarda hastaya özgü tedaviler uygulanmaktadır.

Yani hastanın tümörünün özelliklerine göre hangi ilaca daha duyarlı olduğu, hangi ilacın daha etkili olabileceğine bakılarak ona göre tedavi şeması düzenlenir.

Bazı özel ilaçlar hort denilen bir gen ekspresyonu olan olgularda, bunun an antidotu olan ilaçlar vardır. Özellikle hort gen ekspresyonu olan olgularda kullanılan ilaçlar bulunmaktadır ve bu ilaçlar hastalarda bir sene boyunca kullanılmaktadır.

Aynı zamanda son yıllarda geliştirilen başka tedavi modaliteleri (biçimleri) de vardır ve hastanın tümörü öncelikle detaylı bir şekilde incelenerek, hangi ilacın bu hasta için en uygun olduğu seçilip ona göre tedavi şeması kemoterapi olarak uygulanmaktadır

Meme kanserinde uygulanan radyoterapi tedavisi

Radyo terapi tedavisi, cerrahi gibi lokal bir tedavi yöntemi olup, tümörün meydana çıktığı bölgede hastalığın tekrarlamasını önleme amacı ile uygulanmaktadır.

Meme kanserinin cerrahi tedavisinde bilindiği üzere, bir koruyucu meme cerrahisi, birde mastektomi denilen memenin tamamının alındığı cerrahi tedavi işlemi uygulanmaktadır.

Koruyucu cerrahi denilen memenin sadece bir bölümünün alındığı kadınlarda radyoterapi cerrahi tedaviye eklenti olarak yapılmaktadır.

Burada radyoterapi yapılma amacı, memenin içinde kalmış başka kanserli hücreler kaldı ise bunları da yok ederek, bu memenin içinde daha sonra meme kanserinin üremesini engellemek için radyoterapi uygulanır. Son yıllarda radyo terapide çok önemli gelişmeler olmuştur.

Eskiden radyoterapinin yan etkilerinden çok korkulur iken, son yıllarda bu cihazların gelişmiş olması sayesinde bu yan etkilerden hastaların korunması söz konusudur.

Bunların dışında ameliyat esnasında uygulanan tek dozluk radyoterapi teknikleri sayesinde daha kısa süre içerisinde meme tümörünün tekrar gelişmesi önlenebilir.

Meme kanserinde uygulanan hormonoterapi tedavisi

Hormonoterapi tedavisi

Meme kanserinde hormonal tedavimeme tümörleri hormona duyarlı olan hastalarda yapılmaktadır. Cerrahi tedaviden sonra alınan tümörler analiz yapılır ve çıkarılan tümörün hormona duyarlı olup, olmadığı bakılır ve östrojen reseptörleri ve progesteron reseptörleri denilen hormon reseptörleri eğer pozitif çıkar ise bu gruptaki hastalara hormonoterapi uygulanır. Hormonoterapi de son yıllarda kullanılan iki tür tedavi yöntemi vardır ve bir tamoksifen grubu ilaçlar ve ikincisi de aromataz inhibitörleridir. Birde adet gören kadınlarda adet kesici yumurtalıkların fonksiyonlarını durdurucu tedaviler uygulanmaktadır.

Bu tedaviler kemoterapi tedavisinden sonra ya da hastada kemoterapiye gerek yok ise sadece hormonoterapi destekleyici tedavi olarak uygulanabilir. Bu tedaviler genelde beş yıl veya bazı özel durumlarda ilaçları değiştirmek sureti ile bu tedavi süresi daha uzun sürebilir.

Örneğin bir ilaç iki sene uygulanır iken, ardından diğer ilaç beş sene verilebilir ve bazende bir ilaç beş sene verildikten sonra ilave edilip tekrar üç sene daha verilebilir. Yani kombinasyonlar yapılabilir. Ama standart olarak yapılan tedavi süresi beş yıl sürmektedir.

Meme kanseri tedavisinde başarı oranı nedir?

Meme kanserinin evresi, meme kanseri tedavisindeki başarı oranını oldukça etkilemektedir.

Örneğin son yıllarda sıfır evrede, yani in situ evrede yakalanan meme kanseri tedavisinde başarı oranı yüzde yüze yaklaşmış iken, birinci evredeki meme kanserinde de yine beş senelik tedavinin başarı oranı yüzde seksen veya doksan civarıdır. Meme kanserinin evresi ilerledikçe tedavideki başarı oranı, beş yıllık yaşam oranları giderek azalmaktadır.

Bu yüzden erken evrede yakalanan, meme kanseri başarı oranlarını yüzde yüze kadar çıkarmaktadır. İkinci evredeki meme kanserinin başarı oranı yüzde altmışlar da olup, üçüncü evrede yüzde elli civarına düşmektedir.

Burada anlaşılan, meme kanserinde hastalığın evresi ilerledikçe başarı oranının azaldığı görülmektedir. Bu nedenle 35-40 yaşlarından sonra meme kanseri taramalarını ve evde kendi yapabileceğimiz meme muayenesini öğrenip, ihmal etmemek erken tanı için oldukça önem taşımaktadır.


Meme kanseri nedir?Kadınlar kendi memelerini nasıl muayene ederler?

Источник: //www.saglikocagim.net/meme-kanserinde-uygulanan-cerrahi-ds/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть