Kanserde Ruhsal Destek Ne Kadar Önemli

içerik

Prof. Dr. Altuntaş: Kanserde sadece tedavi değil, psikolojik destek de önemli

Kanserde Ruhsal Destek Ne Kadar Önemli

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi kanser tedavisinden, “yönetimine” geçmek amacıyla “Kapsamlı Kanser Merkezi”ni hayata geçirdi.

Onkoloji alanında sadece tedavi değil kanser yönetimi felsefesi ile kansere bütüncül bir yaklaşım sunan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, hasta ve hasta yakınlarına eğitim çalışmalarının yanı sıra rehabilitasyon amacıyla hobi eğitimleri de veriliyor.

Kapsamlı Kanser Merkezi ile Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde psiko-onkoloji, onkolojik rehabilitasyon, onkolojik sosyal hizmet, klinik eczacılık ve ilaç danışma, uğraş terapileri, palyatif bakım, manevi bakım, kanserde beslenme, kanserde hijyen ve enfeksiyon kontrolü, yan etki ve semptom yönetimi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, üreme sağlığı, klinik araştırmalar, sağlık hukuku laboratuarı, kanser okulu, gerçek yaşam verisi, günlük yaşam ile ilgili bilgilendirme birimleri ve uzun dönem yaşam merkezleri oluşturulmaya, standardize edilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Psiko-onkoloji, kanser tedavisinin parçası haline gelmeli

Halka açık ve ücretsiz erişim

Kronik bir hastalık olan kanser için asıl tedavinin ötesinde kronik bir destek, bakım ve eğitim gerektirdiğini belirten Prof. Dr.

Fevzi Altuntaş bu nedenle her hafta düzenli bir şekilde hasta ve yakınları için oluşturdukları eğitim ve bilgilendirme programlarını gerçekleştirdiklerini belirtti.

Halka açık ve ücretsiz olan bu toplantılara isteyen herkesin katılabildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu eğitimler ile hastaların yaşam kalitesinin arttığını vurguladı.

“Kanser tedavisinde psikolojik destek tedavileri önemli”

Dünyada olduğu gibi kanserin ülkemizde de hızla yaygınlaşan bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr.

Fevzi Altuntaş, teknolojinin gelişmesi, farklı tedavi yöntemlerinin uygulanması ve ilaç teknolojisinin gelişmesi ile beraber tedavi oranının arttığını belirtti.

Altuntaş, “Buna rağmen pek çok kanser hastası ile yakınları kanser ve kanserin neden olduğu birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bu boyutuyla kanser, fiziksel bir hastalığın ötesinde ruhsal ve psiko-sosyal boyutları da olan bir hastalık.” dedi.

Psiko-onkoloji merkezlerinde hasta ve yakınlarının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik gerekli destek süreçlerini düzenleyecek ve yönetecek bireysel ya da grup terapi odaklı psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire ve manevi bakım uzmanları ile hizmet verildiğini ve bu hizmetlerin hastanede ya da gerektiğinde “evde sağlık hizmeti” adı altında hastanın evinde gerçekleştirildiğini aktaran Prof. Dr. Altuntaş, bu merkezde hastaların psikoterapi, uğraş terapileri ve ilaç tedavilerinin planlandığını aktardı.

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kapsamlı Kanser Merkezi’nde hem psiko-onkoloji alanında deneyimli personel yetiştirilmesine hem de bu alanda klinik araştırmalar yapılmasına katkı sağlanırken, ayrıca günlük olarak düzenlenen kanser okulunda “psiko-onkoloji” alanında hasta ve yakını eğitimi yapılıyor. Böylece hasta ailesini kanserle ilgili erken ve ileri dönemlere hazırlanıyor.

Kanser tedavisinde psikolojik destek faktörü kritik öneme sahip

Kanser sürecini sadece cerrahi, ışın tedavisi, medikal tedavi ve kemik iliği nakli hizmetleri ile yürütmenin kapsamlı kanser merkezleri için yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Hastanın ve yakınlarının psikolojik, fiziksel, sosyal ve ruhsal alanlardaki boşlukların da dolması gerekiyor.

Bu amaçla hastanemizde bireysel terapi seansları, grup terapileri (destek grupları, eğlence grupları, eğitim grupları vs), toplumsal odakta ise kanser farkındalığını artıran, erken tanı-kanser taramalarının önemi üzerine ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacı ile eğitim faaliyetleri yürütüyoruz.

Kanser hasta okulumuz, kanser gün ve haftalarında düzenlediğimiz etkinlikleri de bu amaçla gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Hastaya hasta yakınları tarafından hastalığın nasıl söyleneceği konusunda psikolojik bir eğitim formatı geliştirdiklerini belirten Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr.

Altuntaş, hastanın bu şekilde daha umutlu yaşadığını gözlemlediklerini ve yeni hastaların bu toplantılarda iyileşmiş sağlıklı hastaları görünce ve süreç hakkında konuşunca bir grup psikoterapisi etkisi olduğunu ifade etti.

Kanser ya da kanserin tedavisine bağlı olarak ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik rehabilite edici hizmetler sunulması ve hastanın işlevselliğini artırılmasının en az kanser tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, farklı kanser tedavilerinde yaşanan komplikasyonlar, uzuv kayıpları ya da konuşma kayıpları gibi durumlarda onkolojik rehabilitasyon ve terapilerin yaşam kalitesini önemli oranlarda artırdığını belirtti.

“Kanser hastaları edindikleri hobiler ile yaşama tutunuyor”

Kanser tedavisi sadece tedavi değil hastanın psiko-sosyal ihtiyaçlarının da gözetilerek bütüncül bir bakış açısıyla yapılması gerektiğini aktaran Prof. Dr.

Altuntaş, gerçekleştirdikleri uğraş terapisi ile hastaların günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağladıklarını ve hastalık sonucu psikolojik, sosyal veya fiziksel yeteneklerde oluşan bozuklukları iyileştirmek, mevcut yetenekleri geliştirmek, kişinin bu yeteneklerini günlük hayatında kullanabilmesini öğrettiklerini belirtti.

Kanserle mücadelede ilk adım psikolojik destek olmalı!

Açtıkları “Onkoloji Uğraş Terapi Merkezi”nde hastaların kanserle mücadele sırasında moral motivasyonlarını sağlamayı, tedavilerin yan etkilerini en aza indirmeyi ve yaşam kalitelerini artırmayı amaçladıklarını belirten Altuntaş, hastalar ile sanat, sosyal ve hobi etkinlikleri yaptıklarını söyledi.

Bu kapsamda, Onkoloji Uğraş Terapi Merkezi’nde ahşap, seramik ve cam boyama, sepet ve hasır örme, dokuma, hat sanatı, resim, müzik, kanser korosu ve drama dersleri gibi etkinlikler yapılırken, ayrıca yakın bir zaman içerisinde kanser hastalarının yer alacağı bir ekiple tiyatro kurulması da hedefleniyor.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kanserde-sadece-tedavi-degil-psikolojik-destek-de-onemli/

KANSERDE ERKEN TANI ÖNEMLİDİR

Kanserde Ruhsal Destek Ne Kadar Önemli

KANSERDE ERKEN TANI
İnsanlığın başbelası hastalıklardan biridir kanser. Sinsi gelişir, ne kadar erken tanı konursa tedavisi o kadar başarılı olur. Bu nedenle çoğunlukla, “kanserden korkma geç kalmaktan kork” denmektedir. Unutmamalı ki kanser bizler kadar vurdumduymaz değildir.

Kuşku duyduğumuz durumlarda uzmanlara başvurmaktan çekinmemiliyiz.  Ya bir şey çıkarsa diye korkmanın zaman kaybından başka işe yaramayacağını iyice kabul etmeliyiz. Kaybedilien zaman, hastalığı  tehli boyutlara getirebilir.

  Uzmanların belirttiğine göre aşağıdaki  belirtilerden herhangi birisi varsa hemen bir uzmana başvurmalıyız.

Kanserin Genel Belirtileri

– Nedensiz kilo kaybı– Uzun süreli halsiz ve yorgun hissetme– Solukluk– Vücudun herhangi bir yerinde geçmeyen ağrıŞimdi belli başlı kanserlere ait uyarıcı belirtiler, risk faktörleri ve check-up kurallarından bahsedeceğiz.

MEME KANSERİ

Uyarıcı Belirtiler:— Memede ele gelen kitle,— Meme derisi üzerinde kalınlaşma, çökme veya çekilme,— Meme başından berrak veya kanlı akıntı— Memede ağrıKanser Riski Faktörleri:

Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar.

Check-up KurallarıKendi kendine meme muayenesi: 20 yaşından başlayarak her ay yapılması önerilir.Klinik meme muayenesi: 20-40 yaş arası 2-3 yılda bir, 40 yaş üzerindeki kadınlarda ise her yıl doktor tarafından yapılması önerilir.

Mammografi (meme röntgeni): 50 yaş üzerindeki kadınlarda yılda bir yapılması önerilirken, 40-50 yaş arasındaki kadınlarda meme dokusu daha yoğun olduğu için şüpheli kitleleri gösterme başarısı daha düşüktür.

Bu yaşlar arasında yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa da hangi sıklıkta yapılması gerektiği tartışmalıdır.

Amerikan Kanser Cemiyeti mammografi çekimlerinin 40 yaşında başlamasını ve her yıl tekrarlanmasını önermektedir.

TESTİS KANSERİ
Uyarıcı Belirtiler:
Testislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik.

Kanser Riski Faktörleri:
İnmemiş testisler. Daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar

Check-up Kuralları:
İlk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay testislerini muayene etmelidirler.

KOLOREKTAL (KALIN BAĞIRSAK VE REKTUM) KANSER Uyarıcı Belirtiler:— Uzamış ishal veya kabızlık,— Barsak hareketlerinde düzensizlik,— Koyu renkli veya kanlı dışkı,— Uzun süreli karın ağrısı veya baskı hissi,— Açıklanamayan kilo kaybı varsaKanser Riski Faktörleri:

Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tümoral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması.

Check-up Kuralları:50 yaşından itibaren kadın ve erkeklerde tarama testlerinden birinin yapılması önerilmektedir. Bu testlerden herhangi birisi şüpheli çıkarsa mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır.Kalın barsak kanseri taramasında 5 test kullanılabilir. Bunların başarı oranları birbirine eşittir.a.

Dışkıda gizli kan aranması: Dışkıda sadece mikroskopla görülebilen kanamaları bu test saptayabilir. Farklı günlerde alınan 3 dışkı örneği test edilir. Yılda bir tekrarlanır.b. Sigmoidoskopi: Makattan ince ışıklı bir tüple girilip kalın barsakların bir kısmının incelenmesidir.

Eğer şüphelenilen bir bölge, polip, ülser, v.b. görülürse aynı zamanda biyopsi yapılmasına da olanak sağlar. 5 yılda bir tekrarlanmalıdır.c. Sigmoidoskopi ve yıllık dışkıda gizli kan incelenmesinin birlikte yapılması.d.

Baryumlu kolon grafisi: Makattan özel bir ilaç verildikten sonra çekilen rontgenlerdir. 5 yılda bir tekrarlanmalıdır.

e. Kolonoskopi: Makattan ince ışıklı bir tüple girilip tüm kalın barsak incelenir. Eğer şüphelenilen bir bölge, polip, ülser, v.b. görülürse aynı zamanda biyopsi yapılmasına da olanak sağlar.

50 yaş ve üzerindeki kişilerde mutlaka yapılması gerekmektedir.

Daha önceleri sonuçların tamamen normal olduğu kişilerde 5 yılda bir yapılması önerilirken Amerikan Kanser Cemiyetinin son önerisi 10 yılda bir tekrarlanmasıdır.

AKCİĞER KANSERİUyarıcı Belirtiler:— Geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük,— Kanlı, pis kokulu balgam,— Yeni gelişen ses kısıklığı veya değişikliği,— Göğüs kafesinde ağrı,

— Sık ve uzun süreli akciğer enfeksiyonu (bronşit, zatürre) geçiriyor olma

Kanser Riski Faktörleri:
Çok sigara içmek ve özellikle astbest olmak üzere çevre kirletici maddelere maruz kalmak.

Check-up Kuralları:
Kırk yaşın üzerinde olan herkesin bir göğüs röntgeni çektirmesi gerekir. Bunu takip eden göğüs röntgenleri doktorunuzun kişisel kararına göre yapılacaktır.

SERVİKAL (RAHİM AĞZI) KANSERİUyarıcı Belirtiler:— Anormal vajinal kanama.— Cinsel ilişkiden sonra kanama,

— Normalden fazla vajinal akıntı

Kanser Riski Faktörleri:
Genital (cinsel) bölgelerde kabarcıklar oluşturan deri iltihaplan veya genital siğil enfeksiyonları, ergenlik çağına geldikten kısa bir süre sonra cinsel ilişkiye girme veya çok fazla cinsel ilişki partnerinin olması.

Check-up Kuralları:İlk cinsel ilişkiden itibaren ilk 3 yıl içinde veya en geç 21 yaşında serviks kanseri tarama testlerine başlanmalıdır. Her yıl kadın doğum muayenesi ve Pap testi yapılmalıdır.— 30 yaşından sonra peş peşe yapılan son 3 tarama normal bulunmuşsa tarama arlıkları 2–3 yılda bire çıkartılabilir.

Eğer anne karnındayken dietilstilbesterol (DES) kullanılmışsa, HIV enfeksiyonu varsa, veya organ nakli, kemoterapi tedavisi ya da uzun süreli kortizon içeren ilaçlar kullanması nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmışsa kontrollere yıllık devam edilir.

— 30 yaş üstü ve normal sonuçları olan kişiler için diğer bir öneri de 3 yılda bir yapılacak olan Pap testi ve HPV-DNA testidir.— 70 yaş ve üstü kadınlarda son yapılan Pap testlerinden 3 veya daha fazlası veya peş peşe yapılan testlerden 10 tanesi birden normal gelirse serviks kanseri için tarama sonlandırılabilinir.

Yukarıda belirtildiği gibi bağışıklık sistemini baskılanmış hastalarda tarama yıllık olarak devam etmelidir.

— Histerektomi (rahmin rahim ağzı ile birlikte tamamen alınması) ameliyatı olan hastalarda tarama yapılmayabilir.

ENDOMETRİUM (RAHİM) KANSERİUyarıcı Belirtiler:

Anormal vajinal kanama.

Kanser Riski Faktörleri:
Geçmişte kısırlık olması veya yumurtlama olmaması; menapozun geç başlaması veya uzun süreli östrojen tedavisi, vücutta aşırı yağlanma; çok fazla sigara içmek.

Check-up Kuralları:
Menapoza geldikten sonra geçmişinde kısırlık, aşırı şişmanlık, yumurtlayamama, anormal rahim kanaması veya östrojen tedavisi olan kadınların endometriyal biyopsi yaptırmaları gerekir.

İDRAR YOLU VE MESANE KANSERİUyarıcı işaretler:

İdrarda kan; sırt ağrısı; kilo ve iştah kaybı, sürekli ateş; anemi (kansızlık).

Kanser Riski faktörleri:
Elli yaşın üzerinde olan erkeklerde-, çok fazla sigara içenlerde, geçmişte kronik idrar yolu enfeksiyonlarından rahatsız olanlarda daha fazla görülür.

Check-up Kuralları:
Yukarıdaki şikayetleriniz varsa bir üroloji uzmanına başvurunuz.

AĞIZ KANSERİUyarıcı işaretler:— Ağızda iyileşmeyen ağrılı/ağrısız yaralar— Ağız içi ve dudakta beyaz veya kırmızı plaklar, kitle veya sertliklerKanser Riski Faktörleri:

Genellikle kırkbeş yaşın üstünde erkeklerde, çok fazla sigara içenlerde ve özellikle çok fazla alkol kullanımı ile daha fazla görülür.

Check-up Kuralları:
Eğer ağızda iyileşmeyen bir yara ve renk değişikliği varsa KBB doktoruna başvurunuz.

GIRTLAK KANSERİUyarıcı Belirtiler:

Boğuk seslilik, ses kısıklığı

Kanser Riski Faktörleri:
Çok fazla sigara içmek, özellikle fazla miktarda alkol kullanımı da varsa.

Check-up Kuralları:
Konuşma özelliğinizde herhangi bir değişiklik olması durumunda bir KBB uzmanı tarafından yapılan muayene veya eğer çok fazla sigara içiyorsanız yıllık muayene yaptırmanız gerekir.

PROSTAT KANSERİUyarıcı Belirtiler:

İdrara çıkmada zorluk, sık sık ve az az idrar yapma, idrar sonrası rahatlayamama, kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan.

Kanser Riski Faktörleri:
İleri yaşlarda risk artar.

Check-up Kuralları:
Makattan parmakla muayene ve prostat spesifik antijen testi (PSA kan testi) prostat kanserinde tarama testleri olarak halen araştırılmaktadır. 50 yaşın üstünde olan ve önümüzdeki 10 yıl süreyle sağ olacağı düşünülen erkeklere bu taramalar önerilmektedir.

Yüksek riskli kişilerde (bir veya daha fazla 1. dereceden akrabada erken yaşlarda prostat kanseri tanısı olması) bu testlere 45 yaşında başlanılmalıdır.

Çok riskli kişilerde ilk testler 40 yaşında yapılıp sonuçlar normal gelirse 45 yaşından sonra yıllık taramalara da devam edilebilinir.

CİLT KANSERİ
Uyarıcı Belirtiler:— Renk, şekil ve büyüklüğü değişen, çabuk kanayan veya ülserleşen benler,— İyileşmeyen yaralarKanser Riski Faktörleri:

Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler varsa.

Check-up Kuralları:
Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyonunuz varsa bir cilt doktoruna danışınız.

Bunun dışındaSindirim Sistemi:— Yutma güçlüğü, uzun süren kusma/bulantı,— Karında şişlik— Açıklanamayan kilo kaybı varsaKan ve Lenf Sistemi:— Boyun, koltukaltı ve kasıklarda ele gelen, çoğunlukla ağrısız kitleler,— Kilo kaybı,— Gece terlemeleri,— Uzun süren ve açıklanamayan ateşler,— Ciltte nedensiz beliren döküntü ve morluklar varsa…İskelet Sistemi:— Ele gelen kitle veya şekil bozukluğu,— Kemiklerde şiddetli ağrı,— Hareket kısıtlılığıSinir Sistemi:— Şiddetli ve uzun süreli baş ağrıları,— Çift görme veya görme kaybı,— Yeni gelişen dengesizlik, baş dönmeleri, uyuşma veya felçler,— Şuur bulanıklığı, konsantrasyon güçlüğü,— Konuşma güçlüğü,— Kişilik değişiklikleri

Vakit geçirmeden doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.destekegitimi.com/kanserde-erken-tani-onemlidir/

Palyatif Bakım – Destek Tedavi Nedir? Kanserde Neden Önemlidir?

Kanserde Ruhsal Destek Ne Kadar Önemli

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

11.09.2018

Palyatif bakım nedir?

Ciddi ve/veya ilerleyici hastalığı olan kişilere ve yakınlarına tanı almasından itibaren tüm hastalık süreci boyunca verilen, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen tedavilerdir.

Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse; kanser gibi ciddi ve ağır bir hastalıkta hem hastalığın kendisine ait hem de tedavinin getirebileceği hastanın yaşam konforunu bozan birçok etki söz konusudur.

Bunlar ağrılar, bulantı ve kusmalar, ishal, ödem, işeme ve böbrek sorunları, yaygın halsizlik, ruhsal sorunlar vb. olabilir.

Kişilerin ciddi hastalıkları da olsa, günlük aktivitelerini yerine getirebilmeleri, belki geçimlerini sağladıkları işlerini devam ettirebilmeleri, bunlar olamasa dahi hastalık sürecinin sıkıntılarının en hafif şekilde yaşanabilmesi için gereken yaklaşıma palyatif bakım denilmektedir.

Türkçe sağlık literatünde genellikle palyatif bakım veya destek tedavi olarak adı geçen bu kavram, uluslararası medikal literatürde palliative care olarak karşımıza çıkmaktadır. İngilizce “palliative” kelimesinin sözlükteki Türkçe karşılıkları hafifletici, geçici, geçici çare, yatıştırıcı olarak geçmektedir.

Kanser gibi ağır hastalıkların hem ruhsal hem de fiziksel olarak hasta ve hasta yakınını etkileyen çok sayıda olumsuz etkisi söz konusudur. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak veya hafifletmek tedavi sürecinin çok önemli bir parçasıdır.

Palyatif bakım birçok yönü olan ve hastalığın başlangıcından sonuna kadarki süreci kapsayan bir yaklaşımdır.

Birçok yönü olması palyatif bakımın en önemli özelliğidir. Yine yukarıda bahsedildiği gibi bu bakım süreci hastalık anından itibaren başlamaktadır. Böylesi kapsamlı ve sürece yayılan bir yaklaşımın ekip işi olması kaçınılmazdır.

Kanser tedavi sürecinde iyileşme sürecini yöneten tıbbi onkoloğun palyatif bakımı sağlayan bir ekibe daima ihtiyacı vardır.

Bu ekipte palyatif bakım uzmanı hekim veya hemşireler, diyetisyenler, psikologlar, sanat ve spor etkinlikleri sorumluları, manevi bakım görevlileri bulunabilmektedir.

Kanser hastalığına dair tedavileri amacına göre sınıflayacak olursak; küratif tedaviler (kür sağlayan, hastalığın kendisinde iyileşme sağlayan) ve destek tedaviler karşımıza çıkmaktadır. Küratif tedavi yöntemleri kemoterapi, radyoterapi, cerrahi gibi tedavileri kapsamaktadır.

Destek tedavilerde ise hastalık ilişkili fiziksel ve psikolojik belirtiler, bunun yanında manevi ve sosyal sorunlara gereken yaklaşımın sağlanması amaçlanmaktadır. Kanser ve tedavilerinin beraberinde getirdiği sorunlara yönelik verilen destek tedavilere hastalığın her evresinde gerek duyulmaktadır.

Kanser tanısı koyulduğunda çok ilerlemiş hastalık ile karşı karşıya kalındığında, mevcut sağlık literatürü doğrultusunda, küratif tedavilere hiç başlanmayıp sadece destek tedaviler verilmesi söz konusu olabilmektedir.

Bu durum kulağa hoş gelmese de çok ilerlemiş hastalığı olanlar için küratif tedavilerinin başarılı olmadığı ve daha erken yaşam kayıplarına neden olduğu gösterilmiştir. Bu tür hasta gruplarında kanserin kendisi için tedavi verilmese de palyatif bakım hastalık ile baş etmede en büyük rolü alır.

Hatta küratif tedavi verilmese de, palyatif bakım ekibi tarafından verilen destek tedaviler ile hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin arttığı gösterilmiştir. Dolayısıyla diyebiliriz ki hastaların kanseri tamamen tedavi ediliyor olsa da olmasa da palyatif bakım hastalık sürecinin kaçınılmazıdır.

Türkiye’de Palyatif Bakım Merkezleri

Kanser tedavisi veren merkezler ve hastanelerde bu bakımın verilmesi mümkündür. Bu merkezlerin kadrolarında bulunan palyatif bakım uzmanları ve ekibi tarafından hastanın palyatif bakım ihtiyacı gereken sıklıklarda değerlendirilip, uygun yaklaşım sağlanır.

Teorik olarak bu şekilde ifade ediyorsak da ülkemiz için pratikte durum her zaman bu şartlar altında olamamaktadır. Türkiye' de az sayıda özellikli kanser merkezi olup, palyatif bakım son yıllarda giderek gelişmekte olan bir alandır. Sağlık Bakanlığının bu alana özel çalışmaları bulunmaktadır.

Palyatif bakım uzmanları yetiştirmek amacıyla kurslar açılmakta, palyatif bakım merkezi olan hastanelerin sayısı giderek artmaktadır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığının Nisan 2018 verilerine göre, Palyatif Bakım Hizmetleri 79 ilde 3899 yatak ile 297 sağlık tesisi tarafından vermektedir.

Palyatif bakım ayrıca uygun iletişim imkanları ile ev şartlarında da sağlanabilmektedir.

Palyatif bakımının odaklandığı konular ve yaklaşım şekilleri nelerdir?

Elbette ki palyatif bakımın odaklandığı konular hastalık sürecine ait sorunlardır. Bunları üç başlık altında toplayabiliriz:

1. Fiziksel (bedensel) sorunlar: en yaygın olanları ağrı, halsizlik, iştah kaybı, bulantı, kusma, nefes darlığı, uykusuzluktur.

2. Duygusal sorunlar ve hastalığı kabullenme: depresyon, kaygı (anksiyete), korkular.

3. Pratik hayata dair sorunlar: hasta ve yakınlarının finansal ve yasal konularda, sağlık güvenceleri ile ilgili endişeleri bulunabilir.

Hastalık hiçbir zaman sadece hastanın sorunu olmaz, bu süreç hasta yakını ile beraber göğüslenmektedir. Palyatif bakım kapsayıcı yönüyle, zorlu hastalık sürecinde hastaların yakınlarının sorunlarını da sahiplenen bir felsefeye sahiptir.

Hastalığın başlangıcından itibaren hasta ve ailesine destek sağlayan, yaşam kaybı söz konusu olduğunda yas döneminde de desteği sürdüren anlayışıyla palyatif bakım özellikli ve gelişmiş bir sağlık hizmeti felsefesidir. Bu tıp disiplininin ülkemizde gelişmiş ülkeler seviyesinde olması dileklerimizle…

*

– Muayene bekleme salonunda kanser hasta ve yakınlarına öneriler

– Kanser hastalarının bakımıyla ilgilenen yakınları için 6 öneri

– 4. evre kanserde palyatif bakımın (destek tedavi) erken başlatılmasının önemi ve palyatif bakımın incelikleri

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:ESMO Clinical Practice Guidelines on Palliative Care: Advanced Care Planning.

Ann Oncol (2014) 25 (suppl 3): iii138-iii142.

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/palyatif-bakim-destek-tedavi-nedir-kanserde-neden-onemlidir/

KANSERDE PSİKOLOJİK DESTEK ZORUNLUDUR! – Psk. Dan. Perihan DEMİRBAŞ

Kanserde Ruhsal Destek Ne Kadar Önemli

Sadece kanser mi? Bence tüm hastalar, hatta hasta olmazdan önce herkes içindeki olumsuz telkin ve düşünceleri değiştirmek adına yardım almalı. Özellikle de kişi yoğun öfke, suçluluk duygusu ya da hüzün, acı hissediyorsa bu duyguları içinden temizlemek adına mutlaka destek almalı…

Tüm ruhsal ve bedensel sorunlar kaynağını  öfke, korku ve suçluluk duygusunun gücünden alır. Bu yorumu yapıyorum çünkü hem bu güne kadar okuduklarım hem de mesleki yaşantım bu düşüncemi destekler yönde…

Duygularımızın her zaman farkında oluyor ve isimlendiriyor olma varsayımına dayanarak sayılan şekilde ifade edilebileceği gibi, bazen bu duygulara isim vermekte zorlanarak “içim sıkılıyor”  diye de ifade ediliyor olsak da destek alma ve temizlemenin fiziksel sağlık açısından önemli olduğuna vurgu yapmak istiyorum.

Sen hastasın psikologa git bakış açısından sıyrılarak, hasta olmadan önce koruyucu ruh ve  beden sağlığının da anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ruhsal sorunları örtbas edip, inkar edip bastırmaya çalıştığımızda o bir şekilde hastalık olarak kendini ifade yolu buluyor.

Biz ifade etmezsek, fark edip çözmezsek beden kendine çıkış yolu arıyor ve buluyor…En iyi ihtimalle bazen grip, bazen yüksek tansiyon, bazen migren olarak…

Bu noktada çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen kanserden söz ederken,  kanser-stres, kanser-düşünce yapısı ve kanser-stres-bağışıklık sistemi konusuna dikkat çekmek istiyorum. Dilerim kanser olmadan önce hastalığa zemin hazırlayan olumsuz düşünceler konusunda  farkındalık yaratarak düşünce sistemini değiştirmeye adım atacak gücü birlikte yaratabiliriz.

Kanserle mücadelede bağışıklık sisteminin güçlü olması önemli bir prensip olarak hekimler tarafından değişik kaynaklarda belirtilmektedir.

Dr. Akyüz’ ün internetteki ‘Kanserden korunmak için neler yapmalıyız?” Başlıklı yazısında da belirttiği gibi “Bağışıklık sistemi kanser ile sürekli bir mücadele halindedir.

Normal yaşantımızda hücreler anormal bir şekilde yapısını değiştirirse, bunlar bağışıklık sisteminin önleyici mekanizmaları tarafından ortadan kaldırılır. Bu belki her gün, hepimizin fark etmeden yaşadığımız doğal bir süreçtir. Bağışıklık sistemimiz, bizi her gün bu ve buna benzer birçok problemden korur.

Sadece kanser değil, gün boyu karşılaştığımız virüs ve bakteriler yine bağışıklık sistemimizin elemanları tarafından biz fark etmeden kaldırılır.  

Ancak bazen bağışıklık sistemimizin yeterince güçlü olmaması nedeniyle bu tehditler koruyucu bariyerlerimizi aşar ve hastalığı ortaya çıkarır. Kanser de işte bu önleyici mekanizmalarımızı aşmış bir tehdittir.”

Stres, kaygı gibi nedenlerin bağışıklık sistemi etkilemesi noktasında psikolojik desteğe vurgu yapmak gerektiğini düşünüyorum. Stresin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği bilinen bir gerçektir.

Bu noktada psikolojik desteğin önemi devreye giriyor hem koruyucu olarak hem de hastalığın erken evrelerinde. Devam eden evreleri içinde ise psikolojik destek zaten zorunlu olmalı…

Bir çok hastalığın kökeninde hastalıklı düşünce ve inançların olduğunu da düşünürsek bundan kurtulmak için destek almanın yaşam kalitesini ve buna bağlı olarak fiziksel sağlığı da olumlu etkileyeceği açıktır.

Bu görüşe destek olarak çeşitli kaynaklardan bazı bölümleri yazımda paylaşmak isterim. Türk Psikologlar Derneğinin, Stresle Başa Çıkma kitabında söz edilen psikiyatrist Wallece Ellerbroek de bunu destekler yönde çalışmalar yapmış. Ellerbroek’in dediğine göre, tüm fiziksel ve zihinsel hastalıkların temelinde depresyon vardır.

Ellerbroek cerrah olarak başladığı meslek hayatına psikiyatrist olarak devam etmiş, insanları kesip biçmek yerine onların dünyaya bakış açılarını değiştirmenin daha önemli olduğuna karar vermiştir.

Dünyayı olumsuzluklarla dolu olarak algılamaktan kaynaklanan sorunlar ortaya çıktıktan sonra, sağlığa kavuşmanın daha zor olduğunu fark etmiştir.

Eğer hastalanırsanız diyor Ellerbroek, “bunun nedeni düşüncelerinizin hasta olmasıdır.” Ellerbroek’in inancına göre, hastalık “size olan” bir şeyler değildir. Hastalık sizin yaptığınız davranışlardır. İnsan kanser olmaz. İnsan kanserleşir. Hastalıklar, gerçek dünyanın yanlış yorumları ve o dünyaya yönelik mücadeleleridir.

“ Eğer olayların nasıl olması gerektiğine ilişkin kurduğunuz hayaller, olayların oluş biçimine uymuyorsa, başınız derde girer. Bu konuda bir şeyler yapabileceğinize inanıyorsanız kızgınlık duyarsınız. Bir şeyler yapamayacağınıza inanıyorsanız bu kez de depresyona girersiniz. Bu iki ruh durumu da ayrı ayrı, çeşitli hastalıklardan sorumludurlar.

Doğru olduğuna inandığınız şeyler genellikle doğru çıkar. Örneğin çocuklarda astım olayının temelinde aşırı koruyucu bir annenin varlığı, artık çok iyi bilinen bir gerçektir. İşin ilginç yanı, bu anne, bir esrar bağımlısı ya da evine altı aydır gelmeyen bir alkolikte olabilir. Önemli olan, çocuğun annesini algılayış biçimidir.

Eğer çocuk her şeye rağmen annesini aşırı koruyucu olarak algılıyorsa, bu düşünce bir astım olayına neden olabilir.”*

Kendimiz neden hasta olmayı seçelim? Sağlıklı yaşamayı istemeyen yoktur. Sağlık hepimizin temel isteği diye düşünseniz de hasta olmak sağlıklı olmaktan daha çok isteniyor olabilir.

İnsanlar bazı nedenlerle hastalığı bir çıkış yolu olarak görüp, kendilerini bu şekilde ifade etmeyi seçebilirler.

Sevgi, ilgi isteğini ifade etmenin bazen en kabul edilebilir yöntemi olarak hasta olmakta bir seçimdir.

 Olayın özü şudur diyor Pettetier, “ Ne kadar kendiniz olabiliyorsanız, o kadar sağlıklısınız demektir. Sağlık için bundan daha başka bir reçete yoktur. Size ze veren, size istek ve neşe ile dolduran her şeyi yapın ve kendiniz olun.*

 Bu noktada eğer eğlendiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız, herhangi bir yerde ya da bir şey yaparken kendiniz olamıyorsanız, kendiniz olduğunuz ve kendinizi var ettiğiniz yerlerin sayısı azsa ya da kendinizi yanında var edebildiğiniz kişiler azsa yaşam kaliteniz ve buna bağlı olarak fiziksel sağlığınızın geleceği konusunda koruyucu bir çabaya ihtiyacınız olabilir!

*Şahin, Nesrin Hisli (1998)-Türk Psikologlar Derneği Yayınevi – Stresle Başa Çıkmada Olumlu Yaklaşım.

Bu yazı toplam 3679 defa okunmuştur.

Page 5

Источник: http://www.aktuelpsikoloji.com/kanserde-psikolojik-destek-zorunludur-1018yy.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть