Kanserde Teşhis Yöntemleri

Prostat Kanseri Erken Teşhisi

Kanserde Teşhis Yöntemleri

Erken teşhisin oldukça önemli olduğu hastalıkların başında kanser gelmektedir. Bu kanser çeşidi Prostat olunca erken teşhisin önemi bir kat daha fazla artmaktadır.

Kadınlarda nasıl ki meme kanseri en çok görülen kanser türü ise erkeklerde de en çok görülen kanser türlerinin başında Prostat kanseri gelmektedir. Erkeklerdeki prostat kanseri daha çok iyi huylu olmaktadır. Bu nedenle 40-45 yaşına kadar kişide var olduğu halde fark edilmeyebilmektedir. Bu durum da doğal olarak erken teşhis yapmanın önüne geçmektedir.

Erken teşhis sonucu belirlenen prostat kanserinin tedavi edilme ihtimali neredeyse %100’e yakındır. Bu yüzden 20’li – 30’lu yaşlarda dahi olsanız yılda bir defa da olsa bir checkup yaptırmanız sizler için en doğru karar olacaktır.

Prostat kanserinin erken teşhisi ölüm ile yaşam arasındaki ince çizginin belirlenmesinde de önemli rol oynamaktadır. Yaşam standartlarınızda düşme olmaması için de mutlaka prostat kanserinin erken teşhisi çok önemlidir.

Uzman hekimler hastalarını prostat kanserinin erken teşhisi konusunda önemli bilgiler ile donatmak için ciddi çalışmalar ve eğitimler de vermektedirler.

Prostat Kanserinin Önceden Tahmin Edilme İhtimali Var mıdır?

Prostat kanserinin önceden tahmin edilmesi zor bir ihtimaldir çünkü erkeklerde genellikle iyi huylu olarak görüldüğü için kişi bu kanser çeşidini fark etmiyor. Bunun sonucunda yaş ilerledikçe kişi rahatsızlık duyduğundan dolayı geç de olsa prostat kanseri olduğunu öğreniyor.

Bu kanser çeşidini daha önceden öğrenmek için düzenli kontroller ile veya bu durumdan şüphelendiğiniz andan itibaren bir uzman doktora görünmeniz önceden tahmin edilme ihtimalini artıracaktır.

Prostat kanserinde 50 yaşında risk faktörü binde 10, 60 yaşında binde 50 ve 70 yaşından sonra ise %100’ yakın bir ihtimalle kişi bu kanser çeşidi riski ile karşı karşıyadır. Sağlıklı bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riski ise %17 civarlarındadır.

Erken teşhis için hızlı bir şekilde harekete geçmek durumunda olan kişiler, ailesinde veya akrabasında prostat kanseri tedavisi gören kişilerdir. Bu kişiler mutlaka genetik nedenlerden dolayı kendilerinde prostat kanseri riskinin yüksek olduğunu unutmamalıdırlar. 

Prostat Kanseri Nedenleri

Prostat kanseri diğer kanser türlerinde olduğu gibi maalesef tam olarak neden olduğu bilinmemektedir. Fakat genel kanı genetik yatkınlık, çevre koşulları, yaş, ailede prostat kanseri varlığı, hormonlar ve yağlı beslenme gibi birçok durum bu kanser çeşidine neden olduğu tahmin edilmekte ve ileri sürülmektedir.

Prostat kanseri olan bireylerin çocuklarının bu hastalığa yakalanma riski ise %3 ile %9 oranında değişme göstermektedir.

Genetik Yatkınlık: Bu etken kişinin ailesinden bir kişinin prostat kanserine yakalanmış olup olmaması ile alakalı bir durumdur. Kişinin ailesinde bu kanser çeşidini yakalamış birisi var ise bu hastalığa yakalanma riski o derece de artış göstermektedir.

Çevre Koşulları: Çevre koşullarından kasıt kişinin yaşamış olduğu çevre sağlıksız bir çevre ise veya daha öncesinden bir takım biyolojik sıkıntılar yaşanmış ise çevre koşulları nedeniyle kişi prostat kanserine yakalanabilmektedir.

Yaş: Yaş faktörü kişinin yaşının ilerlemesi sonucunda oluşan bir nedendir. Yazımızın bir takım kısımlarında da belirttiğimiz gibi kişi yaşlandıkça bu hastalığa yakalanma riski o denli artış gösterebilmektedir.

Hormonlar:  Genetik olarak bir yatkınlık olmasa kişinin hormonlarındaki bir takım bozukluklar prostat kanseri olma riskini artırabilmektedir.

Yağlı Beslenme: Bu hastalık çeşidi kilolu bireylerde oldukça sık görülen bir kanserdir. Bu hastalığa yakalanmak istemeyen bir birey yağlı gıdalardan uzak durarak kilo almasının önüne geçecek ve bu sayede prostat kanseri yakalanma riskini ciddi oranlarda azaltabilecektir.

Prostat Kanseri Nasıl Önlenir?

Prostat kanserinin tam olarak neden olduğu bilinmediğinden bu hastalık ile ilgili olarak nasıl önlenmesi gerektiğine dair tam net bir bilgi yoktur. Fakat son zamanlarda hekimler hastalarına yaşam şeklini değiştirerek ve beslenme alışkanlıklarında revizyona giderek bu hastalığın önüne geçmeye çalışmaktadırlar.

Prostat Kanseri Erken Teşhis Yöntemleri Nelerdir?

Prostat kanseri erken teşhis yöntemleri arasında PSA (prostat spesifik antijen) testi gelmektedir. Bu test yönteminin kullanılması ile birlikte prostat kanserlerinde ciddi oranlarda azalmalar görülmüştür.

Prostat kanseri PSA ile tedaviden başka ayrıca elle kontrol, ultrason, röntgen ve prostattan parça alarak teşhis edilebilmektedir. 

PSA Teşhis Yöntemi

PSA kan tahlili ile ölçülür bu değerin yüksek oranda seyretmesi prostat kanseri olabilme ihtimalini artırmaktadır. Bu teşhis yönteminin mutlaka yılda bir defa 50 yaşını geçen insanlar için gerekli olduğu hekimler tarafından öngörülmektedir.

Elle Kontrol Teşhis Yöntemi

Uzman doktor elle kontrol teşhis yönteminde bizzat fiziki bir müdahale yaparak prostat kanserinin olup olmadığını anlayabilmektedir. Prostat erkeğin penisine bağlı bir organ olduğu için doktor yaptığı teknik incelemeler sonucunda oldukça kolay bir şekilde kanser bulunup bulunmadığını anlayabilmektedir.

Ultrason ve Röntgen Teşhis Yöntemleri

Bu tedavi şekli en çok bilinen teşhis yöntemlerinden biri olarak bilinmektedir. Kanserin oldukça net bir şekilde bulunup bulunmadığını ultranson ve Röntgen yöntemleri ile anlamak oldukça kolay olmaktadır.

Prostattan Parça Alınarak Teşhis Yöntemi

Prostattan parça alarak teşhis yönteminde doktor kanser olup olmadığını anlamakta güçlük çektiği zamanlarda veya net bir bilgiyi hastasına vermek amacıyla tercih etmektedir. Hastanın prostat organından bir parça alınarak yapılan bir takım testler sonucunda hastada kanser bulunup bulunmadığı rahatlıkla anlaşılabilmektedir.

Kısaca prostat kanserine yakalanma riskinizi ciddi boyutlarda azaltmak için erken teşhise oldukça büyük önem vermeli ve düzenli bir şekilde doktor kontrolünden geçmelisiniz.

Prostat kanseri hakkında yazılan diğer makalelerimiz aşağıda yer almaktadır.

Prostat Ameliyatı Sonrası

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Prostat-Kanserinde-Erken-Teshisin-Onemi

Meme Kanserinde Teşhis ve Kendi Kendine Meme Muayenesi

Kanserde Teşhis Yöntemleri

Her kanserde olduğu gibi bu kanserde de erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilen  kanserli hastalarının %98 i 5 yıl yaşayabilmektedir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM):

Teşhiste oldukça önemli rol oynar. Çoğunlukla hastalar kendilerinin yaptığı muayene sonrasında ellerine gelen beze şikayetiyle başvururlar. Bu muayeneyi yapmayanlarda kitle çok büyüdükten sonra hatta bazen yayılma belirtileriyle gelebilmektedir.

KKMM  adetin bittiği günlerde  yapılmalıdır. Üst vücut kısmı çıplak ve  ayna karşısında olmalıdır. Kolları yanlarda, başının arkasında ve belinde olmak üzere değişik pozisyonlarda memelerini gözler.

Memelerin başlarının simetrik ve aynı yöne bakıyor olması, ucunda içeri çökme olmaması, ciltte deformasyon  ve kızarıklık olmaması gerekir. Eliyle dairesel ve ışınsal hareketlerle memeler kontrol edilir.

Daha sonra yatar pozisyonda da aynı hareketlerle muayene tekrarlanır. Oturur pozisyondayken koltuk altları da kontrol edilmelidir.

Memenin ucundan akıntı geliyor mu diye kontrol edilir, fakat memenin ucu bu sırada sıkılmamalıdır. Sıkılarak gelen akıntının anlamı yoktur. Kendiliğinden gelen, kanlı akıntının çamaşıra gelip gelmediği de kontrol edilmelidir.

KKMM ile yeni tespit ettiği, adetle kaybolmayan, elle muayenede sert, yüzeyi düzensiz pürtüklü,  üzerindeki ciltte portakal kabuğu görünümü veren, uç kısımda  çekilmelere sebep olmuş bir kitle varsa vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.

Mamografi: 

Önemli bir tanı yöntemidir. Doktor muayenesinden sonra hastanın yaşına göre doktor istemiyle çektirilmelidir. 40 yaş üstünde şikayeti olmasa da tarama (kontrol) mamografileri çektirilebilir.

Tarama mamografisinde amaç kanser ele gelmeden yani erken evrede yakalayabilmektir. Böylece tedavinin daha etkili olması sağlanır ve sağ kalımı artar.

Son 30 yılda tarama mamografileri daha sık yapılmasında dolayı dünyada bu kanser sebebiyle olan ölümler yüzde 32 oranında azalmıştır.

40 yaş altında memenin guddelerinin  yoğunluğunun fazla olmasından dolayı mamografi hassasiyeti azdır. Radyasyonun birikici etkisinden dolayı ve bu etkinin dokuyu bu dönemlerde daha fazla etkileyeceğinden dolayı mecbur kalmadıkça çektirilmemesi önerilir. Ya da doktorun bilgisi dahilinde, doktor uygun görürse çektirilmelidir.

Memede henüz kitle haline gelmeden oluşan belirtileri tespit edebilir. Mesela mamografide dokuda  tuz dökülmüş gibi bir manzara (mikrokalsifikasyonlar) meme kanserinin ilk belirtilerindendir.

Henüz kitle bile oluşmamış olabilir. Hatta bu seviyede yakalanırsa kanser hücre içi seviyede bile saptanabilir  Kitlenin sınırlarının düzensiz olması da filmde ışınsal, girinti çıkıntı şeklinde görünüm verir.

Bu görüntü kanserin önemli bir belirtisidir.

Mamografide koltuk altları da görüntülenmelidir. İyi çekilmiş bir mamografide koltuk altlarındaki lenf bezlerinin görüntüsünden iyi veya kötü olduğu yani lenf bezlerine sıçrama olup olmadığıyla ilgili ip uçları görülebilir. Metastazlı bir lenf bezi görüntüsü yuvarlak (sferik) ve ortada yağlı dokusu kaybolmuş şekildedir. Normal görüntü oval, fasülye görüntüsü şeklindedir.

Meme Ultrasonu:

Memedeki kitlelerin tanısında oldukça önemli tanı yöntemidir. Genç yaşlarda ve sık çektirilmesinin  sakıncası yoktur. Dokunun özelliği, yapısı, kitlelerin karakteri hakkında bilgi verir.

Kitlelerin içinin katı ya da su dolu olduğu (solid ya da kistik olması), sınırlarının düzenli ya da girintili çıkıntılı olması, kitlenin oval ya da sferik (küre şeklinde) olması, içerisinin düzgün ya da karmaşık (homojen-heterojen yapıda) olması, içerisinde küçük kireçlemelerin (mikrokalsifikasyonların) olması gibi özellikleri saptayarak kitlenin iyi ya da kötü olup olmadığı hakkında ip ucu verir. Saydığımız özelliklerdeki katı olan kitlelerde kanser çıkma ihtimali düşünülmelidir.

Ultrasonda koltuk altları da bakılıp değerlendirilmelidir.  Lenf bezlerinin mamografide sayılan bazı özellikleri gibi ultrasonda da metastaz hakkında önemli ipuçları verir.

Ultrason beraberinde kitleyi görerek biyopsi alma imkanı da (ince iğne biyopsis-İİAB veya  kalın iğne biyopsisi, tru-cut biyopsi) vermektedir.

Manyetik Rezonans (MR)

Gençlerde ve  memesi  yoğun yapıda olan hastalarda mamografi çektirilemediği ya da iyi görülemediği durumlarda tercih edilir.

Kanser teşhisi konulan hastada meme koruyucu ameliyat yöntemi planlanmışsa tümörün çok merkezli  (multisentrik) olup olmadığını kontrol açısından ameliyat öncesinde çektirilir.

MR ın kontrastlı (ilaçlı) olması gerekir. Tümör şüpheli lezyonlar kontrast tutarak kendini belli eder.

MR ile tümörün doku içinde yayılımı, memenin arkasındaki kaslara yapışık olup olmadığı, tek odaklı veya multi sentrik (birden fazla) olup olmadığı, koltuk altı lenf bezlerinde yayılma olup olmadığı ile bilgiler edinilebilir.

Biyopsi:

Açık Biyopsi (Eksizyonel Biyopsi): Tanı koymak için kitleyi alıp tetkike gönderme şeklindeki açık biyopsi günümüzde kullanılmamaktadır. Böyle yapıldığında hastaya fazladan bir ameliyat riski eklenmiş olur. Ayrıca ameliyat acısı, ameliyat izi  gibi dezavantajlar vardır.

İğne Biyopsisi: Kanserde kesin tanısı biyopsi ile konulur. Ameliyatla biyopsi almak yerine iğne biyopsisi hastaya yatış yapılmadan, ayaktan ve hastaya daha az zahmet verecek şekilde tanı konulması sağlanır. Ultrason eşliğinde yapılması  doğrudur.

*İnce iğne aspirasyon biyopsisi(İİAB) : Enjektörle hücre seviyesinde materyal elde edilir. Tanı koydurabilir. Ancak İyi-kötü (kanser değil-kanser) şeklinde tanı koydurabilir. Kanserin tipi hakkında bilgi vermez.

*Kalın iğne biyopsisi (trucut) : Özel tabanca şeklinde cihazla doku elde edilebilir.Tanı değerinin yüksek olması, kanserin tipinin, alt özelliklerinin (grade, ER, PR, Ki 67 gibi özelliklerinin) belirlenmesini sağladığından açık biyopsinin önüne geçmiştir.

Dondurucu Kesit Biyopsi (Frozen): Hasta teknik hakkında bilgilendirilerek ameliyat edilmek üzere hazırlanır.  Habis olduğu düşünülen kitle çıkarılarak patolojiye gönderilir. 20 dakika gibi bir sürede sonuç belli olur, bu süre içinde hasta anestezi altında beklenilir. Habis (Malign-Kanser) ise tedavi edici kanser ameliyatına devam edilir.

PET –CT (Pozitron emisyon tomografisi):

Kanser tanısı almış hastaya bir madde verilerek vücutta yayılıp yayılmadığı (metastaz kontrolü) yapılır. Tümör hücrelerinin glikoz kullanmasının artmış olması özelliğinden faydalanılır.

Glikoza bağlanmış radyoaktif madde verilir, sonrasında filmler çekilir. Enfeksiyonlu hücreler de bu maddeyi tuttuğundan yanılma payı vardır.

Tutma oranına göre deneyimli bir nükleer tıp uzmanı ayırımı yapabilmektedir

Meme kanserinden ölümler azaltılabilir mi?

EVET. Erken teşhis ve tedavi ile. Yani erken teşhis ve tedavi edildiğinde bu  kanser artık öldürmeyen bir kanser türüdür.

Erken teşhis konulan kadınlarda  5 yıl yaşama oranı  % 98 dir.

Ölümler çok büyük oranda ilk teşhis edildiğinde ileri evrede olan hastalarda görülür. 17 meme kanserli hastadan birinde ilk teşhis edildiğinde vücutta bir yere sıçramış durumdadır.

Yaş gruplarına göre meme takibi

  • 20li yaşlarda ayda bir ya da birkaç ayda bir kendi kendine meme muayenesi.
  • 20-40 yaşlarında hiç şikayeti olmasa bile ayda bir kere kendi kendine muayene ve 3 yılda bir doktor muayenesi
  • 40- 50 yaşlarında ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir veya duruma göre iki yılda mamografi ve ultrason
  • 50 yaş üzeri ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir mamografi önerilmektedir.

Источник: https://www.sehersirin.com/meme-kanserinde-teshis-ve-kendi-kendine-meme-muayenesi/

Mide Kanseri Tanısında Uygulanan Teşhis Yöntemleri

Kanserde Teşhis Yöntemleri

Mide kanseri rahatsızlığı hastalarda bir takım belirtiler verse de; rahatsızlığın kesin olarak teşhisinin yapılabilmesi için kullanılan bir takım tanı yöntemleri bulunmaktadır.

Mide Kanseri Teşhisi

Mide kanseri; hastalığın ilk evrelerinde herhangi bir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilmektedir. Çoğu zaman hastalık, kanserli hücrelerin iyice yerleşerek büyüyüp çoğalmaya başladığı ve komşu dokulara ve organlara yayılmaya başladığında kendini belli etmektedir.

Mide kanserini bir takım tetkikler yapmadan teşhis etmek maalesef mümkün olamamaktadır. Hastalık bir takım kesin belirtiler verse de hastalığa kesin tanının konulabilmesi için bir dizi tetkiklerin yapılması gerekmektedir.

Mide kanserinin belirgin semptomları vardır. Bunlar arasında en belirgin olanlar:

  • Mide kanserinin en çarpıcı belirtisi ciltteki pigmentlerde olan değişimdir. Bilhassa koltuk altı ve diğer cilt kıvrımlarında siğiller ve deride renk değişimleri ortaya çıkmaktadır.
  • Yüz ve karın bölgesinde cushing ektopik sendromu ismi de verilen yü ve karın bölgesinde oluşan yağ dokularının meydana gelmesi
  • Yaşı ilerlemiş kişilerde yürüme ve hareket zorlukları oluşması
  • Tissot sendromu oluşması

Bunun dışında bulantı, kusma, iştahsızlık, tokluk hissi, ağrılar, ishal veya kabızlık gibi sindirim sistemindeki bozukluklar sadece mide kanserinde değil, diğer mide hastalıklarında belirti olabilmektedir.

Doktor tarafından yapılan muayenede karın palpasyonunda oluşan ağrının özellikleri, ağrı noktaları ve kompresyon odakları saptanır. Lenf nodlarıdaki özellikler incelenir. Daha sonra diğer tetkiklere geçilir. Erken evrelerde ise mide kanserini teşhis etmek, farklı tarama yöntemleriyle sağlanabilmektedir.

Bunun dışında daha önce herhangi bir rahatsızlığı olmayan insanların düzenli yapılan kontrolleri sırasında mide kanseri teşhis edilebilmektedir.

Mide Kanseri Teşhis Yöntemleri

Mide kanserinde, rahatsızlığın tanısı ne kadar erken konularsa tedavisi o kadar başarılı sonuçlar vermektedir. Bu nedenle mide kanseri konusunda en ufak bir şüphe oluştuğunda acilen bir gastroenteroloğa danışılması gerekmektedir.

Mide konusunda rahatsızlıklarla ilgili yapılan ana araştırma yöntemi EGDS ismini almaktadır. Yapılan Gastroskopi sırasında, doktor midenin mukozasındaki durumu değerlendirir.

Herhangi bir şüphesi olma durumunda, kuşku yaratan bölgenin biyopsisini alır.

Mide kanserinin teşhisinin yapılabilmesi için yararlanılan ek yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Sindirim sisteminin röntgen muayenesi
  • Bilgisayarlı tomogafi
  • Karın boşluğundan alınan ultrason muayenesi
  • Kanın genel ve biyokimyasal analizi sırasında hastanın vücudunda herhangi bir anemi veya protein metabolizmasında sorun olup olmadığının araştırılması

Mide kanseri teşhisinin yapılmasını sağlayan tarama yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Endoskopi
  • Gastroskopi
  • Radyografi
  • Tanı amacıyla yapılan laparoskopi
  • Biyopsi

Mide kanserinde kullanılan teşhis yöntemlerinin her birinin sağladığı farklı avantajlar bulunmaktadır. Bazı yöntemler anında cevap verirken, bazıları oldukça maliyetli olmasına karşılık hastanın midesinin tam olarak resmini yansıtmaktadır.

Kullanılan bu tetkikler sayesinde sadece mide kanseri teşhis edilmekle kalınmaz. Aynı zamanda bu teşhis yöntemleri tümörün bulunduğu evre, komşu organlara olan yayılması ve vücudun genel durumunun değerlenmesinin yapılmasının da sağlamaktadır.

Endoskopi

Mide kanseri konusunda en detaylı erişimi sağlayan teşhis yöntemidir. Özofagusa bir kamera ve arka ışıklı bir tüp yerleştirilir. Bu sayede mukozada oluşan anormallikler ve dokuların durumu gözlemlenebilmektedir.

X-Işını İncelemesi

Mide; içi boş olan bir organdır. Bu sebeple kontrast ajanları geliştirilerek rahatlıkla incelenebilir. Bu incelemede baryum elementi kullanılmaktadır. Baryum uygulandıktan sonra mide içinin fotoğrafları alınır. Mukozada tümör oluşumu dahil olmak üzere bütün değişiklikler rahatlıkla incelenebilmektedir.

Ultrason

Yüzeysel olarak herhangi bir tüp veya aletin kullanılmadan yapılabilmektedir. Bilhassa acil durumlarda sonuçları anında ekranda görmenin verdiği avantajları sayesinde sıklıkla kullanılan bir teşhis yöntemidir. Ultrason sayesinde midenin şekli, konumları ve duvarların kalınlığı saptanır.

Tomografi

Mide kanserinin kesin teşhisinde BT veya MRG gibi tetkikler sıklıkla kullanılır. Tomografi incelemeleriyle bütün dokular ayrıntılı bir şekilde incelenerek, tümör teşhis edilebilmektedir.

PET

Mide kanserinin teşhis edilmesinde kullanılan modern bir tetkik yöntemidir. Bu yöntemde Radyoaktif glikoz vücuda verilir. Bir süre sonra bu madde bütün dokulara dağılır.  Bu madde sadece tümr olan dokularda birikir. Tarayıcı yardımıyla bütün dokular incelendikten sonra tümörün bulunduğu bölge saptanır.

Laparoskopi

Bu yöntem teşhis edilmiş tümör varlığında kullanılmaktadır. Karın üzerinden açılan bir delikle giren alet sayesinde dokular içten görüntülenir.

Rapor Oranları

Mide kanseri rahatsızlığı olanların alabilecekleri rapor oranları şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Özofagus, yemek borusu, duodenum ve mide de oluşan kalıcı bozukluklarda, kansere bağlı olarak organda kalıcı kayıpların ve değişimlerin oluşması durumunda, sürekli olarak tedavi gerekmesinde yüzde on
  • Sürekli diyet ve ilaç tedavisi gerekmesi, mide kanserine bağlı olarak organda kayıplar oluşması, oluşan kilo kayıplarının ideal oranın yüzde on altında olması, nütrisyonel yetmezlik oluşması durumunda yüzde yirmi beş
  • İdeal kilo ortalamasının yüzde on ile yirmi altına inmesi, sürekli diyet ve ilaç kullanılması gerekmesi, organda anatomik kayıplar oluşması durumunda yüzde elli
  • Yapılan tedaviye karşılık kontrol altına alınamaması ve mide kanserine bağlı olarak hastanın kilosunun normal kilonun yüzde yirminin altında düşüş göstermesi durumunda yüzde yetmiş beş

(1 votes, average: 5,00 5)
Loading…

Источник: https://midemikrobu.com/mide-kanseri-nasil-teshis-edilir.html

Kanserden korunma yöntemleri

Kanserde Teşhis Yöntemleri

Kalp sorunlarından sonra en çok ölüme neden olan kanser hastalığı riski, dikkat edilebilecek kanserden korunma yöntemleri sayesinde en aza indirilebilir.

Kanserden korunmak için tavsiyeler

Kanser nedeniyle meydana gelen ölüm vakaları, dünyada kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada bulunuyor.

En çok sigara kanserden öldürüyor

Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Kandemir, kanserden ölümlerin yüzde 30’unun, akciğer kanseri vakalarının yüzde 87’sinin sigaradan kaynaklandığını söyledi.

Türkiye genelinde her yıl yaklaşık olarak 175 bin civarı hastaya kanser teşhisi konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Gökhan Kandemir, kanserden korunma yöntemleri hakkında önemli açıklamalar yaptı.

Kanserden koruyan 10 altın kural

Kanserden korunmak için uygulanması gereken 10 altın kurala dikkat çeken Kandemir, bu kurallara dikkat edildiği taktirde kansere yakalanma riskinin en aza indirileceğini belirtti.

İşte kanserden korunmak için uyulması gereken o 10 altın kural…

Sigara içmemek

Sigara, kanser hastalığı nedeniyle meydana gelen ölümlerin yüzde 30’una, akciğer kanseri nedeniyle ölümlerin de yüzde 87’sine neden olmaktadır. Ayrıca sigara nedeniyle; ağız kanseri, gırtlak kanseri, yemek borusu kanseri, karaciğer kanseri, pankreas kanseri, mide kanseri, böbrek kanseri ve idrar kesesi kanseri de meydana gelmektedir.

Alkol almamak

Alkol tüketimi; ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak, pankreas ve meme kanseri türlerine sebep olan başlıca etkenlerdendir. Özellikle sigara ile beraber kullanılan alkol, kanser riskini ciddi oranda yükseltmektedir.

Radyasyondan uzak durmak

Güneş ışığı olarak tabir ettiğimiz ‘Ultraviyole B’ ışınlarına uzun süre maruz kalmak deri kanserine neden olmaktadır. Aynı şekilde uzun süreler boyunca ve sık sık solaryuma girmek de cilt kanseri riskini ciddi oranlarda artırmaktadır.

Özellikle sıcakların etkili olduğu ve Ultraviyole B’ ışınlarının zararlarının üst düzeye çıktığı yaz aylarında 11.00-16.00 saatleri arası doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaya, güneşe çıkıldığı zamanlarda ise güneş ışınlarından koruyucu kremler kullanılmaya özen gösterilmelidir.

Enfeksiyonlardan korunmak

Dünyada tüm kanserlerin 5’te 1’i yani % 20’si kronik enfeksiyonlar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. ‘Human Papilloma’ virüsü rahim ağzı kanserine, ‘Hepatit B’ virüsü ise karaciğer kanserine neden olmaktadır.

Ayrıca AIDS hastalığı bulunanlarda birçok kanser türüne daha fazla rastlanmaktadır. Güvenli bir cinsel yaşam ve aşılanmayla bu enfeksiyonlardan ve kanserden korunmak mümkündür.

Sağlıklı beslenmek

Kansere neden olan etkenlerden biri de kanser hastalığına neden olabilecek şekilde beslenme yöntemi seçmektir.

Kanser riskini artırdığı bilinen besin maddelerinden uzak durmak, kısa zamanda yüksek ateşte pişirme gibi yöntemlerden kaçınmak kansere yakalanmamak için önemli kurallardandır.

Ayrıca içeriğinde kanserle savaşan besin ögeleri bulunan gıdalar tüketilmek, günde en az 2-2.5 litre su içilmek de kanserden korunmak için yapılabilecek basit şeylerdendir.

İşlenerek satılan sucuk, salam, sosis gibi et ürünlerinden uzak durmaya ve günde 2-3 gramdan fazla tuz tüketmemeye de özen gösterilmelidir.

Egzersiz yapmak

Her gün 30 dakikadan az olmamak kaydıyla düzenli egzersiz yapanlarda, meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanserinin daha az görüldüğü yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Kilo dengesini korumak

Aşırı kilolar, başta meme kanseri olmak üzere kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, böbrek, pankreas, prostat ve yumurtalık kanseriyle yakın ilişki içindedir. Fazla kilolardan kurtulmak suretiyle ile kansere yakalanma riski, ciddi oranda azaltılmaktadır.

Kanserin erken belirti ve bulgularını bilmek

Herhangi bir nedeni olmayan kilo kaybı, yüksek ateş, sebepsiz halsizlik, ani ağrı, deride meydana gelen değişiklikler, bağırsak ve idrar alışkanlıklarındaki farklılıklar, beklenmedik şekilde ortaya çıkan anormal kanamalar ve akıntılar, uzun süre iyileşmeyen yaralar, vücutta çeşitli bölgelerde ele gelen kitle ve şişlikler, yutma güçlükleri, hazımsızlık ve ses kısıklığı herhangi bir kanser çeşidinin belirtilerinden olabilir.

Kanser tarama programlarına girmek

Kansere neden olma ihtimali olan herhangi bir şikâyet ve belirti olmasa bile, belirli yaşlarda yapılan kanser tarama testleri ile kanser erken evrelerde saptanabilmektedir.

Stresle başa çıkmak

Dolaylı olarak kanseri tetikleyen etkenlerden biri de strestir. Bu nedenle stresle başa çıkmak için egzersiz, meditasyon, danışmanlık ve konuşma tedavileri, grup terapileri, sosyal destek, depresyon ve anksiyete giderici ilaçların kullanımı gibi yaklaşımlar tercih edilebilir. Bu tür yaklaşımlar stresle ve dolayısıyla da kanserle başa çıkmak için önemli yöntemlerden bazılarıdır.

Etiketler: kanser, kanserden korunmak, manset

Источник: http://www.nazende.com/kanserden-korunma-yontemleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть