Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

içerik

Kemik Erimesi Belirtileri

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, bir kemik metabolizması hastalığıdır. Kemik, kendini sürekli olarak yenileyebilen canlı bir dokudur. Her gün yaşlanan ve hasar gören kemik hücreleri yıkılır, yerlerine yeni ve daha güçlü kemik hücreleri yapılır. Bu süreç bir döngü olarak devam eder.

Ancak kemiklerin güçlü ve sağlam dokusunun çeşitli nedenlerle bozulmasıyla birlikte kemikler kırılgan ve dayanıksız bir hal alabilir. Kendini yenileyemeyen kemikler zamanla deformasyona uğrar ve erime meydana gelir. Bu nedenle kemik erimesi hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.

İnsanlar kemik erimesi belirtilerine karşı uyanık olurlarsa tedavi sürecine adım atmak da daha hızlı davranabilirler.

KEMİK ERİMESİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Kemik erimesi özellikle 45 yaş üstü kişilerle sıklıkla görülen bir hastalıktır. Genel olarak kadınlarda daha sık görülür. Ulusal Sağlık Enstitüleri verilerine göre, 50 yaş üzeri her beş kadından birinde kemik erimesi tespit edilmiştir. Erkeklerin bu problemle kadınlara oranlara daha az karşılaşmalarının nedenleri için;

  • Erkeklerin kadınlara istinaden ömürlerinin daha kısa olması,
  • Erkeklerde daha yüksek oranda kemik kütlesi bulunması,
  • Erkeklik hormonu olan testosteronun kemikler üzerinde koruyucu etkisinin olması,
  • Kemik erimesini hızlandıran menopoz gibi durumların erkeklerde yaşanmıyor olması gibi etkenler sayılabilir.

Özellikle 65 yaş ve üzeri kadınların ve 70 yaş üzeri erkeklerin düzenli olarak kemik yoğunluk ölçümü yaptırması gerekir. Bunun yanı sıra idrar ve kan tahlilleri yardımıyla da tanı koyulabilir.

KEMİK ERİMESİNİN NEDENLERİ?

Vücutta kemik erimesi görülmesinin farklı sebepleri olaiblir. Bunların bir kısmı beslenme ve buna bağlı olarak bazı eksiklikler veya gentik faktörler olabilir.

  • Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum açısından zengin bir içeriğe sahip olan gıdaların yetersiz miktarda tüketilmesi
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Kadınlarda östrojen hormonunun azalması
  • Endokrin hastalıkları, safra kesesi hastalığı ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar
  • Yeterince fiziksel aktivitede bulunulmaması
  • Genetik faktörler
  • Kortizonlu ilaçların kullanımı
  • D vitamini ve fosfat eksikliği
  • Uzun süreli hareketsizlik ve hareketsiz bir yaşam
  • Bazı ameliyat müdahaleleri sonucunda oluşan durumlar; özellikle mide ameliyatı, bypass, bağırsakların cerrahi işlem görmesi gibi durumlar kalsiyum içeren besinlerin absorbe olmasına sebep olduğu için kemik erimesi riskini artırır.
  • Erken dönemde menopoza girilmesi
  • Diyabet hastalığı

KEMİK ERİMESİ BELİRTİLERİ

Hastalığın başlangıç evresinde hastanın hiçbir şikayeti olmayabilir. Ancak hastalık zamanla ilerlemeye başladıkça kemik dokusunun direnci önemli ölçüde azalır ve kemiklerde şiddetli ağrılar ortaya çıkar. İlerleyen evrelerde görülen komplikasyon ise kemiklerde meydana gelen kırıklardır.

Peki, kemik erimesi nasıl anlaşılır? Kemik erimesinin ilk evreleri için herhangi bir belirtiden söz edilmesi güçtür. Öyle ki hiçbir şikayeti olmayan hastalar genellikle bir kemiğinin kırılmasıyla karşılaşana kadar durumlarının farkına varamazlar.

  • En sık görülen kemik erimesi belirtileri bel ve sırtta meydana gelen ağrılardır. Kemiklerin en yoğun olduğu bölgenin sırt olması sebebiyle en belirgin belirtiler de sırtta yaşanır. Kırılmış veya çökmüş olan omurlar ağrılara sebep olur. Omurlarda oluşan bu kemik dokusundaki kayıp, zaman zaman şiddetli sırt ağrılarının yaşanmasına neden olur.
  • Kemik dokusunda var olan minerallerin azalmasıyla birlikte kemiklerin dayanıklılığının azalmasına bağlı olarak gelişen deformasyonlar, kemik kırıklıkları, omurlarda çökmeleri meydana getirir. Kemik erimesi nedeniyle kemiklerde kütle kaybı yaşanması, iskelet yapısında birtakım değişiklikler gerçekleşmesine ve buna bağlı olarak da daha kısa bir boya sahip olmaya neden olur.
  • Duruş bozuklukları yaşanır.
  • Omurga kemiklerinin baskı altında kalmasından dolayı kademeli bir şekilde kilo kaybı yaşanır.
  • Kemik erimesinin yoğun olduğu kemiklerde şiddetli ağrılar yaşanır.
  • El bileği, kalça ve omurga gibi kemiklerde kırıklar oluşabilir.

KEMİK ERİMESİ ÖLDÜRÜR MÜ?

Kemik erimesinin yaşam kalitesini büyük ölçüde etkilemesi sebebiyle akıllara gelen bu sorunun cevabı hastalığın direkt olarak ölüme sebep olan etkilerinin olmadığı şeklindedir.

Ancak hastalığının etkilerinin ciddiye alınmayıp gerekli tedavi ve önlemlerin yerine getirilmemesi ya da yanlış ve bilinçsiz ve bir şekilde doktor gözetiminde olmayan bir tedavi programının izlenmesi, istenmeyen sonuçları doğurabilir.

Kemik erimesinin tedavisi öncelikle Dünya Sağlık Örgütünün de önermiş olduğu kemik mineral yoğunluğu ölçümüne göre, gelecek on yıl içerisindeki kemik kırılma risk tahminlerinde bulunularak planlanır.

Kemik mineral yoğunluğu ölçümü tıpta “Dual Enerji X-Işını Absorbsiyometri (DEXA)” olarak adlandırılır. Bu ölçüm sonucunda kemiklerin kırılma riski yüksek ise ilaç tedavisine başlanır.

Eğer risk yüksek değil ise ilaç tedavisinden önce hastanın yaşam standartlarında birtakım değişikler yapması istenir. Peki, ilaç tedavisi ile kemik erimesi nasıl geçer?

1. Kemik güçlendirici ilaçlar
Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçların başında bifosfonat grubu ilaçlar gelir. Bu ilaçlar kemik yoğunluğunu artırır ve kemik kırılmalarının önüne geçer.

Bifosfonatlar, yılda 1-4 defa enjekte edilerek uygulanır. Ağızdan alınan formlarının yan etkileri daha fazla olduğu için pek tercih edilmez. Kullanımı sırasında grip gibi etkileri olabilir.

Fazla kullanılması sonucunda ise çene kemiğine hasar verebilir.

Laboratuvarlarda üretilen Denosumab gibi antikorlar, kemik yıkımını yavaşlatan biyolojik ilaçlardır. Diğer ilaçları kullanamayan ya da faydasını göremeyen ya da menopoz sonrası dönemde olan hastaların tedavisinde kullanılır.

2. Hormon tedavisi
Hormon içeren ilaçlar tehli yan etkilere yol açabilme ihtimallerine karşı sınırlı bir şekilde kullanılmalıdır. Bazı türleri kanser gibi hastalıklara dahi yol açabilir. Riski en az olan ilaçlar ise paratiroid hormonu içeren teriparatidlerdir. Bu ilaç en fazla iki yıl kullanılabilir.

KEMİK ERİMESİNE NE İYİ GELİR?

Vücudunuzun sağlıklı kemikler oluşturması ve gıdalardan aldığı kalsiyumu emebilmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Bu sebeple kemik erimesinin önüne geçebilmek için mümkün olduğunca bedeninizin güneşi görmesine izin vermelisiniz.

  • Mutlaka hareket bir yaşam tarzına sahip olmalı ve düzenli olarak egzersiz yapmalısınız.
  • Bol bol süt ve süt ürünleri tüketmelisiniz. Böylelikle vücudunuzun ihtiyacı olan kalsiyum seviyesini yüksek tutabilirsiniz.
  • Kafein, tuz ve şekerden uzak durmalısınız.
  • Aşırı zayıflıktan kaçınmalısınız. Aynı zamanda ani kilo kayıpları da kemikler için iyi değildir.
  • Stres altında olmanıza neden olan her şeyden uzak durmalısınız.

İstanbul'da doğal yaşam mümkün mü?Jinekomasti BelirtileriBeyin Kanaması Belirtileri

Источник: https://www.mynet.com/kemik-erimesi-belirtileri-1220225-mykadin

Kemik Erimesini Önlemek

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!
 

Halk dilinde “kemik zayıflığı” olarak adlandırılan osteoporoz; tıp dilinde ise “osteo” denilen kemik kelimesiyle “poroz” denilen zayıflık kelimesinin birleştirilmelerinden türetilmiştir. Genellikle kemikleri son derece güçsüz hale getiren bu hastalık, ilerleyen boyutlarda en büyük risk olarak kemiklerin kırılmasıyla sonuçlanmaktadır.

Osteoporoz hastalığına yakalanan kişilerin en çok dikkat etmeleri denilen durum, kemiklerinin kırılmaya çok müsait hale gelmesiyle birlikte günlük yaşantılarında yaptıkları hareketlere son derece dikkat etmeleridir. Mümkün olduğunca kemikleri zorlayacak hareketlerden kaçınılmalı ve hiç bir şekilde yere düşmelik bir pozisyona kendilerini sokmamaya özen göstermelidirler.

Osteoporoz hastalığına dünya genelinde bakıldığında, cinsiyet olarak kadınlarda çok daha yüksek oranlarda göze çarpmaktadır. Daha çok 60 yaş ve üzeri kadınlarda, menopoz dönemine girmiş kadınlarda osteoporoz hastalığının ortaya çıkma riski çok daha fazladır.

Osteoporozun ortaya çıkma süreci meşakkatli bir süreç olmaktadır çünkü bu hastalık kendisini çok net bir şekilde belli etmekte olan bir hastalık çeşidi değildir. Kişinin osteoporoz hastası olduğunu anlaması için bir şekilde bir kaza geçirmesi gerekmektedir. Bu kaza sonucu kemik yapısında oluşan çatlaklar ya da kırıklarla birlikte de osteoporozun kendini ortaya çıkarma süreci başlamaktadır.

Bunun dışında eğer bu hastalığa sahipseniz en ufak bir şiddetli öksürük ya da şiddetli hapşırma dahi sizin kemiklerinizde beklenmedik hasarlar ortaya çıkabilmektedir. Yani bir öksürükle bile kemikleriniz kırılabilir. Osteoporozun en net tanısının konulduğu durum; omurilik kemiğinde, kalça kemiğinde ya da bilek kemiğinde meydana gelen kırık ya da çatlaklardan sonraki süreçlerdir.

Kemik erimesini meydana getiren nedenler nelerdir?

Fazla derecede sigara içmek

Fazla derecede alkol içmek

Vücudu D vitamininden yoksun bırakmak

Vücudu kalsiyum mineralinden yoksun bırakmak

Sürekli bir stres durumu içerisinde bulunmak

Yaşam tarzında hareketsizliğin hakim olması

Özellikle kadınlarda menopoz döneminden sonraki östrojen eksikliği durumunun yaşanması

Kemik erimesine iyi gelen besinler hangileridir?

Kesin olarak osteoporoz hastası olduğu belli olan kişilerin, bu durumu öğrendikten sonraki hayat koşullarında mutlaka değişiklik yapmaları gerekmektedir.

Her şeyden önce daha sağlıklı beslenilmeye dikkat edilmesi, özellikle kemik erimesine iyi gelen yiyeceklerin sıklıkla tüketilmesine özen gösterilmesi gerekliliği unutulmamalıdır.

Böylelikle vücutta mevcut olan osteoporoz hastalığının gidişatı yavaşlatılabilir, kemik erimesinin bir nebze de olsa önüne geçebilirsiniz.

Kuru erik : Düzenli olarak her gün boyunca kuru erik tüketimi yapmak, osteoporoz hastalığı için son derece önemli bir kurtarıcı rolündedir.

Kemik kırıklarını engelleyen kuru erik içeriği, bu etkisini kendi içinde bulunan “polifenol” isimli amtioksidan sayesinde gerçekleştirebilmektedir.

Bu içerik sayesinde kemiklerin çalışma prensibini olması gerektiği seviyede tutan kuru erik, aynı zamanda da kemik erimelerinin önüne geçebilmektedir.

Sebzeler ve meyveler : Sebzelerin ve meyvelerin içeriğinde yer alan antioksidan içeriklerinin, mineraller ve vitaminlerle birleşerek kemiklere son derece sağlıklı bir yapı sağlayacak birimler olduğu söylenmektedir. Osteoporoza olumlu etki yaratması için tüketilen sebzeler ve meyvelerin, aynı incelikle hareketli bir hayatla düzenli egzersizle bütünleştirilmesi gerekmektedir.

Çay : Çayın osteoporoz hastalığı üzerindeki etkisinin gündeme getirilmesi, Çin’de yapılan araştırmalar sonucu ortaya atılmıştır.

Bu araştırmaya göre, çay içeceğinin özellikle erkekler tarafından sıklıkla tüketilmesi sonucu kalça bölgesindeki kırıkların önüne yüzde kırk sekiz oranında geçilmesi sağlandığı ortaya çıkarılmıştır.

Bu etkisini de içeriğinde yer alan flavonoidlere borçlu olan çay, etkisini az önce de dile getirdiğimiz gibi erkek vücudunda daha çok belli etmektedir.

Yumurta kabuğu : Kemik erimesine yumurta kabuğukullanımı da oldukça tercih edilen doğal tedaviler arasındadır.

Bu malzemenin kullanımı için ilk olarak haşlanmış yumurtaların kabukları soyularak blender’dan geçirilerek oluşturulan toz malzemeden her sabah bir çay kaşığı yutulması gerekmektedir.

Eğer kişi bu malzemeyi yutmakta zorlanıyorsa da doğal bir meyvenin suyunu sıkıp içerek yutma işlemini kolaylaştırabilir.

Fasulye : Vücut için son derece faydalı baklagillerden biri olan fasulye; metabolizmaya hem enerji verici hem de içeriğindeki bir takım faydalı enzimlerle kemik sağlığımızı korumaya yardımcı bir besin ürünüdür. Fasulyede yer alan lif içeriği, demir minerali ve kalsiyum minerali sayesinde kemiklerin iç yapılarında bulunan boşlukların doldurulmasına yardımcı olmaktadır.

Balık yağı : Balıkların kendi doğal yağları olan Omega-3 yağ asitleri, vücutta çoğu durum için mucizevi etkiler yarattığı gibi aynı şekilde kemik sağlığı için de aynı şekilde fayda sağlayabilmektedir.

Kemiklerde mineral seviyesinin arttırılmasına yardımcı olan balık yağı, aynı zamanda kendi içeriğinde bulunan D vitamini ve diğer esansiyel yağ asitleri sayesinde de osteoporozun büyük ölçüde önüne geçebilmektedir.

Konu hakkında yapılan araştırmalarda, balık yağının içeriğindeki en önemli madde olan Omega-3 asitlerinin ciddi anlamda kemik erimesinin önüne geçerek, ilerleyen yaşlarda kas erimelerini ve kemik erimelerini engelleyebildiği ortaya çıkartılmıştır. Balık yağı takviyelerinin kullanılmasındaki en büyük kıstas, miktarını ve seviyesini mutlaka bir doktora başvurarak belirlemek gerekliliğinin unutulmamasıdır.

Источник: https://www.mailce.com/kemik-erimesini-onlemek.html

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir, Belirtileri Nelerdir, Kemik Erimesi Nasıl Önlenir?

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

Osteoporoz, oldukça sık görülen bir kemik hastalığıdır. Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bu hastalık, esas olarak kemikteki kalsiyumun azalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Yaşam süresinin uzaması ile birlikte osteoporoz önemli bir sorun haline gelmiştir.

Kemik erimesinde kemiğin darbelere karşı olan direnci zayıflar. Basit bir çarpma ya da düşmeyle kırıklar oluşabilir. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra başlar ve görülme sıklığı artar. Kemik erimesini sorun haline getiren şey, kırıkla olan ilgisidir. Osteoporoza bağlı kırıklar genellikle omuz, kalça ve omurga bölgelerinde olmaktadır.

Kemik Erimesinin Belirtileri Nelerdir?

  • Omurgadaki kemiklerin erimesi nedeniyle gelişen sırt ağrısı,
  • Boyun ağrısı,
  • Bel ağrısı,
  • Kambur veya öne eğik vücut şekli,
  • Boy kısalması,
  • Kalça, el bileği ve omurga kemiklerinde kırıkların meydana gelmesi,
  • İleri derece kemik erimesinde basit çarpmalarda bile kırıkların oluşması,
  • Kemiklerde hassasiyet ve kemik ağrıları,
  • Kırıklara bağlı olarak, vücutta şekil bozukluklarının ortaya çıkması,
  • Kırık ve ağrılardan dolayı, hastanın hareketsizleşmesi gibi belirtilerdir.

Bu belirtilerin tamamının tedavi edilerek yok edilmesi beklenemez. Vücut şekil bozuklukları ve kamburluk yok olmasa da, ilerlemesini durdurmak mümkün olabilir.

Hemen hemen her insanda, yaşa bağlı olarak osteoporoz meydana gelir. Bazı etmenler ise, osteoporozun ciddi hale gelmesine yol açar. Bu etmenlerden bazıları, değiştirme imkanı olmayan ırk, genetik ve yaş gibi yapısal faktörlerdir. Bazıları ise hareketsiz yaşam, beslenme şekli, sigara ve yaşam gibi değiştirilebilen faktörlerdir.

Çocukluk döneminde yeteri kadar kalsiyum alımı, büyüme aşamasında sağlıklı bir kemik gelişimi için oldukça önemlidir. Kalsiyum, ileri yaşlarda da kemik sağlığının korunması için büyük bir öneme sahiptir.

Kalsiyum, çinko, magnezyum, florid, bakır, A, C ve K vitaminlerinin yetersiz miktarlarda alınması veya çok fazla tüketilen sodyum, alkol, protein, sigara ve kafein gibi maddeler kemik erimesinin gelişimini hızlandırmaktadır.

Kemik Erimesi Tanısı Nasıl Konulur?

Kemik erimesinin tanısı, kemik mineral yoğunluğunu ölçen bir cihazla yapılmaktadır. Kısa süreli ve ağrısız bir ölçüm yöntemidir. Kemik mineral yoğunluğunun sonucunda düşük kemik (osteopeni) ve normal kemik yoğunluğu ile osteoporoz tanıları konulabilir. Mineral yoğunluğu ne kadar düşük olursa, kırık riski de o kadar yüksek olur.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, yaşam süresi arttıkça kemik erimesinin görülme oranı da artmaktadır. Amacımız, kemik erimesi oluşmadan gereken tedbirleri almak olmalıdır. Ülkemizde yapılan araştırmalarda, 50 yaş ve üzeri bireylerin hemen hemen yarısında osteoporoz başlangıcı tespit edilmiştir.

Osteoporoza bağlı olarak kalça kırığı oranları da zaman içinde artış göstermiştir. Kemik erimesine bağlı kalça kırıkları, özellikle kentlerde daha çok oranda görülmektedir. Vücut kitle endeksi veya kemik-kas ile ilgili olarak, kemik erimesinde aynı zamanda kaslarda da erime olur şeklinde bir bilgi yoktur.

Ancak kaslarını yeteri kadar kullanmayan veya hareketsiz bir yaşam tarzı olan bireylerde, kemik erimesi kasların erimesine eşlik edebilir.

Osteoporozu sinsi bir hastalık şeklinde tanımlamak daha doğru olur. Çünkü belirtilerin tam olarak ortaya çıkması, bazen bir kalça veya omurga kırığı ile başlayabilir.

Genellikle başka bir sebeple kadın-doğum, fizik tedavi, endokrinoloji veya ortopedi doktorlarına giden hasta, doktor tarafından ikaz edilerek kemik erime testine gönderiliyor.

Testin ardından belirli bir oranda erime tespit edilirse, kişi takip ve tedaviye alınıyor.

Kemik Erimesi Nasıl Önlenir, Korunma Yolları Nelerdir?

Kemik erimesinden korunma, çocukluk döneminden başlamalıdır ve ömür boyu devam etmelidir.

Korunma kapsamında; düzenli egzersiz, yeteri kadar kalsiyum alımı, erkeklerde yeterli testosteron hormonu ve kadınlarda ise yeterli östrojen hormon düzeylerinin sağlanması gibi durumlar söz konusudur.

Çocukluk ve gençlik zamanlarında güçlü kemiklerin oluşturulması, daha ileri yaşlarda kemik erimesi gelişiminden korunmak için çok önemlidir.

Kadınlarda 40’lı yaşlardan itibaren kemik kaybı başlamaktadır. Kemik kaybını arttırıcı ilaçlar kullanan, kronik rahatsızlıkları bulunan veya diğer risk faktörleri olan kişilerde daha erken başlayabilir ve hızla gelişebilir.

Menopoz sonrasında ilk birkaç yıl, kaybın en çok olduğu zamanlardır. 40 yaşın üzerindeki kişiler için günlük olarak, 400-800 IU D vitamini ve 1200 miligram kalsiyum alımı çok önemlidir.

Aynı zamanda kasların güçlü tutulması, fiziksel aktivite ve eklemlerin esnek olması gibi hususlar da kemik sağlığı açısından önemlidir. Kemik erimesinden korunmak için, kola ve kahve gibi kafeinli içeceklere de son verilmelidir.

Ayrıca işlenmiş gıdalar, hazır yemekler ve katkı maddelerinden uzak durulmalıdır. Bunların dışında günde en az 2 bardak süt içilmeli, alkol ve sigara kullanılmamalıdır.

Kalsiyum ve D vitamini İçeren Gıdalar Nelerdir?

Süt ürünleri ve yeşil yapraklı sebzelerde kalsiyum bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç için tavsiye edilen; 1 kase yoğurt, 1 bardak süt, 1 tabak yeşil yapraklı sebze ve 1 dilim peynirdir. Bazı gıdalar kalsiyum ile etkileşir ve vücuttan emilimini azaltabilir.

Pancar ve ıspanak gibi yüksek miktarda oksalat içeren besinler aynı anda alınmamalıdır. Aksi halde kalsiyum emilimi bozulur. D vitamini ise vücudun gün ışığına maruz kalmasıyla deride sentezlenir. Sadece yüz bölgesinin günlük olarak 15 dakika güneş ışığına maruz kalması, D vitamininin depolanması için yeterlidir.

Derinin D vitamini oluşturması yaşla birlikte azalma gösterir.

Hangi Durumlarda İlaç Tedavisi Gereklidir?

Osteoporoz testinde normal değerlerin altında sonuç verenler için, günlük olarak D vitamini ve kalsiyum takviyesi ile beraber, alınan vitaminlerin kemikte kalmasını sağlayacak ilaçlar verilir.

Kemik erimesi için verilen ilaçlar, erimenin olduğu bölgeye göre kullanılabilir. Omurga kırığı ya da erimesi bulunan hastalarda kullanılan ilaçlar ile kemik kırığı ya da erimesi olan hastaların kullandığı ilaçlar farklıdır.

Menopoz sonrası yılda 1 kez osteoporoz ölçümü yaptırılmalıdır.

Kemik Erimesi Olan Hastalar Ne Yapmalıdır?

Yukarı da bahsettiğimiz konulara dikkat edilecek olursa (günlük kalsiyum ve D vitamini alımı gibi), ileri yaşlarda kemik erimesi gelişiminin önüne geçilebilir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, osteoporozun artmasına neden olabilen şeker ve tiroid gibi metabolizma hastalıklarının tedavi edilmesi gerektiğidir.

Kemik erimesi oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. Gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte önemli bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde ise eski dönemlerde çok dikkat edilmeyen kemik erimesi, son zamanlarda belirgin olarak üstünde durulan bir konu haline gelmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır.

“Osteoporoz vakaları giderek artıyor mu?” sorusunun yanıtı, ortalama yaşam süresiyle alakalıdır. Bu süre arttıkça, kemik erime vakalarının görülme ihtimali de artar. En fazla kadınlarda, özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkmaktadır.

Yağ dokusu çok olan kadınlarda ise daha az görülmektedir. Bundan dolayı bölgesine göre değişiklik gösteren bir osteoporoz profili çizilebilir.

Kemik erimesine eşlik eden hastalıklar, süt ürünlerinin tüketim alışkanlıkları ve sigara-alkol kullanımı gibi durumların farklılıklar göstermesi sebebiyle çok değişlik profillerin çıkması da mümkündür.

Özellikle yaşlıların devamlı olarak süt tüketmeleri gerekmektedir.

Çocukluk dönemlerinden gelen alışkanlıkların olmaması ve mide problemleri gibi unsurlar, yoğurt ve süt tüketiminin düzenli olarak yapılmasını önlemektedir.

Sonuç olarak, kemik erimesi ciddiye alınmalı, düzenli ve sağlıklı bir yaşam tarzı belirlenmelidir. Özellikle hazır gıdalardan mutlaka uzak durulmalı ve doğal gıdalar ile beslenmeye çalışılmalıdır.

Источник: http://www.bilgibaba.org/yazi/kemik-erimesi-osteoporoz-nedir-belirtileri-nelerdir-kemik-erimesi-nasil-onlenir

KEMİK ERİMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

Kemik erimesi, kemiklerin zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi sonucu oluşmaktadır. Kemikler o kadar kırılgan hale gelir ki, herhangi bir eğilme, bükülme ya da öksürme sonucunda ya da hafif basınç altında kırılmakta ve hasar görmektedir.

Kemik erimesi, genellikle, kalça, bilek ya da omurgalardaki kırılma ve çatlaklar ile yakından ilişkili olarak gelişmektedir. Kemik dokusu canlıdır ve herhangi bir kırılma olduğunda yeniden kendini onarabilmektedir.

Kemik erimesi meydana geldiğinde ise, kemik tekrardan kendini yenileme yeteneğini kaybeder ve yeni kemik üretilemez.

Kemik erimesi tüm ırklarda hem kadın hem de erkeklerde yaşanabilmektedir. Fakat, beyaz ve Asya kadınlarında, özellikle menopoz sonrasında ve yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Bazı ilaçlar ve sağlıklı beslenme, ağırlık kaldırma egzersizleri, kemik erimesini önleyerek, zayıf olan kemiklerin güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

Kemiklerimiz sürekli olarak kendini yenileyebilme özelliğindedir. Sürekli olarak yeni kemikler üretilir ve eski kemikler kırılarak, bu kemik oluşum döngüsü devam eder. Yaş henüz gençken, vücudumuz yeni kemik üretimini çok hızlı gerçekleştirir.

Yani vücut gençken, kemik üretimi, kemik bozulmasından ve kemik dokusunun azalmasından çok daha hızlı ilerlemektedir. Birçok insan 20’li yaşlarının başlarına kadar en yoğun kemik kütlesine ulaşmaktadır. İnsan yaş aldıkça, kemik kütlesi kaybı, kemik üretiminden daha hızlı ilerler.

Kemik erimesinin nasıl geliştiği, gençlikte mevcut olan kemik kütlesinin miktarına bağlı olarak değişmektedir. Eğer kemik dokusu fazla ise, bu bir depo görevi görür ve yaş ilerledikçe kemik erimesi ihtimali azalır.

Fakat eğer gençken kemik dokusu yoğunluğu az ise, yaş aldıkça kemik erimesinin oluşması riski daha fazladır.

Kemik erimesinin erken evrelerinde herhangi bir semptom genellikle gözlenmez. Fakat, kemik erimesinden dolayı kemikler zayıflamaya başladığında, semptom ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve bu belirtiler genellikle şu şekildedir;

  • Sırt ağrısı,
  • Zamanla boy uzunluğunun azalması,
  • Eğik duruş,
  • Kemiklerin çok kolay kırılması ya da çatlaması.

1.Sırt Ağrısı

Kemik erimesinde yaşanan sırt ağrılarının nedeni, kırışmış ya da çökmüş olan omurlardır. Omurlarda yaşanan bu kemik dokusu kaybı, kişinin bazen şiddetli şekilde sırt ağrısı yaşamasına sebep olmaktadır.

Kemiklerde meydana gelen çatlaklar ve küçük çaplı kırılmalar kişinin boyunda bazı kısalmalara neden olmaktadır.

Kemik erimesi sebebi ile kütle kaybı yaşayan kemikler, iskelet yapısında bazı değişimler yaşanmasına ve bunun sonucu olarak da, normal boy uzunluğundan çok daha kısa bir boya sahip olmaya neden olmaktadır.

Genellikle kemik erimesi olan kişilerin boy uzunlukları çok fazla oranda kısalmaktadır ve bu kısalma beklenmedik şekilde olmaktadır.

3.Duruş Bozuklukları

Kemik erimesinin en belirgin bulgularından biri de duruş bozukluklarıdır.

Kemik dokusunda yaşanan hızlı kütle kayıpları ve bu durumun omurlara vermiş olduğu zararlar, birtakım duruş bozukluklarının yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kemik erimesi olan kişilerde özellikle eğri ve iki büklüm şeklinde duruşlar yaşanması çok yaygındır. Omur kemikleri olumsuz etkilenen bu kişiler, ister istemez eğik durmak zorunda kalırlar.

4.Kolay Zarar Gören Kemikler

Herhangi basit bir hareket sonucu zarar gören ve hasara uğrayan kemikler, büyük ihtimalle kemik erimesinin bir işareti olacaktır.

Kemik dokusunun eskisi gibi sağlıklı bir şekilde kendini yenileyememesi sonucu, vücut yeni kemik dokusu üretmekte zorluk çeker.

Bu durum yeni kemik dokusunun üretilmesini engellediği için, kemiklerin çok daha kolay bir şekilde kırılmasına ya da çatlamasına neden olacaktır. Üstelik bu durum, kemiklerin çok daha uzun sürede iyileşmesine de neden olmaktadır.

Risk Faktörleri

Kemik erimesinin oluşmasına neden olan bir numaralı faktörler;

  • yaş,
  • hayat tarzı seçimleri,
  • bazı ilaçlar,
  • birtakım tedaviler,
  • ırk,
  • cinsiyet,
  • aile hastalık geçmişi,
  • vücut iskelet yapısı,
  • hormonlar,
  • beslenme alışkanlıkları.

Değişmeyen riskler: Bazı risk faktörleri kontrol dışıdır ve değiştirmenin yolu yoktur. Bu risk faktörleri; cinsiyet, yaş, ırk ve aile hastalık geçmişi gibi risk faktörleridir.

  • Cinsiyet: Kadınlarda kemik erimesi yaşanması riski erkeklerde kemik erimesi yaşanması riskinden çok daha fazladır.
  • Yaş: Yaşlanmak kemik erimesi açısından en büyük risklerden biridir.
  • Irk: Genellikle Asya kökenli ya da beyaz ırk kökenli olan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha fazladır.
  • Aile hastalık geçmişi: Eğer annenizde, babanızda ya da kardeşlerinizde kemik erimesi vakası yaşanmış ise, sizin de kemik erimesi yaşama riskiniz yüksektir. Özellikle anne ya da babada yaşanan kemik erimesi sizi doğrudan risk grubuna dahil etmektedir.
  • Vücut iskelet yapısı: Erkek ya da kadın fark etmez, eğer bir insanın iskelet yapısı küçük ve ince ise o kişinin kemik erimesi yaşaması riski daha fazla olacaktır. Çünkü iskelet yapısının ince ve küçük olması, daha az miktarda kemik dokusu kütlesi anlamına gelmektedir.

Diğer risk faktörleri: Kemik erimesine zemin hazırlayacak olan diğer risk faktörleri ise; cinsiyetlere özgü hormonlar, tiroid problemleri, diğer bazı bezler.

  • Cinsiyetlere özgü hormonlar: Düşük cinsiyet hormonu seviyesi kemiklerin zayıflamasına sebep olabilmektedir. Özellikle kadınların menopoz döneminde azalan östrojen hormonu seviyesi, kemik erimesinin oluşmasına neden olan büyük bir risktir. Ayrıca daha önceden kanser tedavisi görmüş olan, kadınlarda bu tedavi sürecinde östrojen miktarı düşmektedir.

Bunlara ek olarak, prostat kanseri tedavisi gören erkeklerde, tedavi sürecinde yaşanan testosteron hormon seviyesinin azalması da, erkekler için kemik erimesi riski oluşturmaktadır.

  • Tiroid problemleri: Çok fazla miktarda tiroid hormonunun üretilmesi, kemik erimesine sebep olabilmektedir. Tiroid bezlerinin aşırı aktif çalışması sonucu gelişebilecek kemik erimesi, tiroid salgısını azaltmaya yarayan ilaçlar ile önlenebilmektedir.
  • Diğer bazı bezler: Özellikle paratiroid ve adrenalin bezlerinin çok fazla çalışması sonucu, kemik erimesi riski ortaya çıkabilmektedir.

Beslenme faktörü: Bazı gıdaların eksik ya da fazla alınması sonucu, kemik erimesi riski artmaktadır. Beslenme ile alakalı bu risk faktörleri; düşük miktarda kalsiyum alınması ve yeme bozuklukları gibi faktörlerdir.

Kalsiyum eksikliği: Uzun ve sağlıklı yaşamanın bir sırrı olan kalsiyum, kemiklerin yapısına katılarak onları güçlendirir. Çok uzun vadede yaşanmış olan kalsiyum eksikliği, kemik yoğunluğunun azalmasına, kırılma ve çatlama riskinin artmasına sebep olduğu gibi, kemik erimesi riskini de artırmaktadır.

Yeme bozuklukları: Özellikle anoreksi hastalarında ya da sürekli olarak iştahsızlık yaşayan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha yüksektir.

Çünkü bu kişiler, kemik için gerekli olan protein ve kalsiyumu alamamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların iştahsızlık yaşaması ise kemikleri daha da güçsüzleştirmektedir.

Aynı şekilde erkeklerde de yeme bozukluklarına bağlı olarak gelişen hormon bozuklukları, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Bazı ameliyatlar: Özellikle mide ameliyatı, bypass ya da bağırsakların cerrahi işlem görmesi, kalsiyum içeren besinlerin absorbe edilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Bazı ilaçlar: Uzun süre boyunca, kortizonlu ya da prednizon türünde ilaçlar kullanmak, kemik yenilenmesini önlediği için, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ayrıca;

  • nöbetleri önlemek ya da iyileştirmek için kullanılan ilaçlar,
  • gastrik reflü ilaçları,
  • kanser ilaçları,
  • vücudun organ nakli reddi durumu yaşamasında kullanılan ilaçlar, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Sedentar yaşam: Sedentar yaşam yani, vaktin büyük kısmını oturma faaliyeti ile geçirme, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ağırlık kaldırma egzersizleri, özellikle yürüyüş, koşu, zıplama ve dans etme gibi fiziksel etkinlikler ise, kemik erimesi riskini azaltmaktadır.

Çok fazla miktarda alkol tüketimi: Sürekli olarak alkol tüketmek, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmak: Sigaranın kemik erimesi oluşumundaki rolü tam olarak bilinmese de, kemiklerin yapısını zayıflattığı kesindir.

Komplikasyonlar

Kemik erimesinin en ciddi komplikasyonları, özellikle omurga ve kalça kemiklerinde gelişebilecek olan kırılmalardır. Kalça kemiği kırılmaları düşme sonucu gelişmektedir.

Zaten kemik erimesi nedeni ile zayıf olan kemikler, bir düşme sonucunda kolayca kırılabilmektedir. Bu nedenle, kemik erimesi sonucu bazı sakatlık durumları yaşanabilmektedir. Bazı durumlarda bu omurga kemikleri düşme olayı yaşanmasa bile gerçekleşebilir.

Bunun nedeni kemik erimesidir. Ayrıca kemik erimesi ciddi sırt ağrılarına ve kamburluğa sebep olmaktadır.

Tanı ve Testler

Kemik yoğunluğunun tespit edilmesi amacı ile düşük düzeyde röntgen cihazından yararlanılmaktadır. Böylece, kemiğin yapısında bulunan mevcut mineral miktarı belirlenmiş olur. Bu röntgen işlemi ağrısız ve acısızdır. Röntgen yöntemi ile, özellikle bilek, kalça ve omurga kemikleri kontrol edilmektedir.

Tedavi ve İlaçlar

Kemik erimesinde tedavi, kemik yoğunluğu testi gibi bilgiler kullanılarak, gelecek 10 yıl içindeki kemik kırılma riski tahmin edilerek bir tedavi önerilmektedir. Eğer bu risk yüksek değil ise, tedavi ilaçlar yardımı ile değil de, bunun yerine yaşam tarzındaki bazı değişiklikler ile yapılmaktadır.

İlaç tedavisi: Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçlar bifosfonat tabanlı ilaçlardır. Bu ilaçlar şu şekildedir;

  • Alendronat (Fosamax)
  • Risedronat (Actonel, Atelvia)
  • İbandronat (Boniva)
  • Zoledronik asit (Reclast)

Fakat bu ilaçların, bulantı, karın ağrısı, yutkunmada güçlük ve bazı mide sorunları gibi yan etkileri oluşabilmektedir. Bifosfonat tabanlı ilaçları 5 yıl süreden fazla kullanmak, uyluk kemiği ve kalça kemiğinde çatlaklar oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu ilaçlar çene kemiğini ve diş yapısını da etkilemektedir.

Hormon tedavisi: Özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen takviye tedavisi, kemik yoğunluğunu korumak adına yardımcı bir tedavi olacaktır. Fakat bu östrojen tedavisi, kan pıhtılaşması, endometriyal kanser, göğüs kanseri ve bazı kalp hastalıklarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Raloxifene (Evista) adı verilen bir ilaç, östrojenin faydalı etkilerini taklit ederek, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Fakat bu ilacın da, sıcak basması ve kan pıhtılaşması gibi etkileri ve riskleri vardır.

Erkeklerde kemik erimesi, testosteron seviyesinde kademeli olarak ve yaşa bağlı olarak düşüş yaşanması ile alakalıdır. Bundan dolayı takviye testosteron tedavisi, kemik yoğunluğunu artırmaya yardımcı olmaktadır.

Diğer bazı ilaçlar: Doktor hastalığın seyrine göre diğer bazı ilaçları tedavide kullanabilmektedir. Doktorun tavsiye edebileceği bu ilaçlar şu şekildedir; Denosumab (prolia) ve Teriparatid (Forteo).

Alternatif Tedaviler: Kemik erimesi sürecinde, doktorun uygun gördüğü ilaç tedavisi yanında, eğer bir sakıncası olmayacak ise bazı yöntemler kullanarak, kemik sağlığını korumak mümkündür. Bu yöntemler;

Sigara içmemek, çok fazla alkol tüketiminden kaçınmak, düşmemeye özen göstermek ve beslenmeye dikkat etmek gibi yöntemlerdir.

Alınacak Önlemler

3 faktör kemik erimesini önlemek ve kemik sağlığını korumak için çok önemlidir. Bu faktörler;

  • Yeterli miktarda kalsiyum almak,
  • Yeterli miktarda D vitamini almak,
  • Düzenli egzersiz.

Kalsiyum: 18 ile 50 yaş aralığındaki kadın ve erkekler için günlük alınması gereken kalsiyum miktarı 1000 miligramdır. Bu miktar, kadınların menopoz sonrası dönemlerinde, yani 50 yaşından sonra ve erkeklerde 70 yaşından sonra 1200 miligram değerlerine ulaşmaktadır. En iyi kalsiyum kaynağı olan besinler şu şekildedir;

  • Düşük yağlı süt ürünleri (günlük 200-300 miligram alınması yeterlidir),
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Konserve somon ve kılçıkları ile birlikte sardalye,
  • Soya peyniri gibi soya ürünleri,
  • Kalsiyum ile desteklenmiş tahıllar ve portakal suyu.

Fakat, çok fazla miktarda kalsiyum tüketmek, böbrek taşı oluşumuna ve bazı kalp sorunlarına sebep olmaktadır. Bundan dolayı, günlük kalsiyum alımı, 2000 miligramı aşmamalı ve 50 miligramın altına da düşmemelidir.

D vitamini: D vitamini, vücuttaki kalsiyumun emilimini sağlamaktadır. Birçok insan vücudu için gerekli olan yeterli miktardaki D vitaminini  güneş ışığından almaktadır. Çünkü güneş ışığı çok iyi bir D vitamini kaynağıdır. Fakat çok uzun süreler güneş ışığı altında kalmak, içerdiği ultraviyole ışınlar nedeni ile, cilt kanseri riskini artırmaktadır.

Bilim insanları, günlük alınması gereken ideal D vitamini miktarını henüz belirlememiştir.

Fakat yetişkinler için günlük 600-800 IU (uluslararası birim) D vitaminini ihtiyacını, gıda ve takviyeler yardımı ile almak başlangıç için iyidir.

Eğer kandaki D vitamini seviyesi çok düşük ise doktor bu dozu artırabilir. Ergenlik dönemindeki gençler ve yetişkinler için ise günlük, 4000 IU değerine kadar D vitamini almak güvenlidir.

Egzersiz: Egzersiz, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve kemik erimesinin etkilerini yavaşlatmaya olanak sağlar. Özellikle; ağırlık kaldırmaya dayalı egzersizler, koşu, yürüyüş, merdiven tırmanma, ip atlama, kayak gibi egzersizler, bacak, kalça ve alt omurga kemiklerinin sağlığını korumaya yardımcıdır.

Источник: https://evdesifa.com/kemik-erimesinin-belirtileri-nelerdir/

Kemik Erimesine Karşı Önleminizi Genç Yaşlarda Alın

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

Kemiklerin sessiz hırsızı olarak tanımlanan osteoporoz 50 yaş üzeri her 3 kadından ve her 5 erkekten birinde görülüyor.

Sağlıksız beslenme ve yetersiz fiziksel aktivite nedeniyle görülme sıklığı giderek artan kemik erimesi, kişilerin yaşam kalitelerini ve hatta sağ kalım sürelerini azaltıyor. Yaşam tarzında yapılan küçük değişikliklerle kemik erimesinden korunmak mümkün olabiliyor.

Memorial Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Gülseren Kayalar, “20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü” öncesinde kemik erimesi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

İlerleyen yaşla birlikte kırıkların oluşma sıklığı artıyor

En sık görülen metabolik kemik hastalığı olan osteoporoz, kemik yoğunluğunun ve kalitesinin azaldığı bir hastalıktır. Bu hastalıkta kemik kütlesindeki azalma nedeniyle kemik daha kırılgan bir hale gelmekte ve kırıkların oluşma riski artmaktadır.

Kemik erimesi genellikle omurga, kalça ve el bileğinde kırıklara neden olmaktadır. Bununla birlikte diğer kemiklerde de kırıklar görülebilir.

Kemik erimesine bağlı kırıkların görülme sıklığı kadın ve erkeklerde özellikle omurga ve kalça bölgesinde ilerleyen yaşla birlikte daha da artmaktadır.

Belirti vermeden sessizce ilerliyor

Kemik erimesi sessiz ve ilerleyici bir hastalık olduğundan ilk osteoporotik kırık ortaya çıkana kadar belirti vermeyebilir. Omurgada oluşan kırıklar sırtta şiddetli ağrıya, kamburluğa ve boy kısalmasına yol açabilmektedir.

Fonksiyonel bağımlılık yaratması nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalça kırıkları, genellikle cerrahi müdahale gerektirmektedir. Kemik erimesi erken teşhis sayesinde büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun ilaç tedavisiyle kemik kaybı yavaşlatılabilmekte ve birçok kırık önlenebilmektedir.

Kalsiyum ve D vitamini alımı çok önemli

Kemik erimesi tedavisinde en önemli yöntem beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin yapılmasıdır.  Günlük 800-1200 mg kalsiyum alınmalı güneş ışığı ve diyetle yeterli D vitamini alımı sağlanmalıdır. Her gün en az 30 dakika boyunca düzenli fiziksel aktiviteler yapılmalıdır.

Sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Bu önlemlerle birlikte doktorun önerdiği ilaç tedavisine devam edilmesi kemik erimesini yavaşlatacaktır. Bunların yanı sıra kemik erimesini tetikleyen en önemli faktörlerden biri olan düşmelerin önlenmesi için de bir takım önlemler alınması gerekmektedir.

Düşmeleri azaltmak için denge, kas güçlendirme ve postür egzersizleri düzenli olarak yapılmalıdır. İleri yaşlarda baston, yürüteç gibi yardımcı eşyalar kullanılmalıdır. Ev ve iş yerlerinde ayağa takılacak kablo ve kordonlar bulunmamalı ve zemin kaymayan bir materyal ile kaplanmalıdır.

Merdiven, duş, küvet ve klozet kenarlarına tutamaklar yerleştirilmelidir.

Risk faktörlerini bilin ve önleminizi alın

Kemik erimesiyle mücadele etmenin ilk basamağı, risk faktörlerinin bilinmesidir. Kişiler risk altında olduklarını bilirlerse kemik erimesini yavaşlatmak ve önlemek mümkün olabilmektedir.

Kemik erimesini tetikleyen en önemli risk faktörleri; ileri yaş, cinsiyet (kadınlarda daha sık görülüyor), aile öyküsü, daha önceki kırıklar, uzun süre kortizon kullanımı, romatoid artrit, alkol, sigara, düşük beden kitle indeksi ve kemik mineral yoğunluğu, yetersiz fiziksel aktivite, düşük kalsiyum alımı ve D vitamini yetmezliği olarak sıralanabilir.

Aşağıdaki sorulardan bir veya birkaçına “evet” cevabı veren kişiler kemik erimesi açısından risk altındadır. Bu kişiler vakit kaybetmeden uzmana başvurarak, fiziksel muayene, kan-idrar testleri, röntgen ve kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmalıdır.

  • Anne veya babanızda basit bir zorlanma veya hafif bir düşme sonrasında kalça kırığı oldu mu? Sırtında kamburluk gelişti mi?
  • Kendinizde hafif zorlanma sonucunda kırık oluştu mu?
  • 45 yaşından önce menopoza girdiniz mi? (Kadınlar için)
  • Son bir yıl içinde boyunuz 3 santimetreden fazla kısaldı mı?
  • Vücut kütle indeksiniz 19 kg/m2’nin altında mı?
  • Üç aydan daha uzun süre kortizon içeren ilaç kullandınız mı?
  • Romatoid artrit hastalığınız var mı?
  • Günlük süt veya süt ürünleri tüketiminiz yetersiz mi?
  • Günlük direkt güneş ışığına maruz kalma süreniz 10 dakikadan az mı?
  • Sigara içiyor musunuz?
Güncellenme Tarihi: 17 Ekim 2016Yayınlanma Tarihi: 17 Ekim 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kemik-erimesine-karsi-onleminizi-genc-yaslarda-alin/

Kemik erimesi nasıl önlenir?

Kemik Erimesini Önlemek veya İlerlemesini Yavaşlatmak Mümkün!

Kemik erimesi, tedavi edilip önlenmediği takdirde kamburluk ve boy kısalığı gibi rahatsızlıkların yanında ölümcül risklere de neden olabilir.

Kemik erimesi nedir?

Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen osteoporoz rahatsızlığı, kemikteki dokusu yoğunluğunun veya kitlenin azalması sonucu ortaya çıkan sağlık sorunudur.

Kemik dokusu yoğunluğunun veya kitlesinin azalması sonucunda vücutta bulunan kemikler daha kırılgan ve zayıf olmaktadır.

Kemik erimesi, neden olduğu fiziki sorunlar ve verdiği rahatsızlıklar nedeniyle yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir.

Kemik erimesi, önlemi alınıp tedavi edilmezse ilerleyen zamanlarda boy kısalığı, kamburluk gibi fiziki rahatsızlıklara ve ölümcül risklere neden olabilmektedir.

Kemik erimesi hastalığı ilk zamanlarda çok fazla belirti vermeden sinsi bir şekilde, kemiklerin güçsüzleşmesi hissedilmeden gelişir.

Kemik erimesi kimlerde görülür?

Kemik erimesi, dünya genelinde kadınlarda 50 ve erkeklerde ise 70 yaş üstündeki her 5 kişiden birinde ortaya çıkarak kalça, omurga ve el bileğinde kırıklara yol açabilmektedir.

Ayrıca oluşan bu kırıklarla birlikte ciddi ve inatçı ağrılar da meydana gelmektedir. Bütün bu olumsuz etkilerin yanında omurgada volüm kaybı oluşmakta ve çökme kırıkları nedeniyle boyda da kısalma olmaktadır.

Omurga bölgesinde görülen çökme kırıkları nedeniyle oluşan boy kısalığı ile beraber kamburluk da ortaya çıkabiliyor.

Özellikle yaşlılarda ölümcül sonuçlara bile neden olabilecek kadar ciddi bir hastalık olan kemik erimesine karşı alınacak çeşitli önlemler, hastalığın gelişmesini engelleyip tedavisini kolaylaştırmaktadır.

Kemik erimesini önleme yolları

Kemik erimesi (osteoporoz) hastalığına karşı alınabilecek birçok önlem bulunmaktadır. Günlük yaşam alışkanlıklarına eklenebilecek birkaç tercihten tutun da beslenme konusunda alınacak birkaç değişiklik kararı uzun yıllar bedeni kemik erimesinden uzak tutacaktır. İşte kemik erimesine karşı alınabilecek önlemlerden bazıları…

İki bardak süt, iki kibrit kutusu peynir

Osteoporozla baş etmenin olmazsa olmaz şartı, vücudunuzun ihtiyacı olan kalsiyumu mutlaka almak. Kadınlarda, 50 yaş altında günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg iken, bu yaş üzerinde 1200 mg’ye çıkıyor.

Erkeklerde de 70 yaş öncesinde günlük 1000 mg kalsiyum yeterli gelirken; bu yaştan sonra ihtiyaç 1200 mg’ye yükseliyor. Kalsiyum için en iyi kaynak ise süt ve süt ürünleridir.

Vücudunuzun yeterince kalsiyum alabilmesi için gün boyunca 2 bardak süt veya yoğurt ile 2 kibrit kutusu kadar peynir yemeye özen gösterin.

Her gün 15 dakika güneşlenmek

Güçlü kemikler için dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da, D vitamini almak. Vitamin D ihtiyacı da 50 yaş altındaki kadın ve erkeklerde 400-800 IU iken, 50 yaş üstünde 800-1000 IU’ya yükseliyor. D vitamininin en önemli kaynağı ise güneş ışınları. Bu nedenle güçlü kemikler için her gün, güneş ışınlarının yeryüzüne dik gelmediği saatlerde 15 dakika boyunca güneşlenin.

Proteinsiz kalmayın, fazla protein de tüketmeyin

Yeterli seviyede protein tüketmek kemik ve genel vücut sağlığı için çok önemli. Yetersiz protein alınması kas gücü ve kitlesinde azalmaya neden oluyor. Ancak yüksek proteinli diyetlerden de kaçının. Çünkü fazla miktarda protein tüketmek idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemiklerde güç kaybına neden oluyor.

Günlük protein ihtiyacı kişinin yaş, cinsiyet, fiziksel aktivitesi, boy ve kilosuna, hatta hastalığına bağlı değişiyor. Günlük protein alımı kronik böbrek hastasında 30 g/gün ile sınırlarken, düzenli egzersiz yapan bir kişide 200 g/gün olabiliyor.

Önemli olan yoğun protein içeren öğünlerinizde yoğurt gibi süt ürünlerini eksik etmemeniz.

Yemeklerde fazla tuz kullanmayın

Çok fazla tuz içeren yemek tüketmek, vücudun kalsiyum kaybına, dolayısıyla kemik kaybına yol açıyor. Bu nedenle tuz alımını olabildiğince azaltın Bir yiyeceğin ne kadar sodyum içerdiğini öğrenmek için mutlaka paketi inceleyin. İçindeki sodyum yüzde 20 ve daha fazla ise yüksek demektir. Hedef günlük 6 gram veya daha az sodyum almak olmalı.

Üç bardaktan fazla çay ve kahve içmeyin

Kahve, çay ve sodalı içecekler kafein içeriyor. Kafein kalsiyum emilimini azaltarak kemik kaybına yol açan bir madde. Dolayısıyla günde 3 bardaktan fazla kahve ve çay tüketmeyin.

Kolalı içecekler de kafein ve fosfor içeriyor ve kalsiyum emilimini bozuyorlar. Bu tür içecekleri de abartmamanızda fayda var. Bunların toplamı 3’ü geçmemeli. Çay ve kahveyi, süt ürünleriyle birlikte tüketmeyin.

Çünkü süt, peynir veya yoğurttaki kalsiyum emilimini engelliyorlar.

Alkolden uzak durun

Alkolün fazla tüketimi de kemik kaybına neden oluyor. Dolayısıyla alkol tüketimi günlük 2-3 kadehten daha fazla olmamalı. Sigara da osteoporoza yatkınlık sağlıyor.

Dans edin, ip atlayın

Vücuda ağırlık bindiren egzersizler (dans, aerobik hareketler, yürüme, koşma, ip atlama, merdiven çıkma, tenis, gibi), hem osteoporozdan korunmada hem de tedavisinde çok önemli. Ancak kas güçlendirici ve germe egzersizleriyle de desteklenmeli.

Yoga ile pilates, denge ve esneklik açısından en fazla tercih edilen egzersizleri oluşturuyor. Haftada 3 veya 4 gün, 30 dakika vücuda ağırlık bindiren egzersizler, haftada 2 veya 3 gün germe egzersizi, denge, postur egzersizleri yapmaya özen gösterin.

Bol bol sebze ve meyve tüketin

Sebze ve meyveler; magnezyum, potasyum, C ve K vitamini açısından zengindir. Kemik sağlığında, kalsiyum ve D vitamininin yanı sıra bunlar da kemik mineralizasyona katkı sağlıyor.

Aşırı zayıflamamaya dikkat edin

Vücut kitle indeksi 19 ve altındakiler osteoporoza daha yatkınlar. Boyunuzun karesini alarak bulduğunuz değeri kilonuza böldüğünüzde {vücut kitle indeksi (I) = Kilo (kg)/ boy (m) x boy (m) } vücut kitle indeksinizi hesaplayabilirsiniz. Aşırı zayıflıkla birlikte cilt altı yağ kitlesinin azalması, östrojen seviyesinde de azalmaya neden olarak osteoporozu tetikliyor.

Posalı yiyeceklerin tüketimini sınırlandırın

Posalı gıdalar fazla miktarda fitat içeriyor ve bu da kalsiyum emilimini engelliyor. Posalı gıdalarla kalsiyumdan zengin gıdaları bir arada tüketmeyin. Örneğin sütle birlikte buğday kepeği alındığında, sütteki kalsiyumun yüzde 10 gibi çok azı emiliyor.

Bu nedenle 2 saat ara vererek yiyin. Yeşil pancar, ıspanak ve yeşil fasulye gibi sebzeler sağlıklı besleyiciler olmalarına rağmen içerdikleri okzalat nedeniyle kalsiyum emilimini bozuyorlar.

Bu sebzeler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde yoğurttaki kalsiyumun emilimini engellediğinden önerilmiyor.

Источник: http://www.saglikveguzellik.net/kemik-erimesi-nasil-onlenir.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть