Kemik Erimesinin (Osteoporoz) Belirtileri Nelerdir?

içerik

Osteoporoz (kemik erimesi) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Kemik Erimesinin (Osteoporoz) Belirtileri Nelerdir?

Örneğin menopoz kadınlarda, düşük testosteron seviyeleri ise erkeklerde osteoporoza neden olabilir. Bunun yanında sigara kullanımı, düşük kalsiyum ve D vitamini alımı da osteoporoz gelişmesinde bir risk faktörüdür.

Kemik erimesine (osteoporoz) karşı koruyucu besinler: Soğan, erik, zeytin

Zamanında tanı koyulabilmesi için 65 yaş üzeri kadınların ve 70 yaş üzeri erkeklerin kemik yoğunluk ölçümü yaptırması gerekmektedir. Bu, kısa süreli ağrısız ve yan etkisi olmayan bir ölçümdür. Ayrıca kan ve idrar tahlilleri de tanı koyulmasını kolaylaştırır.

Kimler kemik yoğunluğu testi yaptırmalı?

  • Hafif bir darbeyle kemik kırığı yaşayanlar,
  • Kortizon tedavisi görenler
  • Tiroid, romatizma ya da emilim bozukluğu gibi hastalığı bulunanlar
  • Sırt ve bel omurlarında deformasyon görülenlere de kemik yoğunluk ölçümü yaptırmaları önerilmektedir.

Hormon replasman tedavisi geçmiş yıllarda menopoz dışında osteoporoz tedavisinde de kullanılırken, günümüzde artık pek tercih edilmemektedir. Tedavide öncelikle kırıkların önlenmesi gerekiyor.

Düşmelerin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınması, kemiklerdeki mineral yoğunluğunun korunması ve arttırılması ve düzenli aralıklarla egzersiz yapılması çok önemlidir. Günümüzde kalsiyum ve D vitamini takviyesi tedavide önemli rol oynuyor. 

Bu hastalığa neden olan yaş, ırk, genetik yapı gibi değiştirilemeyecek risk faktörleri vardır. Fakat çocukluk çağından itibaren yeterli kalsiyum alımı, doğru beslenme, sigaradan ve alkolden uzak bir yaşam ve düzenli egzersizle risk faktörleri azaltılabilir.

Kemik erimesi belirtileri

  • Sırt ağrısı (Omurga kemiklerinde gelişir.)
  • Bel ve boyun ağrısı
  • Boy kısalması
  • Öne eğik ve kambur vücut şekli
  • El bileği, kalça ve omurga gibi kemiklerde kırıklar.
  • İleri derecede kemik erimesi durumunda basit kazalar bile kırıklara neden olabilir
  • Yaygın kemik ağrıları ve kemiklerde hassasiyet meydana gelebilir
  • Kemiklerdeki erime nedeniyle vücutta şekil bozuklukları
  • Ağrı ve kırıklardan dolayı hasta giderek hareketsizleşir

Osteoporoz risk faktörleri

Herkeste yaşla birlikte osteoporoz meydana gelebilir. Bazı risk faktörleri osteoporozun ciddi hale gelmesine neden olmaktadır.

Bu risk faktörlerinin bir kısmı değiştirme imkânımızın olmadığı yaş, ırk ve genetik yapı gibi faktörlerdir.  Bir kısmı ise değiştirilebilir beslenme tarzı, hareketsiz yaşam ve sigara gibi faktörlerdir.

Çocukluk döneminde yeterli kalsiyum alımı büyüme ve gelişme döneminde sağlıklı kemik gelişimi açısından önemlidir.

Kemik erimesi (osteoporoz) sadece kadınları değil erkekleri de tehdit ediyor

İleri yaşlarda da kemik kitlesinin korunması açısından da büyük öneme sahiptir.

Yetersiz miktarda alınan çeşitli vitamin ve mineraller (kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır, florid, vitamin C-K-A) veya aşırı miktarda tüketilen protein, sodyum, kafein, alkol, sigara gibi maddeler osteoporozun gelişimini hızlandırmaktadırlar. Düzenli yapılan egzersizler (yürüyüş, hafif ağırlıklar ile kol kemiklerinin güçlendirilmesi)  osteoporozu engellemektedir.

Kemik erimesi (Osteoporoz) tanısı nasıl konulmaktadır?

Osteoporoz tanısı kemik mineral yoğunluğu ölçüm cihazı ile yapılır. Kısa süren ağrısız bir ölçümdür. Kemik mineral yoğunluğu sonucunda normal kemik, düşük kemik yoğunluğu (osteopeni) ve osteoporoz tanıları konulabilir. Kemik mineral yoğunluğu ne kadar düşükse kırık riskinin o kadar yüksek olduğu kabul edilir.

Kemik erimesinden korunma

Osteoporozdan korunma çocukluk yıllarında başlar ve ömür boyu devam eder.

Korunma; yeterli düzeyde kalsiyum alımı, düzenli egzersiz, kadınlarda yeterli östrojen hormonu ve erkeklerde ise yeterli testosteron hormon düzeylerinin sağlanmasını kapsar.

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde güçlü kemiklerin oluşturulması, ileri yaşlarda osteoporoz gelişiminden korunmak için önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, örneğin yürüyüş kemik kuvvetini arttırmada gereklidir.

Kadınlarda daha fazla olmak üzere kırklı yaşlardan itibaren kemik kaybı başlar. Kronik hastalığı olan, kemik kaybını arttırıcı ilaç kullanan veya diğer risk faktörlerine sahip kişilerde daha erken yaşlarda başlayabilir ve hızlı seyredebilir.

Menopoz sonrası ilk birkaç yıl kaybın en fazla olduğu yıllardır. Kırk-kırkbeş yaşını geçmiş kişiler için kalsiyum (1200mg/gün) ve D vitamini (400–800 IU/gün) günlük alımı büyük önem taşır.

Ayrıca fiziksel olarak aktif kalma, kasların kuvvetli tutulması, eklemlerin esnekliği kemik kuvveti açısından önemlidir.

Gıda ile alınabilen kalsiyum ve D vitamini kaynakları nelerdir?

Süt ürünlerinin yanı sıra yeşil yapraklı sebzelerde de kalsiyum bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç için önerilen; 1 bardak süt, 1 kase yoğurt, 1 dilim peynir ve bir tabak yeşil yapraklı sebzedir.

Bazı yiyecekler kalsiyum ile etkileşerek vücuttan emilimini azaltabilirler.

Yüksek miktarda oksalat (ıspanak, pancar gibi) ve fitat (bakla, bazı fasulye ve tahıllar) içeren besinler aynı anda alındığında kalsiyum emilimini bozarlar.

D vitamini normal gün ışığına maruz kalma sonucu deride sentezlenir. Günde 15 dakika sadece yüz bölgesinin bile güneş ışığına maruz kalması vücudun yeterli D vitamini oluşturma ve depolaması için yeterlidir. Deride D vitamini yapımı yaşla birlikte azalır.

Kimler için ilaç tedavisi almalı?

Kemik erime testinde belli değerlerin altında kemik erimesi çıkanlara günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesi ile birlikte alınan kalsiyumun kemikte kalmasını sağlayacak kemik erimesi ilaçları başlanır. Kemik erimesi ilaçları erimenin bölgesine göre kullanılabilir.

Osteoporoz tedavisi ve hastaların tedaviye uyum sorunu nasıl olmalı?

Omurga kemik erimesi-kırığı olan kişilerde kullanılan ilaçlarla kalça kemiği erimesi-kırığı olanlarda kullanılan ilaçlar farklıdır. Yine benzer şekilde günlük, haftalık, aylık ve hatta yılda bir defa yapılan kemik erimesi ilaçları da vardır.

Son olarak hareket hayattır, hayat harekettir felsefesine uyulunca pek çok problem çözülebildiği gibi osteoporoz gelişmesini engelleyecek altın anahtarlar yeterli kalsiyum alımı ile birlikte harekettir.

Menopoz sonrası yılda 1 defa kemik erimesi ölçümü yapılmalıdır.

Kemik erimesini önlemek için nasıl beslenmeli?

Öncelikle günlük yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı gereklidir. Kalsiyum sadece süt ürünlerinde değil yeşil yapraklı sebzelerde de bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç için önerilen; 1 bardak süt, 1 kase yoğurt, 1 dilim peynir ve bir tabak yeşil yapraklı sebzedir.

Dikkat edilmesi gereken husus bazı yiyeceklerin kalsiyum ile etkileşerek vücuttan alınan kalsiyumun emilimini azaltabileceğidir. Yüksek miktarda oksalat (ıspanak, pancar gibi) ve fitat (bakla, bazı fasulye ve tahıllar) içeren besinler aynı anda alındığında kalsiyum emilimini bozarlar.

D vitamini normal gün ışığına maruz kalma sonucu deride üretilir.

D vitamini neye yarar, hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve eksikliği

Günde 15 dakika sadece yüz bölgesinin bile güneş ışığına maruz kalması, vücudun yeterli D vitamini oluşturma ve depolaması için yeterlidir. Bununla birlikte deri tarafından D vitamini yapımı yaşla birlikte azalır. Bu nedenle D vitamininden zengin olduğu bilinen balık, yumurta sarısı gibi gıdaların tüketiminin düzenli yapılması gereklidir.

Süt içmek kemik erimesinden korur mu?

Açıkçası yaşlılar süt içerlerse iyi olur ancak günlük hayatta bunun örneklerini çok sık görmüyoruz. Mide problemleri, çocukluk yaşlarından gelen alışkanlıkların olmaması günlük süt ve yoğurt tüketiminin düzenli yapılmasını engellemektedir.

Kas erimesi (sarkopeni) nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Yukarıda bahsettiğim konulara dikkat edilecek olursa, yani günlük kalsiyum ve D vitamini alımı yeterli yapılacak olursa ileri yaşlarda osteoporoz gelişiminin önüne geçilmiş olur. Diğer dikkat edilmesi gereken konu ise osteoporozu arttırabilen tiroid, şeker gibi metabolizma hastalıklarının kontrol altında olmasının gerekliliğidir.

Osteoporoz oldukça sık olarak karşılaşılan bir kemik hastalığıdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşam süresinin uzaması ile önemli bir problem haline gelmiştir. Ülkemizde daha önceleri çok konuşulmayan kemik erimesi-osteoporoz son yıllarda belirgin olarak bilinmeye ve tedavi edilmeye başlanmıştır.

Kemik erimesi olan hastalar en çok hangi şikayetlere sahiptir? 

Osteoporozu sinsi bir hastalık olarak söylemek daha doğru olacaktır. Tam olarak belirti vermesi bazen bir omurga veya kalça kırığı ile başlayabiliyor.

Çoğunlukla başka bir nedenle fizik tedavi, kadın-doğum, ortopedi-travmatoloji veya endokrinoloji doktorlarına gelen hasta, doktor tarafından uyarılarak kemik erime testine yönlendiriliyor.

Test sonrasında belli bir oranda erime çıkarsa hasta takip ve tedaviye alınıyor.

Kemik erimesi (osteoporoz) en çok hangi meslek guruplarında görülür? Ağır iş yapanlarda kemik erimesi daha mı çok olur?

Belirgin bir meslek ayrımı tanımlanmamakla birlikte, meslek gruplarından ziyade genel olarak yaşam tarzı osteoporozun gelişmesinde belirleyici faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşam tarzına ilave olarak genetik miras inkar edilemez bir gerçektir.

Sigara-alkol tüketimi, hareketsiz hayat tarzı ve özellikle çocukluk döneminde yeterli kalsiyum alımının olmaması, erken menopoz hastalığın görülmesini etkileyen esas faktörlerdir.

Çalışma konusuna gelince tespit edilmiş kesin bir faktör olarak yoğun çalışma söylenemez.

Aksine osteoporozlu hastalarda yürüme ve bir miktar hafif ağırlıklarla egzersizler önerilmektedir. Kemiğin çok kullanımı erimeye neden olur gibi bir bilgi yok.

Kemik erimesine ne yol açıyor? Hasta sayısı artıyor mu?  

Esas neden hep aynı kalsak bu dünyadan hiç ayrılma isteğimiz olmazdı olarak söylenebilir. Hepimiz yıllar içinde yıpranıyoruz ve kemik erimesini de bunun bir parçası olarak düşünmeliyiz. Daha önce söylediğim gibi ortalama yaşam süresi  arttıkça osteoporoz görülme oranı artmaktadır.

Hedefimiz osteoporoz oluşmadan tedbirler almak olmalıdır. Türkiye’de yapılan çalışmalarda 50 yaş üzeri kişilerin yarısında kemik erimesi başlangıcı ve ¼’ünde ise kemik erimesi tespit edilmiştir.

Ostoeoporoza bağlı kalça kırığı oranları yıllar içinde artmıştır ve kentlerde daha çok kalça kırığı vakası görülmektedir.

Türkiye’de Avrupa’ya göre daha mı az/çok görülüyor?

Avrupa ile karşılaştırıldığında henüz uzun dönemli, yeterli verilerimizin olmaması karşılaştırmayı doğru olarak yapmayı engellemektedir.

Bununla birlikte ülkelere göre 10 yıllık kalça kırığı geçirme ihtimalinde Türkiye henüz alt sıralarda gözükmektedir. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran daha yüksektir. Osteoporozu bir gelişmişlik örneği olarak sunabiliriz.

Ortalama yaşam süresinin artması, tedavi edilmeyen kemiklerin basit düşme-çarpmalarla kırılacak kadar erimesine neden olmaktadır.

Kemik erimesi olan kişilerde kas/vücut kitle endeksi değerleri değişiyor mu? 

Kemik-kas veya vücut kitle endeksi ile alakalı olarak kemik erimesinde aynı anda kaslarda da erime oluyor diye bir bilgimiz yok. Ancak kaslarını yeterince kullanmayan yani hareketsiz bir hayat tarzı olan kişilerde kemik erimesi kasların erimesine eşlik etmektedir.
Kaynaklar: >>>

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/osteoporoz-kemik-erimesi-nedir-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

KEMİK ERİMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kemik Erimesinin (Osteoporoz) Belirtileri Nelerdir?

Kemik erimesi, kemiklerin zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi sonucu oluşmaktadır. Kemikler o kadar kırılgan hale gelir ki, herhangi bir eğilme, bükülme ya da öksürme sonucunda ya da hafif basınç altında kırılmakta ve hasar görmektedir.

Kemik erimesi, genellikle, kalça, bilek ya da omurgalardaki kırılma ve çatlaklar ile yakından ilişkili olarak gelişmektedir. Kemik dokusu canlıdır ve herhangi bir kırılma olduğunda yeniden kendini onarabilmektedir.

Kemik erimesi meydana geldiğinde ise, kemik tekrardan kendini yenileme yeteneğini kaybeder ve yeni kemik üretilemez.

Kemik erimesi tüm ırklarda hem kadın hem de erkeklerde yaşanabilmektedir. Fakat, beyaz ve Asya kadınlarında, özellikle menopoz sonrasında ve yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Bazı ilaçlar ve sağlıklı beslenme, ağırlık kaldırma egzersizleri, kemik erimesini önleyerek, zayıf olan kemiklerin güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

Kemiklerimiz sürekli olarak kendini yenileyebilme özelliğindedir. Sürekli olarak yeni kemikler üretilir ve eski kemikler kırılarak, bu kemik oluşum döngüsü devam eder. Yaş henüz gençken, vücudumuz yeni kemik üretimini çok hızlı gerçekleştirir.

Yani vücut gençken, kemik üretimi, kemik bozulmasından ve kemik dokusunun azalmasından çok daha hızlı ilerlemektedir. Birçok insan 20’li yaşlarının başlarına kadar en yoğun kemik kütlesine ulaşmaktadır. İnsan yaş aldıkça, kemik kütlesi kaybı, kemik üretiminden daha hızlı ilerler.

Kemik erimesinin nasıl geliştiği, gençlikte mevcut olan kemik kütlesinin miktarına bağlı olarak değişmektedir. Eğer kemik dokusu fazla ise, bu bir depo görevi görür ve yaş ilerledikçe kemik erimesi ihtimali azalır.

Fakat eğer gençken kemik dokusu yoğunluğu az ise, yaş aldıkça kemik erimesinin oluşması riski daha fazladır.

Kemik erimesinin erken evrelerinde herhangi bir semptom genellikle gözlenmez. Fakat, kemik erimesinden dolayı kemikler zayıflamaya başladığında, semptom ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve bu belirtiler genellikle şu şekildedir;

  • Sırt ağrısı,
  • Zamanla boy uzunluğunun azalması,
  • Eğik duruş,
  • Kemiklerin çok kolay kırılması ya da çatlaması.

1.Sırt Ağrısı

Kemik erimesinde yaşanan sırt ağrılarının nedeni, kırışmış ya da çökmüş olan omurlardır. Omurlarda yaşanan bu kemik dokusu kaybı, kişinin bazen şiddetli şekilde sırt ağrısı yaşamasına sebep olmaktadır.

Kemiklerde meydana gelen çatlaklar ve küçük çaplı kırılmalar kişinin boyunda bazı kısalmalara neden olmaktadır.

Kemik erimesi sebebi ile kütle kaybı yaşayan kemikler, iskelet yapısında bazı değişimler yaşanmasına ve bunun sonucu olarak da, normal boy uzunluğundan çok daha kısa bir boya sahip olmaya neden olmaktadır.

Genellikle kemik erimesi olan kişilerin boy uzunlukları çok fazla oranda kısalmaktadır ve bu kısalma beklenmedik şekilde olmaktadır.

3.Duruş Bozuklukları

Kemik erimesinin en belirgin bulgularından biri de duruş bozukluklarıdır.

Kemik dokusunda yaşanan hızlı kütle kayıpları ve bu durumun omurlara vermiş olduğu zararlar, birtakım duruş bozukluklarının yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kemik erimesi olan kişilerde özellikle eğri ve iki büklüm şeklinde duruşlar yaşanması çok yaygındır. Omur kemikleri olumsuz etkilenen bu kişiler, ister istemez eğik durmak zorunda kalırlar.

4.Kolay Zarar Gören Kemikler

Herhangi basit bir hareket sonucu zarar gören ve hasara uğrayan kemikler, büyük ihtimalle kemik erimesinin bir işareti olacaktır.

Kemik dokusunun eskisi gibi sağlıklı bir şekilde kendini yenileyememesi sonucu, vücut yeni kemik dokusu üretmekte zorluk çeker.

Bu durum yeni kemik dokusunun üretilmesini engellediği için, kemiklerin çok daha kolay bir şekilde kırılmasına ya da çatlamasına neden olacaktır. Üstelik bu durum, kemiklerin çok daha uzun sürede iyileşmesine de neden olmaktadır.

Risk Faktörleri

Kemik erimesinin oluşmasına neden olan bir numaralı faktörler;

  • yaş,
  • hayat tarzı seçimleri,
  • bazı ilaçlar,
  • birtakım tedaviler,
  • ırk,
  • cinsiyet,
  • aile hastalık geçmişi,
  • vücut iskelet yapısı,
  • hormonlar,
  • beslenme alışkanlıkları.

Değişmeyen riskler: Bazı risk faktörleri kontrol dışıdır ve değiştirmenin yolu yoktur. Bu risk faktörleri; cinsiyet, yaş, ırk ve aile hastalık geçmişi gibi risk faktörleridir.

  • Cinsiyet: Kadınlarda kemik erimesi yaşanması riski erkeklerde kemik erimesi yaşanması riskinden çok daha fazladır.
  • Yaş: Yaşlanmak kemik erimesi açısından en büyük risklerden biridir.
  • Irk: Genellikle Asya kökenli ya da beyaz ırk kökenli olan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha fazladır.
  • Aile hastalık geçmişi: Eğer annenizde, babanızda ya da kardeşlerinizde kemik erimesi vakası yaşanmış ise, sizin de kemik erimesi yaşama riskiniz yüksektir. Özellikle anne ya da babada yaşanan kemik erimesi sizi doğrudan risk grubuna dahil etmektedir.
  • Vücut iskelet yapısı: Erkek ya da kadın fark etmez, eğer bir insanın iskelet yapısı küçük ve ince ise o kişinin kemik erimesi yaşaması riski daha fazla olacaktır. Çünkü iskelet yapısının ince ve küçük olması, daha az miktarda kemik dokusu kütlesi anlamına gelmektedir.

Diğer risk faktörleri: Kemik erimesine zemin hazırlayacak olan diğer risk faktörleri ise; cinsiyetlere özgü hormonlar, tiroid problemleri, diğer bazı bezler.

  • Cinsiyetlere özgü hormonlar: Düşük cinsiyet hormonu seviyesi kemiklerin zayıflamasına sebep olabilmektedir. Özellikle kadınların menopoz döneminde azalan östrojen hormonu seviyesi, kemik erimesinin oluşmasına neden olan büyük bir risktir. Ayrıca daha önceden kanser tedavisi görmüş olan, kadınlarda bu tedavi sürecinde östrojen miktarı düşmektedir.

Bunlara ek olarak, prostat kanseri tedavisi gören erkeklerde, tedavi sürecinde yaşanan testosteron hormon seviyesinin azalması da, erkekler için kemik erimesi riski oluşturmaktadır.

  • Tiroid problemleri: Çok fazla miktarda tiroid hormonunun üretilmesi, kemik erimesine sebep olabilmektedir. Tiroid bezlerinin aşırı aktif çalışması sonucu gelişebilecek kemik erimesi, tiroid salgısını azaltmaya yarayan ilaçlar ile önlenebilmektedir.
  • Diğer bazı bezler: Özellikle paratiroid ve adrenalin bezlerinin çok fazla çalışması sonucu, kemik erimesi riski ortaya çıkabilmektedir.

Beslenme faktörü: Bazı gıdaların eksik ya da fazla alınması sonucu, kemik erimesi riski artmaktadır. Beslenme ile alakalı bu risk faktörleri; düşük miktarda kalsiyum alınması ve yeme bozuklukları gibi faktörlerdir.

Kalsiyum eksikliği: Uzun ve sağlıklı yaşamanın bir sırrı olan kalsiyum, kemiklerin yapısına katılarak onları güçlendirir. Çok uzun vadede yaşanmış olan kalsiyum eksikliği, kemik yoğunluğunun azalmasına, kırılma ve çatlama riskinin artmasına sebep olduğu gibi, kemik erimesi riskini de artırmaktadır.

Yeme bozuklukları: Özellikle anoreksi hastalarında ya da sürekli olarak iştahsızlık yaşayan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha yüksektir.

Çünkü bu kişiler, kemik için gerekli olan protein ve kalsiyumu alamamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların iştahsızlık yaşaması ise kemikleri daha da güçsüzleştirmektedir.

Aynı şekilde erkeklerde de yeme bozukluklarına bağlı olarak gelişen hormon bozuklukları, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Bazı ameliyatlar: Özellikle mide ameliyatı, bypass ya da bağırsakların cerrahi işlem görmesi, kalsiyum içeren besinlerin absorbe edilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Bazı ilaçlar: Uzun süre boyunca, kortizonlu ya da prednizon türünde ilaçlar kullanmak, kemik yenilenmesini önlediği için, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ayrıca;

  • nöbetleri önlemek ya da iyileştirmek için kullanılan ilaçlar,
  • gastrik reflü ilaçları,
  • kanser ilaçları,
  • vücudun organ nakli reddi durumu yaşamasında kullanılan ilaçlar, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Sedentar yaşam: Sedentar yaşam yani, vaktin büyük kısmını oturma faaliyeti ile geçirme, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ağırlık kaldırma egzersizleri, özellikle yürüyüş, koşu, zıplama ve dans etme gibi fiziksel etkinlikler ise, kemik erimesi riskini azaltmaktadır.

Çok fazla miktarda alkol tüketimi: Sürekli olarak alkol tüketmek, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmak: Sigaranın kemik erimesi oluşumundaki rolü tam olarak bilinmese de, kemiklerin yapısını zayıflattığı kesindir.

Komplikasyonlar

Kemik erimesinin en ciddi komplikasyonları, özellikle omurga ve kalça kemiklerinde gelişebilecek olan kırılmalardır. Kalça kemiği kırılmaları düşme sonucu gelişmektedir.

Zaten kemik erimesi nedeni ile zayıf olan kemikler, bir düşme sonucunda kolayca kırılabilmektedir. Bu nedenle, kemik erimesi sonucu bazı sakatlık durumları yaşanabilmektedir. Bazı durumlarda bu omurga kemikleri düşme olayı yaşanmasa bile gerçekleşebilir.

Bunun nedeni kemik erimesidir. Ayrıca kemik erimesi ciddi sırt ağrılarına ve kamburluğa sebep olmaktadır.

Tanı ve Testler

Kemik yoğunluğunun tespit edilmesi amacı ile düşük düzeyde röntgen cihazından yararlanılmaktadır. Böylece, kemiğin yapısında bulunan mevcut mineral miktarı belirlenmiş olur. Bu röntgen işlemi ağrısız ve acısızdır. Röntgen yöntemi ile, özellikle bilek, kalça ve omurga kemikleri kontrol edilmektedir.

Tedavi ve İlaçlar

Kemik erimesinde tedavi, kemik yoğunluğu testi gibi bilgiler kullanılarak, gelecek 10 yıl içindeki kemik kırılma riski tahmin edilerek bir tedavi önerilmektedir. Eğer bu risk yüksek değil ise, tedavi ilaçlar yardımı ile değil de, bunun yerine yaşam tarzındaki bazı değişiklikler ile yapılmaktadır.

İlaç tedavisi: Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçlar bifosfonat tabanlı ilaçlardır. Bu ilaçlar şu şekildedir;

  • Alendronat (Fosamax)
  • Risedronat (Actonel, Atelvia)
  • İbandronat (Boniva)
  • Zoledronik asit (Reclast)

Fakat bu ilaçların, bulantı, karın ağrısı, yutkunmada güçlük ve bazı mide sorunları gibi yan etkileri oluşabilmektedir. Bifosfonat tabanlı ilaçları 5 yıl süreden fazla kullanmak, uyluk kemiği ve kalça kemiğinde çatlaklar oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu ilaçlar çene kemiğini ve diş yapısını da etkilemektedir.

Hormon tedavisi: Özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen takviye tedavisi, kemik yoğunluğunu korumak adına yardımcı bir tedavi olacaktır. Fakat bu östrojen tedavisi, kan pıhtılaşması, endometriyal kanser, göğüs kanseri ve bazı kalp hastalıklarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Raloxifene (Evista) adı verilen bir ilaç, östrojenin faydalı etkilerini taklit ederek, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Fakat bu ilacın da, sıcak basması ve kan pıhtılaşması gibi etkileri ve riskleri vardır.

Erkeklerde kemik erimesi, testosteron seviyesinde kademeli olarak ve yaşa bağlı olarak düşüş yaşanması ile alakalıdır. Bundan dolayı takviye testosteron tedavisi, kemik yoğunluğunu artırmaya yardımcı olmaktadır.

Diğer bazı ilaçlar: Doktor hastalığın seyrine göre diğer bazı ilaçları tedavide kullanabilmektedir. Doktorun tavsiye edebileceği bu ilaçlar şu şekildedir; Denosumab (prolia) ve Teriparatid (Forteo).

Alternatif Tedaviler: Kemik erimesi sürecinde, doktorun uygun gördüğü ilaç tedavisi yanında, eğer bir sakıncası olmayacak ise bazı yöntemler kullanarak, kemik sağlığını korumak mümkündür. Bu yöntemler;

Sigara içmemek, çok fazla alkol tüketiminden kaçınmak, düşmemeye özen göstermek ve beslenmeye dikkat etmek gibi yöntemlerdir.

Alınacak Önlemler

3 faktör kemik erimesini önlemek ve kemik sağlığını korumak için çok önemlidir. Bu faktörler;

  • Yeterli miktarda kalsiyum almak,
  • Yeterli miktarda D vitamini almak,
  • Düzenli egzersiz.

Kalsiyum: 18 ile 50 yaş aralığındaki kadın ve erkekler için günlük alınması gereken kalsiyum miktarı 1000 miligramdır. Bu miktar, kadınların menopoz sonrası dönemlerinde, yani 50 yaşından sonra ve erkeklerde 70 yaşından sonra 1200 miligram değerlerine ulaşmaktadır. En iyi kalsiyum kaynağı olan besinler şu şekildedir;

  • Düşük yağlı süt ürünleri (günlük 200-300 miligram alınması yeterlidir),
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Konserve somon ve kılçıkları ile birlikte sardalye,
  • Soya peyniri gibi soya ürünleri,
  • Kalsiyum ile desteklenmiş tahıllar ve portakal suyu.

Fakat, çok fazla miktarda kalsiyum tüketmek, böbrek taşı oluşumuna ve bazı kalp sorunlarına sebep olmaktadır. Bundan dolayı, günlük kalsiyum alımı, 2000 miligramı aşmamalı ve 50 miligramın altına da düşmemelidir.

D vitamini: D vitamini, vücuttaki kalsiyumun emilimini sağlamaktadır. Birçok insan vücudu için gerekli olan yeterli miktardaki D vitaminini  güneş ışığından almaktadır. Çünkü güneş ışığı çok iyi bir D vitamini kaynağıdır. Fakat çok uzun süreler güneş ışığı altında kalmak, içerdiği ultraviyole ışınlar nedeni ile, cilt kanseri riskini artırmaktadır.

Bilim insanları, günlük alınması gereken ideal D vitamini miktarını henüz belirlememiştir.

Fakat yetişkinler için günlük 600-800 IU (uluslararası birim) D vitaminini ihtiyacını, gıda ve takviyeler yardımı ile almak başlangıç için iyidir.

Eğer kandaki D vitamini seviyesi çok düşük ise doktor bu dozu artırabilir. Ergenlik dönemindeki gençler ve yetişkinler için ise günlük, 4000 IU değerine kadar D vitamini almak güvenlidir.

Egzersiz: Egzersiz, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve kemik erimesinin etkilerini yavaşlatmaya olanak sağlar. Özellikle; ağırlık kaldırmaya dayalı egzersizler, koşu, yürüyüş, merdiven tırmanma, ip atlama, kayak gibi egzersizler, bacak, kalça ve alt omurga kemiklerinin sağlığını korumaya yardımcıdır.

Источник: https://evdesifa.com/kemik-erimesinin-belirtileri-nelerdir/

Kemik erimesi Osteoporoz belirtileri ve tedavisi nedir?

Kemik Erimesinin (Osteoporoz) Belirtileri Nelerdir?

Bugün dünyada 50 yaş üzeri her 5 erkekten 1’i osteoporozdan etkilenirken, 2050 yılında erkeklerde bu hastalığa bağlı kalça kırığı riskinde % 310’luk bir artış bekleniyor.

İnsan ömrünün uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfusun artışı osteoporoz hastalığına yakalananların da sayısını hızla yükseltiyor. Bugün dünya genelinde 200 milyon osteoporoz hastası, kemik kaybına bağlı kırık tehdidiyle karşı karşıya.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilşad Sindel, bilinenin aksine erkeklerin de kemik erimesi hastalığına yakalandıklarını hatta erkeklerde bu hastalığa bağlı kırık riskinin prostat kanseri riskinden daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

50 yaş üzeri her 5 erkekten 1’inin osteoporozdan etkilendiğini belirten Sindel, “Osteoporoza bağlı kırıklar, 65 yaş altındaki her 5 kadına karşılık 1 erkekte, 65 yaş üstünde ise 2 kadına karşılık 1 erkekte görülüyor” diyor.

Sindel, 2050 yılında erkeklerde osteoporoza bağlı kalça kırığı riskinde % 310, kadınlarda ise % 240 oranında artış beklendiğini de kaydediyor.

Osteoporoza bağlı kırıkların çoğu düşme sonucu oluşuyor

Prof. Dr. Dilşad Sindel, kadınlarda kemik kaybının menopoz sonrası hızlandığını, erkeklerde ise 50’li yaşlarda başladığını söylüyor. Menopozun tüm kadınlar için geçerli olmasına karşın erkeklerin sadece %20-35’inde yaşlanmaya bağlı androjen eksikliği tablosu geliştiğini belirten Sindel, osteoporozun cinsiyetler arasında görülme farklılığını ise şöyle anlatıyor:

“kemik erimesi, kadınlarda daha çok görülmekle birlikte ileri yaşlarda erkeklerde de sık karşılaşılan bir hastalık. Östrojen, testosterona göre kemik mineral yoğunluğu ile daha güçlü ilişki içinde.

Erkek osteoporozunda aşırı alkol alımı, kortizon kullanımı, hormon eksikliği gibi ikincil nedenler daha sık görülür.

Erkeklerde hastalık konusunda yeterli farkındalığın sağlanmamış olması tedaviye uyumu ve başarısını da doğal olarak engelliyor.”

İlerleyen yaşla birlikte osteoporozun görülme sıklığının ve buna bağlı düşmelerin arttığına da değinen Sindel, “65 yaş üzeri her üç kişiden biri düşerken, osteoporoza bağlı kırıklarının %90’ı da düşmeler sonucu oluşur.

Osteoporoza bağlı üst kol kırıklarının %75’i, el bileği kırıklarının %95’i ve omurga kırıklarının ise %25’i düşmeler sonucu ortaya çıkar.

Düşmelerin yaklaşık yarısı evde gerçekleşir, bunların da çoğunluğu banyoda ve merdivende meydana gelir” diyor.

Kalça kırığı ölüme yol açıyor

Prof. Dr. Dilşad Sindel, osteoporoza bağlı kırıkların sıklıkla omurga, kaburga, kalça ve el bileğinde meydana geldiğini belirtirken, omurga kırıklarına bağlı olarak kamburluk, sırt ağrısı, solunum problemleri ve günlük aktivitelerde kısıtlanma yaşandığını dile getiriyor. En ciddi osteoporotik kırığın kalçada olduğunu vurgulayan Sindel, bu konuda şunları söylüyor:

“Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla osteoporoza bağlı kalça kırıklarının sıklığında da büyük oranda artış yaşanıyor.

Kalça kırıkları sonrası ilk yıl içinde yaklaşık %10-20 oranında ölüm görülüyor, hayatta kalanların ise %30’unda kalıcı sakatlık ortaya çıkıyor.

El bileği kırıkları ise genel olarak daha az işlev kaybına yol açmakla birlikte, günlük yaşam aktivitelerini kalça veya vertebra kırıklarıyla aynı ölçüde olumsuz etkiliyor.”

Türkiye’de 50 yaş üzerindeki 4 kişiden biri osteoporoz

Yapılan araştırmalar sonucunda Türkiye’de 50 yaş ve üzerindeki bireylerin %50’sinde düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), %25’inde ise osteoporoz görüldüğünü aktaran Sindel, “Ülkemizde 50 yaşında yaşam boyu kalça kırığı geçirme olasılığı kadınlarda %14.6 ve erkeklerde ise %3.5’dur. Türkiye’de kentleşme ile birlikte artan yaşlı nüfusta, gelecekte kalça kırıkları giderek artan bir problem olmaya devam edecektir” diyor.

Kemik kaybı 40’lı yaşlarda başlıyor

Kemik kaybının genellikle 40’lı yaşlardan sonra başladığını ve kaybedilen kemikler kadar yerine yenisi konamadığını söyleyen Prof. Dr. Dilşad Sindel, hem kemik oluşumunda hem de kemik erimesi gelişiminde genetik faktörlerin önemine de değiniyor.

Doruk Kemik Kütlesi (DKK)nin normal büyümenin sonucunda elde edilen ve kemik kaybı başlamadan önce kişinin sahip olduğu en yüksek kemik kütlesini ifade ettiğini belirten Sindel, DKK’ya erişme yaşının en erken 17-18, en geç ise 35 olduğunu söylüyor.

Çocukluktan itibaren DKK‘nın artırılmaya çalışılmasını ve bu amaçla kalsiyum ve D vitamini alımı yanında dengeli beslenmeye ve hormon yetersizliklerinin erken dönemde tanımlanmasının önemli olduğunu kaydediyor.

Kemik erimesi Osteporoz nedenleri nelerdir?

Kemik erimesinin birçok nedeni vardır. Bunlar:

  • Yaşlanma (özellikle 50’li yaşlardan sonra)
  • Zayıf yapılı olma
  • Fiziksel aktivite eksikliği
  • Sigara
  • Aşırı alkol ve kafein tüketimi
  • Kalsiyum eksikliği ve düşük kalsiyum içerikli beslenme alışkanlığı
  • D vitamini eksikliği
  • Kortikosteroidler, tiroit ilaçları ve epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçların uzun süreli kullanımı
  • Kadınlarda östrojen eksikliği veya azalması
  • Cushing sendromu ve tirotoksikoz gibi endokrin hastalıkları
  • romatoid artritler gibi bazı romatizma hastalıkları
  • multipl miyelom gibi kan hastalıkları gibi bazı medikal durumlar

Kemik erimesi belirtileri neler?

Genellikle herhangi bir kemik kırılıncaya kadar hiçbir belirti görülmez. Bu nedenle çoğu zaman sessiz hastalık olarak adlandırılır.Kol bileklerinin, kalçaların, bel kemiğinin, leğen kemiğinin ve üst kolun kırılması en çok görülen kemik erimesi vakalarıdır. Kırılmalar çok ağrılı olabilir. Sakatlığa neden olabilir.

Kemik erimesinin diğer belirtileri:

  • Sırt ağrısı (omurgadaki bir çatlamaya veya kırılmaya bağlı)
  • Zamanla boyun kısalması
  • Kambur oluşumu
  • Vücut duruşunda bozulma
  • Kademeli kilo kaybı (baskı almış omurga kemiklerinden dolayı)

Kemik erimesi nasıl tedavi edilir?

Kemik erimesinin tedavisi kemik yoğunluğu taramalarına, yaşa, cinsiyete, tıbbi geçmişe ve hastalığın şiddetine bağlıdır. Tedavi genelde hayat tarzında değişiklikleri, ve kemik yoğunluğunu artırmaya ve kemik kırılmalarının riskini azaltmaya yönelik ilaç tedavilerini içerir.

Hayat Tarzında Değişiklikler

Egzersiz

Mümkünse, düzenli kilo konrolü sağlayan egzersizler (yürüme, koşma vb) kemik kaybını azalttığı ve yeni kemik oluşumunu sağladığı için devam ettirilmelidir.

Doktorlar bunu sağlayabilmek için genelde en azından 3 haftalık periyotlarla 30 dakikalık egzersizler tavsiye eder.

Herhangi bir egzersize başlamadan önce bir doktora başvurmak ve önerilen egzersizin güvenli olduğundan emin olmak gerekir.

Beslenme

Vücut kendi kalsiyumunu üretemediği için yüksek kalsiyumlu bir beslenme alışkanlığı gereklidir ve bu kemik kaybının hızını azaltır. D vitamini de kalsiyumun emilimini sağladığı için oldukça önemlidir. Kalsiyum ve zengin D vitamini içeren yemeklerden oluşan bir beslenme kemiklerin ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sağlaması için oldukça önemlidir.

Kalsiyum bakımından zengin yiyecekler; yeşil sebzeler, fasulye, baklagiller, balık (özellikle sardalya ve somon), soya ürünleri, tahıl ve fındık, ceviz gibi sert kabuklu çerezler tüketilmelidir. Günlük en az 1000 mg kalsiyum tüketilmelidir. D vitamini bakımından zengin sardalya ve ton balığı ile yumurta ve karaciğer de tüketilmelidir.

Sigara, alkol ve kafein

Sigara içenler sigarayı bırakmalıdır. Alkol ve kafein alımı (çay, kahve ve kola vb) da sınırlandırılmalıdır.

Kırılma Riskini Azaltmak

Kemik erimesini ve kırılma riskini azaltmak için harekete ve günlük aktivitelere önem verilmelidir. Bu, ayakta durma güçlüğü yaşanıyorsa yardımlar, düşmelere neden olabilecek eşyaların kaldırılması ve banyo ve lavabo gibi yerlerde kaymayan hasırlar kullanmak gibi önlemleri içerebilir. Özellikle yaşlılarda kalça gibi Vücudun kırılmaya hassas bölgelerinde yumuşak pedler kullanmak önemlidir.

Yeterli Güneş Işığı Almak

Düzenli fakat orta derecede güneş ışığına maruz kalmak vücutta D vitamini üretilmesine yardımcı olur. Fakat aşırı güneş ışığı başka zararlar verebilir.

İlaçlar

Kalsiyum

Besinlerden kalsiyum alımı yetersizse vücuttaki kalsiyum miktarını artırmak için kalsiyum katkıları kullanılabilir. Günlük 1000 mg doz yeterlidir.

D vitamini

Kemiklere kalsiyum emilimi için D vitamini çok önemli olduğu için çeşitli D vitamini sağlayıcı ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlardan bazıları doktor tavsiyesiyle D vitamini takviyesi için alınabilir.

Bifosfonatlar

Bu hormonsuz ilaçlar kemik yoğunluğunu artırıp kemik kaybı oranını azaltabilir. Bu ilaçların kırılma oranlarını azaltmada oldukça etkili olduğu görülmüştür. Bu ilaçlar genelde kalsiyum takviyeleriyle beraber bir döngü halinde alınır. Bu ilaçların yan etkileri ise bulantı ve hazımsızlıktır. Bu nedenle bazı insanlarda doktor limitler koyabilir.

Hormon Değiştirme Terapisi (HRT)

Kemik erimesi görülen bazı kadınlarda östrojen içeren hormon değiştirme terapisi önerilebilir. HRT kaemik kaybını azaltmakta ve kemik yoğunluğunu artırmaktadır.

HRT’nin kemik erimesi tedavisinde faydalarının yanında son dönemdeki çalışmalarda uzun süreli HRT kullanımının bazı riskler doğurduğu ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle hasta için doktor tavsiyesi ve bu terapinin uygunluğunun araştırılması çok önemlidir.

Selektif Östrojen Reseptör Modülatörü (SERM)

Bu tür ilaçlar kanser tedavisinde kullanıldığı gibi kemik erimesini engellemede de kullanılmaktadır.

Bu ilaçlar bel kemiğindeki kırılmaları azaltmada çok etkilidir ve östrojenin kemikler üzerindeki etkisini taklit ederek etkilerini göstermektedirler.

Bu nedenle menopoz sonrası kadınlarda azalan kemik yoğunluğunu gidermede bu ilaçlar sıklıkla uygulanmaktadır. Bazı SERM ilaçları ise yan etkilerinden dolayı sınırlandırılmıştır.

Cerrahi Tedavi

Kırılmalar kemik erimesinin en temel sonuçlarıdır. Birçok kişi ameliyata başvurmadan iyileşmeyi tercih eder. Bazen bir kırılma cerrahi müdahale gerektirebilecek kadar şiddetli olabilmektedir.

Kalça kırıkları kemik erimesi olan yaşlı insanlarda çok yaygındır. Çoğu durumda kalça eklemini değiştirici ameliyatlar gerekmektedir. Kemik erimelerinin yanında göğüs kanseri de kalça kırılmalarına neden olabilmektedir.

Osteoporozdan korunma anne karnında başlamalı

Bebeğin anne karnındaki beslenmesinin de kemik sağlığını yakından etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Dilşad Sindel, ebeveynlere ise şu önerilerde bulunuyor:

“Rafine gıdaların tüketiminden, fast-food tarzı beslenmeden, fosforik asit içeriği yüksek gazlı içeceklerden çocukluk çağından itibaren kaçınılması gerekiyor. Çocukların uzun saatler bilgisayar karşısında zaman geçirmeleri yerine basketbol, voleybol, ip atlamak, zıplamak ve dans etmek gibi kemik yoğunluğunu artırıcı fiziksel aktivite ve egzersizleri yapması teşvik edilmeli.”

Tedavi ile kırık riski azalıyor

Osteoporozun önlenebilen ve tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Dilşad Sindel, “Genel olarak, medikal tedavi ile kırık riski %30-70 arasında azalmaktadır.

Medikal tedavide kullanılan ilaçların omurga ve omurga dışı bölgelerdeki etkinlikleri arasındaki farklılıklar, uygulama şekilleri ve hastanın tedaviye uyumu gibi özellikler göz önünde bulundurulmalı” diyor.

Osteoporoz tedavisinin uzun süreli olduğunu vurgulayan Sindel, ilaçtan beklenen yararın sağlanabilmesi için hekim tarafından önerildiği şekilde ve sürede alınmasını söylüyor. Prof. Dr. Dilşad Sindel, ayrıca yeterli kalsiyum ve D vitaminin alınması, güneş ışığından yararlanılması, düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler ile birlikte düşmelerden korunulmasını da tavsiye ediyor.

Kimler risk grubunda?

  • Ufak tefek ve ince vücutlu olanlar
  • Ailede osteoporoz öyküsü olanlar
  • Erken menepoza girenler
  • Yaşlılar
  • Beyaz ya da Asya ırkından olanlar
  • Düzensiz regl olanlar
  • Hareketsiz yaşam sürenler
  • Uzun süreli kortizon kullananlar
  • Tiroid hormonu çok çalışanlar
  • Sigara içenler
  • Aşırı miktarda alkol, kafein ve tuz tüketenler,
  • Protein ağırlıklı beslenenler

Menopoz döneminde yanlış diyet kemik erimesini artırıyor

Kemik sağlığını korumak neden önemli?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/10/kemik-erimesi-osteoporoz-belirtileri-ve-tedavisi-nedir/

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir, Belirtileri Nelerdir, Kemik Erimesi Nasıl Önlenir?

Kemik Erimesinin (Osteoporoz) Belirtileri Nelerdir?

Osteoporoz, oldukça sık görülen bir kemik hastalığıdır. Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bu hastalık, esas olarak kemikteki kalsiyumun azalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Yaşam süresinin uzaması ile birlikte osteoporoz önemli bir sorun haline gelmiştir.

Kemik erimesinde kemiğin darbelere karşı olan direnci zayıflar. Basit bir çarpma ya da düşmeyle kırıklar oluşabilir. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra başlar ve görülme sıklığı artar. Kemik erimesini sorun haline getiren şey, kırıkla olan ilgisidir. Osteoporoza bağlı kırıklar genellikle omuz, kalça ve omurga bölgelerinde olmaktadır.

Kemik Erimesinin Belirtileri Nelerdir?

  • Omurgadaki kemiklerin erimesi nedeniyle gelişen sırt ağrısı,
  • Boyun ağrısı,
  • Bel ağrısı,
  • Kambur veya öne eğik vücut şekli,
  • Boy kısalması,
  • Kalça, el bileği ve omurga kemiklerinde kırıkların meydana gelmesi,
  • İleri derece kemik erimesinde basit çarpmalarda bile kırıkların oluşması,
  • Kemiklerde hassasiyet ve kemik ağrıları,
  • Kırıklara bağlı olarak, vücutta şekil bozukluklarının ortaya çıkması,
  • Kırık ve ağrılardan dolayı, hastanın hareketsizleşmesi gibi belirtilerdir.

Bu belirtilerin tamamının tedavi edilerek yok edilmesi beklenemez. Vücut şekil bozuklukları ve kamburluk yok olmasa da, ilerlemesini durdurmak mümkün olabilir.

Hemen hemen her insanda, yaşa bağlı olarak osteoporoz meydana gelir. Bazı etmenler ise, osteoporozun ciddi hale gelmesine yol açar. Bu etmenlerden bazıları, değiştirme imkanı olmayan ırk, genetik ve yaş gibi yapısal faktörlerdir. Bazıları ise hareketsiz yaşam, beslenme şekli, sigara ve yaşam gibi değiştirilebilen faktörlerdir.

Çocukluk döneminde yeteri kadar kalsiyum alımı, büyüme aşamasında sağlıklı bir kemik gelişimi için oldukça önemlidir. Kalsiyum, ileri yaşlarda da kemik sağlığının korunması için büyük bir öneme sahiptir.

Kalsiyum, çinko, magnezyum, florid, bakır, A, C ve K vitaminlerinin yetersiz miktarlarda alınması veya çok fazla tüketilen sodyum, alkol, protein, sigara ve kafein gibi maddeler kemik erimesinin gelişimini hızlandırmaktadır.

Kemik Erimesi Tanısı Nasıl Konulur?

Kemik erimesinin tanısı, kemik mineral yoğunluğunu ölçen bir cihazla yapılmaktadır. Kısa süreli ve ağrısız bir ölçüm yöntemidir. Kemik mineral yoğunluğunun sonucunda düşük kemik (osteopeni) ve normal kemik yoğunluğu ile osteoporoz tanıları konulabilir. Mineral yoğunluğu ne kadar düşük olursa, kırık riski de o kadar yüksek olur.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, yaşam süresi arttıkça kemik erimesinin görülme oranı da artmaktadır. Amacımız, kemik erimesi oluşmadan gereken tedbirleri almak olmalıdır. Ülkemizde yapılan araştırmalarda, 50 yaş ve üzeri bireylerin hemen hemen yarısında osteoporoz başlangıcı tespit edilmiştir.

Osteoporoza bağlı olarak kalça kırığı oranları da zaman içinde artış göstermiştir. Kemik erimesine bağlı kalça kırıkları, özellikle kentlerde daha çok oranda görülmektedir. Vücut kitle endeksi veya kemik-kas ile ilgili olarak, kemik erimesinde aynı zamanda kaslarda da erime olur şeklinde bir bilgi yoktur.

Ancak kaslarını yeteri kadar kullanmayan veya hareketsiz bir yaşam tarzı olan bireylerde, kemik erimesi kasların erimesine eşlik edebilir.

Osteoporozu sinsi bir hastalık şeklinde tanımlamak daha doğru olur. Çünkü belirtilerin tam olarak ortaya çıkması, bazen bir kalça veya omurga kırığı ile başlayabilir.

Genellikle başka bir sebeple kadın-doğum, fizik tedavi, endokrinoloji veya ortopedi doktorlarına giden hasta, doktor tarafından ikaz edilerek kemik erime testine gönderiliyor.

Testin ardından belirli bir oranda erime tespit edilirse, kişi takip ve tedaviye alınıyor.

Kemik Erimesi Nasıl Önlenir, Korunma Yolları Nelerdir?

Kemik erimesinden korunma, çocukluk döneminden başlamalıdır ve ömür boyu devam etmelidir.

Korunma kapsamında; düzenli egzersiz, yeteri kadar kalsiyum alımı, erkeklerde yeterli testosteron hormonu ve kadınlarda ise yeterli östrojen hormon düzeylerinin sağlanması gibi durumlar söz konusudur.

Çocukluk ve gençlik zamanlarında güçlü kemiklerin oluşturulması, daha ileri yaşlarda kemik erimesi gelişiminden korunmak için çok önemlidir.

Kadınlarda 40’lı yaşlardan itibaren kemik kaybı başlamaktadır. Kemik kaybını arttırıcı ilaçlar kullanan, kronik rahatsızlıkları bulunan veya diğer risk faktörleri olan kişilerde daha erken başlayabilir ve hızla gelişebilir.

Menopoz sonrasında ilk birkaç yıl, kaybın en çok olduğu zamanlardır. 40 yaşın üzerindeki kişiler için günlük olarak, 400-800 IU D vitamini ve 1200 miligram kalsiyum alımı çok önemlidir.

Aynı zamanda kasların güçlü tutulması, fiziksel aktivite ve eklemlerin esnek olması gibi hususlar da kemik sağlığı açısından önemlidir. Kemik erimesinden korunmak için, kola ve kahve gibi kafeinli içeceklere de son verilmelidir.

Ayrıca işlenmiş gıdalar, hazır yemekler ve katkı maddelerinden uzak durulmalıdır. Bunların dışında günde en az 2 bardak süt içilmeli, alkol ve sigara kullanılmamalıdır.

Kalsiyum ve D vitamini İçeren Gıdalar Nelerdir?

Süt ürünleri ve yeşil yapraklı sebzelerde kalsiyum bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç için tavsiye edilen; 1 kase yoğurt, 1 bardak süt, 1 tabak yeşil yapraklı sebze ve 1 dilim peynirdir. Bazı gıdalar kalsiyum ile etkileşir ve vücuttan emilimini azaltabilir.

Pancar ve ıspanak gibi yüksek miktarda oksalat içeren besinler aynı anda alınmamalıdır. Aksi halde kalsiyum emilimi bozulur. D vitamini ise vücudun gün ışığına maruz kalmasıyla deride sentezlenir. Sadece yüz bölgesinin günlük olarak 15 dakika güneş ışığına maruz kalması, D vitamininin depolanması için yeterlidir.

Derinin D vitamini oluşturması yaşla birlikte azalma gösterir.

Hangi Durumlarda İlaç Tedavisi Gereklidir?

Osteoporoz testinde normal değerlerin altında sonuç verenler için, günlük olarak D vitamini ve kalsiyum takviyesi ile beraber, alınan vitaminlerin kemikte kalmasını sağlayacak ilaçlar verilir.

Kemik erimesi için verilen ilaçlar, erimenin olduğu bölgeye göre kullanılabilir. Omurga kırığı ya da erimesi bulunan hastalarda kullanılan ilaçlar ile kemik kırığı ya da erimesi olan hastaların kullandığı ilaçlar farklıdır.

Menopoz sonrası yılda 1 kez osteoporoz ölçümü yaptırılmalıdır.

Kemik Erimesi Olan Hastalar Ne Yapmalıdır?

Yukarı da bahsettiğimiz konulara dikkat edilecek olursa (günlük kalsiyum ve D vitamini alımı gibi), ileri yaşlarda kemik erimesi gelişiminin önüne geçilebilir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, osteoporozun artmasına neden olabilen şeker ve tiroid gibi metabolizma hastalıklarının tedavi edilmesi gerektiğidir.

Kemik erimesi oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. Gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte önemli bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde ise eski dönemlerde çok dikkat edilmeyen kemik erimesi, son zamanlarda belirgin olarak üstünde durulan bir konu haline gelmiş ve tedavi edilmeye başlanmıştır.

“Osteoporoz vakaları giderek artıyor mu?” sorusunun yanıtı, ortalama yaşam süresiyle alakalıdır. Bu süre arttıkça, kemik erime vakalarının görülme ihtimali de artar. En fazla kadınlarda, özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkmaktadır.

Yağ dokusu çok olan kadınlarda ise daha az görülmektedir. Bundan dolayı bölgesine göre değişiklik gösteren bir osteoporoz profili çizilebilir.

Kemik erimesine eşlik eden hastalıklar, süt ürünlerinin tüketim alışkanlıkları ve sigara-alkol kullanımı gibi durumların farklılıklar göstermesi sebebiyle çok değişlik profillerin çıkması da mümkündür.

Özellikle yaşlıların devamlı olarak süt tüketmeleri gerekmektedir.

Çocukluk dönemlerinden gelen alışkanlıkların olmaması ve mide problemleri gibi unsurlar, yoğurt ve süt tüketiminin düzenli olarak yapılmasını önlemektedir.

Sonuç olarak, kemik erimesi ciddiye alınmalı, düzenli ve sağlıklı bir yaşam tarzı belirlenmelidir. Özellikle hazır gıdalardan mutlaka uzak durulmalı ve doğal gıdalar ile beslenmeye çalışılmalıdır.

Источник: http://www.bilgibaba.org/yazi/kemik-erimesi-osteoporoz-nedir-belirtileri-nelerdir-kemik-erimesi-nasil-onlenir

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.