Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Eklemleri ve Kemikleri Güçlendirmek

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Kemikleri ve eklemleri güçlendiren, lezzetli olduğu kadar tamamen doğal olan bu tarifi keşfedin.

Kemikleri güçlendirmek için ilaç kullanmanıza gerek yok. Ek ya da ana tedavi olarak, diğer doğal alternatiflerden faydalanabilirsiniz.

Vücudu destekleyen kemiklerin ve eklemlerin zarar görmemesi için herhangi bir rahatsızlığa dikkat etmek, günlük aktivitelerin etkilenmemesi ya da durumun zamanla kötüleşmesinin önüne geçmek için oldukça önemlidir. Bu sayede, hayat kalitenizde herhangi bir sınırlama ya da azalmanın oluşmasını engellemiş olursunuz.

Yıllar geçtikçe vücutun yaşlandığını unutmamak gerekir. İltihaplanma, enfeksiyon, incinme ve pek çok farklı kronik hastalık sonucu kemiklerde ve eklemlerde ağrı meydana gelir.

Bu belirtiler çeşitlilik gösterse de hayatın bir bölümde herkeste görülür. Bu durum gerçekleştiğinde bir uzmana danıştıktan sonra, kemikleri ve eklemleri güçlendirmek için farklı yollar deneyebilirsiniz.

Reçeteniz olsun veya olmasın kemikleri ve eklemleri güçlendiren çoğu yöntem, iyi bir yaşam tarzı ve doğal tedavilerden oluşmaktadır. Böylece, komplikasyonların önüne geçebilirsiniz.

Doğada sağlık açısından büyük fayda sağlayabilecek çeşitli kaynaklar vardır. Aslında, laboratuvarlarda üretilen çoğu ilaç, bitkiler, çekirdekler, yağlar vb. gibi doğal ürünler içerir.

Doğal bir seçenek

Yazımızın devamında, vücut tarafından emildiğinde kemikleri güçlendiren ve eklem sorununu azaltan, anti-inflamatuvar ve antioksidan maddeler içeren doğal bir yöntem önereceğiz. 

Bunu yapmak için, bazı çekirdeklerin özelliklerini bal, kuru üzüm ve jelatin gibi bileşenlerle karıştırıp, iltihaplanmayı ve rahatsızlığı azaltan bir ürün oluşturacağız.

Dahası, bu doğal ürün yüksek miktarda doğal enzim, lif ve amino asit içerdiğinden öne çıkmaktadır. Tüm bunlar vücut tarafından emildiğinde kemikler ve eklemler güçlenir, problemlerin oluşmasını engellenir. Ayrıca aşağıdaki avantajları sağlar:

  • Kalsiyum ve magnezyum, özellikle de aşınmaya meyilli kemiklerin yoğunluğunu korumaya yardımcı olan gerekli minerallerdir.
  • Az miktarda potasyum sağlar. Potasyum, sodyum düzeyini dengeler ve ödemin oluşmasını engeller.
  • Ayrıca, yüksek miktarda, muhtemelen bildiğiniz gibi doku iltihaplanmasını ve dolaşım sorunlarını azaltmaya yardımcı olan omega 3 yağ asidi içerir.

Ayrıca okuyunuz: Bu 5 Bitkisel Çare İle Dolaşımı Nasıl İyileştirirsiniz?

  • Ek olarak, eklemleri korumak için kolajen oluşumunu sağlamak için vitamin ve minerallerin yanında yüksek miktarda protein içerir.
  • Son olarak, bu doğal tedaviyi düzenli olarak uygularsanız size enerji verir. Böylece, gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansın güçlenmesine yardımcı olur.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı kabak çekirdeği
  • 2 yemek kaşığı susam
  • 2 yemek kaşığı aromasız jelatin
  • 5 yemek kaşığı keten tohumu
  • 3 yemek kaşığı kuru üzüm
  • 1 bardak bal

Hazırlanışı

Öncelikle çekirdekleri blendırdan geçirin, arından jelatini, üzümleri ve balı ekleyin. Tamamen pürüzsüz bir karışım elde edene kadar malzemeleri 2 ya da 3 dakika blendırdan geçirin. Hazır olduğunda karışımı kapaklı bir kaba koyun ve buz dolabında saklayın.

Nasıl tüketilir?

  • Tercihen aç karna için.
  • Öğle yemeğinden ve isterseniz akşam yemeğinden önce içebilirsiniz.
  • Etkisini göstermesi için bu karışımı bir süre için.
  • İçimini kolaylaştırmak için yarım bardak ılık su ile karışımı seyreltebilirsiniz.
  • 2 aya kadar buzdolabında saklayabilirsiniz.

Diğer tavsiyeler

Bu doğal tedavinin etkilerini arttırmak için iyi bir beslenme düzenine sahip olmak da oldukça önemlidir. Bu bağlamda aşağıdakileri uygulamanızı tavsiye ederiz:

  • Meşrubat, abur cubur, sodyum ve şeker tüketiminizi azaltın.
  • Meyve, sebze, yağsız et ve tam tahıllı porsiyonlarını arttırın.
  • Kemikleri ve eklemleri güçlendirmek için bitkisel sütleri (tercihen kalsiyum ve magnezyum ile zenginleştirilmiş) tüketin.
  • Eğer iltihap ve ödemden şikayetçiyseniz, bol su ve diüretik içecekler içmeyi ihmal etmeyin.
  • Son olarak, ihtiyacınıza ve fiziksel kabiliyetinize uygun olarak spor yapmayı unutmayın.

Eklemlerinizde acı ve ağırlık mı hissediyorsunuz? Kemik problemleri çekmekten endişeli misiniz? Şimdi hemen bu doğal tarifi hazırlayın. Sizi güçlü ve sağlıklı tutmak için harikadır.

  • Moskowitz RW, “Role of collagen hydrolysate in bone and joint disease”, Semin Arthritis Rheum. 2000 Oct;30(2):87-99.
  • Koitaya N, Sekiguchi M, Tousen Y, Nishide Y, Morita A, Yamauchi J, Gando Y, Miyachi M, Aoki M, Komatsu M, Watanabe F, Morishita K, Ishimi Y., “Low-dose vitamin K2 (MK-4) supplementation for 12 months improves bone metabolism and prevents forearm bone loss in postmenopausal Japanese women”, J Bone Miner Metab. 2014 Mar;32(2):142-50.
  • Jennings A, MacGregor A, Spector T, Cassidy A, “Amino Acid Intakes Are Associated With Bone Mineral Density and Prevalence of Low Bone Mass in Women: Evidence From Discordant Monozygotic Twins”, J Bone Miner Res. 2016 Feb;31(2):326-35.

Vücudunuzu Arındırmak İçin 4 Çay

Çeşitli nedenlerden dolayı vücudunuzda toksinler birikebilir. Bununla birlikte, vücudunuzu arındırmak ve tüm zararlı atıklardan kurtulmak için, inanılmaz özelliklere sahip bazı çaylar içebilirsiniz. Vücudunuzu Arındırmak İçin Çeşitli Çaylar Doğal ve uygun bir arındırma için çeşitli diüretik ve sindirime iyi gelen şifalı…

Tavuklu Ramen Eriştesi

Bol aromalı bir yemek yapmak istiyorsanız, tavuklu ramen eriştesi ideal bir seçenek olacaktır. Bu tarif besleyici ve hazırlamasının kolay olmasının yanı sıra, basit ve pek çok maddeyi içeren malzemelere sahiptir. Tavuklu ramen çorbası dünyanın geri kalanında da Asya mutfağının demirbaşlarından…

Leziz Çin Usulü Tatlı ve Ekşili Tavuk Tarifi

Bu Çin usulü tatlı ve ekşili tavuk, lezzetinden ötürü en popüler Çin tariflerinden biridir. En iyi kısmı, evde yapabilecek olmanızdır. Tek yapmanız gereken basit ipuçlarını takip etmektir. Tarif, düşündüğünüzden daha kolay, daha sağlıklı ve daha pratiktir. İnsanlar Çin yemeklerinin biraz…

Hindistan Cevizi Sütü ile Cildinizi Güzelleştirin Hindistan cevizi sütü, kendinize hem içeriden hem de dışarıdan kendinize bakmak için kullanabileceğiniz harika bir vitamin, mineral, lif ve karbonhidrat kaynağıdır. Bu meyve, Hindistan cevizi ağacında yetişir. Muz ve elma gibi meyvelerden çok daha yüksek protein içeriğine sahiptir. Harika bir…
Düğünde Mükemmel Görünmek İçin Öneriler

Eğer davetli iseniz ve ne giyeceğinizi bilmiyorsanız, bu yazımızda bir düğünde mükemmel görünmek için bazı ipuçları bulabilirsiniz! Düğünde Mükemmel Görünmek İçin Genel Prensipler Düğün için mükemmel bir görünüm seçmek kolay değildir, çünkü göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörler vardır. Örneğin,…

Böbrekleri Arındırmak: Fesleğen ve Ada Çayı Karışımı

Sağlıklı kalmak ve kronik veya dejeneratif hastalıkları önlemek için vücudun doğal arınma sürecini desteklemek önemlidir. Neyse ki iyileştirici bitkilerin yardımıyla pek çok rahatsızlığı önlemek veya iyileştirmek için böbreklerinizi, karaciğerinizi ve bağırsaklarınızı arındırabilirsiniz. Bu yazıda fesleğen ve ada çayı karışımı ile…

Источник: https://sagligabiradim.com/kemikleri-ve-eklemleri-guclendirmenin-yollari/

Kemiklerim Çok Zayıf, Kemikleri Güçlendirmek İçin Neler Yapabilirim?

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Sizden gelen soru:

[box type=”success” ] Ben 19 yaşındayım kemiklerim çok zayıf neler yapabilirim? [/box]

Cevap:

Kemikleriniz çok zayıf olduğu için kemiklerinizi güçlendirmeniz gerekiyor. Kemiklerinizi nasıl güçlendireceğiniz ve kemikleriniz güçlendirmenin yollarını aşağıda size anlatıyoruz.

Kemikleri Güçlendirmenin Yolları

Mayo Clinic’te yer alan habere göre, kemikler vücutta yapıyı sağlıyor, organları koruyor, kaslarınızı bağlıyor ve kalsiyum depoluyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde güçlü ve sağlıklı kemik oluşumu için önlem almak önemliyken, ilerleyen yıllarda da kemik sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Niçin kemik sağlığı önemlidir?

Kemikleriniz sürekli değişiyor, yeni kemikler oluşurken eskileri kırılıyor. Gençken vücudunuz kırılan eski kemiklerden daha fazla yeni kemik oluşturuyor, kemik kütleniz artıyor. Birçok insan kemik kütlesinin zirvede olduğu döneme 30 yaşında ulaşıyor.

Bundan sonra, kemiğin yeniden modellenmesi sürüyor, fakat kazandığınızdan daha fazla kemik kaybediyorsunuz.

Bu nedende osteoporoz (kemik erimesi) hastalığı gelişme riski 30 yaşına ulaşana kadar ne kadar kemik kütlenizin olduğuna ve sonrasında ne kadar hızlı kemik kaybettiğinize bağlı.

Kemik sağlığını neler etkiliyor?

Birçok faktör kemik sağlığını etkiliyor, bunların bazısı değiştirilebilirken, bazıları da değiştirilmiyor. Örneğin:

– Beslenmenizdeki kalsiyum miktarı: Az miktarda kalsiyum alıyorsanız, kemik yoğunluğunuz azalır, erken kemik kaybı ve artan kemik kırığı riski oluşuyor.

– Fiziksel aktivite seviyesi: Fiziksel olarak aktif olmayan insanların kemik erimesi hastalığına yakalanma riski daha fazladır.

– Sigara kullanımı ve alkol tüketimi: Araştırmalar, sigara ve alkolün kemikleri güçsüzleştirdiğini ve osteoporoz riskini artırdığını gösteriyor.

– Kadın olmak. Kadınların kemik dokuları erkeklerden daha az.

– Yaşlanmak. Kemikleriniz yaşınıza bağlı olarak inceliyor ve güçsüzleşiyor.

– Vücut genişliği, ailenizin hastalık geçmişi. Eğer aşırı derecede zayıfsanız, kemik kütleniz daha az olabilir. Ailesinde kemik erimesi olanlar da daha fazla risk altındadır.

– Hormon seviyesi: Fazla tiroid hormonu kemik kaybına yol açabilir. Kadınlarda kemik kaybı menopoz nedeniyle östrojen seviyesi düştüğünden daha fazla oluyor.

– Yemek bozukluğu ve diğer sorunlar da kemik sağlığını etkiliyor. Anoreksi (iştahsızlık) ya da bulumi (oburluk hastalığı) olan insanlarda kemik kaybı riski vardır. Ayrıca, gastrektomi, kilo verme ameliyatı ile Crohn, çölyak ve Cushing’s hastalığı gibi rahatsızlıklar da kalsiyum emiliminizi etkileyebilir.

– Belirli ilaçların kullanımı. Uzun süreli kortizon, prednizon, prednizolon ve dekzametazon gibi kortikosteroid ilaçlarının kullanımı kemiklerinize zarar verir. Kemik erimesi riskini artıran diğer ilaçlar arasında göğüs kanseri tedavisinde kullanılan Aromataz enzim inhibitörleri, antidepresanlar, kanser ilaçları, bazı nöbet engelleyici ilaçlar bulunuyor.

Peki kemik sağlığınızı korumak için ne yapmalısınız?

– Bol bol kalsiyum alın. 19-50 yaş arası yetişkinler ile 51-70 yaş arası erkekler için günde 1,000 mg kalsiyum alınması öneriliyor. Bu miktar 51 yaş ve üstündeki kadınlar ile 71 yaşın üstündeki erkekler için 1,200 mg’a çıkarılmalı. Süt ürünleri, brokoli, kara lahana, konserve somon ve sardalye ile soya ürünleri tüketilmeli.

– 19-70 yaş arası yetişkinlerin günde 600 IU D vitamini alması öneriliyor. 71 yaşın üzerindekilerin ise bu rakamı 800 IU’ya yükseltmesi gerekiyor. D vitamini kaynakları: ton balığı ve sardalye gibi yağlı balıklar, yumurtanın sarısı, süt ve D vitamini takviyesi.

– Yürüme, koşma, tenis, merdiven çıkma gibi aktiviteler kemiklerinizin güçlenmesine ve kemik kaybının yavaşlamasına yardım eder.

– Sigara ve içki kullanmayın.

– Kemikleri güçlendiren ilaçlar kullanabilirsiniz.

– Kadınlarda menopoz dönemine girildiğinde hormon tedavisi kemik yoğunluğunun korunmasında etkili olabilir.

Kemikleri Güçlendiren Öneriler

Kemik kütlesinde azalma ve kemik kalitesinin bozulması sonucu kırık riskinin artmasıyla ortaya çıkan osteoporoz hastalığı,tedavi edilmediğinde ağrı, kemiklerde şekil bozukluğu, boyda kısalmaya yol açıyor ve oluşan kırıklar nedeniyle yaşam kalitesini bozuyor. Oysa kemik erimesi gerekli önlemler alındığında gelişmesi önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Selda Bağış, kemikleri güçlendirmek ve osteoporozdan korunmak için basit ama etkili 9 püf noktasını anlattı:

En az 2 bardak süt için 

Her gün yeterli miktarda kalsiyum almaya özen gösterin. (1-10 yaş 800 mg, 11-24 yaş 1200 mg, daha sonraki yaşlarda 800 mg kalsiyum/gün, menopozal dönemde 1200 mg). Kalsiyum için en iyi kaynak süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle gün boyunca en az 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 2 kibrit kutusu kadar peynir tüketmelisiniz. İleri yaşlarda iseniz az yağlı sütü tercih edin.

Her gün yeşil yapraklı sebze tüketin 

Sütün dışında; özellikle brokoli olmak üzere, kıvırcık lahana, ıspanak ve asma yaprağı gibi yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık, yerfıstığı, badem ve ceviz gibi yağlı tohumlar ile pekmez, kalsiyumdan zengin besinler arasında yer alıyor.

Yeşil yapraklı sebzeleri her öğünde, yağlı tohumları da günde ortalama 30 gr kadar tüketmeyi ihmal etmeyin.

En az 15 dakika gün ışığından yararlanın

D vitamini kemik sağlığı, kalsiyum emilimi ve kas gücü açısından önemli role sahip. 50 yaş üzeri erişkinlerde önerilen günlük D vitamini dozu 800-1000 IU dolayında seyrediyor.

D vitaminin asıl kaynağı ise güneş ışınları.

Dolayısıyla güçlü kemikler için her gün, güneş ışınlarının yeryüzüne dik gelmediği saatlerde, yüzünüzü ve kollarınızın güneş alması ve vücudunuzda D vitamininin aktif hale geçmesi için 15 dakikanızı ayırın.

Kilo Başına 1 gram protein alın

Her gün kilo başına 1 gram protein almayı ihmal etmeyin. Yüksek proteinli diyetler, idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olurken, bunun aksine yetersiz protein alınması ise kas gücü ve kitlesinde azalmaya, düşme ve kırık riskinin artmasına yol açıyor.

Sadece 6 gram tuz alın

Tuz tüketimini sınırlandırın. Çünkü aşırı tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemikten kalsiyum kaybına neden oluyor.

Posa Tüketimini 20 -25 gramla sınırlandırın

Aşırı posalı yiyeceklerin tüketiminden sakının. keÇünkü aşırı posalı yiyecekler tüketmek bağırsaktan kalsiyum emilimini bozarak kalsiyum eksikliği ve kemikten kalsiyum kaybına neden olabiliyor.

Kepekli yiyecekler, tam tahılı ekmekler, sebze ve meyvelerin kabukları ve baklagiller dengeli oranda tüketilmeli. Günde 20-25 gr posa, sağlıklı beslenmeniz için yeterli oluyor.

En az iki fincan kahve için

Günde 2 fincan kahveden fazlasını içmeyin. Ayrıca çay ve kola tüketimini de sınırlandırmaya özen gösterin. Ayrıca alkol ve sigara da kemik sağlığı için oldukça zararlı. Sigara içmeyin ve alkol tüketmeyin.

Aşırı zayıf olmayın

Güçlü kemikler için aşırı zayıflıktan kaçının. Beden kitle indeksiniz (BKİ) 20 kg/m² altına inmemeli. Çünkü menopozdan sonra vücut, yağ dokusunda oluşan östrojenden de yararlanıyor ve bilindiği gibi menopozdan sonraki hızlı kemik kaybının en önemli nedeni östrojen eksikliğidir.

Haftada 3-4 kez yürüyün 

Düzenli fiziksel aktivite kemik sağlığı için çok önemli. Fiziksel aktivite gençlikte kemik kütlesini artırıyor, yaşlılıkta ise kemik kaybını önlüyor. Osteoporozda özellikle ağırlık (yük) bindiren ve kas güçlendirme egzersizleri ile denge egzersizleri öneriliyor.

Yürümek, koşmak, ağırlık kaldırmak ve dans etmek kemikleriniz için birebir. Yüzme sırt kasları için yararlı olmakla birlikte, kemik kitlesinde belirgin artışa neden olmuyor. Kemiklerinizi güçlendirmek için haftada en az 3-4 kez 30-45 dakika yürüyüş yapmayı da unutmayın.

Источник: http://www.renklinot.com/soru-cevap-2/kemiklerim-cok-zayif-kemikleri-guclendirmek-icin-neler-yapabilirim.html

Eklem ve kemik ağrılarına karşı doğal takviyelerle korunmak sizin elinizde

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Dinamik bir yapı olan insan iskeleti, sürekli yapım ve yıkım halinde. Çocukluk ve gelişme çağında kemiğin yapım faaliyeti, yıkımdan çok daha hızlı seyrediyor. Böylece kemiklerimiz büyüyor ve kalınlaşıyor. Ayrıca, kemiklerimizin yoğunluğu da artıyor.

Bu gelişme 20’li yaşlarımızın ortalarına kadar devam ediyor ve bedenimiz güçlü bir kemik yapısına kavuşuyor. İskelet olgunluğa eriştikten sonra, yapım ve yıkım aktiviteleri dengeli bir şekilde devam ediyor. Ancak 40’lı yaşlardan itibaren kemik yoğunluğu dengesi negatif yöne doğru kaymaya başlıyor.

Bu değişim kadınlarda menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak artış gösteriyor. Dolayısıyla 50 yaşın üzerindeki kadın ve erkekler her yıl kemik kütlelerinin yüzde 1-3’ünü kaybediyor. Kemiğin yoğunluğunu kaybederek delikli bir yapı alması haline ise osteoporoz adı veriliyor.

İşte, bu boşluklu yapı çok daha zayıf ve kırılmalara eğilimli bir özellikte.

Sinsi düşman osteoporoz

Osteoporoz sessiz bir düşman. Öyle ki son ana dek belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Son dönemde ise sırt ağrıları, dik duruşun kaybedilmesi veya çok hafif darbelerle oluşan ani kırıklarla kendini belli ediyor.

İşte bu dönemde hafif darbelerle el bileği, omurga ve kalça kırıkları oluşabiliyor. Osteoporoz ile ölüm riski ise ileri yaşlarda keskin bir artış gösterebiliyor. Bu durum daha çok kalça kırıklarıyla bağlantılı seyrediyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporuna göre osteoporoz, kardiyovasküler hastalıklardan sonra sağlık problemi olarak 2. sırayı alıyor. Yine bu rapora göre, dünya üzerinde yaklaşık 200 milyon kadın osteoporoz ve düşük kemik yoğunluğuyla karşı karşıya.

Bu da 60-70 yaş arası her 3 kadından birinin, 80 yaş üzerindeki her 3 kadından ikisinin bu sorunun etkisi altında olduğunu gösteriyor. Yaygın inanışın aksine, osteoporoz sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Ancak erkeklerin risk yüzdesi daha düşük.

Yaşam boyunca osteoporotik kırıkla karşılaşma riski kadınlarda yüzde 30-40 civarında seyrederken, bu oran erkeklerde yüzde 13. Üstelik kadınların osteoporotik kalça kırığından ölme riski, göğüs kanserinden ölme riskiyle aynı oranda gelişiyor.

Böylesine riskli bir hastalıktan nasıl korunmak gerektiğine gelince… Önce, osteoporoza nelerin yol açtığına bakmak daha doğru olacak.

Ailede osteoporoz olması, düzensiz beslenme, sigara kullanımı, uzun süreli kemik yıkımını artıran ilaç kullanımı, aşırı alkol tüketimi, düzenli egzersiz yapmama gibi faktörler osteoporozun gelişmesine yol açıyor. Dolayısıyla bunlardan kaçınarak hastalık riskinden korunmanız mümkün.

EKLEM SORUNUNUZ VARSA

* Fazla kilolar, eklemlere fazla ağırlık binmesi ve eklem hasarının ilerlemesi anlamına geliyor. Dolayısıyla ideal kilonuzu bilin ve onda sabit kalın.

* İnflamasyonu arttırabilecek besin maddelerini (örneğin doymuş yağ, kızartmalar) azaltarak, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini daha çok tüketmeye çalışın.* Hafif de olsa düzenli egzersiz yaparak yaşam kalitenizi yükseltin.* Günde en az 8 saat uyumaya özen gösterin.

* Stresin sizi etkisi altına almasına izin vermeyin. Stresle başa çıkmak için çeşitli teknikler kullanın.

Eklemler göz ardı edilmemeli

Vücudumuzun ağırlığını çeken ve hareket yeteneğini veren eklemler, kemiklerimizin sağlığı için göz ardı etmememiz gereken noktalardan birini oluşturuyor. Çünkü vücudumuzun bu bölgelerinde yaşadığımız sorunlar, önlem alınmazsa, ilerleyen aşamalarda dayanılmaz ağrılara yol açabiliyor.

Eklem yapısının bozulması, kıkırdak sıvısının azalması veya iltihaplanması gibi sorunlar, özellikle ileri yaşlarla beraber görülebiliyor. Diz ve dirsek eklemlerinde görülen sorunlar ise 60 yaşın üzerindeki kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor.

Yapılan araştırmalar, eklem sorunlarının Avrupa ve Amerika’da, insanların yüzde 10-15’ini etkilediğini gösteriyor.

Doğal yöntemlerle güçlendirin

Bu tür sorunların tedavisinde, ön planda ağrıların giderilmesi olmakla beraber, uzun vadede eklem ve kıkırdak yapısının güçlenmesi hedefleniyor. Bu amaçla kullanılabilecek en önemli doğal takviyeler, hayvansal kaynaklardan elde edilen “glucosamine” ve “chondroitin.

” Her ikisi de Batı Avrupa’da eklem sorunları için ilk tercih edilen doğal takviyeler.
Glucosamine ve chondroitin, kıkırdak onarıcı ve destekleyici bileşikler. Diz ve dirsek eklemleriyle ilgili sorunlarda ağrının giderilmesi ve kıkırdak yapısının desteklenmesi için kullanılıyor.

Antioksidan besin maddeleri ve özellikle C Vitamini, bu iki bileşiğin vücuttaki emilimini arttırabiliyor. Eklem sorunlarında iltihabın giderilmesinde yardımcı olabilecek en önemli takviye ise Omega-3 yağ asitleri.

Uzmanlar bu amaçla günde 3000 mg balık yağı takviyesinin alınabilececiğini vurguluyor.

Bol kalsiyum, az tuz…

Yaşam tarzını değiştirmek, kemik sağlığınızı korumada son derece önemli. Bunun için, kalsiyum açısından zengin beslenmeye, kalsiyum-magnezyum takviyelerini kullanmaya, yeterli D vitamini almaya dikkat edilmesi gerekiyor. Hareketsiz bir yaşam tarzının ileri yaşlarda kemik kaybı riskini artırdığı biliniyor.

Dolayısıyla, düzenli egzersiz yapmanız kemik sağlığınız açısından son derece önem taşıyor. Sigara da, kemik sağlığının en büyük düşmanlarından biri. Araştırmalar sigara içen kişilerde kemik kaybının hızlandığını gösteriyor. Dolayısıyla sigarayı mutlaka bırakın.

Bunların yanı sıra, tuz ve fosforlu içeceklerden de kaçının.

OSTEOPOROZDAN NASIL KORUNMALI?

Osteoporozdan korunmanın en etkili yöntemi, kemik yoğunluğunun maksimum düzeye ulaştığı dönemde güçlü, sağlam bir kemik yapısı oluşturmak. Sonraki dönemlerde bu yapıyı korumaya özen göstermeyi de ihmal etmemeniz gerekiyor.

Sağlıklı bir kemik yapısı için gerekli olan temel mikrobesin maddeleri ise, kalsiyum, magnezyum, boron, çinko ve D vitamini. Bu takviyeleri dengeli olarak almaya özen göstermelisiniz. Vitamin ve mineralleri bir arada içeren besin takviyelerini de kullanabilirsiniz.

Süt ürünlerinde bol miktarda bulunuyor.

KALSİYUM:

Sağlıklı kemik oluşumu için kuşkusuz en önemli mineral. Eksikliğinde osteoporoz gelişiyor ve kemikler kolayca kırılabilir hale geliyor. Süt ürünlerinde bol miktarda bulunuyor.

Ancak sütün içinde kalsiyum kaybını arttıran fosfor, hayvansal protein gibi maddelerin de olduğunu unutmayın. Günlük kalsiyum ihtiyacımız 1000-1200 mg arası değişiyor. Bu rakam osteoporoz gelişimine bağlı olarak 1500 mg’ye çıkabiliyor.

Bu yüzden kalsiyum takviyesi almak, kemik sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

D-VİTAMİNİ:

Güneş ışığı vitamini olarak da biliniyor. D vitamini, kalsiyumun vücutta emilip kullanılmasını sağlıyor. Eksikliğinde ise çocuklarda raşitizm (gelişmekte olan çocukta görülen kemik eğriliği) görülüyor. Yetişkinlerde ise osteomalasi (kemik zayıflığı) gelişiyor.

D vitamini eksikliği genellikle postmenopozal dönemlerdeki kadınlarda ortaya çıkıyor ve artan kalça kırığı riskiyle kendini gösteriyor. İleri yaşlarda, vücutta yapımının azalması, yaşlanma sonucu osteoporozun artmasına yol açan önemli neden… Kullandığımız D vitaminin büyük bölümünü güneşten sağlıyoruz.

Bu yüzden 15-20 dakika açık havada yapacağınız yürüyüş günlük D vitamini ihtiyacı için yeterli oluyor. Kapalı ortamda bulunuyorsanız, mutlaka takviye almalısınız. Günlük D vitamini ihtiyacınız ise 400 IU.

MAGNEZYUM:

Kalsiyumun tamamlayıcısı olarak kabul edilen magnezyum, genel olarak kalsiyumun kemikte düzgün dağılımı için gerekiyor. Ayrıca üredeki kalsiyumun çözünürlüğünü artırarak taş oluşumunu da azaltıyor.

Magnezyum takviyesi osteoporoz tedavisi ve korunmasında kalsiyum kadar önemli. Günlük magnezyum ihtiyacınız 400 – 500 mg.
Nelerde bulunur: Badem, ceviz, fındık, fıstık, kuru baklagiller, yeşil sebzeler ve tahıllarda.

Domates, soğan, incir, üzüm, hurma, badem, yulaf, çavdar, buğday, kara turp, gravyar peyniri, havuç, kereviz, marul, pırasa.

BORON:

Mineral metobolizmasında görev alan boron, vücutta D vitamini oluşumunun artmasını, kalsiyum, magnezyum ve fosforun alıkonmasını sağlamaya yarar. Günlük ihtiyaç duyulan doz net olarak belirlenmemiştir. Ancak uzmanlar en az 3 mg alınmasında yarar olduğunu düşünmekte.

ÇİNKO:

Çinko minerali kemik matrisinde önemli rol oynayan ve güçlü kemik yapısı için gerekli olan bir mineral. Günlük almanız gereken çinko miktarı ise ortalama 15 mg. Kırmızı et, karaciğer, yumurta, deniz ürünleri, fasulye, bezelye ve fındık bol miktarda çinko içerir.

ISOFLAVONLAR:

Bitkilerden elde edilen fitoöstrojenlerdir (bitkisel österojenler). En önemli isoflavonlar “genistein” ve “daidzein.” Vücut bu maddeleri kendisi oluşturmadığı için diyet veya takviyelerle dışarıdan almak gerekiyor.

Bu maddeler, yapısal olarak östrojene benziyor ve benzeri etkiler gösteriyor. Yapılan araştırmalar da bu maddelerin menopoz döneminde kullanımının kemik yoğunluğunun korunması yönünde yararlar sağladığını göstermiş.

Günlük tavsiye edilen isoflavone dozu da 40 mg civarı.

Solgar Türkiye tarafından içeriği hazırlanan yazı http://www.formdakal.com’dan alınmıştır.

Источник: https://hamilelik.wordpress.com/2008/10/27/eklem-ve-kemik-agrilarina-karsi-dogal-takviyelerle-korunmak-sizin-elinizde/

Kemikleri Güçlendirmek: Kolay ve Etkili Kemik Güçlendirici Tavsiyeler

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Kemiklerinizi güçlendirmek sizi birçok problemden korur. Bu sebeple size kemik güçlendirici tavsiyelerimi sıralamak istiyorum.

Kemiklere dışarıdan bakıldığında ölü ve sert bir doku gibi görünüyor olabilir. Ama hayır. Kemikler canlı dokulardır ve sürekli olarak yapım/yıkım işlemleri devam eder. Hatta her on yılda bir iskelet sisteminiz yeniden oluşturulur.

Bu durum onların çevre şartlarına uyum sağlamasını kolaylaşır.

Yaşın ilerlemesi ile beraber hücre yapım reaksiyonları azalır ve bu durumdan kemikler de etkilenir. Sonuç olarak kemik yoğunluğu azalır. Hatta bu azalmayı kadınlarda menapoz sonrası dönemde de (erken zamanda) görmek mümkün.

Azalan kemik yoğunluğu ise ciddi birkaç probleme sebep olur. Bu sorunlardan en önemlileri,

  • Vücut yapısının bozulması ve kemiklerde eğilme (özellikle yaşlı kadınlarda sık gördüğünüz öne eğik vücut tipi),
  • Sık kemik kırıkları (kemik kırıkları ileri yaşlarda ölüme sebep olabilir),

olarak sıralanabilir.

Bahsettiğim sorunlar ise erken ölümlerden, sık düşmelere, yatağa bağımlı bir yaşamdan, hareket kabiliyetinin azalmasına kadar birçok duruma sebep olabilir.

Ama üzülmenize gerek yok. Çünkü kemiklerinizi basit değişiklikler ile kolayca güçlendirebilirsiniz. Okumaya devam edin, tüm ayrıntılardan bahsedeceğim.

Düşük kemik yoğunluğu kişilere net bir anlam ifade etmiyor. Yani birçok kişi bu konuda tam olarak ne yapması gerektiğini bilmiyor.

Ayrıca ileri yaşlarda kemik yoğunluğunu arttırmak, gençken onu korumaktan çok daha zor. Çünkü ileri yaşlarda azalan hücre yapım süreçleri kemiklerin yerine koyulmasını zorlaştıracaktır.

Doğru şey ise genç yaşlarda kemik yoğunluğuna dikkat etmek ve yüksek tutmaya çalışmak.

Artık kemikleri güçlendirmek için önerilerime geçmeye hazırız. Hadi devam edelim.

Kalsiyum tüketimi

Kemiklerin çok büyük bir kısmı kalsiyumdan oluşur. Ayrıca bedenin kalsiyum ihtiyacının çoğu kemikler üzerinden karşılanır.

Dolayısıyla kalsiyum tüketimi kemiklerin yoğunluğunu korumak için oldukça önemli.

Erişkin bireyler için günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1300 mg olarak belirlenmiştir (1).

Kalsiyum ihtiyacı çoğu zaman besinler ile alınabilir. Burada dikkat etmeniz gereken şey tahıllarda bulunan kalsiyum bağlayıcı anti-besinler emilimi engelleyebilir.

Bu sebeple kalsiyum kaynaklarını tahıllar ile beraber tüketmemelisiniz.

D vitamini alımı

D vitamini kemik yoğunluğunu yakından ilgilendirir. Çünkü D vitamini, kalsiyum emilmesi ve kemiklere çekilmesi dahil birçok farklı süreci kontrol eder.

Hatta araştırmalar normal kan D vitamini düzeylerinin kemik erimesi ve diğer kemik hastalığı riskini azalttığını gösteriyor (2).

Ülkemize kış aylarında düşen güneş ışığının fazla yatay olması göz önüne alındığında D vitamini eksikliğinin sık yaşandığını tahmin edebiliyorsunuzdur.

Bu sebeple 50-70 ng/dl olan sağlıklı D vitamini aralığına kavuşmak için -özellikle kış aylarında- D vitamini takviyesi almanız gerekebilir. Alınması gereken miktar ise kan D vitamini düzeyleriniz ile ilişkilidir.

Dolayısıyla D vitamini kaç olmalı? adlı yazımı okuyup, hekiminize ulaşarak kan D vitamini değerlerinizi ölçtürmeli ve takviye almaya başlamalısınız.

Protein alımı

Çok yaygın ve bir o kadar yanlış bir inanış var.

“Protein alımı kemikleri zayıflatır.”

Bu hayatımda karşılaştığım en talihsiz açıklamalardan biri. Çünkü kemikler dahil canlı hücre içeren tüm dokular proteine muhtaçtır. Dolayısı ile doğru miktarda alınan protein kemik sağlığınızı korumak için gereklidir.

Yapılan araştırmalar protein tüketiminin daha az kemik kırığı ile ilişkili olduğunu gösteriyor (3).

Ayrıca kilo verme süreci kemik yoğunluğunu da azaltır. Kilo vermek için diyet yapan bireylerin, beslenmelerinde daha fazla protein bulundurmaları kemik yoğunluğunu korumalarına yardım eder.

Protein alımı, büyüme hormonu düzeylerini arttırır. Büyüme hormonu ise kemiklerin yeniden yapılanması için en önemli hormondur.

Dolayısıyla kaliteli protein alımı sağlıklı kemiklere sahip olmanız demek. Ama burada miktar önemli. Çünkü aşırı protein alımı diyette diğer besinlerin tüketilmesini önler.

Günlük protein alımını belirlemek için günlük ne kadar protein tüketmeliyim? adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Egzersiz yapmak

Kemikleriniz bedeninizdeki en uyumlu dokulardan biridir. Yani aktivitelerinizi takip eder ve ona uygun bir yoğunluk oluşturur.

Hareketsiz bir yaşam kemikleriniz üzerindeki baskıyı azaltır ve bu durum kemiklerinizin daha güçsüz olmasına neden olur.

Eğer kemik yoğunluğunu arttırmak ve kemiklerinizi güçlendirmek istiyorsanız mutlaka egzersiz yapmalısınız. Bu konudaki en değerli egzersiz tipi ise kesinlikle ağırlık antrenmanı.

Çünkü ağırlık antrenmanları ile kaslarınız gelişir, kemikleriniz baskıya maruz kalır ve yoğunluğunu arttırır.

Yapılan araştırmalar ağırlık egzersizinin kemik yoğunluğu ve ağırlığını arttırdığını; ileri yaşlarda ise kemik yoğunluğunun azalmasını engellediğini gösteriyor (4, 5).

Kemik yoğunluğu arttırmak için tüm bireylerin -özellikle de kadınlar- ağırlık antrenmanı yapmasını öneriyorum. Bu mümkün değilse en azından haftada üç gün yürüyüş son tavsiyem olacak.

Ağırlık antrenmanı yapmak için illa spor salonuna yazılmanıza gerek yok. Evde yapabileceğiniz squat, box jump gibi basit egzersizler size oldukça fazla yardım edecektir.

Kemik güçlendirici pratik öneriler

Yazının bu bölümüne kadar beslenme ve egzersiz temposundan bahsettim.

Ama bunu nasıl yapmanız gereketiği hususu kafanızı karıştırıyor olabilir. Bu sebeple sizler için birkaç öneri hazırladım.

Kemik güçlendirici besinler: Vitamin ve mineral açısından zengin, doğal ve besleyici besinler kemik güçlendirme konusunda oldukça etkili.

Benim hastalarıma önerdiğim ve günlük hayatta tüketmelerini istediğim besinler,

  • Kemik suyu (kolajen ve kalsiyum içeriği ile muhteşem bir besin),
  • Ispanak (kalsiyum ve birçok mineral açısından zengin),
  • Balık ürünleri (omega-3 ve 6 yağlarından zengin),
  • Kefir (probiyotik bir besin olması K2 vitamini alımınızı kolaylaştırır ayrıca kalsiyum içerir),

olarak sıralanabilir.

Kemikleri güçlendirmek için yaşam tarzı: Diğer her şey gibi yaşam tarzı kemik yoğunluğunu koruma için oldukça önemli. En önemli tavsiyem ise uyku.

Çünkü doğru uyku süresi ve zamanı iyi büyüme hormonu seviyesi demek. Büyüme hormonunun kemik yoğunluğu için çok önemli olduğunu artık biliyorsunuz.

Doğru kiloyu korumak: Kemikleriniz vücut ağırlığınızı taşıdığı için kilonuz ile yakından ilişkilidir. Aşırı zayıf olmanın kemik yoğunluğunu azalttığını biliyoruz. Aşırı kilo ise kemik kalitesini etkiler.

Sonuç olarak kilo konusunda uçlarda olmak kemik sağlığına zarar verir. Kilonuzun doğru aralıkta olup, olmadığını merak ediyorsanız vücut kitle indeksi hesaplama sayfasını kullanabilirsiniz.

Artık kemiklerinizi nasıl güçlendireceğinizi biliyorsunuz. Artık kemikler için sadece süt içmeyi bırakın ve doğru yaşamaya başlayın!

Источник: https://www.fitekran.com/kemikleri-guclendirmek/

Kemik Erimesi Tedavisinde Hangi İlaçlar Kullanılır?

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

Yaşla birlikte kemiklerin kırılganlaşmasına ve parçalanmasına neden olan çok ciddi bir hastalıktır. Tanısı konulduktan sonra mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olarak daha çok kadınlarda görülmektedir.

Kemik Erimesi Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

İlaçlar

Kemiklerimizin üzerinde çok küçük delikler bulunmaktadır. Zamanla bu delikler yaşın ilerlemesi sonucunda genişler ve kemiklerimizin süngerimsiz bir hal almasına neden olur. Bu durumda ciddi kemik kırılmaları söz konusu olacağı gibi aynı zamanda da kişinin boyunda kısalmalar da görülmektedir. 

Osteoporoz hastalığında tedavi çok önem taşımaktadır.

Kişinin kemiklerinde mineral dokunun yoğunluğunun tekrardan arttırılması, hastalığa bağlı olarak birçok belirtinin ortadan kaldırılması ve kişinin yaşam kalitesinde bir bozulma olmaması için bir takım ilaçlar kullanması gerekecektir.

Fakat bu ilaçların tek başına yeterli olmayacağını ve kişinin yaşamından sigarayı ve alkolü çıkarması gerektiüğini, kişinin egzersizlere önem vermesi gerektiğini de bilmesi gerekmektedir.

Kullanılan İlaçlar:

Evisata 60 mg: Bayanlarda menopoza girdikleri zaman ortaya çıkacak olan kemik erimesi tedavisinde Ayrıca meme kanseri riski olan kişilerde de bu riski azaltmak için kullanılmaktadır. Yan etkileri arasında kişiyi sıcak basması ya da bacak kasılmaları da görülmektedir.

Ralien 60 mg: etken maddesi raloksifen hidroklorür olmaktadır. Bayanların belli bir yaştan sonra menopoz dönemleri içerisinde kemik erimesini önlemek amacıyla doktor tarafından reçete edilecektir. Hastanın damar genişlemesinden kaynaklı olarak sıcak basması, bacaklarda kasılma ve el ya da bacaklarda şişme gibi yan etkileri bulunmaktadır. 

Fosamax 70 Mg: Kalçalarda meydana gelen veya vertabra isimli kemiklerde kırıklara yol açması sonucunda osteoporozlu bayanların kullanması için reçete edilmektedir. Yan etkileri arasında kaslarda kramp oluşması, şiddetli karın ağrısı, Baş ağrısı gibi belirtileri çok yaygın olmaktadır. 

Actonel 5 mg: bayanlarda menopoz sonrasında gelişecek osteoporoz sırasında kemik erimesinin ortaya çıkması durumunda doktor tarafından reçete edilen bir ilaç olmaktadır. Yan etkileri arasında; yutma güçlükleri, kurdeşen, yüzde ve dilde şişma ve göz iltihabı sıklıkla görülmektedir.

Andante 70 Mg: Osteoporozlı kadınların kemik erimesi ya da kalça ve vertebra kırıklarının tedavi etmek amacı ile kullanılan bir ilaçtır. içerisinde 4 tane bulunur ve doktor tarafından haftada bir defa alınması normal bir ilaç olmaktadır. Yan etkileri arasındabaş ağırısı, kas krampları, kabızlık ya da ishal gibi belirtileri bulunmaktadır.

Alefort 70 mg: Osteoporoz hastalığında kullanılmakta olan efervesan bir ilaç olmaktadır. Bir badak su içerisine atılıp, eridikten sonra içilmesi gerekmektedir. Bu ilaç yutulmamalı ya da çiğnenmemesi gerekmektedir.

Vegabon Plus D 70 Mg: Osteoporozun belirtilerini azaltmak konusunda kullanılan bir ilaç olmaktadır. İlacı aç karnına içmek gerekmektedir.

Bonmega 80 mg: Osteoporoz ya da paget hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. 

Bonefos 800 mg: Kemik zayıflığı yaşamakta olan kişilerin kemiklerini güçlendirmek için verilen bir ilaç olmaktadır. 

Boneplus 5 Mg: osteoporoz tedavisinde kullanılmakta olan kemiklerde var olan güçsüzlüğü gidermek amacı ile piyasada bulunan bir ilaç olmaktadır. Yan etkileri arasında kurdeşen başta olmak üzere yutma güçlüğü çekmesi ve kişinin dilinde şişme meydana gelebilir.

Goyart 35 mg: Bu ilaç risedronat sodyum içerir. Hormon olmayan bir ilaçtır. Daha çok kemik hastalıklarının tedavisinde kullanılmakta olan bir ilaçtır. Yan etkileri arasında Göz iltihabı, kurdeşen, solunum güçlüğü ve yutma güçlüğünün görülmesi söz konusu olacaktır. 

Kayris 35 mg: Menopoz sonrasında ortaya çıkan kemik sorunlarını tedavi etmek amacı ile kullanılan bir ilaçtır. Normal reçete ile satılır. Doktorun tarif ettiği şekilde kullanılması gerekmektedir.

Alpha D3: Normal reçete ile satılan bir ilaç olmaktadır. Daha sıklıkla osteomalazi gibi hastalıklarda oluşan D vitamin eksikliğini tedavi etmek amacı ile kullanılmaktadır.

Angeliq: Bir yıldan daha uzunca bir süre menopoz döneminde olan kadınların kemik yumuşaması yaşamaması için ve bu durumu önlemek için kullanılan bir ilaç olmaktadır.

DIOSS 2 G 28 efervesan tablet: Vertebral kırıkların oluşmasında ve kalça kırıklarında meydana gelme riski olan kişiler kullanmaktadır. Özellikle de yetişkin osteoporoz tanısı konulmuş olan erkeklerin kullanımı uygundur.

PROTELOS 2 gr: Kadınlarda menopoz sonrasında oluşacak omurga ve kalça kırıklarının önlenmesi için kullanılmaktadır. Kemik hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Normal reçeteli bir ilaç olmaktadır.

DIOSS 2 G 28 efervesan tablet: Menopoz sonrasında kemik erimesi yaşayan kadınların bu ilacı kullanmaları gerekmektedir. Aynı zamanda da kemik erimesi tanısı konmuş olan erkeklerin de kullanacağını unutmamak gerekmektedir.

Kaynaklar

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://eklemhastasi.com/kemik-erimesi-ilaclari-isimleri.html

Kanserden korunmak için en etkili 10 önlem

Kemikleri Korumak İçin İlaç Kullanmayı İhmal Etmeyin

  • Haftada yarım kilodan fazla et yemeyin, bol sebze makul oranda meyve tüketin.
  • Her gün işe gider gibi spora gidin.
  • Gece 12’den sonra ışıkları söndürüp mışıl mışıl uyuyun.
  • Erken teşhis için düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.

  • Çocuklarınızı kapalı mekanlarda biriken kanserojen radon gazından korumak için her gün sınıfları ve okulları havalandırın.
  • Onları 13 yaşına kadar cep telefonundan uzak tutun.
  • Bilgisayar ve modemi odasına koymayın, geceleyin de fişlerini çekin.

1- Sigara: Çalışmalar gösteriyor ki; günde tek bir tane dahi sigara içilmesi, kansere sebebiyet verebilir. Bu bağlamda nargile, puro ve pipo gibi diğer tütün türevlerini içmek ve pasif içicilik de risk taşıyor.

Örneğin; bir nargile seansında yaklaşık 50 adet sigara içmiş gibi olduğunuzu unutmayın! Yanınızda sigara içen birisine asla müsamaha göstermeyin.

KİLOYA VE MUTFAĞA ÇEKİ DÜZEN VERİN

2- Beslenme alışkanlığı ve ideal kilo: İdeal kilomuzda yaşarsak, kanserden en uzakta yaşamış sayılırız. Kabaca ideal kilomuz, boyumuzun son iki rakamı veya ondan en fazla 5 kg kadar daha fazlası olarak tanımlanabilir. Tüm yaşamımız boyunca ideal kilomuzu koruyacak bir beslenme sitili yaratmalıyız.

https://www.medikalakademi.com.tr/akciger-kanseri-nedenleri-belirtileri-tani-evrelendirme-teshis/

Bunun için:

a- YARIM KİLO ET: Haftada yarım kilodan fazla et yememeliyiz

b- BEYAZLARA VEDA: Unlu ve şekerli gıdalardan olabildiğince uzak durmalıyız.

c- DOĞRU YAĞ SEÇİN: Mutfağımıza sağlıklı yağlar dediğimiz zeytinyağı, fındık yağı, kanola yağı ve mısır yağı dışında yağ sokmamalıyız.

d- BOL SEBZE MAKUL MEYVE: Her gün karışık salata, sebze yemeği ve makul ölçülerde mevsimin meyvelerinden yemeliyiz.

e- TÜTSÜLEMEYİN: Kızartma, mangal ve tütsüleme gibi sağlıksız tekniklerle hazırlanmış gıdaları yememeliyiz.

f- ALKOLE DİKKAT: Alkolü çok az miktarlarda almalıyız ya da hiç kullanmamalıyız.

g- ORGANİKTEN ŞAŞMAYIN: Tüm gıdalarımızın doğal, organik, katkı ve koruyucu maddeler içermeyen gıdalar olmasına özen göstermeliyiz. Sürekli organik ürünler talep etmeliyiz. Genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmalıyız.

h- YATARKEN YEMEYİN: Yatmadan 3 saat evvel yiyecek tüketimine son vermeliyiz.

Kanserden korunmanın 10 altın kuralı

İŞE GİDER GİBİ SPORA GİDİN

3- Spor: Gerek ideal kilomuzu korumak, gerekse de bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için düzenli spor yapmalıyız.

Haftada en az 3-4 gün, ideali her gün yapılacak olan yarım saatlik tempolu koşu aslında yeterlidir. İlaveten yapılacak aletli, aletsiz egzersizler sağlığımıza ek katkılar sağlayacaktır.

İşe gidiyormuş gibi spor salonuna gitmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.

GECE 12’DEN SONRA IŞIKLARI KAPATIN

4- Düzenli uyku: Erişkinlerin günde 7.5 saat aralıksız uyumaları zorunludur. Ayrıca en geç gece yarısı saat 12’de, ışıksız bir ortamda uykuya geçmemiz lazım ki bizi kanserden koruyan melatonin hormonu salgılanmaya başlasın. Gündüz telafi uykuları aynı faydayı sağlamamaktadır.

OKULLARI VE SINIFLARI HAVALANDIRIN

5- Mesken gazları: Her sabah evimizi, işyerlerimizi, çocuklarımızın saatlerce vakit geçirdiği okullarımızı ve sınıflarımızı 5-10 dakika havalandırıp, gece boyunca biriken başta radon olmak üzere kanserojen gazlardan kurtulmamız lazım. Radon gazı, akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden birisidir. Özellikle hiç sigara içmeyen insanlarda görülen akciğer kanserlerinden sorumlu olabilir.

6- Elektromanyetik radyasyon: Nükleer bir savaş ya da en son Japonya’da olduğu üzere nükleer bir kaza sonucu maruz kalınacak iyonizan radyasyondan hepimizi daha çok ilgilendiren iyonizan olmayan radyasyondan korunmalıyız.

Detaylı kanser belirtileri! Bunları bilmek hayatınızı kurtarabilir

Bunun için:

a- CEP TELEFONUNA SINIR KOYUN: Beyin gelişimini henüz tamamlanmadığı 12-13 yaşına dek çocuklarımızı cep telefonlarından uzak tutmalıyız. Erişkinlerin de günde en fazla 30 dakika ve kulaklıkla cep telefonu kullanması gereklidir.

b- MODEMİ KAPATIN: Küçük ev aletlerinin ciddi elektromanyetik radyasyon yaydığını unutmayın. Gece yatarken odanızda kablosuz modem, cep telefonu vs bulundurmayın. Isıtıcıların yatağınıza en az 2 metre uzaklıkta olmasına dikkat edin. Mümkünse evinizin baz istasyonları ya da yüksek gerilim hatlarından uzakta olmasına dikkat edin.

GÜNEŞTEN KORUNMAYI ÖĞRENİN

7- Güneş: Özellikle yaz aylarında ya da karlı yüksek rakımlı bölgelerde yaşayanların kış aylarında da dikkat etmeleri gereken husus; güneşin tehli ultraviyole-B ışınlarıdır.

Yazın saat 10-15 arasında asla denize girilmemeli; sokağa çıkarken de güneşten korunacak şekilde giyinmeliyiz. Özellikle sarışın, çilli ve vücudunda 20’nin üzerinde beni bulunan insanların güneşten korkmaları gerekir.

Güneş kremlerinin asla gerçek koruma sağlayamayacağı unutulmamalıdır. Solaryumlara asla gidilmemelidir.

ERKEN TEŞHİS SİZİN ELİNİZDE

8- Koruyucu tıp uygulamaları: Kanserden korunmanın en ucuz ve en etkili yöntemi ona yakalanmamaktır. Bunun için:

a- CHECK-UP LÜKS DEĞİL: Herkesin yılda bir kere check-up programına katılması gereklidir.

b-HEKİMİNİZLE KONUŞUN: Meme, kalın barsak, rahim ağzı, akciğer ve prostat kanseri gibi bazı kanserlerin rutin tarama programları vardır; hekiminizle bu konuyu konuşun.

c- AŞILARI UNUTMAYIN: Bazı aşı programları (hepatit, rahim ağzı gibi) kansere karşı koruma sağlar.

d- HORMONDAN UZAK DURUN: Menopoza girmiş kadınlarımızın sıkıntıları için uygulanan ‘hormon replasman’ tedavisi dediğimiz hormon ilaçlarının yerine başka ilaçlar kullanmalarını tavsiye ediyoruz.

e- GENLERE DİKKAT: Genetik yatkınlığı olanlar, onkologları ile risk değerlendirmelerini yapıp, gerekli önlemleri almalı.

PATRONLA KONUŞUN ÖNLEM ALDIRIN

9- Çeşitli kimyasal ve endüstriyel maddelerden korunma:

a- İŞYERİ KANSER ETMESİN: Kanserlerin önemli bir kısmında neden, yaptığımız işle ilgilidir.

Özellikle işyerlerimizde çeşitli kimyasal maddelere, boya maddelerine ve endüstriyel tozlara (asbest, silika, kömür) maruz kalıyorsak; işverenden endüstriyel hijyeni sağlaması için gerekli önlemleri almasını talep etmeliyiz.

Bunun için özel korumalı giysiler ve maskeler, uygun havalandırmalı odalar ve kabinler oluşturulması, düzenli sağlık kontrolleri, sık sık istirahatler temin edilmelidir.

b- NE GİYDİĞİNİZİ BİLİN: Kimyasallara maruz kaldığımız diğer bir husus özellikle uzak doğudan ithal edilen giysilerde ve oyuncaklarda kullanılan azo boyar maddeler, tehli kimyasallardır. Bu ürünlerden uzak durmalıyız.

c- SAÇ BOYALARI MASUM DEĞİL: Saç boyalarının özellikle kan ve kemik iliği kökenli kanserlerde rol oynadığını unutmamalıyız.

d- MEVSİMİNDE BESLENİN: Organik olmayan gıda maddelerinde yüksek oranda kimyasallar olduğunu unutmayın. Bu nedenle en iyisi mevsimin sebze ve meyvelerini tüketmektir.

e- EGZOZ GAZINDAN KORUNUN: Trafikte uzun zaman geçiriyorsak; başta dizel egzozları olmak üzere bir çok kansere neden olan gazlara maruz kaldığımızı unutmayalım.

STRESLİYİM DEMEYİN, ÇÖZÜMLER ÜRETİN

10- Stresle başa çıkma teknikleri: Eğer yaşamımızda ciddi stres oluşturan bir faktör varsa en iyisi ondan kurtulmaktır. Bu mümkün değilse stresle baş etme yöntemlerini uygulamalıyız.

Örneğin; düzenli spor yapabilir, seyahat edebilir, hobiler edinebiliriz. Sanatla ilgilenebilir, çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunabiliriz. Bunlar bizi günün stresli rutininde kurtaracaktır.

Ruh sağlığımızı tehdit eden stresler için kesinlikle profesyonel destek almalıyız.

Kanserden korunmak mümkün mü? İşte en etkili korunma yöntemleri

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Andaç Argon,

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kanserden-korunmak-icin-en-etkili-10-onlem/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.