Kemoterapi Alan Hastalar İçin 15 Beslenme Önerisi

Kemoterapi Alan Kanser Hastalarının Beslenmesi ve Yapması Gerekenler!

Kemoterapi Alan Hastalar İçin 15 Beslenme Önerisi

Herkesin kanserle olan yolculuğu benzersizdir  ve bu yolculukların çoğu kemoterapi almayı içerir. Çoğu hasta kemoterapi almaktan kaçınsa da bazen seçme şansınız olmayabilir. 

Çoğu kanser hastası kemoterapi almaya başladığında hazırlıksız, desteksizdir ve kemoterapi ile başa çıkmanın yollarını bilmemektedir. Kemoterapi her zaman zordur, fakat ne olduğunu, neden alındığını bilmeniz ve hazırlıklı olmanız size oldukça yardımcı olacaktır. 

Kemoterapinin Arka Planı

Kemoterapinin gelişimi, 20. yüzyılın başlarında, bilim adamlarının ilk önce kemoterapi önermesini geliştirdi, daha sonra işe yarayabilecek kimyasallar belirledi, daha sonra bunu test etmeye başladı. 

2.Dünya Savaşı birlikleri hardal gazına maruz kaldıklarında daha sonra kemik iliği ve lenf nodu aktivitesinde azalma yaşadılar. Bu, daha sonra hardalı modifiye eden ve bunları lenfomalarda kullanmaya başlayan kemoterapi araştırmacılarına aktarıldı. (1)

Folik asit ve yeşil yapraklı sebzelerin kanserden koruma etkileri de dahil olmak üzere, İkinci Dünya Savaşı esnasında kanser tedavisi araştırması ile ilgili atılımlar ortaya çıkmıştır.

Yan etkiler ve kemoterapinin zorluğu hakkında bir endişe vardı, ancak araştırmacılar bir lösemihücresinin bile bir fareyi nihayetinde öldürebildiğini belirlediğinde, kanserin korkunç doğası anlaşıldı ve agresif tedaviler ortaya çıktı.

Kanser korkutucu olabilir. Yaşantıyı değiştirirken, çoğu zaman yaşamı tehdit edebiliyor. Kanserin ilerlemesini durdurmak ve çok geç olmadan kanserli hücreleri vücuttan atmak için bazen kemoterapi en etkili çözüm olabiliyor.

Kemoterapi İle Nasıl Başa Çıkılır

Kanser oldukça zorlayıcıdır ve kemoterapi istisna değildir. Tedavi görüyor ya da görecekseniz, kemoterapi hakkında yeterince bilgili olmaya özen gösterin. Kemoterapi alırken dikkat etmeniz gereken bazı unsurlar:

  • Kemoterapi hakkında bilgilenin
  • Şeker tüketimini sonlandırın
  • Süt ürünlerinin tüketimini sonlandırın
  • Vegan diyet ile beslenin
  • Stresi olabildiğince azaltın
  • Uçucu/esansiyel yağlar kullanmayı düşünün
  • Umudunuzu kaybetmeyin

Kemoterapi sırasında zamanınızı mümkün olduğunca etkili kullanmak için bu önerileri değerlendirip, uygulamanız size oldukça yarar sağlayacaktır.

 Kemoterapi Hakkında Bilgilenin

Onkoloğunuz ile kemoterapi veya radyasyonun artılarını ve eksilerini tartıştın. Kemoterapinin bazen son derece zorlayıcı olabilecek yan etkileri vardır. Tedavinin sizin için yararlarını ve risklerini doktorunuza sorabilirsiniz. Doktorunuza sorabileceğiniz bazı sorular.

  • Bu tedaviyi neden tavsiye ediyorsun?
  • Riskleri nelerdir?
  • Kanser tedavisinde başka yollar var mı?
  • Kemoterapi veya hormon tedavisi için nereye gitmem gerekir?
  • Kemoterapi damardan veya hap şeklinde verilir mi ve bulantı karşıtı ilaçlara ihtiyacım olacak mı?
  • Tedaviden sonra eve gidebilir miyim, yoksa yardıma ihtiyacım olur mu?
  • Tedavi ne kadar sürer?
  • Riskleri ve yan etkileri nelerdir?
  • Saçım dökülecek mi? Tekrar uzayacak mi?
  • Prematüre menopoz ve infertilite nedir?
  • Tedavi sırasında nelerden kaçınmalıyım? Diyetimi veya yaşam tarzımı değiştirmeli miyim? (2)

Kemoterapi tedavisi ile ilgili neler yaşayacağınıza dair bir fikriniz olması için doktorunuzla birlikte çalışabilirsiniz. Kemoterapiyi seçmek doğal sağlık tedavilerini engellemez.

Şeker Tüketimini Sonlandırın 

Kulağa korkutucu veya zorlayıcı gelebilir ancak buna değecek basit bir adımdır. Bir 2013 çalışması, beslenme ve prostat kanseri durumuna göre 250’den fazla Jamaikalı erkeği değerlendirerek bu soruna dikkat çekti.

Yüksek oranda rafine şekerli ve rafine edilmiş karbonhidratlı beslenmesi olan erkeklerin, prostat kanseri riskinin arttığını gözlemledi.

(3) Buna benzer bir çok çalışma vardır ve kanser olan insanları ilk adımda şekeri bırakmaları gerekmektedir.

Özellikle kemoterapi hastaları için, şekerin beslenmeden uzaklaştırılmasının iki önemli sebebi vardır: İlki, kanserli hücrelerin beslenmesini durdurmak, ikincisi ise bağışıklıksistemine verdiği zarardan kaçınmaktır.

Kemoterapi bağışıklık sistemini zayıflatır ve şeker tüketimi ile daha da kötüleştirebilir. 1970’lerde yapılan ünlü bir çalışma, şekerli bir içecek tüketildikten sonra birkaç saat boyunca bağışıklık veriminin düşmesini işaret ediyor. (4) Vücudunuzun zaten kansere ve kemoterapiye karşı mücadele ettiğini bilerek, üzerine şeker veya başka bir beslenme stresi eklemeyin.

ilgili yazı: 5 Adımda Şeker Bağımlılığından Vazgeçin ‘Şekere Alternatif Besinler’

Süt Ürünlerinin Tüketimini Sonlandırın

Şekeri kesebilirseniz, süt ürünlerini de kesebilirsiniz. Birden fazla nedenle diyetten kaldırılması gereken süt, şekerden sonra atılabilecek iyi bir adımdır. İstenmeyen süt tüketiminden kaçınmak için ürün etiketlerini okuyun.

Neutropenia, vücudunuzun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini engelleyen bir yan etkidir ve süt mikrobiyal kontaminasyonun potansiyel bir kaynağıdır. Araştırmacılar geçtiğimiz günlerde Uluslararası Kanser Dergisi’nde, artan süt ürünü alımı ile artmış kolon kanseri, meme kanseri riskleri ile laktoz intoleransı riskleri arasındaki bağlantıya dikkat çeken bir makale yayınladılar. (5)

Farklı süt formlarını deneyebilirsiniz, hindistan cevizi sütü, badem sütü gibi. Hem lezzetli hem de oldukça faydalıdırlar.

Vegan Diyet İle Beslenin

Evet, bu daha radikal bir karar olabilir ama hayatın radikal bir aşamasındasınız! 

Artık süt ürünlerini ortadan kaldırdığınıza göre, bir sonraki adım, etin giderilmesi ve bol miktarda meyve ve sebze ile değiştirilmesi olmalıdır. Özel bir diyet ile, erişilebilen şeylerin tadını çıkarırız.

Ne yazık ki, toplumumuzda, en erişilebilir olan en yararlı değildir. Taze ve doğal yiyeceklere ulaşmak, fast food ve işlenmiş yiyeceklere ulaşmaktan daha zordur.

İşlenmiş ve katkı maddeleri eklenmiş besinler kronik hastalıklara yol açar. (6)

Beslenme ve Diyetetik Akademisi tarafından yapılan 2015 açıklamasından:

Vejetaryen veya vegan beslenme daha düşük iskemik kalp hastalığı, hipertansiyon, tip 2 diyabet, obezite ve bazı kanser türleri ile ilişkilidir; Düşük yağlı vejetaryen diyetler, diğer sağlıklı yaşam tarzı faktörleri ile kombinasyonu halinde, bu hastalıkların tedavisinde etkili bir yol olduğu gösterilmiştir. (7)

Beslenmenizden eti çıkartmak vücudunuza uzun vadeli bir rahatlama sağlar. Yemek düzeninizi planlarken daha sağlıklı beslene bilmeniz için bol miktarda sağlıklı ve çeşitli yiyecek bulundurduğunuzdan emin olun.

Stresi Olabildiğince Azaltın

Özbakım üzerine odaklanmak için ilk adım stresi azaltmaktır. Bağışıklık sistemi stresten fazlaca etkilenmektedir, stresli bir akıl ya da vücut kemoterapinin zorluklarını iyi bir şekilde tolere edemeyecektir.

Meditasyon, dua ve genel rahatlama teknikleri günlük hayatınızda öncelik olmalı. Dilerseniz bu çalışmalar için bir danışmana başvurabilirsiniz.

Bu konuyla ilgili yapılan kapsamlı bir çalışma, farkındalık ve bilinçli stres rahatlatmanın özellikle kanser hastaları için sağladığı yararları göz önünde bulundurarak gerçekleştirilmiştir. Bağışıklık sağlığının belirleyicileri ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, farkındalığın kanserli kişiler için sahip olabileceği yaygın gelişmeler sunmaktadır. (8) 

Uçucu/Esansiyel Yağlar Kullanmayı Düşünün

Pek çok kanser protokolü ek besinleri ve bitkileri içerir ve esansiyel yağlar da oldukça faydalı olabilir. Bir bitkinin uçucu yağı genellikle bitkinin koruyucu etken maddesini içerip, tozlayıcıları(polen taşıyan böcek) çeker veya tehleri önler. Bizim için, uçucu yağlar farklı şekillerde koruyucu etkilere de sahip olabilirler.

Uçucu yağların gevşemeye karşı olan kabiliyetleri uzun zamandan beri bilinmekte ve kullanılmakta, bunların keyfini çıkarmanın birçok yolu vardır. Masajlar standart bir gevşeme terapisidir, ancak kemoterapi sırasında bunu hissetmeyebilirsiniz. Ayrıca uçucu yağlar, stres giderici, anksiyete ve depresyonsemptomlarını azaltabilir.

Aynı zamanda, genellikle sadece basit temizlik spreyleri ve antimikrobiyal difüzyonlar yoluyla bağışıklık koruyucu olarak da kullanılabilirler. Tedavi için hastanelere girip çıkarken veya bağışıklık sisteminiz kapalıyken esansiyel yağlar ile koruma sağlayabilirsiniz.

Bazı çalışmalarda esansiyel yağların kanseri önlemeye yardımcı olduğu yolları ortaya çıkmıştır! Araştırmacılar,  bir 2014 incelemesinde bunu özetledi:

“Uçucu yağ ile tedavi edilen, standart kemoterapi ve radyoterapinin yerini tutamaz ancak ilaçların yan etkilerini azaltmak için kanser tedavisi ile kombinasyon halinde kullanılabilir. Bu nedenle, esansiyel yağlar kanser hastalarının sağlığını geliştirmek için ve yeni bir antikanser bileşikleri kaynağı olarak kullanılabilir. (9)”

Umudunuzu Kaybetmeyin!

Doğal kemoterapi seçenekleri ve kemoterapinin dezavantajları ile ilgili bilgilendikçe, yan etkiler yaşadıkça – umudunuzu kaybetmeyin! Bu hayatınızın zor bir zamanı ama her şeyin yoluna girmesi bizzat kendi ellerinizde. 

Tedavinin gidişatı için kendinize zaman ayırın, bedeninizi tedaviye dayanacak şekilde güçlendirin ve bu zor zaman zarfında kalbinize ve zihninize iyi bakın. Kalbini açık tut ve inancını koru. Vücudunuzun neye ihtiyacı olduğunu en iyi siz biliyorsunuz.

Kanser tedavileri konulu yazılar

Kaynak: Kemoterapi Alan Kanser Hastalarının Beslenmesi ve Yapması Gerekenler!

Источник: https://mutluvesaglikli.wordpress.com/2018/12/13/kemoterapi-alanlarin-yapmasi-gerekenler/

Kemoterapi alanlar için öneriler

Kemoterapi Alan Hastalar İçin 15 Beslenme Önerisi

LLMBİR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kemoterapi tedavisi gören hastalar arasında sıkça karşılaşılan balık yağı kullanımının sakıncalarına değindi ve balık yağı veya yoğun balık tüketiminin bu dönemde sanıldığı gibi fayda yerine hastaya zarar verdiğini anlatarak kemoterapinin etkilerini azalttığını söyledi. LLMBİR Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr.

Sema Karakuş ise fiziksel aktivite yani egzersizin Hodgin Dışı Lenfoma (HDL) gelişme riskini de yüzde 30’a kadar azalttığının kanıtlandığını vurguladı.

LLMBİR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Başak Erdem, bitkisel tedavilerin kan kanserlerinde hiçbir faydası olmadığına dikkat çekti ve “Kan kanserleri bitki, ot ve çöp benzeri alternatif tedavi yöntemleri ile iyileşmez” dedi. LLMBİR Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr.

Harun Akın da Türkiye’de kanser alanında klinik araştırmaların kanayan yara olduğuna işaret ederek “Ülkemizde klinik araştırma sayılarının arttığına ilişkin bilgiler olmakla birlikte hala yetersiz. Oysa hastaların çok önemli olduğu düşünülen bir ilaca ulaşabilmeleri için bu araştırmaların sayısının artması gerekiyor” diye konuştu.

Balık ve balık yağı kemoterapi sırasında hastaya zarar veriyor

Balık ve balık yağı tüketiminin kemoterapi evresindeki kanser hastalarında ciddi olumsuz etkileri olabileceğini anlatan Prof. Dr. Muhit Özcan, bu konuyla ilgili Hollanda’da Laura G. M.

 Daenen ve arkadaşlarının yaptığı, Nisan ayında JAMA Oncology Dergisi’nde yayınlanan bilimsel bir araştırmaya değinerek “400 hasta ve sağlıklı insanlar üzerinde yapılan bu araştırmaya göre balık ve balık yağı tüketimi kemoterapinin etkilerini azaltıyor.

Araştırmaya göre bu ürünlerde çok çok düşük (pikomolar) seviyelerde bulunan bir yağ asidi (PIFA= endojen platinum induced fatty acid) dalaktaki bazı hücreleri uyararak tedaviye direnç yaratıyor. Bilindiği gibi balık yağı katkıları kanser tedavisi gören hastalar tarafından gereksiz ve yaygın olarak kullanılmakta.

Ayrıca bazı balık türlerinde de bu yağ asidi fazla miktarda bulunmakta. Bu çalışma, kemoterapi sırasında hastaların balık yağı ve hatta balık yemeklerinden uzak durmaları gerektiğini işaret etmektedir. Özellikle kemoterapi öncesindeki 3 gün ve sonrasındaki 3 gün bu açıdan önemli görünmekte” dedi.

Gazozun da kanser yapıcı etkileri olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: Sodalı içeceklere renk vermek için kullanılan yapay karamelizasyon (karamel boyası) işleminin sakıncalı olabileceği anlaşıldı.

ABD’de 2007 yılında yapılan bir araştırma ile 4-metilimidazol (4-Mel) isimli kimyasal maddenin farelerde kanser yaptığı gösterildikten sonra IARC 2011 yılında bu maddeyi potansiyel kanserojen ilan etmişti.

PLOS One dergisinde Şubat 2015 tarihinde yayınlanan çalışma, ABD’de Kaliforniya ve New York’ta satılan sodalı içeceklerin farklı miktarlarda 4-Mel içerdiklerini ve bazı marka içeceklerde düşük, bazılarında yüksek miktarda 4-Mel olduğunu ortaya koydu.

Lenfomadan iyileşenleri bekleyen büyük teh: Kalp hastalığı riskleri 7 kat artıyor

LLMBİR Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sema Karakuş, meme ve kolon kanserinde olduğu gibi hematolojik kanserlere karşı da egzersizin önemli bir silah olduğunu belirtti.

Lenfoma tedavisi gören hastaların ileriki yıllarda kalp hastalıklarına karşı normal nüfusa göre çok daha yüksek risk altında olmasının da egzersizin önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Karakuş, şu bilgileri verdi: Hollanda Kanser Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırma var.

1965’den bu yana Hodgkin lenfoma tanısıyla tedavi edilip iyileşen 2524 hastanın sonuçlarının yayınladığı bu araştırmaya göre hastaların 797’sinde kalple ilgili bazı sorunlar yaşandı. Koroner damar hastalığı, kalp kapakçık hasarı veya kalp yetmezliği bunların başında geliyor.

Genel nüfusla kıyaslandığında bu, 4-7 kat daha yüksek risk anlamına geliyor. Ortalama 18 yıl sonra bu sorun kendini gösteriyor. Tedavinin üzerinden 35 yıl veya daha fazla süre geçen hastalarda ise sağlıklı insanlara göre 4-6 kat artmış kalp damar hastalığı riski bulunduğu tespit edilmiş.

Özellikle 25 yaşından önce Hodgin lenfoma tanısı konup tedavi edilen hastalarda risk daha yüksek bulunmuş. Göğüs kafesine radyoterapi ve antrasiklin içeren kemoterapi şeması alan ve sigara içen hastalarda riskin çok daha arttığı gösterilmiş. Burada egzersizin önemi çok büyük. Biz dernek olarak egzersizi her şeyin önünde destekliyoruz.

Prof. Dr.

Karakuş, “İngiliz Kolombiya Üniversitesi Halk sağlığı ve Kanser Kontrol Araştırmaları Bölümü’nün yaptığı araştırma sonucunda;  fiziksel aktivitenin meme ve kolon   kanseri gelişme riskini azalttığı daha önceden gösterilmekle beraber hodgkin dışı lenfomalarda da (HDL) fiziksel aktivitenin yeri tam olarak bilinmiyordu. British Colombia’da  yapılan bir araştırmada 2000-2004 yılları arasında her yaştan 820 (yüzde 59’u erkek) HDL hastasının kanser kayıt bilgileri değerlendirildi. Günlük ve haftalık hafif, orta ve ağır fiziksel aktiviteleri hayatlarının her 10 yıllık dönemlerine göre sorgulandı. Sonuçlar benzer yaş ve cinsiyetteki sağlıklı kişilerle karşılaştırıldığında hayatları boyunca yoğun fiziksel aktivite gösterenlerde  HDL gelişme riskinin yüzde 25-30 oranında azaldığı görüldü. Bu azalma özellikle solunum ve kalp hızını artıran fiziksel aktivitelerde çok daha belirgin oluyor” dedi.

Bitkisel tedavilerin kan kanserlerinde hiçbir faydası olmadığına değinen LLMBİR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Başak Erdem, kanser tedavisinde sözde başarılı olduğu iddiası ile hastalara sunulan, bilimsel çalışmalarla kanıtlanmamış, modern tıp uygulamalarının yerine konan veya asıl tedavinin ikinci planda tutulmasına neden olan ürün ve uygulamaların tümünün alternatif tedavi yöntemleri olarak adlandırıldığını söyledi. Erdem, “Bu yöntemler tamamlayıcı tıp uygulamalarından farklı olup, hastaları modern tıptan uzak tutarak doğru ve etkin tedavilere ulaşmalarına engel olmaktadır. Son yıllarda ülkemizde hekim veya hekim dışı kişiler alternatif tıp alanındaki ekonomik rant uğruna hasta ve hasta yakınlarının bilgisizlik ve çaresizliklerini kullanarak medyada ve televizyonlarda daha fazla görünür hale gelmeye başlamışlardır. Kullandıkları ürünleri veya yöntemleri ise daha az tepki çekmek adına ‘alternatif tedavi ürünleri’ yerine ‘tamamlayıcı tedavi ürünleri’ adı altında sunmaktadırlar. Alternatif tedavi ürünlerinin modern ilaçlar gibi sentetik olmadığı, doğal olduğundan yola çıkarak hastalar kandırılmaya çalışılmaktadır. Bu ürünler bırakın faydalı olmayı hastaya zarar vermekteler. Bu ürünlerin bazıları esas tedavi ilacının etkisini azaltmakta veya tümüyle yok etmekte iken, bazıları kan sayımında bozulmalara yol açarak, bazıları da karaciğer veya böbrek işlevlerini bozarak hastanın tedavi şansını elinden almaktadır” diye konuştu.

Kanser ilaçları yıllar süren araştırmalar sonucu kullanıma giriyor

Kanser tedavilerinde hali hazırda kullanılan modern tıp ilaçlarının yıllarca süren çeşitli araştırma aşamalarından geçtikten sonra hastalar üzerinde kullanıldığının altını çizen Başak Erdem, şu bilgileri verdi:

“Bir örnek verecek olursak Amerika’da Ulusal Kanser Enstitüsünde her yıl yaklaşık 2500 bitki ve deniz organizması kanser tedavileri açısından test edilip ancak yüzde 2’si fare çalışmalarında kullanıma uygun bulunmaktadır. Bu aşamaya kadar yaklaşık 250-500 bin dolar kaynak ayrılır.

2 tür hayvanda bu ilaçlar denendikten sonra onay alınarak insanda ilaç çalışmaları başlayabilir. Üç aşamayı geçen ve etkili olduğu bulunan ilaçlar Amerika, Avrupa ve Türkiye’deki kuruluşlarca onaylanarak (FDA, EMEA, Sağlık Bakanlığı) kullanıma sunulur.

Tüm bu pahalı ve uzun süren yöntemlerin hiçbirisi alternatif tedavileri uygulayan kişiler tarafından uygulanamazlar.

Alternatif tıp alanında kullanılan popüler bitkisel ürünlerle ilgili (zakkum, reishi mantarı, ökse otu, kantaron otu gibi) bilimsel çalışmalar yapılmış veya araştırmalar sonucu faydalı olduklarına dair anlamlı sonuçlar elde edilebilmiş değil.

Oysa kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan kemoterapiler ile bugün çok önemli gelişmeler sağlanmış ve sağlanacaktır. Bu konuda tüm dünyada önemli çalışmalar devam etmektedir.

Tüm bu gelişmeleri göz ardı ederek faydası olmadığı gösterilmiş veya yararı olduğu konusunda klinik çalışmalarla desteklenmiş bilimsel bir dayanağı olmayan alternatif tedavi adı altındaki bitki, ot ve çöplere hastaların yönlendirilmesi ve bu yönlendirmelere özendirici programlar ve reklamların yapılması, hem insan haklarına hem de insan sağlığına aykırıdır. Kanıtlanmış tedavilerden de hastaların uzak kalmasına neden olan bu hekim veya hekim dışı alternatif tedavi uygulayıcılara yasal yaptırımların uygulanması gerekmektedir.”

LLMBİR Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Harun Akın da Türkiye’de çok yetersiz olan klinik araştırmaların kanser hastalarının yeni ilaçlara ulaşmasında önemli bir fonksiyonu olabileceğini söyleyerek “Son yıllarda ülkemizde klinik araştırma sayılarının arttığına ilişkin bilgiler olsa da halen çok yetersiz.

ABD’de bile kanserli hastaların yüzde 2’sinden azı klinik araştırmalara girebilmekte. Bizim ülkemizde bu sayının çok daha az olduğunu gözlemliyoruz. Oysa klinik araştırmaların pek çok faydaları var. Birincisi, hastalar çok önemli olduğu düşünülen bir ilaca erkenden ulaşabilirler.

İkincisi, bu ilaçların bazılarının aylık bedelleri 10 bin doların üzerinde; bu rakam ve tüm tahliller tamamen araştırma bütçesinden ödenmekte ve SGK büyük bir yükten kurtulmakta. Bu da yılda 50-100 milyon dolar sınırını geçebilir.

Üçüncüsü, araştırmalara giren hastalar çok katı kurallarla izlendiğinden tedavide hata olasılığı çok azalmakta ve hastalar çok önemli kişi (VIP) uygulaması görmekte. Dördüncüsü, genç akademisyenler, klinik araştırma yapma disiplinine sahip olmakta.

Son olarak da ülkemizin bilim dünyasındaki yeri kuvvetlenmekte. Bu nedenlerle klinik araştırmaların önündeki bürokratik engeller kaldırılmalı ve çalışmalar hız kazanabilmeli.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kemoterapi-alanlar-icin-oneriler/

Kemoterapinin Arka Planı

Kemoterapinin gelişimi, 20. yüzyılın başlarında, bilim adamlarının ilk önce kemoterapi önermesini geliştirdi, daha sonra işe yarayabilecek kimyasallar belirledi, daha sonra bunu test etmeye başladı. 

2.Dünya Savaşı birlikleri hardal gazına maruz kaldıklarında daha sonra kemik iliği ve lenf nodu aktivitesinde azalma yaşadılar. Bu, daha sonra hardalı modifiye eden ve bunları lenfomalarda kullanmaya başlayan kemoterapi araştırmacılarına aktarıldı. (1)

Folik asit ve yeşil yapraklı sebzelerin kanserden koruma etkileri de dahil olmak üzere, İkinci Dünya Savaşı esnasında kanser tedavisi araştırması ile ilgili atılımlar ortaya çıkmıştır.

Yan etkiler ve kemoterapinin zorluğu hakkında bir endişe vardı, ancak araştırmacılar bir lösemi hücresinin bile bir fareyi nihayetinde öldürebildiğini belirlediğinde, kanserin korkunç doğası anlaşıldı ve agresif tedaviler ortaya çıktı.

Kanser korkutucu olabilir. Yaşantıyı değiştirirken, çoğu zaman yaşamı tehdit edebiliyor. Kanserin ilerlemesini durdurmak ve çok geç olmadan kanserli hücreleri vücuttan atmak için bazen kemoterapi en etkili çözüm olabiliyor.

Kemoterapi İle Nasıl Başa Çıkılır

Kanser oldukça zorlayıcıdır ve kemoterapi istisna değildir. Tedavi görüyor ya da görecekseniz, kemoterapi hakkında yeterince bilgili olmaya özen gösterin. Kemoterapi alırken dikkat etmeniz gereken bazı unsurlar:

  • Kemoterapi hakkında bilgilenin
  • Şeker tüketimini sonlandırın
  • Süt ürünlerinin tüketimini sonlandırın
  • Vegan diyet ile beslenin
  • Stresi olabildiğince azaltın
  • Uçucu/esansiyel yağlar kullanmayı düşünün
  • Umudunuzu kaybetmeyin

Kemoterapi sırasında zamanınızı mümkün olduğunca etkili kullanmak için bu önerileri değerlendirip, uygulamanız size oldukça yarar sağlayacaktır.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.