Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

Çok Değişik Düzeyde Kıl Dönmesi Resimleri

Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

Kıl dönmesi bilindiği üzere tamama yakını kuyruk sokumunda ve çok seyrek olarak ta göbekte görülebilen bir hastalıktır. Hastalığın tedavisinin geciktirilmesi giderek ilerlemesine sebep olabilir.

Fotoğraflara geçmeden önce biraz hastalıktan söz edelim ki resimleri daha anlaşılır inceleyebilesiniz.

Kıl Dönmesi İçin Hangi Doktora Gidilir?

Bu hastalık kuyruk sokumunun makata yakın kısmında ortaya çıkan bir sorundur. Bu nedenle başvurulması gereken branş genel cerrahidir. Genel cerrahlar tarafından güncel ve pratik yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Kıl Dönmesi Nedir?

Sıklıkla batması ile karıştırılan bir hastalıktır. Oysa yapısal olarak bakıldığından ikisi oldukça farklı sorunlardır.

Batık deri altından üzerine doğru büyümesi gereken kılların cilt yüzeyine çıkamayarak deri altında büyümesidir. Bu hastalık ise vücuttan kopan saç, tüy ve kılların kuyruk sokumundan cilt altına geçerek toplanmasıdır. Tıp literatüründe pilonidal sinüs olarak bilinmektedir.

Görsel kılların nereden giriş yaptığı gösterilmektedir. Kılların deri altına geçmek için kuyruk sokumu bölgesini tercih etmesinin sebebi derinin o bölgede ince olması ve sürtünmenin fazla olmasıdır. Deri altında biriken kıllar zaman içerisinde vücut tarafından yabancı madde olarak algılanıp kapsül içerisine alınır.

Bu oluşuma sinüsün zarı ismi verilmektedir.

Saçlar, Tüyler ve Kıllar Neden/Nasıl Deri Altına Girer?

Vücuttan kopan saçların ve yabancı maddelerin cilt altına geçmesi düşüncesi ilk etapta insanlara garip gelmektedir. Ancak yapısı anlaşıldığı takdirde sorunun nasıl oluştuğunu anlamak da mümkündür.

Normal bir insanın saçlarından günlük olarak 100 tel kopması normal olarak kabul edilir. [1] Oturma şeklindeki yanlışlıklar ve yetersiz hijyen gibi sebeplere bağlı olarak dökülen saçlar kuyruk sokumunda birikerek sürtünmenin etkisi ile cilt altına geçmektedir.

Nasıl Tespit Edilir?

Kılların kümelenmesi bölgede şişlik oluşumuna neden olmaktadır. Şişlik zaman içerisinde büyüyerek rahatsızlık verecek aşamaya gelmektedir. Şişlikten daha önce ise kıllların giriş delikleri fark edilebilir. Ancak bunu kişinin kendinin fark etmesi pek mümkün değildir.

Şişlikle beraber rahatsız edici bir ağrı da hastalığın tespit edilmesini sağlar. Ağrı ve şişliğe ek olarak ortaya çıkan bir diğer belirti akıntıdır. Deri altında biriken yabancı cisimler vücut tarafından yok edilmek istenir ve bir sıvı salgılanır.

Bu sıvı ise akıntı şikayetine neden olur.

Yukarıda belirtilen şikayetler hastalığın tespiti için yeterlidir. Ancak kesin tanı ve tedavi için mutlaka doktora başvurulması önerilmektedir.

Kıl Dönmesi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Toplumda bu hastalık ile kılın batması sıklıkla karıştırılmaktadır. İkisi farklı sağlık sorunlarıdır.
  • Pilonidal sinüs yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da görülebilir. Yalnızca erkeklerde daha sık rastlanır.
  • Sorun sadece genç nüfusta değil her yaştan insanda görülebilir.
  • Bitkisel ürün ve ilaçla tedavi mümkün değildir. Sorunun çözümü için kıllar kendisini saran kapsül ile birlikte vücuttan çıkarılmalıdır.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Pilonidal sinüs hastalığı için bugüne kadar farklı tedavi uygulamaları geliştirilmiştir. Bu tedaviler çağdaş yöntemler ve klasik yöntemler olarak 2 ye ayırılmaktadır. Çağdaş yöntemler; Sinüsotomi, bascom, karidakis ve microsinüsektomidir. Kalsik yöntemler ise flap, açık bırakma ve primer kapatmadır.

Tedavi seçenekleri değerlendirilirken mutlaka en az kesi yapılan ve nüks etme riski düşük olan yöntem tercih edilmelidir. Kesi miktarı arttıkça dezavantajlarda da artış görülmektedir.

Klasik yöntemlerde kesi miktarı çok fazla olması sebebiyle tercih edilen yöntemler değildir. Örneğin açık bırakma tekniğinde kesi boyutu 30 cm ye çıkabilmektedir. Bu nedenle dezavantajları da fazladır ve tercih edilmez.

Pilonidal sinüs sorununda tedavi için güncel yöntemler tavsiye edilmektedir.

Sinusotomi

Sinusotomitekniğinde kılların giriş delikleri tespit edilir. Küçük bir kesi açılarak kıllar fırça ve küret yardımı ile temizlenir. Tedavi kısa sürede tamamlanarak hasta gündelik yaşamına aynı gün dönebilir.

Bascom Tekniği[2]

Çağdaş tekniklerdendir yani kesi miktarı klasik yöntemlere nazaran oldukça azdır. 2-3 cm likkesş açılarak kıl kapsülü çıkartılır. Kesi az olması sayesinde iyileşme süresi hızlı, nüks etme riski azdır.

Microsinüsektomi

Çağdaş teknikler arasında en verimli ve tekrar riski az olanıdır. Lokal anestezi ile uygulanabilir. 1-2 cmlik kesi açılarak kıl yumağı çıkartılır. Açılan kesi gizli dikiş ile kapatılır. Görsel açıdan herhangi bir iz kalmaz. Tekrarlama riski %3 kadar düşüktür. Hasta konforu ve memnuniyeti ise oldukça yüksektir.

[1]https://www.medicalnewstoday.com/articles/114932.php

[2]https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0929644113000295

Bu sayfada çok erken ve ilerlemiş pilonidal sinüs fotoğrafları göreceksiniz. Daha fazlası için için sayfa sonundaki linkten yararlanabilirsiniz.

Çağdaş Kıl Dönmesi Ameliyatı

Tedavide uygulanan 8 çeşit ameliyat vardı.Bu yöntemlerin hepsinde hasta ameliyat sonrası 12-15 gün isitrahat etmek zorunda kalırdı.

Yeni tanımlanan mikrosinüsektomide iş gücü kaybı saatlerle sınırlanmakta hasta aynı gün işine dönebilmektedir.

Narkoz vermeden 1-2 CM lik alanın uyuşturmasıyla yapılan yeni ameliyat yönteminde cilt altında yuvalanmış kıl yumağı 1-2 CM lik cilt kesilerek çıkarılmakta ve oluşan küçük açıklık kapatılmaktadır.

Bu şekilde küçük ameliyat şeklinde uygulanması bir çok avantaj getirmektedir.

  • Hasta aynı gün işine dönebilir
  • Ağrı kesici almayı gerektirmeyecek düzeyde hafif ağrı olur
  • Pansuman dikiş aldırmak gibi ek tıbbi işlem gerektirmez.
  • Yaralanma alanı çok küçük olduğundan tekrarlama  ihtimali düşüktür.
  • Oluşan yaralanma 1-2 CM olduğu için iltihaplanma çok daha azdır ve dar bir alanda kalır.
  • 1-2 CM ameliyat izi algılanmayacak düzeyde olur.

Devlet hastaneleri gibi özel sağlık kuruluşlarında da yapılan yeni yöntem mikro sinüsektomi SGK mensubu hastalarına da uygulanmaktadır.

Hastalık hakkında bilgi ve tedavi ile ilgili görüntüler içeren videoda Op.Dr.Atilla KAYA’nın anlatımıyla hastalığın nasıl tedavi edildiğini açıklayıcı bir şekilde görebilirsiniz.

Yanlış: Hastalığın sebebi o bölgedeki kılların geri dönerek batmasıdır
Doğrusu: Hastalığın sebebi bölge kılları değil daha yukardan dökülen kıllar,tüyler,cilt döküntüleri ve elbise tozlarının cilt altında oluşturduğu yumaktır.

Yanlış: hastalığı 30 yaşından sonra görülmez.
Doğru: Her yaşta görülebilir ancak 30 yaşına kadar bölge cildi kalınlaştığı için bu yaştan sonra daha seyrek görülür

Y: içindeki kıllar uzayarak omur iliğe,barsağa,sinirlere dolanabilir
D: kıllar köksüz olduğu için uzamaz.

Y: Kansere dönüşebilir
D: kanserleşmez.

Y: Bölge kılları epilasyonla yok edilerek hastalık tedavisi yapılabilir.
D: Bölge kıllarının temizlenmesi hastalığı tedavi etmez

Y: Fenollü jellerle temizlenerek ameliyatsız tedavisi yapılır
D: Cildin altındaki kılları temizlemeden cilde sürülen ilaçla tedavisi yapılamaz.

Y: sadece kuyruk sokumunda görülür
D: Göbek, anüs yakını ve parmak aralarında (berberlerde) daha seyrekte olsa görülebilir.

Y: erkek hastalığıdır.
D: 1/10 oranında bayanlardada görülebilir.

Y: ilerlerse felç yapabilir
D: asla felç sebebi olamaz.

Tedavisinde SSK,Bağ-Kur, memur ve bunların emeklilerine hizmet idea klinik’te

Klasik ameliyatlar zahmetli bir sürece sebep olduğu için özellikle aktif yaşayan hastalar bu işi ameliyatsız çözme yolunu araştırmaktadırlar. Bunu fark eden bazı uyanıklarsa ısırgan otu lapası, pilonol krem gibi hiçbir işe yaramayacak ürünlerden çıkar sağlamaya çalışmaktadır.

Sinüsü kısmen temizleyebilen fenol yada diğer adıyla gümüş tedavisi de benzer şekilde hastanın şikayetlerini azaltsa da hastalığı kökünden çözemez. Ameliyatsız tedaviler hastaların ameliyat korkusu sebebiyle sıkça tercih ettikleri seçenektir.

Bir çok hastalıkta ameliyatsız yöntemler uygulanabilmekteyken ne yazık ki kıl dönmesinde ameliyatsız denilen uygulama aslında aldatmacanın ötesine geçememektedir.

Pilonidal sinüs ameliyatsız bir şekilde yok edilemez çünkü cilt altındaki sinüs denilen kıl yumağının çıkarılması mutlak şarttır. Fenol tedavisi veya gümüş nitrat tedavisi denilen yöntemlerde hastanın şikayetleri azaltılsa da gerçek bir tedavi olmamaktadır. Bazı kliniklerde “SGK geçerlidir” gibi ibareler olması sizi yanıltmasın çünkü SGK bu yöntemleri asla tedavi olarak değerlendirmez.

Ameliyatsız pilonidal sinüs tedavisinin hiçbir üniversitede yapılmamasının sebepleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Yumağın körleme temizlenmeye çalışıldığı için yeterince temizlenemez.
  • Kapsülü çıkarılamaz
  • Kısmen boşaltmaya bağlı ölü boşluk oluşur
  • Delikler kalır hatta büyür ve yeniden kıl girer.
  • Verilen yakıcı madde (fenol,gümüş) doku yanıkları yapar ve apse oluşabilir
  • Gerçek anlamda sinüs çıkarılmadığı için kısa sürede vakaların % 70 kadarında sorunlar yeniden başlar.
  • Günlerce akıntı olabilir

Ameliyatsız kelimesinin cazibesiyle sizi yönlendirici cümlelerle karşılaşsanız da hiçbir üniversite veya devletin diğer eğitim kurumlarında uygulanmayan bu tür yöntemleri uygulatmadan önce iyi araştırmalısınız

Adres ve randevu için www.ideaklinik.com

Daha fazla bilgi için http://www.kildonmesitedavisi.com/adresini ziyaret edebilirsiniz.

Detaylı bilgi için www.kildonmesiklinigi.com ziyaret edebilirsiniz.

Источник: http://www.genelsaglik.org/yazi/cok-degisik-duzeyde-kil-donmesi-resimleri/

Kıl Dönmesi Apsesi

Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

Bu hastalık genellikle genç erkeklerde görülür.Kuyruk sokumundaki kılların, saç,sırt ve bel bölgesinden dökülen kılların cilt altına girmesiyle ,yumak yapıp,etrafına yaptığı zarla kist  oluşturduğu  bir hastalıktır.

Kuyruk sokumuna  düşen kıllar, kıl ve ter bezlerinin dibindeki pit denilen deliklerden bir takım sürtünme ve hareketler sonucunda girerek minik apse ve iltihaplar oluşturur.

Biriken kıllar içeride devamlı  tahriş ederek kist duvarından sıvı salgılatır, bu sıvı aktığı sürece ağrı yoktur. Bu salgılar ve minik apselerin içeriği artınca ve dışarı akamayınca kıl dönmesi apsesini oluşturur.

Apse uygun zamanda cerrahi olarak boşaltılmazsa kendine bir yol oluşturarak dışarı akar yani  çıkış deliklerini oluşturur.

Kıl dönmesi hastalığı uygun zamanda cerrahi olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Zamanında tedavi edilmezse iltihaplanır. İltihap  cerahat olarak birikir,apseye dönüşür. Bütün apselerde  olduğu gibi bir an önce boşaltılması en doğru tedavi yaklaşımıdır.

İltihabı boşaltmak yani drene etmek öncelikle apsenin büyümesini sonra da tedavi olmasını sağlar. Apsenin tedavisi geciktirildikçe doku içindeki cerahat giderek artar ,bu da apsenin ve altında yatan kistin yani kıl kistinin büyümesine ve ilerlemesine sebep olur.

Hastalığın yayıldığı alan genişledikçe normal ameliyatta çıkarılması gereken doku miktarı da genişler yani ameliyat büyür.

Apse büyüdükçe kendini dışarı akıtmak için bir yol bulur,dışarı kendiliğinden boşalabilir.Bu durum tercih edilmemesi gereken bir durumdur. Kendiliğinden boşaldığında orta hattan uzak bir yere boşalabilir.

Apse belirtileri:

Ağrı:  Kuyruk sokumunda değişen şiddette ağrı yapan bir olur. Enfeksiyon yoksa hafif bir rahatsızlık hissi vardır. Apseleşirse şiddetli ağrı yapar. Bazen ağrının şiddeti dayanılamayacak ölçüde olur. Her apse ağrısı gibi zonklama tarzında olur.

Şişlik: Kuyruk sokumunda birden bire oluşan bir şişme vardır.Önce daha dağınık ,yayık bir şişlik vardır. Daha sonra toparlanarak dokunulamayan bir şişlik haline gelir.

Kızarıklık: Şişliğin üzerinde kızarıklık olması enfeksiyonun en önemli belirtilerindendir.

Akıntının kesilmesi: Daha önce kıl dönmesi varken mevcut olan hafif akıntı kesilir,yani akamaz. Sonra ise kendiliğinden boşalırsa ya da cerrahi drenaj yapılırsa akıntı yeniden oluşur.

Apse Nasıl Boşaltılır?

Apsenin boşaltılması sırasında genel anesteziye gerek yoktur. Orta hatta yakın olan en iyi boşaltılabilecek yere cilde lokal anestezi yapılır. Cilt artı şeklide 1-1,5 cm. kadar kesilir. İltihap kendiliğinden boşalmaya başlar.

Apsenin boşluğu iyice boşaldıktan sonra doktorun tercihine göre içerisi baticonla ve serum fizyolojikle yıkanabilir.Kesinin çabuk kapanmaması için yara ağzına minik bir gaz bezi  konur. En az 5 gün antibiyotik tedavisi verilir.

Hastaya günlük hayatında yatarken sırt  üstü yatması önerilir. Bu durumda apse daha kolay ve hızlı boşalacaktır.Gün içinde devamlı yatmasına gerek yoktur.

Apse boşaltıldıktan sonra birkaç saat içinde % 90 ağrı azalır.Çok büyük olmayan apselerde 2 günden sonra pansumana gerek yoktur.

Apse acilen boşaltılması gereken bir hastalıktır.

Apse cerrahi olarak drenaj(boşaltma) yerine kendiliğinden boşalması durumunda neler olur?

*Cerrahi müdahale sonrasında kist daha küçük olduğundan kıl dönmesi ameliyatı daha kolay ve daha küçük boyutta olur. Apse çıkış deliği orta hattan uzağa açılırsa ameliyatın boyutu büyür.  Mikrosinüsektomi  (olabilecek en küçük ameliyat) şansını yitirir

*Hasta bir kaç gün fazladan şiddetli ağrı çeker.

*Cerrahi müdahale sonrasında daha kolay ve iyi boşalır,ağrısı daha kısa sürede geçer.Kendiliğinden boşalırsa iyileşme zordur  ve ağrının azalması uzun sürer,günlerce akıntı devam eder.

Apse iyileştikten sonra kıl dönmesi hastalığı ameliyatla tedavi edilir.

Apsenin etrafındaki ödemle birlikte iyileşmesi 4-6 haftayı bulur. Bu süre sonunda gerçek tedavi yani kıl kistinin çıkarılması (kıl dönmesi ameliyatı) yapılmalıdır. Bu süre geçmeden ameliyat yapılırsa daha geniş ameliyat yapılmasına, ameliyatın yara enfeksiyonları, dikiş açılması gibi yan etkilerin artmasına neden olur.

Apse iyileştikten sonra 1-1,5 ay sonra gerçek hastalığın tedavisi gerekir.Yani kıl giriş- çıkış delikleri,apsenin boşaltıldığı yer kıl yumağını çevreleyen zar (kapsül) ameliyatla çıkarılmalıdır. Çok sayıda ameliyat yöntemi vardır.

Nüks ihtimali , yara enfeksiyonu,dikiş açılması riskler ve ameliyat sonrası konfor açısından uygun vakalarda mikrosinüsektomi yapılmasını öneririm. Bu yöntemde  günlerce işten uzak kalma ya da yüzü koyun yatmak zorunluluğu ,hastanede yatıp genel anestezi alma gerekliliği yoktur.

Biraz daha yayılmış olanlarda ise karidakis yöntemi yapılabilir.

Источник: https://www.sehersirin.com/kil-donmesi-apsesi/

Ağda Sonrası Kızarıklıklar Nasıl Geçer

Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

ağda sonrası kızarıklık sivilce nasıl geçer

Her kadının başına gelen önemli problemlerden biri de ağda sonrası meydana gelen kızarıklıklar, ağda sonrası ciltte sivilce oluşmasıdır. Ağda sonrası sivilce nasıl geçer konulu yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Ağda sırasında cildimizin o bölgesinin maruz kaldığı baskı sonucu, ağdanın çekilmesiyle kıl köklerinin uyarılmasıyla birlikte sivilce oluşumu başlamaktadır.

Ağda sonrası cildin sivilce oluşturarak verdiği tepki, ağda yapılan bölgelerde rahatsız edici bir görüntüye sebep olmaktadır.

Yüzümüzde, genital bölgelerde ve bacaklarda ağda sonrası sivilce ve kızarıklık oluşumu daha sık gözlenmektedir.

Ağda sonrası ciltte kızarıklık ve sivilce oluşumunu engellemek için hem tıbbi hem de bitkisel yöntemler bulunmaktadır.

Genellikle ağda sonrası oluşan kızarıklıklar sonraki takip eden birkaç günde kaybolmaktadır.

Hepimizin bildiği gibi ağda sonrası oluşan ciltteki sivilcelere de müdahale edilmemeli, patlatılmamalı, oynanmamalıdır.

Özellikle hijyene aşırı dikkat edilmelidir. Bunun yanında sivilce oluşan bölgenin ph dengesini bozacak uygulamalar yapmaktan kaçınılmalıdır.

Beklenmeyen durumlarda ağda sonrası ciltte oluşan sorunlarda mutlaka bir cilt hekimine müracaat edilmesinde fayda bulunmaktadır.

Ağda sonrası oluşan kıl dönmesi

Özellikle bacaklarda; ağda sonrası kızarıklıklar ve sivilce oluşumunun yanında çeşitli batıklarda söz konusu olabilmektedir.

Özellikle cilt problemi olan ya da aşırı hassas cilde sahip insanlarda, ağda sonrası vücudun o bölgelerinde bulunan siyah noktalar sıkıldığında içlerinden kıl çıkmaktadır.

Eğer bu siyah noktalar sıkıldığında o bölgelerde ciltte iz oluşmaktadır. Bunlar aslında siyah noktaya benzeyen, siyah nokta gibi görünen kıl dönmeleri olarak nitelendirilmektedir.

Ağda sonrası cilt bakımı nasıl olmalı

Ağda sonrası özellikle bacaklarda sivilce çıkması, kızarıklıkları en aza indirmek için bakım mutlaka gereklidir. Ağda sonrası hemen duş alınması önerilmemektedir. Ağda uygulandıktan sonra mümkünse yaklaşık 3 saat ya da daha geç duş alınmasına dikkat edilmelidir. Cildin kendini toplamasına izin verilmelidir.

Ayrıca cildin kendine gelmesi için ağdadan sonra bacağın kuru tutulmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bacakların bakımı içi ağda sonrası, gereken zaman geçtikten sonra nemlendirici sürmenin faydası bulunur.

Cildin kendi savunma tamir mekanizmasına izin vermek mantıklıdır. Ağda sonrası belli bir süre geçtikten sonra, nemlendirici sürdükten sonra da dikkat edilmesi gereken en önemli şey, cildin nefes almasına izin vermektir. Ağda sonrası cildi zorlayan, baskı uygulayacak dar kıyafetlerden kaçınmak gereklidir.

Ayrıca yeni sivilce oluşumuna engel olmak için de, ağda sonrası tüy alma işleminden hemen sonra buz uygulanması yararlı olacaktır.

Buz ile masaj uygulaması, ağda yapılan tüm bölgeler için faydalıdır. Özellikle bacakların yanı sıra yüz, mayo bikini bölgesi, koltuk altları, kollara da buz uygulanması cildin toparlanmasını hızlandıracaktır.

Ağda sonrası oluşan kızarıklıklar için bitkisel çözümler

Ağda sonrası ciltte kızarıklıkları gidermek için yapılabilecek maskeler bulunmaktadır. Bunlardan en basitlerinden biri limonla peeling işlemidir. Bunun için dört yemek kaşığı kadar şeker ve yarım çay bardağı kadar sıkılmış limon suyu yeterlidir.

Bu iki malzemeyi karıştırıp, bacaklara ağda sonrası masaj uygulanmalıdır. Dairesel hareketlerle yapılan bu masaj, bacakta peeling etkisi ortaya çıkarmaktadır.

Böylece bacaktaki ölü derilerin atılması, gözeneklerin açılmasına, sivilce oluşumunun azalmasına sebep olmaktadır.

Ağda sonrası karbonat maskesi

Ağda sonrası cilt için bitkisel doğal bir maske arayanların diğer bir tercihi de; karbonat maskesi uygulanmasıdır. Ağda sonrası bakım kremi olarak doğal bir krem arıyorsanız; karbonat maskesi hazırlamalısınız. Ağda sonrası karbonat maskesi için; bir yemek kaşığı yoğurt ile bir yemek kaşığı kadar karbonat gerekmektedir.

Hazırlanan bu karışımı masaj yaparak ağdadan renk değiştirmiş, kızarmış, hafiften kabarmış cilde uygulanmalıdır. Dairesel hareketlerle uygulanan bu ağda sonrası karbonat maskesi ile on beş dakika kadar beklenmelidir. Sonra bacak temizlenmeli, durulanmalı ve kurulanmalıdır. Peşinden de cilde uygun bir nemlendirici krem uygulanmalıdır.

Karbonat maskesi ile ağda sonrası ciltteki kızarıklık, tahriş ve kabarmalar böylece en aza indirilecektir.

Ağda sonrası asprin maskesi

Ağda sonrası ciltte meydana gelen kızarıklıklar, ağda sonrası tahriş olmuş cildin bakmı için diğer bir yöntem de asprin maskesi uygulamaktır.

Bunun için bir buçuk su bardağı kaynamış, ilk sıcaklığı geçmiş suyun içine beş adet asprin tablet atılmalıdır. Sonra bunların suyun içinde erimesi için kaşıkla karıştırlması gerekiyor.

Sonra bir sprey şişenin içine konulup, ılındıktan sonra, ağda sonrası tahriş olmuş, kızarmış cilde püskürtülmelidir.

Bu halde ağda sonrası ciltte asprin maskesi uygulanan bölge yaklaşık iki saat kadar bekletilip, asprinin cilde nüfuz etmesi sağlanmalıdır. Bu ciltte ağda sonrası oluşan kızarıklık, tahriş ve kabarık görüntünün giderilmesine yardımcı olur. Cilde parlaklık kazandırır, pürüzsüz bir görüntü sağlar.

Yıllardan beri kadınlar tarafından uygulanan en önemli yöntem büyük oranda hala cilde buz kompresi yapılmasıdır.

Ağda sonrası ciltte tahriş ağda sonrası ciltte kızarıklık, ağda sonrası ciltte kabarıklık sorunu yaşayan kadınların ağdanın hemen ardından kontrollü olarak cilde buz kompresi yapmaları çok çok faydalıdır. Yalnız bu buz kompresi uygulamasının da süresine dikkat edilmelidir.

Burada amaç cildin ağda sonrası hemen vereceği tepkiyi minumuma indirmektir. Tıpkı elimize sıcak su damladığında hemen soğuk suyun altına sokmakta olduğu gibi. Amaç ağda sonrası ciltte tahrişi en aza indirmektir.

Источник: http://saglikloji.com/agda-sonrasi-kizarikliklar-nasil-gecer/

Kıl dömesi başlangıcı – Varis Tedavisi

Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

Kıl dömesi başlangıcı bütün hastalıklar gibi belirsiz bir şekilde olur ve zamanla içeri giren kıllar arttıkça hastalık ilerler.

Fark edilip bölge temizliğine dikkat edilirse ilerleme hızı çok yavaş olabilir ama başlangıçta oluşan delik sürekli açık olduğu için temizliğe dikkat edilmezse enseden dökülen kıllar daha hızlı girer ve ilerlemesi de çabuk olur.

Yukarda yazıldığı gibi kıl dömesi başlangıcı hiçbir belirti vermez hatta hastaların çoğunda tesadüfen fark edilir.

Kıllar İçerde Büyür mü

Her ne kadar toplumda içerdeki kılların büyüyerek hastalığın ilerleyeceği şeklinde bir bilgi olsa da tamamen yanlış bir bilgidir çünkü içerdeki kıllar canlı değildir, enseden dökülen köksüz kıllardır ve büyümez ama zamala yeni kıllar girerek hastalığı ilerletir.

İlerlemenin diğer bir önemli sebebi de apse yani iltihap oluşmasıdır. Her apse hastalığı biraz daha yaygınlaştırabilir ve ilerletebilir. Yeni çıkış delikleri ve yeni fistül kanalları oluşmasına neden olabilir.

Yeni çıkış delikleri ameliyatta kesilecek alanın çok genişlemesine neden olabilir yani iş büyümüş olur.

Kıl Dönmesi Başlangıcı

Tabi soruna yarış başlaması gibi bakmamk gerekir ama hiçbir belirti vermediği yani tamamen tesadüfen tespit edildiği dönemde ya da çok basit belirtilerin ortaya çıktığı dönemde başlangıcı denilebilir. Kıl dönmesinin başlama yaşı olan 20 yaş gurubu erler arasında askerlik öncesi yapılan genel tarama muayenesinde çok sayıda kişide tespit edilebilir.

Yapılan bir istatistiki çalışmada kıl dönmesi tespit edilen 100 kişiden 70 i hastalığının farkında bile olmadığı o an öğrendiği görülmüştür.

Başlangıç düzeyinde kıl dönmesi tespit edildiğinde ne yapılmalı ? Tabiî ki doğru yaklaşım tedavi olunmalıdır çünkü beklemek hastalığın ilerlemesine ve işe ara vermeden yaptırılabilecek bir ameliyat yerine 15 gün yüzüstü yatmayı gerektiren bir ameliyat gerekebilir.

Unutmamak gerekir başlangıç düzeyinde de olsa hastalık çürük dişten farksızdır yani kendiliğinden yada ilaçla düzelmez ve giderek ilerleyebilir. Kıl dönmesi kendiliğinden düzelmeyeceğine göre bekletmenin hiçbir anlamı yoktur. Acil ameliyat gerekmez ama uzun süre ertelemekte yanlış bir yaklaşım olur.

Kıl Dönmesi Nasıl Anlaşılır

Yukarıda da bahsedildiği gibi başlangıçta belirti vermez bu sebeple aile içinden birinin kalçaların arasına bakması anlamak için yeterlidir, özellikle ailede başka birileri bu hastalığı yaşadıysa kardeşlerde olma ihtimali yüksek olduğundan birkaç yılda bir kontrol doğru olur.

Şikayet yapmayan kıl dönmesinde şu bulgular tespit edilebilir;Giriş delikleri; bir veya birden fazladır hastalığın olmazsa olmaz bulgusudur, iğne giremeyecek kadar dar da olsa mutlaka delik olması gerekir.

Kuyruk sokumunda akıntıKuyruk sokumuna bastırınca ağrıKuyruk sokumunda küçük şişlikOtururken ağrıKuyruk sokumundan kanamaKaşıntı

Bu bulguların biri veya daha fazlası varsa akla gelmeli ve bu konuda yetkin olan branş uzmanı proctoloji uzmanına muayene olunmalıdır.

Atalarımızın dediği gibi “yılanı küçükken zararsız hale getirmek gerekir” Başlangıç döneminde yapılacak ameliyatta 1.

5-2 cm yer kesilerek yapılabilirken ilerlemiş hastalarda 15-30 cm yer kesmek gerekir ki bu çekilecek zahmeti ve yaşanacak sorunları onlarca kat artırabilir. Aynı gün işe dönülebilecekken 15 gün yüz üstü yatmak zorunda kalınabilir.

Bu sebeple hiçbir şikayet olmasa dahi hastalık tespit edildiği anda ameliyat planlanmalı ve uygun sosyal pozisyon yaratıldığında yaptırılmalıdır.

İlerlemiş Kıl dönmesi

Tedavinin uzun süre ertelenmesi durumunda bütün hastalıklar gibi ilerleyebilir. Kıl dönmesi hastalarının en çok sorduğu soru “ ameliyat olmazsam ne olur ?” sorusudur.

Sayfadaki resimden de görüleceği gibi hastalık giderek ilerler. İlerlemiş kıl dönmesi tedavisi başlangıç düzeydekilere göre çok daha zordur.

Kesilip çıkarılacak doku daha büyük olur, büyük kesilen yer daha çok ağrır, gerginlik sebebiyle istirahat süresi uzar ve yaranın açılma ihtimali yükselir.

Diğer taraftan ilerlemiş kıl dönmesi hastalarının ameliyatından sonra tekrarlama ihtimali de yükselir. Makul düzeydeki bir hastalık için yapılan mikro sinüsektomi ameliyatından sonra tekrar etme ihtimali % 3 civarındayken ilerlemiş vakalarda bu oran % 40 ları geçmektedir.
Diğer bir çok hastalık gibi kıl dönmesi ilerlemeden tedavi edilmelidir.

Kıl Dönmesi Neden İlerler ?

Bunun birkaç sebebi vardır1- İçeri yani deri altına giren kıl veya diğer maddeler giderek artar yani sinüs giderek büyür2- Zaman zaman apseleşerek yumak dağılıp etraf dokuya sıçrar3- İltihaplanarak yeni çıkış delikleri ve sinüsle bu delik arasında kanallar (fistül) oluşur, en önemli sorun budur çünkü bu kanalların sinüse mesafesi ne kadar uzunsa ameliyatta o kadar büyük olacak demektir.

Bunların dışında ;

Kıl dönmesi ilerlerse kıllar bağırsaklara dolanır, omur iliği sarar, organlara kadar uzar gibi bilgiler tümüyle şehir efsanesidir ve gerçekle alakası yoktur. Konu hakkında bilgisi olmayan kişilerin uydurduğu daha sonra kendisinin de inandığı safsatalardır.Sonuç olarak ;

Teşhis konduysa sosyal pozisyonunuzu ayarladığınız ilk fırsatta ameliyatınızı olmalısınız, okul bitsin yaptırırım, askere gidip geleyim yaptırırım gibi oyalanmalar sorunun büyümesine neden olur. Apandisit gibi acil ameliyat gerekmez ama uzun süre de ertelenmemelidir.

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)

Источник: https://www.medipratik.com/kil-domesi-baslangici/

Kıl Dönmesi Nedir?

Kıl dönmesine davetiye çıkaran yanlışlar

Birçok sağlık sorunu insanların hata ve ihmalleri sonucunda ortaya çıktığını sürekli belirtiyoruz. İşte onlardan biri de Pilonidal Sinüs ya da Türkçe karşılığı ile kıl dönmesi problemi diyebiliriz.

Hastalık mı değil mi? Tanımlamakta zorlandığım bu sorun maalesef ülkemizde oldukça yaygındır. Özellikle gençler ve genç yetişkin erkeklerde sıkça görülmektedir. Tabii ki bu kadınlarda olmadığı anlamına gelmez. İnsanlar utanma problemi nedeniyle tedavisi hep ertelenir.

Bu durum sorunun daha da ilerlemesine ve sıkıntının artmasına neden olur.

En Sık Kuyruk Sokumu Bölgesinde Görülür

Kıl dönmesi vücudun neresinde olur? Sorusuna cevap vererek yazımıza devam edelim. Başlıkta da belirtildiği gibi sorun en sık hatta oran vermek gerekirse %95 düzeyinde kuyruk sokumu bölgesinde görülmektedir.

%5’lik kısım ise göbek deliği ve berberlik mesleğini icra eden insanların parmaklarında rastlanmaktadır. İnsanlar kuyruk sokumunun vücudun neresinde olduğunu merak edebiliyor. Anüsün birkaç cm yukarı şeklinde tarif edebiliriz.

Aşağıda yer alan resimde daha net anlayacaksınız.

Görselde yer alan Pilonidal Cyst Türkçe karşılığı kıl dönmesi anlamına gelmektedir. Hemen altında yer alan Pilonidal Dimple ise hatalı bir kelimedir. Kullandığımız resim yabancı kaynaklar tarafından hazırlandığı için düzeltme yapmak istiyorum. Dimple çukurluk anlamına gelir. Pilonidal Dimple değil de Koksigeal Dimple olması gerekir. 

İnsanlar Pilonidal Sinüsü Kıl Batması İle Karıştırıyor! İnsanların büyük bir bölümü pilonidal sinüsü kıl batması ile karıştırmaktadır. Bacaklar, koltuk altı ve yüz bölgesinde sıkça karşılaşılan bu sorun pilonidal sinüs ile pekte alakası yoktur. Kıl batması kadınlarda daha sık görülmektedir.

Bunun nedeni istenmeyen tüyleri ağda ile almalarından kaynaklanır. Kökünden sökülen kıllar yeniden çıkarken zorlanabilir. Deri altında uzamaya devam edebilir. Bu durum sivilce gibi görünüme neden olur. Patlattığınızda zaten altında uzamış kıl olduğunu görürsünüz. Bu kesinlikle pilonidal sinüs değildir.

Kıl dönmesinin oluşumu çok farklı diyebilirim.

Kıl Dönmesi Nasıl Oluşur

Evet, arkadaşlar hatalı bir bilgiyi düzelttikten sonra, şimdide de sorunun nasıl ortaya çıktığına bakalım. Birçoğunuzun çok şaşıracağına eminim.

Saç Ve Vücut Kılları Kuyruk Sokumundan Cilt Altına Giriyor
Evet, arkadaşlar başlıkta da belirtildiği gibi sorunun kaynağında saç ve vücudumuzdaki kıllar bulunmaktadır. İnsan vücudunda bulunan kıllar ömür boyunca sürekli yenilenmektedir.

Yaşam sürecini tamamlayan kıl dökülerek yenisi çıkmaktadır. Bu durum saçlarda da geçerlidir. Örnek vermek gerekirse saçımızın %10’luk kısmı sürekli dökülerek yenilenme halindedir. Rakamlarla örnek vermek gerekirse her gün 100 kıl köküne kadar saçlarımız dökülebilir.

Bu saç dökülmesi değil, yenilenme amaçlıdır. Tabii ki bu durum kişide belirgin seyreklik ya da kellik yapmaz. Alın kısmı ve tepe kısmında seyreklik oluşuyorsa sizinki saç dökülmesi problemidir.

Bu konu hayli uzun olup, saç dökülmesi sorunları ve çözümü için aşağıda yer alan bağlantıyı tıklayabilirsiniz. https://www.sachastaliklari.com/dokulen-saclar-cikar-mi/

Oturma Pozisyonu Kıl Dönmesine Davetiye Çıkarıyor
Saçınızdan dökülen kılların büyük bir bölümü enseye, oradan sırtımıza ve hatta kuyruk sokumu bölgesine kadar kayarak gelmektedir. Yayılarak oturan biriyseniz kıl dönmesi için oldukça riskli olduğunuz söylenebilir.

Özellikle uzun süre araç kullanan insanlar belli bir zamandan sonra dik değilde yayılarak oturmaktadır. Birazda kilolu biriyseniz hepten sıkıntı demektir. Kuyruk sokumu bölgesinde bekleyen kıl ya da kıllar kalçanın sürtünmesi esnasında cildi delerek deri altına girmektedir. Bu durum diğer kıllar içinde yol anlamına gelmektedir.

Açılan bu delikten onlarca kıl girebilir.

İlk Zamanlar Herhangi Belirti Yada Şikayeti Yoktur
Muayene için gelen hastaların büyük bir bölümü ileri derece kıl dönmesi vakıası ile gelmektedir. Çünkü ilk zamanlar sorunun herhangi bir belirti ya da şikayeti yoktur.

Anlayabilmek için dikkat edilmesi gereken tek şey kılların giriş deliği olacaktır. Çok büyük olmasa bile dikkat edildiğinde fark edilecek düzeyse bir delik görülür. Aşağıda yer alan görselde ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız.

İlerleyen Süreçte Ağrı, Akıntı, Kötü Koku ve Çıkış Deliği Oluşur

Yukarıda da belirtildiği gibi ilk başlarda ciddi belirti ve şikayeti olmayan kıl dönmesi ilerleyen süreçte daha belirgin hale gelmektedir. İlerlemesi ile birlikte ağrı, şişlik, akıntı, kötü koku ve başlıkta da belirtildiği gibi kuyruk sokumunda giriş deliklerine ek olarak bir de çıkış delikleri ortaya çıkmaktadır.

Cilt altında biriken kıllar arttıkça vücut savunma mekanizması geliştirerek cilt altına giren kılları zar ile kaplayarak onları ciltten uzak tutmaktadır. Buna ek olarak belirli zamanlarda sıvı salgılamaktadır.

Cilt altında biriken kılları yok etmek için salgılanan bu sıvı cilt dışına çıkması gerekmektedir. Kıl giriş deliklerini kullanarak çıkan bu sıvı kişide akıntı ve kötü kokuya neden olmaktadır.

Akıntı derken günlük bir ya da bir kaç damla şeklinde iç çamaşırı nemli hale getirecek bir akıntıdır.

Akıntı durumun normal olduğunu gösterir. Asıl sorun akıntının olmaması ya da durması ile ortaya çıkar. Akıntının kullandığı yıl tıkanması halinde cilt altında birikir ve mikropların bulaşması ile iyice sıkıntı haline gelir. Normalde ağrısız bir hastalık olan kıl dönmesi apse olması ile birlikte her geçen an artan ağrıya neden olur. O bölgede şişlik ve kızarıklık oluşur.

Kıl Dönmesi Apsesi Acil Olarak Boşaltılması Gerekir Böylesi bir durumla karşı karşıya kalırsanız mutlaka bir genel cerrah ya gece ise hastanelerin acil bölümüne giderek apseyi boşalttırmak gerekir. Çünkü beklediğiniz her dakika ağrınız artarak devam edecektir.

Apse boşaltıldığı anda inanılmaz bir rahatlama hisseder ağrıdan büyük ölçüde kurtulursunuz. Boşaltılmaması halinde bir süre sonra kendisi boşalacaktır. Tabii ki bu istenen bir durum değildir. Çünkü sinüse uzak bir noktadan çıkış deliği oluşturarak boşalır. Bu durum tedavinin daha da zorlaşmasına neden olur.

Apsenin ne olduğu ve nasıl boşaltıldığını görmek ister misiniz? Aşağıda yer alan video’dan izleyebilirsiniz.

Videoda yer alan görüntüler biraz mide bulandırıcı olabilir. İzlemeden önce bu hususa dikkat ediniz.

Kıl Dönmesi Tedavi Edilmesi Gerekir

Evet, arkadaşlar apse kısmını da geçtik, videoda da belirtildiği gibi apsenin boşaltılması sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Cilt altında biriken kıllar var olduğu sürece yeniden apseleşme olabilir. Bu nedenle sorunun kaynağını ortadan kaldırmalı ve tedavi olmalısınız.

Pilonidal Sinüs Tedavilerinde Bilim Seçenek Ameliyat Olmaktadır

Günümüzde en çok aranan kelimelerden biri ameliyatsız tedavi yöntemleri olmaktadır. Maalesef kıl dönmesi probleminde şuan için bu seçeneği sunamıyoruz. Yaptığını belirten doktorlar olsa da bu bilimsel ve kalıcı çözüm değildir. Çünkü ameliyat ile hem kılların giriş deliği hem de varsa apse sonucu ortaya çıkan çıkış deliği yok edilmektedir.

Aynı şekilde cilt altında biriken kıllar onları saran zar ile birlikte çıkarılmaktadır. Bunu yapabilmek için tek seçenek maalesef ameliyat olmaktadır. Bugüne kadar onlarca ameliyat yöntemi geliştirildiği için yöntemler klasik ve çağdaş olmak üzere ikiye ayrılır.

Çağdaş yöntemlere örnek vermek gerekirse Mikro Sinüsektomi, Bascom ve Sinüsotomi ön plana çıkmaktadır.

Mikro Sinüsektomi Yöntemini Öneriyoruz

Cilt altında biriken kılların en küçük kesi ile çıkarılabilmesi için önerdiğimiz ve uyguladığımız yöntem Mikro Sinüsektomi olmaktadır. Genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Atilla Kaya tarafından geliştirilen bu yöntemin son hali tüm vakıalara uygulanmaktadır. Sadece 1-2 cm alanda yapılan kesi ile işlem yapılabilmektedir.

Ücretsiz Muayene Fırsatından Yararlanın

Mikro Sinüsektomi uygulayan hastane ve kliniklerden biri de IDEA olup, Türkiye’nin 4 farklı ilinde alanında deneyimli genel cerrahlarla çalışmaktadır. Ücretsiz muayene imkanı da bulacağınız bu merkezlere dilediğiniz zaman randevu alarak gelebilirsiniz. Daha fazla bilgi ve randevu almak için aşağıda yer alan bağlantıya tıklayınız. https://www.ideaklinik.com/kil-donmesi-pilonidal-sinus.html

Источник: https://www.kildonmesiklinigi.com/kil-donmesi-nedir.asp

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.