Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

içerik

Grip salgınından korunmak için nasıl beslenmelisiniz?

Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara İsmailoğlu, güçlü ve etkili bir bağışıklık sistemine sahip olmanın birinci şartının yeterli ve dengeli beslenme olduğunu belirterek, soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyonlarla savaşta yeşil yapraklı sebzelerin önemine dikkat çekiyor.

Tüm Türkiye’de etkili olan soğuk hava nedeniyle hastanelerin acil servisleri de grip ve soğuk algınlığı enfeksiyonuna yakalanan bebek, yaşlı ve yetişkinlerle dolup taşıyor.

Bu yüzden hastalıklardan korunma ve tedavi sürecinde ilaçların yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayan diğer yöntemler de uzmanların önerileri arasında yer alıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara İsmailoğlu, yeşil yapraklı sebzelerin hem gribe karşı koruyucu hem de gribe yakalananlar için tedaviye destek olacağını belirtiyor. İsmailoğlu, gribe karşı alınabilecek önlemleri şöyle anlattı:

Gribe yakalanan kişiler bitki çaylarından da destek alabilirler, ancak önemli olan her besin grubundan yeterli miktarda almak ve sıvı tüketimine dikkat etmektir. Her renkte ve her lezzette besini tüketmek, sağlıklı bir bedene sahip olmanın ilk şartıdır.

Besinlerin neredeyse tamamı, birden fazla besin öğesi içerir. Ancak hepsini birden içeren bir besin yoktur. Yaşam kalitenizi artırmak için; süt grubu, et grubu, sebze grubu ve meyve grubu besinlere günlük beslenmenizde dengeli bir şekilde yer verin.

Bol bol su için. Günde en az 2-2.5 lt su tüketmek vücuttaki zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Bağışıklık sistemini güçlendirmekle birlikte, kilo kontrolünde de oldukça etkilidir.

Kahvaltıyı asla es geçmeyin

Bağışıklık sistemi için kahvaltı şart. Kahvaltı güne daha zinde ve daha canlı başlamayı sağlayacaktır. Gece açlığından sonra vücut için gerekli enerjiyi tekrar alabilmek için kahvaltı yapmayı atlamayın.

Örneğin; bir fincan adaçayı veya yeşil çay, yanında 1-2 dilim keçi peyniri, 2 tam ceviz içi ve 3 tane esmer kayısı, 1-2 dilim tam tahıllı buğday ekmeği güne daha enerjik başlamak için uygun bir kahvaltı seçeneğidir.

Omega 3 ile güçlenin

Günde 1-3 gr omega 3 tüketmek, immün sistemi geliştirir ve daha kolay kilo vermeyi sağlar. Omega 3, antienflamatuvar (iltihabi reaksiyonu önleyeci) etkiye sahiptir. Bunun yanında, viral, bakteriyel, paraziterenfeksiyonlara karşı konakçı defansını zayıflatarak, hastalıklardan korunmayı sağlar.

İmmün sistemin desteklenmesinin yanında özellikle çocuklarda beyin gelişimi ve kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri vardır. Somon, uskumru ve ton balığı, omega 3 açısından oldukça zengindir. Anne sütü, keten tohumu, ceviz, badem, fındık ve semizotu omega 3 içeren diğer besinlerdir.

Hangi besinlerden ne kadar tüketilmeli?

Brokoli: A, C, E vitaminlerini içerir. İçerdiği antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Antibiyotik özelliğe sahiptir. Hem bağışıklığı kuvvetlendirip hem antibiyotik etkisi olan bir besindir.

Öğünlerde 100-200 gram kadar brokoliyi haşlayarak (yağ ve tuz ilave etmeden) yemeklerin yanında tüketebilirsiniz.

Çok açlık duygusu olan bireyler haşlanmış brokoli üzerine yoğurt ve pul biber ile akşam yemek sonrası çok düşük kalorili ara öğün olarak da tüketebilirler.

Nar: Antioksidan etki hem nar meyvesinin kabukları, hem nar suyu hem de çekirdekleri için söz konusudur. Nar suyunun etkisinde kırmızı rengini veren bileşiklerin rolü büyüktür. Taze sıkılmış nar suyunun kuvvetli antioksidan etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca damar sertliği riskini azaltır ve kanserden korur. Günde 1 küçük boy nar yemek, vücut direncini artırır.

Mürdüm eriği: Meyveye koyu mor rengini veren antosiyanin türevi bileşenlerin kuvvetli antioksidan etkisi vardır. Günde 2-3 küçük boy tüketmek, vücut direncini arttırır. Lifli yapısı nedeniyle bağırsaklarda prebiyotik etkisi yaratmakta ve yararlı probiyotik bakterilerin gelişimi için uygun ortam sağlayarak bağırsak sağlığına yardımcı olmaktadır.

Kuşburnu: C vitamini bakımından en zengin bitkisel kaynaklardan biridir. Soğuk algınlığı şikayetlerinde, grip, nezle gibi enfeksiyonlu hastalıklarda C vitamini içeriğinin yanısıra yangı giderici etkisinden de yararlanılmaktadır. Günde 1 fincan taze demleyip tüketmek, günlük yeterli C vitamini tüketiminde destekleyici olarak etkili olacaktır.

Isırgan: Isırgan; antioksidan içeriği çok yüksek olan bitkilerdendir. Antioksidanlar vücutta serbest radikallerle savaşarak bağışıklık sistemini güçlendirirler. Günlük 1 tutam ısırgan, bağışıklık sistemini güçlendirirken kanser tedavisinde de sıkça başvurulan bitkilerden biridir. Isırgan otunu yaptığınız karışım olan çaylara ilave ederek de tüketebilirsiniz.

Mandalina: Çok ciddi kullanılabilir C vitamini içerir. Mandalinada bulunan antioksidan vücudu güçlendirerek, enfeksiyonlara karşı savaşmasını kolaylaştırır. Günde 2 tane mandalina yemek vücut direncini artırır.

Maydanoz: C vitamini yönünden çok zengin olan maydanoz da salatalarda bol bol tüketmek gereken sebzelerimizden biridir. 8-10 dal maydanoz yemek, yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılayabilir.

Kivi: Kivi, C vitamini içeriği açısından limondan 5 veya 6 kez daha zengindir. A, D, E vitaminleri ile çinko, demir, fosfor ve diğer mineralleri içerir. Günde 1 orta boy kivi yemek günlük C vitaminin karşılanmasına etkili olacaktır.

Gribe karşı çorba tarifleri

  • 750 ml suya
  • 1 avuç roka
  • Yarım kilo brokoli
  • 1-2 diş sarımsak
  • 1 sap yeşil soğan
  • Yarım limon
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Baharat

Hepsini suya atıp kaynatın blenderdan geçirin, isteğe göre baharatlarla lezzetlendirin.

  • 4-5 dal maydanoz
  • 1 kabak
  • 1 adet havuç
  • 1-2 yaprak ıspanak
  • 1 avuç brokoli
  • Kereviz yaprakları
  • 1 soğan
  • 2 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • Kimyon
  • Toz biber
  • 2 litre su

Tarif

Malzemelerin hepsini iyice yıkadıktan sonra doğrayıp bir tencereye atın. Tencereye suyu ekleyerek kaynatıp, ardından altını kısıp kapağını yarım kapatarak 5-10 dakika pişirmeye devam edin. Blenderdan geçirerek bir kaba alın.

Gribe karşı bitki çayı tarifi

  • Ihlamur 50 Gr
  • Adaçayı 20 Gr
  • Tarçın 1 Çubuk
  • Zencefil 2 Parça
  • Karanfil 5 Adet
  • Havlıcan 2 Parça
  • Kuşburnu 50 Gr
  • Hibisküs 30 Gr
  • Okaliptüs 5 Yaprak
  • Papatya 10 Tane

Tarif 

Malzemeleri harmanladıktan sonra bir bardak kaynar suya 1 tatlı kaşığı karışımdan koyup 5 dakika demlendirdikten sonra süzün. Bal veya pekmezle tatlandırarak içebilirsiniz.

‘Grip’ hakkında en çok merak edilen 8 soru

Источник: //indigodergisi.com/2017/01/grip-salginindan-korunmak/

Kırmızı Göz Hastalığı Nedir ve Nasıl İyileşir? – Doğal Cilt Bakımı

Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

Adenovirüs isimli bir virüsten kaynaklanan tıbbi adı adenoviral konjoktivit olan kırmızı göz hastalığı mevsim geçişlerinde görülebilen bir hastalıktır. Bulaşıcı bir hastalık olan kırmızı göz hastalığı alerjik olarak başlayıp enfeksiyon halinde de görülebilir.

Kırmızı göz hastalığının belirtileri nelerdir

Bir çok göz rahatsızlığı ile ortak olabilecek başlangıç belirtilerine sahip olduğu için, bu tür bir rahatsızlık şüphesine düşerseniz muhakkak bir göz doktoruna göstermeniz gerekir.

Gözde;

  • yanma,
  • batma hissi,
  • gözlerde sulanma,
  • kızarıklık ya da
  • ışık hassasiyeti

gelişebilir. Bir çok göz rahatsızlığında bu tür semptomların ortak olduğunu unutmamak gerekir.

Kırmızı göz hastalığının en tipik belirtisi göz kapaklarında şişmedir. Gözün beyaz kısmında, bu bölgeyi kaplayan ince ve saydam tabaka konjoktivadır. Bu tabaka aynı zamanda göz kapaklarının iç kısmında da bulunur. Göze bulaşmış olan adenovirüs bu bölgenin enfeksiyon geçirmesine sebep olur. Hastalık ismini de buradan alır.

Adenovirüsü kaç günde enfeksiyon oluşturur

Virüs vücuda girdikten sonra enfeksiyon oluşması için yaklaşık 4 ile 10 gün arasında bir süre geçer. Hastalık tamamen iyi olana kadar virüs bulaştırıcı özelliğini korur.

Hastalığın belirtileri görülmeye başladıktan sonra bir hafta içinde gözün kornea kısmında beyaz noktalar görülebilir.

Bu noktalar yüzünden gözde batma hissi ve bulanık görme oluşur.

Virüslerin birçoğunda olduğu gibi adenovirüs tedavisinde de belirgin bir ilaç yoktur. Tedavi daha çok şikayetleri yok etmeye yönelik seyreder.

Nelere dikkat edilmelidir

Göz rahatsızlıklarında ilk dikkat edilmesi gereken hijyendir. Ortak kullanımda olan eşyalar göz problemlerinde muhakkak ayrı kullanılmalıdır. Adenovirüs hızla bulaşabilen bir virüs olduğu için kırmızı göz hastalığında hijyene daha çok dikkat etmek gerekir. Dikkat edilmezse salgına dönüşebilir.

Belirgin bir ilaç tedavisinin olmaması destekleyici tedaviyi ön plana çıkarır:

  • soğuk kompres,
  • suni göz yaşları

destekleyici tedavileri arasındadır.

Hastalığın bulaşma şekli, bu hastalığa yakalanmış kişilerden ve ya adenovirüslü eşyalar yolu ile olur. İlk tedavi yöntemi de bu yüzden hastalığın bulaşmasını engellemeye yönelik tutumla olur.

Çocuklarda da görülebilen adenovirüs konjoktivitte de tedavi yöntemi yetişkinler ile aynıdır.

Konjoktivit gelişen durumlarda daha önce bahsettiğimiz belirtiler görülebildiği için virüs kaynaklı olup olmadığı ancak bir uzman tarafından ayırt edilebilir.

Gözlerde kızarıklık, batma ya da yanma hissi olduğu zamanlarda gözleri ovuşturmak yapılan en büyük hataların başında gelir.

Konjoktivit durumlarında gözleri bol soğuk su ile yıkamalı, el ve yüz hijyenine daha fazla özen göstermek gerekir. Çok uzun süre soğuk kompres yapmakta zarar verebilir.

1-1,5 dakika kadar soğuk kompres yeterli olacaktır.

Bazı durumlarda kırmızı göz hastalığının seyrinde adenovirüse bakteriyel enfeksiyonlar da eşlik edebilir. Bakteriyel enfeksiyonda gelişmişse adenoviral konjoktivit tedavisine antibiyotik içeren damlalar da ilave edilir.

Kırmızı göz hastalığı ne kadar sürede iyileşir

Kırmızı göz hastalığı genellikle 2-3 hafta sürebilen bir rahatsızlıktır. İlk 15 günlük süreçte bulaşma özelliği maksimum seviyede olduğu için hastalığa yakalanmış kişi ile gerekmedikçe temas edilmemelidir. Hastanın da bu süreçte sürekli üstünde durduğumuz hijyen koşullarını iyileştirmesi gerekmektedir.

Vücutta ve gözlerde bağışıklık nasıl kuvvetlendirmeli

Göz vücudumuzda bulunan en hassas organlardan biridir. Sürekli açık havaya maruz kalıp mikroplar ile temas halinde olabildiği için bağışıklık sistemini kuvvetlendiren besinlerinde tüketilmesi gerekmektedir. A, B2, C, E vitaminleri, omega 3 ve omega 6 bakımından zengin besinleri tüketirken çinko, magnezyum gibi minerallerin de muhakkak alınması gerekir.

Gözünüzde belirttiğimiz şikayetleri yaşıyorsanız muhakkak bir göz doktoruna başvurmalı, gözünüz için gereken en doğru tedaviyi almanızı öneririz.

Kırmızı göz hastalığı nedir, hangi virüs neden olur, belirtileri nelerdir, bulaşması nasıl önlenir ve iyileşmesi için neler yapılmalıdır.

Источник: //www.dogalcilt.com/kirmizi-goz-hastaligi-nedir-ve-nasil-iyilesir/

Göz Kararması: Gerekli Önlemler Alınmalı — Multi Yaşam

Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

Tansiyon dalgalanmaları beyne yeterince kan gitmemesine neden olabilir. Sonucunda göz sinirlerinden gelen sinyallerin beyin tarafından yeterince yorumlanamaması ve göz kararması görülebilir. Göz kararması sorunlarının hepsi doğrudan veya dolaylı olarak tansiyon ile bağlantılıdır:

1) Postural Tansiyon Düşüklüğü

Birden ayağa kalkınca tecrübe ettiğimiz göz kararması postural tansiyon düşüklüğü nedeniyle ortaya çıkar. Ani kalkmalarda veya gerinmelerde yer çekimi etkisi ile ayak ve bacaklarımızda kan toplanır. Beyne yeterince kan gitmeyince göz kararması ve baş dönmesi oluşur.

  • Yaşlılarda görülmesi daha olasıdır.
  • Göz kararması ve bayılma nedenleri (Bazen bayılmaya neden olabilir.)
  • Başka tansiyon problemleri olan kişilerde daha rahat ortaya çıkar.

2) Düşük Kan Hacmi

Kan hacminin azalması tansiyonun düşmesinde ve dolayısıyla göz kararmasına neden olabilir. Kan hacmindeki az miktarda değişimler göz kararmasına neden olmayabilir ama ani kalkıştaki tansiyon düşüklüğü etkisini artırabilir. Aşağıdaki nedenlerle kan hacmi düşebilir:

  • Kanamalar
  • Vücutta su kaybı: Aşırı terleme ve benzeri herhangi bir nedenle vücutta su kaybı olması göz kararmasına neden olabilir
  • İdrar söktürücü ilaç ve içeceklerin kullanımı
  • Damar genişletici ilaçlar
  • Uzun süreli yatak istirahati

3) Bazı Hastalıklar

Aşağıdaki hastalıklar tansiyon sorunlarına ve zaman zaman göz kararmasına neden olabilirler:

  • Atar damar tıkanıklığı, damar sertleşmesi
  • Şeker hastalığı: Uzun süreli açlık halinde göz kararması ortaya çıkabilir.
  • Anemi (kansızlık)
  • Kalp ritim bozuklukları
  • İç kulaktaki keseciklerde yaşanan sorunlar
  • Böbrek üstü bezi yetmezliği
  • Çoklu sistem atrofisi (bir tür sinir hastalığı)
  • Disotonomi
  • Ehler Danlos sendromu
  • Anoreksiya nevroza: Yeme bozukluğu ile karakterize bir hastalık
  • Parkinson
  • Dopamin beta hidroksilaz eksikliği

El ve ayakları ya da belden aşağısı felç olan kişilerde de vücudun üst kısmındaki tansiyon dengesi korunamadığı için göz kararması görülebilir.

4) Bazı İlaçlar ve Uyuşturucu Maddeler

Aşağıdaki ilaçlar tansiyon sorunlarına ve göz kararmasına neden olabilir:

  • Trisiklik veya monoaminoksidaz inhibitörü etken maddeli bazı antidepresan ilaçlar
  • Yüksek tansiyon ilaçları
  • Viagra gibi sildenafil ilaçlar
  • Alfa-1 bloker ilaçlar
  • Esrar, tetrahidrokannabinol gibi uyuşturucu maddeler

5) Diğer Nedenler

Gözde kararma aşağıdaki nedenlerle de oluşabilir:

  • B12 vitamini yetersizliğinin sinirsel yan etkilerinden biri de göz kararmasıdır.
  • Yeni doğum yapmış kadınlarda ve yatak istirahatinde olanlarda göz kararması görülmesi daha olasıdır.
  • Alkol tüketmek vücutta su kaybına neden olacağı için göz kararmasına neden olabilir.
  • Fiziksel ağrılar veya şiddetli duygusal gerilimler yüzünden vagus siniri uyarılırsa göz kararması oluşabilir.

Altta yatan ciddi bir hastalık yoksa, göz kararması giderilebilir.

1) Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Hayat tarzınızda ve beslenme düzeninizde yapacağınız değişikliklerle göz kararmasını engelleyebilirsiniz:

  • Susuz kalmamanız çok önemlidir. Günde en az sekiz bardak su içmelisiniz. Aşırı terlemeye yol açacak sıcak ortamlardan uzak kalmalısınız.
  • Alkol su kaybına neden olduğu için daha az tüketmeli veya bırakmalısınız.
  • Uzun süreli aç kalmayın.
  • Ayağa kalkarken yavaş hareket edin.
  • Otururken bacak bacak üstüne atmayın. Bu sayede kan bacaklarınızda daha az toplanır.
  • Tıbbi nedenlerle uzun süre istirahat etmeniz gerekiyorsa arada bir kısa sürelerle yatağınızdan doğrularak oturun.
  • Yataktan kalkarken birden ayağa dikilmeyin, önce bir süre oturarak toparlanın.
  • Varis çorabı giyebilirsiniz. Bu sayede ayaklarınıza uygulanan baskı ile birlikte kan dolaşımınız desteklenir, kan bacaklarınızda toplanmaz.
  • Yatağınızın baş kısmını bir miktar yükseltin.
  • Çok uzun süre ayakta durmayın.
  • Düzenli olarak yapılan orta tempolu egzersizler genel damar sağlığını iyi yönde etkiler. Kan göllenmeleri azalır ve tansiyon dalgalanmaları kısıtlanarak göz kararması engellenir.
  • Sabahları bir bardak kahve içmek iyi gelir.

2) İzometrik Egzersizler

İzometrik egzersiz, eklem hareketi olmaksızın yapılan durağan kas çalışmasıdır. Duvarı itmeye çalışmak, masayı kaldırmaya çalışmak birer izometrik egzersizdir. Ayağa kalkmadan önce bir havluyu veya lastik topu sıkıştırarak tansiyonunuzun yükselmesini sağlayabilirsiniz. Bu sayede ayağa kalktığınızda göz kararması yaşamazsınız.

3) Tuz

Tuz tüketmek tansiyon düşüklüğünü gidererek göz kararmasını önler. Kalp sorunlarından ve yüksek tansiyondan şikayeti olmayan kişiler tavsiye edilen günlük ortalama tuz kullanımını 5-10 gram geçebilirler. Tuz tüketimi sağlık risklerini artırma potansiyeli olan bir uygulamadır, özellikle yaşlı kişiler dikkatli olmalıdır.

4) İlaç Tedavisi

İlaç tedavileri genel anlamda tansiyon dalgalanmalarını düzenleyerek göz kararmasını engeller.

  • Fludrıkortizon sayesinde sodyum emilimi artarak kan hacmi yükseltilebilir.
  • Midodrin sayesinde bir miktar damar büzülmesi sağlanarak tansiyon yükseltilebilir.
  • İndometazin sayesinde damar genişlemesi bir miktar engellenerek tansiyon yükseltilebilir.
  • Otonom fonksiyon bozukluklarında L-dihidroksifenilserin etken maddeli ilaçlar kullanılabilir.
  • Beta bloker ilaçlar sayesinde sodyumdan (tuzdan) elde edilen verim artırılabilir.

Bu ilaçlar düşük miktarlarda bile etkili olan ilaçlardır. Kullanım şekilleri ile ilgili doktor tavsiyesine ve eczacı yönlendirmesine uyunuz.

Источник: //multiyasam.com/goz-kararmasi-nedenleri-ve-tedavisi/

Göz Kanlanması Nasıl Geçer? (Doğal Yöntemler)

Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

Göz kanlanması için genelde tıbbi bir tedaviye gerek yoktur. Zira kanlanma çoğu zaman kendiliğinden geçer. Yapay gözyaşı gibi bazı göz damlaları kullanmak, gözlerdeki kaşıntı hissini azaltacağından, gözlerin kanlanmasını da engelleyebilir. Bunun dışında gözlerdeki kırmızılık, bir ya da iki hafta içinde kendiliğinden emilecektir ve ekstra bir tedaviye gerek kalmayacaktır.

Diğer kırmızılıklar gibi gözdeki kanlanma da geçmeden evvel sararabilir veya kahverengi haline gelebilir.

Aspirin ve ibuprofen gibi kanı sulandıran ilaçlardan uzak durulması tavsiye edilir.

Elbette eğer bu ilaçları başka bir tıbbi durumunuz veya rahatsızlığınız nedeniyle alıyorsanız, ilaçlarınızı kullanmaya devam edip etmemeniz doktorunuzun takdirindedir.

Zira kan sulandırıcı ilaçlar pek çok zaman hayat kurtarıcıdırlar ve bu nedenle çok önemlidirler. Nadiren gözdeki kanlanma sebebiyle bu tür ilaçların kullanılması durdurulur.

Eğer gözünüzdeki kanlanma dışsal bir enfeksiyon nedeni ile oluşmuşsa, doktorunuz antibiyotik damla veya merhem kullanmanızı önerebilir.

Tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol ettirmenizde yarar vardır. Eğer yüksek tansiyon veya kanama bozukluğu rahatsızlıklarına sahipseniz, o zaman doktorunuz farklı tedavi yöntemleri önerebilir.

Eğer gözünüzde kanlanma varsa ve aşağıdaki durumlardan birine sahipseniz lütfen doktorunuza başvurunuz:

  • Son zamanlarda tansiyonunuzu kontrol ettirmediyseniz
  • Gözünüzdeki kanlanmanın bir yaralanma sonucunda olduğunu düşünüyorsanız (örneğin çekiçle dövülen bir metalden hızla kopan bir parça gözünüze geldiyse)
  • Vücudunuzun başka bir yerinde sebepsiz yere başka bir kanama veya morarma gözlemlediyseniz.
  • İki hafta geçmesi rağmen gözünüzdeki kanlanma geçmemişse
  • Kanlanma ile beraber gözünüzde bir ağrı varsa
  • Görmede bir bozukluk yaşıyorsanız (bulanık görme, çift görme, görememe gibi)
  • Kanama bozukluğu rahatsızlığınız varsa

Göz Kanlanması Nedir?

Subkonjonktival hemoraji de denen ve göz küresi ile göz kapaklarını birleştiren ince zarın altında oluşan kanamaya halk arasında göz kanlanması denir. Bu kanlanma gözün üzerindeki saydam yüzeyin hemen altındaki çok küçük kan damarlarının çatlaması ile oluşur.

Aynaya bakıp gözünüzdeki parlak kırmızılığı görene kadar, göz kanlanmanızın olduğunu fark etmezsiniz.

Konjonktiva denilen zar, beyaz renkli göz küresini sarar ancak kornea denilen renkli kısmı sarmaz. Bu zar ile zarın kapladığı beyaz alan arasında çok küçük damarlar mevcuttur.

İşte bu damarlardan biri çatladığında kan, zar ile gözün beyazı (gözakı) arasında sıkışır, bu nedenle hemen absorbe edilemez.

Göz kanlanması insanları kaygılandırır ancak genelde zararsızdır ve bir iki hafta içinde kendiliğinden geçer.

Göz Kanlanması Neden Olur?

Göz kanlanmalarının sebebi her zaman bilinmese de aşağıdaki sebepler gözakı ile konjonktiva zarı arasında kalan damarların çatlamasına sebep olabilir.

  • Şiddetli öksürük
  • Güçlü hapşırık
  • Ağırlık kaldırma
  • Kusma
  • Kabızlık
  • Gözü sertçe ovalama veya kaşıma
  • Ciddi göz enfeksiyonları
  • Travmalar, mesela yabancı bir nesnenin gözünüzü yaralaması
  • Nadiren K vitamini eksikliğinden kaynaklı kanın pıhtılaşamaması sorunu
  • C vitamini eksikliği
  • Grip ve sıtma gibi ateşli yapan hastalıklar

Eğer yüksek tansiyon hastası iseniz, bu durumunuz da göz kanlanmasına neden olabilecektir.

Göz kanlanması yaşlı insanlarda daha sıklıkla görülmektedir.

Göz kanlanmasının diyabet hastalarında görülme olasılığı da yüksektir.

Bazı göz ameliyatları sonrası da gözde kanlanma görülebilir.

Göz Kanlanmasının Belirtileri Nelerdir?

Göz kanlanmasının genelde gözde görülebilecek parlak kırmızılık dışında bir belirtisi yoktur.

  • Çok nadiren insanlar ağrılı bir göz kanlanması geçirirler. Yine bazen kanama sırasında göz kapaklarının altında bir kaşıntı hissedilebilir.
  • Göz kanlanmasının en belirgin ve çoğu zaman tek belirtisi gözdeki parlak kırmızılıktır. Bu kırmızlık gözün beyaz kısmında yani göz akında görülür ve bazen beyaz kısmın tamamını kaplayabilir.
  • Sıradan bir göz kanlanmasında kan, gözün dışına çıkmaz. Örneğin bir peçete ile gözde kırmızılık olan yere dokunursanız, peçete kanlanmaz.
  • İlk yirmi dört saat gözdeki leke büyüyebilir anacak bir iki hafta içinde küçülür ve kaybolur.

Gözdeki Kanlanmaya Nasıl Engel Olunabilir?

Eğer gözünüzde kanlanmaya sebep olacak pıhtılaşma bozukluğu ya da kanama bozukluğu gibi çok belirgin bir rahatsızlığınız yoksa ve kan sulandırıcılar da kullanmıyorsanız, gözdeki kanlanmayı engellemenin bilinen bir yolu yoktur.

Yine de gözünüzü sertçe kaşımaktan ve ovmaktan kaçınmalısınız. Sertçe kaşınan veya ovalanan gözde göz kanlanmaları görülebilir. Eğer gözünüze yabancı maddelerin kaçması ihtimalinin yüksek olduğu bir işte çalışıyorsanız, koruyucu gözlükler takmak zorundasınız.

Eğer gözünüz kaşınıyorsa, ellerinizle ovuşturmaktan ziyade yapay göz damlaları kullanabilirsiniz. Aşağıdaki doğal tedavileri uygulayarak bu iki hafta içerisinde daha da rahatlayabilirsiniz.

Soğuk, kanın dağılmasını azaltmada ve hasarlı damarları onarmada en hızlı ve en kolay yoldur. Aşağıdaki yollardan size en uygun olanını uygulayın.

Buz Küpleri

Buz küplerini kağıt havlunun içine sarın ve kapalı gözünüzün üstünden uygulayın.

Çay Kaşığı

Metal bir çay kaşığını dondurucuda soğutun. Sonra da uzanıp, gözünüzün etrafına soğukluğu geçinceye kadar uygulayın.

Göz Maskesi

Göz maskesini beş dakika dondurucuda bekletin. İçine soğuk su doldurun. 10-15 dakikalığına gözünüzün üstüne koyun.

Soğuk Süt

Pamuktan küçük topları soğuk su veya soğuk süt ile ıslatın. Sonra da ağrının hızlıca kesilmesi için göz kapaklarının üstüne koyun.

Gül Suyu

İki top pamuğu soğutulmuş gül suyunda ıslatın. Sonra iki gözünüze de uygulayın.

Çay Poşetleri

Sarı papatya ve Japon yeşil çayı poşetlerini soğuk suda bekletin. Sonra bir peçete veya kağıt havluyla sarın. Uzanıp, kapalı gözünüzün üstüne bu paketleri koyun.

Ev Yapımı Yasemin Göz Yıkama Suyu

Damıtılmış bir bardak suya 10-12 kadar yasemin çiçeğini koyun. 10 saat kadar böyle bekletin. Sonra da bir damlalık yardımıyla gözünüze 3-4 damla damlatın.

Salatalık, Patates ve Elma

Salatalıklar öteden beri yatıştırıcı özellikleri ile bilinirler ve yorgun gözlerin gençleştirilmesi için birebirdirler. Soğuk salatalıkları kesip 10-15 dakika gözünüzün üstüne koyun. Aynı işlemi elma ve patates ile de yapıp benzer sonuçlar elde edebilirsiniz.

Parmak Masajı

İki parmağınızı göz kapaklarınızın alt ve üst kısmına aynı anda hafifçe vurun. Bu lenfatik sisteminizi uyararak gereksiz sıvı akışını engelleyecektir.

Göz Kanlanmasında Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler

  • Uykunuzu iyi alın. Hasar görmüş bir damarı tedavi etmede rüyadan iyisi yoktur.
  • Kanlanmanın görüldüğü iki hafta boyunca alkol, sigara ve lens kullanmayın
  • Yastığınızı neredeyse dik bir konuma getirin böylece kan en mümkün olan en doğru şekilde dağılacaktır.
  • Parlak ışık ve tozdan uzak durun. Dışarı çıkarken her zaman güneş gözlüğü kullanın.

Kaynak

Источник: //www.onikibilgi.com/goz-kanlanmasi-nasil-gecer/

Göz Sağlığı Nasıl Korunur

Kırmızı Göz Salgınından Nasıl Korunmalı?

Gözlerimiz pek çok farklı neden ile çok kolay bir şekilde rahatsızlanabilen bir organımızdır. Bu yüzden ciddi göz hastalıkları ile karşı karşıya kalmamak adına göz sağlığımızı korumaya bir hayli fazla özen göstermemiz gerekir.

Hatta pek çok göz hastalığı kişinin göz sağlığına önem vermemesi yüzünden ortaya çıkmaktadır. Unutulmamalıdır ki gözler hassas organlardır ve sizin her zaman dikkatli davranmanız gerekir.

Aşağıdaki listemizde sizin için göz sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilecek yöntemleri sıraladık.

1. Gözlerinize ellerinizi sürmeyin

Ellerimiz aslında her zaman zannettiğimiz kadar temiz olmazlar. Çünkü daima bir şeyler ile temas halinde oldukları için sürekli olarak kirlenmektedirler. Her ne kadar az miktarda kir eller için faydalı olsa da bu durum gözler için geçerli olmaz.

O yüzden göz sağlığımızı korumak adına ellerimiz ile gözlerimizi kaşımamalı ya da ovuşturmamalıyız. Eğer bir şekilde gözümüze dokunma ihtiyacımız çok fazla bulunuyor ise bunu temiz bir mendil ile mümkün olduğunca dışarıdan yapmak gerekir. Aynı şekilde lens kullananların el hijyenlerine herkesten çok daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Çünkü lens kullanımında gözün mikrop kapma riski çok ama çok büyük olmaktadır.

2. Güneş gözlüğü kullanmaya özen gösterin

Güneş gözlükleri yalnızca şık birer aksesuar değildir. Onlar gözlerimizi güneşin zararlı ışınlarından korurlar. Çünkü güneş ışınları gözdeki kornea tabakasına ciddi oranda zararlar vermektedir. Hatta bu noktada herhangi bir güneş gözlüğünü kullanmak da yeterli olmayacaktır.

Özellikle kaliteli ve onaylı güneş gözlüklerini kullanmak gereklidir. Aynı zamanda güneşte gözleri kısmaktan dolayı gözün çevresinde çeşitli kızarıklıklar da meydana gelir. İşte güneş gözlüğü bu kırışıklıklar ortaya çıkmasına da engel olur.

Hatta herkesin sadece yazın güneşli zamanlarda değil kışın da gözleri kamaştıracak durumlarda da güneş gözlüğü takmasında büyük bir fayda vardır.

3. Gözlerinizi sık sık kırpın

Gözleri fazla kırpmamak da doğru bir davranış değildir. Çünkü bu durum gözün içinin kurumasına neden olur. Bu da gözde batmaların olmasına sebep olur. O yüzden bu gibi durumlardan kaçınmak için düzenli olarak gözleri kırpmak gerekir.

Hatta insanlar televizyon seyrederlerken ya da kitap okurlarken daha az gözlerini kırparlar. Özellikle bu zamanlarda gözlerini daha fazla kırpmaya özen göstermek gerekir.

Benzer şekilde yüzün düzenli olarak yıkanması da gözlerin nemlenmesine katkı sağlamaktadır.

4. Karanlıkta televizyon seyretmeyin

Karanlıkta televizyon seyretmek oldukça yanlış bir davranıştır.

Çünkü karanlık bir ortamda oldukça parlak olan ekrana uzun süre bakmak gözün uyumunu bozar ki bu durum da göz için çok fazla zarar taşımaktadır.

Bu nedenle ya ekranın parlaklığını ortam ışığına göre ya da ortam ışığını ekranın parlaklığına göre ayarlamak gerekmektedir. Zaten o tip durumlarda göz de normalden çok daha fazla yorulmaktadır.

5. Floresan lamba kullanmayı tercih edin

Göz sağlığı için en faydalı olan ışık floresan lambaların yaymış olduğu ışıktır. Çünkü bu ışıklarda gözler çok daha az yorulmaktadır. O nedenle özellikle yoğun olarak çalışılan iş yerinde sarı ışık kullanmamaya özen gösterilmesi gerekir.

6. Denizde ya da havuzda yüzerken mutlaka deniz gözlüğü kullanın

Pek çok insan deniz gözlüğünü suyun derinliklerini incelemek amacı ile kullanmaktadır. Oysa deniz gözlüğünün esas amacı gözleri sudaki çeşitli mikroplardan korumaktır. Bu yüzden hem denizde hem de havuzda mutlaka deniz gözlüğü ile birlikte suya girmeye özen gösterin. Aksi takdirde gözler çok kolay bir şekilde mikrop kapabilir.

7. Ekrana bakma sürenizi kısıtlayın

Aralıksız olarak uzun müddet ekrana bakmak gözler için çok ama çok zararlıdır. Bu nedenle kesintisiz olarak ekrana elli dakikadan daha fazla bakılmaması gerekir.

Özellikle sürekli ekran başında çalışan kişilerin her elli dakikada bir ortalama onar dakikalık molalar vermesi ve gözlerini dinlendirmesi gerekir.

Aynı şekilde ekrana çok yakından bakmak da oldukça yanlış bir davranış olmaktadır.

8. Dengeli beslenmeye özen gösterin

Sağlıklı beslenme göz sağlığı için de büyük bir önem teşkil etmektedir. Bu nedenle sağlıklı ve dengeli beslenmeye önem vermek gerekir. Aynı zamanda A vitamini alımına da dikkat etmek gerekir. Örneğin havuç gözler için çok faydalıdır ve vücudun ihtiyaç duyduğu miktarda mutlaka tüketilmelidir.

9. Temiz hava için bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın

Ortamda nemin azalması ve havanın kirlenmesi gözlerin kurumasına sebep olur. Bu yüzden hem yazın hem de kışın bulunulan ortamın sık sık havalandırılması gerekir. Göz sağlığını korumak konusunda temiz havanın önemi bir hayli büyük olmaktadır.

10. Düzenli olarak göz muayenesi için doktora gidin

Göz doktoruna gitmek için illa bir şikayetinizin olmasına gerek yok. Hatta göz sağlığınızı korumak için mutlaka senede bir defa göz doktoruna muayeneye gitmeniz gerekiyor. Bu sayede eğer gözünüzde henüz belirti göstermemiş olan bir rahatsızlık var ise kolayca teşhis edilip hızlı bir şekilde tedavi edilebiliyor.

Bu da hastalığın ilerleyip daha ciddi sorunları da beraberinde getirmesinin önüne geçebiliyor. O nedenle mutlaka her sene en az bir kez göz muayenesi için göz doktoruna gidin. Benzer şekilde direkt olarak göz için olan check-uplardan yaptırmanızda da büyük bir fayda olacaktır.

Hatta bu çocuklar için de çok önemli olmaktadır.

11. Gözünüz için kullanacağınız kozmetik ürünlerinde çok seçici davranın

Piyasada çok fazla ucuz ve kalitesiz kozmetik ürünü satılmaktadır. Bu kozmetik ürünlerinin pek çok göz sağlığı için oldukça büyük tehler taşımaktadır. Bu nedenle özellikle göz makyajlarınızda tercih edeceğiniz kozmetik ürünlerinin kalitelerinden mutlaka emin olun.

Hatta özellikle alerji testlerinden geçmiş ve içerisinde herhangi bir koruyucu madde bulundurmayan kozmetik ürünlerini tercih edin. Çünkü gözlerin tahriş olmasına neden olan her kozmetik ürünü siz farkında olmasanız bile aynı zamanda korneanıza zarar verir.

Aynı zamanda ürün ne kadar kaliteli olursa olsun her akşam yatmadan önce gözlerinizde bulunan makyajı mutlaka temizlemeye dikkat edin. Gözde kalmış olan makyaj kırıntıları dahi göz için oldukça zararlı olmaktadır. Aynı şekilde bu ürünlerin gözde gece uyurken dahi kalması gözde kuruluğa neden olabilmektedir.

Bu yüzden gece yatmadan evvel kaliteli göz makyajı temizleme ürünleri ile ya da duru su ile mutlaka göz makyajınızı çıkarmaya dikkat edin. Ancak kesinlikle göz makyajınızı çıkarırken çok sert hareketler yapmaktan kaçının. Göze uygulanan her sert davranış göze zarar verebilme potansiyeline sahiptir.

12- Gözünüze süreceğiniz kremleri seçerken de dikkatli olun

Pek çok farklı sebep ile sık sık gözlerimize çeşitli kremler süreriz. Bu kremlerin içerikleri göz sağlığımız ile de doğrudan ilgilidir. O yüzden bir göz kremi satın almadan önce mutlaka kremi çok iyi bir şekilde araştırmalısınız.

Çünkü bazı göz kremlerinin içerisinde petrol ve benzeri ürünleri içeren maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler göz sağlığı için çok ama çok zararlı olmaktadır. O yüzden mümkün içinde kesinlikle böyle maddeler barındırmayan göz kremlerini tercih etmelisiniz.

Aynı zamanda içerik olarak yüz kremleri ile göz kremleri büyük bir farklılığa sahiptir. Bu nedenle herhangi bir yüz kremini kesinlikle göz çevrenize sürmemelisiniz. Göz çevrenize uygulayacağınız kremler her zaman farklı olmalıdır.

Çünkü bu ürünlerin içerikleri de tıpkı göz çevresi gibi çok daha hassas olmaktadır.

Источник: //rookka.com/goz-sagligi-nasil-korunur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.