Kış depresyonu en çok kadınları vuruyor. Belirtileri ve tedavisi..

içerik

Kış Depresyonu Belirti ve Tedavileri – [n]Beyin

Kış depresyonu en çok kadınları vuruyor. Belirtileri ve tedavisi..

Daha önce “Kış Depresyonu Nedir?” başlıklı yazımızla mevsimsel duygulanım bozukluğuna (seasonal affective disorder – SAD) bir giriş yapmıştık. Bu yazımızda bu durumun kimlerde görülebileceği, belirtilerinin ne olduğu ve bazı tedavi yöntemlerinden bahsedeceğiz.

Etnik köken, ten rengi ve coğrafi konum, ülkeden ülkeye bir bireyin SAD geliştirme olasılığını büyük ölçüde değiştirir. Kronik SAD’ın ortalama %0-10 arası bir sıklıkta görüldüğü bildirilmiştir.

Genel olarak, yapılan araştırmalar, yüksek enlemlerde yaşayan birinci ve ikinci nesil koyu tenliler, menopoz dönemindeki kadınlar, kapalı mekânlarda çalışan bireyler ve kendisi ya da ailesinde zihinsel rahatsızlık geçmişi bulunan bireyleri SAD açısından riskli grup olarak değerlendirir.

Ancak ten rengi SAD gelişiminin ana belirleyicisi değildir. Norveç’te yaşayan insanlar, etnik gruplar arasındaki fark açısından incelendiğinde, Sri Lanka’dan gelen (koyu tenli) erkeklerde SAD sayısının en düşük değerde olduğu (%6), İranlı erkeklerin genelde daha açık tonlu tenleri olmasına karşın onlardan belirgin bir şekilde yüksek (%21) olduğu bulunmuştur.

Şüphesiz ki SAD, üreme yaşında kadınlarda erkeklerden daha yaygındır. Rapor edilen vakaların %60 ile 90’ı kadınlara ilişkindir. Her ne kadar kız ve erkek çocuklar, ergenliğe kadar neredeyse eşit oranlarda etkileniyorlarsa da erkekler ve kadınlar arasındaki farkların belirginleştiği yaşlardan itibaren kadınlar önceliklidir. Bu durum, yaşlılık döneminde yeniden eşitleninceye kadar devam eder.

Belirtileri

SAD’dan mustarip bireylerin 3’te 1’inden fazlası bahar ve yaz aylarında hafif “hipermani” gösterirler. Hipermaninin belirtileri aşırı heyecan, yüksek ilgi düzeyi, kolayca kaybolan dikkat, konuşkanlık ve uykuya olan ihtiyacın azalması şeklinde olabilir. Öte yandan, kış aylarında deneyimledikleri hipomaninin belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Uyanmanın aşırı zor hale gelmesi
  • Artan iştah, karbohidratlı besinlere düşkünlük, kilo alma (kimi raporlarda, bu süreçte iştah ve kilo kaybı da bildirilmiştir)
  • Miskinlik ve geçmeyen yorgunluk
  • İltihaplanma ile ilişkili bağışıklık sistemi yanıtının yükselmesi
  • Sosyal etkileşimlere karşı ilgisizlik
  • Günlük aktivitelerde motivasyon ve ilginin yok olması
  • Cinsel istekte azalma (sonbahar/kış aylarında çocukların doğmasını engelleyecek evrimsel bir avantaj olduğu düşünülmektedir)
  • Düşüncede belirsizlik, odaklanma zorluğu ve karar vermenin güçleşmesi
  • Önemsizlik fikrinin baskın olması ve tekrar eden ölüm düşüncesi

Tedavi Yöntemleri

Işık Terapisi: Bu, göze ışık girmesi üzerinden işleyen bir tedavidir. 1960’larda İngiltere’deki okullarda uygulanan bu yöntem, 1984’te ilk kez resmi olarak SAD tedavisi için reçete edilmiştir. Ancak SAD tedavisinde ışık terapisinin etkileri birçok kez araştırılmışsa da son yıllara kadar yapılan araştırmaların kalitesi oldukça düşük kalmıştır.

Bazı araştırmacılar, ışığın göze değil de kulak kanalı üzerinden doğrudan beyne gönderilmesinin de faydalı olacağına ilişkin bulgular edinmişlerdir.

Yakın zamanlarda gerçekleştirilen birden fazla araştırmanın verileri incelenerek yapılan bir analizde (meta-analiz), 586 adet yayımlanmış makale olmasına karşın, kalite seçiminden ötürü sadece sekiz araştırma değerlendirilebilmiştir. Değerlendirme sonunda ışık terapisinin etkenliği 0.54 olarak bulmuştur-ki bu %54 gibi düşünülebilir.

Daha az seçici olan ve 2005’te gerçekleştirilen bir meta analizde, ışık terapisinin etkenliği %84 olarak verilmiştir. Bu gelecekte yapılacak yeni bir meta-analizde oranın belki de daha da düşeceği izlenimini verir.

Dolayısıyla, parlak beyaz ışık terapisinin tüm SAD’ları tedavi etmede kendi başına yeterli olmadığı, birden fazla tedavi yönteminin bir arada kullanıldığı ve yaşam tarzında bazı değişikliklerin beraberce uygulanması gerektiğini düşündürür.

Şafak Simülatörleri: Etkenlik konusunda SAD ile yarışan başka bir metot da budur. Şafak simülatörleri de beyaz parlak ışık kullanır ancak bunlar gün ışığını taklit ederek zaman içinde kademeli olarak ışık artışı sağlar.

90’ların başından beri birçok araştırma, parlak beyaz ışık kullanımıyla şafak simülatörlerini karşılaştırmaktadır. Maalesef ki bu araştırmalarda sonuçlar birbirine uyumsuz olmuş  ve belirgin bir cevap bulunamamıştır.

Bu konuda yayımlanan ilk kontrollü ve detaylarıyla kurgulanmış çalışmada, üç hafta boyunca 40 katılımcıya tedavi uygulanmış, parlak beyaz ışık ve şafak simülatörü kullanımlarında, depresyon seviyelerinde sırasıyla %44 ve %42 azalma gözlenmiştir.

Katılımcıların “tercihleri” de benzer bir yakınlık göstermiştir: 21:19.

İlginç bir şekilde, katılımcıların tercih ettikleri tedavi yöntemi onlar için daha etkili olmuştur. Başlangıç depresyon ölçümleri daha yüksek olan hastaların tercihi parlak ışık terapisi olurken daha düşük değerde depresyon ölçütleri olan hastalar şafak simülatörünü tercih etmişlerdir.

Psikoterapi: SAD’a özgü olarak bilişsel davranış üzerine yapılan bazı terapiler, çevrenin ve bilincin SAD belirtilerinin başlaması ve ilerlemesindeki rollerini ortaya koymuştur. Işık terapisi ile yapılan karşılaştırmalarda, 6 haftalık tedaviden sonra hastaların depresyon düzeyleri bir yıl boyunca iki tedavide de benzer düzeylere düşmüştür.

Ancak iki yıl sonra gruplar arasında büyük bir farklılık belirtilmiştir. Işık terapisi alanların %45.6’sı yeniden SAD belirtileri geliştirirken psikoterapi alanlar için bu oran %27.3’te kalmıştır. Işık terapisi alan bireylerin semptomları da daha ağır olmuştur.

Büyük ihtimalle psikoterapi ile desteklenen ışık terapisi birçok SAD için en iyi metot olacak ancak bunu araştıran bir çalışma henüz gerçekleştirilmedi.

İlaçla Tedavi: Birkaç yıl öncesine kadar bazı Seçici Serotonin Yeniden Alım İnhibitörlerinin (SSRI*) SAD’ın tedavisinde kullanılacak en etkili ilaç olacağına ilişkin hâkim bir inanç vardı.

Bu akla yatkın görünüyordu çünkü SAD’da melatonin seviyesi yükseliyor, buna bağlı olarak serotonin düşüyordu. Düşük serotonin için SSRI kullanımı oldukça mantıklıydı. Ancak artık cevap o kadar kesin değil.

SAD’ın tedavisinde kullanılan SSRI ilaçlarının etkileri üzerine yapılan araştırmaların kalitesi biraz düşüktür. Kimi ilaçlar üzerinde yapılan çalışmalarla, araştırmacılar, sonuçların netlikten uzak olduğunu ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir.

Dahası, kronik SSRI kullanımı, SAD için geliştirilen bir fare modelinde beklenenin tersi yönünde bir etkiye neden olmuştur. SSRI kullanımından sonra beyindeki serotonin seviyesi belirgin bir şekilde düşmüştür.

Ancak bu düşüş farelere serotonin desteği (5-HTP: 5-hidroksitriptofan) sağlanarak giderilebilmiştir.

SSRI araştırmalarının SAD için kullanışlı olabileceğine dair destekleyici araştırmaların yokluğuna rağmen dünya genelinde, SAD hastalarına SSRI verilmeye devam edilmektedir. Her ne kadar bunu kanıtlayacak veriler düşük düzeyde de olsa ağır depresyon ve SAD aynı hastalık grubu içerisinde değerlendirilmektedir.

Egzersiz: Depresyon için ilaçlardan uzak bir tedavi, egzersizdir.

Bir hafta boyunca günde 1 saat ışık tedavisi alan bireyler ile günde bir saat bisiklet kullanan bireylerin karşılaştırıldığı bir çalışmada, hem mevsime bağlı hem de mevsimden bağımsız depresyonu olan bireylerin katılımı sağlanmıştır.

Bu çalışma sonunda, egzersizin her iki depresyonun belirtilerini de azalttığı ortaya çıkmıştır. Öte yandan, ışık tedavisi mevsimsel depresyonu iyileştirirken mevsimden bağımsız depresyon üzerinde herhangi bir etki sağlamamıştır.

Beslenme: Protein temelli beslenme umut verici görünmektedir. Azaltılan ışığa maruz kalmadan önce ağırlıklı olarak gluten ile beslenen farelerde depresyon benzeri belirtiler kazein ağırlıklı diyetle beslenen farelerden daha fazla olmuştur.

Öte yandan, soya proteinleri ile beslenen farelerde belirtiler daha da azdır. Bu sonuç, soya proteininde bolca bulunan triptofan amino asidi ile ilişkilendirilmiştir.

Vücut içerisinde triptofan 5-HTP’ye o da serotonine dönüştürülür ki serotonin daha sonra melatonine dönüştürülecektir.

Ancak bahsi edilen bu çalışma, plasebo kontrollü bir çalışma olmadığından ve karbohidrat temelli içecekler SAD belirtilerinin tedavisinde plasebodan hiçbir fark göstermediklerinden sonuçlara dikkatle yaklaşılmalıdır.

Bir diğer ilgi çekici amino asit ise L-serin olmuştur. SAD modeli farelerinde, parlak ışık maruziyetine bağlı olarak geliştirilen yanıt L-serin injeksiyonu ile artırılmış, böylece serince zengin besinlerin (yumurta ve soya gibi) ya da alınacak serin desteklerinin SAD belirtilerini azaltacağı düşünülmüştür.

Vitamin D: Eğer daha önce SAD’ı duyduysanız D vitamini desteklerini de mutlaka duymuşsunuzdur. D vitamininin SAD belirtilerini hafifletmesi şaşırtıcı değildir.

Bu vitamin, bedenin UV ile maruziyeti ile üretilir ki kış aylarında doğal olarak azalır.

D vitamini, azalmış seviyeleri depresyon ile ilişkilendirilen nörotansmiterler olan serotonin ile dopaminin üretiminde de rol oynamaktadır.

Yakın zamanlarda yapılan iki araştırmada, daha önceden depresyon atlatmış Danimarkalı sağlık çalışanları incelenmiştir. Araştırmacılar, D vitamini ve plasebonun günlük alımlarında hiçbir etki farkı gözlememişlerdir.

Ancak daha önce yapılan çalışmalara kıyasla, bu çalışmada kullanılan D vitamini miktarının, SAD belirtilerinin tedavisi için kullanılan dozun alt sınırında olduğu ve miktar artırıldığında (günlük 100 mg) farkın ortaya çıktığı bildirilmiştir.

Doğal Işık: Ek olarak, yaşam tarzında ışığa daha fazla maruz kalmanızı sağlayacak değişiklikler büyük fark yaratabilir.

Normal gün döngüsüne ancak mümkün olduğunca fazla güneş ışığına ve akşam saatlerinde daha fazla karanlığa maruz kalarak kavuşabiliriz. Dolayısıyla iş yerindeyken dışarı çıktığınız molalar alın. İzinli günlerinizi dışarıda geçirin.

Akşamları yapay ışıklandırmaları daha az kullanın ki bu da melatonin üretiminizi artırsın.

*Terimin İngilizce orijinalinin “Selective Serotonin Reuptake Inhibitor” baş harfleri.

Öne çıkarılmış görsel: Getty Images

Источник: https://nbeyin.com.tr/kis-depresyonu-belirti-ve-tedavileri/

Kadınlarda Depresyon Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Kış depresyonu en çok kadınları vuruyor. Belirtileri ve tedavisi..

Kadınlar sadece depresyona erkeklerden daha yatkın değildirler, aynı zamanda kadınlarda Depresyonun Nedenleri ve semptomların kalıpları bile farklılık göstermektedir.

Üreme hormonlarından, strese karşı kadınsal tepkilere, sosyal baskılara kadar çoğu faktör, kadınlarda depresyonun eşsiz tablosuna eklenmektedir.

Bu faktörleri öğrenmek Depresyon riskini azaltmaya ve onu daha etkili şekilde tedavi etmeye yardım edebilir.

Kadınlarda Depresyonu Anlamak

Depresyon hayatınızın her alanını etkileyebilen ciddi bir durumdur. Sosyal hayatınızı, ilişkilerinizi, kariyerinizi, amaç ve öz-değer duygunuzu etkileyebilir. Ve Özellikle kadınlar için, depresyon yaygındır. Gerçekte, Ulusal Ruh Sağlığı Derneği’ne göre, her sekiz kadından biri, hayatı boyunca bir noktada depresyon geliştirecektir.

Eğer mutsuz, suçlu, yorgun ve genel olarak “sıkıntı çeken” bir ruh halindeyseniz, majör depresyondan muzdarip olabilirsiniz. Fakat iyi haber depresyonun tedavi edilebilmesidir ve depresyonun kadınları üzerindeki etkileri ve doğuracağı sonuçları daha fazla anlamanız ve daha donanımlı olmanız sayesinde, üzerinizdeki bu durumla daha iyi mücadele edeceksiniz.

Kadınlarda Depresyonun Belirti ve Bulguları

Kadınlarda depresyonun belirtileri majör depresyonun belirtileri ile aynıdır. Yaygın şikayetler şunlardır:

– Depresif ruh hali

– Daha önce ze alınan aktivitelere ilgi kaybı

– Suçlu, umutsuz ve değersiz hissetmek

– İntihar düşünceleri ya da tekrarlayan ölüm düşüncesi

– Uyku bozuklukları (çok uyumak ya da az uyumak)

– İştah ve kilo değişiklikleri

– Enerji eksikliği ve yorgunluk

Kadınlar ve Erkekler Arasında Depresyon Farklılıkları

Depresyonun belirti ve bulguları hem kadınlarda hem erkeklerde aynı olsa da, kadınlar bazı semptomları yaşamak konusunda, erkeklere göre daha meyillidir. Örneğin, güneş ışığının az olduğu kış aylarında depresyon, mevsimsel duygulanım bozukluğu, kadınlarda daha yaygındır. Ayrıca, kadınlar alışılmadık Depresyon Belirtileri göstermeye daha yatkındır.

Alışılmadık depresyon belirtilerinde, az uyumak, az yemek ve kilo vermektense, tam tersi görülür: aşırı uyku, çok fazla yemek (özellikle karbonhidratlar), kilo almak.

Depresyonla ilişkili suçlu hissetme duygusu, kadınlarda yaygın ve belirginidir. Kadınlarda ayrıca, tiroid problemleri insidansı yüksektir.

Hipotiroidi depresyona neden olabildiği için, bu tıbbi problem daima depresyonda olan kadınlarda bir uzman tarafından ekarte edilmelidir.
Erkek ve Kadın Depresyonu Arasındaki Farklar
Kadınların Eğilimi:Erkeklerin Eğilimi:
Kendini suçlamakBaşkalarını suçlamak
Mutsuz, değersiz, ilgisiz hissetmekÖfkeli, huzursuz ve egosu şişmiş hissetmek
Kaygı ve Korku hissetmekŞüpheli ve tetikte hissetmek
Her ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmakÇatışma yaratmak
Endişeli ve moralsiz hissetmekUmursamaz ve tedirgin hissetmek
Sınır koymakta zorlanmakHer durumda kontrol etme ihtiyacı hissetmek
Kendi şüpheleri ve kaygıları ile ilgili konuşmayı kolay bulmakKendi şüphe ve kaygılarından bahsetmeyi “zayıflık” görmek
Kendini tedavi etmke için, yiyecekleri, arkadaşları ve “aşkı” kullanmakKendini tedavi etmek için, alkolü, seksi, TV’yi ve sporu kullanmak

Kadınlarda Depresyonun Nedenleri

Kadınlar, erkeklere oranla yaklaşık iki kat daha fazla depresyona girerler. Bu iki-bir farklılığı, genetik, etnik ve ekonomik ayrılıklara dayanmaktadır.

Aslında, bu depresyon oranı cinsiyet farklılığı, dünya üzerindeki çoğu ülkede bulunmuştur. Kadınlarda depresyonun daha yüksek yoğunluğunu açıklamaya çalışan bir seri teori mevcuttur.

Sosyal, psikolojik ve biyoloik etkenler dahil çoğu etken, karmaşık bulunmuştur.

Kadınlarda Depresyonun Biyolojik ve Hormonal Nedenleri

Premenstrüel Sorunlar: Adet döngüsü sırasındaki hormonal dalgalanmalar, şişkinlik, sinirlilik, yorgunluk ve duygusal reaktivite gibi premenstrüel sendroma benzer belirtilere neden olabilir. Çoğu kadın için, PMS hafiftir. Fakat bazı kadınlarda, belirtiler, premenstrüel disforik bozukluk (PMDB) tanısı konulacak ve yaşamlarını bozabilecek kadar şiddetli olabilir.

Gebelik ve Kısırlık: Hamilelik sırasında oluşan çoğu hormon değişikliği, özellikle yüksek risk altındaki kadınlarda depresyona yol açabilir. Hamilelikle ilişkili kısırlık, istenmeyen gebelik ve düşük gibi diğer konular da ayrıca depresyonda rol oynayabilir.

Doğum Sonrası Depresyonu: Birçok yeni anne “bebek stresi”ni yaşar. Bu durum birkaç hafta içinde azalan normal bir reaksiyondur. Ancak, bazı kadınlarda depresyonla sonlanacak kadar şiddetlidir. Bu durum, doğum sonrası depresyonu olarak bilinir. Doğum sonrası depresyonunun,en azından kısmen hormonal dalgalanmalar tarafından etkilendiğine inanılmaktadır.

Perimenopoz ve Menopoz: Kadınlarda üreme hormonlarının hızla dalgalanması durumunda, menopoza yol açan adım olan perimenopoz süresinde depresyon riski artabilir. Geçmiş depresyon öyküsü olan kadınlar, menopoz süresince de olmak üzere yüksek risk altındadır.

Kadınlarda Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Olumsuz duyguları tekrarlayarak odaklanmak – Kadınlar depresyondayken düşünmeye daha meyillidirler.

Bu, duygusal gerginliği gidermek için ağlama, neden depresyonda olduğunuzu anlamaya çalışma ve arkadaşlarınızla depresyonunuz hakkında konuşma gibi durumları içerir.

Ancak, tekrarlamanın depresyonu devam ettirdiği ve hatta daha kötüye gitmesini sağladığı bulunmuştur. Diğer taraftan erkekler, depresyonda olduklarında dikkatlerini dağıtmaya meyillidirler. Tekrarlamanın aksine oyalanma depresyonu azaltabilir.

Stres- Bazı çalışmalar, az stres düzeyi altında, kadınların erkeklerden daha fazla depresyon geliştirdiğini göstermektedir. Ayrıca, stres altında kadınların psikolojik tepkileri farklıdır. Kadınlar, erkeklerden daha fazla stres hormonu üretir ve kadın cinsel hormonu progesteron, erkeklerde olduğu gibi stresin, hormon sisteminin kendisini kapatmasını sağlamasını engeller.

Beden algısı sorunları—Depresyonda cinsiyet farklılığı ergenlik çağında başlar. Ergenlik döneminde cinsiyet farklılıklarının ortaya çıkması önemli bir rol oynar. Bazı araştırmacılar, ergenlik dönemindeki cinsel gelişim süresinde kızlarda artan dış görünüş memnuniyetsizliğine dikkat çekmektedir.

Kadınlarda Depresyonun Tedavisi

Çoğu için, Depresyondan muzdarip kadınlar, başka herkes gibi aynı tedavi tiplerini almaktadır. Temel tedavi yaklaşımları, psikoterapi ve antidepresan tedavisidir. Ancak, kadınlarda depresyon için bazı özel tedavi şekilleri vardır.

Depresyon, Hormonlar ve Üreme Döngüsü

Üreme döngüsü ile ilişkili hormon dalgalanmaları, kadınların ruh hali üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu olasılığın ışığında, siz ve doktorunuz daima depresif belirtiler ve kadın üreme döngüsü arasındaki bağlantıya bakmalısınız. 

– Sizin depresyonunuz menstrüel dönem ve olası bir PMS etkisi ile bağlantılı mı?

– Hamile misiniz ve vücudunuzda ve sizde süregelen büyük değişikliklerle ilgili komplikasyonlarla mücadele mi ediyorsunuz?

– Son zamanlarda doğumdan sonra bebek stresi ile mücadele ediyor musunuz?

– Ya da menopozunuz yaklaşıyor mu, duygusal ve hormonal dalgalanmalar ile mi uğraşıyorsunuz?

Üreme döngüsünün tüm bu kilometre taşları depresyonu etkileyebilir ve tetikleyebilir. Bu ayrıca, hormon replasman tedavisi ya da doğum kontrol ilacının yan etkileri ile ilgili ruh halini de dikkate almak önemlidir. 

Depresyon tedavisi Kadınlar İçin Nasıl Farklılık Gösterir

Spesifik tedavi yöntemleri, genellikle kadınlar için modifiye edilmelidir. Kadınsal biyolojik farklılıklar sebebiyle, kadınlar genel olarak erkeklerden daha düşük dozlarda antidepresanlara başlatılmalıdır. Ayrıca kadınların yan etkileri yaşama olasılığı daha yüksektir, bu yüzden herhangi bir ilaç kullanımı yakından izlenmelidir.

Son olarak, kadınların, anksiyete bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi diğer durumlar için eş zamanlı tedavi gerektirme durumu erkeklere göre daha fazladır.

Kadınlarda Depresyon İçin Kendi Kendine Yardım

Basit bir yaşam tarzı değişikliği ile depresyonunuzda büyük yıkım gerçekleştirebilirsiz: Her gün egzersiz yapmak, yalıtılma dürtüsünden kaçınmak, yararsız yiyecekler yerine sağlıklı yiyecekler yemek, rahatlamak ve ara vermek için dışarıda zaman geçirmek.

İyi hissetmek zaman alır, fakat eğer her gün kendiniz için olumlu seçimler yaparsanız ve başkalarının desteğini alırsanız, oraya varabilirsiniz.

– Güvenebileceğiniz birine duygularınızı açın. Sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlarla neyin içinde olduğunuzu paylaşın. İhtiyacınız olan desteği ve yardımı isteyin. Çok değer verdiğiniz ilişkilerden kendinizi geri çekmiş olabilirsiniz, fakat bu zorlu dönemde size yardım edebilirler.

– Öyle hissetmeseniz bile, sosyal aktivitelerde bulunmak için çaba gösterin. Depresyonda olduğunuzda, içinize dönmek daha rahat hissettirir. Fakat diğer insanların etrafında olmak, sizi daha az depresif hissettirir.

– Kalkın ve hareket edin. Çalışmalar, düzenli egzersiz yapmanın, yorgunluk hissini azaltmada, antidepresan ilaçlar kadar etkili olabildiğini göstermektedir. Ağır spor yapmanız gerekmez. Her gün yapılan bir 30 dakikalık yürüyüş, ihtiyaç duyulan desteği verecektir.

– 8 saat uyku hedefleyin. Depresyon genel olarak uyku problemlerine neden olur. Ruh haliniz nedeniyle, çok az ya da çok fazla uyursunuz. Sağlıklı uyku alışkanlıklarını öğrenerek, daha iyi bir uyku düzeni edinin.

– Her gün biraz güneş ışığı alın. Gün ışığı eksikliği, depresyonun daha kötüye gitmesine sebep olur. Yeterince aldığınızdan emin olun. Açık havada kısa yürüyüşler yapın, bir kahve için, açık havada yemekten keyif alın, bir bankta insanları seyredin ya da bahçede oturun.

– Rahatlama teknikleri uygulayın. Günlük rahatlama teknikleri depresyon semptomlarını hafifletmeye, stresi azaltmaya, mutluluk ve huzur duygularını arttırmaya yardım edebilir. Yogayı, derin nefes almayı, kas rahatlatma hareketlerini ya da meditasyonu deneyin.

Premenstrüel Disforik Bozukluk

Çoğu kadın, premenstrüel sendromla (PMS) çok tanışıktır. Şişkinlik, huysuzluk ve yorgunluk gibi PMS’in istenmeyen belirtiler menstrüel döngü içinde, aynı anda ve her ay tekrarlayarak ortaya çıkar. Çoğu kadın için, bu premenstrüel belirtileri, rahatsızlık vericidir, fakat kaybolmaz.

Ancak on kadın içinden biri için, belirtiler çok sıkıntı vericidir ve premenstrüel disforik bozukluk ( PMDD) teşhisi konulan bir rahatsızlıktır. PMDD, şiddetli depresyon, asabiyet ve diğer duygu-durum bozuklukları ile karakterizedir. Belirtiler regl öncesi yaklaşık 10-14.

günlerde başlar ve başlangıçtan birkaç gün içinde gelişir.

Premenstrüel Disforik Bozuklukları Belirtileri
§  Üzüntü ya da umutsuzluk hissi§  Gerginlik ve Kaygı hissi§  Panik Atak§  Ruh hali dalgalanmaları ve ağlama§  Kalıcı sinirlilik ya da öfke§  Günlük aktivitelere ve ilişkilere ilgisizlik§  Konsantrasyon güçlüğü§  Bitkinlik ve düşük enerji§  Yeme isteği ve çok fazla yeme§  Uyku bozuklukları§  Kontrolden çıkma duygusu§  Fiziksel belirtiler  (şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, baş ağrısı, kas ağrısı)

Premenstrüel Disforik Bozukluk İçin Kendi Kendine Yardım Etme

PMDD semptomlarını iyileştirmek için, atmanız gereken çok adım vardır. Çoğu, yaşam tarzında basit değişiklikleri gerektirir.

Egzersiz- Düzenli aerobik egzersizi PMDD semptomlarını azaltabilir.

Beslenme Değişiklikleri- Beslenmenizdeki değişiklikler belirtileri azaltmaya yardımcı olabilir. Tuzu, yağlı yiyecekleri, kafeini ve alkolü kesmek tavsiye edilir. Kompleks karbonhidratlardan bolca tüketmek de ayrıca önerilmektedir.

Besin takviyeleri- B-6 vitamini, kalsiyum, magnezyum, Vitamin-E ve triptofanın PMDD’den muzdarip kadınlara yararlı olduğu görülmüştür. 

Bitkisel İlaçlar- Çuha çiçeği yağı ve hayıt ağacı meyvesinin her ikisi de PMDD tedavisinde etkili olduğu bulunan ve üzerinde çalışılan bitkisel takviyelerdir.

Stres Azaltma- Stresi azaltmak için Rahatlama teknikleri ve diğer stratejiler, PMDD semptomlarını yardım edebilir. Yoga ve Meditasyon özellikle etkilidir.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/kadinlarda-depresyon-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Kadınlarda Depresyon

Kış depresyonu en çok kadınları vuruyor. Belirtileri ve tedavisi..

Depresyon, son derece yaygın bir rahatsızlık. Bunların çoğunluğunuysa kadınlar oluşturuyor. Maalesef bu kadınların nerdeyse üçte ikilik ezici çoğunluğu, ihtiyaçları olan yardımı alamıyor.

Kadınlarda depresyon oldukça sık rastlanan bir durum. Yanı sıra, kadınların erkeklere göre klinik depresyon olma ihtimalleri iki kat daha fazla. Her dört kadından biri, hayatlarında en az bir kez majör depresyon yaşıyor. 

Depresyon nedir?

Depresyon, ciddi ve ilerleyen bir ruh hali bozukluğudur. Üzüntü, umutsuzluk, çaresizlik ve değersizlik hislerine neden olur. Uyuşukluk, iştah azlığı, uyuma zorluğu, düşük özgüven ve yorgunluk gibi belirtileriyle depresyon, şiddetli veya hafif seyredebilir.

Veya bütün gün bunalımlı bir ruh hali içinde olma, günlük faaliyetlere olan ilgi kaybı, kilo verme veya alma, uykusuzluk veya aşırı uyuma, yorgunluk, nerdeyse her gün suçluluk duyma, akıldan çıkmayan ölüm veya intihar düşüncesi gibi belirtileriyle yaşanan bir majör depresyon da olabilir.  

Kadınlarda depresyon belirtileri nelerdir?

Kadınlarda depresyon belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Sürekli üzgün, kaygılı veya “boşlukta” hissetme
  • Seks de dahil olmak üzere bütün faaliyetlerde ilgi veya ze kaybı
  • Huzursuzluk, asabiyet veya aşırı ağlama
  • Suçluluk, değersizlik, çaresizlik, umutsuzluk, kötümserlik hisleri
  • Çok fazla veya çok az uyuma, çok erken kalkma
  • İştah ve kilo kaybı veya aşırı yeme ve kilo alma
  • Enerji düşüklüğü, yorgunluk, “yavaşlamış” hissetme
  • Ölüm, intihar düşünceleri veya intihar etmeye teşebbüs etme
  • Yoğunlaşma, hatırlama ve karar verme güçlüğü
  • Baş ağrıları, sindirim bozuklukları ve kronik ağrı gibi tedaviye yanıt vermeyen, geçmeyen fiziksel belirtiler

Kadınlarda mani belirtileri nelerdir?

Mani, bazen bipolar bozuklukla birlikte meydana gelen, oldukça yüksek enerjili bir ruh halidir. Bipolar bozuklukta ruh hali, depresyonun diplerinden maninin zirvelerine salınabilir. Mani, yüksek enerjili bir ruh hali olmasına rağmen, durum ciddiye alınmalı ve tıbbi tedaviye başvurulmalıdır.

Maninin belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Anormal şekilde yüksek enerjili ruh hali
  • Asabiyet
  • Uyku ihtiyacının azalması
  • Büyük fikirler
  • Çok konuşma
  • Birbiriyle yarışan düşünceler
  • Cinsel faaliyet de dahil faaliyetlerde artış
  • Gözle görülür derecede enerji artışı
  • Risk almaya dek varan durumları, yerinde değerlendirmeme
  • Toplum içinde uygunsuz davranma

Neden kadınlarda depresyona erkeklerden daha çok rastlanır?

Ergenlikten önce depresyon, oranı kız ve erkek çocuklarda yaklaşık olarak aynıdır. Ama ergenliğin başlangıcıyla birlikte, bir kız çocuğunun depresyona girme riski, erkek çocuklara göre iki kat daha artar. 

Uzmanlar, kadınlarda artan depresyon olasılığının, bir kadının yaşamı boyunca meydana gelen hormon seviyesindeki değişikliklerle ilgili olabileceğine inanıyorlar. Bu değişiklikler ergenlik, gebelik ve menopoz sırasında olduğu gibi doğumdan, histerektomiden veya düşük yaptıktan sonra görünür hale gelir.

Ayrıca, her adet döngüsüyle birlikte meydana gelen hormonal dalgalanmalar da, adet öncesi gerginlik sendromuna (PMS) ve özellikle depresyon, kaygı, döngüsel ruh hali değişimleri ve uyuşukluk belirtileri gösteren ve ciddi bir sendrom olan adet öncesi disforik bozukluğa (PMDD) katkıda bulunabilir.

    

Kadınlarda depresyon ihtimalini neler artırır?

Konunun uzmanlarına göre, kadınlarda depresyon riskini artıran faktörler arasında üreme, genetik ve biyolojik faktörler; sosyal faktörler ve kişiye özgü psikolojik ve kişilik özellikler yer alır.

Ayrıca, çocukları ve işi arasında kalan kadınlarla çocuklarını yalnız büyüten kadınlar, depresyon belirtilerini tetikleyebilen stresi daha çok yaşarlar.

Riski artırabilen diğer faktörler arasında şunlar yer alır:

  • Ailede ruh hali bozukluklarının görülmesi
  • Üreme döneminin başlarında ruh hali bozuklukları yaşama
  • 10 yaşından önce bir ebeveynin kaybı
  • Sosyal desteğin kaybı veya bu tür bir kayıp ihtimali
  • İş kaybı, ilişki stresi, ayrılık veya boşanma gibi devam eden psikolojik ve sosyal stres
  • Çocukken fiziksel veya cinsel taciz yaşama
  • Bazı kısırlık tedavileri
  • Ağızdan alınan doğum kontrol haplarının kullanılması

Aynı zamanda kadınlar doğum sonrası depresyona da girebilirler. Bazı insanlar kışları mevsimsel duygulanım bozukluğu yaşarlar. Depresyon, bipolar bozukluğun bir parçasıdır. 

Kadınlarda depresyon aileden geçebilir mi?

Evet. Depresyon, ailelerden geçebilir. Aileden geçen depresyon, genellikle 15 ila 30 yaşları arasında başlar. Depresyonun aile bağlantısı, kadınlarda çok daha fazla görülür.

Kadınlardaki depresyon erkeklerdeki depresyondan nasıl farklıdır?

Kadınlarda depresyon, erkeklerdeki depresyondan birkaç açıdan farklıdır:

  • Kadınlarda depresyon daha erken oluşabilir, daha uzun sürebilir, tekrar oluşma olasılığı daha fazla olabilir, yaşamdaki stres veren olaylarla ilgili olma ihtimali daha yüksektir ve mevsimsel değişimlere karşı daha hassas olabilir.
  • Kadınların suçluluk duygusu yaşamaları ve erkeklerden daha az intihar etmelerine rağmen, intihara teşebbüs etme ihtimalleri daha fazladır.
  • Kadınlarda depresyonun, kaygı bozuklukları, özellikle panik ve fobi belirtileri ve yeme bozukluklarıyla ilgili olma ihtimali daha fazladır.
  • Depresyondaki kadınların alkol ve uyuşturucu kullanma ihtimali daha azdır.

PMS ve PMDD, kadınlardaki depresyonla nasıl ilgilidir?

Adet gören her dört kadından üçü, adet öncesi gerginlik sendromu (PMS) yaşar. PMS, bir adet döneminden bir sonrakine şiddeti değişebilen duygusal ve fiziksel belirtilerle ortaya çıkan bir bozukluktur. Genellikle 20’lerindeki veya 30’larındaki kadınlar, bu hastalıktan etkilenirler.

Adet gören kadınların yüzde 3 ila yüzde 5’i, adet öncesi disforik bozukluk (PMDD) yaşar. PMDD, genellikle adet dönemi başlamadan yedi ila on gün öncesinde şiddetlenen duygusal ve fiziksel belirtilerle göze çarpan PMS’nin ciddi bir şeklidir.

Son on yılda bu sorunlar, kadınlarda rahatsızlığın ve davranış değişimlerinin önemli nedenleri olarak kabul edildi. PMS, PMDD ve depresyon arasındaki bağlantı halen net değilken, beyindeki kimyasal değişimlerin ve hormonal dalgalanmaların her ikisini de etkilediği düşünülüyor.

PMS ve PMDD nasıl tedavi edilir?

PMS veya PMDD’yle birlikte depresyondan da şikayetçi birçok kadın, egzersiz veya meditasyon yaparak düzelebildiklerini söylüyorlar. Ciddi belirtileri olan kişiler için, ilaç tedavisi, bireysel psikoterapi veya grup psikoterapisi veya stres yönetimi faydalı olabilir.

Kadınlarda depresyon hamilelik sırasında oluşabilir mi?

Bir hastada manik depresif major depresyon sanrisal bozukluk donemsel olarak teshis edilebilir mi tesekkurler… devamı

Uzun zamandır hamilelik, kadınları psikiyatrik bozukluklara karşı koruyan bir sağlık süreci olarak görülüyor. Ama hamile kadınlarda depresyon, hamile olmayanlardaki kadar yaygındır. Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon riskini artıran etmenler şunlardır:

  • Daha önce depresyon veya PMDD geçirmiş olmak
  • Hamile kalınan yaş; örneğin, daha genç hamile kalmak, daha yüksek risktir.
  • Yalnız yaşamak
  • Kısıtlı sosyal destek
  • Evlilikte çatışma
  • Hamileliğe dair kararsızlık

Depresyonun hamilelik üzerindeki etkisi nedir?

Depresyonun hamilelik üzerindeki potansiyel etkileri şunlardır:

  • Depresyon, bir kadının hamilelik sırasında kendine iyi bakmasını kesintiye uğratabilir. Sağlık önerilerini daha az uygulayabilir, daha az uyuyabilir ve düzgün bir şekilde yemek yiyemeyebilir.
  • Depresyon, kadının bebeğine zarar verebilecek tütün, alkol veya uyuşturucu gibi maddeleri kullanmasına neden olabilir.
  • Depresyon, kadının bebekle bağ kurmasını zorlaştırabilir.

Hamilelik, kadınlardaki depresyon üzerinde aşağıdaki etkilerde bulunabilir:

  • Hamilelik stresi, depresyona veya depresyon belirtilerinin tekrarlanmasına, hatta kötüleşmesine neden olabilir.
  • Hamilelik sırasında depresyon, doğum sonrası depresyon geçirme riskini artırabilir (buna postpartum depresyonu denir).

Hamilelik sırasında depresyondaysam seçeneklerim nelerdir?

Kendinizi, yeni bir bebeğe hazırlamak, çok uğraşmak demektir. Ama sağlığınız her şeyden önce gelir. Her şeyi mükemmel yapma dürtünüze direnin.

Ev işlerini azaltın ve rahatlamanıza yardımcı olacak şeyleri tercih edin. Ayrıca, sizi endişelendiren şeyler hakkında birileriyle konuşmanız çok önemlidir. Arkadaşlarınızla, eşinizle ve ailenizle konuşun.

Destek istediğinizde, çoğu zaman o desteği alırsınız.

Hiçbir şey yolunda gitmiyorsa, moraliniz hala bozuksa ve kaygılıysanız, terapi desteği almaya çalışın. Doktorunuzdan veya ebenizden, bir ruh sağlığı uzmanı tavsiye etmesini rica edin.

Hamilelik sırasında kadınlardaki depresyon nasıl tedavi edilir?

Giderek artan sayıda kanıt, mevcut antidepresan ilaçların çoğunun hamilelik sırasında depresyonu tedavide, en azından bebek üzerindeki kısa vadeli olası etkileri açısından güvenli olduklarını ileri sürüyor. Ama uzun vadeli etkileri henüz net değil. Doktorunuzla, olası risklerini ve faydalarını görüşün.

Kadınlarda postpartum depresyon nasıl tedavi edilir?

Diğer depresyon türleri gibi postpartum depresyon veya doğumu takip eden depresyon da, tedavi edilebilir. Bu, ilaç tedavisi veya psikoterapi anlamına gelir. Bebek emziren bir kadın, antidepresan alma kararını mutlaka doktoruna danışmalıdır.

Kadınlarda depresyonun yaygın olması orta yaş döneminde artar mı?

Menopozun sekiz ila on yıl öncesinde başlayan, menopoz öncesi dönem; kadınların üreme sürecinin bir safhasıdır. Bu süreçte yumurtalıklar, aşamalı olarak daha az östrojen üretir.

Menopoz öncesi dönem, yumurtalıkların yumurta salmayı bıraktığı nokta olan menopoza dek devam eder. Menopoz öncesi dönemin son bir veya iki yılında, östrojendeki düşüş hızlanır.

Bu aşamada birçok kadın, menopoza özgü belirtiler yaşar.

Menopoz, bir kadının adet görme döneminin bittiği ve östrojen üretimi olmadığı bir zamandır. Tanımı itibarıyla bir kadın, bir yıl boyunca adet görmezse menopoza girmiş demektir.

Menopoz, yaşlanmanın doğal bir parçasıdır ve bir kadının üreme yıllarının sonunu işaret eder. Menopoz, genelde kadınlarda 40 yaşının sonlarında, 50 yaşının başlarında oluşur.

Ama yumurtalıkları ameliyatla alınan kadınlar “aniden” menopoza girebilirler.

Menopoz öncesi dönemde ve menopoz sırasında östrojen seviyelerindeki düşüş, depresyon, kaygı ve hafıza değişimleri gibi fiziksel ve duygusal değişimleri tetikler. Bir kadının hormon seviyeleriyle fiziksel ve duygusal belirtileri arasında bir ilişki vardır. Düzensiz, daha ağır veya daha hafif geçen adet dönemleri ve hararet basmalar gibi birtakım fiziksel değişiklikler olabilir.

Menopoz belirtileriyle nasıl başa çıkabilirim?

Menopoz belirtilerini hafifletebileceğiniz ve sağlığınızı koruyabileceğiniz birçok yol vardır. Aşağıdaki öneriler, ruh hali dalgalanmaları, korku ve depresyonla başa çıkmanın yollarını içeriyor:

  • Sakinleştiricilerden uzak durun.
  • Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın.
  • Başarma duygusunu güçlendiren yaratıcı bir hobiyle veya dışarıda yapabileceğiniz etkinliklerle kendinizi meşgul edin.
  • Yoga, meditasyon yaparak veya yavaş, derin nefes alıp vererek kendinizi sakinleştirin.
  • Gece terlemelerini ve uyku bölünmelerini önlemek için yatak odanızı serin tutun.
  • İhtiyaç duyulduğunda arkadaşlardan, aile fertlerinden veya profesyonel bir danışmandan duygusal destek alın.
  • Ailenizle ve toplumunuzla ilgilenin ve arkadaşlıklarınızı besleyin.
  • Doktorunuzun yazdığı ilaçları, vitaminleri ve mineralleri söylendiği şekilde alın.
  • Hararet basmaları sırasında, serin kalmak için rahat kıyafetler giyin.

Kadınlarda depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyonu tedavi etmek için kullanılan antidepresanlarla ilaç tedavisi ve psikoterapi gibi bir dizi yöntem var. Eğer aile stresi depresyonunuzu güçlendiriyorsa aile terapisi faydalı olabilir. Ruh sağlığı uzmanınız sizin için en uygun tedavi programını belirleyecektir. Depresyondayken size yardımcı olabilecek yerler ve kişiler şunlardır:

  • Ruh sağlığı merkezleri
  • Çalışan destek programları
  • Aile hekimleri
  • Aile danışmanlık hizmetleri
  • Sağlık kuruluşları
  • Hastanelerin psikiyatri bölümleri
  • Sağlık ocakları
  • Psikiyatrlar, psikologlar, sosyal hizmet görevlileri veya ruh sağlığı uzmanları
  • Özel poliklinikler
  • Tıp fakültelerinin ilgili programları

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/kadinlarda-depresyon

Depresyon Belirtileri ve Tedavisi

Kış depresyonu en çok kadınları vuruyor. Belirtileri ve tedavisi..

Üzüntü, hüzün, mutsuzluk ve yalnızlık depresyonun en önemli belirtileridir. Yalnız bu durumlar normal hayatın akışı içerisinde de sıklıka görüldüğü için çoğu zaman birbirleriyle karşılaştırılır.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyondaki kişinin enerjisi azdır. Tüm gün fiziksel hiçbir aktivitede bulunmamasına rağmen nedensiz bir şekilde halsizlik yaşar. Ayrıca her şeye karşı ilgisizdir. Konsantrasyon sorunları yaşar ve detayları hatırlamakta zorlanır. Örneğin en iyi bildiği olayın dahi detaylarını hatırlayamayabilir.

Önceden kolaylıkla verdiği kararları depresyon nedeniyle veremez. Bunun nedeni ise yanlış karar verme korkusudur. Yine nedensiz olarak beceriksizlik hissi yaşar. Sanki elini attığı her şeyde başarısız oluyormuş gibidir. Ve uyku problemi olmazsa olmazdır. Ya bir türlü uykuya dalamaz ya da yattığı zaman bir türlü uyanamaz.

Depresyondaki kişi olumsuz düşünme eğilimdedir. Aşırı kaygılanır ve bir türlü kötü düşüncelerden kendini alamaz. Sanki her an bir felaket olacakmış gibidir. Depresyonda olan kişilerde alkol tüketiminin artması dışında aşırı hızlı araç kullanma, kumar oynama ve tehli sporlar yapma gibi davranışlarda da artış görülebilir.

Elbette yukarıdaki belirtileri herkes yaşayacak diye bir kaide yoktur. Yapılan çalışmalar depresyondaki kişilerin birçoğunun depresyonda olduğunun dahi farkında olmadıklarını göstermiştir. Böylelikle tedavi olmadan hayatlarını sürdürebilmektedirler. Tabi bu durum depresyona karşı gereken önlemleri almamayı gerektirmez.

Unutmamak gerekir ki, en ağır depresyon belitileri arasında intihara meyilli olmak da vardır. Bu nedenle önemli nokta hayattan alınan zein ve yapıcı düşüncelerin tekrar geri kazanılabilmesi için tedaviye başlanmasıdır.

Depresyon Çeşitleri

Depresyonların birçoğu aynı değildir. Bu nedenle belirtiler de türe göre değişir.

  • Majör Depresyon kişinin çalışma hayatını, uykusunu, yemesine ve herzaman sevdiği aktivitelerden aldığı keyfi engelleyen tipte depresyondur. Majör depresyon, diğer depresyon türlerinden farklı olarak kişinin günlük aktivitelerini yapmasını engelleyebilir. Tekrar edebilir bir türdür ve oldukça şiddetlidir.
  • Kronik Depresyon uzun dönemli depresyondur. 2 yıl ve hatta daha fazla dahi sürebilir. Major depresyonla benzeyen yanları olmasına rağmen onun kadar şiddetli değildir. Kronik depresifler “melankolik kişiler” olarak adlandırılırlar.
  • Atipik Depresyon görece hafiftir. Kişinin aşırı yemek yemesine, aşırı uyumasına ve halsizliğe neden olur. Kişi reddedilmeye karşı aşırı duyarlıdır.
  • Doğum Sonrası Depresyon annenin doğum sonrasında yaşadığı hüzünlü olma halinin ileri bir boyutudur. Hüzün birçok annede görülürken depresyon belirtileri gösterenler nadirdir. Genellikle doğumdan 1-2 ay sonra major depresyonla birlikte ortaya çıkar.
  • Mevsimsel depresyonun belirtileri yılın belirli bir döneminde, genellikle bahar aylarının bitimi ve kış aylarının başlamasıyla ortaya çıkar. Genel olarak hafif seyreden melankoli halidir.

Manik Depresyon

Bir diğer adı Bipolar Depresyon olan, depresyon çeşitleri arasında karmaşık ruh hali bozukluğu olarak adlandırılan depresyondur. Yaşayan kişiye manik depresifdenir. Genel olarak iki tiptir.

Bipolar 1 kişinin en az bir kere manik depresyon yaşamış olması ve bunun da majör depresyondan bağımsız olmasıdır.

Bipolar 2 ise kişinin en az bir kere majör depresyon dönemi bir kerede orta dereceli mani yaşamış olmasıdır.

Depresyon Tedavisi

İnsanların hayatın normal akışı içerisinde iniş ve çıkışlar yaşaması oldukça normaldir. Kimi zaman mutlu olurken kimi zaman da hüzünlü olabiliriz. Belli zamanlarda çoğu insanın yaşadığı bu durumlar bazen içinden çıkılmayacak durumlar yaratabilir.

Depresyon aslında normal durumun biraz üzerindeki bir ruh hali seyridir. Örneğin her şey iyiyken, ortada hiçbir sorun yokken bir anda bunalım ve boşluk hissi yaşanıyorsa o zaman depresyondan bahsedilebilir. Ve bu durum öyle birkaç günde geçmez. Mutlu şeylerin yaşanıyor olması da kişiyi durumdan kurtarmaz.

Depresyon belirtileri gözlenip depresyon tedavisinde kullanılan yöntemler kısaca şöyle özetlenebilir: Antidepresan ilaçlar. Değişik psikoterapi yöntemleri. Grup tedavileri. Elektro konvulsif tedavi (elektro şok tedavisi). Fototerapi (özel bir ışık tedavisi). Alternatif tıpla tedavi yöntemleri.

Depresyondan Kurtulmanın Yolları

Depresyon tedavisi öyle hemen sonuç vermez. Kişinin kendine bakması ve yaşanılan zorluklarla mücadele etmesi gerekir. Üstelik iyi halini korumak için de birtakım önlemler alınması lazım.

  • Yaşanılan olaylar karşısında kendinizi suçlamaktan vazgeçin. Sonuç olarak depresyonu siz istemediniz, bu süreç sizin başınıza geldi. Yardım almaktan hiçbir zaman kaçınmamalısınız, bu tedavisi olan bir problemdir sonuçta.
  • Tedaviye uyum göstermek, tedaviye başlamak kadar önemlidir ilaçlarınızı düzenli kullanmaya özen gösterin. Psikoterapi görüyorsanız düzenli seanslarınıza devam edin, terapistinize güvenin.
  • Depresyonun hemen geçmeyeceğini kabul edin. Kendinize zaman tanıyın.
  • Bu süre içerisinde önemli kararlar almak sonradan başınızı ağrıtabilir. Bu nedenle bu dönemde önemli kararlar almaktan kaçının. Tedaviniz bittikten sonra istediğiniz gibi dilediğiniz şeyi yapabilir ya da uygulayabilirsiniz.
  • Hayat sizin için zaten zor durumdayken bir de üstesinden gelemeyeceğiniz problemler yaratmayın. Hayatı basitleştirmeyi deneyin.
  • Sizi mutlu ettiğini düşündüğünüz şeyleri yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin.

Depresyon son yapılan çalışmalara göre hemen herkesin yaşadığı bir durum. Ama birçok insan farkında olmadan bu süreci atlatıyor ya da hayatına öyle devam ediyor. Tabi bu durum depresyona karşı gereken önlemleri almamayı gerektirmez. Mutlaka depresyondan kurtulmak için gerekli tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.

Depresyona Ne İyi Gelir?

Depresyon tedavisi bitkisel yöntemlerle de yapılabilir. Özellikle uzun dönemli depresyon olan kronik depresyon tedavisi için ilaçların yanı sıra bitkilere yönelmekte fayda vardır.

Bipolar Depresyon olan manik depresif tedavisi ise biraz daha karmaşıktır. Kişiye eğer manik teşhisi konulmuşsa mutlaka gözlem altında olmalıdır. İlaçlarını hayat boyu düzenli olmalı ve doktor kontrollerini ihmal etmemelidir. 

Ağır Depresyona İyi Gelen Bitkiler

İşte size ağır depresyon için birkaç bitkisel çözüm;

4 bardak suya 2 tatlı kaşığı kediotu koyun. 1 bardak su kalıncaya kadar kaynatın Sonra, suyun üzerine biriken kısım alıp bir şişeye koyun. Günde 1 kere, yarım bardak suya 15 damla koyup içebilirsiniz.

4 bardak suya 2 tutam lavanta çiçeği koyun ve 15 dakika kaynatıp, süzün. Günde 3 kere, birer çay bardağı bu karışıma 1 çorba kaşığı süzme bal ilave edilerek  içebilirsiniz.

4 bardak suya 1 su bardağı kuru üzüm koyun ve 2 saat beklettikten sonra süzün. Günde 3 kere birer su bardağı içebilirsiniz

4 bardak suya 1 çorba kaşığı ufalanmış melisa koyun ve kaynatın. Ardından süzün. Sabah akşam, ikişer çorba kaşığı içebilirsiniz.

Источник: https://www.kadindiyari.net/depresyon-belirtileri-ve-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.