Kısırlık Tedavisi

Kısırlık Tedavisi Ankara, Op. Dr. Müge Aksoy

Kısırlık Tedavisi

Üreme kapasitesinin istek dışı azalması infertilite adını alır. Başka bir ifade ile doğum kontrol yöntemi kullanmadan düzenli bir cinsel yaşama rağmen 1 yıl süreyle gebelik oluşmamasına infertilite yani kısırlık adı verilir.

Genellikle sterilite…

Üreme kapasitesinin istek dışı azalması infertilite adını alır. Başka bir ifade ile doğum kontrol yöntemi kullanmadan düzenli bir cinsel yaşama rağmen 1 yıl süreyle gebelik oluşmamasına infertilite yani kısırlık adı verilir.

Genellikle sterilite terimi de infertilite anlamında kullanılmaktadır. Ancak sterilite üreme kapasitesinin tümüyle kaybını ifade eden bir terim olup infertil grubun küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.

 Ortalama olarak evli çiftlerin %15’i infertildir.

Kadınların yaklaşık 1/5’i infertilite nedeniyle doktora başvurmaktadır. Normal bir gebeliğin gerçekleşebilmesi için aşağıda sıralanan temel koşulların bir arada ve eksiksiz olması gereklidir.

  1. Yeterli miktarda üreme kapasitesi içeren spermlerin vajinaya bırakılması: Bunun için normal bir sperm yapımı, ejekülasyon ve cinsel ilişki gereklidir.
  2. Vajinaya bırakılan spermlerin rahim ağzındaki mukus bölgesine yapışması ve rahim ağzı kanalına geçmesi
  3. Yumurta ve spermin birleşmesinde mekanik bir engelin bulunmaması yani tüplerin açık olması
  4. Döllenebilir özellikte yumurta olması: Bunun için normal yapıda follikül içeren yumurtalıklar ve follikül yapımı için normal denge gereklidir.
  5. Spermin yumurtayı dölleyebilmesi: Burada özellikle immünolojik mekanizmaların rol oynadığı düşünülmektedir.
  6. Döllenmiş yumurtanın rahime yapışması: Burada yine sağlıklı bir rahim iç zarı yapısı, hormonal immün denge varlığı söz konusudur.
  7. Oluşan embriyonun gebelik boyunca gelişimini sürdürmesi için uygun bir rahim iç zarı ve rahim kavitesi gereklidir.

Yukarıdaki tüm koşulların normal olmasına rağmen endometriyozis veya henüz açıklayamadığımız bazı faktörlerden dolayı gebelik oluşmayabilir.

İnfertil çiftlerin değerlendirilmesi konusunda bazı faktörlerin üzerinde durulması gerekir. Bu faktörlerin başında yaş faktörü gelmektedir. Yaş ilerledikçe üreyebilirlik oranı azalmaktadır. Kadınlarda gebelik için en uygun dönem 24 yaş civarıdır.

Gebelik olasılığını gerek yaş ve gerekse zaman faktörü açısından değerlendirdiğimizde şu sonuçlara varabiliriz;

  1. Yaşları 25’ ten genç olan çiftlerde infertilite tetkiklerine başlamak için 2 yıl beklenebilir.
  2. Yaşları 30’ dan genç olan çiftlerde infertilite tetkiklerine başlamak için duruma göre 6 ile 12 aylık bir sürede gebelik oluşmamış olması kabul edilebilir. Bu yaklaşımla daha fazla beklemeden çiftlerin tedavisi açısından zaman kazanılmış olur.
  3. Öte yandan infertilite tedavisinde bir tedavi protokolünü primer infertilitelerde en az 6 ay sekonder infertilitelerde 3-6 ay sürdürmek gerekir.

İnfertil Çiftin Değerlendirilmesi

İnfertil çiftin değerlendirilmesinde hedef öncelikle infertilite neden veya nedenlerinin ortaya konulmasıdır. İnfertil çiftin değerlendirilmesinde temel kural erkek faktörünün öncelikle araştırılması, yani spermiogram yapmaktır.

Kadına ait testlerin çoğunluğu kadının adet döngüsü günleriyle ilişkilidir. Erkekte döllenme için zamanlama önemli değildir. Ancak günümüz bilgisine göre kadın ayda bir yumurtlar ve bu yumurtanın 18 saatlik döllenebilirlik süresi vardır.

 İnfertil çifti nasıl değerlendirmeliyiz: Bazı infertil çiftlerde iyi alınan bir öyküyle dahi infertilite nedenini ortaya koymaya yeterlidir.

Örneğin erkekte iktidarsızlık oluşu veya erkeğin denizcilik gibi bir mesleğe sahip olup çiftin beraber olma sürelerinin az olması, ilişki sonrası vajinanın yıkanması veya ilişki için kayganlaştırıcı maddelerin kullanılmasının öyküyle ortaya konması sorunu çözecektir.

İnfertilite Faktörlerinin Araştırılması

Erkek faktörü; İnfertil çiftin değerlendirilmesinde öncelik sırası erkek faktörünün araştırılmasıdır. Erkek faktörünü ortaya koyan önemli testler spermiogram, post coital test, antisperm antikorlarının ölçümü ve spermin dölleyebilme yeteneğinin testleridir.

Kadında Faktörü: İnfertiliteye neden olan en önemli etken ovulasyon yani yumurtlama faktörüdür. Adet döngüsünde yumurtlamayla sonuçlanan yumurtalık gelişimi ve yumurtlama sonrasında gelişen dönem birlikte ovulatuvar faktörü oluşturur.

Kadında follikül gelişmemesi veya gelişmesinde bozukluk olması sonucunda yumurtlama olmamasına anovulasyon denilir.

Normal follikül gelişimini aksatıp anovulasyon yani yumurtlama olmamasına sebep olan sorunlar şunlardır: stress, akut stress, ağır nevroz ve psikozlar, ruhsal hastalıklar, şişmanlık (genellikle 90 kiloyu aşan obez kadınlarda yumurtlama bozukluğu sıktır),aşırı egzersiz, beyinden kaynaklanan birtakım problemler, prolaktin hormonunun aşırı artmış olması.Yumurtlama kaynaklı yumurtlama problemlerinin en sık görüleni polikistik over sendromudur.Yumurtalığa ait tümörler de yumurtlamaya engel olabilir. Tiroid hastalıkları, hem tiroidin az çalışması hem de fazla çalışması yumurtlama bozukluğuna yol açabilir. Böbrek üstü bezi hastalıkları, karaciğer hastalıkları ya da sebebi bilinemeyen bir yumurtlama problemi çiftin çocuk sahibi olmasına engel olabilir. Bu hastaların çoğu yumurtlama yani ovulasyon tedavisine cevap verebilirler.

Tüplere ait faktörler: Tüpler sadece yumurta, sperm ve döllenmiş yumurtaya geçit veren basit bir yol değildir. Tüpe ait epitelin silia denen parçacıkları epitel hücrelerinin salgıları ve enzimatik aktiviteleri, tüp içindeki ortam, kas tabakasının aktivitesi yumurtanın yakalanmasında spermin taşınmasında döllenmede ve döllenmiş yumurtanın taşınmasında aktif rol oynar.

Rahim faktörü: Rahimin doğumsal anomalileri, rahim içi yapışıklıklar, myom, polip, özellikle tüberküloz gibi enfeksiyonlar, endometritler ve kanser gibi patolojiler rahim faktörünü oluştururlar.

Bu şekilde gerek rahimin duvarı, gerekse rahim boşluğunu ilgilendiren problemler infertiliteye neden olabilmektedir.

Bu tür anomaliler oluşan gebeliğin tutunmasını engelleyebildiği gibi tutunmanın kötü olmasına veya tutunma sonrası gelişimin aksamasına da neden olabilir.

Nedeni Açıklanamayan İnfertilite

İnfertilite nedeni olarak bilinen tüm faktörlerin araştırma sonrası infertilite nedeni ortaya çıkarılamayan ve buna karşılık en azından 2 yıl süreyle çocuk sahibi olamayan çiftler bu gruba girerler. Bir çifti nedeni açıklanamayan infertilite grubuna sokmak için bazı kriterlere gerek vardır.

Normal bir öykü ve normal bir fizik muayene, yeterli cinsel ilişki sıklığı, en az 3 kez normal spermiogram, düzenli yumurtlamalı adetler, yumurtladıktan sonra geçen sürenin (bir sonraki adete kadar geçen sürenin) 12 günden uzun olması, normal hormonal profil, normal HSG, laparoskopi ve histereskopi bulguları ve bunlara rağmen infertilite süresinin bir yılı aşması.

İnfertilitede Tedavi:

İnfertil bir çiftin tedavisine başlamadan önce en önemli kural infertilite nedeni veya nedenlerinin doğru bir şekilde ortaya konması, daha sonra da etkin tedavinin seçilip uygun bir sürede uygulanmasıdır. İnfertilitede tedavi programı çifte anlatılmalı, tam bir başarı sağlanamayacağı, tedaviyle şansın artacağı belirtilmelidir. Bunun yanında infertilite tedavisinin sabır gerektiği de hatırlatılmalıdır.

Bir infertil çiftin tedavisi sırasında şu genel prensipler unutulmamalıdır:

  1. İnfertilite nedeni veya nedenlerinin tanısı konmalıdır.
  2. İnfertilite etkenine yönelik uygun tedavi seçilmelidir.
  3. Seçilen tedavinin sonucunu görmek için en az 3-6 ay boyunca devam edilmelidir.
  4. Tedavi süresince hekim, hasta, laboratuvar işbirliğinin güvenilir ve uyumlu olması sağlanmalıdır.
  5. Tedavinin hiçbir zaman tam çözüm sağlayamayacağı ancak doğurganlık şansını artırmaya yönelik olduğu çifte anlatılmalıdır.
  6. Tedavi de çiftin yaş faktörü tedavi uygulayabilme yeteneği dikkate alınmalıdır.
  7. Tedavi süresince gerek ilaç ve gerekse laboratuar takipleri açısından ölçülü davranılarak gereksiz harcamalardan kaçınılmalıdır.
  8. Bütün bunlar daha en başta çifte uygun ve geniş şekilde anlatılmalıdır.

Yapay Döllenme (İnseminasyon – Aşılama): Spermlerin bir pipet aracılığı ile kadın genital sistemine verilmesidir. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem intrauterin inseminasyon adıyla da bilinen aşılama metodudur.

Erkek ejekülatının rahim içine verilmesi için çeşitli özel kataterler kullanılır. Kullanılan sperm taze olmalı, yeni verilmiş olmalı ve birtakım işlemlerden geçirilmiş olmalıdır ki buna genellikle sperm yıkanması adı verilmektedir.

Ejekülat bazı işlemlerden geçirilerek hem hızı artırılır hem daha konsantre hale getirilir.

Aşılamanın zamanlaması: Yumurtanın 24 saat yaşadığı ve bunun da ilk 12 saatte döllenme yeteneğinin oldukça yüksek olduğu ifade edilmektedir. Diğer taraftan spermin kadın genital sisteminde ortalama 48 saat kadar canlı kalabildiği bilinmektedir.

Bu nedenle yumurtlama takibi ile muhtemel yumurtlama günü belirlenmelidir. En sık olarak ultrason ile follikül takibi yapılmaktadır. Follikülometride döllenme ihtimalinin en fazla yumurtlamadan 3 gün öncesi ile yumurtlama günü arasındaki dönem uygulanan aşılamalarda olduğu görülmüştür.

En fazla gebelik oranı ise yumurtlama günü yapılan aşılamalarda görülmektedir.

  1. OP. DR. MÜGE AKSOYKadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
  1. BEBEKLERİMİZYeni Doğan BebeklerimizSayfayı İncele
  1. HESAPLAMAGebelik Tarihini HesaplayınGebelik Hesapla

Op. Dr. Müge Aksoy cevaplıyor!

Randevu almak için 0312 284 73 26 nolu numaramızı arayabilirsiniz.

Источник: //www.mugeaksoy.com/ankara/kisirlik-tedavisi

Kısırlık tedavisi nasıl yapılır?

Kısırlık Tedavisi

Kısırlığın tedavisi nedene yönelik olmalıdır.

Bekleme tedavisi (erkek ve kadın normal ise)

Muayenesi normal, ultrasonografide (USG) rahim, her iki yumurtalık normal, rahim tüp filminde rahim içerisi normal, her iki tüp açık, sperm analizi normal, düzenli adet gören, genç hastalarda bekleme tedavisi uygulanabilir. Bekleme tedavisi rahim tüp filminin çekiminden hemen sonra 4-6 ay içerisinde düzenli cinsel ilişki yapılmasıdır.

Çalışmalar göstermiştir ki rahim tüp filmi çekildikten sonra gebelik oranları biraz daha yüksektir. Bunun açıklaması ise bazen tüpleri tıkamış olan sümüksü yapıların rahim tüp filmindeki radyoopak maddenin verilmesi ile açılmış olmasıdır. Rahim tüp filmi bu noktada hem tanı, hem tedavi tetkikidir.

Düzenli cinsel ilişki nasıl olur öğrenmek için tıklayınız.

Rahim tüp filminin çekilmesinden hemen sonra 4-6 ay düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyor ise bekleme tedavisi terk edilir ve bir ileri aşama olan aşılama tedavisine geçilir.

Endometriozis hastalığı olanlarda laparoskopik olarak endometriozis odaklarını temizlenmesi ve/veya endometriomanın çıkarılması sonrası bekleme tedavisi yapılabilir. Hastanın yaşı uygun ise 1 yıl süre verilebilir.

Kadında yumurtlama problemi var ise:

Polikistik yumurtalık hastalığı kadınlardaki yumurtlama bozukluklarının en sık nedenidir. Kadında süt hormonunun yüksek olması da yumurtlama problemlerine neden olabilir. Bu nedenle süt hormonu yüksek ise öncelikle süt hormonu normal düzeye getirilmelidir. Tiroid bezi bozuklukları (TSH bakılır) da var ise öncelikle bu durumlar düzeltilmelidir.

Yumurtlama bozukluğunun nedeni beyindeki ceviz büyüklüğündeki hipofiz hormonunun çalışmaması olabilir. Bu durumda genellikle kadın hiç adet görmemiştir. Ülkemizde kızlarımız yaklaşık 12-14 yaşları arasında adet görmeye başlamaktadırlar. Bu hastalarda meme gelişimi de tam değildir.

Yumurtlama problemlerinde eşlik eden nedenler düzeltildikten sonra tedavi genellikle yumurtlatma tedavisidir. Yumurtlatma tedavisi hap ila veya iğneli tedavisi ile yapılır.

Hap (Klomifen sitrat) (Piyasada Klomen, Gonafen, Serofen, Klomid olarak satılır) veya letrozole (Femera) ile yumurtalar uyarılacak ise âdetin başlangıcı ile hastaya ultrasonografi (USG) yapılır.

USG’de her iki yumurtalıkta 10 mm’den büyük follikül yok ise uyarıma başlanabilir. Hastanın kilosuna göre değişse de 1×1, 2×1 veya 3×1 olarak hap kullanılır.  Âdetin 3. günü ilaca başlanır ve 5 gün kullanılır. Âdetin 10. günü USG yapılır.

USG’de 18 mm’den büyük follikül var ise çatlatma iğnesi yapılır.

İğne (Gonal-F, Puregon, Merional, Menapur, Menogon, Fostimon olarak satılır) ile yumurtalar uyarılacak ise yine âdetin başlangıcı ile hastaya ultrasonografi (USG) yapılır. USG’de her iki yumurtalıkta 10 mm’den büyük follikül yok ise uyarıma başlanabilir.

Hastanın kilosu ve daha önceki yumurtlama cevabına göre farklı dozlarda iğne başlanır. İğnenin uygulama şekli doktorunuz size verdiği iğnenin tipine göre değişmekle birlikte kalçadan kas içerisine veya cilt altı dokusu içerisine yapılabilir. Yumurtlama cevabı USG kontrolleri ile takip edilir.

17 mm ve üstünde follikül var ise çatlatma iğnesi yapılır.

Erkek spermi normal ise normal cinsel ilişki çatlatma iğnesinin yapıldığı gün itibari ile başlanır ve 1, 2 ve 3. günde olacak şekilde cinsel ilişki yapılmalıdır.

Yumurtlamanın olup olmadığını anlamak için 1 hafta sonra kanda progesteron hormonu bakılır.

Yumurtlama tedavisine aşılama tedavisinin eklenmesi gebelik oranlarının daha yüksek olmasını sağladığı için biz genellikle aşılama tedavisi de yapmaktayız. Aşılama tedavisi olacak ise çatlatma iğnesi yapıldıktan 36-40 saat sonra aşılama yapılır. İğne ile yapılan aşılamanın gebelik oranı hap ile yapılana göre daha fazladır.

Yumurtlama problemi beyindeki hipofizden kaynaklanıyor ise hap tedavisi kesinlikle verilmemelidir. Sadece Merional ve Menogon ile tedavi yapılmalıdır. Bu iki ilacın içerisinde FSH’in yanında LH hormonu da olduğu için etkindir.

Polikistik yumurtalık hastalıklarında yumurtlamayı sağlamak için metformin tedavisi veya yumurtalıkların laparoskopik olarak delinmesi işlemi de yapılabilir. Polikistik yumurtalık hastalığı hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Kadında yumurtlama iğneli tedaviye rağmen sağlanamaz ise tüp bebek tedavisi planlanmalıdır. Yapmış olduğumuz bir çalışmada polikistik yumurtalık hastası olanların tüp bebekte kontrol grubuna göre daha iyi gebelik sonuçlarını olduğunu tespit ettik. Bu çalışma akademik yayınlarım içerisinde bulunabilir.

Tüplerden kaynaklanan problemler

Rahim tüp filmi ile genellikle tüplerin açık olup olmadığı anlaşılır. Rahim tüp filminde tüpler tıkalı çıkıyor ise hastayı direkt tüp bebeğe almak gerekmez. Rahim tüp filmi ağrılı bir işlem olduğu ve hastanın bilinci açık olarak çekildiği için hasta ister istemez kendini kasabilmektedir.

Ağrı nedeni ile tüplerde kasılma olur ve özel boya tüplerden geçemez ve aslında tıkalı olamamalarına rağmen tıkalı gibi görünebilirler. Tüplerin tıkalı olup olmadığını anlamanın en kesin yolu tanısal laparoskopi yapmaktır. Laparoskopide hasta uyur iken alttan mavi bir boya verilir ve tüplerden geçiş olup olmadığı görülür. Tüplerden geçiş var ise sorun yoktur.

Hasta uygun olarak tedaviye yönlendirilir. Tüplerden geçiş yok ise tıkanmanın hangi seviyede olduğu anlaşılmaya çalışılır. Distal dediğimiz uçlarda tıkanma var ise laparoskopik olarak bu tıkanıklıklar açılabilir (Distal fimbrioplasti yapılabilir). Tıkanıklık proksimal dediğimiz rahime yakın yerlerde ise bunun tedavisi zordur.

Bu tıkalı kısım kesilip kalan tüp tekrar birbirine dikilebilir fakat dikilen tüpün tekrar tıkanma olasılığı yüksektir. Bu nedenle bu hastaları direkt olarak tüp bebeğe yönlendirmek gereklidir.

Bazı durumlarda geçirilmiş enfeksiyonlara veya ileri evre endometriozis hastalığına bağlı olarak tüpler normal yapısını kaybeder ve fonksiyonlarını yitirirler. Tüplerin çevresinde yaygın yapışıklıklar görülebilir. Bu durumlar laparoskopide rahatlıkla görülür. Bu durumda tüpler işlev görmediği için hastanın tüp bebek tedavisine yönlendirilmesi gereklidir.

Tüplerin içerisinde normalde sıvı yoktur. Tüplerin sıvı ile dolmasına hidrosalpinks denir ve bu sıvı spermler için, yumurta için ve döllenmiş yumurta için zararlıdır. Tüpün yapısını da bozduğu için dış gebelik şansı da yüksektir.

Tüp bebek tedavisinde dahi gebelik oranlarını azaltır. Bu nedenle hidrosalpinks tespit edilir ise mutlaka laparoskopik olarak çıkarılmalıdır.

Laparoskopik olarak tüpü çıkarmak mümkün değil ise (bazı durumlarda tüp çok yapışık olabilir ve teknik olarak çıkarılması çok güç olabilir) kornüal ligasyon dediğimiz işlem yapılabilir. Bu yöntemde tüplerin rahme girdiği yerden yakılması ve kesilmesi yapılır.

Yapmış olduğumuz bir çalışmada tüpü çıkarmak ile kornüal ligasyonun tüp bebek gebelik oranlarının benzer olduğunu tespit ettik. Bu çalışma akademik yayınlarım içerisinde bulunabilir.

Endometriozis denilen, kadınların %7’sini etkileyen hastalık varlığında yumurta ve tüplerin yapısı bozulabilir. Endometriozisin tanısı laparoskopik olarak konulur.

Laparoskopik olarak endometriozis odaklarının yakılması veya çıkarılması, yumurtalıklarda endometrioma var ise çıkarılması gebelik şansını hem bekleme tedavisinde hem de aşılama tedavisinde artırmaktadır.

Endometriozis ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

Rahimden kaynaklanan problemler

Doğuştan rahim sakatlıkları var ise yine nedene yönelik tedavi planlanır. Rahim içerisinde perde en sık gördüğümüz rahim sakatlığı olup kısırlığa ve tekrarlayan düşüklere neden olabilir. Bu perdenin histeroskopik olarak kesilmesi gereklidir.

Çift rahim şüphesi var ise öncelikle MRI görüntüleme ile veya daha iyisi tanısal laparoskopi ile rahim sakatlığının durumu net olarak görülmelidir. Çift rahimlerde ameliyatla tek rahime birleştirme yapılabilir fakat başarı oranı yüksek olmadığı için önerilmez. Gebelik genellikle rahimlerden birisinde gerçekleşir ve devam eder.

Bu hastaların düşük yapma şansı ve erken doğum yapma şansı artmıştır. Tek, fakat yarım rahim var ise bu durumda da düzeltme ameliyatı yapılması önerilmez. Hastanın uygun tedaviye yönlendirilmesi gereklidir.

Rahim içerisinde bebeğin yapışacağı yerde miyom, et parçası ve yapışıklıklar gibi problemler var ise yine histeroskopik olarak çıkarılmaları ve sonra uygun tedaviye yönlendirilmeleri gereklidir.

Rahim ağzında da miyom ve et parçası olabilir. Bunlarda histeroskopik olarak çıkarılmalıdır.

Miyom rahim içerisine baskı yapmıyor ise bu miyomun kısırlık nedeni veya düşüklere neden olduğu net olarak belli değildir.

Yapmış olduğumuz bir çalışmada rahime baskı yapmasa da miyomların bazı maddeler salgılayarak kısırlığa neden olabileceği yönünde bulgular tespit ettik. Bu çalışma akademik çalışmalarım arasında bulunabilir.

Bu nedenle rahime baskı yapmayan miyomların tedavisi planlanır iken doktorunuz ile detaylı olarak görüşmelisiniz.

İleri kadın yaşı

Kadın yaşı arttıkça gebelik oranları düşmekte, düşük yapma olasılığı artmaktadır. Bu nedenle ileri kadın yaşı varlığında (37 ve üzeri) tedaviye erken başlamakta fayda olabilir. Bu kadınlarda yumurtalıkların rezervi bazı testler ile belirlenebilir (Anti Mülleriyen Hormon (AMH), âdetin 3.

günü FSH, Estradiol, âdetin 3. günü her iki yumurtalıkta yumurta öncülerinin sayılması). Rezervi düşük olanlarda hemen tüp bebek tedavisi planlanmalıdır. İyi olanlarda 2 kez aşılama yapılabilir. Başarısız olunur ise tüp bebeğe geçilmelidir.

 İleri kadın yaşı ve kötü yumurtalık rezervi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Erkekte problem var ise

Erkekte problem var ise tedavi yine nedene yönelik olmalıdır. Sertleşme problemi, geriye doğru boşalma gibi durumlar var ise bunların tedavisi öncelikle yapılmalıdır.

 Erkekte menideki ileri hareketli toplam sperm sayısı 5 milyonun altında ise bu hastanın aşılamadan pek fayda görmeyeceği aşikârdır ve direkt olarak tüp bebek tedavisine yönlendirilmelidir.

İleri hareketli toplam sperm sayısı 5 milyonun sütünde ise aşılama tedavisi planlanır.

Menide sperm hiç yok ise (azospermi) veya ağır şekilde az ise (2 milyon/ml altı) hastayı direkt olarak tüp bebeğe yönlendirmek gereklidir.

Azospermi ile ilgili bilgi almak için tıkayınız.

Azospermi hastalarından sperm elde yöntemleri için tıklayınız.

Spermin şekil yapısının tedaviye etkisi çok tartışmalıdır. Bazı sperm tahlillerinde şekil yapısı normal olan hiç sperm bulunmayabilir. Bu hastalara direk olarak tüp bebek yapmak gerekir demek yanlıştır. Bu hastalar aşılamadan da fayda görebilir. Diğer bir değişle spermin şekil yapısının tedavi planımızda etkinliği çok azdır.

Varikosel olan erkeklerde varikoselin ameliyat veya embolizasyon ile tedavisi hiç bir şekilde fayda sağlamaz. Gereksizdir. Varikosel ile ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Tüp bebek (Mikroenjeksiyon) tedavisi

Detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Источник: //ibrahimesinler.com/kisirlik/kisirlik-tedavisi-nasil-yapilir

KISIRLIK TEDAVİSİNDE UYGULANAN YÖNTEMLER

Kısırlık Tedavisi

Herhangi bir korunma yönte­mi olmaksızın, düzenli cinsel ilişkiye rağmen bir yıl içerisinde çocuk sahibi olunamaması durumuna “infertilite” yani kısırlık denir.

TESE (Testiküer Sperm Ekstraksiyonu)

Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar, eğer erkeğin menisinde sperm görülemez­se, bu çifte asla çocuklarının olamaya­cağı söylenerek evine gönderiliyordu. Gelişen teknoloji ve anlayışla birlikte, bu kavram değişti. Meni kanallarında tıkanıklık yapan çeşitli hastalıklarda veya sperm üretiminin çok az olduğu durumlarda, testislerdeki spermler meniye ulaşamıyor.

Bu nedenle menide sperm görülmüyor ve erkekte “azospermi” teşhisi konuluyor. Yapılan araş­tırmalar, azospermik erkeklerin bir kısmında sperm üretiminin devam etti­ğini, ancak sayı ve hareket oranının az olması nedeniyle bu spermlerin meniye ulaşamadığını gösteriyor.

Bu erkek­lerde, testis dokusu mikroskobik ola­rak incelendiğinde, sperm faaliyetleri görülebiliyor. Hangi azospermik erke­ğin bu durumda olduğunu anlamak için, testislere girilerek, buradaki dokulardan örnek almak ve mikroskop altında incelemek gerekiyor.

Testiküer sperm ekstraksiyonu (TESE) denen bu teknik sayesinde menide spermi ol­mayan erkeklerin testis dokularında sperm bulunabiliyor. Üroloji uzmanı tarafından uygulanan ve cerrahi bir iş­lem olan TESE’de testis içerisine giri­lerek, farklı bölgelerden doku örnekle­ri alınıyor.

Bu örnekler aynı anda laboratuvara gönderilerek biyologlar tara­fından inceleniyor. TESE işleminde sperm bulunmadığı durumlarda testi­sin farklı bölgeleri açılarak inceleni­yor. Uygun yapıda ve yeterli miktarda sperm örneği bulunduğu anda işleme son veriliyor.

Bu spermle, ICSI (mikro- enjeksiyon) yönteminde kullanılmak üzere tüp bebek merkezine gönderili­yor. Eğer kadın, yumurtası hazırsa der­hal mikroenjeksiyon yöntemi uygulanı­yor. Ancak kadın, işleme hazırlanmadıysa spermler dondurularak yumurta­nın elde edileceği güne kadar bekletili­yor. TESE yöntemi sayesinde azospermik erkeklerin bir kısmı çocuk sahibi olabiliyor.

Rahim İçi Aşılama

Doğal yolla gebe kalamayan çiftler­de uygulanabilen en basit yardımcı üreme tekniği “rahim içi aşılama”. Spermlerin meniden ayrıştırılarak, ra­him ağzından içeriye, yani rahime gön­derilmesine rahim içi aşılama denili­yor. Sperm sayısı veya hareket oranı­nın düşük olmasına bağlı olarak geli­şen kısırlık durumlarında bu yöntem tercih ediliyor.

Menide hiç sperm yok­sa, yani “azospermi” durumu varsa, bu yöntemin faydası olmuyor. Rahim ağ­zındaki sorunlara bağlı olarak, meni­nin rahime giremediği durumlarda bu yöntem kullanılıyor. Bunun için bazı şartlar gerekiyor. Kadında yumurtlama sorununun olmaması, yani sağlıklı bir yumurtanın varlığı önemli.

Döllenmegerçekleştiği tüplerin tıkalı olma­ması da diğer bir koşul. Ayrıca, rahim iç duvarında, embriyonun tutunmasını engelleyen bir durum varsa bu yöntem etkili olmuyor. Rahim içi aşılama önce­sinde yumurtlamanın tetiklenmesi ge­rekiyor.

Ultrasonografiyle yumurtanın gelişimi izleniyor, hormonlar sayesin­de yumurtlama sağlanıyor ve ardından sperm enjeksiyonu yapılıyor. Enjeksi­yon öncesinde spermler özel kimyasal­larla yıkanıyor. Yıkanan spermler en­jektör içerisine konularak rahim ağzın­dan içeriye, yani rahime veriliyor.

Ra­him içi aşılama yöntemi, normal cinsel birleşmeye göre gebelik olanağını orta­lama %10 civarında artırıyor. Her de­neme, gebelik şansını biraz daha artır­sa da toplam 3-6 kereden fazla denen­mesi önerilmiyor.

IVF (Tüpte Döllenme- In-Vitro Fertilizasyon)

Tüp bebek olarak bilinen IVF yönte­miyle ilk sağlıklı bebek 1978 yılında dünyaya geldi. Bu yöntemde, erkeğin spermiyle kadının yumurtası laboratuvar ortamında birleştirilerek yapay döl­lenme elde ediliyor.

Kadından elde edi­len yumurtaların etrafına belirli sayıda hareketli sperm bırakılarak spermin kendiliğinden yumurta içerisine girme­si bekleniyor.

Bu şekide vücut dışında elde edilen döllenmiş yumurtalar belir­li bir süre özel besleyici sıvılar (kültür ortamı) içerisinde tutularak, bunların bölünmeye başlamaları bekleniyor ve daha sonra gelişen embriyolar, normal gelişimlerini sürdürebilmeleri amacıyla rahim içine yerleştiriliyor.

Tüp bebek uygulamalarında başarı şansını artırmak için, kadında oluşan yumurta sayısının da artırılması gere­kiyor. Bu nedenle yumurtalıkların da­ha fazla sayıda yumurta yapmasını sağ­layan hormon ilaçları kullanılıyor. Te­davinin ilk aşamasında bir önceki ade­tin 21.

gününden başlayarak yumurta­lıkları baskılamak için GnRH analogları denilen bir grup ilaç, burun spreyi ya da cilt altı iğne şeklinde kullanılıyor. İlaç kullanılırken adet görüldüğünde yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar başlanı­yor ve ortalama 7-10 gün süreyle kul­lanılıyor.

Tedavi Tedavi sırasında yumurtalık­larda gelişen foliküller (yuvalar) sık aralıklarla yapılan ultrasonografi ve kan hormon düzeyleriyle izleniyor. Bubulgular değerlendirilerek, yumurtala­rın toplanması için en uygun zaman belirleniyor.

Yeterli büyüklüğe erişen foliküllerdeki yumurtaların olgunlaş­ması için HCG (human chorionic gona­dotropin) adlı ilaç uygulanıyor. HCG verildikten 34 – 36 saat sonra yumur­ta toplama işlemi yapılıyor. Bu tedavi sayesinde her on kadından dokuzunda uygun yumurta elde ediliyor.

On ka­dından birindeyse, yetersiz yumurta gelişimine, erken yumurtlamaya ve is­tenmeyen hormonal değişikliklere bağ­lı olarak tedavi sonlandırılıyor.

Yumurta meydana geldikten sonra, 30 dakikadan daha kısa süren toplama işlemi başlıyor. Bu işlemde, vajina içe­risinden yapılan ultrasonografiyle yu­murta görüntüleniyor. Vajina duvarın­dan geçerek yumurtalığa doğru ilerle tilen bir iğne aracılığıyla buradaki foli- küllerin içindeki sıvı enjektöre çekili­yor.

Bu sıvıyla birlikte gelen yumurta, mikroskop altında tespit edilerek alını­yor. Yumurtaların toplandığı anda, döl­lenme işleminde kullanılmak üzere sperm örneğinin de hazır olması gere­kiyor. Yumurtayı döllemek için, meni içerisinden en uygun spermler ayrıştı­rılıyor.

Spermler arasından en iyi hare­ketli olanı seçiliyor ve toplanan yumur­talarla birlikte özel kültür sıvıları için­de bir araya konuluyor. Yumurtalar ve spermler, anne vücut ortamını taklit eden “inkübatör” denen cihazlarda bekletiliyor.

Döllenen yumurtalar ço­ğalarak belirli bir sayıya ulaştığında, oluşan embriyolar rahim içerisine nak­lediliyor. Bazı embriyoların gelişimini tamamlayamama olasılığı nedeniyle, rahim içerisine birden fazla embriyo naklediliyor. Bu nedenle tüp bebek yöntemi genellikle çoğul (ikiz-üçüz) gebelikle sonuçlanıyor.

Rahme yerleş­tirilen embriyolardan iki veya üçünün gelişimi, genellikle yeterli kabul edili­yor. Bu embriyoların sağlıklı gelişimi için, az gelişen diğer embriyoların çı­kartılması gerekebiliyor.

YumurtaSitoplazmasına Sperm Enjeksiyonu (ICSI – mikroenjeksiyon)

IVF denen tüp bebek yönteminde, kadın yumurtasıyla erkeğin spermi ay­nı ortama yerleştirilerek döllenme bek­leniyor. Kadının yumurtlamaya hazır­lanması ve yumurta toplama işlemleri IVF yöntemindekiyle aynı süreci izli­yor.

Döllenmenin olabilmesi için yu­murta ve spermlerin normal yapıda ol­maları ve işlevlerinde bozukluk olma­ması gerekiyor. Spermlerin hareketli ve yumurtanın dış kılıfını geçebilecek güce sahip olması, IVF için gerekli şartlar arasında.

Bu şartlar oluşmadı­ğında, yumurta ve sperm aynı ortamda bulunsa bile döllenme olmuyor ve yön­tem başarısızlıkla sonuçlanıyor. Başa­rısızlığa yol açabilecek bu tür etkenle­ri ortadan kaldırabilmek amacıyla ilk olarak 1992 yılında Belçika’da “mikro- enjeksiyon” (ICSI) yöntemi uygulandı.

Bu yöntemle, erkekten alınan sperm, çok ince iğne sayesinde mikroskop yardımıyla yumurtanın içerisine yerleş­tiriliyor. İşlemden 16-20 saat sonra ya­pılan mikroskobik incelemeyle döllen­menin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılıyor.

Sperm sayısı çok düşük, sperm hareketleri yetersiz ve şekil bo­zukluğu olan kısır erkekler, mikroenjeksiyon yöntemiyle çocuk sahibi ola­biliyorlar. Eğer döllenme oluşursa, bu yumurtalara zigot deniyor. Kadından toplanan yumurtalardan zigot elde edilme oranı %70’ler civarında.

En az iki hücreli aşamaya geldiklerinde de embriyo adını alıyor. Embriyolar belir­li bir aşamada rahme yerleştiriliyor. Yapılan araştırmalar, bu yöntemle elde edilen bebeklerdeki doğumsal anor­malliklerin, doğal yolla meydana gelen bebeklere göre daha fazla olmadığını gösteriyor. ICSI yöntemiyle çocuk sa­hibi olma oranı, kliniğin tecrübesine ve kısırlığın sebebine bağlı olarak de­ğişmekle birlikte, ortalama % 35 civa­rında.

Demir Atma Yöntemi (Assisted hatching)

Döllenmeden sonraki ilk günlerde, embriyoyu oluşturan hücrelerin etrafı­nı “zona pellucida” denilen ince bir zar çevreliyor. Embriyonun rahme tu­tunabilmesi için bu zarın kendiliğin­den zayıflaması ve delinmesi gereki­yor. Embriyo, delinen bölgeden rahime yapışıyor ve sağlıklı gebelik başlıyor.

IVF veya ICSI yöntemiyle elde edilen embriyoların, rahime daha kolay tutu- nabilmeleri için zona pellucida tabaka­sının suni olarak delinmesi gerekebili­yor. “Assisted hatching”, veya “demir atma” denen yöntemde, embriyonun dış kabuğu olan “zona pellucida” üze­rinde delik açılıyor veya zar inceltili­yor.

Delik açma işlemi, embriyonun üçüncü gününde, mekanik yolla, asit kullanarak ya da lazer yardımıyla yapı­lıyor. Bu işlemin embriyoların rahim iç duvarına tutunma şansını artırarak ge­belik oranını yükselttiği düşünülüyor. Demir atma işlemini, yardımcı üreme teknikleri kullanılan her kadında uy­gulamak gerekmiyor.

Yumurtanın dış kabuğunun kalın olması ve embriyola­rın bölünme hızının yavaş olması gibi durumlarda, demir atma yöntemi gebe­lik şansını artırıyor. Yaşı 37’den büyük olan veya FSH hormon değeri yüksek olan kadınlarda, demir atma yöntemi, embriyoların rahme daha kolay tutu- nabilmelerini sağlıyor.

Daha önceki tüp bebek ya da mikroenjeksiyon uy­gulamalarında embriyo transferine rağmen gebelik elde edilemeyen kadın­larda da bu yöntemin uygulanması öneriliyor.

Embriyo Tutkalı

Kısırlık tedavisinde tüp bebek veya mikro enjeksiyon son yıllarda geliştiri­len önemli yöntemler. Bu yöntemler sayesinde, doğal yollarla çocuk sahibi olamayan bir çok çiftin çocuğu oluyor.

Bu yardımcı üreme yöntemiyle labora- tuvar ortamında döllenme sağlandık­tan, yani erkeğin spermiyle kadının yu­murtası birleştirildikten sonra oluşan embriyo (döllenmiş yumurta), rahme yerleştiriliyor. Embriyonun büyüyebil­mesi için rahme tutunması gerekiyor.

Embriyonun rahme tutunması, yardım­cı üreme tekniklerinde başarıyı etkile­yen en önemli aşamalardan biri sayılı­yor. Bu tutunma gerçekleşmezse dü­şük oluyor; yani işlem başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu problemi çözmek için yeni bir ilaç geliştirildi.

“Embryo glue” yani embriyo tutkalı denen bu ilaç, embriyonun rahme tutunarak sağ­lıklı büyümesine yardımcı oluyor. “Hyaluronik asit” içeren bu ilaç, sade­ce embriyonun rahme yapışmasını de­ğil orada daha sağlıklı gelişimini de sağlıyor. Bu ilaç sayesinde tüp bebek veya mikro enjeksiyon yönteminin ba­şarısı iki kat artıyor.

İlgili

Источник: //bilgikapsulu.com/kisirlik-tedavisinde-uygulanan-yontemler/

Kısırlık Tedavisi

Kısırlık Tedavisi

Kısırlık nasıl geçer? Kısırlık tedavisi kısırlık nedenine, kısırlığın ne kadar süredir devam ettiğine ve çiftlerin yaşlarına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Kısırlık tedavisi oldukça masraflı bir tedavi olduğu için çiftlerin hem fiziksel sağlıklarını hem psikolojilerini hem de maddi durumlarını etkilemektedir. Erkeklerde ve kadınlarda kısırlık için uygulanan tedaviler farklıdır.

Erkekler için kısırlık tedavisi

Erkeklerde kısırlık tedavisi genel cinsel sorunlara veya sağlıklı sperm eksikliğine yöneliktir. Bunları sıralarsak;

Yaşam tarzını değiştirmek: Yaşam tarzının ve davranışsal faktörlerin iyileştirilmesi, kullanılan ilaçların kesilmesi, zararlı maddelerin azaltılması, cinsel ilişkilerin sıklığının ve zamanlamasının iyileştirilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve doğurganlığa zarar verebilecek diğer faktörlerin optimize edilmesi spermlerin yumurtalarla buluşma şansını artırır.

İlaçlar: Bazı ilaçlar erkeklerdeki sperm miktarını çoğaltabilir ve doğurganlık olasılığını artırabilir. Bu ilaçlar sperm üretimi ve kalitesi dahil olmak üzere pek çok fonksiyonun iyileştirilmesine yardımcı olurlar.

Kısırlık ameliyatı: Cerrahi müdahale ile sperm tıkanıklığı tersine çevrilebilir ve doğurganlık artırılabilir.

Sperm alma: Sperm alma tekniği yardımcı üreme tekniklerinin planlandığı ve sperm sayısının düşük olduğu durumlarda kullanılabilirler. (1)

Kadınlar için kısırlık tedavisi

Doğurganlık ilaçları ile yumurtlama uyarıcı: Yumurtlama ilaçları, yumurtlama bozuklukları nedeniyle kısırlık sorunu yaşayan kadınlar için uygulanan ana tedavidir. Bu ilaçlar ovülasyonu düzenler veya uyarır.

Rahim içi aşılama: Aşılama sırasında sağlıklı spermler doğrudan uterusa yerleştirilir. Kısırlık nedenlerine bağlı olarak, aşılama zamanlaması adet döngüsüyle veya doğurganlık ilaçlarıyla koordine edilebilir.

Kısırlık ameliyatı: Endometrial polipler, uterin septum veya intrauterin skar dokusu gibi rahim problemleri histeroskopik cerrahi ile tedavi edilebilir.

Yardımcı üreme teknolojisi: Yumurta ve spermin kullanıldığı herhangi bir doğurganlık tedavisidir. Yardımcı üreme teknolojisinde psikologlar, embriyologlar, laboratuvar teknisyenleri, hemşireler ve yardımcı sağlık personelleri birlikte çalışır. (2)

İn vitro fertilizasyon (İVF): Kısırlık tedavisinde en sık kullanılan tekniklerden biridir. Bir kadından birçok olgun yumurta alınır ve laboratuvar ortamında spermle döllenir. Döllenmeden 3 ila 5 gün sonra embriyolar rahim içine yerleştirilir.

İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI): Bu yöntemde bir tane sağlıklı sperm doğrudan yumurtanın içine verilir. Bu işlemin seçilmesinin ana nedeni spermlerin yeterli sayıda olmaması ve kalitelerinin çok düşük olmasıdır. (3)

Kısırlık için hangi doktora gidilir? Kadınlar kısırlık için jinekoloğa erkekler ise üroloğa gitmelidirler.

Kısırlık Nedir?

Kısırlık hamile kalamam ya da gebeliğe tam anlamıyla devam edememek olarak tanımlanır. Kısırlık, altta yatan nedenlere bağlı olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. 1997’de yapılan bir araştırmaya göre dünyadaki tüm heteroseksüel çiftlerin yaklaşık yüzde 5’inde kısırlık bulunmaktadır.

Bununla birlikte pek çok çift en az bir yıl boyunca kısırlık sorunu yaşayabilir. Kısırlık hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Bazı kısırlık vakalarında hiçbir neden olmayabilir. Bununla birlikte kadınlardaki kısırlığın en yaygın nedeni ovulasyon problemleri ve menstrüel dönemlerin olmamasıdır.

Erkeklerdeki kısırlığın nedenleri ise çoğunlukla sperm eksikliklerinden ya da sperm kalitesinden kaynaklanmaktadır.

Her kadının adet dönemi öncesi ve sonrasında doğurganlık seviyeleri artar. Adet dönemlerindeki sorunlar doğurganlığı doğrudan etkilemektedir. (4)
Kısırlık nedir hakkında daha fazlası için

Kısırlık Belirtileri

Kısırlık nasıl anlaşılır? Kısırlık başlangıcı herkeste farklı şekilde ortaya çıkabilir. Kısırlığın en yaygın belirtileri şunlardır;

  • Düzensiz adet döngüleri
  • Regl sırasında aşırı kanama ya da kramp
  • Yüz bölgesinde anormal düzeyde kıllanma
  • Aknelerin çoğalması
  • Erkeklerde erken boşalma, erekte olmada sorun yaşama ve testislerde yumru hissi. (5)
    Kısırlık belirtileri daha fazla detay için

Kısırlık Nedenleri

Kısırlık neden olur? Kısırlık çok sayıda faktörden kaynaklanabilir, bunları sıralarsak;

  • Hormon dengesizliği
  • Polikistik Over Sendromu (PCOS)
  • Endometriozis
  • Anovulatuar döngüler (yumurtlamanın olmaması)
  • Fiziksel blokaj
  • Yetersiz hormon üretimi
  • Kısa luteal faz
  • Luteinize edici hormon eksikliği
  • Yüksek prolaktin düzeyleri.

Bazı kimyasallara maruz kalma ya da kötü beslenme de kısırlığa neden olabilir. (6)
Kısırlık nedenleri hakkında detaylı bilgi için bakınız

Kısırlığa Ne İyi Gelir?

Kısırlık bitkisel tedavisi: Kısırlık tedavisinde en çok kullanılan bitkiler karayılan otu, meyan kökü, çuha çiçeği yağı, hint yağı, süt devedikeni, tarçın ve beyaz şakayık çiçeğidir. (7)

Kısırlık evde tedavi yöntemleri

  • Trans yağlardan uzak durmak
  • Çok fazla karbonhidrat tüketmemek
  • Rafine şekerle üretilen yiyeceklerle daha az beslenmek
  • Bol lifli gıdalara yönelmek
  • Hareketsizlikten kaçınmak
  • Dinlenmek için zaman ayırmak
  • Daha az kahve içmek
  • Alkol ve sigaradan uzak durmak (8)

Источник: //www.acil.net/kisirlik-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.