Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

içerik

Lejyoner Hastalığı Nedir ? Korunma ve Önleme Yöntemleri

Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

Lejyoner hastalığı Legionella yani Lejyonella türü bakterilerin yol akciğer enfeksiyonu olarak görülen bir hastalıktır. Halk arasında klima hastalığı olarak da bilinir.

Lejyoner hastalığı alt solunum yolu enfeksiyonundan tüm sistemlerin etkilendiği ağır klinik vaka ve ölüme varan sonuçları olan bir hastalıktır.

 Lejyoner hastalığı vakalarında, toplum kaynaklı vakaların %10-20’sinde, hastane kaynaklı vakaların ise %10-40’ında ölüm gözlenebilmektedir.

Lejyonella bakterileri, doğal veya yapay olarak oluşmuş su sistemleri ve havalandırma sistemleri için kullanılan sularda yaşayıp çoğalabilen bakterilerdir. Bilinen 60’a yakın farklı tür lejyonella bakterisi vardır. Bunların sadece bir kısmı insanda hastalık oluşturma özelliğine sahiptir.

Lejyoner hastalığı ilk kez, 1976 yılında ABD Pensilvanya’da Amerikan ordusunun eski askerlerinin yaptıkları bir toplantıda, salonda bulunan kişilerde görülmüş ve bunun havalandırma sisteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Eski askerlere “Lejyoner” denmesi nedeniyle hastalık Lejyoner Hastalığı olarak literatüre geçmiştir. Hastalığın tanınması ile birlikte bu zatürre tipinin alışılagelmiş zatürre belirtilerini göstermediği fark edilmiştir.

Lejyonella Bakterisi Nerelerde Bulunur ?

Lejyonella cinsi bakteriler göller, göletler ve akarsular gibi doğal su kaynakları ile insan yapımı su sistemlerinde yaygın olarak bulunabilirler. Nadir olarak nemli toprakta da bulunabilir.

Lejyonella bakterileri doğal olarak bulundukları ortamdan özellikle sıcak su sistemlerine geçebilir ve bu sistemler içinde çoğalabilirler.

Bu bakterilerin bulunduğu yapay su kaynakları; su depoları, klimalar, soğutma kuleleri, sıcak ve soğuk su sistemleri, içme suyu kaynakları (su sebili vb.), SPA havuzları, termal havuzlar/kaynaklar, nemlendiriciler, pompa sistemleri, saksı karışımları ve doğal gübreler, solunum terapisi ekipmanları ve medikal tedavi ekipmanları olarak sıralayabiliriz.

Bu su kaynaklarının en çok bulunduğu ortamlar ise; endüstriyel alanlar, alışveriş merkezleri, restoranlar, tatil merkezleri, spor kulüpleri, oteller, gemiler, kamp alanları, hastaneler ve tıbbi malzemeler olarak düşünülebilir.

Günlük hayatta lejyonella bakterisine en çok maruz kalmamıza neden olan ortamların başında klimalar ve soğutma sistemleri gelir.

Legionella bakterilerinin yaşama ve üreme ortamları

Lejyonella bakterileri genel olarak durgunluk, 20° – 50°C arası sıcaklık ve 5.0 – 8.5 arası pH değerlerine sahip kirli ortamlarda rahatlıkla yaşayıp üreyebilirler. Bu tür ortamlar genellikle aşağıdaki sistemlerde oluşur;

⇒ Bina sıcak su sistemleri; Sıcak su tanklarında sıcaklığı 60°C’nin altında olan sular veya duş, lavabo gibi son kullanma noktasında sıcaklığı 50°C’nin altında olan akan sular.

⇒ Bina soğuk su sistemi; İklim şartları nedeniyle veya sıcak su sistemi borularına yakın giden soğuk su
borularının dolaylı ısınması sonucu sıcaklığı 20°C’nin üstündeki tesisattaki sular.

Lejyonella Bakterilerinin Yaşama ve Üreme Sıcaklıkları

⇒ Soğutma kuleleri, buhar kondansörleri ve sıvının buharlaşması mekanizması ile işleyen soğutucular.

⇒ Kaplıcalar, sıcak havuzlar.

⇒ Sulama havuzları, balık yetiştirme havuzları, dekoratif amaçlı havuz ve fıskiyeler.

⇒ Hastanelerdeki solunum terapi ekipmanları. Özellikle su haznelerinde çeşme suyu kullanıldığında bakterinin yerleşme ve üreme olasılığı artmaktadır.

⇒ Diş ünitelerinin su boruları. Su genellikle 20°C’nin üstündedir, bazıları hasta konforu açısından 37°C’ye kadar ısıtılıyor olabilir.

⇒ Çalışma güvenliği ile ilgili göz yıkama musluk ve duşlarının ve “fıskiye” tipi yangın söndürme sistemlerinin
içinde kalan durgun su.

Kaynak: Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Lejyoner Hastalığı Rehberi

Lejyoner Hastalığı Belirtileri

Lejyoner hastalığına özel bir belirti yoktur. Lejyonella bakterileri ile temas eden herkeste hastalık gelişimi gözlenmez. Ayrıca lejyoner hastalığının gelişimi herkeste farklı biçimde ilerler.

Lejyoner hastalığı, bakteriler ile temas sonrası 2-10 gün arasında görülür. Belirtileri genel olarak halsizlik, yüksek ateş, baş ağrısı, kuru öksürük, üşüme, titreme, kas ağrısı, ishal, kusma ve bulantı şeklinde ortaya çıkar.

Hastalığın belirtilerini zamana karşı incelediğimizde ise ilk 24-48 saat içinde halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrıları, şiddetli baş ağrısı ve huzursuzluk hali belirgin şekilde görülür.

Daha sonra ateş ve ilk iki günde yoğun olmak üzere kuru öksürük görülür. Bulantı, kusma, karın ağrısı gibi sindirim sistemi bulguları ortaya çıkabilir.

Hastaların yüzde 20’sinde, sinir sistemi bulguları, ajitasyon, konsantrasyon bozuklukları hatta koma hali görülebilir.

Lejyoner Hastalığı Nasıl Bulaşır ?

Lejyoner hastalığı vakaları kaynağına göre dört farklı grupta incelenmektedir. Bunlar;

⇒ Seyahat İlişkili

⇒ Toplum Kökenli

⇒ Hastane Kaynaklı

⇒ Ev Kökenli

Seyahat ile ilişkili lejyoner hastalığı çoğunlukla otellerin su sistemleri, yüzme havuzları, SPA havuzları ve klimalar nedeniyle görülür. Bunun yanında uzun yolculuklarda araç klimaları da hastalığa sebep olan etkenler arasındadır. Avrupa’da rastlanan lejyoner hastalığı vakalarının %20’si seyahat ile ilişkili olup bunların %90’ı da otel konaklaması nedeniyledir.

Toplum kökenli lejyoner hastalığı toplu alanlarda kullanılan ısıtma ve soğutma sistemleri, su depoları ve klimalar nedeniyle gerçekleşir. Topluma açık alanlarda kontrol ve dezenfeksiyon prosedürleri yetersiz olduğunda veya izlenmediğinde yüksek dozda maruziyet oluşabilir.

Hastane kaynaklı lejyoner hastalığı, ölümle sonuçlanma oranı en yüksek olan gruptur. Su sistemlerinin ve medikal alet ve cihazların yetersiz dezenfeksiyonu nedeniyle toplu veya bireysel olarak etkisini gösterebilir.

Ev kökenli hastalık ise çoğunlukla klimalar ve sıcak su kazanları nedeniyle ortaya çıkar.

Lejyoner hastalığına yakalanma olasılığı, su kaynağında bulunan bakteri miktarı, maruz kalan kişinin duyarlılığı ile ilgilidir. Bakterinin kişiye bulaşması ve akciğerlere ulaşmasında iki yol olduğu kabul edilir.

Yaygın olarak kabul gören yol, solunum havasına çevresel kaynaklardan yayılan ve Lejyonella içeren su aerosollerinin* solunmasıdır.

Suyun bir kuvvet etkisi altında (klimalar, soğutma-kulelerinin fanları, jakuzi ve duş başlıkları, sprey nemlendirme cihazları, dekoratif fıskiyeler…) aerosoller halinde havaya saçıldığı, Legionella içeren 5 mikrondan küçük aerosollerin solunum yolu ile alınarak akciğerlere ulaştıkları düşünülmektedir.

Diğer önemli bulaşma yolu, Lejyonella içeren suyun emilerek bakterilerin solunum yollarına geçmesidir.

Bugüne kadar insandan insana bulaşma görülmemiştir.

*Aerosol, bir katının veya bir sıvının gaz ortamı içerisinde dağılmasıdır. Duman, sis ve spreyler örnek olarak gösterilebilir.

Lejyoner Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Lejyoner hastalığı özellikle erken teşhis edilmesi durumunda kolay tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak tedavi edilemez veya geciktirilirse ölümle sonuçlanabilir.

Lejyoner hastalığı, 2-3 hafta süreyle hastalık yapıcı bakterilere yönelik yüksek dozda antibiyotik kullanımı ile tedavi edilebilir. Uygun antibiyotiğin uygun dozda ve sürede kullanımı ile hastalık tamamen iyileşmektedir.

Ateş, öksürük, halsizlik şikayeti olan kişiler, bu bulguları basit bir gribal enfeksiyon gibi değerlendirmek yerine zatürre başlangıcı olabileceğini düşünerek göğüs hastalıkları uzmanından yardım almalıdır.

Hastalığın gelişebilmesi için kişi bazı risk faktörlerini taşıyor olmalıdır.

Bu risk faktörleri:

⇒ İleri yaş (>50 yaş)

⇒ Erkek olma

⇒ Kronik akciğer hastalığı olması

⇒ Sigara içiciliği

⇒ Alkol bağımlılığı

⇒ Bağışıklık sistemini baskılayan herhangi bir hastalığı olması veya buna neden olacak ilaç kullanılması.

Bu tür riskler altında olmayan kişilerde lejyoner hastalığı nadiren görülür veya rahatlıkla tedavi edilebilir.

Lejyoner Hastalığı Önleme Yöntemleri

Lejyoner hastalığının oluşmasını önlemek için öncelikle lejyonella bakterilerinin yaşama ve üreme ortamlarının çok iyi incelenip detaylı bir risk değerlendirme ve kontrol planı hazırlanmalıdır.

Tavsiye Yazı : Risk Değerlendirmesi Nasıl Yapılır ?

Su sistemlerinde risk değerlendirme yaparken öncelikle mevcut sistemin ne kadar lejyonella bakterisi içerdiği analiz edilmelidir. Bunun için sistemin giriş, çıkış ve bekleme noktalarından su örnekleri alınıp analiz edilmeleri gerekir.

Lejyonalle bakterisinin göründüğü alanlarda dezenfeksiyon işlemi yapılarak sistem temizlenmeli ve daha sonra bakteri oluşumunu engelleyecek önlemler alınmalıdır.

Bu yöntemler genel olarak ;

⇒ Fiziksel Yöntemler

⇒ Termal Yöntemler

⇒ Kimyasal Yöntemler

⇒ Radyasyon ile Önleme Yöntemleri

Fiziksel Yöntemler

Lejyonella bakterisinin üremesini önlemek için öncelikle bakterinin konakladığı bölümlerin fiziki şartlarının düzenlenmesi gerekir. Tanklarda biriken tortu temizlenmeli, tesisatın tümünün boşaltılıp tekrar doldurulması, soğutma sistemlerinin ve depoların iç yüzeylerinin fırçalanarak iyice kazınması gibi yöntemler uygulanabilir.

Termal Yöntemler

Lejyonella bakterisinin oluşmasını önlemek için en basit yöntem su sıcaklığının 20° C’nin altında veya 50° C’nin üstünde olmasını sağlanmaktır. Sürekli olarak bu sıcaklıklar sağlanamıyorsa periyodik olarak sistem 50° – 60° C’nin üzerine çıkarılarak tekrar soğutulmalıdır. Ancak bu tür yöntemler lejyonella bakterilerini tamamen ortadan kaldırmaz.

Evlerde kullanılan kombi, su kazanı gibi sıcak su sistemlerinde periyodik olarak su sıcaklığı 70° C’nin üzerine çıkarılarak tüm sistem lejyonella bakterilerinden arındırılabilir.

Kimyasal Yöntemler

Sıcaklık düzenlemesi yapılamayan sistemlerde bir çok kimyasal dezenfeksiyon yöntemi vardır. Bunlardan en pratik olanları sodyum hipoklorit, monokloramin, klordioksit ve hidrojen peroksit ile dezenfeksiyon yöntemleridir. bu yöntemler temelde su klorlama işlemi olarak da bilinir. (Hidrojen peroksit yöntemi hariç)

Tavsiye Yazı : Su Klorlama

Su sebili gibi içme suyu bulunan alanların temizliği için hidrojen peroksit kullanımı, ortamı içme suyuna uygun hale getirmek açısından daha basit bir yöntemdir.

Radyasyon ile Önleme Yöntemleri

Lejyonella bakterisinin konaklayabileceği ve üreyebileceği ortamlarda 40° C sıcaklıktaki suya 254 nm ultraviyole ışın ile işlem yapılarak dezenfeksiyon sağlanabilir.

Su Sistemleri Hangi Sıklıkla Temizlenmelidir ?

Lejyonella bakterisinin oluşup üreyebileceği her türlü su sistemi düzenli olarak kısa aralıklarla temizlenmelidir. Ancak aşağıdaki durumlarda mutlaka fiziksel ve kimyasal dezenfeksiyon işlemi uygulanmalıdır.

⇒ 6 aylık aralıklarla.

⇒ Sistem ilk defa hizmete giriyorsa.

⇒ Uzun süre devre kullanım dışı kaldığında (1 ay)

⇒ Sistemin herhangi bir bölümünde mekanik onarım ve parça değişimi yapıldığında.

Источник: https://www.isgnedir.com/lejyoner-hastaligi-nedir/

Lejyoner Hastalığına Yakalanmamak İçin Klima ve Tesisata Dikkat Edin !

Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

Legionella pneumophila adındaki bakterinin enfeksiyonu ile ortaya çıkan lejyoner hastalığı , özellikle klimalar, yüzme havuzları ve gemilerde sıcak su tesisatlarından bulaşabilir. Ayrıca fizik tedavi ekipmanları ,otel ve hastane gibi alanlardaki su tesisatlarından bulaşabilmektedir.

Halk arasında ‘’zatürre’’ olarak bilinen bu hastalığa neden olan bakteri ilk olarak 1976 yılında Philadelphia’da bir otelde Amerikan Lejyonerlerinin toplantısına katılanlarda ortaya çıkan bir salgın sonucu keşfedilmiştir. Bu nedenle enfeksiyon, salgından etkilenenlerin anısına Lejyoner hastalığı olarak ve keşfedilen yeni bakteri de Legionella pneumophila olarak adlandırılmıştır.

Bu bakterinin enfeksiyon yapma potansiyeli oldukça zayıftır. Bakteriye maruz kalan bireylerin yalnızca %1-5’inde hastalık ortaya çıkabilir.

Bireyde hastalığın ortaya çıkabilmesi için bir yatkınlık olması gerekir. Normal bağışıklık sistemine sahip sağlıklı bireylerde, etken alınsa bile çoğu kez hastalık gelişmez.

Hastalığın ortaya çıkması için bireyin bazı risk faktörlerini taşıyor olması gerekir.

En önemli risk faktörleri, kişinin solunum yolu direncini veya genel vücut direncini zayıflatan etkilerdir.

Başlıca Risk Faktörleri

  1. 50 yaşın üstünde olmak ,
  2. Sigara bağımlılığı ,
  3. Alkol bağımlılığı,
  4. Bağışıklık sisteminin baskılanmış olması(organ nakli, uzun süreli kortizon tedavisi, kanser tedavisi),
  5. Kronik bir akciğer hastalığına sahip olmak

Sudaki bakterinin akciğerlere ulaşabilmesi için iki temel mekanizma ileri sürülmektedir. Birincisine göre; bakteri önce üst solunum sistemine yerleşmekte ve buradan akciğere aspirasyon (solunum) yoluyla ulaşmaktadır. “Aspirasyon” ağızdaki materyalin alt solunum yoluna istenmeden kaçması ve yetersiz öksürme refleksi nedeniyle geriye çıkarılamaması olarak tarif edilebilir. İkinci teoriye göre ise; suyun küçük su damlacıkları (aerosol) haline gelmesi ve havada asılı kalması sonucunda bakteriyi içeren bu damlacıklar nefes alma ile akciğere ulaşmaktadır.

SEM elektron mikroskopunda Legionella pneumophila bakterisi

Lejyoner hastalığının belirtileri

bakterinin alınmasından sonraki 2-10 gün arasında ortaya çıkar. Hastada birkaç gün süre ile halsizlik ve yorgunluk yakınması olur. Hastaların çoğunda ateş yükselir (38.5 C). Giderek alt solunum yolu enfeksiyonu belirtileri gelişir. Öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ortaya çıkar. Hastalar çoğu kez balgam çıkaramaz. Bulantı, kusma, karında rahatsızlık hissi ve ishal görülebilir.

Diğer yaygın belirtiler başağrısı ve kaslarda ağrı olup; bazı olgularda huzursuzluk, dalgınlık, sıkıntı, bilinç bulanıklığı ve komaya kadar ilerleyebilen sinir sistemi bulguları gözlenebilir. Hastanın şikayetleri, hekimin muayene bulguları veya akciğer filmi hastalığın diğer akciğer enfeksiyonlarından ayrılması için yeterli değildir.

Bu nedenle teşhiste birinci koşul hastalığın akla getirilmesidir.

Tetkik ve Tedavi

Hastalık için ciddi klinik şüphe varsa balgam, serum ve idrar örnekleri alınarak incelemeye gönderilmeli ve hemen empirik (körlemesine) antibiyotik tedavisinin başlanarak sonuca göre tavır alınması gerekmektedir. Tedavi süresi 14-21 gündür.

Penisilin ve penisilin türevi antibiyotikler tedavide etkisizdir. Bu nedenle kuşkulu durumlarda hastanın mutlaka hekim tarafından izlenmesi ve uygun antibiyotik tedavisinin başlanması gerekir.

Hasta akciğer infeksiyonunun başlangıcında uygun antibiyotikle tedavi edilirse ve özellikle hastada bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık yoksa sonuç yüz güldürücüdür.

Bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastalarda, organ nakli alıcılarında, uygun antibiyotik tedavisinin yapılmadığı durumlarda; hastanede kalma süresi uzayabilir, komplikasyonlar görülebilir ve hastalık ölümle sonuçlanabilir.

Lejyoner hastalığından korunmak için alınabilecek teknik önlemler 

1- Soğutma kulelerinin ve buharlaşma evaporatörlerin yerleştirmesinde aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir.
* Klima santrallerinin taze hava alış menfezlerinden ve açılabilen pencerelerden mümkün olduğu kadar uzağa yerleştirilmeldir.

* Soğutma kulesinin klima santralinin dış hava emişağızlarından ve penecerelerden, lokanta , kafeterya vb. insanların yoğun olduğu yerlerde en az 10 m ve daha uzak olması .

Hakim rüzgar yönünde soğutma kulesi drenajının hava kesicili (sifonla) drenaja bağlanması gerekir.

Soğutma kulesinden 3 km uzağa kadar Lejyonella bakterilerinin taşınabildiği unutulmamalı ve kulenin bakım, temizlik ve dezenfeksiyon işlemleri özenle yapılmalıdır.

* Mutfak egzoz fanları , bacalar , gibi organik madde kaynaklarının yanına ve yakınına yerleştirilmemelidir.

* Hakim rüzgar yönü dikkate alınmalı dışarıdaki halka açık alanların önüne rüzgar  yönünde yerleştirilmemelidir.

* Soğutma kulesi yerleşimi restoran , otel odaları vb. yaşam mahallerine çok yakın planlanmamalıdır.

2- Soğutma kulelerinde kullanılan malzeme pürüzlü olmayan, kolay temizlenebilir yüzeyli olmalıdır.Metalik olmayan bileşenler, örneğin contalar vs. mikrobiyolojik büyümeye uygun olmamalıdır.

Ahşap gibi bazı doğal malzemeler bu açıdan sakıncalıdır ve konstrüksiyonda kullanılması  tavsiye edilmez.Cihazın genel tasarımında durağan su bölgelerinden kaçınılmalı , elemanlara kolay ulaşım , temizleme, numune alma ve drenaj  imkanı tanınmalıdır.

Komponentler kolayca çıkarılabilmelidir.

3- Soğutma kuleleri sistemi temiz tutulmalı ve iyi bakım yapılmalıdır.Gözle muayene ederek ; kir, organik madde, birikinti veya çökelti olmamasına dikkat edilmelidir.

* Hazne zaman zaman temizlenmelidir.* Mekanik filtrasyon tavsiye edilir.* Tortu ayırıcı cihazlar bakteriyle mücadelede önemli katkıya sahiptir.

* Damla tutucular belirli aralıklarda temizlenmeli ve eskiyenler değiştirilmelidir.

4- Aynı zamanda bir su şartlandırma uzmanı tarafından yürütülecek kimyasal şartlandırma gerekecektir.Su şartlandırma bakteri çoğalmasını önleyecek  katkıları içerdiği gibi ; kireçlenmeyi , korozyonu ve çökelmeyi önleyici maddeleri içerir.

5- Soğutma kulelerinin durdurulması ve çalıştırılması hastalık açısından en kritik işlemlerden biridir.

* Üç günden uzun süreli durdurmalarda sistemin (soğutma kulesi havuzu , borular , ısı değiştirgeçleri vs.) tamamen drene edilmesi en uygun yoldur.* Eğer kısa süreli durdurmalarda drenaj pratik değilse ; bu durumda sistem yeniden çalıştırılmadan önce ön şartlandırma ile soğutma kulesindeki  su dezenfekte edilmelidir.

* Drene edilmiş sistem yeniden çalıştırılırken önce pislikler temizlenir , sistem su doldurulur ve bakteri öldürücü ile ön şartlandırma yapılır. Fanlar bundan sonra çalıştırılır.

Soğutma kulelerinin ve buharlaşmalı evaporatörlerin konstrüksiyonunda ve işletiminde ise özetle aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir :* Damla tutucular bütün çalışma koşullarında minimum sürüklenmeye imkan verecek şekilde dizayn edilmelidir.* Su dağıtımı , su minimum ölçüde pülverize olacak şekilde yapılmalıdır.

* Enjektör prensibi ile çalışan soğutma kulelerinin :– Su yüksek basınçlı pülverize edildiği için dezavantajı– Kule içinde dolgu malzemesi olmadığından temizlik kolaylığı için de avantajı vardır.* Tepsiler temizlenebilir olmalıdır.* Havuz direkt güneş ışıklarından korunmalıdır.(Az da olsa kule verimini de artırır.

)* Taze su besleme hızları ve su hacmi kule üzerine işaretlenmelidir.* Su toplama çukuru ; çamuru ayıracak biçimde tasarlanmalı ve drenajı uygun çaplı boru ile en alttan gerçekleştirilmelidir.* Bütün drenajlarda havalıklar ve süzgeçler bulunmalıdır.

* Su şartlandırma proğramı bütün yönleri ile düşünülmeli ve su kalitesi sürekli kaydedilmelidir.* Yedek pompalar normal çalışmada izole edilmeli ve zaman zaman yıkanmalıdır.* Filitre düzenlenmesi su şartlandırma ile koordineli bir biçimde  gerçekleştirilmelidir.

* İşletim ve bakım üreticinin öngördüğü biçimde sürdürülmelidir.

Kaynaklar :

Derin mühendislik

http://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/lejyoner-hastaligi/

http://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/legionnaires-disease/basics/risk-factors/con-20028867

Bu haber 106 kez görüntülendi.

Источник: https://www.gercekbilim.com/lejyoner-hastaligi-klimalardan-bulasabilir/

Bakteriler ve Hastalığa Neden Olan Bakteri Türleri – Sağlık Ocağım .NET

Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

Bakteri, çıplak gözle görülemeyen tek hücreli mikroorganizmalar dır. Bu terimin tekil hali bakteridir. Havada, toprakta ve suda bolca bulunan bakterilerin birçoğu insanlara zararsızdır. Bağırsakta yaşayanlar gibi bazı bakteriler yararlıdır ve sindirim için yiyeceklerin yıkımına yardımcı olur.

Hastalık yapan bakteri türleri

Hastalığa neden olan bakteriler patojenler olarak bilinir ve şekline göre üç temel gruba ayrılır: koküsler (yuvarlak şekilli), basiller (çubuk veya çomak şekilli) ve spiroketler veya spirilla (spiral şekilli) bakterilerdir.

Koküsler bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Koküsler (yuvarlak şekilli) bakterilerin  neden olduğu çok sayıda hastalık arasında pnömoni (zatürre), tonsilit (bademcik iltihabı), bakteriyel endokardit (kalbin iç tabakasının enflamasyonu), menenjit (beyni ve omuriliği çevreleyen zarların enflamasyonu) toksik şok sendromu ve çeşitli deri hastalıkları gibi hastalılara neden olur.

Basiller bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Basiller (çubuk ya da çomak şekilli) bakterilerin neden olduğu hastalıklar arasında tüberküloz (verem) hastalığı, boğmaca (pertussis) hastalığı, tifo hastalığı, difteri hastalığı, tetanoz hastalığı, salmonelloz hastalığı, şigelloz (basilli dizanteri) hastalığı, lejyoner hastalığı ve botulizm hastalığı gibi hastalıklar yer alır.

Spiroketler bakterilerin neden olduğu hastalıklar : Üçüncü ve en küçük gruptaki bakteriler olan spiroketler, sifilis (frengi), verem dutu enfeksiyonu (frambezi), leptospiroz ve Lyme hastalığından sorumludur.

Bakteriler nasıl üreme gösterir?

Çoğalma ve hareket, insan vücudunu kolonize eden bakteriler sıcak ve nemli ortamlarda çoğalırlar. Bu bakterilerin bazıları aerobdur (yani, büyümek ve çoğalmak için oksijene ihtiyaç duyarlar) ve dolayısıyla daha çok deride veya solunum sisteminde bulunurlar.

Diğerleri anaerobdur; oksijenin bulunmadığı derin dokularda veya yaralarda yaşarlar. Bazı bakteri türleri doğal olarak hareketsizdir, vücutta ancak hava veya sıvı akımı ile dolaşırlar.

Ancak sıvıda kamçı benzeri kuyruklarıyla (flagella olarak bilinir) hareket eden ve pili olarak adlandırılan ipliksi lifleriyle diğer hücrelere tutunabilen salmonella gibi çok hareketli bakteri türleri de vardır.

Bakteriler, ideal şartlarda (tüm hücreler için doğru ısıda ve yeterli besin ortamında) birkaç dakikada bir meydana gelebilen basit hücre bölünmesi ile ürerler. Bazı bakteriler spor (tek bir yeni bakteri) oluşturarak çoğalırlar. Kalın zar (membran) ile korunan sporlar yüksek ısılardan, kuru koşullardan ve besinsizlikten etkilenmezler.

Bakteriler vücuda nasıl girerler?

Öksürük ve aksırıkla etrafa yayılan enfekte damlacıklar solunduğu takdirde bakteriler vücuda akciğerler yoluyla girerler. Bakterinin bulaştığı yiyecek yenir ise sindirim sistemi enfekte olabilir.

Bazı bakteriler genitoüriner sisteme girerek cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar gibi hastalıklara neden olurlar.

 Bakteriler çeşitli yollardan deri içine de girebilirler: kıl kökleri, yüzeysel kesikler ve sıyrıklar, yanıklar, derin ve penetran yaralar gibi açık yaralardan bakteriler vücuda girer.

Vücut bakterilere karşı kendini nasıl savunur?

Hastalığa neden olan bakterilere karşı vücudun ilk savunması deri ve solunum sistemini, sindirim sistemini ve genitoüriner sistemi örten mukoz membranlardır. Gözyaşı içindeki bir enzim gözleri korur ve mide tarafından salgılanan hidroklorik asit yiyecekte ve suda bulunan birçok bakteriyi öldürür.

 Bakteri bu bariyerleri geçer ise vücudun immün sistemi bakterileri bulmak ve yok etmek için çeşitli beyaz kan hücresi türlerini gönderir, immün immünizasyon (aşılama) yoluyla da oluşabilir. Bunun için bakteri veya zehrinin zayıflatılmış şekli immün yanıtı uyarmak için vücuda enjekte edilir.

İmmünizasyon günümüzde difteri, tetanoz ve bazı menenjit türlerini içeren birçok hastalıkta alışılagelmiş bir uygulamadır.

Bakteriyel hastalıklar nasıl tedavi edilir?

Bakteriyel hastalıkların tedavisinde bazen sadece immün yanıt (bağışıklık sisteminin savunması) iyileşme için yeterli olur ve hafif bakteriyel enfeksiyonlarda tedaviye gerek kalmayabilir.

Ancak daha şiddetli enfeksiyonlarda antibiyotik ilaçlar başlıca tedavi şeklidir. Yüzeysel enfekte yaralar antiseptikler ile tedavi edilebilir. MRSA gibi bazı bakteriler günümüzde antibiyotikler ile tedaviye direnç göstermektedir.

Bu koşullarda, bakteriyel enfeksiyonların tedavisi zor ve hatta imkansız olabilir ve hayatı tehdit edebilir.

Bakteri nedir

Enfeksiyon hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/bakteriler-hastaliga-olan-bakteri-turleri/

Klimadaki Bakteri Tehsine Dikkat

Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

TESTVİDEOYEMEKCAFEGÜNDEMDİĞER

'da PaylaşFavorilerinize ekleyin.Favorilerinizden kaldırın.Email gönderin.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Numan Numanoğlu, yaptığı açıklamada, sıcak havanın bunaltıcı etkisinin klimalar sayesinde azaldığını ancak sağlık açısından riskleri beraberinde getirdiğini söyledi.

Riski azaltmak için klima seçiminin iyi yapılması gerektiğinin altını çizen Numanoğlu, ev tipi split klimaların mekandaki havayı alıp sıcaklığını düşürerek tekrar ortama geri verdiğini; dışardan temiz hava almadığını belirtti.

Numanoğlu, merkezi klimaların da çoklu mekanlardaki ortamlardan emilen havanın merkez ünitede ısı ve neminin değiştirilerek kanallar vasıtasıyla tekrar ortama gönderilmesi prensibiyle çalıştığını anlattı.

Bu tip ürünlerde kanallar boyunca, üfleme ağızlarındaki filtrelerde ve suyun açıkta soğutulduğu bölgelerde nemlenme ve açık ortama maruz kalınma gibi nedenlere bağlı bakteri, küf gibi istenmeyen ajanların ortama taşınma riski bulunduğunun altını çizen Numanoğlu, plazma filtrasyon sistemine sahip klimalarda ise yüksek gerilim yardımıyla sigara, kötü koku, bakteri gibi istenmeyen ajanların parçalanarak havanın temizlenmesini sağlayabildiğini ifade ederek, bir başka tip klimanın da ortam havasını soğutmak üzere emerken havanın içindeki nemi alarak dışarı ortama

tahliye ettiğini belirtti. Bu şekilde fazla nem alınmasının da bazı

rahatsızlıkları tetikleyebileceğine işaret eden Numanoğlu, yeni nesil bireysel klimalarda nem oranını konfor şartlarında tutmak için gerektiğinde soğutma gücünü ayarlayan fonksiyonlar bulunduğunu dile getirdi.

Klima, burun tıkanıklığı, boğaz ve alt solunum yolu problemlerinden sorumlu

Numanoğlu, klimanın üflediği soğuk hava ile burun içindeki konka adı verilen yapının şiştiğini ve burun tıkanıklığına yol açtığını ifade ederek, “Sağlık için ideal olan burun solunumu yerine ağız solunumu yapmak, çeşitli boğaz ve alt solunum yolu problemlerine yol açabilir” dedi.

Alerjik nezleli ve astımlı hastaların klimalı ortama girerek ani ısı ve nem değişimine maruz kaldıklarında, hasta olmayan kişilere oranla daha fazla burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya gözlerde yanma ve kaşıntı gibi sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini belirten Numanoğlu, kronik sinüzitli hastalarda da benzer mekanizmalarla belirtilerde artma görülebildiğini ve klima havasına doğrudan maruz kalan kişilerde ise yüz felci, kas tutulması ve ağrı oluşabildiğini söyledi.

Klimada kronik akciğer hastalığı riski

Numanoğlu, klima ateşi diye isimlendiren sağlık sorununda hastalığın, mikroplarla kirlenmiş klima veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ortaya çıktığını aktardı. Belirtilerin ortaya çıkmasının 12 saati de bulabildiğini ifade eden Numanoğlu, şunları kaydetti:

“Şikayetler, genellikle hafta başında tatil veya dönüş günlerinde görülür. Uzun bir süre kullanılmayan klimalar ilk çalıştığında su depoları ya da filtrelerinde aşırı çoğalan alerjenler nedeniyle belirtiler daha fazladır.

Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik gibi gribi hatırlatan şikayetler vardır.

İşyerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler, akşama doğru şiddetlenir ve gece eve döndükten sonra devam eder. Hastaların çoğu ortamdan uzaklaşınca 24-48 saat içinde tamamen düzelir.

Eğer klima ve nemlendiricilerin yaydığı alerjenlere bağlı bu durum uzun süre devam ederse, akciğer hastalığı kronikleşebilir.”

Lejyoner hastalığına da açıyor

Numanoğlu, klimaya bağlı bir başka sorunun da lejyoner hastalığı olduğunu belirterek, bunun grip benzeri tabloyla karakterli Pontiac ateşi ve ciddi zatüreyle seyreden iki formu bulunduğunu anlattı.

Hastalığın dünyada ilk kez 1976'da Pensilvanya lejyonerlerinin yaptıkları bir toplantıda bulunan kişilerde görüldüğünü ve toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının anlaşıldığını belirten Numanoğlu, hastalığa “Legionella Pneumophilia” bakterisinin neden olduğunu bildirdi. Numanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda kolonize olmakta ve buradan ortam havasına dağılmaktadır. Sıklıkla otel ve hastanelerden kaynaklanan salgınlar yapar. Ancak tek tek vakalar da görülür. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Dolayısıyla, klimatize büyük otel ve iş yerlerinde çalışanlar, havalandırma işçileri ve sağlık personeli riskli gruplardır.

Bakteri; şeker hastaları, alkolikler, yaşlılar ve bebekler, kortizon tedavisi altında olanlar, kemoterapi görenler, böbrek yetersizliği ve kronik akciğer hastalıklarına sahip kişilerde ve sigara içenlerde daha kolay hastalık oluşturur. Hastalarda, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, ateş, huzursuzluk vardır. İlk iki günde yoğun olmak üzere kuru öksürük görülür.

Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi sindirim sistemi bulguları olabilir. Hastaların yüzde 20'sinde sinir sistemi bulguları, ajitasyon, konsantrasyon bozuklukları hatta koma görülebilir. Bu yakınmalarla başka kliniklerde tedavi edilen hastalarda akciğer filmi çekilince pnomoni tanısı konur.

Uygun zamanda ve dozda kullanılan antibiyotiklerle hastalığın iyileşmesi tamdır.”

Her yıl teknik ve dezenfeksiyon bakımı yapılmalı

Numanoğlu, klima kullanımına bağlı hastalıklardan korunmak için havanın doğrudan vücuda gelmemesi için klimaların kanatçıklarının ayarlanması önerisinde bulunarak, cihazların her yıl teknik ve dezenfeksiyon bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Haberin Tamamı İçin:

onedio.com sosyal içerik platformu

IOS ve ANDROID CİHAZINIZA İNDİRİN

Görüş Bildir

Источник: https://onedio.com/haber/klimadaki-bakteri-tehlikesine-dikkat-132153

Lejyoner Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Klima Bakterileri Lejyoner Hastalığına Neden Oluyor

Akan sularda ve nemli ortamlarda bakterilerin oluşum ve çoğalma hızı daha yüksektir. Bakterilerin özellikle klimalarda kolayca çoğalabilmesinden dolayı, lejyoner hastalığına klima hastalığı da denmektedir.

Klima mekanizmasının çalışmaya başlaması ile birlikte bakteriler kolayca ortama yayılabilmektedir. Solunan havayla birlikte bakteri insan vücuduna kolayca yerleşir.

Klimalar dışında dezenfekte edilmemiş sular ve temizlenmemiş arındırma cihazları da tehli kabul edilir.

Bünyesi zayıf olan insanlar lejyoner hastalığına kolayca yakalanmaktadır. Hastalık ciddi boyutlara gelerek ölümcül olabilmektedir. Bu nedenle hastalıktan korunma yollarını uygulamalı; hava ve su ile çalışan cihazların temizliğine dikkat edilmelidir. Günümüzde tedavisi olan bir hastalık olmasına rağmen ileri boyutlara ulaştığında tedavi zorlaşabilir.

Verem (Tüberküloz) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

Tedavi sürecinin 2-3 haftayı bulduğu da olmaktadır. Tedavisi özenle yapılmamış hastalık ölüme neden olabilir. Lejyoner hastalığının kişide ciddi belirtileri vardır ama başka hastalıklarla da karıştırılabilir. Hastalığın belirtileri çoğu zaman zatürre hastalığının belirtileri ile karıştırılmaktadır.

Lejyoner Hastalığı Nedir?

Lejyoner hastalığı, akciğerlere yerleşebilecek kadar tehli Legionella pneumophila isimli bakterinin sebep olduğu bir göğüs hastalığıdır.

Hastalık ilk defa Philadelphia bölgesinde bir otelde 1976 yılında yapılmış bir lejyoner (Roma ordusundaki askerlere verilen isim) toplantısında salgın şeklinde görülmüştür.

Bakteri hemen izole edilmiş ve hayatını kaybeden lejyonerlerin anısına hastalık bu şekilde isimlendirilmiştir.

Lejyoner Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Lejyoner hastalığına büyük oranda sıcak-soğuk su sistemleri, yüzme havuzları, kaplıcalar, durgun su, klima ve nem verici her şey neden olmaktadır. Bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde bakteri oluşsa da enfeksiyon gelişme göstermez. Bağışıklık sisteminin nasıl güçlendirileceğini bu yazımızda anlatmıştık.

Lejyoner hastalığının yaşlılarda, sigara kullananlarda, alkol bağımlılarında, kronik akciğer hastalıkları olanlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Sigara kullanımı da hastalığın ortaya çıkmasına uygun ortamı hazırlayan etkenler arasında yer alır.

Lejyoner Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Lejyoner hastalığının ilk belirtileri üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlar. Ağrılar, ateş yükselmesi en sıradan belirtilerdir. Karın ağrısı, mide bulantısı, ishal zaman geçtikçe daha şiddetli bir hal almaktadır.

Zatürreden farklı olarak bilinç kaybı ve unutkanlık görülebilmektedir. Hastalığın şiddeti arttıkça ağrılar ve diğer rahatsızlıklar çoğalır.

Lejyoner hastalığında belirtiler bakterinin vücuda girmesinin ardından geçen 2 ve 10 gün arasında ortaya çıkmaktadır.

Başlangıç aşamasında halsizlik, yorgunluk yakınmaları çoğunluktadır. Ateş görülen hastaların çoğunda 38,5 seviyeleri görülmüştür.

Üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlayan hastalık yavaş yavaş alt solunum yolu belirtileri göstermeye başlar. Nefes almada güçlük, öksürük başladıktan sonra hasta balgam çıkarmakta zorlanır.

Bunlar dışında diğer yaygın belirtiler kaslarda acı ve ağrı ile baş ağrısıdır.

Bazı hastalarda nadir olarak huzursuzluk hissi, dalgınlık, bilinçte bulanıklık hatta komaya varabilecek kadar ilerlemiş sinir sistemi bulgularına rastlanabilir.

Elde edilen belirtiler, hastanın şikayetleri, akciğer filmi gibi detaylar hastalığın belirlenmesinde yeterli değildir. Akciğer enfeksiyonu ile karıştırılabilir.

Bu nedenle teşhislerde öncelikli koşul belirtilerin yanında hastalığın doktorun aklına gelebilmesidir.

Lejyoner Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Oldukça ciddi bir hastalık olmasından dolayı lejyoner hastalığından korunmak için çaba gösterilmelidir. Hastalığa yakalanmamak için dezenfekte edilmiş alanlarda bulunmaya, evlerde iş yerlerinde kullanılan su ile çalışan sistemlere dikkat etmek gerekiyor. Ürünlerin su bulunan kısımlarına özel bakım işlemleri yapılmalıdır.

Suyun olduğu yerlerde nem oluşacağından bakteriler kolaylıkla üremektedir. Bunu önlemek için nemi ortadan kaldırmaya yönelik havalandırma işlemleri yapılmalıdır. Suların 70 derece ısıda en az 30 dakika boyunca kaynatılması gerekiyor. Önceleri klorlama işlemi çok sık tercih edilirken kanserojen etkilerinden dolayı artık yerini metalik iyonizasyona bırakmıştır.

Lejyoner Hastalığının Tedavisi Nedir?

Lejyoner hastalığının en bilindik tedavi yöntemi tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi antibiyotik tedavisidir. Tedavinin doktor kontrolünde yapılması en önemli detaydır. Ortalama tedavi süresi 2-3 hafta civarındadır. Bunun dışında hasta kendini iyi hissedene kadar tedaviye devam edilmektedir. Ancak genellikle 3 hafta sonunda doktor gerekli kontrolleri yapar.

Hastalık zatürre ile karıştırıldığı için çoğu zaman tedavi yanlış ilerlemektedir ama yanlış kısa sürede fark edilir ve doğru tedavi planlaması yapılır. Tedavi süresince hastalığın ciddiyetine göre hastanede yatış söz konusu olabilir.

Hastanın rahatsızlığına göre antibiyotik tedavisi yanında ağrı kesici, ateş düşürücü tedavi yöntemleri de uygulanabilir. Tedavi süresince hasta beslenmesine ve temiz hava almaya özen göstermelidir.

Sigara ve alkol kullanımına son verilmesi iyileşme sürecini hızlandırabilir.

Lejyoner Hastalığının Tarihçesi

Hastalığın ilk olarak 1976 yılında Amerika'nın Philadelphia bölgesinde görüldüğü bilinmektedir.

Otelde lejyoner kongresi katılımcıları arasında ortaya çıkan hastalık 221 kişiyi etkilemiştir. Etkilenen 34 kişi hayatını kaybetmiştir.

Salgına neden olan etken CDC'nin uzun süren yoğun çalışmalarından sonra hayatını kaybeden hastaların akciğerlerine yapılan otopsi ile izole edilebilmişti.

Bademcik Taşı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Sonuçta ortaya çıkan hiç tanınmamış bir gram negatif bakteri olmuştu.

Etkenin isimlendirmesi yapıldıktan sonra devam edilen araştırmalarda salgının ilk kez görülmediği daha önce birçok otelde ve hastanede ortaya çıktığı belirlenmiştir.

Günümüzde hastalığın hastane kaynaklı enfeksiyonlar arasında en ciddileri arasında yer aldığı bilinmektedir. Lejyoner hastalığı bildirimi gerekli olan hastalıklar arasındadır.

Источник: https://bilgihanem.com/lejyoner-hastaligi-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.