Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

içerik

Kök Hücreden Zenginleştirilmiş Yağ Dolgusu ve Dokusu Transferi – Ankara

Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

KÖK HÜCRE İLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ YAĞ DOKUSU TRANSFERİ İLE TEDAVİ

Kök hücre nedir?

Vücudumuzu oluşturan, diğer yapılara dönüşebilen ve çoğalabilme özellikleriyle kendilerini devamlı yenileyebilen hücrelere kök hücre adı verilmiştir.
Kök hücreler yeteneklerine, olgunlaşma durumlarına ya da oluşturabilecekleri doku gruplarına göre çeşitli isimler alıyorlar.

Kök hücreler hem canlının vücut bulmasında hem de vücudun yaşamını sürdürebilmesinde tek önemli kaynaktır. Son yıllarda yapılan çalışmalar kök hücrelerin tıpta tedavi amaçlı kullanımını mümkün hale getirmiştir. Tıp da tedavi amaçlı kullanılan kök hücreler sadece belirli doku hücrelerine dönüşebilen öncü doku hücreleridir.

Embriyonik kök hücre değillerdir.

Kök hücrelerin işlevi nedir?

Herkesin bütün dokularında erişkin kök hücreleri bulunur. Bu erişkin kök hücreleri daha sonraki aşamada, doku hücrelerine farklılaşır.

Bu doku hücrelerinin görevi, yaralanma, hastalık veya diğer nedenlerle oluşabilecek doku hasarı veya kaybını onarmaktır. Örneğin vücudumuz da yara iyileşmesi bu şekilde sağlanır.

Yaşlanma süreci, zamana yayılmış yavaş bir doku kaybı olduğundan ne yazık ki doku hücrelerini uyaramamaktadır.

Önceleri kök hücreler sadece kemik iliğinden alınırdı. Kemik iliğine iğne batırmak, biyopsi yapmak, az miktarda alınabilen hücreleri çoğaltmak zaman alıcı ve ağrılı bir işlemdir.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla kök hücrelerin yağ dokusunda 500 kat daha fazla miktarlarda olduğu tespit edilmiştir. Teknolojik imkanlar sayesinde yağ dokusu içindeki kök hücreleri ayrıştırılabilir.

Yağ hücresine zarar vermeden elde edilen kök hücreler özel birtakım işlemler ile ayrılır.
Cilt yaşlanmasındaki ana öge elastik liflerin özelliklerini kaybetmesi ve kollajen liflerin azalmasıdır. Bu süreç ciltte elastikiyet ve yumuşak doku kaybına yol açar.

Sonuçta ciltte sarkma ve kırışıklıklar oluşur. Bu durumun düzeltilmesi için günümüzde yeni trend minimal invaziv yöntemlerle daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayacak küçük ameliyatlara doğru gitmektedir.

Kök Hücreden Zenginleştirilen (Çoğaltılan) Yağ Dokusu Nerelere Uygulanır

Yüz, bacak, popo, göğüs ya da vücutta dolgunluk arzu edilen birçok bölgeye uygulanabilir.
Kısaca kullanım alanları;

  • Ameliyatsız Meme büyütme
  • Popo dolgunlaştırmak
  • Bacak kalınlaştırmak
  • Yara izi çöküklüklerinin giderilmesi
  • Penis kalınlaştırmak
  • Vucut konturlarını düzeltmek
  • Liposuction sonrası oluşan düzensizlikleri gidermek
  • El yaşlanması
  • Kök hücreden zenginleştirilmiş yağ dokusu transferinin farkı nedir?

Klasik yağ transferinde enjekte edilen yağ dokusu kendisini besleyemediği için el de edilen dolgunluk ve kalıcılık süresi kısadır ve kişiden kişiye değişir.

Kök hücreden zenginleştirilmiş yağ dokusu ile transferde doku kendini besler, çoğalabilir, bu yüzden kalıcılık çok daha uzundur. Kök hücre hem dolgunluk sağlar, hem de hangi doku içindeyse o doku hücrelerine dönüşür.

Kas dokusu içindekiler kas dokusunu, yağ dokuya karışanlar yağ dokusuna, deri içindekiler ise deriyi yeniler.

İyileşme süreci nasıldır?

Kök hücre uygulamaları iyileşmeyi hızlandırıcı etki göstermektedir. İyileşme kişiden kişiye göre değişmekle birlikte yüz ve meme için 5 gün, popo ve bacak için 7 gün içinde normal yaşantısına dönebilir.

Erken dönemde yağ alınan ve transfer edilen alanda hafif bir ödem ya da morarma olabilir. Eğer uygulama bacak dolgunlaştırmak amaçlı uygulanırsa 2 ya da 3 hafta varis çorabı giyilmesi önerilir. Komplikasyon oranı kapalı bir işlem olduğu için oldukça düşüktür.

Enfeksiyon, uzamış ödem, asimetri gibi problemler oluşabilir.

Kök Hücreden Yağ Dolgusu Transferinin Sonuçları

Sonuçlar hafif bir ödem dışında hemen görülebilir, yani elde edilen dolgunluk anında görülebilir. Ödemin geçmesi ve Yağ dolgusu oturma ile birkaç hafta alabilir. Elde edilen kalıcı dolgunluk çoğu zaman enjekte edilen Yağ dolgusunun % 60-70 ‘dir. Kök hücreden zenginleştirilmiş yağ hücreleri transferi yoluyla elde ettiğimiz sonuçlar hem dokuyu onarıcı nitelikte hem de kalıcıdır.

Kök Hücreden Zenginleştirilmiş Yağ Dolgusu Kazanımları

Yağ dokusu kaynaklı kök hücre tedavileri, sentetik ve kimyasal ürün kullanımına gerek kalmadan kişinin kendi vücudunda üretilebildiği için, uyum ve senkronizasyon ideal seviyede sağlanır.

Yani bedenin kendini yenileme ve onarma özelliği için, fiziksel yapı sistemi içerisinde geliştirilen insan teknolojisiyle, bedenin ihtiyaç duyulan bölgelerine transfer yapılmasıdır.

Muazzam üstü yaratılan insan bedeni, kök hücre üretimini ömür boyu devam ettirir. Fiziksel yapının arzu edilen forma kazandırılması için de geliştirilen estetik yöntemler ve teknolojik gelişmeler sayesinde, daha barışık bedenler, daha kusursuz görünümler mümkündür.

Kök Hücreler Nasıl Alınır, Nasıl Transfer Edilir?

Yağ dokusundan kök hücre elde etme, son yıllarda yapılan buluşlardan biridir. Geçmişte sadece kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerin işlenmesini kolaylaştıran bu çalışmalar, yağ dokularında daha fazla oranda bulunan kök hücrelerin daha kolay yöntemlerle alınıp, transfer edilmesini sağlıyor.

Hücrelere hiçbir zarar vermeden liposuction yöntemi ile vücuttan alınabiliyor. Yağ alma tekniği ile elde edilen yağ dokularından, özel tekniklerle ayrıştırılarak ve zenginleştirilerek elde ediliyor. Fiziksel yapıda onarma ve yenileme özelliğiyle transfer edilerek kullanımı sağlanır.

Kök Hücreden Alınan Yağ Dokuları İle Dolgu, Avantajlı mıdır?

Estetik operasyonların en önemli faktörü, naturel görünüm vermesidir. Çok yapay durmaması ve doğal görünmesi için yağ enjeksiyonu en çok tercih edilen yöntemler arasındadır. Genç, enerjik ve dinamik bir görünüm kazandırırken, kesi izi olmaması, kanama olmadan işlem yapılması, avantaj sağlayan unsurlardandır.

Zaman ve çeşitli faktörlere bağlı olarak oluşmuş yaşlılık belirtilerinin giderilmesinde, kişinin kendi vücut sisteminden alınan yağ dokularının enjekte edilmesi, sentetik enjeksiyonlara nazaran daha doğal, daha sağlıklı ve kolay uygulanabilirlik avantajları sağlar.

Yanak estetiği, dudak estetiği, popo estetiği, göğüsler veya bacak estetiği gibi pek çok alanda uygulanabilir ve ömür boyu kullanım avantajı sağlar. Nadiren ikinci bir yağ transferi gereklidir. Kök hücreli yağ enjeksiyonu vücut estetiğinde de kullanılan, beden simetrisinde zengin içerik sunan uygulamalardan biridir.

Dolgu İçin Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Yağ enjeksiyonu için sıklıkla kullanılan teknikler şu şekildedir;

  • Konvansiyonel yağ enjeksiyonu
  • Mikro yağ transplantasyonu

Her iki yöntemde de kişinin temel ve fiziksel özelliklerinin yanı sıra uygulama yapılacak bölgeye göre işlem yapılır. Teknikler arasındaki fark ise; enjeksiyonun kalıcılık süresidir.

  • Konvansiyonel Yağ Enjeksiyonu

Yağ dokusunun alınması ve enjekte edilmesi, kitle haline dokunmadan dokunun olduğu gibi transfer edilmesidir.

  • Micro Yağ Transplantasyonu

Düşük basınç ile yapılan uygulamada, alınan yağ dokuları işlemden geçirilir. Yapılan zenginleştirme işlemleriyle yağ dokularının erime oranı %30 ila %40 civarında sağlanır.

Kök Hücre Dolgusunda Temel Hedef Nedir?

Kök hücre yağ enjeksiyonu uygulamalarında temel amaç; kalıcılığın artırılmasıdır. Yapılan uygulamalarda liposuction ile alınan yağ dokular, steril tüplerde doku bankasında muhafaza edilerek, daha sonraki işlemler için de kullanılabilir.

Источник: https://www.ferruhbingul.com/kok-hucreden-zenginlestirilmis-yag-dolgusu/

PRP Tedavisi

Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

PRP (Platelet Rich Plasma) ya da Türkçe ismiyle Trombositten Zenginleştirilmiş  Plazma, bir kişiden kan alarak ve alınan kan santrifuj edildikten sonra elde edilen trombosit yönünden zengin plazmanın, ihtiyaca göre yüze; cilt yenileme, parlaklık vermesi amacıyla, saçlarda ise saç köklerini güçlendirmek amacıyla kullanılmasıdır. Elde edilen bu sıvıda, milyonları bulan kök hücre ve büyüme faktörleri bulunmaktadır. Hastanın kendi dokuları kullanıldığı için oldukça doğal, cildi uyaran, yenileyici bir tedavidir.

Normalde vücüdumuzda bir yaralanma olduğunda o bölgeye bir kan akımı artışı ve trombosit artışı olur. Buradaki trombosit (platelet) lerden açığa çıkan hücreler ve büyüme faktörleriyle doku onarılır.

PRP ile ise normal kan akımı ile sağlanamayacak oranda ve miktarda platelet elde edilmiş olunur.

İşte PRP ile ortalama 2-4 kat daha fazla platelet hücreleri doku içine verilmiş olur, bu sayede onarım ve yenileme çok daha fazladır.

PRP Nasıl Yapılır?

Kolunuzdaki bir damardan alınan birkaç tüp kan, santrifüj edilir.

Bu santrifüjlerde yüksek hızdaki devirlerde bir süre sonra kanın pıhtılaşmayı sağlayan trombosit(platelet)denilen kan hücreleri ayrışır.

Bu hücreler daha sonra çok ince bir iğneyle cildin içine ara ara enjekte edilir. Bu sayede kollajen ve elastik lifler uyarılmış olur. PRP uygulaması tıpkı bir mezoterapi, dolgu uygulaması gibidir.

PRP Hangi Alanlarda Kullanılır?

Cildi yenilemek

Cilt kırışıklıklarını azaltmak

Leke tedavisi

Lazer sonrası cildin iyileşmesini hızlandırmak

Saç dökülmesini azaltmak

Saç diplerini güçlendirmek

Çatlak tedavisi

İz tedavisi

Sivilce izi tedavisi

PRP bu alanların hepsinde kullanılıyor olsa da pratikte en çok cildi canlandırmak, yenilemek ve saç köklerini güçlendirmek amacıyla kullanılmaktadır.

PRP estetik dışı uygulamalarda ise diş uygulamaları, ortopedik rahatsızlıklar, sporcu yaralanmaları, tendon rahatsızlıkları, iyileşmeyen yaralar gibi durumlarda iyileşmeyi hızlandırıcı olarak kullanılmaktadır.

PRP Tedavisi Vücudun Hangi Alanlarında Kullanılabilir?

Yüz

Gözaltları

Boyun ve dokolte alanı

El üstü

Saç dibi

PRP aslında tüm vücut alanlarında kullanılabilir

PRP Kimlere Yapılmaz?

Platelet yani trombosit sayısı az olan hastalarda

Kanser hastalarında uygulanmaz.

PRP Kaç Seans Yapılmaktadır ?

PRP de iyi bir sonuç elde etmek için 2 hafta aralıklarla 4 seans uygulama yapmak gerekir, sonrasında ise 6 ayda bir tek uygulama etkinliği ve kalıcılığı arttıracaktır. PRP tedavisi her yıl yenilenebilir, tamamen doğal bir tedavi olduğu için fazla seans yapılmasında bir sakınca yoktur.

PRP Saç Tedavisi

PRP özellikle zayıflaşmış, kırılgan hale gelen saçları canlandırmada, dökülen saçların yenisini çıkartmada, saçın kalitesi ve kalınlığını arttırmada oldukça etkili bir yöntemdir.

Özellikle kadın tipi saç dökülmelerinde saç kökleri korunduğundan, dökülen saçlar prp saç tedavisi ile yeniden çıkabilmektedir. Erkeklerde ise daha çok mevcut saçların dökülmesini engellemek amacıyla kullanılmaktadır.

Saç prp tedaviside 2 hafta aralıklarla 4 seans uygulanmaktadır. 6 ay sonra 1 seans ek yapmak daha faydalı ve iyi sonuçlar vermektedir.

Peki Neden Vücudumuzda Olan Bir Şey Kendiliğinden Bu Kadar Etki Göstermiyor?

Aslında vücudumuzda bu işlem sürekli devam etmektedir, ancak yaş, genetik, yıpranmayla hem giderek yenilenme hızı yavaşlamakta, hem de kalitesi azalmaktadır. İşte PRP ile zenginleştirme işlemi yapılmış olunur, yani iyileştirici hücreler çoğaltılır ve yoğun bir şekilde verilir.

PRP Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

PRP nin belirgin bir yan etkisi yoktur, kan alınan yerde morarma, yüzde iğne batan yerlerde hafif kızarıklık, şişlik olabilir. PRP tamamen vücuda uyumlu olduğu için alerji oluşturmaz. Dolayısıyla uygulaması oldukça rahat ve yan etkisi ise son derece azdır.

PRP Uygulamasında Sonuçlar Ne zaman Gözlenir?

Uygulamadan birkaç gün sonra ciltte parlama, ışıltı oluşur. Sonradan bu etki tekrarlayan uygulamalarla birlilkte daha belirgin hale gelir. Cildi yenileyici ve kırışıklıkları azaltıcı etki için daha uzun zaman geçmesi gerekmektedir. PRP kişinin kendi dokularını uyararak etki gösterdiği için zamanla etki daha belirgin olur.

PRP Kök Hücre Uygulamasıyla Aynı İşlem midir?

PRP daha çok zenginleştirilmiş plazma iken, kök hücre ise daha farklı bir uygulamadır. Kök hücre transferi; kulak arkasındaki deriden, yağdan elde edilebilen, nispeten daha komp bir uygulamadır. PRP de kök hücre içerir ama aslen bir kök hücre aktarımı değildir. Daha çok büyüme faktörleri ve yenileyici doku transferidir.

PRP Uygulaması Diğer Uygulamalarla Birlikte Yapılabilir mi?

PRP uygulaması durumunuza göre, dolgu, botilinium toksini, lazer, peeling vb diğer uygulamalarla kombine edilebilir. Bu durumu ihtiyacınıza göre doktorunuz belirleyecektir.

PRP Fiyatları Neye Göre Değişir?

PRP fiyatları; uygulama yapılacak alana, prp tedavisinin çeşidine, prp seans sayısına göre değişmektedir.

Yüz bölgesinde yapılacak prp tedavisi fiyatlarıyla, el üstünde yapılacak ya da saç için yapılacak prp tedavisi fiyatları farklılık gösterebilir. Kombine yapılan uygulamalardaki prp fiyatlarıyla tek seans fiyatı değişiklik gösterebilir.

PRP 2019 fiyatlarıyla ilgili en sağlıklı bilgiyi kliniğimizi arayarak ya da yandaki menüden mail yoluyla bilgi edinebilirsiniz.

Источник: http://www.miaplastestetik.com/prp-tedavisi-fiyatlari.php

Dişte Kanal Tedavisi Gerçekten Kansere Yol Açıyor mu?

Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

Diş hekimi Weston Price, diş kökü kanalları ve hastalık arasındaki ilişkiyi anlayan ilk tıp araştırmacılarındandı. Bu kanalların bedenin sistemik sağlığını tahrip potansiyelini görmüş, kronik hastalık gelişimine yol açabileceğini anlamıştı. Bugün çoğu hekim diş kökü kanallarının enfeksiyon kaynağı olarak bağışıklık sistemini zayıflattığını ve sistemik sağlığı bozduğunu kabul eder.

Peki ama… Madem diş kökü kanalları ile hastalık arasındaki ilişki bugün net olarak ortaya konmuş durumda, acaba bu kanallar kansere de yol açıyor olabilir mi?

Diş Kökü Kanallarında Oluşan Sekonder Enfeksiyonlar

Kanal tedavisinde hasarlı dişteki sinirler ve çürümüş alan alınıyor biliyoruz ki. Teorik olarak, bölgenin dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasal solüsyonun burada kalıp da ileride yine enfeksiyona yol açabilecek tüm bakterileri temizlemesi lazım. Peki ama oradaki tüm bakterilerden kurtulmak gerçekten mümkün mü?

Kanal tedavisi ile aslında hayat memat meselesi olan bir probleme yara bandı yapıştırıp bırakmış, dahası, yaklaşmakta olan esaslı sağlık sorunlarını sadece bir miktar ertelediğimizle kalmış oluyoruz.

Ne yazık ki dişçilikte diş eti içinde kalan enfeksiyöz mikrop, mantar ve virüs gibi ajanların tamamen dezenfekte edilebildiği gibi yanlış bir kanı hakim.

Oysa sterilizasyon için kullanılan bu kimyasalların hiç ulaşamadığı kilometrelerce uzunlukta mikroskopik tübüllerle kaplı ağzımız.

Yapılan deneylerde dezenfektan sodyum hipoklorit uygulanan alanlardaki patojenik bakterilerin %50’sinin olduğu gibi kaldığı görülmüş. Denkleme insan hatası faktörünü de eklersek, kanal tedavisinden sonra ortaya ikincil komplikasyonların çıkmaması zor görünüyor.

Diş Kökü Kanalları Zararlı Anaerobik Bakteriler Barındırıyor ve Antibiyotik Direncine Yol Açıyor

Diş hekiminin kapattığı dişte oluşan oksijensiz ortam, zararlı anaeorobik bakterilerin üremesi için ideal koşulları sağlıyor.

 Bu bakteriler tarafından salgılanan toksinler bu defa vücudun hem komşu hem de uzak bölgelerine nüfuz ediyor.

Bir çalışmasında Diş Hekimi Stuart Nunnally, üç yıl süreyle izlem yaptığı kanal tedavisi görmüş 87 hastanın hepsinin sağlığında bozulma yaşandığını bildiriyor.

Dr. Issels ve kliniğinde çalışan diğer hekimler

Dünyaca ünlü kanser tedavisi uzmanı Dr. Josef Issels, tedavi protokolünün bir parçası olarak kanserli tüm hastalarının ölmüş dişlerini çektirmeleri şartını koşan ilk hekimlerden.

Kitabı Kanser: İkinci Görüş (Cancer: A Second Opinion)‘da anlattığına göre, 40 yıl boyunca gördüğü 16,000 kanser hastasının %90’dan fazlası kliniğe ilk adım attıklarında ağızlarında iki ila on ölü diş taşıyorlarmış.

Gayet ikna edici kanıtlarla, ağızda çekilmeden bırakılmış ölü dişlerin insanlarda kanser oluşturacak denli çok toksin üretebildiğini öne sürüyor kendisi.

Her derde bir ilaç psikozundan çıkamadığımız bu dünyada antibiyotikler de kanal tedavisinin standart parçası olarak çıkıyor karşımıza.

Ortadan kaldırılmak istenen bakterilerin diş köküyle ilişiği kesildiği gibi, antibiyotiğin sorunlu alana ulaşmasını sağlayacak dolaşım sistemi veya kan akışı ile de yolları ayrılmış oluyor.

Bunun sonucunda da sağlıklı florayı destekleyecek bakteriler ortadan kaldırılmış, zararlı bakteriler de ilaca daha dirayetli hale gelmiş oluyor.

Diş kökü kanallarıyla bağlantılı olarak oluşan bakteriyel enfeksiyonlardan bazıları şunlar:

Enterococcus feacalis: İdrar yolları enfeksiyonları ile ilintili bakteriler bunlar ve aynı zamanda antibiyotiğe dirençli bakteri çeşitlerinin de başında geliyorlar.

Pseudomonas: Bu bakterilerle enfeksiyon halinde görülecek semptomlar için bağışıklık sisteminde zayıflama, pnömoni, kan enfeksiyonlarını ve bazı durumlarda ölümü sayabiliyoruz.

Staphylococci: Stafilokok enfeksiyonlar olarak da bilinen bu bakteriler cilt enfeksiyonlarının yanısıra pnömoni, kan zehirlenmesi ve toksik şok sendromuna yol açıyor.

Streptococci: Et yiyen bakteri diye de bilinen streptokok bakteri popülasyonları strep boğaz ağrısı, ağrı, ateş, göz kararması/sersemleme, şişlik, zihin karışıklığı, kan basıncında anormal değişimler ve toksik şok sendromu ile ilişkilendiriliyor.

Kanal Tedavileri Kronik Dejeneratif Hastalık Riskini Arttırıyor

Dr. Weston Price 1900’lerde, insandan aldığı enfekte dişleri başka hayvanların vücuduna yerleştirerek yaptığı araştırmalar sırasında ilginç bir keşifte bulunuyor.

Diş diyelim tavşanın deri altına yerleştirildikten kısa süre sonra hayvanda da dişin eski sahibi neden muzdariptiyse aynı kronik sağlık sorunu ve hatta ölüm oluşuveriyor.

O yüzden, vücutta sistemik disfonksiyonu yaratan salt bakteri mevcudiyeti değil, aynı zamanda bu bakterilerin ürettiği toksin konsantrasyonu diyoruz.

Dr. Price’ın diş kökü kanallarının sistemik sağlığa etkisiyle ilgili çalışmaları sayesinde bugün artık bunların ne tür sağlık sorunlarını başımıza sarabileceğini biliyoruz:

  • Kalp-damar hastalıkları
  • Vücutta yarattığı enflamasyona bağlı ağrı ve sızılar
  • Beyinle ilgili hastalıklar
  • Sinir sistemi hastalıkları
  • Bağışıklık sisteminde zayıflık
  • Diyabet
  • Kanser

Ağız Hijyeninizi İyileştirmeye Bakın

Kronik hastalıklara veya kansere yakalanma riskini azaltmak için atabileceğimiz ilk adım diş ve diş etlerini sağlıklı, çürüksüz tutmak. Bunu nasıl yapabiliriz peki?

– Dişler düzenli şekilde günde en az 2 defa fırçalanacak – Diş ipi kullanılacak – Mümkünse diş fırçası her 3 ayda bir değiştirilecek – Dildeki ölü hücreler ve bakteriler özel bir aletle veya kaşık kenarıyla kazınarak alınacak

– Flor ve kimyasal içermeyen diş macunu kullanılacak

– Asitli yiyecek ve içecekler fazla tüketilmeyecek – Temiz/arıtılmış su ile hidrasyon sağlanacak

– Sağlıklı beslenilecek

Kanser Riskini Azaltmak için Şu Ağız Sağlığı İpuçlarından da Yararlanabilirsiniz

İyi ağız ve diş sağlığı için önerilen normal uygulamaların faydalarına aşina olabilirsiniz, fakat bir de 3,000 yıllık denenmiş yöntemler var ki, bunlara da bir göz atmak isteyebilirsiniz:

Ayurveda Tıbbı: Ağız ve diş sağlığının bozulmasından kaynaklandığı bilinen 30 tip sistemik hastalığı önlediği ve başarıyla geçirdiğine inanılan bütüncül sağlık uygulamaları.

Ağızda Yağ Çekme: Uygulanabilecek iki yağ çekme tekniği var. Graha gandusha ve kavala graha adı verilen tekniklerin her ikisinin de baş ağrılarını geçirdiği, astım, diş eti kanamaları, boğaz ağrısı ve diş çürüklerini ortadan kaldırdığı söyleniyor. Sade yağ, susam yağı veya hindistancevizi yağı kullanılabilir yağ çekme işlemi için.

Eterik (Esansiyel) Yağlar: Eterik yağlar hergün kullanıldıkları takdirde ağız boşluğunda patojenik bakteri birikimini önlemede son derece başarılılar, düzgün kullanıldıkları takdirde de sağlığa olumsuz herhangi bir etkileri yok. Çayağacı, karanfil, meyan kökü, tarçın, zerdeçal, maydonoz ve neem yağları kullanılarak ağız sağlığınızda harikalar yaratabilirsiniz.

Probiyotikler: Probiyotik özellikte yiyecek ve içecekleri diyetinize dahil ederek kanser yapıcı bakterilere karşı sağlam bir defans oluşturabilirsiniz. Vücudun asit-baz dengesini düzeltici kombu çayı, sauerkraut ve kefir tercih edebilirsiniz.

Yeşil Çay: Sağlığa faydaları iyi bilinen bir bitki yeşil çay. Vücuttaki enflamasyonu gidermeye yardımcı mikronutrient ve antioksidanlardan zengin. Enflamasyon azaltıldığı takdirde kalp-damar hastalıkları, obezite ve kanser riski de azalmış oluyor.

Biyolojik Diş Hekimleri ile Çalışın

Sağlığınızı biyolojik bir diş hekiminin güvenli ellerine teslim etmenizde fayda var.

Bunun için kendinize Uluslararası Ağız Tıbbı ve Toksikoloji Akademisi (IAOMT) veya Uluslararası Biyolojik Diş ve Tıp Hekimliği Akademisi (IABDM) onaylı çalışan bir hekim bulun.

Ayrıca size yakın çalışan diş hekimlerinin bir listesini görmek için Bütüncül Diş Derneği’nin internet sayfasına bakabilirsiniz.

Modern dişçilik uygulamalarından cıva amalgamlı dolgular, kanal tedavileri ve flor kullanımının vücut için yarattığı tehleri literatürden tam 250 bilimsel çalışma ile destekleyerek hazırladığı Rooted adlı belgeselle Dr. Robert Gammal’a kulak vermek isteyenler aşağıdaki 1 saatlik videoyu izleyebilir.

Dr. David Jockers

Kayropraktik hekim, fonksiyonel beslenme uzmanı, egzersiz fizyoloğu. ABD’de Exodus Sağlık Merkezi’nin sahibi.

Dünyanın önde gelen sağlık sitelerinden “The Truth About Cancer,” “Organic Lifestyle Magazine” ve “PrimalDocs” için yazılar kaleme alıyor.

Güney Afrika Doğal Tıp Dergisi’nin uzman panelinde yer alıyor. İnternette ve basılı dergilerde yayımlanmış sağlıkla ilgili 1200’ü aşkın makalesi var.

Ayrıca en iyi satanlar listesine girmiş “SuperCharge Your Brain” adlı kitabın yazarı.

Yorumlar

Источник: https://vitamingiller.com/diste-kanal-tedavisi-gercekten-kansere-yol-aciyor-mu/

Diş Çürükleri için Kök Hücre ile Dolgu Tedavisi – Kozan Demircan

Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

Hekimler kök hücrelerden üretilen ve diş çürüklerini iyileştiren yeni bir dolgu malzemesini test ediyor. İngiliz üniversiteleri Alzheimer hastalarında da test edilen Tideglusib ilacını glikozdan üretilen özel bir süngere yedirerek dişleri iyileştiriyor. Peki yeni tedavi hangi üniversitelerde deneniyor?

Çürük dişler kendini onaracak

Bugüne kadar diş hekimleri çürük dişleri temizliyor ve ortaya çıkan deliği morötesi (UV) ışıkta sertleşen özel bir dolgu malzemesiyle kapatıyordu.

Ancak, bu tür dolgular dişözü için zehirli olduğundan dişlerin iyileşmesini sağlamıyor. Dolgunun işe yaramadığı durumlarda dişleri çekmek, köprü yapmak veya çene kemiğine protez takmak gerekiyor. Londra King’s Koleji hekimleri buna bir çözüm bulmak için kök hücreleri kullanan canlı diş dolgusu geliştirdiler.

Yeni dolgu sadece çürükten geriye kalan deliği doldurmakla kalmıyor. Aynı zamanda dişözünün deliği kapatmasını ve dişin kendi kendini iyileştirmesini sağlıyor. Farelerde başarıyla uygulanan tedavi insanlı klinik deneylere hazır hale geldi. Ben de okurlarımın ısrarlı soruları üzerine bu tedavinin hangi üniversitelerde test edildiğini yazıyorum.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Nasıl çalışıyor?

Yeni tedaviye hastanın kendi kök hücreleri yardım ediyor. Aslında diş hücrelerinin dişi onarması teşvik ediliyor. Bunun için vücutta zararsız bir şekilde eriyen özel bir sünger kullanılıyor (glikojen sentaz kinaz –GSK-3− molekülü emdirilen kolajen türevi bir sünger). Böylece diş iyileştikçe dolgu dağılarak yerini sağlıklı dokuya bırakıyor.

Sonuçta insan dişi sadece küçük çatlakları onarmak için ince bir dentin tabakası üretiyor. Dentin tabakası diş minesinin hemen altında yer alıyor; ama dişözü ve diş kökünün kendini bu şekilde onarması söz konusu değil. Dolayısıyla çürükleri tedavi etmek diş hekimlerine kalıyor.

Klasik diş dolgusu nedir?

Normalde diş hekimleri çürükleri doldurmak için metal karışımlar veya seramikle cam tozundan oluşan kompozit dolgu malzemeleri kullanıyor. Oysa bunlar zamanla yıprandığı için insanların ömrü boyunca birkaç kez dolgu yaptırması gerekiyor.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Router Modem

Alzheimer ilacı kullanmaya başladılar

Tideglusib ilacı Alzheimer’da test edildi, ama bu hastalıktan ziyade diş çürüklerini iyileştirmekte başarılı oldu. King’s College ekibi bu ilacı yedirdikleri glikoz türevi özel bir dolgu süngeriyle fare dişindeki 0,13 mm’lik diş çürüğü deliklerinin kendini onarmasını sağladı.

Kesin tedavi

Profesör Paul Sharpe tedavinin sırrını şöyle açıklıyor: “Vücutta kendi kendine eriyen bir sünger kullanıyoruz ve işin anahtarı bu. Dentin yeniden üretilirken delikli süngerin içi dişözünü besleyen ve iyileşmeyi hızlandıran minerallerle doluyor. Böylece çürük deliği geri gelmemek üzere kapanıyor.” Peki ya büyük delikler?

Şimdilik bu yöntemle insanlardaki büyük çürükleri onarmak mümkün değil; fakat Sharpe bu sorunun da kısa sürede çözüleceğini söylüyor: “Üç-beş yıl içinde ticari çözümler hastanelere gelecek.” Ancak, tedaviyi daha önce denemek isteyen hastalar King’s Kolejine e-posta göndererek klinik deneylere katılmak istediklerini belirtebilirler.

İlgili yazı: Kuantum ışınlama Rekoru: Çin Uzaya Foton Işınladı

Kanser riski var mı?

Kök hücre tedavisi ile vücudun kendini iyileştirmesini sağlamak kolay değil. Yeni hücrelerin kontrolsüz bölünmesinin önüne geçmezsek kök hücre tedavisi kansere yol açabilir. Örneğin, Tideglusib diş hücrelerinin bölünmesini tetiklemek için Wnt denilen kimyasal sinyaller kullanıyor. Ancak bu madde tümör oluşumunu da tetikleyebilir.

Yine de güvenli tedavi

Bunun nedeni Tideglusib ilacının Alzheimer hastalarında test edilmiş olması; yani istenmeyen yan etkileri önlemek için insanlara uygun güvenli doz tespit edilmiş durumda. Bu da ilacın aşırı dozlarda bile güvenli olduğunu gösteriyor.

Diş çürükleri söz konusu olduğunda, dişi besleyen kalsiyum ve fosfat gibi mineraller bakterilerin yediğimiz besinleri sindirmek için ürettiği asitle birlikte dişin içinden akıyor. Bu da dişlerin minerallerle beslenmesini önleyerek diş çürüklerinin önünü açıyor.

Ancak, diş hekimleri çürük dişe düşük voltajlı elektrik vererek minerallerin tekrar dişe girmesini sağlıyor. Bu da Tideglusib ilacıyla birlikte dişin kendini iyileştirmesini teşvik ediyor. Söz konusu tedavi elektrikle hızlandırılmış gelişmiş yeniden mineral kazanımı olarak adlandırılıyor (EAER).

İnternette yaptığım basit bir taramada Reminova gibi şirketlerin benzer tedaviler geliştirmeye çalıştıklarını gördüm; ama bu şirketler henüz bağış yoluyla sermaye toplama aşamasında. Bu nedenle yenilikçi tedavilere ulaşmak isteyen hastaları potansiyel şarlatanlara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyorum.

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

Kanal tedavisi ortadan kalkıyor

Harvard Üniversitesi ve İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi ise diş çürüklerinde kanal tedavisi ihtiyacını ortadan kaldırmak için bu teknolojinin bir türevini kullanıyorlar. Günümüzde kanal tedavisi dolgu işe yaramadığı zaman dişözünü çekip almakta kullanılıyor.

Nottingham Üniversitesi’nden Adam Celiz durumu şöyle açıklıyor: “Dolgu dişözüne sızarsa dişözünü zehirliyor ve bu dokunun kanal tedavisiyle alınması gerekiyor. Ancak, biz doğrudan dişözüyle temas etmeye uygun yeni organik malzemeler ürettik. Yapay olarak üretilen bu organik malzemeler bizzat dişözündeki kök hücreleri diş çürüğü deliklerini kapatmaya teşvik ediyor.”

Peki görme engelliler için de kök hücre tedavisi geliştirildiğini biliyor musunuz? Üstelik hekimler kök hücreyle görme kaybını gidermek konusunda önemli ilerlemeler kat ettiler ve diyabeti iyileştirmeye yönelik gen tedavisinin önüne geçtiler.

Ancak, görme kaybı konusunda en şanslı olanlar renk körlüğü görülen hastalar; çünkü renk körlüğünü düzelten gözlükler satışa çıktı ve dünyayı gerçek renklerle görmeyi sağlıyor. Blogda hastanelere gelmek üzere olan yeni tedavileri yazmaya devam edeceğim. Sağlıcakla kalın.

1Promotion of natural tooth repair by small molecule GSK3 antagonists

Lecturer @ Bilgi & Bahçeşehir Uni, Technology editor @ Popular Science TR, Chief Digital Officer, Keynote Speaker #DigitalTransformation #industry40 #blockchain

Источник: https://khosann.com/dis-curukleri-icin-kok-hucre-ile-dolgu-tedavisi/

Diş Dolgusu

Kök hücre dolgusu kanal tedavisinin sonunu mu getirecek?

      • Diş hekiminizin dişinizde çürük olup olmadığını anlamak için birkaç yöntemi vardır. Bunlar;
      • Gözlem: Hepsi olmasa da dişlerinizdeki bazı renk değiştirmeler çürüme belirtisi olabilir. Diş hekiminiz sond denilen sivri uçlu metal aleti kullanarak olası çürük işaretlerini arar.

        Sağlıklı diş minesi serttir ve sondun yarattığı baskıya direnç gösterir. Çürük mine ise yumuşaktır ve alet hafifçe içine girer.

      • Çürük Boyası: Bunla dişler çalkalanır. Boya çürük yerlere yapışır ve sağlam yerlerin üstünde kalmaz.

      • Röntgen: Röntgen diş hekiminin yüzeyde olmayan çürükleri görebilmesini sağlar. Ama röntgen küçük çürükleri görmekte çok başarılı değildir. Mevcut dolgular çürüğün görünmesini engelleyebilir.
        Çürüme dolgu için tek sebep değildir.

        Diğer sebepler;

      • Çatlak veya kırık diş

Normal olmayan kullanımdan dolayı aşınan dişler:

      • Tırnak yeme
      • Diş gıcırdatma (bruksizm)
      • Dişlerinizle birşeyler açmak

Dolgunun Adımları

Dolgu yaptırmaya diş hekimine gittiğinizde ilk önce çürüğün alınacağı alan lokal anestezi uygulanarak uyuşturulur. Daha sonra diş hekimi el aletleri veya frez yardımıyla çürüğü temizler. Çürüğün alınmasında lazer de kullanılabilir.

İlk başta diş hekimi yüksek hızlı bir aeratör ( tanıdık vınlama sesini çıkaran) yardımıyla sert mine tabakasını aşar. Aeratör hassas bir şekilde çürüğü temizlenerek, dolgunun yerleştirileceği alanı belirlenir. Diş hekimi dişin ikinci tabakası olan dentine ulaştığında daha düşük hızda bir angldruva kullanmaya başlar çünkü dentin tabakası mineye göre daha yumuşaktır.

Temizleme aşamasında diş hekimi el aleti kullanarak çürüğün hepsinin temizlendiğinden emin olur.
Bütün çürük temizlendiğinde, diş hekimi boşluğu şekillendirerek dolguya hazırlar.

Her değişik dolgu için değişik şekillendirmeler gerekir. Diş hekimi dişin sinirini korumak için baz veya örtücü kullanabilir. Baz veya örtücü kompozit reçine, cam ionomer, çinko oksit, eugenol veya kalsiyum esaslı başka bir maddeden yapılabilir. Bazı materyaller dişi çürükten korumak için fluorid salgılarlar.

Eğer diş hekimi kompozit dolgu yerleştirecekse önce asit jeli kullanarak dişi hazırlaması gerekebilir. Asitleme dişin yüzeyinde (özellikle mine tabakasında) minik gözenekler açar.

Bu gözenekler dolgunun dişe sıkıca yapışmasını sağlar.

Bugünkü gelişmeler kullanılan fosforik asidin kullanımına gerek bırakmayan tek aşamalı ajanlar çıkartmıştır ama kompozitlerde fosforik asidin oluşturduğu pürüzlenmeyi elde edemedikleri yönünde tartışmalar hala mevcuttur.

Sonrasında kullanılan bonding ismi verilen materyal ise kompozit reçine ile diş dokularının birbirine bağlantısını sağlar, doğru uygulandığında mikro sızıntıya engelleyerek dişin çürümesini de engeller.

Bunun üzerine de kompozit dolgu maddesi bir hamur halinde tüplerden çıkartılarak spatül vasitasıyla diş yüzeyine uygulanır ve sertleşmesi için mavi led veya halojen ışık kullanılır, bunlar belirli bir dalga boyunda ışıklardır ve kompozitin içindeki aktivatörleri polimerize ederek süreci başlatırlar.

Dolgu yerleştirildikten sonra diş hekimi gereken düzeltmeleri yapıp yine döner aletlere takılan fırçalar kullanarak dişi cilalar ve diş minesi gibi parlatır.

Dolgu Sonrası

Bazı insanlar dolgu sonrasında hassasiyet hisseder. Diş, basınca, havaya, şekerli yiyeceklere, sıcak ve soğuğa karşı hassas olabilir.

Çoğu durumda hassasiyet 1-2 hafta içinde geçer. Bu zamana kadar hassasiyete yol açan şeylerden kaçınmanız gerekir. Eğer hassasiyet çok fazla ve zamanla geçmiyorsa diş hekimine başvurmanız tavsiye edilir.

Hissettiğiniz hassasiyeti diş hekiminin bilmesi önemlidir. Diş hekimi bir sonraki dolgunuzda hassasiyeti azaltmak için daha farklı materyaller kullanabilir. İnsanların değişik maddelere tepkileri farklıdır. Diş hekiminin hastanın hangi maddeye nasıl tepki vereceğini önceden anlaması imkansızdır.

Diş hekimine hassasiyetten bahsederken olabildiği kadar detay verdiğinize emin olun. Bu bilgi daha sonra ne yapılacağının belirlenmesinde yardımcı olabilir. Diş hekimi dolguyu çıkarıp yerine yenisini koyabilir. Aynı zamanda dişe örtücü veya hassasiyet giderici uygulayabilir. Eğer dolgu çok derinse problemin çözülmesi için kanal tedavisi yapılması gerekebilir.

Hassasiyet haricinde, bazı insanlar çiğneme sırasında rahatsızlık hissedebilirler. İki çeşit acı vardır ve ikisinin de sebepleri farklıdır.

  • Birinci tür acı çiğneme sırasında görünür ve zamanla kötüleşir. Bunun sebebi ısırmanızı engelleyen dolgudur. Anestezi geçer geçmez bunu hissedersiniz. Diş hekiminize danışın. Dolgunun şekillendirilmesi veya yüksekliğinin alınması için kliniğe gitmeniz gerekebilir.
  • İkinci tür rahatsızlık dişleriniz birbirine dokunduğunda ortaya çıkan çok keskin bir acıdır. Buna galvanik şok denir. İki metalin (yeni dolgu ve daha önceki bir dolgu) ağız içinde elektrik akımı oluşturmasından kaynaklanır. Bu durum alt dişte amalgam, üst dişte altın kaplama varsa görülebilir.Diş hekimi dolguyu yerleştirdikten sonra cilalar fakat yine de gözden kaçan keskin uçlar kalabilir. Bu durumda herhangi bir yaralanmayı engellemek için en kısa sürede diş hekimine gidip dişi düzeltirmeniz gerekir.

Geçici Dolgular

Geçici dolgu (genelde beyaz, gri veya kirli beyaz olurlar) aşağıdaki durumlarda kullanılır:

  • Tedavi bir seanstan uzun sürecekse.
  • Diş hekimi dişinizin iyileşmesi için bir süre beklemeyi öneriyorsa.
  • Temizlenen bölge derinse ve dişin sinirleri ortaya çıktıysa.
  • Acil diş tedavisi gerekiyorsa.
    Geçici bir dolgu dişinizin daha iyi olmasını sağlayabilir. Çünkü dolgu dişi kapayarak dişin sinirlerini bakterilerden korur ve hassasiyeti azaltır.Geçici dolguların bazıları içlerinde öjenol denilen ağrı kesme özelliği olan karanfil yağı içerebilirler ama sonrasında kompozit dolgu yapılacak dişlerde öjenol içeren geçici dolgular bağlantıyı daha sonradan engelleyebileceği için kullanılmamalıdırlar.Geçici dolgular sonsuza kadar dayanamazlar. Genelde bir süre sonra kırılır, düşer veya yıpranırlar. Geçici dolgunuz varsa değiştirmek için diş hekiminize gitmeniz tavsiye edilir. Eğer yapmazsanız dişiniz enfekte olabilir.Dolgu neden değiştirilir?Dolgular sonsuza dek dayanmazlar. Renkleri kararabilir. Örneğin amalgam (gümüş) dolgularda aşınma ve kararma gözlenir. Kompozit ve diş rengindeki dolgularda lekelenmeler, kararmalar ve sararmalar gözlenebilir. Çiğneme sırasında dişlerin ve dolguların üstüne çok büyük bir basınç biner. Herhangi bir problem olmasa bile bazı dolgular zamanla eskir, aşınır ve değiştirilmeleri gerekir. Eğer dolguda çatlak, sızıntı varsa veya dolgu düştüyse değiştirilmesi gerekir.Yiyecek kalıntısı veya bakteriler dolgudaki çatlaktan dolgunun altına sızabilirler. Bu bölgeyi temizleyemediğinden bakteriler yiyecek kalıntılarıyla beslenerek diş çürümesine yol açan asitleri üretirler. Dolgu altındaki bir çürük çok ciddileşene kadar farkedilmeyebilir. Bu yüzden dolgularınızı düzenli olarak kontrol ettirmeli ve problem varsa değiştirtmelisiniz.

    Düşen Dolgular

    Dolgular birkaç sebepten düşerler:

  • Büyük dolgulu bir dişle sertçe ısırarak dişi veya dolguyu kırarsınız.
  • Kullanılan dolgu malzemesi dişi eski formuna kavuşturamaz. Örneğin, ön dişlerinizden birinin büyük bir parçası kırıldıysa tahminen en iyi çözüm porselen (diş renginde) kuron veya inley/onley restorasyondur (porselen dolgu). Bazı durumlarda diş hekimi kompozit dolgu da kullanabilir. Ama kompozit çok büyükse sert bir ısırış plastik malzemeyi kırabilir.
  • Hazırlanan kavite iyi izole edilemezse dolgu yerleştirilemeden tükürük dolar. Sonuç olarak dolgu dişe iyi yapışmaz ve düşebilir.

    Hem amalgam hem kompozit dolgular kırılabilir. Eğer dolgu diş yüzeyinden yüksekse ve ısırma baskısının çoğunu alıyorsa çatlaklar oluşur. Çatlaklar aynı zamanda çiğneme ve ısırma olaylarından dolayı da olur.
    Dolgunun çevresinde küçük çatlaklar oluşabilir. Bunlar genelde zamanla olur ve kolayca tedavi edilebilirler.

    Sızıntı Yapan Dolgular

    Eğer dolgunun bir kenarı dişe tam yapışmamışsa dolguda sızıntı olduğu söylenir. Kalıntı ve tükürük buradan dişin içine sızar ve bu da çürüme, renk değiştirme ve hassasiyete yol açar.

    Sızıntı hem amalgam hem de kompozit dolgularda olabilir. Bazen amalgam dolgu yerleştirildikten sonra sızıntı yapar. Bunu soğuğa karşı oluşan hassasiyetle kolayca anlarsınız. Bu hassasiyet takip eden iki – üç haftada azalır ve sonra yok olur. Bu süre zarfında amalgam dolgu doğal olarak aşınır ve bu aşınma dolgunun kenarlarını kapayarak sızıntıyı engeller.

    Kompozit bir dolgu tükürükle dolabilir. Bu, dolgu ve diş arasındaki bağı zayıflatarak sızıntıya yol açar. Diğer durumlarda, diş ile dolgunun birleştiği yerlerde küçük açıklıklar olabilir.

    Bu boşluklar, dolgu yerleştirildiğindeki çekmeden dolayı oluşur. Kompozit dolgu sonrası oluşan hassasiyet zamanla yok olur. Eğer yok olmazsa dolgunun değiştirilmesi gerekebilir.

    Dolgular zamanla eskiyerek sızıntı yaparlar ve bu dolguların değiştirilmesi gerekir.

    Eskimiş Dolgular

    Dolguların ortalama ömrü 5-8 sene arasıdır ama bu dişe, dişin durumuna, madde kaybına ve maruz kaldığı kuvvetlere bağlı olarak ciddi bir şekilde fark edebilir. Bazı dolgularınsa ideal şartlarda çok daha uzun ağızda kaldığı gözlenebilir.

    Diş Sıkma ve Gıcırdatma

    Eğer diş gıcırdatıyor veya sıkıyorsanız dolgularınızla problemleriniz olabilir. Dişinize uygulanan ekstra kuvvetler diş hassasiyetine ve dolgularda eskimeye neden olurlar. Diş sıkma ve gıcırdatma dişlerdeki dolguların çatlamasına da yol açar.

    Bu çatlaklar üzerine ışık tuttuğunuzda görebileceğiniz ince çatlaklardır.

    Sadece dolguların çatlayıp kırılması değil beraberinde dolguyu taşıyan sağlam ama ince kalmış diş duvarlarının da bu aşırı kuvvet karşısında kırıldığı durumlar sıklıkla gözlenir, bu açıdan diş sıkma ve gıcırdatma rahatsızlığı olan hastalar bunun için tedavi görmeli ya da koruyucu gece plağı vs gibi önlemler almalıdırlar.

    Dolguların Bakımı

    Diş hekimi kontrol ziyaretlerinde dolgularınıza bakar. Diş hekimi dolgunun çatladığını veya sızıntı yaptığını düşünüyorsa röntgen çekilmesi gerekebilir.
    Aşağıdaki durumlarda diş hekiminize görünün;

  • Dişte hassasiyet varsa
  • Çatlak varsa
  • Dolgunun bir parçası düşmüşse
    Dolguların daha uzun süre dayanmaları için temizleme için düzenli doktor ziyareti, dişlerin fluoridli macunla fırçalanması ve günde en az bir kere diş ipi kullanımı gerekmektedir. Fluorid dişleri güçlendirerek olası çürükleri engeller. Diş hekimi aynı zamanda bu dişlerin uçlarına fluorid cilası da sürebilir.

    Dolguların Değişmesi

    Eski dolgunuzu çıkarmadan, diş hekimi tedavi seçeneklerini size anlatır. Eski dolguyu çıkarıp yenisini takmadan tamir etmek genelde mümkündür. Ama bütün dolgu değişecekse, diş hekimi kullanılacak olan malzemeyi yeniden değerlendirir.

    Diş hekiminize tercih ettiğiniz görünüm, şekil ve işlevselliği anlatın. Böylece diş hekimi de size en uygun malzemeyi seçebilir.

    Burada önemli olan amalgam dolguların değişmesi gerektiği zaman sökülmeleri esnasında çok fazla açığa çıkan civa buharı ve parçaları hem hasta hem de hekim ve yardımcı personeli için tehli olabilir bunun için ekstra önlem alınması tavsiye edilir.

Источник: https://www.onurozturk.com/dis-dolgusu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.