Koku ve Tat Alamayanların Dünyasına Tanık Olundu!

Tat ve Koku Alma Bozukluğu

Koku ve Tat Alamayanların Dünyasına Tanık Olundu!

Duyu sorunları, günlük yaşamımızı olumsuz etkileyen sorunların başındadır. Koku ve tat alma duyularımız, hem yemeye karşı iştahımızı açarak hem de sosyal aktivitelerden aldığımız hazzı artırarak, yaşamımızı güzelleştirir.

Koku ve tat almada sorun yaşadığımız zaman ise, daha az yemek yer, sosyal aktivitelere daha az zaman ayırır ve kendimizi kötü hissederiz. Koku ve tat alma duyularımız bizi yangın, zehirli gaz ve bayat yiyecekler gibi tehlere karşı korur.

Koku alma sorunu; sinüs hastalığının, burun deliklerinde büyümenin veya kimi zaman beyin tümörlerinin habercisi olabilir.

Koku ve tat alma sistemi nasıl çalışır?

Koku ve tat alma, kimyasal algılama sistemimize aittir. Koku ve tat almanın karmaşık süreci, etrafımızdaki maddelerden salınan moleküllerin; burun, ağız ve boğazdaki özel sinirleri uyarmasıyla başlar. Bu hücreler, mesajları, spesifik koku ve tatların tanımlanmış olduğu beyne iletir.

Koku (koku siniri) hücreleri, etrafımızdaki kokular (bir gülün ya da fırındaki ekmeğin kokusu gibi) tarafından uyarılır. Bu koku hücreleri, burun boşluğunun üstünde burnun içini kaplayan epitel doku üzerinde yer almaktadır.

Tat (tat sinir) hücreleri, ağız ve boğazın tat tomurcukları içinde bulunur ve tükürükle karışmış yiyecek ve içeceklere tepki verir. Dil üzerinde görülebilen küçük yumruların çoğu tat tomurcuğu içerir. Bu yüzey hücreleri, tat bilgisini yakında bulunan ve mesajı beyne ileten sinir liflerine gönderir.

Vücudumuzun kimyasalları algılayabilmesi; tat ve koku almamıza katkıda bulunan diğer bir duyu mekanizmasıdır. Bu sistemde, özellikle gözler, burun, ağız ve boğazın nemli yüzeyinde bulunan binlerce serbest sinir ucu; amonyağın keskinliğini, mentolü serinliğini gibi duyuları algılamamızı sağlar.

Koku ve tat alma bozukluğuna yol açan faktörler nelerdir?

Bilim insanları, koku alma duyusunun en gelişmiş olduğu çağların 30-60 yaş arası olduğunu öne sürmektedir. 60 yaşından sonra koku alma duyusu, azalmaya başlar ve yaşlıların büyük bir çoğunluğu koku alma yetisini kaybeder. Yapılan araştırmalara göre, kadınlarda koku alma duyusu, erkeklere kıyasla daha gelişmiştir.

Bazı kişilerin koku ve tat alma duyuları doğuştan az gelişmiştir. Bunun nedeni kimi zaman üst solunum yolu enfeksiyonlarıyken, kimi zaman kafa travması olarak belirtilir. Ayrıca, burun ve sinüs boşluğundaki polipler, hormonal değişiklikler veya diş hastalıkları da koku ve tat duyularının yitmesine neden olabilir.

Böcek ilacı gibi kimyasallara ve bazı ilaçlara uzun süreli maruz kalmak da bu sorunun kaynağı olabilir.

İnsanların en çok maruz kaldığı kirliliğin en yoğun biçimi ise sigaradır. Sigara, koku ve tat alma yetisini olumsuz etkiler. Sigarayı bırakmak, bu yetileri yeniden kazandırır.

Baş ve boyun kanseri olan ve radyoterapi uygulanan hastalar için de koku ve tat alma bozukluğu tipik bir şikayettir. Bu bozukluk, sinir sistemi hastalıklarında da görülebilir.

Ayrıca larenksi (gırtlak) alınan hastalar da koku veya tat alamayabilir. Larengektomi yapılan bu hastalara, tekrar burundan nefes alabilmeleri için özel bir “bypass” tüpü takılır.

Burundan hava akışı artırılarak, koku ve tat alma duyuları yeniden yapılandırılabilir.

Koku ve tat alma bozukluğu nasıl teşhis edilir?

Koku ve tat alma bozukluğunun derecesi, kişinin algılarının açık olacağı şekilde, düşük dozda bir kimyasal ile test edilir. Hastadan farklı kimyasalları koklayarak ve tadına bakarak karşılaştırma yapması istenebilir. Ayrıca, kimyasalın dozu artıkça duyularda artışın olup olmadığı da değerlendirilir.

  • Koku Alma: koku alma duyusunu değerlendirme için kolayca uygulanan “dokun ve kokla” testi yapılır.
  • Tat Alma: Hastalar, farklı kimyasal dozlara farklı tepkiler verir. Bu test de, basit bir “yudumla, tükür ve çalkala” testi ile veya kimyasalın dilin belirli bölgelerine doğrudan teması ile yapılır.

Koku ve tat alma bozukluğunun tedavisi nasıldır?

Kimi zaman, bazı ilaçlar koku ve tat alma bozukluğuna yol açar ve ilaç bırakıldığında veya tedavi değiştirildiğinde bu duyularda iyileşme görülür. Bazı ilaçlar bu tür sorunlara yol açsa da, tedavide antialerjik ilaçlar başta olmak üzere birtakım ilaçlardan faydalanılır.

Ayrıca ciddi solunum yolu enfeksiyonu veya mevsim alerjisi olan hastalar, iyileşince veya alerji mevsimini geçince de normal fonksiyonlarını kazanabilir.

Polip gibi burun tıkanıklıklarında ise hava akışını yeniden yapılandırmak için cerrahi girişimde bulunulabilir ve kişiye koku ve tat alma duyusu yeniden kazandırılabilir.

Randevu almak için tıklayınız.

Tarih: 2.2.2017 14:55:00, Editör: Fulya Taşan

Bu sayfayı paylaşmak ister misiniz?

Источник: https://www.anatomica.com.tr/tat-ve-koku-alma-bozuklugu

Tatsız ve kokusuz bir yaşam mümkün mü?

Koku ve Tat Alamayanların Dünyasına Tanık Olundu!

Duncan Boak ise 2005'te bir düşme sonucu ciddi bir beyin hasarı geçirerek koku alma duyusunu yitirmiş. Kokunun tat alma duyusunun %80'ini oluşturduğu düşünüldüğünde bu duyunun yitirilmesi büyük bir eksiklik yaratmış.

BBC Türkçe'den Denise Winterman'ın haberine göre, “Açıklaması çok zor ama koku alma duyusunun yitirilmesi sizde sanki kendi hayatınıza seyirciymişsiniz hissi yaratıyor, sanki bir camın ardından bakar gibisiniz” diye tarif ediyor bu duyguyu Boak.

“Etrafınızda olup bitenlere dahil değilsiniz sanki; yaşamın renklerini alıp götüren bir his.”

Boak gibi Cracknell de ciddi bir beyin hasarına uğramış. 2010'da ABD'de bisiklet sürerken Cracknell'e bir petrol tankeri çarpmış. Bu travma sonucu tat ve koku alma duyusunu yitirmiş.

Onun için yemek yemek, hayatta kalmak amacıyla yerine getirmesi gereken bir zorunluluk, tıpkı arabaya petrol almak gibi.

Duyu yitiminin sonuçları

Tat alma duyusunun yitimi, ya da tıp dilindeki adıyla agüzi, nadir bir olay ve günlük yaşam üzerindeki etkisi daha az.

Tat alma duyusunu yitirdiğini düşünen birçok insan aslında koku duyusunu yitirmiştir. Tıptaki adıyla anozminin fiziksel ve psikolojik etkisi çok yönlüdür ve büyük tahribata yol açabilir.

Duyuları İnceleme Merkezi'nin kurucu ve yöneticisi Profesör Barry Smith, “Araştırmalar koku alma duyusunu yitirenlerin görme duyusunu yitirenlerden daha ağır ve daha uzun süreli depresyon geçirdiğini ortaya koyuyor,” diyor.

“Koku fazlasıyla hafife alınan bir duyu. Onu yitirince sadece yemek yeme zeini yitirmiyorsunuz, aynı zamanda hiçbir yer ve hiç kimse artık tanıdık gelmiyor size. Koku hafıza ile yakından bağlantılı.

Bu duygusal yetinin yitimiyle baş etmek oldukça zordur.”
Sue Mounfield ise üç yıl önce geçirdiği gribin ardından koku alma duyusunu yitirmiş.

Kokusunu en çok özlediği şeylerin yemek olmadığını ifade ediyor.

“Çocuklarımın, evimin, bahçemin kokusunu özlüyorum en çok. Bunları kaybettiğinizde aslında bu kokuların ne kadar değerli ve rahatlatıcı olduğunu anlıyorsunuz. Size yerleşmişlik dugusu veriyor. Onlar olmadan sanki hayatıma dışarıdan bakıyor, onu yaşamıyorum” diyor.

Koku duyusunun yitimi ile dünya da daha tehli hale geliyor. Smith, anne karnındayken bile vücudumuza yarayacak şeyleri alma, zararlı toksinleri reddetme bakımından koku ve tadın büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Boak, depresyon nedenini kazadan altı yıl sonra anlamış, koku alma duyusu ile ilgili yazılar okuduktan sonra. Bunun üzerine İngiltere'nin ilk anozmi destek grubunu, Beşinci Duyu'yu kurmuş.

Hastalık habercisi

Kesin rakamlar bilinmemekle beraber, ABD ve Avrupa'da nüfusun %5'inin tat ya da koku alma duyusunu yitirdiği tahmin ediliyor.

Koku duyusu yitiminin değişik nedenleri var. Bazıları bu duyuya sahip olmadan doğabildiği gibi, bu sorun kafanın ön tarafında bir hasar ya da enfeksiyon sonucu da meydana gelebiliyor.

Yaşlanma da bir etken olarak gösteriliyor. 75 yaşından sonra tat ve koku duyuları hızla yitime uğruyor.

Tat ve koku duyusunda açıklanamayan yitimler MS, Parkinson ya da Alzheimer gibi bazı beyin hastalıklarının habercisi olabiliyor.

Doktorlar da çoğunlukla bu sorunu önemsiz görebiliyor. Mounfield “Acı çekmediğiniz çin doktorlar size sadece bu sorunla yaşamayı öğrenmenizi tavsiye ediyor” diyor.

Tedavi mümkün mü?

Tıp dışındaki alanlarda ise insanlar bunu ilginç ve komik bir olay olarak görüyor.

Tat ve koku alma duyusu kaybının ciddi fiziksel etkileri de olabiliyor. Yemekten ze almadıkları için kilo kaybı sözkonusu oluyor.

Boak, duyu kaybından sonra yemek yemek çok zor geldiği için hastanelik olanlarla karşılaştığını söylüyor.

Anozminin tedavisi ona neden olan etkenlere bağlı. Bazıları zaman içinde bir parça daha iyi koku alabilirken, bazılarında kayıp daimi olabiliyor.

Duyu geri geldiğinde ise beyin onu yeniden kodladığı için hiçbir şeyin tadı ve kokusu eskisi gibi olmuyor. Yani çikolata et gibi kokabiliyor.

Fakat uzmanlar, görme ve işitme duyularının tersine koku alma duyusunun terbiye yoluyla geliştirilebileceğini söylüyor.

Almanya'da Dresden Üniversitesi Koku ve Tat Kliniği'ni işleten Profesör Thomas Hummel'in yaptığı araştırmalarda, gül yağı, limon ve karanfil baharatı gibi güçlü kokuların 12 hafta boyunca sürekli tekrar tekrar koklanması yoluyla koku alma duyusunda gelişme kaydedilebileceği görüldü.

Fakat Boak açısından sorun, elinde kalanla yetinip geliştirme sorunu. Hala tat alma duyusuna sahip olan Boak yiyeceklerdeki tatlı ve tuzlu tatları ayırabiliyor.

Yemeklerin kıvam ve dokusu da daha fazla önem kazanmış onun için.

“Koku alma duyumu yitirmeden önce hiç aklıma gelmezdi bu konuda uzmanlaşacağım ama şimdi doku farklarından farklı domates türlerini bile ayırt edebiliyorum” diyor Boak.

Источник: https://t24.com.tr/haber/tatsiz-ve-kokusuz-bir-yasam-mumkun-mu,233239

Tatsız ve kokusuz bir yaşam nasıl sürdürülür?

Koku ve Tat Alamayanların Dünyasına Tanık Olundu!

Denise Winterman BBC Magazin

Olimpiyatlarda çifte altın madalya kazanan James Cracknell, geçirdiği bir beyin travması nedeniyle tat ve koku alma duyularını yitirdiğini söylüyor. Bu duyular olmadan nasıl bir yaşam sürdürülür?

Duncan Boak ise 2005'te bir düşme sonucu ciddi bir beyin hasarı geçirerek koku alma duyusunu yitirmiş. Kokunun tat alma duyusunun %80'ini oluşturduğu düşünüldüğünde bu duyunun yitirilmesi büyük bir eksiklik yaratmış.

“Açıklaması çok zor ama koku alma duyusunun yitirilmesi sizde sanki kendi hayatınıza seyirciymişsiniz hissi yaratıyor, sanki bir camın ardından bakar gibisiniz” diye tarif ediyor bu duyguyu Boak.

“Etrafınızda olup bitenlere dahil değilsiniz sanki; yaşamın renklerini alıp götüren bir his.”

Boak gibi Cracknell de ciddi bir beyin hasarına uğramış. 2010'da ABD'de bisiklet sürerken Cracknell'e bir petrol tankeri çarpmış. Bu travma sonucu tat ve koku alma duyusunu yitirmiş.

Onun için yemek yemek, hayatta kalmak amacıyla yerine getirmesi gereken bir zorunluluk, tıpkı arabaya petrol almak gibi.

Duyu yitiminin sonuçları

Tat alma duyusunun yitimi, ya da tıp dilindeki adıyla agüzi, nadir bir olay ve günlük yaşam üzerindeki etkisi daha az.

Tat alma duyusunu yitirdiğini düşünen birçok insan aslında koku duyusunu yitirmiştir. Tıptaki adıyla anozminin fiziksel ve psikolojik etkisi çok yönlüdür ve büyük tahribata yol açabilir.

Duyuları İnceleme Merkezi'nin kurucu ve yöneticisi Profesör Barry Smith, “Araştırmalar koku alma duyusunu yitirenlerin görme duyusunu yitirenlerden daha ağır ve daha uzun süreli depresyon geçirdiğini ortaya koyuyor,” diyor.

“Koku fazlasıyla hafife alınan bir duyu. Onu yitirince sadece yemek yeme zeini yitirmiyorsunuz, aynı zamanda hiçbir yer ve hiç kimse artık tanıdık gelmiyor size. Koku hafıza ile yakından bağlantılı. Bu duygusal yetinin yitimiyle baş etmek oldukça zordur.”

Sue Mounfield ise üç yıl önce geçirdiği gribin ardından koku alma duyusunu yitirmiş. Kokusunu en çok özlediği şeylerin yemek olmadığını ifade ediyor.

“Çocuklarımın, evimin, bahçemin kokusunu özlüyorum en çok. Bunları kaybettiğinizde aslında bu kokuların ne kadar değerli ve rahatlatıcı olduğunu anlıyorsunuz. Size yerleşmişlik dugusu veriyor. Onlar olmadan sanki hayatıma dışarıdan bakıyor, onu yaşamıyorum” diyor.

Koku duyusunun yitimi ile dünya da daha tehli hale geliyor. Smith, anne karnındayken bile vücudumuza yarayacak şeyleri alma, zararlı toksinleri reddetme bakımından koku ve tadın büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Boak, depresyon nedenini kazadan altı yıl sonra anlamış, koku alma duyusu ile ilgili yazılar okuduktan sonra. Bunun üzerine İngiltere'nin ilk anozmi destek grubunu, Beşinci Duyu'yu kurmuş.

Hastalık habercisi

Kesin rakamlar bilinmemekle beraber, ABD ve Avrupa'da nüfusun %5'inin tat ya da koku alma duyusunu yitirdiği tahmin ediliyor.

  • Tat alıcıları dilin ön, arka ve yan tarafları ile ağzın arka ve üst kısmında yer alır.
  • Bu alıcılar yiyeceklerin molekülleri ile birleşerek beyne sinyal gönderirler.
  • Tat dediğimiz şey beynin bu uyarıcıları algılama biçimidir; tatlar tuzlu, acı, tatlı, ekşi, umami ve yağlı olarak ayrılır.
  • Tat duyusunda, yediğimiz yemeklerin moleküllerini ayırt eden ve burunda yer alan koklama nöronları büyük rol oynar.
  • Tat, yemek molekülleri ağzın üst kısmından, alıcı hücrelerin bulunduğu buruna doğru geçerken ağızda da tespit edilebilir.

Koku duyusu yitiminin değişik nedenleri var. Bazıları bu duyuya sahip olmadan doğabildiği gibi, bu sorun kafanın ön tarafında bir hasar ya da enfeksiyon sonucu da meydana gelebiliyor.

Yaşlanma da bir etken olarak gösteriliyor. 75 yaşından sonra tat ve koku duyuları hızla yitime uğruyor.

Tat ve koku duyusunda açıklanamayan yitimler MS, Parkinson ya da Alzheimer gibi bazı beyin hastalıklarının habercisi olabiliyor.

Doktorlar da çoğunlukla bu sorunu önemsiz görebiliyor. Mounfield “Acı çekmediğiniz çin doktorlar size sadece bu sorunla yaşamayı öğrenmenizi tavsiye ediyor” diyor.

Tedavi mümkün mü?

Tıp dışındaki alanlarda ise insanlar bunu ilginç ve komik bir olay olarak görüyor.

Tat ve koku alma duyusu kaybının ciddi fiziksel etkileri de olabiliyor. Yemekten ze almadıkları için kilo kaybı sözkonusu oluyor.

Boak, duyu kaybından sonra yemek yemek çok zor geldiği için hastanelik olanlarla karşılaştığını söylüyor.

Anozminin tedavisi ona neden olan etkenlere bağlı. Bazıları zaman içinde bir parça daha iyi koku alabilirken, bazılarında kayıp daimi olabiliyor.

Duyu geri geldiğinde ise beyin onu yeniden kodladığı için hiçbir şeyin tadı ve kokusu eskisi gibi olmuyor. Yani çikolata et gibi kokabiliyor.

Fakat uzmanlar, görme ve işitme duyularının tersine koku alma duyusunun terbiye yoluyla geliştirilebileceğini söylüyor.

Almanya'da Dresden Üniversitesi Koku ve Tat Kliniği'ni işleten Profesör Thomas Hummel'in yaptığı araştırmalarda, gül yağı, limon ve karanfil baharatı gibi güçlü kokuların 12 hafta boyunca sürekli tekrar tekrar koklanması yoluyla koku alma duyusunda gelişme kaydedilebileceği görüldü.

Fakat Boak açısından sorun, elinde kalanla yetinip geliştirme sorunu. Hala tat alma duyusuna sahip olan Boak yiyeceklerdeki tatlı ve tuzlu tatları ayırabiliyor.

Yemeklerin kıvam ve dokusu da daha fazla önem kazanmış onun için.

“Koku alma duyumu yitirmeden önce hiç aklıma gelmezdi bu konuda uzmanlaşacağım ama şimdi doku farklarından farklı domates türlerini bile ayırt edebiliyorum” diyor Boak.

Источник: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/07/130701_tat_koku_duyusu

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.