Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

içerik

Kalın Bağırsak Kanamaları

Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

Sevgili dostlar,

Bugün sizlere toplumda sıklıkla karşılaştığımız bir bulgudan, makattan kanamalardan bahsediyoruz. Bu kanama nedenleri çok farklı olmakla beraber, kalın bağırsak kanaması ile ilişkilendirilen halkın en korktuğu, buna karşın neden olarak 3. sırada gördüğümüz kolon kanserlerinden biraz bilgi aktarmak istiyorum.

Kolon diye adlandırdığımız kalın barsak, yaklaşık 1,5 -2 metre uzunluğundaki sindirim sisteminin ince barsaktan sonra gelen kısmıdır. Alt GİS kanamaları ise ince barsak ile kalın barsaktan kaynaklanan kanamalardır ve kabaca 1000 kişide 2 oranında görülmektedir.

Alt sindirim sistemi kanamaları içinde halkın en çok korktuğu neden ise kolon kanserleridir. Özellikle batılı ülkelerde sık karşılaşılan kolon kanseri oldukça büyük bir öneme sahiptir. Toplumda görülme sıklığı 10000 de 5 dolayındadır.

Erkekte ve kadında eşit oranda görülen kolon kanseri bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakımından 3. sırada yer alır.

Alt Sindirim Sistemi Kanama Nedenleri

  • En sık neden hemoroidlerdir.
  • Divertikülozis koli: Ağrısızdır.
  • Kolon kanserleri
  • Angiodisplazi ( Yaşlı kişilerde özellikle sağ kalın barsakta görülür. Bu hastalarda sıklıkla hipertansiyon ve kalpte aortta hastalık vardır. )
  • Diğer nedenler: İnflamatuar barsak hastalıkları, polip dediğimiz iyi huylu küçük tümörler ve ,Meckel divertikülü dediğimiz ince barsağın son kısmında görülen bir ceptir.

Bu nedenler içinde en önemlisi başta da bahsettiğim gibi kolon kanseridir.

Bugün size ağırlıklı olarak bu hastalıktan bahsetmek istiyorum.

Kolon kanserinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir fakat oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler vardır. Kalıtsal etkenler bu konuda büyük öneme sahiptir. Ailesinde kolon kanseri olan kişilerde kansere yakalanma ihtimali normalden daha yüksektir.

Ayrıca daha önceden meme ve yumurtalık kanserini geçirmiş kişilerde ve ailelerinde kolon kanseri sıklığı daha fazladır. Bazı kalıtım yoluyla geçen hastalıklar kolon kanserine neden olabilmektedir.

Bunların dışında ülseratif kolit ve crohn hastalığı da kolon kanseri ihtimalini arttırır.

Beslenme, kolon kanserinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle batı tipi fast food dediğimiz beslenme kolon kanseri ihtimalini arttırır. Kolon kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu iddia edilmektedir.

Ayrıca bazı kimyasal maddeler de kolon kanseri nedenleri arasındadır. Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kolon kanserinin daha sık oranlarda görülmesi bu iddiayı güçlendirmektedir.

Kolon Kanserinin Belirtileri

En önemli belirtisi hematokezya adını verdiğimiz makattan taze, parlak kırmızı şeklinde kanlı dışkılamadır.

Kolon kanserinin başlangıç evresinde karında dolgunluk hissi, hafif ağrı, iştah kaybı, ishal ortaya çıkar. Ayrıca kabızlık olabilir. Kullanılan ilaçlara rağmen kabızlık devam edebilir. Bu evrede barsak henüz daralmamıştır ve belirtiler kolon kanseri tanısı koymak için yeterli değildir.

Fakat hastada bu tip şikayetlerin olması hastanın mutlaka incelenmesini gerektirir. Kolonoskopi, rektosigmoidoskopi gibi isimler verdiğimiz görüntüleme yöntemleri kalın barsaktaki kanama nedeni olabilecek tüm hastalıkları ortaya koyar.

Böylece herhangi bir kanser varsa erken tanı konmuş olur ve hastaların ameliyatı ve yaşamı için çok önemli bir zaman kazanılmış olur.

Başlangıç evresinde tespit edilmeyen kolon kanseri ilerler ve kalın barsak daralmaya başlar. Daralma ortaya çıkarsa barsaktan dışkı geçişi zorlaşır, hasta kabızlık veya ince dışkılama şikâyeti ile gelir. Hastada önce kabızlık daha sonra ağrı atakları başlar.

Sıklıkla ülkemizde erken evrede doktora başvurulmadığından hastaları daha çok kabızlık ve kalın barsakta daralma sonuçları ile görmekteyiz. Kolon kanseri erken tanı konulmaz ve ilerlerse belirtiler ağırlaşır. Yorgunluk, kilo ve iştah kaybı, kansızlık ortaya çıkar ve.

barsak tamamen kapanabilir, Çok ilerlemiş evrelerde görülen bu durumlar acil tedavi gerektirir. Hastanın bu ileri evreleri tedaviyi oldukça zorlaştırır.

Hastalığın Tanısı:

Hastalığın tanısı günümüzde oldukça kolaydır. Kolonoskopi ile hastanın bütün kalın barsağı görüntülenir. Bu sırada, polip varsa alınır ve incelenir. Risk altındaki kişiler ve polip alınan kişiler kolonoskopi ile takip edilir. Doktorun gerekli gördüğü sıklıkta bu işlem tekrarlanır.

Kolonoskopi ile tüm kalın barsak görüntülenirken, rektosigmoidoskopi ve anaskopi dediğimiz yöntemle yalnız kalın barsağın makata yakın en fazla 20 cm lik bölümü incelenebilmektedir. Bu yöntemler kalın barsak kanserlerinin % 75’ i bu bölümde görüldüğü için geçerliliğini korumaktadır.

Ayrıca gaitada gizli kan araştırılır. Bu yöntem ile dışkıda saptanması zor olan az miktardaki kanamalar saptanır. Bunların dışında gerekirse barsaktan parça alınır ve incelenir.

Kolon Kanseri Tedavisi

Kalın barsak kanserlerinde öncelikli tedavi cerrahidir. Cerrahi tedavide hastalıklı kalın barsak bölümü güvenli sınırlardan kesilerek onu besleyen kan damarları, eşlik eden ve yayılma riski taşıyan lenf bezleri, çevre yağ dokusu ile beraber çıkarılır. Artık günümüzde total mezo eksizyonu denilen cerrahi tedavi yöntemi kullanılmaktadır.

Bu yöntem sayesinde eski cerrahiye göre kanserin tekrarlama oranı %30 azalır. İşte bu oran nedeniyle kalın barsak kanserlerinde mutlaka total mezo eksizyonu tekniği kullanılmalıdır. Cerrahi tedaviye ek kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de kullanılır. Erken tanı konulan kanserlerde tedavi oranı % 80 dir. Daha geç evrelerde bu oran % 60 ın altına inmektedir.

Ameliyatların % 5 inde kalın barsak kalıcı olarak karın duvarına bağlanmaktadır. Bu ameliyatları uygun vakalarda, kapalı yöntem dediğimiz Laparoskopik yöntemle de yapabilmektedir. Nitekim bizler İzmir’ de kolon kanseri tedavisinde laparoskopik teknik dediğimiz bu kapalı yöntemi rahatlıkla uygulayabiliyoruz.

Tüm dünyada olduğu gibi bu hastalıklarda da kapalı yöntem açık cerrahinin yerini alıyor, ameliyat sonrası konforunun çok iyi olması, daha kısa sürede günlük yaşama dönme şansı gibi nedenler bizi İzmir’ de bu yöntemi yerleştirmeye yöneltti. Ameliyat sonrası kanserin yayılım durumuna göre kemoterapi tedavisi kullanılmaktadır.

Amaç geride kalmış olan veya kalma riski olan kanser hücrelerinin yok edilmesidir. Kemoterapinin yan etkileri çoğunlukla geçicidir. Radyoterapi ise ameliyat öncesi veya sonrası kullanılabilinir. Kalın barsağın son 10 cm içinde yer alan kanserlerde tekrar oranını azaltmak için ameliyat öncesi radyoterapi yapılması önerilir. Gerekirse ameliyat sonrası da radyoterapi verilebilir.

Bu konuda karar cerrah ile beraber onkoloji uzmanının da bulunduğu bir konsey tarafından alınmalıdır. Multidisipliner adı verilen bu yaklaşım kanser tedavilerinde başarı şansını yükseltmektedir.

Ameliyat sonrası hastalar 5 yıl süre ile takip edilir. Takip ilk iki yıl daha kısa aralıklarla yapılır. Ancak 5 yıldan sonra takip hastalığa yakalanmamış kişiler gibi devam etmelidir.

Kolon Kanserinden Korunma

Fazla lifli gıdalarla beslenme kolon kanserine karşı koruyucudur. Yapılan deneylerle bu durum ispatlanmıştır. İnsanlarda bol miktarda lifli besinlerin tercih edilmesi kolon kanseri görülme sıklığını azaltmaktadır.

Çünkü bu maddeler, kanserojen maddelerin yoğunluğunu azaltmaktadır. Yağlı besinlerle kolon kanseri arasında doğrudan ilişki vardır. Yağ oranı az besinlerin tüketilmesi gerekir. Kırmızı et ve yağlı besinler kolon kanseri ihtimalini arttırmaktadır.

Bu nedenle bu besinlerin az miktarlarda tüketilmesinde fayda vardır.

Kolon kanserinden korunmanın en önemli yolu ise düzenli kontroller yaptırmaktır. Yapılan muayene ve kolon görüntüleme yöntemleri hastalığı önlemek veya erken tanı koymak için gereklidir.

Özellikle ailesinde kolon kanseri olanların ve risk altındaki kişilerin düzenli olarak kontrollerini yaptırması biz doktorlara hastayı bu hastalıktan kurtaracak, ömür boyu bu hastalıkla ilgisini kesecek olan zaman dilimini sağlayacaktır.

Bunların dışında egzersiz yapmak, yeşil çay tüketmek bağırsak düzenini sağladığından dolayı koruyucudur. Yeşil çayda bulunan bir maddenin kanser gelişimini önlemede etkili olduğu belirtilmektedir.

Sevgili dostlar,

Makattan gelişen kanamalarınızda gastroenteroloji veya cerrahi konusunda uzmanlaşmış hekimlerin kontrolünden geçmek sizi korkutmasın.

Artık günümüzde kolonoskopi denilen tetkik hastalara hafif bir anestezi verilerek uygulanmakta ve hasta hiçbir ağrı hissetmemektedir.

Bu kadar kolay bir tetkikin bir hayat sunduğu günde bize sunulan bu olanağı yalnız korku nedeniyle kullanmamak kendimize ve yakınlarımıza karşı kötülüktür.

Dr. Berkhan Savaşçın

Источник: //www.berkhansavascin.com.tr/tr/icerik/34/kalin-bagirsak-kanamalari

Kalın Bağırsak Kanseri Belirtileri

Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

Kolon diye adlandırdığımız kalın bağırsak; ince bağırsak ve anüs arasında yer alır. Toplam uzunluğu 1.5 metre ile 2 metre arasında değişen kalın bağırsak, sindirim sisteminin beşte birini oluşturur. Çekum, kolon, rektum ve anal kanal olmak üzere dört bölüme ayrılır.

Kalın bağırsak, aynı zamanda ince bağırsağı çevresinden saran bir konuma sahiptir. Sindirim sisteminin sonunda yer aldığı gibi burada aktif bir rol oynamaz.

Kalın bağırsağın görevi daha çok sindirim sistemine yardımcı olup ince bağırsaktan posa halinde gelen ve burada yeterince sindirilemeyen besinlerin sindirimini üstlenmektir.

Gelen besinler içinde kalan suyun ve inorganik tuzların emilimini yapar. Bu kalın bağırsağın en önemli görevidir.

Çeşitli beslenme bozuklukları ile çok rafine edilmiş yani posasız ve yağlı yiyeceklerin aşırı tüketimi kalın bağırsağın işlevini sekteye uğratır ve kansere yol açar. Ayrıca kişi ya da ailesinde aşırı sigara kullanımı ve obezite görülen kişilerinde bu hastalığa yakalanma riski vardır.

Bu kanser, Batı ülkelerinde görülen en önemli ölüm nedenlerinden biridir. Batı dünyasında en sık rastlanan üçüncü ve ölüme yol açan ikinci kanserdir. Türkiye’de de gittikçe artan bu kanser türü, tümöre bağlı ölümlerin yaklaşık dörtte birini oluşturur.

Kalın bağırsak kanserinin bir diğer adı “Kolorektal Kanser”dir. Kalın bağırsak ve rektumda görülen kötü huylu oluşumlar (tümör) bu kansere neden olur.

Her yaşta görülebileceği gibi hastaların %90’ından fazlası 40 yaş ve üzeri kişilerdir. Bu tehli hastalığa yakalanma riski 40 yaş ve üzeri gruplarda on yılda bir iki katına çıkar. Kalın bağırsak kanseri tanısında genellikle, erken aşamada bir belirtiye rastlanmaz.

  • Bir ebeveyn, kardeş ya da çocuğun 60 yaş ve altında, kalın bağırsak kanseri olması,
  • Birinci derece aile bireylerinin ikisinde, kalın bağırsak kanseri hikayesi olması gibi durumlarda kişi orta risk faktöründedir.
  • Ailesinde 3 ya da daha fazla akrabasında kalın bağırsak kanseri hikayesi olması durumlarında ise kalıtsal veya ailesel kalın bağırsak kanseri riski yüksektir.

Makattan gelen kanın siyahımsı koyu renkte, yapışkan ve kötü kokulu olması mide ve ince bağırsak hastalığının göstergesidir. Kalın bağırsak kanserinde ise parlak kırmızı renktedir. Makattan gelen kanama, damlama şeklinde küçük sızıntılarla ve aktif halde görülen kırmızı renkteki kanama olarak dikkat çeker.

Uzun dönemde az miktarda veya ani bir şekilde çok miktardaki kanama, hastalarda nefes darlığı, halsizlik, bitkinlik, gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

Şiddetli ve uzun süreli kanamalar özellikle 65 yaş ve üstü grubundaki hastalarda %10 ile %20 oranında ölümle sonuçlanabilir. Dikkatli olunmalıdır.

2. Karın Ağrısı

Genellikle gaz sancıları şeklinde ortaya çıkar. Yeri tam belirlenemeyen ağrılardır. Gazın artışı ve karın boşluğunda gezmesi nedeniyle tüm karında ağrı hissedilir. Çoğunlukla birkaç ay sürer ve erken tanıyla tedavi olasılığını arttırır. Bulantı ve sık sık kusma da bu belirtiyle baş gösterebilir.

Bu belirti daha çok sağ kolon kanserinde görülür. Hazımsızlık, halsizlik, bağırsakta delinme ve tıkanma gibi komplikasyonlarla sonuçlanabilir. Birkaç ayda hızlı kilo kaybı (5-10 kilo) gözlemlenir. Bu belirtilerin bir arada görülmesi sağ kolon kanseri şüphesini arttırır.

3. Kansızlık

Hastalığın en önemli belirtisi, ileri yaşlarda ortaya çıkan demir eksiliğine bağlı anemidir. Kişide böyle bir belirti kalın bağırsak kanseri şüphesini arttırır. Diğer belirtilerle birlikte görülen kansızlık, makattan gelen kanamanın uzun süreli olması ya da aniden aşırı büyüklükte bir kanama nedeniyle oluşabilir. 65 yaş ve üzeri hastalarda ölüm riskini arttırır.

4. Bulantı ve Kusma

Bulantı ve kusma genellikle karın ağrısı ve gaz sancısıyla beraber görülen belirtilerdir. Sık kusma nedeniyle hasta halsizleşir. Bulantı ve kusma çoğunlukla birlikte görülmekle beraber farklı nedenlerden ortaya çıkabilir.

Kusma sonucu hastanın vücut ısısında değişiklikler, aniden ortaya çıkan çarpıntılar, baş dönmesi, yutkunmada güçlük çekme, başın ağır gelmesi gibi durumlar gözlemlenebilir. Bu tür durumlar, tümörün bağırsağı tıkaması sonucu bağırsak düğümlenmesi gibi nedenlere bağlı olabilir. Hasta bu süreçte iştah kaybı yaşar.

5. İshal ve Kabızlık

Kalın bağırsak kanserinde görülen bir diğer belirti de ishal ve kabızlık durumlarıdır. İshal ve kabızlık zaman zaman ataklar halinde gelebilir.

İshalde, seyrekleşen ve miktarı fazla olmayan yumuşak dışkı gözlemlenir.

Kabızlıkta ise büyüyen tümörün bağırsak geçişini tıkaması üzerine, bağırsakta düğümlenme görülür. Bununla beraber şiddetli karın ağrısı, karında genişleme (şişlik), ateş ve kusma görülür.

Источник: //evdesifa.com/kalin-bagirsak-kanseri-belirtileri/

Kalın bağırsak kanserinden korunmanın 7 yolu

Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

En önemli özelliği sinsi ve sessiz olması! Bu nedenle de hastaların en az dörtte birine ilk tanı ileri aşamada konuluyor.

Oysa kalın bağırsak kanseri önlenebilir bir kanser türü olduğunu vurgulayan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.

Nurdan Tözün, 1-31 Mart Dünya Kolon Kanseri Farkındalık Ayı ve 3 Mart Dünya Kolon Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada; kolon kanserinden korunmanın 7 yolunu ve kritik önem taşıyan kolonoskopiyi anlattı, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenmenize dikkat edin

Kalın bağırsak kanseri sağlıksız beslenme ile doğrudan ilişkili. Özellikle aşırı yağlı yiyecekler, hayvansal yağ tüketimi ve kırmızı et ağırlıklı beslenme kalın bağırsak kanseri için davetiye çıkarıyor.

Salam-sucuk-sosis-pastırma gibi işlenmiş ve katkılı etten de kaçınmak gerekiyor. Sebze ve meyvenin yetersiz tüketimi sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkilediğinden her gün yeterli ölçüde sebze ve meyve tüketmeyi ihmal etmeyin.

Bol lifli gıda tüketmeye özen gösterin.

Sigara ve alkolden kaçının

Alkol kullanımının kolon ve rektum kanserinde artışa yol açtığı 57 çalışmada gösterilmiş. Günde 50 gram ya da daha fazla alkol içenlerde kolon kanseri riski içmeyenlere göre 1.5 misli artıyor. Alkolün yıkılması sonrası ortaya çıkan, toksik bir kimyasal olan asetaldehid hem DNA’ya hem proteinlere zarar veriyor.

Alkol ayrıca toksik oksijen türevlerinin oluşması yoluyla da DNA’ya hasar vererek kanseri tetikliyor. Alkolün bileşiminde bulunabilecek nitrozamin, fenoller, hidrokarbonlar gibi kanserojen maddelerin etkisini de yabana atmamak gerekiyor. Sigara ve alkol birlikte kullanıldığında kolon kanseri riski daha da artıyor.

İçerdiği nikotin ve diğer toksik artıklar ile sigara kolon tümörünün büyümesine ve kanlanmasının artarak hücre çoğalmasına yol açıyor. Özellikle karaciğer ve yemek borusu kanseri sigaranın alanına girmekle birlikte sigara metabolik artıkları aracılığıyla kolon kanserine hem zemin hazırlıyor hem de kanserli kişilerde tümörün büyümesini ve metastaz yapmasını kolaylaştırıyor.

Fazla kilolardan kurtulun

Fazla kiloların sağlık düşmanı olduğu yapılan pek çok bilimsel çalışma ile kanıtlanmış durumda. Diyabetten kalp ve damar hastalıklarına bir çok soruna yol açan aşırı kilo, kolon kanserine de zemin hazırlıyor. Örneğin 5 kiloluk bir artış kolon kanseri riskini yüzde 5 artırıyor.

Düzenli egzersiz yapın

Modern çağın insan sağlığına verdiği en büyük zararlardan biri olan hareketsizlik hızla yaygınlaşıyor. Oysa her gün en az 45 dakika tempolu egzersiz ya da haftanın en az üç günü en az 30 dakikalık düzenli yürüyüş sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz kurallardan. Düzenli egzersiz kolon kanserinden de korunmada büyük fayda sağlıyor.

Tarama testlerini yaptırın

Kolonoskopi ve dışkıda gizli kan testini 50 yaşın üzerindeki herkes yaptırmalı. Ailenizde kanser öyküsü varsa daha erken yaşta yaptırın. 1. derecede akrabanızda kanser olanlar var ise hastanın mevcut yaşından 10 yıl önce yaptırmaya özen gösterin. Çünkü ailede 1. derecede yakınınızda kolon kanseri olması kanser riskini 2-4 kat artırıyor.

Kalsiyum ve D vitaminine dikkat edin

Kalsiyum ve D vitamininin kolon kanserini önlemede etkinliği konusundaki çalışmalar çelişkili olmakla birlikte kalsiyumun bağırsağa toksik olan ikincil safra asitlerine bağlanarak onları ortamdan uzaklaştırdığı ve onların zararlı etkisini önlediği ileri sürülmekte.

D vitamininin ise kanseri nasıl önlediği tam olarak bilinmiyor. Buna karşın kansere yol açan inflamasyonu (yangı) baskılayarak ve hücre çoğalmasını önleyerek anti-karsinojenik etki gösterdiği kabul ediliyor. Bu nedenle kalsiyum ve D vitamininizin yeterli olmasına dikkat edin.

Stresten uzak durun

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.

Nurdan Tözün “Günümüz koşullarında stresten kaçmak kolay mı? Her ne kadar stresin kanseri tetiklemedeki rolü gösterilememişse de yoğun ve sürekli stres bağışıklık sistemini çökerterek hem enfeksiyonlara hem de kansere karşı direncimizi azaltabilir. Ancak bunu ispat edecek geniş çalışmalara ihtiyaç var. Diğer taraftan düzenli uyku da kanserden korunmada önemli rol oynuyor” diyor.

Kolonoskopi sayesinde erken yakalanıyor!

Kolonoskopi yaptırmanın erken teşhis için çok önemli olduğunu söyleyen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurdan Tözün “Ülkemizde ulusal kolorektal kanser taramaları Aile Sağlığı Merkezleri ile Toplum Sağlığı Merkezleri bünyesindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) tarafından yürütülüyor.

50 yaş üzeri ya da risk grubundaki kişilerin Aile Sağlığı Merkezleri’ne gidip dışkı örneği vermeleri yeterli. Dışkıda gizli kanı pozitif olanlar kolonoskopi yapılmak üzere ilgili merkeze se ediliyor. Bu program başarılı bir şekilde yürütülüyor. Ancak toplumdaki farkındalığın yaygınlaşması gerekiyor” diyor.

Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) ‘polip’ denilen iyi huylu tümörlerin zemininde gelişiyor

Bu poliplerin kolonoskopi sırasında çıkarılarak kanser gelişiminin önlendiğini söyleyen Prof. Dr. Nurdan Tözün “Son yıllarda tarama programlarının da yaygınlaşmasıyla kolon ve rektum kanseri tespit edilen hasta sayısı artıyor. Kolon kanserinin sıklığının genç yaşlarda artış göstermesi üzerine tarama yaşının 40-45 yaşa çekilmesi de gündemde.

Kolonoskopi kolon kanseri sıklığını yüzde 80 azaltıyor. Ancak yapan kişinin deneyimli ve ehliyetli olması, tüm poliplerin çıkarılması, bağırsak temizliğinin çok iyi olması şart.

Ayrıca yeni aletlerle ve hastanın konforu sağlanarak yani sedasyon (uyutma) ile yapılan işlem hiç de zor bir işlem değil ve hayat kurtarıcı kabul ediliyor” diyor. Prof. Dr.

Nurdan Tözün sanıldığının aksine ehil ellerde yapılan kolonoskopi işleminin ve bir gün önceden gereken hazırlığın hiç zor olmadığını vurguluyor.

Kolon kanseri taraması yapılması gereken kişiler

50 yaşın üzerindeki kişiler

Ailesinde 1. derece yakınlarında (anne, baba, kardeş) kalın bağırsak kanseri olanlar,

Daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri tanısı almış olanlar

Ailesinde kolon polibi, ailevi polipozis ya da ailevi non polipozis kanser hastalıklarından biri bulunan kişiler

Daha önce kendisinden polip çıkarılmış olanlar

8 yıllık kronik iltihabi bağırsak hastalığı bulunan kişiler öncelikle kansere yatkın olup düzenli taranması gereken gruplar arasında.

Bu belirtilere dikkat!

Karın ağrısı

Makattan kan gelmesi. (Makattan gelen kan çoğunlukla hemoroide bağlandığından yanıltıcı olabiliyor. Bu nedenle mutlaka uzmana görünün.)

Dışkıda taze kan olması

Bağırsak alışkanlığında değişme (Normalken kabız ya da ishal olma)

Açıklanamayan kilo kaybı

Kansızlık (Baş dönmesi, halsizlik)

D vitamini eksikliği neden bu kadar önemli?

Источник: //indigodergisi.com/2018/03/kalin-bagirsak-kanseri-kolon-kolonoskopi/

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

Kolon kanseri hakkında bilgi vermeye başlamadan önce bu organın ne olduğunu, vücudumuzdaki işlevi ve yeri gibi bazı detayları paylaşarak bir giriş yapalım. Kolon dediğimiz kısım kalın bağırsağın üst kısmını oluşturan, dar bölümdür.

Halk arasında kolon için kullanılan kalın bağırsak ifadesi bu sebeple yanlış olmaz. Bir sindirim sistemi olan kolon anüs ile ince bağırsak arasında yer almaktadır.

Ortalama uzunluğu 1,5-2 metre olan kalın bağırsak sindirim sisteminin beşte biri gibi büyük bir kısmını kaplamaktadır.

Kalın bağırsağın baş kısmındaki geniş yere çekum adı verilir. Buradan sonra daralarak devam eden kısım asıl kolon dediğimiz bölümdür. Sonrasında ise rektum denilen bölüm bulunmaktadır.

Kalın bağırsak ince bağırsağı çepeçevre sarmış vaziyettedir. Toparlayacak olursak kalın bağırsak; çekum, kolon, rektum ve anal kanal olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır.

Kolonun görevi su ve mineralleri alınan besinden ayırıp, geri kalanı dışkı yoluyla atılmak üzere anüste depolamaktır.

Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

İnce bağırsak kanserine göre görülme sıklığı daha fazladır. Hatta dünya üzerinde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğu bilinmektedir. Sağlık Bakanlığı'na göre ülkemizde en sık görülen ilk beş kanser arasında yer almaktadır.

  Her yaşta görülebilen kolon kanseri daha çok 50 yaş üstü insanlarda meydana gelir.

Sebebi tam olarak netleştirilmese de, genetik yatkınlık, inflamatuar hastalıklar, sağlıksız beslenme, kötü yaşam koşulları, bağırsaklarda meydana gelen polipler en önemli nedenler arasında gçsterilmektedir.

Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri Nedir?

Yukarıda genel hatlarıyla bahsettiğimiz gibi kolon aslında kalın bağırsağın bir bölümüdür. Bu sebeple kolon kanseri ifadesini duyduğumuz an aklımıza kalın bağırsak kanseri gelmelidir. Kalın bağırsak ağız yoluyla alınan besinlerdeki suyun, inorganik tuzların ve yağ asitlerinin emilimini yapmaktadır. Emilim sonrası geriye kalan besin dışkılama yoluyla atılmak üzere anüste bekletilir.

Anüs ise kalın bağırsağın çıkış noktasıdır. Buradaki hücrelerin DNA'sında meydana gelen hasar sonucu, kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla kanser meydana gelmektedir. Kolonda meydana gelen kansere ise kolon kanseri veya kalın bağırsak kanseri adı verilir. Cinsiyet olarak değerlendirdiğimizde erkek ve kadınlarda görülme oranı hemen hemen aynıdır.

Tüm kanserler arasında ise en sık görülen 3. kanser türüdür. Her yaşta görülen vakalar olsa da, genel olarak bakıldığında 50 yaş ve üzeri kişilerin daha çok kolon kanserine yakalandığı bilinmektedir.

Kanser oluşumu ilk etapta kolonda yer alan hücrelerde başlar, daha sonra dalga dalga yayılım gösterir. Eğer erken tanı konulmazsa en yakındaki organlara, lenf bezlerine ve kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer kısımlarına da yayılır.

Kolon Kanserinin Evreleri Nelerdir?

Kolon kanseri hastalığın seyrine göre 4 evre halinde meydana gelmektedir. Hastalığın derecesini, hangi organlara geçtiğini ve tedavide doğru adımlar atılması adına evreleme yapılmaktadır.

  • Evre I: Hastalığın erken evresidir. Kanser hücreleri veya tümör henüz bağırsağın iç ve orta tabakalarındadır.
  • Evre II: Tümör kolonun daha derin duvarlarına yayılmaya başlamıştır. Fakat kanser lenf nodlarına sıçramamıştır. Patolojik inceleme sonrasında kanserin yüksek dereceli olduğunun görülmesi ve komşu organlara yayılmış olmasıyla cerrahi operasyon gerçekleştirilir ve radyoterapi uygulanır.
  • Evre III: Kanser artık lenf nodlarına yayılmış haldedir ancak diğer organlara veya vücudun diğer bölgelerine sıçramamıştır.
  • Evre IV: Hastalığın son ve en ileri safhası olan bu evrede kanser akciğer, karaciğer gibi hayati önemi olan organlara sıçramıştır.

Kolon Kanserinin Nedenleri (Sebepleri) Nelerdir?

Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi kolon kanseri için de asıl sebep budur, şu hatalar yapıldığı için meydana gelmektedir gibi kesin cümleler kurmak imkansızdır.

Ancak şimdiye kadar meydana gelen vakalardan derlenen bilgilere ve istatistiklere bakıldığında genetik faktörlerin büyük etken olduğu göze çarpmaktadır.

Yani ailede daha önce kolon kanseri olan biri varsa, siz de risk altındasınız demektir.

Sadece kolon kanseri değil, birinci derece akrabanızdan herhangi biri daha önce meme veya yumurtalık kanseri geçirdiyse de yine riskli grup içerisindesiniz demektir. Bunun yanında gardner sendromu, ailesel polipozis, ülseratif kolit ve crohn gibi hastalıklar da kolon kanserinin nedenleri arasında görülmektedir.

Kötü beslenme burada da karşımıza çıkıyor. Hayvansal yağ içeren gıdaları çok fazla tüketmek, yeterince meyve-sebze yememek ve tabi ki aşırı sigara içmek kolon kanserinin sebeplerindendir. Bir diğer sebep ise ileri yaş. Yapılan araştırmalar kolon kanserine yakalanan kişilerin çoğunun 50 yaş ve üzerinde olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Bağırsaklardaki polipler de kansere neden olabilmektedir. Aşırı yağlı ve sağlıksız beslenmek, kilolu olmak, sigara ve alkol tüketimi poliplerin oluşmasına sebep olur.

Rutin olarak yapılan tarama testlerinde polipler fark edilir ve hemen alınırsa kansere dönüşmez. Ancak varlığı fark edilmeyen polipler, kolon kanseri riskini doğurmaktadır.

Boyları 1 – 2  cm arasında olabilen bu polipler kendiliğinden geçmez, genetik yatkınlık taşır, aşırı stresli ve hareketsiz yaşam sürenlerde daha fazla görülmektedir.

Kolon Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

İştah kaybı, çabuk yorulma, zayıflama, hemen doyma hissi, kabızlık gibi belirtiler kolon kanserinin ilk habercilerindendir. Bunlar arasında en belirgin ve sık rastlanan belirti kabızlık yani hemoroiddir. Başlı başına bir hastalık olan hemoroidinnedenlerini öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayın.

Eğer bağırsakta bir tümör meydana geldiyse bu ilk olarak karında bir ağrı yapar. Sonrasında dışkılamada zorluk hissi çekersiniz. Çünkü oluşan tümör bağırsaklarda tıkanıklık yapacak ve dışkılama anında şiddetli ağrılara sebep olacaktır.

Hatta gaz çıkarmak bile hasta için işkence haline gelmektedir. Kendini çok net bir şekilde gösteren diğer bir belirti de; kanlı dışkı ve dışkının çapında daralma olmasıdır.

Kendinizde böyle bir durum gözlemlediğiniz an bir hekime muayene olmalısınız.

Ancak kolon kanserinin tanısı oldukça kolaydır. Kolonoskopi sayesinde kalın bağırsak tüm ayrıntılarıyla incelenebilmektedir. Bu esnada eğer polip tarzı küçük tümörler varsa hemen müdahale edilip, kansere yol açmasının önüne geçilebilmektedir.

Erken teşhis için kullanılan diğer bir yöntem ise sigmoidoskopidir. Bunda da yine kolonun görüntülenme şansı vardır. Her hastalığın tanısında kullanılan kan testi, gaitada (dışkı) gizli kan testleri de kolon kanserinin tanısında yardımcı olmaktadır.

Kolon Kanserinden Korunma Yolları Nelerdir?

Kolon kanserini önlemek istiyorsanız öncelikle buna neden olan şeyleri tespit edip, uzak durmakla işe başlayabilirsiniz. Çok fazla yağlı gıdaları, özellikle hayvansal yağ oranı yüksek olanları diyet listenizden çıkarın. Bol bol meyve sebze tüketmek kolon kanserine karşı koruyucudur. Özellikle lif oranı yüksek olanları seçerseniz daha faydalı olacaktır.

Mide Kanseri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Düzenli olarak sağlık kontrolleri yaptırmak, sporu yaşam stiliniz haline getirmek, tuvalette uzun süre oturmamak kolon kanserine yakalanma ihtimalinizi azaltacaktır. Uzmanların önerdiği diğer bir yöntem ise yeşil çay tüketmek. Günde 1-2 fincan yeşil çay içmek, sadece kolon kanserinden değil, diğer birçok kanser türünden de sizi koruyacaktır.

Kolon Kanserinin Tedavisi Nedir?

Kolon kanserinde en çok tercih edilen tedavi yöntemi cerrahidir. Bunun yanında kemoterapi de erken evrelerden veya ameliyat sonrasında, yeni kanser hücrelerinin oluşmaması adına kullanılan diğer bir tedavi şeklidir.

  • Cerrahi Tedavi: Cerrahi yöntem daha çok hastalık erken evrede ise yapılabilmektedir. Henüz çok büyümemiş ve diğer organlara yayılmamış olan tümör, etrafındaki bir kısım sağlıklı doku ile birlikte kesilerek alınır. Bu işlemden sonra geri kalan sağlam kısımlar birbirine bağlanır. Cerrahi müdahalenin anlattığımız bu işlemlerine anastomoz adı verilmektedir. Eğer tümörün çıkarılmasından sonra, sağlam kısım birbirine bağlanamıyorsa, doktor karının duvarında kalın bağırsağın içeriğinin dışarı atılmasını sağlayacak bir delik açar ve bağırsakları buraya bağlar. Bu işleme ise kolostomi denmektedir. Kolostomi yönteminde açılan deliğe bir torba takılır ve gaitanın burada birikmesi sağlanır.
  • Kemoterapi: Kanser hücrelerinin yok olmasını veya çoğalmasını önlemek için, ilgili ilaçların toplar damar yoluyla vücuda verilme işlemine kemoterapi denir. Hemen her kanser türünde alternatif tedavi yöntemi olan kemoterapi hastayı bir hayli yormakta ve halsiz düşürmektedir. Kolon kanseri tedavisinde genellikle iki veya daha fazla ilacın karışımıyla yapılan kemoterapi, iki haftada bir, 6 ay sürecek şekilde uygulanmaktadır.

Источник: //bilgihanem.com/kolon-kanseri-nedir/

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserinde erken tanı için ne bilmeliyim? Ne yapmalıyım?

Kolon (Kalın Barsak) Kanserinde Beslenme

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri, dünyada en sık görülen kanser türlerindendir. Ülkemiz istatistiklerine göre ülkemizde hem kadınlar hem erkeklerde en sık görülen 3. kanser türüdür. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir.

Sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen organları olan kolon ve son kısım olan rektum birlikte uzun, kassal bir tüp şeklinde kalın bağırsağı oluşturur. Kalın bağırsak ortalama 1.5 m uzunluğundadır. Rektum, ortalama 15 cm uzunluğunda kalın bağırsağın genişlemesi sonucu oluşan sindirim sisteminin son kısmıdır.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserine yakalanma ihtimalini arttıran nedenleri (risk faktörlerini) bilmeliyim!

Gelişmiş ülkelerde, kolon ve rektum kanseri oranı, gelişmekte olan ülkelere göre 4 ile 10 kat daha fazladır. Kolorektal kanserin nedenlerini; yaşam tarzı, çevresel etkenlerdeki değişiklikler ve kalıtsal genetik faktörler olarak sıralayabiliriz.

Genetik faktörler

Ailesinde daha önce kolorektal kanser görülen kişinin kanser riski fazladır. Kalıtsal genetik faktörler, risk oranını arttırır.

Hem kalın bağırsakta bulunan ailevi adenomatöz polipleri, hem de Lynch sendromu olarak da bilinen herediter (ebeveynlerden yavrulara geçen, irsi) polip dışı kolorektal kanseri, kolon kanseri riskini arttırır.

Genetik kolorektal kanserler hastalığın sadece %5-10’u oluşturmasına rağmen, bu genetik faktörleri taşıyan insanların hastalanma yaşı diğer kolon kanseri hastalardan daha gençtir ve daha fazla yaşamsal risk taşımaktadır.

Herediter polip dışı kolorektal kanseri (Lynch Sendromu), genetik kolorektal kanserlerin en yaygın olanıdır. Birbirine uyumsuz DNA eşleşmeleri sonucu, kalıtsal gen mutasyonu ile oluşur.

Ortalama tanı konma yaşı 45’dir.

Bu tür gen mutasyonu ile endometriyum (dölyatağı iç zarı), yumurtalık, ince bağırsak, üreter (idrar yolu) ve renal pelvis (böbrek havuzcuğu) kanseri oluşumuna yatkınlık görülür.

Eğer risk grubunda yer alıyorsanız, ailesel kolorektal kanser geçmişinizi doktorunuzla paylaşmalı, erken yaşta rutin tarama testleri ile sağlığınızı gözlem ve koruma altında tutmalısınız.

Diğer risk faktörleri

Yaş: Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çoğunlukla 50 yaş üzeri kişilerde görülür.

Barsak iltihapları: Esas olarak iki çeşit barsak iltihabı vardır. Birincisi; enfeksiyona bağlı olarak kolon mukozasında yer yer oluşan ülser yani ülseratif kolittir.

İkincisi ise, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile ortaya çıkan Crohn hastalığıdır. Uzun süren, müzmin bir hastalık olmasına rağmen tedavisi mümkündür.

Oluşan yüksek kanser riski sebebiyle, kolorektal kanser tarama testleri daha sık yaptırılmalıdır.

Beslenme: Tüketilen kırmızı et ve alkolün risk oranını arttırdığı gözlenmiştir. Bunun yanında meyve, sebze, baklagiller, tavuk ve tahıl bakımından zengin gıdaları tüketmenin risk oranını azalttığı belirlenmiştir.

Obezite: Kadın ya da erkek fark etmeksizin, aşırı kilo kolon kanseri riskini arttırmaktadır.

Sigara: Yapılan birçok araştırmalarda sigara tüketimi ile kolon kanseri arasında ilişki olduğunu belirtmiştir.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanseri belirtilerini bilmeliyim!

Makattan kanama: en sık karşılaşılan ve kişiyi doktora getiren bulgudur.

Dışkılama alışkanlıklarında değişiklikler: Örneğin kabızlık ve ardından bir süre ishal olunması, tuvalet yapılmasına rağmen rahatlayamama (makatta dolgunluk) hissi

Karın ağrısı: Sık rastlanan ve kansere özel olmayan bir bulgudur. Ancak şikayetin uzaması halinde akla gelmelidir.

Kilo kaybı: Özellikle kısa süre içinde %10’un üzerinde kilo kaybı önemlidir.

Kansızlık-Solukluk: Özellikle 50 yaşın üzerinde bir kişide kansızlık tespit edilmesi halinde akla kalın barsak kanseri getirilmeli ve mutlaka gerekli tetkiklerin yapılmalıdır.

Şişkinlik: Kalın barsak ve rektum kanserleri büyük boyutlara ulaştıklarında barsakta kısmi veya tam tıkanıklığa neden olabilir.

Kişi dışkılayamıyor ve gaz çıkaramıyorsa ve şişkinlik gün geçtikçe artıyorsa yaşam kaybı riski olabileceği bilinmeli ve acil olarak doktora başvurması gerekmektedir.

Çünkü kanser nedeniyle barsak tam tıkanmış ve kısa bir süre içinde barsak yırtılması ile yaşam kaybı olabileceği için acil ameliyat edilmesi akla getirilmelidir.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserlerinde erken tanı için ne yapmalıyım?

Kolorektal kanser riskini arttıran faktörleri minimize ederek kanser olma riskini azaltabilir, erken tanı için düzenli test yaptırabilirsiniz. Kolorektal kanserde ortalama risk taşıyan bir kişinin, rutin tarama testlerine 50 yaşında başlamasını önerilmektedir.

Dışkıda gizli kan testi, bükülebilir esnek sigmoidoskopi, kolonoskopi ve çift kontrast baryum lavmanı, kullanılan tarama testleridir. Tarama sıklığı, tarama metoduna bağlıdır.

Ailesinde daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser, adenomatöz polip, kolorektal kanser veya kronik bağırsak iltihabı görülen kişilerin ise, daha erken yaşlarda tarama testlerine başlamaları yararlarına olacaktır.

Kolorektal kanser taraması düşünen kişilerin, seçenekleri doktorları ile konuşarak kendilerine en uygun olan tarama testinin uygulanmasını sağlamaları gereklidir.

Tahmini genetik test: Ailede daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser veya adenomatöz polipler görüldüyse, doktorunuz genetik test yaptırmanızı önerebilir. Bu test, kolorektal kanser ile ilgili genetik mutasyonu gösterdiği için belirlenen kanser riskiniz ile ilgili önlem alınabilmesini sağlayacaktır.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserlerinden korunmak için ne yapmalıyım?

Kolorektal kanser gelişim riskini tamamen yok edemesek de, günlük yaşantımızda uygun olmayan beslenme, sedanter (hareketsiz) yaşam, obezite, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklara dikkat ederek riski azaltabilir.

Beslenme: Meyve, sebze ve baklagiller bakımından zengin gıdalarla beslenmek, kolorektal kanser riskini azaltmakta fayda sağlar. Kırmızı et ve alkol tüketimi, kolorektal kanser riskini arttırdığı için ölçülü olmalıdır. Sağlıklı beslenmeniz ve yağ oranı düşük gıdalar tüketmeniz kilonuzu belli oranda tutmanıza yardımcı olacaktır.

Egzersiz: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmanın birçok kanser türünde olduğu gibi kolon ve rektum kanseri riskini de azalttığını göstermiştir.

Egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Doktorunuz, size uygun egzersiz programı konusunda yardımcı olacaktır. Haftada 5 gün veya 5 günden fazla, 30 dk süreyle yapılan egzersiz tavsiye edilendir. 45 dk’dan 1 saate kadar yapılan egzersiz daha fazla yarar sağlayabilir.

-Orta derece aktiviteler; tempolu yürüyüş, düz arazide bisiklete binmek.

-Hareketli aktiviteler ise; tırmanma ve koşu.

Sağlığınızın elverdiği ölçüde doktorunuzun onayladığı aktiviteleri yapmanız, kendinizi daha iyi ve zinde hissettirecektir.

Aspirin gibi, steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaçlar: Yapılan araştırmalar sonunda kolorektal kanser riskini azalttığını ileri sürmektedir.

Düzenli kullanılmaları halinde potansiyel faydaları vardır. Ancak, potansiyel bir kolorektal kanser riski söz konusu olduğunda, doktor kontrolü ile kullanılması yararınıza olacaktır.

Aksi halde mide kanaması riski ile zarar vermesi söz konusu olabilmektedir.

Kalsiyum: Kolorektal kanser için az da olsa yarar sağlayabilir. Günlük tüketilen 1200mg kalsiyum, kolorektal adenom formunu %20, ilerlemiş adenom formunu %45 oranında azalttığı bilinmektedir. Bunun ötesinde, birlikte tüketilen D vitamini ve kalsiyumun birlikte adenom formunu azalttığı belirlenmiştir.

D vitamini: Yağda çözünen bir vitamindir ve takviye edilmiş süt, mısır gevreği, uskumru, somon, ton balığı gibi belli bazı balık çeşitleri içeren diyet ürünlerinde ve güneş ışığında bulunur. D vitamininin, kolon kanseri dahil bazı kanser türlerini önlemede önemli bir rol oynadığı varsayılmaktadır.

Prekanseröz (kansere yol açabilecek polipler) polip tarama ve tedavisi: Özellikle meme kanserinde olduğu gibi, kanser türlerinde uygulanan tarama testleri, kanserin gelişmesini önlemez ancak erken evrede tanı konmasına fayda sağlayarak, tedavide başarı oranını arttırır. Prekanseröz poliplerin belirlenmesi içinde uygulanan tarama testleri sayesinde, kanserin gelişimi önlenebilir. Tespit edilen poliplerin alınması, daha sonra gelişecek kanseri engelleyebilir.

Koruyucu cerrahi müdahale: Koruyucu cerrahi müdahale, kolorektal kanser riski yüksek olan kişiler için önerilebilir.

Bu ameliyatta, kanser gelişimi görülmeden önce, kolon bazen de rektum ve ilgili diğer organlar alınır. Ancak, bu tür bir ameliyat sadece kolon ve rektum kanseri riski yüksek hastalar için geçerli olabilir.

Ameliyat kararı öncesi doktorunuzla faydaları ve sonuçları konusunda görüşmeniz önemlidir.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri erken teşhisi için tarama önerileri

Ailesinde daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser, adenomatöz polip, kolorektal kanser veya kronik bağırsak iltihabı görülen kişilerin, daha erken yaşlarda tarama testlerine başlamaları yararlarına olacaktır.

Bu önerilen testlerden herhangi birinde anormallik olduğunda hekime danışılmalı ve tarama sıklığı hekim tarafından belirlenmelidir.

Kolorektal kanserler için tarama testlerine hem erkekler hem kadınlarda 50 yaş ve üzerinde başlanılması önerilmektedir.

Dışkıda gizli kan testi: Yılda 1 kez

Flexible sigmoidoskopi (makattan kalın bağırsağın son kısımlarının endoskopi incelemesi): Her 5 yılda bir kez

Çift kontrastlı baryum enema (ilaçlı kalın barsak görüntülemesi): Her 5 yılda bir kez

Kolonoskopi (makattan tüm kalın bağırsağın endoskopi incelemesi): Her 10 yılda bir kez

BT Kolonografi (ilaçlı kalın barsak görüntülemesi): Her 5 yılda bir kez yapılması önerilir

Not: Bu testlerden birini seçmeniz sizin için yeterli gibi görünsede hangi testin sizin için en uygun tarama yöntemi olduğuna hekiminizle birlikte karar vermelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: //www.drozdogan.com/kalin-bagirsak-kolon-ve-rektum-kanserinde-erken-tani-icin-ne-bilmeliyim-ne-yapmaliyim/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть