Kolon (Kalınbağırsak) Kanserinde Tarama Testleri

Kolon Kanserinde (Kalın Bağırsak Kanserinde) Tarama

Kolon (Kalınbağırsak) Kanserinde Tarama Testleri

Hastalıkları gelişmeden önlemek, erken evrede yakalayabilmek ve başarı ile tedavi edebilmek için sağlıklı görünen bireylerin sağlık kontrolünden geçirilmesine tarama işlemi denir.

Ülkemizde kadınlarda meme ve erkeklerde prostat kanseri için tanımlanmış tarama yöntemleri başarı ile kullanılmaktadır.

Ülkemiz için önemli diğer bir sağlık sorunu olan kalın bağırsak kanserini gelişmeden önlemek ve erken evrede yakalayabilmek için tarama testlerine ihtiyaç vardır. Kolon ve rektumun, polip ve kanserleri çoğu kez iyice büyüyene kadar belirti vermezler.

Tarama yöntemi, belirtisi olmayan bir hastada (asemptomatik) kolon ve rektum kanserine dönüşebilecek bir hastalık veya durumu ortaya koymak için yapılan bir veya daha fazla testi içerir.

Bu tarama yöntemlerinin öncelikli amacı kanser gelişmeden önce poliplerin (kalın bağırsak duvarından gelişen kanser öncesi iyi huylu tümörleri) bulunması ve çıkarılmasıdır. Böylece kanser gelişimi önlenmiş olacaktır.

Tarama yöntemlerinin diğer önemli bir amacı ise kalın bağırsak kanser hastalığının hiç değilse erken bir evrede yakalanmasını ve tedavisini sağlamaktır. Erken evrede yakalanan kanserin tedavisi ve tamamen şifa bulması mümkündür.

Ülkemizdeki tüm bireylerin, bilinen tarama yöntemleri ile sağlık taramalarının yapılması kanser vakalarında önemli bir oranda azalmaya neden olacaktır.

Fakat bu taramaların yapılması gerçekte alt yapı sorunları ve maliyet nedeni ile imkansızdır. Buna ek olarak toplumun büyük bir kısmının da hastalıktan etkilenmediği için gereksiz yere tarama işlemlerine maruz kalması söz konusudur.

Bu nedenle sadece risk altındaki grupların taramasının yapılması çok önemlidir.

Yaş ve aile hikayesi kolon kanserinde en önemli risk faktörüdür

Kolon Kanseri (Kalın bağırsak kanseri) herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de hastaların %90'ından fazlası 40 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu yaştan sonra risk, her 10 yılda ikiye katlanır.

Yaş faktörüne ek olarak diğer yüksek risk faktörleri şöyle sıralanabilir;

  • Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsak kanseri hikayesi
  • Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsak polibi hikayesi (Polipler kalın bağırsağın (kolon ve rektum) yüzeyini örten tabakanın (mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı içine doğru büyüyen oluşumlardır.)Polip
  • Hastada kalın bağırsak poliplerinin olması
  • Hastanın daha önce kalın bağırsak kanseri nedeni ile ameliyat olmuş olması
  • Ülseratif kolit (iltihabi bağırsak hastalığı)
  • Diğer organların özellikle meme ve uterus (rahim) kanseri hikayesidir.

Ailenin diğer bireylerine tarama yapmak gerekir mi?

Kolon ve rektum kanserli hastaların yakın akrabaları (anne, baba, kardeş, çocuk) hastalık için artmış risk altındadır.

Bu nedenle küçük polipleri tespit etmek için kolonoskopi kullanılarak kalın bağırsağın örtü tabakasının periyodik incelemesi önerilir. Eğer polipler görülür ve çıkarılırsa kanser gelişmez.

Polip veya kanser gelişme riskini arttıran diğer faktörler erken yaşta ortaya çıkan meme ve kadın genital kanserleridir. (rahim, yumurtalık kanseri gibi)

Kolon Kanserinde Hangi Tarama Testleri Yapılmalıdır?

Tarama tetkikleri hakkında unutulmaması gereken en önemli nokta sağlıklı bireylerde kalın bağırsak kanser taramaları kan tetkikleri ile yapılamamaktadır. Kan tetkikleri ile tümör belirteçlerinin takibi (CEA, Ca19.9) sadece bağırsak kanseri tanısı almış ve tedavi olan hastaların takibinde kullanılmaktadır.

Sağlıklı bireylerde tarama için kullanılan yöntemler aşağıda sıralanmıştır;

Dışkıda Gizli Kan Testi

Kolon ve rektum kanseri için en basit tanı yöntemi, az miktardaki kanın olup olmadığını tespit etmek için dışkının incelenmesidir. Bu “dışkıda gizli kan tespiti” olarak adlandırılır. Bu test uzun yıllardır kullanılmaktadır. Ucuzdur ve çok kolaydır.

Fakat bu test sadece tespit yapıldığı anda kanayan kanserleri ve polipleri tespit eder. Kanserlerin sadece %50’si poliplerin ise sadece %10’u bu test ile tespit edilebilecek kadar kanar. Yani bu testin negatif olması kanser gelişmeyeceği anlamına gelmez.

Bu nedenle daha iyi ve güvenilir başka testler kullanılabilir.

Sigmoidoskopi / Kolonoskopi

Kanser ve polipleri tespit edebilmek için daha ileri görüntüleme yöntemleri kullanılmalıdır. Fleksibl sigmoidoskopi (direkt gözle bağırsak kanalını incelemeye yarayan cihaz.

sigmoidoskopi ile kalın bağırsağın son 60 cm'lik kısmı incelenebilir) doktorun kalın bağırsağın içyüzeyini örten tabakayı (mukozayı) doğrudan incelemesine olanak tanır. Bu poliklinikte yapılabilen bir uygulamadır. Kalın bağırsağın son 1/3'lük kısmını ve rektumun tamamını örten tabakayı incelemeye yarar.

Bu bölge çoğu polibin ve kanserin görüldüğü kalın bağırsak bölgesidir. Fleksibl sigmoidoskopi dışkıda (gaitada) gizli kan testi ile birleştirildiğinde pek çok kanser ve polibin tanınmasını sağlar.

Bir polip veya kanser, fleksibl sigmoidoskopi ile tespit edildiğinde kalın bağırsağın daha öndeki kısımlarında da başka polipler olabileceği için veya kişi kolon ve rektum kanseri için yüksek risk taşıyorsa, tüm kalın bağırsak (kolon) mukozasının güvenilir şekilde incelenmesi gerekir.

Bunu yapmak için fleksibl sigmoidoskopiye benzer fakat daha uzun bir cihaz ile inceleme yapılır (Kolonoskopi). Bu cihazlar tanı koymak, parça almak (biyopsi yapmak) ve polipleri çıkarmak için kullanılabilir. Çoğu kolonoskopi, poliklinik şartlarında en az düzeyde rahatsızlıkla yapılabilir.

Bağırsak Filmi (Çift Kontrastlı Baryumlu Kolon Grafisi)

İlaçlı kalın bağırsak filmi (radyolojik olarak yapılan bağırsak filmi – çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi), büyük polip ve kanserlerin tespit edilmesinde hemen hemen kolonoskopi kadar iyidir.

Fakat küçük tümörler veya polipler için diğerleri (sigmoidoskopi, kolonoskopi) kadar etkin değildir. Teşhis için kolon grafisi ve sigmoidoskopinin birlikte yapılması, her ikisinin yalnız yapılmasından daha iyidir.

Fakat kolonoskopi kadar iyi değildir.

Kolon Kanseri Tarama Testleri Ne Zaman ve Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?

Önceden tarif edilen risk gruplarına girmeyen insanlara, 40 yaşından başlayarak, her yıl parmakla rektal muayene ve gaitada gizli kan testi önerilir.

50 yaş ve sonrasında her 5 yılda bir fleksibl sigmoidoskopi önerilmektedir. Çift kontrast baryumlu inceleme her 5-10 yılda bir ve kolonoskopi her 10 yılda bir uygulanabilen alternatiflerdir.

Tarama testlerinin hangisinin bireye daha uygun olacağı doktor ile konuşarak planlanabilir.

Aşağıdaki takip yüksek risk grubundaki insanlar için önerilmektedir;

  • Daha önce kolonoskopi yapılarak polipleri çıkarılmış hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar incelenmelidir. Çift kontrastlı kolon grafisi, endoskopik inceleme olan kolonoskopiye alternatif bir yöntem olarak kullanılabilse de bu radyolojik inceleme sırasında polipler çıkarılamazlar.
  • Anne baba çocuk gibi yakın akrabalarda kolorektal kanser veya polibi olan insanlarda orta risk grubundakilerle aynı takip yapılmalıdır. Bu gruba giren kişilerde takibe, 40 yaşından önce veya hastalığı olan en genç yakın akrabasına tanı konan yaştan, 8-10 yıl önce başlanılmalıdır.
  • Birkaç yakın akrabasında veya birkaç nesilde kolorektal kanser hikayesi olan insanlar ve özellikle genç yaşta ortaya çıkan kanserlerde, genetik danışma alınmalıdır. Herediter (kalıtsal) non-polipozis kolorektal kanser açısından genetik test yapılmalıdır. Hastalıkla ilgili aile hikayesi olan insanlar, 20-30 yaşlardan başlanarak her 2 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl tercihen kolonoskopiyle incelenmelidir.
  • Familyal Adenomatozpolipozis (FAP) olarak adlandırılan kalıtsal (ırsi) hastalık olan kişiler, hastalığa neden olan genin taşıyıcısı olup olmadıklarını öğrenmek için genetik danışma almalı ve genetik testler yaptırmalıdır. Bu geni taşıyan insanlar veya testleri şüpheli olanlar genin aktif olup olmadığını anlamak için ergenlikten itibaren her yıl fleksibıl sigmoidoskopi ile incelenmelidir. Eğer genetik testler yapılamıyorsa aile bireyleri 12 yaşından itibaren taramaya başlanmalıdır.
  • Kolorektal kanser hikayesi olan hastalara kanser başlangıçta tespit edildikten ve cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra, bir yıl içinde, kolonun tam bir incelemesi yapılmalıdır. Eğer bu incelemede sonuçlar normal ise 3 yıl içinde takip incelemesi yapılmalıdır. Tüm kolonu değerlendirmek için kolonoskopi veya fleksibıl sigmoidoskopi ve aynı zamanda kolon grafisi incelemeleri yapılabilir.
  • 8 veya daha fazla yıl süresince yaygın inflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı) hikayesi olan insanlar, 1-2 yılda bir, kolonoskopi incelemesini yaptırmalıdır.
  • Meme veya kadın genital kanseri (yumurtalık ve rahim) hikayesi olan kadınlarda, yaşam boyu, kolon kanseri gelişme riski %15'tir. Bu kişiler 40 yaşından başlayarak her 5 yılda bir kolonoskopi yaptırmalıdırlar.

Источник: https://www.kolonrektum.com/icerik-kolon-ve-rektum-kanseri-tarama

Kanser Tarama Testleri | Acıbadem

Kolon (Kalınbağırsak) Kanserinde Tarama Testleri

Kanserin erken evrede teşhisi, kanser tedavisinin başarısını artırıyor. Kanserin erken teşhisi için kişinin herhangi bir yakınması olmasa dahi rahim ağzı, meme, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için kanser tarama testleri yaptırması önem taşıyor.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kadınların düzenli olarak Pap smear testi ya da ışıklı tarama testi yaptırması; meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaş öncesi kendi kendine meme muayenesi ve klinik meme muayenesi ile 40 yaş sonrası mamografi; hem kadın hem erkekler için kalın bağırsak kanserinin erken tanısında dışkıda gizli kan testi, kan testleri, kolonoskopi ve kolon röntgeni; prostat kanserinin erken tanısı için erkeklerde PSA ve rektal muayene yaptırılması öneriliyor.

Risk grubundaki kişiler için tiroid, deri, lenf bezleri, ağız içi ve akciğer bölgeleri için düzenli muayeneler önem taşıyor. İdrar yolu, böbrek ve mesanede meydana gelebilecek kanser türlerinin tespiti için, hekiminiz tarafından istenen “idrar sitolojisi” ile idrar incelemesi yapılabiliyor.

Ayrıca hekiminiz kanserden şüpheleniyorsa kan testi isteyerek kan hücrelerinin sayıları ve büyüklüklerine bakabiliyor. Bu test ile kan kanseri genellikle tespit edilebiliyor. Test sonrası kesin tanı için kemik iliği biyopsisi yapılıyor.

Prostat kanseri, yumurtalık kanseri, tiroid kanseri, karaciğer ve testis kanserinde kan testleri tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak kan kanseri (lösemi) dışında hiçbir zaman kan testleri ile kanser tanısı konmuyor, hekim tarafından diğer tanı yöntemlerine başvuruluyor.

Kanserde erken teşhis mümkün müdür?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanserde Erken Teşhis” üzerine soruları cevaplıyor.

Aile üyelerinde kanser öyküsü varsa, meme, yumurtalık (over) ve bağırsak kanserleri ve bazı diğer kanser türlerinde uygulanabilen genetik testler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde kanser geçirme olasılığının belirlenmesinde kullanılıyor.

Genetik testler ile aralarında bazı kanser türlerinin de bulunduğu belirli hastalıklara olan yatkınlık, çocuklara geçebilecek genler, bireylerin ilaçlara farklı yanıt vermesinden ve bazı yan etkilerden sorumlu genetik faktörler tespit edilebiliyor.

Genetik testler: Tükürük ya da kan örneği üzerinden DNA analizi yapılarak gerçekleştirilen Genetik genetik test ile bazı kanser türlerine olan yatkınlık belirlenebiliyor. Ailesel tümör riski bulunan kişiler Tüm Vücut MR incelemesi yaptırabiliyor. Meme, prostat ve gastrointestinal (sindirim sistemi) tümörlerinin erken evrede saptanabilmesi için klasik tarama yöntemleri ile birlikte yapılabiliyor.

Kanser tarama testlerinin yanı sıra kişide genetik yatkınlık olması ya da kanserin belirtisi olabilecek çeşitli şikayetlerle hekime başvurulması durumunda, hekimin belirleyeceği kanser tanı yöntemleri ile kanserin erken evrede teşhisi yapılıyor.

Normal çıkan check up sonrası kişi kanser teşhisi alabilir mi?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanserinin erken teşhisi için 20 yaşından itibaren tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önem taşıyor.

Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için bir genel cerraha muayene olması gerekiyor. Meme kanseri riski taşımayan tüm kadınların ise 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografik takiplerinin yapılması gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarınsa 25 yaşından itibaren doktor kontrolünde olmaları büyük önem taşıyor. Meme kanserinde genetik yatkınlığın araştırılması için çeşitli genetik testler de uygulanabiliyor.

Meme kanserinin tanısı için kullanılan yöntemler, mamografi, dijital mamografi, ultrasonografi, MR görüntüleme (Klasik MR ya da Tüm Vücut MR), biyopsi yöntemleri, Duktoskopi ve PET-CT.

Kadınlar için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruları cevaplıyor.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için tüm kadınların, cinsel yaşamları başladığı andan itibaren düzenli olarak PAP smear testi yaptırması öneriliyor. Yılda bir kez jinekolojik muayene yapılması, erken teşhis açısından hayati bir öneme sahip. 30 yaş üzerinde üç yıl ardışık PAP smear testi normal geldiyse, tarama sıklığı hekim tarafından azaltılabiliyor.

Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanıyorsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilme yapılıyor.

Rahim ağzı kanserinin tanısında başka bir yöntem ise; ışıklı tarama. Son yıllarda kullanılmaya başlayan ışıklı tarama testi ile rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonların PAP smear testine göre 2 yıla kadar erken tanısı sağlanabiliyor. Işıklı tarama yönteminde jinekolojik muayene sırasında özel bir alet ile rahim ağzına bakılıyor ve hekim tarafından hemen sonuç veriliyor.

Böylece tanı konulması durumunda hemen biyopsi basamağına geçilebiliyor. Tüm Vücut MR yöntemi ile yapılan taramada ise rahim ve yumurtalıklar taranarak erken tümör bulguları da saptanabiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınların HPV aşısı yaptırması büyük önem taşıyor. HPV aşısı 55 yaşına kadar her yaştan kadına da yapılabiliyor.

HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi önem taşıyor. HPV aşısı ayrıca erkeklerde de bu virüse ve neden olabilecek kanserlere (anüs, penis, ağız-boğaz bölgesi oluşabilecek kanserler) karşı koruma sağlayabiliyor.

Kolon ve Rektum Kanseri

Kalınbağırsak ya da diğer adıyla kolon ve rektum kanserine karşı herhangi bir risk faktörü ya da yakınması olmasa dahi 40 yaşından itibaren rutin olarak yapılacak dışkıda gizli kan testi, erken teşhisi için önem taşıyor.

50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.

Eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanmalı.

Ayrıca kan testleri (CA 19-9, Gama Glutamil Transferaz (GGT)), rektal muayene, sigmoidoskopi, çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi de kolon kanseri taraması yöntemi olarak kullanılıyor. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Kolon kanserini düşündüren bulgular varsa hekim tarafından akciğer filmi (kanserin akciğerlere yayılma olasılığı nedeniyle), tüm karın bilgisayarlı tomografisi – BT (sanal kolonoskopi), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor. Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor.

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında ikinci sırada yer alan prostat kanserine karşı her erkeğin 40 yaşında PSA testi (kan testiyle bakılır) yaptırması önemli. PSA seviyesi 1’in altındaysa, testin 45 ve 50 yaşında tekrarlanması yeterli oluyor.

Ancak seviye 1’in üzerindeyse, daha sık aralıklarla PSA testi yaptırmak gerekiyor. Çünkü bir kan belirteciyle teşhis konulabilen tek tümör prostat kanserleri.

Ancak prostat kanseri erken tanısında sadece PSA baktırmak yeterli olmadığından ve rektal muayene gerektiğinden, 50 yaşından itibaren düzenli doktor muayenesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Tüm Vücut MR yöntemiyle yapılan tarama da, prostat kanserinde erken dönem bulguların saptanması için diğer tarama yöntemleriyle birlikte kullanılabiliyor.

Erken tanı için yapılan düzenli PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor.

MR Ultrason ve Füzyon ve Biyopsi Sistemi’nde, biyopsi almak için kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye denk gelmesi sağlanıyor. Bu sistem ile elde edilen görüntülerde özellikle agresif kanser odakları tespit edilebiliyor.

Erkekler için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruşarı cevaplıyor.

Cilt Kanseri

Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşıyor.

Yapısal özellikleri bu şekilde olanların, düzenli olarak benlerini bir dermatoloji uzmanlarına inceletmeleri cilt kanserinin erken teşhisi açısından önemli. Deri kanserinin kesin tanısı ise cerrahi olarak çıkarılan dokunun patolojik incelemesi ile konulabiliyor.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri taramalarında standart bir yaş bulunmuyor. Ancak özellikle risk grubunda olanların bu noktada dikkatli olmaları gerekiyor.

30 yıldır sigara içen, 55-74 yaş arası bireylerin yılda bir defa düşük doz tomografi ile taramalarını yaptırmaları erken teşhiste büyük önem taşıyor.

Bu tarama testi sayesinde akciğer kanserinden ölüm oranlarını yüzde 20 oranında azaldığı gösteriliyor.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri teşhisinin ilk aşaması, boynun orta alt kısmındaki şişlik şikayeti ile hastanın hekime başvurması ile başlıyor. Muayene ile birlikte kanda T3, T4, TSH seviyelerine bakılabiliyor. Nodülü olan hastalarda ayrıca tiroid sintigrafisi çekilebiliyor.

Tiroid bölgesindeki bir nodülden şüpheleniyorsa, radyologların yapacağı ultrasonografik inceleme ile var olan bir nodülün varlığı ve boyutu değerlendirilebiliyor. Bir sonraki aşamada ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisi tanı konulabiliyor.

Tiroid kanserinin varlığı ya da kanserin türü konusunda kesin teşhis, şişliğin cerrahi yolla çıkarılması ve patolojik yolla incelenmesi ile konuluyor.

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonların incelenmesinde yarar sağlıyor.

Ağız ve Dil Bölgesi Kanseri

Sigara ve alkol kullanan kişilerde sıklıkla karşılaşılan ağız ve dil bölgesi kanserlerinin erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenesi önem taşıyor. Ağız içinde yaralar, kanama gibi belirtiler ile hekime başvurulduğunda ilk olarak gözle muayene yapılıyor.

Hekim kanserden şüphelenirse hastalığın yaygınlığını anlamak için tomografi, MR ve ultrason gibi tetkiklere başvuruluyor, kesin teşhis için ağızdan alınan parça patolojiye gönderiliyor. Böylece kanser teşhis edilebiliyor ve kanserin türü anlaşılmış oluyor.

Lenfoma

Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde oluşan şişlikler, çoğunlukla ağrı vermiyor ve kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor.

Enfeksiyonlar nedeniyle olabilecek bu şişliklerin iki haftadan fazla geçmemesi ve nedeni bilinmeyen ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler halinde doktora başvurmak gerekiyor.

Lenfomanın teşhisinde fiziki muayene, kan testleri, akciğer filmi ve biyopsiden yararlanılıyor.

Kişinin kanser olup olmadığını tespit eden tek bir kan testi var mıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/erkenteshis/kanser-tarama-testleri/

Kolon Kanseri Nedir, Kolon Kanseri Testi ve Tahlilleri Nelerdir?

Kolon (Kalınbağırsak) Kanserinde Tarama Testleri

Kolon kanseri, oldukça önemli sorunlar arasında yer almakla beraber, belirli testler ve tahliller ile beraber erken teşhis edilebilecek hastalıklar arasında yer almaktadır.

Kolon Kanseri Belirtileri

Kolon Kanseri

Bu kanser bağırsak kanseri olarak adlandırılmaktadır. Oldukça tehli bir hastalık olmakla beraber, kolon kanseri bağırsak ve rektum kanseri olarak iki ana etmende incelenebilmektedir.

Özellikle son yıllarda yanlış beslenme ve çeşitli radyo aktiflerin vücuda alınması, bu kanserin artmasının başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.

Böyle bir durum ile karşılaşıldığında, durum ile ilgili derhal bir önlem alınmalı ve doğrudan hekime gidilerek söz konusu durumun teşhisi için doktora şikayetler söylenmelidir. 

Bu kanser pek çok belirti göstererek karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda pek çok örnek bulunsa da tahmin edilebileceği üzere kolon  kanserine yakalandığınız konusunda en büyük işaret kabız ve ishal durumlarının yaşanmasıdır.

Evrelere bağlı olarak bu süreç değişiklik gösterse de zaman içerisinde bağırsak kanseri problemi yaşayan hastaların büyük ya da küçük tuvaletlerini tutmada ciddi sıkıntılar yaşadığını görebilmek mümkündür. Her yaşta görülebilen bir hastalık olsa da ülkemizde bu hastalığa yakalanan grup incelendiğinde, hastalığa yakalanma yaşının ortalama olarak 50 olduğu sonucuna ulaşılabilmektedir.

Ancak hem alt grupta hem de üst grupta bu hastalığa yakalanan çok sayıda kişi olduğunu söylemek mümkündür.Belirtilerini basit bir şekilde özetleyecek olursak;

  • Bağırsakların hala boşaltılamadığının hissedilmesi
  • İdrar yapmada zorlanma ve yanma hissi
  • Hastanın tuvaletini yapmasına rağmen hala tuvaletinin var olduğunu hissetmesi
  • Yorgunluk
  • Halsizlik
  • Cinselliğe duyulan ilginin azalması
  • Tuvalete az çıkma ya da aşırı çıkma
  • İshal
  • Kabızlık
  • Kanlı dışkılama
  • Kanlı idrar
  • Ağrı

görülebilen problemler arasında yer almaktadır.

Belirtiler herkes için aynı etkiyi vermemekle beraber, bu hastalığa yakalanılması durumunda hastanın sürekli olarak kabız ya da ishal problemleri ile karşı karşıya kaldığını, halsizlik hissettiğini söylemek mümkün olmaktadır.

Kolon kanseri kadınlar arasında oldukça yaygın olarak görülmekle beraber, genellikle 50 yaşının üzerindeki erkek hastalarda bu hastalığın etkilerinin görülebildiğini söylemek mümkün olacaktır.

Bu hastalığa yakalanılması her an gerçekleşebilmektedir. Ancak bazı faktörlerin diğerlerine göre hastalığa yakalanmada etkisinin diğer faktörlere göre çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Genetik, bu süreçte oldukça önemlidir. Çevresel şartlar ve yetersiz beslenme de hastanın kolon kanserine yakalanmasına neden olabilmektedir. 

Kolon Kanseri Testi 

Kolon kanserinin teşhisi pek çok yönteme bağlı olarak yapılabilmektedir. Bu süreçte kolon kanseri testi oldukça büyük bir rol oynamaktadır. Bilinenin aksine bu testin evde yapılması mümkün değildir.

Bu durumun en büyük nedeni, ancak pek çok değerin sonucu göz önünde bulundurularak kolon kanserinin belli olup olmayışıdır. Doktora giderek mevcut şikayetlerinizi anlatmanız durumunda hekim sizin için birtakım testler uygulamak durumundadır. Bu noktada çeşitli tıbbi görüntüleme teknikleri ön plana çıkar.

Kolon kanserinin belirlenebilmesi ve hangi aşamada olduğunun tespiti için mutlaka tıbbi görüntüleme tekniklerinin kullanılması gerekmektedir.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarlı Tomografi, kolon kanserinin tespit edilebilmesi için oldukça önemli olan bir uygulamadır.

Hastanın vücudunun alfa ve beta ışınları ile görüntüleme tekniklerine aktarılması ve daha sonra meydana gelen görüntünün uzman tarafından analiz edilmesi kolon kanserinin varlığını ortaya çıkaran etmenler arasında yer alabilmektedir. Genellikle bu aşamada hastanın kolon kanseri olduğu anlaşılabilmektedir.

Hastanın bilgisayarlı tomografisinde ince ya da kalın bağırsağında herhangi bir metastaz olduğunun anlaşılması ya da rektumda meydana gelen bir sorun mutlaka dikkate alınmalı ve hekim tarafından tedaviye başlanmalıdır.

Gaitada Kan Testi

Bu hastalığın en önemli belirtileri arasında kanama problemi yer almaktadır. Gaita yani dışkının laboratuvar ortamında ele alınması ve gizli kan testi yapılması, bağırsakta bir metastaz olduğuna dair bilgi verebilmektedir.

Özellikle kalın bağırsakta meydana gelen bu kanser doğrudan içten dışa doğru dokulara zarar verdiğinden ötürü zaman içerisinde doku bazlı kanamalar yaşanacaktır.

Bu kanser tipinden şüphelenilmesi durumunda gaita incelenmeli ve gizli bir kan olup olmadığı bilgisine ulaşılmalıdır. 

Bu alanda uygulanan iki testin tek başına uygulanması, hastada kanserin olacağına delalet etmez, gaitada kan tespiti, hastanın uzman tarafından fiziksel muayenesi ve kolon taraması aracılığı ile hastalığa yakalanıp yakalanmadığı konusunda bilgi sahibi olunabilir. Teşhis konulduktan sonra derhal tedavi aşamalarına geçilmesi gerekmektedir.

Источник: https://tahliltesti.com/kolon-kanseri-testi-nasil-yapilir

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.