Kolorektal Kanser ve Obezitede Cerrahi Tedavi

içerik

Kolorektal kanser nedir? Belirtileri tanı ve tedavi yöntemleri neler?

Kolorektal Kanser ve Obezitede Cerrahi Tedavi
Kolorektal kanser nedir? Belirtileri tanı ve tedavi yöntemleri neler?

Bir kalınbarsak hastalığı olan kolorektal kanser, hem erkekler hem de kadınlarda en sık karşılaşılan kanserler arasındadır; tüm kanserlerin yaklaşık %15’ini oluşturuyor.

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma’nın kolorektal kanserde ortaklaşa gerçekleştirdikleri araştırma sonuçları, geçtiğimiz günlerde İspanya’da yapılan ESMO 20. Dünya Gastrointestinal Kanser Kongresi’nde açıklandı.

Kolorektal kanserde risk faktörleri neler?

Gerçek nedeni bilinmemekle birlikte, kolorektal kanser riskini artıran bazı risk faktörleri olduğu araştırmalar ile gösterilmiştir.

  • Yaş. Kolorektal kanser yaş ilerledikçe daha fazla oranda görülmektedir. Bu kansere yakalananların çoğu 50 yaşın üzerindedir. Daha az sıklıkla olmasına karşın genç yaşlarda da görülebilmektedir.
  • Beslenme. Kolorektal kanserin yağdan zengin, liften zayıf beslenme alışkanlıkları ile ilişkili olduğu gözlenmektedir.
  • Polipler. Polipler, kalınbarsak iç duvarında habis olmayan doku büyümeleridir. 50 yaşın üzerinde sık karşılaşılmaktadır. Bazı tip poliplerin kanserleşme riski olduğu bilinmektedir. Seyrek karşılaşılan ailesel polipozis kolon ve rektumda yüzlerce polip oluşumuna yol açmaktadır. Tedavi edilmediği durumda ailesel polipozis kansere yol açmaktadır.
  • Kişisel tıbbi öykü. Araştırmalar tıbbi özgeçmişinde yumurtalık, rahim ya da meme kanseri öyküsü olan kişilerde kolorektal kanser oluşma riskinin de yükseldiğini göstermektedir. Daha önce kolorektal kanser geçiren kişilerde de ikinci bir kolorektal kanser gelişme riskinin bulunduğu araştırmacılar tarafından bildirilmektedir.
  • Ailenin tıbbi öyküsü. Anne-baba, kardeşler, çocuklar gibi birinci derece akrabalarda kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerde, özellikle de yakın akrabadaki kanser erken yaşta ortaya çıkmışsa, risk artmaktadır. Ailelerinde birden fazla kişide kolorektal kanser görülen kişilerde bu risk daha da büyümektedir.
  • Ülseratif kolit. Ülseratif kolit hastalığı bulunan kişilerde kolorektal kanser riskinin arttığı bildirilmektedir. Bu risklerden bir ya da daha fazlasının bulunması, o kişide mutlaka kolorektal kanser gelişeceği anlamına gelmemektedir. Bu konuda her hangi bir endişe hissedenlerin hekimlerine başvurmaları yararlı olacaktır.

Kolorektal kanserde tarama ve erken tanı nasıl yapılır?

Araştırmalar kolorektal kanserin aşama aşama selim poliplerden geliştiğini göstermektedir. Poliplerin erken tanısı ve yok edilmesi kanseri önleyebilir. Araştırmacılar kanser oluşumunu önleyebilecek başka yöntemler olup olmadığı sorusu yanıtlamaya çalışmaktadır.

Bunlar arasında tütün ve mamüllerinin kullanılmasının terk edilmesi, sağlıklı beslenmeyi tamamlayıcı çeşitli besin ürünlerinin gıdalara eklenmesi, aspirin ve benzeri ilaçların düzenli kullanımı, alkol tüketiminin azaltılması, bedensel aktivitelerin artırılması gibi uygulamalar bulunmaktadır. Bazı çalışmalar kalorisi ve yağ içeriği düşük, lif oranı yüksek beslenme biçimlerinin kolorektal kanser riskini düşürdüğünü göstermektedir.

Araştırmacılar genetik (ailesel geçiş gösteren) özelliklerin de kanser oluşumunda etkili olduğunu göstermişti. Kolorektal kanserin sık rastlandığı ailelerin bu konuda danışmanlık alması yararlıdır. Özellikle risk faktörü taşıyan kişilerin, hekimleri ile görüşmelerinde fayda vardır.

  • Gaytada gizli kan testi (GGK). Bu test dışkıda gözle görülemeyen, gizli kanama bulgularını araştırmaktadır. Bazı kanserlerde kalınbarsaktaki poliplerden küçük kanamalar olabilmekte, aşikar olmayan bu kanamalar GGK testi ile saptanabilmektedir.
  • Sigmoidoskopi. Rektum ve alt kolon (sigmoid kolon) muayenesinde ışıklandırılmış bir alet olan sigmoidoskop kullanılmaktadır.
  • Kolonoskopi. Rektum ve tüm kolonun muayenesinde ışıklandırılmış bir alet olan kolonoskop kullanılmaktadır.
  • Çift kontrast baryum lavmanlı kolon filmi. Lavman yolu ile baryum verilen hastanın X ışını kullanılarak bir seri filmi çekilmektedir. Bu filmlerde kolon ve rektumun hatları görülebilmektedir.
  • Parmakla rektum muayenesi. Bu muayenede doktor, eldivenli ve ilaçla kayganlaştırılmış parmağını kullanarak rektumu muayene eder.

Kolorektal kanserin belirtileri neler?

Kolorektal kanserlerin en sık rastlanan belirti ve bulguları şunlardır:

  • Barsak alışkanlıklarında değişiklikler
  • İshal, kabızlık, ya da barsağın tam olarak boşaltılamadığı duygusu
  • Dışkıda parlak kırmızı ya da koyu renkte kan görülmesi
  • Normalde olduğundan daha dar (ince formda) dışkı
  • Genel batın rahatsızlığı (sık gaz ağrıları, şişkinlik, sancılar)
  • Nedensiz kilo kayıpları
  • Süreklilik gösteren yorgunluk
  • Kusma

Bu tür belirtilerin kolorektal kanserle ilişkisi olabileceği akılda tutulmalıdır. Ancak bu belirti ve bulgular kolorektal kanser dışında nedenlerle de ortaya çıkabilir. Her türlü durumda bu ayrımı mutlaka bir hekim yapmalıdır.

Kolorektal kanser tanısı

Hekim tanı koymadan önce ayrıntılı bir tıbbi öykü alır ve fizik muayene yapar. Daha sonra gerekli görülen tanısal testler uygulanır.

  • Çift kontrast baryum lavmanlı kolon filmi gibi X-ışınlı görüntüleme tetkiklerine başvurulabilir.
  • Sigmoidoskopi: Rektum ve alt kolon (sigmoid kolon) bölgesi değerlendirilir. Genellikle işlem sırasında doku örnekleri alınıp patolojide değerlendirilir.
  • Kolonoskopi: Rektum ve tüm kolonun değerlendirildiği bir yöntemdir. Genellikle işlem sırasında doku örnekleri alınıp patolojide değerlendirilir.
  • Polipektomi: Sigmoidoskopi ve kolonoskopi sırasında poliplerin çıkarılması işlemidir.
  • Biyopsi: Alınan doku örneklerinin mikroskop altında değerlendirilmesidir.

Kolorektal kanserin evrelendirmesi

Eğer tanı kanserse, hastalığın evresini belirlemek gerekecektir. Bu süreçte hastalığın vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığının da anlaşılması için dikkatli bir çaba harcanacaktır. Bu amaçla çok sayıda ek test yapmak gerekebilir.

  • Evre 0. Kanser çok erken bir aşamadadır. Yalnızca kolon ya da rektum dokusunun iç bölümümdedir.
  • Evre I. Kolon ya da rektumun iç duvarının büyük bölümünde tutulum vardır.
  • Evre II. Kanser kolon ya da rektum dokularının dışına taşmıştır ancak henüz lenf bezi tutulumu bulunmamaktadır.
  • Evre III. Kanser lenf bezlerine ulaşmıştır ancak henüz vücudun diğer bölgelerinde tutulum bulunmamaktadır.
  • Evre IV. Kanser bedenin diğer bölgelerine yayılım göstermiştir. Kolorektal kanser en sık karaciğer ve/veya akciğerlere sıçramaktadır.
  • Nüks. Nüks daha önce ortaya çıkmış ve tedavi edilmiş kanserin yeniden başlamasıdır. Hastalık kolon ya da rektumda başlayabileceği gibi, bedenin diğer bir bölgesinde de nüks edebilir.

Kolorektal kanser tedavisi

Tedavi esas olarak tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve yaygınlığına göre biçimlendirilmektedir. Bazen birlikte de kullanılan farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır:

  • Cerrahi. Cerrahi tedavinin amacı tümörün vücuttan uzaklaştırılmasıdır. En sık kullanılan tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında genellikle tümör, bir kısım sağlıklı kolon ve rektum ve çevresindeki lenf bezleri ile birlikte alınır. Çoğu durumda aradan tümörlü dokular çıkarıldıktan sonra kalan sağlıklı uçlar biraraya getirilebilmekte, ucuca bağlanabilmektedir. Bu gerçekleştirilemezse geçici ya da kalıcı biçimde bir “kolostomi” işlemi yapılmaktadır. Bu işlemde batın cildi üzerinde açıklık oluşturularak kolonun ucu buraya bağlanır. Bu açıklığa yerleştirilen değiştirilebilir plastik bir torba ile de kolondan çıkan atık maddeler toplanır. Geçici olan kolostomi uygulamalarında bu süreçte ameliyat sonrası dönem geçtikten ve barsak uçları yeniden birleştirme ameliyatına hazır hale geldikten sonra kolostomi açıklığı da kapatılır. Bazı hastalarda kolostomi kalıcı olmaktadır.
  • Kemoterapi. İlaç kullanılarak kanser hücrelerinin tahrip edilmesi anlamına gelmektedir. Kanserli dokunun küçültülmesi, hastalık belirtilerinin azaltılması gibi nedenlerle de kullanılmaktadır. Kemoterapi yalnızca tümör bölgesinde değil, tümör dışı bölgedeki kanserli hücrelerde de etkili olmaktadır. Sistemik bir tedavi yöntemidir.
  • Radyasyon Tedavisi (Radyoterapi). Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerinin tahrip edilmesi için kullanılır. Bölgesel bir tedavi yöntemidir: Uygulandığı bölge üzerinde etkilidir. Kolorektal kanserlerde tümörün küçültülebilmesi için genellikle ameliyat öncesi dönemde de kullanılır. Ameliyat sonrasında da kalmış olabilecek kanserli hücrelerin ortadan kaldırılabilmesi için kullanılmaktadır. Radyoterapi ayrıca hastalık belirtilerinin giderilmesinde de kullanılabilmektedir.
  • Biyolojik tedavi. İmmunoterapi olarak da bilinen bu yöntemde bedenin bağışıklık sistemi kansere karşı güçlendirilmektedir. Bağışıklık sistemi normalde kanserli hücreleri bulmakta ve tahrip etmektedir. Bu yöntemde bu sistemin doğal antikanser özelliği uyarılmakta ve desteklenmektedir. Bu tedavi yöntemi ameliyatlardan sonra tek başına ya da kemoterapi ile birlikte verilebilir.

Kolorektal kanserde umut vaat eden yeni tedavi yöntemi ile 1 yıllık genel sağkalım oranı %62

BRAF-mutant kolorektal kanserinde encorafenib, binimetinib ve cetuximab birleşiminin Faz 3 BEACON Çalışması’nda bir yıllık genel sağkalım oranının yüzde 62 olarak gözlendiği açıklandı

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma, mutant metastatik kolorektal kanser hastalarında bir BRAF inhibitörü olan encorafenib, MEK inhibitörü binimetinib ile anti-EGFR antikoru cetuximab üçlü kombinasyonunu değerlendiren Faz 3 BEACON çalışmasının, sağkalımı da içeren, güncellenmiş güvenlilik ve etkinlik sonuçlarını inceledi. Sonuçlar, analiz çalışmalarında sağkalım verilerinin 12,6 ayda tam olgunlaştığını ve ortalama sağkalım değerine henüz ulaşılamadığını göstermiştir. Bu kohort için bir yıllık genel sağkalım oranı yüzde 62 olmuştur.

Üçlü kombinasyonla tedavi uygulanan hastalarda ortalama progresyonsuz sağkalım (mPFS) 8 ayken (yüzde 95 güvenilirlik sınırı 5.6-9.3), önceden birinci basamak ve ikinci basamak tedavi alan hastalardaki benzer sonuçları göstermektedir. Teyit edilen genel cevap oranı (ORR) yüzde 48 iken, önceden yalnızca bir basamak tedavi alan 17 hastada ise ORR oranı yüzde 62 olmuştur.

Mayo Klinik Hematoloji / Onkoloji bölümünden Dr.

Axel Grothey, BEACON Çalışması sonuçlarının, BRAF -mutant metastatik kolorektal kanser hastalarında onaylanmış mevcut tedavi standartlarına kıyasla önemli gelişmeler gösterdiğini belirtirken, 8 aylık ortalama progresyonsuz sağkalımın, 2 aylık standarda göre anlamlı bir gelişme olduğunu ifade etmektedir. Dr. Groethey, “Mevcut onaylanmış tedavi standartları ile hastaların yarısının 4 ila 6 ay içinde hastalıklarına yenik düştükleri dikkate alındığında, 12 ayda yüzde 62’lik ortalama sağkalım ümit vericidir” dedi.

Pierre Fabre İlaç ve Array BioPharma’nin izlenimlerine göre üçlü kombinasyon, beklenmeyen toksisite görülmeyerek genel olarak iyi tolere edilmiştir.

Hastaların en düşük yüzde 10’unda görülen en yaygın 3. veya 4.

derece advers olaylar; bitkinlik (yüzde 13), anemi (yüzde 10), kreatin fosfokinaz artışı (yüzde 10) ve aspartat aminotransferaz artışının (yüzde 10) olduğu vurgulandı.

Kongrede, encorafenib ve cetuximab ikili kombinasyonunun, 9.3 ay mOS, 4.2 ay mPFS ve yüzde 24 ORR gösteren güncellenmiş, olgunlaşmış Faz 2 sonuçlarına da değinildi.

Kanser hastalarının psikolojilerine iyi gelecek 15 öneri

Источник: //indigodergisi.com/2018/07/kolorektal-kanser-belirtileri-tedavi/

Rektum Kanseri Ameliyatı

Kolorektal Kanser ve Obezitede Cerrahi Tedavi

Rektum, kalın bağırsağın son kısmıdır. Kolonun (kalın bağırsağın) son bölümünün sonunda başlar ve anüse giden dar geçişe ulaştığında sona erer.

Rektumdaki kanser (rektal kanser) ve kolondaki kanser (kolon kanseri), genellikle “kolorektal kanser” olarak anılır.

Rektal ve kolon kanserlerinin birçok yönü benzer olmakla birlikte, tedavileri oldukça farklıdır.

Bunun nedeni, rektumun dar bir alanda bulunması, ancak pelvik boşluktaki diğer organlardan ve yapılardan ayrı olmasıdır. Sonuç olarak, rektum kanserinin komple cerrahi olarak çıkarılması zor ve son derece karmaşıktır.

Kanserin tekrarlama riskini azaltmak için genellikle ameliyattan önce veya sonra ek tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır.

REKTUM KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Rektum kanserinin sık karşılaşılan belirtileri şunlardır:

  • İshal – Kabızlık – Dışkılamada düzensizlik
  • Dışkıda kan
  • Dışkıda mukus
  • Karın ağrısı
  • Ağrılı bağırsak hareketleri
  • Demir eksikliği anemisi
  • Bağırsağın tamamen boşalmadığı hissi
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Yorgunluk hissi

REKTUM KANSERİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Rektal kanser, rektumdaki sağlıklı hücrelerin DNA’sında meydana gelen mutasyonlar sonucu ortaya çıkar. Sağlıklı hücreler vücuttaki işlevlerini yerine getirmek için düzenli bir şekilde büyür ve bölünürler. Fakat bir hücrenin DNA’sı hasar gördüğünde hücreler anormal şekilde bölünmeye devam eder. Hücreler bölünüp biriktikçe, vücutta tümör oluşumuna sebep olurlar.

  • Rektum kanserine yakalanma riskini arttıran kalıtsal gen mutasyonları:

Kalıtsal olarak ebeveynlerden çocuklara geçen birtakım gen mutasyonları bireylerin rektum kanserine yakalanma riskini arttırır.

Bu gen mutasyonları şunlardır:

Kalıtsal nonpolifozisli kolorektal kanser (HNPCC): Lynch sendromu olarak da adlandırılan HNPCC, rektum kanserine yakalanma riskini arttırır. HNPCC’li insanlar 50 yaşından önce rektum kanserine yakalanmaya meyillidir.

Ailesel adenomatöz polipozis (FAP): Kolon ve rektumun astarında binlerce polip gelişmesine neden olan nadir bir hastalıktır.

Tedavi edilmeyen FAP’lı insanların, 40 yaşından önce kolon veya rektum kanserine yakalanma riski çok yüksektir.

FAP ve HNPCC gibi gen mutasyonları genetik testlerle tespit edilebilir.

Gen mutasyonları dışında rektum kanserine yakalanma riskini arttıran faktörler:

  • İleri yaş: Kolon ve rektum kanser teşhisi konan insanların çoğunluğu 50 yaşından büyüktür.
  • Bireyin kolorektal kanser geçmişi: Önceden rektum veya kolon kanserine yakalanmış olmak kanserin tekrarlama riskini arttırır.
  • Enfeksiyonel bağırsak hastalıkları: Kolon ve rektumda ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi kronik enfeksiyonel hastalıklar, kolorektal kansere yakalanma riskini arttırır.
  • Ailedeki kolorektal kanser geçmişi: Ailede rektum kanserine yakalanmış bireyler varsa risk daha fazladır. Birden fazla aile üyesinde kolon kanseri veya rektal kanser varsa, risk daha da büyüktür.
  • Beslenme: Fazla miktarda kırmızı et, az miktarda sebze tüketimine dayalı beslenme şekli rektum kanserine yakalanma riskini arttırır.
  • Hareketsiz yaşam: Fiziksel aktivite azlığı rektum kanserine yakalanma riskini arttıran sebepler arasındadır.
  • Obezite: Vücut endeksi yüksek olan insanların vücut endeksi normal olan insanlara göre rektum kanserine yakalanma riskleri yüksektir.
  • Sigara ve alkol kullanımı: Sigara içen insanlarda kolorektal kanser riski yüksek olabilir. Düzenli olarak haftada üçten fazla alkollü içki içmek kolorektal kanser riskini artırabilir.
  • Radyasyon tedavisi görmüş olmak: Daha önce kanser tedavisi için karna yönlendirilen radyasyon kolorektal kanser riskini artırabilir.

REKTUM KANSERİ TANISINDA KULLANILAN YÖNTEMLER NELERDİR?

Rektum kanseri genellikle rektal kanama ya da demir eksikliği anemisinin sebebi araştırılırken kullanılan testler sonucu teşhis edilir. Rektum kanseri tanısında kullanılan testler şunlardır:

Kolonoskopi: İnce esnek bir tüpün ucunda bulunan kamera yardımıyla kolon ve rektumun görüntülenmesidir.

Biyopsi: Kolonoskopi sırasında şüpheli görünümlü alanlardan küçük doku numunelerinin çıkarılması işlemidir. Bu doku laboratuvarda analiz edilerek kanserli hücrelerin varlığı test edilir.

Rektum kanseri teşhisi konduktan sonraki adım kanserin kapsamını (evre) belirlemektir. Evreleme, en uygun tedavi yönteminin belirlenmesine yardımcı olur. Aşağıdaki kan testleri ve görüntüleme testleri rektum kanseri evrelemesinde rol almaktadır:

Tam kan sayımı (CBC): Bu test kandaki farklı hücre tiplerinin sayısını bildirir. Bu test, alyuvar sayısının düşük olup olmadığını gösterir, düşük olması da tümörün kan kaybına sebep olduğunun belirtisi olabilir. Yüksek düzeyde akyuvar, rektal bir tümörün rektumun duvarından geçmiş olmasının belirtisi olabilir.

Karsinoembriyonik antijen (CEA): Kanserler bazen kandaki tümör belirteçleri olarak adlandırılan maddeleri üretirler. Böyle bir belirteç olan karsinoembriyonik antijen (CEA), kolorektal kanserli kişilerde normalden daha yüksek olabilir. CEA testi, özellikle hastanın tedaviye verdiği cevabı izlemede yararlıdır.

BT (bilgisayarlı tomografi): Bu görüntüleme testi rektum kanserinin karaciğer ve akciğer gibi diğer organlara yayılıp yayılmadığını belirlemeye yardımcı olur.

Pelvisin MR görüntüsü (manyetik rezonans görüntüleme): MR, rektumdaki tümörleri çevreleyen kasların, organların ve diğer dokuların detaylı bir görüntüsünü sağlar. Ayrıca rektumun yakınında bulunan lenf bezlerini ve rektal duvardaki farklı doku tabakalarını gösterir.

REKTUM KANSERİ EVRELERİ NELERDİR?

Tümörün derecesini belirlemek için tümörden alınan bir doku örneği incelenir. Düşük dereceli tümörler yavaş büyür ve yayılırlar. Aksine, yüksek dereceli tümörler hızla büyür ve yayılır, bu nedenle daha agresif tedavi gerekebilir.

Evre 0: Kanser hücreleri rektumun astarındadır.

Evre I: Kanser hücreleri rektal mukozanın altındadır ve bazen rektal duvarın içine ilerlemiş olabilir.

Evre II: Kanser hücreleri rektal duvarın içine ilerlemiştir ve bazen rektumun yanındaki dokulara ulaşmış olabilir.

Evre III: Tümör rektumun yanındaki lenf düğümlerine, aynı zamanda rektal duvarın dışındaki yapılara ve dokulara yayılmıştır.

Evre IV: Tümör, rektumdan uzaktaki bir organa veya lenf bezlerine yayılmıştır.

REKTUM KANSERİ TEDAVİSİNDE HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIR?

Rektum kanserinin tedavisi genellikle birden fazla tedavi türünün birleşiminden oluşur. Rektum kanserinin tedavisinde kullanılan yöntemler:

Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldürmeyi hedef alan ilaç tedavisidir. Rektum kanseri tedavisinde kemoterapi genellikle ameliyattan önce veya sonra radyasyon tedavisiyle birlikte kullanılır.

Radyasyon tedavisi: Kanser hücrelerini öldürmek amacıyla yüksek enerjili ışınların kullanıldığı tedavi yöntemidir. Kemoterapi veya radyasyon terapisi veya iki yöntem aynı anda kullanıldığında ameliyattan önce tümörü küçülterek vücuttan çıkarılmasını kolaylaştırırken, ameliyat sonrasında uygulandığında kalan kanser hücrelerini öldürerek kanserin tekrarlama riskini azaltır.

Cerrahi seçenekler değerlendirilirken göz önünde bulundurulması gereken bazı faktörler vardır. Bunlar tümörün evresi, yeri ve boyutu hastanın genel sağlık durumu, tıbbi geçmişi ve tercihleridir.

Abdominoperineal Rezeksiyon (APR): Anal sfinktere (dışkının istemli/istemsiz tutulmasını sağlayan kas dokusu) çok yakın bulunan rektal tümörler için en iyi tedavi şansı sunar. Bu bölgede kanser olduğunda, cerrah hem tümörü hem de sfinkteri çıkarmak zorundadır.

Aksi takdirde, tümörün çevresinde yalnızca sağlıklı doku kalmasını sağlamak mümkün değildir. Sfinkterin çıkarılması dışkının tutulmasını imkânsız kılar. Kolonun sağlıklı ucu karnın alt tarafında açılan bir açıklığa bağlanarak dışkının dışarıdan bu açıklığa bağlanmış bir torbaya boşalmasını sağlar.

APR sonrası hastalar ömür boyu dışkılarını bu yolla istemsiz olarak boşaltır.

Koloanal anastomoz: Tümörün sfinkterin en az 1 cm üstünde bittiği durumlarda uygulanabilen sfinkter koruyucu bir prosedürdür. Tüm rektum çıkarıldıktan sonra kolonun ucu kese şekline sokularak yeni bir dışkı kesesi elde edilebilir veya alternatif olarak kolonun ucu doğrudan anüse bağlanabilir.

Low Anterior Rezeksiyon (LAR): Tümörün rektumun üst kısmında bulunduğu durumlarda uygulanabilen bir ameliyattır. Ameliyatta anüse zarar verilmediğinden kolonun sonu rektumun kalan kısmına bağlanak dışkının normal olarak vücudu terk etmesi sağlanır.

Lokal Eksizyon: Rektal tümörün bir miktar sağlıklı doku ve rektal duvarda tümörün altında kalan kısımla birlikte çıkarılmasıdır. Tümörün küçük olduğu erken evrelerinde uygulanabilen bir operasyondur.

Rektal kansere Crohn hastalığı, ülseratif kolit veya genetik yatkınlık sebebiyle yakalanmış kişilerin cerrahi operasyonları bu operasyonlardan daha kapsamlı bir operasyon gerektirebilir. Ayrıca cerrahi öncesi ve sonrası kemoterapiye de ihtiyaç duyulabilir.

Cerrahi Yöntemler

Источник: //www.davincicerrahisi.com/rektum-kanseri-ameliyati

Kolon Kanseri Tedavisi

Kolorektal Kanser ve Obezitede Cerrahi Tedavi

Günümüzde kalın bağırsak (kolon) kanseri kadınlarda 2., erkeklerde ise 3. sıklıkla karşılaşılan kanser tipidir. Çoğu kanser tiplerinde olduğu gibi erken tanı hayat kurtarır, üstelik tarama yöntemleri ile hastalığın henüz oluşmadan bile önlenebilmesi mümkündür.

Tüm kolorektal kanserlerin %90'ının barsakta bulunan bir polipten geliştiği gerçeğinden yola çıkarsak, kolonoskopi ve endoskopik polip çıkarılması gibi işlemler ile kolon kanseri daha gelişmeden önlenilebilinir. Kolon kanserinin tedavisinde tek şifa yöntemi cerrahidir.

Erken evre hastalıkta başarılı bir cerrahi ile bu hastalıktan kurtulma şansı %90'lara çıkar. Kolon kanserinde yapılan cerrahi tedavide prensip, kanserli barsak segmentini ve o segmente ait lenf bezlerini çıkartmaktır.

Bununla birlikte, eğer kanser çevre organlara yayıldı ise, başarılı bir cerrahi için tüm kanserli dokuları çıkartmak ve sonrasında barsak devamlılığını sağlamak gerekir.

Bağırsak kanserinde uygulanan değişik cerrahiler vardır. Hangi ameliyatın sizin için en uygun olduğuna;

  • kanserinizin nerede olduğuna,
  • kanserin türü ve büyüklüğüne,
  • kanserin başka bir yere yayılıp yayılmadığına göre karar verilir.

CERRAHİ TİPLERİ

1) POLİPEKTOMİ

Bazı kanserler daha az saldırgan yapıdadır ve sadece bir polipin baş kısmında bulunabilirler. Lenfatik sisteme, kan damarları veya sinir sistemi içine yayılma özelliği bulunmayan bu tip kanserler sadece lokal eksizyon ile de çıkarılabilirler. Hastayı gereksiz ve büyük bir cerrahiden korumak amaçlı bu kanserlerin kolonoskopi ile çıkarılması mümkün olabilir.

Kolonoskopi, ucunda ışık kaynağı ve video kamera olan uzun ve esnek bir tüpün anüsten rektum içine sokulması ve sonra ilerletilerek tüm kalın bağırsak iç yüzeyinin göz ile görülmesi işlemidir ve bu sırada saptanan küçük kanserler çıkarılabilir (lokal eksizyon). Çıkarılan doku incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir.

Burada uzman patoloji doktorları mikroskop altında hücreleri incelerler. Hücrelerde saptanan bozukluk yüksek dereceli olarak değerlendirilirse veya geride kanser hücreleri devam ediyorsa, cerrahınız ikinci bir ameliyat ile kanser hücresi içerme potansiyeli olan daha geniş bir bağırsak bölümünü çıkarır.

Uygun bir yöntem ile yapıldığında, lokal eksizyon güvenli ve etkili bir işlemdir.

2) KOLEKTOMİ

Kalın bağırsak kanseri varlığında kolonun tümör içeren bölümü kolektomi adı verilen bir cerrahi işlem ile çıkarılabilir. Çıkarılacak kolon kısmının uzunluğuna, tümörün yerleşimi ve büyüklüğü göz önüne alınarak karar verilir. Bağırsağınızın kanserli olan kısmı çıkarıldıktan sonra her 2 uç dikişler veya stapler adı verilen zımbalama yöntemi ile tekrar birleştirilir.

Bu birleştirme işlemine anastomoz adı verilir. Bu işlem sırasında, kanserli bölgede hastalığın sıçrama ihtimali bulunan tüm lenf bezleri de çıkarılan dokunun içine alınır. Kolektomi ameliyatı, açık ya da kapalı (laparoskopik) cerrahi yöntemler ile yapılabilir.

Kolektomi ameliyat süresi 2-5 saat arasında değişebilir ve iyileşme süreci için hastanede bir süre (genellikle 5-7 gün) yatmanız gerekir.

Kolonun sol tarafının çıkarılma işlemi sol hemikolektomi olarak isimlendirilir.

Kolonun sağ tarafının çıkarılma işlemi sağ hemikolektomi olarak isimlendirilir.

Sigmoid adı verilen kolonun son kısmının çıkarılma işlemi ise sigmoid kolektomidir.

Tümörün yerleşim yerine ve yaygınlığına bağlı olarak kolonun büyük bir kısmının (subtotal kolektomi) veya tümünün çıkartılması (total kolektomi) gerekebilir. Bu durumlarda, ince bağırsağın ucu ile sigmoid kolon veya rektum arasında bir anastomoz yapılarak bağırsak devamlılığı sağlanabilir.

KOLON KANSERİNDE AÇIK VE LAPAROSKOPİK YÖNTEM

Açık Cerrahi; Bunun anlamı ameliyatınızın karın bölgesinde yapılacak büyükce bir kesi ile yapılacak olmasıdır.

İşlem sırasında cerrah, bu kesi ile karın boşluğunu açtıktan sonra kanserli bölgeyi içeren bağırsak kısmını ve beraberinde çevre doku içindeki lenf bezlerini çıkarır.

Sonrasında bağırsağın kesilmiş olan her 2 uç kısmı tekrar birbirlerine dikilerek, devamlılık sağlanır.

Laparoskopik Cerrahi; Bu yöntemde ise, karın bölgesinde yapılan birkaç adet küçük kesiden karın içine sokulan özel cerrahi aletler ve ucunda ışık kaynağı olan bir video kamera yardımı ile ameliyat gerçekleştirilir.

İşlem tamamlandıktan sonra kanserli doku yapılan küçük bir kesiden karın dışına çıkarılır.Kolon kanserinde laparoskopik cerrahi ile alınan sonuçlar standart açık cerrahi ile hemen hemen aynıdır.

Bu yöntemde, ameliyat sonrası daha az ağrı olması, hastanede kalma süresinin kısalması ve iyileşme sürecinin daha hızlı olması gibi avantajları vardır.

Günümüzde kolon kanserinin cerrahi tedavisinde laparoskopik teknik altın standart olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte birden çok organın çıkarılması gereken ileri evre kanserli hastalarda açık cerrahi yöntem tercih edilebilir.

Laparoskopik Rektum Kanseri Ameliyatı Tekniği

Kolon rezeksiyonu sırasında o bölgedeki lenf bezlerinin de çıkarılması gerekir ve bu işleme lenf nodu diseksiyonu ya da lenfadenektomi adı verilir. İşlemin yeterli sayılabilmesi için cerrahi sırasında o bölgedeki lenf nodlarının, normal görünüşlü olsalar dahi, en az 12 tanesinin çıkarılması ve patolojide incelenmesi gerekir.

Lenf bezlerinin çıkarılmasının başlıca iki amacı vardır. İlki, patolojik inceleme ile hastalığın lenf bezlerine yayılıp yayılmadığına bakılarak kanserin evresi belirlenir ve bu evreye yönelik uygun ilaç tedavisi planlanır. İkincil amaç ise kanserin yayıldığı lenf bezlerini çıkartarak, hastalığın nüks etme riskini azaltmaktır.

KOLON KANSERİNDE METASTAZLARIN TEDAVİSİ YAPILABİLİR Mİ ?

İlk tanı anında kolorektal kanserli hastaların yaklaşık %10-20'sinde vücudun başka bölgelerine de tümör yayılımı mevcuttur. Kolon kanseri en sık karaciğere metastaz yapmakla beraber, akciğerler, böbrekler, on iki parmak bağırsağı, pankreas ve idrar kesesini de içeren pelvis bölgesi diğer metastaz yerleridir.

Tanı konulduğunda,tümörün metastaz yapmış olması, hastanın tedavi şansını kaybettiği anlamına gelmez. Kanserin uzak doku ve organlara yayılımı olarak ifade edilen metastazların cerrahi olarak çıkarılması işlemine metastazektomi adı verilir. Ancak tüm metastazlar bu işlem için uygun olmayabilir.

Organ metastazlarının sayısı ve nerede olduğuna göre hastalar değerlendirilir ve karar verilir. Birden fazla bölgeye metastaz yapmış tümörlerde (ör; Karaciğer ve akciğer metastazları), genellikle tedaviye sistemik kemoterapi ile başlanır.

Sadece bir organa metastaz varlığında ya da kanserin ilk ortaya çıktığı bölgede kanser tekrarladığında ise çoğunlukla hastalar cerrahi tedavi adayı olarak değerlendirilir.

KOLON KANSERİNDE KARACİĞER METASTAZLARIN TEDAVİSİ

Kolon kanserinin karaciğer metastazları varlığında tedavi karaciğer içi bu tümörlerin sayısına yerleşim yerine ve büyüklüğüne göre değişir.

  1. Karaciğerin her iki lobuna yaygın metastaz varlığında sıklıkla uygulanan öncelikli tedavi kemoterapidir. Burada amaç kanserli dokuyu küçültmek ve mümkün olduğunca uzun süre kontrol altında tutabilmektir.
  2. Bazı durumlarda hastalığın karaciğere sıçramış olan kısmı metastazektomi veya karaciğer rezeksiyonu adı verilen yöntemler ile cerrahi olarak çıkartmaya uygundur. Bu işlem bazen hasta için tamamen tedavi edici de olabilir. Bu ameliyat, kolondaki kansere yönelik olan cerrahi ile eş zamanlı ya da ayrı zamanlarda da yapılabilir.
  3. Uygulanan sistemik kemoterapiye rağmen metastazların cerrahi olarak çıkarılabilecek boyutlara gerilemediği veya yerleşimlerinin cerrahi olarak çıkarılmaya uygun olmadığı durumlarda diğer alternatif lokal tedavi yöntemleri değerlendirilmelidir. Bu tedaviler arasında kanserli hücreleri yüksek ısı ile öldüren radyofrekans ablasyon, aşırı soğuk ile öldüren kriyoterapi, doğrudan karaciğere giden damarların içine verilen kemoterapi ve radyasyon tedavisi sayılabilir.

Sağlıklı bir birey karaciğerinin %75'inin çıkartılması ile de sağlıklı bir yaşam sürebilir. Bu nedenle geride bırakılan karaciğerde tümör olmaması şartı ile kolon kanserinin karaciğer metastazlarında geniş karaciğer rezeksiyonları ile hastalık tedavi edilebilir, sağkalım uzatılabilir.

Akciğere sıçramış kolon kanserinde de belli şartlar varlığında, karaciğerde olduğu gibi buradaki metastazın çıkarılması ile hastaya önemli faydalar sağlanabilmektedir.

KOLON KANSERİNDE PALYATİF CERRAHİ NEDİR ?

Palyatif tedavi, hastalığı iyileştirmeyi değil, örneğin ağrı gibi hastalığın sebep olduğu sıkıntıları gidermeyi ya da hafifletmeyi amaçlayan tedavi anlamını taşır. Burada amaç hastanın yaşam konforunu artırmaktır.

İleri evre bir kolon kanserinde, kanama, tıkanıklık veya kansere bağlı diğer şikayetlerin ortadan kaldırılması amacı ile palyatif cerrahi yapılmasına karar verilebilir.

Tümör içeren barsak segmentinin çıkarılması yada dışkı çıkışını sağlamak amaçlı torba oluşturulması palyatif tedaviye örnektir.

KOLON KANSERİNDE BAĞIRSAK TIKANIKLIĞI

Bazen kanser, bağırsakta tıkanmaya veya geçişi zorlaştıracak ciddi bir daralmaya neden olur. Hastada ciddi karın ağrısı ile birlikte bulantı, kusma şikayetleri ortaya çıkar. Böyle bir durum geliştiğinde acil bir ameliyat ihtiyacı ortaya çıkar.

Tıkanıklığı açmak amacı ile bağırsak içinde tümörlü bölgeye stent adı verilen bir tüp yerleştirilmesi de tercih edilebilir. Bu şekilde hasta geçici rahatlatılır sonrasında uygun şartlarda ameliyata alınır.

Diğer bir seçenek ise hastanın acil olarak ameliyata alınmasıdır.

Источник: //www.fezayarbugkarakayali.com.tr/kolon-kanseri-tedavisi/

Cerrahi, kolon kanseri tedavisinde üstünlüğünü koruyor!

Kolorektal Kanser ve Obezitede Cerrahi Tedavi

Hastalığın bazı açık belirtilerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve birinci basamak dahil tüm disiplinlerin kolon kanserinin risk faktörlerini dikkate alarak tanısı için tüm belirtileri dikkate alması gerektiğini belirten Op. Dr. Gündüz, şu bilgileri verdi: “Tanın erken aşamada konması tedavi başarısı için hayati değere sahip olduğu için hekimler ve hastalar belirtileri mutlaka dikkate almalıdır. Kolon kanserine özgü bazı temel bulgular var.

Kolon kanseri nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Bunlar, dışkılama sonrasında kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik, karın ağrısı, kilo kaybı, kansızlık, şişkinlik ve kabızlık, yorgunluk halsizlik, bunlar her kanser türü için ortak belirtilerdir.

Özellikle dışkılama alışkanlığında değişiklik önemlidir ancak bu belirti daha çok hemoroid ile karıştırıldığı için tanıda gecikmeye neden olabiliyor.

Yine hastalığın erken evrelerinde kabızlık önemsenmesi gereken bir belirtidir.”

Kolon kanserinde risk faktörlerinin bilinmesi erken tanı için önemli

Kolon kanseri için en önemli risk faktörü yaştır. Kolon kanserlerinin %90’dan fazlası 50 yaşın üzerinde görülür. Kolon kanserinde bazı ailevi, kişisel ve genetik özellikler de rol oynamaktadır.

Ailede kolon kanseri hikayesi olması, kişinin kalın bağırsağında poliplerin bulunması, bazı iltihabi bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit, Crohn vb.), daha önce meme, yumurtalık ve rahim kanseri gibi kanserlere yakalanmış olmak, kişide bazı genetik mutasyonların bulunması kolon kanseri riskini arttıran faktörlerdir.

Diyet ve çevresel faktörler arasında hayvansal yağlardan zengin, liften fakir beslenme alışkanlığı, alkol, sigara, şişmanlık ve hareketsiz yaşam tarzı sayılabilir.

Kolonoskopi tanı için altın standarttır

Kolon kanseri gelişiminin günümüzde çok iyi bilindiğini ve hastalık gelişiminin yıllar sürebildiğini söyleyen Op. Dr.

Gündüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kolon kanserinde en önemli amaçlarımızdan birisi hastalığı daha polip aşamasında iken yakalamak ve çıkararak tedavi girişimi yapmaktır. Gelişim süreci 4 ila 6 yıl arasındadır.

Ama polipler genellikle şikayete neden olmaz ve tanı gecikir. Tanı için altın standart kolonoskopidir.

Bu yöntemle hem tümörü doğrudan görüyoruz, hem de parça alarak histolojik olarak kesin tanısını koyabiliyoruz. Bunun dışında daha basit yöntemler de var, dışkıda gizli kan aranması gibi.

Sıkıntısı olan kişiler bu yöntemle taranıp ardından kolonoskopiye geçilebiliyor. Ancak hastada temel belirtiler çok net ise doğrudan kolonoskopi yapmak daha doğrudur.

Ayrıca kolonoskopiyi tarama aracı olarak ta kullanabiliyoruz, 50 yaşını aşmış her kese şikayeti olmasa dahi tarama olarak kolonoskopi yapması önerilmektedir.”

Kolon kanserinde tedavide başarı oranları

Kolon kanseri hastalarının evre-1 ve 2 aşamasında teşhis edilmesi durumunda oldukça etkili bir tedavi uygulanabildiğini belirten Op. Dr.

Gündüz, “Başarı oranı birinci evrede 5 yıllık sağ kalım oranı bakımından %85-90 civarındadır; evre- 2 de bu oran %60’lara kadar geriliyor. Evre-3’lerde %30-40 gibi ama evre-4’te başarı oranı %10-15 kadar düşüyor.

Ancak tedavi başarısı hastadan hastaya, kanserin yeri ve özelliklerine göre de değişmektedir. Erken yakalandığında tam tedavi mümkündür.

Burada bir şansımızda kolon kanserinin diğer kanser türlerine göre daha yavaş seyirli olmasıdır. Bu bize en azından hastaya müdahale etme imkanı tanıyor. Öte yandan hastalık karaciğere sıçradığında bile bu artık tedavi edilemez demiyoruz.

Bu durumda bile tümör çıkarılabiliyorsa çıkarıyoruz yada kemoterapi ile bir miktar küçültülmeye çalışılıyor. Uzak organlara sıçramış olması metastaz olması in-operite kriteri değildir. Yani hastaya her aşamada müdahale imkanımız var” dedi.

Kolon kanserinde ana tedavi seçeneğinin cerrahi olduğunu söyleyen Op. Dr. Gündüz, şu bilgileri verdi: “Tümör, karaciğere sıçramış bile olsa operabıl ise önce cerrahi uygulanıyor. Kalın bağırsağın tümör segmendini çıkarıyoruz, özellikle lenf bezleriyle birlikte çıkarıyoruz.

Çünkü lenf bezlerinin incelenmesi bizim için önemli; hem evresini belirliyor, hem de uygulayacağımız tedavi yöntemini belirliyor. Genelde lenf notlarında tutulum var ise hastaya ayrıca kemoterapi veriliyor.

Karaciğerde metestazlar var ise bazen kalın bağırsağı ameliyat ediyoruz, karaciğerdekiler kemoterapi için kalıyor ve küçültülüyor.

Küçülür ise ikinci kez cerrahi uygulanabiliyor. Birde karın içine yayılmış evre-4 hastalarda doğrudan cerrahi ve kemoterapinin fayda etmediği hasta grupları için yeni uygulanmaya başlayan bir kemoterapi yöntemi var. Burada cerrahlarda işin içine giriyor hastanın karın boşluğu açılıyor.

Karın yüzeyinde ki yaygın metastazları temizlemeye çalışıyoruz. Sıcak bir şekilde kemoterapi ilaçları karın içerisine uygulanıyor belli bir süre karın içerisinde kalıyor daha sonra direnler sayesinde karın dışına alınıyor. Bu yöntem daha çok terminal dönemi hastalarına için kullanılıyor.

Kolon kanserinde markerlerin tanı ve tedavideki yeri

Kolon kanseri tanı ve tedavi planlamasında genetik markerlerin yerinin giderek arttığını belirten Op. Dr. Gündüz, sözlerini şöyle noktaladı: “Genetik markerler tanı, tedavi ve takip aşamasında işimize yarıyor.

Örneğin ERAS dediğimiz iki tane gen var. Tümör dokusunda bunların mutasyona uğramış halleri varsa karaciğere sıçramış hastalıkta kemoterapinin fayda etmeyeceğini biliyoruz.

Gereksiz tedaviden kaçınmak için bunlara bakılıyor.

Bu testleri artık devlet karşılamaya başladı. Ayrıca kansere sebep olduğunu bildiğimiz bazı genler var. Eğer bu genler varsa benzer şekilde tanı değişiyor. PPC poliplerin yüzlerce olduğu genetik geçiş gösteren bir tür de var. Zaten çok sayıda polip gördüğümüzde bu gene baktırıyoruz eğer gen varsa kanser gelişmeden kalın bağırsağı çıkarıyoruz.”

Kolon kanseri ile ilgili editörlerimizin hazırladığı ek bilgi dosyası

Kolon kanseri kalın bağırsak kanserine verilen isimdir. Rektum kanseri ise kalın bağırsağın son kısmının kanseridir. Tüm kanserler içinde 3. sıradadır. Yine kansere bağlı ölümlerde 3.sırada yer almaktadır. Yaşam boyu kolon kanserine yakalanma olasılığı yaklaşık %6’dır.

Kolon kanseri için risk faktörleri nelerdir?

En önemli risk faktörü yaştır. Yüzde 90’dan fazlası 50 yaşın üzerinde görülür. Kolon kanserinde bazı ailevi, kişisel ve genetik özellikler de rol oynamaktadır. Ailesinde kalın bağırsak kanseri hikayesi olması, kişinin kalın bağırsağında poliplerin bulunması, bazı iltihabi bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit, Crohn vb.

), daha önce meme, yumurtalık ve rahim kanseri gibi kanserlere yakalanmış olmak, kişide bazı genetik mutasyonların bulunması (FAP vb.) kolon kanseri riskini arttıran faktörler arasında yer almaktadır.

Diyet ve çevresel faktörler arasında hayvansal yağlardan zengin, liften fakir beslenme alışkanlığı, alkol, sigara, şişmanlık ve hareketsiz yaşam tarzı sayılabilir.

Kolon kanseri nasıl oluşur?

Kolon kanserinin, aşırı hücre çoğalmasının olduğu bağırsak duvarından kabarık bölgelerden geliştiği günümüzde artık bilinmektedir. Bu kontrolsüz büyüme alanlarına polip adı verilir. Polipler bağırsak duvarındaki basit kabarıklıklar şeklinde olabildiği gibi aynı zamanda bağırsak boşluğuna büyüyen kitleler şeklinde görülebilirler.

Kolon kanserinin belirtileri nelerdir?

Dışkılama sonrasında kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik, karın ağrısı, kilo kaybı, kansızlık, şişkinlik ve kabızlık belirtiler arasındadır.

Kolon kanseri nasıl teşhis edilir?

Kolon kanseri teşhisinde günümüzde en önemli teşhis yöntemi kolonoskopidir. Kolonoskopi esnasında şüpheli bölgelerden alınan parçaların (biyopsi) özel boyalarla boyanarak mikroskop altında incelenmesi (histopatolojik inceleme) sonucu kesin tanı koyulur.

Tüm kanserlerde olduğu gibi kolon kanseri tedavisinde de en önemli faktör erken teşhistir. Kolon kanserinin esas tedavisi cerrahidir. Erken teşhis edildiği taktirde iyi bir tedavi ile kolon kanserinden tamamen kurtulmak mümkündür.

Cerrahi tedavi kanserin saptandığı bağırsak bölgesini çıkartmak ve bağırsağı birbirine tekrar bağlamak şeklinde yapılır. Daha ileri evrelerde ameliyat sonrası ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekebilir.

Rektum kanserinde ise bazen tümörü küçültmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için ameliyat öncesi ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (radyoterapi ve kemoterapi) eklenebilir.

Kolon kanseri taraması nasıl yapılır?

Kolon kanseri taraması için günümüzde altın standart kolonoskopidir. Tarama ile kalın bağırsak kanseri tespit edilebilir ve erken tanısı koyulabilir. Kolonoskopi esnasında saptanan poliplerin çıkarılması da kanserin daha gelişmeden tedavi edilmesini sağlamaktadır.

Kolon kanserinde tarama neden gereklidir?

Bugün kanser öncüsü olduğu kanıtlanmış bağırsak polipleri genellikle belirti vermezler. Belirtiler ortaya çıktığında kanser artık olmuşmuş hatta ilerlemiş dönemdedir.

Bu yüzden poliplerin kolonoskopi taraması ile erken dönemde saptanarak çıkarılmaları hayati önem taşımaktadır.

Ayrıca kanserli dokunun daha belirti vermeden tarama esnasında saptanması erken dönemde teşhis edilmesini sağlar ve tamamen iyileşme ihtimalini arttırır.

Kimler kolonoskopi yaptırmalıdır?

Hiçbir şikayeti olmayan 50 yaşını geçmiş herkese kolonoskopi önerilir. Bazı bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit, FAP vb.) olduğu bilinen bireyler daha erken yaşlarda tarama programına alınırlar. Ayrıca ailesinde ailesel kolon kanseri olan kişilere de tarama yapılmalıdır.

Kolon kanserini günümüzde kesin olarak önlemek henüz mümkün değildir. Fakat yüksek lifli, düşük yağ içerikli beslenme, egzersiz yapılması, sigaradan uzak durulması ve alkolün azaltılması ile kolon kanseri riski azaltılabilir.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/kolon-kanseri-tedavi-cerrahi-mucteba-gunduz/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.