Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

Kronik Gastrit Tedavi Yöntemleri ve Komplikasyonları

Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

Kronik gastrit oluşması durumunda hastaların mutlaka mide astarının iyileşmesini sağlayacak ilaçlar kullanması ve beslenmesine dikkat etmelidir. Ülser oluşması ya da mide kanseri riskini arttıracaktır.

Kronik Gastrit Tedavisi

Kronik Gastrit

Gastrit belirtileri oluşması ile insanların şiddetli karın ağrılarının olması durumu görülecektir. Hastalığın ilk olarak teşhisinin konulması gerekmektedir.

Bunun için günümüzde en çok tanı koymak için endoskopik görüntüleme yöntemi uygulanarak hastaların ağzından ve yemek borusundan geçerek kamera yardımıyla endoskopik görüntüleme ile ışıklı kamera yardımıyla midenin görüntüsü monitöre aktarılacaktır.

Bu durumda midenin astarının tahriş olup olmadığını kontrol etmiş olacak ve tanı işlemi konulacaktır. Hastalarda yapılan tanı sonucunda kronik gastrit tanısı konulmasının ardından doktor tarafından muayenesi gerçekleştirilecektir.

Gastrit hastalığı meydana gelmesi sonucunda ve kronikleşmesi halinde tedavisi edilmezse hastalığın ilerleyerek mide astarı ve mide dokusunda zedelenme oluşmasına neden olacağı gibi deliklerin açılmasına da neden olur. Ülser oluşması sonucunda hastaların tedavisi daha da zorlaşacaktır. Bu nedenle de kronik gastrit tanısı konulması durumunda bir hastanın tedavisinin başlaması gerekiyor.

Hastaların doktor tarafından söylenen ilaçları eczaneden alarak kullanmasının ardından tedavinin etkili olabilmesi için yaşam tarzında değişiklik yapması ve beslenmesinde de değişiklik yapması ile kesin tedavisi edilebilir.

Eğer ki sigara ve alkol kullanımına devam etmesi durumunda ve beslenmesine de hastanın dikkat etmemesi durumunda ilaçlar kesin tedavi için yetersiz kalacaktır.

Kronik Gastrit İlaç Tedavisi

Kronik gastrit hastalarının tedavisi her zaman için yapılmasının kesin sonuç vermesi için hastaların doktor tarafından söylenen ilaçları düzenli olarak uygulaması gerekmektedir.

Özellikle de gastrit oluşmasına neden olan bakteri sonucunda ortaya çıkması ile birlikte bakterilerin neden olduğu gastrit tedavisinin gerçekleşebilmesi için hastaya antibiyotik tedavisinin reçete edilerek uygulanması gerekmektedir.

Antibiyotik kullanımı sonucunda gastrit oluşumunda etkili olan bakteriler ölecektir. Ayrıca hastalara gastrit tedavisinde şu ilaçlar reçete edilmesi gerekiyor.

Protonlar Inhibitörleri Pompalar

Hastalığın oluşumunda ilerlemesini durdurmak amacıyla halk arasında mide koruyucu olarak isimlendirilmekte olan ilaçlar reçete edilmesi sonucunda mide asit miktarında azalma sağlanacak ve kronik olan gastrit tedavisi başarılı olacaktır. Bu ilaçlar hastaların sabah aç karnına bol su ile içmeleri ve 1 saat boyunca en az herhangi bir şey tüketmemeleri oldukça etkili olacaktır. Bu ilaçlar şunlardır:

  • Omeprazol;
  • Lansoprazol;
  • Esomeprazol.

Yukarıda yazmış olduğumuz ilaçların uzun süre kullanılması durumunda hastalarda bazı yan etkilerin oluşmasına neden olacak durumlar oluşacaktır. Bu nedenle de hastaların her zaman doktor kontrolünde ve doktorun belirlediği süre içerisinde bu ilaçları kullanması tavsiye edilmektedir.

Asit Azaltıcı İlaçlar

Gastrit tedavisi edilmemesi durumunda midenin asit salgılaması ile birlikte daha da ilerlemesi ve ülser ya da mide kanseri oluşumuna zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle de midenin asit miktarının azalmasında etkili olacak ilaç türleri şunlar olmalıdır.

Sindirimi kolaylaştırmak amacıyla midenin salgılamakta olduğu asit fazla miktarda olması durumunda iltihaplanmış mide astarında bulunan iltihabın daha da artmasına neden olur. Bu durumda ortaya çıkacak olan ağrı ve diğer belirtileri hafifletmek için bu ilaçlar reçete edilir.

Antasitler

Mide astarının iltihaplanması ile birlikte hastalarda şiddetli ağrının oluşması halinde doktorun önermesi halinde Antasitler reçete edilerek kullanılabilir. Fakat bu tür ilaçlar kullanan kişilerin bağırsaklarında sorun olmasına neden olur. İshal yaşanması ya da kabızlık oluşması durumunda ilacın kullanılmaması gerekiyor.

Probiyotikler

Sindirimin normal bir şekilde çalışmasında ve iltihaplanarak tahriş olmuş mide zarının iyileşmesinde yardımcı olacaktır.

Kronik Gastrit Komplikasyonları

Kronik olarak ortaya çıkan gastrit belirtileri de şiddetli olacaktır.

Uzun süre insanın hayatını olumsuz yönde etkileyecek olan gastrit midenin asit salgılanması sonucunda ve tedavisinin gerçekleşmemesi ve hastanın beslenmesine dikkat ederek diyet uygulamaması durumunda şiddetlenecektir.

Özellikle de hastaların sigara ve alkol kullanımının yanı sıra aynı zamanda da hastaların çay ya da kafein tarzı içecekler tüketmekten kaçınmaları ve hastaların mutlaka stresten uzak kalmaları gerekmektedir.

Gastrit kronik bir hal alması durumunda mide astarında iltihaplanma artacaktır. Bunun sonucunda da kişilerde mide astarı ve mide dokusunda delinmeler meydana gelir.

Hastalarda ülser gelişmesi sonucunda gastrit gelişimine bağlı olarak mide kanaması ortaya çıkacaktır. Midenin iç yüzeyi kısmında oluşan yaraların sıklıkla mide kanamasına neden olur.

Tedavi edilmemesi durumunda ilerleyen dönemler içerisinde hastanın mide astarı zedelenmesine bağlı olarak mide kanserine yakalanma riski de oldukça fazla olmaktadır.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://midemikrobu.com/kronik-gastrit-tedavisi.html

Akut ve Kronik Prostatit Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

İlerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan iyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanserinden farklı olarak her yaşta görülebilen prostatit yani prostat iltihabı; hastaların şiddetli ağrı ve sancı çekmesine neden olan bir hastalıktır. Prostatit oluşum nedenine ve belirtilerinin görülme farklılıklarına göre çeşitlere ayrılmıştır. Bu yazımızda akut ve kronik prostatit hastalıkları ile ilgili detaylı bilgiler aktaracağız.

Akut Prostatit Nedir? 

Akut prostatit, prostat bezine farklı yollarla bakterilerin yerleşmesi sonucu oluşan; belirtileri aniden başlayan ve kişinin çok şiddetli ağrı çekmesine neden olan prostat iltihabı çeşididir. Akut prostatiti olan hastalar karşılaştıkları ani ve şiddetli ağrı sonucu acilen hastaneye gitme gereği duyabilirler.

Cinsel yollarla bulaşan ya da idrar yolu iltihaplanmasına yol açan bakteriler bu hastalığın oluşmasına neden olabilir. Bakteriler kan yoluyla prostat bezine yerleşir ve bu salgı bezinde enfeksiyon oluşmasına yol açar.

Akut Prostatit Belirtileri Nelerdir?

Akut prostatiti olan hastalarda; 

  • Titreme,
  • Ateş yükselmesi,
  • İdrar yaparken ağrı,
  • İdrarda kan görülmesi,
  • İdrarın normalden farklı ve kötü kokması,
  • İdrar akımında azalma,
  • Mesaneyi tam anlamıyla boşaltamama,
  • İdrar yaparken zorlanma,
  • Boşalma sırasında ağrı oluşumu,
  • Meniden kan gelmesi,
  • Kasıklarda ağrı oluşumu,
  • Cinsel organ, testis, kasık ve rektumda ağrı,
  • Sık sık idrar yapma gereksinimi gibi belirtiler gözlenir. Bu belirtiler oldukça şiddetli olduğu için hastalar tıbbi destek ihtiyacı duyarlar.

Kronik Prostatit Nedir? 

Prostat salgı bezinin bakteriler veya teşhis koyulamayan bir nedenden ötürü iltihaplanmasına kronik prostatit denir.

Kronik prostatit bakteriler nedeniyle oluştuğunda antibiyotik kullanılarak tedavi edilebilir fakat iltihaplanmanın nedeni tam olarak belirlenemediği durumlarda teşhisinin konulması da belirtilerinin giderilmesi de zorlaşır. Kronik prostatit ile akut prostatit arasındaki temel farklılık belirtilerin ortaya çıkışıdır.

Kronik prostatit hastalığı olan kişiler belirtileri daha hafif yaşarlar. Belirtiler kendisini gösterir ancak sonra ortadan kalkar. Kronik prostatit uzun soluklu bir tedavi süreci gerektirir. Hastalığın doğası gereği şikayetler azalacağı için tedavi kesinlikle yarım bırakılmamalıdır.

Kronik Prostatit Belirtileri Nelerdir? 

Bakteriler nedeniyle ya da belirlenemeyen bir nedenle oluşabilen kronik prostatit hastalığının benzer belirtileri bulunur. Bu belirtilere ateş ve titreme de eklenebilir. Belirtilerin özelliği zaman zaman yoğunlaşması ve sonrasında ortadan kaybolmasıdır. 

  • Ani idrar yapma ihtiyacı,
  • Boşalma sırasında ağrı
  • İdrar yaparken acı hissedilmesi,
  • İdrar yapmaya başlarken zorluk yaşanması,
  • İdrar akımının düzensiz olması,
  • İdrar yaptıktan sonra mesanede doluluk hissi,
  • Bel, karın, kasık, rektum ve testislerde ağrı gibi belirtiler kronik prostatit sinyalleri verirler.

Akut ve Kronik Prostatit Teşhis Yöntemleri 

Prostat iltihabı teşhisi doktor ve hasta arasındaki diyaloglarda başlar. Doktorlar hastanın sağlık geçmişini öğrenir, idrar problemlerinin ne zamandan beri, ne sıklıkla yaşandığını sorgular ve elde ettiği bilgiler doğrultusunda fiziki muayene aşamalarına geçer.

Parmakla rektal muayene ile prostatın kıvamı ve büyüklüğü kontrol edilir.

  • PSA testi ile kandaki PSA oranı tespit edilir.
  • Kandaki PSA oranının normalden fazla olması durumunda idrar tahlilleri yapılarak enfeksiyon olup olmadığı kontrol edilir.
  • İdrar testinde iltihap bulunduysa prostat masajı yapılır. Masaj sonrası idrar yapıldığında iltihap bulunursa detaylı incelemelere geçilir.
  • Bilgisayarlı tomografi çekilerek prostat bezi ve idrar yolu incelenir.
  • En garanti sonuç için 4 bardak testi yapılır. 

Hasta ile yapılan görüşmeler ve gerçekleştirilen testler sonucu elde edilen bilgiler prostatit teşhisini mümkün hale getirir. Hastalığın türü belirlenince tedavi süreci başlatılır.

Akut Prostatit Tedavisi 

Akut prostatit teşhisi konulan hastalara doktorlar 4-6 hafta boyunca kullanılması için antibiyotik verirler. Tekrarlayan akut prostatit durumunda tedavinin süresi uzayabilir. Antibiyotikler enfeksiyona neden olan bakteri türüne göre farklılaşabilir. 

Semptomların hafifletilmesi için doktorlar Alfa-bloker ilaçlarının da kullanılmasını isteyebilirler. Antibiyotik etkisini gösterene kadar akut prostatit belirtilerini azaltan ve idrar torbası kaslarını rahatlatan bu ilaçlar idrar yaparken çekilen ağrıları hafifletirler. Tedavi sürecinde ağrı kesici kullanımı da önerilebilir. Doktorların verdiği ilaçlar dozunda ve zamanında kullanılmalıdır. 

Akut prostatit teşhisi konulan hastaların; 

  • Prostat bezine baskı yapmamak için dar giyinmemeleri ve bisiklet sürmemeleri,
  • Alkol, kafein ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmaları,
  • Ilık duş yapmaları önerilir.

Kronik Prostatit Tedavisi 

Kronik prostatit teşhisi konulan hastaların tedavisi hastalığın nedeninin bulunup bulunamamasına göre değişebilir. Hastalığa neden olan bir bakteri ise yaklaşık 12 hafta sürecek olan antibiyotik tedavisine başlanır. Kronik prostatit tedavilerinin %75’i başarıyla sonuçlansa da kesin sonuç alınamayan vakaların da olduğu bilinmektedir. 

Kronik prostatite neden olan faktör belli değilse tedavi, hastayı tamamen iyileştirmekten çok şikayetlerini azaltmaya yönelik kurgulanır. Kas gevşeticiler, ağrı kesiciler, sakinleştiriciler ve alfa – brokerlar bakteriyel olmayan kronik prostatit hastalarının hayat konforlarını arttırırlar.

Kronik prostatit tedavisinde başarıyı arttırmak için özel beslenme programlarına uyulması da istenebilir. Aynı zamanda sıcak duş alınması önerilebilir veya ısı terapileri de tedavi sürecinin bir parçası haline getirilebilir.

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Akut-ve-Kronik-Prostatit-Belirtileri-ve-Tedavi-Yontemleri

Ağrı Tedavisi

Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

Ağrı karmaşık bir durumdur, bu nedenle kronik ağrıların tamamen birbirinden farklı çok sayıda sebebi ve çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Kronik ağrı türleri ve tedavileri şunlardır:

Medikal Yöntemlerle Kronik Ağrı Tedavisi

İlaç tedavisi uygulanarak medikal yöntemler ile kronik ağrı tedavisi yapılabilir. Öncellikle ağrının sebebi belirlenir.

Kronik ağrılar doku hasarı, kireçlenme, fıtık ya da sinirlerde tahribat gibi fiziksel sebeplerden kaynaklandığı gibi yorgunluk, stres ve depresyon gibi psikolojik nedenlerden de kaynaklanabilir.

Ağrının sebebine ve türüne göre bazı durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir ve bu ilaçlar duruma göre reçeteli ya da reçetesiz olabilir.

Reçeteli ilaç tedavisi: Vücut ağrılarının ağrı kesici ya da kas gevşetici ile giderilebildiği durumlarda medikal tedavi uygulanır. Ağrıların depresyon ya da yorgunluk gibi sebeplerde kaynaklanması durumunda ağrı kesici ilaç tedavisi verilebilir.

Bölgesel ağrıların dışında kişilerde eklem iltihaplanması gibi nedenlerle de kronik ağrı görülebilir. Bu durumda öncellikle hastaya iltihap giderme tedavisi uygulanır.

İltihap giderici ve ağrı kesici özelliği olan reçeteli ilaçlar ile önce iltihap söktürme tedavisi uygulanmalı, ardından duruma göre diğer ağrı tedavisi teknikleri uygulanmalıdır.

Aşırı yorgunluk ve stres nedeniyle kas ve sinirlerde ortaya çıkan sorunlar nedeniyle oluşan ağrılarda ise kas gevşetici ilaç tedavileri tercih edilebilir. İltihap giderici, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların mutlaka reçeteli olması ve alanında uzman bir doktor tarafından verilmesi gerekir.

Reçetesiz ilaç tedavisi: Bazı kemik ağrılarında reçetesiz olarak satılan basit ağrı kesiciler de kullanılabilir.

Tetik Noktası Enjeksiyonu (TPI)

Tetikleyici noktalar bölgesel kas spazmının odak alanları olup, genellikle üst sırt ve omuz bölgelerinde bulunur. Sırt, bacak ve kollarda ortaya çıkan ağrı, kasılma ya da kas sertleşmesi gibi durumlarda uygulanır. Tetikleyici nokta enjeksiyonu ilacın doğrudan tetik noktasına enjekte edilmesini içerir.

Tetikleyici nokta enjeksiyonları, fibromiyalji, gerilim baş ağrısı ve miyofasyal ağrı sendromu dahil bir dizi durumu tedavi etmek için kullanılabilir. Tetik noktası, iskelet kasındaki spazm ve iltihaplanmanın odak alanlarıdır.

Arka sırtta ve omuz bölgelerinin arkasında bulunan rhomboid ve trapez sırt kasları, tetikleyici noktaların ortak noktasıdır. Bu bölgelerdeki tetik noktaları boyun ağrısı, omuz ağrısı ve baş ağrısı neden olabilir. Üst sırtın yanı sıra, tetik noktaları bel çevresi veya bel ağrılarında daha az görülür.

Tetikleyici nokta enjeksiyonları sıklıkla romatologlar, ağrı doktorları ve fiziki tıp ve rehabilitasyon doktorları tarafından uygulanmalıdır.

Transkutanöz Elektriksel Sinir Uyarımı (TENS)

Transkutanöz elektriksel sinir uyarımı (TENS), ağrıyı hafifletmek için düşük voltajlı elektrik akımı kullanan bir terapidir. TENS, çeşitli hastalık ve durumların neden olduğu ağrıları tedavi etmek için kullanılır.

En sık osteoartrit veya fibromiyalji gibi hastalıklarla ortaya çıkan kas, eklem veya kemik problemlerini veya bel ağrısı, boyun ağrısı, tendinit bursit gibi rahatsızlıkların tedavisinde uygulanır.

Ayrıca, doğum ağrısı ve kanser ağrısı gibi uzun süren (kronik) ağrı gibi ani (akut) ağrıyı tedavi etmek için TENS kullanılmaya başlanmıştır.

Ağrı Tedavisi ve Biyoelektrik Terapi

Biyoelektrik terapi, kronik ağrı sorunu olan hastalar için güvenli ve ilaçsız bir tedavi seçeneğidir. Bazı kronik ağrı ve akut ağrı vakalarını tedavi etmek için kullanılır. Beyindeki ağrı mesajlarını bloke ederek ağrıyı hafifletir. Yaralı olduğunuzda, ağrı alıcıları merkezi sinir sistemine (beyin ve omurilik) bir mesaj gönderir.

Mesaj, vücuttaki belirli hücreler tarafından ağrı olarak kaydedilir. Biyoelektrik akımları kullanarak biyoelektrik terapi, ağrı sinyallerini beyne ulaşmadan keserek ağrıyı hafifletir. Biyoelektrik tedavi vücudun ağrıyı hafifletmeye yardımcı olan endorfin üretmesini de sağlar.

Biyoelektrik terapi aşağıdakileri içeren kronik ve akut ağrı durumlarını tedavi etmek için kullanılabilir:

  1. Kompleks bölgesel ağrı sendromu, refleks sempatik distrofi veya RSD olarak da bilinir
  2. Sırt ağrısı
  3. Kas ağrısı
  4. Baş ağrısı ve migren
  5. Üst ve alt ekstremitelerde kan akışı bozuklukları
  6. Artrit
  7. Temporomandibular eklem (TMJ) sendromu (çeneyi etkiler)
  8. Diyabetik nöropati gibi sinir sisteminin bozuklukları
  9. Zayıf sirkülasyon veya sklerodermadan kaynaklanan cildin ağrısı ve ülseri (cildin kalınlaşmasına veya sertleşmesine neden olabilen kronik bir durum)

Fizik Tedavi

Fizik tedavi; yaralanma, hastalık veya sakatlık gibi durumlardan etkilenen organ ya da uzuvların hareket ve işlevinin eski haline getirilmesine yardımcı olur.

Fizyoterapistler hareket, egzersiz, manuel terapi, eğitim ve tavsiye yoluyla yaralanma, hastalık veya sakatlıktan etkilenen insanların tedavisine yardım eder.

Fizik tedavinin kullanıldığı alanlar şunlardır: Nörolojik (inme, multipl skleroz, parkinson hastalığı), nöromüsküloskeletal (sırt ağrısı, ağrıyı önleme bozukluğu, spor yaralanmaları, artrit), kardiyovasküler (kronik kalp hastalığı, kalp krizinden sonra rehabilitasyon), solunum (astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, kistik fibroz). Fizyoterapistler, sağlık ve sosyal bakım alanlarında çeşitli uzmanlık alanlarında çalışırlar. Ayrıca, bazı fizyoterapistler eğitim, araştırma ve hizmet yönetiminde yer alırlar.

Ağrı Tedavisinde Fiziksel Terapi Egzersizleri

Terapistlerin ağrıyı hafifletmek için kullandığı, buz / ısı paketleri, ultrason ve elektriksel kas stimülasyonu gibi çeşitli mekanik ve fiziksel yöntemler vardır. Egzersiz terapisi ile kas gevşetme ve güçlendirme hareketleriyle ağrıların giderilmesi sağlanabilir. Ağrıyı azaltan iki yaygın egzersiz yöntemi bulunur.

Ağrının merkezi belirlenerek o bölgenin rahatlamasına yardımcı olacak kişiye özel hareketleri belirlemek. Ağrıya neden olan tetik noktalarının hareketi azaltarak ağrıyı kontrol altına almak. Egzersiz terapisi, aktiviteler sırasında otomatik olarak koruyucu destek sağlamak için kasların eğitimini içerir.

Egzersizlerin fizik tedavi uzmanları tarafından kişiye özel olarak planlanması çok önemlidir.

Alternatif Tedaviler

“Alternatif terapi” terimi genelde geleneksel tıbbın yerine kullanılan herhangi bir tıbbi tedaviyi veya müdahaleyi tanımlamak için kullanılır.

Geleneksel tıp ile birlikte alternatif terapiler kullanıldığında, tamamlayıcı tıp olarak adlandırılır.

Alternatif terapi, akupunktur, kayropraktik tedavi, yoga, hipnoz, biofeedback, aromaterapi, gevşeme, bitkisel ilaçlar, masaj ve diğer birçok disiplini kapsar.

Источник: https://www.romatem.com/tedaviler/agri-tedavisi

Kronik Ağrı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

Haber güncelleme tarihi 14.02.2019 10:03

Kronik Ağrılar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ağrılar birçok nedene bağlı olarak vücutta meydana gelir. Yapılan araştırmalar sonucunda ağrıların ikiye ayrıldığı gözlemlenmiştir. Bu ağrılar akut ve kronik ağrı olarak ikiye ayrılmıştır. Bugün kronik ağrıyı yakından inceleyeceğiz.

Öncelikle akut ağrı ile ilgili küçük bir bilgi verdikten sonra kronik ağrının nasıl oluştuğuna, nasıl anlaşıldığına ve tedavi yöntemlerine detaylı bir şekilde bakacağız.

 Akut ağrı, insan vücudunda meydana gelecek olan hastalıkların habercisidir. Özellikle doku hasarlarının habercisi olarak vücudun bir alarm sistemidir. Kronik ağrı ise beynin kontrolü dışında kendiliğinden oluşan hastalıktır.

Bu ağrı türünden sinir hücreleri bazen ağrı olmayan bölgelerde beyne ağrı sinyalleri gönderebiliyor.

Kronik Ağrı Nasıl Oluşur?

Kronik ağrı, sinir hücrelerinin çalışmasında birtakım bozulmaların ortaya çıkmasıyla oluşur. Konuyu biraz daha açmak gerekirse, sinir hücrelerinin beyne sürekli olarak ağrı sinyali göndermesiyle oluşan metabolizmadaki değişimlerdir. Bu uyarı sonucunda beyin bir süre sonra artık uyarıya karşı tepki vermez.

Tepki alamayan hücre de kendiliğinden sinyal gönderme merkezi oluşturur. Bu ağrılar karıncalanma veya darbe şeklinde meydana gelen yanıcı, sızı veya tam tersi keskin olabiliyor. Bu nedenle de hastanın ciddi şekilde sinirini bozar ve vücudunun yorgun düşmesine sebebiyet verir.

 Herkes bir şekilde vücudunda ağrı duyabilir. Bu yüzden de her ağrıyı kronik ağrı olarak düşünmek yanlış olur. Kişinin vücudunda süreklilik gösteren ağrı bir süre sonra şeklini değiştirip bağımsız bir şekilde hareket ederse kronik ağrı olarak nitelendirilebilir. Ayrıca bu ağrılar 3 ile 6 ay uzun bir zamana yayılırsa o zaman kronik ağrılar oluşur.

Bu oluşan kronik ağrıların en yaygınları şunlar:

  • Bel ağrısı
  • Baş ağrısı
  • Romatizmalı ağrılar
  • Nevralji
  • Ur ağrıları
  • Deformasyon ağrıları
  • Fantom ağrısı

Kronik Ağrı Nasıl Teşhis Edilir?

Bir ağrının kronik ağrı olup olmadığını belirlemek çok önemlidir. Kimi zaman yapılacak olan tetkikler normalinden daha uzun sürebilir. Bu kronik ağrıların türünden kaynaklanır. Bu tetkikleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Ağrının teşhisi için
  • Fiziksel muayene
  • Sinirsel muayene
  • Ortopedik araştırma
  • Beyin tomografisi ve EKG
  • Aidozun teşhisi

Kronik Ağrıların Tedavisi Nasıldır?

Kronik ağrı tedavileri uzun süren tedavilerdir. Bu hastalığın hem fiziksel hem de psikolojik olarak insan vücudunda bıraktığı etkiler göz önüne alınarak tedavi edilir. Tedaviye başlamadan önce tespit edilen kronik ağrı türlerinin kaynağına inmek için şu yöntemlere başvurulur:

  • Tıbbi geçmişiniz incelenir.
  • Tıbbi geçmişinize dayanarak tıbbi testler yapılabilir.
  • Fiziki muayene yapılır.

Bu tetkikler sayesinde ağrının kaynağı tespit edilerek tedaviye başlanır. Uygulanacak olan tedavi ise şu şekilde:   

  • Ağrıları geçirmek için öncelikle ilaç tedavisi yapılır. Bu ilaçlar kişinin ağrı kesmek kadar hastanın ruh halini iyileştirmek için de kullanılır.
  • Rahatlama terapisi uygulanır.
  • Masaj terapisi uygulanır.

Önerilen İçerik;

► Miyofasiyal Ağrı Sendromu Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/kronik-agri-nedir-nasil-tedavi-edilir-15779h.htm

Ağrı Nedir? Ağrı Neden Olur? Ağrı Tedavisi (Algoloji) – Sağlık Ocağım .NET

Kronik Ağrı Ve Tedavi Yöntemleri

Ağrı (pain) : Latince’de poena (ceza-intikam-işkence) sözcüğünden gelmiştir ve tanımı oldukça zordur.

Uluslararası Ağrı Araştırma Teşkilatı (IASP) ağrıyı, vücudun herhangi bir bölgesinden kaynaklanan, gerçek veya olası bir doku hasarı ile birlikte görülen, hastanın geçmişte yaşamış olduğu deneyimler ile ilgili, duyulara ait ya da strese bağlı oldukça zor bir duygu olarak tanımlamaktadır. Ağrı duyusu beden fonksiyonlarının düzeltilmesi için bir alarm işareti gibi görev yapar.

Geçmişte sadece çeşitli hastalıkların bulgusu olarak kabul gören ağrı, özellikle kronik ağrı günümüzde başlı başına bir hastalık ve sendrom olarak tanımlanmaktadır. Ağrı sadece hasta tarafından hissedilen bir duygudur.

Ağrı her kişide farklılık gösterebileceği gibi bulunulan çevre ve koşullar da, ağrıya yanıtı değiştirebilir. Ağrı, kişiden kişiye farklılık gösterdiği için tedavisi de değerlendirilmesi de oldukça zordur.

Bu nedenle hastanın belirttiği ağrının şiddetine inanmak önemlidir.

Ağrı tipleri veya sınıflandırılması

Ağrının kişiye özel bir duygu olması, bireyler ve yaşanılan ortam açısından yüksek oranda farklılıklar göstermesi, standart bir sınıflama yapılmasını olanaksız duruma getirmektedir. Ağrıyı değişik parametrelere göre sınıflamak mümkündür.

Birincisi : Fizyolojik kliniğe göre değerlendirilir.

İkincisi : Ağrının süresine göre (akut ya da kronik) olarak değerlendirilir.

Üçüncüsü : Kaynaklandığı bölgeye göre (somatik, visseral, sempatik) olarak değerlendirilir.

Dördüncüsü : Mekanizmalarına göre (nosiseptif, nöropatik, deaferantasyon, reaktif, psikosomatik), olarak değerlendirilir.

Akut ağrı : Genellikle ani başlayan şiddetli ağrılardır. Akut ağrı nedene bağlı olarak çoğunlukla dindirilebilir karakterde olduğu gibi, doku iyileşmesi ile birlikte yavaş yavaş tamamen geçen ağrı tipidir. Akut ağrı, bir iğne batması, travmatik ekstremite yaralanması, kırık ve ameliyat sonrası hissedilen ağrı).

Kronik ağrı : Altı aydan çok süren ağrı tipidir. Kişinin yaşamı süresince tekrarlamalar ile kendini gösteren ağrılardır.

Migren, kanser, yanık, kas ağrıları, eklem ağrıları, baş ağrıları, sinirsel ağrılar, psikolojik ağrılar, bazı metabolik ve nöropatik nedenlere bağlı kronik hastalıkların verdiği ağrılar gibi.

Kronik ağrının neden olduğu zararlardan biride hastanın yaşam kalitesinin düşmesidir.

Ağrı belirtileri

Ağrı belirtileri

Ağrı olayı ağrının duyulması, algılanması ve ağrıya yanıt unsurlarını içerir. Genellikle ağrının kaba şekilde algılanması uyarı hipotalamusa geldiğinde, tam olarak algılanması ise parietal kortekse ulaştığında olur.

Hastanın ağrıya yanıtı çoğunlukla konuşma, sızlanma, yüzünü buruşturma, Ağrıyan bölgenin uyarandan uzaklaştırılması, kıvranma, belli pozisyonlara girmesi, şekilden şekile girmesi, ağlaması, bağırması gibi belirtiler kişinin ağrı çektiğini gösteren belirtilerdir.

Ağrının tarihçesi

İnsanlık tarihi kadar eski olan ağrı ve tedavi yöntemleri günümüz koşullarına kadar birçok evreden geçmiştir.

Çinliler : M.Ö 2600’lü yıllarda akupunktur tedavisi ile ağrı tedavisini tanımlamışlardır.

Asurlar ve Babiller : M.Ö 2000’li yıllarda haşhaş bitkisindeki afyon alkaloidlerinin ağrıyı giderdiğini bilmekteydiler.

Serturner : 1806 yılında opium alkaloidlerinden morfin’i izole etmiştir.

Horece Wels adlı bir diş hekimi : 1844’de azot protoksit koklayarak bir dişini ağrı hissetmeden çektirmiştir.

Cari Koller : 1884’de kokaini göze damlatarak ilk lokal anestezi yöntemini gerçekleştirmiştir.

Kelle : 1948’de ilk ağrı çizelgesini önermiştir.

Melzack ve Wail : 1965’de halen önemini koruyan ve ağrı mekanizmasını açıklayan kapı kontrol teorisini yayınlamışlardır.

Pret ve Snyder : 1973’de ilk kez opioid reseptörlerini göstermişlerdir.

İlk Dünya Ağrı Kongresi : 1975’de Floransa’da toplanmıştır.

Behar ve Arkadaşları : 1979’da epidural morfin kullanımını başlatmışlardır.

Ağrıya neden olan hastalıklar ve etkenler

Ağrı nedeni ile doktora baş vuran hastalarda en sık görülen ağrılar, bel ağrısı, bacak ağrısı, boyun ağrısı, baş ağrısı, karın ağrısı, sırt ağrısı, omuz ve kol ağrıları, yüz ağrıları-nevraljiler, damar tıkanıklığına bağlı ağrılar, kanser ağrıları, nedeni belirlenemeyen ağrılar nedeni ile hastaneye ve acil servislere baş vururlar.

Ağrıların bazıları metabolik hastalıklara bağlı, sistemik hastalıklara bağlı, nöropatik hastalıklara bağlı, kazalara ve travmalara bağlı ağrı, geçirilen operasyonlara bağlı ağrı, yaralanmalara bağlı ağrı, fıtıklara bağlı ağrı, kireçlenmelere bağlı ağrı, romatizmal hastalıklara bağlı ağrı, psikolojik sorunlara bağlı ağrı, enfeksiyonlara bağlı ağrı, virüslere bağlı ağrı, diş çürüklerine, iltihaplarına ve çekilmesine bağlı ağrı, sinir sistemine bağlı ağrı, kemik hastalıklarına bağlı ağrı, kas problemlerine bağlı ağrı, yanıklara bağlı ağrı, organlarda bulunan yabancı maddelere (böbrek taşı, safra taşı, idrar yolları taşları ve yabancı cisimler gibi) bağlı ağrılar, cilt hastalıklarına bağlı ağrılar ve hamilelik, doğum, çocuklarda büyüme, yaşlılarda yaşlanma gibi doğal süreçlere bağlı ağrılardır.

Ağrı kontrolünde ve tedavisinde uygulanan yöntemler

Ağrı tedavileri

Ağrı tedavisinde non farmakolojik yöntemler ve farmakolojik yöntemler kullanılır.

Ağrı tedavisinde non farmakolojik yöntemler : Masaj tedavisi, sıcak-soğuk uygulama tedavisi, gevşeme teknikleri, hayal kurma yöntemleri, hastanın dikkatini dağıtma yöntemi, solunum egzersizleri, müzik ile tedavi, biofeedback yöntemi, akupunktur tedavisi, maditasyon tedavisi gibi ilaçsız, ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanır.

Ağrı tedavisinde farmakolojik tedavi yöntemleri :Doğum veya başka bir neden ile ameliyat olması gereken kişileri en fazla korkutan, operasyon sonrası erken dönemde yaşayacakları ağrıdır. Genellikle operasyonun ilk günlerinde hissedilen ağrı zaman geçtikçe geçer.

Doktorlar operasyon sonrası hissedilen ağrılar için kas içerisine verilen enjeksiyon şeklindeki ağrı kesici ilaçları tercih ederler. Bazı analjezikler hastaya takılmış olan serum yolu ile direkt intravenöz olarak verilir.

Ağrı kontrolünde başarı elde edilmesinde doktorun, hemşirenin ve hastanın rolleri önemlidir.

Ağrı kontrolünde kullanılan farmakolojik ajanlar :Zayıf analjezikler, non-opioidler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, güçlü analjezikler, opioidler, adjuvan analjezikler kullanılır.

Ağrı kontrolünde farmakolojik yöntemlerin kullanım kuralları :İlaçlar doktor tarafından

Ağrı tedavisi

belirlenmiş olarak kullanılmalıdır. İlacın dozu hastanın gereksinimine göre düzenlenmelidir. İlacın etkisi değerlendirilmeli ve yan etkileri izlenmelidir. Analjezik dozu hastanın şikayetine göre ayarlanmalıdır. İlacın verilme şekli hastaya uygun olmalıdır. Hastanın ayağa kaldırılması ve pansuman gibi ağrılı aktivite ve işlemlerde analjezik etkinliği sağlanacak şekilde uygulanması planlanmalı ve uygulamalar arasında hastanın istirahat dönemleri sağlanmalıdır. Ağrı konusunda hastanın soru sormasına ve düşüncelerini ifade etmesine izin verilmelidir.


Ağrı tedavisinde girişimsel yöntemler :Girişimsel yöntemler operasyonsuz riskleri minimum olan, genellikle iğne ya da iğne benzeri elektrotlar ile uygulanan ve genellikle de herhangi bir kesi yapılmadan gerçekleştirilen işlemlerdir. Girişimsel ağrı tedavisi, ameliyathane koşullarında, steril şartlara tam olarak uyularak ve tek kullanımlık malzemeler ile gerçekleştirilir.

Bu yöntemler, radyofrekans termokoagülasyon yöntemi, epidural ve transforaminal enjeksiyon yöntemi, epidural lizis yöntem, nörolotik blok yöntemi, sempatik blok yöntemi, morfin pompaları, tetik nokta enjeksiyonu, spinal kord stimülasyonu, vertebroblasti, nükleoplasti gibi girişimsel tedavi yöntemleri ağrı tedavisinde uygulanan yöntemlerdir.

Bel ağrısı–Baş ağrısı–Boyun ağrısı–Göz ağrısı–Yüz ağrısı–Omuz ağrısı

Источник: https://www.saglikocagim.net/agr-nedir-agr-neden-olur-agr-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть