Kronik Hastalara Kritik Ramazan Önerileri

içerik

Kronik hastalara Ramazan öncesi son uyarı

Kronik Hastalara Kritik Ramazan Önerileri

Medicana International İstanbul Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.

Fevzi Balkan, Ramazan ayı öncesi kronik hastalığı olanları uyararak, “Ramazan ayında oruç tutulması, Tip 2 diyabet (Şeker) hastalarında önemli sağlık risklerine neden olabilir.

Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı. Eğer testleri normal çıkarsa ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler.” dedi.

Balkan AA muhabirine yaptığı açıklamayla Ramazan ayının başlamasına günler kala kronik hastalığı bulunanlara önerilerde bulundu.

Ramazan ayı öncesi özelikle kronik hastalığı olanların doktorlarına başvurmaları ve gerekli tetkiklerini yaptırmaları gerektiğini ifade eden Balkan, “Tetkik sonuçlarına göre kullanılan ilaçların Ramazan'daki beslenmeye göre düzenlenmesi gerekiyor.

Diyabet, böbrek yetersizliği, karaciğer yetersizliği, hipertansiyon, kalp ve romatizmal hastalıklar, tiroit ve benzeri hastalığı olanların genel biyokimya testlerini, elektrolit düzeylerini, kan sayımlarını ve seker düzeylerini ölçmeleri, şeker hastası olanların son 3 aylık şeker ortalamasını gösteren hba1c testini ve organlarında seker hastalığına bağlı tutumları gösteren testleri yaptırmaları gerekiyor. Her hastanın dikkat etmesi gereken durumlar değişiklik gösterebilir. Bu konuda doktorlarına danışmayı ihmal etmesinler.” diye konuştu.

“Diyabet hastaları Ramazan'dan önce mutlaka rutin kontrolden geçmeli”

Hayat boyu tedavinin yanı sıra düzenli beslenmeyi gerektiren Tip 2 diyabetin, özellikle Ramazan ayında oruç tutan hastaların dikkatsiz beslenmeleri ve tedavilerini aksatmaları nedeniyle ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunan Balkan, şunları kaydetti:

“Ramazan ayında oruç tutulması, Tip 2 diyabet hastalarında önemli sağlık risklerine neden olabilir. Bu risklerin yönetimi açısından ramazan öncesi ve ramazan süresince hastaların hekimleriyle yakın iletişimde olması gereklidir.

Oruç tutmak isteyen diyabet hastaları Ramazan'dan önce mutlaka rutin kontrolden geçmelidir.

Tip 2 diyabette, hastanın yaşam kalitesini etkileyen önemli bir risk faktörü olan hipogliseminin (kan şekeri düşüklüğü) özellikle ramazan ayında uzun süren açlık dönemiyle daha çok tetiklenebilir.

[attention type=green]
Yapılan bilimsel çalışmalarda oruç tutan diyabet hastalarında şeker düşmesi riski 7,5 kat artmıştır. Tip 2 diyabet hastası, oruç tutarken, hekiminin önerdiği sayıda gün içinde şeker ölçümünü mutlaka yapmalıdır. Şeker, sahurla iftar arasında da ölçülebilir.
[/attention]

Parmaktan şeker ölçmenin, orucu bozması söz konusu değildir. Kan şekeri değeri 60'ın altındaysa ya da 300'ün üzerindeyse bu durum o gün tutulan orucu bırakmayı gerektiriyor. Özellikle iftara yakın saatlerde aşırı fiziksel aktiviteden kaçınması gerekiyor.

Fiziksel aktivite şeker düşmesini tetikleyebilir.”

“Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı”

Balkan, hipertansiyonu ve kalp problemi bulunan hastalarda susuzluk ve sıcağa bağlı elektrolit bozukluklarının ritim düzensizliği yapabileceğini anlatarak, açlığa bağlı tansiyon yükselmeleriyle iftardan sonra aşırı yemeye bağlı tansiyon dengesizliklerinin görülebileceğini söyledi.

Balkan şöyle konuştu:

“Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı. Eğer testleri normal çıkarsa ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler. Hipertiroidisi belirgin olan ve hipotiroidisi belirgin olanların oruç tutmaları uygun olmayabilir.

Böbrek hastalarının susuz kalması böbrek hastalıklarını olumsuz etkileyebilir. Bu hastaların kreatinin klirensleri bozuk ise susuz kalmaları uygunsuz olabilir.

Romatizmal hastalıklar kontrol altında değilse bu hastalıkların tabiatı gereği çok sayıda sistemi etkileyebilir. Bu durum organ yetersizliği riskini artırır.

Karaciğer hastalığı belirgin olanlarda susuzluğa bağlı elektrolit problemleri ve ensefalopati riskleri artar.”

“İnsuline bağımlı olan tip 1 diyabet hastalarının oruç tutması uygun değildir”

Her hastalığın ilaç tedavilerinin çeşitlilik gösterdiğini anımsatan Balkan, “Ana prensip olarak eğer hastalıkları kontrol altındaysa ve ilaçları iki öğünde ayarlanabiliyorsa, tetkikleri stabil ise oruç tutabilir. Diyabet hastaları oruç açısından yüksek riskli, orta riskli ve düşük riskli diye ayrılabilir.

Örneğin, insülin kullanan ve şeker hastalığına bağlı komplikasyon (göz, böbrek, kalp, sinir tutulumu) olan hastaların, oruç tutmamasını öneriyoruz. İnsuline bağımlı olan tip 1 diyabet hastalarının oruç tutması uygun değildir.

Ağızdan ilaç kullanan veya sadece diyet yapan HbA1C değeri uygun Tip 2 diyabet hastaları, doktorla yakın iletişim içinde ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler.” bilgilerini verdi.

“Günde en az 2,5 litre su tüketilmeli”

Doç. Dr. Fevzi Balkan, kronik hastalığı olanların Ramazan ayında dikkat etmesi gereken hususları şöyle sıraladı:

“Yeterince sıvı alınmalıdır. İftar ile sahur aralığında vücudun günlük sıvı ihtiyacını saatlere bölerek karşılamak gerekir. Günde en az 2,5 litre su tüketilmelidir.

Yumurta, peynir, yoğurt, süt gibi protein grubu tokluk hissi veren kahvaltılıklar sahurda tüketmek mide boşalmasını uzatacağı için açlık hissini azaltır.

Tuzlu gıdalar, zeytin, kavurma, sucuk susuzluk hissini artırır, sahurda uzak durulmalıdır. Salatalık, domates, biber ve yeşillikler tüketilebilir.

İftarda ana yemekte aşırıya kaçmadan sebze yemekleri, ızgara veya haşlama türü etler, balık, baklagiller tercih edilmelidir. Gazlı içecek ve meyve sularından uzak durulmalıdır. Meyvelerden tatlı olmayanlar tercih edilebilir. Tatlı tüketiminde dikkatli olmak şerbetli tatlıları az tüketmek gerekir. Ekmekte tam tahıllı, buğday, çavdar tercih edilebilir.

Gün içinde güneş altında kalmamak, egzersiz yapılacaksa iftar sonrasına ertelemek gerekir. Aç karınla yapılan egzersizler şeker düşmesine neden olabilir. Sahur ve iftarda lokmaları yeteri sürede iyi çiğnemek sindirim yükünü hafifletir. Bu hususlara dikkat edilirse Ramazan ayı sorunsuz atlatılabilir.”

“Kalp hastalığı olanlar kafein içeren içeceklerin tüketimini kaldırmalı”

Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Melek Aksoylu ise, Ramazan ayında çay, kahve tüketiminin gün içinde susuzluk hissini artıracağını ifade ederek, “Özellikle yüksek tansiyonu ve kalp hastalığı olanlar kafein içeren içeceklerin tüketimini kaldırmalı veya kısıtlamalıdır.

Kızartma, hamur işleri, şerbetli tatlıların tüketimi, yüksek oranda pilav ve makarna tüketilmesi aşırı meyve tüketimi veya tuzlu besinlerin tüketilmesi daha fazla acıkmanıza ve su ihtiyacının artmasına neden olurken kilo almanıza da sebep olacaktır.

Diyabeti olan bireylerin bu besinleri tüketmesi kan şekeri dengesizliklerine yol açar.” diye konuştu.

Kabızlık problemi olan bireylerin beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde barındırdığı lif oranı yüksek kuru baklagiller, kepekli tahıllar ve sebzeleri tercih etmesini öneren Aksoylu, ara öğünlerde de taze ve kuru meyvelerle ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişlerin tercih edilebileceğini söyledi.

“Kızartılmış besinlerden uzak durulmalı”

Sağlıklı oruçlar için yemeklerin pişirme yöntemlerinin de önem arz ettiğini anlatan Aksoylu, “Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Tüm hastalık grupları için pişirme yöntemleri çok önemlidir.” dedi.

Kronik rahatsızlığı olan bireylerin gün içinde sağlık sorunlarını önlemek adına mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Melek Aksoylu, değerlendirmesini, “Sahur yapılmadığında halsizlik ve yorgunluk hissiniz artar.

Konsantrasyon bozukluğu yaşarsınız. Uzun süre aç kalmaya bağlı olarak mide rahatsızlıklarınız başlar. Su kaybınız artar ve baş ağrıları başlar. El ve ayaklarda titremeler başlar. Tansiyon ve kan şekeriniz düşer.

Bu yüzden sahuru atlamamalısınız.” diye tamamladı.

Источник: https://www.milligazete.com.tr/haber/1541304/kronik-hastalara-ramazan-oncesi-son-uyari

“DİYABET HASTALARI RAMAZAN ÖNCESİ MUTLAKA RUTİN KONTROLDEN GEÇMELİ”

Hayat boyu tedavinin yanı sıra düzenli beslenmeyi gerektiren Tip 2 diyabetin, özellikle Ramazan ayında oruç tutan hastaların dikkatsiz beslenmeleri ve tedavilerini aksatmaları nedeniyle ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunan Balkan, şunları kaydetti: “Ramazan ayında oruç tutulması, Tip 2 diyabet hastalarında önemli sağlık risklerine neden olabilir.

Bu risklerin yönetimi açısından ramazan öncesi ve ramazan süresince hastaların hekimleriyle yakın iletişimde olması gereklidir. Oruç tutmak isteyen diyabet hastaları Ramazan'dan önce mutlaka rutin kontrolden geçmelidir.

Tip 2 diyabette, hastanın yaşam kalitesini etkileyen önemli bir risk faktörü olan hipogliseminin (kan şekeri düşüklüğü) özellikle ramazan ayında uzun süren açlık dönemiyle daha çok tetiklenebilir.

[attention type=green]
Yapılan bilimsel çalışmalarda oruç tutan diyabet hastalarında şeker düşmesi riski 7,5 kat artmıştır. Tip 2 diyabet hastası, oruç tutarken, hekiminin önerdiği sayıda gün içinde şeker ölçümünü mutlaka yapmalıdır. Şeker, sahurla iftar arasında da ölçülebilir.
[/attention]

Parmaktan şeker ölçmenin, orucu bozması söz konusu değildir. Kan şekeri değeri 60'ın altındaysa ya da 300'ün üzerindeyse bu durum o gün tutulan orucu bırakmayı gerektiriyor. Özellikle iftara yakın saatlerde aşırı fiziksel aktiviteden kaçınması gerekiyor.

Fiziksel aktivite şeker düşmesini tetikleyebilir.”

“TİROİT HASTALARI RAMAZAN'DAN ÖNCE TİROİT HORMONLARINA BAKTIRMALI”

Balkan, hipertansiyonu ve kalp problemi bulunan hastalarda susuzluk ve sıcağa bağlı elektrolit bozukluklarının ritim düzensizliği yapabileceğini anlatarak, açlığa bağlı tansiyon yükselmeleriyle iftardan sonra aşırı yemeye bağlı tansiyon dengesizliklerinin görülebileceğini söyledi.

Balkan şöyle konuştu: “Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı. Eğer testleri normal çıkarsa ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler. Hipertiroidisi belirgin olan ve hipotiroidisi belirgin olanların oruç tutmaları uygun olmayabilir.

Böbrek hastalarının susuz kalması böbrek hastalıklarını olumsuz etkileyebilir. Bu hastaların kreatinin klirensleri bozuk ise susuz kalmaları uygunsuz olabilir.

Romatizmal hastalıklar kontrol altında değilse bu hastalıkların tabiatı gereği çok sayıda sistemi etkileyebilir. Bu durum organ yetersizliği riskini artırır.

Karaciğer hastalığı belirgin olanlarda susuzluğa bağlı elektrolit problemleri ve ensefalopati riskleri artar.”

“İNSÜLİNE BAĞIMLI TİP DİYABET HASTALARININ ORUÇ TUTMASI UYGUN DEĞİLDİR”

Her hastalığın ilaç tedavilerinin çeşitlilik gösterdiğini anımsatan Balkan, “Ana prensip olarak eğer hastalıkları kontrol altındaysa ve ilaçları iki öğünde ayarlanabiliyorsa, tetkikleri stabil ise oruç tutabilir. Diyabet hastaları oruç açısından yüksek riskli, orta riskli ve düşük riskli diye ayrılabilir.

Örneğin, insülin kullanan ve şeker hastalığına bağlı komplikasyon (göz, böbrek, kalp, sinir tutulumu) olan hastaların, oruç tutmamasını öneriyoruz. İnsuline bağımlı olan tip 1 diyabet hastalarının oruç tutması uygun değildir.

Ağızdan ilaç kullanan veya sadece diyet yapan HbA1C değeri uygun Tip 2 diyabet hastaları, doktorla yakın iletişim içinde ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler.” bilgilerini verdi.

“GÜNDE EN AZ 2.5 LİTRE SU TÜKETİLMELİ”

Doç. Dr. Fevzi Balkan, kronik hastalığı olanların Ramazan ayında dikkat etmesi gereken hususları şöyle sıraladı: “Yeterince sıvı alınmalıdır. İftar ile sahur aralığında vücudun günlük sıvı ihtiyacını saatlere bölerek karşılamak gerekir. Günde en az 2,5 litre su tüketilmelidir.

Yumurta, peynir, yoğurt, süt gibi protein grubu tokluk hissi veren kahvaltılıklar sahurda tüketmek mide boşalmasını uzatacağı için açlık hissini azaltır. Tuzlu gıdalar, zeytin, kavurma, sucuk susuzluk hissini artırır, sahurda uzak durulmalıdır.

Salatalık, domates, biber ve yeşillikler tüketilebilir.

İftarda ana yemekte aşırıya kaçmadan sebze yemekleri, ızgara veya haşlama türü etler, balık, baklagiller tercih edilmelidir. Meyvelerden tatlı olmayanlar tercih edilebilir. Tatlı tüketiminde dikkatli olmak şerbetli tatlıları az tüketmek gerekir. Ekmekte tam tahıllı, buğday, çavdar tercih edilebilir.

Gün içinde güneş altında kalmamak, egzersiz yapılacaksa iftar sonrasına ertelemek gerekir. Aç karınla yapılan egzersizler şeker düşmesine neden olabilir. Sahur ve iftarda lokmaları yeteri sürede iyi çiğnemek sindirim yükünü hafifletir. Bu hususlara dikkat edilirse Ramazan ayı sorunsuz atlatılabilir.”

KALP HASTALIĞI OLANLAR KAFEİN İÇEREN İÇECEK TÜKETMEMELİ

Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Melek Aksoylu ise, Ramazan ayında çay, kahve tüketiminin gün içinde susuzluk hissini artıracağını ifade ederek, “Özellikle yüksek tansiyonu ve kalp hastalığı olanlar kafein içeren içeceklerin tüketimini kaldırmalı veya kısıtlamalıdır.

Kızartma, hamur işleri, şerbetli tatlıların tüketimi, yüksek oranda pilav ve makarna tüketilmesi aşırı meyve tüketimi veya tuzlu besinlerin tüketilmesi daha fazla acıkmanıza ve su ihtiyacının artmasına neden olurken kilo almanıza da sebep olacaktır.

Diyabeti olan bireylerin bu besinleri tüketmesi kan şekeri dengesizliklerine yol açar” diye konuştu.

Kabızlık problemi olan bireylerin beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde barındırdığı lif oranı yüksek kuru baklagiller, kepekli tahıllar ve sebzeleri tercih etmesini öneren Aksoylu, ara öğünlerde de taze ve kuru meyvelerle ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişlerin tercih edilebileceğini söyledi.

“KIZARTILMIŞ BESİNLERDEN UZAK DURULMALI”

Sağlıklı oruçlar için yemeklerin pişirme yöntemlerinin de önem arz ettiğini anlatan Aksoylu, “Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır. Tüm hastalık grupları için pişirme yöntemleri çok önemlidir” dedi.

Kronik rahatsızlığı olan bireylerin gün içinde sağlık sorunlarını önlemek adına mutlaka sahur yapması gerektiğini belirten Melek Aksoylu, değerlendirmesini, “Sahur yapılmadığında halsizlik ve yorgunluk hissiniz artar.

Konsantrasyon bozukluğu yaşarsınız. Uzun süre aç kalmaya bağlı olarak mide rahatsızlıklarınız başlar. Su kaybınız artar ve baş ağrıları başlar. El ve ayaklarda titremeler başlar. Tansiyon ve kan şekeriniz düşer.

Bu yüzden sahuru atlamamalısınız” diye tamamladı.

Önemli Not: Bu haber içerik ortaklığı kapsamında POSTA internet sitesinden, F5Haber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi sikayet@f5haber.com adresimize gönderebilirsiniz.

Источник: https://www.f5haber.com/posta/kronik-hastalara-ramazan-oncesi-son-uyari-haberi-6841162/

Diyabet hastaları Ramazan'dan önce mutlaka rutin kontrolden geçmeli

Hayat boyu tedavinin yanı sıra düzenli beslenmeyi gerektiren Tip 2 diyabetin, özellikle Ramazan ayında oruç tutan hastaların dikkatsiz beslenmeleri ve tedavilerini aksatmaları nedeniyle ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunan Balkan, şunları kaydetti:

  • “Ramazan ayında oruç tutulması, Tip 2 diyabet hastalarında önemli sağlık risklerine neden olabilir. Bu risklerin yönetimi açısından ramazan öncesi ve ramazan süresince hastaların hekimleriyle yakın iletişimde olması gereklidir. Oruç tutmak isteyen diyabet hastaları Ramazan'dan önce mutlaka rutin kontrolden geçmelidir. Tip 2 diyabette, hastanın yaşam kalitesini etkileyen önemli bir risk faktörü olan hipogliseminin (kan şekeri düşüklüğü) özellikle ramazan ayında uzun süren açlık dönemiyle daha çok tetiklenebilir.
  • Yapılan bilimsel çalışmalarda oruç tutan diyabet hastalarında şeker düşmesi riski 7,5 kat artmıştır. Tip 2 diyabet hastası, oruç tutarken, hekiminin önerdiği sayıda gün içinde şeker ölçümünü mutlaka yapmalıdır. Şeker, sahurla iftar arasında da ölçülebilir. Parmaktan şeker ölçmenin, orucu bozması söz konusu değildir. Kan şekeri değeri 60'ın altındaysa ya da 300'ün üzerindeyse bu durum o gün tutulan orucu bırakmayı gerektiriyor. Özellikle iftara yakın saatlerde aşırı fiziksel aktiviteden kaçınması gerekiyor. Fiziksel aktivite şeker düşmesini tetikleyebilir.”

Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı

Balkan, hipertansiyonu ve kalp problemi bulunan hastalarda susuzluk ve sıcağa bağlı elektrolit bozukluklarının ritim düzensizliği yapabileceğini anlatarak, açlığa bağlı tansiyon yükselmeleriyle iftardan sonra aşırı yemeye bağlı tansiyon dengesizliklerinin görülebileceğini söyledi.

Balkan şöyle konuştu:

  • “Tiroit hastaları Ramazan'dan önce tiroit hormonlarına baktırmalı. Eğer testleri normal çıkarsa ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler. Hipertiroidisi belirgin olan ve hipotiroidisi belirgin olanların oruç tutmaları uygun olmayabilir. Böbrek hastalarının susuz kalması böbrek hastalıklarını olumsuz etkileyebilir. Bu hastaların kreatinin klirensleri bozuk ise susuz kalmaları uygunsuz olabilir. Romatizmal hastalıklar kontrol altında değilse bu hastalıkların tabiatı gereği çok sayıda sistemi etkileyebilir. Bu durum organ yetersizliği riskini artırır. Karaciğer hastalığı belirgin olanlarda susuzluğa bağlı elektrolit problemleri ve ensefalopati riskleri artar.”

İnsuline bağımlı olan tip 1 diyabet hastalarının oruç tutması uygun değildir

Her hastalığın ilaç tedavilerinin çeşitlilik gösterdiğini anımsatan Balkan, “Ana prensip olarak eğer hastalıkları kontrol altındaysa ve ilaçları iki öğünde ayarlanabiliyorsa, tetkikleri stabil ise oruç tutabilir. Diyabet hastaları oruç açısından yüksek riskli, orta riskli ve düşük riskli diye ayrılabilir.

Örneğin, insülin kullanan ve şeker hastalığına bağlı komplikasyon (göz, böbrek, kalp, sinir tutulumu) olan hastaların, oruç tutmamasını öneriyoruz. İnsuline bağımlı olan tip 1 diyabet hastalarının oruç tutması uygun değildir.

Ağızdan ilaç kullanan veya sadece diyet yapan HbA1C değeri uygun Tip 2 diyabet hastaları, doktorla yakın iletişim içinde ilaçları ayarlanarak oruç tutabilirler.” bilgilerini verdi.

Günde en az 2,5 litre su tüketilmeli

Doç. Dr. Fevzi Balkan, kronik hastalığı olanların Ramazan ayında dikkat etmesi gereken hususları şöyle sıraladı:

  • “Yeterince sıvı alınmalıdır. İftar ile sahur aralığında vücudun günlük sıvı ihtiyacını saatlere bölerek karşılamak gerekir. Günde en az 2,5 litre su tüketilmelidir. Yumurta, peynir, yoğurt, süt gibi protein grubu tokluk hissi veren kahvaltılıklar sahurda tüketmek mide boşalmasını uzatacağı için açlık hissini azaltır. Tuzlu gıdalar, zeytin, kavurma, sucuk susuzluk hissini artırır, sahurda uzak durulmalıdır. Salatalık, domates, biber ve yeşillikler tüketilebilir.
  • İftarda ana yemekte aşırıya kaçmadan sebze yemekleri, ızgara veya haşlama türü etler, balık, baklagiller tercih edilmelidir. Gazlı içecek ve meyve sularından uzak durulmalıdır. Meyvelerden tatlı olmayanlar tercih edilebilir. Tatlı tüketiminde dikkatli olmak şerbetli tatlıları az tüketmek gerekir. Ekmekte tam tahıllı, buğday, çavdar tercih edilebilir.
  • Gün içinde güneş altında kalmamak, egzersiz yapılacaksa iftar sonrasına ertelemek gerekir. Aç karınla yapılan egzersizler şeker düşmesine neden olabilir. Sahur ve iftarda lokmaları yeteri sürede iyi çiğnemek sindirim yükünü hafifletir. Bu hususlara dikkat edilirse Ramazan ayı sorunsuz atlatılabilir.”

Ramazan’da sofrada bulundurulması gereken 5 besin

Metabolizmanızı Ramazan ayına hazırlayın

Ramazana su içerek hazırlanın

Источник: https://www.yenisafak.com/hayat/kronik-hastalara-ramazan-oncesi-son-uyari-3290963

Kronik Hastalığı Olanlara Ramazan Önerileri

Kronik Hastalara Kritik Ramazan Önerileri
Uzm. Dr. Pınar BALCI
İç Hastalıkları (Dahiliye)
Memorial Ataşehir Hastanesi

Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluğun yol açabileceği sorunlara karşı kronik rahatsızlığı olanların daha dikkatli olması gerekiyor.

 Ancak yanlış beslenme sonucu reflü ve gastrit sorunu yaşayan hastalar ile insülin direncinin kırılması gibi rahatsızlıklarda ramazan ayı iyi bir fırsat bile olabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr.

Pınar Balcı, kronik hastalığı olup oruç tutmak isteyenlere uyarılarda bulundu.

Doktorunuza danışmadan oruç tutmayın

Ramazan ayı boyunca sindirim sistemi rahatsızlığı, kalp, böbrek, diyabet, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkları bulunanların doktor onayı olmadan oruç tutmaması gerekir. Doktor kontrolü olmadan bir şey olmaz diyerek ilaçların bırakılması veya dozaj ve saatlerinin değiştirilmesi hayati sorunlara yol açabilmektedir.

İftarda rezene çayı, sahurda zeytinyağlı kudret narı

Sindirim sistemi hastalarının Ramazan ayında beslenmesine özellikle özen göstermesi gerekmektedir. İlerlemiş gastrit ve reflü olan hastalarda uzun açlık süresi mide asit seviyesini artırarak şiddetli ağrılara hatta mide kanamalarına yol açabilmektedir.

Bununla birlikte yanlış beslenme kaynaklı sindirim sistemi rahatsızlığı yaşayanlar için ramazan ayı mide ve bağırsakları dinlenmesi bakımından olumlu sonuçlar verebilir. Özellikle iftar sonrasında şişkinlik ve hazımsızlık yaşamamak için hızlı ve fazla miktarda yemekten kaçınarak besinler yavaş çiğnenmelidir.

Yağlı, asitli ve hazır gıdalardan uzak durulmalı, iftardan sonra zamana yayarak 8-10 bardak su içilmelidir. Laktoz intoleransı bulunmuyorsa yoğurt, tarhana tuzsuz turşu gibi probiyotikler sofradan eksik edilmemelidir.

Gastrit ve ülser hastaları için sindirimi kolaylaştırmak için tedaviye ek olarak iftardan sonra rezene çayı sahurdan sonra ise 1 tatlı kaşığı zeytinyağlı kudret narı tercih edilebilir.  

Hemen ağrı kesiciye sarılmayın

Sindirim sistemi sorunu yaşayan hastaların dikkat etmesi gereken bir değir konu da ağrı kesici kullanımıdır.

Ramazan ayının özellikle ilk günlerinde açlığa bağlı olarak yaşanan baş ağrıları için daha sık ağrı kesici tercih edilebilmektedir. Ağrı kesiciler ülser ağrısını artırıp kanama riskine zemin hazırlayabilir.

Gastrit ve ülseri olan hastaların ağrı kesici konusunda daha dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir.

Ramazanda insülin direncinizi kırabilirsiniz

Diyabet hastalarının oruç tutma kararı almadan önce muhakkak doktoruna danışması gerekir. Ani şeker düşmeleri ve hipogliseminin hayati olabilecek birçok yan etkisi bulunduğu için özellikle diyabet ilacı ya da insülin kullanan hastaların oruç tutması çok risklidir.

İnsülin direnci olup ilaç kullanmayan diyabetik hastalar için ise oruç ve uzamış açlık insülin direncini kırmak için bir fırsat bile olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar uzamış açlığın metabolizma ve beden sağlığını iyileştirdiğini göstermektedir. Açlık sonrası tüketilen besinlere dikkat edilmesi gerekir.

İftar ve sahur vaktinde olabildiğince ekmek, pirinç, bulgur, makarna gibi karbonhidrat içeriği yüksek besinlerden uzak durmalı bunun yerine lif kaynağı sebzeler tercih edilmelidir. Kızartma yerine haşlama ya da ızgara et – balık ilk sıraya konulmalıdır.

Ölçülü şekilde tüketilen tereyağı ve zeytinyağı uzun süre tok kalmayı, iftar sonrasında atıştırma ihtiyacını engellemeyi sağlar.

İftardan sonra 1 saat yürüyün

Özellikle iftardan sonra olan yaşanabilen tatlı krizlerinde şerbetli tatlılar yerine meyve, meyve kompostoları ya da az şekerli sütlü tatlılardan ölçülü bir şekilde tüketebilir. İftar sonrası uyku hali ve ağırlık basmasını önlemek için açık havada yapılan bir saatlik tempolu yürüyüş kan şekerini dengelerken kas kitlesinin korunmasını ve sindirimi kolaylaştırmaktadır.

Tuzdan uzak bir Ramazan geçirin

Ramazan ayında en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında ani tansiyon yükselmeleridir.

Tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kontrolsüz tansiyon yüksekliği yaşayanlar, birden daha fazla tansiyon ilacı kullananlar, eşlik eden kalp hastalığı olanların oruç tutması sağlıkları açısından sakıncalıdır.

Tansiyon hastalarının oruç tutarken en dikkat etmesi gereken konuların başında iftar ve sahur sofrasında tuzdan uzak durmalarıdır. Günde 8-10 bardak su tüketirken fazla tuz içeren turşu, salamura, konserve gibi besinler tercih edilmemelidir.

İftar ve sahurdan sonra fındık yemeyi unutmayın

İftar ve sahurda bol miktarda yeşillik ve sebze tüketmek tansiyon kontrolünde önemli olan mineral desteğini sağlamaktadır. Kullanılan ilaçlar ve uzun süren açlık ile artmış magnezyum, potasyum desteği sahur ya da iftarda birer avuç badem, fındık gibi kuru yemişlerden karşılanabilir.

Böbreklerinizi susuz bırakmayın

Böbrek hastalarının uzun süre susuz kalmaları nedeni ile oruç tutmaları sakıncalı olabilir. Üre kreatin değerleri kontrol altında olan evre 1-2 -3 böbrek yetmezliği hastaları yeterli miktarda su tüketebiliyorlarsa oruç tutabilirler.

Fakat bu hastalar 1 ay boyunca en az bir defa üre kreatin testi yaptırmalıdır. .Alınan ilaçların saatleri tedavi aksamayacak şekilde doktorlar tarafından düzenlenmelidir.

Son dönem böbrek hastalarının, diyaliz tedavisi alan hastaların ise oruç tutması sakıncalıdır.

Güncellenme Tarihi: 06 Mayıs 2019Yayınlanma Tarihi: 06 Mayıs 2019

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/kronik-hastaligi-olanlara-ramazan-onerileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть