Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Kronik Hastalara Sonbahar Önerileri

Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Bugünlerde yaşanan ani ısı değişiklikleri ve virüslere bir de kronik hastalıkların getirdiği yıpranma ve stres eklendiğinde vücut direnci ister istemez zayıflayabiliyor. Hal böyle olunca hastalıklara çok daha açık hale geliniyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.

Yaser Süleymanoğlu, özellikle de kronik hastalar ve yaşlılar için vücut direncini artırmanın, bağışıklığı kuvvetlendirmenin 9 basit ama etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kaliteli uyuyun

Kaliteli ve yeterli uyku bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Derin uyku sırasında beyinden salgılanan melatonin vücudu rahatlattığı gibi, toksinlerin atılmasını sağlıyor. Melatonin hormonunun salınımı çok hassas.

Gecenin en karanlık ve sessiz ortamında başlıyor, gece yarısından sonra doruk noktasına ulaşıp azalıyor. Bu nedenle en geç saat 23:00’de uyumuş olun. Yatak odanızın karanlık olmasına dikkat edin. Uykudan hemen önce elektronik cihaz, tv, akıllı telefon kullanmayın.

Cep telefonunu, melatonini önlediği için yattığınız odada tutmayın.

Sebze ve meyve tüketin

Günde en az 1 porsiyon sebze ve 2 porsiyon meyve tüketin. Mevsim sebze ve meyveleri zengin içeriğiyle toksinleri ve yabancı mikropları temizliyor.

Gut hastalığı olanlar fazla sebze, diyabet hastaları da aşırı şekerli meyveler tüketmemeli. Üzüm ve muz yerine yeşil elma ve kivi tercih edebilirsiniz. Ayrıca meyveleri posasıyla tüketin.

Aksi takdirde hem aşırı tüketebilir hem de karaciğer yağlanması ve şekerin yükselmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Bol bol su için

En iyi ilaç, saf su! Su çok iyi temizleyici ajan. Karaciğer, bağırsak ve böbreklerden toksinlerin atılımını bol su ile kolaylaştırmak mümkün. Az su içen kişilerde hastalık süreci daha uzun sürüyor.

Ödem, böbrek veya kalp hastalığı olmadığı müddetçe günde ortalama 1.5-2 litre su tüketmek yeterli. Kahve, çay gibi içecekler suyun yerine geçmediği gibi, vücuttan su atılmasına neden oldukları için tüketiminde aşırıya kaçmayın.

Az su içen kişilerde mikroplara davetiye çıkarıldığı ve hastalık sürecinin daha uzun sürdüğü biliniyor.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersiz kan şekeri ve tansiyonu dengelerken, kalp yetmezliğini önlüyor, vücut direncini artırıyor. Diyabet, kronik böbrek, kas ve kalp hastalığı olanların yapacakları egzersiz konusunda hekimlerinden bilgi alması gerekiyor.

Sağlıklı kişilerde ise düzenli egzersiz akciğerde birikmiş olan karbonmonoksit ve toksik karbon gazlarını derin nefes alıp vermekle atarken; kas, böbrek ve beyin hücreleri içinde birikmiş olan laktik asitin atılmasına da yardımcı oluyor.

Kalp kası gençleşirken, kılcal damar dolaşımı daha etkin hale geliyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu “Birçok mikrop ve virüs oksijensiz ortamlarda gelişir ve çoğalır. Bu nedenle ev, araba ve ofis ortamını sık sık havalandırmak gerekir.

Derin nefesle alınan oksijenin birçok virüs ve bakteriyi doğrudan yok ettiği biliniyor. Havasız ve sürekli kapalı ortamlarda mikroplar daha uzun yaşayabilir. Örneğin bir hapşırık ile yayılan virüsler havada yaklaşık 3-4 saat kalabilir.

O yüzden taşıma araçları, kalabalık iş yerinde havalandırmaya özen gösterilmelidir” diyor.

Haftada 2 kez balık tüketin

Mevsimlik ve taze balık çinko, iyot ve iyi oranda esansiyal amino asit içeriyor. Haftada en az 2 kez balık tüketimi; çocukların gelişiminin yanı sıra, bağışıklık sistemini daha etkin hale getiriyor, zatürre, grip, kemik erimesi, kalp ve diyabet hastalığına büyük fayda sağlıyor.

Kişisel temziliğinize önem verin

Ağız ve diş bakımı sanılandan çok daha önemli. Zira milyarlarca bakteri ve mikrop barındırdığından dişleri düzenli fırçalamak şart. Böylece diş eti içinde barınan mikropların çoğu gideriliyor. Bununla birlikte günlük işlerimiz nedeniyle ister istemez mikrop yuvası haine gelen ellerimizi de sık sık yıkamamız şart.

Aşırı sıcaktan kaçının

Kış aylarında özelikle çocuğu veya yaşlısı olan aileler ev ortamını normalden fazla sıcak tutmaya çalışıyor; oysa bu alışkanlık tamamen yanlış. Çünkü mikroplar sıcak ortamı sevdiklerinden aşırı sıcak ortamlar hastalanmaya ve hastalık yaymaya en ideal ortamlar oluyor. Ev ve iş yerinin ısısının uygun derecede tutulması (24-25 derece) faydalı.

Grip ve zatürre aşısı yaptırın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu “Günümüzde artık salgın hastalıklar tüm dünyada kolayca yayılabilmektedir. Son yıllarda grip, nezle ve toplum kökenli zatürrenin sıklığı da giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemini aşılanma olarak bildirmektedir.

Özelikle riskli olarak kabul edilen kişilerin hekimine danışarak aşı yaptırmasında fayda vardır. Çocukluk çağında, 65 yaş ve üzerinde, kronik kalp, diyabet, KOAH ve astım hastalığında aşılama şarttır. Özelikle yaşlı hastalar son yıllarda üretilen ömür boyu etki eden zatürre aşısı olabilir.

Aşıya yönelik son yıllarda karşıt görüşler arttığını ve tehli hal geldiğini üzülerek görüyoruz. Son 60-70 yılda milyonlarca insanın ölümüne sebep olan salgınlar, boğmaca, kolera, verem, sarılık, çocuk felci ve suçiçeği hastalıkları aşı sayesinde yok oldu. Aşıya karşı alerji dışında başka bir engel yoktur.

Bu nedenle endişelerin yersiz olduğunun bilinmesi gerekir. Hekiminiz en uygun aşılama programını size detaylı uygulayacaktır” diyor.

Источник: https://www.bandirmaninsesi.com/kronik-hastalara-sonbahar-onerileri-42155.html

Sonbahara özel 9 öneri

Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Ten tene temas, kanıtlanmış birantidepresan: Partnerinizin sadece elini tutmak bile serotonin* salınımı sağlarve kalp atışınızı düzenler.

Daha yüksek oktanlı bir hormon akışı için iseBrazilian jiu-jitsu gibi yakın temaslı bir spora başlayın. Rakibinizlebirbirinizi yakalamanız vücudunuza stresi azaltan kimyasalları dolduracaktır.

Gırtlağa yapışmak sarılmaktan çok da farklı değil, değil mi?

02- Geçmişte Yaşayın

Farkındalık meditasyonunun zapt edilemeyenpopülerliği, sizi “anı yaşamanın” aydınlanmanın anahtarı olduğuna ikna etmişolabilir.

Ancak bu eski bir haber: San Francisco State Üniversitesi, nostaljiile hayat memnuniyeti arasında güçlü bir korelasyon olduğunu ve sevdiklerinizinfotoğraflarına bakmanın ruh halinizi iyileştiren hormonların üretiminitetiklediğini gördü. ’un Hatıralar kısmının bir amacı var gibigörünüyor.

03- Yeni Bir Evcil Hayvan Projesine Başlayın

İnsanların en iyi dostu sadece Instagram akışınızıbeslemekle kalmıyor, aynı zamanda Missouri Üniversitesinin bir çalışmasınagöre, #köpüşler depresyonu sıkı bir tasma altında tutabiliyor.

Köpeğiniziseverek geçireceğiniz sadece birkaç dakika serotonin ve iyi hissettiren “bağkurma hormonu” oksitosin salınımı sağlıyor.

Evcil hayvanınız yok mu? Köpekgezdirici olarak gönüllü olun, ek olarak yardımseverliğin de size sunduğusağlıklı beyin kimyasalları artışının keyfini çıkarın.

04- Manzarayı İçinize Çekin

Konu zihinsel sağlığınızıgüçlendirmekse, en iyi spor salonları dahi dış mekânlarla yarışamaz. Yeşilalanlarda antrenman yapmak gününüzü aydınlatacaktır ancak beyninize gerçek birdestek vermek istiyorsanız mavi rengi arayın. Essex Üniversitesinin birçalışmasında, su kenarında antrenman yapmanın zihinsel sağlığı geliştirmenin eniyi yolu olduğu görüldü.

05- Suya Atlayın

Açık suda yüzmeye gidin. Soğuk suyadalmak endorfin üretiminizi ateşler ve bu da sizi ısıtan bir serotonin salınımısağlar. Sıcak havlunun ne kadar iyi hissettireceğini de düşünün deriz.

06- Yükselişi Bekleyin

Çok sevilen bir şarkınıngiderek yükselen kreşendo noktasında tüylerinizi diken diken eden o his,beyninizin serotoninle yakından ilişkilendirilen “ödül” nörotransmiteri olandopamin salgıladığının bir işaretidir.

Gerçekten de Nature Neuroscience’dakibir çalışmada, heyecan veren şarkılar dinleyenlerin kimyasal seviyelerinin yüzdedokuz arttığı görüldü; bu olguya bilimsel olarak “estetik titreme” deniyor.

Sessisteminizi geliştirmek için geçerli bir sebep.

07- Konser Biletleri Alın

Alternatifolarak, canlı bir gösteriye gidebilirsiniz. Goldsmith Üniversitesinin biraraştırmasına göre, müziğin keyfini bir kalabalığın parçası olarakçıkardığınızda, özsaygı ve diğerlerine yakınlık hisleriniz yüzde 25 artar.Muhtemelen son tren için oluşan izdihama kadar…

08- Kamp Kurun

Ortalama bir masa başı çalışaniçin, kentsel bölge gün ışığında geçirdiğiniz süreyi ideal seviyelerin çokaltına inecek kadar keserek uyku hormonu melatoninin üretimini bozar. Dengesizuyku döngüsü ise ruh halinizi düşürür.

Ancak basit bir çözüm var. CurrentBiology’deki bir çalışmada, kamp yaparak geçirilen bir hafta sonunun vücutsaatinizi 100 dakika kadar ileri götürebildiği görüldü. Bu, uykusuz birhaftadan sonra sizi ormandan çıkarmaya yeter.

09- Ateş Yakın

Çıtırdayanalevlerin sesi, kokusu ve görünümü rahatlama tepkinizi tetikleyecektir, diyebildiriyor Evolutionary Psychology. Marsh-mellow’lar da fena gitmezdi.

10-12- Mutlu Öğünler

Hislerinizi her ısırığınızlaoptimize edin.

Kahvaltı

Yulafınızda trend olan bitkibazlı sütleri kefirle değiştirin. Beneficial Microbes’daki birçalışmada, fermente içeceklerdeki probiyotiklerin, aşırı çalışan tıpöğrencilerinin serotonin seviyelerini yükselttiği görüldü. Tam anlamıyla doktortavsiyesi.

Öğle Yemeği

Öğle yemeği sandviçiniz içinyumurtadan yapılan mayonezi tercih edin. İçerdiği triptofan beynin serotoninoluşturmasına yardımcı olur. Etkisi o kadar güçlü ki, Leiden Üniversitesi,erkeklerin bunu yedikten sonra bağış yapmaya iki kat daha meyilli olduğunugördü. Yumurtanın faydası…

Akşam Yemeği

İsterinanın ister inanmayın, yağsız proteinler ve yeşillikler pek de iyi hissetmekiçin yenen gıda türleri olarak geçmiyor. Neuropharmacology’dekiaraştırmada, yağlı balıklardaki omega yağlarının serotonin sentezini artırdığı,karbonhidratların da uykuyu desteklediği görüldü. Balığa gömülün.

13- Yeni İplikler Satın Alın

En pahalı baharatlardan biriolan safran belki de buna değiyordur çünkü masrafını karşılıyor gibi görünüyor.

Murdoch Üniversitesinin sekiz haftalık bir çalışmasında, safran özütü içerentakviye gıdaların beynin serotonin reseptörlerinde etkili olan ilaçlarla aynıetkiyi gösterdiği görüldü.

Yemeğinize biraz dökün veya bu ilacı tüketmek içindaha tatlı bir yol arıyorsanız ezilmiş 20 safran ipliğini 450 gram çileklekarıştırarak zihinsel sağlığınızı koruyacak bir reçel yapın.

14- Biraz Huzur ve Sessizlik Açın

Şık bir şekilde adlandırılmışotonom duyusal meridyen tepki (ASMR), fısıldayan insan ya da mırlayan kedi gibibelirli rahatlatıcı seslerle tetiklenen hoş bir “karıncalanma” olaraktanımlanıyor.

’da bu tepkiyi etkinleştirdiğine inanılan birçok klipbulacaksınız.

Kulağa sahte bilim gibi mi geliyor? Sheffield Üniversitesinin birçalışmasında, deneklerin ASMR klipleri dinledikten sonra kalp atışlarının 3bpmdüşerek sağlıklarının iyileştiği görüldü. Şimdi fısıldayın: Kulağa çok hoşgelmiyor mu?

15- Dalgaları Dinleyin

Bir kadının mikrofonda ikidakika boyunca taranması size gereksiz geliyorsa, okyanus dalgası sesleriuygulamasını deneyin. Çalışmalar** bunun uykunuzu ve ertesi günkü ruh haliniziiyileştirebileceğini gösteriyor.

16- TaklitEdin

Dünyamaraton rekorunun sahibi Eliud Kipchoge, acıengelini kırıpgeçmek için “periyodik gülümseme” adlıbir protokol (evet, böyle bir şeyvar) kullanıyor.

Aynıtekniği işyerinde uygulayabilirsiniz: Rastgelearalıklarlakendinizi gülmeye zorlamanız, stresli görevler sırasındakalp atışınızı düşük tutar ve endorfin ile serotonin salınımı sağlar.

Kilometrelerce koşanbirinin acısınıazaltmayabilir ancak az önce sizin de denediğinizeeminiz.

17- İnce Ayar Çekin

Cardiff Üniversitesi’nin bir çalışmasında,botokstan sonra somurtmakta sorun yaşayanların somurtabilenlerden daha mutluolduğu görüldü. İşten sonraki bar ziyaretlerinizde kimliğinizin sorulmasının dagününüzü aydınlatacağı kesin.

18- Krem Rengi Gıdalar Tüketin

Öğleyemeğisonrasıdurgunluğunuzdaetkili olan birçok faktör var: Düşükkan şekeri,yorgunluk, çoklu Google dosyalarıyla boğuşarak geçirilecek birkaç saatiniz dahaolduğugerçeği…Bazıaraştırmacılar,serotonin seviyelerimizin günün bu saatinde de dibe vuracağınainanıyor.Düşüşte misiniz? Nişastalıkarbonhidratlar bunu tersine çevirmenize yardımcıoluyor. Öğlesaatlerindeki orman meyveli atıştırmalığınızıkalınbir dilim fıstıkezmeli ekmek ile değiştirin. Yer fıstıkları,serotonin üretiminde çok önemli bir rol oynayan triptofan içerir.

19- Yere İnip Kirlenin

Matlarıdezenfekte eden ve alkalin su şişeleri dağıtançalışanlarıylaşık bir fitness stüdyosu sağlıklıbir ütopya gibi görülebilir. Ancak antrenmanınızdanen iyi faydayı sağlamakiçin ellerinizi kirletmeniz gerekir. Gerçekten kirletmeniz.

BristolÜniversitesindeki araştırmacılar,toprak bakterilerine maruz kalmanınbeyinde antidepresan ilaçlarla aynıetkiyi gösterebildiğini buldu.

Bu nedenle, daha iyi zihinselsağlığıgün yüzüne çıkarmak için, burpee’lerinizi parkta yapınveya bir öğleden sonranızıbahçenizle ilgilenerek geçirin.

20- Ağırlığınızı Koyun

Hepimiz“sarılmayısevenler” değiliz ancak doğru şartlar altında,bir arkadaşınıztarafındaniyice kıstırılmak,içinizi iyi hissettiren hormonlarla dolduracaktır.

Ağırlıklı“terapi” battaniyeleri gibi sarılmayıtaklit eden cihazlar, sizi gerçekten deşarj eden bir uykuya uğurlayarakserotonin ve melatoninin salınımını teşvik eder. En derin uykularınıziçin hipnoz.

io üzerinden ağırlıklıbattaniyelere göz atabilirsiniz.

21-Yaratın ve Yama Yapın

Yaratıcı uğraşlar, CV’nizi doldurmaktan dahaiyi amaçlar sunuyor.

Art Therapy dergisinde yayımlananbir çalışmaya göre, 45 dakikalık el işinin serotonini düşüren stres hormonu seviyeleriniyüzde 75 azaltabildiği, aynı zamanda örgü örmenin de kalp atış hızını 11bpmkadar düşürdüğü görüldü. Bizim önerimiz ne mi? Ahşap işçiliğini deneyin: Biliminsanları, ahşaba dokunmanın vücudunuzun rahatlama tepkisini uyardığınıkeşfetti.

22-Davul Çalın

Sopalarla bir şeylerevurarak yüksek sesler çıkarabilirsiniz.Haftalıkbateri kursları,Royal College of Music’in çalışmasına göre depresyon hissini yüzde 38 azaltabiliyor.

23- Banyo Keyfi Yapın

Gerçekten düşük çaba sarf edeceğiniz biryöntem için mutsuzluğunuzu yıkayıp akıtın. Freiburg Üniversitesinin birçalışmasına göre, haftada iki banyonun ruh halinizi aerobik egzersizden dahaçok iyileştireceği görüldü. Çalışmada, banyo sonrası sıcak havluya sarılıprahatlayarak geçirilen sürenin, depresyon belirtilerini interval antrenmandersinden daha etkili biçimde azalttığı görüldü.

Источник: https://www.menshealth.com.tr/sonbahara-ozel-9-oneri/

Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.

Yaser Süleymanoğlu; diyabet, kalp yetmezliği, astım ve KOAH gibi kronik hastalığı olanların ve 60 yaş üzerindeki kişilerin sağlıklı yetişkinlere göre daha düşük dirence sahip olduklarını belirterek, alınacak basit ama etkili önlemlerle sonbahar hastalıklarından korunmanın mümkün olduğunu söylüyor. Dr. Yaser Süleymanoğlu, özellikle de kronik hastalar ve yaşlılar için vücut direncini artırmanın, bağışıklığı kuvvetlendirmenin 9 basit ama etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yeterince Uyuyun

Kaliteli ve yeterli uyku bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Derin uyku sırasında beyinden salgılanan melatonin vücudu rahatlattığı gibi, toksinlerin atılmasını sağlıyor. Melatonin hormonunun salınımı çok hassas.

Gecenin en karanlık ve sessiz ortamında başlıyor, gece yarısından sonra doruk noktasına ulaşıp azalıyor. Bu nedenle en geç saat 23:00’de uyumuş olun. Yatak odanızın karanlık olmasına dikkat edin. Uykudan hemen önce elektronik cihaz, tv, akıllı telefon kullanmayın.

Cep telefonunu, melatonini önlediği için yattığınız odada tutmayın.

Sebze ve Meyve Tüketin

Günde en az 1 porsiyon sebze ve 2 porsiyon meyve tüketin. Mevsim sebze ve meyveleri zengin içeriğiyle toksinleri ve yabancı mikropları temizliyor.

Gut hastalığı olanlar fazla sebze, diyabet hastaları da aşırı şekerli meyveler tüketmemeli. Üzüm ve muz yerine yeşil elma ve kivi tercih edebilirsiniz. Ayrıca meyveleri posasıyla tüketin.

Aksi takdirde hem aşırı tüketebilir hem de karaciğer yağlanması ve şekerin yükselmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Bol bol Su İçin

En iyi ilaç, saf su! Su çok iyi temizleyici ajan. Karaciğer, bağırsak ve böbreklerden toksinlerin atılımını bol su ile kolaylaştırmak mümkün. Az su içen kişilerde hastalık süreci daha uzun sürüyor.

Ödem, böbrek veya kalp hastalığı olmadığı müddetçe günde ortalama 1.5-2 litre su tüketmek yeterli. Kahve, çay gibi içecekler suyun yerine geçmediği gibi, vücuttan su atılmasına neden oldukları için tüketiminde aşırıya kaçmayın.

Az su içen kişilerde mikroplara davetiye çıkarıldığı ve hastalık sürecinin daha uzun sürdüğü biliniyor.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersiz kan şekeri ve tansiyonu dengelerken, kalp yetmezliğini önlüyor, vücut direncini artırıyor. Diyabet, kronik böbrek, kas ve kalp hastalığı olanların yapacakları egzersiz konusunda hekimlerinden bilgi alması gerekiyor.

Sağlıklı kişilerde ise düzenli egzersiz akciğerde birikmiş olan karbonmonoksit ve toksik karbon gazlarını derin nefes alıp vermekle atarken; kas, böbrek ve beyin hücreleri içinde birikmiş olan laktik asitin atılmasına da yardımcı oluyor.

Kalp kası gençleşirken, kılcal damar dolaşımı daha etkin hale geliyor.

Odanızı Sık Sık Havalandırın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu “Birçok mikrop ve virüs oksijensiz ortamlarda gelişir ve çoğalır. Bu nedenle ev, araba ve ofis ortamını sık sık havalandırmak gerekir.

Derin nefesle alınan oksijenin birçok virüs ve bakteriyi doğrudan yok ettiği biliniyor. Havasız ve sürekli kapalı ortamlarda mikroplar daha uzun yaşayabilir. Örneğin bir hapşırık ile yayılan virüsler havada yaklaşık 3-4 saat kalabilir.

O yüzden taşıma araçları, kalabalık iş yerinde havalandırmaya özen gösterilmelidir” diyor.

Haftada 2 Kez Balık Tüketin

Mevsimlik ve taze balık çinko, iyot ve iyi oranda esansiyal amino asit içeriyor. Haftada en az 2 kez balık tüketimi; çocukların gelişiminin yanı sıra, bağışıklık sistemini daha etkin hale getiriyor, zatürre, grip, kemik erimesi, kalp ve diyabet hastalığına büyük fayda sağlıyor.

Dişlerinizi Fırçalayın, Ellerinizi Sık Yıkayın

Ağız ve diş bakımı sanılandan çok daha önemli. Zira milyarlarca bakteri ve mikrop barındırdığından dişleri düzenli fırçalamak şart. Böylece diş eti içinde barınan mikropların çoğu gideriliyor. Bununla birlikte günlük işlerimiz nedeniyle ister istemez mikrop yuvası haine gelen ellerimizi de sık sık yıkamamız şart.

Aşırı Sıcaktan Kaçının

Kış aylarında özelikle çocuğu veya yaşlısı olan aileler ev ortamını normalden fazla sıcak tutmaya çalışıyor; oysa bu alışkanlık tamamen yanlış. Çünkü mikroplar sıcak ortamı sevdiklerinden aşırı sıcak ortamlar hastalanmaya ve hastalık yaymaya en ideal ortamlar oluyor. Ev ve iş yerinin ısısının uygun derecede tutulması (24-25 derece) faydalı.

Grip ve Zatürre Aşısı Yaptırın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu “Günümüzde artık salgın hastalıklar tüm dünyada kolayca yayılabilmektedir. Son yıllarda grip, nezle ve toplum kökenli zatürrenin sıklığı da giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemini aşılanma olarak bildirmektedir.

Özelikle riskli olarak kabul edilen kişilerin hekimine danışarak aşı yaptırmasında fayda vardır. Çocukluk çağında, 65 yaş ve üzerinde, kronik kalp, diyabet, KOAH ve astım hastalığında aşılama şarttır. Özelikle yaşlı hastalar son yıllarda üretilen ömür boyu etki eden zatürre aşısı olabilir.

Aşıya yönelik son yıllarda karşıt görüşler arttığını ve tehli hal geldiğini üzülerek görüyoruz. Son 60-70 yılda milyonlarca insanın ölümüne sebep olan salgınlar, boğmaca, kolera, verem, sarılık, çocuk felci ve suçiçeği hastalıkları aşı sayesinde yok oldu. Aşıya karşı alerji dışında başka bir engel yoktur.

Bu nedenle endişelerin yersiz olduğunun bilinmesi gerekir. Hekiminiz en uygun aşılama programını size detaylı uygulayacaktır” diyor.

Источник: http://www.varyanthaber.com/2018/10/kronik-hastalara-ozel-9-sonbahar-onerisi/

Kronik hastalara sonbahar önerileri

Kronik Hastalara Özel 9 Sonbahar Önerisi

Bugünlerde yaşanan ani ısı değişiklikleri ve virüslere bir de kronik hastalıkların getirdiği yıpranma ve stres eklendiğinde vücut direnci ister istemez zayıflayabiliyor. Hal böyle olunca hastalıklara çok daha açık hale geliniyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.

Yaser Süleymanoğlu, özellikle de kronik hastalar ve yaşlılar için vücut direncini artırmanın, bağışıklığı kuvvetlendirmenin 9 basit ama etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Odanızı sık sık havalandırın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu “Birçok mikrop ve virüs oksijensiz ortamlarda gelişir ve çoğalır. Bu nedenle ev, araba ve ofis ortamını sık sık havalandırmak gerekir.

Derin nefesle alınan oksijenin birçok virüs ve bakteriyi doğrudan yok ettiği biliniyor. Havasız ve sürekli kapalı ortamlarda mikroplar daha uzun yaşayabilir. Örneğin bir hapşırık ile yayılan virüsler havada yaklaşık 3-4 saat kalabilir.

O yüzden taşıma araçları, kalabalık iş yerinde havalandırmaya özen gösterilmelidir” diyor.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть