Lösemi Hastası Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

Hasta Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekiyor?

Lösemi Hastası Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

Çocukların bağışıklık sistemi yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Henüz gelişme aşamasındaki bir çocuğun sıklıkla hasta olması da mümkündür.

Böyle bir durumda panik yapmak yerine, çocuğun hastalıktan dolayı çektiği sıkıntıyı atlatmak için çalışılmalıdır. Bu dönemde, çocuk hırsın ve huysuz olabilir. Ne yaparsa yapsın kızmamak ve moralini hoş tutmak gerekiyor.

Hastalık sürecini en kısa sürede atlatabilmek için yapılacaklar ise, şunlar:

1. Odasını uygun hale getirin.

Hata birisinin odası ara ara havalandırılmalıdır. Nem oranı, normal seviyede olmalıdır. Tozun olmaması lazımdır. Bu nedenle, nemli bir bez yardımıyla tozların alınması sağlanmalıdır. Oda hijyeni, çok önemlidir. Odanın güneş görmesine de dikkat edilmelidir.

Hastadan başka kişinin odada kalması doğru olmaz. Ancak çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için annesi başucunda kalabilir. Ya da, ara ara yoklanabilir. Eğer çalışan bir anneyseniz, çocuk bakıcısı tutabilirsiniz.

Böylece, çalışma saatleri dışında da çocuğunuzun her türlü bakımı yerine getirilebilir.

2. Vücut ısısını kontrol edin.

Hastalık ne olursa olsun ateşlin kontrol edilmesi önemlidir. Yüksek ateş, havaleye neden olabilir. Bu da, riskli bir durum yaratabilir. Bu nedenle, günde en az iki kez ateşin ölçülmesi lazımdır.

Çocuk iki yaşından küçükse, ateş ölçümü makattan yapılmalıdır. 36 ile 37,5 arasındaki vücut ısısı normaldir. Çocuğun ateşinin yüksek çıkması halinde sirkeli bezle alın ve bacaklarından ateşin düşürülmesi sağlanılabilir.

Herhangi bir riske karşı, hastaneye ulaştırılması da lazımdır.

3. İlaçlarını aksatmayın.

Çocuklar ilaç alma konusunda bir direnç gösterebilir. Bunun nedeni, yanlış ilaç verme taktiğidir. Bazı anneler, aşırı hassastır ve çocuğun ilacı içmesi için hastalığından dolayı özür dileyebilir. Bu tip yaklaşımlar, doğru değildir. Aşırı hassas veya temkinli davranmak, ilacın kötü bir şey olduğu algısını yaratabilir. Bu da, çocuğun ilacı reddetmesi anlamına geliyor.

İlacı verebilmek için sakin hareket etmek lazımdır. İlaçla ve hastalıkla ilgili şeylerin bahsedilmesine gerek yoktur. Prosedürdenmiş gibi hareket edildiğinde çocukların ilacı alması kolaylaşabilir. Bazı ilaçların yutulması zor olduğu için reddedilebilir. Bunları herhangi bir gıda yardımıyla çocuğa verebilirsiniz.

Çocuklara ilacı herhangi bir gıda yardımıyla verirken de dikkat etmelisiniz. Daha önce sevdiği ve tadını bildiği bir şeye ilacı eklerseniz, tadı değişir. Çocukta, önceden tadını bildiği şeyin tadının değiştiğini anlayabilir. Bu nedenle, gıdayı reddedebilir. Dolayısıyla, ilacı da almamış olur. Yapılması gereken, tadını bilmediği veya hatırlamayacağı bir şeyin içerisinde ilacı vermektir.

4. Aşırı duygusal yaklaşmayın.

Bazı anne ve babalar hastalık döneminde aşırı duygusal davranabilir. Bu alışkanlık haline gelebilir ve çocuk üzerindeki etkileri de iyi değildir.

Kendisine fazla ilgi gösterildiğini gören çocuk, zor durumda odluğunu düşünebilir. Gelecek hayatında da her hastalığının zor ve sıkıntılı bir süreç olduğunu zannedebilir.

Hastalık döneminde iyileşme konusundaki ümidini yitirebilir. Bu durum, en ufak bir hastalıkta da medyana çıkabilir.

5. Çocuğu bir şey yemeye zorlayın ve tehditkar olmayın.

Ebeveynler, çocuğun iyileşmesi için yemesi gerektiğine dair bakıcı bir tutum içerisindedir. Ancak bu doğru değildir. Hasta olan çocuğun iştahı yoktur.

Böyle bir çocuğa sürekli yemesi gerektiğini söylemek, çocuğu strese sokabilir. Kendisini rahatsız hisseder. Bazıları ise, yemek yedirmek için tehdit edebilir.

Yemezsen, iyileşmezsin veya böyle kalırsın gibi cümleler kurabilir. Bu davranışlar, asla doğru değildir…

6. Sulu yemekler yedirin.

Hafif ateşi çıkan çocukların bile iştahı hemen değişebilir. Katı gıdaları kabul etmezler. Ateşli çocuk için özel bir gıda yedirilmesi gerekip gerekmediğine doktor karar verebilir. Bunun haricinde, ateş su kaybına neden olur. Bu nedenle, hasta kişiye su içirmek önemlidir. Yine gıda olarak, sulu yemekler tercih edilmelidir. Komposto, çorba ve yağı alınan süt gibi…

Bazı hasta çocukların midesi zayıflar. Bu nedenle, yediklerini kusabilir. Böyle bir durum yaşandığında kusmanın üzerinden belli bir süre geçtikten sonra su içirilmelidir.

Su içirildikten sonra kusma meydana gelmediyse, bir kez daha içirilebilir. Kusmanın meydana gelmemesi halinde mineral ve vitamin kazandıracak meyveler yedirilebilir.

Ancak çocuğun istememesi halinde zorlamak doğru değildir.

Hasta çocuk ilgi ister mi?

Çocuk, her zaman ilgi bekleyebilir. Hastayken de, normalken de ilgi bekleyebilir. Ancak hastalık halindeki tutumla normla halindeki tutum arasında çok farklı davranan anne ve babasını anlayabilir. Eğer çok fazla ilgi görmek hoşuna gittiyse, hastalık halini sürdürmek isteyebilir. Bazı zamanlarda ise, hastayken beklediği ilgiyi alabilmek için hasta numarası yapabilir.

Böyle durumlarla karşılaşmamak için hasta olan çocuğa karşı aşırı duygusal tavırlar beslemek doğru değildir. Hastalığın bir süreç olduğunu ve geçeceğini çocuğun anlaması lazımdır. Tabi ki, normal günden daha dikkatli olunabilir. Ancak bu hali dramatize etmek yanlıştır. Çocuk üzerindeki etkisi de negatif olabilir. Bir şeyler almak için kendisini acındıran bir karaktere bürünebilir.

Çocuklara agresif davranmayın

Hasta olan çocuğa agresif davranmak onu rencide edebilir. Hasta olmak veya olmamak insanın kendi elinde değildir. Çocuklar, hasta olmaya daha yatkındır. Soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyonlara sıklıkla yakalanabilirler.

Ancak bu tür hastalıklara yakalanan çocuklara kızmak, kendisine dikkat etmediği için dövmek veya bakım sırasında agresif tavırlar göstermek çocuğun psikolojisini bozabilir.

Bu şekilde yetişen çocukların aşırı içe kapanık olmaları, çekingen karaktere sahip olmaları, başkalarına muhtaç halde yaşamaları söz konusu olabilir.

Tam tersi bir durumun gerçekleşmesi de mümkündür. Sürekli şiddet gören veya ebeveynleri tarafından agresif şekilde yetişen çocuğun şiddete meyilli karaktere sahip olabilir. Anti-sosyal davranışlar sergileyebilir ve toplumdan uzaklaşabilir. Dolayısıyla, çocukların en hassas oldukları hastalık dönemlerinde anne ve babanın davranışlarına dikkat etmesi lazımdır.

Hasta olan çocuğa neden ve nasıl hasta olduğunu anlatmak yanlıştır. En azından bunu hasta olmadan önce yapmak gerekiyor. Hasta bir çocuğa, dondurma yememeliydin demek suçlayıcı davranmak

demektir. Çocukları sorguya çeker gibi eğitmek kabul edilemez. Çocuk iyileştikten sonra kendisine dikkat etmesi söylenilebilir. Bunun için yardımcı olunabilir.

Источник: https://www.evdekibakicim.com/blog/makale/hasta-cocuga-nasil-davranmak-gerekiyor/

Kanserli Hastaya Nasıl Davranılır?

Lösemi Hastası Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

Kanser tanısı, birinin yaşamında yıkıcı bir andır. Tanıdığınız biri kanser teşhisi konduğunda, şok olabilir. Çok duygusal ve hatta öfkeli hissedebilir. Bunlar çok normaldir.

Bir yakınınıza kanser teşhisi konduğunda ona nasıl yardım edebilirsiniz? Makalemizde bu konuya değineceğiz. Kanser teşhisi konulan birini desteklemek için yapabileceğiniz birçok şey var. Sözleriniz ve yaptıklarınızla ona ne kadar dikkat ettiğinizi gösterebilirsiniz.

Zor bir durum, ancak destekleyici olmanızdan dolayı yakınınızın hayatında büyük bir fark yaratabilirsiniz.

İyi bir dinleyici olun.

Desteğinizi göstermenin en iyi yollarından biri yakınınıza dinlemeye hazır olduğunuzu bildirmektir. Ona hastalığından bahsetmek istemediğini anladığınızı söyleyin. Arkadaşınızın bunu zaten bildiğini varsaymayın. Kanser hastasının, sizin yanınızda olmaya hazır olduğunu duyması her zaman rahatlatıcıdır.

  • Aktif bir dinleyici olun. Sadece dinleme, konuşmaya da katılmalısınız. Başın sallayarak cevap vererek, göz temasını sürdürerek ve uygun yüz ifadeleri üreterek ilgili olduğunuzu belirtin.
  • Sorular sorun. Yakınınızın sözünü kesmeyin, ancak uygun aralarda, dinlediğinizi belirtmek için sorular sorun. “Haftada üç gün tedaviye gideceksiniz, öyle değil mi? Belirlediğiniz bir programınız var mı yoksa değişecek mi?” Gibi sorular sormaya çalışın.

Hastanın duygularını anlayın.

Hastanın duygularını anlayın

Kanser olduğunu duymak çok duygusal bir deneyimdir. Yakınınıza, derin duygular geçireceğini, sinir krizleri geçireceğini bilmeniz ve buna hazır olmanız gerekir. Bu durumun çok normal olacağını ve anlayış ile karşılayacağınızı hastaya anlatmanız gerekir. Kendi duygularınızı ona asla yansıtmayın.

  • Yakınınız size korktuğunu söyleyebilir. Kanser hastası yoğun duygular içerisinde, ölümden ve yaşanacak şeylerden korktuğunu söyleyecektir. Bu çok normaldir. Ona rahatlatıcı sözler söylemelisiniz. “Endişelenme, iyi olacaksın” gibi bir şey söylemek doğal bir yanıttır. Ona iyileşme konusunda devamlı telkinler verirseniz, duygusal olarak rahat olacak, kanser tedavisi için enerji toplayacaktır.

Onlara ekstra zaman ayırın.

Onlara ekstra zaman ayırın.

Yakınınızla plan yaparken esnek olmaya çalışın. Ekstra desteğe ihtiyaç duyacaklarından dolayı onlara zaman ayırmak çok önemlidir. Onları ağırlarken de çok dikkatli olmalısınız. Çünkü çok çabuk yorulacaklardır. Ziyaretler ve buluşmalar kısa olmalı ama daha sık olmalıdır.

  • Dikkatli olun ve aynı zamanda da normal olun. Arkadaşını her zamanki gibi davranmaya devam edin. Sağlığı değişmiş olabilir, ama o hala aynı kişidir. Örneğin, sağlıklı iken birbirinizle ilgili şakalar yapıyorsanız, bu davranışınızı devam ettirin.
  • Normal aktiviteler yapmaya devam edin. Sağlıklı iken sinemaya gidiyor olabilirsiniz. Belki şimdi sinemaya gitmek pek doğru olmayabilir. Onun yerine bir film alarak evde mısır ve kola eşliğinde filminizi izleyebilirsiniz.

Morali yüksek tutmak.

Morali yüksek tutmak.

Yakınınızın kanser teşhisi sizi de çok üzecektir, bu doğaldır. Beraber ağlamak ve üzgün olduğunuzu ona göstermek, hastanın moralini alt üst edebilir. Unutmayın, onu desteklemek için oradasınız.

Neler yapabileceğinizi sorun

Çoğu zaman, nasıl yardım edebileceğinizi öğrenmenin en iyi yolu arkadaşınıza ihtiyaç duydukları şeyi sormaktır. “Kemoterapiye mi yapılması gerekiyor? ” Gibi özel soruları da sorabilirsiniz. Bu, size belirli görevler vermeye istekli olduğunuzu bilmelerini sağlar.

  • Yakınınızın çocuğu varsa haftada bir veya iki kez onlarla vakit geçirmesini sağlayın. Biraz dinlenebilirler ve çocukları ile eğlenceli vakit geçirebilir. Bu ona moral verecektir.

Küçük şeyler yapın.

Küçük şeyler yapın.

Kanser hastaları bazen olağan, günlük görevleri yapmakta zorlanırlar. Yakınınıza kanser teşhisi konduğunda, günlük yapılması gereken görevleri yerine getiremeyebilir. Banka ya da kuru temizleyiciye gitmek gibi basit işler yapmaya yardım etmeyi önerin.

  • Çoğu zaman, doğal içgüdümüz ile hasta olan birisine yiyecek içecek temin etmek için uğraşırız. Ne yazık ki, kanser hastaları iştah kaybı çekerler. Onlara yiyecek bir şeyler götürmek yerine, onu alıp bir restoran yada markete götürerek istediği şeyleri yedirmek ona çok daha iyi gelecektir.

Ailesi ile konuşun.

Ailesi ile konuşun.

Unutmayın, sadece zor zaman geçiren yakınınız değil. Ailesi de çok duygusal olur. Uygunsa eşleri, aileleri veya çocukları ile konuşmayı deneyin. Onlara elinizden gelen her şeye yardım etmeyi teklif ettiğinizi söyleyin.

Ailesi ile konuşun.

Kanser tedavisi için yardım edin

Umursadığınızı göstermenin harika bir yolu, kanser tedavisi bulmaya çalışmaktır. Düzenli bağış toplama etkinlikleri olan birçok harika organizasyon bulabilirsiniz. sayfaları, yada sosyal organizasyonlara üye olun.

  • Kanserli arkadaşlar veya aile üyelerine destek göstermenin basit yolları sosyal platformlardan geçer. Resim çekebilir, sosyal medyada kendi imgelerini paylaşabilir ve kanser araştırması için para toplayabilisiniz. Sevdiklerinize cesaret sembolü olmanın yanı sıra selfie’yi arkadaşlarınızla ve ailenizle paylaşmak, sevdiklerinize bir destek topluluğunu da beraberinde getirir.
  • Hangi faaliyette bulunursanız bulunun, başkalarını da bu işe dahil edin. Kararlı ve aktif bir destek ağı kurmak, arkadaşınıza kansere karşı savaşta kendilerine yardımcı olmaya adanmış olduğunuzu göstermenin harika bir yoludur.

Tanı hakkında bilgi edinin.

Kanser çok karmaşıktır ve her bireyin farklı bir durumu vardır. Yakınınıza yardımcı olmak için yakınınızın kanser türü hakkında bilgi edinmeniz gerekir. Bu konuda konuşmaya hazır değilse, biraz araştırma yapın. Doktorunuzdan veya yerel hastanenizden bilgi alabilirsiniz.

  • Kanser terimlerini öğrenin. Arkadaşınızın Evre 1 (invaziv olmayan) veya Evre 4 (invaziv ve en gelişmiş) olup olmadığını öğrenin.
  • Uygun görünüyorsa, prognoz hakkında bilgi alın. Soru sorarken çok agresif olmak istemezsiniz, ancak arkadaşınız konuşmak istiyor gibi görünüyorsa, ilgilendiğiniz ve umurunda olduğunuzu bildirmek için soru sormanız gerekir.

Tedavi hakkında sorular sorun.

Tedavi hakkında sorular sorun

Arkadaşınızın sahip olduğu kanser türünü anladıktan sonra, tedavi türünü öğrenmeye başlayabilirsiniz. Genellikle, kanser ameliyatla tedavi edilir. Bazen kemoterapi ilk adımdır. Arkadaşın ameliyat olacaksa ameliyat sonrası bakım için planına yardımcı ol.

Kanser hakkında bilgi edinin.

Ne olacağını bilin.

Kanser, bir insanda hem fiziksel hem de duygusal olarak çok büyük bir ücret alır. Kanser hastalarının karşılaştığı bazı ortak sorunları öğrenin. Neyin olacağını bilerek, arkadaşınızı desteklemeye daha iyi hazırlanacaksınız.

  • Arkadaşınızın fiziksel olarak farklı görünebileceğini unutmayın. Örneğin, saç dökülmesi ve kilo kaybı olabilir.
  • Son derece yorgun hissetmek başka bir yan etki. Beraber vakit geçirirken arkadaşınızla birlikte sabırlı olun. Ayrıca her zamankinden daha unutkan olabilirler, onlara söylediğiniz bir hikayenin bazı ayrıntılarını unuttuysa rahatsız olmayın.

Kanser tavsiyesi alın

Tavsiye alın.

Bir kanser teşhisi yakınınız için zordur, ancak sizin için de zordur. Duygularınızla baş etmenize yardımcı olması için çevrenizde iyi bir destekçi olması size fayda sağlayacaktır. Aynı durumda olan başkalarını tanıyorsanız, tüm duygularıyla nasıl baş ettikleri konusunda tavsiyeler isteyin.

  • Duygularınız kontrol etmekte sıkıntı yaşıyorsanız bir terapistle konuşmayı düşünün.
  • Kendine iyi davran. Kansere yakalanmış birine desteklemek çok enerjiye ihtiyaç duyar, bu yüzden kendinize zaman ayırdığınızdan ve rahatlamanızdan emin olun.

Источник: http://www.losemibelirtileri.net/kanserli-hastaya-nasil-davranilir/

Duygusal Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Lösemi Hastası Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

“İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur” derler ya, kısmen doğrudur bu söz. Doğarken sahip olduğumuz mizaç, yaşam boyu pek değişmez.

Bir de büyüdükçe ailemizden öğrendiklerimizin, çevremizden gördüklerimizin, gelenek ve göreneklerin, aldığımız eğitimin bize kattığı değerler vardır ki, bunlar da karakterimizi meydana getirirler.

Sonuç olarak insan, mizacı ve karakteriyle birlikte bir kişilik kazanır.

Kendimizi ya da bir başkasını tarif ederken sık sık cümle içinde kullandığımız “mizaç”, kişinin olaylara bakışını ve yaklaşımını belirleyen özellikleridir. İnsanlar mizaçlarıyla doğarlar. Aynı anne babadan doğan 2 kardeşin, aynı olaylar karşısında çok farklı tepkiler vermesinin sebebi de budur.

Sıcakkanlı ya da mesafeli, güler yüzlü ya da somurtkan, iyimser ya da kötümser, cimri ya da bonkör, disiplinli ya da savruk olmamız, yaşam boyu neredeyse hiç değiştirmeyeceğimiz huylarımız olarak kalırlar. Bazı huylarımızı kendimiz bile sevmeyiz. Hatta bazıları bize zarar veriyor bile olabilir.

Ama “huyumuz kurusun”, elden bir şey gelmez.

İnsan; vücudu, psikolojisi ve sosyal ilişkileri ile bir bütündür. Mizaç, ruh hali, kişilik ya da benlik olarak nitelediğimiz insan psikolojisi ise; duygu, düşünce ve davranışlardan oluşur. Bu üç temel yapı, birbirleriyle aynı yönde hareket ederler.

Yani…? Duygu, düşünce ya da davranış, hangisi ilk önce harekete geçerse, diğer ikisi de onun ardından ve aynı olumlu ya da olumsuz tarafa hareket eder. Örneğin yağmurlu bir havada, yoldan geçen bir araba üzerinize su sıçrattı.

Bu olay karşısında önce duygularınız harekete geçerse ve sinirlenirseniz, düşünceniz de olumsuz yönde gelişir ve size bunu yapanın en hafif tabiriyle saygısız bir insan olduğunu düşünürsünüz. Ve bu olaya vereceğiniz tepki de duygu ve düşünceniz gibi negatif yönde olur.

Duygu ve Duygusallık

Duygu, olayların zihnimizde yarattığı algı, his, izlenim olarak tarif edilebilir. Sevinç, keder, endişe, acıma, üzüntü, öfke, tiksinme, korkma gibi. Duygusallık dediğimizde ise duyguların tetikleyici olduğu bir ruh halini işaret ederiz.

Yani olaylar karşısında kişinin önce duyguları harekete geçer, düşünce ve eylem onun peşinden gider. Fakat duygusallık yaygın olarak, kişinin özellikle dramatik olaylar karşısında metanetini kaybedip derin bir kedere bürünmesi anlamında kullanılır.

Duygusallık kişinin doğuştan gelen bir özelliği olabileceği gibi, her insanın hayatının belli dönemlerinde, bazen de hormonların etkisiyle girdiği bir ruh hali de olabilir.

Romantik bir film seyrederken, milli marşımız okunurken ya da babasının omuzunda uyuyakalmış bir bebek gördüğümüzde hissettiklerimiz, duruma bağlı gelişen hislerdir ve durum değiştiğinde ortadan kalkarlar.

Oysa bir yaşam biçimi olan duygusallık, durumdan, olaylardan, mekandan ve zamandan bağımsız olarak, kişinin her zaman içinde barındırdığı melankolik bir hali ifade eder. Duygusal insanlar her türlü olayı dramatize etmeye meyillidirler.

“Duygusal Çocuk” Ne Demek?

Çocuklarda bedensel ve ruhsal gelişim; doğumdan 1,5 yaşına kadar bebeklik, 1,5 yaşından 12-14 yaşına kadar ise çocukluk çağı olmak üzere iki safhada incelenir.

Onlarla yeterince zaman geçirirseniz ve dikkatli bir gözlemciyseniz, henüz bebeklik döneminde bile çocuğun mizacı hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

Özellikle anneler bebeklerinin ne zaman acıkacağını, ne zaman uykusu geleceğini bildikleri gibi, bu duygulara nasıl tepkiler vereceklerini de çok iyi bilirler. Yine de tepkilerinin fiziksel bir sıkıntıdan mı kaynaklandığını yoksa psikolojik bir tepki mi olduğunu ayırt etmek güç olur.

Çocuk konuşmaya başladıktan sonra bu ayırımı yapmak biraz daha kolaylaşır. Günümüzde, pek çok psikolojik durumun teşhisi ve boyutlarının ölçülmesi için değişik metotlar, testler uygulanabiliyor. Fakat mizaç söz konusu olduğunda ölçülebilirlikten söz etmek o kadar da kolay değil.

Duygusallık, olumlu ya da olumsuz durumlar karşısında çocuğun tepkilerinin yoğunluğunu ve şiddetini ifade eder. Üzüntü, keder, şüphe, korku, öfke gibi olumsuz duyguları ağır basar ve sevindiğinde de üzüldüğünde de tepkileri çok belirgin hatta aşırı olur.

Anne babalar için bu durumla başa çıkmak zaman zaman çok zor olabilir. Alışveriş sırasında aniden bağırmaya başlayan, yerlerde tepinen çocuklara rastlamışsınızdır. Canı mı acıyor, bir şey mi istiyor anlayamazsınız. Anne babaları ise ne yapacaklarını bilemezler.

Kimisi hiçbir şey yokmuş gibi alışverişine devam etmeye çalışır, kimisi en az çocuk kadar aşırı bir tepkiyle her şeyi bırakıp çocuğuna laf anlatmaya ve kucağına almaya çalışır. Üstelik çevredekilerin ayıplayan bakışları ve mırıldanmaları karşısında gerginlik daha da artar.

Ortalık savaş alanına döner birdenbire.

Çocukların gelişimi biyolojik ve çevresel faktörler olmak üzere 2 etki altında gerçekleşir. Ailesi, arkadaşları, yaşadığı sokak, komşuları, akrabaları, bitkiler, hayvanlar, arabalar vs. gibi çevresel faktörleri; kalıtım yoluyla anne babasından aldığı özellikleri yani cinsiyeti, saçının, gözünün, teninin rengi, boyu gibi biyolojik faktörlerle birlikte çocuğun gelişimini etkiler.

Mizacı nasıl olursa olsun, her çocuk kendini güvende hissetmek ister. Aşırı tepkilerinin altında da güven ihtiyacı yatar çoğu zaman. “Karnı tok, sırtı pek, daha ne istiyor” devri geçti artık. Etrafımız öyle çok uyaranla dolu ki; ne zaman, nereden, ne geleceğini biz bile kestiremezken çocuklardan her şeyi sükûnetle karşılamalarını beklememiz büyük haksızlık olur.

1. Çocukların yaşama dair hiç bir tecrübeleri olmadığını aklınızdan çıkarmayın

Doğduğu andan 12-14 yaşına kadar yaşadığı hemen her şey çocuk için bir ilktir. Yapmanız gereken, çocuğunuzun kendi tecrübelerini kazanması sürecinde onun yanında olduğunuzu hissettirmek ve denemesi için destek vermek olmalı.

2. Çocukların duygularını hafife almayın

“ Bunda üzülecek bir şey yok ” demeniz çocuğu daha fazla üzmekten başka bir işe yaramaz. Onu anlamadığınızı düşünerek ya iyice hırçınlaşır ya da daha fazla içine kapanır. Duygularına saygı duyduğunuzu hissettirin. Kendini daha fazla üzmemesi için bu konudaki düşüncelerini ve tepkisel davranışlarını gözden geçirmesini telkin edin.

3. İlgi ve yeteneklerinin ne yönde olduğunu anlamaya çalışın

Sırf siz yapamadığınız için çocuğunuzu basketbol oynamaya ya da bale yapmaya zorlamayın. Kendilerine uygun olmayan yönlendirmeler de çocuklarda duygusal yoğunluğa ve şiddetli tepkilere sebep olabilir.

4. Ortak hayatınızda yapacağınız değişikliklerden çocuğunuzu haberdar edin

Beklemedikleri ani değişiklikler çocukların kendilerini güvensiz hissetmesine sebep olur. Okul değişikliği, başka bir eve taşınma gibi hayatını direk etkileyecek olan kararları verirken onun da fikrini alın. Böylece sizin için değerli olduğunu hisseder.

5. Kendi tepkilerinizi gözden geçirin

Çocuğun aşırı duygusal tepkiler vermesinin sebebi sizin gerginliğiniz ve bu yüzden çocuğun hissettiği güvensizlik olabilir.

6. Söylenmeyin!

Sürekli konuşarak, şikayet ederek, ikna etmeye çalışarak yanlışlarını yüzüne vurmak yerine davranışlarınızla ona yol göstermeye gayret edin.

7. Sınırları belirleyin

Çocuklara sınırları belli olmayan ve düzensiz bir özgürlük alanı vermek belki de onun için yapılacak en büyük kötülük. Mutsuz olmasın, üzülmesin, ağlamasın diye çocuğun her isteğini hemen yerine getirmek, yapması gerekenleri onun yerine yapmak problem çözme yeteneklerini geliştirmelerini engeller.

8. Sorumluluk verin ve yerine getirmesini bekleyin

Odasını toplaması gerekiyorsa, ondan önce davranıp, söylene söylene odasını siz toplamayın. Bu davranışınız işbirliği yapmayı öğrenmesini engellediği gibi umursamazlık davranışının yerleşmesine sebep olur.

9.Tutarlı olun

Odasını toplaması gerekiyorsa bir dizi farklı tutum sergilemekten kaçının. Söylediniz olmadı, bağırdınız olmadı, ceza verdiniz ama hemen ardından kıyamayıp odasını kendiniz topladınız.

Çocuklar sözlerinizden çok davranışlarınızdan etkilenirler. Standardı olmayan değişken tutumunuz ona örnek olur.

Bu davranış otoriteniz hakkında ciddi kuşkular duymasına ve sizinle güç yarışına girmesine yol açar.

10. Övmekten çekinmeyin

Olumsuz davranışlarını cezalandırmak yerine olumlu olanları ödüllendirmeyi, desteklemeyi, övmeyi tercih edin.

Doğduğunda sadece duyguları ve içgüdüleriyle hareket eden bebekler, sağlıklı bir düşünce yapısı ve ölçülü tepkiler vermeyi çevrelerinden ama en önemlisi ailelerinden öğrenirler. Hayat hakkında hiç bir tecrübeleri yoktur ve en önemli ihtiyaçları güvendir.

Onaylanmak, takdir edilmek ve sevilmek isterler. İhtiyaçları olan güven duygusunu sağlayan ve her adımında desteğini belli eden ailelerin çocukları hem bedenen hem de ruhen daha güçlü olurlar.

Duygularını sağlıklı düşüncelere kanalize edebilen ve bunları ölçülü biçimde ifade edebilen çocuklar, sağlıklı ve mutlu bireyler olurlar.

Источник: https://evdesifa.com/duygusal-cocuga-nasil-davranmali/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть