Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

Meme Kanseri

Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

Kanser tüm Dünyada ikinci en sık ölüm nedenidir.

            Dünyada her yıl 12.7 milyon kişi kanser tanısı almakta ve her yıl kansere bağlı 7.6 milyon ölüm gerçekleşmektedir. 2030 yılında beklenti; her yıl 26 milyon yeni kanser vakası ve yıllık 17 milyon kansere bağlı ölümdür. Ülkemiz açısından bu artışın özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde olacak olması ayrıca önemlidir.

Sağlık sistemi açısından tüm kanserlerin %30-40’ının aslında önlenebilir kanserler olması dikkate değerdir. Meme kanseri de bu önlenebilir kanserler içerisinde en sık görülenidir.

Meme Kanserinin Önemi

  1. Önlenebilir kanserlerdendir
  2. Kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Kadınlardaki kanserlerin %30’unu oluşturur
  3. Giderek artış göstermektedir

1960’lı yılardaki çalışmalarda her 20 kadından birinde meme kanseri görülürken Günümüzde her sekiz kadından birinde meme kanseri gelişmektedir.

Bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma riski

            ABD’de %12

            Türkiye’de % 10’dur.

Risk Faktörleri

1. Coğrafya:

    Avrupa – Amerika’da risk yüksek

    Asya – Afrika’da daha düşük

2. 50 yaş üzeri olmak: Meme kanseri hastalarının %78’i 50 yaş üzerindedir

3. Ailede meme ya da yumurtalık kanseri görülmesi riski arttırır.

    Özellikle ailedeki kişi anne tarafından I. Derece akraba ise risk daha yüksektir. Hele bu kişi premenopozal dn’de meme kanserine yakalanmışsa risk daha da fazla artar.

    BRCA 1-2 genlerindeki bozuklukla ortaya çıkan ailesel meme kanseri sendromu bulunan bireylerde meme kanseri hem çok genç yaşlarda oluşur hem de agresif seyirlidir. Bu genetik sendromlar tüm meme kanseri olgularının %5-10’unu oluşturur.

    Buradan ailesinde meme kanseri bulunmayanlarda meme kanseri gelişme riski düşüktür gibi bir sonuç çıkmasın. Çünkü meme kanseri gelişen kadınların %75’inin ailesinde meme kanseri hikayesi yoktur.

4. Östrojen maruziyetinin uzun süre olması

İlk adet görme yaşının küçük olması (12 yaş altı), geç menopoz (55 yaş üzeri)

Doğum yapmamak, ileri yaşta hamile kalmak, emzirmemek ya da kısa süreli emzirmek

Doğum kontrol hapları konusunda tartışma vardır, kimi kaynaklara göre minimal risk artışı yapabilir, ama genel kabul gören riski arttırmadığı yönündedir.

Menopoz sonrası Hormon Replasman Tedavisi almak

Kişide geçirilmiş meme kanseri öyküsü olması tekrar gelişme riskini 2-5 kat arttırır

Çocukluk çağında ışınlanma (radyoterapi) öyküsü

Beslenme ve çevre:

Obezite, yağlı, kalorili gıdalar

Alkol (özellikle günde 1 kadehten fazla alınması), sigara

Spor yapmamak riski arttırdığı bilinen faktörlerdir.

Meme Kanseri Belirtileri

Memede kitle

Meme derisinde kızarıklık, ülser, ödem

Portakal kabuğu görüntüsü

Koltuk altında kitle

Meme başının içe çekilmesi

Meme başından akıntı

Meme başında iyileşmeyen yara

Memede Kitle: Meme kanserinin en sık belirtisidir ve meme kanseri hastalarının %90’ı memede kitle şikayeti ile başvururlar.

Memede yeni oluşmuş olan bir kitle varsa bu kitle %10-25 olasılıkla kötü huylu bir kitledir. Bu oran yaşa, bireyin ek risk faktörlerine, kitlenin özelliklerine göre değişir.

Hangi kitlelerde risk daha yüksektir?

Sert

Düzensiz

Büyük

Hareket ettirilemeyen

Hızlı büyüme gösteren kitlelerde risk daha yüksektir.

Meme Başından Akıntı:

Meme başı akıntıları genellikle iyi huylu lezyonlara bağlıdır. Meme başı akıntılarının %5’inde kanser saptanabilir. Ortalama riskli bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma riskinin %10-12 arasında olduğu düşünüldüğünde riski aslında arttırmadığı düşünülmektedir.

Hangi akıntılar risklidir?

Tek memeden

Tek bir noktadan

Sıkmadan kendiliğinden

Kanlı gelen akıntılarda risk daha yüksektir.

MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTABİLİR MİYİZ?

Meme kanseri riski azaltılabilir ve mutlaka azaltılmalıdır. Çünkü meme kanseri kadınlarda en sık görülen önlenebilir kanserdir. Önlenebilir kanser diyebilmek için riskin mutlaka azaltılabilir olması ya da daha iyisi kanser gelişmeden önce teşhis edilmesi gerekir.

Meme Kanseri Riski Nasıl Azaltılabilir?

  1. Menopoz sonrası Hormon Replasman Tedavisi (HRT): 

Menopoz sonrası hormon replasman tedavisi almak riski artırır. Özellikle bu replasman tedavisi hem östrojen hem de progesteron içeren kombine tedavi ise. Yalnız HRT’nin kullanılmaması gibi bir algı yaratmak yanlış olur.

HRT postmenopozal kadınlarda hem kalp damar hastalıkları hem de osteoporoz riskini %50 azaltırken meme kanseri riskini %20-30 arttırır.

Postmenopozal bir kadının kalp damar hastalıkları ya da osteoporozdan dolayı ölüm ve sakatlık riski meme kanserinden dolayı oluşabilecek ölüm ve sakatlık riskinden çok daha yüksektir.

Bu nedenle meme CA riski yüksek olmayan ortalama bireylerde menopoz sonrası HRT önerilir.

  1. Erken doğum yapmak ve emzirmek: 5-12 ay emzirmek meme CA riskini %2-5 azaltır.
  2. Obeziteden korunmak: yağlı, kalorili gıdalardan uzak durmak
  3. Alkol, sigara kullanmamak
  4. Haftada üç gün düzenli olarak 20-30 dk spor yapmak riski azaltır.
  5. Toplumsal tarama programları: Toplumsal tarama programlarına katılım meme kanserinden korunmada en etkin yoldur.

Toplusal Tarama Programları:

Tarama programları sayesinde lezyonları kanserleşmeden ya da erken evre kanserler olarak yakalayabilmek mümkündür.

Çünkü meme kanserleri atipik duktal hiperplazi, duktal karsinoma insitu gibi evrelerden geçtikten sonra invaziv kanser dediğimiz klasik kanser aşamasına geçerler ve bu dönüşüm yıllarca sürer.

Lezyonlar bu erken evrelerde ya da yayılmamış küçük invaziv kanser evresinde yakalanabildiği takdirde yaşam süresi ve yaşam konforunu bozmadan tedavi edilebilmektedir. Tarama programlarından kastedilen kendi kendine muayene, hekim muayenesi ve mamografidir.

Kendi kendine muayene; gözle ayna karşısında, ayakta iken elle ve yatarken elle olmak üzere 3 aşamada yapılır.

20 yaşından itibaren her kadın ayda bir defa adet bitiminden bir hafta sonra mutlaka kendi kendine muayene yapmalıdır. Bu muayeneyi kişiler için kısıtlayan faktör, anlayamıyorum elime sürekli küçük kitleler geliyor düşüncesidir. Kendi kendine muayene sürekli yapılırsa kişi normal meme yapısına alışır. Yeni gelişen kitleler ve diğer memede olmayan kitleler önemlidir.

  1. Klinik Muayene (Hekim Muayenesi)

20 – 39 yaşları arasında üç yılda bir, 40 yaş ve sonrası yılda bir önerilmektedir.

Tarama yöntemlerinden de en önemlisi mamografidir.

Meme kanserli hastalarda evreden bağımsız olarak 5 yıllık sağkalım oranları,

Gelişmiş ülkelerde %83 iken,

Gelişmekte olan ülkelerde %53 olarak bildirilmektedir. Bu farkın en önemli nedeni tarama programlarına özellikle de mamografiye olan uyumdur.

AB standartlarına göre gelişmiş ülkelerde taramaya dahil edilme oranı en az %70 olmalıdır, ülkemizde ise taramaya dahil edilme oranı sadece %33.5’tur.

Mammografi çektirmek meme kanseri riskini arttırır mı?

“Mammografi çektirirsek radyasyona bağlı kanser riski artar” gibi yanlış bir inanış vardır, Oysa ki mammografi çekimi sırasında normal bir AC grafisinin sadece 4 katı radyasyon alırız ve önerilen yıllık mammografi takipleri asla kanser riskini arttıracak düzeyde değildir. Oysa ki çekilen bir BT’de alınan radyasyon dozu çekilen bölgeye göre AC grafisinin 60-240 katı olabilir.

Mammografi ağrılı bir işlem midir? Nelere dikkat edilmelidir?

Mammografi çekimi esnasında memenin sıkıştırılması gerekmektedir, bu da rahatsızlık hissi yaratabilir. Rahatsızlık hissini, hassasiyeti minimuma indirebilmek için mümkünse çekim menstruasyondan sonraki hafta yapılmalıdır.

Çekime giderken görüntü kalitesinin bozulmaması için koltuk altı yada memeye parlak kremler, deodorantlar veya rolonlar kullanılmamalıdır.

MEME KANSERİ TEDAVİSİ

Meme kanserinde tedavi: cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiyi de içine alan bütüncül bir tedavidir.

Cerrahi tedavide meme/tümör oranına bakılarak ya memenin tamamı alınır, ya da sadece tm’ün 1-2 cm çevresini içeren bir çıkarma işlemi yani Meme Koruyucu Cerrahi (MKC) uygulanır. Günümüzde ağırlıklı olarak kullanılan ve giderek yaygınlaşan yöntem de MKC’dir.

Her iki ameliyat arasındaki farkı sadece kozmetik olarak algılamamak gerekir, toplumda memenin özellikle meme kanserine yakalanan kadın için cinsellik objesi olarak ta değerlendirildiği, memenin tamamının alınması sonrasında maalesef kadınların kendini eksik hissedebildiği gerçeği unutulmamalıdır.

Ayrıca erken dönemde yakalabilen kanserlerde tartışmasız yaşam daha uzun ve daha konforludur.

Meme kanserinden değil, geç kalmaktan kork

Источник: http://www.ekolkbb.com/meme-kanseri

Obezite ile kanser ilişkisi

Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

22.01.2019

Obezite, en büyük sağlık sorunumuz olmaya aday!

Günümüzde kansere neden olma kapasitesine en çok sahip çevresel faktör sigaradır, sonra ise obezite gelmektedir. Fakat 2020 sonrası obezitenin, tüm dünyada birincil kanser etkeni olacağı tahmin edilmektedir.

Aşağıdaki şekilde, obezite hesaplamasında en sık kullanılan yöntem, vücut / beden kitle indeksi (İ) hesaplaması görülmektedir.

Obezite sıklığı, son 40 yılda ciddi artış göstermiştir ve bu artış daha da devam edecek gözükmektedir. Dünya çapında 600 milyondan fazla yetişkinin vücut kitle indeksi (İ) obezite ile uyumludur, yani en az 30 kg / m2 veya daha yüksek.

Aşağıdaki videoda, son 40 yıl içinde dünya genelinde salgın bir hastalık gibi obezite oranlarının nasıl arttığı görülebilir.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), fazla yağlanmanın en az 13 kanser türü için karsinojen (kanser yapıcı) etkiye sahip olduğunu gösteren yeterli kanıt olduğunu ifade etmektedir. Aynı şekilde obeziteden kaçınma, bu kanserler için koruyucudur.

Aşağıdaki şekilde, “obezite ile direkt ilişkili kanserler” görülebilir:

İlginizi çekebilir: Egzersiz ve riskini azalttığı 14 kanser türü

Obezite nasıl kanser yapar?

Büyüme faktörleri ve cinsiyet hormonları arasındaki farklar da dahil olmak üzere obez bireyler arasında kansere yol açtığı öne sürülen çoklu mekanizmalar vardır. Obezitenin nasıl kansere yol açtığına dair en kabul gören 4 teori şu şekildedir:

1. Büyüme (hücresel hacim, içerik artışı),

2. Bağışıklık sistemi ve tümör düzenleyici fonksiyonları etkileyen artmış adipositokin (yağ hücreleri kaynaklı bazı maddeler) seviyeleri;

3. Yapısal inflamasyon ve oksidatif stres (hücresel düzeyde zararlı maddelerin birikimi),

4. Değişmiş bir mikrobiyom.

Yeni gelişme: Obezitenin, bağışıklık sisteminin kanserle savaşmasını nasıl engellediği bulundu

Uzun yıllardır yapılan çalışmalar bireylerde aşırı kilo alımı ile birlikte vücudumuzda bazı istenmeyen ve kanseri tetikleyen maddelerin düzeyinde artış olduğunu kanıtlamıştır. Bu maddeler bazı hormonlar olabileceği gibi sitokin olarak adlandırılan hücre uyarıcılar da olabilmektedir.

İnsülin büyüme faktörü, östrojen, testosteron gibi hormonlar da bunlara örnek olarak verilebilir. Bu maddelerin uzun süreli artışı vücutta kronik inflamasyonu tetiklemekte ve kanser oluşum sürecini başlatmaktadır. Karın bölgesinde yağlanma, bir başka deyişle bel kalça oranının artması kanser süreci ile ilişkilendirilebilir.

Bu nedenle bu oranın ideal düzeyde olması sağlıklı bireyler için bir hedef olmalıdır.

Aşırı kilolu yani obez olmak kansere bağlı yaşam kaybına yaklaşık % 20 oranında katkı sağlamaktadır.

Aşırı kilolu olmanın erkelerde kolon ve rektum (kalın barsak), böbrek ve özofagus (yemek borusu) kanseri ve pankreas kanseri dahil birçok kanser gelişiminde riski arttırdığı gözlenmiştir.

Ayrıca safra kesesi ve karaciğerde kanser gelişme riskini arttırabilir ve Hodgkin dışı lenfoma, multipl miyelom, ve prostat kanseri riskinde etkin rol oynayabilir.

Son yapılan çalışmalara göre obez olan kadınlarda kanser görülme ihtimali normal kilolu olanlara göre % 40 daha fazladır. Kadınlarda obezite ilişkili kanserler bağırsak, mesane, rahim, böbrek, pankreas, yemek borusu ve özellikle menopoz sonrası görülen meme kanserleridir.

Çok sayıda klinik araştırma kanser ve dengesiz/sağlıksız beslenme üzerine odaklanmıştır. Kilolu olan bireylerin düzenli beslenme ve egzersiz sonucu zayıflaması ile kanser risklerinde azalma olduğu gösterilmiştir. Kilo artışı ile kanser ilişkisinde suçlanan en önemli mekanizma insülin direnci ve insülin benzeri maddenin aşırı salınmasıdır.

Kilo veren ve sağlıklı yaşama adım atan bireylerde bu mekanizma tersine dönmektedir. Yaşamsal risk taşıyan birçok hastalığı tetiklediği bilinen aşırı kilo veya obezitenin önüne geçmek için kişilerin kilo vermesi için cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, rafine ve işlenmiş gıdalar, yüksek glisemik indeks ve fast-food ile karakterize Batı tarzı diyet, kanser için obeziteden bağımsız bir risk faktörüdür.

İlgili konu: En sağlıklı beslenme programları listesi 2018 – adı sıkça duyulan diyetler nerede?

Beslenme şekliniz ve ne yediğinize dikkat etmeniz hem vücudunuzun gerekli mineral ve vitaminleri almasını sağlayacak hem de aşırı kilo almanızı önleyerek obezitenin önüne geçecektir. Sebze, meyve ve tam tahıllı gıda ağırlıklı beslenmeye özen gösterin. Tükettiğiniz yiyeceklerin dondurulmuş, aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ya da katkı maddeli olmaması önemlidir.

Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlamayarak hem kendinize bir iyilik yapın hem de çocuğunuza iyi bir örnek olun. Kırmızı eti yakmadan pişirerek kansinojen maddelerin sağlığınıza zarar vermesini engelleyin ve haftada bir kez et tüketmeye dikkat edin.

Yine haftada 2-3 kere balık yemeniz ve tavuk eti tüketmeniz omega-3 ve vitamin ihtiyacınızı gidermenize katkı sağlayacaktır.

İlgili konu: Mangalda et pişirmenin kanser ile ilişkisi

Düzenli ve sağlıklı beslenen çocuklarınız aşırı kilo almayacaktır. Abur cubur, çikolata, cips, yağ ve şeker içeren yiyecek ve içecekleri tüketirken kısıtlama getirin.

Mümkünse bolca doğal meyve, sebze ve belli oranlarda et, tavuk ve balık tüketmelerini sağlayın. Aşırı kilo alan çocuklarda hastalıkların gelişme riski daha fazladır.

Aşırı kilolu yetişkinlerde de kanser gelişme riskinin yüksek olduğu unutulmaması gereken önemli bir noktadır. Öyleyse, her yaşta sağlıklı kiloda kalmaya dikkat etmek gerekir.

*

– Ergenlik çağında obezite, pankreas kanseri riskini 4 kat arttırıyor

– Obezitenin olumsuz etkilerinden biri; karaciğer yağlanması küçük çocuklarda da görülüyor

– Obezite tedavisinde kullanılan cihazlar hakkında bilinmesi gerekenler

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/obezite-ile-kanser-iliskisi/

Obezite meme, rahim ve yumurtalık kanseri yapıyor

Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

“Gerek Dünya Sağlık örgütü gerekse Amerika kanser topluluğu, obezite ile kanser arasında doğru bir oran bulmuştur” diyen, İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Ayhan Bilir, sanayinin gelişmesi ve hazır gıdaya yönelimin artmasıyla kanser vakalarında da ciddi bir artışın olduğuna dikkat çekti. Bilir, “Bunun, hazır gıda tüketmemize bağlı olarak, insan vücudunun yağ depolama kitlesinin artmasına bağlı olduğu artık kabul ediliyor.

Yağ dokusu çeşitli hormonlar salgılıyor. Bunların başında insülin, leptin gibi önemli hormonlar var, iştahı ve vücut ağırlığını dengeleyen. Yağ dokusu arttıkça bu hormonların miktarı da artıyor. İnsülin (büyüme faktörü) gibi, büyüme hormonları kanserleşmeye sebep olan genlerin başında geliyor.

Sitokin dediğimiz yağ dokusu içinde salgılanan, hücrenin çoğalmasını, hayatta kalmasını ve daha çok yağ üretmesini sağlayan hormonlar üretiliyor ve yağ dokusu artıkça bunların miktarı da artıyor.

Öyle bir nokta geliyor ki beyin artık yağ kitlesini, iştahı baskılama durumunu kontrol edemiyor ve obezite durumu ortaya çıkıyor. Obezite de hücre çoğalmasını sağlayan genlerde, mutasyon dediğimiz DNA bozulmalarını meydana getirdiği için kanserleşmeye doğru götürüyor” dedi.

Kanser nedir? Neden olur? Türleri, belirtileri ve tedavisi

Prof. Dr. Bilir, devletin hazır gıdalar konusunda belirlenmiş katı kurallar koyması gerektiğine vurgu yaptı “Devletin gıda kurumları üzerinde de yaptırım uygulaması lazım.

Yağ kitlesini artırmak da bizim elimizde, beslenme kalitemizi ayarlayabilirsek, vücut yağ kitle endeksini düzeltebilir ve vücudumuzdaki çeşitli hormonların salgılanmasını kontrol edebiliriz.

Bu kontrol şu demek başlı başına, kansere sebep olan genlerin aktivasyonunu dışardan davranışlarımızla azaltabiliriz” ifadelerini kullandı.

“Obezler muhakak kanser taraması yapmalı”

Obez hastalarının, yaşa bakılmaksızın kanser riski açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen, Prof. Dr. Bilir, “Çünkü obez hastalarında hücre çoğalma faktörünü, hızını, yağ dokusu zaten artırıyor. Bir de genetik yatkınlık varsa çifte uyarıcı sistem devreye girmiş demektir. Kesinlikle bu durum hekim kontrolünü gerektirir” şeklinde konuştu.

HPV virüsü nasıl bulaşır? Rahim ağzı kanserinin tanı ve tedavisi

İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Tuna da artan obezite sorununa dikkat çekti, obezitede Avrupa ile yarışır noktaya geldik dedi. Prof. Dr. Tuna, “İngiltere’de 4’te 1 oranında obez varken Türkiye’de de bu orana yaklaşılmakta.

Obezite konusunda Avrupalılaştık diyebiliriz. Kadınlarda meme kanseri konusunda medeni ülkelerde oran yüksekti ve Türkiye çok geriden takip ediyordu ama şimdi Avrupa’yı yakalamış durumdayız.

Her 10 kadından 4’ü meme ile ilgili sorun yaşıyor ve bu oran içinde obez olanların kanser olma riski oldukça yaygın” dedi.

Obezite Meme, Rahim Ve Yumurtalık Kanseri Yapıyor

Daha önce şişmanlığın kanserojen olduğu konusunda net sonuçlar olmadığını söyleyen Prof. Dr. Tuna, “Son yıllarda obezitenin (yağ artışının), kadınlarda meme, rahim ve yumurtalık kanseri konusunda ön planda olan faktörlerden biri olduğu artık kesin. Erkeklerde ise, prostat, böbrek ve kolon kanseri nedenleri arasında obezite önemli bir etken” ifadelerini kullandı.

Sigara tüm kanserlerde başrol oynuyor

söyleyen Prof. Dr. Tuna, “Eskiden sigara özellikle Akciğer konusunda örnek gösterilirdi ama şimdi sigaranın, diğer kanser türlerinde de başrol oynadığı kesinleşti.

Bunun yanında, ikinci sırada da artık obezite karşımıza çıkmakta.

Çünkü yağ dokusu kanseri besleyen, kanserin sevdiği bir doku,  o yüzden yağ dokusu ne kadar artarsa kansere yakalanma riski de o denli artıyor diyebiliriz” şeklinde konuştu.

Obezitenin kanserde önemli bir faktör olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tuna, tükettiğimiz gıdaların da bir diğer faktör olduğuna dikkat çekti, “Doğru beslenme kanserden uzaklaştırır, yanlış beslenme ise kansere yaklaştırır. Bu nedenle beslenmeye çok dikkat etmek gerekir. Prensip olarak yapacağımız tek şey yaktığımızdan fazla gıda almamak.

Özellikle yağ dokusunun gelişmemesi için, bir insanın, ihtiyaç duyduğu enerjinin yüzde 30’dan fazlasını yağdan almaması gerekir. Yağ olarak doymamış yağlara yönelmeliyiz, zeytinyağı ve tereyağı gibi. Konserve gıdalardan, sindirim sistemini (bağırsak sistemi) etkilediği için uzak durulması gerekir. Lifli gıdalar mutlaka tüketilmeli” dedi.

Beslenme Şekli Kişiye Özeldir

Basında sağlıklı beslenmeye ilişkin çok sayıda önerinin yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Tuna, “Her kişinin beslenme modeli farklıdır. Hastalık yoktur hasta vardır kuralı kişinin beslenmesi ile ilgili bir kuraldır da aynı zamanda. Birine iyi gelen bir gıda bir başkasına iyi gelmeyebilir.

Eskiden, mide ülseri, mide kanaması olan hastaya bir saat anti ülser ilaç verilirdi, bir saat de süt verilirdi ve bu periyodik olarak yenilenirdi. Son zamanlarda ise bazı insanlarda ters etki yaptığı görüldü ve herkeste aynı modelin kullanılmaması gerektiği sonucuna varıldı.

O yüzden kişiye özel beslenme modeli konusu da artık gündemimize giriyor” şeklinde konuştu.

Kanserin Tedavisi Bulundu Mu?

Zaman sosyal medya da konuşulan ve halk arasında yayılan ‘kanserin tedavisi bulundu ama saklanıyor” şeklindeki iddiaya da yanıt veren Prof. Dr. Tuna, “Ben ona inanmıyorum, mucize gibi bir şey olur bu. Onu bulan kişi bir defa Nobel Ödülü alır, bu yüzden de gizlenmez. Ben o spekülasyona inanmıyorum.

Kanserin tedavisi henüz kesin olarak bulunmadı diyebiliriz. Bazı kanser türlerinde kesine yakın tedavi uygulanıyor zaten. Her kanser türünün tedavisi farklıdır zaten.

Lenfoma kanseri eskiden korkulan bir hastalıktı ama şimdi öyle değil, meme kanseri çözümü yüzde yüze yakın olarak kabul edilir ama mide, kemik, pankreas kanseri için aynı şeyi söyleyemeyiz” dedi.

Detaylı kanser belirtileri! Bunları bilmek hayatınızı kurtarabilir

Obezitenin kansere neden olduğu konusunun artık tartışmadan uzak bir netlik kazandığına vurgu yapan İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Tuna şöyle konuştu, “O zaman yapılacak şey bunun önlenmesi yani insanları doğru beslenmeye yöneltmek.

Kanserle mücadele etmektense, kişinin kansere yakalanmasını önlemek çok daha sağlıklı ve ekonomik olur. Öncelikle koruyucu önlem alıp obeziteye engel olmak lazım.

Obezler, birinci aşamada oldukları kiloda kalmalı, ikinci aşamada fazla kilolarını vermeli ve üçüncü aşamada da verdiği kiloyu geri almamalı. Üç aşamalı bir sistemle zayıflama sürecini biran önce başlatmaları gerekir.

Fiziksel aktivitelere hemen başlamalılar, en basiti yürüyüş yapmalılar, suya ilaç gibi bakmalılar ve bol su tüketmeliler. Su tüketimi bizim toplumumuzda az tüketiliyor.”

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/obezite-meme-rahim-ve-yumurtalik-kanseri-yapiyor/

Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

Meme Kanseri Obezite Hastalığı İle İşbirliği Yapıyor

Dünyada her yıl yaklaşık 7,6 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Meme kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünü tetikleyen obezite hastalığı da her geçen gün yaygınlaşarak sağlığı tehdit etmeye devam ediyor.

 Kanserden korunmak için obeziteden kurtulmak büyük önem taşıyor. Aşırı kilolar, meme kanserine sadece yüzde 1 oranında yakalanan erkeklerde bile riski artırıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Obezite Tanı ve Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr.

Murat Çağ, obezite ve kanser ilişkisi hakkında önemli bilgiler verdi. 

Obezite, kanseri 4 şekilde tetikliyor 

1) Vücutta kanser oluşumunu sağlayan dokuların artışını hızlandırıyor: Obeziteyle kanser arasında kesin bir ilişki vardır. Bu ilişkinin bir ayağı vücudun alıştığından farklı hormonların üretilmesi yoluyla olmaktadır.

Örneğin meme kanserinin oluşumunda etkili olan östrojeni yağ hücreleri üretmektedir. Bu östrojen vücutta meme büyütme, meme dokusunda bozulma gibi normalden farklı etkilere yol açmaktadır. Yağ dokusunun salgıladığı adipokinler vücutta kanser yapımını sağlayan maddelerdir.

Şişmanlık hastalığıyla beraber bunların miktarı ve etkisi artmakta dolayısıyla vücut bunları engelleyemez hale gelmektedir. Bu östrojen; meme dokusunda, kalın bağırsaklarda kansere yol açmaktadır.

Ailede kalın bağırsak kanseri ya da meme kanseri öyküsü olanlarda bu risk daha da artmaktadır. 

2) Tümörle savaşan hücrelerin nefes almasını zorlaştırıyor: İnsan vücudunda her gün kanser hücresi üretilir ve bu hücrelere karşı bir savaş verilmektedir.

Eğer tümör miktarı çok fazlaysa vücut yenilir ve kanser oluşmaya başlar. Şişmanlığın kanserle savaşan hücreler üzerinde de baskılayıcı etkisi olduğu bilinmektedir. Şişmanlık, dokulardaki tümörle savaşan hücrelerin etkinliğini düşürmektedir.

 Fazla kilolardan kanser cerrahisinden hemen önce kurtulmak bile bu riski azaltmaktadır. 

3) Kemoterapinin başarısını azaltıyor: 2017 yılına kadar yapılan çalışmalar şişmanlık hastalığının tümör cerrahisi sonrası alınan kemoterapinin başarısını azalttığını göstermektedir.

 Meme kanserine yakalanan bir kadın ya da erkeğin obezite hastalığı devam ediyorsa kemoterapi dönemi normale göre zorlu geçmektedir. Vücut kitlesi çok fazla olduğu için uygulanan dozlar yüksek olur dolayısıyla kemoterapinin yıkıcı etkisi daha fazla yaşanmaktadır.

 Bu dönemde hastalara tavsiye edilen tedavi; tümör cerrahisi öncesi diyetisyen ve psikolog eşliğinde kilo vermektir. Ancak hastanın kiloları kemoterapiye direnç göstermeye başlarsa obezite cerrahisi düşünülebilir.

4) Tümörün diğer organlara yayılımını artırıyor: Obezite, sadece tümör hücresi oluşumunu hızlandırmakla kalmamakta aynı zamanda metastaz adı verilen ve kanserde en korkulan faktörlerden biri olan cerrahi sonrası tümörün yayılımını da artırmaktadır. 

Erkeklerde meme kanseri riski artıyor 

Erkeklerde meme kanseri vakaları çok nadir görülmekte ancak çok daha tehli bir biçimde seyretmektedir. Şişmanlık hastalığının erkeklerde cinsel gücü azalttığı, meme büyümesine yol açtığı bilinmektedir. Buna vücuttaki aşırı yağ dokusunda üretilen östrojen sebep olmaktadır. Dolayısıyla obezite hastalığı erkeklerde de meme kanseri riskini artırmaktadır. 

Diyet ve egzersizle veremediğiniz fazla kilolara kalıcı çözüm

Vücut kitle indeksi değerlendirmesinde kişiler çıkan sonuçlara göre 24’e kadar normal, 24’ten 29’a kadar aşırı kilolu, 30’dan sonra obezite hastası kabul edilmektedir. Bu aşamada uygulanan tedaviye obezite tedavisi adı verilmektedir. Obezite cerrahisi ise vücut kitle indeksi 35’ten yüksekse ve obeziteyle gelen hastalıklar mevcutsa, uygulanmaktadır.

Bunun dışında I 40’ tan yüksekse obezite cerrahisi zorunludur. Obezite sonlandığında vücudun kanserle savaşma şansı artarken kanserle karşılaşma şansı azalmaktadır. Bu nedenle kanserle savaşmada ilk adım, doktor kontrolünde hareket ve diyettir.

Ancak buna rağmen kilo kaybı yaşamayan hastalarda, özellikle ailede de genetik yük olarak kanser bulunuyorsa son çare olarak obezite hastalığı cerrahisi düşünülmektedir. 

Obezite cerrahisinde yöntem kişiye özel olmalı

Yapılan araştırmalar obezite cerrahisi sonrası kanser riskinin azaldığını ortaya koymaktadır. Obezite cerrahisinde yöntem, kapsamlı bir değerlendirme sonrası hastaya özel olarak belirlenmektedir.

Hasta operasyon sonrası kısa sürede iş ve sosyal yaşamına geri dönmekte, obezitenin yol açtığı pek çok diyabet, kalp hastalığı, eklem problemleri, kısırlık, uyku apne sendromu gibi risklerden de korunmaktadır.

Obezite hastalığı konusunda çocuğunuzu bilinçlendirin

Obezite hastalığının temelleri çocukluk çağında atılmaktadır. Obezitenin beraberinde getireceği hastalıklardan korunmak ve sağlıklı kalmak için bilinçli olmak çok önemlidir. Ayrıca obeziteden kurtulmayı sağlayan bu tedaviler, çocuklarınızla geçireceğiniz süreyi artıracak ve sağlıklı bir yaşam için onlara örnek olmanızı sağlayacaktır.

Güncellenme Tarihi: 08 Ekim 2018Yayınlanma Tarihi: 01 Ekim 2018

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/meme-kanseri-obezite-hastaligi-ile-isbirligi-yapiyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.