Meme Kanseri Riski

içerik

Günde Sadece Bir Kadeh Alkol Bile Meme Kanseri Riskini Artırıyor

Meme Kanseri Riski

Dünya çapında 12 milyonun üzerinde kadın ve 260 binin üzerinde meme kanserli hastayı kapsayan bir araştırmaya göre, gün içerisinde küçük bir bardak bile olsa şarap veya bira içmek (yaklaşık 10 g alkol), meme kanseri riskini üreme çağındaki kadınlarda %5 oranında, menopoz sonrası dönemde %9 oranında artırıyor.

Daha önceki çalışmalarda alkol ve meme kanseri riski arasındaki bağlantı biliniyordu, fakat riski artıran alkol miktarı bilinmiyordu. Bu araştırmaya göre bu miktar, bir bardak veya 1 kadeh alkol.

Aynı çalışmada koşu ve bisiklet gibi ağır egzersizlerin üreme çağındaki kadınlarda %17, menopoz sonrası dönemde %10 oranında meme kanseri riskini azalttığını bulundu.

Yürüme ve bahçe işleriyle uğraşma gibi orta seviyeli egzersizlerin de kadınlarda menopoz sonrası dönemde meme kanseri riskini azalttığına dair bulgular da elde edildi. Tüm bunlara ek olarak genel anlamda fiziksel aktivite kadınlarda menopoz sonrası dönemde meme kanseri riskini %13 oranında azaltıyor.

Özet olarak fiziksel anlamda aktif bir yaşam tarzı, hayat boyunca sağlıklı kiloda kalmak ve alkol tüketimini sınırlamak kadınlarda meme kanseri riskini düşürüyor.

Meme Kanseri riskini artıran faktörler

Araştırmacılar, fiziksel aktivite ve alkol tüketiminin yanı sıra meme kanseri riskini etkileyen başka faktörler de tespit etti. Bu faktörlerden biri de obezite. Araştırmaya göre erişkinlik döneminde kilolu olmak veya çok kilo almak, menopoz sonrası meme kanseri riskini artırıyor.

Meme kanseri riskini etkileyen diğer faktörler arasında emzirmek ve gelişim faktörleri var. Araştırmaya göre emzirmek meme kanseri riskini azaltıyor, fakat uzun boylu olmak bu riski artırıyor gibi gözükmekte.

Meme Kanseri riskini azaltmak için öneriler

Genel anlamda kanseri önlemek için yazarlar sağlıklı bir kiloda kalmayı, günde en az 30 dakika fiziksel aktivitede bulunmayı, yüksek kalorili içeceklerden ve besinlerden kaçınmayı öneriyor.

Bununla birlikte tam tahıllı besinler, sebze ve baklagiller açısından zengin bir diyet, kırmızı et tüketiminin azaltılması ve işlenmiş etin tamamen kesilmesi öneriliyor.

Alkolü hiç tüketmemek en iyisi, fakat eğer tüketiliyorsa da miktarı sınırlandırılmalı.

Araştırma Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü (AICR) ve Dünya Kanser Araştırması Fonu (WCRF) tarafından gerçekleştirildi.

Meme Kanseri Belirtileri

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebiliyorlar.

Günümüzde meme kanseri belirtilerinin çoğu kişinin kendisi tarafından bulunuyor. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü görünüyor ve meme dokusu içinde rahatça oynatılamıyor. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturuyor.

Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.

Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmuyor ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebiliyor. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekiyor.

  • Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Memebaşından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Memebaşında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Memebaşı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Meme ağrısı meme kanseri belirtisi olabilir mi?

Unutmamak gerekir ki ender de olsa meme kanseri kendini ilk önce ağrı ile belli edebilir. Özellikle, sadece tek bir memede, yeni ve sürekli bir ağrı oluşmaya başladıysa ve ağrı sebepsiz yere artıyorsa doktora görünmenizde fayda vardır.

Burada önemli olan ağrının altında yatan önemli bir neden varsa atlanmamasıdır. Meme ağrısı sanılan bazı ağrılar başka organlardaki önemli hastalıkların da belirtisi olabilir ve doktora başvurarak, varsa bu tür bir hastalığa da erken evrede tanı konmasını ve tedavi edilmesini sağlayabilirsiniz.

Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır?

Ayna Karşısında: Önce dik durup kollarınızı yana sarkıtın, memenizde herhangi bir düzensizlik, derinin içe çekilmesi, meme başının bir tarafa veya içe çekintisi, renk değişikliği var mı bakın. Aynı işlemleri elleri iki yandan kalçanıza bastırmak suretiyle göğüs kaslarınızı kasarak ve son olarak da kollarınızı yukarı kaldırarak yapın.

Yatarak: Sağ memenizi muayene etmek için sağ elinizi başınızın arkasına getirin, sol elinizle meme başından başlayarak dairesel hareketlerle, parmaklarınızı hafif oynatarak tüm memenizi muayene edin.

Muayene esnasında ince parmak hareketleriyle meme dokunuzu iyice hissedin ve meme dokunuzdan farklı dokuları algılamaya çalışın.

Memenizde ele gelen bir kitle, şişlik, deride sertleşme, meme başında sertleşme, memede hassasiyet, meme başında akıntı gibi bulgular olup olmadığına dikkat edin. Aynı işlemi sol memeniz için tekrarlayın.?

Koltuk altı muayenesi: Koltuk altı göğüs kasının hemen arkasındaki çukurdur. Hem ayakta hem yatarak her iki koltuk altınızı diğer elinizin parmaklarını kullanarak muayene edin. Ele gelen kitle veya hassasiyet olup olmadığına bakın.

Bu yazılarımız ilginizi çekebilir: 

Kaynak:

Continuous Update Project: Diet, Nutrition, Physical Activity and Breast Cancer 2017. World Cancer research Fund International / American Institute fır Cancer Research.

Acı Badem Hastahanesi

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/meme-kanseri-riskini-alkol-artiriyor/

Meme Kanseri, Risk Faktörleri

Meme Kanseri Riski

Günümüzde kadınlarımızın en büyük korkularından biri olan kanser türüdür.  Çünkü tüm dünyada ve Türkiye’de  bazı rakamlar  bu  kanser türü açısından oldukça ürkütücüdür.

Çünkü Meme kanseri:

*Kadınlarda görülen en sık görülen tip bu kanserdir.

*Tüm kanserlerin %25 ini, kadın kanserlerinin ise % 30 unu oluşturur.

*Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde bu kansere yakalanacaktır.

*Dünyada her 20 saniyede 1 kadına  tanı konmaktadır. Toplamda ise yılda yaklaşık 1,6 milyon kadına bu teşhis konmaktadır.

*Türkiye’de yılda 100 000 kadından 44 ü bu teşhisi almaktadır.

*. Yeni tanı konulmuş hastalardan %5,5 inde  (17 hastadan birinde), teşhis konulduğu anda bile vücudun herhangi bir yerine yayılmış olduğu görülmektedir.

*Ölüme sebep olması açısından akciğer kanserinden sonra 2. sıradadır. Dünyada bir yılda 44 000 kadınbu  kanserden ölmektedir.

*Erkeklerde de görülür. 100 meme kanseri hastasından biri erkektir.

Kimlerde Görülür?

En sık 40-59 yaşları arasında görülür. 50 yaş üzerinde daha fazla olmakla birlikte genç yaşlarda da azımsanmayacak orandadır. 10 kadından ikisi 50 yaş altındadır.70 yaş üzerinde de görülebilir.

Erkeklerde 1/100 oranında görülebilmektedir.

Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyanlarda daha fazla görülmektedir:

Kimler Risk Altındadır?

Bu risk faktörlerinden bazıları değiştirilemez, yani olmaması için yapılacak bir önlem yoktur. Bir kısmını ise değiştirmek elimizdedir. Bu riskleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirleri alırsak kanser olma ihtimalini azaltmış oluruz.

Değiştirilemeyen Riskler: 

  • Kadın olmak
  • 50 yaş üstünde olmak
  • Ailede meme, tiroid, prostat kanserli  bir ya da birden fazla kişinin olması
  • 12 yaşından erken adet olmak
  • 55 yaşının üstünde menapoza girmek,
  • Herhangi bir sebepten dolayı ışına maruz kalmak,
  • BRCA1, BRCA2 genlerinin ( kanser yapan genler) mevcut olması

Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin önleme şansı yoktur. Fakat kontrollerini zamanında yaptırarak erken teşhis imkanı her zaman vardır.

Alınması Gereken Önlemler (Değiştirilebilen Riskler)

  • Doğurmamış ve emzirmemiş olmak,
  • İlk gebelik yaşının geç olması,
  • Şişman olmak (obezite),
  • Hormon tedavisi almış olmak (Özellikle menopoz tedavisi),
  • Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanmak,
  • Alkol ve sigara kullanmak,
  • Hareketsiz bir yaşam tarzının olması.

Bu faktörleri değiştirmek kişilerin elindedir. Örneğin kişi kilo almayarak, alkol ve sigara kullanmayarak, spor yaparak riski bir miktar azaltabilir.

Erkeklerde de Görülür mü?

Evet, erkeklerde de bu kanser görülür. Memesinde kanser olan 100  hastanın biri erkektir. Erkeklerde rutin kontrol olmadığından, doğal olarak muayeneye gitmediklerinden genellikle geç safhada tespit edilirler. Ya kitle büyümüş olur, ya da cildi tuttuğunda yaralar açılmış olur, o zaman fark ederler .Teşhis ve tedavi prensipleri aynıdır.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

  • Kitle: Hastaların çoğunluğu kendilerinin tespit ettikleri beze (kitle) ile başvururlar.Memesinin içerisinde kolay hareket ettirilemeyen (fikse), düzensiz sınırlı kitle vardır.
  • Memelerde asimetrik şekil değişikliği: Memenin birinde ani bir büyüme görülebilir. Ya da biri diğerine göre yukarı çekilebilir, aşağı sarkabilir. Kolları yukarı kaldırınca ya da aşağı eğilince memelerde asimetri (biri diğerinden farklı) görülür
  • Meme  başının değişiklikleri ve akıntı: Memenin ucu içeriye doğru çekilmiştir yani içe doğru çöküktür veya başka tarafa doğru yönelmiştir. Memenin ucunun  ve çevresinin (areola) rengi değişebilir. Daha çok areolaya  yakın yerleşimli, ana süt kanallarını tutan tümörlerde görülür. Tedavide yani ameliyatta areolayı ve uç kısmı korumak zordur.
  • Kanlı akıntı: Süt kanalları içerisinde gelişen tümörlerde ilk belirti olabilir. Kitle ele gelmeyebilir. Bu belirti ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Sıkmayla gelen berrak akıntıların önemi yoktur. Kanlı ve kendiliğinden gelen akıntının anlamı vardır.
  • Ciltte çekilme: Cilde yakın tümörlerde cildin tutulmasından dolayı ciltte çekilme, düzensizlikler görülür.
  • Deride kızarıklık, damarlarda belirginleşme veya portakal kabuğu görüntüsü: Cilt lenfatiklerinin (lenf damarlarının) tıkanmasından dolayı ödem, kızarıklık ve portakal kabuğu görünümü oluşur.
  • Koltuk altında ele gelen kitle: Memedeki kitle büyük değilse ya da iri memede ve derinde olan tümörlerde hasta memesindeki kitleyi fark edemeden koltuk altında beze ile gelebilir. Bu durumda çoğunlukla hastalık koltuk altındaki lenf bezlerine sıçramıştır.
  • Memedeiltihap şeklinde yaygın ağrı, kızarıklık: İltihabi  tümörlerde sanki mastit varmış bir tablo vardır. Bu tip kanserler hızlı ilerler ve daha çok iltihapmış gibi tedavi edilmeye çalışıldığından gecikme yaşanabilir. İltihap tedavisine cevap vermeyen mastitlerde zaman kaybedilmeden biyopsi alınmalıdır. Biyopsi alırken her zaman olduğu gibi tru-cut biyopsi tercih edilmelidir.
  • Kolda ani şişme: Koltuk altı lenf bezlerinin tutulmasından dolayı lenf dolaşımı bozulur.Tek bir kolda şişme olursa memeler ve koltuk altı tetkik edilmelidir.

 Tanı yöntemleri Nelerdir?

Her kanserde olduğu gibi bu kanserde de erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilen  kanserli hastalarının %98 i 5 yıl yaşayabilmektedir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM):

Teşhiste oldukça önemli rol oynar. Çoğunlukla hastalar kendilerinin yaptığı muayene sonrasında ellerine gelen beze şikayetiyle başvururlar. Bu muayeneyi yapmayanlarda kitle çok büyüdükten sonra hatta bazen yayılma belirtileriyle gelebilmektedir.

KKMM  adetin bittiği günlerde  yapılmalıdır. Üst vücut kısmı çıplak ve  ayna karşısında olmalıdır. Kolları yanlarda, başının arkasında ve belinde olmak üzere değişik pozisyonlarda memelerini gözler.

Memelerin başlarının simetrik ve aynı yöne bakıyor olması, ucunda içeri çökme olmaması, ciltte deformasyon  ve kızarıklık olmaması gerekir. Eliyle dairesel ve ışınsal hareketlerle memeler kontrol edilir.

Daha sonra yatar pozisyonda da aynı hareketlerle muayene tekrarlanır. Oturur pozisyondayken koltuk altları da kontrol edilmelidir.

Memenin ucundan akıntı geliyor mu diye kontrol edilir, fakat memenin ucu bu sırada sıkılmamalıdır. Sıkılarak gelen akıntının anlamı yoktur. Kendiliğinden gelen, kanlı akıntının çamaşıra gelip gelmediği de kontrol edilmelidir.

KKMM ile yeni tespit ettiği, adetle kaybolmayan, elle muayenede sert, yüzeyi düzensiz pürtüklü,  üzerindeki ciltte portakal kabuğu görünümü veren, uç kısımda  çekilmelere sebep olmuş bir kitle varsa vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.

Mamografi: 

Önemli bir tanı yöntemidir. Doktor muayenesinden sonra hastanın yaşına göre doktor istemiyle çektirilmelidir. 40 yaş üstünde şikayeti olmasa da tarama (kontrol) mamografileri çektirilebilir.

Tarama mamografisinde amaç kanser ele gelmeden yani erken evrede yakalayabilmektir. Böylece tedavinin daha etkili olması sağlanır ve sağ kalımı artar.

Son 30 yılda tarama mamografileri daha sık yapılmasında dolayı dünyada bu kanser sebebiyle olan ölümler yüzde 32 oranında azalmıştır.

40 yaş altında memenin guddelerinin  yoğunluğunun fazla olmasından dolayı mamografi hassasiyeti azdır. Radyasyonun birikici etkisinden dolayı ve bu etkinin dokuyu bu dönemlerde daha fazla etkileyeceğinden dolayı mecbur kalmadıkça çektirilmemesi önerilir. Ya da doktorun bilgisi dahilinde, doktor uygun görürse çektirilmelidir.

Memede henüz kitle haline gelmeden oluşan belirtileri tespit edebilir. Mesela mamografide dokuda  tuz dökülmüş gibi bir manzara (mikrokalsifikasyonlar) meme kanserinin ilk belirtilerindendir.

Henüz kitle bile oluşmamış olabilir. Hatta bu seviyede yakalanırsa kanser hücre içi seviyede bile saptanabilir  Kitlenin sınırlarının düzensiz olması da filmde ışınsal, girinti çıkıntı şeklinde görünüm verir.

Bu görüntü kanserin önemli bir belirtisidir.

Mamografide koltuk altları da görüntülenmelidir. İyi çekilmiş bir mamografide koltuk altlarındaki lenf bezlerinin görüntüsünden iyi veya kötü olduğu yani lenf bezlerine sıçrama olup olmadığıyla ilgili ip uçları görülebilir. Metastazlı bir lenf bezi görüntüsü yuvarlak (sferik) ve ortada yağlı dokusu kaybolmuş şekildedir. Normal görüntü oval, fasülye görüntüsü şeklindedir.

Meme ultrasonu:

Memedeki kitlelerin tanısında oldukça önemli tanı yöntemidir. Genç yaşlarda ve sık çektirilmesinin  sakıncası yoktur. Dokunun özelliği, yapısı, kitlelerin karakteri hakkında bilgi verir.

Kitlelerin içinin katı ya da su dolu olduğu (solid ya da kistik olması), sınırlarının düzenli ya da girintili çıkıntılı olması, kitlenin oval ya da sferik (küre şeklinde) olması, içerisinin düzgün ya da karmaşık (homojen-heterojen yapıda) olması, içerisinde küçük kireçlemelerin (mikrokalsifikasyonların) olması gibi özellikleri saptayarak kitlenin iyi ya da kötü olup olmadığı hakkında ip ucu verir. Saydığımız özelliklerdeki katı olan kitlelerde kanser çıkma ihtimali düşünülmelidir.

Ultrasonda koltuk altları da bakılıp değerlendirilmelidir.  Lenf bezlerinin mamografide sayılan bazı özellikleri gibi ultrasonda da metastaz hakkında önemli ipuçları verir.

Ultrason beraberinde kitleyi görerek biyopsi alma imkanı da (ince iğne biyopsis-İİAB veya  kalın iğne biyopsisi, tru-cut biyopsi) vermektedir.

Manyetik rezonans (MR)

Gençlerde ve  memesi  yoğun yapıda olan hastalarda mamografi çektirilemediği ya da iyi görülemediği durumlarda tercih edilir.

Kanser teşhisi konulan hastada meme koruyucu ameliyat yöntemi planlanmışsa tümörün çok merkezli  (multisentrik) olup olmadığını kontrol açısından ameliyat öncesinde çektirilir.

MR ın kontrastlı (ilaçlı) olması gerekir. Tümör şüpheli lezyonlar kontrast tutarak kendini belli eder.

MR ile tümörün doku içinde yayılımı, memenin arkasındaki kaslara yapışık olup olmadığı, tek odaklı veya multi sentrik (birden fazla) olup olmadığı, koltuk altı lenf bezlerinde yayılma olup olmadığı ile bilgiler edinilebilir.

Biyopsi:

Açık Biyopsi (eksizyonel biyopsi): Tanı koymak için kitleyi alıp tetkike gönderme şeklindeki açık biyopsi günümüzde kullanılmamaktadır. Böyle yapıldığında hastaya fazladan bir ameliyat riski eklenmiş olur. Ayrıca ameliyat acısı, ameliyat izi  gibi dezavantajlar vardır.

İğne biyopsisi: Kanserde kesin tanısı biyopsi ile konulur. Ameliyatla biyopsi almak yerine iğne biyopsisi hastaya yatış yapılmadan, ayaktan ve hastaya daha az zahmet verecek şekilde tanı konulması sağlanır. Ultrason eşliğinde yapılması  doğrudur.

*İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) : Enjektörle hücre seviyesinde materyal elde edilir. Tanı koydurabilir. Ancak İyi-kötü (kanser değil-kanser) şeklinde tanı koydurabilir. Kanserin tipi hakkında bilgi vermez.

*Kalın iğne biyopsisi (trucut) : Özel tabanca şeklinde cihazla doku elde edilebilir.Tanı değerinin yüksek olması, kanserin tipinin, alt özelliklerinin (grade, ER, PR, Ki 67 gibi özelliklerinin) belirlenmesini sağladığından açık biyopsinin önüne geçmiştir.

Dondurucu Kesit Biyopsi (Frozen): Hasta teknik hakkında bilgilendirilerek ameliyat edilmek üzere hazırlanır.  Habis olduğu düşünülen kitle çıkarılarak patolojiye gönderilir. 20 dakika gibi bir sürede sonuç belli olur, bu süre içinde hasta anestezi altında beklenilir. Habis (Malign-Kanser) ise tedavi edici kanser ameliyatına devam edilir.

PET –CT (Pozitron emisyon tomografisi):

Kanser tanısı almış hastaya bir madde verilerek vücutta yayılıp yayılmadığı (metastaz kontrolü) yapılır. Tümör hücrelerinin glikoz kullanmasının artmış olması özelliğinden faydalanılır.

Glikoza bağlanmış radyoaktif madde verilir, sonrasında filmler çekilir. Enfeksiyonlu hücreler de bu maddeyi tuttuğundan yanılma payı vardır.

Tutma oranına göre deneyimli bir nükleer tıp uzmanı ayırımı yapabilmektedir

Yaş gruplarına göre meme takibi nasıl yapılmalı?

  • 20li yaşlarda birkaç ayda bir kendi kendine meme muayenesi.
  • 20-40 yaşlarında hiç şikayeti olmasa bile ayda bir kere kendi kendine muayene ve 3 yılda bir doktor muayenesi
  • 40- 50 yaşlarında ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir veya duruma göre iki yılda mamografi ve ultrason
  • 50 yaş üzeri ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir mamografi önerilmektedir.

Doktor, hastanın yaşına ve bulduğu bulgulara göre ileri tetkikler ister.

Meme kanserinden ölümler azaltılabilir mi?

EVET. Erken teşhis ve tedavi ile. Yani erken teşhis ve tedavi edildiğinde bu  kanser artık öldürmeyen bir kanser türüdür.

Erken teşhis konulan kadınlarda  5 yıl yaşama oranı  % 98 dir.

Ölümler çok büyük oranda ilk teşhis edildiğinde ileri evrede olan hastalarda görülür. 17 meme kanserli hastadan birinde ilk teşhis edildiğinde vücutta bir yere sıçramış durumdadır.

Источник: https://www.sehersirin.com/meme-kanseri/

Dens meme nedir? Dens memede kanser riski neden daha yüksektir?

Meme Kanseri Riski

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

27.06.2019

Sadece bireylerin değil, doktorların da dens meme konusunda daha fazla eğitime ihtiyacı olduğu, 7 Mayıs 2019'da Journal of Women’s Health adlı dergide yayımlanan bir araştırma ile gösterildi.

Bu araştırmada yüzde 75'i kadın doktor, yüzde 77'si uzman doktor, yüzde 42'si birinci basamak hekimi (aile hekimi ve prastisyen hekim), yüzde 28'i radyolog, yüzde 17'si jinekolog ve yüzde 9'u diğer doktorlardan oluşan 155 katılımcı vardı.

Katılımcıların neredeyse yarısının (yüzde 48) dens meme kriterlerinin farkında olmadığı saptanırken, üçte ikisinin (yüzde 67) meme yoğunluğu ve ek tarama konusunda daha fazla eğitime ihtiyaç duydukları belirtildi.

Katılımcıların %62'si dens (yoğun) meme ile ilişkili meme kanseri riskindeki artışın farkında değildi.

Dens meme nedir?

Meme dokusunun yoğun olması olarak tanımlanan dens meme, kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilmektedir. Meme dokusunun yoğun olması ile sıkı olması farklı durumlardır. Kadınlar, radyolog tarafından yapılan mamografi incelemesi olmadan dens memeye sahip olup olmadığını bilemez.

Dens meme biraz daha fazla kanser riski taşır, çünkü:

1- Yoğun meme dokusunun kanser riskini arttırdığı bilinmekte fakat sebepleri tam anlamıyla henüz bilinememektedir. Amerikan Kanser Derneği’ne göre, dens memeye sahip olan her kadın yüksek risk taşımaz. Meme kanserinin riski yoğun dokuyla birlikte başka birçok faktöre bağlıdır.

2- Dens memede mamografide kanser görmek zorlaşabiliyor. Sebebi ise dens meme dokusu beyaz gibi görünür ve meme tümörleri de beyaz görünür. Bu nedenle tümörü ayırt etmek zorlaşabilir.

Meme dokusunun yoğun olup olmadığını doktorlar nasıl belirler?

Mamografiyi değerlendiren radyoloji uzmanı dens olmayan meme dokusu ve dens olan meme dokusunun oranına bakarak meme yoğunluğunu derecelendirir.

Yoğunluk seviyeleri, BI-RADS adı verilen sonuç raporlama sistemi kullanılarak tanımlanmaktadır. Yoğunluk seviyeleri şunlardır:

Hemen hemen tamamen yağlı; memenin neredeyse tamamen yağdan oluştuğunu gösterir. Her 10 kadından yaklaşık 1’inde böyle bir sonuç alınır.

Dağınık fibroglandüler alanları, dağınık yoğunluk alanlarının olduğunu gösterir, ancak meme dokusunun çoğunluğu dens değildir. Bu sonuç 10 kadından yaklaşık 4'ünde görülür.

Heterojen yoğunluk, bazı alanlarda yoğunluk yoktur, ancak meme dokusunun çoğunluğu denstir. Bu sonuç 10 kadından yaklaşık 4'ünde görülür.

Aşırı dens meme dokusunun neredeyse tamamının yoğun olduğunu gösterir. Bu sonuç 10 kadından yaklaşık 1’inde görülür.

Genel olarak, memesi heterojen olarak dens veya aşırı dens olarak sınıflandırılan bir kadının memesinin dens olduğu kabul edilir. Mamografi testi uygulanan kadınların yaklaşık yarısında dens meme vardır var.

Rutin meme kanseri taraması amacıyla tüm kadınlara, 45-54 yaş arasında, yılda bir mamografi çektirmeyi önermekteyiz. 54 yaşından itibaren iki yılda bir taramaya geçilmeli ve dileyen kadınlara yılda bir taramaya devam etme seçeneği sunulmalı.

Dens memeye sahip kadınlar da mamografi ile takip edilebilirler, fakat meme radyoloğunun önerisine göre başka bir görüntüleme yöntemi de mamografiye eklenebilir; örneğin meme ultrasonu. Kişi, meme kanseri için başka risk faktörü taşıyorsa meme MR (manyetik rezonans görüntüleme) ile takip edilebilir.

3 boyutlu mamografi tomosentez, klasik mamografilere göre dens memede daha iyi bir görüntüleme sağlar.

Sonuç olarak yoğun meme dokusu olarak tanımlanan dens memede kanser riskinin artışının sebebi; mamografide kanseri bulmanın zorlaşmasıdır.

Bu ihtimale karşı doktorunuza farklı/ek tarama testlerinin yardımcı olup olamayacağını sorabilirsiniz.

Sonuçlarda dens memeye sahip olduğunuz ortaya çıkarsa bunda anormal bir durum olmadığını hatırlamak ve diğer risk faktörleriyle beraber değerlendirmek gerekmektedir.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Jordonna Brown, Chloe Soukas, Jenny J. Lin ve ark.Physician Knowledge, Attitudes, and Practices Regarding Breast Density.Journal of Women's Health, 7 May 2019.2. Breast Density and Your Mammogram Report.

American Cancer Society. 2016.

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/dens-meme-nedir-dens-memede-kanser-riski-neden-daha-yuksektir/

Meme Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

Meme Kanseri Riski

Tüm insanlarda, özellikle kadınlarda meme kanseri gelişme riski bulunmaktadır. Ancak, bazı kadınlarda Meme Kanseri gelişme riski diğerlerine göre daha fazladır. Bu riskler:

  • Daha önce bir memede kanser gelişmiş olması;
  • Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması;
  • Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak;
  • Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması;
  • Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması;
  • Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması;
  • Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması.
  • Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması.
  • Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumun 30 yaşından sonra yapılması
  • Yaşın ilerlemiş olması; (Meme kanserini en sık 50-65 yaşlar arasında görülmektedir.)
  • Aşırı yağlı gıdalarla beslenme alışkanlığı;
  • Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması.
  • Yumurtalık yada rahim kanseri hikayesi olması;
  • Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalma;

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir ?

  • Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitlenin bulunması;
  • Memenin genel boyutunda veya şeklinde değişiklik oluşması;
  • Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi oluşumlar;
  • Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar oluşması, yaralar çıkması gibi değişiklikler;
  • Meme başından gelen kanlı veya normal akıntı;
  • Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler;
  • Memede oluşan ağrı hissi;

Kendi Kendine Meme Muayenesi

Meme kanserinin erken teşhisinde kadınların kendi kendilerini düzenli aralıklarla muayene etmeleri çok önemlidir. Kendi kendini muayeneyi 20 yaşın üzerinde her kadın, ayda bir kez yapmalıdır.

Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılmalıdır?

  • Muayeneyi ayna karşısında yeterli ışık alan bir ortamda yapınız. Ellerinizi belinize koyarak, gözlerinizle her iki memenizde şekil, büyüklük, renk ve yapı farklılıklarına dikkat ediniz. Aynı gözlemi ellerinizi başınızın arkasına kaldırarak ve bastırarak tekrarlayınız. Böylece göğüs kaslarınız kasılacak ve meme yapısındaki değişiklikler daha iyi ortaya çıkacaktır.
  • Yine ayna karşısında ayakta dururken, sağ memeyi sol elle, sol memeyi de sağ elle meme üzerinde ufak daireler çizecek şekilde ve çok bastırmadan, parmaklarınızın iç yüzleri ile temas ettirerek hareket ettiriniz.
  • Her iki meme başını parmaklarınızın arasına alarak dikkatlice ve fazla sıkmadan muayene ediniz.
  • Memeden sonra her iki koltuk altını ters elinizle muayene ediniz.
  • Elle muayeneyi isterseniz duş altında ıslak ve sabunlu cilt üzerinde de yapabilirsiniz.
  • Aynı muayeneyi sırt üstü yatarken, muayene edeceğiniz taraftaki memenin altına bir yastık ya da katlanmış bir havlu koyarak da yapabilirsiniz. Muayene bitiminde şüpheli bir durum varsa paniğe kapılmadan Meme Cerrahına başvurunuz..

Meme Kanseri Gelişme Riski Azaltılabilir Mi ?

Günümüzde meme kanseri gelişimini önleyen bir yöntem henüz yoktur. Ancak erken teşhis ile kanserden kurtulmak ve hastalığa yakalanmadan yaşamak mümkündür. Erken teşhis için yapılması gerekenler şunlardır:

  • Her ay memelerinizi kendiniz muayene ediniz.
  • Risk faktörlerinizi belirleyiniz. Eğer bir risk faktörünüz varsa hangi periyotla nasıl takip edileceğinizi öğreniniz.
  • Yılda bir kez Meme Cerrahına muayene olunuz.
  • 40 yaşından sonra 2 yılda bir kez, 50 yaşından sonra her yıl düzenli mamografi çektiriniz.
  • Olabildiğince ideal kilonuzu korumaya çalışınız. Lifli gıdalar, bol sebze ve meyveye ağırlık veriniz.
  • Düzenli spor yapınız.
  • Sigara içmeyiniz, aşırı alkollü içkiden kaçınınız.

Mamografi

Mamografi, meme muayenesinde saptanamayacak kadar küçük anomaliliklerin belirlenmesi amacıyla düşük dozda çekilen bir meme röntgen filmidir.

Elle muayende yakalanamayacak kadar küçük boyuttaki kitlelerin ortaya çıkarılmasında etkili olan Mamografi ile Meme kanserinden kurtulma şansı %95'tir.

Meme kanseri teşhisinde çekilen mamografinin kalitesi ve yapılan yorumun doğruluğu büyük önem taşımaktadır.

Risk Durumu Ve Yaşa Göre Mamografi Programları

Meme kanserini erken teşhis için önerilen Mamografi Programları şu şekildedir:

  • Hiçbir risk faktörü olmayan kadınların, peryodik aralıklarla Meme Cerrahına muayene olarak, 40 yaşın üzerinde 2 yılda bir, 50 yaşın üzerinde yılda bir mamografi çektirmeleri gerekmektedir.
  • Uzak akrabasında kanser varlığı ya da erken adet görme ve geç menopoz gibi hafif risklere sahip kadınların 40 yaşın üzerinde yılda bir mamografi çektirmeleri gerekmektedir.
  • Anne, kardeş, kız çocuk gibi birinci derece akrabasında kanser varlığı gibi ciddi bir risk söz konusu olan kadınlar, 35 yaş üzerinde düzenli mamografi çektirmeleri gerekmeketdir.
  • Birden fazla birinci derece akrabada iki taraflı kanser varlığı gibi çok ciddi bir riski bulunan kadınların 25 yaş üzerinde düzenli mamografi çektirmeleri gerekmektedir.
  • Bir memesinde kanser öncüsü lezyon tespit edilmiş kadınların 6 ayda bir düzenli mamografi çektirmeleri gerekmektedir.

Meme Cerrahisi Modern Teknıkler

Erken tanı konmuş olgularda Meme Koruyucu Cerrahi artık standart hale gelmiştir. Meme koruyucu cerrahide en önemli noktalardan biri geri kalan memede tümörün kalıp kalmadığı konusudur. Bu problemin çözümünde ancak ekip çalışması ile en doğru sonuçlar alınmaktadır.

Deneyimli patolog, deneyimli radyolog ve deneyimli cerrah ameliyat anında birlikte çalışarak geride kalan dokunun tümörsüzlüğüne (Sınır Negatifliği) birlikte karar vermektedir. Son yeniliklerden birisi de meme kanseri cerrahisinde Nöbetçi Lenf Bezi (Sentinel Lenf Nodu) belirlemesidir.

Bu yöntem ile, ameliyat anında özel bir boya meme içine verilmekte ve koltuk altında memeden gelen lenf akımını alan ilk bezeler bulunarak çıkarılmaktadır. Çıkarılan bezelerin ameliyat anında özel yöntemlerle incelendikten sonra tümör hücresi çıkmadığı takdirde, hasta koltuk altına yapılan gereksiz bir lenf bezi temizleme ameliyatından kurtulmaktadır.

Bu alandaki bir diğer yenilikte koltuk altındaki nöbetçi lenf bezinin belirlenmesinde modern Nükleer Tıp Tekniklerinin de kullanılmasıdır. Ameliyat öncesi verilen ve koltuk altı bezlerinde toplanan radyoizotop maddelerin özel gama proplarla saptanması ile nöbetçi lenf bezi çok daha kısa sürede belirlenmektedir.

Bu özel teknik deneyimli nükleer tıp uzmanı, deneyimli patolog, deneyimli radyolog ve deneyimli cerrahi ekip ile birlikte gerçekleştirilmektedir. Meme cerrahisinde modern alanda yapılan bir işlem de Kalın İğne Biyopsi Sistemidir. Memesinde kitlesi olan hastalardan bu kitleden yeterli örnek alınırken, diğer yandan tümörün bu biyopsi ile etrafa yayılmaması beklenir.

Bu amaçla bir süre ince iğne biyopsisi uygulanmıştır. Ancak ince iğne biyopsisinde alınan doku miktarı kanser teşhisinde ve tipini belirlemede her zaman yeterli olmamaktadır. Modern bir biyopsi işlemi olan kalın iğne biyopsisi, ince iğne ile birlikte, deneyimli radyolog ve patolog eşliğinde titizlikle uygulanmaktadır.

Tel ile işaretleme Yöntemi:

Erken evrede saptanan oldukça küçük olan kitle ya da kireçlenme seklinde şüpheli lezyonların normal meme dokusuna zarar vermeden isabetli şekilde çıkarılması zor bir işlemdir.

Son zamanlarda geliştirilen ve başarı ile uygulanan bir yöntemde, memedeki lezyona ameliyat öncesi ultrasonografi yada mamografi eşliğinde ince bir metal tel takılmakta ve lezyonun yeri tam olarak belirlenmektedir.

Tel ile işaretleme denen bu yöntem ile, ameliyat anında şüpheli lezyon isabetli bir şekilde ve normal dokuya zarar vermeden çıkarılmaktadır. Yine bu modern işlem için deneyimli radyolog ve deneyimli patolog ameliyat anında cerrahi ekibi ile birlikte çalışmaktadır.

Tüm ayrıntılı işlemlere rağmen, uygulanan titiz ve sorunsuz cerrahi sayesinde meme ameliyatları sonrasında hastanın hastanede kalması ortalama 1 gün olmakta hastalar ameliyat günü veya ertesi gün evlerine gidebilmektedir.

Meme Kanseri Riskiniz Nedir? – Mini Test

1- İlk adetinizi görme yaşınız kaçtır A) 11 yaşından sonra

B) 11 yaşından önce

2- Menapoza girme yaşınız kaçtır? A) 55 yaşından önce

B) 55 yaşından sonra

3- İlk doğum yaşınız kaçtır? A) 30 yaşından önce

B) 30 yaşından sonra veya hiç doğum yapmamış iseniz

4- Uzun süre doğum kontrol hapı kullanımı var mıdır? A) 3 yıldan daha az süreli kullanmış iseniz

B) 3 yıl ve daha uzun süre kullanmış iseniz

5- Uzak akrabalarınızda 1 veya 2 tane meme kanseri var mıdır? A) Yok
C) Var

6- 1 tane yakın akrabanızda (anne, kızkardeş, çocuğunuz), ya da 2 den fazla uzak akrabanızda meme kanseri var mıdır? A) Yok

D) Var

7- Birden fazla yakın akrabanızda meme ya da yumurtalık kanseri var mıdır? A) Yok

E) Var

8- Yakın akrabalarınızda iki taraflı veya genç yaşta (40 yaşın altında) gelişen meme kanseri var mıdır? A) Yok

E) Var

Puanlama: A :0 puan, B : 1 Puan, C : 5 puan, D: 10 puan, E: 20 Puan

Değerlendirme:
0 Puan:
Bir risk faktörünüz yok. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %10 civarında. Standart tarama programına giriniz.

1-4 Puan: Hafif risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskiniz %10-15 arasında. Standart tarama programına giriniz.

5-9 Puan: Orta dereceli risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %10-20 arasında. Standart tarama programına giriniz.

10-19 Puan: Yüksek risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20 nin üzerinde. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

20-59 Puan: Oldukça yüksek bir risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20-85 arası. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/meme-kanseri-risk-faktorleri-nelerdir/

Meme Kanseri: Risk faktörleri, belirtileri, tanısı, tedavisi, riski azaltmanın yolları

Meme Kanseri Riski

Memede bulunan süt bezi ve kanallarının hücreleri, kontrol dışı çoğalmaya başlar. Bu hücreler başka dokulara yayılarak da kontrol dışı çoğalmaya devam eder. Bu duruma meme kanseri denir.

Kadınlarda, erkeklere oranla çok daha fazla görülür ve hiçbir kanser kadınları bu kadar korkutmamaktadır. A.B.D’de Amerikan Kanser Derneği’nin saptamalarına göre 2001 yılında 192 bin yeni kanser olgusu ve bu kanserlere bağlı olarak 40.860 ölüm bildirilmiştir.

Akciğer kanserinden sonra kansere bağlı ölümler arasında 2. sırada yer almaktadır. Tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesine rağmen, her dört meme kanserli kadından biri ölmektedir. Ayrıca A.B.D’de her sekiz kadından biri hayatı boyunca risk altındadır.

Meme kanserli kadınların %75’i, 50 yaşın üzerindedir. Kırk yaşından küçüklerde meme kanseri görülme oranı %5’tir. Dünyada bu kanserin görülme sıklığı artmıştır ve henüz sebebi bilinmemektedir.

Günümüzde her 100 bin kadının 111’inde meme kanseri izlenmektedir ve bu miktar gittikçe artış göstermektedir. Ülkemizde ise henüz sağlıklı bir veri bulunmamaktadır.

Meme kanseri günümüzde önemli bir sorundur. Geçmişe dönüp bakıldığında kanser olgularında artış dikkat çekmektedir. Fakat ölüm oranı, gelişen tıp ile birlikte artmamıştır. Meme kanserinden sorumlu muhtemel etkenlerin saptanması ve tedaviyi mümkün kılacak erken tanıya ulaşılması için çok sayıda çalışma yapılmaktadır.

MEME KANSERİNE NEDEN OLAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Meme kanserine yakalanan kişilerde bazı özelliklerin etkili olduğu bilinmektedir. Bu risk faktörleri hastalığın görülme

ihtimalini arttırmaktadır fakat bu faktörlerin olması mutlaka meme kanserinin görüleceği anlamına gelmez. Risk faktörü taşımayan kişilerde de kanser görülmektedir. Bu risk faktörlerinin şöyle sıralayabiliriz:

Coğrafi çeşitlilik: Kanserin görülme sıklığı, ülkeler arasında şaşırtıcı farklılıklar göstermektedir. Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika’da meme kanseri görülme riski çok daha fazladır.

Amerika’da bu kanserden ölüm oranı, Japonya’ya göre 5 kat daha fazladır. Bu farklılığın sebebi çevresel faktörlere bağlanmaktadır. Çünkü riskli bölgeye göç eden kişilerde, kanser oranlarına adaptasyon görülmektedir.

Diyet ve beslenme alışkanlığının da etkili olduğu düşünülmektedir.

Yaş: 30 yaşın altında meme kanseri görülme ihtimali azdır. Bu yaştan sonra risk, giderek artmaktadır. Menopozdan sonra ise artış çok daha fazladır.

Genetik ve ailesel öykü: Ailesinde meme kanseri olan kişilerde, bu hastalığın gelişme riski artmaktadır. Bu kansere duyarlı bir gene sahip olan kişilerde, kanser menopoz döneminden önce ortaya çıkmaktadır. Ayrıca daha önce bu kansere yakalanmış ve tedavi sonucu iyileşmiş kişilerde de risk daha fazladır.

Uzun süreli östrojen hormonuna maruz kalma: Erken ergenliğe girmiş kişilerde, östrojen hormonuna maruz kalma süresi uzamaktadır. Ayrıca menopoz sonrası östrojen tedavisi gören kişilerde kanser gelişme ihtimali fazladır. Bu durum diğer faktörler kadar olmasa da kanser riskini arttırmaktadır.

Radyasyon: Radyasyona ne kadar uzun süre maruz kalınırsa risk o kadar artmaktadır.

Bunların dışında sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, yüksek yağlı besinlerle beslenmenin meme kanseri gelişiminde etkili olduğu düşünülmektedir.

MEME KANSERİNDE MEMEDE GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

Memeye elle dokunulduğunda hissedilen sertlik veya kitle (en az 15 gün sürer, tek, ağrısız ve oynatılabilir bir kitle)Memenin şeklinde ve meme başının duruşunda meydana gelen değişikliklerMeme başının ve derisinin kalınlaşması,Meme derisinde renk değişikliği gözlenmesi, derinin şişmesi,Meme başının yara olması, kızarması,Meme başında akıntı görülmesi

Bu belirtiler meme kanseri olabileceğini düşündürmektedir.

MEME KANSERİ TANISI

Kanser tanısı için doktorunuzun yapacağı muayenenin yanında meme röntgen filmi (mamografi) çekilmesi gereklidir. Bu yöntem teşhisin erken konmasını sağlar. Herhangi bir kitle saptandığında bunun kanser olup olmadığı araştırılır. Dünyada yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.

40 yaşın üzerindeki kadınların yılda bir kez muayene olması ve bu filmi çektirmesi erken tanı konması bakımından çok önemlidir. Bunların dışında her kadın kendi kendini muayene edebilir. Her ayın belli bir gününde kendini muayene ederek ortaya çıkan değişiklikleri farkedebilir.

Memede görülen herhangi bir değişiklikte doktora başvurmak gerekir.

MEME KANSERİ TEDAVİSİ

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde farklı teknikler kullanılmaktadır. Hastalık ne kadar erken teşhis edilirse o kadar çok tedavi yöntemi kullanılabilir. Hastalık ilerledikçe tedavi seçenekleri azalmaktadır.

Uygulanan tedavilerden birisi kemoterapi dediğimiz ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar vücuda alındıktan sonra bütün vücuda yayılır. Ameliyat sonrası da bu tedaviye bir müddet devam edilebilir.

Birkaç ilacın birarada verilmesi daha etkili olur. Doktorun tavsiyesine göre ilaca bir müddet ara verilip tekrar başlanabilir. Böylece hastanın kendini toparlanması amaçlanır.

Östrojene duyarlı kanser hücreleri için östrojenin etkisi azaltıcı ilaçlar kullanılır.

Diğer tedavi seçeneklerinden birisi de ameliyattır. Gerekirse memenin tamamı çıkarılabilir. Bu durumda plastik cerrahi ile protez meme takılabilir. Meme alınmadan korumaya yönelik cerrahi girişim de uygulanabilir. Ameliyattan sonra kalan kanser hücrelerini öldürmek amacıyla ışın tedavisi uyulanır. Ağrı ve memede şişme gibi yan etkileri olsa da zamanla bu ortadan kalkar.

MEME KANSERİ RİSKİ NASIL AZALTILIR?

Meme kanserini önlemek %100 mümkün değildir. Fakat alınacak bazı tedbirlerle meme kanseri riski azaltılır. Şişmanlıktan kurtulmak, alkol ve sigara kullanımının bırakılması, yağlı besinler yerine sebze ve meyve tercih edilmesi bir çok hastalıkta olduğu gibi meme kanserinin de gelişimini azaltır. Ayrıca, spor yapmak meme kanseri riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.

Eğer hastalığın tanısı erken konursa ortaya çıkabilecek sorunların büyük ölçüde önüne geçilir. Yaşam süresi uzatılır ve oluşacak hasar en aza indirilir. Ayrıca erken tanıyla uygulanacak tedavi seçenekleri daha fazladır.

Источник: https://xn--salk-1wa3i.net/memekanseri.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть