Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

içerik

Meme Kanseri, Belirtileri, Teşhisi Ve Tedavisi

Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

Meme kanserinin bugün artık teşhisi ve tedavisi eskiye göre daha ileri bir durumda. Kadınlar bu konuda daha bilinçliler ve yaşam süresi gitgide daha da artmaktadır.

Bu yazıda meme kanserinin belirtileri, meme kanserinin teşhisi, meme kanseri tedavisi, meme kanserinde risk faktörleri ve meme kanserinde diğer merak edilen konularda bilgiler bulabilirsiniz.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Memede ağrısız şişlik

Memenin büyüklüğü ve biçiminde değişiklik

Koltukaltında şişlik

Meme uzunda değişmeler ve akıntı

Memede acı da olabilir ( Fakat bu yaygın değildir )

İltihaplı meme kanserinin belirtileri

İltihaplı meme kanseri nadir görülür. Bu meme kanseri türünde meme derisi kalınlaşır ve kırmızı görünür. Ayrıca çukurlaşmalar da görülebilir. Meme bölgesi daha hassas olur. Küçük yumrular olabilir.

Meme kanseri nasıl teşhis edilir?

Meme kanseri kişinin kendi kendine yaptığı elle kontrol, mamogram, ultrason ve MRI yöntemleriyle teşhis edilir.

Meme kanseri ve mamogramlar: Meme kanserinin erken teşhisi tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Mamogramlar tümör henüz büyümeden veya ciddi bir sorun haline gelmeden erken zamanda bunu teşhis edebilmektedirler. Kadınların 40 yaşından itibaren her sene meme kanseri riskine karşı mamografi çektirmelerinde ve hekime görünmelerinde fayda vardır.

Meme ultrasonu ve MRI: Hekim mamogram yanında bir de meme ultrasonu çekilmesini isteyebilir. Ultrason memede bir kist olup olmadığını belirlemeye yardım eder. Ayrıca meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda hekim mamogramın yanında MR da isteyebilir.

Kendi kendine meme testi: Kadınların evde kendi kendilerine meme kontrolü yaparak bir şişlik veya kitle olup olmadığını test etmeleri istenen bir durumdur.

Şunu da belirtmek gerekir ki memede bir kanser olup olmadığını test etmede kendi kendine meme testi çok küçük bir rol oynar.

Fakat kendi kendine meme testi memede bir değişiklik olup olmadığını test etmede önemli bir role sahiptir.

Memede bir şişlik varsa ne yapmalı?

Öncelikle panik yapmamak gerekir. Memedeki şişliklerin %80 i kanserli değildir. Şişlikler sıklıkla zararsız kistler haline gelirler. Fakat memede bir şişlik veya olağan dışı bir şey bulunursa öncelikle mutlaka hekime görünmek gerekecektir. Eğer şişlik kanserse erken teşhis edilmesi oldukça iyi bir durumdur. Eğer kanser değilse de test yaptırmak kadını rahatlatmış olacaktır.

Meme biyopsisi

Memedeki şişliğin kanser olup olmadığından emin olmanın en iyi yolu biyopsidir. Şişlikten alınan bir parça laboratuar ortamında test edilir. Test sonucu şişliğin kanser olup olmadığını gösterecektir.

Meme kanserinin aşamaları

Meme kanseri teşhis edildikten sonra kanserli kitlenin büyüklüğü ve yayılıp yayılmadığı test edilir. Meme kanserinin 4 aşaması vardır. Bu aşamalarda ne kadar ilk sıraya yakınsa tedavi o kadar başarılı olacaktır.

Memem kanserinde hayatta kalma oranları

Meme kanserinde hayatta kalma oranı kanserin erken teşhis edilip edilmediğine göre değişmektedir. Amerikan Kanser Derneğinin verilerine göre meme kanseri 1.

aşamada teşhis edilen kadınların ilk 5 yıl içinde yaşama oranları %100 dür. Aşamalar ilerledikçe hayatta kalma oranı düşmektedir. 4. aşamada ise ilk 5 yıl içinde hayatta kalma oranı %20 ye gerilemektedir.

Fakat bu oranlar meme kanseriyle ilgili daha etkili tedavi yöntemleri bulundukça daha da yükselecektir.

Memem kanseri tedavisi

Meme kanseri tedavisinde cerrahi yöntem, radyasyon tedavisi, kemoterapi ve hormon tedavisi yöntemleri uygulanmaktadır.

Meme kanseri teşhisi sonrası yaşam

Kanser şüphesiz kadının yaşam şeklini değiştirecektir. Tedavi süreci kişinin günlük yaşamını, işlerini, sosyal ilişkilerini etkileyebilir. Bu durum kişinin kendisini izole hissetmesine neden olabilir.

Meme kanseri tedavisi gören kadınlarda eşinin, ailesinin ve arkadaşlarının büyük desteği oldukça önemlidir. Ayrıca oluşabilecek psikolojik ve ruhsal sorunlara karşı da profesyonel destek almak ve aynı sorunu yaşayan kadınların bulunduğu destek gruplarına katılmak da oldukça faydalıdır.

Meme kanserinde risk faktörleri

Kadınlar maalesef meme kanseri ( göğüs kanseri ) bakımından erkeklere göre çok daha şanssızdırlar. Kadınlarda bu kanser türü erkeklere göre 100 kat daha fazla görülür.

55 yaş ve üzerinde risk daha da artmaktadır.

Meme kanseri olan kadınların %80 inin aile geçmişinde böyle bir hastalık bulunmamaktadır.

Şişmanlık sorunu, egzersiz yapmamak, alkol almak meme kanseri riskini artırır. Ayrıca doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası görülen hormon terapisi de meme kanseri riskini artırabilir.

Источник: https://kadinlikbilinci.com/meme-kanseri-belirtileri-teshisi-ve-tedavisi.html

Meme kanserinde yanlış bilinenler ve işin doğrusu…

Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

okuyabilirsiniz.

Memedeki her kitle kanser değildir. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle fark eden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemeli.

Fakat her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlış. Kitlenin kanser olup olmadığı, ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılabiliyor.

Eğer kanser şüphesi varsa, tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebiliyor.

2- “Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur.”  

Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor.

Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı, aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazla. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değil.  

3- “Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler”  

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça görülen bazı ortak özellikleri var.

Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlı.

Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.  

4- “Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmazsınız.”  

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5 ile 8’ini oluşturur.

Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak, sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur.

Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.  

5- “Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur.”  

Bu da oldukça yanlış bir inanış. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanser.

Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabiliyor.

Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.  

6- “Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir.”

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi çok doğru bir yöntem. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5 ile10 dakika ile memelerini muayene etmeleri ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmaları gerekiyor.

Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değil.

Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile genel cerrahi uzmanının yapacağı muayenenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var.

Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmeli.  

7- Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok.  

 Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir.

Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.  

8- Erkekler meme kanseri olmaz.  

 Bu da yanlış bir inanış. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkek. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülüyor. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalı.  

9- Meme kanseri olanlar ameliyatta memesini kaybeder.  

 Bu da yanlış bir inanış. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla meme korunabiliyor. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor.

Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mamografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor.

Bu bedel de radyoterapi. Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz.

Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.  

10- Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz.  

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırıyor. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez.

Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.   

11- Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar.  

 Kesinlikle yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekilde geri gelebilir.

Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur.

Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir.

Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.  

12- Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer.  

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz.

Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz.

Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor.

Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın  ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz.

Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz.

Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.  

13- Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir.  

 Artık birçok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz.

Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkından öteye gitmiyor.

Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.  

14- Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür.  

 Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir.

Hatta cerrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür.

Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.  

15- Silikonlu meme patlar

Silikonlu memenin patlayabilmesi için çok ciddi bir darbe alması gerekir. Sadece delici travmalar sırasında silikonlu meme patlayıp delinebilir.

Yeni teknolojiler sayesinde protez memenin içindeki silikon yapısı jel kıvamında değil, jöle kıvamındadır. Böylelikle bu bölgede yırtılma dahi olsa silikon vücuda yayılamaz ve rahatlıkla tamamını çıkarmak mümkün olur.

Travma sonrası silikonu hemen çıkarmakta fayda vardır ancak uzun süre patlayan silikonla yaşamış hastalara da rastlanır

16- Silikonlu memesi olanlar bebek emziremez

Silikon meme protezi bebek emzirmeyi hiçbir zaman etkilemez.

17- Silikon protez ile meme büyütme sonrası kanser riski artar

Kanser riski kesinlikle artmaz. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanserinin gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Günümüzde gelişen tekniklerle bu durum da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla meme protezi rahatlıkla kullanılabilir.

18- Yağ enjeksiyonu ile meme büyür

Yağ enjeksiyonu yeni ve zorlu bir yöntemdir. Şu an bu uygulama deneniyor ancak her olguda standart başarılı bir sonuçtan bahsedilemiyor.

Bu, protez meme kadar kolay bir yöntem değildir ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılır. Hastaya kendi dokusu ya da protez ile meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir.

Bunlardan bir tanesi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonuyla yerine konmasıdır. Bu tür uygulamalar da iyi sonuçlar verir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/meme-kanserinde-yanlis-bilinenler-ve-isin-dogrusu

Meme kanserinde yeni tedaviler hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor

Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre meme kanseri, kadınlarda en yaygın görülen kanser türü ve her 100.000 kadının 46’sı meme kanserine yakalanıyor.

Kanserli hücrelerin kaynaklandığı dokudan veya organdan çıkıp diğer doku ve organlara dağılıp yayılmasına metastaz, bu evredeki kanserlere ise metastatik kanser deniyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Berksoy Şahin, Metastatik evreye ulaşmış meme kanserlerinin tamamen iyileşme şansı çok düşük olsa da yeni keşfedilen tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak mümkün olduğunu belirtti.

Yeni tedaviler hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor

Metastatik meme kanseri tedavisinde amacın yaşam süresini uzatmak yanında, hastaların şikayetlerini hafifletmek. Erken evre meme kanseri hastalarının hastalıktan tamamen kurtulma şansı vardır.

O yüzden gerektiğinde yaşam kalitesinin bozulması pahasına, risk faktörleri de dikkate alınarak daha yoğun tedaviler uygulanabilir. Çünkü bu tedavilerin yan etkisi de olsa, tedavi sonrası kazanım daha fazladır.

Ancak metastatik evredeki bir hastada bu tedaviler yaşam süresinde çok ciddi bir uzama sağlamıyorsa, asıl odak noktası verilen ilaçların hastanın yaşam kalitesini bozmaması olur.

Bu nedenle erken evrede daha fazla yan etkisi olabilecek ilaçlar kabul edilebilirken; ileri evrede daha az yan etkisi olan, yaşam kalitesini daha az bozan ilaçlar tercih edilir. Tedavide kullanılan ilaçların yaşam kalitesini artırma düzeyleri farklıdır ancak özellikle yeni nesil hormonal ve/veya biyolojik ajanlar, kemoterapiye göre daha hafif yan etkiler yaratmaktadır.

Örneğin hormon reseptörü pozitif yani hormonal tedavilere yanıt veren meme kanserlerine yönelik hücre bölünmesini hedefleyen bazı yeni tedavi ajanları keşfedildi ve bunlar çok ciddi ümit veren ilaçlar.

Ayrıca epidermal büyüme faktörü reseptörü pozitif olan, yani kısaca HER2 pozitif dediğimiz meme kanseri türlerinin tedavisinde de keşfedilen yeni ilaçlar var.

Bu yeni ajanlar meme kanserinin metastatik evrede olmasına rağmen hastaların yaşam süresini uzatarak yaşam kalitesini artırıyor ve meme kanseri tedavisine çok büyük katkılarda bulunuyor.

Hasta ve hekim arasındaki güven ilişkisi çok önemli

Hekim de bu güvene layık olmak için, hastasına doğruya en yakın bilgiyi aktarmalıdır. Burada bilinçli olarak “doğruya en yakın” diyorum çünkü hastalara doğruyu aktarmaktaki amacımız onların kafasındaki belirsizliği kaldırmaktır. İnsanlar için en önemli gerginlik kaynağı belirsizliktir.

Dolayısıyla biz hastaya anlayacağı dilde doğruya en yakın şekilde bilgi aktarmalıyız. Bu bilgi sonrasında hasta durumu anlamalı ve olaylar geliştikçe de hekime güveni artmalıdır. Tabii ki bu ilişkide etik kurallar mutlaka işlemelidir.

Hekimin hastasını bir müşteri gibi görmesi hiçbir zaman doğru değildir.

Hasta yakınlarının da mutlaka hekime güvenmesi, hasta yönetiminde hekimle işbirliği içinde olması, bazı kararlarda sorumluluğu paylaşması ve hastanın tedaviye uyum sağlamasına yardımcı olması gerekir.

Ancak hasta yakınları hiçbir zaman bir hekimin hasta yönetim şekline müdahale etmemelidir. Hekimin de aynı hasta gibi hasta yakınlarını hastalık, gidişatı, tedaviler ve tedavilerin sonuçları konusunda bilgilendirmesi gerekir.

Hasta yakınları sosyal ve psikolojik açıdan ve gerektiğinde de fiziksel olarak hastaya destek vermelidir.

Metastatik meme kanserinin her türü ayrı bir tedavi gerektirir

Meme kanserinin erkeği veya dişisi yoktur, ancak farklı davranış, gidişat ve tedavisi olan şu an için dört farklı meme kanseri türü vardır. Bu farklılığın nedeni de kanser hücrelerindeki hormonları veya büyüme talimatlarını algılayan ve reseptör denilen duyarga sisteminin varlığıdır.

Örneğin hormon reseptörleri barındıran kanser hücrelerinden kaynaklanan ilk iki kanser türüne hormon reseptör pozitif meme kanseri denilmektedir. Bu türler en sık görülen metastatik meme kanseri tipidir. Metastatik meme kanseri hastalarının %50 ila %60’ı hormon reseptör pozitif türdedir.

Bu tür kanserler hormonal tedavilere iyi cevap veren kanserlerdir. Bunların tedavisinde özellikle son zamanlarda hücre çoğalmasını engelleyen, siklin bağımlı kinazları baskılayıcı ilaçlar kullanıma girmiştir.

Üçüncü tür meme kanseri, büyüme reseptörlerini barındıran ve HER2 pozitif denilen meme kanserleridir. Bunlar daha agresif ve hızlı gidişli olup tedavilerinde HER2 reseptörlerini bağlayan ilaçlar kullanılmaktadır.

Dördüncü tür ise, üçlü negatif denilen, HER2 reseptörü veya hormon reseptörü barındırmayan hücrelerden gelişmiş meme kanseridir. Bu kanser türünde şu an daha çok kemoterapi ajanları kullanılmaktadır.

Teşhis edilen her 100 meme kanseri vakasının 10’u metastatik evrede

10 tane meme kanseri tanısı koyulduğunda, bunun 1 tanesi metastatik (ileri) evrede, oluyor. Erken evrede teşhis mamografi ve hekim muayenesi gibi tarama testleriyle mümkün. Bu nedenle genelde kadınların 49 yaşından sonra yılda 1 veya 2 yılda 1 mamografi yaptırması önerilmektedir.

Genelde toplumda, medyada ya da toplumu bilinçlendirmek anlamında sorumluluk alan kurum ve kuruluşlarda hastanın kendi kendini muayenesi çok ön plana çıkar. Ancak aslında hastalar kendi kendini muayene ettiklerinde hastalıklarını genellikle ileri evrede tespit edilebilir.

Bu nedenle kendi kendine muayene önemli olsa da, asıl muayenenin bir hekim tarafından yapılması gerekir. Hekim tarafından da hastaların yaşlarına uygun olarak tarama testi, mamografi istenmesi gerekir.

Normal riskte olan bir kadının 49 yaşından sonra mamografi yaptırması gerekir ancak ailesinde meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi genç yaşlarda görülen kanserler olan kişilerin daha genç yaşlarda meme kanseri taraması yaptırması önerilir. Bu kişiler daha genç olduğu için mamografiden çok meme manyetik rezonans görüntüleme yöntemi uygundur.

Böylece hastalar daha erken evrelerde tanı alırlar ve tedavileri de tamamen iyileşecek şekilde yapılabilir. Ayrıca mamografiler ya da diğer inceleme yöntemleri adet kanaması bittikten bir hafta sonra (7. gün) yapılmalıdır. Adet öncesi dönemlerdeki muayeneler ve çekilen filmler yanlış sonuçlar verebilir.

Kadınların muayeneden çekiniyor

Toplumda meme kanserini göz ardı etme eğilimi maalesef halâ yüksek seviyelerde. Bu durum özellikle yaşlı hastalarda geçerli. Yaşlı hastalar çocuklarına yük olmamak adına, masraf çıkmasın diye, biraz da korktukları için hastalıklarını saklayabiliyorlar.

Gençlerde, özellikle de kırsal bölgede yaşayan evli kadınlarda; eşlerini, yuvalarını kaybetmemek adına hastalıklarını saklama eğilimi görülebiliyor ve bundan dolayı hastalık ancak ileri evrelerde teşhis edilebiliyor.

Kamuoyunda bu konuda yeterli bilinç olmadığı için hastalar kanser korkusu ve var olan düzenin bozulması endişesiyle hastalıklarını saklayabiliyorlar.

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/meme-kanserinde-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor/

Meme kanseri tedavisi ne kadar sürer?

Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

Meme kanseri tanısı aldıysanız, en çok merak ettiğiniz şeylerden biri de tedavinin ne kadar süreceğidir. Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavilerin her biri ortalama ne kadar sürer? Sağlığa kavuşmanız için ne kadar zaman gerekli?

Yeni konulan teşhis

Meme kanseri teşhisi hayatınızda, duygularınızda ve fiziksel sağlığınızda bir takım problemlere sebep olabilir. Hastalığınız ve sizi bekleyen tedaviler ile ilgili bilgi sahibi olmanız süreçte alacağınız yaraları azaltacak, sizi daha güçlü kılacaktır.

Teşhisi aldığınızda, belki tam zamanlı bir işte çalışıyorsunuz, bakmanız gereken bir aileniz var veya hayallerinizi gerçekleştiriyorsunuz. Ajandanız tamamen dolu ve hayatınız oldukça yoğun olabilir.

Aniden hayatınıza giren bu hastalık ile planlarınız cerrahlar, tıbbi onkologlar, hemşireler, teknisyenler ve terapistlerin randevularıyla doluverir. Artık yeni bir işiniz vardır; meme kanseri tedavisi görmek. Bunun için tedavi ve iyileşme süreci yaklaşık ne kadar sürer gelin beraber bakalım.

Planlama ve dengeleme

Bir işte çalışıyorsanız, ne kadar süre izin isteyebileceğinizi bilmeniz gerekebilir. İşyerinizde hastalık izniyle ilgili kuralları gözden geçirmeli, hastalığınız ile ilgili tedavi planı yapılır yapılmaz süreç hakkında kapsamlı bilgi edinmeli ve sorumlu olduğunuz kişilere mümkün olan en iyi ihtimali söylemelisiniz.

Tedavi sırasında planladığınızdan daha uzun sürecek aksiliklerle karşılaşabileceğinizi unutmayın. Tüm randevuları not aldığınız bir sağlık defteriniz olsun ve bunda takvim bulundurun. Özellikle tedavi günlerinizi fazla doldurmayın.

Meme kanseri ameliyatı ve iyileşme

Koltuk altı aksiller ( sentinel ) lenf nodu biyopsisi veya buradaki tüm lenf nodlarının çıkarılıp çıkarılmamasına ( diseksiyonun ) bağlı olarak ameliyatla iyileşme süreniz de değişebilir.

Lumpektomi (7-14 günde iyileşme): Lumpektomi, kanserli meme dokusunun çevresindeki az miktar sağlıklı doku ile birlikte çıkarıldığı meme kanseri ameliyatıdır. Meme koruyucu cerrahi türlerinden biridir; tüm meme alınmaz.

Lumpektomi günü sabahtan hastaneye gelip ameliyatınızı olabilir ve 1-2 gün içinde taburcu olabilirsiniz. Ameliyat bölgenize dren konulabilir, bu nedenle işe geri dönmek için acele etmeyin. Lumpektomi sırasında lenf düğümleriniz çıkartılmışsa, iyileşme bir haftadan daha uzun sürer.

Araba kullanma, ağır kaldırma, temizlik, spor ve diğer ev işleriniz için başkasından yardım almalısınız.

Mastektomi (1-3 haftada iyileşme): Tüm memenin ameliyatla alındığı meme kanseri ameliyatıdır. Meme koruyucu cerrahilerin yapılamadığu durumlarda mastektomi tercih edilir. Ameliyat sabahı hastaneye yatıp genelde 2-3 gün hastanede kalırsınız.

Cerrahi dren iyileşmenize yardımcı olması için 5-7 gün boyunca kalabilir. Ameliyat bölgesinde biriken sıvının dışarı atılmasını sağlayan bu drenler cerrahınız tarafınca genelde 1 hafta içinde çıkarılır.

Eğer mastektomi sırasında lenf düğümleriniz çıkartılıyorsa, iyileşmeniz 1 haftadan fazla sürer.

Yeniden eksizyon (3-7 günde iyileşme): Nadir gerek duyulan bir uygulamadır. Ameliyat sonrası kapsamlı patolojik değerlendirme yapılır. Eğer cerrahi sınırlar temiz ise, yeniden müdahaleye ihtiyacı kalmaz.

Nadiren de olsa cerrahi sınırda pozitiflik yani geride tümör hücresi kalmış olabilir. Buna cerrahi sınır pozitifliği diyoruz ve bu durumda daha geniş çaplı bir ameliyat gerekebilir.

Tekrara yapılacak ameliyatta meme dokusu izin verirse ve volümü yeterli ise yeniden lumpektomi, meme volümü yeterli değilse veya mastektomi şeklinde olabilir.

Plastik cerrahi ile memenin yeniden yapılandırılması ( meme rekonstrüksiyonu ): İyileşme süreleri değişir. Çünkü meme rekonstrüksiyonu için farklı yöntemler vardır. Mastektomi, yani memenin tamamen alınması, cilt korunarak da yapılabilir. Bu tür kozmetik ameliyatlarda genel cerrahi uzmanı ile birlikte plastik cerrahi uzmanı da katılır.

Cilt koruyucu mastektomide boşaltılan meme içi hastanın kendi kas ve yağ dokusu kullanılarak yapılabileceği gibi bazı özel dolgu materyalleri kullanılarak da yapılabilir. Bu tür ameliyatlarda iyileşme süresi 2-4 haftayı alabilir. Drenlerin kalma süresi uzayabilir ve küçük cerrahi revizyonlar gerekebilir.

Bu süreçte bolca dinlenip duygularınıza da iyileşmek için zaman ayırın.

Kemoterapi ve iyileşme

Meme kanseri tedavisinde koruyucu amaçlı birden çok kemoterapi seçeneği vardır. Ameliyat sonrası patolojik raporda elde edilen verilere göre koruyucu amaçlı verilecek kemoterapinin türü, sayısı ve süresi belirlenir.

Yineleme riski düşük ancak koruyucu kemoterapi verilmesi gereken hastalarda 21 günde bir 4 kür (3 ay) kemoterapi uygulanır. Bu grup hastalarda sıklıkla klasık kemoterapi ilaçlarından olan siklofosfamid ve adriamisin 4 kür 14 günde bir (2 ay) veya 21 günde bir (3 ay) verilir.

Daha yüksek riskli hastalara 4 kür CA rejimine ilave olarak dosetaksel veya paklitaksel olarak bilinen taksan grubu kemoterapilerden (tek başına veya karboplatin adlı ilaçla kombine edilerek ) 4 kür daha uygulanabilir.

Paklitaksel haftalık, iki haftada bir veya 3 haftada bir uygulanabilir ve toplam 4 kür veya 12 haftada uygulanır. Yaşlı ve yan etkiyi tolere edemeyecek hastalarda haftalık rejim tercih edilir. Docetaksel adlı ilaç 3 haftada bir uygulanır.

Bu durumda kemoterapi uygulama süreci 5-6 aya uzar.

– Birde karma rejim olarak da adlandırabileceğimiz riski daha yüksek hastalarda kullandığımız klasik kemoterapi ilaçlarından olan CA rejimine dosetaksel ilave edilebilir. Bu rejim TAC rejimi olarak adlandırılır.

Yan etki ihtimali diğer rejimlere göre daha yüksek olan bu tedavi rejimi 21 günde bir 6 kür (4 ay) uygulanır. Tümörü büyük hastalarda ve koltuk altı lenf bezi metastazı olan Her2 reseptörü negatif hastalarda tercih edilir.

Antrasiklin grubu ilaçlardan olan adriamsin kalbe olan yan etkisi nedeni ile tercih edilmeyebilir.

Bu durumda siklofosfamid adlı ilaca dosetaksel eklenir ve riski çok yüksek olmayan hastalarda 21 günde bir 4 kür (3 ay) uygulanır.

Daha yüksek riskli hastalarda (lenf noduna metastaz yapmış ise) dosetaksele karboplatin adlı ilaç eklenir ve sıklıkla 21 günde bir 6 kür (4 ay) uygulanır. Her kemoterapi seansı ortalama 3-4 saat alır.

Her tedavi arasında normal aktivitelerinizi yapmaya devam edebilirsiniz. Hatta tedavi sırasında veya tedaviler arasında sanatsal uğraşlar edinebilir, hobilerinizle ilgilenebilirsiniz.

Farklı kemoterapi rejimleri için iyileşme süreleri farklılık gösterebilir, bu süreler elbette kişiden kişiye de değişir. Unutmayın, kemoterapi bütün vücudunuzu etkileyen düzenli-sistematik bir tedavi yöntemidir.

Her 3-4 kürlük kemoterapi tedavisi sonrasında iyileşme süresini tedaviden sonra 1 ile 3 ay olarak planlamalısınız.

Tedavilerin tamamlanmasından sonra 3 ay içinde sıklıkla saç kaybı, cilt değişiklikleri ve tırnakta görülen değişiklikler düzelecektir.

Radyasyoterapi ve iyileşme

Radyasyon tedavisi süresi hangi tip radyasyon tedavisi aldığınıza göre değişir.

Örneğin meme kanseri ameliyatları sonrası koruyucu amaçla uygulanan radyoterapiler tipik olan haftada 5 gün 33 seans olarak planlanır (6-7 hafta).

Aralıksız tedavi ve hergün hastaneye gitmek yerine, haftasonları dinlenmeye ayırmak toplam süreyi biraz uzatsa da radyoterapinin döneminin daha kolay geçirilmesini sağlar.

Toplam tedavi süresi

Meme kanseri tedavisi biraz zaman alabilir ve ne zaman eski hayatınıza devam edebileceğinizi merak edebilirsiniz. Belki ailenizi, arkadaşlarınızı ve patronunuzu tedavinin süresi hakkında bilgilendirmeniz gerekebilir.

Eğer tedavi sonrasında hormon terapisi (endokrin terapi) alacaksanız, belki 5 yıl ve üzeri hastalığın tekrarlama ( nüks etme ) riskine karşın ilaç kullanmanız gerekebilir.

Genel olarak erken evre meme kanseri tanı-teşhis konması, ikinci görüş almak ve tedavi süresi toplamda 1 yılı alır.

Metastatik meme kanseri

Metastatik meme kanserinin tedavisi ve takibi farklıdır. Tedaviler genelde metastatik meme kanserinin yayılma derecesine göre daha uzun aralıklarla ( örneğin 3 haftada bir ) verilir; tümörü küçültmek, ağrıyı azaltmak ve yaşam süresini uzatmak hedeflenir.

Metastatik meme kanserli hastalarının her biri, yaşam süreleri boyunca birbirini takip eden tedavi planlamalarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle, tedavi sürelerinin tahmin edilmesi ve iyileşme, kişiye özel yapılır.

Buna karşın az sayıda / sınırlı metastaza sahip meme kanserli hastalar, erken evre meme kanserine benzer tedavi planlarına sahip olabilir.

Tedavi sonrası dönem

İyileşme süreleri, tanı öncesi sağlığınıza, vücudunuzun tedavilere cevabına, yaşam tarzı faktörlerine ve iyileşme sırasındaki fiziksel aktivitelere bağlı değişir. Egzersiz yaparak, sağlıklı bir diyet ile, alkol ve tütün kullanımından kaçınarak ve yavaş yavaş normal aktivitelere geri dönerek, iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz.

Duygusal iyileşme, hepimizin üzerinde çalıştığı daha karmaşık bir süreçtir. Eğer çökkün veya depresif hissediyorsanız ya da hastalık tekrar korkunuz günlük yaşamınızı sıkıntıya sokuyorsa psikoonkoloji uzmanlarından yardım isteyin.

Sağlığınız düzeldiğinde fiziksel yan etkiler zamanla azalacaktır, ancak bazı yan etkiler uzayabilir. Özellikle koltuk altı lenf nodları çıkarılan hastalar, lenfödem ihtimalini azaltmak için ameliyat sonrası erken dönemde fizik tedavi uzmanı ile görüşmelidir.

İlginizi çekebilir: Kanser hastası tedavi sırasında çalışabilir mi?

Hastalığın veya tedavinin bireyi ve ailesini her yönden etkilediğini biliyoruz. Tedaviyi olmayı seçeceğiniz kanser merkezlerinde hem tedavi sırasında hem sonrasında iyileşmenize yardımcı olacak danışma, eğitim, fizik tedavi, destek tedavi ve psikoonkoloji imkanlarına sahip olup olmadığını sorgulayın.

Onkolojik rehabilitasyon, oldukça zahmetli, göz ardı edilen, fakat neredeyse tedavinin kendisi kadar önemli ve güzel sonuçları olan bir sağlık hizmetidir.

Dünya genelinde dahi meme kanseri tedavisi alan kadınların sadece yüzde 5'ine ideal bir onkolojik rehabilitasyon hizmeti sunuluyor, ancak en az yüzde 60-95'i yararlanabilecek durumda.

Meme kanserinden sonraki dönemde yaşamınızda çeşitli değişikliklere gitmeniz gerekir, bu nedenle acele etmeyin ve yeni yaşamınız için kendinize zaman ayırın.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/meme-kanseri-tedavisi-ne-kadar-surer/

Meme kanseri tedavisinde erken tanı, ömrü 7 yıl uzatıyor

Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedaviler Yaşam Süresini Uzatıyor

MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen; meme kanseri tanısı almış hastalar ve yakınlarının bir araya geldiği festivalde erken tanı konarak tedavi olan hastaların 7 yıl daha uzun yaşadığını, tedavi maliyetlerinin 7 kat daha ucuz olduğunu, meme taramalarının ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını açıkladı.

Meme Sağlığı Derneği MEMEDER, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde Pembe Festival’in bu yıl ikincisini düzenledi.

Meme kanseri tanısı almış hastalar ve yakınlarını bir araya getirmeyi hedefleyen, meme kanseri ve tedavisine ilişkin son gelişmelerin aktarıldığı festivale, ünlü gazeteci Ayşe Arman’ın MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, MEMEDER Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Büyükgönenç ve meme kanserini yenen Ünlü Oyuncu Işıl Yücesoy ile yaptığı söyleşi damgasını vurdu.

Vahit Özmen: “Türk kadını meme muayenesine 15 ay geç gidiyor”

Festivalde yaptığı konuşmada Türkiye’de meme kanseri vakaları ve erken tanı konusunda bilgiler veren MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, “Kanser hem Türkiye, hem dünya için önemli bir problem. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 verilerine göre her yıl dünyada 17 milyon kişiye kanser tanısı konulmakta ve 9 milyon kişi kanser nedeniyle kaybedilmekte.”

“Bu rakamların içerisinde çok önemli bir yer tutan kanser türü de, meme kanseri. Meme kanserinde de her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye tanı konuluyor ve yaklaşık 600 bin kişi kaybediliyor. Özetle meme kanseri dünyada lider bir kanser türü diyebiliriz. Yaptığımız araştırmalarda gördük ki; Türkiye’de kadınlar muayeneye ortalama 15 ay geç gidiyor.”

“Geç gitme nedenlerinin 3’te 1’i kendisinden kaynaklanıyor. Kanser tanısı konmasından korkuyor, kendisine yakıştıramıyor veya benzeri sebepler… MEMEDER olarak tüm gecikme faktörlerini tespit edip, gecikmeleri giderme gayretindeyiz.”

“Ev ev dolaşan Pembe Prenseslerimiz var ve bu ekibimiz adeta kadınları zorla muayeneye, mamografi taramasına götürüyor. Bu projemiz Viyana’da gerçekleştirilen bir kongrede örnek olarak anlatıldı. Yüzde 82’lik katılım var. 10 yıldır, 100 kadının 82’si gelebiliyor. Bu oran Amerika’da bile yüzde 60 seviyesinde” dedi.

Vahit Özmen: “Erken tanı hem ömrü 7 yıl uzatıyor, hem maliyeti 7 kat azaltıyor”

Meme kanseri tanısının gecikmesinin devlet sağlık harcamalarının artmasına sebep olduğunu belirten Prof. Dr. Vahit Özmen;

“Bahçeşehir Tanı Merkezi’nde bugüne kadar 10 bin kişiyi taradık ve 125 meme kanseri tanısı koyduk. Bunların yüzde 85’i evre 0 veya evre 1 seviyesindeydi. Bu, hastaların yüzde 100’ünün kanser tanısı olmayan kişiler gibi normal yaşayabileceğini, yaklaşık yüzde 90’ının memesinin korunabileceği anlamına geliyor.”

“Ayrıca erken tanı neticesinde tedavi olan hastaların yaşam süreleri de, elinde kitleyle doktora giden hastadan ortalama 7 yıl daha fazla.

Toplum tabanlı tarama hem ülke için ekonomik, hem hastaya daha uzun ve sağlıklı yaşam sunuyor, hem hastaları tedavideki komplikasyonlardan koruyor, hem hastanın ailesine moral açısından pozitif etki yapıyor, hem genel anlamda iş kaybını önlüyor. Tüm bunlar dikkate alındığında, devlete 7 kat daha az maliyet getirdiği görülüyor” dedi.

Işıl Yücesoy: “Kendimizi ihmal ediyoruz ve pek çok şey gümbürtüye gidiyor”

Ayşe Arman tarafından yönetilen ‘MEMEDER’in Dünü, Bugünü ve Yarını’ oturumunda kendi ihmalkarlığı nedeniyle hekime 2 ay geç gittiğini belirten ünlü oyuncu Işıl Yücesoy, “Annem de bir meme kanseri hastası olduğu için farkındalığı olan bir kişiydim ve aslında fark etmiştim. Ama o dönemde bir dizi çekimi olması nedeniyle ihmal ettim.”

“Ayrıca kanserde acı olmaz derler ama benim çok ciddi ağrılarım vardı ve bir şey olduğunu anlamıştım. Kontrolü 2 ay ihmal ettim ve tatilde denize girdiğimde dayanılmaz bir acı hissedip hemen muayeneye gittim.”

“Genel olarak biz kadınlar kendimizi ihmal ediyoruz. Hatta çoğu zaman kendimizle ilgili şeyler gümbürtüye gidiyor. Kanser tanısı konulmuş insanlara şunu demek istiyorum:

“Kendinizi bu kadar zorlamayın ve sorgulamayın. Bu hepimizin başına gelebilecek bir şey. Ayrıca dillendirmeyin. Konuşuldukça karşınızdaki kişiler sizden çok kendi sorunlarını anlatmaya başlıyor ve motivasyonunuz etkileniyor” dedi.

Oturumun ardından Ayşe Arman’ın kendi yaptığı pembe iyilik (Sakajewa) kolyeleri fuayede kurulan stantta MEMEDER yararına satışa sunuldu.

Festivalde ayrıca meme kanseri tedavisi görmüş hastalar ve yakınları Aromaterapi Uzmanı Hande Polat ile doğal malzemelerden pembe ruj ve koltuk altı (roll-on) deodorantı yaparak keyifli vakit geçirdi.

Pembe Festival 7 Ekim Pazar günü saat 19.00’a kadar devam edecek.

Meme kanserinin tedavisinde en son gelişmeler

Источник: https://indigodergisi.com/2018/10/meme-kanseri-erken-tani-omru-uzatiyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть