Meme Kanserinde Koruyucu Cerrahi

Memeye Yönelik Cerrahiler

Meme Kanserinde Koruyucu Cerrahi

“Meme kanseri konusunda bilinçli ve erken tanı programlarına katılmış olan kadınlar, uygun ve hassas bir tedavi ile ödüllendirilmelidirler; ağır ve sıklıkla kabul görmeyen tedavilerle cezalandırılmamalıdır.”

Dr. Umberto Veronesi

(İtalya Eski Sağlık Bakanı, Onko- cerrah)

Meme kanseri tedavisinde koruyucu meme cerrahisi, meme onkoplastisine dair pek çok çığır açan cerrahi teknik ve yaklaşımın sahibi olan İtalya eski Sağlık Bakanı Dr.

Umberto Veronesi; rutin kontrol programlarına tam bir ciddiyetle ve aksatmadan devam eden “akıllı” kadınların meme kanserine yakalandıkları zaman memelerinin tamamen alınarak cezalandırılmaları yerine;  çok daha güzel memelerle ameliyathaneden çıkabilecekleri tedavilerle ödüllendirilmeleri gerektiğini uzun çalışmaları sonunda tıp otoriteleri ve sağlık sağlayıcılarına kabul ettiren önemli bir cerrahtır.

Meme kanserine yakalanan veya kanser nedeniyle memesini kaybeden/kaybetme riski olan hastalar için, son yıllarda umut verici gelişmeler gerçekleşti. Her iki durumdaki hastalar için de yeniden meme oluşturmak mümkündür.

Modern meme cerrahisinde temel amaç meme kaybına yol açmadan meme kanserini tedavi etmektir.

Meme Koruyucu Cerrahiler

  • Klasik Meme Koruyucu
  • Makromastide ve Meme Küçültmesi

Onkoplastik meme cerrahisi; meme kanseri nedeniyle yapılacak cerrahi bir girişimle birlikte, memede daha iyi bir kozmetik sonuç yaratacak estetik girişimin beraber planlanması anlamına gelmektedir.

Yöntem, onkolojik cerrahi ve plastik cerrahi prensiplerinin birleştirilmesiyle uygulanmaktadır.

Böylece; hem meme kanseri nedeniyle ameliyat olacak kadınlarda yeniden meme yapılması ameliyatı aynı anda planlanıp, hem de daha önceden kanser nedeniyle memesini kaybetmiş kadınların yeniden bir memeye kavuşmaları sağlanmaktadır.

Hastayla tedavi planı hakkında konuşurken kişinin onkolojik ve kozmetik ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Hastanın yaşı, medikal ve psikososyal durumu, kadının istek ve beklentileri dikkate alınarak dengeli bir karara varılmalıdır.

Meme kanserli hastalar, memede oluşan kanser nüksleri nedeniyle değil sistemik tekrarlama yani yayılım (metastaz) nedeniyle kaybedilmektedir. Bu durumda memenin tümünü almak yerine, uygun vakalarda meme koruyucu cerrahi yöntemiyle tümörlü dokunun çıkarılması tercih edilir.

Bu cerrahi yöntem; tümör ile birlikte çevresindeki bir miktar sağlam meme dokusunun çıkartılması (geniş lokal eksizyon, lumpektomi, kadrantektomi) ve koltuk altı lenf bezlerinden meme ile ilgili olanlarının örneklenmesi işlemlerini içerir.

Erken meme kanserinin tedavisinde sıklıkla tercih edilen bir seçenektir. Memenin büyük bir bölümünün korunmasına ve iyi bir kozmetik sonuç alınmasını sağlar.

Bu tedavinin bir parçası olarak mutlaka kalan meme dokusuna radyoterapi (ışınlama) yapılmalıdır.

Meme Koruyucu Cerrahinin Uygulanamayacağı Durumlar:

  • Aynı memede birden fazla odakta tümörü olan olgular, (Multisentrik tümör)
  • Tümörün çok büyük veya tümör/meme boyutu oranının uygun olmadığı hastalar,
  • Aynı vücut bölgesine daha önceden radyoterapi almış olanlar,
  • Bağ dokusu hastalığı olan kadınlar (radyoterapi yapılamadığı için),
  • Erken dönem gebelik (radyoterapi yapılamayacağı için),
  • Herhangi bir nedenle uygun zamanda radyoterapi yapılamayacak olanlar

Meme koruyucu tedavi ile memenin tümüyle alınması arasında hastanın yaşam süresi bakımından hiçbir fark yoktur. Meme koruyucu tedavinin mastektomiye olan üstünlüğü sağladığı daha iyi kozmetik ve psikolojik sonuçtur.

Koruyucu tedavi uygulanan memede tümör tekrarlarsa önerilen tedavi şekli memenin hepsinin alınması yani mastektomidir. Tümörün lokal olarak tekrar etmesi sağkalım süresi üzerine olumsuz bir etki yapmaz.

Klasik Meme Koruyucu Cerrahi

Erken tanı yöntemleri, kadınlarda meme kanseri konusunda oluşan bilinç düzeyi, kendi kendine meme muayenesi tekniklerinin öğrenilmesi ve kullanılması hastalığın erken evrelerde yakalanması, meme koruyucu cerrahinin uygulanması için imkan vermektedir.

Radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerinde kaydedilen gelişmeler sonucunda, önceleri uygulanan geniş ameliyatlar (mastektomi) yerini daha fazla meme derisi (meme derisi koruyucu) ve meme dokusu (meme koruyucu) korumaya yönelik ameliyatlara bırakmıştır.

Ayrıca kanser tedavisi yaklaşımında hekimler artık sadece kanserin kontrolünü değil, hastanın yaşam kalitesini korumayı ve yükseltmeyi amaç edinen yöntemler üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bütün kanserlerin cerrahi tedavisinde olduğu gibi meme kanserlerinde de temel amaç tümörlü dokunun temizlenmesi ve hastanın hayatının kurtarılmasıdır. Diğer organ kanserlerinden farklı olarak, meme kanserli hastaların sıkıntısı, sadece kanser tanısının yarattığı sorunlar değildir.

Memenin ameliyatla alınması (mastektomi) çoğu kadında ağır psikolojik etkilere sebep olabilmektedir.

Meme kaybı sonrası kadınlarda, sıklıkla depresyon ve başka duygulanım bozuklukları, cinsel istek kaybı, beden algılamasında bozulma, dişilik özelliklerini kaybetme korkusu, hastalığın tekrarlamasına ilişkin endişeler, uygun giysi bulmada güçlük ve sütyen şeklinde dışardan uygulanan meme protezlerinin yarattığı sıkıntılar gibi bir dizi psiko-sosyal sorunlar gözlenmektedir.

Yaşamın kırılma noktasının bu kadar yakınında olduğunu ansızın görmek, çok yönlü sorunlarla baş edebilmek ve “hayatı yaşamaya değer kılmaya” çalışmak çoğu zaman kadınları daha duygusal ve daha kırılgan hale getirmektedir.

Sorunu dillendirmek ve çözüm aramak, eşlerinin psikolojisini düşünmeyen kocalar, kadının meme isteğini estetik bir sorun olarak algılayan çevre ve memenin cinsel bir tabu olarak görüldüğü toplum nedeniyle neredeyse imkansız hale gelmektedir.

Kadının neyi, nasıl istediğini keşfetmeyi, kendini tanımayı ve çevreyi daha sağlıklı algılamasını sağlayacak psikiyatri desteği önerisi ise çoğu zaman hem yakınları hem de hastanın kendisi tarafından geri itilmektedir.

Bu sorunlarla karşılaşacağını bilen, tahmin eden ya da duyan kadınlar memelerini kaybetmemek için hekimleri ile pazarlık yapabilmektedir.

Hastanın ve tümörün uygunluğu durumunda meme kaybına karşı önerilen ameliyat şekli, memenin bir bölümünün korunarak (meme koruyucu cerrahi) kanserli dokunun çıkarılmasıdır.

Bu durumda eğer tümör memeye göre orantı olarak büyükse meme koruyucu cerrahi kozmetik olarak hastanın istediği sonucu vermeyebilir.

Ayrıca unutulmaması gereken bir diğer konu da meme koruyucu cerrahiden sonra hastanın mutlaka ışın alma gerekliliğidir.

Bu yüzden uygun hastalarda mutlaka subkutan ya da deri koruyucu (memenin cilt bırakılarak tamamının alınması) mastektomi ameliyatları hastaya önerilmelidir.

Makromasti ve Meme Küçültmesi Yapılarak Tümörün Alınması

Büyük memeli kadınlarda gelişen meme kanserlerinde aynı anda hem meme kanserini almak ve her iki memeyi de ideal ölçülere küçülterek hastayı ameliyathaneden mutlu çıkarmak mümkündür.

Hastalar bu yöntemle kanser ameliyatlarını olur, büyük meme nedeniyle yaşadıkları sorunlardan (meme ağrısı, sırt ağrısı, omuz ağrısı, hareket kısıtlılığı, meme altında geçmeyen pişikler, omurga eğriliği riski v.b.) kurtulurlar.

Dev Meme Hastalığı (Makromasti) yakın zamana kadar estetik bir bakış açısı ile ele alınan bir konuydu.

Oysa meme cerrahisinin gelişimi konuların detaylanması, dev memenin salt estetik bir sorun olmaktan öte, fonksiyonel bir hastalık olduğunu ortaya koydu.

Dev memenin yarattığı fonksiyonel sorunların süreç içinde organik ve fiziksel sorunlara yol açtığını, meme hacmi ile meme kanseri arasında doğru orantıyı artık biliyoruz.

Meme polikliniklerinde dev meme hastalığı yakınmaları iyi değerlendirilmeli, olgular ciddiye alımalı, temel sorun çözülmediği için fizik tedavi ve nöroloji kliniklerine yönlendirme veya sonu gelmez analjeziklerden yarar beklenmemelidir.

Risk Azaltıcı Cerrahi (Profilaktik-Koruyucu Mastektomi ve Rekonstrüksiyon)

Günümüzde, genetik tanı yöntemlerinin çok gelişmesi, meme kanserinin ailesel geçişlerinin tam olarak anlaşılması, meme kanserine yol açan genetik kromozom bozukluklarının açığa çıkartılması hastaların meme kanseri olma olasılığının büyük oranda hesaplanabilmesine imkan veriyor.

Ailesel riski ve genetik yükü fazla olan kadınlar henüz meme kanseri olmadan meme kanserinden kurtulmanın yollarını arayabiliyorlar.

Profilaktik (koruyucu) mastektomi bu ihtiyaçtan dolayı gelişti. Profilaktik mastektomi uygulamaya aday olan kadınların öncelikle mümkün olan tüm kromozom bozukluklarını içeren detaylı genetik testlerden geçirilmesi gerekmektedir. Daha sonra profilaktik mastektomi adayı ile tüm olası sonuçlar konuşulmalı, kişinin kafasındaki tüm soru işaretleri açıklığa kavuşturulmalıdır.

Profilaktik mastektomi, iki taraflı subkutan mastektomi sonrası implant ile rekonstrüksiyon yapılarak kişiye hem meme kanserinden kurtulmayı hem de ikincil bir kazanç olarak daha estetik memelerle hayata devam etmeyi sağlar.

Mastektomi (Memenin tamamen alındığı ameliyatlar)

Mastektomi, meme dokusunun tümüyle alınmasıdır. Meme koruyucu cerrahinin uygun olmadığı durumlarda başvurulur.

Hastada koltukaltı lenf nodu tutulumu olduğunda modifiye radikal mastektomi yani memenin tamamının ve koltukaltı lenf bezlerinin büyük bir bölümünün çıkarılması biçiminde uygulanır.

Meme kanserinin klasik cerrahi tedavi yöntemidir. İyi bir lokal kontrol sağlar; tümörün tekrar etme riski düşüktür.

Kimlere uygulanır?

Geçmişte yaygın olarak, günümüzde ise meme koruyucu cerrahinin uygun olmadığı büyük çaplı ve/veya memede yaygın dağılım gösteren (birden çok odaklı tümörler) tümörlü hastalar için mastektomi tercih ediliyor.

Ailesinde, 1. derece yakın akrabalarında meme kanseri olan bazı hastalarda meme kanseri kalıtsal karakter taşıyorsa, risk azaltıcı ve koruma amaçlı olarak hastalıksız memeye de mastektomi yapılabiliyor.

Bu tür ameliyatlar erken evre tümörlerde, deri koruyucu veya yerleştiği yer memebaşına uzak tümörlerde, ‘memebaşı koruyucu mastektomi’ şeklinde de gerçekleştirilebiliyor. Ayrıca bu ameliyatlarda, plastik cerrah ile işbirliği yapılarak kozmetik amaçlı eşzamanlı rekonstrüktif işlemler de uygulanabiliyor.

Memebaşının korunduğu ameliyat sırasında anestezi altında ve ameliyat masasındayken hastanın memebaşına tek doz radyoterapi  de (intraoperatif radyoterapi) verilebiliyor.

Источник: http://drcemyilmaz.com/tedavi-yontemleri/cerrahi-tedavi/memeye-yonelik-cerrahiler/

Meme kanseri cerrahisinde hangi hastalara hangi yöntem uygulanmalı?

Meme Kanserinde Koruyucu Cerrahi

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

24.12.2016

Geçtiğimiz 20 yılda meme kanserine yakalanma oranları ciddi artış göstermiş ve meme kanseri her 8 kadından birinde görülür hale gelmiştir. Ancak bu karamsar tablonun aksine, meme kanserine bağlı yaşam kaybı oranlarında ciddi azalma kaydedilmiştir.

Bunda en önemli etken mamografi kullanımının yaygınlaşması ve artan erken tanı oranları gösterilse de, geliştirilen tedavi yöntemlerinin payı elbette büyüktür. Özellikle erken evre meme kanserinde tedavinin temelini oluşturan cerrahi tedavilerde, ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir.

Ancak geliştirilen teknikler ve artan seçenekler önemli bir soruyu da beraberinde getirmiştir: meme kanseri cerrahisinde hangi hastalara, hangi yöntem uygulanmalıdır?

Meme kanseri cerrahisinde önceleri radikal mastektomi yöntemi kullanılırdı. Bu yöntemle meme dokusu, koltuk altı lenf bezleri ve meme altındaki göğüs duvarı kasları tamamen alınırdı. Fakat zaman içerisinde geliştirilen yöntemlerle meme cerrahisi gittikçe küçülmüştür.

İlk olarak göğüs duvarı kaslarının alınmadığı ve daha az lenf bezinin alındığı modifiye radikal mastektomi yöntemi geliştirilmiştir.

Yapılan çalışmalarla bu yöntemin radikal mastektomi kadar etkin olduğunun belirlenmesiyle, yöntem kısa sürede radikal mastektomiyi yerinden etmiş ve radikal mastektomi yalnızca göğüs duvarı kaslarını tutan tümörlerde kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.

Sonraki dönemde meme koruyucu cerrahi (lumpektomi) denilen; memenin tamamen alınmadığı, yalnızca tümörün etrafındaki bir miktar sağlam dokuyla beraber alındığı ve ameliyat sonrasında radyoterapi uygulamasının eşlik ettiği yöntem geliştirilmiştir. Daha sonra meme cildinin korunarak, memenin içinin boşaltıldığı cilt koruyucu mastektomi ve son olarak meme başı ve areola koruyucu mastektomi yöntemleri geliştirilmiştir.

Meme koruyucu cerrahideki en büyük avantaj; hastanın memesinin büyük bir kısmının korunması ve daha iyi bir görünüm elde edilmesidir.

Bu yöntemle ilgili en büyük çekince ise; geride kalan meme dokusunun kanser hücreleri için potansiyel bir liman teşkil etmesi ve %30’lara varan yineleme oranları olmuştur. Ancak ameliyat sonrası uygulanan radyoterapi (adjuvan radyoterapi) bu sorunu çözmüştür.

20 yılı aşkın süredir yapılan binlerce araştırma; meme koruyucu cerrahi ve sonrasında uygulanan radyoterapi yerine, mastektomi tercih edilen hastalarda yaşam süresinin daha uzun olmadığını göstermiştir.

Yani meme koruyucu cerrahi, mastektomiyle eşdeğer etkinlikte olmasının yanında, çok daha iyi bir estetik sonuç sağlamaktadır. Bu yüzden meme koruyucu cerrahi, eğer herhangi bir engel yoksa bu hastalarda tercih edilen yöntem olmalıdır. Ancak bu yöntem maalesef her hastaya uygulanamamaktadır:

  • Memede birden fazla odakta olan ve memenin görünümü bozmadan tek bir kesiyle almanın mümkün olmadığı tümörlerde,
  • Alındığında meme koruyucu cerrahideki estetik amacı karşılayamayacak derecede büyük olan tümörlerde,
  • İltihaplı meme kanseri olanlarda,
  • İşlem sonrası radyoterapi uygulanamayacak hastalarda (hamileler, radyoterapi merkezine erişim imkanı kısıtlı olanlar, aynı memeye daha önce radyoterapi alanlar, ciddi bağ dokusu hastalığı olanlar),
  • Veya onkolojik açıdan uygun oldukları halde; yönteme fazla güvenmemeleri, meme dokusunu bütünüyle aldırdıklarında tümörden tamamen kurtulduklarından daha emin olacaklarını düşünmeleri gibi nedenlerle yöntemi tercih etmeyen hastalarda meme koruyucu cerrahi uygulanamamaktadır.
  • İşte bu noktada, hem meme dokusunun tamamen boşaltıldığı, hem de klasik mastektomiye nazaran daha iyi bir görünüm elde edildiği cilt koruyucu ve meme başı koruyucu mastektomi yöntemleri ön plana çıkmaktadır.

    Bu yöntemlerin genel olarak, meme koruyucu cerrahiye uygun olmayan veya bu yöntemi tercih etmeyen, ancak bir yandan da nispeten iyi bir meme görünümüne sahip olmak isteyen kadınlar için iyi bir seçenek olduğunu söylemek mümkündür.

    Ancak bu yöntemlerin uygulanabilmesi için tümörün meme cildi ve/veya meme başını tutmamış olması gerekmektedir. Peki bu iki yöntemden hangisi, hangi durumlarda tercih edilmelidir?

    Meme başı ve/veya meme başı çevresi (areola) koruyucu mastektomi

    Meme dokusunun alındığı, ancak meme derisiyle birlikte meme ucu ve/veya meme ucu çevresinin yerinde bırakıldığı yöntemdir.

    Bu yöntemde; cilt koruyucu mastektomiye göre daha iyi bir görünüm elde edilmektedir.

    Bu yöntem ayrıca meme kanseri gelişme riski yüksek olanlarda (ailesinde meme kanseri olanlar, BRCA genlerinde mutasyon taşıyanlar gibi) önlem amaçlı olarak da uygulanabilmektedir (Profilaktik mastektomi).

    Cilt koruyucu mastektomide ise

    Meme cildinin geri kalanı büyük oranda korunmakla birlikte, sıklıkla meme başı ve meme başı çevresi (areola) alınmaktadır. Bu yöntem meme başı ve/veya meme başı çevresinin tutulduğu, yani meme başı koruyucu mastektominin yapılamadığı hastalarda tercih edilmektedir.

    Yöntemlerin her ikisinin de uygulanabilmesi için hemen ardından meme rekonstrüksiyonu (estetik cerrahi) uygulanması planlanmış olmalıdır. Yapılan çalışmalarda; meme cildi koruyucu ve meme başı koruyucu mastektominin, memenin tamamen alındığı mastektomi teknikleri kadar güvenli olduğu gösterilmiştir.

    Ancak halen bazı onkologlar bu yöntemlere tereddütle yaklaşmaktadır.

    Sonuç olarak; meme koruyucu cerrahi ve sonrasında uygulanan radyoterapi; erken evre meme kanserinin tedavisinde mastektomi kadar etkin olmasının yanında, çok daha iyi bir görünüm sağlamaktadır. Bu nedenle eğer hasta uygunsa ve istiyorsa; meme koruyucu tedavi, bu hastalarda ilk düşünülmesi gereken yöntem olmalıdır.

    Çeşitli nedenlerle bu yöntemin uygulanamadığı hastalarda ise; mastektomi yöntemleri kullanılmalıdır. Bu noktada; cerrahi tedavi planlanan meme kanseri hastalarının, uygun tedavi seçiminde aktif rol oynamaları son derece önemlidir.

    Bunun için hastalar, endişe ve beklentilerini hekimleriyle açık yüreklilikle paylaşmalı ve kendileri için en uygun yönteme hekimleriyle birlikte karar vermelidir.

    Sağlıklı ve mutlu kalın…

    Kaynak:1. Clarke M. et al. Effects of radiotherapy and of differences in the extent of surgery for early breast cancer on local recurrence and 15-year survival: an overview of the randomised trials. Lancet 2005; 366:2087.2. Early Breast Cancer Trialists' Collaborative Group. Effects of radiotherapy and surgery in early breast cancer. An overview of the randomized trials. N Engl J Med 1995; 333:1444.

    3. De La Cruz LM. et al. Overall survival, disease-free survival, and nipple-areolar recurrence in the setting of nipple-sparing mastectomy: A meta-analysis. 2015 American Society of Breast Surgeons Annual Meeting. Presented April 30, 2015.

    Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Источник: https://www.drozdogan.com/meme-kanseri-cerrahisinde-hangi-hastalara-hangi-yontem-uygulanmali/

    Meme Koruyucu Cerrahiler Kanser Hastalarına Umut Veriyor

    Meme Kanserinde Koruyucu Cerrahi
    Genel Cerrahi
    Memorial Şişli Hastanesi

    Kadınlarda en sık görülen, kadın kanserlerinin %33’ünü ve kanserle ilişkili ölümlerin %20’sini oluşturan meme kanseri; hastalığın teşhis ve tedavisine yönelik yeni gelişmeler, erken evrede %100’e yakın oranda başarı sağlanması ve hastaların cinsel kimliğini korumaya yönelik özel cerrahiler sayesinde artık korkutucu olmaktan çıkıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah İğci, “1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı” öncesi, meme kanseri ile ilgili en sık sorulan 10 soruyu yanıtladı ve hastalığın tedavi yollarını anlattı.

    Memede fark edilen her  kitle kansere mi işaret eder?

    Memede ele gelen kitlelerin % 90’ından fazlası kanser değildir. Bunlar; genellikle meme içinde büyüyen fibrokistlerdir. Ele gelen bu yapılar hastalar tarafından tümör zannedilmektedir.

    İyi huylu tümörler büyüyebilir, memenin kendisi kitle gibi bir hal alabilir.

    Daha çok regl öncesi dönemde meme içyapısı çok yoğun olduğu için o dönemde özellikle bu dönemde meme kontrolü yapan kişiler, memesinde kitle var olduğu düşüncesi ile endişelenmektedir.

    Kendi kendine meme muayenesi ne zaman başlamalıdır?

    Kendi kendine meme muayenesi 20 yaşından önce yapılmamalıdır. 20 yaşından sonra her kadının aylık düzenli olarak memesini kontrol etmesi, erken tanı için yaşamsal önem taşımaktadır. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir.

    İlk meme ultrasonu ne zaman yapılmalıdır?

    Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Ailesinde meme kanseri olanlarda ise 25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takipleri yapılmalıdır. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26’dır.

    Ailesel meme kanseri riski altında olanlar 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelidir. Ailesinde meme kanseri olmayan ve meme kanseri geni taşımayan kişiler ise 35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Bu, “Temel mamografi” olarak adlandırılır.

    Bu kişilerin 40 yaşından sonra rutin mamografi taraması yapılması gerekir.

    Memede ortaya çıkan fibrokistlerin kansere dönüşme riski var mıdır?

    Fibrokistler kansere dönüşmez. Bunlar meme içindeki fizyolojik değişikliklerdir. Regl bittikten sonra yumurtalıklardan önce östrojen sonra progesteron hormonu salgılanır. Östrojen meme içinde süt kanallarını genişletir ve dallandırır. Sonra progesteron hormonu da süt yapan hücreleri çoğaltır. Meme içinde hacim artması olur ve memede gerginlik hissedilir.

    Eğer kadın hamile kalırsa ve o yapılar devam eder, doğumdan sonra süt salgılanır. Eğer kadın hamile kalmazsa o zaman hormonların seviyesi düşer ve çocuk için hazırlanmış olan yapılar rahim içinden atılır. Meme içinde çoğalan hücreler ise eski haline döner. Bu olay her ay devam eder.

    Bu hücrelerin kaybolması esnasında bir grup hücre kalır ve meme içinde ve bunlar fibrokistik yapıları oluşturur.

    Fibroadenom nedir ve kanserleşir mi?

    Fibroadenom, uyu huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski % 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez.

    Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mıdır?

    Mamografinin yararı, zararının çok üzerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla vücut için bir zarar olarak değerlendirilmemelidir.

    1960’lı yıllarda çok yüksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının çok altında olduğu tespit edilmiştir. Yani bu zarar ihmal edilebilir düzeydedir.

    Şimdiki mamografiler ise o dönem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR’da da radyasyon olmadığı için hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.

    Kanser ameliyatlarında meme koruyucu cerrahiler genç hastalara mı uygulanır?

    Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur.

    Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir.

    70 yaşında gerekli olduğu için memesi alınan ve bu nedenle üzüntü duyan, 75 yaşında ısrarla meme protezi isteyen hastalar bulunmaktadır.

    Meme protezi her yaşta uygulanabilir mi?

    Meme kanseri ameliyatlarında, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi tercih edilmektedir. Yaşlı hastalarda da meme koruyucu cerrahi yapılamıyorsa, hastaya daha sonra isteği doğrultusunda meme protezi uygulanabilir.

    Memesi alınan hastalara ikinci seneden sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılması önerilmelidir. Çünkü bu durum hastanın iyileşme süreci üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir.

    Hastaya psikolojik açıdan rahatlatır, kendisini daha güçlü hissetmesini sağlar, hastanın sosyal yaşama adaptasyonunu sağlayarak tedavi sürecine katkıda bulunur.

    Hangi durumlarda meme alınır?

    • Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir.
    • Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır.
    • Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi yapılması gerekir.

    Meme koruyucu cerrahi hangi durumlarda yapılabilir?

    • Öncelikle hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir.
    • Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır.
    • Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez.
    Güncellenme Tarihi: 28 Eylül 2015Yayınlanma Tarihi: 28 Eylül 2015

    Benzer Sağlık Rehberleri

    Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/meme-koruyucu-cerrahiler-kanser-hastalarina-umut-veriyor/

    Meme Hastalıkları Cerrahisi

    Meme Kanserinde Koruyucu Cerrahi

    Şüpheli bölgeden doku örneği alınıp patoloji incelemesine gönderilmesi işlemine ‘Biyopsi’ adı verilir.

    Bu uygulama, memedeki şüpheli bir bölgenin veya dokunun kanser olup olmadığına kesin tanı koymak amacıyla gerçekleştirilir. Biyopsi haricinde tanıyı kesinleştiren herhangi bir teşhis yöntemi bulunmamaktadır.

    Radyoloji incelemeleri ile sadece kuşkuları güçlendirmek ve biyopsi kararı vermek söz konusudur.

    İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi

    Şırınganın ucuna ince iğne takılarak emme ve basma işlemleriyle hücre koparma ve hücreleri bir lam üzerine püskürttükten sonra sitolojik olarak değerlendirme işlemine “İnce İğne Aspirasyon biyopsisi (İİAB)” adı verilmektedir.

    Bu uygulama genellikle US rehberliğinde kullanılmaktadır. Meme kistlerinin boşaltılması ve koltukaltı lenf nodlarının biyopsisi için tercih ediliyor. Bunun yanı sıra çok küçük boyutlu veya meme içinde derinde bulunan kitlelere de bu şekilde biyopsi işlemi gerçekleştirilebiliyor.

    Avantajları

    • Bu uygulamada iğnenin çok ince olması nedeniyle için cilt üzerine kesi yapmak gerekmiyor.
    • Sonuç kısa süre içinde alınabiliyor.
    • Ağrı, kanama, morarma gibi etkiler de bu uygulamada oldukça azdır.

    Tru-cut Biyopsi (Kesici İğne Biyopsisi)

    Tru-cut Biyopsi (Kesici İğne Biyopsisi), daha kalın iğneler ve bir biyopsi tabancası aracılığıyla gerçekleştirilen bir uygulamadır. Biyopsi tabancası ile örnek dokular toplanmaktadır.

    • Bu yöntemle tanı koymak adına son derece güvenilir sonuçlar alınabiliyor.
    • Ciltte birkaç milimetre genişlikte bir kesi yapılması gerekebiliyor. Bu kesi birkaç gün içinde kendiliğinden iyileşiyor.
    • Daha ağrısız ve daha kolay bir işlemdir.

     Meme Kanseri

    Memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları oluşturan hücreler arasında, bazı etkenler sonucu kontrolsüz biçimde fazlalaşan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşuma “meme kanseri” adı verilmektedir.

    Meme kanserine sebep olan etkenler henüz tam olarak bilinmemektedir. Fakat gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde, bazı kadınlarda genetik yatkınlık oluşturan gen mutasyonları (genlerde kansere eğilim yaratan bozukluklar) meme kanseri riskini artırmaktadır.

    Meme Kanserinin Belirtileri

    • Meme başında veya derisinde çekilme, çöküntü
    • Memede ele gelen ve genellikle ağrısız olan sertlik
    • Meme derisinde oluşan kızarıklık ve şişlik
    • Koltuk altında sertlik
    • Meme başından gelen kanlı akıntı
    • Meme başında veya derisinde yara meydana gelmesi

    Meme Kanserinde Risk Faktörleri

    • Genetik etkenler
    • Aile hikayesi
    • Yaş
    • İlk hamilelik-ilk doğum yaşı
    • Menarş ve menopoz yaşı
    • Laktasyon
    • Geçirilmiş meme kanseri
    • Bening meme kanseri
    • Oral kontraseptifler (OKS)
    • Diyet
    • Obezite
    • Alkol
    • Hormon replasman tedavisi (HRT)
    • Fiziksel aktivite
    • Radyasyon
    • Oral kontraseptifler (OKS)

    Meme Kanserinin Teşhis ve Tedavisi

    Meme kanserinde erken teşhis en önemli ve hayati faktörlerin başında gelir. Meme kanserinin erkenden teşhis edilebilmesi için belirli tanı yöntemleri bulunmaktadır. Bunlar: Kendi kendini muayene, doktor muayenesi ve görüntüleme yöntemleridir.

    Görüntüleme Yöntemleri

    • Mamogrofi
    • Ultrasonografi
    • Manyetik rezonans görüntüleme (MRI)
    • Biyopsi

    Hastalığın evresi ve patolojik incelemenin ardından belirlenen tümör özelliklerine göre cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonal tedavi ve biyolojik tedaviler tek başlarına veya bir arada kullanılarak meme kanseri tedavisi gerçekleştirilmektedir.

    Meme Kanserinde Uygulanan Cerrahi Yöntemler

    Radikal mastektomi: Kanserli dokuyla beraber memenin tamamı alınır; aynı anda ya da daha sonra hastaya silikon protez veya kendi dokularıyla meme yapılabilir.

    Cilt Koruyucu Mastektomi: Meme dokusunun hepsi çıkarılır. Fakat meme derisi korunabilir. Çıkarılan dokunun yerine silikon protez takılarak doğal görünüm elde edilir.

    Meme Koruyucu Ameliyat: Bu çeşit ameliyatlarla tümör ve çevresindeki bir miktar meme dokusu birlikte çıkarılır ve meme yerinde bırakılır. Bu doğrultuda doğal görüntü ve hastanın psikolojisi de korunur.

    Meme Koruyucu Cerrahi

    Meme koruyucu cerrahi; tümör ile birlikte etrafındaki bir miktar sağlam meme dokusunun çıkartılması (geniş lokal eksizyon, lumpektomi, kadrantektomi) ve koltuk altı lenf bezlerinden meme ile ilgili olanlarının örneklenmesi işlemlerini kapsamaktadır. Erken teşhis edilen meme kanserinin tedavisinde genellikle kullanılan yöntem olarak ön plana çıkar. Memenin büyük bir bölümünün korunmasına ve iyi sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur.

    Meme Koruyucu Cerrahinin Uygulanamayacağı Durumlar

    • Aynı memede birden fazla odakta tümörü olan olgular (Multisentrik tümör)
    • Tümörün çok büyük veya tümör/meme boyutu oranının uygun olmadığı hastalar
    • Aynı vücut bölgesine daha önceden radyoterapi almış olanlar
    • Bağ dokusu hastalığı olan kadınlar (Bu kişilerde radyoterapi yapılamadığı için).
    • Erken dönem gebelik (radyoterapi yapılamayacağı için)
    • Herhangi bir nedenle uygun zamanda radyoterapi yapılamayacak olanlar

    Onkoplastik Cerrahi

    Kanser dolayısıyla kaybedilen ya da estetik açıdan kusur meydana gelen memeyi tekrar oluşturmak veya onarmak için yapılan işleme “onkoplastik cerrahi” adı verilmektedir.

    Daha açık bir ifade ile tedavi edici onkolojik ameliyat ile plastik ameliyatın birleştirilmiş halidir. Aynı anda ya da onkolojik ameliyattan bir süre sonra gerçekleştirilebilir.

    Hasta memenin yanı sıra uygun görüntüyü sağlamak için sağlam memeye de uygulanabilir.

    Onkoplastik cerrahi girişim ile; özellikle meme kanseri hastalığının en önemli problemlerinden biri olan beden bütünlüğünün bozulması ve benlik psikolojisinin zarar görmesi hali, daha kendini göstermeden engelleniyor.

    Onkoplastik cerrahi uygulanacak yöntem hastaya, hastalığın tedavi şekline ve zamana göre farklılık göstermektedir. Cerrah ve hasta yöntemi birlikte tartışmalı ve seçmelidir. Genellikle kullanılan yöntemler:

    • Doku genişletici ya da direk uygulama ile silikon implantlar
    • Hastanın kendi sırtından ya da karın adalesinden meme oluşturulması
    • Hastanın kendi dokularına ilave olarak silikon implant konulması
    • Büyük memelerde hem hasta hem de karşı memenin küçültülerek yeniden şekillendirilmesi
    • Meme cildinin korunarak silikon implant uygulaması
    • Koruyucu amaçla bir veya iki meme dokusunun boşaltılarak yeni meme yapılması
    • Meme koruyucu ameliyatlarda oluşan boşluğun doldurulması.

    Jinekomasti

    Erkek memesinin normalden büyük bir görünüm almasına ‘jinekomasti’ adı verilmektedir. Jinekomastiye sebep olan birtakım ilaçlar ve tıbbi durumlar olmakla birlikte, sebebi tam olarak bilinmemektedir.

    Herhangi bir sağlık tehsi yaratmamakla beraber, nadir durumlarda sağlığı tehdit edebilecek farklı bir rahatsızlığın göstergesi olabilir. Genellikle sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.

    Jinekomasti Tedavisi

    Jinekomastinin tedavisi birçok durumda cerrahidir ve 3 ana tipi bulunmaktadır:

    • Glandüler
    • Mikst Tip
    • Lipomatöz

    Glandüler tipte büyümeyi gerçek meme dokusu sağlarken, lipomatöz tipte ise yağ dokusu artışı oluşturmaktadır. Mikst (karışık) durumda ise hem bir meme dokusu artışı vardır, hem de yağ dokusunda artış bulunmaktadır.

    Cerrahi tedavi yöntemi olarak liposuction ve meme bezinin çıkarılma teknikleri en uygun tekniklerdir.

    Источник: https://www.sjh.com.tr/tibbi-birimlerimiz/meme-hastaliklari-cerrahisi/

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

      ×
      Рекомендуем посмотреть