Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor

içerik

Meme kanserinde kendi kendine muayene gereksiz kaygıya neden oluyor

Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor

Kadın kanserleri arasında en yaygını olanın meme kanseri olduğunu ve tüm kadın kanserlerinin %24’ünü oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Meme kanseri kanserden ölümlerin %14’ünü oluşturuyor. Bu nedenle meme kanseri ile ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanıyor.

Meme kanserinin türlerine göre tedavi seçeneklerinin de gün geçtikçe farklılaşıyor ve kişiye özel tedaviler ön plana çıkıyor.

Kadınların meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerindeki değişikliklerin farkına varmaları ve zamanı geldiğinde yıllık meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar, günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri korkutmayan bir kanser türü haline geliyor” dedi.

Meme kanserine karşı sihirli formül; sağlıklı yaşamak

Kansere karşı henüz sihirli bir formül bulunmadığını dile getiren Prof. Dr.

Çakmakçı, şu saptamada bulundu: “Kansere karşı sihirli formül yok görünse de sağlıklı yaşam ile kansere yakalanma riskini büyük oranda düşürmek mümkün olabiliyor.

Sağlıklı yaşam şartlarının başında sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, fazla kilolardan kurtulmak ve en önemlisi sigara içmemek geliyor. Kanser riskini azaltmak için sağlıklı yaşamayı gerçekten önemsemek gerekiyor.”

Riskleri belirlemek içinse büyük bir bilgi havuzu olduğunu söyleyen Prof. Dr.

Çakmakçı, “Ailesinde tekrarlayan ya da genç yaşta görülen meme kanseri veya başka bir kanser türü görülen kadınlara sorular sorarak bilgi havuzuna eklediğimizde, o kadının meme kanseri olma riskini rakamsal olarak öğrenebiliyoruz.

Sonuçlarda görülen riskin yüzdesine göre meme kanserine karşı önlem alabiliyoruz. Bundan 5 – 10 yıl önce rakamsal verilerle risk yüzdesi hesaplamak mümkün değildi” diyor.

25 soruda tüm detaylarıyla meme kanseri: Merak edilen sorulara yanıtlar

Kendi kendine meme muayenesi kaygıyı arttırıyor

Kadınlara, 70’li ve 80’li yıllarda kendi kendine meme muayenesi yapmasını ve memeye nasıl bakılacağını öğretmeye çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr.

Çakmakçı, “Bu yöntemin çok verimli olmadığını, kişileri yanılttığını ve kadınları daha çok rahatsız ederek kaygı duymalarına yol açtığını anladık.

Bu yöntemi bildiğini söyleyip kendi kendini muayene etmek isteyenlere öğretiyoruz ama bilmediğini, rahatsız olduğunu, yapamadıklarını söyleyenlere de “Kendini muayene et” diye ısrar etmiyoruz. Bu yöntem hem zaman kaybettiriyor ama daha önemlisi daha çok kaygı duyulmasına yol açıyor.

Çünkü bizim görevlerimizden bir tanesi de sağlıkla ilgili kaygıyı azaltmaktır. Bu konuda ısrar etmek yaşam kalitesini zorluyor. Yani, kurallara uyup doktora gitmesini, özel bir riski yoksa özellikle 45 yaşından sonra yılda bir, bu konuyla ilgili bir merkeze başvurmasını öneriyoruz” diye konuştu.

Erken tanının hayat kurtardığına önemle vurgu yapan Prof. Dr. Çakmakçı, meme kanserinde; meme ve meme ucunda farklılık görülebileceğini söyledi ve belirtileri şu şekilde sıraladı;

  • Memenin içinde veya koltuk altında kitle,
  • Meme dokusunda kalınlaşma,
  • Memenin boyutunda ve şeklinde değişiklik,
  • Meme derisinde veya ucunda şişlik, pullu ve kızarık görünüm,
  • Meme derisinde portakal kabuğu görüntüsü ve
  • Kanlı meme başı akıntısıdır

https://www.medikalakademi.com.tr/meme-kanserinde-meme-mutlaka-alinmali-mi/

Prof. Dr. Çakmakçı, bu belirtilerin her zaman kanser belirtisi olmadığını söyleyerek doğru tanı için doktora başvurulması gerektiğini dile getirdi. Aşağıdaki soruların herhangi birine “evet” diyorsanız:

  • Sizin ya da aile bireylerinizden birinin genetik testleri yapılıp BRCA ya da diğer meme kanseri yatkınlığı genlerinden birinin hasarlı olduğu saptandı mı?
  • Size, birinci ya da ikinci derecede bir akrabanıza 45 yaşın altında iken meme kanseri tanısı konuldu mu?
  • Ailenizin aynı tarafından olan iki ya da daha çok akrabanızda tanı konulmuş meme kanseri olan var mı?
  • Herhangi bir akrabanızda iki memesi birden kanser olan var mı?
  • Birinci derece bir erkek akrabanızda meme kanseri olan var mı?

Aşağıdaki soruların en az ikisine birden “evet” diyorsanız:

  • Yaşınız 65 yaşın üzerinde mi?
  • Daha önceki mamografileriniz “meme dansitesi yüksek” olarak raporlandı mı?
  • Başka bir nedenle göğüs bölgesine çok sayıda radyolojik tetkik yapıldı mı ya da radyoterapi aldınız mı?
  • Geçmişte meme kanseri tedavisi gördünüz mü?
  • Daha önce size meme biyopsisi yapıldı mı ve kuşkulu bir sonuç raporlandı mı?Akrabalarınızda birden çok yumurtalık kanseri olan var mı?

Meme kanseri ameliyatından sonra nelere dikkat etmeli?

Aşağıdaki soruların en az üçüne birden “evet” diyorsanız:

  • Akrabalarınız arasında pankreas kanseri olan var mı?
  • Akrabalarınız arasında prostat kanseri olan var mı?
  • Akrabalarınız arasında beyin kanseri olan var mı?

Meme kanserinde farkındalık için Pembe Top yeniden sahaya iniyor

Anadolu Sağlık Merkezi, Anadolu Efes Spor Kulübü ile birlikte hayata geçirdiği “Pembe Top Sahada” projesi ile meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekiyor.

Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen, her yıl farklı bir ünlünün gönüllü olarak destek verdiği proje kapsamında bu yıl 22 Ekim 2015 tarihinde Anadolu Efes ve EA7 Emporio Armani arasında oynanacak maç, pembe top ile yapılacak hava atışı ile başlayacak.

Projenin farklı bir yol ile kadınların dikkatini meme kanserinde erken tanının önemine çektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Merkezi Yöneticisi Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Tanı için kendi kendine meme muayenesi verimli bir yöntem değil. Çünkü bu yöntem kadınları yanıltarak gereksiz kaygı duymalarına neden olabiliyor” dedi.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/meme-kanserinde-kendi-kendine-muayene-gereksiz-kaygiya-neden-oluyor/

Kanserde kaygıyı bilgi eksikliği artırıyor!

Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor

Kanser hastalarında psikiyatrik hastalıkların yüksek oranda görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, tedavi sürecinde psikolojik desteğin önemini vurguluyor.

Haftalık grup terapisi gibi organizasyonların yalnızlık duygusunu engelleyebileceğini belirten Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, “Bu kişiler birbirlerine destek olabilirler.

Bu etkinliklerde yanlış bilinenlerin de düzeltilmesi sağlanır. Kanserde ve diğer birçok hastalıkta kaygıyı artıran bilgi eksikliğidir” dedi.

Kanser konusunda farkındalık oluşturmak ve kanser vakalarını önlemek amacıyla her yıl 4 Şubat, Dünya Kanser Günü olarak anılıyor. 

Üsküdar Üniversitesi NPFENERYOLU Polikliniği’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, kanserin pek çok psikiyatrik hastalığa zemin hazırladığını belirterek tedavi sürecinde psikolojik desteğin önemli olduğunu söyledi. Ünsalver, şunları söyledi:

“Kanser tanısı kişide huzursuzluk uyandırır, karamsarlığa se eder. Çünkü kanser, acı çekmek, bedenin şekil değiştirmesi, hayat kalitesinin bozulması ve beklenen yaşam süresinin kısalmasıyla ilişkilendirilir.

Cerrahi müdahaleler dış görünüşte değişikliklere neden olacaktır.

Kemoterapi ve radyoterapi de hem dış görünüşü değiştirecek hem de özellikle kemoterapi uygulamaları sırasında bulantı, kusma, saç dökülmesi ve yorgunluk gibi yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. 

Yakınlarıyla konuşmakta güçlük çekiyorlar!

Kanser hastalarında psikiyatrik hastalıklar yüksek oranda görülmektedir. Hastalık doğası gereği psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlar. Hastalar bu tanıyı yakınlarıyla rahatça konuşmakta güçlük çekerler.

Özellikle genç hastalarda beklenen yaşam süresinin kısalmış olmasını kabullenmek güçtür. Kanserin tekrar etmesi korkusu ya da çocuklarının büyüdüğünü görecek kadar yaşayamamak korkusu olabilir.

Hastalığın tekrar etmesi, ağrılı bir seyirle ilişkilidir ve artık tablonun düzelmeyeceği düşüncesini tetikleyebilir. 

Suçluluk duygusu hissedilebilir

Bazı kanser tipleri yaşam tarzıyla ilişkili olabilir. Sigara içmenin akciğer ve mesane kanseriyle ilişkisi iyi bilinir. Yoğun alkol tüketimi ağız içi ve yemek borusu kanserleri, karaciğer kanseri ve barsak kanseriyle ilişkilidir. Cinsel yolla bulaşan human papilloma virus ise kadınlarda rahim ağzı kanserinin en önemli nedenlerindendir.

Bu kanserlerden birine yakalananlar hastalıklarına kendilerinin yol açtığını düşünerek yoğun suçluluk duyabilirler. Hastalığı getirdiğine inandıkları davranış örüntüsü nedeniyle yoğun vicdan azabı duyarlar. Bazen yaşam tarzının kanserle doğrudan ilişkisi kurulamasa da bazı hastalar kanserden kendilerini sorumlu tutarlar.

Hastalığı karakter bozukluğu ya da stresle başa çıkamamaya bağlayabilirler. 

Tedavinin etkileri zemin hazırlayabilir

Tedavinin etkileri de psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlayabilir. Tedavi hiç de kolay değildir. Örneğin meme kanseri tedavisinde memenin tamamen alınması kadınlık hissini zedeleyebilir. Cinsel çekiciliğin azalacağından ve eşlerinin kendilerini reddedeceğinden korkabilirler.

Meme kanseri ameliyatından sonra oluşan başka bir sıkıntı da koldaki lenf bezlerinin şişmesine bağlı görüntüdeki bozulmadır. Erkeklerde prostat kanseri ameliyatı sonrası bazen idrar kaçırma ortaya çıkabilir ki bu kişinin sosyal hayatını kısıtlayabilir
Kemoterapi, bulantı ve kusma nedeniyle yoğun kaygıya neden olabilir.

Hatta bazen şartlı fobik kaygı ve kişi tedaviye geldiğinde yaşayacağı sıkıntıyı düşünüp tedaviyi bırakmayı düşünebilir. Bazen kemoterapide kullanılan ilaçlar depresyon, deliryum ya da maniye de neden olabilir. Radyoterapi kemoterapiden daha iyi tolere edilir ancak çok yorgunluk yapar.

Bu tedavilerin üreme organları üstündeki etkisi doğurganlığı da etkileyebilir. 

Psikiyatrik hastalıklar alevlenebilir

Kanser teşhisinden önce psikiyatrik hastalığı olanlarda psikiyatrik hastalık tekrar edebilir ya da alevlenebilir. Psikiyatrik hastalığın yetersiz tedavisi bağışıklık sistemini ve dolayısıyla kanser seyrini olumsuz etkileyebilir. Psikiyatrik tablolar arasında en çok uyum sorunları görülür.

Uyum sorunu daha çok tedavinin başında görülür ancak ilerleyen dönemlerde kontroller sırasında, kan alımı gibi çeşitli tahliller yapıldığında da sonuçlar çıkana kadar uyum sorunları gözlenebilir.

Bazen MR ya da radyoterapi makinelerine girmek agorafobiye bağlı güç olabilir ya da bu tetkik ve tedavi sırasında agorafobi gelişebilir ve sonuçta hastanın tedaviyi reddetmesi noktasına gelinebilir.”

Kanserle başa çıkmada 4 psikolojik yöntem

Özellikle kötü seyirli kanser türünün tanısının yeni konulduğu aşamada intihar riskinin yüksek olduğunu belirten Ünsalver, “Kanser tanısı sonrası intiharların yüzde 40'ı ilk 1 yıl içerisinde olur.

Çalışmalarda kanserle psikolojik yönden 4 başa çıkma şekli ortaya çıkar: Savaşçı ruhu, inkâr, metanetle kabul etme ve çaresizlik/umutsuzluk.

Savaşçı ruh ortaya koyan ve inkâr edenlerin 5 yıllık sürede hastalık tekrar oranlarının daha düşük olduğu gösterilmiştir (Greer 1979)” dedi.

Grup tedavileri önemli destek
Haftalık grup terapileri ve paylaşım grupları gibi organizasyonların hastaların yalnız hissetmesini engelleyebileceğini belirten Ünsalver, “Bu kişiler hastalıkları konusunda birbirlerine destek olabilirler. Ayrıca bu tür toplantılarda yanlış bilinenlerin de düzeltilmesi sağlanır. Çünkü kanserde ve diğer birçok hastalıkta kaygıyı arttıran bilgi eksikliğidir” dedi. 

Tanı gizlenmemelidir

Ülkemizde yaygın olan tanıyı hastadan gizleme eğiliminin hastaya faydadan çok zarar verdiğini belirten Barış Önen Ünsalver, hasta yakınlarına da şu tavsiyelerde bulundu:
“Belki tanı hemen paylaşılmasa da uygun zamanda bunu bilmeye ve buna göre hayatını planlamaya hakkı vardır.

Zaten birçok hasta durumunu tahmin eder. Kimisi bu nedenle aile tarafından dışlanmış, otoritesini kaybetmiş gibi hissedebilir. Kendi hayatının kontrolünü kaybettiği ve artık başkalarına bağımlı olduğunu düşünüp tedaviye direnç gösterebilir.

Anlaşılmadığını ve yalnız kaldığını hissedebilir. Bilmek insana güç verir. Hekim hastaya hastalığın seyri ve tedavi süreci hakkında yeterli bilgi verdiğinde hastanın tedaviye uyumu da daha kolay olacaktır.

Elbette tanıyı öğrendikten sonraki ilk aşamada duygusal boşalma yaşanması beklenir, ama bir süre sonra uyum sağlanacaktır.

Источник: http://www.haber7.com/saglik/haber/1780057-kanserde-kaygiyi-bilgi-eksikligi-artiriyor

Meme kanserinde yanlış bilinenler ve işin doğrusu…

Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor

okuyabilirsiniz.

Memedeki her kitle kanser değildir. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle fark eden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemeli.

Fakat her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlış. Kitlenin kanser olup olmadığı, ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılabiliyor.

Eğer kanser şüphesi varsa, tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebiliyor.

2- “Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur.”  

Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor.

Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı, aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazla. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değil.  

3- “Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler”  

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça görülen bazı ortak özellikleri var.

Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlı.

Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.  

4- “Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmazsınız.”  

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5 ile 8’ini oluşturur.

Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak, sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur.

Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.  

5- “Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur.”  

Bu da oldukça yanlış bir inanış. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanser.

Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabiliyor.

Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.  

6- “Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir.”

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi çok doğru bir yöntem. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5 ile10 dakika ile memelerini muayene etmeleri ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmaları gerekiyor.

Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değil.

Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile genel cerrahi uzmanının yapacağı muayenenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var.

Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmeli.  

7- Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok.  

 Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir.

Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.  

8- Erkekler meme kanseri olmaz.  

 Bu da yanlış bir inanış. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkek. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülüyor. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalı.  

9- Meme kanseri olanlar ameliyatta memesini kaybeder.  

 Bu da yanlış bir inanış. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla meme korunabiliyor. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor.

Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mamografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor.

Bu bedel de radyoterapi. Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz.

Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.  

10- Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz.  

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırıyor. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez.

Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.   

11- Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar.  

 Kesinlikle yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekilde geri gelebilir.

Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur.

Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir.

Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.  

12- Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer.  

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz.

Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz.

Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor.

Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın  ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz.

Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz.

Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.  

13- Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir.  

 Artık birçok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz.

Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkından öteye gitmiyor.

Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.  

14- Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür.  

 Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir.

Hatta cerrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür.

Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.  

15- Silikonlu meme patlar

Silikonlu memenin patlayabilmesi için çok ciddi bir darbe alması gerekir. Sadece delici travmalar sırasında silikonlu meme patlayıp delinebilir.

Yeni teknolojiler sayesinde protez memenin içindeki silikon yapısı jel kıvamında değil, jöle kıvamındadır. Böylelikle bu bölgede yırtılma dahi olsa silikon vücuda yayılamaz ve rahatlıkla tamamını çıkarmak mümkün olur.

Travma sonrası silikonu hemen çıkarmakta fayda vardır ancak uzun süre patlayan silikonla yaşamış hastalara da rastlanır

16- Silikonlu memesi olanlar bebek emziremez

Silikon meme protezi bebek emzirmeyi hiçbir zaman etkilemez.

17- Silikon protez ile meme büyütme sonrası kanser riski artar

Kanser riski kesinlikle artmaz. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanserinin gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Günümüzde gelişen tekniklerle bu durum da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla meme protezi rahatlıkla kullanılabilir.

18- Yağ enjeksiyonu ile meme büyür

Yağ enjeksiyonu yeni ve zorlu bir yöntemdir. Şu an bu uygulama deneniyor ancak her olguda standart başarılı bir sonuçtan bahsedilemiyor.

Bu, protez meme kadar kolay bir yöntem değildir ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılır. Hastaya kendi dokusu ya da protez ile meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir.

Bunlardan bir tanesi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonuyla yerine konmasıdır. Bu tür uygulamalar da iyi sonuçlar verir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/meme-kanserinde-yanlis-bilinenler-ve-isin-dogrusu

Meme Kanserinde Cerrahi Yöntemler

Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor

Meme cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Hastanın cerrahi tedavisi, meme cerrahisi ekibi ve hastanın kendisi ile birlikte değerlendirilmekte; hastalığın durumu, hastanın yaşı, tıbbi ve piskososyal durumu, istek ve beklentileri de dikkate alınarak dengeli bir karara varılmaktadır.

Günümüzde meme cerrahisinde aşağıdaki seçenekler uygulanmaktadır;

  • Memenin alınması(mastektomi)
  • Memenin kısmen alınması (meme koruyucu cerrahi)
  • Meme cildinin korunarak memenin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Meme cildi ve meme başının korunarak meme içinin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Memenin alınması ve tedavilerin (kemoterapi-radyoterapi) tamamlanması sonrası meme onarımı
  • Tüm bu meme cerrahisine ek olarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması veya sentinel (bekçi) lenf düğümü örneklemesi

Mastektomi

Mastektomi, memenin tamamen alınması işlemidir. Bu operasyonla tüm meme dokuları hatta bazen yakınındaki dokular da alınır.

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz.

Bazen, meme kanseri riski oldukça yüksek kadın hastalarda koruma amacıyla her iki meme birden alınır (double mastektomi). Bu ameliyat için hastaneye yatırılan hastaların çoğu, ertesi gün taburcu edilir.

Bu yöntem, meme kanseri tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi müdahale sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır.

Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır. Bu işlem, hastaya basit mastektomi kadar fayda sağlayabilir.

Alınan meme dokusunun miktarı, basit mastektomi yöntemindeki oranın aynısıdır.

Bu yöntem, hemen ardından meme rekonstrüksiyonu (estetik cerrahi) planlandığında kullanılır. Büyük veya deri yüzeyine yakın tümörlerde bu yöntemin kullanılması uygun olmayabilir.

Vücudun başka bir bölümünden doku alınarak veya implant kullanılarak meme yeniden yapılandırılır. Cilt koruyucu mastektomi, daha standart bir yöntem olan mastektomi kadar fazla kullanılmamaktadır.

Ancak birçok kadın hasta, daha az yara dokusuna ve daha iyi görünümlü bir memeye sahip olma isteğiyle cilt koruyucu mastektomi yöntemini tercih etmektedir.

Meme ucu koruyucu mastektomi, cilt koruyucu mastektominin bir çeşididir. Bu yöntem, daha çok deride veya meme ucuna yakın kanser belirtisi göstermeyen memenin daha dış kısmında erken evre tümörü olan kadın hastalar için bir seçenektir. Bu işlemde meme dokusu alınır, ancak meme derisi ve meme ucu yerinde bırakılır. Sonrasında memeye estetik cerrahi (rekonstrüksiyon) uygulanır.

İşlem sırasında, kanserli hücreleri kontrol etmek için meme ucu ve meme ucunun çevresinin alt tarafındaki meme dokusu alınır. Bu dokularda kanser belirlenirse, meme ucu alınmalıdır. Meme ucunun alt tarafında kanser belirlenmese bile, bazı tedavilerde kanserin tekrarlama riskini azaltmak için cerrahi sırasında ve sonrasında meme ucu dokularına bir doz radyoterapi uygulanır.

Meme ucu koruyucu cerrahide halen bazı problemler vardır. Cerrahi sonrası meme ucu tam bir kan akışı sağlamayabilir. Bu da, buruşukluğa ve şekil bozukluğuna sebep olabilir. Cerrahi sırasında sinirler de kesildiği için, meme ucunda his azalır ya da hiç kalmaz.

Daha büyük memesi olan kadınlarda estetik cerrahi sonrası meme ucu yerinden dışarı doğru çıkabilir. Bu sebeple, birçok doktor bu cerrahinin daha çok orta ve küçük boy memesi olan kadınlar için iyi bir seçenek olduğuna inanmaktadır.

Bu yöntemle görünür yara izleri daha azdır, ancak işlem doğru yapılmazsa diğer mastektomi yöntemlerinden daha fazla meme dokusu bırakılma olasılığı vardır. Bu da, cilt koruyucu veya basit mastektomiye nazaran meme ucu koruyucu cerrahide daha fazla kanser riski gelişebileceği anlamına gelir.

Bu durum geçmişte bir problem olarak görülürken, günümüzde gelişen teknikler meme cerrahisini daha güvenli bir yöntem haline getirmiştir. Buna rağmen günümüzde birçok uzman, meme ucu koruyucu yöntemin standart meme kanseri tedavisi olarak oldukça riskli olduğunu düşünmektedir.

Modifiye Radikal Mastektomi: Bu yöntem ile basit mastektomi esnasında koltuk altı lenf bezleri alınır. Lenf bezlerinin alınması ile ilgili cerrahi, aşağıda “Lenf Bezi Cerrahisi” bölümünde detayları ile anlatılmıştır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı lenf bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.

Ancak, sonraları daha küçük çaplı ama aynı şekilde etkili yeni cerrahi yöntemler (modifiye radikal mastektomi gibi) bulunmuştur. Bu sayede, hastada radikal mastektomiye bağlı yan etkiler ve memede şekilsizlik görülmemektedir.

Günümüzde radikal mastektomi, daha nadir başvurulan bir yöntemdir ve daha çok memenin altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslarda bulunan geniş tümörler için uygulanmaktadır.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme koruyucu cerrahi yöntemi, zaman zaman kısmi (segmental) mastektomi olarak da adlandırılır. Bu cerrahide sadece memenin etkilenmiş kısmı alınır.

Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır.

Hastaya cerrahi sonrası radyoterapi verilecekse, cerrahi sırasında memenin tümörü alınan bölgesine yerleştirilen küçük metal klipslerle (röntgende görünecektir) radyoterapi tedavi alanı işaretlenebilir.

Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, genellikle lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir.

Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Ameliyat ile alınan doku kenarında kanser hücresine rastlanırsa, hastalık pozitif marjlı demektir. Doku kenarında kanser hücresi bulunmazsa, negatif veya temiz marjlı olarak nitelendirilir. Pozitif marjın olması, cerrahi sonrası bazı kanser hücrelerinin kalmış olabileceğini gösterir.

Patolog, cerrahi ile alınan dokuda pozitif marja rastlarsa, cerrahın yeni bir ameliyatla daha fazla doku alması gerekebilir. İşte bu operasyona, re-eksizyon denir. Eğer, yeterli meme dokusu alınamaması sonucu temiz cerrahi marj elde edilemezse, hastaya mastektomi yapılması gerekebilir.

I ve II. evre meme kanseri olan kadınların çoğu için meme koruyucu cerrahi ve ek olarak radyoterapi tedavisi mastektomi kadar etkilidir. Bu iki yöntemle tedavi edilen kadınların yaşam oranı aynıdır. Ancak, meme koruyucu cerrahi, meme kanseri olan tüm kadınlar için uygun bir seçenek değildir.

Rekonstrüktif (Estetik) Cerrahi

Mastektomi (veya bazı meme koruyucu cerrahiler) sonrası bazı kadın hastalar, cerrahi gören memenin tekrar yapılandırılmasını isteyebilir. Bu işlem, cerrahi sonrası memenin görünümünü yenilemek için yapılır.

Estetik cerrahinin türü ve ne zaman olacağına dair alınacak karar, meme kanseri hastanın tıbbi durumuna ve kişisel tercihlerine bağlıdır. Memeye uygulanacak estetik cerrahi, mastektomi esnasında veya daha sonraki aşamada yapılabilir.

Estetik cerrahinin birkaç çeşidi vardır.

Bazı estetik cerrahilerde, tuzlu su veya silikon implantlar kullanılırken, bazı estetik cerrahilerde vücudun diğer bölgelerinden alınan dokular kullanılır ve bu işleme, otolog doku rekonstrüksiyonu denir.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir.

Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir.

Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu: Bu işlemde, koltuk altındaki alandan yaklaşık 10-40 arası (genellikle 20’den az) lenf bezi alınarak, kanserin yayılımı kontrol edilir. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu, ikinci bir operasyon olarak meme koruyucu cerrahi veya mastektomi ile aynı anda yapılabilir.

Bu yöntem, meme kanserinin yakındaki lenf bezlerine yayılımının gözlenmesi için en sık kullanılan yöntemdir ve halen bazı hastalara uygulanmaktadır.

Örneğin; öncesinde yapılan biyopside bir veya daha fazla koltuk altı lenf bezinde kanser hücresi tespit edilen hastalara koltuk altı lenf bezi diseksiyonu yapılabilir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi: Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu daha az yan etkiye neden olan güvenli bir cerrahi yöntem olsa da, birçok lenf bezinin alınması cerrahi sonrası hastada lenf ödem olasılığını arttıracaktır.

Uzmanlar, lenf ödem riskini azaltmak için lenf bezlerinde kanser araştırmasını sentinel lenf bezi biyopsisi uygulayarak yapabilir.

Bu yöntemle, birçok lenf bezi alınmadan kanserin lenf bezlerine yayılımı hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Bu işlemde, tümörün ilk istila etmiş olabileceği düşünülen lenf bezi, sentinel lenf bezidir. Biyopside bu lenf bezi bulunarak alınır. Kanser yayılmaya başladıysa yüksek ihtimalle alınan sentinel lenf bezinde kanser hücresi tespit edilir.

Bu işlemde, tümörün içine, etrafına veya meme ucunun etrafındaki alana radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Lenfatik damarlar bu maddeleri sentinel lenf bezine veya bezlerine taşıyacaktır. Boyandığı (veya radyoaktif olduğu) tespit edilen lenf bezi alınır. Sonrasında alınan lenf bezleri laboratuvar ortamında patolog tarafından incelenir.

Sentinel lenf bezinde kanser tespit edilirse, tüm koltuk altındaki lenf bezlerinin alınması söz konusu olabilir.

Sentinel lenf bezinde kanser bulunmazsa, kanserin diğer lenf bezlerine yayılmış olma olasılığı düşüktür. Bu sebeple, başka bir lenf bezi cerrahisine gerek duyulmaz ve hasta tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonuna bağlı gelişen yan etkilerle karşı karşıya gelmez.

Bu zamana kadar sentinel lenf bezinde kanser hücreleri tespit edildiğinde, kaç lenf bezinin kanserli olduğunun belirlenmesi için tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu uygulanmıştır. Ancak, son yıllarda araştırmalar bu yöntemin her zaman gerekli olmayabileceğini göstermiştir.

Bazı vakalarda, kanserli olmayan lenf bezlerinin bırakılması güvenli olabilir. Bu, tümörün alınması için ne tür bir cerrahi uygulandığı, tümörün büyüklüğü ve cerrahi sonrası hangi tedavinin planlandığı gibi birtakım faktörlere bağlıdır.

Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, meme koruyucu cerrahi ve ardından radyoterapi görmüş, 5 cm veya daha küçük tümörü olan hastalarda koltuk altı lenf diseksiyonunun uygulanmayabileceği görülmüştür.

Ancak, mastektomi yapılmış kadın hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin alınmamasının güvenli olduğu henüz söylenemez. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürdürülmektedir.

Источник: https://www.memekanserindeyenilikler.com/meme-kanseri-tedavi-yontemleri/meme-kanserinde-cerrahi-yontemler/

Erken Teşhisin Meme Kanserinde Hayati Önemi

Meme Kanserinde Yeterli Bilgi Sahibi Olmak Kaygıyı Azaltıyor
TESTVİDEOYEMEKCAFEGÜNDEMDİĞER

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'da PaylaşFavorilerinize ekleyin.Favorilerinizden kaldırın.Email gönderin.

Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor. Özel Sevgi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burhan Tümen kanser haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, kanserin günümüzün en önemli sağlık sorunları arasında baş sıralarda yer aldığına dikkat çekti.

Özellikle kadınlarda meme kanserinin en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Op. Dr. Burhan Tümen meme kanserinin ülkemizde görülme sıklığının yüzde 8 ila 10 arasında olduğuna işaret etti.

Tümen, Türkiye’de meme kanserinin öneminin Avrupa’ya oranla tam olarak anlaşılamadığını ve bu nedenle de ülkemizde kadınlar arasında meme kanseri konusunda yeterince farkındalık oluşturulamadığını söyledi.

Erken teşhisin meme kanserinde hayat kurtarıcı faktör olduğunu belirten Op. Dr. Burhan Tümen, “Gelişen tıp nedeni ile tedavi seçenekleri artmış, erken tanı ile başarı sağlanmıştır. Erken tanı ile hastalıktan kurtulma şansı yüzde 95 civarındadır.

Bu nedenle arken tanıda kendi kendine meme muayenesi tarama tetkiklerini yaptırmak, belirtileri hakkında fikir sahibi olmak, uzman doktora başvuru çok önemlidir” dedi. Erken tanı için bazı faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr.

Burhan Tümen, “15-16 yaşından sonra adetin 7 ila 10. günleri arasında ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapılmalıdır. 20-40 yaş arası kadınlar 1 ila 3 yılda bir, 40 yaş sonrasındakiler ise yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir.

40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi çektirilmelidir. Daha küçük yaşlarda meme ultrasonu idealdir” diye konuştu.

25 yaşındaki kadınların 20 binde 1′inde meme kanseri görülürken, 80 yaşındaki her 8 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü, meme kanseri vakalarının özellikle 50 yaşından sonra artış gösterdiğini ifade eden Tümen, meme kanseri için risk faktörlerini şöyle sıraladı:

“Aile bireylerinden birinde özellikle birinci derecede akrabalarda over veya meme kanserinin görülmesi ile risk artmaktadır. Meme dokusu uzun süre östrojen etkisinde kalırsa risk artmaktadır.

Doğurmamış, geç doğurmuş veya emzirmemişlerde ve menopoz sonrası kullanılan hormon tedavileri, aşırı kilo, yağlı beslenme, hayvansal gıdalar ile alkol ve sigara kullanımı da riski arttırmaktadır.

Fiziksel aktivite riski azaltmaktadır.”

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

En sık görülen belirtinin memede ağrısız bir kitlenin ele gelmesi olduğunu söyleyen Op. Dr.

Burhan Tümen, meme derisinde tahrişler ya da bozulmalar; memede şişlikler, kalınlaşmalar, meme başının içeri dönmesi ve daha geç evrelerde meme cildinde portakal kabuğu manzarasının ise daha seyrek görülen belirtiler olduğunu ifade etti. Op. Dr. Burhan Tümen meme kanserinin tanısı ve tedavi yöntemleri ile ilgili olarak da şu açıklamalarda bulundu:

“Meme kanserinde doku tanısı için 1 milimetrelik bir kitlenin dahi ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi ile kısa sürede tanısı konulabilmektedir. Riski çok azdır. Hastanemizde gerek Genel Cerrahi Uzmanı gerekse Radyoloji Uzmanı tarafından bu işlem yapılmaktadır.

Meme kanserinin tanı konduktan sonra hangi evrede olduğunu saptamak tedavi açısından önemlidir. 4 ana evre vardır. Doğru evreyi saptamak için karın ultrasonu veya tomografisi, akciğer ve beyin tomografisi veya MR, kemik taraması, tüm vücut kemik sintigrafisi gibi tetkikler gerekebilir.

Hastalık evresi ve patoloji sonucuna göre cerrahi tedavi, kemoterapi, radyoterapi, hormonal tedaviler tek başlarına veya bir arada kombine edilerek yapılabilir. Erken evrede en etkin tedavi kesinlikle cerrahi tedavidir.

Bu gruptaki hastalarda kanserli doku ameliyatla tam olarak çıkarıldığında yaşam şansları en yüksek hasta grubunu oluşturmaktadır. Tümör küçük ve başlangıç evresindeyse sadece memenin küçük bir bölümünün alınması yeterli olmaktadır.

İlaveten koltuk altı lenf bezelerine atlama varsa (sentinal lenf nodulü biyopsisi yapılarak) lenf nodülleri çıkarılır. Memesinin tamamı alınmayan (meme koruyucu cerrahi yapılan) hastaların büyük bir kısmına ameliyat sonrası radyoterapi verilmesi gerekir.

Ameliyat sonrası tümör dokusu patolojik incelemeye gönderilir, inceleme sonucu, tümör özelliklerine bakılıp kemoterapi kararı alınır. Kemoterapi; mikroskobik düzeyde saptanamayan kanser hücrelerinin ölmesi ve nüksetmesini önlemek amacı ile yapılmaktadır. Ayrıca tümörün küçültülmesi ve tümöre bağlı şikayetlerin azaltılması ve yaşam kalitesini arttırılması için kemoterapi önerilir.”

CERRAHİ MÜDAHALE OLMADAN TANI KONULABİLİYOR

Meme kanserinin teşhisinde herhangi bir cerrahi müdahale olmadan da tanı konulabildiği bildirildi.

Özel Sevgi Hastanesi’ne meme kanseri konusunda yoğun bir müracaat olduğuna dikkat çeken Burhan Tümen muayene öncesinde hastalara meme kanseri konusunda, risk faktörleri, meme hastalıklarından korunma önerileri ve kişinin kendi kendine meme muayenesini nasıl yapacağını anlattıklarını söyledi. Op. Dr. Tümen, Özel Sevgi Hastanesi’nde meme kanseri ile ilgili yapılan tetkik ve tedavi yöntemleriyle ilgili de şu bilgileri verdi:

“Radyoloji ve patoloji ve laboratuvar bölümleri ile birlikte çalışılmakta olup tanı için ince iğne aspirasyon biyopsisi ultrason eşliğinde yapılmakta. Ayrıca meme başı akıntılarında sitolojik tetkik için yayma tekniği uygulanmaktadır. Aynı gün içinde bütün tetkikler yapılıp, cerrahi müdahale olmaksızın tanı konulabilmektedir.

Ayrıca operasyon anında patolojik tanı (Frozensection) ve normal patolojik takip incelemesi yapılabilmektedir. Koruyucu önlemlere dikkat. Kilo almamaya dikkat edin. Yağdan fakir gıdalar ile beslenin. Fiziksel aktivitenizi arttırın. Alkolü ve sigarayı bırakın. Hormon tedavileri ancak doktor takibinde ve kontrolünde yapılmalı, riskli durumlarda hemen kesilmeli.

Aile hikayenizde meme kanseri varsa kontrollerinizi mutlaka düzenli olarak yaptırın.”

Etiketler:

kadın sağlığımeme kanserimeme kanseri belirtilerimeme kanseri çözümümeme kanseri erken tedavimeme kanseri erken teşhismeme kanseri hastalığımeme kanseri ile mücadelememe kanseri nasıl anlaşılırmeme kanseri nasıl geçermeme kanseri sebeplerimeme kanseri tedavisisagliksağlık haberleri

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

onedio.com sosyal içerik platformu

IOS ve ANDROID CİHAZINIZA İNDİRİN

Görüş Bildir

Источник: https://onedio.com/haber/erken-teshisin-meme-kanserinde-hayati-onemi-378172

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть