Meme Kanserindeki Yeni Riskleri ve Tarama Testleri

Kanser Tarama Testleri | Acıbadem

Meme Kanserindeki Yeni Riskleri ve Tarama Testleri

Kanserin erken evrede teşhisi, kanser tedavisinin başarısını artırıyor. Kanserin erken teşhisi için kişinin herhangi bir yakınması olmasa dahi rahim ağzı, meme, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için kanser tarama testleri yaptırması önem taşıyor.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kadınların düzenli olarak Pap smear testi ya da ışıklı tarama testi yaptırması; meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaş öncesi kendi kendine meme muayenesi ve klinik meme muayenesi ile 40 yaş sonrası mamografi; hem kadın hem erkekler için kalın bağırsak kanserinin erken tanısında dışkıda gizli kan testi, kan testleri, kolonoskopi ve kolon röntgeni; prostat kanserinin erken tanısı için erkeklerde PSA ve rektal muayene yaptırılması öneriliyor.

Risk grubundaki kişiler için tiroid, deri, lenf bezleri, ağız içi ve akciğer bölgeleri için düzenli muayeneler önem taşıyor. İdrar yolu, böbrek ve mesanede meydana gelebilecek kanser türlerinin tespiti için, hekiminiz tarafından istenen “idrar sitolojisi” ile idrar incelemesi yapılabiliyor.

Ayrıca hekiminiz kanserden şüpheleniyorsa kan testi isteyerek kan hücrelerinin sayıları ve büyüklüklerine bakabiliyor. Bu test ile kan kanseri genellikle tespit edilebiliyor. Test sonrası kesin tanı için kemik iliği biyopsisi yapılıyor.

Prostat kanseri, yumurtalık kanseri, tiroid kanseri, karaciğer ve testis kanserinde kan testleri tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak kan kanseri (lösemi) dışında hiçbir zaman kan testleri ile kanser tanısı konmuyor, hekim tarafından diğer tanı yöntemlerine başvuruluyor.

Kanserde erken teşhis mümkün müdür?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanserde Erken Teşhis” üzerine soruları cevaplıyor.

Aile üyelerinde kanser öyküsü varsa, meme, yumurtalık (over) ve bağırsak kanserleri ve bazı diğer kanser türlerinde uygulanabilen genetik testler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde kanser geçirme olasılığının belirlenmesinde kullanılıyor.

Genetik testler ile aralarında bazı kanser türlerinin de bulunduğu belirli hastalıklara olan yatkınlık, çocuklara geçebilecek genler, bireylerin ilaçlara farklı yanıt vermesinden ve bazı yan etkilerden sorumlu genetik faktörler tespit edilebiliyor.

Genetik testler: Tükürük ya da kan örneği üzerinden DNA analizi yapılarak gerçekleştirilen Genetik genetik test ile bazı kanser türlerine olan yatkınlık belirlenebiliyor.Ailesel tümör riski bulunan kişiler Tüm Vücut MR incelemesi yaptırabiliyor. Meme, prostat ve gastrointestinal (sindirim sistemi) tümörlerinin erken evrede saptanabilmesi için klasik tarama yöntemleri ile birlikte yapılabiliyor.

Kanser tarama testlerinin yanı sıra kişide genetik yatkınlık olması ya da kanserin belirtisi olabilecek çeşitli şikayetlerle hekime başvurulması durumunda, hekimin belirleyeceği kanser tanı yöntemleri ile kanserin erken evrede teşhisi yapılıyor.

Normal çıkan check up sonrası kişi kanser teşhisi alabilir mi?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanserinin erken teşhisi için 20 yaşından itibaren tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önem taşıyor.

Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için bir genel cerraha muayene olması gerekiyor. Meme kanseri riski taşımayan tüm kadınların ise 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografik takiplerinin yapılması gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarınsa 25 yaşından itibaren doktor kontrolünde olmaları büyük önem taşıyor. Meme kanserinde genetik yatkınlığın araştırılması için çeşitli genetik testler de uygulanabiliyor.

Meme kanserinin tanısı için kullanılan yöntemler, mamografi, dijital mamografi, ultrasonografi, MR görüntüleme (Klasik MR ya da Tüm Vücut MR), biyopsi yöntemleri, Duktoskopi ve PET-CT.

Kadınlar için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruları cevaplıyor.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için tüm kadınların, cinsel yaşamları başladığı andan itibaren düzenli olarak PAP smear testi yaptırması öneriliyor. Yılda bir kez jinekolojik muayene yapılması, erken teşhis açısından hayati bir öneme sahip. 30 yaş üzerinde üç yıl ardışık PAP smear testi normal geldiyse, tarama sıklığı hekim tarafından azaltılabiliyor.

Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanıyorsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilme yapılıyor.

Rahim ağzı kanserinin tanısında başka bir yöntem ise; ışıklı tarama. Son yıllarda kullanılmaya başlayan ışıklı tarama testi ile rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonların PAP smear testine göre 2 yıla kadar erken tanısı sağlanabiliyor. Işıklı tarama yönteminde jinekolojik muayene sırasında özel bir alet ile rahim ağzına bakılıyor ve hekim tarafından hemen sonuç veriliyor.

Böylece tanı konulması durumunda hemen biyopsi basamağına geçilebiliyor. Tüm Vücut MR yöntemi ile yapılan taramada ise rahim ve yumurtalıklar taranarak erken tümör bulguları da saptanabiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınların HPV aşısı yaptırması büyük önem taşıyor. HPV aşısı 55 yaşına kadar her yaştan kadına da yapılabiliyor.

HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi önem taşıyor. HPV aşısı ayrıca erkeklerde de bu virüse ve neden olabilecek kanserlere (anüs, penis, ağız-boğaz bölgesi oluşabilecek kanserler) karşı koruma sağlayabiliyor.

Kolon ve Rektum Kanseri

Kalınbağırsak ya da diğer adıyla kolon ve rektum kanserine karşı herhangi bir risk faktörü ya da yakınması olmasa dahi 40 yaşından itibaren rutin olarak yapılacak dışkıda gizli kan testi, erken teşhisi için önem taşıyor.

50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.

Eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanmalı.

Ayrıca kan testleri (CA 19-9, Gama Glutamil Transferaz (GGT)), rektal muayene, sigmoidoskopi, çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi de kolon kanseri taraması yöntemi olarak kullanılıyor. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Kolon kanserini düşündüren bulgular varsa hekim tarafından akciğer filmi (kanserin akciğerlere yayılma olasılığı nedeniyle), tüm karın bilgisayarlı tomografisi – BT (sanal kolonoskopi), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor. Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor.

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında ikinci sırada yer alan prostat kanserine karşı her erkeğin 40 yaşında PSA testi (kan testiyle bakılır) yaptırması önemli. PSA seviyesi 1’in altındaysa, testin 45 ve 50 yaşında tekrarlanması yeterli oluyor.

Ancak seviye 1’in üzerindeyse, daha sık aralıklarla PSA testi yaptırmak gerekiyor. Çünkü bir kan belirteciyle teşhis konulabilen tek tümör prostat kanserleri.

Ancak prostat kanseri erken tanısında sadece PSA baktırmak yeterli olmadığından ve rektal muayene gerektiğinden, 50 yaşından itibaren düzenli doktor muayenesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Tüm Vücut MR yöntemiyle yapılan tarama da, prostat kanserinde erken dönem bulguların saptanması için diğer tarama yöntemleriyle birlikte kullanılabiliyor.

Erken tanı için yapılan düzenli PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor.

MR Ultrason ve Füzyon ve Biyopsi Sistemi’nde, biyopsi almak için kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye denk gelmesi sağlanıyor. Bu sistem ile elde edilen görüntülerde özellikle agresif kanser odakları tespit edilebiliyor.

Erkekler için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruşarı cevaplıyor.

Cilt Kanseri

Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşıyor.

Yapısal özellikleri bu şekilde olanların, düzenli olarak benlerini bir dermatoloji uzmanlarına inceletmeleri cilt kanserinin erken teşhisi açısından önemli. Deri kanserinin kesin tanısı ise cerrahi olarak çıkarılan dokunun patolojik incelemesi ile konulabiliyor.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri taramalarında standart bir yaş bulunmuyor. Ancak özellikle risk grubunda olanların bu noktada dikkatli olmaları gerekiyor.

30 yıldır sigara içen, 55-74 yaş arası bireylerin yılda bir defa düşük doz tomografi ile taramalarını yaptırmaları erken teşhiste büyük önem taşıyor.

Bu tarama testi sayesinde akciğer kanserinden ölüm oranlarını yüzde 20 oranında azaldığı gösteriliyor.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri teşhisinin ilk aşaması, boynun orta alt kısmındaki şişlik şikayeti ile hastanın hekime başvurması ile başlıyor. Muayene ile birlikte kanda T3, T4, TSH seviyelerine bakılabiliyor. Nodülü olan hastalarda ayrıca tiroid sintigrafisi çekilebiliyor.

Tiroid bölgesindeki bir nodülden şüpheleniyorsa, radyologların yapacağı ultrasonografik inceleme ile var olan bir nodülün varlığı ve boyutu değerlendirilebiliyor. Bir sonraki aşamada ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisi tanı konulabiliyor.

Tiroid kanserinin varlığı ya da kanserin türü konusunda kesin teşhis, şişliğin cerrahi yolla çıkarılması ve patolojik yolla incelenmesi ile konuluyor.

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonların incelenmesinde yarar sağlıyor.

Ağız ve Dil Bölgesi Kanseri

Sigara ve alkol kullanan kişilerde sıklıkla karşılaşılan ağız ve dil bölgesi kanserlerinin erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenesi önem taşıyor. Ağız içinde yaralar, kanama gibi belirtiler ile hekime başvurulduğunda ilk olarak gözle muayene yapılıyor.

Hekim kanserden şüphelenirse hastalığın yaygınlığını anlamak için tomografi, MR ve ultrason gibi tetkiklere başvuruluyor, kesin teşhis için ağızdan alınan parça patolojiye gönderiliyor. Böylece kanser teşhis edilebiliyor ve kanserin türü anlaşılmış oluyor.

Lenfoma

Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde oluşan şişlikler, çoğunlukla ağrı vermiyor ve kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor.

Enfeksiyonlar nedeniyle olabilecek bu şişliklerin iki haftadan fazla geçmemesi ve nedeni bilinmeyen ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler halinde doktora başvurmak gerekiyor.

Lenfomanın teşhisinde fiziki muayene, kan testleri, akciğer filmi ve biyopsiden yararlanılıyor.

Kişinin kanser olup olmadığını tespit eden tek bir kan testi var mıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/erkenteshis/kanser-tarama-testleri/

Tomosentez: Meme kanseri tarama yöntemi

Meme Kanserindeki Yeni Riskleri ve Tarama Testleri

Tomosentez veya dijital tomosentez, meme kanserini taramak için yeni bir mamogram türüdür. Nispeten yeni bir teknolojidir ve sadece bazı hastanelerde mevcuttur. Bu tarama prosedürünün erken sonuçları ümit vericidir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, her 8 kadından 1’i olan kadınların yaklaşık yüzde 12’si hayatları boyunca meme kanseri geliştirecek. Bir erkeğin yaşam boyu göğüs kanseri riski her 1000 erkeğe 1’dir.

Çoğu meme kanseri invazivdir. Süt kanallarında veya süt üreten bezlerde kalmazlar, ancak memenin içindeki ve dışındaki normal sağlıklı dokuları istila ederler.

Meme kanserinden ölen kadın sayısı, 1989’dan beri, tarama ve iyileştirilmiş tedavi ile erken tespit edilmesine bağlı olarak azalmaktadır.

Yayılmadan önce tespit edilen meme kanseri tedavisi daha kolaydır. Sağkalım şansı daha yüksek ve mastektomi veya kemoterapi gibi tedaviye ihtiyaç duyma olasılığı daha düşüktür.

Bir mamogram nedir?

Bir mamogram memenin bir X-ışını görüntüsüdür. Mamogramlar, kanserlerin görülebilecek veya hissedilemeyecek kadar küçük olduklarında ve hastalık belirtileri olmadığında taranmasını sağlar. Mamogramlar kanseri önlemez, ancak erken tanıyı mümkün kılar.

Tanısal mamogramlar, yumru gibi belirtiler ve semptomlar olduğunda meme kanserini de kontrol edebilir.

Kanser hastalığının erken tespiti için Amerikan Kanser Topluluğu kılavuzları kadınları tavsiye etmektedir:

  • 40 ila 44 yaş arası bir yıllık mamogram önerilmelidir
  • Yaşları 45 ila 54 yıl arasında yıllık bir mamogram olmalıdır.
  • 55 yaşında ve daha büyük olanlar her yıl yılda bir kez izlenirler veya her 2 yılda bir tarama yaparlar.

Her yaştan kadınlar, meme kanseri taramasının yararları, kısıtlamaları ve potansiyel zararlarından haberdar edilmelidir.

Tarama, şunları tespit etmeyi amaçlamaktadır:

  • Süt kanallarında ve dokularda kalsiyum birikimi
  • Topaklar veya kitleler
  • Asimetrik alanlar
  • Bir memede veya bir bölgede yoğun alanlar
  • Önceki bir mamogramdan beri ortaya çıkan yeni yoğun alanlar

ABD’de her yıl yaklaşık 40 milyon mamogram yapılmaktadır.

Tomosentez nedir?

Tomosentez, normal mamogramlarla aynı teknolojiyi kullanır, ancak geleneksel mamogramlar 2-D iken, tomosentez mamogramları 3-D’dir.

Tomosentez düzenli bir mamogramdan farklı olarak, bir CT taraması bir X-raydan farklı olduğu gibi, ya da bir top bir daireden farklıdır. Biri üç boyutlu, diğeri düz.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), meme taraması için tomasentezi onayladı. Ancak, bu sadece sınırlı hastanelerde mevcut olan yeni bir teknoloji olduğundan, henüz meme kanseri için standart tarama olarak kabul edilmemektedir.

Bir mamogram ve tomosentez arasındaki benzerlikler ve farklılıklar

Standart 2-D mamografi, her memenin iki X-ışınını alır. X-ışınları, yukarıdan aşağıya ve yana doğru iki açıdan alınır. Tomosentez 3-D mamografisi her memenin birden fazla X-ışınını alır ve X-ışınları birçok açıdan alınır.

Hem standart 2-D hem de tomosentez 3-D mamografisi sırasında, bir teknoloji uzmanı memeyi mamografi makinesinin plakasına yerleştirecektir. Fotoğraf çekilirken, memenin sıkıştırılması için makinenin üst plakası indirilir.

Memenin sıkışması sadece birkaç saniye sürse de, bazı kadınlar için acı verici veya rahatsız edici olabilir.

Toosentez sırasında, X-ışını tüpü memenin etrafındaki bir yayda hareket eder. Makine, 7 saniyelik bir incelemede, farklı açılardan ince göğsü 11 görüntü alır. Makineden gelen bilgi daha sonra, kesitsel verileri göğsün 3-D görüntülerine birleştiren bir bilgisayara gönderilir.

2-boyutlu bir mamografiden alınan X-ışınları sadece iki açıdan alınır, bu da üst üste binen göğüs dokusu ile görüntü oluşturabilir. Bu örtüşen meme dokusu bir yumru veya kütle olarak yanlış yorumlanabilir.

3-D mamografi, meme dokusunun görüntülerini, birden fazla açıda bölümler halinde oluşturur, bu da sorunlu meme anormalliklerini daha kolay bulmayı sağlayabilir.

Tomosentez daha net bir görünüm sağlar ve daha hassastır. ABD’de, tomosentez daha fazla test için hatırlama oranlarını yüzde 30 ila 40 oranında azaltmıştır.

Araştırmacılar, iki yöntemin doğruluğunu karşılaştıran hiçbir kalite çalışması olmadığı için 3-D tomosentez mamogramlarının 2-D mamogramlardan daha iyi olup olmadığından emin değiller.

Bununla birlikte, çalışmalar tomosentezin kanserin yoğun meme dokusunda görülmesini kolaylaştırabileceğini düşündürmektedir.

Toosentezin faydaları

Daha ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmasına rağmen, erken kanıtlar, geleneksel mamografi ile karşılaştırıldığında, tomosentezin şunları sağlayabileceğini göstermektedir:

  • Küçük veya gizli meme kanserinin daha erken tespiti
  • Anormalliklerin yerleştirilmesinde daha fazla doğruluk
  • Gereksiz biyopsi ve ek testlere daha az ihtiyaç duyulur ve bu da yüzde 15 daha az yanlış alarm verir.
  • Birden çok göğüs tümörü bulma şansı daha fazla
  • Yoğun meme dokusunun daha net görüntüleri
  • Yanlış pozitif okumaların oranındaki azalmalar

Meme taraması için tomosentez dezavantajları

Standart bir meme tarama aracı olarak tomosentez kullanarak olası problemler şunlardır:

  • Görüntüleri yorumlamak için daha uzun süre
  • Zarar vermeyecek koşulların aşırı teşhisi
  • Yüksek maliyet
  • 2-D mamografi ile kombine edildiğinde radyasyon dozunu ikiye katlayın

Toosentez meme kanseri taramasını geliştirebilir olsa da, riskler ve faydalar konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Meme taramasının riskleri

Mamogramlarla ve meme taramasıyla bağlantılı riskler genellikle şunları içerir:

  • Düşük dozda radyasyona maruz kalma: Ancak, mamogramlara sahip olmanın yararları düzenli olarak risklere ağır basmaktadır.
  • Yanlışlık: Kullanılan tekniğe, kişinin yaşına ve meme yoğunluğuna bağlı olarak yanlış mamogramlar mümkündür.

  • Zor yorumlama: Daha genç kadınlar yaşlı kadınlarla karşılaştırıldığında daha yoğun meme dokusuna sahiptir, bu yüzden kanser belirtilerini görmek daha zordur.
  • Ek test ihtiyacı: 25 kadından 1’inde ultrason veya biyopsi ile daha fazla test yapılması gerekecektir.

  • Tüm kanserler saptanmaz: Kanser çok küçük olabilir veya mamogramda görünmeyen bir bölgede olabilir. Mamografiler 5 kanserden yaklaşık 1’ini kaçırmaktadır.
  • Zararsız tümörleri araştırmak: Hayati teh arz etmeyen kanserler bulunduğunda gereksiz sıkıntı ve tedavi ortaya çıkabilir.

  • Tedavi edilemeyen kanserleri tanımlamak: Diğer vücut bölgelerine hızla büyüyebilen ve yayılabilen agresif tümörleri tedavi etmek zordur.

Diğer meme kanseri tarama ve test

Diğer meme taraması ve testleri şunları içerir:

  • Klinik meme muayenesi, bir doktor tarafından memelerin muayenesini içerir.
  • Ultrasonografi bir mamogramda bulunan kitleleri değerlendirir.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), tanısal değerlendirme, cerrahi sonrası kitleleri değerlendirmek veya radyasyon tedavisini takip etmek için kullanılabilir.

    Ayrıca, daha yüksek meme kanseri riski olan kişilerin taranması için de kullanılabilir.

  • Termografi, bir tümöre işaret edebilecek cilt sıcaklığı değişikliklerini gösterir.
  • BRCA testi, bir kadının meme kanseri riskini arttıran BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonunu taşıdığını gösterir. Bir BRCA gen mutasyonu doğrulanırsa, daha düzenli meme taraması yapılması önerilebilir.

Meme kendi kendine muayene, tarama sürecinin bir parçası olarak önerilmekteydi, ancak artık tavsiye edilmiyor. Kadınlar, göğüslerinin durumundan haberdar olmaları ve olağandışı değişiklikleri bildirmeleri konusunda teşvik edilir.

Şimdilik 2-boyutlu mamografi meme kanseri taraması için altın standart olmaya devam etmekte ve meme kanserini erken teşhis etmenin en iyi yolunu sunmaktadır.

Источник: https://trmedbook.com/tomosentez-meme-kanseri-tarama-yontemi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.