Meme Kanserinden Kurtulmak İçin Memenizi Kaybetmek Zorunda Değilsiniz!

içerik

Meme Kanserinin Bulguları

Meme Kanserinden Kurtulmak İçin Memenizi Kaybetmek Zorunda Değilsiniz!

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebilirler.

Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kişinin kendisini elle muayene etmesi sayesinde bulunabilmekte. Kanserli kitleler sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olur ve meme dokusu içinde rahatça oynatılmaz. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturur.

Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.

Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmaz ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebilir. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekir.

Meme Kanserinin Bulgusu Olabilecek Başlıca Belirtiler

  • Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Memebaşından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Memebaşında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Memebaşı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Memede Kitle

Bir çok kadın hayatlarının bir döneminde memelerinde bir sertlik fark eder. Akla ilk olarak kanser gelse de bu kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bununla birlikte her durumun mutlaka klinik olarak değerlendirilmesi gerekir.

Elinize gelen kitle 2 farklı yapıdan biri olabilir. Kitle, içi sıvı dolu bir kese olabilir. Buna kist diyoruz. Kistler genellikle adet zamanları daha da büyür ve ağrılıdırlar.

Özellikle menopoz öncesi 40’lı yaşlarda daha sık görülür. Diğer bir olasılık da, içi farklı bir doku ile dolu bir kitle olabilir; buna da solid kitle denir.

Bu iki farklı yapıyı ayırmanın en iyi yolu kitlenin ultrason ile incelenmesidir.

Meme Başında Ortaya Çıkan Akıntı

Her kadının meme başından çeşitli zamanlarda akıntı gelebilir. Özellikle meme başı sıkıldığı zaman sarı–yeşil arası renkte, boza kıvamında olan akıntı normal kabul edilir. Gebe olmayan kadınlarda meme başından süt gelmesi de kanser bulgusu değildir; bu durum vücudun hormonal değişikliği ile ilgili olabilir.

Kanser açısından önemli olan, akıntının meme başını sıkmadan kendiliğinden gelmesidir. Bu durum, sütyenin veya çamaşırın ıslanması şeklinde fark edilir. Özellikle akıntının koyu kahverengi, siyah veya kan rengi olması önemli bir bulgudur.

Böyle bir durumda, meme başından gelen akıntıdan örnek alınarak laboratuvarda incelenmesi gerekir.

Memede Kist

Kistler genellikle memenin iyi huylu tümörleridir. Boyutları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişir. 25 yaş altındaki kadınlarda nadir, menopoza yaklaşmış kadınlarda daha sık görülür.

Kistlerin içi iğne ile boşaltılarak içindeki sıvı incelenebilir. Eğer kanlı bir sıvı içeriyorsa, kistin ameliyatla çıkartılıp incelenmesi gereklidir. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi gören bir kadında kist ortaya çıkmışsa, içerdiği sıvı kanlı olsun veya olmasın patolojide incelenmesi gerekir.

Eğer bir kist iğne ile boşaltıldıktan sonra 4-6 hafta içinde tekrar ediyorsa, ameliyatla çıkartılması önerilebilir. Ayrıca kistin bir kısmı, solid dediğimiz meme dokusundan farklı bir yapı içeriyorsa, yine kistin ameliyatla çıkartılması önerilir.

Solid (katı) Kitle

Memede sıvı içermeyen, içi farklı hücrelerle dolu olan kitlelere solid (katı) kitle diyoruz. Solid kitlelerin kanser olma olasılıkları kistlere göre daha yüksektir. 40 yaş üzerindeki bir kadının memesinde saptanan solid bir kitle, aksi ispat edilene kadar kanser şüphesi taşır bu nedenle mutlaka araştırılması gereklidir.

Memede saptanan kitle, mamografi ve ultrasonla değerlendirilerek kanser olma olasılığı araştırılır. Bu yöntemlerle kesin teşhis koymak mümkün olamamaktadır. Ancak kitleden alınan parçanın patolojide incelenmesiyle kesin tanı konabilir.

Meme Derisinde Kalınlaşma,  Şişme, Renk Değişikliği

Bazen memede kitle olmadan, doğrudan meme derisinde bazı değişikliklerle kanser başlayabilir. Meme derisinin bir bölgesinde kızarıklık, kalınlaşma, portakal kabuğu gibi yer yer çekintilerin ortaya çıkması, kanserin ilk bulgusu olarak değerlendirilebilir. Meme derisinde böyle değişiklikler fark ediyorsanız, mutlaka hekime danışmalısınız.

Meme Başında Kalınlaşma, Kızarıklık Veya Yara Olması

Meme başındaki değişiklikler de kanser açısından önemlidir. Özellikle meme başı çevresinde ortaya çıkan kızarıklık, yara gibi değişiklikler memede bir kitle olmasa bile kanser bulgusu olabilir.

Memede Veya Meme Başında İçeri Doğru Çekinti Olması

Bazı kadınlarda çocukluktan itibaren her iki meme başı da içe çekik olabilir. Bu, herhangi bir hastalık anlamına gelmez. Böyle durumlarda bebek emzirmek çoğu kez mümkün olmaz.

Bu gibi yapısal bozukluklar kozmetik amaçlı olarak, yani sadece görünüm açısından ameliyatla düzeltilebilir. Kanser açısından önemli olan, tek memenin başının son zamanlarda içeri çekilmesidir .

 Böyle bir durumda mutlaka hekime başvurmanız gerekir.

Meme Başlarının Pozisyonlarında Değişiklik

Meme başlarının pozisyonlarında da değişiklik olabilir. Meme başı bir tarafa doğru çekilebilir. Bu da bir kanserin belirtisi olabilir.

Memenin Şeklinde Değişiklik

Genellikle her iki meme simetrik değildir ve bir meme diğerinden daha büyük olabilir. Bu normal bir yapıdır. Bazen memelerin genel yuvarlaklığında veya şeklinde de değişiklik olabilir. Kanser açısından önemli olan, sonradan gelişen simetri değişikliğidir.

Koltuk Altında Ele Gelen Bir Kitle

Koltuk altında ele gelen bir kitle, birçok nedene bağlı olan bir lenf bezi büyümesi olabilir. Bazen meme kanserinin ilk bulgusu da olabilir. Bu nedenle eğer elinizde ve kolunuzda son zamanlarda bir enfeksiyon geçirmediyseniz, bu kitlenin incelenmesi gerekir.

Источник: http://drcemyilmaz.com/meme-hastaliklari/meme-kanseri/meme-kanserinin-bulgulari/

Kelimelerden kansere… Meme memedir, göğüs değil!

Meme Kanserinden Kurtulmak İçin Memenizi Kaybetmek Zorunda Değilsiniz!

Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Taner Kıvılcım, meme kelimesinin kullanımının hâlâ tabu olduğunu söyledi. Hastaların şikayetlerini ifade ederken bile çekindiğini belirten Dr.

Kıvılcım şunları söyledi: “Öyle ki meme hastalarımız zaman zaman ‘göğüs’ kelimesine yönlenerek göğüs hastalıkları uzmanına gidiyorlar. Hatta göğüs cerrahına gidenler dahi oluyor.

Oysa meme Türk Dil Kurumuna göre kısaca ‘çıkıntı’ demekten fazlası değil.

TDK sözlüğünde göğüs kelimesinin birçok anlamda kullanıldığına işaret eden Dr. Taner Kıvılcım “Mesela ‘sine’ şöyle açıklanmış: ‘1. Göğüs, 2. Gönül, yürek 3. Bağır, iç’. ‘Göğüs’ kelimesi ise ‘1. Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine, 2. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı, 3. Bu bölümün içindeki organlar.

Oysa meme “Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan, meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik ve vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı’ gibi iki anlamda kullanılıyor. Türkülere de konu olmuş sine.

Örneğin Neşet Ertaş bazen sinesindeki gizli yaradan bahsederken, bazen de munzurca ‘açıver düğmeleri, göreyim sineleri’ demiş.

MEME İLE İLGİLİ EN ÖNEMLİ ŞEY KANSER

Anlamını ister basitleştirelim ister yüceltelim, meme konusunda göz ardı edilmemesi gereken kavram ‘meme kanseri diyen Dr. Kıvılcım şunları söyledi: “Dünyada sekiz kadından birinde gördüğümüz istenmeyen misafir. Üstelik öyle haber vererek de gelmiyor. Uzun zaman içinizde büyüyor ve beklemediğiniz bir anda hayatınızın orta yerine yerleşiveriyor.”

Yrd. Doç. Dr. Taner Kıvılcım, “Peki, gerçekten bu kadar kötü mü bu meme kanseri? Bir erkeğin gözünden buna yorum yapmak çok tehli olsa da gözlemlerin önemli olduğunu düşünüyorum.

Meme kanseri hastalarımızda genellikle fark ettiğim, bu hastalığın kadının içindeki güçlü savaşçı yanı ortaya çıkardığı. Çoğu zaman biz erkekler grip dahi olsak hayatımız bize de etrafımıza da zehir olur.

Ancak kadın en zor hastalıklarla dahi karşılaştığında, onunla savaşırken bir yandan da etrafına umut oluyor. Her meme kanseri savaşçısı (belki de hayatın kıymetini daha iyi bildiklerinden) etrafındaki insanlara karşı sadece duruşu ile tabiri caizse yaşam koçu oluveriyor.

Ben de sosyal medya da birçok kanser savaşçısını takip ediyorum. Hali hazırda tanısını koyduğumuz, cerrahi tedavisini yaptığımız bu insanların sonrasındaki hayatlarını hayranlıkla izlediğimi itiraf etmeliyim.

KARMA BESLEN, KARANLIKTA UYU, KİLO VER

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Taner Kıvılcım, Meme Kanserinden korunmak için alınması gereken önemler hakkında önemli bilgiler verdi.

Meme kanseri üzerine gerek bilimsel, gerek felsefi olarak birçok cümle söylemek mümkün. Yine de odaklanmak istediğim ilk nokta, meme kanserinden korunmak için yapılması gerekenler.

Çok basit bir kaç önlem: Sağlıklı ve karma beslen, spor yap, kilo ver, karanlıkta uyu ve elbette sigardan uzak dur.

Bunlar açılabilir ancak her yerde bu konular ile ilgili onlarca yazı bulmak mümkün. Özellikle diyet konusunda ise benim kişisel fikrim, aynı avukat, doktor ya da diş hekimi gibi herkesin düzenli kontrolünü yaptırdığı bir diyetisyeninin olması. Çünkü herkesin bedeni ve vücut ihtiyaçları farklı.

Bunun yanında spor dediğimiz her gün saatlerce spor salonunda vakit geçirmek değil. Hafta da 3 ya da 4 gün kendinize ayıracağınız yaklaşık 1 saat. Bu yürüyüş, koşu, yüzme ya da yoga, pilates, vb. spor dalları olabilir. Önemli olan belli bir ritme ulaşmanız ve kendinize ayırdığınız kaliteli bir zaman dilimi oluşturmanız. Diğer öneriler ise oldukça açık sanırım.

AYDA BİR KEZ KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ

Peki, sağlıklı yaşamak her şeyden koruyor mu? Maalesef hayır! Bu yüzden dünyada ve ülkemizde tarama yöntemleri mevcut. Bu, sağlıklı yaşamanıza rağmen karşılaşabileceğiniz meme kanserini erken tanımanızı sağlayan önemli bir husus.

Ülkemizde meme kanseri tarama programı 40 yaşından sonra yapılacak yıllık genel cerrahi doktor muayenesi ve iki yılda bir yapılacak olan mamografiden ibaret.

Bunun dışında kişilerin kendini tanıması için ayda bir kez yapılan kendi kendine meme muayenesini öneriyoruz.

HER ŞEYE RAĞMEN KANSER OLABİLİRİZ, AMA..

Her şeye rağmen kanser olabilir misiniz? Evet! Peki, korkmalı mı? Hayır! Çünkü erken tanı almış meme kanseri artık yaşam süresini kısaltmıyor. Üstelik 20 yıl öncesine kadar her kanserde memenin tamamı alınırken artık meme dokusu mümkün olduğunca korunuyor. Hatta onkoplastik meme cerrahisi yöntemleri ile eskisinden daha güzel meme dokusuna sahip olan hastalarımız var.

YAŞASIN KANSER SAVAŞÇISI KADINLAR

Yine bir erkek olarak meme kanserinin felsefi boyutuna dönecek olursam; her şeye rağmen memesinin tamamı alınmak zorunda kalmış, kemoterapi nedenli saçları dökülmüş bir kadının savaşçı ruhuyla gülümsemesi bana bu dünyadaki en estetik şey gibi geliyor.

Yaşasın kanser savaşçısı kadınlar, yaşasın bu güçlü kadınların her zaman yanında olan erkekler! (HABER MERKEZİ)

Источник: https://www.evrensel.net/haber/341317/kelimelerden-kansere-meme-memedir-gogus-degil

Meme kanseri belirtileri nelerdir? Kanser riskini belirlemek mümkün mü?

Meme Kanserinden Kurtulmak İçin Memenizi Kaybetmek Zorunda Değilsiniz!

Meme kanserinin çok yaygın bir hastalık olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Yöneticisi Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Her yıl 1,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuyor.

Yeni doğmuş bir kız çocuğunun ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riski ise yaklaşık yüzde 12, bu çok yüksek bir oran” dedi. Prof. Dr.

Çakmakçı meme kanserinden korunmak için sihirli bir formül olmadığını belirterek, “En önemlisi kadınların düzenli olarak kontrollerini yaptırması” dedi.

Bu nedenle meme kanseri ile ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde umut verici gelişmeler yaşansa da erken tanı avantajını kaybetmek hastalığın tedavisini zorlaştırıyor. Tüm dünyada Ekim ayında kutlanan Meme Kanseri Farkındalık ayı kapsamında açıklamalar yapan Prof. Dr. Metin Çakmakçı, meme kanseri riskinin yaşla birlikte arttığını söyledi.

Düzenli hekim kontrolleri için anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arası olduğunu belirten Prof. Dr. Çakmakçı, “Önerimiz, 40 yaşından sonra risk altında olanların, 45 yaşından sonra ise her kadının her yıl düzenli muayene olması, mamografi ve ultrasonografi çektirmesi. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek izlemek gerekebiliyor” dedi.

20 yaşından sonra dikkat etmek gerekiyor

Her kadının 20 yaşından itibaren, her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, meme yapısını bilmesi ve değişikliklerin farkında olması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Çakmakçı, “Risk faktörlerine sahip olan, örneğin ailesinde meme kanseri görülen ve hormon kullanan kadınlar özel risk grubunda olduğu için hekim muayenelerine 20 yaşından itibaren başlaması gerekiyor” diye konuştu.

Ailede varsa dikkat

Meme kanserinin yaklaşık yüzde 10’unun genetik olduğunu anlatan Prof. Dr. Çakmakçı, özellikle anne, teyze ya da kız kardeşinde meme kanseri görülen kadınların risk altında olduğunu ve doktor kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini söyledi.

12 yaş ve altında adet kanamasının başlamasının da meme kanseri riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Çakmakçı, “Meme dokusu yoğun olan, yani mamografideki toplam alanın yüzde 75’inden fazlasının yoğun olmasının meme kanseri riskini 4-6 kat artırdığını biliyoruz” dedi.

Meme kanserinde önemli olanın belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalamak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çakmakçı, “En sık belirti memede kitle fark edilmesidir; ancak memede ele gelen her kitle kanser değildir.

Erken tanıda amaç ele gelmeyen kitleleri saptamaktır” şeklinde konuştu.

Kanser riskini belirlemek mümkün

Kadınların meme kanseri risklerini öğrenebileceklerini anlatan Prof. Dr. Çakmakçı, “Riskleri belirlemek için büyük bir bilgi havuzumuz var.

Ailesinde tekrarlayan ya da genç yaşta görülen meme kanseri veya başka bir kanser türü görülen kadınlara sorular sorarak yanıtları bu havuza girdiğimizde, o kadının meme kanseri olma riskini rakamsal olarak öğrenebiliyoruz.

Sonuçlarda görülen riskin yüzdesine göre meme kanserine karşı önlem alabiliyoruz. Buna ek olarak kansere neden olan genin varlığını da araştırdığımız testler hastalıkta erken tanı ve önlem alma konusunda çok önemli rol oynuyor” dedi.

Sağlıklı yaşam, riski azaltır

Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Kansere karşı sihirli bir formül henüz bulunmamış gibi görünse de sağlıklı yaşam ile kansere yakalanma riskini büyük oranda düşürmek mümkün olabiliyor.

Sağlıklı yaşam şartlarının başında sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, fazla kilolardan kurtulmak ve en önemlisi sigara içmemek geliyor.

Kanser riskini azaltmak için sağlıklı yaşamayı gerçekten önemsemek gerekiyor” diye konuştu.

Memenizi tanıyın, belirtileri dinleyin

Erken tanının hayat kurtardığına önemle vurgulayan Prof. Dr. Çakmakçı, kadınların meme dokularını tanıyarak değişikleri yakından takip etmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Çakmakçı meme kanserinde; meme ve meme ucunda farklılık görülebileceğini söyledi ve belirtileri şu şekilde sıraladı;

  • Memenin içinde veya koltuk altında kitle,
  • Meme dokusunda kalınlaşma,
  • Memenin boyutunda ve şeklinde değişiklik,
  • Meme derisinde veya ucunda şişlik, pullu ve kızarık görünüm,
  • Meme derisinde portakal kabuğu görüntüsü
  • Kanlı meme başı akıntısı

Prof. Dr. Çakmakçı, bu belirtilerin her zaman kanser belirtisi olmadığını söyleyerek doğru tanı için doktora başvurulması gerektiğini de dile getirdi.

Bu Sorulara “Evet” Diyorsanız, Bir Uzmana Başvurun!

Aşağıdaki soruların herhangi birine “evet” diyorsanız, kontrollerinizi ihmal etmeyin!

  • Sizin ya da aile bireylerinizden birinin genetik testleri yapılıp BRCA ya da diğer meme kanseri yatkınlığı genlerinden birinin hasarlı olduğu saptandı mı?
  • Size, birinci ya da ikinci derecede bir akrabanıza 45 yaşın altında iken meme kanseri tanısı konuldu mu?
  • Ailenizin aynı tarafından olan iki ya da daha çok akrabanızda tanı konulmuş meme kanseri olan var mı?
  • Herhangi bir akrabanızda iki memesi birden kanser olan var mı?
  • Birinci derece bir erkek akrabanızda meme kanseri olan var mı?
  • Yaşınız 65 yaşın üzerinde mi?
  • Daha önceki mamografileriniz “meme dansitesi yüksek” olarak raporlandı mı?
  • Başka bir nedenle göğüs bölgesine çok sayıda radyolojik tetkik yapıldı mı ya da radyoterapi aldınız mı?
  • Geçmişte meme kanseri tedavisi gördünüz mü?
  • Daha önce size meme biyopsisi yapıldı mı ve kuşkulu bir sonuç raporlandı mı?
  • Akrabalarınızda birden çok yumurtalık kanseri olan var mı?
  • Akrabalarınız arasında pankreas kanseri olan var mı?
  • Akrabalarınız arasında prostat kanseri olan var mı?
  • Akrabalarınız arasında beyin kanseri olan var mı?

Meme Kanseri’nde erken teşhis hayat kurtarıyor

Источник: https://indigodergisi.com/2016/10/meme-kanseri-belirtileri-nelerdir-kanser-riskini-belirlemek-mumkun-mu/

Meme kanserinde yanlış bilinenler ve işin doğrusu…

Meme Kanserinden Kurtulmak İçin Memenizi Kaybetmek Zorunda Değilsiniz!

okuyabilirsiniz.

Memedeki her kitle kanser değildir. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle fark eden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemeli.

Fakat her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlış. Kitlenin kanser olup olmadığı, ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılabiliyor.

Eğer kanser şüphesi varsa, tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebiliyor.

2- “Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur.”  

Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor.

Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı, aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazla. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değil.  

3- “Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler”  

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça görülen bazı ortak özellikleri var.

Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlı.

Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.  

4- “Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmazsınız.”  

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5 ile 8’ini oluşturur.

Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak, sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur.

Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.  

5- “Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur.”  

Bu da oldukça yanlış bir inanış. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanser.

Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabiliyor.

Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.  

6- “Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir.”

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi çok doğru bir yöntem. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5 ile10 dakika ile memelerini muayene etmeleri ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmaları gerekiyor.

Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değil.

Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile genel cerrahi uzmanının yapacağı muayenenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var.

Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmeli.  

7- Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok.  

 Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir.

Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.  

8- Erkekler meme kanseri olmaz.  

 Bu da yanlış bir inanış. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkek. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülüyor. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalı.  

9- Meme kanseri olanlar ameliyatta memesini kaybeder.  

 Bu da yanlış bir inanış. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla meme korunabiliyor. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor.

Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mamografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor.

Bu bedel de radyoterapi. Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz.

Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.  

10- Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz.  

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırıyor. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez.

Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.   

11- Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar.  

 Kesinlikle yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekilde geri gelebilir.

Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur.

Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir.

Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.  

12- Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer.  

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz.

Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz.

Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor.

Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın  ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz.

Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz.

Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.  

13- Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir.  

 Artık birçok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz.

Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkından öteye gitmiyor.

Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.  

14- Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür.  

 Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir.

Hatta cerrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür.

Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.  

15- Silikonlu meme patlar

Silikonlu memenin patlayabilmesi için çok ciddi bir darbe alması gerekir. Sadece delici travmalar sırasında silikonlu meme patlayıp delinebilir.

Yeni teknolojiler sayesinde protez memenin içindeki silikon yapısı jel kıvamında değil, jöle kıvamındadır. Böylelikle bu bölgede yırtılma dahi olsa silikon vücuda yayılamaz ve rahatlıkla tamamını çıkarmak mümkün olur.

Travma sonrası silikonu hemen çıkarmakta fayda vardır ancak uzun süre patlayan silikonla yaşamış hastalara da rastlanır

16- Silikonlu memesi olanlar bebek emziremez

Silikon meme protezi bebek emzirmeyi hiçbir zaman etkilemez.

17- Silikon protez ile meme büyütme sonrası kanser riski artar

Kanser riski kesinlikle artmaz. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanserinin gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Günümüzde gelişen tekniklerle bu durum da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla meme protezi rahatlıkla kullanılabilir.

18- Yağ enjeksiyonu ile meme büyür

Yağ enjeksiyonu yeni ve zorlu bir yöntemdir. Şu an bu uygulama deneniyor ancak her olguda standart başarılı bir sonuçtan bahsedilemiyor.

Bu, protez meme kadar kolay bir yöntem değildir ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılır. Hastaya kendi dokusu ya da protez ile meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir.

Bunlardan bir tanesi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonuyla yerine konmasıdır. Bu tür uygulamalar da iyi sonuçlar verir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/meme-kanserinde-yanlis-bilinenler-ve-isin-dogrusu

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.