Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Bilim adamları, Göğüs Kanserinin Yayılmasını Önleme Şekli Geliştiriyor

Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Göğüste kalan meme kanseri öldürmez. Meme kanseri memenin dışına çıkınca potansiyel bir katil olur.

Kanser hücreleri göğüs tümöründen ayrıldığında diğer sitelere yayılır. Hücreler daha sonra vücudun herhangi bir yerine ulaşabilecekleri lenf nodlarına veya kan dolaşımına girer.

Potansiyel olarak çığır açan bir gelişmede, Sheffield Üniversitesi'nden ve Kopenhag Üniversitesi'nden araştırmacılar meme kanseri hücrelerinin gelmesinden önce kemikleri tahrip eden bir enzim keşfettiler.

LysYl Oksidaz (LOX) enzimi primer tümörden salınır. LOX kemiklerinde delikler oluşturur. Bir primer görevi görür ve kanser hücrelerinin tutulmasını kolaylaştırır.

Kanser kemiğe ulaştığında buna metastatik meme kanseri veya evre 4 meme kanseri denir. Ve tedavi etmek çok daha zor.

Daha Fazla Bilgi: Meme Kanseri Kemik Metastazı ”

Bir Tedaviye Başlamak

Bu keşif meme kanserinin kemiğe yayılmasının önlenmesi için anahtar olabilir.

Doktorlar meme kanseri hastalarında LOX'i tanımlayabilirler, enzimin hareketini engelleyebilirler, bu da kemik hasarını önleyebilir ve tümör hücrelerinin kemiklerde büyümesini zorlaştırabilirler.

Araştırmada ayrıca mevcut bir ilaç sınıfıyla tedavinin farelerde o kemik değişikliklerini önler Bifosfonat ilacı osteoporoz nedeniyle kemik kaybını durdurmak için öncelikle kullanılır.

İlaç meme kanseri hastalarının kemiklerini korumaya yardımcı olabilirse, daha az kemik metastazına neden olabilir.

Çalışma yazarları, bir sonraki adımın LOX'in kemik hücreleri ile nasıl etkileşime girdiğini belirlemesini söylemektedir: Bu, kemik lezyonlarının oluşumunu durdurmak için yeni ilaçların geliştirilmesine yardımcı olacaktır.

Çalışma Alison Gartland, Doktor D. ve Janine T. Erler, Ph.D.Devrimcilerin önderliğinde Ayrıntılar Na dergisinde yayınlandı. Ture.

Evre, Yaş ve Ülkeye Göre Meme Kanseri Sağ Kalma Oranları “

Geleceğe Umut

Bu araştırma bugünkü meme kanseri hastaları için ne anlama geliyor?

Erler, Healthline'a bisfofonatların zaten memede kullanıldığını söyledi kanser hastalarıdır; bu nedenle bunları adjuvan ortamında kullanmak oldukça basit olmalıdır.

LOX inhibitörleri başka bir konudur.

“Hastaları belirlemek için LOX seviyelerinin kullanılması, daha da geliştirilmeye ihtiyaç duyar” dedi ve “LOX inhibitörleri henüz bulunmadı.

Minneapolis'teki Abbott Northwestern Hastanesi'nde Minnesota Onkoloji uzmanı olan göğüs kanseri uzmanı Michaela L. Tsai, yıllar boyunca yapılan diğer çalışmaların bifosfonat tedavisinin riski azaltabileceğini söylediğini söyledi.

Menopoz sonrası kadınlarda özellikle geçerlidir.Fakat diğer çalışmalar aynı başarıyı göstermedi.

“Belki de LOX'in keşfi, onkologların bifosfonat tedavisinden kimlerin yarar sağlayacağını daha iyi belirlemesine yardımcı olabilir,” dedi Tsai. “Bu, klinik araştırmalarda ek çalışma ve testlere ihtiyaç duyacaktır.

Halen, kadınlara, bifosfonat ile osteopeni veya osteoporoz geçiren metastatik meme kanseri riskinde olduğumu düşünüyoruz. “Kemikte yayılan meme kanseri tedavi edilebilir ancak iyileştirilemez” dedi Tsai.

Amerikan Kanser Derneği, Amerika Birleşik Devletleri'nde 2015'te 234, 190 yeni invaziv meme kanseri vakası olacağını tahmin ediyor. Yaklaşık 40, 290 kadın ve 440 erkek ölecek.

Kansere bağlı ölümlerin çoğunda metastazlar meydana gelmektedir. Metastatik meme kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 85'inde kemik metastazı hesaplanmaktadır. Evre 4 meme kanseri için beş yıllık sağkalım oranı yüzde 22'dir.

Metastatik Meme Kanseri Ağı'na göre, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yaklaşık 155 000 kişi metastatik meme kanseri ile yaşıyor.

Tsai, bazı hastaların kemik metastazı ile yıllarca yaşayabileceğini söyledi, ancak tedavi meme kanseri için farklıydı. Yaşam kalitesi de öyle.

“Bazı kadınlar [veya erkekler] kemik metastazlarına sahiptir ve asemptomatiktir. Diğerleri ciddi acılar gösterebilir. Eğer öyleyse, ağrı kontrolü bizim için en büyük önceliğimizdir, “dedi Tsai.

“Bazen kanser kemiğe yayılırsa, kemiğin zayıflaması, kırık veya kırılmış kemik oluşur. Bu, mobilite ve işlev konusunda sınırlar getirebilir. Hareketlilik ve işlevsellik ele alındığında ve ağrı kontrol altına alındığında, birçok insan normal değilse de çok iyi bir yaşam kalitesi yaşıyor “dedi.

İlgili Okurken: Üçlü Negatif Meme Kanseri 'Şalteri' Daha İyi Bir Prognoza Ulaşabilir “

Tıbbi Uzmanlar Cesaretlendirilir

Tsai'ye göre bu özel çalışma, zaten kemik metastazlarıyla yaşayan insanları etkilemeyecektir. gelecek için umut besliyor Bir gün, bifosfonat tedavisinden fayda görebilecek yüksek miktarda kemik metastazı riski altındaki kadınları önleyici bir önlem olarak tanımlamaya yardımcı olabilir.

Dennis Citrin, MD, PhD, Kanser Tedavi Merkezlerinde medikal onkolog Amerika'nın Orta Batı Bölgesel Tıp Merkezi'ndeki araştırması da bu çalışma ile teşvik edilmektedir.

“Doğada yayınlanan çalışma hakkında o kadar eşsiz ve heyecan verici olan şey, LOX enziminin keşfedilmesidir” dedi. Kemik ve erken evre meme kanserinde bloke edildiğinde hastalığın yayılmasını önleme şansımız daha iyi. “

” Bu gelişme, kanser kaynaklı kemik destrüktürünü önlemek ve tedavi etmek için daha spesifik ve etkili ilaçlara yol açacaktır ” n “diye ekledi.

Citrin, erken evre meme kanseri tedavisinin oldukça iyileştirildiğini, bu nedenle erken teşhisin bu kadar önemli olduğunu belirtiyor.

“Erken evre meme kanseri olan kadınlar, sağlık ekibinin tavsiyelerini uyguladıkları sürece yaşam kalitesi ve iyileşme konusunda çok iyimser olabilir” dedi. “Elbette, kemik metastazları gelişebilir.Hastalık birçok başka yerde tekrarlanabilir, ancak nüksetmeden kaçınmanın en iyi yolu, hastanın önerdiği tam tedavi planını tamamlamaktır. “

Источник: https://tr.medic-life.com/scientists-develop-way-to-stop-breast-cancer-from-spreading-12791

Meme Kanserinde Cerrahi Yöntemler

Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Meme cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Hastanın cerrahi tedavisi, meme cerrahisi ekibi ve hastanın kendisi ile birlikte değerlendirilmekte; hastalığın durumu, hastanın yaşı, tıbbi ve piskososyal durumu, istek ve beklentileri de dikkate alınarak dengeli bir karara varılmaktadır.

Günümüzde meme cerrahisinde aşağıdaki seçenekler uygulanmaktadır;

  • Memenin alınması(mastektomi)
  • Memenin kısmen alınması (meme koruyucu cerrahi)
  • Meme cildinin korunarak memenin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Meme cildi ve meme başının korunarak meme içinin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Memenin alınması ve tedavilerin (kemoterapi-radyoterapi) tamamlanması sonrası meme onarımı
  • Tüm bu meme cerrahisine ek olarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması veya sentinel (bekçi) lenf düğümü örneklemesi

Mastektomi

Mastektomi, memenin tamamen alınması işlemidir. Bu operasyonla tüm meme dokuları hatta bazen yakınındaki dokular da alınır.

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz.

Bazen, meme kanseri riski oldukça yüksek kadın hastalarda koruma amacıyla her iki meme birden alınır (double mastektomi). Bu ameliyat için hastaneye yatırılan hastaların çoğu, ertesi gün taburcu edilir.

Bu yöntem, meme kanseri tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi müdahale sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır.

Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır. Bu işlem, hastaya basit mastektomi kadar fayda sağlayabilir.

Alınan meme dokusunun miktarı, basit mastektomi yöntemindeki oranın aynısıdır.

Bu yöntem, hemen ardından meme rekonstrüksiyonu (estetik cerrahi) planlandığında kullanılır. Büyük veya deri yüzeyine yakın tümörlerde bu yöntemin kullanılması uygun olmayabilir.

Vücudun başka bir bölümünden doku alınarak veya implant kullanılarak meme yeniden yapılandırılır. Cilt koruyucu mastektomi, daha standart bir yöntem olan mastektomi kadar fazla kullanılmamaktadır.

Ancak birçok kadın hasta, daha az yara dokusuna ve daha iyi görünümlü bir memeye sahip olma isteğiyle cilt koruyucu mastektomi yöntemini tercih etmektedir.

Meme ucu koruyucu mastektomi, cilt koruyucu mastektominin bir çeşididir. Bu yöntem, daha çok deride veya meme ucuna yakın kanser belirtisi göstermeyen memenin daha dış kısmında erken evre tümörü olan kadın hastalar için bir seçenektir. Bu işlemde meme dokusu alınır, ancak meme derisi ve meme ucu yerinde bırakılır. Sonrasında memeye estetik cerrahi (rekonstrüksiyon) uygulanır.

İşlem sırasında, kanserli hücreleri kontrol etmek için meme ucu ve meme ucunun çevresinin alt tarafındaki meme dokusu alınır. Bu dokularda kanser belirlenirse, meme ucu alınmalıdır. Meme ucunun alt tarafında kanser belirlenmese bile, bazı tedavilerde kanserin tekrarlama riskini azaltmak için cerrahi sırasında ve sonrasında meme ucu dokularına bir doz radyoterapi uygulanır.

Meme ucu koruyucu cerrahide halen bazı problemler vardır. Cerrahi sonrası meme ucu tam bir kan akışı sağlamayabilir. Bu da, buruşukluğa ve şekil bozukluğuna sebep olabilir. Cerrahi sırasında sinirler de kesildiği için, meme ucunda his azalır ya da hiç kalmaz.

Daha büyük memesi olan kadınlarda estetik cerrahi sonrası meme ucu yerinden dışarı doğru çıkabilir. Bu sebeple, birçok doktor bu cerrahinin daha çok orta ve küçük boy memesi olan kadınlar için iyi bir seçenek olduğuna inanmaktadır.

Bu yöntemle görünür yara izleri daha azdır, ancak işlem doğru yapılmazsa diğer mastektomi yöntemlerinden daha fazla meme dokusu bırakılma olasılığı vardır. Bu da, cilt koruyucu veya basit mastektomiye nazaran meme ucu koruyucu cerrahide daha fazla kanser riski gelişebileceği anlamına gelir.

Bu durum geçmişte bir problem olarak görülürken, günümüzde gelişen teknikler meme cerrahisini daha güvenli bir yöntem haline getirmiştir. Buna rağmen günümüzde birçok uzman, meme ucu koruyucu yöntemin standart meme kanseri tedavisi olarak oldukça riskli olduğunu düşünmektedir.

Modifiye Radikal Mastektomi: Bu yöntem ile basit mastektomi esnasında koltuk altı lenf bezleri alınır. Lenf bezlerinin alınması ile ilgili cerrahi, aşağıda “Lenf Bezi Cerrahisi” bölümünde detayları ile anlatılmıştır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı lenf bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.

Ancak, sonraları daha küçük çaplı ama aynı şekilde etkili yeni cerrahi yöntemler (modifiye radikal mastektomi gibi) bulunmuştur. Bu sayede, hastada radikal mastektomiye bağlı yan etkiler ve memede şekilsizlik görülmemektedir.

Günümüzde radikal mastektomi, daha nadir başvurulan bir yöntemdir ve daha çok memenin altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslarda bulunan geniş tümörler için uygulanmaktadır.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme koruyucu cerrahi yöntemi, zaman zaman kısmi (segmental) mastektomi olarak da adlandırılır. Bu cerrahide sadece memenin etkilenmiş kısmı alınır.

Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır.

Hastaya cerrahi sonrası radyoterapi verilecekse, cerrahi sırasında memenin tümörü alınan bölgesine yerleştirilen küçük metal klipslerle (röntgende görünecektir) radyoterapi tedavi alanı işaretlenebilir.

Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, genellikle lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir.

Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Ameliyat ile alınan doku kenarında kanser hücresine rastlanırsa, hastalık pozitif marjlı demektir. Doku kenarında kanser hücresi bulunmazsa, negatif veya temiz marjlı olarak nitelendirilir. Pozitif marjın olması, cerrahi sonrası bazı kanser hücrelerinin kalmış olabileceğini gösterir.

Patolog, cerrahi ile alınan dokuda pozitif marja rastlarsa, cerrahın yeni bir ameliyatla daha fazla doku alması gerekebilir. İşte bu operasyona, re-eksizyon denir. Eğer, yeterli meme dokusu alınamaması sonucu temiz cerrahi marj elde edilemezse, hastaya mastektomi yapılması gerekebilir.

I ve II. evre meme kanseri olan kadınların çoğu için meme koruyucu cerrahi ve ek olarak radyoterapi tedavisi mastektomi kadar etkilidir. Bu iki yöntemle tedavi edilen kadınların yaşam oranı aynıdır. Ancak, meme koruyucu cerrahi, meme kanseri olan tüm kadınlar için uygun bir seçenek değildir.

Rekonstrüktif (Estetik) Cerrahi

Mastektomi (veya bazı meme koruyucu cerrahiler) sonrası bazı kadın hastalar, cerrahi gören memenin tekrar yapılandırılmasını isteyebilir. Bu işlem, cerrahi sonrası memenin görünümünü yenilemek için yapılır.

Estetik cerrahinin türü ve ne zaman olacağına dair alınacak karar, meme kanseri hastanın tıbbi durumuna ve kişisel tercihlerine bağlıdır. Memeye uygulanacak estetik cerrahi, mastektomi esnasında veya daha sonraki aşamada yapılabilir.

Estetik cerrahinin birkaç çeşidi vardır.

Bazı estetik cerrahilerde, tuzlu su veya silikon implantlar kullanılırken, bazı estetik cerrahilerde vücudun diğer bölgelerinden alınan dokular kullanılır ve bu işleme, otolog doku rekonstrüksiyonu denir.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir.

Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir.

Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu: Bu işlemde, koltuk altındaki alandan yaklaşık 10-40 arası (genellikle 20’den az) lenf bezi alınarak, kanserin yayılımı kontrol edilir. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu, ikinci bir operasyon olarak meme koruyucu cerrahi veya mastektomi ile aynı anda yapılabilir.

Bu yöntem, meme kanserinin yakındaki lenf bezlerine yayılımının gözlenmesi için en sık kullanılan yöntemdir ve halen bazı hastalara uygulanmaktadır.

Örneğin; öncesinde yapılan biyopside bir veya daha fazla koltuk altı lenf bezinde kanser hücresi tespit edilen hastalara koltuk altı lenf bezi diseksiyonu yapılabilir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi: Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu daha az yan etkiye neden olan güvenli bir cerrahi yöntem olsa da, birçok lenf bezinin alınması cerrahi sonrası hastada lenf ödem olasılığını arttıracaktır.

Uzmanlar, lenf ödem riskini azaltmak için lenf bezlerinde kanser araştırmasını sentinel lenf bezi biyopsisi uygulayarak yapabilir.

Bu yöntemle, birçok lenf bezi alınmadan kanserin lenf bezlerine yayılımı hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Bu işlemde, tümörün ilk istila etmiş olabileceği düşünülen lenf bezi, sentinel lenf bezidir. Biyopside bu lenf bezi bulunarak alınır. Kanser yayılmaya başladıysa yüksek ihtimalle alınan sentinel lenf bezinde kanser hücresi tespit edilir.

Bu işlemde, tümörün içine, etrafına veya meme ucunun etrafındaki alana radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Lenfatik damarlar bu maddeleri sentinel lenf bezine veya bezlerine taşıyacaktır. Boyandığı (veya radyoaktif olduğu) tespit edilen lenf bezi alınır. Sonrasında alınan lenf bezleri laboratuvar ortamında patolog tarafından incelenir.

Sentinel lenf bezinde kanser tespit edilirse, tüm koltuk altındaki lenf bezlerinin alınması söz konusu olabilir.

Sentinel lenf bezinde kanser bulunmazsa, kanserin diğer lenf bezlerine yayılmış olma olasılığı düşüktür. Bu sebeple, başka bir lenf bezi cerrahisine gerek duyulmaz ve hasta tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonuna bağlı gelişen yan etkilerle karşı karşıya gelmez.

Bu zamana kadar sentinel lenf bezinde kanser hücreleri tespit edildiğinde, kaç lenf bezinin kanserli olduğunun belirlenmesi için tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu uygulanmıştır. Ancak, son yıllarda araştırmalar bu yöntemin her zaman gerekli olmayabileceğini göstermiştir.

Bazı vakalarda, kanserli olmayan lenf bezlerinin bırakılması güvenli olabilir. Bu, tümörün alınması için ne tür bir cerrahi uygulandığı, tümörün büyüklüğü ve cerrahi sonrası hangi tedavinin planlandığı gibi birtakım faktörlere bağlıdır.

Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, meme koruyucu cerrahi ve ardından radyoterapi görmüş, 5 cm veya daha küçük tümörü olan hastalarda koltuk altı lenf diseksiyonunun uygulanmayabileceği görülmüştür.

Ancak, mastektomi yapılmış kadın hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin alınmamasının güvenli olduğu henüz söylenemez. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürdürülmektedir.

Источник: https://www.memekanserindeyenilikler.com/meme-kanseri-tedavi-yontemleri/meme-kanserinde-cerrahi-yontemler/

Meme Kanseri, Risk Faktörleri

Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Günümüzde kadınlarımızın en büyük korkularından biri olan kanser türüdür.  Çünkü tüm dünyada ve Türkiye’de  bazı rakamlar  bu  kanser türü açısından oldukça ürkütücüdür.

Çünkü Meme kanseri:

*Kadınlarda görülen en sık görülen tip bu kanserdir.

*Tüm kanserlerin %25 ini, kadın kanserlerinin ise % 30 unu oluşturur.

*Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde bu kansere yakalanacaktır.

*Dünyada her 20 saniyede 1 kadına  tanı konmaktadır. Toplamda ise yılda yaklaşık 1,6 milyon kadına bu teşhis konmaktadır.

*Türkiye’de yılda 100 000 kadından 44 ü bu teşhisi almaktadır.

*. Yeni tanı konulmuş hastalardan %5,5 inde  (17 hastadan birinde), teşhis konulduğu anda bile vücudun herhangi bir yerine yayılmış olduğu görülmektedir.

*Ölüme sebep olması açısından akciğer kanserinden sonra 2. sıradadır. Dünyada bir yılda 44 000 kadınbu  kanserden ölmektedir.

*Erkeklerde de görülür. 100 meme kanseri hastasından biri erkektir.

Kimlerde Görülür?

En sık 40-59 yaşları arasında görülür. 50 yaş üzerinde daha fazla olmakla birlikte genç yaşlarda da azımsanmayacak orandadır. 10 kadından ikisi 50 yaş altındadır.70 yaş üzerinde de görülebilir.

Erkeklerde 1/100 oranında görülebilmektedir.

Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyanlarda daha fazla görülmektedir:

Kimler Risk Altındadır?

Bu risk faktörlerinden bazıları değiştirilemez, yani olmaması için yapılacak bir önlem yoktur. Bir kısmını ise değiştirmek elimizdedir. Bu riskleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirleri alırsak kanser olma ihtimalini azaltmış oluruz.

Değiştirilemeyen Riskler: 

  • Kadın olmak
  • 50 yaş üstünde olmak
  • Ailede meme, tiroid, prostat kanserli  bir ya da birden fazla kişinin olması
  • 12 yaşından erken adet olmak
  • 55 yaşının üstünde menapoza girmek,
  • Herhangi bir sebepten dolayı ışına maruz kalmak,
  • BRCA1, BRCA2 genlerinin ( kanser yapan genler) mevcut olması

Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin önleme şansı yoktur. Fakat kontrollerini zamanında yaptırarak erken teşhis imkanı her zaman vardır.

Alınması Gereken Önlemler (Değiştirilebilen Riskler)

  • Doğurmamış ve emzirmemiş olmak,
  • İlk gebelik yaşının geç olması,
  • Şişman olmak (obezite),
  • Hormon tedavisi almış olmak (Özellikle menopoz tedavisi),
  • Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanmak,
  • Alkol ve sigara kullanmak,
  • Hareketsiz bir yaşam tarzının olması.

Bu faktörleri değiştirmek kişilerin elindedir. Örneğin kişi kilo almayarak, alkol ve sigara kullanmayarak, spor yaparak riski bir miktar azaltabilir.

Erkeklerde de Görülür mü?

Evet, erkeklerde de bu kanser görülür. Memesinde kanser olan 100  hastanın biri erkektir. Erkeklerde rutin kontrol olmadığından, doğal olarak muayeneye gitmediklerinden genellikle geç safhada tespit edilirler. Ya kitle büyümüş olur, ya da cildi tuttuğunda yaralar açılmış olur, o zaman fark ederler .Teşhis ve tedavi prensipleri aynıdır.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

  • Kitle: Hastaların çoğunluğu kendilerinin tespit ettikleri beze (kitle) ile başvururlar.Memesinin içerisinde kolay hareket ettirilemeyen (fikse), düzensiz sınırlı kitle vardır.
  • Memelerde asimetrik şekil değişikliği: Memenin birinde ani bir büyüme görülebilir. Ya da biri diğerine göre yukarı çekilebilir, aşağı sarkabilir. Kolları yukarı kaldırınca ya da aşağı eğilince memelerde asimetri (biri diğerinden farklı) görülür
  • Meme  başının değişiklikleri ve akıntı: Memenin ucu içeriye doğru çekilmiştir yani içe doğru çöküktür veya başka tarafa doğru yönelmiştir. Memenin ucunun  ve çevresinin (areola) rengi değişebilir. Daha çok areolaya  yakın yerleşimli, ana süt kanallarını tutan tümörlerde görülür. Tedavide yani ameliyatta areolayı ve uç kısmı korumak zordur.
  • Kanlı akıntı: Süt kanalları içerisinde gelişen tümörlerde ilk belirti olabilir. Kitle ele gelmeyebilir. Bu belirti ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Sıkmayla gelen berrak akıntıların önemi yoktur. Kanlı ve kendiliğinden gelen akıntının anlamı vardır.
  • Ciltte çekilme: Cilde yakın tümörlerde cildin tutulmasından dolayı ciltte çekilme, düzensizlikler görülür.
  • Deride kızarıklık, damarlarda belirginleşme veya portakal kabuğu görüntüsü: Cilt lenfatiklerinin (lenf damarlarının) tıkanmasından dolayı ödem, kızarıklık ve portakal kabuğu görünümü oluşur.
  • Koltuk altında ele gelen kitle: Memedeki kitle büyük değilse ya da iri memede ve derinde olan tümörlerde hasta memesindeki kitleyi fark edemeden koltuk altında beze ile gelebilir. Bu durumda çoğunlukla hastalık koltuk altındaki lenf bezlerine sıçramıştır.
  • Memedeiltihap şeklinde yaygın ağrı, kızarıklık: İltihabi  tümörlerde sanki mastit varmış bir tablo vardır. Bu tip kanserler hızlı ilerler ve daha çok iltihapmış gibi tedavi edilmeye çalışıldığından gecikme yaşanabilir. İltihap tedavisine cevap vermeyen mastitlerde zaman kaybedilmeden biyopsi alınmalıdır. Biyopsi alırken her zaman olduğu gibi tru-cut biyopsi tercih edilmelidir.
  • Kolda ani şişme: Koltuk altı lenf bezlerinin tutulmasından dolayı lenf dolaşımı bozulur.Tek bir kolda şişme olursa memeler ve koltuk altı tetkik edilmelidir.

 Tanı yöntemleri Nelerdir?

Her kanserde olduğu gibi bu kanserde de erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilen  kanserli hastalarının %98 i 5 yıl yaşayabilmektedir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM):

Teşhiste oldukça önemli rol oynar. Çoğunlukla hastalar kendilerinin yaptığı muayene sonrasında ellerine gelen beze şikayetiyle başvururlar. Bu muayeneyi yapmayanlarda kitle çok büyüdükten sonra hatta bazen yayılma belirtileriyle gelebilmektedir.

KKMM  adetin bittiği günlerde  yapılmalıdır. Üst vücut kısmı çıplak ve  ayna karşısında olmalıdır. Kolları yanlarda, başının arkasında ve belinde olmak üzere değişik pozisyonlarda memelerini gözler.

Memelerin başlarının simetrik ve aynı yöne bakıyor olması, ucunda içeri çökme olmaması, ciltte deformasyon  ve kızarıklık olmaması gerekir. Eliyle dairesel ve ışınsal hareketlerle memeler kontrol edilir.

Daha sonra yatar pozisyonda da aynı hareketlerle muayene tekrarlanır. Oturur pozisyondayken koltuk altları da kontrol edilmelidir.

Memenin ucundan akıntı geliyor mu diye kontrol edilir, fakat memenin ucu bu sırada sıkılmamalıdır. Sıkılarak gelen akıntının anlamı yoktur. Kendiliğinden gelen, kanlı akıntının çamaşıra gelip gelmediği de kontrol edilmelidir.

KKMM ile yeni tespit ettiği, adetle kaybolmayan, elle muayenede sert, yüzeyi düzensiz pürtüklü,  üzerindeki ciltte portakal kabuğu görünümü veren, uç kısımda  çekilmelere sebep olmuş bir kitle varsa vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.

Mamografi: 

Önemli bir tanı yöntemidir. Doktor muayenesinden sonra hastanın yaşına göre doktor istemiyle çektirilmelidir. 40 yaş üstünde şikayeti olmasa da tarama (kontrol) mamografileri çektirilebilir.

Tarama mamografisinde amaç kanser ele gelmeden yani erken evrede yakalayabilmektir. Böylece tedavinin daha etkili olması sağlanır ve sağ kalımı artar.

Son 30 yılda tarama mamografileri daha sık yapılmasında dolayı dünyada bu kanser sebebiyle olan ölümler yüzde 32 oranında azalmıştır.

40 yaş altında memenin guddelerinin  yoğunluğunun fazla olmasından dolayı mamografi hassasiyeti azdır. Radyasyonun birikici etkisinden dolayı ve bu etkinin dokuyu bu dönemlerde daha fazla etkileyeceğinden dolayı mecbur kalmadıkça çektirilmemesi önerilir. Ya da doktorun bilgisi dahilinde, doktor uygun görürse çektirilmelidir.

Memede henüz kitle haline gelmeden oluşan belirtileri tespit edebilir. Mesela mamografide dokuda  tuz dökülmüş gibi bir manzara (mikrokalsifikasyonlar) meme kanserinin ilk belirtilerindendir.

Henüz kitle bile oluşmamış olabilir. Hatta bu seviyede yakalanırsa kanser hücre içi seviyede bile saptanabilir  Kitlenin sınırlarının düzensiz olması da filmde ışınsal, girinti çıkıntı şeklinde görünüm verir.

Bu görüntü kanserin önemli bir belirtisidir.

Mamografide koltuk altları da görüntülenmelidir. İyi çekilmiş bir mamografide koltuk altlarındaki lenf bezlerinin görüntüsünden iyi veya kötü olduğu yani lenf bezlerine sıçrama olup olmadığıyla ilgili ip uçları görülebilir. Metastazlı bir lenf bezi görüntüsü yuvarlak (sferik) ve ortada yağlı dokusu kaybolmuş şekildedir. Normal görüntü oval, fasülye görüntüsü şeklindedir.

Meme ultrasonu:

Memedeki kitlelerin tanısında oldukça önemli tanı yöntemidir. Genç yaşlarda ve sık çektirilmesinin  sakıncası yoktur. Dokunun özelliği, yapısı, kitlelerin karakteri hakkında bilgi verir.

Kitlelerin içinin katı ya da su dolu olduğu (solid ya da kistik olması), sınırlarının düzenli ya da girintili çıkıntılı olması, kitlenin oval ya da sferik (küre şeklinde) olması, içerisinin düzgün ya da karmaşık (homojen-heterojen yapıda) olması, içerisinde küçük kireçlemelerin (mikrokalsifikasyonların) olması gibi özellikleri saptayarak kitlenin iyi ya da kötü olup olmadığı hakkında ip ucu verir. Saydığımız özelliklerdeki katı olan kitlelerde kanser çıkma ihtimali düşünülmelidir.

Ultrasonda koltuk altları da bakılıp değerlendirilmelidir.  Lenf bezlerinin mamografide sayılan bazı özellikleri gibi ultrasonda da metastaz hakkında önemli ipuçları verir.

Ultrason beraberinde kitleyi görerek biyopsi alma imkanı da (ince iğne biyopsis-İİAB veya  kalın iğne biyopsisi, tru-cut biyopsi) vermektedir.

Manyetik rezonans (MR)

Gençlerde ve  memesi  yoğun yapıda olan hastalarda mamografi çektirilemediği ya da iyi görülemediği durumlarda tercih edilir.

Kanser teşhisi konulan hastada meme koruyucu ameliyat yöntemi planlanmışsa tümörün çok merkezli  (multisentrik) olup olmadığını kontrol açısından ameliyat öncesinde çektirilir.

MR ın kontrastlı (ilaçlı) olması gerekir. Tümör şüpheli lezyonlar kontrast tutarak kendini belli eder.

MR ile tümörün doku içinde yayılımı, memenin arkasındaki kaslara yapışık olup olmadığı, tek odaklı veya multi sentrik (birden fazla) olup olmadığı, koltuk altı lenf bezlerinde yayılma olup olmadığı ile bilgiler edinilebilir.

Biyopsi:

Açık Biyopsi (eksizyonel biyopsi): Tanı koymak için kitleyi alıp tetkike gönderme şeklindeki açık biyopsi günümüzde kullanılmamaktadır. Böyle yapıldığında hastaya fazladan bir ameliyat riski eklenmiş olur. Ayrıca ameliyat acısı, ameliyat izi  gibi dezavantajlar vardır.

İğne biyopsisi: Kanserde kesin tanısı biyopsi ile konulur. Ameliyatla biyopsi almak yerine iğne biyopsisi hastaya yatış yapılmadan, ayaktan ve hastaya daha az zahmet verecek şekilde tanı konulması sağlanır. Ultrason eşliğinde yapılması  doğrudur.

*İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) : Enjektörle hücre seviyesinde materyal elde edilir. Tanı koydurabilir. Ancak İyi-kötü (kanser değil-kanser) şeklinde tanı koydurabilir. Kanserin tipi hakkında bilgi vermez.

*Kalın iğne biyopsisi (trucut) : Özel tabanca şeklinde cihazla doku elde edilebilir.Tanı değerinin yüksek olması, kanserin tipinin, alt özelliklerinin (grade, ER, PR, Ki 67 gibi özelliklerinin) belirlenmesini sağladığından açık biyopsinin önüne geçmiştir.

Dondurucu Kesit Biyopsi (Frozen): Hasta teknik hakkında bilgilendirilerek ameliyat edilmek üzere hazırlanır.  Habis olduğu düşünülen kitle çıkarılarak patolojiye gönderilir. 20 dakika gibi bir sürede sonuç belli olur, bu süre içinde hasta anestezi altında beklenilir. Habis (Malign-Kanser) ise tedavi edici kanser ameliyatına devam edilir.

PET –CT (Pozitron emisyon tomografisi):

Kanser tanısı almış hastaya bir madde verilerek vücutta yayılıp yayılmadığı (metastaz kontrolü) yapılır. Tümör hücrelerinin glikoz kullanmasının artmış olması özelliğinden faydalanılır.

Glikoza bağlanmış radyoaktif madde verilir, sonrasında filmler çekilir. Enfeksiyonlu hücreler de bu maddeyi tuttuğundan yanılma payı vardır.

Tutma oranına göre deneyimli bir nükleer tıp uzmanı ayırımı yapabilmektedir

Yaş gruplarına göre meme takibi nasıl yapılmalı?

  • 20li yaşlarda birkaç ayda bir kendi kendine meme muayenesi.
  • 20-40 yaşlarında hiç şikayeti olmasa bile ayda bir kere kendi kendine muayene ve 3 yılda bir doktor muayenesi
  • 40- 50 yaşlarında ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir veya duruma göre iki yılda mamografi ve ultrason
  • 50 yaş üzeri ayda bir kere kendi kendine muayene, yılda bir doktor muayenesi, yılda bir mamografi önerilmektedir.

Doktor, hastanın yaşına ve bulduğu bulgulara göre ileri tetkikler ister.

Meme kanserinden ölümler azaltılabilir mi?

EVET. Erken teşhis ve tedavi ile. Yani erken teşhis ve tedavi edildiğinde bu  kanser artık öldürmeyen bir kanser türüdür.

Erken teşhis konulan kadınlarda  5 yıl yaşama oranı  % 98 dir.

Ölümler çok büyük oranda ilk teşhis edildiğinde ileri evrede olan hastalarda görülür. 17 meme kanserli hastadan birinde ilk teşhis edildiğinde vücutta bir yere sıçramış durumdadır.

Источник: https://www.sehersirin.com/meme-kanseri/

Meme Kanseri nedir? Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Meme Kanseri Tedavisi

Meme kanseri tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Bu kanser türü akciğer kanserinden sonra, dünya genelinde, rahim ağzı kanseri (serviks) ile görülme sıklığı en yüksek olan kanser türlerindendir. İstatistiklere göre her 8 kadından birinin hayatının belirli zamanında meme kanserine yakalanmaktadır.

Kanser hücreleri genellikle sütün üretildiği, memelerin lobüllerinde ya da memedeki süt dranej kanallarında oluşur. Meme kanseri en fazla menopoz dönemindeki kadınlarda oluşur fakat herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Meme kanseri erkeklerde de görülmesine rağmen oldukça nadirdir. Her 100 kadına karşın bir erkekte görülmektedir.

Meme kanserinin belirtilerinden şüphelenildiğinde hızla harekete geçilmelidir. Kanser erken evrede (ilk evrede) teşhis edildiğinde meme kanseri tedavisinin başarı ile sonuçlanma oranı %90’ların üzerinde olmaktadır.

Kendi memenizi kontrol ederken şüpheli bir sertlik bulabilirsiniz, hekiminiz klinik meme muayenesinde bir sertlik hissedebilir ya da meme dokusunda anormal bir bölge mamografi ya da göğüs MR’ı gibi bir tarama testinde ortaya çıkabilir.

Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?

Meme kanseri risk faktörleri önlenebilir riskler ve değiştirilemeyen riskler olarak iki ana başlık altında toplanabilir.

Önlenebilir riskler kişilerin yaşamlarında değiştirebileceği faktörler olarak sıralanabilir: Sigara ve alkol tüketimini azaltmak, hareketli bir yaşam oluşturmak, sağlıklı beslenmek gibi.

Değiştirilemeyen riskler ise yaş, cinsiyet, yoğun meme dokusu, erken adet görmek ya da geç menopoz ile pozitif aile öyküsü olarak sıralanabilir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Nedir? Risk Faktörleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Belirtiler doğrultusunda uygulanacak olan meme kanseri tedavisi programı için doktorunuzun yapacağı testler, tümörün başladığı alan ile sınırlı olup olmadığını (lokal) ya da vücudunuzun diğer bölgelerine (metastaz) yayılıp yayılmadığını anlamak için yapılır.

Meme kanseri tedavisinde tanı için aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır.

  • Mamografi: Meme dokusunun röntgen ışınları ile incelenmesi esasına dayalı bir yöntemdir. Hastanın her hangi bir yakınması yok iken çekilen ilk mamografi baz mamografidir. Mamografi tarama amaçlı veya tanı amaçlı yapılabilir. Tarama amaçlı mamografi hiçbir yakınması olmayan kişilere yapılırken, tanı amaçlı yapılan mamografide şüpheli kitle veya bölgenin daha detaylı tetkiki olanağı vardır.
  • Ultrasonografi: Ses dalgalarının dokulardan geri yansıması esası ile çalışır. Mamografide bulunan bir şüpheli kitle veya alanın, veya hastanın eline gelen kitlenin sıvı veya katı olduğunu anlamak için kullanılır. İçi sıvı dolu olan kitleler yani kistler kanser açısından önemli bir tehdit oluşturmazlar. Buna karşılık, içi katı olan yani “solid” kitleler memenin tümörleridir. Bunların iyi veya kötü huylu olduğu ayrımını düzenli takipler veya başka ileri yöntemlerle yapmak gerekir.
  • Galaktografi: Meme başından içeri ilaç verip süt kanallarının filminin çekilmesidir. En çok meme başı akıntısı yakınması olanlarda uygulanır.
  • İnce iğne biyopsisi: Standart enjektör iğnesi ile hücresel düzeyde örnek alıp mikroskop altında bunların incelenmesidir.
  • Kalın iğne biyopsisi: Bu amaç için yapılmış, kalın bir iğne ile doku parçası alınarak bunun incelenmesidir.
  • Stereotaksik biyopsi: Kitlenin yerinin özel bir cihazla tespit edilip tam o noktadan örnek alınmasıdır.
  • Stereotaksik işaretleme: Özel bir cihaz ile şüpheli alanının görülüp içine ince bir tel bırakılmasıdır.
  • Cerrahi biyopsi: Ameliyathanede yapılan ve kitlenin tamamının çıkartılıp mikroskop altında incelenmesidir.

Meme kanserinin evreleri nelerdir?

Tüm kanser türlerinde olduğu üzere meme kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Kanser erken dönemde teşhis edilirse meme kanseri tedavisi çoğu zaman meme alınmadan neticelendirilebilmektedir.

Meme Kanseri Tedavisi için Evreleme Önemlidir

Kanserin lokalize ya da yaygınlaştığını belirten evreleme olarak adlandırılan ve yaygın kabul gören sisteme göre meme kanseri evre 1 (lokalize)’den Evre 4’e (uzak organlara metastaz) olmak üzere evrelenir. Hastalığın hangi evrede olduğunu öğrenmek için yapılan muayene ve testlerle tedavi planı oluşturulmaktadır.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Evreleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri evreleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tanı Yöntemleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Hastalığın evresine, hastanın özelliklerine ve genel sağlığına bağlı olarak tedavi seçenekleri bir veya birden fazlasını içerebilir: Cerrahi, radyasyon tedavisi, hormon tedavisi, kemoterapi veya hedefe yönelik tedavi gibi

Standart tedavi yöntemleri :

1- Cerrahi Tedavi
2- Radyoterapi (Işın tedavisi)
3- Kemoterapi (İlaç tedavisi)
4- Hormonoterapi ( Hormon tedavisi )

1- Cerrahi Tedavi
Genellikle kanserle savaşın ilk aşamasıdır. Çoğu hastanın tedavisi kanserli dokunun cerrahi olarak çıkarılması ile başlar. Sentinel lenf (bekçi lenf nodu) biyopsisi yapılarak beraberinde gerekiyorsa koltukaltı lenf bezleri de temizlenir.

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.

Son dönemdeki medikal gelişmeler ışığında sadece kanserli bölgenin çıkarılması ve memenin korunması , koltukaltı lenf bezlerinden ise örnekleme yapılması sayesinde hastalarda benzer başarılı sonuçlar alınabilmekte ve aynı gün evlerine gidebilmektedirler.

Memenin tümünün alınması gerektiği durumlarda ise plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması mümkündür.

2- Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Işın tedavisi, X-ışınlarının (röntgen ışınları), meme bölgesine ve koltuk altına uygulanmasıyla, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlamak amacı ile yapılır.

En sık kullanılan yöntem harici ışınlama (external beam radiation) yöntemidir. Operasyondan sonra 4-6 hafta süreyle uygulanır. Özel bir lineer akseleratör kullanılmak suretiyle, harici olarak, tüm meme ve bazen de koltukaltı hedeflenerek ışınlanır. Işın genellikle 4-6 hafta boyunca, haftada 5 gün olarak verilir.

Radyoterapinin yan etkileri; Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir.

Bu yan etkiler yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur.

Merkezimizde kullanılan Novalis destekli TrueBeam STx isimli lineer akseleratör ile sağlıklı dokuya minimum oranda zarar verilerek bu yan etkiler en aza indirilir.

3- Kemoterapi (İlaç Tedavisi)
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır.

Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, kürler halinde verilir. 4-6 kür planlanır. Her kür arası yaklaşık 3 haftadır.

Bu da toplam 3 ile 5 aylık toplam kemoterapi süresi demektir.

Bazı olgularda yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir.

Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuvan kemoterapi denir.

Neoadjuvan kemoterapi ise Evre 3 kanseri olan hastalarda mevcut tümörün boyutlarını küçültmek ve cerrahiye uygun hale getirmek amacıyla yapılır. Neoadjuvan kemoterapinin bir faydası da yapılan kemoterapinin tümör üzerine etkinliğinin izlenmesidir. Kemoterapiyle ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız.

4- Hormono Terapi (Hormon Tedavisi)
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile östrojene duyarlı olabilir.

Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir.

Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Segmental mastektomi nedir?

Meme kanserinde memenin tamamının alınmayıp sadece kitlenin çıkarıldığı tedavi şekline genel olarak “meme koruyucu cerrahi” denir. Memedeki kanserli dokunun kanser içermeyen normal meme dokusu ile birlikte çıkartılmasına “lumpektomi” daha geniş normal doku ile birlikte çıkartılmasına ise “segmental mastektomi” denir.

Источник: https://neolife.com.tr/meme-kanseri-tedavisi/

Meme kanseri ameliyatı sonrası kemoterapi almayacak hastaları nasıl belirleriz?

Meme Kanserinin Vücutta Yayılmaması İçin Önlem Alabilirsiniz

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

27.10.2017

OncoType Dx ve PAM50 (Prosigna) adlı iki genetik test, meme kanseri ameliyatı sonrası kemoterapi almayacak hastaları nasıl belirlemekte kullanılmaktadır. Bu testler hangi hastalara yapılmalı? Bu testlerden hangisini kime önerelim? Sonuçlarını onkolog nasıl yorumlar?

Gelin birkaç yıl önce gördüğüm bir hastanın öyküsü ile konuya giriş yapalım. Hastamız Avrupa ülkelerinden birinde yaşıyor, dört çocuklu, 55 yaşında, meme kanseri nedeniyle ameliyat olmuş.

Doktoru hastamıza erken evre meme kanseri olduğunu, koltuk altı lenf bezlerine metastaz olmadığını ancak tümör türü ve kanserin boyutunun 1 cm’nin üzerinde olduğunu söyleyerek koruyucu amaçlı akıllı ilaç ve kemoterapi kullanması gerektiğini kendisine iletmiş ve kabul ederse tedavisine başlayacaklarını söylemiş. Hastamız tedaviyi kabul etmemiş ve takip edilmesini istemiş.

Hastamız bana, ameliyattan uzunca bir süre sonra ikinci görüş almak amacı ile gelmişti. Kendisine neden kemoterapi almadığını sorduğumda, “karşılaştığım kemoterapi alan hastalar çok kötü durumdaydı” dedi ve kendisinin de bu tür durumlar ile karşılaşmaktan korktuğunu bu nedenle tedaviyi reddettiğini söyledi.

Hastalığı ve türü ile ilgili yeterince bilgili değildi ve kemoterapi yan etkileri, koruyucu kemoterapi, akıllı ilaç tedavisi gibi tedavileri de yeterince kavrayamamıştı.

Günümüzde özellikle meme kanseri koruyucu kemoterapi ve akıllı ilaçları uygulamakta zorlanmadığımızı, eskisi gibi ciddi düzeyde bulantı-kusmaları artık hastalarımızın yaşamadığını, kendi kanserinin bugüne değin karşılaştığı ileri evre ve zor hastalar ile benzeşmediğini de bilmiyordu. Hastamıza göre neredeyse tüm kanser hastaları benzerdi ve tüm tedaviler de benzer düzeyde yan etki yapardı. Oysa eldeki veriler eşliğinde kemoterapi ve akıllı ilaç kombinasyonunu almak onun için en uygun olanıydı. Bu sayede gelecekte hastalığının yenileme riski azalacak ve kanserin yenilemesine bağlı yaşam kaybı riski en az orana inecekti.

Günümüzde kemoterapileri oldukça iyi yönetebilmemiz, gerektiğinde akıllı ilaçlar ile kombine tedavileri başarı ile uygulayabilmemiz sayesinde meme kanseri ameliyatı sonrası hastalarımıza yenileme riskini azaltmak amacı ile çoğunlukla koruyucu (adjuvan) tedavi öneririz. Bununla birlikte bir grup hasta var ki kemoterapi vermek bir şey kazandırmaz ve yararından daha fazla zararı olabilir. Bu hastaların yenileme riski oldukça azdır ve tedavi almayacak hastanın seçimi son derece önemlidir.

İşin ustalığı kime kemoterapi verilmeyeceğinin doğru saptanmasıdır.

Erken evre meme kanserli hastaları – hastalığın bölgesel yayılımına göre – iki gruba ayırabiliriz; lenf bezine sirayet etmiş, yani metastaz yapmış hastalar ve tümör boyutu küçük ve lenf bezi sirayeti olmayan hastalar.

Her iki grupta da kanser, vücudun diğer bölgelerine (karaciğer, kemik…) yayılmamış olmalıdır.

Günümüzde genel durumu uygun olan ve lenf bezi sirayeti olan tüm hastalara yenileme riskini azaltmak amacı ile kemoterapi ve uygun olan hastalara da akıllı ilaç öneririz.

Kemoterapi önerirken sadece tümörün yayılımına bakmaz aynı zamanda tümörün biyolojisine yani agresiflik derecesine de bakarız.

Tümörün biyolojisi yani davranış şeklini belirleyen özellikler; tümörün östrojen, progesteron gibi hormonlara duyarlılık özelliği, HER2 test olarak adlandırdığımız akıllı ilaç duyarlılık özelliği ve bazı ilave özellikler (Ki 67, Grad) taşıyıp taşımaması olarak sayılabilir.

Erken evre meme kanserleri içinde, HER2 pozitif ve üçlü negatif hastalar, oldukça erken evrede (lenf bezi sirayeti olmayan ve tümör boyutu 0.5 cm) saptansalar bile koruyucu kemoterapi önerilir. Bu hastalar tümör biyolojileri nedeni ile gelecekte yüksek yenileme riski taşırlar ve bu riskleri kemoterapi ve gerektiğinde akıllı ilaç kullanılarak azaltılabilir.

Hormona duyarlı meme kanserli hastalar, yani östrojen ve progesterona duyarlı ve HER2 özelliği taşımayan erken evre, lenf bezi sirayeti olmayan hastaların bir kısmı kemoterapiden yarar görmezler. Farklı bir deyişle bu hastaların bir kısmının yenileme riskleri oldukça azdır ve bu hastalara kemoterapi uygulanması ilave bir katkı sağlamaz.

Oncotype Dx (21 gen testi) nedir?

Bu test, hormon reseptörü pozitif, HER2 testi negatif, koltuk altına sıçramamış hastalığı olan meme kanserinde kemoterapi verme kararını belirler.

Tümör dokusunda kansere özgü 16 gen analiziyle 5 adet referans gen analizinin birlikte değerlendirildiği bu skorlama testi, meme kanserinin tekrarlama (nüks) ihtimalini ortaya koyar.

Test sonucuna göre düşük riskli çıkarsa kemoterapi ihtiyacı yoktur, yüksek riskli çıkarsa kemoterapiyi vermek hasta yararına olacaktır.

Bu testin değerlendirildiği çalışmalara bakacak olursak; 1600 erken evre HER2 testi negatif, hormon reseptörü pozitif hastanın alındığı çalışmada Onkotype Dx skorlama testi < 18 olan hastalar düşük riskli, 18-30 arası orta riskli, ve >30 yüksek riskli olarak değerlendirilmiş. Bu hastaların 5 yıllık takipleri sonucunda düşük riskli olanlara kemoterapi vermenin bir katkısının olmadığı ortaya konmuştur. Diğer bir çalışmanın 10 yıllık sonuçlarına göre yüksek riskli olan hastaların kemoterapiden fayda gördüğü gösterilmiştir.

Merak konusu olan bir alan da erken evre meme kanserli hormon reseptörü pozitif ve HER2 negatif hastalardan koltuk altı lenf bezlerine sirayet etmiş hastalarda da bu genetik analiz kemoterapi kararını doğru bir şekilde belirler mi? Bu konuyla ilgili yapılan çalışmalarda koltuk altında 1-3 lenf bezine sıçrama olan ve Oncotype Dx skorunda düşük riskli çıkan hastaların koltuk altına sıçramamış hastalarla aynı riske sahip olduğuydu. Fakat bunun kabul edilebilmesi için bu çalışmaların uzun süreli takip sonuçlarının açıklanmasına ihtiyaç var. Bizim klasik yaklaşımımız eğer hastamızın genel durumu uygunsa koltuk altına sıçramış hasta grubunda kemoterapi vermekten yanadır.

PAM50 (prosigna) testi nedir?

Diğer bir skorlama sistemi olan PAM50 (prosigna), ilk olarak meme kanserinin kendi iç tiplerini moleküler olarak belirlemek amacıyla oluşturulmuştur.

Elli gen üzerinden yapılan analizlerde hastalar kategorilendiğinde düşük riskli çıkanların hormona duyarlı meme kanseri tipiyle örtüştüğü gözlemlenmiştir.

Kanser dokusunu düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandıran skorlama sistemi olan PAM50, 2013 yılında FDA onayını almıştır.

Bu gen analizi ile ilgili yapılan bir çalışmaya 1478 menapoz sürecindeki erken evre meme kanseri hastası alınmış. Hormon baskılayıcı tedavi ile birlikte hastalığın 5. ve 10. yıl tekrarlama ihtimali ile risk skoru arasındaki ilişkiye bakıldığında düşük risklilerde 10 yıl hastalıksız sağ kalım süresi %96.7, orta riskte %91, yüksek riskte %79 olarak saptanmış.

Hormona duyarlı erken evre meme kanserinde 5. ve 15. yıllar arası hastalığın tekrarlama riskini ortaya koyan PAM50 analizi, koruyucu hormon baskılayıcı tedavi verme sürecimiz konusunda bilgilendiricidir.

Bu iki skorlama sistemi dışında çalışmaları suren endopredict, mammaprint, meme kanser indeksi gibi farklı firmaların da genetik skorlama sistemleri mevcuttur. Çalışmaları devam etmektedir. St.

Gallen Meme Kanseri Konferansı'nda ortak görüş, meme kanserinde bu genetik analiz yöntemleri yakın gelecekte hastalığın evrelemesini de etkileyecek görüşüydü. Düşük riskli çıkan bütün hastaların Evre 1A olarak değerlendirilip tedavisinin de ona göre planlanması gerektiği yönündeydi.

Biz ön planda erken evre meme kanserinde kemoterapi kararını belirlemede eldeki veriler ışığında Oncotype Dx gen analizinin yapılmasının daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Koruyucu kemoterapi ve hormon baskılayıcı tedavi ve bunun süresinin kararını vermek hastalarımız üzerindeki tedavi yan etkilerini de göz önünde bulundurmamızı gerektirir. Hastalığın karakterini belirleyen bu genetik testlerin klinik kullanımı arttıkça gereksiz kemoterapi ve uzamış hormon baskılayıcı tedavilerinin önüne geçileceği kanısındayız.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Vahit Ozmen , Ajlan Atasoy , Erhan Gokmen , Mustafa Özdoğan et al.Impact of Oncotype DX Recurrence Score on Treatment Decisions: Results of a Prospective Multicenter Study in Turkey.Cureus. 2016 Mar 8;8(3):e5222. Siegel RL, Miller KD, Jemal A.Cancer Statistics, 2017.CA Cancer J Clin. 2017 Jan 5.3. Sparano JA, Gray RJ, Makower DF, et al.Prospective Validation of a 21-Gene Expression Assay in Breast Cancer.N Engl J Med. 2015;373(21):2005. 4. Parker JS, Mullins M, Cheang MC, et al.Supervised risk predictor of breast cancer intrinsic subtypes.

J Clin Oncol. 2009;27(8):1160.

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/meme-kanseri-ameliyati-sonrasi-kemoterapi-almayacak-hastalari-nasil-belirleriz/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть