Meme Sağlığınız İçin Yılda 1 Saat!

Prof. Dr. Metin Çakmakçı – Anadolu Sağlık Merkezi

Meme Sağlığınız İçin Yılda 1 Saat!

okuyabilirsiniz.

Meme kanseri , genel olarak meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan kanser türüdür. Memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallarda gelişir.

Tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanseri ağırlıklı olarak menopoz sonrasında görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da sıklıkla görülmeye başlamıştır.

Avrupa’da her 10 kadından biri, ABD’de ise her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise görülme sıklığının kadınlara oranla çok düşük olduğu görülüyor. Ancak teknolojik gelişme ve erken tanı olanakları, meme kanserinde yaşam kayıplarının düşük olmasını sağlıyor.

Bunun yanında Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu toplumun meme kanseri bilincinin artırılması meme kanserine bağlı ölüm oranlarının düşük kalmasını sağlayan bir başka unsur.

2.    Meme kanserinin belirtileri nelerdir? 

Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalayabilmek. Çünkü belirtilerin gelişmesi, hastalığın ilerlediği anlamına geliyor.

Meme kanserinde en sık görülen belirtiler ise; 

  • Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle, 
  • Memenin boyutunda veya şeklinde oluşan değişiklik, 
  • Meme başından kanlı akıntı gelmesi, 
  • Memenin derisinde veya meme başında şekil ve renk değişikliği, 
  • Meme veya meme başında içeriye doğru çekilme olması,
  • Memede kitle olmamasına rağmen koltukaltında ya da boyunda bir beze oluşması.

3.    Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir? 

Bazı risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali artıyor. Ancak yine de risk faktörlerini taşımayan kişilerin de meme kanserine yakalanması mümkün.

Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla oluyor.

Bu nedenle, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda tarama testlerinin önemi artıyor. 

Risk faktörleri:

  • Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, 
  • Adetlerin erken yaşta başlamış olması (12 yaş altı), 
  • Doğum yapmamış olmak,
  • İlk doğumu 30 yaş sonrasında yapmış olmak, 
  • Geç yaşta menopoza girmek, 
  • Kilolu olmak ve özellikle menopoz sonrası kilo almak, 
  • Sigara tüketmek riski artırıyor. 

4.    Meme kanseri genlerinin önceden tespit edilmesi mümkün mü? 

Meme kanserine yol açtığı bilenen bazı genler tarif edilmiştir ve genetik test yoluyla tespit edilmektedir. Bu test ailesinde 

  •  erken yaşta meme kanseri 
  •  her iki memede meme kanseri 
  •  meme dışında erken yaşta yumurtalık kanseri 
  •  Erkek meme kanseri akrabası olan kişilere genetik çalışma yapmak düşünülebilir. 

Genetik testler bu konuda uzman genetik danışma merkezlerinde yapılmaktadır. Kişilerin aile hikayesi detaylı olarak değerlendirilmekte ve çıkan sonuçlar doğrultusunda test yapılmaktadır. Genetik test erken yaşta meme kanseri olan kişilere de yapılmaktadır. Amaç kardeş ve çocukların risk haritasını çıkarmak ve tedaviye devam ederken bilgi sahibi olmaktır. 

5.    Meme kanserinin erkeklerde görülme sıklığı nedir? 

Meme kanserinin kadınlara özgü bir hastalık olduğu sanılır. Ancak meme kanserlerinin yaklaşık %1’i erkeklerde görülür. Erkeklerde bu kadar az görülmesinin iki nedeni, erkeklerde meme dokusunun nispeten azlığı ve erkeklerin hormonal yapısının kadınlardan farklı olmasıdır.

Erkeklerde meme kanseri daha çok 60 yaş üstünde görülür. Çok az erkek hastalığın farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur, kanser tanısı konduğunda da hastalık genellikle ilerlemiş olur ve tedavisi de zorlaşır. Dolayısıyla, erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları ve vücutlarındaki değişikliklerin farkında olmaları çok önemli. 

6.    Meme kanserinin tedavisi nasıl yapılır? 

Meme kanseri çok sık görülen bir hastalık; kadındaki en sık kanser. Bunun iyi tarafı, meme kanseri ile ilgili çok bilginin olması ve çok sayıda araştırma yapılıyor olması. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanıyor. Meme kanserinin türlerine göre tedavi seçenekleri de gün geçtikçe farklılaşıyor ve kişiye özel tedavi ön plana çıkıyor.

Meme kanseri riskinin ortalamadan yüksek olduğunu bildiğimiz kadınları daha iyi ayırd ediyor olmamız, kadınların meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerindeki değişikliklerin farkına varmaları ve zamanı geldiğinde koruyucu meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri korkutmayan bir kanser türü haline geliyor.

Meme kanserlerinin aşağı yukarı yüzde 10’u kalıtsal genetik faktörlere bağlıdır. Bunlardan da yüzde 85’i BRCA1, BRCA2 dediğimiz gen mutasyonlarına, geri kalanı başka genlerdeki mutasyonlara bağlıdır.

Ailesel kanser riskinin yüksek olduğunu saptadığımız hastalarda bu genetik mutasyonların olup olmadığına bakabiliyoruz. Eğer bu mutasyon varsa, yıllar içerisinde meme kanseri ve yumurtalık kanseri olma olasılığının çok yüksek olduğunu biliyoruz.

Buna bağlı olarak erken tarama, ilaç kullanarak riski düşürme, bazen de ameliyatla meme dokusunu çıkararak hastalığı önleyici bazı yaklaşımlar öneriyoruz. 

Kanser olmuş ve erken evrede tanı konup ameliyat edilmiş olan hastaların önemli bir kısmını, gelişmiş ve güvenirliği kanıtlanmış yeni genetik testler sayesinde kemoterapi vermeden izleyebiliyoruz. Bu yaklaşım ile bu hastaları hem kemoterapinin yan etkilerinden korumuş oluyoruz hem de yaşam kalitelerini düşürmemiş oluyoruz.

Meme kanseri ve tedavisindeki yeni tekniklerden biri de radyoterapiyi ameliyat sırasında vermek. Bu yöntem ile hastaya zaman kazandırılarak bazı tıbbi yararlar sağlanabiliyor.

Normalde, meme kanseri ameliyatında önce tümörü çıkarmak için bir cerrahi işlem yapılır, daha sonra ise birkaç hafta boyunca radyasyon tedavisi uygulanır. Ancak intraoperatif radyoterapi seçeneğinde radyoterapi ameliyat sırasında, tümör alındıktan hemen sonra veriliyor.

Böylece, 5 hafta süren radyoterapi tedavisi sadece 30-40 dakika içerisinde tamamlanabiliyor.

Ancak, Batı ülkelerinde bile meme kanseri tanısı konduğunda hastaların %5’i ileri bir evrede oluyor. Bu hastalarda güvenebileceğimiz tek yöntem gelişmiş ilaç tedavileridir. Bazı tümörlerin bu tedavilere yanıtı iyi, bazılarınınki pek iyi olmuyor ne yazık ki.

1970’ler ile karşılaştırıldığında meme kanserine bağlı ölümler üçte bir oranında azalmış olsa da, tanının geç konması, özellikle de görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle meme kanseri ne yazık ki dünyada halen kadınlardaki birinci sıradaki kansere bağlı ölüm nedeni.

7.    Genetik risk altında olan kişiler dışında, kimler meme kanseriyle ilgili teh altında? Sigara, spor yapmamak, sutyen kullanımı meme kanserini tetikliyor mu? 

Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece kansere değil, tüm hastalıklara yakalanma riskini düşürüyor. Her ne kadar genetik bir risk faktörü olmasa da kanser riskini düşürmek için özellikle sigaradan uzak durmak çok önemli.

Pasif içiciliğin bile kanser riskini artırdığını gösteren çalışmalar var.

Özellikle sigara kullanan, düzenli egzersiz yapmayan, hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen ve sağlıksız beslenen insanların sadece meme kanseri değil, her türlü kansere yakalanma risklerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Şişmanlık da meme kanseri ile doğrudan ilgili.

Obezite , kanser olma olasılığını artırıyor. Yani şişmanlık, kanser riski açısından bakıldığında da bir hastalık, yalnızca estetik bir kusur değil maalesef. Diğer taraftan sütyen kullanmanın, sutyenin tipinin, deodorant kullanımının meme kanseri ile uzaktan yakından ilişkisi yok.

8.    Erken tanı için ne yapmalı? Mamografi çektirmek ne kadar önemli? 

Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Düzenli hekim kontrolleri içinse anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arasıdır.

Risk altında olanların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayanların ise 45 yaşından sonra her yıl muayene, mamografi  ve ultrasonografi çektirmeleri öneriliyor. Kişide özel bir risk varsa da daha sık doktor kontrolüne gitmesi öneriliyor.

Mamografi  ise bugün için meme kanseri açısından en değerli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi  fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek hastayı izlemek gerekebiliyor.

9.    Emzirmek meme kanseri riskini düşürür mü? 

Emziren kadınlarda risk daha az, emzirmeyenlerde ise daha yüksek diye bir şey yok. Bir kadın için emzirmesi ya da emzirmemesi özel bir risk faktörü oluşturmuyor. Yani, bireyin taranması kuralları değişmiyor.

Bunun gibi, büyük kitleler ve toplumlar için saptanabilen, akademik değeri olan farklılıklar olabilir. Fakat birey için bunlar anlamlı değil. Örneğin, meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 10’dan 10 buçuğa çıkması sizin için bir şey ifade etmez.

Kadının bilmesi gereken, gerçek riski artıran önemli bilgi, ailede, anne tarafında yoğunlaşmış meme kanseridir.

10.    Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar da emzirebilir mi? 

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyeceklerinden korkarlar ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme diğer meme gibi süt salgılamaya devam eder ve emzirme her iki memeden yapılabilir. 

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/10-soruda-meme-kanseri

Meme Kanserinin Evreleri (Meme Kanseri Tipleri) – Sağlık Ocağım .NET

Meme Sağlığınız İçin Yılda 1 Saat!

Meme kanserleri ortalama beş evre olarak değerlendirilir. Birincisi sıfır evre bu tıpta in-situ kanser denilen en erken evredeki genellikle tarama programları ile meydana çıkan evredir. Bundan sonraki evreler evre bir, evre iki, evre üç, evre dört diye devam eder.

Meme kanseri evre 1 : Tümör 20 mm veya daha küçüktür ve bu durumda kanser lenf bezlerine sıçrama yapmamıştır.

Tedavide meme koruyucu yöntem ile lenf bezlerinin alınmasından sonra radyasyon tedavisi uygulanır. Bu tedaviye destek amacı ile kemoterapi veya hormonoterapi tedavisi uygulanır.

Diğer yöntem ise mastektomi, bu yöntemde kanserli göğüs alınıp koltuk altı lenf bezleri çıkartılır.

Meme kanseri evre 2-A : 20-50 mm arasında ve lenf bezlerine sıçramış halidir. Evre 2-B: Tümörün 2-A evresindeki gibi bir boyut aralığında olup, (50 mm’den büyük olabilir).

Koltuk altı lenf bezlerine sıçramış halidir.

Evre 2, evre1 ile aynı tedavi yöntemi uygulanır ve eğer tümör aşırı büyümüş veya lenf bezlerine sıçramış ise kemoterapi, hormonoterapi ve radyasyon tedavisi destekleyici olarak önerilir.

Meme kanseri evre 3-A : Tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs haricindeki dokulara sıçramış durumdadır ve bu halde mastektomi yöntemi ile tedavi şekli uygulanabilir. Cerrahi işlemden sonra kemoterapi ve hormon tedavisi başlar.

Evre 3-B, bu aşamada tümörün boyutu dikkate alınmaz ve tümör göğüs duvarına bağlıdır ve lenf bezlerine sıçramıştır.

Neoadjuvan ismi verilen, tümörün boyutunun küçültülmesi için kemoterapi tedavisi uygulanmasının ardından tümörün boyutu küçüldükten sonra lampektomi ya da mastektomi yapılır.

Meme kanseri evre 4 : Denilen kanser vücudun başka yerlerine geçmiş, başka organlara sıçramış, tıpta metastaz yapmış denilen dönemdeki kanser tipidir. Dördüncü evrede hastalığın tedavisi oldukça zor ama ümitsiz değildir.

Bu evrede hastanın yaşam süresini arttırmak ve yaşam kalitesini yüksek seviyede tutmak hedeflenir. Kemoterapi ve hormonoterapi tedavisi uygulanır. Hastanın şikayetleri doğrultusunda cerrahi tedavi uygulanabilir.

Cerrahi tedavi sonrasında alınan memenin yerine plastik cerrahi teknikler ile yeni protez veya kendi dokuları ile meme oluşturma ameliyatı yapılabilir.

Dördüncü evre meme kanseri : Tedavi ile durdurularak o noktada sabit bırakılabilir ve bu hastanın uzun süre yaşaması sağlanabilir.

Meme kanseri vücuda yayılabilen bir kanser tipi olup, meme kanseri ilk olarak koltuk altı lenf bezlerine dağılır ve buradan sonra akciğere, karaciğere, kemiklere, beyine ve vücudun her hangi bir bölgesine yayılım gösterebilir.

Bu organlara yayılmış olan meme kanseri dördüncü evre meme kanseridir ve hastaların bu evrede yakalanması tıpta tercih edilen bir dönem değildir. Meme kanseri daha erken evrede yakalanması sonucunda tedavisi daha kolay olmaktadır.

Meme kanseri türleri

Meme kanseri türleri

Meme kanserleri bir invaziv, diğeri de intraduktal yani invaziv olmayan olmak üzere olan iki ayrı gruba ayrılır. Bunların dışında bir de hücresel tipleri bulunur ve bunlar şu şekilde tanımlanır.

Duktal karsinomalar : Meme kanserinin en sık rastlanan türüdür. Hücreler çevresindeki duvarı aşmış ve dokulara yayılım başlamıştır.

Zaman sürecinde kan damarları ve lenf yollarının tutulması sonucu uzağa yayılma yeteneği bulunmaktadır.

Genelde ele gelen kitle mamografi taramasında meme dokusu içinde çeşitli şekillerde kireçlenmeler yapmış bir şekilde kendini belli eder. Ultrasonografide genelde normal dokudan ayrılan düzensiz sınırlı bir yapı olarak görülür.

Lobüler karsinoma nedir? : Bir lobül içinde sonlanan kör bir ductal epitelyumdan kaynaklanır.

Tübüler karsinomu nedir? : Meme karsimomlarının çok az bir kısmınıoluşturur iken, mikroskobik olarak çok iyi diferansiye karsinomlardır. Prognozları çok iyidir ve genellikle lenf bezi metastazı yapmazlar.

Paget karsinoma nedir? : Meme kanserinin erken bir bulgusu olup meme başında kısmen kabuklu, egzamatoid lezyon şeklinde görülür ve seyrek olarak bir kaç santimetreyi geçebilir.

İnflamatuar meme karsinomu nedir? : Memede ödem, ısı artışı, hassasiyet ile ayırıcı özelliği ortaya konulmuş tümörler bu grupta değerlendirilir. Tümörün derideki lenf kanallarına yayılımı bu görüntüye neden olur.

Miks tümörler : Yukarıda anlatılan tümör türlerinden bir ya da birkaçı bir arada bulunabilir. Miks tümörlerinin prognozu daha tehlidir.

Fakat doktorlar ve hastalar açısından önemli olan kanserin invaziv olmadığı dönemde tıpta intraduktal denilen veya in situ denilen evrede yakalandığı taktirde henüz vücudun başka bir yerlerine geçme yani, sıçrama olasılığı olmadan kanserin yakalanmasıdır.

Bu dönemde yakalanan bir kanser cerrahi tedavi ile tamamen ortadan kaldırılabilir iken, vücudun başka yerlerine geçmesi önlenebilir.

Meme hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/meme-kanserinin-evreleri-meme-kanseri-tipleri/

Memede Kitle

Meme Sağlığınız İçin Yılda 1 Saat!

Memeyle ilgili  şikayeti olan hastalar üç sebepten dolayı doktora başvurur: Ağrı, memenin ucundan akıntı ve kitle. Bunların arasında en sık başvuru sebebi kitledir ve ağrıdır. Kanser en sık ağrısız beze şeklinde kendini gösterir.

Memedeki kitlelerin büyük  bir kısmı (% 85)i iyi tabiatta (benign) kitlelerdir.

Memede kitle nasıl anlaşılır?

Kitleler çoğunlukla kendi kendine muayene ile bulunurlar. Hastalar bu kitleleri kendileri bulduktan sonra doktora başvurduklarında büyük bir kısmında  gerçekten kitle tespit edilir, bir kısmında ise her hangi bir kitlenin varlığı tespit edilemez.

Memenin parmaklar arasında sıkıştırılarak muayenesinde  meme dokusu sanki kitleymiş izlenimi verir. Hastaların kendi muayenelerinde buldukları kitlelerin gerçek kitle olma olasılığı yaş arttıkça artar. 30 yaş altında yanılma payı daha fazladır.

Çünkü gençlerde meme dokusu daha yoğun (dens) olduğundan meme bezleri hasta tarafından kitleymiş gibi algılanabilir, yinede ayırımı doktor  yapmalıdır.

40 yaş üstü kadında muayenede ele gelen bir beze aksi ispatlanıncaya kadar kanser olarak kabul edilmeli ve bu yönde ileri tetkikler yapılmalıdır.

Ayrıca memedeki  kanserlerin % 30 u 50 yaş altında olduğundan genç hastalardaki kitlelerin de kanser olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Kitlenin özellikleri ve hastaya ait özellikler (kanser riskini artıran faktörlerin varlığı) göz önüne alınarak ileri tetkik yapılmalı ve kanser olmadığı ispatlanmalıdır.

Kitleler yaklaşık 1 cm.den büyük ve yüzeysel  ise ele gelebilir, derin kitleler daha zor bulunur. Genç hastalarda tespit edilmesi daha zordur. Memenin üst dış tarafında daha fazla salgı dokusu olduğundan hasta bu bölgede memenin kendi dokusunu kitleymiş gibi  zannedebilir. Kitleler genellikle üst dış kadranda bulunur, meme kanserleri de büyük oranda bu bölgede bulunur.

Memede kitle ve ağrı

Memenin iyi tabiatlı kitleleri genellikle ağrılıdır, hassasiyet ve gerginlik yapar. Çoğunlukla düzgün çeperli, hareketli kitlelerdir.

Kanserli hastaların %80 inde tesadüfen bulunan ağrısız kitleler vardır. Memedeki habis kitleler ağrısız, sert, pütürlü ve düzensiz çeperli, cilde yapışık veya göğüs duvarına yapışık ise hareket ettirilemeyen karakterdedir. Bazı tip kanserlerin görünümü ve muayene bulguları ise iyi karakterli kitleyi taklit eder.

Kitlelerin iyi ve kötü olmasının ayırımı doktor muayenesi ve gereğinde başka  ileri tetkiklerle yapılmalıdır

Memedeki iyi huylu kitleler:

      Kistler: İçi sıvı dolu kesecikler şeklindedir. Ağrılı olabilir. Adet  öncesi dönemde  artabilir ve memelerde gerginlik ve hassasiyete sebep olabilir. Tedavi gerektirmez, büyür ve hastayı çok rahatsız ederse enjektörle (ponksiyonla) boşaltılabilir. Bazı kistlerin içerisinde katı (solid) alanlar varsa bu kistler önemlidir ve tetkik gereklidir

Fibrokistler: Çoğu zaman net bir beze gibi ele gelmez. Memenin dokusu yoğun olarak ele gelir. Kistler büyürse ele gelir. Menapoz öncesi kadınlarda daha sıklıkla görülür.

Hormon tedavisi almayan menapoz sonrası kadınlarda nadirdir. Sebep olarak memelere östrojen (kadınlık hormonu) hormonunun etkilerinin fazla olması ileri sürülmüştür. Ağrı ve hassasiyet vardır. Adet periyoduna uyan ağrı vardır (periyodik ağrı).

Menapoz sonrasında devamlı ve periyodik olmayan ağrı vardır.

Eskiden fibrokistik hastalık, reclus hastalığı gibi isimleri vardı. Ancak günümüzde hastalık olarak kabul edilmediğinden fibrokistik değişiklikler adı verilir. Çoğunlukla mikroskopik (gözle görülemeyen) kistler vardır. Bazen kistler büyüyebilir.

Önem arz etmez, tedavi gerektirmez.

  Fibroadenom: Çoğunlukla 1-2 cm büyüklüğünde ,hareketli,kauçuk kıvamında ,düzgün yüzeyli ve şekilli çok görülen kitlelerdir. Muayenede hareketli olduklarından meme faresi adı da verilir.

Genç yaşta sık görülür. 50 yaş üstü tarama mamografilerinde de nadiren rastlanır. Genellikle 2 cm. cıvarında büyümeleri durur. Menapozdan sonra küçülme gösterebilir. Bazen birden fazla ve iki taraflı olabilir.

Basit fibroadenomlarda kanserleşme riski yoktur. Bazı hızlı büyüyen kompleks fibroadenomlarda risk artışı vardır.

Muayeneyle kolaylıkla fibroadenom lehine düşünülebilmekle birlikte USG ve 40 yaş üstü mamografi gerekebilir. MR çoğunlukla gereksizdir. İyi huylu olduğundan emin olunan kitleler 1 yıl süreyle 6 ayda bir, sonra yılda bir kontrol gerekir. Hızlı büyüyen, bazı bulguları atipik olan kitlelere biyopsi gerekir (kalın iğne biyopsisi).

10-18 yaş arasında genç yaş (jüvenil) fibroadenomu olabilir. Hızlı büyüyorsa çıkarılır.

5 cm. üzerindekilere dev fibroadenom denir.Sıklıkla,bazen kötü huylu olabilen filloid tümörlerle karışabilir, kalın iğne biyopsisi yapıldıktan sonra  çıkarılmalıdır.

İntraduktal papillom (süt kanalı polipleri): Çoğunlukla iyi huyludur fakat kötü huylu da olabilirler. İlk başlangıçta iyi huylu olsa da büyüdükçe kanserleşme oranı yüksektir.Bazen tek, bazen çok sayıda olabilirler.

İyi huylu bezeler arasında düşük bir oranı oluşturur. Meme başına yakın olanlarda kitle küçükken memenin ucundan akıntı görülebilir, uzak olanlar ele gelen beze şeklinde kendini gösterir.

Her bir tipi değişen derecede kanserleşme riski taşıdığından papillomu  çıkarmak gerekir, çıkarmak hem tanı hem de  tedavi sağlar.

Memedeki kötü huylu kitleler

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Memede bir kitle görüldüğünde gerek muayeneyle, gerek tetkik yöntemleriyle aksi ispatlanana kadar kötü huylu kabul edilmelidir. Aksi taktirde zaman kaybı hastanın aleyhine olacaktır.

Muayenede sert, fiske (yerinden güç oynatılabilen), cilde yapışıktır. Hızla tetkik ve tedavi edilmelidir.

           Memede kitle tedavisi nasıl olmalı?

Memedeki kitlenin tedavisi çok genel bir tanımdır. Takip ve tedavi  kitlenin büyüklüğüne, cinsine, özelliklerine  ve hastanın yaşına, taşıdığı risk faktörlerine göre değişir.

Hasta genç ve herhangi başka risk faktörü taşımıyorsa, muayene ve tetkiklerde iyi huylu olduğu kesinse, 2 cm. den küçükse takip edilir.

Hastada meme kanseri açısından risk faktörleri varsa, 40 yaş üzerindeyse, muayenede ve tetkiklerde kötü huylu olduğu hakkında şüphe varsa ince iğne biyopsisi veya kalın iğne (keskin iğne-trucut) biyopsisi yapılmalıdır.

Mümkünse trucut biyopsi tercih edilmelidir. Bu işlem doku tanısı konulduktan sonra ameliyat gerekip gerekmeyeceği hakkında fikir verir.

Böylelikle hem tanı için hem tedavi için olmak üzere 2 kez ameliyat olmanın önüne geçilir.

İğne biyopsisi sonucunda  kitlenin  iyi huylu olması durumunda takip edilir, hızlı büyüyorsa  ve hastada risk varsa yalnızca kitle çıkarılır.

İğne biyopsisi sonucunda  kötü huyluysa meme kanseri  prensiplerine göre tedavi edilir.

Источник: https://www.sehersirin.com/memede-kitle/

GÜNÜN FARKINDALIĞI: Meme memedir, meme sağlığı önemlidir

Meme Sağlığınız İçin Yılda 1 Saat!

GÜNÜN FARKINDALIĞI: Meme memedir, meme sağlığı önemlidir Meme kelimesinin hâlâ tabu olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Taner Kıvılcım bazı hastaların zaman zaman göğüs hastalıkları uzmanına gittiğini anlatıyor. Ne derseniz deyin aman memenizi ihmal etmeyin.

Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr.

Taner Kıvılcım, meme kelimesinin kullanımının hâlâ tabu olduğunu, hastaların şikayetlerini anlatırken bile çekindiğini söylüyor: “Öyle ki meme hastalarımız zaman zaman ‘göğüs’ kelimesine yönlenerek göğüs hastalıkları uzmanına gidiyor. Hatta göğüs cerrahına gidenler dahi oluyor.

Oysa meme Türk Dil Kurumuna göre kısaca ‘çıkıntı’ demekten fazlası değil.

MEMEYLE İLGİLİ EN ÖNEMLİ ŞEY KANSER

“Anlamını ister basitleştirelim ister yüceltelim, meme konusunda göz ardı edilmemesi gereken kavram meme kanseri” diyen Dr. Kıvılcım uyarıyor: “Dünyada sekiz kadından birinde gördüğümüz istenmeyen misafir. Üstelik öyle haber vererek de gelmiyor.

Uzun zaman içinizde büyüyor ve beklemediğiniz bir anda hayatınızın orta yerine yerleşiveriyor.


Kıvılcım şöyle anlatıyor meme kanseriyle ilgili dikkat edilmesi gerekenleri: “Gerçekten bu kadar kötü mü bu meme kanseri? Bir erkeğin gözünden buna yorum yapmak çok tehli olsa da gözlemlerin önemli olduğunu düşünüyorum.

Meme kanseri hastalarımızda genellikle fark ettiğim, bu hastalığın kadının içindeki güçlü savaşçı yanı ortaya çıkardığı. Çoğu zaman biz erkekler grip dahi olsak hayatımız bize de etrafımıza da zehir olur. Ancak kadın en zor hastalıklarla dahi karşılaştığında, onunla savaşırken bir yandan da etrafına umut oluyor.

Her meme kanseri savaşçısı (belki de hayatın kıymetini daha iyi bildiklerinden) etrafındaki insanlara karşı sadece duruşu ile tabiri caizse yaşam koçu oluveriyor. Ben de sosyal medya da birçok kanser savaşçısını takip ediyorum. Hali hazırda tanısını koyduğumuz, cerrahi tedavisini yaptığımız bu insanların sonrasındaki hayatlarını hayranlıkla izlediğimi itiraf etmeliyim.

KARMA BESLEN, KARANLIKTA UYU, KİLO VER VE AYDA BİR MUAYENE

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Taner Kıvılcım, meme kanserinden korunmak için alınması gereken önemler hakkında da önemli bilgiler verdi. “Çok basit bir kaç önlem: Sağlıklı ve karma beslen, spor yap, kilo ver, karanlıkta uyu ve elbette sigardan uzak dur.

Bunlar açılabilir ancak her yerde bu konular ile ilgili onlarca yazı bulmak mümkün. Özellikle diyet konusunda benim fikrim, aynı avukat, doktor ya da diş hekimi gibi herkesin düzenli kontrolünü yaptırdığı bir diyetisyeninin olması. Çünkü herkesin bedeni ve vücut ihtiyaçları farklı.

Bunun yanında spor dediğimiz her gün saatlerce spor salonunda vakit geçirmek değil. Hafta da 3 ya da 4 gün kendinize ayıracağınız yaklaşık 1 saat. Bu yürüyüş, koşu, yüzme ya da yoga, pilates, vb. spor dalları olabilir. Önemli olan belli bir ritme ulaşmanız ve kendinize ayırdığınız kaliteli bir zaman dilimi oluşturmanız.

Diğer öneriler ise oldukça açık sanırım. Peki, sağlıklı yaşamak her şeyden koruyor mu? Maalesef hayır! Bu yüzden dünyada ve ülkemizde tarama yöntemleri mevcut. Bu, sağlıklı yaşamanıza rağmen karşılaşabileceğiniz meme kanserini erken tanımanızı sağlayan önemli bir husus.

Ülkemizde meme kanseri tarama programı 40 yaşından sonra yapılacak yıllık genel cerrahi doktor muayenesi ve iki yılda bir yapılacak olan mamografiden ibaret. Bunun dışında kişilerin kendini tanıması için ayda bir kez yapılan kendi kendine meme muayenesini öneriyoruz.

HER ŞEYE RAĞMEN KANSER OLABİLİRİZ, AMA…

Her şeye rağmen kanser olabilir misiniz? Evet! Peki, korkmalı mı? Hayır! Çünkü erken tanı almış meme kanseri artık yaşam süresini kısaltmıyor. Üstelik 20 yıl öncesine kadar her kanserde memenin tamamı alınırken artık meme dokusu mümkün olduğunca korunuyor. Hatta onkoplastik meme cerrahisi yöntemleri ile eskisinden daha güzel meme dokusuna sahip olan hastalarımız var.

YAŞASIN KANSER SAVAŞÇISI KADINLAR

Yine bir erkek olarak meme kanserinin felsefi boyutuna dönecek olursam; her şeye rağmen memesinin tamamı alınmak zorunda kalmış, kemoterapi nedenli saçları dökülmüş bir kadının savaşçı ruhuyla gülümsemesi bana bu dünyadaki en estetik şey gibi geliyor.

Kaynak: Evrensel

Sosyal medyada ‘elma, dolma yemedim aman tatile de gitmedim…’ gibi şeylerle karşılaşıyorsanız çok…

Dünyada kadınlar arasında yüzde 30’luk oranla en sık görülen kanser türü olan meme kanserini alt etm…

Meme kanseri ilaçları devlet ile üretici firma arasında yaşanan eksikliklerin giderilememesi nedeniy…

Источник: https://www.ekmekvegul.net/saglik/gunun-farkindaligi-meme-memedir-meme-sagligi-onemlidir

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.