Memedeki Kitleler ve Kanser

içerik

Memede Kitle

Memedeki Kitleler ve Kanser

Memeyle ilgili  şikayeti olan hastalar üç sebepten dolayı doktora başvurur: Ağrı, memenin ucundan akıntı ve kitle. Bunların arasında en sık başvuru sebebi kitledir ve ağrıdır. Kanser en sık ağrısız beze şeklinde kendini gösterir.

Memedeki kitlelerin büyük  bir kısmı (% 85)i iyi tabiatta (benign) kitlelerdir.

Memede kitle nasıl anlaşılır?

Kitleler çoğunlukla kendi kendine muayene ile bulunurlar. Hastalar bu kitleleri kendileri bulduktan sonra doktora başvurduklarında büyük bir kısmında  gerçekten kitle tespit edilir, bir kısmında ise her hangi bir kitlenin varlığı tespit edilemez.

Memenin parmaklar arasında sıkıştırılarak muayenesinde  meme dokusu sanki kitleymiş izlenimi verir. Hastaların kendi muayenelerinde buldukları kitlelerin gerçek kitle olma olasılığı yaş arttıkça artar. 30 yaş altında yanılma payı daha fazladır.

Çünkü gençlerde meme dokusu daha yoğun (dens) olduğundan meme bezleri hasta tarafından kitleymiş gibi algılanabilir, yinede ayırımı doktor  yapmalıdır.

40 yaş üstü kadında muayenede ele gelen bir beze aksi ispatlanıncaya kadar kanser olarak kabul edilmeli ve bu yönde ileri tetkikler yapılmalıdır.

Ayrıca memedeki  kanserlerin % 30 u 50 yaş altında olduğundan genç hastalardaki kitlelerin de kanser olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Kitlenin özellikleri ve hastaya ait özellikler (kanser riskini artıran faktörlerin varlığı) göz önüne alınarak ileri tetkik yapılmalı ve kanser olmadığı ispatlanmalıdır.

Kitleler yaklaşık 1 cm.den büyük ve yüzeysel  ise ele gelebilir, derin kitleler daha zor bulunur. Genç hastalarda tespit edilmesi daha zordur. Memenin üst dış tarafında daha fazla salgı dokusu olduğundan hasta bu bölgede memenin kendi dokusunu kitleymiş gibi  zannedebilir. Kitleler genellikle üst dış kadranda bulunur, meme kanserleri de büyük oranda bu bölgede bulunur.

Memede kitle ve ağrı

Memenin iyi tabiatlı kitleleri genellikle ağrılıdır, hassasiyet ve gerginlik yapar. Çoğunlukla düzgün çeperli, hareketli kitlelerdir.

Kanserli hastaların %80 inde tesadüfen bulunan ağrısız kitleler vardır. Memedeki habis kitleler ağrısız, sert, pütürlü ve düzensiz çeperli, cilde yapışık veya göğüs duvarına yapışık ise hareket ettirilemeyen karakterdedir. Bazı tip kanserlerin görünümü ve muayene bulguları ise iyi karakterli kitleyi taklit eder.

Kitlelerin iyi ve kötü olmasının ayırımı doktor muayenesi ve gereğinde başka  ileri tetkiklerle yapılmalıdır

Memedeki iyi huylu kitleler:

      Kistler: İçi sıvı dolu kesecikler şeklindedir. Ağrılı olabilir. Adet  öncesi dönemde  artabilir ve memelerde gerginlik ve hassasiyete sebep olabilir. Tedavi gerektirmez, büyür ve hastayı çok rahatsız ederse enjektörle (ponksiyonla) boşaltılabilir. Bazı kistlerin içerisinde katı (solid) alanlar varsa bu kistler önemlidir ve tetkik gereklidir

Fibrokistler: Çoğu zaman net bir beze gibi ele gelmez. Memenin dokusu yoğun olarak ele gelir. Kistler büyürse ele gelir. Menapoz öncesi kadınlarda daha sıklıkla görülür.

Hormon tedavisi almayan menapoz sonrası kadınlarda nadirdir. Sebep olarak memelere östrojen (kadınlık hormonu) hormonunun etkilerinin fazla olması ileri sürülmüştür. Ağrı ve hassasiyet vardır. Adet periyoduna uyan ağrı vardır (periyodik ağrı).

Menapoz sonrasında devamlı ve periyodik olmayan ağrı vardır.

Eskiden fibrokistik hastalık, reclus hastalığı gibi isimleri vardı. Ancak günümüzde hastalık olarak kabul edilmediğinden fibrokistik değişiklikler adı verilir. Çoğunlukla mikroskopik (gözle görülemeyen) kistler vardır. Bazen kistler büyüyebilir.

Önem arz etmez, tedavi gerektirmez.

  Fibroadenom: Çoğunlukla 1-2 cm büyüklüğünde ,hareketli,kauçuk kıvamında ,düzgün yüzeyli ve şekilli çok görülen kitlelerdir. Muayenede hareketli olduklarından meme faresi adı da verilir.

Genç yaşta sık görülür. 50 yaş üstü tarama mamografilerinde de nadiren rastlanır. Genellikle 2 cm. cıvarında büyümeleri durur. Menapozdan sonra küçülme gösterebilir. Bazen birden fazla ve iki taraflı olabilir.

Basit fibroadenomlarda kanserleşme riski yoktur. Bazı hızlı büyüyen kompleks fibroadenomlarda risk artışı vardır.

Muayeneyle kolaylıkla fibroadenom lehine düşünülebilmekle birlikte USG ve 40 yaş üstü mamografi gerekebilir. MR çoğunlukla gereksizdir. İyi huylu olduğundan emin olunan kitleler 1 yıl süreyle 6 ayda bir, sonra yılda bir kontrol gerekir. Hızlı büyüyen, bazı bulguları atipik olan kitlelere biyopsi gerekir (kalın iğne biyopsisi).

10-18 yaş arasında genç yaş (jüvenil) fibroadenomu olabilir. Hızlı büyüyorsa çıkarılır.

5 cm. üzerindekilere dev fibroadenom denir.Sıklıkla,bazen kötü huylu olabilen filloid tümörlerle karışabilir, kalın iğne biyopsisi yapıldıktan sonra  çıkarılmalıdır.

İntraduktal papillom (süt kanalı polipleri): Çoğunlukla iyi huyludur fakat kötü huylu da olabilirler. İlk başlangıçta iyi huylu olsa da büyüdükçe kanserleşme oranı yüksektir.Bazen tek, bazen çok sayıda olabilirler.

İyi huylu bezeler arasında düşük bir oranı oluşturur. Meme başına yakın olanlarda kitle küçükken memenin ucundan akıntı görülebilir, uzak olanlar ele gelen beze şeklinde kendini gösterir.

Her bir tipi değişen derecede kanserleşme riski taşıdığından papillomu  çıkarmak gerekir, çıkarmak hem tanı hem de  tedavi sağlar.

Memedeki kötü huylu kitleler

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Memede bir kitle görüldüğünde gerek muayeneyle, gerek tetkik yöntemleriyle aksi ispatlanana kadar kötü huylu kabul edilmelidir. Aksi taktirde zaman kaybı hastanın aleyhine olacaktır.

Muayenede sert, fiske (yerinden güç oynatılabilen), cilde yapışıktır. Hızla tetkik ve tedavi edilmelidir.

           Memede kitle tedavisi nasıl olmalı?

Memedeki kitlenin tedavisi çok genel bir tanımdır. Takip ve tedavi  kitlenin büyüklüğüne, cinsine, özelliklerine  ve hastanın yaşına, taşıdığı risk faktörlerine göre değişir.

Hasta genç ve herhangi başka risk faktörü taşımıyorsa, muayene ve tetkiklerde iyi huylu olduğu kesinse, 2 cm. den küçükse takip edilir.

Hastada meme kanseri açısından risk faktörleri varsa, 40 yaş üzerindeyse, muayenede ve tetkiklerde kötü huylu olduğu hakkında şüphe varsa ince iğne biyopsisi veya kalın iğne (keskin iğne-trucut) biyopsisi yapılmalıdır.

Mümkünse trucut biyopsi tercih edilmelidir. Bu işlem doku tanısı konulduktan sonra ameliyat gerekip gerekmeyeceği hakkında fikir verir.

Böylelikle hem tanı için hem tedavi için olmak üzere 2 kez ameliyat olmanın önüne geçilir.

İğne biyopsisi sonucunda  kitlenin  iyi huylu olması durumunda takip edilir, hızlı büyüyorsa  ve hastada risk varsa yalnızca kitle çıkarılır.

İğne biyopsisi sonucunda  kötü huyluysa meme kanseri  prensiplerine göre tedavi edilir.

Источник: https://www.sehersirin.com/memede-kitle/

Memede kitle hissi nasıldır? Meme kanseri belirtileri (yumru, ağrı vb.) ile ilgili merak edilenler

Memedeki Kitleler ve Kanser

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

25.01.2017

Kanser, genlerde meydana gelen hasarların birikmesi sonucu hücrenin kontrolsüz çoğalmasıdır. Hücre bölünmesinin hızı ve yayılımcı (invaziv) olup olmaması gibi faktörler kanserin seyrini belirler.

Örneğin yavaş bölünen yayılımcı olmayan (non-invaziv) bir kitle iyi huylu (benign) iken; hızlı büyüyen invaziv oluşumlar kötü huylu (malign) kitleler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Günümüzde neredeyse her 8 kadından 1’i meme kanserine yakalanmakta olup; meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.

Erkeklerde ise bu risk kadınlara göre, yaklaşık 200 bayan meme kanserine karşılık 1 erkek meme kanseri ile karşılaşılıyor.

Kadınlarda bahsedilen ölçüde sık görülmesi nedeniyle; meme kanserinin belirtilerini tanımak, kitle ve ağrı karakteri gibi konular ön plana çıkmaktadır.

Meme kanserinin erken evre belirti ve bulguları

Meme kanseri; yumru, kitle, ağrı, cilt değişiklikleri, şişme gibi belirtilerle seyredebilmekle birlikte bazı olgularda hiç bulgu vermemesi sebebiyle erken evrede teşhisi zor olabilen bir kanser türüdür.

Meme kanserinde en sık karşılaşılan bulgu memede yumru veya kitle hissidir ve olası diğer belirtileri şöyledir:

  • Meme veya meme başı ağrısı
  • Göğüs veya meme başının şişmesi, tahriş veya renk değişikliği
  • Meme başı çekilmesi
  • Yeni bir ben veya meme/meme başında önceden mevcut olan bendeki değişim
  • Kol altındaki veya boyun bölgesinde hassas veya büyümüş bezler
  • Meme başı akıntısı
  • Göğüs veya meme başının genel boyut, şekil veya görünümünde değişiklik
  • Boğuk ve sürekli öksürük
  • İştah değişikliği
  • Yutma güçlüğü
  • Yemek sonrası ağrı
  • Ağrılı veya zor idrara çıkma veya barsak hareketleri
  • İdrar veya dışkıda kan
  • Açıklanamayan kilo alımı veya kaybı
  • Gece terlemeleri
  • Genel zayıflık veya yorgunluk hissi

Not: Bazen meme kanserinin ilk belirtisi, hastalığın uzak organlara yayılmasından kaynaklanan bulgular ile olur. Meme kanseri sıklıkla kemik, akciğer ve karaciğere metastaz yapar. Buralara metastaz sonucunda kemik ağrısı, nefes darlığı ve sarılık gibi bulgularla polikliniğe başvurulur.

Memedeki kitleler nasıl hissedilir?

Meme yumrularının karakteri; kitlenin sebebine, yerine ve büyüklüğüne göre değişmekte olup; ağrılı, sert ve hareketsiz kitlelerden; yumuşak, ağrısız ve hareketli kitlelere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Ağrısız, sert , düzensiz şekilli, hareketsiz kitlelerin malign olma olasılığının yüksektir.

İyi huylu bir tür olan fibroadenom kitleleri ağrısız, kolaylıkla hareket edebilen, düzgün şekilli kitleler olarak karşımıza çıkıp kendiliğinden kaybolabilmektedirler.

Meme kistleri, düzgün kenarlı ve sert iken; meme abseleri ve meme iltihabı ağrılı, şişkin yumrular olarak karşımıza çıkmakta ve genelde ateş veya mevcut deri bölgesinde kızarıklıkla seyretmektedir.

Meme kanserini erken evrede tanıyabilen tarama yöntemi mamografidir. Yüzde yüz olmamakla birlikte en erken evrede teşhisi bize mamogramlar sunmaktadır. Semptomların her bireyde görülmemesi ve çok geniş spektrumda olması; düzenli mamografi taramalarının önemini daha da artırmaktadır.

Memede kitle oluşturan kanser dışı sebepler

Memedeki kitlelerin çoğu kanser dışı iyi huylu sebeplere bağlıdır. Bu sebeplerden bazıları ağrı ve değişiklik yapabilmekle birlikte hayatı tehdit etmezler, uzak organlara metastaz yapmazlar ancak bu olgularda meme kanseri riski yükseldiği için gerekli tetkikler sonucunda bazıları cerrahi yöntemlerle alınabilir. Bu iyi huylu kitleler:

  • Fibroadenomalar
  • Fibrokistik meme hastalığı
  • Duktal veya lobüler hiperplazi
  • Kist, abse
  • Meme enfeksiyonu
  • Lipom
  • İntaduktal papillom
  • Yağ nekrozu
  • Süt kanalı genişlemesi
  • Geçmiş biyopsilere bağlı yara veya lezyonlar

Ne zaman doktora gidilmeli?

Yukarıda sayılan belirti ve bulgulardan herhangi birinin görülmesi durumunda doktora başvurulmalıdır. Bahsi geçen belirtiler doktor tarafından değerlendirilmeli, muayene edilmeli gerekirse mamografi, MR gibi ileri incelemeler yapılmalıdır.

Mamografi X-ray ışınlarını kullanarak yağ dokuyu koyu; bağ dokuyu açık renkte görüntülemektedir. Genç kadınlarda meme dansitesi (bağ doku yoğunluğu) fazla olduğu için açık renkte alanlar fazla görülmekte; kitleler/yumrular da açık renkte görüntülendiğinden ayırt etmek zor olabilmektedir.

MR (emar = manyetik rezonans görüntüleme) ve USG (ultrasound) daha seyrek olarak doktor istemiyle kullanılabilmekte ve yine biyopsi de şüpheli durumlarda doktor kararıyla alınabilmektedir.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:

Symptoms of breast cancer. 2016. breastcancer.org

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/memede-kitle-hissi-nasildir-meme-kanseri-belirtileri-yumru-agri-vb-ile-ilgili-merak-edilenler/

Meme kanserinde yanlış bilinenler ve işin doğrusu…

Memedeki Kitleler ve Kanser

okuyabilirsiniz.

Memedeki her kitle kanser değildir. Çünkü memesindeki kitle nedeniyle hekime başvuran hastaların çoğunun kitlesi iyi huylu çıkar. Elbette, memesinde kitle fark eden bir kadın, “Bu kitleler iyi huylu çıkıyormuş hekime gitmeye gerek yok” diye düşünmemeli.

Fakat her kitlenin kanser gibi algılanması da son derece yanlış. Kitlenin kanser olup olmadığı, ancak hekimin meme muayenesi ve gerekli görüldüğünde yapılacak radyolojik incelemeler sonucunda anlaşılabiliyor.

Eğer kanser şüphesi varsa, tanı ancak yapılacak bir biyopsi ile kesinleştirilebiliyor.

2- “Meme kanseri riski olanlar mutlaka kanser olur.”  

Bazı kadınlar, yaşıtlarına göre daha yüksek oranda meme kanseri riski taşıyabiliyor.

Özellikle kendi soy ağacında meme kanseri olan, daha önce yapılan biyopsilerde meme kanseri öncüsü olan patolojilerin tanımlandığı, aşırı alkol kullanan, menopoz sonrası düzenli egzersiz yapmayan, özellikle karın bölgesinde yağ hacminin arttığı kadınlarda bu risk biraz daha fazla. Uzun süreli hormon tedavisi görmüş olan, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 35 yaşından sonra yapan kadınlarda bu grup içinde yer alır. Bu nedenle kadınların risklerine uygun bir tarama programı öneriyoruz. Sonuçta, meme kanseri açısından risk unsurları taşıyan kadın mutlaka meme kanserine yakalanacak ya da tam tersi meme kanseri açısından risk unsurları taşımayan kadınlarda meme kanseri görülmeyeceğini söylemek mümkün değil.  

3- “Meme kanseri ileri yaştaki kadınları etkiler”  

Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artmakla birlikte 20’li 30’lu yaşlardaki genç kadınlarda da meme kanseri görüyoruz. Genç yaşlarda görülen meme kanserinin sıkça görülen bazı ortak özellikleri var.

Özellikle kalıtsal meme kanserleri daha erken yaşlarda görülebiliyor ve biyolojik olarak biraz daha saldırgan olabiliyor. Ancak meme kanseri genel olarak 40 hatta 50 yaşın hastalığı olduğundan, risk unsuru taşımayan kadınlarda, taramaların 40 ya da 45 yaşından sonra başlaması anlamlı.

Bu nedenle meme kanserinin her yaşta görülen bir hastalık olduğunu söylemekle beraber ileri yaşlarda görülme sıklığının arttığının altını çizmeliyiz.  

4- “Ailenizde meme kanseri geçirmiş bir kişi yoksa meme kanseri olmazsınız.”  

Kalıtsal meme kanseri, meme kanseri grubu içinde bir yeri olmakla birlikte bu grubun ancak yüzde 5 ile 8’ini oluşturur.

Eğer bir kişinin ailesinde kalıtsal meme kanserine neden olan gen mutasyonu varsa riski anlamlı ölçüde artar. Ancak, sadece ailesinde meme kanseri var diye bir kişide meme kanseri oluşur demek yanlış olur.

Tam tersi olarak, bir kişinin ailesinde meme kanseri yaşanmamış olması da meme kanseri görülmeyeceği anlamına gelmez.  

5- “Doğum kontrol hapı kullanmak meme kanserine neden olur.”  

Bu da oldukça yanlış bir inanış. Meme kanseri sıklıkla hormon bağımlı bir kanser.

Yüksek doz hormon, özellikle östrojen kullanmak zorunda kalan kadınlarda meme kanseri riskinin artması nedeniyle bu yorum yapılabiliyor.

Ama şu ana kadar yapılan saha çalışmalarında, özellikle günümüzde kullanılan düşük hormon içeren doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini artırdığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor.  

6- “Meme kanseri tanısı için kendi kendine meme muayenesi yeterlidir.”

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi, kişinin daha erken hekime başvurabilmesi için kendi kendini muayenesi çok doğru bir yöntem. Kadınların doğurganlık yaşından itibaren ayda bir kez kendilerine ayıracakları 5 ile10 dakika ile memelerini muayene etmeleri ve herhangi bir anormallik fark etmeleri halinde de hekime başvurmaları gerekiyor.

Kendi kitlelerini kendileri fark eden hastalar, meme kanserine yakalanan kadınlar grubu içinde önemli bir orana sahip. O yüzden de kendi kendine meme muayenesine çok önem veriyoruz. Ancak, özellikle 40 yaşından sonra kendi memesini muayene etmek yeterli bir yöntem değil.

Çünkü kişinin kendi kendini muayenesi sırasında fark edebileceği kitlenin boyutu ile genel cerrahi uzmanının yapacağı muayenenin etkinliği çok farklı olacaktır. Klinik meme muayenesinin yanına eklenecek radyolojik incelemelerle meme muayenesinde belli olmayan, ama farklı radyolojik görüntülere sahip olması nedeniyle tanı koyduğumuz büyükçe bir grup var.

Kadın mutlaka kendi memesini düzenli kontrol etmeli, 40-45 yaşından sonra klinik meme muayenesi ve mamografi ve ultrasonografi ile değerlendirilmeli.  

7- Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok.  

 Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadınla, hiçbir risk taşımayan bir kadın arasında meme kanseri gelişme riskleri aynı değildir.

Ama, meme kanseri açısından yüksek risk taşıyan bir kadının hekimiyle birlikte bu riskleri tartışması, yapılacak olan meme muayenesi ve radyolojik görüntülerde olası sorunların değerlendirilmesi ve izlenecek tarama programının belirlenmesi, o kişide meme kanseri oluşabilecek olsa bile kanserin son derece erken bir döneminde yakalanmasına ve bu kanser nedeniyle kişinin yaşam süresi ve kalitesinin etkilenmemesine yardımcı olacaktır. Yaşama yönelik bazı parametrelerin meme kanseri riskini artırdığını veya azalttığını biliyoruz. Menopozdan sonra vücuttaki temel östrojen kaynağı yağ dokusudur. Özellikle karın çevresindeki yağ dokusu yüksek oranda östrojen salgılar. Kişinin menopozdan sonra kilo alması, yağlanması meme kanseri riskini artırır. Çünkü meme kanseri sıklıkla östrojenle ilişkili bir kanserdir. Eğer kişi kilo alıyorsa bu meme kanseri riskini artıracaktır. Yapacağı egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilosunu koruyan veya fazla kilosunu verebilen bir kişi bu riski azaltmış olacaktır. Aynı şekilde alkolde hem yağlanma hem de kendi toksik etkileri üzerinden meme kanseri riskini artırmaktadır.  

8- Erkekler meme kanseri olmaz.  

 Bu da yanlış bir inanış. Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkek. Özellikle kalıtsal meme kanseri ailelerinde olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülüyor. Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalı.  

9- Meme kanseri olanlar ameliyatta memesini kaybeder.  

 Bu da yanlış bir inanış. Artık meme kanseri ameliyatlarında sıklıkla meme korunabiliyor. Sadece tümörü ve çevresindeki sağlıklı meme dokusunu bir kılıf şeklinde çıkarttığımız zaman bu yeterli bir tedavi olabiliyor.

Bu şekilde bir ameliyatı gerçekleştirebilmemiz için tümörün tek odakta olması, boyut olarak belli bir boyutun altında olması ve mamografide memenin diğer taraflarında kanser olduğunu düşündürecek bulguların olmaması gerekmektedir. Elbette memeyi korumanın bir bedeli oluyor.

Bu bedel de radyoterapi. Memenin tamamını çıkarttığımızda çoğunlukla göğüs ön duvarına radyoterapi vermiyoruz; ama memeyi koruduğumuz hastalarda kalan meme dokusunda hastalığın geri gelme riskini azaltmak için kalan meme dokusuna radyoterapi yapıyoruz.

Cerrahi seçeneklerle ilişkili son kararı hastayla birlikte alarak ameliyatı planlıyoruz.  

10- Meme kanseri olan kadınlar gebe kalamaz.  

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri nedeniyle gebelik, meme kanserinin geri gelme riskini artırıyor. Meme kanseri tedavisi görmüş olan bir hastanın, mümkün olduğunca hormon tedavilerinden uzak durması gerekir.

Gebelik ve lohusalık dönemindeki hormon değişiklikleri, meme kanseri tedavisi görmüş hastada lokal olarak hastalığın tekrarlama riskini bir ölçüde artırmaktadır. Özellikle tedavinin başladığı ilk yıllarda, çok net bir sınır olmamakla birlikte 2-5 yıl kadar hastanın gebe kalması çok fazla tercih edilmez.

Hastalığın tekrar etmediği ve hastalıkla ilgili bir sorunun oluşmadığını görüldükten sonra hasta, hekimi ile birlikte durumunu değerlendirerek gebe kalabilir ve sağlıklı bebekler dünyaya getirebilir.   

11- Meme kanseri olan kadınlarda bir memeden mutlaka diğer memeye sıçrar.  

 Kesinlikle yanlış bir inanıştır. Karşı memeye yayılım son derece az görülen bir durumdur. Hastalık tekrar edecekse genellikle ya lokal olarak aynı memede ya da vücudun farklı, uzak yerlerinde, metastaz adını verdiğimiz şekilde geri gelebilir.

Meme kanseri daha çok karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılarak geri gelebiliyor. Karşı memeye de yayılabilen meme kanseri olmakla birlikte genellikle bu kural dışı bir durumdur.

Ancak meme kanseri öyküsü olan kadınlar, yeniden meme kanseri gelişimi için risk grubundadır. En güçlü risk unsuru, bir insanın daha önce meme kanseri tedavisi olmuş olmasıdır. Bu nedenle ikinci bir meme kanseri odağı aynı memede veya karşı memede olabilir.

Bu görülebilir bir seçenek olmakla beraber, bir memede var olan kanserin karşı memeye de sıçrayacağı anlamına gelmez.  

12- Meme kanseri ameliyatlarından sonra mutlaka kadınların kolu şişer.  

Bu da yanlış bir inanıştır. Özellikle son yıllarda gelişen yeni teknolojilerinin de yardımıyla koltuk altındaki lenf bezlerine daha az müdahale ediyoruz.

Ameliyatta “sentinel lenf bezi” adını verdiğimiz, nükleer tıbbın (nadiren özel boyaların) yardımıyla gerçekleştirdiğimiz yöntemle, koltuk altındaki ilk bekçi lenf bezine ulaşıyoruz ve o lenf bezini çıkartıp ameliyat sırasında patologlara gönderiyoruz.

Pataloji uzmanı da ameliyat sırasında o lenf bezinde hastalığın bir izi olup olmadığını bize söylüyor.

Eğer hastalığın izi yoksa, hastalığın  ilk lenf bezine uğramadan daha derindeki lenf bezlerine sıçrama olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olduğunu bilimsel olarak bildiğimiz için, daha ilerilerde olan lenf bezlerine dokunmadan sadece bekçi lenf bezlerine biyopsi yaparak ameliyatı sonlandırıyoruz.

Koltuk altındaki lenf bezlerini temizlediğimiz için, başta şişme olmak üzere, dokunma ve hareket kayıplarına neden olan sinirlerle ilgili yan etkilerden ve ağrıdan hastayı korumuş oluyoruz. Ama hastalığın koltuk altındaki lenf bezlerine de yayıldığını saptadığımız hastalarda lenf bezlerini tamamen temizliyoruz.

Bu da o taraftaki elin ve kolun lenf akımının bütünlüğünün bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle hastalarımıza ameliyatlı kollarını mümkün olduğunca ameliyattan sonra korumalarını öneriyoruz. Bu kolda kabul edilebilir oranlarda bir şişliğin oluşabileceğini, ama bunun yaşam kalitesini etkileyemeyeceğini söylüyoruz. Her kadında koltuk altındaki lenf bezleri çıkartıldığı ve her kadında kolun şişeceği yanlış bir inanış olmakla beraber, kolda oluşabilecek bir şişmenin de yapılacak cerrahi tedavinin kabul edilebilir yan etkilerinden biri olduğunu da bilmemiz gerekiyor.  

13- Cerrahi girişimden sonra dış görünüş değişir.  

 Artık birçok meme kanserini çok küçük çaplarda fark ediyoruz. Dolayısıyla sadece kitleyi ve onun etrafındaki küçük bir sağlam meme dokusunu çıkartıyoruz.

Memesi çok küçük boyutlarda olan kadınlar dışında, özellikle de tümörün yerleşimi uygun olduğunda, meme kanseri nedeniyle cerrahi tedavi uygulanmış olduğu çıplak gözle bile fark edilemeyecek düzeyde bir simetri farkından öteye gitmiyor.

Bazen hastalar bile ameliyattan sonra farkı anlamakta zorlanıyorlar.  

14- Meme kanserinin erken evresinde ameliyatsız tedavi mümkündür.  

 Bu da yanlış bir inanıştır. Meme kanserinin bilinen en etkin tedavisi cerrahidir.

Hatta cerrahi seçeneği bazen hem erken evredeki meme kanserlerinde hem de başlangıç düzeyindeki meme kanseri olarak tanımlayabileceğimiz, DCIS dediğimiz meme kanseri türünde tek başına yeterli olabilen bir çözümdür.

Geç evre meme kanserleri ve hastalığın vücudun farklı yerlerine sıçradığı hastalarda memeye yönelik ameliyatın hastaya bir katkı sağlamayacağını bildiğimiz durumlarda hastayı ameliyat etmiyoruz. Ama her erken evre meme kanserinde ameliyatı öneriyoruz.  

15- Silikonlu meme patlar

Silikonlu memenin patlayabilmesi için çok ciddi bir darbe alması gerekir. Sadece delici travmalar sırasında silikonlu meme patlayıp delinebilir.

Yeni teknolojiler sayesinde protez memenin içindeki silikon yapısı jel kıvamında değil, jöle kıvamındadır. Böylelikle bu bölgede yırtılma dahi olsa silikon vücuda yayılamaz ve rahatlıkla tamamını çıkarmak mümkün olur.

Travma sonrası silikonu hemen çıkarmakta fayda vardır ancak uzun süre patlayan silikonla yaşamış hastalara da rastlanır

16- Silikonlu memesi olanlar bebek emziremez

Silikon meme protezi bebek emzirmeyi hiçbir zaman etkilemez.

17- Silikon protez ile meme büyütme sonrası kanser riski artar

Kanser riski kesinlikle artmaz. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, silikon protezin olası bir meme kanserinin gözlemini ortadan kaldırıp kaldırmayacağıdır. Günümüzde gelişen tekniklerle bu durum da ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla meme protezi rahatlıkla kullanılabilir.

18- Yağ enjeksiyonu ile meme büyür

Yağ enjeksiyonu yeni ve zorlu bir yöntemdir. Şu an bu uygulama deneniyor ancak her olguda standart başarılı bir sonuçtan bahsedilemiyor.

Bu, protez meme kadar kolay bir yöntem değildir ancak meme rekonstrüksiyonu için kullanılır. Hastaya kendi dokusu ya da protez ile meme yapıldıktan sonra bazı rötuş prosedürleri uygulamak gerekir.

Bunlardan bir tanesi de eksik kalan dokunun yağ enjeksiyonuyla yerine konmasıdır. Bu tür uygulamalar da iyi sonuçlar verir.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/meme-kanserinde-yanlis-bilinenler-ve-isin-dogrusu

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.