Memedeki Kitleler ve Meme Kanseri

Meme Kanseri nedir? Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Memedeki Kitleler ve Meme Kanseri

Meme Kanseri Tedavisi

Meme kanseri tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Bu kanser türü akciğer kanserinden sonra, dünya genelinde, rahim ağzı kanseri (serviks) ile görülme sıklığı en yüksek olan kanser türlerindendir. İstatistiklere göre her 8 kadından birinin hayatının belirli zamanında meme kanserine yakalanmaktadır.

Kanser hücreleri genellikle sütün üretildiği, memelerin lobüllerinde ya da memedeki süt dranej kanallarında oluşur. Meme kanseri en fazla menopoz dönemindeki kadınlarda oluşur fakat herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Meme kanseri erkeklerde de görülmesine rağmen oldukça nadirdir. Her 100 kadına karşın bir erkekte görülmektedir.

Meme kanserinin belirtilerinden şüphelenildiğinde hızla harekete geçilmelidir. Kanser erken evrede (ilk evrede) teşhis edildiğinde meme kanseri tedavisinin başarı ile sonuçlanma oranı %90’ların üzerinde olmaktadır.

Kendi memenizi kontrol ederken şüpheli bir sertlik bulabilirsiniz, hekiminiz klinik meme muayenesinde bir sertlik hissedebilir ya da meme dokusunda anormal bir bölge mamografi ya da göğüs MR’ı gibi bir tarama testinde ortaya çıkabilir.

Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?

Meme kanseri risk faktörleri önlenebilir riskler ve değiştirilemeyen riskler olarak iki ana başlık altında toplanabilir.

Önlenebilir riskler kişilerin yaşamlarında değiştirebileceği faktörler olarak sıralanabilir: Sigara ve alkol tüketimini azaltmak, hareketli bir yaşam oluşturmak, sağlıklı beslenmek gibi.

Değiştirilemeyen riskler ise yaş, cinsiyet, yoğun meme dokusu, erken adet görmek ya da geç menopoz ile pozitif aile öyküsü olarak sıralanabilir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Nedir? Risk Faktörleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Belirtiler doğrultusunda uygulanacak olan meme kanseri tedavisi programı için doktorunuzun yapacağı testler, tümörün başladığı alan ile sınırlı olup olmadığını (lokal) ya da vücudunuzun diğer bölgelerine (metastaz) yayılıp yayılmadığını anlamak için yapılır.

Meme kanseri tedavisinde tanı için aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır.

  • Mamografi: Meme dokusunun röntgen ışınları ile incelenmesi esasına dayalı bir yöntemdir. Hastanın her hangi bir yakınması yok iken çekilen ilk mamografi baz mamografidir. Mamografi tarama amaçlı veya tanı amaçlı yapılabilir. Tarama amaçlı mamografi hiçbir yakınması olmayan kişilere yapılırken, tanı amaçlı yapılan mamografide şüpheli kitle veya bölgenin daha detaylı tetkiki olanağı vardır.
  • Ultrasonografi: Ses dalgalarının dokulardan geri yansıması esası ile çalışır. Mamografide bulunan bir şüpheli kitle veya alanın, veya hastanın eline gelen kitlenin sıvı veya katı olduğunu anlamak için kullanılır. İçi sıvı dolu olan kitleler yani kistler kanser açısından önemli bir tehdit oluşturmazlar. Buna karşılık, içi katı olan yani “solid” kitleler memenin tümörleridir. Bunların iyi veya kötü huylu olduğu ayrımını düzenli takipler veya başka ileri yöntemlerle yapmak gerekir.
  • Galaktografi: Meme başından içeri ilaç verip süt kanallarının filminin çekilmesidir. En çok meme başı akıntısı yakınması olanlarda uygulanır.
  • İnce iğne biyopsisi: Standart enjektör iğnesi ile hücresel düzeyde örnek alıp mikroskop altında bunların incelenmesidir.
  • Kalın iğne biyopsisi: Bu amaç için yapılmış, kalın bir iğne ile doku parçası alınarak bunun incelenmesidir.
  • Stereotaksik biyopsi: Kitlenin yerinin özel bir cihazla tespit edilip tam o noktadan örnek alınmasıdır.
  • Stereotaksik işaretleme: Özel bir cihaz ile şüpheli alanının görülüp içine ince bir tel bırakılmasıdır.
  • Cerrahi biyopsi: Ameliyathanede yapılan ve kitlenin tamamının çıkartılıp mikroskop altında incelenmesidir.

Meme kanserinin evreleri nelerdir?

Tüm kanser türlerinde olduğu üzere meme kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Kanser erken dönemde teşhis edilirse meme kanseri tedavisi çoğu zaman meme alınmadan neticelendirilebilmektedir.

Meme Kanseri Tedavisi için Evreleme Önemlidir

Kanserin lokalize ya da yaygınlaştığını belirten evreleme olarak adlandırılan ve yaygın kabul gören sisteme göre meme kanseri evre 1 (lokalize)’den Evre 4’e (uzak organlara metastaz) olmak üzere evrelenir. Hastalığın hangi evrede olduğunu öğrenmek için yapılan muayene ve testlerle tedavi planı oluşturulmaktadır.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Evreleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri evreleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tanı Yöntemleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Hastalığın evresine, hastanın özelliklerine ve genel sağlığına bağlı olarak tedavi seçenekleri bir veya birden fazlasını içerebilir: Cerrahi, radyasyon tedavisi, hormon tedavisi, kemoterapi veya hedefe yönelik tedavi gibi

Standart tedavi yöntemleri :

1- Cerrahi Tedavi
2- Radyoterapi (Işın tedavisi)
3- Kemoterapi (İlaç tedavisi)
4- Hormonoterapi ( Hormon tedavisi )

1- Cerrahi Tedavi
Genellikle kanserle savaşın ilk aşamasıdır. Çoğu hastanın tedavisi kanserli dokunun cerrahi olarak çıkarılması ile başlar. Sentinel lenf (bekçi lenf nodu) biyopsisi yapılarak beraberinde gerekiyorsa koltukaltı lenf bezleri de temizlenir.

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.

Son dönemdeki medikal gelişmeler ışığında sadece kanserli bölgenin çıkarılması ve memenin korunması , koltukaltı lenf bezlerinden ise örnekleme yapılması sayesinde hastalarda benzer başarılı sonuçlar alınabilmekte ve aynı gün evlerine gidebilmektedirler.

Memenin tümünün alınması gerektiği durumlarda ise plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması mümkündür.

2- Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Işın tedavisi, X-ışınlarının (röntgen ışınları), meme bölgesine ve koltuk altına uygulanmasıyla, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlamak amacı ile yapılır.

En sık kullanılan yöntem harici ışınlama (external beam radiation) yöntemidir. Operasyondan sonra 4-6 hafta süreyle uygulanır. Özel bir lineer akseleratör kullanılmak suretiyle, harici olarak, tüm meme ve bazen de koltukaltı hedeflenerek ışınlanır. Işın genellikle 4-6 hafta boyunca, haftada 5 gün olarak verilir.

Radyoterapinin yan etkileri; Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir.

Bu yan etkiler yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur.

Merkezimizde kullanılan Novalis destekli TrueBeam STx isimli lineer akseleratör ile sağlıklı dokuya minimum oranda zarar verilerek bu yan etkiler en aza indirilir.

3- Kemoterapi (İlaç Tedavisi)
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır.

Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, kürler halinde verilir. 4-6 kür planlanır. Her kür arası yaklaşık 3 haftadır.

Bu da toplam 3 ile 5 aylık toplam kemoterapi süresi demektir.

Bazı olgularda yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir.

Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuvan kemoterapi denir.

Neoadjuvan kemoterapi ise Evre 3 kanseri olan hastalarda mevcut tümörün boyutlarını küçültmek ve cerrahiye uygun hale getirmek amacıyla yapılır. Neoadjuvan kemoterapinin bir faydası da yapılan kemoterapinin tümör üzerine etkinliğinin izlenmesidir. Kemoterapiyle ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız.

4- Hormono Terapi (Hormon Tedavisi)
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile östrojene duyarlı olabilir.

Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir.

Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Segmental mastektomi nedir?

Meme kanserinde memenin tamamının alınmayıp sadece kitlenin çıkarıldığı tedavi şekline genel olarak “meme koruyucu cerrahi” denir. Memedeki kanserli dokunun kanser içermeyen normal meme dokusu ile birlikte çıkartılmasına “lumpektomi” daha geniş normal doku ile birlikte çıkartılmasına ise “segmental mastektomi” denir.

Источник: https://neolife.com.tr/meme-kanseri-tedavisi/

Meme Kanseri

Memedeki Kitleler ve Meme Kanseri

Kanser tüm Dünyada ikinci en sık ölüm nedenidir.

            Dünyada her yıl 12.7 milyon kişi kanser tanısı almakta ve her yıl kansere bağlı 7.6 milyon ölüm gerçekleşmektedir. 2030 yılında beklenti; her yıl 26 milyon yeni kanser vakası ve yıllık 17 milyon kansere bağlı ölümdür. Ülkemiz açısından bu artışın özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde olacak olması ayrıca önemlidir.

Sağlık sistemi açısından tüm kanserlerin %30-40’ının aslında önlenebilir kanserler olması dikkate değerdir. Meme kanseri de bu önlenebilir kanserler içerisinde en sık görülenidir.

Meme Kanserinin Önemi

  1. Önlenebilir kanserlerdendir
  2. Kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Kadınlardaki kanserlerin %30’unu oluşturur
  3. Giderek artış göstermektedir

1960’lı yılardaki çalışmalarda her 20 kadından birinde meme kanseri görülürken Günümüzde her sekiz kadından birinde meme kanseri gelişmektedir.

Bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma riski

            ABD’de %12

            Türkiye’de % 10’dur.

Risk Faktörleri

1. Coğrafya:

    Avrupa – Amerika’da risk yüksek

    Asya – Afrika’da daha düşük

2. 50 yaş üzeri olmak: Meme kanseri hastalarının %78’i 50 yaş üzerindedir

3. Ailede meme ya da yumurtalık kanseri görülmesi riski arttırır.

    Özellikle ailedeki kişi anne tarafından I. Derece akraba ise risk daha yüksektir. Hele bu kişi premenopozal dn’de meme kanserine yakalanmışsa risk daha da fazla artar.

    BRCA 1-2 genlerindeki bozuklukla ortaya çıkan ailesel meme kanseri sendromu bulunan bireylerde meme kanseri hem çok genç yaşlarda oluşur hem de agresif seyirlidir. Bu genetik sendromlar tüm meme kanseri olgularının %5-10’unu oluşturur.

    Buradan ailesinde meme kanseri bulunmayanlarda meme kanseri gelişme riski düşüktür gibi bir sonuç çıkmasın. Çünkü meme kanseri gelişen kadınların %75’inin ailesinde meme kanseri hikayesi yoktur.

4. Östrojen maruziyetinin uzun süre olması

İlk adet görme yaşının küçük olması (12 yaş altı), geç menopoz (55 yaş üzeri)

Doğum yapmamak, ileri yaşta hamile kalmak, emzirmemek ya da kısa süreli emzirmek

Doğum kontrol hapları konusunda tartışma vardır, kimi kaynaklara göre minimal risk artışı yapabilir, ama genel kabul gören riski arttırmadığı yönündedir.

Menopoz sonrası Hormon Replasman Tedavisi almak

Kişide geçirilmiş meme kanseri öyküsü olması tekrar gelişme riskini 2-5 kat arttırır

Çocukluk çağında ışınlanma (radyoterapi) öyküsü

Beslenme ve çevre:

Obezite, yağlı, kalorili gıdalar

Alkol (özellikle günde 1 kadehten fazla alınması), sigara

Spor yapmamak riski arttırdığı bilinen faktörlerdir.

Meme Kanseri Belirtileri

Memede kitle

Meme derisinde kızarıklık, ülser, ödem

Portakal kabuğu görüntüsü

Koltuk altında kitle

Meme başının içe çekilmesi

Meme başından akıntı

Meme başında iyileşmeyen yara

Memede Kitle: Meme kanserinin en sık belirtisidir ve meme kanseri hastalarının %90’ı memede kitle şikayeti ile başvururlar.

Memede yeni oluşmuş olan bir kitle varsa bu kitle %10-25 olasılıkla kötü huylu bir kitledir. Bu oran yaşa, bireyin ek risk faktörlerine, kitlenin özelliklerine göre değişir.

Hangi kitlelerde risk daha yüksektir?

Sert

Düzensiz

Büyük

Hareket ettirilemeyen

Hızlı büyüme gösteren kitlelerde risk daha yüksektir.

Meme Başından Akıntı:

Meme başı akıntıları genellikle iyi huylu lezyonlara bağlıdır. Meme başı akıntılarının %5’inde kanser saptanabilir. Ortalama riskli bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma riskinin %10-12 arasında olduğu düşünüldüğünde riski aslında arttırmadığı düşünülmektedir.

Hangi akıntılar risklidir?

Tek memeden

Tek bir noktadan

Sıkmadan kendiliğinden

Kanlı gelen akıntılarda risk daha yüksektir.

MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTABİLİR MİYİZ?

Meme kanseri riski azaltılabilir ve mutlaka azaltılmalıdır. Çünkü meme kanseri kadınlarda en sık görülen önlenebilir kanserdir. Önlenebilir kanser diyebilmek için riskin mutlaka azaltılabilir olması ya da daha iyisi kanser gelişmeden önce teşhis edilmesi gerekir.

Meme Kanseri Riski Nasıl Azaltılabilir?

  1. Menopoz sonrası Hormon Replasman Tedavisi (HRT): 

Menopoz sonrası hormon replasman tedavisi almak riski artırır. Özellikle bu replasman tedavisi hem östrojen hem de progesteron içeren kombine tedavi ise. Yalnız HRT’nin kullanılmaması gibi bir algı yaratmak yanlış olur.

HRT postmenopozal kadınlarda hem kalp damar hastalıkları hem de osteoporoz riskini %50 azaltırken meme kanseri riskini %20-30 arttırır.

Postmenopozal bir kadının kalp damar hastalıkları ya da osteoporozdan dolayı ölüm ve sakatlık riski meme kanserinden dolayı oluşabilecek ölüm ve sakatlık riskinden çok daha yüksektir.

Bu nedenle meme CA riski yüksek olmayan ortalama bireylerde menopoz sonrası HRT önerilir.
  1. Erken doğum yapmak ve emzirmek: 5-12 ay emzirmek meme CA riskini %2-5 azaltır.
  2. Obeziteden korunmak: yağlı, kalorili gıdalardan uzak durmak
  3. Alkol, sigara kullanmamak
  4. Haftada üç gün düzenli olarak 20-30 dk spor yapmak riski azaltır.
  5. Toplumsal tarama programları: Toplumsal tarama programlarına katılım meme kanserinden korunmada en etkin yoldur.

Toplusal Tarama Programları:

Tarama programları sayesinde lezyonları kanserleşmeden ya da erken evre kanserler olarak yakalayabilmek mümkündür.

Çünkü meme kanserleri atipik duktal hiperplazi, duktal karsinoma insitu gibi evrelerden geçtikten sonra invaziv kanser dediğimiz klasik kanser aşamasına geçerler ve bu dönüşüm yıllarca sürer.

Lezyonlar bu erken evrelerde ya da yayılmamış küçük invaziv kanser evresinde yakalanabildiği takdirde yaşam süresi ve yaşam konforunu bozmadan tedavi edilebilmektedir. Tarama programlarından kastedilen kendi kendine muayene, hekim muayenesi ve mamografidir.

Kendi kendine muayene; gözle ayna karşısında, ayakta iken elle ve yatarken elle olmak üzere 3 aşamada yapılır.

20 yaşından itibaren her kadın ayda bir defa adet bitiminden bir hafta sonra mutlaka kendi kendine muayene yapmalıdır. Bu muayeneyi kişiler için kısıtlayan faktör, anlayamıyorum elime sürekli küçük kitleler geliyor düşüncesidir. Kendi kendine muayene sürekli yapılırsa kişi normal meme yapısına alışır. Yeni gelişen kitleler ve diğer memede olmayan kitleler önemlidir.

  1. Klinik Muayene (Hekim Muayenesi)

20 – 39 yaşları arasında üç yılda bir, 40 yaş ve sonrası yılda bir önerilmektedir.

Tarama yöntemlerinden de en önemlisi mamografidir.

Meme kanserli hastalarda evreden bağımsız olarak 5 yıllık sağkalım oranları,

Gelişmiş ülkelerde %83 iken,

Gelişmekte olan ülkelerde %53 olarak bildirilmektedir. Bu farkın en önemli nedeni tarama programlarına özellikle de mamografiye olan uyumdur.

AB standartlarına göre gelişmiş ülkelerde taramaya dahil edilme oranı en az %70 olmalıdır, ülkemizde ise taramaya dahil edilme oranı sadece %33.5’tur.

Mammografi çektirmek meme kanseri riskini arttırır mı?

“Mammografi çektirirsek radyasyona bağlı kanser riski artar” gibi yanlış bir inanış vardır, Oysa ki mammografi çekimi sırasında normal bir AC grafisinin sadece 4 katı radyasyon alırız ve önerilen yıllık mammografi takipleri asla kanser riskini arttıracak düzeyde değildir. Oysa ki çekilen bir BT’de alınan radyasyon dozu çekilen bölgeye göre AC grafisinin 60-240 katı olabilir.

Mammografi ağrılı bir işlem midir? Nelere dikkat edilmelidir?

Mammografi çekimi esnasında memenin sıkıştırılması gerekmektedir, bu da rahatsızlık hissi yaratabilir. Rahatsızlık hissini, hassasiyeti minimuma indirebilmek için mümkünse çekim menstruasyondan sonraki hafta yapılmalıdır.

Çekime giderken görüntü kalitesinin bozulmaması için koltuk altı yada memeye parlak kremler, deodorantlar veya rolonlar kullanılmamalıdır.

MEME KANSERİ TEDAVİSİ

Meme kanserinde tedavi: cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiyi de içine alan bütüncül bir tedavidir.

Cerrahi tedavide meme/tümör oranına bakılarak ya memenin tamamı alınır, ya da sadece tm’ün 1-2 cm çevresini içeren bir çıkarma işlemi yani Meme Koruyucu Cerrahi (MKC) uygulanır. Günümüzde ağırlıklı olarak kullanılan ve giderek yaygınlaşan yöntem de MKC’dir.

Her iki ameliyat arasındaki farkı sadece kozmetik olarak algılamamak gerekir, toplumda memenin özellikle meme kanserine yakalanan kadın için cinsellik objesi olarak ta değerlendirildiği, memenin tamamının alınması sonrasında maalesef kadınların kendini eksik hissedebildiği gerçeği unutulmamalıdır.

Ayrıca erken dönemde yakalabilen kanserlerde tartışmasız yaşam daha uzun ve daha konforludur.

Meme kanserinden değil, geç kalmaktan kork

Источник: http://www.ekolkbb.com/meme-kanseri

Memenin Kanser Olmayan İyi Huylu Tümörleri | Türkiye Meme Vakfı

Memedeki Kitleler ve Meme Kanseri

Memede ele bir kitle gelmesi sık rastlanan bir bulgudur. Memede kitle önemli meme kanseri bulgusu olması nedeni ile kadınlarda büyük korkuya neden olur.

Adet döneminin ikinci döneminde ortaya çıkan ve adet görmekle küçülen veya yok olan memede sertlik büyük bir olasılıkla meme kisti dediğimiz bir oluşumdur. Memede kitle meme kanseri bulgusu da olabilir.

Memede kitle saptandığında mutlaka araştırılması gerekir.

Memede Kist

Memede sertlik ele gelirse bu en sık memede kist dediğimiz oluşumdur.Meme kisti içi su dolu bir keseciktir (baloncuk). Meme bir salgı organı olması nedeni ile memede kist görülmesi oldukça sıktır. Adetin ikinci yarısında büyüme gösterebilir.

Zaman zaman ağrıya sebep olabilir. Bazen 3-5 cm çapına ulaşabilir. Memede kist fazla büyürse (2.5 cm den büyük) ağrıya neden oluyor. Bu nedene büyümüş meme kisti enjektör iğnesi ile girilerek içindeki sıvı boşaltılabilir.

Meme kisti yapısı hakkında en iyi bilgi veren teşhis yöntemi meme ultrasonudur

Memede Basit kist
Kistin çeperi düzgündür. İçindeki sıvı homojen( düzenli aynı yapıda) yapıdadır. Kitlede damaryapısı yoktur. Basit kist hiçbir zaman kansere dönüşmez: bu nedenle takip edilmesine gerek yoktur.

Memede Komp kist
Bazen birkaç meme kisti bir araya gelerek üzüm salkımına benzer bir görüntü oluşturur: veya bir kist içinde farklı kompartımanlara bölünmüş olarak görülebilir. Bu tip kiste komp kist denir. Bu grup kistin 6 ay ara ile birkaç defa ultrason takibi önerilmektedir.

Memede Çeperinde boşluğa çıkıntı olan kist
Basen kistin duvarından kist içine doğru bir çıkıntı olabilir (intramural protruzyon). Bu durumda mutlaka parça alınarak kanser yönünden araştırılması gerekir.

Memede Yoğun içerikli kist
Bazen meme kisti içindeki sıvı aşırı derecede yoğun olabilir. Bu durumda içi sıvı dolu mu yoksa hücre dolu solid kitle mi ayırımı yapılamamaktadır. Bu nedenle kısa aralıklar ile takip edilmesi önerilmektedir.

Memede İç yapısı düzensiz kist
Bazen memede kistin içine kanama olabilir veya içinde doku artıkları olabilir. Bu ultrason görünümünde homojen olmayan bir yapı görüntüsü verir. Bu kistlerdin de incelenmesi ve takip edilmesi gerekli olabilir.

Meme kisti Teşhisi
Memede saptanan bir kitlenin içyapısı hakkında en önemli bilgi kitlenin içinin sıvı ile mi dolu (kist) yoksa hücre ile mi dolu (solid) olduğunun bilinmesidir. Bu bilgi en iyi ultrason ile elde edilir. Memede kist için teşhis yöntemi ultrasondur. İç yapının yukarıda belirtilen özelliklerine göre tedavi yöntemi belirlenir.

Meme ultrasonun yapılamadığı durumlarda bir enjektör ucu ile kitleye girilerek içindeki yapı enjektöre çekilmeye çalışılır. Eğer kist ise içindeki sıvı enjektöre gelir, eğer solid bir kitle ise enjektöre sıvı gelmez.

Tedavi
Memede saptanan kistlerin büyük bir çoğunluğunun tedaviye gereksinimi yoktur. Eğer basit bir meme kisti ise önemsenmez, takip bile gerekmeyebilir. Komp kist veya yoğun içerikli kist ise 6 ay ara ile 2-3 defa ultrason çekilerek bir değişiklik olup olmadığı takip edilir.

Bazen memede kist içindeki sıvı düzensiz ve taneler gösterir şekilde ise enjektör ile girilerek kist sıvısı boşaltılır. Enjektörle çekilen sıvı mutlaka patolojiye gönderilerek içindeki hücreler incelenir.

Eğer enjektörle çekilen sıvı kanlı ise mutlaka patolojik inceleme gerekir. Gerektiği durumlarda kistin tümü cerrahi oılarak çıkartılara incelenmelidir.

Memede Solid Kitle,

Memede ele gelen kitlelerin bir kısmının da içleri hücre doludur. Bunlara memede solid kitle denir (içleri sıvı dolu olanlara da kist adını veriyoruz). Memede saptanan kanser olmayan solid kitleler iki temel gruba ayrılır.

Kanser olmasa bile kanser riskinin arttığını gösterenler ve kanser olmayıp kanser riski artışı göstermeyenler. Burada en önemli kriterlerin başında saptanan kitlenin atipik hücre içerip içermemesidir. Atipik hücre içeren oluşumların meme kanseri daha fazladır.

Süt bezleri veya süt kanallarından kaynaklanan kitlelerin mutlaka atipik hücre içerip içermemesi değerlendirilmelidir.

Atipik hücre demek hücrenin normal görüntüsünün bozulmasıdır. Normal hücrenin kanser hücresine dönüşmeden önceki evresidir. Atipik hücre mutlaka kansere dönüşmez ama normal hücreye göre daha fazla kansere dönme riski oluşturur.

Özellikle bazı klinik bulgular ile birlikte olursa kansere riski daha da artar. Örneğin atipik hiperplazi (normal görünümde olmayan hücre artışı) olan ve ailesinde 1.

derecede akrabasında meme kanseri olan kadınlarda meme kanseri gelişme risk % 20 ise, ailesinde meme kanseri olmayan kadınlarda meme kanseri gelişme riski % 8 dir.

Memede saptanan solid kitlelerde atipik hücre içerenlerin kanseri riskinin artışını gösterir. Bazı solid kitleler ise atipik hücre içermese de hafif meme kanseri risk artışı gösterirler.

Memede fibroadenom

Memde Fibroadenom
Memede Fibroadenom nedir?
Memede fibroadenom, memede en sık rastlanan solid kitlelerin başında gelir. Genellikle genç yaşlarda (15 – 35 yaşlarında) ortaya çıkar. Bazen boyutları çok büyüyebilir. İlerleyen yaşlarda küçülerek geriler

Memede kitle ele gelmesi ile kendisini gösterir. Meme Fibroadenomu ağrı yapmaz. Çok nadir olgularda ağrı yakınması bildirilir; özellikle adet öncesi dönemde ağrıya sebep olabilir.

Fibroadenoma pratik olarak meme kanserine dönüşmez olarak kabul edilir. (Literatürde çok az sayıda dönüştüğünü gösteren yayınlar vardır).

Memede Fibroadenom Hangi boyuta kadar büyüyebilir?
Genellikle 1-2 cm civarındadır. Nadir olarak 15 cm boyutuna kadar büyüyebilir. Hormonal değişime duyarlıdır, gebelik sırasında büyüme gösterebilir, menopoza girince küçülerek gerileyebilir

Memede Fibroadenom :Teşhis nasıl konur?
Genellikle memede kitle olarak ele gelir. Meme içinde hareketli ağrısız bir kitle şeklindedir. Mamografide düzgün kenarlı bir opak oluşum görüntüsü verir. Ultrason çekilerek kitlenin içeriği araştırılır. Solid yapıda(içi hücre dolu) bir oluşumdur.

Ultrason ile meme fibroadonumu kanlanması değerlendirilir. Kanlanmasında artış varsa(hipervaskülarizasyon) büyüyeceği anlamına gelir.

Kesin tanı ancak memedeki kitleden parça alınması ile konulur. Şüpheli durumlarda veya ileri yaşlarda saptandığında biyopsi yapılması önerilmektedir.

Memede fibroadenom Tedavisi?
Memede Fibroadenomun ilaçla tedavisi yoktur. Tek tedavisi gerekli durumlarda ameliyat ile alınmasıdır. Genel olarak yapısal bir düzensizlik veya şüphe uyaran bir bulgu olmadıkça ameliyata gerek yoktur.

Eğer şüpheli bir durum varsa (çevresinde karnabahar görünümü veren düzensizlik, damarlanmada artış, iç yapısal görüntüsünde düzensizlik olması(homojen olmama) kitlenin cerrahi olarak çıkartılması önerilebilir veya iğne ile parça alınabilir. Çevresi düzenli yapıda ise ve damarlanma artışı göstermiyor ise 6 ay ara ile 3-4 defa ultrason çekilerek takip edilir. Eğer değişiklik göstermiyor ise yıllık kontrollere geçilir.

Memede fibroadenom gebelik sırasında büyüme gösterebilir. Bu nedenle gebeliğin ilk aylarında mutlaka ultrason ile kontrol edilir ve gebelik boyunca takip edilir.

Memede filloid tümör

Memede filloid tümör genellikle muayene veya mamaografi çekimi sırasında ortaya çıkar. Klinik olarak fibroadenoma benzer bulgular verir. Ağrısız, sınırları düzenli kitlelerdir. Fibroadenomadan farklı çok süratle büyümesidir. Kesin teşhis an ancak cerrahi olarak çıkartılması ile konur. İğne ile yapılan biyopsi kesin teşhis için yeterli olmayabilir.

Memede Filloid tümör kendi içinde ikiye ayrılır.
Benign Filloid tümör (İyi Huylu)
Fibroadenoma benzer özellikleri vardır Fakat klinik farkı tekrar aynı yerde tekrar etme olasılığı daha fazladır. Bu nedenle geniş çıkartılması önerilir.

Malign Filloid tümör (Kötü Huylu)
Malign Filloid tümör ameliyat edilse bile tekrar etme olasılığı çok fazladır Bazen tekrarlayarak akciğer dokusuna kadar ilerleyebilir. Bu nedenle kötü huylu denmektedir. Bazı durumlarda başka organlara da metastaz yapabilir. Geniş çıkartılması gerekir. Bazı durumlarda tüm memeyi almak gerekebilir.

Memede Fibrokistik değişiklikler
Süt bezlerinde hücrelerin artışı ile ortaya çıkar. Meme kanseri gelişme riskinde artış söz konusu değildir (konu ile ilgili detaylı bilgiler bir başka bölümde ele alınmıştır)

Memede radial skar

Kdkdyd uadial skar süt kanalı duvarından oluşur. Meme dokusu içinde çevreye yayılan uzantıları vardır.

Çoğunlukla kanser değildir Mamografide kansere benzerlik gösterebilir; bu nedenle cerrahi olarak çıkartılarak kanser olasılığı ortadan kaldırılır.

Yapılan bir çalışmada radial skar bulunması memede meme kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle bu hastaların düzenli takip edilmesi önerilmektedir.

Memede diğer kitle nedenleri

Memede Yağ Nekrozu

Memeye yönelik bir travma (vurma, çarpma) ortaya çıkar bir kitle olarak ele gelir. Erken dönemre ağrılı olabilir çevresinde morluk olabilir. Geç dönemde ağrı yoktur.
Mamografi ve ultrason ile teşhis konur. Kansere dönüşme riski yoktur. Bazen kendiliğinden gerileyebilir.

Memede Tüberküloz
Bazen memede saptanan kitle tüberküloza bağlı olarak ortaya çıkabilir.Tüberküloz tedavisi uygulanmalıdır.

MEMEDE KANSER RİSKİNİN ARTIŞINI GÖSTEREN FAKAT KANSER OLMAYAN DEĞİŞİKLİKLER

Sklerozan Adenozis (RR 1.5-2)
Süt bezlerinde hücrelerin artışı ile ortaya çıkar. Meme kanseri gelişme riskinde hafif artış söz konusudur

İntra Duktal Papilloma(RR 1.5-2)Süt kanalının meme başına yakın kısmında süt kanalı duvarından kaynaklanan bir kitledir. Çok hafif de olsa meme kanseri riskinde artış vardır. (RR 1.5-2)Meme başından sıvı veya kan gelmesi gibi bulgular ile ortaya çıkar.

Genellikle 1-2 cm boyutlarındadır. Bazen 4 cm boyuta kadar ulaşabilir.

Bazen aynı kanal içinde birden fazla çok sayıda olabilir.(papillamatozis). Meme başından uzak yerleşimli ve birden fazla papilloma bulunması meme kanseri açısından risk oluşturur.

Bu nedenle mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.

Yukarıdaki tablo genç yaşta (ergenlik dönemi) ortaya çıkarsa juvenil papillomatozis adını alır. Yakın takip gerekir.

Tedavi olarak cerrahi olarak çıkartılması önerilmektedir.

Atipi İçeren Oluşumlar( Atipik duktal hiperplazi, atipik lobüler hiperplazi)
Memede saptanan bazı kitlelerden veya oluşumlardan alınan biyopsi sonucunda atipi hücre çoğalması saptanabilir. Bu değişikliğin olduğu oluşumlarda meme kanseri riskinde artış vardı. (RR 4-5).

Bu artış eğer ailesi yakınlarında meme kanseri olan kişilerde saptanırsa bu kişilerde meme kanseri gelişme riski daha da artar. Bu kişilerin yakından takip edilmesi gerekir. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; ailesinde meme kanseri bulunan kişilerde atipik hücre çoğalması saptanırsa bu kişilerde meme kanseri gelişme riski % 20 olarak bildirilmiştir.

Atipik hücre artışı aile yakınlarında meme kanseri saptanmamış kişilerde saptanmış ise bu grupta meme kanseri gelişme riski % 8 olarak bildirilmiştir

Источник: http://www.memekanseri.org.tr/meme-sagligi/memenin-kanser-olmayan-iyi-huylu-tumorleri/

Meme Kanserinin Bulguları

Memedeki Kitleler ve Meme Kanseri

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebilirler.

Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kişinin kendisini elle muayene etmesi sayesinde bulunabilmekte. Kanserli kitleler sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olur ve meme dokusu içinde rahatça oynatılmaz. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturur.

Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.

Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmaz ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebilir. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekir.

Meme Kanserinin Bulgusu Olabilecek Başlıca Belirtiler

  • Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Memebaşından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Memebaşında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Memebaşı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Memede Kitle

Bir çok kadın hayatlarının bir döneminde memelerinde bir sertlik fark eder. Akla ilk olarak kanser gelse de bu kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bununla birlikte her durumun mutlaka klinik olarak değerlendirilmesi gerekir.

Elinize gelen kitle 2 farklı yapıdan biri olabilir. Kitle, içi sıvı dolu bir kese olabilir. Buna kist diyoruz. Kistler genellikle adet zamanları daha da büyür ve ağrılıdırlar.

Özellikle menopoz öncesi 40’lı yaşlarda daha sık görülür. Diğer bir olasılık da, içi farklı bir doku ile dolu bir kitle olabilir; buna da solid kitle denir.

Bu iki farklı yapıyı ayırmanın en iyi yolu kitlenin ultrason ile incelenmesidir.

Meme Başında Ortaya Çıkan Akıntı

Her kadının meme başından çeşitli zamanlarda akıntı gelebilir. Özellikle meme başı sıkıldığı zaman sarı–yeşil arası renkte, boza kıvamında olan akıntı normal kabul edilir. Gebe olmayan kadınlarda meme başından süt gelmesi de kanser bulgusu değildir; bu durum vücudun hormonal değişikliği ile ilgili olabilir.

Kanser açısından önemli olan, akıntının meme başını sıkmadan kendiliğinden gelmesidir. Bu durum, sütyenin veya çamaşırın ıslanması şeklinde fark edilir. Özellikle akıntının koyu kahverengi, siyah veya kan rengi olması önemli bir bulgudur.

Böyle bir durumda, meme başından gelen akıntıdan örnek alınarak laboratuvarda incelenmesi gerekir.

Memede Kist

Kistler genellikle memenin iyi huylu tümörleridir. Boyutları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişir. 25 yaş altındaki kadınlarda nadir, menopoza yaklaşmış kadınlarda daha sık görülür.

Kistlerin içi iğne ile boşaltılarak içindeki sıvı incelenebilir. Eğer kanlı bir sıvı içeriyorsa, kistin ameliyatla çıkartılıp incelenmesi gereklidir. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi gören bir kadında kist ortaya çıkmışsa, içerdiği sıvı kanlı olsun veya olmasın patolojide incelenmesi gerekir.

Eğer bir kist iğne ile boşaltıldıktan sonra 4-6 hafta içinde tekrar ediyorsa, ameliyatla çıkartılması önerilebilir. Ayrıca kistin bir kısmı, solid dediğimiz meme dokusundan farklı bir yapı içeriyorsa, yine kistin ameliyatla çıkartılması önerilir.

Solid (katı) Kitle

Memede sıvı içermeyen, içi farklı hücrelerle dolu olan kitlelere solid (katı) kitle diyoruz. Solid kitlelerin kanser olma olasılıkları kistlere göre daha yüksektir. 40 yaş üzerindeki bir kadının memesinde saptanan solid bir kitle, aksi ispat edilene kadar kanser şüphesi taşır bu nedenle mutlaka araştırılması gereklidir.

Memede saptanan kitle, mamografi ve ultrasonla değerlendirilerek kanser olma olasılığı araştırılır. Bu yöntemlerle kesin teşhis koymak mümkün olamamaktadır. Ancak kitleden alınan parçanın patolojide incelenmesiyle kesin tanı konabilir.

Meme Derisinde Kalınlaşma,  Şişme, Renk Değişikliği

Bazen memede kitle olmadan, doğrudan meme derisinde bazı değişikliklerle kanser başlayabilir. Meme derisinin bir bölgesinde kızarıklık, kalınlaşma, portakal kabuğu gibi yer yer çekintilerin ortaya çıkması, kanserin ilk bulgusu olarak değerlendirilebilir. Meme derisinde böyle değişiklikler fark ediyorsanız, mutlaka hekime danışmalısınız.

Meme Başında Kalınlaşma, Kızarıklık Veya Yara Olması

Meme başındaki değişiklikler de kanser açısından önemlidir. Özellikle meme başı çevresinde ortaya çıkan kızarıklık, yara gibi değişiklikler memede bir kitle olmasa bile kanser bulgusu olabilir.

Memede Veya Meme Başında İçeri Doğru Çekinti Olması

Bazı kadınlarda çocukluktan itibaren her iki meme başı da içe çekik olabilir. Bu, herhangi bir hastalık anlamına gelmez. Böyle durumlarda bebek emzirmek çoğu kez mümkün olmaz.

Bu gibi yapısal bozukluklar kozmetik amaçlı olarak, yani sadece görünüm açısından ameliyatla düzeltilebilir. Kanser açısından önemli olan, tek memenin başının son zamanlarda içeri çekilmesidir .

 Böyle bir durumda mutlaka hekime başvurmanız gerekir.

Meme Başlarının Pozisyonlarında Değişiklik

Meme başlarının pozisyonlarında da değişiklik olabilir. Meme başı bir tarafa doğru çekilebilir. Bu da bir kanserin belirtisi olabilir.

Memenin Şeklinde Değişiklik

Genellikle her iki meme simetrik değildir ve bir meme diğerinden daha büyük olabilir. Bu normal bir yapıdır. Bazen memelerin genel yuvarlaklığında veya şeklinde de değişiklik olabilir. Kanser açısından önemli olan, sonradan gelişen simetri değişikliğidir.

Koltuk Altında Ele Gelen Bir Kitle

Koltuk altında ele gelen bir kitle, birçok nedene bağlı olan bir lenf bezi büyümesi olabilir. Bazen meme kanserinin ilk bulgusu da olabilir. Bu nedenle eğer elinizde ve kolunuzda son zamanlarda bir enfeksiyon geçirmediyseniz, bu kitlenin incelenmesi gerekir.

Источник: http://drcemyilmaz.com/meme-hastaliklari/meme-kanseri/meme-kanserinin-bulgulari/

Meme Kanseri Bulguları Nelerdir?

Günümüzde kadınlarda en çok görülen kanser türü olan meme kanserinde erken tanı yaşam süresini kısaltmakta ve tedavi sürecini çok daha konforlu bir hale getirmektedir. Meme kanseri için tüm dünyadada farklı sosyal projeleri yönetilmektedir. Meme kanserinin erken bulguları kişinin günlük yaşam içerisinde fark edebileceği şekilde belirgindir.

Bu bulgular ise şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Meme ve koltuk altı bölgesinde kitle (her kitle kanser belirtisi değildir ancak mutlaka kontrol altında tutulmalıdır)
  • Meme başı akıntısı
  • Meme şeklinin bozulması
  • İki meme arasında asimetri bulunması
  • Meme ve koltuk altı bölgesinde ağrı ve acı hissi
  • Meme cildinde deformasyonlar

Unutulmamalıdır ki dünyada her 8 kadından 1'i meme kanseri tehsi ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle yaşam tarzında uygulanacak birtakım değişiklikler ve alınacak önlemler ile bu risk fakötrlerinin önüne geçilebilmektedir. 

Normal bir süt kanalı kesiti

Süt kanalı içindeki hücreler kansere dönüşerek aşırı çoğalmaya başlıyorlar .

Kanser hücreleri kanalın içini doldurmuş, kanalın dışına çıkmamış(Duktal karsinoma in situ DCIS)

Kanser hücreleri süt kanılının dışına taşmış (invaziv duktal karsinoma)

Meme Kanserine Karşı Alınabilecek Önlemler

Meme kanseri; meme bölgesinde yer alan süt bezlerini ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerde görülmektedir.

Meme kanseri birtakım belirtiler vererek erken teşhis edilebilmesini kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda toplumu bilinçlendirmek amacı ile birçok sosyal sorumluluk projesi yürütülmektedir.

Meme kanserinden korunma yolları şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Bağışıklık sistemi güçlü kılınmalıdır.
  • Dengeli ve sağlıklı beslenilmelidir.
  • İdeal kilo korunmalıdır.
  • Egzersiz ve spor insan yaşamının bir parçası olmalıdır.
  • Hayvansal gıdalar yerine daha çok sebze ve meyveler tüketilmelidir.
  • Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi zararlı maddelerden uzak durulmalıdır.
  • Yağ tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Emzirme döneminde yeteri kadar emzirildiğinden emin olunmalıdır.
  • Anne olmak için 30 yaşından önce planlanmalıdır.
  • Stresten uzak bir yaşam tarzı benimsenmelidir.

Meme kanseri gerek biyolojik gerekse de çevresel faktörler ile günümüzde çok sık rastlanan bir kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle gerekli önlemler alınmalı ve periyodik kontroller aksatılmamalıdır. Özellikle de meme kanseri risk faktörü altında olan kadınların çok daha dikkatli olması ve özenli davranması gerekmektedir. 

Genetik Faktörün Önemi

Meme kanserinde en önemli risk faktörü genetiktir. Öyle ki ailede meme kanseri tanısı konulmuş kişiler risk altındadır. Aynı zamanda genlerdeki birtakım bozukluklar nedeni ile kalıtsal meme kanseri görülme sıklığı da fazladır.

Meme kanserinde genetik faktörler nedeni ile risk altında olup olunmadığının belirlenmesi için cevaplanması gereken birtakım sorular bulunmaktadır.

Bu sorular; ailede kansere yakalanan kişini yakınlık derecesi, kansere yakalanan kişinin kaç yaşında olduğu ve her iki memede de mi yoksa tek memede mi kanser olduğu, ailede kaç kişide kanser teşhisi konulduğu, ailede kansere yakalanan kişiler arasında erkek olup olmadığı gibi sorulardır. 

Meme kanserinde genetik faktörlerin önüne geçilebilmesi amacı ile ilaç tedavisi ile ve cerrahi tedavi yöntemleri ile gerekli önlemler alınmalıdır. Kalıtsal meme kanserine karşı genlerdeki BRCA1 ve BRCA2 genlerinin araştırılması önemlidir. 

Meme Kanseri Tedavisi

Bilimsel çalışmaların ve teknolojik gelişmelerin tıp alanına yansıması meme kanseri tedavisinde de etkisini göstermektedir. Gerek tanı gerekse de tedavi yöntemlerinde farklı disiplinler uygulanmakta ve hasta için oldukça konforlu bir süreç sunmaktadır. 

Meme kanserinde uygulanan tedavi yöntemleri aşağıdaki gibidir; 

  1. Cerrahi tedavi (Ameliyat)
  2. Radyoterapi (Işın tedavisi)
  3. Kemoterapi (İlaç tedavisi)
  4. Hormonoterapi

Erken tanı ile çok daha kısa ve konforlu bir süreçte tedavi edilebilen meme kanserinde günümüzde cerrahi yöntem sıklıkla uygulanmaktadır.

Meme dokusunun ve süt kanallarının kanserli hücrelerden arındırılması amacı ile meme dokusunun bir bölümü ya da memenin tamamı cerrahi yöntemler ile alınmaktadır.

Cerrahi yöntemlerin uygulanması sonrasında destekleyici ve koruyucu tedavi yöntemleri ile hasta sağlığına tamamen kavuşturulmaktadır. 

Meme kanserinde kanserli hücrelerin lenf bezlerine sıçraması durumunda ise koltuk altı lenf bezlerinin de cerrahi yöntemleri ile alınması gerekmektedir.

Meme Kanserine Yönelik Cerrahi İşlemler

Meme kanseri tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemler;

Meme koruyucu cerrahi uygulama: meme dokusunda gelişen kanserli hücreler ile birlikte çevresindeki bir miktar dokusunun da alınması işlemidir. Bu işlem sonrasında genellikle radyoterapi uygulamasına ihtiyaç duyulmaktadır. 

Mastektomi: Meme dokusunun tamamının alınması işlemidir. Cilt koruyucu mastektomi: Memenin tamamen alınması ve cilt yapısının korunduğu cerrahi uygulamadır. Bu ameliyat sonrasında genellikle protez uygulaması gerçekleştirilerek estetik kaygılar da giderilmektedir.

Meme başı koruyucu mastektomi:  Meme dokusunda bulunan kanserli hücrelerin çıkarılması işlemidir. Aynı cerrahi uygulama sırasında çıkarılan doku protez ile tamamlanmaktadır.     

Koltuk Altına Yönelik Cerrahi İşlemler

Meme kanserinin tanısında bazı hastalarda kanserli hücrelerin lenf bezlerine de sıçramış olduğu görülebilmektedir. Bu durumda tedavi sürecine koltuk altına yönelik tedavi seçenekleri de dahil edilmektedir. Bunlar şu şekilde sıralanabilmektedir;

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin lenf bezlerine sıçramış oldğunun tespit edilmesi üzerine uygulanmaktadır. Tetkik sürecinde değerlendirilen bu durum sonrasında lenf bezleri de cerrahi yöntemler ile alınmakta ve destekleyici tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. 

Radyoterapi (Işın tedavisi) Teknolojik yenilikler sonucunda geliştirilen radyoterapi uygulamaları oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Cerrahi uygulama sonrasında meme ve koltuk altı bölgesine radyoterapi tedavisi uygulanarak kanserli hücre oluşumu engellenmektedir.

Kemoterapi (İlaç tedavisi) Kanserli hücrelerin yok edilmesi amacı ile uygulanmaktadır. Genellikle ameliyat sonrasında uygulanmaktadır.

Neoadjuvan kemoterapi: Meme kanseri teşhisinde gecikilmiş hastalarda uygulanmaktadır ve genellikle cerrahi uygulama öncesinde başvurulmaktadır. 

Hormonoterapi (Hormon tedavisi) Meme kanserinin kadınlık hormonu etkileri ile açığa çıkması durumunda başvurulan bir tedavi yöntemidir.

Akıllı Tedaviler: Meme kanserinde kişiye özgü tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır. Hedef bölgeye yönelik tedavi yöntemlerinin yanı sıra ağızdan alınan ilaçlar da kullanılabilmektedir.

Meme Kanseri Taraması Nasıl Yapılır?

Günümüzde meme kanseri oluşmasını önleyen bir yöntem yoktur. Buna karşılık erken teşhis ile hastalığın zararını en aza indirmek mümkündür. Tüm teknolojik gelişmelere, çağdaş yöntemlere rağmen erken teşhis, meme kanserine karşı mücadelemizde en önemli silahımızdır.

Mamografi, meme kanseri taramalarında kullanılan en yaygın yöntemdir.

Kadınların kendi kendilerini muayene etme yöntemlerini öğrenmeleri, en ucuz ve kolay yöntemdir. Bir uzman tarafından muayene edilmeleri de diğer tarama yöntemidir.

Bu yöntemlerin en etkilisi ise, üçünün birlikte yapılmasıdır.

Yani her kadının kendisini her ay muayene etmesi, 40 yaşından sonra yılda bir defa bir uzman hekim tarafından muayene edilmesi ve her yıl mamografi çektirmesi en uygun yöntemdir.

En sık karşılaştığımız sorulardan birisi, “MR(magnetik rezonans) ile daha iyi sonuç alınmaz mı?” sorusudur.  MR, meme kanseri tanısında kullanılan bir yöntem olup, bazen tanı için mutlaka gerekli olmaktadır. Fakat tarama programlarında maliyet çok önemli bir kriter olduğundan MR tarama yöntemi olarak kullanılmamaktadır.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser çeşitlerinden biridir. Erken teşhis edildiğinde tedaviye iyi yanıt verme ihtimali artmaktadır. Bu nedenle bütün kadınların meme kanseri konusunda bilinçli olmaları ve erken teşhisin önemini kavramaları gerekmektedir. Meme kanseri ile ilgili sık sorulan sorular ve yanıtları bu konuda rehber olmaktadır.

Memede ele gelen kitlelerin çoğu meme içinde büyüyen zararsız fibrokistlerdir. Yani memede ele gelen her kitle kanser olmamaktadır. Meme dokusu özellikle regl öncesinde çok yoğun olmakta ve bu tip kitlelerin ele gelme ihtimali artmaktadır. Bu nedenle meme muayenesi için en doğru zaman regl bitiminden sonraki hafta olmaktadır.

40 yaşından itibaren her kadın rutin ultrason ve mamografi kontrollerini yaptırmalıdır. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kişiler kontrollere daha erken başlamalıdır. Meme kanserinin 20'li yaşlardan önce görülme olasılığı düşüktür.

Memede ele gelen sert yapılı, düzensiz kenarlı kitle olması, memede şişlik, meme başı ve çevresinde renk değişikliği, içe çökme ve akıntı gelmesi meme kanserinin başlıca belirtilerindendir.

Mamografi bir tarama ve tanı yöntemidir. Göğse yayvan bir şekil verilir, önden ve yandan olmak üzere göğüs içinden iki adet görüntü elde edilir. Eğer mamografi memede tespit edilen bir kitleden ötürü çekiliyorsa daha fazla görüntü alınması gerekebilmektedir. Mamografi bu amaçla çekildiğinde bir tanı koyma, rutin kontrol amacıyla çekildiğinde ise tarama yöntemi olmaktadır.

Memede ağrı olması durumu özellikle her iki memede de görülen bir şikayetse genellikle hormonal değişimlere işaret etmektedir. Ayrıca, fibroadenom ve fibrokistler de bazen memede ağrı yapabilmektedirler. Meme kanserinin ileri evrelerinde memede ağrı görülebilir ancak memede ağrı genellikle meme kanseri belirtisi olarak görülmemektedir.

Meme kanseri tanısı sonrasında hastaya en uygun tedavi planlaması gerçekleştirilmektedir.

Memem kanserıinin günümüzde en nitelikli tedavi yöntemleri ise; tedavi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları ile cerrahi uygulamalardır.

Meme kanserinin yayılım oranına göre genellikle cerrahi uygulamalar ile memenin bir bölümü ya da tamamının alınması işlemi uygulanmaktadır.

Hızlı Ulaşmak için;

Adres : 19 Mayıs Cad. Nova Baran Plaza No:4 Echomar 1.kat Şişli İstanbul

Gsm : 0 532 234 28 58

Telefon : 0 212 274 50 60

Источник: https://www.dromerbender.com/meme-kanseri

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.