Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

içerik

Menopoz Belirtileri Nelerdir? – Tüm Merak Edilen Sorular – APPVICE

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Menopoz, yaşlanmanın olağan ve doğal bir parçasıdır. 40’lı yaşlarınıza girdiğinizde, bedeniniz artık adet gördüğünüz zamandan daha az östrojen üretecektir. 12 ay boyunca adetiniz gelmezse menopoza girdiniz demektir. Menopoz belirtileri hangi aşamada olduğunuza göre değişmektedir.

Tıbbi müdahale olmadan gerçekleşen doğal menopoz, üç aşamada gerçekleşir:

  • Perimenopoz (menopoz öncesi)
  • Menopoz
  • Menopoz sonrası

Birçok insan menopozu perimenopoz ile karıştırır. Perimenopoz, bir kadının menopoza girmeye başladığı aşamadır. Perimenopozun belirtileri şunlardır;

  • Sıcak basmaları
  • Gece terlemeleri
  • Vajinal kuruluk

Perimenopoz sırasında vücudunuz daha az östrojen üretmeye başlar. Bu, son bir veya iki yıl süren perimenopoza kadar, hormon düzeyleriniz hızla düşer. Perimenopoz, asıl menopoza girmeden 10 yıl öncesinde başlayabilir. Genellikle 40 yaşlarında perimenopoz dönemi başlar, ancak bazı kadınlar 30 yaşlarında bu döneme girerler.

12 ay aralıksız regl olmazsanız, doktorunuz tam olarak menopoza girdiğinizi söyleyecektir. Bundan sonrasında ise menopoz sonrası dönem başlar. Cerrahi müdahala ile yumurtalıklarınız alınırsa anında menopoza girersiniz.

Menopoz Belirtileri Ne Kadar Sürer?

Perimenopoz belirtileri ortalama dört yıl sürebilir. Buna bağlı benzer belirtiler, menopoz ve menopoz sonrası sırasında yavaş yavaş azalır. Bir yıl boyunca adet görmeyen kadınların menopoz sonrası döneme girdiği kabul edilir.

Sıcak basmaları, ateş basmaları olarak da bilinir, perimenopozun sık görülen bir belirtisidir. Yapılan bir çalışmada ateş basmalarının perimenopoz sonrasında 10.2 yıl daha devam edebileceği görülmüştür. Bu süre ortalama ateş basma sürelerinden daha uzundur.

Araştırmacılar ayrıca, siyahi kadınların ve ortalama kilolu kadınların, beyaz kadınlara ve fazla kilolu kabul edilen kadınlara göre daha uzun süre sıcak basması yaşadığını tespit etti.

Bir kadının 55 yaşından önce menopoza girmesi mümkündür. Erken menopoz,  45 yaşından önce menopoz belirtilerinin ortaya çıkması da erken menopoz olarak değerlendirilir. 40 yaş ve altında menopoz belirtileri ortaya çıkmışsa bu zamanından önce başlayan menopozdur.

Erken veya zamanından önce başlayan menopoz birçok nedenden dolayı olabilir. Bazı kadınlar histerektomi gibi cerrahi müdahale nedeniyle erken veya zamanından önce başlayan menopoza girebilirler. Ayrıca bu durum yumurtalıkların kemoterapi gibi tedavilerden zarar görmesi durumunda da ortaya çıkabilir.

Menopoz belirtileri

Menopozun erken belirtilerinde ilk sırada adet düzensizliği yer alır.  Belirtilerin sıklığı, şiddeti ve süresi, perimenopoz sırasında ve menopoza girerken kişiden kişiye değişir.

Menopoza girdikten sonra (12 aydır adet olmadan) ve menopoz sonrası dönemde, menopoz belirtileri ortalama dört ila beş yıl arasında devam edebilir, ancak sıklık ve yoğunluğu azalır. Bazı kadınlar bu belirtilerin daha uzun sürdüğünü söyler. Menopozun en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Sıcak basmaları. Bunlar yüzünüzde ve vücudunuzda ani bir sıcaklık dalgası hissetmenize neden olur. Birkaç saniye veya birkaç dakika veya daha uzun sürebilirler. Ateş basmaları günde birkaç kez veya ayda birkaç kez olabilir.
  • Gece terlemeleri. Uyku sırasında sıcak basması gece terlemelerine neden olabilir. Gece terlemeleri sizi uyandırabilir ve gün boyunca ekstra yorgun hissetmenize neden olabilir.
  • Ani üşüme ve titreme. Ateş basması sonrasında vücudunuz soğuduktan sonra aniden üşüme, titreme ile birlikte ayaklarınızın buz gibi olduğunu hissedebilirsiniz.
  • Vajinal değişiklikler. Vajinal kuruluk, seks sırasında rahatsızlık, düşük libido ve ani tuvalete gitme ihtiyacı, menopozun genitoüriner sendromunun belirtileridir (GSM).
  • Duygusal değişiklikler. Bunlar hafif depresyon, duygudurum dalgalanmaları ve öfke olarak ortaya çıkabilir.
  • Uyku problemi. Gece terlemeleri nedeniyle uykusuzluk gibi uyku sorunları ortaya çıkabilir.

Perimenopozun diğer belirtileri şunlardır;

  • Göğüslerde hassasiyet
  • Daha ağır ya da daha hafif regl periyodları
  • Kötüleşen regl öncesi dönemi
  • Gözlerde, ciltte ve ağızda kuruluk

Bazı durumlarda erken menopozun belirtileri şunlardır;

  • Baş ağrısı
  • Kalp çarpıntısı
  • Kas ve eklem ağrısı
  • Odak ve hafıza sorunları
  • Saç dökülmesi veya saçlarda azalma
  • Kilo almak

Bu ek menopoz belirtilerinden herhangi birini yaşarsanız, bu belirtilerin menopozdan kaynaklandığına emin olmak için hemen doktora gidiniz. Perimenopozda bu belirtilerin herhangi birini yaşayabilirsiniz. Ancak sıcak basmaları tipik olarak perimenopozun başlangıcında ortaya çıkar.

Erken Menopoz Belirtileri

Perimenopoz ve menopoz dönemi, birçok kadın için rahatsız edici ve bazen acı verici olabilir. Ama bu durum yaşlanmanın bir parçası olduğu için olağan bir süreçtir. Bu dönemleri daha rahat geçirebilmeniz çin menopoz öncesi ve menopoz belirtilerini kontrol edebilirsiniz.

Sıcak Basmaları

Menopoz döneminde ateş basmalarını idare edebilmek için şu yöntemleri deneyebilirsiniz;

  • Baharatlı yiyecekler veya alkol gibi ateş basmalarını artıran yiyecek ve içeceklerden uzak durun.
  • Evde ve iş yerinde vantilatör gibi serinleticiler kullanın.
  • Eğer hala adet döneminiz devam ediyorsa, düşük dozda doğum kontrol hapları alabilirsiniz.
  • Ateş basmalarında yavaş ve derin nefes alın.
  • Sıcak basmaları anında kıyafetlerinizin bir kısmını çıkarın.

Vajinal Kuruluk

Vajinal kuruluk için ilişki sırasında su bazlı kayganlaştırıcıları kullanabilirsiniz. Aynı zamanda birkaç günde bir vajinal nemlendirici kremleri de tercih edebilirsiniz. Çok ciddi bir kuruluk problemi yaşıyorsanız doktorunuz  farklı bir ilaç yazabilir.

Cinsel ilişki konusunda isteksizliğiniz varsa o zaman doktora görünmeniz gerekir.

Uyku Sorunları ve Ruh Hâli Değişimleri

Uyku problemlerini önlemek için şunları deneyebilirsiniz;

  • Öğleden sonra çok fazla yemek yemekten, sigara, kahve tüketmekten ve kafein almaktan kaçının.
  • Gün boyunca uykuya dalmaktan kaçının.
  • Yatmadan önce egzersiz yapmaktan veya alkol almaktan kaçının.
  • Yatmadan önce ılık süt veya ılık kafeinsiz çay için.
  • Karanlık, sessiz ve serin bir odada uyuyun.
  • Sıcak basmalarını kontrol ederek uyku kalitenizi artırmaya çalışın.

Stresi azaltmak, doğru beslenmek ve fiziksel olarak aktif kalmak ruh halindeki değişimlere ve uyku problemlerine yardımcı olabilir. Doktorunuz ruh hali değişimlerinize yardımcı olmak için ilaç da verebilir.

Menopoz belirtilerini yönetmek ve depresyon veya astım gibi aynı belirtilere neden olabilecek diğer koşulları ekarte etmek için doktorunuzla konuşmalısınız. Menopozlu kadınlar için bir destek grubuna katılmak da yararlıdır, böylece endişelerinizi ve sorunlarınızı paylaşmak için güvenli bir yeriniz olur.

Ek Menopoz Tedavileri

Menopoz belirtilerini tedavi etmek için doktorunuz menopozal hormon tedavisi verebilir. Bu hormon tedavisi kanama dahil bir çok menopoz belirtisini ortadan kaldırabilir;

  • Sıcak basmaları
  • Gece terlemeleri
  • Uyku problemleri
  • Sinirlilik
  • Vajinal kuruluk

Menopozal hormon tedavisi  ayrıca kemik erimesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir ve ruh hali değişimlerini, hafif depresif belirtileri azaltır. Hormon tedavisinin yan etkileri şunlardır;

  • Vajinal kanama
  • Şişkinlik
  • Göğüsler şişme veya hassasiyet
  • Baş ağrısı
  • Ruh hali değişiklikleri
  • Mide bulantısı

Araştırmalar, hormon tedavisi alan kadınlarda kalp krizi, felç ve pıhtı oluşması riski olduğunu göstermektedir. Doğum kontrol hapları yanında diğer doğum kontrol yöntemleri kullanan kadınlar için de riskler aynıdır. Bununla birlikte hormon tedavisi alan kadınların yaşları daha ileri olduğu için riskler de artar.

Pek çok kadın, kanser gibi önceden atlatılan hastalıklar nedeniyle veya başka ilaçlar kullandıkları için hormon tedavisi alamaz.

Ek araştırmalar, meme kanseri riskinin beş yıl veya daha uzun süreli hormon tedavisi (yalnızca östrojen değil progestojenli östrojen) alımıyla artabileceğini göstermiştir. Çeşitli sebeplerle rahmi alınan kadınlar sadece östrojen tedavisi alırlar. Hormon tedavisine başlamadan önce detaylı bilgi almak için doktorunuza başvurmalısınız.

Ayrıca hayıt tohumu tüketimi gibi bitkisel alternatiflerden de yararlanabilirsiniz.

Bu makale Appvice Psikoloji Otoriteleri tarafından bilimsel verilere dayalı olarak incelenmiş ve onaylanmıştır.

ortalama puan: 4,26 , 19 oy

Источник: https://getappvice.com/tr/menopoz-belirtileri-nelerdir/

Meme Kanseri ile ilgili en çok merak edilen 10 soru

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Yeni doğmuş bir kız çocuğunun ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riski ise yaklaşık yüzde 12, bu çok yüksek bir oran.

Araştırmalar, her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise riskin daha az olduğunu gösteriyor. Hastalıkla ilgili bilgi kirliği ise kafa karışıklığına neden oluyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Yöneticisi Prof. Dr. Metin Çakmakçı meme kanseriyle ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı.

Meme kanseri nedir?

Meme kanseri, genel olarak meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan kanser türüdür. Memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallarda gelişir.

Tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanseri ağırlıklı olarak menopoz sonrasında görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da sıklıkla görülmeye başlamıştır.

Avrupa’da her 10 kadından biri, ABD’de ise her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise görülme sıklığının kadınlara oranla çok düşük olduğu görülüyor.

Ancak teknolojik gelişme ve erken tanı olanakları, meme kanserinde yaşam kayıplarının düşük olmasını sağlıyor.

Bunun yanında Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu toplumun meme kanseri bilincinin artırılması meme kanserine bağlı ölüm oranlarının düşük kalmasını sağlayan bir başka unsur.

1. Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalayabilmek. Çünkü belirtilerin gelişmesi, hastalığın ilerlediği anlamına geliyor.

Meme kanserinde en sık görülen belirtiler ise;

• Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle,

• Memenin boyutunda veya şeklinde oluşan değişiklik,

• Meme başından kanlı akıntı gelmesi,

• Memenin derisinde veya meme başında şekil ve renk değişikliği,

• Meme veya meme başında içeriye doğru çekilme olması,

• Memede kitle olmamasına rağmen koltukaltında ya da boyunda bir beze oluşması.

2. Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?

Bazı risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali artıyor. Ancak yine de risk faktörlerini taşımayan kişilerin de meme kanserine yakalanması mümkün.

Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla oluyor.

Bu nedenle, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda tarama testlerinin önemi artıyor.

Risk faktörleri:

• Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması,

• Adetlerin erken yaşta başlamış olması (12 yaş altı),

• Doğum yapmamış olmak,

• İlk doğumu 30 yaş sonrasında yapmış olmak,

• Geç yaşta menopoza girmek,

• Kilolu olmak ve özellikle menopoz sonrası kilo almak,

• Sigara tüketmek riski artırıyor.

3. Meme kanseri genlerinin önceden tespit edilmesi mümkün mü?

Meme kanserine yol açtığı bilenen bazı genler tarif edilmiştir ve genetik test yoluyla tespit edilmektedir. Bu test ailesinde

erken yaşta meme kanseri

her iki memede meme kanseri

meme dışında erken yaşta yumurtalık kanseri

Erkek meme kanseri akrabası olan kişilere genetik çalışma yapmak düşünülebilir.

Genetik testler bu konuda uzman genetik danışma merkezlerinde yapılmaktadır. Kişilerin aile hikayesi detaylı olarak değerlendirilmekte ve çıkan sonuçlar doğrultusunda test yapılmaktadır. Genetik test erken yaşta meme kanseri olan kişilere de yapılmaktadır. Amaç kardeş ve çocukların risk haritasını çıkarmak ve tedaviye devam ederken bilgi sahibi olmaktır.

4. Meme kanserinin erkeklerde görülme sıklığı nedir?

Meme kanserinin kadınlara özgü bir hastalık olduğu sanılır. Ancak meme kanserlerinin yaklaşık %1’i erkeklerde görülür. Erkeklerde bu kadar az görülmesinin iki nedeni, erkeklerde meme dokusunun nispeten azlığı ve erkeklerin hormonal yapısının kadınlardan farklı olmasıdır.

Erkeklerde meme kanseri daha çok 60 yaş üstünde görülür. Çok az erkek hastalığın farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur, kanser tanısı konduğunda da hastalık genellikle ilerlemiş olur ve tedavisi de zorlaşır. Dolayısıyla, erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları ve vücutlarındaki değişikliklerin farkında olmaları çok önemli.

5. Meme kanserinin tedavisi nasıl yapılır?

Meme kanseri çok sık görülen bir hastalık; kadındaki en sık kanser. Bunun iyi tarafı, meme kanseri ile ilgili çok bilginin olması ve çok sayıda araştırma yapılıyor olması. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanıyor. Meme kanserinin türlerine göre tedavi seçenekleri de gün geçtikçe farklılaşıyor ve kişiye özel tedavi ön plana çıkıyor.

Meme kanseri riskinin ortalamadan yüksek olduğunu bildiğimiz kadınları daha iyi ayırt ediyor olmamız, kadınların meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerindeki değişikliklerin farkına varmaları ve zamanı geldiğinde koruyucu meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri korkutmayan bir kanser türü haline geliyor.

Meme kanserlerinin aşağı yukarı yüzde 10’u kalıtsal genetik faktörlere bağlıdır. Bunlardan da yüzde 85’i BRCA1, BRCA2 dediğimiz gen mutasyonlarına, geri kalanı başka genlerdeki mutasyonlara bağlıdır.

Ailesel kanser riskinin yüksek olduğunu saptadığımız hastalarda bu genetik mutasyonların olup olmadığına bakabiliyoruz. Eğer bu mutasyon varsa, yıllar içerisinde meme kanseri ve yumurtalık kanseri olma olasılığının çok yüksek olduğunu biliyoruz.

Buna bağlı olarak erken tarama, ilaç kullanarak riski düşürme, bazen de ameliyatla meme dokusunu çıkararak hastalığı önleyici bazı yaklaşımlar öneriyoruz.

Kanser olmuş ve erken evrede tanı konup ameliyat edilmiş olan hastaların önemli bir kısmını, gelişmiş ve güvenirliği kanıtlanmış yeni genetik testler sayesinde kemoterapi vermeden izleyebiliyoruz. Bu yaklaşım ile bu hastaları hem kemoterapinin yan etkilerinden korumuş oluyoruz hem de yaşam kalitelerini düşürmemiş oluyoruz.

Meme kanseri ve tedavisindeki yeni tekniklerden biri de radyoterapiyi ameliyat sırasında vermek. Bu yöntem ile hastaya zaman kazandırılarak bazı tıbbi yararlar sağlanabiliyor.

Normalde, meme kanseri ameliyatında önce tümörü çıkarmak için bir cerrahi işlem yapılır, daha sonra ise birkaç hafta boyunca radyasyon tedavisi uygulanır. Ancak intraoperatif radyoterapi seçeneğinde radyoterapi ameliyat sırasında, tümör alındıktan hemen sonra veriliyor.

Böylece, 5 hafta süren radyoterapi tedavisi sadece 30-40 dakika içerisinde tamamlanabiliyor.

Ancak, Batı ülkelerinde bile meme kanseri tanısı konduğunda hastaların %5’i ileri bir evrede oluyor. Bu hastalarda güvenebileceğimiz tek yöntem gelişmiş ilaç tedavileridir. Bazı tümörlerin bu tedavilere yanıtı iyi, bazılarınınki pek iyi olmuyor ne yazık ki.

1970’ler ile karşılaştırıldığında meme kanserine bağlı ölümler üçte bir oranında azalmış olsa da, tanının geç konması, özellikle de görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle meme kanseri ne yazık ki dünyada halen kadınlardaki birinci sıradaki kansere bağlı ölüm nedeni.

6. Genetik risk altında olan kişiler dışında, kimler meme kanseriyle ilgili teh altında? Sigara, spor yapmamak, sutyen kullanımı meme kanserini tetikliyor mu?

Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece kansere değil, tüm hastalıklara yakalanma riskini düşürüyor. Her ne kadar genetik bir risk faktörü olmasa da kanser riskini düşürmek için özellikle sigaradan uzak durmak çok önemli.

Pasif içiciliğin bile kanser riskini artırdığını gösteren çalışmalar var.

Özellikle sigara kullanan, düzenli egzersiz yapmayan, hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen ve sağlıksız beslenen insanların sadece meme kanseri değil, her türlü kansere yakalanma risklerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Şişmanlık da meme kanseri ile doğrudan ilgili.

Obezite, kanser olma olasılığını artırıyor. Yani şişmanlık, kanser riski açısından bakıldığında da bir hastalık, yalnızca estetik bir kusur değil maalesef. Diğer taraftan sütyen kullanmanın, sutyenin tipinin, deodorant kullanımının meme kanseri ile uzaktan yakından ilişkisi yok.

7.  Erken tanı için ne yapmalı? Mamografi çektirmek ne kadar önemli?

Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Düzenli hekim kontrolleri içinse anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arasıdır.

Risk altında olanların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayanların ise 45 yaşından sonra her yıl muayene, mammografi ve ultrasonografi çektirmeleri öneriliyor. Kişide özel bir risk varsa da daha sık doktor kontrolüne gitmesi öneriliyor.

Mammografi ise bugün için meme kanseri açısından en değerli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek hastayı izlemek gerekebiliyor.

8. Erken tanı için ne yapmalı? Mamografi çektirmek ne kadar önemli?

Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Düzenli hekim kontrolleri içinse anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arasıdır.

Risk altında olanların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayanların ise 45 yaşından sonra her yıl muayene, mammografi ve ultrasonografi çektirmeleri öneriliyor. Kişide özel bir risk varsa da daha sık doktor kontrolüne gitmesi öneriliyor.

Mammografi ise bugün için meme kanseri açısından en değerli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek hastayı izlemek gerekebiliyor.

9. Emzirmek meme kanseri riskini düşürür mü?

Emziren kadınlarda risk daha az, emzirmeyenlerde ise daha yüksek diye bir şey yok. Bir kadın için emzirmesi ya da emzirmemesi özel bir risk faktörü oluşturmuyor. Yani, bireyin taranması kuralları değişmiyor.

Bunun gibi, büyük kitleler ve toplumlar için saptanabilen, akademik değeri olan farklılıklar olabilir. Fakat birey için bunlar anlamlı değil. Örneğin, meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 10’dan 10 buçuğa çıkması sizin için bir şey ifade etmez.

Kadının bilmesi gereken, gerçek riski artıran önemli bilgi, ailede, anne tarafında yoğunlaşmış meme kanseridir.

10. Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar da emzirebilir mi?

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyeceklerinden korkarlar ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme diğer meme gibi süt salgılamaya devam eder ve emzirme her iki memeden yapılabilir.

Meme bölgesinde asimetrik görünüm ‘meme kanseri’ habercisi olabilir!

‘Meme kanseri’ hakkında bilinmesi gereken 7 gerçek

‘Meme kanseri’ hakkında doğru bilinen 12 yanlış

Источник: https://indigodergisi.com/2016/10/meme-kanseri-ile-ilgili-en-cok-merak-edilen-10-soru/

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Menopoz her kadının yaşamında önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların yumurtlama fonksiyonunun sona ermesiyle birlikte yaşadıkları bu doğal süreçte, eksilen hormon düzeyleri sonucunda birçok sistemi ilgilendiren önemli sorunlar çıkabilir.

 Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Fatih Güçer ile Op. Dr.

Nuri Ceydeli, “Menopoz bir hastalık değil ancak artık östrojenin koruyucu etkisi olmadığı için kalp hastalıkları, kemik erimesi ve diğer sağlık problemleri ile karşı karşıya kalma riski daha yüksek.

Dolayısıyla bu özel döneme hazırlıklı olmak ve yaratacağı zorlu etkileri azaltmak gerekiyor. Menopoz döneminde tıbbi desteğin yanı sıra kadınların bu doğal sürece bilinçli bir şekilde hazırlanması çok önemli” diyerek menopoz dönemine dair en önemli konulara ışık tutan 10 temel soruyu kadınlar için yanıtladı.

KANSER RİSKİNDE ARTIŞ OLABİLİR

Menopoz bir hastalık değilse tıbbi destek neden önemli?

Bu dönem hayatın normal sayılan bir süreci olmakla beraber, eksilen hormon düzeyleri nedeniyle ateş basması, huzursuzluk, uykusuzluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma gibi yaşam kalitesini düşüren etkiler, daha ileri dönemde kemik erimesi (osteoporoz), kalp ve damar hastalıkları riskinde, meme ve jinekolojik kanser riskinde artış, idrar yolları ile ilgili problemler, ciltte görülen kırışıklık ve sarkma gibi problemleri beraberinde getiriyor. Bu noktada alınacak tıbbi destek kadının yaşam kalitesini olumlu yönde etkiler. Ayrıca adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar menopoza giriyorum düşüncesiyle normal karşılanmamalı, bu dönemde jinekolojik kanserlerin de sık görülebileceği göz önünde tutularak hekime başvurulmalı ve yılda bir defa jinekolojik muayene olunmalı.

Menopozun olumsuz etkileri nasıl tedavi edilir?

Her kadının farklı ihtiyaçları olduğundan standart bir menopoz tedavisinden bahsetmek mümkün değil. Kişiye özel olarak düzenlenmesi gereken tedavide örneğin; kadın aktif olarak çalışıyorsa ve gece ateş basması nedeniyle uykusunu iyi alamıyorsa bu durum iş hayatını olumsuz etkiler.

Bir başka kadının ailesinde erken dönem kemik kırıkları sıksa menopozu bu yönde ele almak gerekir. Meme dokusu yoğun, fibrokistik olan veya ailede meme kanseri görülenler varsa tedavide bu göz önüne alınmalı.

Tüm bu noktalar bireysel olarak iyice irdelenmeli ve hastanın menopoz sonrasında ortaya çıkabilecek sağlık sorunları için rutin kontroller yapılarak risk faktörleri belirlenmeli.

MENOPOZ CİNSELLİĞİN SONU DEĞİL

Menopozla birlikte cinsellik sona mı eriyor?

Menopoz sonrasındaki kadınlarda cinselliğe ait üç önemli değişiklik meydana geliyor.

Bunlardan birincisi, vajende salgılanan sıvının miktarında görülen azalma, ikincisi, vajenin yüzeyini oluşturan mukoza adı verilen dokunun incelmesi, diğeri de vajeni saran kaslarda görülen elastikiyet kaybıdır.

Bütün bunlar tıpta disparoni denilen ağrılı cinsel birleşmenin bu yaş grubunda en sık görülen nedenini teşkil ediyor. Tedavi edilmeyen kadınlarda cinsel birleşme sırasında bir kuruluk ve vajende darlık hissi oluşur, yanma ve tahriş görülebilir.

Vajinal yolla kullanılacak ilaçlar sayesinde kadınlar yeniden sağlıklı bir vajene kavuşabilir ve cinsel olarak aktif kalabilirler. Bu amaçla kullanılabilecek ilaçların aynı zamanda idrar yolları enfeksiyonlarını önlediği ve bu yaş gurubunda sıklıkla gözlenen idrar kaçırma şikayetlerini de azalttığı gösterilmiştir.

Menopoz ile jinekolojik kanserlerin görülme riski artar mı?

Menopoz döneminde belirli tip kanserlerde yaşla birlikte artış görülüyor. Menopoz döneminde progesteron hormonunun az salgılanması ve östrojen düzeyinin rölatif olarak artması nedeniyle rahim içinde değişimler olmaya başlıyor. Bu dönemde ya progesteron salgısındaki azalma ya da dışarıdan östrojen hormonu verilmesi sonucu rahim kanseri oluşuyor.

Bu nedenle menopoz sürecinde hastaya hormon replasmanı verilen ilaçlarda hem östrojen hem de progesteron dengede tutuluyor. Böylece rahim kanseri oluşması ihtimali azaltılmış oluyor. Rahim ağzı kanseri smear testleri ile vaktinde yakalanabilirse tedavileri ve ameliyatları kolay olup hastaların yaşam kalitelerini düşürmüyor.

Bu noktada tümörlerle mücadele adına hastaların düzenli kontrole gitmesi elbette çok önemli.

HORMON TEDAVİSİ ARTIK ÇOK TERCİH EDİLMİYOR

Hormon replasman tedavisi (hrt) riskli mi?

Menopoz dönemindeki sıkıntıların giderilmesi için eksilen hormonların yerine konması amacıyla yapılan HRT’de geçmişte olduğu kadar özgür davranılmıyor.

Özellikle meme kanseri riskini artırması ve kardiyovasküler sistem üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle bu tedavi yöntemine biraz daha şüpheyle bakıldığını söylenebilir.

Ancak bu risk artık hiçbir kadına hormon tedavisi verilmemeli denecek kadar yüksek değil. Bu noktada fayda/zarar denkleminin iyi yapılarak kadınlara HRT uygulanmasına karar verilebiliyor.

Menopoza girme yaşı nedir?

Türkiye’de kadınlar ortalama 47, Avrupa’da ise 51 yaşında menopoza giriyor.

Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenmiş ve ilk âdet kanaması yaşı, emzirme, doğum kontrol hapı, ırk, eğitim, boy ya da son gebelik yaşı gibi değişkenlerden etkilenmez.

Ancak sigara kullanımı yumurta hücrelerinin ölümüne neden oluyor ve özellikle günde 20 adet ve daha fazla sigara içenlerde menopoza girme yaşı 1-2 yıl öne geliyor.

Erken menopoz nedir?

Yumurtalık rezervinin sona ermesiyle ortaya çıkan menopozun, 40 yaşından önce olması durumuna erken menopoz deniyor. Yaklaşık 15-29 yaşlarındaki 1000 kadından 1’inde, 30-39 yaşlarındaki 100 kadından 1’inde erken menopoz görülüyor.

Erken menopoz iyi bir analizle kolayca anlaşılabiliyor; psikolojik değişiklikler, uykusuzluk, ani terlemeler, odaklanamama ya da agresif tavırlar en dikkat çekici belirtiler arasında yer alıyor.

Erken menopozda genetik yapı daha etkili ancak; beslenme, yaşam şekli, sigara alışkanlığı ya da stres gibi faktörler de menopoza girme yaşını etkileyebiliyor. Bu anlamda ailesinde erken menopoz hikayesi olan herkesin gerekli tıbbi kontrolleri aksatmadan yaptırması önemli.

Erken menopoz nasıl tedavi edilir?

Erken menopozda uygulanacak en etkili tedavi östrojen tedavisidir. Herhangi bir nedenle hastanın rahmi alınmış ise tek başına, diğer durumda ise progesteron eklenerek uygulanıyor. Tedavi ardışık ya da devamlı uygulanabiliyor ağızdan ya da cilde yapıştırma şeklinde olabiliyor.

Östrojen ile menopoz tedavisi yapılan kadınlarda; Alzheimer hastalığının, kolon kanserinin, karpal-tünel sendromunun, romatoit artiritin ve fibromyaljilerin daha az görüldüğüne dair bilimsel yayınlar mevcut. Östrojenin meme kanseri riskini artırdığına ilişkin tartışmalar varsa da yapılan çalışmalar bu riskin çok düşük olduğunu gösteriyor.

Ayrıca östrojen tedavisi alan kadınlar altı ayda bir ayrıntılı bir kontrolden geçtikleri için olası hastalıklarda erken tanı ve tedaviler daha başarılı gerçekleşiyor.

YENİ TREND BİTKİSEL ÖSTROJENLER

Hormon tedavisi dışında doğal takviyeler kullanılabilir mi?

Fitoöstrojen denilen doğal, bitkisel östrojenlere olan eğilim gittikçe yaygınlaşıyor. Bitkisel östrojenlerin molekül yapılarının vücutta bulunan östrojen molekülüne çok benzemesi, insan vücudunun bu molekülü kendi östrojen molekülü olarak algılamasını sağlıyor.

Doğal fitoöstrojenlerin içinde en önde gelen isoflavanlar kimyasal olarak östrojenlere benzer özellikler gösterirler ancak daha hafif etkilidirler. En önemli fitoöstrojen kaynaklarından biri ise soya. Son yıllarda gözde olan bir diğer ürün de black cohosh isimli bitki extresidir.

Yılan otu olarak da adlandırılan bu bitki ekstresi hafif östrojen etkilidir. Menopozal şikayetlerin azalması için önerilen diğer bitkiler: Ginseng, yeşil çay, valerian (kedi otu) gibi bitkilerdir.

Bu bitkisel ürünlerle ilgili hekimler iyi sonuçlar bildirse de daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu da söylemeliyiz.

KALSİYUM HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

Menopoz döneminde kadınlara neler önerilebilir?

Kadınlar için bu dönemde en önemli iki faktör egzersiz yapmak ve hayat tarzını düzenlemektir. Kadınları menopozun olumsuz etkilerinden koruyan hayat tarzı için önerileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Bol bol spor yapın. Haftada en az 3 gün spor yapmaya gayret edin. Gün içinde asansör kullanmak yerine merdiven kullanmayı tercih edin.
  • Vücut kitle indeksinizi hesaplayın. Ne çok zayıf ne de kilolu olun.
  • Zararlı kimyasal maddelerden uzak durun.
  • Stresten kaçının.
  • Sigara kullanmayın. Pasif içicilikten uzak durun.
  • Balık, ceviz, fındık, brokoli, domates, biber, havuç, üzüm, çilek gibi yüksek antioksidan besinler tüketin.
  • Kalsiyumu yüksek gıdalar tüketin. Günde 200 ml. süt, yoğurt ve dondurma yiyin.
  • Bol bol güneşlenin ve D vitaminini eksik etmeyin.

Источник: https://www.saglikk.com/menopoz-hakkinda-merak-ettiginiz-10-soru/

Tüp Bebek Hakkında En Çok Merak Edilen 10 Soru

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Tüp bebek tedavisini deneme sayısı ile ilgili, herhangi bir sınır söz konusu değildir. İyi bir tüp bebek merkezinde uygulanan tedavilere rağmen, hala hamilelik gerçekleşememiş ise, deneme miktarı artmaya başladıkça, hamilelik şansında da azalma olacaktır.

Çeşitli durumlarda nedeni bilinmeyen tutunamama sorunu ile karşı karşıya kalan çiftler, çok fazla deneme yaptıktan sonra, ancak hamileliği başarabilmektedir. Uygulanmış olan 8 veya 10.

Denemeden sonra hamilelik şansını elde eden anne ve baba adaylarının mutluluklarına fazlası ile tanık olmaktayız.

2 - Yaş, hamile kalma şansını etkiler mi?

Tüp bebek tedavisi uygulamalarında, hamile olabilme ihtimalini etkileyen çok fazla sayıda etken bulunmaktadır. Bu etkenlerden en önemli olanı, tedavi gören kadının yaşıdır.

Hamile olabilme şansı, 35 yaşından daha küçük olan kadınlarda en fazla, 35 ile 38 yaş arasında kabul edilebilir.

38 ile 40 yaş arasında azalmakta olan, 40 ile 42 yaş arasında gene de umudumuzu kaybetmediğimiz, 42 ile 44 yaş arasında ise, git gide hamilelik şansı azalmış durumdadır.

3 - Transfer edilen embriyo sayısı, hamilelik şansını belirleyen bir faktör müdür?

Bütün yaş gruplarına bakıldığında, tek embriyonun transfer edilmesi ile hamilelik beklentisi % 28 civarında iken, çift embriyonun transfer edilmesi ile bu oran, % 45’e kadar artık göstermektedir. Tek embriyo transferinin gerçekleştiği durumlarda, geriye dondurulabilecek çok fazla embriyo kalabilmektedir.

Bu embriyoların kullanılması ile ciddi miktarda ek hamileliklere ulaşılmaktadır.

Ciddi oranda erkek etkenine bağlı infertilitede, spermin önemli şekil sorunları gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetersizliği sebebi ile bozulduğu “azoospermik” durumlarda, aynı şekilde hamilelik şansı tüp bebek tedavisinde azalmaktadır.

4 – Tüp bebekte düşük riski ile daha çok mu karşılaşılmaktadır?

Tüp bebek tedavisi ile gerçekleşen hamileliklerde düşük yapma riski, normal yollar ile hamile kalan anne adaylarına kıyasla biraz daha yüksektir. Bunun nedeninin, tüp bebek tedavisi ile hiçbir alakalası bulunmamaktadır. Hamile kalamamaya neden olan problemlerin tamamen kendisinden kaynaklanmaktadır.

5 - Tüp bebek hamileliklerinin başında görülen vajinal kanamalar normal midir?

Hamile kalmış hiçbir anne adayında, vajinal kanama normal kabul edilemez. Böyle bir durumda, derhal doktora gidilmelidir. Ancak farklı açıdan bakıldığı zaman da, tüp bebek hamileliklerinin ilk evrelerinde vajinal kanama ve lekelenmeler ile çok fazla karşılaşılmaktadır. Bu durum, her zaman için kötü bir gösterge olmayabilir.

6 - Dondurulmuş embriyolar ile şans nedir?

Çeşitli tüp bebek tedavilerinde, transfer edilen embriyoların dışında geride çok iyi kalitede olan embriyolar kalabilmektedir. Kalan bu embriyoların dondurulmuş bir şekilde saklanması, çifte daha sonra ki zamanlarda tekrar bir hamilelik şansı doğurmaktadır.

Bu nedenden dolayı, embriyo dondurma tedavisi, anne ve baba adayları için, fazlası ile faydalı bir uygulamadır. Dondurulan embriyoların, çözülmesinin sonrasında  %70 ile % 80 civarında canlı kalmaktadır. Bu durum sayesinde,  %50 ile %70 civarında hamilelik sağlanmaktadır. Lde edilebilmektedir.

Dondurulmuş olan embriyolar ile elde edilen bebeklerin sağlık durumu, doğal yol ile elde edilen hamileliklerden hiçbir farkı bulunmamaktadır.

7 - Tüp bebek öncesinde herhangi bir diyet uygulanmalı mı?

Bu konu ile ilgili, gerekli bilimsel çalışma verileri olmadığı için, çeşitli çalışmalar, daha çok hamilelik planlamasına geçildiği dönemlerde (prekonsepsiyonel dönem) Akdeniz tipi diyet (yüksek miktarda bitkisel yağlar, sebzeler, balık ve baklagiller ve hafif atıştırmalıklar) ile beslenen hastalarda, tüp bebek tedavisinde başarı oranlarının arttığı görülmektedir. Akdeniz diyetinde mevcut olan bitkisel kaynaklı az doymuş yağlar, yüksek folik asit ve B6 vitamini bu beslenme tarzının üstünlüğünde ifade edilen ana içeriklerdir.

8 - Tüp bebek tedavisi öncesi kilo vermek gerekli mi?

Çok kilolu olan bayanlarda, tüp bebek tedavisi uygulanmadan önce, anne adayının fazla olan kilolarını vermesinin, tedavinin tamamlanmasının ardından olumlu etkisinin görüleceği yönünde net bir bilgi bulunmamaktadır.

Ancak kilonun, lazım olan seviyeye getirilmesi, tedavi döneminin biraz daha kısalmasına, ihtiyaç duyulan ilaç miktarında azalma olmasına ve tüp bebek ile hamile kalındığı zaman, düşük yapma riskinde azalma olmasına neden olmaktadır.

9 - Embriyo transferinin ardından cinsel yaşam devam edebilir mi?

Cinsel yaşamın devam etmesi, hamileliğin gerçekleşmesine herhangi bir engel teşkil etmez. Ancak, yumurta toplama işleminin sonrasında, yumurtalıkların çok büyük olabilmesi, vajinal yol ile alınan ilaçlar, çeşitli durumlarda lekelenme şeklinde vajinal kanamalar, normal bir cinsel ilişki dönemi içerisinde, anne adayı için rahatsız edici olabilmektedir.

10 - Ağır kaldırma hamileliğin tutunmasına etki eder mi?

Bilinenin aksine, transferin gerçekleşmesinin ardından hareket etmek, ağır kaldırmak, seyahat etmek, öksürmek, ıkınmak, yükseğe uzanmak, transfer işleminin gerçekleşmesinden sonra ayağa kalkmak gibi aktivitelerin, hamileliğin tutunma ve devamı ile ilgili herhangi bir olumsuz etken bulunmamaktadır. Bu dönem boyunca dikkat edilmesi gereken konu, doktorların önerdikleri ilaçları, düzgün bir şekilde kullanmak gerekmektedir. Eğer yumurtalıklar, çok fazla derecede etkilenmiş ve büyümüş durumda ise, çok ağrı ve rahatsızlık duyulmaması için dinlenilmesi gerekmektedir.

Источник: https://www.aliosmankoyuncuoglu.com/tup-bebek-hakkinda-en-cok-merak-edilen-10-soru/

Regl Nedir? 10 Soruda Regl Hakkında Tüm Merak Edilenler

Menopoz hakkında merak ettiğiniz 10 soru

Tatlı krizleri, karın ağrıları, kasık sancılar ve gerginlik hemen hemen pek çok kadının çok yakından tanıdığı bir durumdur. Üreme çağındaki tüm kadınlar, tıbbi bir sorun olmadıkça bu psikolojik ve fizyolojik olayları yaşamaktadır. Bu durumlara neden olan değişim ise; regl dönemi olarak ifade edilmektedir. Regl, tüm kadınların dert ortağı ve en yakın arkadaşıdır.

Regl ağrısından kurtulmak ve regl düzensizliğinin nedenini öğrenmek için yazımız size çok faydalı bilgiler sunuyor. Ayrıca regl gecikmesi yaşayanların da merakları bu sayfada diniyor.

Şimdi sizlerle paylaşacağımız bilgilere biraz aşina olabilirsiniz fakat bilmedikleriniz de olabilir. Regl dönemi hakkında merak edilen tüm sorulara yanıt bulabileceğiniz bu yazıdan, bilmediklerinizi de öğreneceksiniz.

İşte uzman doktorların görüşlerinden faydalanarak hazırlanan regl ile ilgili bilgiler…

1) Regl Nedir?

Menstrüasyon olarak da ifade edilebilen regl, kadınların üreme hormonlarının aylık döngüsü sayesinde, rahim içinde oluşan dokuların kan şeklinde vücuttan dışarı atılmasıdır. Her ay yaşanan rahim içi kanamalarıdır. Bu döngü menopoz dönemine kadar devam eder. Menopoz ile beraber regl dönemi de sona ermektedir.

Halk arasında adet, aybaşı gibi isimlerle anılsa da regl; utanmayı, sosyal yaşamda toplumdan saklamayı gerektiren bir durum değildir. Regl ergenlik döneminde yaşanmaya başlar, menopoza kadar devam eder. Düzenli bir şekilde görülmesi sağlıklı kabul edilir.

Düzensiz görülen regl, sağlık için sorun teşkil eder.

2) Regl Belirtileri Nelerdir?

Regl öncesinde bazı sendromlar yaşanabilir. Bu sendromlara “pms” kodu verilir. Premenstruel sendrom denilmektedir.

  • Regl olmadan birkaç gün önce göğüslerde şişlik meydana gelir.
  • Bazen kasık bölgesinde ağrı ve kramplar da hissedilir.
  • Cildinizde ise biraz sivilcelenme görülür.
  • Regl dönemi etkisinden dolayı duygusallık ve gerginlik de ruhsal belirtilerdir.

Bu belirtileri regl öncesi her kadın yaşamayabilir. Bünyeden bünyeye farklılık göstermektedir. Hatta regl ağrısı şiddeti de her kadına göre değişmektedir. Çikolataları stoklamaya başladıysanız, regl birkaç gün içinde başlayacaktır diyebiliriz 🙂

3) Regl Kaç Gün Sürer?

Ergenlik dönemi regl olmak ile başlar. Günümüzde ergenlik yaşı da artık düştüğünden ortalama 12 yaşındaki her genç kız, regl dönemi ile tanışır. Regl süresi her birey için farklı şekilde devam eder. Bazı kadınlar 2 gün regl olurken bazılarının 7 güne kadar uzadığı bilinir.

Regl uzun sürmesi, doktorlar tarafından normal kabul edilmemektedir. Bu günlerden az veya çok şekilde regl olan kadınların uzmanlardan daha iyi bilgi alması tavsiye edilir. Regl takvimi düzenli olmayan kadınların hormon veya farklı bir sağlık sorunu olabilir.

Her ay regl başlangıç gününü bir köşeye not etmenizi tavsiye ederiz.

4) Regl Dönemi Duygu Değişimleri Normal Mi? Neden Yaşanır?

Regl döneminde yaşanan duygu değişimleri uzmanlar tarafından normal kabul edilmektedir. Biyolojik değişimler kişinin sosyal yaşamını bir süre kısıtlayıp stresli hale getirir. Bu durum ise sorun haline getirildiğinde, beraberinde kaygı ve depresyon görülebilir.

Hormonların yenilendiği regl döneminde görülen ruhsal değişimlerin asıl nedeni progesteron hormonudur. Regl olan kadınların progesteron hormonunda da dalgalanma meydana gelir. Hormon değiştikçe duygusal geçişler yaşanır.

Eğer duygu geçişleri iş ve ev yaşamını etkileyecek boyutta ise tıbbi destek alınması önerilir.

5) Regl Gecikmesi: Regl Neden Gecikir?

  • Regl gecikmesine neden olan faktörlerden en çok bilineni hamilelik şüphesidir.
  • Çok fazla spor yapmak da regl gününü geciktirmektedir.
  • Regl öncesi yaşanan enfeksiyon ve grip gibi hastalıklar da başka bir nedendir.
  • Polikistik over sendromu adı verilen yumurtalık hastalığı ise adeti uzun süre geciktirebilir.

  • Yaşa ve boya göre çok fazla kilonuz varsa, regl gecikmesi yaşamanız çok normal kabul edilmektedir.
  • Emzirme döneminde regl düzenleneceğinden, emziren annelerin regl günü gecikebilir.
  • Ayrıca stres ve düzenli kullanılan bazı ilaçlar da regl gecikmesinin bir sebebidir.

  • Tiroid bozukluğu ve menopoza yaklaşma dönemini de unutmamak gerekir.

6) Regl Ağrısına Ne İyi Gelir?

  • Regl ağrısı için en etkili yöntem bolca su içip sıcak su torbasıyla bir süre samimiyet kurmanız olacaktır.
  • Hafif tempolu yürüyüşler ve zencefil çayı regl ağrısının şiddetini azaltacaktır.
  • Zencefil sevmem diyenlere rezene veya lavanta çayı önerebiliriz.

  • Regl döneminde kahvaltıda pekmez tüketirseniz, ağrılardan kurtulabilirsiniz.
  • Bu dönemde E vitamini almaya özen göstermelisiniz.
  • Tatlı krizlerinizde kuru yemiş yiyerek ve kahve içerek hem ağrıyı dindirmiş olursunuz hem de sağlıklı seçimler yaparak kilo almaktan kendinizi koruyabilirsiniz.

    Ayrıca bitter çikolata da regl ağrısı için lezzetli ve sağlıklı bir çözüm olacaktır.

7) Regl Söktürücü Bitkiler Nelerdir?

Regl ağrıları, regl kanı zor atıldığında yaşanır. Bu durumu rahatlatmak için regl söktürücü bitkiler tavsiye edilir. Bu bitkiler kereviz, dereotu, maydanoz, soğan ve havuç olacaktır. Ayrıca bitki çayı demlemek istediğinizde:

  • Kantaron
  • Kekik
  • Çörek otu
  • Papatya
  • Adaçayı
  • Tarçın çayı tercih edebilirsiniz.

Bu şifalı bitkiler ile sancı ve kramplara son vermeniz mümkündür. Regl söktürücü bitkiler, size daha rahat ve keyifli bir regl dönemi yaşatabilir. Hepsi sizin için ilaç niteliğindedir.

8) Regl İken Hamile Kalınır Mı?

Regl iken hamile kalmak mümkün müdür sorusuna “evet” yanıtını vereceğiz. Reglin genellikle 4. gününde yumurtlama meydana gelir. Spermler sıcak ortamda canlılığını korumaktadır. Bu nedenle regl döneminden 3 gün önce ve 7 gün sonrasında hamilelik riski vardır.

Regl olan kadınlarda gebelik için gerekli ortam hazırlanmaktadır. Bu süre içinde cinsel ilişkiye girildiğinde yüksek bir ihtimalle hamile kalınabilir.

Her kadının metabolizma özellikleri farklı olduğu için bu konuyu en iyi şekilde öğrenmek için kadın hastalıkları ve doğum uzmanından bilgi almanız tavsiye edilir.

9) Regl Olmamak Neyin Belirtisi?

Toplumda hiç regl olmamış kadınlar da bulunmaktadır:

  • Bu durumun tıbbi açıklaması genetik faktörlerle ilgilidir. Bazı kişilerde “Testiküler Feminizasyon” görülmektedir. Yani genetik olarak erkek oldukları halde erkeklik hormonlarının duyarsız kalmasından dolayı kadın görünümüne sahiplerdir. Bu kişilerin regl olması mümkün değildir.
  • Ayrıca – turner sendromu – adı verilen hastalığın da regli önlediği bilinmektedir. Turner sendromu eksik kromozomdan kaynaklanır. Çok küçük yaşta menopozun gerçekleştiği bir durumdur.
  • Uzun bir süre regl olmamak ise menopozun habercisidir.
  • Düzensiz regl gören kadınların doktora görünmesi gereklidir.

10) Regl Düzensizliği Neyi İşaret Eder?

Regl düzensizliği regl başladığı yıldan itibaren bir süre görülebilir. Bu normal bir durumdur.

  • Uzun süre yaşanan adet düzensizliği hormonal bir bozukluğun olduğuna işarettir.
  • Ayrıca myom, polip, hiperplazi, kanser, enfeksiyon, dış gebelik, ilaç kullanımı, tiroid bezi hastalıkları riskini de hatırlatır.
  • Farklı bir hastalık için kullanılan ilaçlar da regl düzensizliğine neden olur. Bu gibi durumlarda tedaviyi takip eden doktordan bilgi alınması gerekir.
  • Normal günlerde 24 veya 35 günde bir görülen regl kanamaları, daha uzun süre sonra yaşanıyorsa; yumurtalıkların bir sorun ile mücadele ettiği düşünülmelidir.
  • Eğer 40’lı yaşlarda adet düzensizliği yaşanıyorsa menopozun habercisidir denilebilir.

Sorularınızın en doğru cevapları için uzman bir doktora danışmanızı tavsiye ediyoruz. Sağlıklı günler!

PMS Dönemi Ağrı ve Stres Etkilerini Azaltacak 7 Rahatlatıcı Besin

Adet Söktürücü Bitki Çayları, Yiyecekler ve Doğal Yöntemler

Adet Gecikmesi Sebepleri, Gebelik Dışında 8 Farklı Neden

Adet Sancısına Ne İyi Gelir? Evde 10 Doğal ve Etkili Yöntem

Adet Geciktirici Yan Etkisiz 8 Bitkisel Yöntem

Источник: https://www.nefisyemektarifleri.com/blog/regl-nedir-10-soruda-regl-hakkinda-tum-merak-edilenler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.