Mide Kanserinde İyileşme Şansını Erken Teşhis Belirliyor

Mide Kanseri Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

Mide kanseri dünyada en sık görülen 4. kanser türü kabul ediliyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 20 bin kişi mide kanserine yakalanıyor. Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığının yanı sıra; sigara- alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanseri hakkında Memorial Genel Cerrahi Uzmanları bilgi verdi.

Mide Kanseri Nedir?

Tüm kanserler arasında en sık karşılaşılan 4. kanser olan mide kanseri, midenin herhangi bir bölgesine yerleşen ve genellikle lenf bezleri, karaciğer, akciğer gibi organlara yayılabilen özelliktedir.

Mide kanseri çeşitli nedenlerden dolayı mide mukozasında kötü huylu tümörlerin gelişmesi sonucunda gerçekleşir.

Ülkemizde en çok rastlanan kanserler arasında yer alan mide kanseri her yıl dünyada 800 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açmaktadır.

Erkeklerde, kadınlara oranla daha sık rastlanan mide kanseri, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde erken teşhis edilip, doğru tedavi uygulamaları ile kontrol altına alınabilmektedir. Uzman kontrolü ve doğru beslenme ile mide kanserinden korunmak ve kurtulmak mümkün hale gelmektedir.  

Mide Kanseri Nedenleri Ve Risk Faktörleri

Mide kanserinin pek çok nedeni olabilir. Mide kanseri sindirim sistemi organlarından herhangi bir parçasında gelişebilir ve yayılabilir. Sindirim sürecinde yer alan tüm organları etkileyen davranışlar ve risk faktörleri mide kanserini de tetikleyebilir. Bunlar şöyle sıralanabilir;

  • Beslenme şekli:Mide kanseri nedenlerinin en önemlisi, yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. Özellikle mangalda pişmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura yapılmış sebzeler, işlenmiş gıdalar mide kanserinin oluşmasına zemin hazırlar. Mide kanserinden korunmanın en iyi yolu ise Akdeniz tipi beslenme tarzını benimsemektir. Organik ve taze meyve sebzeler mide kanserine karşı koruyucudur.
  • Enfeksiyonlar:Mide kanserine neden olan önemli bir faktör de H.plori enfeksiyonudur.

Mide kanseri vakalarının %65-85’inde H.plori enfeksiyonu görülmüştür. H.plori enfeksiyonlu olguların %2’sinde de mide kanserine rastlanmaktadır.

  • Sigara ve Alkol: Önlenebilir bir mide kanseri nedeni ise sigaradır. Özellikle alkol ile birlikte tüketildiğinde mide kanseri olma olasılığını arttırmaktadır. Sigara ve alkolden uzak durarak mide kanseri olma riski düşürülebilir.
  • Genetik: Mide kanserinde de diğer tüm kanserlerde de olduğu gibi genetik faktörler önemlidir. Mide kanseri vakalarının %10’unda genetik faktörler öne çıkar.

Mide Kanseri Belirtileri

Mide kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Mide kanserinin belirtileri arasında ilk göze çarpan hazımsızlık ve şişkinliktir. Etli gıdalara karşı isteksizlik de mide kanseri belirtileri arasındadır.

Mide kanserinin ileriki safhalarında ise; karın ağrısı, bulantı, kusma, yemek yedikten sonra şişkinlik, kilo kaybı görülmektedir.

Özellikle daha önce benzer şikâyetleri olmayan 40 yaş üstü hastaların hazımsızlık ve kilo kaybını mutlaka önemsemeleri gerekir.

Mide kanseri belirtileri, hastalığı erken evrede yakalamak adına çok önemlidir. Çeşitli sindirim sistemi bozuklukları, mide bölgesinde ağrı ve hazımsızlık şikayetlerini fark eder fark etmez uzman doktor kontrolüne başvurmak, mide kanserini erken evrede yakalamak için çok önemlidir.

Mide kanseri belirtilerini kısaca şöyle sıralayabiliriz.

  • Asidite ve geğirme: Mideasidinin yükselmesi ve geğirme sorunu mide kanseri vakalarında çok sık karşılaşılan belirtilendir. Ancak bu şikâyetleri yaşana herkesin mide kanseri olacağı anlamına gelmez.
  • Doluluk hissi: Mide kanserinin belirgin belirtilerinden biri de yemek yerken normalden daha erken fazla doymuş hissetmektir. Uzun süren doluluk hissi, kilo kayıplarına neden olabilir.
  • Kanama ve yorgunluk: Midekanseri erken dönemde mide içinde kanamaya neden olabilir. Sürekli kanama da anemiye neden olabilir. Kırmızı kan hücrelerinizin azalması ile birlikte daha soluk görünmeye, nefes nefese kalmaya başlayabilirsiniz. Bazı vakalarda kan kusmak da görülebilir.
  • Kan pıhtıları:Mide kanseri olan kişilerde kan pıhtısı olma oranı daha yüksektir. Bu nedenle ani göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bacakların şişmesi durumunda acil olarak kanın pıhtılaşmasını önlemek gerekir. Buru durumda vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmak gerekir.
  • Bulantı ve yutma güçlüğü: Mide kanseri belirtileri arasında bulantı ve yutma güçlüğü hissi oldukça önemlidir. Mide kanseri olan kişilerin yarısından fazlasında görülen en belirgin belirtilerden ikisidir. Bu semptomlara mide ya da göğüs kemiğinin altındaki ağrı da eşlik eder.
  • İleri evre mide kanseri belirtileri: Mide kanseri ilerlediğinde dışkıda kan görülmesi, batında sıvı olması, iştahsızlık ve kilo kaybı belirtilerle karşılaşılabilir.

Mide kanseri bazen hiçbir belirti vermeden, sinsice ilerleyebilir. Belirtiler geç dönemlerde görüldüğünde, hasta cerrahi müdahale şansını kaybetmiş olabilir. Bu nedenle erken teşhis mide kanseri için çok önemlidir.

Mide Kanseri Tanısı

Mide kanserinde erken teşhis tedavinin başarısı için çok önemlidir. Bu nedenle midesinde sorun yaşayan kişilerin erken dönemde uzman doktorlar kontrolünde endoskopi ile takip edilmesi çok önemlidir.

Endoskopi uygulaması ile doktorunuz ışıklı bir kamerası bulunan uzun bir tüp ile yemek borunuzu, midenizi ve ince bağırsağın ilk kısımlarını gözlemleyebilir. Anormal görünen kısımlar var ise kesin bir tanı için biyopsi alınır. Endoskopinin uygun kullanımı ile hastalığı erken evrede yakalamak mümkündür.

Endoskopi dışında kontrastlı grafiler ve bilgisayarlı tomografi mide kanseri tanısını sağlayan diğer önemli tanı yöntemleridir.  

Mide kanserinin evresini belirlemek ve diğer organlara yayılıp yayılmadığı görmek için iler testilere ihtiyaç duyulur. Bu testler aynı zamanda hasta için en uygun tedaviyi belirlemek için de gereklidir.

Mide kanserinin büyüklüğünü ve yerini saptayan Bilgisayarlı Tomografi (BT), kanserin yayılıp yayılmadığını kontrol eden Laparoskopi ve MR, PET-BT,Böbrek ultrason çekimi, göğüs röntgeni gibi testler uygulanabilir.

Mide Kanseri Çeşitleri

Mide kanseri tanısı ile kanserin tipi belirlendikten sonra uygulanacak tedaviye karar verilir. En sık görülen mide kanseri türü ise adenokarsinomdur.  Mide kanseri çeşitlerini ise aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz;

  • Adenokarsinom: Her 100 mide kanserinden 95’i adenokarsinomdur. Mide kanserinin esık görülen tipi olan adenokarsinom mide astar bezi hücrelerinde başlar.
  • Skuamöz hücre kanseri: Adenokarsinoma ile aynı şekilde tedavi edilen Skuamöz hücre kanseri mide astarını oluşturan bez hücreler arasındaki cilt hücresi benzeri hücrelerdir.
  • Mide lenfoması: Mide lenfoması çok nadir görülmekle birlikte mide diğer mide kanserlerinden farklıdır.  
  • Gastrointestinal stromal tümörler (GIST):Nadir görülengastrointestinal stromal tümörler (GIST) iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Bu kanser türü sindirim (gastrointestinal) sistem organlarını destekleyen bağ dokusu hücrelerinde ve çoğunlukla da midede görülür.
  • Nöroendokrin tümörler (NETs):Nöroendokrin tümörler (NETs) iyi huylu ya da kötü huylu (kanser) olabilir. Nadir olarak görülen bu kanser tipi genellikle sindirim sisteminde hormon üreten dokularda büyürler.

Mide Kanseri Tedavisi

Mide kanseri tanısı ile kanserin tipi belirlendikten sonra uygulanacak tedaviye karar verilir. Mide kanseri tedavisi multi disipliner yaklaşımı gerektirmektedir. Uzman ekip çalışması ve dam donanımlı bir hastane ile başarı sağlanabilmektedir.

Mide kanseri tedavisinde kansere neden olan tümörün uygun şekilde çıkarılması tedavinin en önemli kısmını oluşturur. Erken evrede yapılan başarılı cerrahi operasyonlar hastanın yaşam süresi açısından çok önemlidir. Ameliyatla hastanın midesinin bir bölümü ya da tümü alınabilir.

Midesinin tümü alınan hastalarda, bağırsaktan yeni mide yapılır ve hasta bundan sonraki yaşamını normal bir şekilde devam ettirebilir. Bu şekilde yaşayan hastalara az ve sık yemeyi gerektiren diyet önerileri sunulur.

Bazı hastalarda mide alındıktan sonra kanserin şekline göre doktorun belirlediği şekilde ışın ya da ilaç tedavisi uygulanabilir.

Mide Kanserinde Hipertermi Tedavisi

Mide kanserinin evresine göre değişiklik gösteren tedaviler sırasında eğer tümör lenf bezlerine sıçramış ise mutlaka kemoterapi uygulanır. Özellikle ikinci evreden başlayan mide kanserinde operasyon öncesi verilen kemoterapi tedavisi, operasyon sonrasındaki etkinliği arttırmak için çok önemlidir.

Ayrıca mide kanseri tedavisinde “Hipertermi” adı verilen sıcak kemoterapi uygun hastalarda başarılı sonuçlar alınmasını da sağlıyor. Hipertermi denilen sıcak kemoterapi aslında son 20- 30 yıldır uygulanan bir tedavi yöntemi.

İlk kez kadın kanserleri üzerinde uygulanan yöntem son dönemlerde kalın bağırsak ve mide kanserlerinde de sık sık uygulanıyor.

Mide Kanseri Ameliyatı

Yaklaşık 2-5 saat süren mide ameliyatı sırasında midenin büyük bir kısmı veya tamamı alınmaktadır. Mide ameliyatı sonrası hastanın sık aralıklarla, küçük porsiyonlarla beslenmesi ve besinleri çok iyi çiğneyerek yutması önerilir. Mide kanseri ameliyatı ve tedavisi sonrası, “Mide ameliyatı oldum ve iyileştim” dememeli, düzenli kontrollere devam edilmelidir.

Mide ameliyatı sırasında uygulanan hipertermi yani sıcak kemoterapi; karın zarı ve karın içi organlara yayılan tümörlerde, bu organlar içinde uygun olanlar çıkarıldıktan sonra, özel araçlarla karın içinin 40-42 derecede kemoterapatik ajanlarla yıkanmasıdır. Bu sayede geride kalan tümör hücrelerinin mekanik temizliği gerçekleşirken, aynı zamanda kemoterapi ajanlarının direkt olarak tümör sahasına gitmesine ve yok edilmesine olanak sağlanır.

Mide Kanserinden Korunmak İçin Nasıl Beslenmek Gerekir?

Mide kanserinden korunmanın en önemli kısmını beslenme alışkanlıklarımızı sorgulamaktan geçiyor.  Kırmızı et, salamura besinler, çay, tuzlu gıdalar mide kanserini tetikleyici besinler arasında yer alıyor. İşte mide kanserinden korunmak için dikkat etmeniz gerekenler;

Mangalda Et

Mangalda et çok sevilse de etin yanacak derecede pişmesi ve marine ederken fazla tuz kullanılması etin kanserojen bir gıdaya dönüşmesine neden olur.

Tütsülenmiş Yiyecekler

Özellikle doğu bölgelerinde tütsülenmiş yiyeceklere daha sık rasatlarız. Tütsülenmiş et, balık, peynir, salamura besinler, çiğ tüketilen et, nitrat tuzları içeren yiyecekler, konserve ve hazır gıdalar sizi mide kanserine doğru sürükleyebilir.

Sıcak Çay

Çay genellikle sıcak olarak tüketilse de çok sıcak içilmesi durumunda yemek borusu ve mide mukozasının üzerinde tahrişe neden olur. Bu tahriş de kansere zemin hazırlar. Sıcak çay, Karadeniz ve Doğu Karadeniz bölgesindeki mide kanserlerinde sıklıkla karşılaşılan nedenlerden biri

Gastrit ve Ülser

Helicobacter pylori enfeksiyonu gastrit ve ülsere neden olduğu gibi mide kanseri nedenlerinden biridir. Gastrıt ve ülser durumlarında mutlaka bu bakterinin ortadan kaldırılması gerekir. Ayrıca sigara ve alkol kullanımından da mide kanserinden korunmak adına uzak durulmalıdır.

Kirli Hava ve Su

İçtiğiniz sudaki çinko ve kurşun oranı mide kanserine neden olan önemli bir etkendir. Ayrıca soluduğunuz havadaki talk ve asbestoz gibi çevresel faktörler de risk faktörleri arasındadır.

Mide Şikâyetleri

Mide kanseri kimi zaman sinsice ilerleyebilir ve hiç belirti vermeyebilir.  Mide ağrısı, hazımsızlık, iştahsızlık gibi belirtiler fark ettiğinizde mutlaka uzman bir doktor kontrolüne başvurmalısınız.

C Vitamini

Mide kanserine karşı C vitamini yönünden zengin besinler tüketmek ve stresten uzak durmak son derece önemlidir.
Güncellenme Tarihi: 20 Şubat 2017Yayınlanma Tarihi: 20 Şubat 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/mide-kanseri/

Kanser Tarama Testleri | Acıbadem

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

Kanserin erken evrede teşhisi, kanser tedavisinin başarısını artırıyor. Kanserin erken teşhisi için kişinin herhangi bir yakınması olmasa dahi rahim ağzı, meme, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için kanser tarama testleri yaptırması önem taşıyor.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kadınların düzenli olarak Pap smear testi ya da ışıklı tarama testi yaptırması; meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaş öncesi kendi kendine meme muayenesi ve klinik meme muayenesi ile 40 yaş sonrası mamografi; hem kadın hem erkekler için kalın bağırsak kanserinin erken tanısında dışkıda gizli kan testi, kan testleri, kolonoskopi ve kolon röntgeni; prostat kanserinin erken tanısı için erkeklerde PSA ve rektal muayene yaptırılması öneriliyor.

Risk grubundaki kişiler için tiroid, deri, lenf bezleri, ağız içi ve akciğer bölgeleri için düzenli muayeneler önem taşıyor. İdrar yolu, böbrek ve mesanede meydana gelebilecek kanser türlerinin tespiti için, hekiminiz tarafından istenen “idrar sitolojisi” ile idrar incelemesi yapılabiliyor.

Ayrıca hekiminiz kanserden şüpheleniyorsa kan testi isteyerek kan hücrelerinin sayıları ve büyüklüklerine bakabiliyor. Bu test ile kan kanseri genellikle tespit edilebiliyor. Test sonrası kesin tanı için kemik iliği biyopsisi yapılıyor.

Prostat kanseri, yumurtalık kanseri, tiroid kanseri, karaciğer ve testis kanserinde kan testleri tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak kan kanseri (lösemi) dışında hiçbir zaman kan testleri ile kanser tanısı konmuyor, hekim tarafından diğer tanı yöntemlerine başvuruluyor.

Kanserde erken teşhis mümkün müdür?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanserde Erken Teşhis” üzerine soruları cevaplıyor.

Aile üyelerinde kanser öyküsü varsa, meme, yumurtalık (over) ve bağırsak kanserleri ve bazı diğer kanser türlerinde uygulanabilen genetik testler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde kanser geçirme olasılığının belirlenmesinde kullanılıyor.

Genetik testler ile aralarında bazı kanser türlerinin de bulunduğu belirli hastalıklara olan yatkınlık, çocuklara geçebilecek genler, bireylerin ilaçlara farklı yanıt vermesinden ve bazı yan etkilerden sorumlu genetik faktörler tespit edilebiliyor.

Genetik testler: Tükürük ya da kan örneği üzerinden DNA analizi yapılarak gerçekleştirilen Genetik genetik test ile bazı kanser türlerine olan yatkınlık belirlenebiliyor.

Ailesel tümör riski bulunan kişiler Tüm Vücut MR incelemesi yaptırabiliyor. Meme, prostat ve gastrointestinal (sindirim sistemi) tümörlerinin erken evrede saptanabilmesi için klasik tarama yöntemleri ile birlikte yapılabiliyor.

Kanser tarama testlerinin yanı sıra kişide genetik yatkınlık olması ya da kanserin belirtisi olabilecek çeşitli şikayetlerle hekime başvurulması durumunda, hekimin belirleyeceği kanser tanı yöntemleri ile kanserin erken evrede teşhisi yapılıyor.

Normal çıkan check up sonrası kişi kanser teşhisi alabilir mi?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanserinin erken teşhisi için 20 yaşından itibaren tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önem taşıyor.

Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için bir genel cerraha muayene olması gerekiyor. Meme kanseri riski taşımayan tüm kadınların ise 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografik takiplerinin yapılması gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarınsa 25 yaşından itibaren doktor kontrolünde olmaları büyük önem taşıyor. Meme kanserinde genetik yatkınlığın araştırılması için çeşitli genetik testler de uygulanabiliyor.

Meme kanserinin tanısı için kullanılan yöntemler, mamografi, dijital mamografi, ultrasonografi, MR görüntüleme (Klasik MR ya da Tüm Vücut MR), biyopsi yöntemleri, Duktoskopi ve PET-CT.

Kadınlar için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruları cevaplıyor.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için tüm kadınların, cinsel yaşamları başladığı andan itibaren düzenli olarak PAP smear testi yaptırması öneriliyor. Yılda bir kez jinekolojik muayene yapılması, erken teşhis açısından hayati bir öneme sahip. 30 yaş üzerinde üç yıl ardışık PAP smear testi normal geldiyse, tarama sıklığı hekim tarafından azaltılabiliyor.

Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanıyorsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilme yapılıyor.

Rahim ağzı kanserinin tanısında başka bir yöntem ise; ışıklı tarama. Son yıllarda kullanılmaya başlayan ışıklı tarama testi ile rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonların PAP smear testine göre 2 yıla kadar erken tanısı sağlanabiliyor. Işıklı tarama yönteminde jinekolojik muayene sırasında özel bir alet ile rahim ağzına bakılıyor ve hekim tarafından hemen sonuç veriliyor.

Böylece tanı konulması durumunda hemen biyopsi basamağına geçilebiliyor. Tüm Vücut MR yöntemi ile yapılan taramada ise rahim ve yumurtalıklar taranarak erken tümör bulguları da saptanabiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınların HPV aşısı yaptırması büyük önem taşıyor. HPV aşısı 55 yaşına kadar her yaştan kadına da yapılabiliyor.

HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi önem taşıyor. HPV aşısı ayrıca erkeklerde de bu virüse ve neden olabilecek kanserlere (anüs, penis, ağız-boğaz bölgesi oluşabilecek kanserler) karşı koruma sağlayabiliyor.

Kolon ve Rektum Kanseri

Kalınbağırsak ya da diğer adıyla kolon ve rektum kanserine karşı herhangi bir risk faktörü ya da yakınması olmasa dahi 40 yaşından itibaren rutin olarak yapılacak dışkıda gizli kan testi, erken teşhisi için önem taşıyor.

50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.

Eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanmalı.

Ayrıca kan testleri (CA 19-9, Gama Glutamil Transferaz (GGT)), rektal muayene, sigmoidoskopi, çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi de kolon kanseri taraması yöntemi olarak kullanılıyor. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Kolon kanserini düşündüren bulgular varsa hekim tarafından akciğer filmi (kanserin akciğerlere yayılma olasılığı nedeniyle), tüm karın bilgisayarlı tomografisi – BT (sanal kolonoskopi), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor. Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor.

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında ikinci sırada yer alan prostat kanserine karşı her erkeğin 40 yaşında PSA testi (kan testiyle bakılır) yaptırması önemli. PSA seviyesi 1’in altındaysa, testin 45 ve 50 yaşında tekrarlanması yeterli oluyor.

Ancak seviye 1’in üzerindeyse, daha sık aralıklarla PSA testi yaptırmak gerekiyor. Çünkü bir kan belirteciyle teşhis konulabilen tek tümör prostat kanserleri.

Ancak prostat kanseri erken tanısında sadece PSA baktırmak yeterli olmadığından ve rektal muayene gerektiğinden, 50 yaşından itibaren düzenli doktor muayenesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Tüm Vücut MR yöntemiyle yapılan tarama da, prostat kanserinde erken dönem bulguların saptanması için diğer tarama yöntemleriyle birlikte kullanılabiliyor.

Erken tanı için yapılan düzenli PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor.

MR Ultrason ve Füzyon ve Biyopsi Sistemi’nde, biyopsi almak için kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye denk gelmesi sağlanıyor. Bu sistem ile elde edilen görüntülerde özellikle agresif kanser odakları tespit edilebiliyor.

Erkekler için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruşarı cevaplıyor.

Cilt Kanseri

Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşıyor.

Yapısal özellikleri bu şekilde olanların, düzenli olarak benlerini bir dermatoloji uzmanlarına inceletmeleri cilt kanserinin erken teşhisi açısından önemli. Deri kanserinin kesin tanısı ise cerrahi olarak çıkarılan dokunun patolojik incelemesi ile konulabiliyor.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri taramalarında standart bir yaş bulunmuyor. Ancak özellikle risk grubunda olanların bu noktada dikkatli olmaları gerekiyor.

30 yıldır sigara içen, 55-74 yaş arası bireylerin yılda bir defa düşük doz tomografi ile taramalarını yaptırmaları erken teşhiste büyük önem taşıyor.

Bu tarama testi sayesinde akciğer kanserinden ölüm oranlarını yüzde 20 oranında azaldığı gösteriliyor.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri teşhisinin ilk aşaması, boynun orta alt kısmındaki şişlik şikayeti ile hastanın hekime başvurması ile başlıyor. Muayene ile birlikte kanda T3, T4, TSH seviyelerine bakılabiliyor. Nodülü olan hastalarda ayrıca tiroid sintigrafisi çekilebiliyor.

Tiroid bölgesindeki bir nodülden şüpheleniyorsa, radyologların yapacağı ultrasonografik inceleme ile var olan bir nodülün varlığı ve boyutu değerlendirilebiliyor. Bir sonraki aşamada ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisi tanı konulabiliyor.

Tiroid kanserinin varlığı ya da kanserin türü konusunda kesin teşhis, şişliğin cerrahi yolla çıkarılması ve patolojik yolla incelenmesi ile konuluyor.

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonların incelenmesinde yarar sağlıyor.

Ağız ve Dil Bölgesi Kanseri

Sigara ve alkol kullanan kişilerde sıklıkla karşılaşılan ağız ve dil bölgesi kanserlerinin erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenesi önem taşıyor. Ağız içinde yaralar, kanama gibi belirtiler ile hekime başvurulduğunda ilk olarak gözle muayene yapılıyor.

Hekim kanserden şüphelenirse hastalığın yaygınlığını anlamak için tomografi, MR ve ultrason gibi tetkiklere başvuruluyor, kesin teşhis için ağızdan alınan parça patolojiye gönderiliyor. Böylece kanser teşhis edilebiliyor ve kanserin türü anlaşılmış oluyor.

Lenfoma

Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde oluşan şişlikler, çoğunlukla ağrı vermiyor ve kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor.

Enfeksiyonlar nedeniyle olabilecek bu şişliklerin iki haftadan fazla geçmemesi ve nedeni bilinmeyen ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler halinde doktora başvurmak gerekiyor.

Lenfomanın teşhisinde fiziki muayene, kan testleri, akciğer filmi ve biyopsiden yararlanılıyor.

Kişinin kanser olup olmadığını tespit eden tek bir kan testi var mıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/erkenteshis/kanserin-erken-teshisi-icin-10-test/

Mesane kanseri hakkında bilmeniz gerekenler

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

Mesane karın bölgesinin altında yerleşmiş olan böbreklerin ürettiği idrarı depolayan bir organdır. İdrar yollarının bir parçası olan mesane, üreter olarak adlandırılan uzun tüplerle böbreklere bağlıdır. Bu uzun tüpler aracılığıyla böbreklerden gelen idrar, gene mesaneye bağlı üretra olarak adlandırılan kısa tüplerden geçerek mesaneden ayrılır.

Mesane duvarı iç tabaka, orta tabaka ve dış tabaka olarak adlandırılan üç tabakadan oluşmaktadır. İç tabaka, mesanenin yüzeyini kaplar. İdrarla dolduğunda yüzeyindeki epitel hücreler gerilir, idrar boşaldığında ise bu hücreler büzülür. Bunun yanında orta tabaka, kas dokusundan oluşmuştur. Mesane kası idrarın dışarı atılmasını sağlar.

Dış tabaka ise, mesaneyi kaplayan yağ, kan damarları ve fibröz tabakadan oluşmaktadır.

Mesane kanseri oluşumunda tümör baskılayıcı birçok genin etkisiz kalmasının önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Ülkemizde mesane kanseri erkeklerde akciğer, prostat ve kalın barsak kanserlerinden sonra en sık görülen dördüncü kanser türü olarak nitelendirilebilir. Kadınlarda ise, mesane kanseri görülme oranı daha alt sıralardadır.

Böylesine sık görülen bir kanser türü ile ilgili ne kadar bilgi elde edilirse, kişinin o kadar bilinçli hareket etmesi sağlanacaktır. O halde gelin mesane kanseri nedir? Etken rol oynayan faktörler nelerdir? Nasıl belirtiler gösterir? Ne tür tedavi yöntemleri kullanılır? Birlikte inceleyelim.

Mesane kanseri ile ilgili neler bilmelisiniz?

  • Öncelikle sizin başınıza da gelebileceğini bilmelisiniz.
  • Mesane kanserinin en sık görülen belirtileri idrarda kandır. Ancak, sık idrara çıkma, idrara çıkıldığında yanma ve ağrı gibi diğer belirtilerde bu hastalığın işareti olarak nitelendirilebilir.
  • Mesane kanseri, kadınlarda erkeklere nazaran daha nadir görülse de, hastalığın seyri daha kötü ve yaşam kaybı riski daha yüksektir. Bunun sebebi, jinekologların çoğu zaman mesane kanseri olasılığını göz önünde bulundurmak yerine, daha sık görülen sistit ve idrar yolları enfeksiyonu için aylar süren antibiyotik tedavisi uygulamalarıdır.
  • Sigara kullanımı ve sürekli saçların boyatılması, en bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır.
  • İleri evre mesane kanseri teşhisi koyulduğunda, tamamen mesanenin alınması sonrasında, üreme organları korunarak yeni bir iç kesecik veya mesane yapılandırmasını sağlayan cerrahi seçenekler mevcuttur.
  • Mesane kanseri, sigara kullanmayan 40 yaş altı kadınlarda oldukça nadir görülür.
  • Mesane kanseri görüntüleme testleri ile tespit edilebilir mi?

    Mesane kanseri, sadece sürekli devam eden idrar problemleri ve idrarda kan tespit edildiğinde görüntülenebilir. Mesane kanseri, aile içinde görüldüğünde az da olsa risk oranını arttırır.

    Ancak, yapılan araştırmalar, bu kanser türünde birçok hastanın genetik risk faktörlerini taşımadığını, bu risk faktörlerini taşıyan birçok kişinin de mesane kanseri olmadığını göstermiştir.

    Bu hastalıkta en yüksek risk grubu, 20 yıl veya daha uzun süre sigara içmiş, 50 yaşından büyük olan idrarında görünür ağrısız kan olduğu tespit edilen kadınlardan oluşmaktadır.

    Bu tür vakalarda, görüntüleme testleri (bilgisayarlı tomografi [BT] veya intravenöz piyelogram [IVP]) ve etkilenen bölgenin belirlenmesi için direk mesane içine uygulanan sistoskopi yöntemlerinin birlikte uygulanması uygun olacaktır. İdrar sitolojisi olarak da bilinen idrar Pap testi, yapılacak değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Tüm bu testler, negatif olursa mesane kanseri oranını %1’in altına indirecektir.

    Mesane kanseri nasıl gelişir?

    Mesane kanserlerinin neredeyse %80’i mesane veya mukoza içinde kalır. Bu tür mesane kanserleri, yüzeysel mesane kanseri veya karsinoma in situ olarak adlandırılır ve tedavi sonrası çoğunlukla tekrarlar.

    Hastalığın yayılmış olduğu durumlarda, kanser mesane duvarına kadar genişler ve kemiklere, lenf bezleri, üreme organları, akciğerler, karaciğer ve pelvise metastaz gösterebilir.

    Mesane kanserinin belirtileri nelerdir?

  • İdrarda kan (idrarın rengi kızıldan koyu kırmızıya kadar dönüşebilir)
  • İdrara çıkıldığında ağrı hissi
  • Sık idrara çıkma veya sık idrara çıkma hissi
  • Ancak, bu belirtilere sahip olmanız, mesane kanseri olduğunuz anlamına gelmez. Enfeksiyon, iyi huylu tümörler, mesane taşı ve bunun gibi birtakım başka problemler de, bu belirtilere neden olabilmektedir. Bu tür belirtileri olan kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları, problemin erken tespit edilmesini sağlayacaktır.

    Mesane kanseri nasıl teşhis edilir?

    Eğer hasta mesane kanseri belirtisi gösteriyorsa, doktor tarafından geniş kapsamlı bir muayeneden geçirilecek, ayrıca laboratuvar testleri istenecektir. Mesane kanseri teşhisi için uygulanan yöntemler aşağıda belirtilmiştir.

    Fiziksel muayene: Doktor, karın ve pelvis bölgesini muayene ederek tümör araştırması yapar. Fiziksel muayene, rektal veya vajinal muayenede gerektirebilir.

    İdrar testi: Laboratuvar idrarda kan, kanser hücresi ve hastalıkla ilgili diğer belirtileri kontrol eder. Mesane kanseri için en sık kullanılan idrar testi, Pap testine benzeyen idrar sitolojisidir.

    İntravenöz piyelogram: Bu işlem sırasında, kan damarlarına boya enjekte edilir. Boya, idrarda toplanarak röntgende mesane ve böbreklerin görüntülenmesini sağlar.

    Sistoskopi: Bu işlemde, sistoskop adı verilen ince ışıklı bir tüp ile doğrudan mesanenin içine bakılır. Sistoskop, idrar yolundan içeri sokularak mesane tabakası incelenir. Bu işlem sırasında, hastaya genel anestezi verilmesi mümkündür.

    Doku örneği: sistoskop ile alınarak patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Kanser hücrelerinin incelenmesi için doku örneği alınmasına biyopsi adı verilir.

    Birçok vakada biyopsi, kanserin varlığını kesinleştiren tek yoldur. Zaman zaman hastaların bazılarında biyopsi sırasında kanserli bölgenin tamamı alınmaktadır.

    Bu hastalarda mesane kanseri tek bir yöntem uygulanarak teşhis ve tedavi edilebilir.

    Mesane kanseri nasıl evrelenir?

    Mesane kanseri teşhis edildiğinde, evrelenmesi veya yayılım durumunun belirlenmesi gerekir. Bu sayede, uygulanacak tedavi planı şekillenir. Evreleme, kanserin mesane duvarına veya vücudun diğer bölgelerine yayılım durumuna ve yayılım söz konusu olduysa, vücudun hangi bölgelerine yayıldığına göre belirlenir.

    Bir başka deyişle, buna hastalığın derinlik ve genişlik ölçümü de denilebilir. Bazen doktor teşhis sırasında kanserin evresini belirleyebilir veya emin olmak için diğer testlerin uygulanması gerekebilir. BT (bilgisayarlı tomografi), MRI (manyetik rezonans görüntüleme), sonogram, IVP (intravenöz piyelogram), kemik taraması veya göğüs röntgeni gibi görüntüleme testleri de uygulanabilir.

    Bazen evreleme, hasta cerrahi müdahale görene kadar tamamlanmayabilir.

    Mesane kanserinde her evrenin ifade ettiği özellikler aşağıda belirtilmiştir.

    Evre 0: Kanser hücreleri, sadece mesanenin iç tabakasındadır. Bu evre, yüzeysel kanser olarak da bilinir. Agresif formu, yüzeye yayılım gösteren yüksek derece kanser yani karsinom in situ olarak adlandırılır.

    Evre 1: Kanser hücreleri, mesane iç tabakasında derinlerde bulunur ancak mesane kasında görülmez. Yayılım gösterdiği halde bu evrede kanser sistoskopi ameliyatı ile alınabileceği için yine de yüzeysel mesane kanseri olarak adlandırılmaktadır.

    Evre 2: Kanser hücreleri, mesane kasına yayılmıştır.

    Evre 3: Kanser hücreleri, mesanenin kaslı tabakasından mesaneyi kaplayan doku tabakasına yayılmıştır. Bu evrede kanser, üreme organlarına da yayılmış olabilir.

    Evre 4: Kanser, karın ve pelviste yayılım göstermiştir. Bu evrede, kanser lenf bezlerine hatta daha uzaktaki akciğerlere kadar yayılım gösterebilir.

    Uzmanlar mesane kanserinin agresifliğini nasıl derecelendiriyorlar?

    Hastalığın yayılım alanına ek olarak ne kadar agresif olduğunu bilmekte önemlidir. Patolog, hastaya ait kanser hücrelerini mikroskop altında inceleyerek kanserin ne kadar agresif olduğunu belirler.

    Mesane kanserinde, en az agresif olan (düşük derece) 1.derece, orta 2. derece, en agresif olan kanser (yüksek derece) 3 ve 4. derece olarak evrelendirilir. Kanserin derecesi, yüzeysel mesane kanserlerinin ilerlemesinde en önemli belirleyicidir.

    İleri evrelerde kanserin derecesi de yükselir.

    Mesane kanseri nasıl tedavi edilir?

    Mesane kanseri tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve immünolojik tedavi yöntemleri uygulanır.

    Cerrahi müdahale: Cerrahi, mesane kanserinde sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uygulanacak cerrahinin türü, çoğunlukla tümörün derecesine ve türüne bağlıdır.

  • Transüretral rezeksiyon: Erken evre (yüzeysel) mesane kanseri transüretral rezeksiyon ile tedavi edilebilir. Bu işlem sırasında, sistoskop idrar yolundan mesaneye sokulur. Ucundaki küçük bir kablo bağlantısı kullanılarak kanserli bölge temizlenir, ardından kalan olası kanser hücrelerine karşı elektrik akımı verilerek bölge yakılır.
  • Radikal sistektomi: Yayılım gösteren mesane kanseri (mesanenin geniş bir kısmına yayılan yüzeysel kanser) için en sık uygulanan cerrahi yöntemi, radikal sistektomidir. Bu işlemde mesanenin tümü, yakınındaki lenf bezleri, idrar yollarının bir kısmı ve kanser hücresi taşıyan yakın organlar alınır.

    Erkeklerde prostat, sperma kesesi ve sperm kanalının bir kısmı alınır. Kadınlarda ise rahim, yumurtalıklar, fallop tüpleri ve vajinanın bir kısmı alınır. Mesanenin tamamı alınmışsa, hastanın idrarını tutacak yeni bir torba için bir diğer cerrahi müdahale yapılır.

    Bunun yanında, kısmi sistektomi ile mesane korunarak küçük, bölgesel, kas tabakasına yayılım göstermiş mesane kanserleri alınabilir.

  • Kanser, mesane dışına yayıldığında cerrahinin amacı, kanseri almaktan çok hastalığın belirtilerini hafifletmek içindir. Sonrasında ilave tedavi yöntemleri kullanılarak kanser tedavi edilir.

    Radyoterapi: Radyoterapi, yüksek enerji ışınları kullanılarak belli bir bölgedeki kanser hücrelerinin öldürülme işlemidir.

    Ayrıca, cerrahi öncesi uygulanan radyoterapide tümörün küçültülmesi hedeflenir. Bu sayede kanser cerrahi müdahale sırasında daha kolay alınır.

    Bunun yanında cerrahi sonrası uygulanan radyoterapi, cerrahi müdahalenin ardından kalan olası kanser hücrelerinin öldürülmesi için kullanılabilir.

    İki çeşit radyoterapi yöntemi uygulanır:

  • Dıştan radyoterapi: Bu işlem birkaç hafta boyunca haftada birkaç gün hasta ayakta tedavi edilerek uygulanır. Yüksek enerji ışınları, vücudun dışından kanserli bölgeye odaklanır.
  • İçten radyoterapi: Hastanede yatış gerektiren bu işlem, karından kesi açılarak yada idrar yolundan mesaneye radyoaktif madde yerleştirilerek gerçekleştirilir. Yerleştirilen implant çıkarıldıktan sonra vücutta radyoaktivite kalmaz.
  • Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanımıdır. Tek veya birden fazla ilaç kombinasyonu kullanılabilir.

    Yüzeysel mesane kanseri olan hastalarda, transüretral rezeksiyon sonrası mesane içine kemoterapi uygulanabilir. Kateter (tüp), idrar yolundan mesaneye yerleştirilir. Mesaneye sıvı olarak gönderilen ilaç, birkaç saat içerde kalır. Bu tedavi, genellikle birkaç hafta boyunca haftada bir kere gerçekleştirilir. Sonrasında, bu uygulama 1 yıl boyunca ayda bir veya birkaç kez devam edebilir.

    Vücudun diğer bölgelerine yayılım söz konusu olduğunda, kemoterapi ilaçları intravenöz yolla (damardan verilen ilacın tüm vücudu dolaşması sağlanır) verilebilir.

    İlaçlar, genellikle kürler halinde uygulanarak her tedavi boyunca iyileşme süreci takip edilir. Zaman zaman da, ameliyatın tedavi etkisini arttırmak için kemoterapi ile tümörün küçültülmesi sağlanabilir.

    Bu tedavi şekli, neoadjuvan tedavi olarak bilinmektedir ve radikal sistektomi gereken birçok hastada yaşam süresinde fayda sağlamıştır.

    İmmünolojik tedavi: Aynı zamanda immünoterapi ve biyolojik tedavi olarak da bilinen bu yöntemde vücudun doğal yeteneği yani bağışıklık sistemi kullanılarak kanserle mücadele hedeflenir ve çoğu zaman yüzeysel mesane kanserinde (erken evre) transüretral rezeksiyon sonrası kanserin tekrarlamasını önlemek için kullanılır. İmmünolojik tedavi, genellikle yüzeysel yani erken evredeki tümör transüretral rezeksiyon ile alındıktan sonra birkaç hafta içinde başlar.

    Söz konusu tedavide iki yöntem kullanılır. Bunlardan biri; tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG) diğer ise interferondur (bağışıklık sistemi yanıtını artıran bir madde).

  • Tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), en sık kullanılan immünoterapi yöntemidir.

    Tüberküloz aşısı, mesanede kanser hücrelerini öldürmek için bağışıklık sistemini harekete geçiren inek tüberkülozu ile ilgili canlı ve zayıf bir bakteri içerir.

    Kateter yoluyla gönderilen aşı, 2 saat kadar mesanede kalır. Bu tedavi, genellikle hastalara yaklaşık 6 hafta boyunca haftada bir olarak verilir.

  • İnterferon, diğer bir biyolojik tedavi yöntemidir. Bu tedavide bağışıklık sistemini canlandırmak ve vücudu harekete geçirmek için çok miktarda sentetik protein verilir.

    Geçmişte yapılan araştırmalar, birlikte uygulanan tüberküloz aşısı(BCG) ve interferon kombinasyonunun, agresif veya tedaviye direnç gösteren yüzeysel (erken evre) mesane kanserine karşı etkili olabileceğini öne sürmüştür.

  • Kanser alanında önemli bir gelişme olarak bağışıklık sistemi kontrol noktası düzenleyicileri olarak adlandırılan yeni nesil immünoterapiler mesane kanserinde etkili bulunmuştur. Bu ilaçlardan Atezolizumab, 18 Mayıs 2016'da FDA onayı almıştır.
  • Sevgili okurlarım, mesane kanserinde en önemli nokta, birçok kanser türünde olduğu gibi erken teşhistir. Bu nedenle, yılda 1-2 kere doktor kontrolü yaptırmanız ve/veya yukarıda bahsi geçen belirtilerle karşı karşıya kaldığınızda vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanız, tedaviye erken başlama imkanı yaratacak, buda iyileşme şansını arttıracaktır.

    Sağlıklı ve mutlu kalın…

    Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Источник: https://www.drozdogan.com/mesane-kanseri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

      ×
      Рекомендуем посмотреть